![]() |
İnsan gibi Sevelim hep sevilelim Kalbimizde desen gibi Kaprisleri öldürelim Felsefemiz insan gibi Ariflerden el alalım Bilgelerden yel alalım Diken değil gül olalım Baharlarda nisan gibi Aşık ile ünleyelim Sedaları dinleyelim Çevremizi anlayalım Alim olsa susan gibi Cimriliğim serde değil Güneşime perde değil Çok havada yerde değil Yaşayalım ihsan gibi Gürsel gönder ışığını Dostla paylaş kaşığını Çok yükseltme eşiğini Kendin dala asan gibi (09 Nisan 2005-İskenderun) Gürsel Güveloğlu |
SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM Binmediğim hiç bir otobüs Beklemediğim hiç bir durak kalmadı bu şehirde Gittikçe azalıyor hayat Neyi erken yaşadıysam Hep ona geç kalıyorum Sana göçüyorum her sonbahar Yolların çıkmıyor aşkıma Unuttuğun yağmurların adı saklımda Seni içimden terk ediyorum Susmaktan yoruldum Kuşlar ve şarkılar, bu şehri terk edeli Efkar demliyorum gözlerimde yaşlarımı, yanağıma varmadan öldürüyorum Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM Ne unutacak kadar nefret ettin Ne hatırlayacak kadar sevdin Yıkık bir duvar kadar bile Pişman değilsin biliyorum Beni hep bulmamak için aradın Yanıldığımdın Yangınımdın Yangındın Sensizliğe yenilmek Sana yenilmekten zor olsada Ardımda bir sürü "belki"ler bırakarak Seni içimden terk ediyorum Şimdi İçimde öldürecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık Tamamlayamadık bizi Elinden tutamadık yanlızlığımın Saçlarımıda uzaklarına gömdün İçimin mavisi senin okyanusundandı Al! geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim Sana bensizliği terkediyorum "Yarime uzanmayan bütün dallar kırık" demiştin Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? Ne tuaf değil mi? İçimi acıtanda sendin Acımı dindirecek olanda. "Ya öldür beni"dedim Ya da ğit benden. İçi bulanık bir sevdanın ucunda Seni kaybettim. Aldırmadın aldırmalarıma Bir gecede yakıp yarini Şafaklara sattın ihanetini Küllerime basanlar bile utandı yaptığından İşte soluk bir ömrün son nefesi Benden İçimden Terkediyorum. |
Git Gideceksen Yüreğini yüreğimde Gözlerini gözlerimde Ellerini ellerimde Bırak bırak da git Giderken son bir defa Veda busesini esirgeme Git selametle git Git uğurla git Git yolun açık olsun. Ben içimdeki korla kalayım Hüzünlü şiirlere konu olan ben olayım Sen sağlam adımlarla yürürken Meçhule Yıkılan Kırılan İncinen Ben olayım Gülen sen ol Ağlayan ben Sana uğramasın kötülükler Geride kalsın Kötüye dair ne varsa Benim avuçlarıma bırak Acıyı ızdırabı elemi kederi hicranı Dua dua ak kanatlı kumrular uçurayım Yedi kat göklere Sen bana bırak geçenleri. Geldi çattı ayrılık vakti Gecenin en karanlık En zifiri ani Vakit tamam Gitme vakti Al bu heybe senin Sol yanımdan Canımdan can kopardım Azık yaptım Git bakma öyle Git gideceksen Gidemeyeceksin birazdan. Necmiye Sarpkaya |
Mutlu Yıllar Bu gün dünyayı istediğin bir renge boya. Rengârenk batan günü al karşına. Bir renk, de kendinden kat. Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak. Kapat gözlerini bir hikâye yarat. Vazgeçme hissedilir biraz, da sıcaklığını kat. Kalbinde, ki elleri bırakma sıkıca tut. Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt. Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama. Birikmiş sevginden, herkese bir parça ver. Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana. Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana....... |
Bekleyenler İçin Bir ayak sesi duymayayım Kapıya koşuyorum Gelen sen misin diye Bir sarı saç görmeyeyim Yüreğim burkuluyor Ağlamaklı oluyorum Her şey bana seni hatırlatıyor Gökyüzüne baksam Gözlerinin binlercesini görürüm Bir rüzgar değse yüzüme Ellerini düşünmeden edemem Yaktığım bütün sigaraların dumanları sana benzer Tadı senden gelir Yediğim yemişlerin İçtiğim içkilerin Ve içimdeki bu dayanılmaz sıkıntı Bu emsalsiz hüzün Seni beklediğim içindir Resmine bakamaz oldum Uykulardan korkuyorum artık Utanıyorum odamdaki bütün eşyalardan Şu sedir hala gelip oturmanı bekliyor Şu ayna karşısında güzelliğini seyretmeni Şu kadeh dudaklarına değebilmek için duruyor masada Ve şu saat geldiğin anda Durabilir sevincinden Zaman çıldırabilir Çünkü benim dünyamda Ölümsüzlük, seni sevmek demektir. Bir çocuk doğmayı bekler Bir ağır hasta ölmeyi Bitkiler yağmur ve güneşi bekler Yalnız bir kadın sevilmeyi Ve düşün ki bir adam İçinde bütün bekleyenlerin korkusu ve ümidi Seni bekler Asılmayı bekleyen bir idam mahkumu gibi Sen gelinceye kadar Pencerem kapalı duracak Rüzgar gelmesin diye Artık perdeleri açmayacağım Gün ışığı girmesin diye Sonra kahrolacağım Bu karanlıkta, bu derin yalnızlıkta Ve günlerce gecelerce haykıracağım Nerdesin diye, Nerdesin? Bir gün bu kapıdan sen gireceksin Biliyorum Ergeç bu bekleyişin bir sonu gelecek Yıllarca sonra Öldüğüm gün bile gelsen Bütün bu bekleyişimi ve öldüğümü unutup Çocuklar gibi sevineceğim Kalkıp sarılacağım ellerine Uzun uzun ağlıyacağım. |
VEDA Rüyalarına geleceğim bazen Beklenmedik bir konuk gibi uzaktan. Sokakta bırakma beni Kapıyı sürgüleme üstümden Usulca gideceğim. Oturacağım ses çıkarmadan Gözlerimi dikeceğim seni görmek için karanlıkta Sana bakmaya doyunca Bir öpücük konduracak ve çıkıp gideceğim. |
Gelsen De Bir, Gelmesen De.. Artık olan oldu bize Gelsende bir gelmesen de Gelemeyiz biz yüzyüze Gelsende bir gelmesen de Hep kendini çektin naza Yok bahara yahut yaza Bıktım gayrı yaza yaza Gelsende bir gelmesen de Demir tavında döğülür Ağaç yaş iken eğilir Çocuk küçükken sevilir Gelsende bir gelmesen de Bir candır bu, bir andır bu Giden gelmez, bir handır bu Dağ-taş değil, insandır bu Gelsende bir gelmesen de Göreceğin bir boş kafes Ceset kalmış, çıkmış nefes Nerde o can, nerde o ses Gelsende bir gelmesen de Serdengeçti artık bitti Bu ayrılık cana yetti O bir kuştu, uçtu gitti Gelsende bir gelmesen de |
SessizLiği BeLki, SenSizLiği Hiç Hak EtmeDim Habersiz, sessiz gel. Benliğini, özünü, sözünü ver. Sonra al benden ne istersen. Vazgeçmedim, hep seni bekledim. Sessizce gelişini, usulca seslenişini düşledim. Günahını, kabullendim. Gittiğin son yolculuktan sen hâlâ dönmedin. İçimde bitmedin.. Sanki hiç gitmedin.. Ben hep sevdim. Sen sevmedin ki, hâlâ dönmedin Geceler boyu haykırdım. Sen bir ses vermedin. Sessizliği belki ama, Sensizliği hiç hak etmedim. |
Özgürlük Bir su damlası gibi saydam ve mağrur, minik bir çocuk gibi saf ve temiz, kendin gibi cesur kendin gibi başına buyruk, kendin gibi olmalısın hep kendin gibi. Bazen coşmalısın bir çağlayan gibi, bazen esmelisin bir deli rüzgar gibi. Yüreğimdeki isyanda belledim ben senin ismini. Bazen ufacık bir kıvılcım oldun düştüm peşine, yeryüzünde rastlamadım benzerine eşine. Tutsaklık denen illet hiç durur mu denginde. Adına ne şiirler yazıldı, uğruna çok mapuslar yatıldı silinmedi ismin hiç hep kanlarla yazıldı bir sana takılmadı takılmayacakta hiç esaretin belgesi, zincirden bir kelepçe. Seni herkes arıyor ne duvarlar yıkılır, seni arayan mahkum bulamazsa kudurur... Burası bir çöldü gözümde serap sanmıştım seni koştum peşinde durmaksızın kana kana tatmak için. Zorlu engeller vardı aşılmaz denen aştım birer birer, sana yaklaşmak için. Tabular vardı yıkılmaz denen, hepsini yıktım hepsini aştım, sana kavuşmak için, sonunda seni buldum erişilmezdin oysa sen adını özgürlük koydum. |
Umutsuz Bir Aşk Belki yıldızlar kadar uzak olan sevgim Bir güneş kadar sıcak olmadı sana Umutsuz bir aşkın getirdiği Yorgunluktan başka birşey değildi Ne bamtelinin verdiği akort Ne de müzisyenin verdiği bir ses Bu umutsuz bir aşkın getirdiği Yorgunluktan başka bir şey değildi |
| Saat: 16:52 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık