![]() |
DEGERIMI BILEN OLMAZ Günes gibi sahsim olsa Devlet gibi tahtim olsa Gazi gibi bahtim olsa Yine bana gelen olmaz Güller açsam baglar gibi Gazel döksem caglar gibi Altin olsam daglar gibi Kiymetimi bilen olmaz Hazne dolu akçem olsa Türlü kumas bohsam olsa Yalan dünya bahçem olsa Benden bir gül alan olmaz Halil derki n'olurum Ben kendimi nerde bulurum Korkarim'ki yalniz ölürüm Cenazemi kilan olmaz. |
bugün bir başka görünür gözlerin gözlerime biraz ıslak, biraz nemli toprağa düşen su damlası gibi sarar bir kadının tenini sen kokarsın çiçeklerinde baharın bugün bir başka dokunur ellerin ellerime ılık bir nehir akar derinlerden göçebe bir sevdaya tutulmuş birer birer dökülür mevsimler iklimlerinden sen tutarsın düşen yaprakları dalından bugün bir başka okşar yüzün yüzümü utangaç bir çocuk edasıyla kırılgan uyanır gün düşlerinden yarı ağlamaklı bakışlarıyla sen sararsın meltemleriyle rüzgarı bugün bir başka doğar güneş pencereme merhaba sevgiliye |
Tam OlamayacağımKimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni Kendimi zor günlerin adamı görürdüm Hiç bir güçlüğün beni YIKAMAYACAĞINI düşünürdüm. Oysa şimdi yarımım. Yani SEN! Böylesine uzakken Anladım, Ben hiç bir zaman TAM OLAMAYACAĞIM...! |
Seni aradım ıssız sokaklarda Saatlerce bekledim kaldırımlarda O kırmızı o buluştuğumuz kaldırımlarda Belki çıkıp gelirsin diye birden Sıyrılıp ta geçmişin pembe mazisinden Seni kokladım nevbaharlarda En güzel çiçeklerde bile bulamadım kokunu Menekşeleri aradı yorgun gözlerim Hani sana hep derdim ya ''Menekşe gözlüm benim'' Seni dinledim kavak yellerinde Yaprak düşerken sonbaharda Yaprak üstüne Gazeller gibi kurudum Giderken ellerinde Seni düşündüm yine bu efkarlı gecelerde Aradım , kokladım, dinledim hep nafile Artık toprak atın , toprak atın üstüme Sensizlik cehenneminde ölüm bana hediye.. |
Yalnız Seni Sevdim Yalnız seni sevdim Başkasını değil... Yalnız sevdim seni Başka bir şey yapmadım... Yalnız seni sevdim.. Tek başımaydım... Yalnız! sevdim seni Şimdi evlenip gitdin:*( |
Kaçmak istiyorum senden uzaklara Korkuyorum sana yakınlaşmaya Tenini tenimde hissettiğim anda Yeniliyorum belkide duygularıma Bilmem neden yazıyorum bu satırları Belki dökmek istiyorum içimi Haykırmak istiyorum herkese Seni; seni ne çok sevdiğimi... |
Seni kıskanıyorum biliyor musun Senin o tertemiz kalbini kıskanıyorum Bedenimden akan sıcak kan pıhtıları Akmak için yer arıyor... Sensiz olamıyorum be biriciğim Seni çok ama çok seviyorum Beni bir kerecik dinlesen Bana koşarak geleceksin biliyorum |
Geç Kalış Maziyi anmakta geç kalmışsın Geç kalmakla aldanmışsın Yeni baştan dönsen delişmen çağına Dönecek güçte kalmamışsın |
Rübai III Tenden çıkagörsün hele bir kez canımız , Tuğlayla kapar üstümüzü, dostlarımız . Bir başkasının kabrini örtsün diyerek Bir günde bizim, tuğla olur toprağımız . |
Çanakkale "Söyle Arkadaşım" dedi Anadolulu Mehmet yanıbaşındaki Anzak erine "nereden kopup gelmişsin, neden çökmüş bu mahsunluk üzerine?" "DÜNYANIN ÖBÜR UCUNDAN" dedi gencecik Anzak "Öyle yazmışlar mezar taşıma. doğduğum yerler öylesine uzak, örtündüğüm topraksa gurbet bana." "Dert edinme arkadaşım"dedi Mehmet "değil mi ki bizlerle birleşti kaderin, değil mi ki yurdumuzun koynundasın ilelebet, sende artık bizdensin, sende bencileyin bir Mehmet" Çanakkale'de toprağının üstü cennet altı mezar kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar. "ya sen dedi Mehmet oyun çağındaki İngiliz erine, "yaşın ne senin kardeş böylesine erken buralarda işin ne?" "yaşım sonsuza dek onbeş" dedi ufak tefek İngiliz eri. "köyümde askercilik oynar coştururdum trampetimle bizimkileri derken kendimi cephede buldum oyun muydu, gerçek miydi anlamadan, bir sahici kurşunla vuruldum. Sustu boynumdaki trampet, son verildi böylece oyundan bozma işime Gelibolu'da bana da bir mezar kazıldı mezar taşıma "ON BEŞİNDE TRAMPETÇİ" yazıldı. Öyküm de künyem de bundan ibaret. Yağmur yağıyordu usul usul toprağa gözyaşları düşerek üstüne sanki damla damla ağlıyordu uzaktan uzağa sahibini yitiren bir trampet. "ya sizler" dedi Mehmet dünyanın dört kıtasından mezarlar dolusu erlere, "hangi rüzgar savurdu sizleri bu bilmediğiniz yerlere" kimi İngilizdi, kimi İskoç kimi Fransızdı, kimi Senegalli kimi Hintli kimi Nepalli kimi Avustralya'dan kimi yeni Zelanda'dan Anzak gemiler dolusu asker her biri niye geldiğinden habersiz Gelibolu'nun oya gibi koylarından şizarak tırmanmışlardı dağa bayıra siper siper yara gibi yarılan toprak mezar olmuştu savaş ardından onlara. Kiminin BURADA YATTIĞI SANILIR Kiminin ADI BİLİNSE DE MEZARI BİLİNMEZ kiminin de mezar taşında on altı on yedi on sekiz yaşında EBEDİ İSTİRAHATE ÇEKİLDİĞİ yazılı. Çanakkale topraklarında, her birinin erken biten yaşam öyküsü eski yazıtlar gibi taşlara böyle kazılı. "Anlamaz mıyım" dedi "halinizden kardeşler" adına yazılı taşı bile olmayan asker Anadolulu Mehmet "ben de yüzyıllarca yaban ellerde neyin uğruna bilmeden can vermişim kendi yurdum uğruna can vermenin tadına ilk kez Çanakkale'de ermişim. Uğrunda can verdikçe vatandı ancak ekip biçtiğim padişah mülkü toprak değil mi ki sizler alamasanız bile bu topraklar almış sizi sizleri basmış bağrına sizlere de vatan sayılır artık Çanakkale. Çanakkale'de toprağının üstü cennet altı mezar kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar. Bir garip savaştı Çanakkale savaşı kızıştıkça kızgınlığı dindiren ara verildikçe ateşe düşmanı kardeşe döndüren bir savaştı. Kıyasıya bir savaştı ama saygı üreten bir savaş yaklaştıkça birbirine karşılıklı siperler gönüller de yakınlaştı düştükçe vuruşanlar toprağa dostlar gibi kaynaştı. Savaş bitti. Ölenler kaldı sağlar gitti köylü köyune döndü evli evine kır çiçekleri geldiler akın akın çekilen askerlerin yerine yaban gülleri, dağ laleleri, papatyalar, kilim kilim yayıldılar toprağa. Siper siper toprağın savaş yaralarını örttüler koyunlar koruganları yuva yaptı kendine kuşlar döndü gökyüzüne kurşunların yerine. Çiçeğiyle yemişiyle yeşiliyle silah yerine saban tutan elleriyle geri aldı savaş alanlarını doğa can geldi toprağa silindikçe kan izleri. Yeryüzünde cennet oldu öylece o cehennem savaş yeri şimdi Çanakkale Gelibolu bahçe bahçe, ülke ülke mezar dolu. Üstü cennet altı mezar Çanakkale toprağının kavga bitmiş mezarlarda kaynaş olmuş yiten canlar. Huzur içinde uyusun vuruştukları toprakta kavgadan kinden uzakta yanyan dostça yatanlar. * Şiirde büyük harflerle yazılmış sözler, Gelibolu yarımadasındaki İngiliz ve Anzak mezar taşlarından alınmıştır.* Bülent Ecevit |
| Saat: 07:31 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık