![]() |
Savrulan Külleri Ömrümüzün Bir kızın kocaman gözlerinde gördüm bulutların dağlara sessizce çöküşünü Çocuksu susuşları gördüm, kırılan sevinci Ve kalbimi puslu yamaçlardaki pusulara saldım çobanlar çoktan inmişlerdi ovaya bense yapayalnız bir ağaçtım doruklarda Harelenen sularda bir yanık kokusu ve uzun boyunlu bir kızın gülümseyişi Işık zamana bağlı zamansa onun kocaman gözleridir artık Anladım tarih de yazılmaz bir aşkın sayfalarına düşmüyorsa gün Yalnızdım, yapraklarım dökülmüştü bir bir deryalara savrulup çöllere düşmüştü Bir duman tütüyor yine hangi kent yandı hangi sokakta vuruldu sevgilim Bir demet menekşe bir avuç toprak burkulan bir yürek miyim hep Sesimde bir yanma bir kekrelik uzayıp giden bir çöl yalnızlığı Gazeteleri okumuyorum başım dönüyor sulanmamış çiçekler gibi kuruyor her şey her şey bir yolculuğun hüznünü taşıyor gidip de gelmemek üzere bütün yüzler Puslu yamaçlarda bir çakal gölgesi bir dağ suskunluğu yürüyor kentlere yenilen biz miyiz yoksa aşklar mı bir kızın kocaman gözlerinde görüyorum savrulan küllerini ömrümüzün Bu kenti ayrılıklar yıkacak birgün biliyorum Ölümden şikâyeti yok ölüp gidenlerin ama bir kızın kocaman gözlerinde yangınlar çıkıyor Acılar dehşetli kinlendiriyor beni Kabarıp duruyor içimde, kabarıp duran bir okyanus yurdumu arıyorum batık bir tekne değilim yurdumu arıyorum kızgın küller ortasında |
Severken unutmak istedim kendimi, Sende sen olup, ben olmaktan vazgeçmek. Severken unutmak istedim seni, Bende ben olmanı, sen olmaktan vazgeçmeni. Zamana hapsettim bizi, Hep yıllar öncesine, Şimdi sensiz yaşıyorum... Seni unuttum. |
O Kadar Kara bir Geceydi ki o, O kadar sensiz O Kadar sessiz. Görünmez Soğuk diyarlarda, Güneşi beklemek gibi. O kadar içten bir uyanıştı ki o, o kadar serin, o kadar derin. Üşüten sıcak sabahlarda, Bahara selam durmuş çiçekler gibi. Tek uyanışım sensin KARAGÖZLüM ! Yanında Daldığım uyku, Koynunda gördüğüm Rüya gibi.. |
Sevgiyi Bekleyiş Aşkımın baharında beni terk ettin hayatımın en güzel yıllarını yaşadım senle fakat sen buna aldırmadan beni yalnızlığa ittin beni sonu olmayan bir yola sürükledin bense seni sevmekten hiçbir zaman vazgeçmedim her zaman bir ümidim vardı her zaman senin geri geleceğin günü bekledim umudum yavaş yavaş sönmeye başladığında ise sen o güzel gülüşünle girdin içeri bir güneş gibi parladın kalbimin derinliklerinde artık yalnız değilim artık sen varsın aşkımız var. Ebediyen yanacak bir ateşe atlıyoruz seninle aşkımızı ölümsüzleştiriyoruz bu sözlerle |
İçimdeki karanlık korkutur beni. Hiçbir ışığın aydınlatamadığını bilirim. Her şeyin içinde gizlidir aslında. Varolmanın bedelidir bu karanlık. Doğmak kadar doğaldır yok olmak. Nedenini bilemeden yaşarsın ölene kadar. Görüneni bilir, yaratılanı yaşarsın sadece. Payına düşeni alır, alamadığına yanarsın. Duygulardır seni farklı kılan. Hırsların, ihtiyaçların vardır. İçindeki karanlık kadar kötüsündür. Ölene kadar ararsın sana verilmeyeni. Amacın olmadan dolduramazsın saatlerini. Aslında dostun da düşmanın da kendinsindir. |
gün gelecek sevincimi,hüznümü öfkemi ve sevincimi yazdığım onca şiirimden sonra bu şiirle ve bu deftere geride kalan sevgime ve senin üstüne nokta koyacağım hiç aklıma gelmezdi inan bana. Çünkü,bu şiirlerin sonu ya virgülle Yada üç noktayla biterdi hep. Ama son yaşananlardan sonra Yeter artık! Buraya kadar. Bu şiirimde sana ve geride kalan sevgime Son noktayı koyuyorum. Yemin ederim unuttum artık seni. Senin üstüne kimler geldi kimler geçti. Ama seninle iki küçük kol düğmesi gibiydik. Birleşmeden yapamazdık seninle. Ve gerçek olan bir şey vardı ortada Oda, O küçük kol düğmelerini Var gücünle kara toprağa savurduğundur Bana bu sevgiye bu vakitten sonra Nokta koymak düştü artık. Artık yaşananlar bir anıdan ibaret oldu ve, Ve ben son sözümü söylüyorum. Seni bir an bile hatırlamayacağıma yemin ediyorum. Adını anmayacağım artık. Adına çizgi çektim artık Ve bu şiire ve de bu sevgiye Son noktayı koyuyorum. Elveda ellerin olan ama hiçbir zaman benim olmayan ve Beni bir kalleş köpek gibi Sırtımdan vuran eski dost Elveda. Elveda bir zamanlar canını verecek kadar seven, Uğruna her şeyi göze alacak kadar kör olan ben, Yani ben son kez diyorum ki sana ELVEDA! Son kez bu şiirin sonuna ismini yazarak Ve üstüne kalbime attığın o inanılmaz acı veren Çizgi gibi bende senin üstüne çizgi çekiyorum Ve, Ve seni edebiyete kadar hatırlamamak üzere Son kez ama son kez, Mertçe ve delikanlıca Seni sana bırakarak Yemin ediyorum sana. YOKSUN ARTIK HAYATIMDA YOK…!!! |
Gel Sevdiğim Gel Sev BeniBir garip olmuşum, yaşıyorum, Çok sevmişim eriyorum, Dünya dönüyor bitiyorum, Ölmeden gel sev beni. Adını anmaktan dilim damağım kuru, Kalbim sadece senin tertemiz duru, Senin için ağlamaktan gözlerim sulu, Kara sevdaya tutulmadan gel sev beni. Seni düşünmekten beynim durgun, Her an hayalini görmekten gözlerim yorgun, Sen yanımda olmadan benizim solgun, Çökmeden iyice gel sev beni. Daha yaşım genç avareyim, Sevdiğimden ayrı divaneyim, Seni çok seven yek pareyim, Geç kalmadan gel sev beni. Ferzan der ki: sevdim bir kere, Yârim açtı bağrımda bere, Şu dünyada olmadan bir dede, Gel sevdiğim gel sev beni. |
Sevgiyi elinizde tuttunuz mu hiç Ben tutuyorum, hem de avuçlarımda Açmadan, sımsıkı, ısıtıyorum ateşimle Buharlaşan kokusunu çekiyorum derin derin içime Hiç bıkmadan nakşediyorum beynime Yorulmadan örüyorum yüreğime Rengârenk, canlı, pırıl pırıl Yaslıyorum göğsüme bazan Hissediyorum atışını hızlı hızlı Soluksuz, heyecanla hissediyorum sevmeyi Bekliyorum sevilmeyi ölesiye Koşarcasına yaşıyorum hayatı Sanki kanatlanırcasına havalarda Hapsediyorum sevgiyi derinime Kimseler ulaşıp ta yıkamasın diye mavi dünyamı. |
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine II Gelin gülle başlayalım atalara uyarak Baharı koklayarak girelim kelimeler ülkesine Bir anda yükselen bir bülbül sesi - Erken erken karlar ortasında Güneş dönmüş ışık saçan bir yumurta- Bana geri getirir eski günleri ... Paslanmış demir bir kapı açılır Küf tutmuş kilitler gıcırdarken Ta karanlıklar içinde birden Bir türkü gibi yükselirsin sen Fısıldarım sana yıllarca içimde biriken Söyleyemediğim ateşten kelimeleri Şuuraltım patlamış bir bomba gibi Saçar ortalığa zamanın Ağaran saçın toz toprağını Bana ne Paris'ten Newyork'tan Londra'dan Moskova'dan Pekin'den Senin yanında Bütün türedi uygarlıklar umurumda mı Sen bir uygarlık oldun bir ömür boyu Geceme gündüzüme Gözlerin Lale Devrinden bir pencere Ellerin Baki'den Nefi'den Şeyh Galib'den Kucağıma dökülen Altın leylak III Ölüler gelmiş çitlembikler sarmaşıklarla Tırmanmışlar surlarıma burçlarıma Kimi ırmaklardan yansıma Kimi kayalardan kırpılma Kimi öteki dünyadan bir çarpılma İçi ölümle dolu Dönen bir huni Doğarken güneş Kesilmiş ölü yüzlerden Bir mozayik minyatürlerden Dokunur tenimize Soğuk bir azrail ürpertisiyle ay Ve birden senin sesin gelir dört yandan Menekşe kokulu sütunlardan Komşu dağlardaki nergislerden leylaklardan Gözlerine ait belgeler sunulur Ey aşkın kutlu kitabı Uçarı hayallere yataklık eden Peri bacalarının yasağı Gönlümün celladı acı mezmur Bana bıraktığın yazıt bu mudur Ölüm geldi bana düğün armağanın gibi Senden bir gök Senden yıldızlar ördüler Ateş böcekleri O gece dört yanıma Ey bitmeyen kalbimin samanyolu destanı Sen bir anne gibi tuttun ufukları Ve çocuklar gülle anne arasında Seninle güller arasında Tuhaf bir ışık bulup eridiler Çocuklar dağ hücrelerinde erdiler Aramızdaki sırra Bir de ay ışığında büyüyen fısıltılar Gençlik monologları Seni alıp kaybolmuş zamanın çağıltısından Bana getiren Yasamız vardı Öfkeyle yazardın sen bir yüzüne Ölür ölür okurdum öbür yüzünde ben IV Senin kalbinden sürgün oldum ilkin Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layık olmasam da Uzatma dünya sürgünümü benim Güneşi bahardan koparıp Aşkın bu en onulmazından koparıp Bir tuz bulutu gibi Savuran yüreğime Ah uzatma dünya sürgünümü benim Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil Ayaklarımdan belli Lambalar eğri Aynalar akrep meleği Zaman çarpılmış atın son hayali Ev miras değil mirasın hayaleti Ey gönlümün doğurduğu Büyüttüğü emzirdiği Kuş tüyünden Ve kuş sütünden Geceler ve gündüzlerde İnsanlığa anıt gibi yükselttiği Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim Bütün şiirlerde söylediğim sensin Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini Ey gönüllerin en yumuşağı en derini Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim Yıllar geçti sapan ölümsüz iz bıraktı toprakta Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında Çatı katlarında bodrum katlarında Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba Hep Kanlıca'da Emirgan'da Kandilli'nin kurşuni şafaklarında Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layık olmasam da Ey çağdaş Kudüs (Meryem) Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha) Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında Köle gibi satıldım pazarlar pazarında Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda Verilmemiş hesapların korkusuyla Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layık olmasam da Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır Sevgili En sevgili Ey sevgili |
Hayatımı mahveden en büyük günahdın ey yalan kafam allak bullak duygular parça parça fikir talan suçlu acımasız olmayıpta vefasızlarda ben kalan onlarki vefasız sahip olamayacakları sevgiyi çalan Gözler birer aynaydı bana ruhu yansıtan şeffaf ayna aldanmışsın sen ey kalbim sen kendi kendine oyna. Ve sen yalan sevgi beklerken gamsızı derinlere kayna. Kayna ki bir daha yalanlara aldanıpta çıkma meydana. Sevgi ve ben başbaşa kalan iki öksüz şu yalancı alemde gerçekler acı umutlar karanlık duygular anlatılmaz dilimde ve ben verdiğim sözü hiç bir zaman silemem bir kalemde yok olacağımı bilsem bile vazgeçmem yaşarım çilemde. Çilenin anlamı değişir ki her yaşama göre olur farklı farklı kime ne yokluk kimine bolluk kimide söylemez hep saklı benim çilemse en acımasızı yalanlar içinden çıkmak haklı neden varsınız ki doğrular etrafınız sarılmış yalanlarla çarklı. Haklıyı inkar etmeyen hatta edemeyen sadece siz ey gözler var olduğunuz sürece neyleyebilirki doğrulara yalancı sözler doğrular her zaman saf her zaman dimdik ve de kalbi közler közlemeliki çıksın artık ortaya kalbi yansıtan gerçekçi yüzler. Sevgi kelimeler labirentinde yolunu bulmaya çalışan çaresizlik çarelerse kendinden aciz kalmış sözler içindeki derin sessizlik sessizlik olmalı ki çıkmasın ortaya yalan kadar acı bir edepsizlik kararlılık sabır taşında kararan ve karardıkça devleşen Ümitsizlik. Ümidimi kırmaksa kastın kırdın sonunda haykırışlarım bundandır yüreğimi acıtan gerçekse sevgiyi yok edercesine budayandandır anladım ki aklın yolu sevgiyle geçilmez bir engel olan yalandandır ve yine anladım ki gerçek sevgi kendi içinde sahipsiz kalandandır. Çok şeymi istedim ey acımasız hayat senden ki iki kez sınadın beni ilkinde menfaat yalan sahte gözyaşı ve acı aldatışlarla yaraladın beni unutmuşken herşeyi bir çift göz duyguda diriliş sevgide paraladın beni en acımasızıda buydu ki sevgi sabır saadet değerlerimden kınadın beni. Kalbimde yeşerttiğin umutları mutluluk duygularımı döktün kelimelere ne varki acımasız yanındı bu senin çocuklaştırdın belim büktün ellere elbet bir gün gelir unutuluruz kapılır gideriz gamsız vefasız boş sellere kilit vururda kalbe tekrardan bir daha körelip bakmaz olur en hoş güllerle |
| Saat: 01:06 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık