![]() |
Zalimden Öte Yerden göğe kadar haklısın kat kat Dene her cevrini zulümden öte... Duysun edebiyat,tanısın lugat Yazsın unvanını zalimden öte.. Sabit hayalini çek gözlerimden Çıkart şu resmini sök gözlerimden Vefasız aşkını dök gözlerimden Afat görülmesin selimden öte.. Ara köhneleri meyhaneleri Dolaş izbeleri viraneleri Tanı aşk uğruna divaneleri Derbeder var mıdır halimden öte...? Nazarın kadrimi çok ucuz biçti Varla yok arası, belki de hiçti.. Ömrüm sokağında git gelle geçti Lutfuna ermedim talimden öte... Söyle ki ötmesin çekmesin kaygı Deryada damladır ondaki duygu Yok mudur bülbülde aşığa saygı Ahü-zar etmesin dilimden öte... Gün gelir Safi de niyazdan bıkar Öfkesi sabrının bendini yıkar İsyankar sedası ayyuka çıkar Öte dur köyümden, ilimden öte.. |
Bulunmaz Çile mi çekmeye geldim Dünyaya? Serinlik ararım yelde bulunmaz Aldanır giderim her bir rüyaya Hülyalar nedense elde bulunmaz Bağlanıp kalmışım yarin yoluna Girmedim ömrümde gülden koluna Candan bakışlara kurban oluna Billâh güzelliği gülde bulunmaz Belki de bilmeden intizar aldım Her yerde çaresiz biçare kaldım Sevda şişesini yerlere çaldım Gözümün yaşları selde bulunmaz Felek güldürmedi yürekten bir kez Harami kesildi gördüğüm herkes Solmaz çöl goncası ruhumda heves Mecnunum yanarım, çöl de bulunmaz Hasret kalemiyle yazılmış kader Gelir benden bana, ağlayıp gider Delirmiş de gönlüm feryâdın eder Figânı sazlarda, telde bulunmaz Ey Yaşar Gürlek’im mahzun durursun Mor gülleri damga edip vurursun Bir kara gözlüye kurban olursun Tadı şeker ile balda bulunmaz Yaşar gürlek 22. 09. 2006 Rotterdam/HOLLANDA Yasar Gurlek |
Sevmek gönlündeki boşluğu doldurmak demek Sevmek sevgiye kalbten bağlanmak demek Sevmek zorluklar içinde sevgiye varmak demek İçinde sevgisi olmayan kurumuş ağaca benzer Sevmek katı yürekleri ısıtarak yumşatır İnsanın ruhunu mutlu yaparak parlatır Aileye düzen verir yuvanın ömrünü uzatır Sevgiyle yürümeyen yuva bozulmuş bağa benzer Sevmek allahın kullarına en güzel hediyesidir Ona beynindeki kültürü bedenin terbiyesidir Eğilmemiş boyunlar eğilmişşe mutlaka sevgiyedir İçinde sevgisi olmayan hapishane duvarına benzer Sevmek sevmek yaşantımız sevgilerle dolmalı İnsan sevgi okulundan mutlaka diploma almalı Hakkın huzurunada onu içten severek varmalı Sonra hayatın hakimin karşısındaki mahkuma benzer |
ÖMRÜM YETMİYOR Kaç bahar sensiz geçti saymadım, Aşkın bu bedende hala yaşıyor. Senden sonra inan ki ben sevemedim, Seni unutmaya ömrüm yetmiyor. Unuturum diyerek yaktım mektupları, Aklıma gelir diye anılarını, Yakamadım sokak lambalarını, Seni unutmaya ömrüm yetmiyor Terkettim beraber gittiğimiz yerleri, Şimdi çok yalnızım içim yanıyor. Oysa ki yırtmıştım o resimleri, Seni unutmaya ömrüm yetmiyor ERHAN SAKA |
Ben Bir Eylül Sen Haziran Bir eylüldü başlayan içimde Ağaçlar dökmüştü yapraklarını Çimenler sararmıştı Rengi solmuştu tüm çiçeklerin Gökyüzünü kara bulutlar sarmıştı Katar katar gidiyordu kuşlar uzaklara Deli deli esiyordu rüzgar Dağılmıştı yazdan kalan ne varsa Yaşanmamış bir mevsim gibiydi bahar Neydi o bir zamanlar Sevmişliğim, sevilmişliğim O heyheyler, o delişmenlikler neydi Ne bu kadere boyun eğmişliğim Ne bu acıdan korlaşan yürek Ne bu kurumuş nehir; gözyaşım Önümdeki dizboyu karanlıklar da ne Ne bu ardımdaki kül yığını; elli yaşım Beni kötü yakaladın haziran Gamlı, yıkık eylül sonuma Bir ilkyaz tazeliği getirdin Masmavi göğünle Cana can katan güneşinle Pırıl pırıl engin denizinle girdin içime Çiçekler açtı dokunduğun Çimler büyüdü yürüdüğün Ve güller katmer katmer oldu güldüğün yerde Başımda senin kuşların kanat çırpıyor şimdi Oldurduğun yemişlerin ağırlığından Dallarım yere değiyor Güneşi batmadan saçlarının Bir dolunay doğuyor bakışlarından Gün boyu senden bir meltem esiyor yanan alnıma Uykusuz gecelerim seninle apaydınlık Başım dönüyor, off başım dönüyor yaşamaktan Ölebilirim artık Ölme diyorsan; gitme kal öyleyse Sarıl sımsıkı, tenim ol, beni bırakma Baksana; parmak uçlarım ateş Lavlar fışkırıyor gözbebeklerimden Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan Benimle meydan oku her çaresizliğe Benimle uyu, benimle uyan Birlikte varalım onüçüncü aylara Ben bir eylül, sen haziran |
Sen Yoksan Son mu yoksa bu gece, O kara gözlerde karanlığın şüphesi Yok mu? Bunun ortada bir yeri, Ya hep ya hiç Biliyorum ciğerlerimde kan birikecek Nefesim kesilecek Beynim,daha da duracak Ellerim hareketsiz, Gözlerim donuk Eksileceğim, Üşüyeceğim Ah işte bu mu istediğin Gitmekmiydi? Sırtım dondu,üşüyorum Binlerce kez üşüyorum Üşüyorum Ellerin sarmıyor,tenin kokmuyor, Bu akşam sen yoksun Kahroluyorum, Anlasana Ölüyorummm Mozan Aras |
Hasret ve Uğrak bir şey geçiyor içimden, bir türkü rüzgara tutunmuş bir kuru yaprak. bir şey geçiyor içimden sandım o, gece gibi bir şey sessizce, siyah sarı bir ekin tarlası güneş altında sonra damla damla düşen yağmur hasrete yontulan kalem ucu gibi bir şey geçiyor içimden uzun bir yol şafakta doğan ufka damlayan bir güneş bir çığlık serçe yavrularında büyüyen içindem geçiyor yanlnızlık gibi bir şey ateşe düşürülen bir gül gibi alev kırmızısı martılar dönüyor başımın üstünde bir koku geliyor kömür dumanından sanıyorum ölümün kokusudur bu yüreğimde sızlıyor şarkıya teslim bir aşk dağa yazılan yazgı gibi büyüyor acım bir derviş geçiyor tozlu yoldan ben biliyorum bir diyara düşen hasreti bir şey geçiyor içimden, bir sel ansızın geçiyor bir şey içimden ağlıyorum sıcağı gözyaşımın yakıyor güneşi geceyi bulutlar kaçıyor çıplak bir gökyüzü kalıyor kağnı tekerliğinin gıcırtısı, bir guguk kuşu lale olmayı bekleyen bir gelincik boz tepelerinde bu bozkırın kar gibi sade ben biliyorum gece mum gibi erimeyi bir şey geçiyor içimden bir kırlangıç geçiyor içimden sevgili gibi bir şey... |
Gecenin Bilinmezliğinde ve Savrulan yüreğimde sen Bugün, sana yazmayı ne çok istedim bir bilsen Sesini duymayı, gözlerinin güleç dalgalarında sarsılmayı Ne çok isterdim, gökkuşağı`nın altından geçmeyi Ölesiye koşarak geçmeyi gökkuşağı`nın altından Ne çok istedim bir bilsen. Sana dokunmak, sıcaklığında eriyip gecede Sevginle gündüze akmayı sadece Ne çok isterdim ah bir bilsen. Bugün, karanlığın egemenliğinde bir yıldız daha söndü… ve bir eşkiya daha öldü: Bir bilsen, bir bilsen kalabalıklar arasında Tren garlarında Cadde`lerde … Günlerin bir ışık hızı kadar çabuk,saat`lerin Bir doğum an`ı kadar sancılı ve yavaş geçtiğini /hasretinle yüreğimle bir başıma ve çığlık çığlığa olmanın /zehir zıkkım tadını… Bir bilsen,yazılmayan mektupların beklenen yolunu Yakın uzaklığını… Ve kapanmasını istemediğim telefon`un /bu ucunda ki ahize de sessizce tükenişini beklemenin son kuruşun /ah bir bilsen Bir bilsen,bir bilsen bu akşamki halimi Sonraların çıldırtan ve öldüren melodisini Binlerce metreden düşmüş su damlasıyım Savrulmuş yureğimle Darmadağınığım bu akşam… Saklarmısın susuz akşamlarına Içermisin Dam- La dam- la Ahhh bir bilsen Susuzluğuna ırmak olmak isterdim …………………………………….. …………………………………….. Özkan Yıldırım |
Seher Yeli Nazlı Yare Seher yeli nazlı yare Bildir beni bildir beni Düşmüşüm elden ayaktan Kaldır beni kaldır beni Söyle güzeller şahına Yüz süreydim dergahına Zehir olan kadehine Doldur beni doldur beni Kul Ahmet'im gönül versem Bağında gülünü dersem Senden gayrı yar seversem Öldür beni öldür beni |
bir başka şey sevmek. içinin tiremesi sevgiliyi her görüşünde yüreğinin yanması, ağlamak gibi bir şey sevmek. hem acı çekmek hem de göz yaşı gibi akıtmak sevgiyi. sevmek bir başka şey bence ölmek gibi bir şey, sevgilinin segisine gömülüp bir daha asla kalkamamak... bir başka şey şu sevmek. |
| Saat: 16:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık