![]() |
dönüp arkama sevgi zannettigim acilarima bakacak zamanim yoktu yetismeliydim kayip giden birseylere yagmurlu günlerde cikip gelen anilarima aglayacak zamanim yoktu alismaliydim birseyleri gözlerime hapsetmeye sonbaharin sari yapragi düstügü an ölümü düsünecek zamanim yoktu ögrenmeliydim herseyin bir sonunun oldugunu yalnizliga küsecek zamanim yoktu sevmeyi unutmali unutmayi becermeliydim |
Hasret Durağı Erciyes'in tepesinden, El salladım, sana doğru. Yüce dağlar ötesinden, Gül yolladım, sana doğru. Hüzünlerim üfler ney'e, Posta gelmez, yanık köye. Pul parası yoktur diye, Pul yolladım, sana doğru. Telefondu, sevgi dostu, Derbederlik hattı kesti. Ağzındaki dilin sustu, Dil yolladım, sana doğru. Çiçek gelse de hastaya, Dikenler dolmuş desteye. Gönlümü verdim postaya, Kul yolladım, sana doğru. Geçtim sevda otağından, Öptüm gönül eteğinden, Binbir sevgi peteğinden, Bal yolladım, sana doğru. Aşılmayan kahır dağı, Hasretimin son durağı, Umut nikahlı yüreği, Dul yolladım, sana doğru. |
Sandım ki her gönül sevmeyi bilir onun için sevdim sevmez olaydım istemeden oldu elden ne gelir kapıldım bir kere sevmez olaydım gözlerime doğdu sanki gözlerin ruhumu işitti sanki sözlerin bir sıcak sevgiydi bütün özlemim onun için sevdim sevmez olaydım incindim kirildim dillere düştüm sevinçten uçarken yerlere düştüm yalnız sana değil her şeye kustum aldandım ne yazık sevmez olaydım.. |
Yeni Hayatta Yollar ve yıllar bitmez insan ömründe Ama biter kulun ömrü vadesi gelince Yaşarken yoksa elinde servetin Nasıl hesap vereceksin yeni hayatta Gözlerin de, sözlerin de senin sermayen Yoksa hiç korkun bulunmaz ki hiç çaren Allah ve peygamber aşkın bilmiyorsan Nasıl hesap vereceksin yeni hayatta Yediğin ekmeğin, içtiğin suyun İyisiyle kötüsüyle senin huyun Hak aşkın bilmiyorsan yaşıyorsun koyun Nasıl hesap vereceksin yeni hayatta |
Ne zaman elime bir kalem alsam ellerim seni yazar beyaz sayfalara zaman olur seni kalemle anlatamam ikimizin resmini çizerim, sevgimle duvarlara. Hasır gibi yüreğime örmüşüm seni en temiz duygularla sevmişim seni. Mazinin buruk acılarından al beni en güzel günlere birlikte gidelim. Rüyalarda görmektense hep seni iki sevgiyle bir mutluluk örelim. Çaresizliğime çare yapmışım seni en temiz duygularla sevmişim seni. |
Seni görsem rüyamın içinde, Kaçsak beraberce uzak diyarlara, Herp beraber olmak üzere. Görsem seni koşsam yanına Tutsam elini herkesin içinde Yürüsek beraberce uzak yollara Hep beraber olmak üzere Sevgilin olsam dolaşsam yanında Söylesen herkese büyük bir sevinçle Aşkım diye dağlara taşlara Hep beraber olmak üzere. Evlensen benimle Hep beraber olmak üzere |
http://img350.imageshack.us/img350/459/55no2tl.gif Nice aşk yitirdim ben... Kışkırtıcı bir bakışıyla çılgına döndüğüm, bir dudak büküşüyle ağulu acılar çektiğim, kahkahalarıyla şenlendiğim, göz yaşlarıyla kederlendiğim. Bir tanrıça katına çıkarıp tapındığım, kutsal mabetlerinin sunaklarına hayatımı bir adak gibi bırakmayı arzuladığım, memelerinde, kasıklarında, kalçalarında bacaklarında, boyunlarında, adanmış topraklarda dolaşan bir sofu gibi vecd içinde kendimden geçerek dolaştığım, ayaklarına kapandığım, göğüslerinde ağladığım, saçının bir teline halel gelmesin diye fütursuzca ölüme yürüyebileceğimi hissettiğim, bazen öldürmeyi şiddetle istediğim, onda yok olup onda var olduğum, bana her defasında aşkı, acıyı, sevinci, hayatı ve ölümü yeniden öğreten kadınlar yitirdim ben. Kızıl bir kor gibi örslerine bıraktığım ruhumu bazen sert darbelerle bazen yumuşak dokunuşlarla şekillendiren, benden başka bir ben yaratan, onun her şeyi, babası, oğlu, kardeşi, kocası, sevgilisi olduğum, onu her şeyim yaptığım, varlığıyla her şeyin tadını, kokusunu görüntüsünü değiştiren, sıradan bir çok davranışı olağanüstü maceralara dönüştürüp olağanüstü maceraları olağanlaştıran kadınlar. Yitirmenin ne olduğunu biliyorum Kendi hayatını hayatından çıkartmayı, kendi tanrıçanın mabedinden uzaklaşmayı bir kadını öldürüp, kendi cinayetinle ölmeyi biliyorum artık Hangimiz kendimiz olarak mutluyduk ki? Onun için değilmiydi zaten bize kendimizi unutturanlara, aşka ve sanata hayran olmamız. Onun için değilmiydi zaten aşık olduklarımızı bir tanrıça gibi görmemiz, onların bir mucizeyi gerçekleştirdiklerine bizi değiştirdiklerine inanmamız. Uzun ve imkansız kaçışımızda bize yardımcı olan herkese ve her şeye minnettardık.... http://img165.imageshack.us/img165/5682/d0eea5b5b69hw.gif |
Hasret Durağı Erciyes'in tepesinden, El salladım, sana doğru. Yüce dağlar ötesinden, Gül yolladım, sana doğru. Hüzünlerim üfler ney'e, Posta gelmez, yanık köye. Pul parası yoktur diye, Pul yolladım, sana doğru. Telefondu, sevgi dostu, Derbederlik hattı kesti. Ağzındaki dilin sustu, Dil yolladım, sana doğru. Çiçek gelse de hastaya, Dikenler dolmuş desteye. Gönlümü verdim postaya, Kul yolladım, sana doğru. Geçtim sevda otağından, Öptüm gönül eteğinden, Binbir sevgi peteğinden, Bal yolladım, sana doğru. Aşılmayan kahır dağı, Hasretimin son durağı, Umut nikahlı yüreği, Dul yolladım, sana doğru. |
Yalan oyunu Sen neden buradasınYıldız Hala neden geceleri Yağıyorsun yağmur Ey gökyüzü hala neden Ağlıyorsun geceleri Biten aşk yok oldu çekip gitti, Sen neden ağlıyorsun gökyüzü Yalan olmuş hayallerde kalmış Bir sevgi imkansız ötesi Sevgi boş aşk yok Ne aşk kalmış nede aşık Hepsi birer hayalmiş Ağlama gökyüzü ağlama. Bak nasıl doğuyor güneş Bak nasıl esiyor rüzgar Sende hala ağlıyorsun geceleri Bu aşk için değmez gökyüzü Ben unuttum çoktan onu Değmez kimsedir aşk oyunu Bildiğim birtek şey yalan aşkın Cizgisinde yürüdüm uzun olan acı yolu. Yalan dahi olmuş olsada maalesef sevmiştim onu Şimdimi çoktan unuttum onun yalan oyununu.. |
Ben Sana Mecburum ben sana mecburum bilemezsin adını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin ben sana mecburum bilemezsin içimi seninle ısıtıyorum ağaclar sonbahara hazırlanıyor bu şehir o eski Istanbul mudur karanlıkta bulutlar parçalanıyor sokak lambaları birden yanıyor kaldırımlarda yağmur kokusu ben sana mecburum sen yoksun sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir akşamüstü ansızın yorulur tutsak ustura ağzında yaşamaktan kimi zaman ellerini kırar tutkusu birkaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor eski zamanlardan bir cuma çalıyor durup köşe başında deliksiz dinlesem sana kullanılmamış bir gök getirsem haftalar ellerimde ufalanıyor ne yapsam ne tutsam nereye gitsem ben sana mecburum sen yoksun belki Haziran'da mavi benekli çocuksun ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor bir şileb sızıyor ıssız gözlerinden belki Yesilköy'de uçağa biniyorsun bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor belki korsun kırılmışsın telaş içindesin kötü rüzgar saçlarını götürüyor ne vakit bir yaşamak düşünsem bu kurtlar sofrasında belki zor ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden ne vakit bir yaşamak düşünsem sus deyip adınla başlıyorum içimsıra kımıldıyor gizli denizlerin hayır başka türlü olmayacak ben sana mecburum bilemezsin. Atilla İlhan |
| Saat: 16:26 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık