![]() |
RÜTÜK'DEN BİLİNÇLİ İNTERNET KULLANIMI ÖNERİLERİ http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Egitim_Bilim/2010/bilgisayar_cocuk.jpg ANKARA - Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), resmi internet sitesinde hizmete giren sayfasında çocukları internetin olumsuz etkilerinden ve bu yolla görebilecekleri zararlardan korumayı amaçlıyor. Üst Kurulun ''www.rtuk.org.tr'' adresindeki resmi internet sitesinde ''Çocukların güvenli internet kullanımı'' başlığı altında oluşturulan sayfalarda hem ebeveynler hem de çocuklar için öneriler yer alıyor. Sitede yer alan önerilerden bazıları şöyle: • ''Her şeyden önce çocuğunuzla iyi bir iletişim içinde olunuz. • Bilgisayarın çocuğun odasında değil, evin ortak kullanım alanı içinde olmasına dikkat ediniz. • Çocuğunuzun internette kalma süresine ve bilgisayar kullanma süresine mutlaka kısıtlama getiriniz. • Çocuğunuzla ve okul öğretmenleriyle birlikte çocuğunuzun yaşına uygun ve güvenli olan internet sitelerinin adreslerini belirleyiniz. • İnternette mümkünse çocuğunuzla birlikte gezininiz. • Gerekli güvenlik ve filtreleme programlarını edininiz. • Çocuğunuza sizin izniniz olmaksızın, kendi adresini, okulunun adını, telefon numaranızı, ebeveyninin iş adresleri ve iş yeri telefon numaraları gibi kişisel bilgileri internet sohbet ortamında kimseye vermemesi gerektiğini öğretiniz. • Çocuğunuza, internet ortamında yeni tanışılan kişilerin her zaman kendileri ile ilgili doğru bilgiler vermeyebileceği, kimlikleri ve yaşlarıyla ilgili yanıltıcı bilgiler verebileceği gerçeğini anlatınız. • Çocuğunuza, size sormadan internet ortamında alış veriş yapmaması gerektiğini, istenilen kredi kart numaraları bilgilerini vermemesini öğretiniz. • İnternet sohbetlerinde onlardan yapmamaları gereken ya da onları rahatsız eden bir davranışta bulunmalarını isteyenler olduğu takdirde, sohbeti bırakarak hemen size haber vermesini ve olayı anlatmasını isteyiniz. |
Hem polise hem JİTEM'e çalıştı http://www.vatanim.com.tr/pics/news/107298000.jpg http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif Dink cinayetinde azmettirici olduğu öne sürülen Tuncel'in polis muhbirliğinden JİTEM'e de çalıştığı için atıldığını belirten İstihbarat Daire Başkanı 'Bizden de jandarmadan da para alıyordu' dedi. http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif 06.02.2007 Dink cinayeti azmettiricisi olduğu öne sürülen Erhan Tuncel, polis muhbirliğinden, jandarmaya da çalıştığı için atıldı.Hrant Dink cinayetinde azmettirici olduğu iddia edilen polis muhbirinin durumunu inceleyen Mülkiye Başmüfettişleri, yeni bir gerçekle karşılaştı. Erhan Tuncel'in polis muhbirliğinden JİTEM'e de çalıştığı için atıldığını ifade eden İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, "Bizden de jandarmadan da para alarak kazancını katlamıştı" dedi. İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'nun emriyle ilk olarak Trabzon'da incelemelerin tamamlayan Mülkiye Başmüfettişlerinden ikisi İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne giderken, ikisi de Ankara'da bulunan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanlığı'nda gazeteci-yazar Hrant Dink cinayetini araştırmaya başladı. İstihbarat'taki Dink cinayeti azmettiricisi Yasin Hayal ve grubuna ilişkin yapılan tüm çalışmaları inceleyen müfettişler, Y.İ.E (Yardımcı İstihbarat Elemanı) olarak kayda giren ve olayın azmettirici olduğu iddia edilen Erhan Tuncel'e ilişkin kayıtları da mercek altına aldılar. "EYLÜL SONUNA KADAR" Tuncel'in, bir dönem Trabzon Emniyet Müdürluğü yapan ve halen İstihbarat Daire Başkanı olan Ramazan Akyürek tarafından muhbir yapıldığı anlaşılırken, 2006 yılının Eylül sonuna kadar da kullanıldığı belirlendi. Aynı tarihe kadar Tuncel'in irtibatlı olduğu Yasin Hayal ve beraberindekilerin telefonlarının 3 aylık süreçte dinlendiğini anlayan müfettişler, Akyürek'e ilk olarak Tuncel'e ne kadar para aktarıldığını ve karşılığında ne tip bilgiler alındığı soruldu. Akyürek ve bu kişiye zaman zaman gerek Trabzon Emniyet Müdürlüğü döneminde gerekse, İstihbarat Daire Başkanlığı döneminde yüklü rakamlar olmamakla beraber para verildiğini doğrularken, "Ancak Eylül sonunda bunu kestik" dedi. "JİTEM'E GEÇTİ" Tuncel'den alınan bilgilerin sürekli olarak resmi kaynaktan yetkili mercilere aktarıldığını ifade eden Akyürek'e Başmüfettişler, "Eylül 2006 sonunda muhbirlikten neden attınız" diye sordu. Akyürek, bu kişinin son dönemde düzenli görüşmelere gelmediğine dikkat çekerek, "Görüşmelerde de artık eskisi gibi ciddi bilgiler vermemeye başlayınca şüphelendik. Ardında da telefon trafiğini inceleme aldık. Aldığımız bilgi ise tamamı jandarma istihbarat çıkınca görevine son verdik" dedi. Bir süre Tuncel'in her iki istihbarat kuruluşunu da idare etmeye çalıştığının altını çizen Akyürek, "Atıldıktan sonra Trabzon'daki istihbaratçı arkadaşlara 'Onlar daha iyi ücret ödüyor' gerekçesiyle böyle yaptığını söylemiş. Bizimkiler de yapılan telefon incelemesinde kullandığı numaranın, aradığı telefon numaralarının yüzde 70'nin JİTEM'e ait olduğunu bildirdiler" dedi. Müfettişlere, "Polis istihbarat yönetmeliği"ni de hatırlatan Akyürek, "Bizde bir başka istihbarat kurumu tarafından kullandığı anlaşılan elamanın işine son verilir. Bizden de jandarmadan da para alarak kazancını katlamıştı" dedi. Bu gelişme üzerine Mülkiye Başmüfettişleri, Erhan Tuncel ve beraberindekilerin kullandıkları cep ve sabit telefonların dökümlerinin alınması ve irtibatlı olduğu jandarma istihbarat elemanlarının belirlenmesini istediler. EMNİYET'TEN YALANLAMA Haberim yayımlanmasının ardından Emniyet Genel Müdürlüğü, yazılı bir açıklama yaparak iddiaları yalanladı. Açıklamada şöyle denildi: “Anka Haber Ajansı tarafından bugün ‘Tuncel Polis Muhbirliğinden Jitem’e Çalışınca Atılmış’ başlığıyla servise konulan gerçekleri yansıtmayan haber ile ilgili olarak açıklama yapılmasına gerek duyulmuştur. Haberde yer aldığı şekilde İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’e atfen verilen ifadeler doğru değildir. Atfen yayınlanan ifadelerin gerçeklerle hiçbir ilgisi yoktur." ANKA: HABERİN GERÇEKLİĞE ÖZEN GÖSTERİYORUZ Emniyetin yalanlamasının ardından ANKA haberinin doğruluğunda ısrar ederek şu açıklamayı yaptı: "ANKA bilgi kirliliği tartışmalarının yoğunlaştığı bu günlerde yayınladığı haberlerin gerçekliğine azami özeni göstermektedir. Bu haberimiz de gereken özen gösterilerek bültenimize konulmuştur. Ajansımız kaynağına güvendiği bu haberin bültende kalmasına karar vermiştir. Yazıişlerinin bilgisine saygıyla sunulur." |
F35 İMZALANDI.. Türkiye'den tarihi imza F-35 Projesi Sanayi Katılım Planı anlaşması Ankara'da imzalandı. TAİ, modern savaş uçağı üretecek. İlk uçak 2014 yılında TSK'ya katılacak.Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Amerikan Lockheed Martin firması arasında F-35 uçaklarının üretiminde iş paylaşımını öngören sanayi katılım planı anlaşması imzalandı. Anlaşma kapsamında TAI, Müşterek Taarruz Uçağı projesinin üretimine katılarak F-35A uçaklarının orta gövdesini üretecek. Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Türk savunma sanayii ve Türkiye-ABD ilişkilerinde tarihi bir gün yaşadıklarını söyledi. Müşterek Taarruz Uçağı (JFS) projesi kapsamında Savunma Sanayii Müsteşarlığı ile Lockheed Martin firması arasında Sanayi Katılım Planı anlaşması, TAI ile Northrop Grumman firması arasında ise TAI'nin üretime katılmasına ilişkin anlaşma imzalandı. Hilton Oteli'ndeki imza törenine Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar, ABD'nin Ankara Büyükelçisi Ross Wilson, Lockheed Martin Başkan Yardımcısı Bob Bolz, TAI Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Peker Günal, TAI Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı ve savunma sanayii firmalarının temsilcileri katıldı. http://www.haberturk.com/2007/02/06/resim/imza.jpgTörende bir konuşma yapan Milli Savunma Bakanı Gönül, törende atılacak imzaların Türk savunma sanayiinin, son 20 yılda geldiği noktadan daha ileri gitmesini sağlayacağını belirtti. 12 Aralık 2006'da gerçekleşen Savunma Sanayii İcra Komitesi Toplantısı sonucunda TSK'nın yeni nesil savaş uçağı olarak F-35'in seçildiğini ve Türkiye'nin JFS projesinin bundan sonraki aşaması olan üretim, destek ve sürekli iyileştirme evresine toplam 100 F-35A modeli uçak almak üzere katılım sağlamasına karar verildiğini anlatan Gönül, bu karar doğrultusunda JFS projesine ilişkin uluslararası mutabakat muhtırasının 25 Ocak'ta ABD'de imzalandığını kaydetti. Gönül, "Böylece Türkiye 1999 yılında kavram gösterim, 2002 yılından bu yana ise sistem geliştirme aşamalarında yer aldığı JFS projesinin bundan sonraki üretim, destek ve sürekli iyileştirme evresine tam olarak katılan 9 ülkeden biri olmuştur" diye konuştu. Projenin üretim evresinde yer alacak 9 ülke arasına girmenin gerek harekat etkinliği, gerek ülkeler arası işbirliği ve gerekse savunma sanayii alanlarında Türkiye'ye çok önemli avantaj ve ayrıcalıklar getireceğini kaydeden Gönül, F-35 uçağının sahip olacağı üstün teknoloji ve gelişmiş yetenekler sayesinde TSK'nın harekat etkinliği ve caydırıcılığının önemli ölçüde artacağını ve bugün olduğu gibi 2010 yılından sonra da bölge barışı için bir istikrar unsuru olmaya devam edeceğini dile getirdi. Önümüzdeki 50 yıl boyunca küresel savunma ve güvenlik politikalarına yön vermeye ve buna bağlı olarak dünyadaki askeri stratejileri şekillendirmeye aday, gelişmiş ülkelerden oluşan bir ortaklığın tam üyesi olmanın, alınacak kararlarda Türkiye'ye söz hakkı sağlayacağını vurgulayan Gönül, böylece Türkiye'nin ulusal çıkarlarını ortak kazanımlar ile örtüştürme fırsatı yakalayacağını kaydetti. Ortaya çıkacak sinerjinin JSF projesinde maliyet-etkinlik hedefine katkı yapmakla kalmayıp aynı zamanda uzun soluklu stratejik ortaklıkların da temellerini atacağına inandığını dile getiren Bakan Gönül, bugün imzalanacak sanayi katılım planının, Türk ulusal savunma sanayiinin JSF projesine katılımı için bir yol haritası oluşturacağını bildirdi. Gönül, "Bugün tarihi bir gündür. Türk savunma sanayiinde ve Türk-ABD ilişkilerinde tarihi bir günü yaşıyoruz" şeklinde konuştu. "İLK TESLİMAT 2014 YILINDA YAPILACAK" Törende bir konuşma yapan Savunma Sanayii Müsteşarı Bayar ise, Müşterek Taarruz Uçağı projesinin 1999 yılında başladığına işaret ederek, proje kapsamında Türkiye'ye ilk teslimatın 2014 yılında yapılacağını açıkladı. F-16 projesine Türkiye'nin bir alıcı olarak katıldığını hatırlatan Bayar, bu projede ortaklığın avantajlarından yararlanamadığını belirtti. Artık Türk sanayisinin ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya, Norveç, Danimarka sanayileriyle aynı masaya oturabildiğini vurgulayan Bayar, hedeflerinin bu projedeki iş payını artırmak ve bugün için 4.3 milyar dolar olarak öngörülen rakamı 5-6 milyar dolar seviyesine çıkarmak olduğunu ifade etti. Bu uçakların üretiminden sonra lojistik destek aşamasında da yeni bir konsept geliştirileceğine dikkat çeken Bayar, bu aşamada Türk savunma sanayii şirketlerinin projeye katılımının devamını amaçladıklarını kaydetti. Bayar, bu anlaşmanın basit bir sipariş anlaşması olmadığını, 20-30 yıllık dönemi kapsayan bir mutabakat olduğunu bildirdi. Törende konuşan TAI Yönetim Kurulu Başkanı Günal, bugün TAI'nın Avrupa ve ABD'nin önde gelen savunma ve havacılık firmaları nezdinde güvenilir bir iş ortağı konumunda olduğunu ve sektörde dikkatle izlenen oyunculardan biri haline geldiğini söyledi. TAI Genel Müdürü Dörtkaşlı ise, Türkiye'nin 21. yüzyılın en önemli havacılık ve savunma programı olan JSF uçağının geliştirme fazına Temmuz 2002'den itibaren girdiğini, ABD, İngiltere, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya, Norveç, Danimarka ile birlikte projeye katılan Türkiye'nin, üretim aşamasına da resme katılmış olduğunu kaydetti. Bugün imzalanacak anlaşma ile TAI ve Northrop Grumman arasında en az 20 yıl sürecek stratejik işbirliğinin temellerinin atılacağını vurgulayan Dörtkaşlı, JSF uçağının en karmaşık yapısal bölümlerinden biri olan Orta Gövdenin Üretim Anlaşması'nın imzalanmasıyla TAI'nin altyapı çalışmalarını tamamlayarak, ilk orta gövde teslimatını 2012 yılında gerçekleştireceğini, 2027 yılına kadar yaklaşık 400 adet JSF Orta Gövde ile alt ünitelerini üreteceğini söyledi. Orta gövde ve alt ünitelerin üretiminin parasal değerinin 2.7 milyar dolar olduğunu anlatan Dörtkaşlı, gerek kompozit parçalar, gerekse dünyadaki her iki JSF uçağından biri için üretecekleri pylonlarla, JSF programında TAI'nin taahhütlerinin altına alınanlar toplamının 3.7 milyar dolar olacağını açıkladı. ABD Büyükelçisi Wilson da, hem Türkiye için hem de özgürlüğün korunması alanında Türkiye'nin ABD ve diğer ülkelerle işbirliği açısından önemli bir adım atılacağını dile getirdi. Türk ve Amerikan firmalarının birlikte çalışarak ne çok şey başardıklarına bakılmasını isteyen Wilson, şimdi yeni bir işbirliğine başlanacağını ve 250 milyar dolar değerindeki Müşterek Taarruz Uçağı projesinde beraber çalışılacağını kaydetti. Lockheed Martin Başkan Yardımcısı Bolz, Türkiye'nin 2014 yılında ilk F-35 uçağını teslim aldığı zaman tamamen gelişmiş bir silah sistemine kavuşacağını belirtti. Konuşmaların ardından imza törenine geçildi. Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile Lockheed Martin arasında Sanayi Katılım Planı Anlaşması'na Savunma Sanayi Müsteşarı Murad Bayar ve Lockheed Martin Başkan Yardımcısı Bolz imza attı. TAI ile Northrop Grumman arasında TAI'nin üretime katılmasına ilişkin anlaşmaya ise TAI Yönetim Kurulu Başkanı Günal, TAI Genel Müdürü Dörtkaşlı ve Northrop Grumman Başkan Yardımcısı Janis Pamiljans imza koydu. İmza töreninin ardından TAI yöneticileri, Milli Savunma Bakanı Gönül ve diğer firma temsilcilerine şilt takdim etti. Lockheed Martin Başkan Yardımcısı Bolz da Bakan Gönül'e bir plaket verdi. Gönül daha sonra firma temsilcileriyle hatıra fotoğrafı çektirdi. Müşterek Taarruz Uçağı Projesi'nde Lockheed Martin, BAE Systems ve Northrop Grumman firmaları ana yüklenici olarak görev alıyor. 9 ülkenin üretim safhasına katılacağı F-35 savaş uçaklarından 3 bin 173 adet tedarik edilecek. Üretilecek uçakların 100'ünü Türkiye satın alacak. İlk F-35 uçağı 2014 yılında TSK envanterine girecek ve bu uçaklar 2050 yılına kadar Türkiye'nin en önemli silah sistemi olacak. F-35 savaş uçakları, F-16 ve F-4 uçaklarının yerine kullanılacak. İleriki aşamalarda F-16'ların TSK tarafından eğitim uçağı olarak kullanılması planlanıyor. |
DOKTOR BAHÇELİDEN BAŞBAKANA DOKTOR TEŞHİSİhttp://www.mhpbahcelievler.com/images/topics/3hilal.gif http://www.mhpbahcelievler.com/devletbahceli1.jpgDevlet Bahçeli'den, Başbakan'a ateş gibi sözler... Bahçeli, Erdoğan için, “Ruh hali klinik tablo, kangren haline gelen patolojik hasta” nitelemelerinde bulundu, Öcalan yakıştırması yaptı: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisiyle AK Parti arasındaki kavgaya yeni bir boyut daha kazandırarak, Başbakan Erdoğan için, “Ruh hali klinik tablo”, kangren haline gelen patolojik hasta” nitelemelerinde bulundu. Bahçeli, Erdoğan’ı PKK ve Abdullah Öcalan ile aynı resmin içinde yer almak ve aynı söylemlerde buluşmakla suçladı. Bahçeli yaptığı yazılı açıklamada, Başbakan Erdoğan’ın “Türk Milliyetçiliğini hedef alan saldırılarının ağırlaşarak ve seviye kaybederek sürdüğünü kaydederek, “Türk Milliyetçiliği düşmanlığının AKP’nin seçim kampanyasının ana teması ve taşıyıcısı olacağı anlaşılmıştır” dedi. TEDAVİ OLMALI Erdoğan’ın Türk Milliyetçiliğini ırkçılık, ayrımcılık ve kafatasçılık olarak suçlamaları için “hezeyan” nitelemesini kullanan Bahçeli, şöyle dedi: “Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin varlığına, milli onuruna ve geleceğine sahip çıkılmasından, Türk milletinin birliğinin ve milli kimliğinin üzerinde titrenmesinden rahatsızdır. Bu konuda konuştukça batan Başbakan, sözleri ve fiilleriyle hakiki hüviyetini açığa vurmaktadır.Şuur altında artık bastıramadığı ön yargılar, kompleksler ve düşmanlık duyguları bu şekilde ortaya dökülmekte ve temsil ettiği siyasi zihniyetin anatomisi gün ışığına çıkmaktadır. Türk Milliyetçiliğini karalamak ve aşağılamak için çok tehlikeli bir kışkırtıcılık misyonu üstlenen Başbakan’ın içinde bulunduğu ruh hali, bu anlamda çok vahim bir klinik tablo oluşturmaktadır. Bu kangren haline gelen patolojik hastalığın yegâne tedavi yolu seçim sandığıdır.Türk milletinin sandık başında tecelli edecek siyasi iradesi, bunun en etkili tedavi reçetesi olacaktır.” İMRALI’DAKİYLE AYNI RESİMDE Bahçeli, Erdoğan’ın söylemleriyle PKK’nın ve Öcalan’ın son dönemdeki kampanyalarının örtüştüğünü de savundu. Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlık koltuğunda oturan Erdoğan, Türk Milliyetçiliğine karşı husumet manifestosu niteliğindeki sözleri ve saldırılarıyla, sadece yeminli milliyetçilik düşmanlarıyla aynı safta yer almamış, daha da vahimi terör örgütü PKK ve İmralı’daki elebaşı cani ile de ‘teşhis ve ağız birliği’ içine girmiştir dedi. Erdoğan’ın Türk milliyetçilerine yönelik ırkçılık,ayrımcılık ve kafatasçılık suçlamasının “PKK ve İmralı canisi ile aynı resmin içinde yer almaktan aynı çizgiye düşmekten rahatsızlık duymadığının göstegesi olduğunu kaydeden Bahçeli, Erdoğan’ için şu ifadeleri kullandı: “PKK’nın yayın organlarını izleyenler, Başbakan’ın devleti suçlu gösterme ve Türk milliyetçiliğini karalama yarışında bu çevrelerle aynı yörünge içinde olduğunu göreceklerdir.PKK’nın son dönemde başlattığı kampanyada Türkiye Cumhuriyeti “tetikçi devlet” olarak suçlanmakta, Türk milliyetçiliği inkârcı ve ayrımcı ırkçılıkla karalanmakta ve Türkiye’nin ‘kanserli bünye&’ olarak görülen rejiminin tasfiyesinin önündeki en büyük engel olarak gösterilmektedir. Terör örgütünün bu söylemleriyle Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın Türk Milliyetçiliğini hedef alan sözleri ve devletin organlarını yıpratmak için ürettiği senaryolar arasında özde bir fark bulunmamaktadır Başbakan Erdoğan ve AKP sözcülerinin asıl rahatsızlık duymalarını ve namuslu bir vicdan muhasebesi yaparak bu açıdan ‘nereden nereye geldiklerine’ bakmalarını gerektiren husus budur. MAKYAVEL’İ BİLE KISKANDIRIR Bahçeli, Erdoğan’ın siyaset anlayışı için, “karanlık hedeflerine varmak için her gayri meşru yolu mübah görmede Makyavel’i bile kıskandıracak çürümüş siyaset anlayışı” nitelemesinde bulundu. Erdoğan’ın Türk Milliyetçiliğini, “mayınlamış yasak bölge” ilan etmeye çalıştığını da belirten Devlet Bahçeli, açıklamasını şöyle sürdürdü: Türk milliyetçiliği, Türkiye’nin milli birliğinin korunmasının en önemli sigortası ve Türkiye’nin önünü, ufkunu ve yolunu sürekli aydınlatan temel bir siyasi ve kültürel değer olarak ebediyen yaşayacaktır. Başbakan Erdoğan’ın ve manevi fedailerinin Türk milliyetçiliğini ve Milliyetçi Hareket’i hedef alan hezeyanları, Milliyetçi Hareket Partisi’nin iktidar yürüyüşü kervanını etkileyemeyecektir. Yeni bir milli birlik ruhu ve şuuruyla ayağa kalkacak olan Aziz Milletimiz, ortak paydası Türkiye düşmanlığı olan ve husumetten beslenen bu şer cephesinin Türkiye’yi maruz bırakmaya çalıştığı hain suikastı her şart altında boşa çıkaracaktır. Siyasi, vicdani ve ahlaki yörüngesini kaybedenler bu gerçekleri unutmamalıdır.” http://www.yildiraycicek.com/yc/makale-resimleri/mahmur.jpghttp://www.yildiraycicek.com/yc/makale-resimleri/guldurme.jpg http://habervatan.com/2007/tayyipcup-posi1.jpghttp://www.yildiraycicek.com/yc/makale-resimleri/mevsimlik.jpg http://www.mhpbahcelievler.com/img16.jpg |
YENİ SİSTEMLE NÜFUS SAYIMI BAŞLADI http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Turkiye/2010/bilgisayar_kimlik.jpg ANKARA - Hüseyin Tunçay - Devlet Bakanı Beşir Atalay, adrese dayalı nüfus kayıt sisteminin yani bir başka deyişle yeni sistemle nüfus sayımının 81 ilde başladığını açıklarken, sayımın Haziran sonunda tamamlanacağını bildirdi. Atalay, bunun sayımdan öte bir sistem değişikliği olduğunu belirterek, eskiden herkesin eve kapanarak sayımın bir günde yapıldığını, yeni sistemde ise yıl ortasına kadar Türkiye nüfusunun ortaya konacağını kaydetti. Yeni sistemle birlikte mükerrerliklerin olmayacağını da söyleyen Bakan Atalay, artık Türkiye nüfusunun da güncel olarak takip edilebileceğini söyledi. Yeni sistemde adres ve vatandaşlık numarasının birlikte kayda gireceğini ifade eden Atalay, vatandaşların yanlış veya farklı bir adreste kayıt olmaları durumunda özellikle kamu ile işlemlerinde aksamaların olacağına dikkat çekti. Artık ikametgah ilmühaberinin tarihe karışacağını da açıklayan Atalay, vatandaşların yaşadıkları yerde kaydolmasını istedi. Böylelikle nüfusun ve göçlerin gerçek şeklinin ortaya çıkacağını vurgulayan Beşir Atalay, ''Örneğin vatandaş, köyde kaydolup şehirde yaşıyorsa özellikle kamu ile ilgili işlerinde sorun yaşayacak'' diye konuştu. |
GMAIL, KAPILARINI HERKESE AÇTI.. . http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Egitim_Bilim/2010/gmail_logo.jpg İSTANBUL - Gülcan Kaplan - Google'ın ücretsiz e-posta hizmeti Gmail, dünya ile aynı anda Türkiye'de tüm internet kullanıcılarının kullanımına açıldı. Google Türkiye Ülke Müdürü Erem Karabey, internet kullanıcılarının artık davete gerek olmadan ücretsiz olarak Gmail e-posta adresi alabileceklerini bildirdi. Uygulamayı Türkiye'de bütün dünya ile aynı anda başlattıklarını belirten Karabey, bugüne kadar spam mailleri uzakta tutmak için koruma amaçlı kapalı hesap açma sistemini tercih ettiklerini, koruma sistemine yönelik yaptıkları çalışmaların sonucunda son kullanıcıların spam maillerden rahatsız olmayacağı noktaya gelindiğini, bu nedenle Gmail'i herkese açtıklarını söyledi. ''Kullanıcılar spam mesajları rapor ederek, spam filtresini güncellemeye yardımcı olabiliyorlar, yani etkileşimli bir sistem bu'' diyen Karabey, güvenliğin kapalı sistemdeki kadar etkili olacağını aktardı. Türkçe olarak kullanılabilecek Gmail'in, 2 GB'lik kapasiteye sahip olduğunu aktaran Karabey, şöyle devam etti: ''Bunu Türkiye'de veren yok. Böylece kullanıcılar mesajlarını silmeden daha fazla bilgi, dosya ve resim saklama olanağına sahip olacak. Biz diyoruz ki, e-postalarını artık silmeyin, fotoğraflarınızı silmeyin, hepsi orada dursun ve e-postanızın içinde bunu kim, ne zaman atmıştı vesaire diye yazmayın. Çünkü arama fonksiyonu var. Yani e-postalarınız içinde arama yapabiliyorsunuz. Google'nin arama gücünü Gmail'inizin içinde olduğunu düşünün ama bu aramayı sadece hesabın sahibi yapabilecek tabii...'' a.a |
hackerlar saldırdı.. Bilgisayar korsanları, son yılların en önemli siber saldırısında internetin omurgasını oluşturan bazı sunucuları devreden çıkarmaya çalıştılar. Küresel internet trafiğini doğrudan yönlendiren sunucuları hedefleyen hackerların dünkü saldırısında, üç ana sunucu devre dışı bırakılmak istendi. İnternette alan adlarının kullanımı ve gelişiminden sorumlu kuruluş olan ICAAN, "org" ve başka bazı alan kodu ile biten web sitelerinin trafiğini yöneten UltraDNS ve ABD Savunma Bakanlığının serverlerine birer "veri barajı" göndererek saldırı düzenleyen hackerların bu girişimi sonunda, bazı sitelere ulaşmakta sıkıntı görülürken, kalıcı bir hasar oluşmadığı belirtildi. Birkaç saat süren bu saldırının planlı ve uyum içinde olduğunu kaydeden uzmanlar, saldırının en ilginç tarafının, sistemin, kendini toparlayabileceğini göstermesi olduğunu belirttiler. Bir bilgisayar güvenlik yetkilisi, veri barajı gönderilerek düzenlenen saldırıyı, 14 aşırı kilolu adamın bir asansöre binerek, yerinden kalkamaz hale getirmesine benzetti. |
İhmalin ucu Celalettin Cerrah'a kadar dayandı https://www.msxlabs.org/veriler/2007/02/08/mufe.gif Müfettişler İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah'ın ifadesini alacak. Hrant Dink suikastinin depremi sürüyor. Dink cinayetinde ihmal soruşturması devam ederken İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah hakında da ön inceleme başlatıldı 08/02/2007 (314 kişi okudu) RADİKAL - ANKARA - Hrant Dink suikastinde tetikçileri buluşturan Trabzon'un Pelitli ilçesinde jandarma ve polise çalışan en az iki muhbirin verdiği bilgiler, 'görevliler görevlerini yapsaydı Dink bugün yaşıyor olacaktı' tezine güç katıyor. Bir yandan cinayete ilişkin soruşturma sürerken, diğer yandan 'geliyorum' diyen cinayetle ilgili hiçbir önlem almayanlar birer ikişer koltuklarına veda ediyor. Pelitli'de aylardır süren suikast hazırlıklarını ve verilen istihbaratları yeterince değerlendirmeyen Trabzon Valisi Yavuz Demir, Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay ve İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler'in görevden alınmasının ardından, ihmaller zincirinde sorumluluğu belirlenen İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah da soruşturma potasına girdi. İçişleri Bakanlığı müfettişleri, ihmaller zincirinde Cerrah'ın da sorumluluğu olduğu düşüncesinde. Cerrah'ın, görevden alınıp alınmayacağına idari soruşturma raporuna göre karar verilecek. Trabzon Emniyet Müdürü'yken suikastin 'büyük abi'si Erhan Tuncel'i polis muhbiri yapan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi Başkanı Ramazan Akyürek ve Yasin Hayal'in eniştesi jandarma muhbiri Coşkun İğci'nin 'Yasin Hrant Dink'i öldürecek' bilgisini vermesine rağmen tedbir almayan kimliği belirsiz JİT görevlileri içinse, şimdilik soruşturma yok. İçişleri Bakanlığı'nın, Trabzon, İstanbul ve Ankara'da görevlendirdiği mülkiye başmüfettişleri, Trabzon'un ardından İstanbul'daki araştırmalarını da tamamladı. Müfettişler, geçen pazartesi günü görevden alınan İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Güler ile İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah'ın, Dink suikastindeki ihmallerde adli ve idari yönden sorumluluğu bulunduğu kanatine vardı. Bir ön rapor hazırlayan müfettişler, Cerrah ve Güler hakkında adli ve idari yönden ön inceleme yapabilmek için İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu'dan izin istedi. Aksu, istenilen her iki izni de verdi. Müfettişler, Cerrah ve Güler'e adli soruşturma açılıp açılmamasına, ifadelerini aldıktan sonra karar verecek. Yazı ortada yok Geçen pazartesi görevden alınan İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Güler'in, müfettişlere verdiği ifadede; "Trabzon'dan gelen suikast ihbarını teyit edemediğimizi İstihbarat Dairesi'ne bildirdik" dediği ve müfettişlere ihbarın teyit edilemediğini gösteren tutanağının bir örneğini verdiği öğrenildi. İstihbarat Dairesi'nin illerle yaptığı yazışmaların saklandığı dijital sistemde çalışan müfetişler, Güler'in "Yazdık" dediği yazıyı aradı, ancak bulamadı. Müfettişlerin, bu gelişme üzerine Ramazan Akyürek ve kurmaylarının yazılı ifadesini bile almadan İstihbarat Dairesi'nden ayrıldıkları iddia edildi. Akyürek için ön inceleme izni isteme gereği duymayan müfettişler, Cerrah ve Ahmet İlhan Güler'in ifadesini aldıktan sonra İstihbarat Dairesi'ne dönecek. |
TÜRKİYE'DE KURAKLIK İşte Türkiye'nin kuraklık haritası İstanbul'un da içinde bulunduğu, özellikle yurdun kuzey batı kesimlerinde kuraklık “hat safhada” yaşanacak Londra Üniversitesinin meteorolojik tahminler üzerine uzmanlaşmış bir çalışma grubu, dünyanın hemen her bölgesindeki hava ve yağış durumları gibi meteorolojik bilgilere ilişkin tahminler yapıyor. Uydudan izleme teknolojileri de dahil son teknoloji ve tahmin yöntemlerini kullanarak çalışma yapan Londra Üniversitesi, bulduğu sonuçları, 1, 3, 6 aylık ya da 1 yıllık ve üzeri tahminler şeklinde, “Dünya Kuraklık Monitörü” başlığı altında internet sitesinde yayınlıyor. DÜNYA GİDEREK ISINIYOR TÜRKİYE'NİN KURAKLIK HARİTASI İnternet sitesi tarafından yapılan değerlendirmelere göre, bahar aylarında Türkiye'nin batı kesiminde “az” düzeyde seyredecek olan kuraklık, İç Anadolu'da ”orta düzeyde” görülecek. 2007 yaz aylarında ise Türkiye'nin batı ve İstanbul'un da içinde bulunduğu, özellikle yurdun kuzey batı kesimlerinde kuraklık “hat safhada” yaşanacak. Aynı dönemde İç Anadolu'da kuraklık “az-orta” düzeyde yaşanırken, Doğu Anadolu ise “orta-şiddetli” kuraklıkla karşı karşıya kalacak. Jeoloji Mühendisleri Odası Konya Şube Başkanı Yrd. Doç. Dr. Tahir Nalbantçılar, haritadaki verilerin İç Anadolu'ya özgü çarpıcı tahminler içerdiğini vurguladı. Yrd. Doç. Dr. Nalbantçılar, şunları kaydetti: “Veriler, dikkat çekici bir şekilde önümüzdeki 1 yıl içinde İç Anadolu Bölgesi'nin 'az-orta' derecede kuraklık yaşayacağını, 2 yıl sonra 'az' düzeyinden 'şiddetli' düzeyde bir kuraklığa ulaşacağını, 3 yıl sonra ise kuraklığın 'az'dan 'had safhada kuraklık' düzeyine çıkacağını gösteriyor. Bu da kuraklık konusunda bizi bekleyen tehlikeyi, bir an önce özellikle bölgede su tasarrufuyla ilgili atılması gereken adımların aciliyetini gösteriyor.” http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2851529.jpg KURAKLIK DERECELERİ İnternet sitesinde renklerle de anlatılan kuraklık değerleri, şunları ifade ediyor: Az Kuraklık: Kuraklığa gidiş var. Bitkilerde kısa süreli kuruma ve büyüme yavaşlaması, çok yavaş su açığı verilmesi. Yeşillikler ve bitki tam gelişmez. Orta Derecede Kuraklık: Yeşillikler ve bitkilerde bazı hasar oluşması, yüksek yangın riski, nehirler, göller veya kuyularda düşük derecede bazı su eksikliklerinin gelişmesi veya yakında olacak olması, gönüllü olarak su kullanımında kısıtlama yapılması, talep edilmesi. Şiddetli Kuraklık: Yeşillikler ve bitkilerde kayıpların başlaması, çok yüksek yangın riski, su kıtlığının başlaması, su kısıtlamasının önerilmesi. Had Safhada Kuraklık: Büyük yeşillikler ve bitkilerde kayıpların olması, had safhada yangın riski. Yaygın su kıtlığı veya kısıtlaması. Olağanüstü Kuraklık: Olağanüstü veya geniş çaplı yeşillikler ve bitkilerde kayıplarının olması. Olağanüstü yangın riski, acil durum oluşturan göl, dere ve nehirlerdeki su kıtlığı. Londra Üniversitesinin akademik çalışmalarına güvenen pek çok kişi ve kuruluş, küresel ısınmanın gündemde olduğu son dönemde, üniversitenin, hava tahminlerini yayınladığı internet sitesine büyük ilgi gösteriyor. Bu sitede yer alan geleceğe ilişkin yağış oranlarıyla ilgili tahminler, harita şeklinde sunuluyor. Haritada koyu kahverengi ile gösterilen alanlar, mevsim normallerine göre o yerin aşırı kurak olacağı, beyaza en yakın ton ise o bölgenin yağış konusunda sorun yaşamayacağı tahminini ortaya koyuyor. Haritalarda koyu renk “tehlike”, açık renk ise yağış konusunda “sorun yok” masajını veriyor. İsteyen, “http://drought.mssl.ucl.ac.uk” internet adresinden bu siteye girip, kuraklıkta son durum tahminleri günlük öğrenebiliyor. |
Çalışanın vergi indirimi belli oldu 8 Şubat 2007 A.A. http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2851278.jpg Vergi iadesi uygulamasına son veren ve yerine asgari geçim indirimini getiren kanun tasarısı, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda kabul edildi. Benimsenen düzenlemeye göre, asgari geçim indirimi, mükellefin kendisi için asgari ücretin yıllık brüt tutarının yarısı olacak. Eşi çalışmayan işçi ve memurlara, ayrıca brüt asgari ücretin yüzde 10'u, çocukların her biri için ayrı ayrı olmak üzere, ilk 2 çocuk için yüzde 7,5, diğer çocuklar için yüzde 5 oranında indirim sağlanacak. Bakanlar Kurulu, asgari geçim indirim tutarlarını, toplamı asgari ücretin yıllık brüt tutarını aşmamak üzere, artırma veya kanuni oranına kadar indirmeye yetkili olacak. Asgari geçim indirimi, 1 Ocak 2008'den itibaren elde edilen gelirler için geçerli olacak. EVDE ÜRETİLEN ÜRÜNLERE VERGİ MUAFİYETİ Muharrik kuvvet kullanmamak ve dışarıdan işçi almamak suretiyle evlerde imal ettikleri kırpıntı deri ürünleri, pul, payet, boncuk işleme, tığ örgü işleri, tarhana, erişte ve mantı gibi ürünleri, işyeri açmaksızın satanlar gelir vergisinden muaf olacak. Bu ürünlerin, pazar takibi suretiyle satılması ile ticari, zirai veya mesleki faaliyetleri dolayısıyla gelir ve kurumlar vergisi mükellefi olanların düzenledikleri hariç olmak üzere; kermes, festival, panayır ile kamu kurum ve kuruluşlarınca geçici belirlenen yerlerde satılması muaflıktan faydalanmaya engel olmayacak. ÖDÜNÇ PARA ALINMASI, MAL ALIM SATIMI SAYILACAK İmalat ve inşaat, kiralama ve kiraya verme, ödünç para alınması veya verilmesi, ücret, ikramiye ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemler, her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirilecek. Kurumlar Vergisi Kanununda yapılan değişiklikle, Türkiye'deki gerçek kişilerin doğrudan veya dolaylı olarak ayrı ayrı ya da birlikte sermayesinin, kar payının veya oy kullanma hakkının en az yüzde 50'sine sahip olarak kontrol ettikleri yurtdışı iştiraklerinin kazançları dağıtılsın veya dağıtılmasın, iştirakin hesap döneminin kapandığı ayı içeren yıl itibariyle dağıtılan, kar payı sayılacak. Türkiye'de vergilendirilmiş kazancın iştirak tarafından sonradan dağıtılması durumunda, elde edilen kar paylarının vergilendirilmiş kısmı, bu tutardan indirilecek. YURTDIŞI ÖDEMELERİNE VERGİ KESİNTİSİ Vergilendirme rejiminin, Türk vergi sisteminin sahip olduğu vergilendirme kapasitesiyle en az aynı düzeyde bir vergilendirme imkanı sağlayıp sağlamadığı ve bilgi değişiminde bulunup bulunmadığı da göz önünde bulundurularak, Bakanlar Kurulunca ilan edilecek ülkelerde yerleşik veya faaliyette bulunanlara, (Türkiye'de yerleşik olanların bu ülkelerde bulunan işyerleri dahil) nakden veya hesaben yapılan veya tahakkuk ettirilen her türlü ödemeler üzerinden, bu ödemelerin, verginin konusuna girip girmediğine veya ödeme yapılanın mükellef olup olmadığına bakılmaksızın yüzde 30 oranında vergi kesintisi yapılacak. Emsaline uygun fiyatlarla satın alınan mal ve iştirak hisseleri için yapılan ödemeler, emsaline uygun fiyatlarla kara, deniz ve hava ulaştırma araçlarının kiralanması için yapılan ödemeler ile yapılan işin tamamlanabilmesi bakımından zorunluluk arz eden geçiş ve liman ücreti gibi ödemeler üzerinden yapılacak kesinti oranını belirlemeye, sıfıra kadar indirmeye veya kanuni seviyesine kadar getirmeye bakanlar kurulu yetkili olacak. Yurt dışındaki finans kuruluşlarından temin edilen borçlanmalara ilişkin anapara, faiz ve kar payı ödemeleri ile sigorta ve reasürans ödemeleri üzerinden vergi kesintisi yapılmayacak. Muhtasar beyannamenin şekil, içerik ve eklerini belirlemeye, ayrı ayrı beyanname verme mecburiyeti getirmeye, Maliye Bakanlığı yetkili olacak. KONTROL EDİLEN YABANCI KURUMLAR Kontrol edilen yabancı kurumlara yapılan ödemeler üzerinden kesilecek vergiler, Türkiye'de yıllık beyannameyle bildirilen, kontrol edilen yabancı kurum karı üzerinden hesaplanacak gelir vergisinden mahsup edilebilecek. Mahsup edilecek vergi, kontrol edilen yabancı kurumun bu ödemelerden kaynaklanan kazancına isabet eden gelir vergisinden fazla olamayacak. Kanunun, kontrol edilen yabancı kurumlara ilişkin hükümlerinin uygulandığı durumlarda, yurtdışı iştirakin toplam vergi yükünün hesabında esas alınan vergiler, ödenmiş olmaları şartıyla, Türkiye'de vergilendirilecek kontrol edilen yabancı kurum karları üzerinden hesaplanan gelir vergisinden mahsup edilecek. PETROL BORU HATLARININ YAPIMI Altın, gümüş, platin arama, işletme, zenginleştirme, rafinaj ve Türk Petrol Kanunu hükümlerine göre petrol arama faaliyetlerine ilişkin olmak üzere, bu faaliyetleri yürütenlere yapılan teslim ve hizmetler ile boru hattıyla taşımacılık yapanlara, bu hatların inşa ve modernizasyonuna ilişkin yapılan teslim ve hizmetler, Katma Değer Vergisinden (KDV) muaf tutulacak. Özel okullarda verilen bedelsiz eğitim ve öğretim hizmetleri kapasitelerinin yüzde 10'una, üniversite ve yüksekokullarda ise bu hizmet, kapasitelerinin yüzde 50'sine çıkarıldı. Belediye ve il özel idarelerinin sattığı iştirak hisseleri ve gayrimenkullerden alınan vergi kaldırılacak. Organize sanayi bölgeleri ile küçük sanayi sitelerindeki altyapı ve ortak tesis yapımına ilişkin harcamalara da KDV muafiyeti sağlanacak. Sürücü dahil 9 kişilik oturma yeri olan ve motor silindir hacmi 3200 cc'yi geçmeyen araçlarda, ÖTV yüzde 10 olacak. Esnaf ve Sanatkar Kredi ve Kefalet Kooperatiflerinin kendi kaynaklarından kullandırdıkları veya üyelerinin bankalardan kullanacakları kredilere ilişkin kefalet işlemlerinde harç alınmayacak. Döviz büfelerinden her yıl alınan 22 bin 440 YTL tutarındaki harç 11 bin 220 YTL'ye indirilecek. Döviz bürosu şirketlerinden her bir şube için alınan 11 bin 220 YTL tutarındaki harç da yarı oranında azaltılarak 5 bin 610 YTL'ye düşürülecek. Sigorta şirketleri, iptal ettikleri sigorta muamelelerine ilişkin vergileri, iptalinin gerçekleştiği dönemde hesaplanan banka ve sigorta muameleleri vergisinden indirilebilecek. Büyük mükellefler vergilerini İstanbul'da yatırsalar bile, bunların ödediği vergilerden ilgili şirketlerin faaliyet gösterdikleri büyükşehir belediyelerine yüzde 5 oranında pay aktarılacak. YATIRIM TEŞVİKLERİ Yatırım teşviki sağlanan 49 ilde, en az 10 yeni işçi istihdam eden şirketler, yeni istihdam ettikleri işçi ücretleri için daha az gelir vergisi ve SSK primi ödeyecek. Ayrıca şirketlere enerji desteği sağlanacak. Teşvik kapsamındaki illerde Nisan 2005 tarihinden itibaren faaliyete geçen ve asgari 10 işçi çalıştırılan işletmeler ile Nisan 2005 tarihinden önce faaliyete geçmiş işletmelerden; fiilen ve sürekli olarak hayvancılık, seracılık, sertifikalı tohumculuk ve soğuk hava deposu ile imalat sanayi, madencilik, turizm konaklama tesisi, eğitim veya sağlık alanlarında faaliyette bulunanların elektrik enerji giderlerinin yüzde 20'si hazinece karşılanacak. Hazinece karşılanacak oran, organize sanayi veya endüstri bölgelerinde faaliyette bulunan işletmeler için yüzde 50'yi, diğer alanlarda faaliyette bulunan işletmeler için yüzde 40'ı geçemeyecek. BEDELSİZ YATIRIM YERİ TAHSİSLERİ Yatırım yeri tahsisinde mülkiyet devri yerine, bedelsiz olarak 49 yıl süreyle irtifak veya kullanım hakkı tesisine gidilecek. Teşvik kapsamındaki illerde en az 10 kişilik istihdam öngören yatırımlara girişen gerçek veya tüzel kişiler lehine; Hazineye, özel bütçeli kuruluşlara, il özel idarelerine veya belediyelere ait arazi veya arsaların üzerinde 49 yıl süreli bağımsız ve sürekli nitelikli bedelsiz irtifak hakkı tesis edilecek. Bu taşınmazlar üzerindeki kamuya ait ve ihtiyaç dışı bina ve müştemilat ile üzerinde henüz faaliyete geçmemiş yatırım bulunan arazi veya arsalar da bu kapsamda değerlendirilecek. Talep edilen taşınmazın bulunduğu ilçenin mülki sınırları içinde organize sanayi veya endüstri bölgesi bulunması halinde bu bölgelerde yer alabilecek yatırımlar için tahsis edilecek boş parsel bulunmaması şartı aranacak. İrtifak hakkı tesis edilecek veya kullanma izni verilecek taşınmazlardan imar planı bulunmayanların planları ile uygulama projeleri, bedelsiz olarak verilen ön izin süresi içinde yapılacak. İstihdam edilecek işçi sayısına, yatırım konusu işletmenin faaliyete geçtiği tarihten itibaren 5 yıl süreyle uygulanması zorunlu olacak. Yatırımcı tarafından, mücbir sebepler hariç öngörülen sürede yatırımın en az yüzde 50'sinin tamamlanmadığının veya taşınmazın üzerine yatırıma başlama tarihinden itibaren 1 yıl içinde herhangi bir yatırım yapılmadığının ya da işletmeye geçtikten sonra faaliyetin sona erdirildiğinin tespiti, irtifak hakkı ve kullanma izni sözleşmesinin ağır şekilde ihlali sayılacak ve bu taşınmaz üzerindeki muhdesat, zemin maliki idareye devredilecek. Yatırımın tamamlanmaması veya öngörülen istihdam sayısına yüzde 10'u aşan oranda uyulmaması halinde ise bedelsiz olarak tesis edilmiş irtifak hakkı veya verilen kullanma izni, bedelliye dönüştürülecek. Bedelsiz irtifak hakkı veya kullanma iznine konu taşınmazların üzerinde gerçekleştirilecek yatırımın toplam tutarı, bu taşınmazların maliki idarelerce takdir edilecek rayiç değerin 5 katından az olamayacak. MESLEK YÜKSEKOKULLARINA SINAVSIZ ATAMA Meslek yüksekokullarının YÖK tarafından belirlenecek uzmanlık alanlarına atanacak öğretim görevlileri, merkezi sınavdan muaf tutulacak. Bu statüde meslek yüksekokullarına atananlar, bu okulların uzmanlık alanları dışındaki üniversitelerin ya da yüksek teknoloji enstitülerinin birimlerinde görevlendirilmeyecekler. Zorunlu müdafi ve vekil görevlendirmelerinde ödenen ücretin dışında, baroların yaptıkları masraflar da karşılanacak. Baro tarafından müdafi ve vekil görevlendirilen avukatlara ödenmesi gereken tutarın kalan kısmı, Adalet Bakanlığı bütçesinden konan kaynaktan karşılanacak. LİSANSLARIN GEÇERLİLİĞİ Enerji piyasası çerçevesinde EPDK tarafından teklif verme toplantısı gerçekleştirilmiş olan aynı kaynak için yapılmış başvurulardan lisans almış olanların lisansları, yargıya intikal edip etmediğine bakılmaksızın ve herhangi bir işleme gerek bulunmaksızın geçerli sayılacak. KAÇAK SİGARA VE ALKOLE CEZA İzin alınmadan tütün ve tütün mamulleri ile alkollü içkiler üretmek üzere fabrika, tesis veya imalathane kuran veya işletenlere, işyerleri ve ikametgahlarında bu maddeleri üretenlere 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve 10 bin güne kadar adli para cezası verilecek. Satış belgesi almadan satış yapanların elindeki ürünlere el konulacak, bu kişilere adli para cezası verilecek. Kaçak veya sahte ürün bulunduran, alan veya satan toptan ve perakendeci satıcılara, 1000 YTL idari para cezası kesilecek. Perakende satıcıların yetkili olmadığı halde açık olarak içki satışı veya sunumu yapmaları halinde 500 YTL ceza uygulanacak. 18 yaşından küçüklere tütün mamulleri sattıkları tespit edilenlere, 1000 YTL idari para cezası verilecek. Tekrarı halinde satış belgeleri iptal edilecek. HAZİNE PAYI Maliye Bakanı, döner sermayeli işletmelerin gayrisafi hasılası üzerinden genel bütçeye irat kaydedilen Hazine payı oranını gerektiğinde yüzde 1'e kadar indirmeye yetkili olacak. Maliye Bakanı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve Sağlık Bakanı, Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilen sosyal güvenlik kurumlarının ve yeşil kartlıların Sağlık Bakanlığına bağlı hastanelerden 2006 yılı sonu itibariyle aldıkları tedavi hizmetlerine ait tutarlar ile 2006 yılında söz konusu hastanelere bağlı döner sermaye işletmelerinin genel bütçeye ödemesi gereken Hazine paylarına ilişkin olarak mahsuplaşma, alacaktan vazgeçme veya borçları terkin etmek suretiyle uzlaşmaya müştereken yetkili olacaklar. |
Çikolatanın içinden parmak çıktı Almanya’da, bir kişi, çikolatanın içinde insan parmağı olduğunu anlayınca dehşete düştü. Almanya’da, marketten aldığı İtalyan çikolatasını iştahla yemeye hazırlanan bir adam, çikolatanın içinde fındık değil, insan parmağı olduğunu anlayınca dehşete düştü. Mainz polisi, adamın çikolatasının tam ortasında, üzerinde tırnağıyla birlikte insan parmağı parçası bulduğunu ve bunu polise bildirdiğini aktardı. Polis, parmağı çikolatadaki fındıklardan ayırt etmenin zor olduğunu, parmak parçasının uzmanlar tarafından incelenmekte olduğunu kaydetti. 28 yaşındaki adamın, çikolatayı emin olmak için önce aile doktoruna gösterdiğini, onun da çikolatadakinin "insan parmağı" olduğunu söylemesi üzerine polise başvurduğu belirtildi. Polis, çikolatanın markasını açıklamadı. ------------------------------------------------------------------------------------------------------- Ankara, yakalanan PKK'lıların iadesini istiyorPKK'nın malî kaynaklarını kurutmak amacıyla Avrupa'da başlayan operasyonlar Türkiye'yi umutlandırdı. Yakalananları 'terör örgütünün bankası' olarak nitelendiren Dışişleri Bakanı Gül, "Uzun süredir bunları almaya çalışıyorduk. Şimdi iade edilmeleri gerekiyor. Adalet Bakanlığı dosyaları hazırlayacak." dedi. Terör örgütü PKK'ya karşı Avrupa'da başlayan operasyonlar sürüyor. Yakalanan kişilerin sorguları doğrultusunda baskınlara devam eden Fransız polisi, dün Paris'teki birçok dernekte arama yaptı ve onlarca kişiyi sorguladı. Söz konusu yerlerdeki bilgisayar ve dokümanlara el konuldu. PKK'nın Avrupa sorumlusu Rıza Altun'un da aralarında bulunduğu gözaltındaki 13 kişinin yarın mahkemeye çıkarılarak tutuklanması bekleniyor. Hakimin uygun görmesi durumunda tutukluluk süresi 4 yıla kadar uzayabiliyor. Ankara ise militanların Türkiye'ye iade edilmesini istiyor. Konuyla ilgili talebi dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül dile getirdi. Avrupa'daki operasyonların tesadüfî olmadığını belirten Gül, ele geçirilen PKK'lıların iadesi konusunda ümitli olduğunu söyledi. Baskınlarda Amerika'nın etkin bir rolü bulunduğunu kaydeden Gül, yakalanan kişilerin 'terör örgütünün bankası' olarak adlandırıldığını, Türkiye'nin uzun süredir bunları almak için uğraştığını vurguladı: "Bize iadeleri gerekiyor. Adalet Bakanlığı gerekli dosyaları hazırlayacak." Ancak özellikle Rıza Altun'un iadesinde sıkıntılar yaşanabileceği kaydediliyor. Fransa, daha önce sığınma talebinde bulunan Altun'a 'siyasi mülteci' hakkı tanımamış; ancak ölüm tehlikesi bulunan kişilere verilen 'toprak sığınma hakkı' sağlamıştı. Türkiye, bu kararın geçerliliğini yitirdiğini savunuyor. Emniyet Genel Müdürlüğü de Fransa'da yürütülen PKK operasyonlarıyla ilgili olarak Fransız polisinden İnterpol kanalı ile bilgi istedi. Fransız İnterpolü, aralarında Rıza Altun ve Nedim Seven'in de bulunduğu 15 zanlıyı gözaltına aldıklarını bildirdi. Bunun üzerine Emniyet, PKK'nın Avrupa'daki kasası olarak bilinen Rıza Altun ile arananlar listesinde yer alan Nedim Seven'in iadesini talep etti. Emniyet Genel Müdürlüğü, Fransa ile ilgili temaslarını İnterpol ve Fransa'daki irtibat görevlisi aracılığıyla yürüttü. Bu arada, Belçika Federal Savcılığı, ülkede terör örgütü PKK'ya karşı bir operasyon yapılmadığını, sadece bir kişinin Fransa'nın talebi üzerine gözaltına alındığını açıkladı. Federal savcılığın açıklaması Fransa'dan sonra Belçika'da da PKK'nın üzerine gidileceği beklentilerini zayıflatırken, kafaları da karıştırdı. Önceki gün Belçika kaynaklı haberlerde PKK "komutanlarından" Canan Kurtyılmaz'ın gözaltına alındığı, eski DEP milletvekilleri Remzi Kartal ve Zübeyir Aydar'ın da sorgulandıkları duyurulmuştu. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise Washington'da Türk gazeteciler için düzenlenen basın toplantısında, görüştüğü Amerikalı yetkililerin Kuzey Irak'ta PKK'ya karşı somut eyleme henüz geçmemeleri konusunda 'mahcubuz' ve 'üstümüze düşeni yapacağız' dediklerini aktardı. Amerikalıların geçen senelerdeki gibi 'PKK'ya karşı operasyon yaparak Irak'ta kuvvetlerimiz bölünür' mazeretini duymadığını kaydeden Gül, "Kararlılık görmedim dersem doğru olmaz. Ben biraz daha olumlu ayrılıyorum." şeklinde konuştu. Gül, Türkiye'nin askerî önlem alıp almayacağı konusuna ilişkin bir soruya, "Yapılmaması yönünde ABD'den bir telkin söz konusu değil." karşılığını verdi. Avrupa'da PKK'ya karşı gerçekleştirilen operasyonların bir koordinasyonun neticesi olduğunu söyleyen Gül, yakalanan örgüt üyelerinin iadesi için Adalet Bakanlığı'nın dosyalarını hazırlayacağını bildirdi. ABD Kongresi'ne sunulan Ermeni tasarısını, "tüm ilişkilerimizi zehirleyecek büyük bir tehdit" olarak nitelendiren Bakan Gül, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi için "Onunla bir görüşmemiz olmayacak. Çünkü kendisini bu meseleye çok fazla bağlamış bir hanım." ifadelerini kullandı. |
Batman'da kuş gribi karantinası 8 Şubat 2007 ANKA Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Batman'ın Gercüş ilçesine bağlı Boğazköy köyünde, köy tavuklarında "kuş gribi" hastalığının tespit edildiğini bildirdi. İlçe karantinaya alındı. Batman Valiliği, 3 köyde itlaf çalışmalarına başlandığını ve insana bulaşma vakasına rastlanmadığını açıkladı. Batman'ın Gerçüş ilçesine bağlı Boğazköy köyünde köy tavuklarında, bugün itibariyle Kuş Gribi hastalığı tespit edildiği açıklandı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığından konuyla ilgili yapılan açıklamada, hastalık kaynağının göçmen kuşlar olduğunun tahmin edildiği bildirildi. Açıklamada, söz konusu bölgede 5 Şubat 2007 tarihinde şüpheli tavuk ölümlerinin Gerçüş İlçe Tarım Müdürlüğüne ihbar edildiği, aynı gün hükümet veteriner hekimlerinin hastalık mahalline giderek incelemelerde bulunduğu ve gerekli tedbirler alınarak şüpheli materyalin Elazığ Veteriner Kontrol Araştırma Enstitüsü Müdürlüğüne ulaştırıldığı kaydedildi. Yapılan inceleme sonucunda hastalığın kuş gribi olduğunun bugün itibariyle kesin olarak tespit edildiği kaydedilen açıklamada, hastalık etkeninin tiplendirilmesiyle ilgili detay çalışmaların sürdüğü ifade edildi. KARANTİNA TEDBİRLERİ ALINDI Hastalık çıkan Boğazköy köyünün etrafında 3 kilometre yarıçapında kontrol bölgesi, 7 kilometre çapında da gözetim bölgesi oluşturularak toplam 10 kilometrelik alanda sıkı karantina tedbirlerinin alındığının bildirildiği açıklamada, şöyle denildi: “Kontrol bölgesinde mihrak dışında Aydınlı ve Rüzgarlı köyleri de bulunmaktadır. Hastalık mihrakı olan Boğazköy'de 800 tavuk, 80 hindi, 20 ördek ve kaz mevcut olup, hastalık sürecince toplam 170 muhtelif kanatlı hayvan ölmüştür. Kontrol bölgesinde mevcut kanatlı hayvanların itlaf işlemlerine başlanmıştır. Ayrıca Kuş Gribi Ulusal Acil Eylem Planı devreye konulmuştur. Acil Eylem Planı çerçevesinde Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünde Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi ve Batman'da da Yerel Hastalık Kontrol Merkezi oluşturulmuş ve çalışmalara başlanmıştır.” GEÇEN SENE DE GÖRÜLMÜŞTÜ Açıklamada, Türkiye'de son kuş gribi vakasının 31 Mart 2006 tarihinde görüldüğü ve alınan tedbirler sonucunda hastalığın tamamen söndürüldüğü, bu tarihten sonra da Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından sürdürülen taramalarda hiçbir vakaya rastlanmadığı kaydedildi. Bakanlık açıklamasında, bu süreçte bakanlık laboratuvarlarında 700 şüpheli örnek (443'ü evcil, 257'si yabani kanatlı) intikal ettiği ve tamamının negatif bulunduğu vurgulandı. KANATLI HAYVAN BESLEYENLERE UYARI Açıklamada, kümes hayvanı besleyenlere ve kırsal alanda yaşayanlara şu uyarılarda bulunuldu: “Kümes hayvanlarının açıkta bulundurulmaması, kümes hayvanı yetiştiricilerinin ani ve toplu ölümle seyreden şüpheli kanatlı ölümlerini bakanlığımızın en yakın birimine bildirilmesi, kümes hayvanlarının kapalı alanlarda tutulması, ölen hayvanların çevreye atılmaması, hastalıktan şüpheli veya ölmüş kümes hayvanlarıyla hiçbir şekilde doğrudan temas edilmemesi, ticari yetiştiricilik yapan kanatlı işletmelerince biyo-güvenlik önlemlerinin en üst düzeye çıkarılması hususlarına riayet edilmesi, hastalığın tespit, teşhis ve kontrolü için büyük önem arz etmektedir.” İNGİLTERE'DE DE GÖRÜLDÜ Bu arada başta Uzakdoğu ülkeleri ve İngiltere olmak üzere şu anda dünyanın birçok ülkesinde kuş gribi vakaları görülüyor. En son İngiltere'nin Suffolk kentinde bir hindi çiftçiliğinde görülen kuş gribi hastalığı nedeniyle bu bölgedeki kanatlı hayvanlar itlaf ediliyor. |
08 Şubat 2007 MERKEZ BANKASI BEKLENTİ ANKETİ... (2) -CARİ AÇIK BEKLENTİSİ, YIL SONU İTİBARIYLA 32 MİLYAR DOLARA İNDİ -YIL SONU DOLAR KURU BEKLENTİSİ DE 1,5410 YTL'YE GERİLEDİ(A.A) - Yıl sonu cari işlemler dengesinde meydana gelecek açık beklentisi, 32 milyar 13,6 milyon dolara indi. Cari açık beklentisi 32 milyar 466,8 milyon dolar düzeyindeydi. Merkez Bankası tarafından her ay iki kez düzenlenen Beklenti Anketinin Şubat ayı birinci dönem sonuçları açıklandı. İki ay sonrasına ait tüketici fiyatları endeksinde (TÜFE), Ocak ayının son anketinde yüzde 0,52 olan beklenti, son ankette yüzde 0,64'e çıktı. Dönemler itibarıyla beklentiler, yıl sonu TÜFE'de yüzde 7,04'den 7,16'ya yükselirken, gelecek 12 aylık döneme ilişkin yüzde 6,84 olan TÜFE beklentisi yüzde 6,77'ye indi. Gelecek ayın TÜFE beklentisi de yüzde 0,40'dan yüzde 0,53'e çıkarken, cari ay TÜFE beklentisi yüzde 0,54'den yüzde 0,50'ye, 24 ay sonrasının yıllık TÜFE beklentisi de yüzde 5,50'den yüzde 5,43'e geriledi. Gelecek 3. ayın altı aylık hazine bonosu ihalesi yıllık bileşik faiz oranı beklentisi yüzde 19,92'dan yüzde 19,57'ye, gelecek 12. ayın altı aylık hazine bonosu ihalesi yıllık bileşik faiz oranı beklentisi yüzde 17,30'dan yüzde 16,99'a indi. Gelecek 3. ayın 5 yıl vadeli, 6 ayda bir sabit kupon ödemeli YTL cinsi tahvil ihalesi bileşik faiz oranı beklentisi de yüzde 19,66'dan yüzde 19,33'e, gelecek 12. ayın 5 yıl vadeli, 6 ayda bir sabit kupon ödemeli YTL cinsi tahvil ihalesi bileşik faiz oranı beklentisi ise yüzde 17,10'dan yüzde 16,88'e indi. -KUR BEKLENTİSİ- Ay sonu dolar kuru beklentisi, Şubat ayının ilk anketinde 1,4354 YTL'dan 1,4210 YTL'ye, yıl sonu dolar kuru beklentisi de 1,5526 YTL'den 1,5410 YTL'ye geriledi. Gelecek 12 ay sonunda dolar kuru beklentisi ise 1,5677 YTL'dan 1,5589 YTL'ye indi. Ocak ayının son anketinde yüzde 4,7 olan cari yıl sonu gayri safi milli hasıla (GSMH) büyüme beklentisi değişmedi. Gelecek yıl sonu yıllık GSMH beklentisi ise yüzde 5,1 oldu. |
Spor spikeri olmak ister misiniz? Artık sadece seyirci kalmaya paydos! Dialog size, spor karşılaşmalarının anlatımı ve spor programlarının sunumu üzerine benzersiz bir eğitim olanağı sunuyor. Günümüzde her çeşit spor karşılaşmalarına artan yoğun bir ilgi var. Radyo-televizyon kuruluşlarının yurt içi ve yurt dışından satın aldığı yayın hakları ve dijital platformlarda yayın yapan spor temalı kanalların artmasıyla profesyonel eğitim almış spor sunucularına olan talep yoğunlaşmaya başladı. 16 yıllık Spikerlik – Sunuculuk eğitimi deneyimi ve profesyonel yaşama kazandırdığı yüzlerce başarılı isimle Dialog, gelen talebe yanıt vererek Türkiye’de Spor Spikerliği üzerine eğitim veren ilk özel kurum olmanın gururunu yaşıyor. 100 saatlik eğitim süresi olan programda Ses – Nefes – Artikülasyon, Diksiyon – Fonetik, Konuşma Çalışmaları, Spikerlik Sunuculuk Teknikleri, Spor Spikerliği Teknikleri ve Stil – İmaj gibi başarılı spor spikerleri yaratmak için gerekli tüm dersler bulunuyor. Konuşmanın temel prensiplerini oluşturan Ses – Nefes ve Diksiyon – Fonetik derslerini, Konuşma Çalışmaları uygulamalarını Dialog’un birbirinden değerli tiyatro sanatçısı eğitmenleri verirken programda süresi en uzun ders olan Spor Spikerliği Teknikleri uzmanlık dersini, Kanaltürk Spor Müdürü Barbaros Çıdal veriyor. Barbaros Çıdal, TRT’de aldığı spor spikerliği eğitimiyle edindiği bilgilerle uzun yıllara dayanan naklen yayın sunumu ve program sunumu tecrübesini Dialog öğrencilerine aktarıyor. Derslerin yanı sıra, eğitim programına spor dünyasının önde gelen isimleri konuk konuşmacı olarak gelip bilgi birikimlerini katılımcılarımızla paylaşıyor. Sertifika programının içeriği aşağıdaki gibi şekilleniyor: Ses – Nefes – Artikülasyon (10 saat): Konuşmadaki en değerli varlığımız olan sesimizi ve nefesimizi etkin ve sağlıklı kullanmanın prensipleri bu derste öğretiliyor. Diksiyon – Fonetik (16 saat): Doğru telaffuz, doğru tonlama, doğru vurgulama ile konuşmayı daha anlaşılır ve etkileyici hale getirmenin yolları bu dersin içeriğini oluşturuyor. Konuşma Çalışmaları (10 saat): Bu derste; doğaçlama, hazırlıklı/hazırlıksız konuşmalar, topluluğa hitabet, diyalog çalışmaları gibi farklı uygulamalarla diğer derslerde edinilen teknik bilgiler pratiğe dökülüyor. Spikerlik – Sunuculuk Teknikleri (16 saat): Farklı program ve yayın çeşitlerine göre hazırlık ve sunumların uygulamalı olarak öğretileceği derstir. Örnek olarak; haber okuma, program sunumu, muhabirlik vs. çalışmalar sayılabilir. Spor Spikerliği Teknikleri (40 saat): Temel spor kurallarının yanı sıra ağırlık futbolda olmak üzere, basketbol, voleybol, tenis, motor sporları gibi farklı dalların radyo ve televizyonda naklen anlatımına ilişkin bol uygulamalı eğitimin yapılacağı derstir. Stil ve İmaj (6 saat): Spiker ve sunucuların yayınlarda nasıl görünmeleri gerektiğine ilişkin bilgilerin verileceği keyifli bir derstir. Saç, makyaj, kıyafet ve aksesuarlar konusunda vücut tipi, ten ve saç rengine göre doğru tercihler kişiye özel olarak aktarılır. Topluluk Önünde Konuşma (2 saat): Bu çalışmada Dialog’daki diğer sınıflarla bir araya gelen katılımcılar, topluluk önünde konuşma yapma olanağı bularak kendilerini bu alanda sınarlar. Program Takvimi: Hafta sonu grubu: Cumartesi – Pazar: 10:00 – 14:00 arası. 12 hafta Hafta içi her gün: 10:00 – 14:30 arası 1 ay Eğitim Bedeli: 2000 YTL + KDV Kredi kartıyla tek ödeme Kredi kartıyla 5 taksitle ödeme 2160 YTL KDV dahil 2300 YTL + KDV Kredi kartına 12 taksit 5 taksitle ödeme 400 YTL X 5 (KDV hariç) 432 YTL x 5 (KDV dahil) 12 taksitle ödeme 207 YTL x 12 taksit İletişim: Prof.Dr. Tarık Zafer Tunaya Sk. No:8 Kat:1-2 Gümüşsuyu Taksim İSTANBUL Tel: (212) 249 46 00 www.dialog.com.tr |
IRAK'TA AMERİKAN HAVA SALDIRISI: 13 ÖLÜ http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Dunya/2009/irak_12.jpg BAĞDAT - Amerikan savaş uçaklarının, Bağdat'ın batısında düzenlediği hava saldırısında 13 kişinin öldüğü bildirildi. Amerikan ordusunun açıklamasında, uçakların, Irak dışından gelen direnişçilerin saklandığı iki evi hedef aldığı ve ölenlerin tamamının direnişçi olduğu belirtildi. Açıklamada, 5 kişinin gözaltına alındığı ve bomba yapımında kullanılan malzeme ele geçirildiği ifade edildi. PATLAMALARDA 26 KİŞİ ÖLDÜ Bağdat'ta bomba yüklü araçla düzenlenen saldırılarda da 26 kişi öldü. Irak polisi, Şii nüfusun yoğun olduğu Aziziye'deki bir pazar yerinde meydana gelen patlamada 15 kişinin öldüğünü, 50 kişininde yaralandığını açıkladı. Güvenlik kaynakları, bomba yüklü bir aracın Bağdat'ın doğusundaki El Emin mahallesinde, Sünnilerin gittiği bir cami yakınında infilak ettiğini, saldırıda 6 kişinin öldüğünü, 10 kişinin yaralandığını belirtti. Bakuba kentinde polis devriyesine düzenlenen silahlı saldırıda da 4'ü polis 5 kişinin öldüğü bildirildi. Öte yandan Irak'ın Anbar vilayetinde çıkan çatışmada, 4 Amerikan deniz piyadesi öldürüldü. Irak'ta ölen ABD askeri sayısı 3114'e yükseldi. |
Bu da Kurtlar Vadisi kardeşliği ! Kurtlar Vadisi'nin 8 Şubat Perşembe akşamı ekranlara gelecek yeni bölümü için geri sayım başladı. Dizinin tanıtım görüntüleri Show TV ekranlarında dönmeye başladı. Dizinin milyonlarca hayranı Perşembe gününü daha şimdiden sabırsızlıkla beklerken, dizinin yayına girmemesi için RTÜK'e yapılan başvuralara karşında kampanya başlattı. Kurtlar Vadisi hayranlarını sanal ortamda biraraya giteren fan klüp veya blog siteleri, tüm dizi hayranları için şu mesajı yayınladı: HER GÜN KURTLAR VADİSİ İZLEYİCİSİ 100.000 KİŞİ RTÜK'Ü ARASIN! ONLAR 100 KİŞİ İSE BİZ MİLYONLARIZ! KURTLAR VADİSİ TERÖR'Ü DAHA YAYINLANMADAN YASAKLATMAYA ÇALIŞANLAR; YARGISIZ İNFAZ YAPIYORLAR! DAHA ORTADA DİZİ YOKKEN KAMPANYA BAŞLATIYORLAR! KURTLAR VADİSİ'Nİ RATİNG VADİSİNE KURBAN VERMEYELİM! ARA, SESİNİ DUYUR! TEL: 444 1 178 Radyo Televizyon Ã'st Kurulu rtuk@rtuk.gov.tr Destekleyen Kurtlar Vadisi Fanları www.kurtlarvadisisevenleri.info Kurtlar Vadisi Terör Fun Club PANA FİLM'DEN AÇIKLAMA Bu arada dizinin yapımcısı Pana Film yaptığı bir açıklama ile Sabah gazetesinin başlattığı kampanyayı kınadığını belirterek, tepkilere yanıt verdi. İşte Pana Film'in açıklaması... Sabah gazetesinin, 30 milyon insanımızın heyecanla beklediği Kurtlar Vadisi Terör dizisine karşı yürüttüğü çirkin kampanyayı kınıyoruz. Bu sansürcü ve iftiracı zihniyetin altında ne tür hesapların yattığını, Türkiye’nin konuşulması istenmeyen gerçeklerini birer birer anlatmış olan Kurtlar Vadisi dizisi takipçileri zaten biliyor. 70 milyonluk ülkede 100 kişilik bir istatistiği sürmanşet yapanlar, aynı nedenlerle, Abdullah Öcalan posterlerinin açıldığı kongreyi, 22. sayfada kısa bir haber olarak değerlendiriyorlar. Kurtlar Vadisi Terör dizisi, teröre yüksek sesle “hayır” diyenlerin, bu ülkenin sonsuza kadar birlik ve beraberlik içinde yaşamasını isteyenlerin, buluşacağı bir adres olacaktır. 'Kurtlar Vadisi Terör' tartışması sürüyor. Dizinin yasaklanması için RTÜK'e başvuran izleyicilere kızan Polat Alemdar hayranları karşı kampanya başlattı. Gerekçeleri ise 'Dizi yayına bile girmeden yargısız infaz yapılıyor' Ekranların olay dizisi "Kurtlar Vadisi" yine olaylı dönüyor. Dizi henüz yayına girmeden "Bu dizi başlamasın" diye kampanyalar başlatıldı. Radyo Televizyon Üst Kurulu'na iletilen "Kurtlar Vadisi'ni istemiyoruz" şikâyetleri manşetlere taşındı. Ancak bu, dizi tutkunlarını da harekete geçirdi. "http://www.kurtlarvadisisevenleri.info/" adlı bir site kuran fanatikler, "Kurtlar Vadisi'ni reyting vadisine kurban vermeyelim" sloganıyla karşı kampanya başlattı."Kurtlar Vadisi Terör"ün henüz ekrana gelmeden kaldırılmasını isteyenlerin "yargısız infaz" isteyen sansürcüler olduğunun vurgulandığı ana sayfa duyurusunda, "Her gün 100 bin kişi RTÜK'ü arasın. Onlar 100 kişiyse biz milyonlarız. RTÜK'e sesini duyur" ifadesi yer aldı. Dizi için yapılan eleştirileri Show TV Genel Yayın Yönetmeni Saner Ayar'la konuştuk. Dizinin 8 Şubat'ta yayımlanacağını yineleyen Ayar, şunları söyledi: "Daha ekrana gelmeden 'Kaldırılsın' demek sansürcülüktür. Kimse endişe etmesin, bu dizi Türkiye'yi bölmez, bölemez. 'Kurtlar Vadisi Terör', 'Belli bir etnik grup kötü' diye bir şeyin altını çizmeyecek. Türk-Kürt ayrımı yapmayacak. Terörü kimlerin körüklediğini, dış güçlerin oyunlarını anlatacak. Etnik kimlik vurgusu yapmama adına şiveli konuşmaya özellikle yer verilmedi." http://www.milliyet.com.tr/2007/02/07/magazin/resim/amag1.jpg Türkiye'de Ogün Samast gibi tetikçilerin çıkmasının günah keçisi olarak "Kurtlar Vadisi" dizisinin ilan edilmesinin haksızlık olduğunu da söyleyen Ayar, "'İkinci Bahar' gibi bir aile dizisi yayındayken Bahriye Üçok'u vurdular. 'Beyaz Gölge' yayımlanırken bir dizi suikast oldu. İnsanlar TRT1'de Artistik Patinaj Şampiyonaları'nı izlerken terörden 5 bin kişi öldü. Dizilerle cinayetleri bire bir ilişkilendirmek doğru değil. Türkiye'de çekirdek aile yapısı bozulduğu için Ogün Samast gibi tetikçiler yetişiyor" dedi. Polat, Memati ile yola çıkıyor İlk bölümde Necati Şaşmaz'ın canlandırdığı "Polat Alemdar" ve ekip arkadaşlarını Güneydoğu'ya operasyona götürecek sebebe gelince: Bir subaydan gelen mektup "Polat" ve arkadaşlarının intikam için Irak'a gitmesine yetmişti. Bu kez Özgü Namal'ın canlandırdığı "Elif"in mezarına giden Polat, mezar taşını okşayıp ağlayan bir kadını görünce "Şehit mi?" diye sorar. Kadın, "İki oğlum vardı. Biri şehit oldu, diğeri dağda öldü. Bir kızım kaldı. Örgüt şimdi onu da istiyor. Ne olur onu kurtar?" diye yardım ister. "Polat", şehit anasının isteğini yerine getirmek için "Memati", "Abdülhey", "Güllü" ve "Halo"dan oluşan ekibiyle yola koyulur. TIP DERNEKLERİNDEN ORTAK AÇIKLAMA 'Şiddeti yüceltiyor' ANKARA ANKA Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Tabipleri Birliği, Türk Nöropsikiyatri Derneği, Türk Psikologlar Derneği, Çocuk ve Gençlik Ruh Sağlığı Derneği ile Türkiye Sinir ve Ruh Sağlığı Derneği, gençler arasında yaygınlaşan şiddet eğilimine ilişkin ortak bildiri yayımladı. Gazeteci Hrant Dink cinayetinin reşit olmayan bir kişi tarafından işlendiğine dikkat çeken altı sivil toplum örgütü, "Şu anda sadece çocuk ve gençlerle ilgili olarak konuştuğumuz şiddet, tüm toplumumuzu etkisi altına almak üzere olan daha geniş bir salgının ilk belirtisi kabul edilmeli" değerlendirmesini yaptı. Gençler ve çocuklar arasında popüler olan, ardından da sinema filmi çekilen "Kurtlar Vadisi" dizisinin yeniden yayınına başlanacağının anımsatıldığı açıklamada, "Bu tür dizilerin iletişim ve sorun çözme aracı olarak şiddeti yücelttiği görülmektedir. Bu yaklaşım toplumdaki şiddet dalgasını körükleyici olacaktır" denildi. Ali Eyüboğlu Kaynak: Milliyet 'Kurtlar Vadisi Terör' daha yayına girmeden gündemin en çok konuşulan konuları arasına girmeyi başardı. RTÜK'e gelen 'dizi yayınlanmasın' haberlerinin manşetlerde yayınlanması, hem yapımcı firmayı hem de sevenlerini üzdü. 'Kurtlar Vadisi Terör' perşembe günü izleyiciyle buluşuyor. Bu arada bazı basın yayın kuruluşlarında çıkan, 'Ekrana gelmeden RTÜK'e şikayet yağıyor' haberleri ise dizinin fanlarını harekete geçirdi. 'www.kurtlarvadisisevenleri.info' adlı sitede bir bildiri yayınlayan fanları, RTÜK'e gönderilen dizi ile ilgili şikayetlerden duydukları rahatsızlığı yazdı. Haberin sürmanşetten yayınlanmasını da eleştiren hayranları, Kurtlar Vadisi'ne yapılan eleştirilerin haksız olduğunu, diziyi sevdiklerini ve sahip çıktıklarını bildirdiler. Dizi ile ilgili şikayet haberlerinin medyada geniş şekilde yer alması, yapımcı kuruluş 'Pana Film'i de rahatsız etti. Medyada çıkan haberler üzerine dizinin resmi internet sitesi 'kurtlarvadisi.com'da konu ile ilgili yayınlanan yazılı açıklamada; 70 milyonluk ülkede 100 kişilik bir istatistiği sürmanşet yapanların, aynı sebeplerle, Abdullah Öcalan posterlerinin açıldığı kongreyi 22. sayfada kısa bir haber olarak değerlendirdiklerine dikkat çekildi. Açıklamada ayrıca "Kurtlar Vadisi Terör dizisi, teröre yüksek sesle 'hayır' diyenlerin, bu ülkenin sonsuza kadar birlik ve beraberlik içinde yaşamasını isteyenlerin buluşacağı bir adres olacaktır" bilgisi yer aldı. Bu arada Anadolu Ajansı'na bir demeç veren RTÜK Üyesi Prof. Dr. İlhan Yerlikaya, dizinin fragmanlarının yayınlanmaya başlamasından bu yana 690 şikayet aldıklarını söyledi. Televizyon Servisi Kaynak :Zaman Terörü annelerin gözyası bitirecek https://www.msxlabs.org/forum/../../image/haber/bahadir.jpgKurtlar Vadisi Terör, bu gece başlıyor. Tüm zamanların reyting rekortmeni dizi bu kez bambaşka bir konuyu, terörü masaya yatırıyor. Dizinin yapımcılarından ve senaristlerinden Bahadır Özdener, ayrımcılık yapacağı iddia edilen dizinin sadece terör yanlılarını ve karşıtlarını ayıracağını söylüyor “Eyvah bu dizi terörü anlatacak diye” kampanya başlatanlar bile var. Hakikaten korkulacak bir şey var mı? Neyi anlatacak bu dizi? Bu dizi, bu topraklarda yaşayan hiç bir vatandaşı birbirinden ayırmıyor, ayrımcılık yapmıyor. Hiçbir kültürle dalga geçmiyor, hiçbir değere saldırmıyor. Kurtlar Vadisi Terör, teröre dur diyen, bilinçlendiren, itidal ve akla davet eden bir dizi. İlle de bir ayrım yapacaksa bu dizi, teröre karşı çıkanları ve terörden yana olanları ayıracak. Dizide göreceğiniz tek ayrım budur. Olayların arkasını anlatıyor olmamız birilerini rahatsız etti herhalde. Vadi’yle yatıp, Vadi’yle kalkıyorlar. Biz onların telaşını anlıyoruz. Terörün gözüken tarafını değil, gözükmeyen tarafını anlatmaya çalışacağız. Bu ülkede Türk-Kürt kardeştir. Biz böyle biliyoruz. Birileri bir kavga çıkardı ve bu ateşi söndürmemek için ha bire körüklüyor. Ezilenler ise bu ülkede yaşanan Türk ve Kürt ve diğer etnik kökenli insanlar. Artık oyuna gelmemek için gerçekleri deşifre etmek mecburiyetindeyiz. İnsanı anlatan her hikayede olduğu gibi bu hikayede de seyircinin ilgisini çekecek, empati kuracağı çok şey var. Özellikle anneler ve kadınlar için. Asıl acıyı çeken anneler. Büyük çoğunlukla annelerin seyredeceğini düşündüğümüz bir iş olacak Kurtlar Vadisi Terör. Herkes kendi işine baksın RTÜK’e şikayetler olduğuna ilişkin haberler geliyor. Dizinin yayınının durmasını isteyenler var... Evet, 100 kişi şikayetçi olmuş. Sonra 690 dediler. Bize de her gün binlerce destek maili geliyor. Bu dizinin rating rakamları gösteriyor ki, ülkenin yarısı Kurtlar Vadisi’nin izleyicisi. Rakamlar yeterince açık konuşuyor, değil mi? Türkiye’nin yarısının bedavaya izlediği bir şeyi kim hangi hakla geri alabilir ki? Burada Kurtlar Vadisi ile ilgili menfi anlamda yürütülen bir kampanya var. Özellikle belli kesim tarafından yürütüldüğünü görüyoruz. Bir gazetenin işi rakip kanalda olan bir dizinin doğrularını ya da yanlışlarını söylemek değil. Herkes kendi doğrularına ve yanlışlarına bakmalı. Özellikle Hrant Dink cinayetiyle ilgili yaptıkları on haberden dokuzunun yalanlanmasının utancını içlerine sindiren insanlar, tabii ki de bizimle ilgili iftira kampanyasını da sürdürecekler. Peki ama medyanın hiç sorumluluğu yok mu? Sadece izleyici beğenisi mi referans olmalı? Medya ne yayınlayacağı konusunda tabii ki bir toplumsal sorumluluk taşımalı. Sadece Türkiye değil, bütün dünya, 50 yıldır medyanın sorumluluk sahibi olması gerektiğini tartışıyor. Ama sorumluluk duymanın rotasını yasaklarla çizmek gibi bir yanlışa giriliyor. Demokratik bir toplumda “bunlar bunlar televizyonda olmasın” diyemezsiniz. Bunları bunları yayınlarken şöyle şöyle uyarılar, düzenlemeler yapalım diyebilirsiniz. Ayrıca da medyayı bir bütün olarak değerlendirmek lazım, biz televizyon dizi yapımcıları her hafta denetime tabi tutuluyoruz. Dizimiz kanalda yayınlanıyor, kanalın denetimine tabi tutuluyor. Sonra da RTÜK tarafından denetime tabi tutuluyor, uzmanlar kurulu inceliyor ve bir fikir beyan ediyorlar veya etmiyorlar. Bizden başka hangi medya, kitle iletişim aracı böyle katı bir denetime tabi oluyor? Ben bunlar olsun demiyorum, herkes fikirlerini özgür bir şekilde dile getirsin yasalar çerçevesinde. Kurtlar Vadisi sadece bir dizi Kurtlar Vadisi’nin ilk serisi bir mahkeme sahnesiyle bitti. Polat ve adamları beraat ettiler. Bu final çok tartışıldı, ne diyorsunuz? BEN bir dizideki bir sahneye bu kadar tepki gösteren herkesi itidale davet ediyorum. Kurtlar Vadisi bir dizi. Sinema da televizyon dizileri de zaman zaman kurgusal olmanın özelliklerinden yararlanarak izleyicide çeşitli duygular yaratırlar. Bu duygu yaratılabilirse işiniz sağlam demektir. Biz bu duyguyu yaratabildik. Ama abartmanın da alemi yok. Türkiye’de Mahir Kaynak mahkemece yargılandı ve serbest bırakıldı. Nedeni çok basit, bir devlet görevlisiydi. Biz var olan uru gösterdik Peki o zaman niye yapıldı bu eleştiriler? Kurtlar Vadisi kurban mı seçildi demek istiyorsunuz? BUNU bilinçli buluyorum. Ama güneş balçıkla sıvanmıyor. Tarih boyunca iyi bir şey yapmaya çalışan insanlar hep suçlandılar. Bu haksızlıktır, iftiradır. Biz bir ur, bir hastalık gösterdik insanlara. hastalığa sevketmedik. Demek ki, mafyadan ve terörden nemalanan birilerinin nasırına bastık. Dizi en çok şiddetin yayılmasına neden olduğu iddialarıyla eleştirildi. Buna cevabınız nedir? TABİİ ki bu eleştiriyi reddetmektir cevabım. Şimdi zaten sinema yapan bir insanın, yazan, üreten bir insanın niyeti şiddeti körüklemek olabilir mi? Bu dizi bir şiddet dizisi değil. Ben bu diziyi izleyen hiç kimsenin böyle bir iddiada bulunacağına inanmıyorum. Maalesef güzel memleketimiz, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan insanların seslerinin çokça duyurulduğu bir yer. Kurtlar Vadisi’ni izleyen hiç kimse Ömer Baba karakterini görmezden gelemez. Dizinin ana karakterlerinden biridir ve bu topraklara özgü sabrı ve hoşgürüyü simgeler. Nazife Anne de öyle. Ki bu iki isim Polat’ı da yetiştiren insanlardır. |
İşte Orhan Pamuk'un yapamadığı konuşma İtalya'daki günlük gazetelerden La Repubblica, Nobel ödüllü Orhan Pamuk'un Almanya ziyareti için hazırladığı, ancak seyahatini iptal ettiği için yapamadığı konuşmanın metnini yayımladı. Pamuk'un ''Benim İstanbulum'' başlığıyla kaleme aldığı konuşma metninin bir bölümü gazetenin ilk sayfada, devamı kültür sayfasında yer aldı. Konuşma metninde, kendisinin Conrad, Nabokov veya Naipaul gibi şehir ve ülke değiştirmeyi adet edinmiş bir yazar olmadığını belirten Pamuk, ''Ben İstanbul'da doğdum, hayatımın 50 yılını da İstanbul'da geçirdim. New York'taki 3 yıllık ikamet hariç tutulursa, başka hiçbir yerde oturmadım'' dedi. İstanbul ile ''derin bağlar'' içinde olduğunu kaydeden Pamuk, dünyaya geldiği evi mesken edindiği bu kentte önemli değişiklikler yaşandığına dikkati çekerek, şu ifadeleri kullandı: ''Bu durum, beni İstanbul'un ruhunu anlatmaya sürüklüyor. İstanbul, kendi zenginlik ve yoğunluğundan ziyade, benim melankolilerimin ve sevinçlerimin hatırasını çağrıştırmakta olsa da, bu kente candan bir arkadaş gibi bağlanmış durumdayım.'' Pamuk, İstanbul'da öteden beri yabancıların ağırlıkta olduğuna işaret ederek, ''İstanbul zaman zaman bende, çoğunluk içinde yalnızlık durumunu çağırıştırıyor'' dedi. ''İSTANBUL'DA HERKES YABANCI, HERKES YALNIZ'' Pamuk, konuşma metninin, İstanbul'da pek çok kişinin kendini yabancı gibi hissettiğine değindiği bölümünde ise şu ifadeleri kullandı: ''İstanbul'da herkes yabancı, herkes yalnız. Türkler, daha doğrusu Osmanlılar (İstanbul'u fetheden İstanbul ordusunda Hristiyanlar da vardı), İstanbul'da yabancıydılar. Güzel ve hazır vaziyetteki bir kente gelmişlerdi. Müteakip 500 yılda İstanbul'da hüküm sürmüş Osmanlı eliti de yabancıydı, çünkü tümüyle farklı bir kültürden gelmişlerdi.'' Pamuk, aynı olgunun günümüzde de sürdüğünü belirterek, şöyle devam etti: ''Günümüzde de demografik yapının hızla değiştiği İstanbul'da halkın yüzde 90'ı, neticede yine yabancılardan oluşmakta. Çocukluğumdan beri otobüslerde ve kafeteryalarda karşılaştığım insanların, havadan yakınmalarının ardından, bana nereli olduğumu sormalarının nedeni de bu. Birilerinin, benim gibi adeta ürkerek İstanbullu olduklarını söyledikleri durumlarda ise bu kez kuşkulu bir edayla ebeveynlerin nereli oldukları sorusu yöneltiliyor.'' La Repubblica gazetesi, Pamuk'un ''milliyetçi kesimin tehditleri yüzünden'' Türkiye'yi terk ederek ABD'ye gitmek zorunda kaldığını ileri sürdü ve ''Burada yayınladığımız konuşma da, yazarın sevdiği kente adeta buruk bir veda niteliğinde'' yorumunda bulundu. |
Garip Tavukçuluk Genel Müdürü Uğur Uzun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sektörün geçen yıl yaşanan salgına karşı tüm önlemleri aldığını, entegre tesislerin bu yıl herhangi bir sorun yaşamayacağını söyledi. Uzun, Batman’ın Gercüş ilçesinde kanatlı hayvanlarda rastlanan kuş gribinin, ev tavukçuluğu yapılmasından kaynaklandığını ifade ederek, şöyle konuştu: ’’Kuş gribi bu yıl çıksa da çıkmasa da gerekli tüm önlemler alındı. Kümeslere giriş çıkışlar tamamıyla kontrol altında, üçüncü şahıslar giremiyor. Dezenfekte kurallarına uyuluyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın önlemleri de en üst düzeyde. Satışlarda bir sıkıntı olup olmayacağını gelecek hafta itibarıyla tüketim belirleyecek. Ama vatandaşlarımız artık daha bilinçli, entegre tesislerde yapılan üretimlerde, hastalık olmayacağını iyi biliyorlar. Batman’daki olay tamamen ev tavukçuluğu yapılmasından kaynaklanıyor ve ne yazık ki bu virüs soğuğu çok seviyor.’’ Uzun, şu an üretim ve satış konusunda bir düşüş yaşamadıklarını da belirterek, aylık bin ton civarında üretim yaptıklarını kaydetti. -SEKTÖRÜN SORUNU PAHALI HAMMADDE- Beyza Piliç Genel Müdürü Recep Çalışkan ise sektörün her yıl kuş gribi korkusuyla yaşamamak için önlemlerini aldığını belirterek, ’’Bizim asıl sıkıntımız, kuş gribi değil, pahalı hammadde’’ dedi. Soya fasulyesi ve mısırda yaşanan fiyat artışları nedeniyle zor günler yaşadıklarını belirten Çalışkan, mısırın kilosunun 30 YKr’den 40 YKr’ye, soya fasulyesinin tonunun ise 290’dan, 380 ABD dolarına çıktığını ifade etti. Sektörün kuş gribi nedeniyle yaklaşık bir yıldan bu yana zarar ettiğini hatırlatan Çalışkan, şöyle konuştu: ’’Kuş gribiyle ilgili önlemler alınmıştı, ciddi yatırımlar yapıldı, kapalı sistem devam ediyor, Türkiye’de bu kaçınılmaz bir olay. Her yıl kuş gribi gelecek korkusuyla yaşayamayız. Entegre tesislerde endişe olmaz, çünkü kontroller üst düzeyde. Vatandaşlarımız gönül rahatlığıyla tavuk yiyebilirler ama mutlaka markalı olmasına özen göstersinler.’’ Beyza piliç olarak günlük 40-50 bin civarında tavuk kesimi yaptıklarını anlatan Çalışkan, hammaddede yaşanan sıkıntının devam etmesiyle önümüzdeki haftalarda tavuk fiyatlarına zam yapılabileceğini de sözlerine ekledi. |
En büyük yolcu uçağı havalandı Airbus'ın 800 koltuk kapasitesiyle en büyük uçağı olan A-380 ilk 'yolculu deneme uçuşu'nu yaptı. Deneme seferi için uçağa 474 Airbus personeli bindi. Yedi saatlik deneme uçuşunda uçağın televizyonlarından tuvaletlerine kadar herşey test edildi. Airbus A380, Avrupa'dan Avustralya'ya doğrudan uçabilecek Airbus firmasının ürettiği dünyanın en büyük yolcu uçağı A380 ilk uçuşunu gazeteciler için gerçekleştirdi. Uçak, 220 gazeteci ve Airbus yöneticilerinden oluşan 255 kişiyi taşıdı. Uçak, Airbus firmanın merkezi olan Fransa'nın Toulouse kentinden havalandı ve iki saatlik uçuşun ardından yine aynı havaalanına indi. A-380 uçaklarının geliştirilmesi 12 milyar Euro'ya malolmuş durumda.İki katlı A-380 uçakları dünyanın en büyük yolcu uçağı olacak.A-380'ler Airbus'ın Amerikan Boeing şirketiyle rekabetindeki en önemli kozlarından biri. 4 motorlu A380, 310 ton yakıt kullanıyor.15 bin kilometre aralıksız uçabilen Airbus 380 ile Avrupa'dan Avustralya'ya doğrudan uçma imkanı da sağlanacak. Talebe göre 550 ile 850 arasında yolcu taşıyabilecek yaklaşık 73 metre uzunluğunda ve 24 metre yüksekliğindeki uçağın genişliği ise kanat uzunluğuyla birlikte yaklaşık 80 metre. Saatte bin 80 kilometre hızla yol alabilen Airbus 380'in sadece nakliye amaçlı inşa edilen ve 152 tona kadar yük taşıyabilen modeliyse 2008 yılından itibaren ticari seferlere başlayacak. Suyla çalışan hesap makinesi Pilleri su ile dolunca çalışabilen hesap makinası satışı başlamıştır. H20 Business hesap makinasının pilleri su ile dolduruluyor ve hesap makinesini çalıştırmaya yetiyor.Suyun buharlaşması yüzündende 3 ayda bir hesap makinasına yeniden su konuyor. Çalışma prensibi iki elektrodun suda iletime geçmesiyle elektrik üretilmesini baz almaktadır. Satış sayfasını incelemek isterseniz Jimnastik Yapan Robot Systec Akazawa şirketinden yazılımcılar Plen adlı küçük ama şaşırtıcı hareketler yapabilen bir robot geliştirdiler. http://www.sabah.com.tr/i/1_pix_beyaz.gifhttp://www.sabah.com.tr/i/1_pix_beyaz.gif http://www.sabah.com.tr/2007/02/07/im//940B648FD39C9A4DB7788F0Eb.jpg Systec Akazawa şirketinin yazılımcıları kayak yapan,kayak yaparkende jimnastik hareketler yapabilen robot yaptılar. 23 cm uzunluğunda 700 gram ağırlığındaki küçük ve sevimli robotun 32 bit ARM7 işlemcisi var. Plen'in satış fiyatının 2 bin 200 dolar olduğu belirtiliyor. Robotun videosunu izlemek için tıklayınız... Motosikletle spor otomobilin birleşimi Kanada’da, morosiklet ile üstü açılabilir spor otomobil arasında olduğu belirtilen yeni bir araç geliştirildiği açıklandı. "Bombardier Recreational Products Inc." (BRP) şirketinin açıklamasında, "Roadster Can-Am Spyder 2008" adı verilen aracın, ikisi önde, biri arkada olmak üzere Y şeklinde üç tekerlekli olarak tasarlandığı belirtildi. Aracın, arka arkaya oturma düzeni şeklinde iki kişilik olmasının öngörüldüğü, üretimine Quebec eyaletindeki Valcourt fabrikasında Kasım 2007’de başlanmasının planlandığı kaydedildi. Satürn'ün uydusunda büyük bulut görüntülendi Cassini uzay aracı, Satürn’ün uydusu Titan’ın kuzey kutbunda ABD’nin yarısı büyüklüğünde dev bir bulutu görüntüledi. NASA’nın Satürn ve uydularının gizemini çözmek üzere uzaya gönderdiği Cassini’nin görüntülediği dev bulutun, yine Cassini tarafından geçen yıl keşfedilen gölleri dolduran malzemenin sorumlusu olabileceği düşünülüyor. Kışın gölgesinin kapadığı dev bulut, Titan’ın kıştan bahara girmesiyle görüş sahasına girerken, 60 derece kuzey enleminden aşağıya doğru uzayan 2 bin 400 km çapındaki dev bulut, Titan’ın tüm kuzey kutbunu kapatıyor. Cassini ekibi geçen yıl, Titan’ın kuzey kutbundaki göllerin kısmen dolu ve bazılarının buharlaşmış gibi göründüğünü ve metandan oluşan bu dev bulutun meydana gelmesine yol açmış olabileceğini keşfetmişti.Bu son bulgular, metan yağmurunun gölleri oluşturduğunu ve buharlaşmasının bulutları meydana getirdiği görüşünü güçlendiriyor. Bu metan döngüsünü Dünya’nın hidrolojik döngüsüyle karşılaştıran bilim adamları buna "metanolojik döngü" adını veriyor. Yer gözlemlerine göre, Titan’ın bulut sistemi mevsimlerle gelip gidiyor. Titan’da bir mevsim yaklaşık 7 Dünya yılı sürüyor. Bilim adamları, bu dev bulutun birkaç yıl kalmasını bekliyor. Mro Jüpiter’i Görüntüleyecek Öte yandan, NASA’nın Mars yörüngesinde bulunan bir diğer uzay aracı Mars Reconnaissance Orbiter (MRO) da, Kızıl Gezegen’in yörüngesinden Jüpiter’in ve uzayın diğer ilginç noktalarının fotoğraflarını çekecek. MRO’nun üzerindeki High Resolution Imaging Experiment (HiRISE) kamerasını kullanacak bilim adamları, Jüpiter ve başlıca uydularını görüntüleyecek kjh NSS-8 Fırlatma Platformunda İnfilak Etti Ekvator'da deniz üzerindeki platform'dan yapılan fırlatma girişimi başarısızlıkla sonuçlandı. SES New Skies firması'nın Batı Avrupa bölgesine hizmet etmesi için Boeing'e ürettirip Sea Launch firması ile ekvator bölgesinden fırlatma girişiminde bulundugu NSS-8 uydusu fırlatma sırasında denize konuşlu Sea Launch platformunda infilak etti. Komuta (Commander) ve Fırlatma (Odyssey) şeklinde 2 farkli gemi ile ticari fırlatma operasyonları yapan Ukrayna-Norveç-ABD-Rusya ortaklı Sea Launch firması'nın Odyssey fırlatma gemisi , NSS-8'in infilakı nedeni ile ciddi hasar gördü. Sea Launch Web Sayfasi http://www.sea-launch.com Japonya açıklarında canlı bir fosil yakalandı 350 milyon yıl yaşındaki bir familyanın üyesi olan fırfırlı köpekbalığı Japonya açıklarında yakalandı. http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/56/Chlamydoselachus_anguineus%28specimen%29.jpg/250px-Chlamydoselachus_anguineus%28specimen%29.jpg Bir fırfırlı köpekbalığı 21 Ocak 2007 günü Japonya açıklarında görüldü ve sonradan filminin çekilip hayatını kaybettiği Şizuoka’daki Avaşima Su Parkı’na alındı. Avaşima Su Parkı’ndaki bir yetkili “Hala canlı kalabilmiş örneklerin filme alınabilmesi gerçekten nadir rastlanan bir olay” şeklinde bir demeç verdi. Fırfırlı köpekbalığı, Chlamydoselachus anguineus, 350 milyon yıl yaşındaki bir ailenin üyesi ve yılan balığına benzer bir vücut şekli ile kendine özgü çıkıntılı solungaçlara sahip. 1,6 m boyundaki dişi örnek sığ sularda, köpekbalığını yakalamaları için Avaşima Su Parkı ile irtibat kuran balıkçılar tarafından görüldü.Ölmek üzere olan köpekbalığının videosu YouTube gibi sitelerde mevcut. Tıklayınız… Köpekbalığının neden sığ sularda olduğu ise bilinmiyor, fakat yetkililer bir hastalıktan ileri gelebileceğini söylüyorlar. Zira bu tür köpekbalıklarının doğal yaşam ortamı mürekkep balıklarını ve kemikli balıkları avlayabileceği derinlikler olan 120 m ila 1280 m civarı. Bu türler, paleozoik köpekbalıklarının fosil kayıtları ile yakın benzerlikler gösterdikleri için canlı fosil olarak kabul ediliyor. Günümüz köpekbalıkları ile bir karşılaştırma yapılacak olursa, günümüz köpekbalıklarının 5 set solungacı varken, fırfırlı köpekbalıklarının 6 set solungacı bulunuyor. Kuzey Kutbu'nun esrarı... Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), kuzey kutbunda geceleri görülen hareketli ve renkli ışıkların esrarını aydınlatabilmek için iddialı bir proje hazırladı. NASA yetkilisi Frank Snow, "bizi Güneş’in öldürücü ışınlarından koruyan manyetosfer tabakasının varlığına işaret eden" ışıkların işleyiş mekanizmasını anlamak için 15 şubatta 5 uydu fırlatacaklarını bildirdi. Daha önce bu amaçla fırlatılan uydu, ışıkların sırrını ortaya çıkaramamıştı. Şubatta fırlatılacak uydular, Güneş rüzgarlarıyla gelen ve atmosferin üst katmanlarında biriken parçacıkların ne zaman, nerede ve nasıl boşalarak "elektron yağmurlarına" yol açtığını belirlemeye çalışacak. NASA yetkilileri, 2 yıl sürmesi öngörülen bu projenin Güneş’le Dünya’nın etkileşim mekanizmasının anlaşılmasında çığır açacağını düşünüyor. NASA uzmanlarının yanı sıra Berkeley üniversitesinden bilim adamlarının katılacağı THEMIS adlı proje, 200 milyon dolara mal olacak. Kuzey manyetik kutbunu çevreleyen "aurora borealis" ve güney manyetik kutbunu çevreleyen "aurora australis", Güneş rüzgarlarıyla gelen yüklü elektronların Dünya atmosferindeki elementlerle etkileşime girmesiyle oluşuyor. http://teknoloji.milliyet.com.tr/fotobuyuk/12007/18124kuzeykutbu.jpg Güneş rüzgarları, yeryüzü çekirdeğinin ürettiği manyetik güç çizgilerini izleyerek manyetosfere girer. Burası, "gözyaşı damlası" biçiminde ve çok yüksek oranlarda yüklü elektrik ve manyetik alanlar bölgesidir. Elektronlar, yeryüzünün en üst atmosferine girdiğinde, yerkabuğu yüzeyinden 20 ila 200 mil yukarıdaki yüksekliklerde oksijen ve nitrojen atomlarıyla çarpışır ve böylece ışıma oluşur. Işımanın rengi, elektronların hangi atomla hangi yükseklikte çarpıştığına bağlıdır New Horizons (Yeni Ufuklar)’un yeni ufku New Horizons (Yeni Ufuklar) uzay sondası, süratle ve kararlı bir şekilde bir sonraki hedefi olan Jüpiter’e yaklaşıyor. Her ne kadar New Horizons (Yeni Ufuklar)’un ana hedefi Plüton ve Kuiper Kuşağı olsa da, yol üstünde biraz bilimsel veri toplamak için epey fırsatı oluyor. Bir sonraki durak, Jüpiter. Uzay sondasının gaz deviyle arasında oluşacak en kısa mesafeye ulaşmasına sadece birkaç hafta kaldı. Burada hem bazı görüntüler elde edecek, hem de çok gerekli olan bir sürat itkisini sağlayacak. New Horizons, Jüpiter’e 28 Şubat 2007’de ulaşacak ve gezegenin merkezinin 2,3 milyon km yakınından geçecek. Jüpiter’in yer çekimi ise New Horizons’u Plüton’a doğru ivmelendirip ilave bir 14 500 km/s sürat kazandıracak. Bu sahnenin, New Horizons’un Plüton’a ulaşması için tekrar kurulması ise 2015 yılını bulacak. Uzay sondasının, bu yakın geçiş esnasında Jüpiter ve uydularına dair 700 gözlem yapması bekleniyor. Bu gözlemler hem uzay sondasının bilimsel donanımının denenmesi, hem de bilimsel veri toplanması amaçlarını barındırıyor. Tutankamon’un kolyesinin esrarı Mısır’ın efsanevi firavunlarından Tutankamon’un kolyesindeki taşların Dünya dışından kaynaklanan bir patlamayla yeryüzünde oluşmuş bir cam olduğu düşünülüyor. Mısır’ın başkenti Kahire’deki Mısır Medeniyetleri Müzesi’nde 1996 yılında araştırma yapan İtalyan arkeolog Vincenzo de Michele, Tutankamon’un sarı-yeşil renkli bir kolyesini incelemeye aldı. De Michele, değerli bir taş olduğu var sayılan bu kolyenin aslında camdan olduğunu ve Mısır uygarlığından dahi çok daha önce yapıldığını ortaya çıkardı. Bu tespit Mısır arkeologları arasında şaşkınlık yarattı. Mısırlı jeolog Ali Bereket de söz konusu camın, doğada Sahra Çölü’nün gözden ırak bir bölgesinde kumun içine karışmış şekilde bulunduğunu ortaya çıkardı. Tutankamon’un kolyesini süsleyen bu taşın nereden geldiği, kimler tarafından şekillendirildiği ise bir soru işareti olarak kaldı. DÜNYA DIŞINDAN KAYNAKLI Avusturyalı astronom Christian Koeberl, söz konusu camın ancak çok yüksek bir sıcaklıkta meydana gelebileceğini, bu sıcaklığa ise yeryüzünde ulaşmanın mümkün olmadığını öne sürdü. Koeberl, camın uzaydan Dünya’ya geldiğini iddia etti. Ancak, camın bulunduğu bölgede meteor düşmesine kanıt sağlayacak herhangi bir bulgu yoktu. http://www.ntvmsnbc.com/news/240425.jpgMısırlı uzman Ali Bereket Tutankamon'un kolyesindeki taşın aslında Sahra Çölü'nde bulunan bir cam olduğunu ortaya çıkardı. ABD’li jeofizikçi John Wasson ise camın solüsyonunun Sibirya menşeili olduğunu öne sürdü. Wasson, uzaydan gelen göktaşlarının daha önce gökyüzünde şiddetli patlamalara yol açtığını ve benzer bir patlamanın da Mısır çöllerinde gerçekleşmiş olabileceğini belirtiyor. ATOM BOMBASINDAN DAHA GÜÇLÜ OLMALI İlk atom bombası için 1945 yılında yapılan denemelerde yapılan patlamalardan sonra New Mexico Çölü kumlarında incecik bir can tabakası meydana gelmişti. Ancak Mısır Sahra Çölü’ndeki kumlardaki cam tabakasını atom bombası deneylerinin yarattığından çok daha kalın. Bilim insanları, çölde atom bombasının etkisinden daha kalın bir cam tabakası yaratacak patlamanın ne olduğunu sorguluyor. http://www.ntvmsnbc.com/news/240423.jpgTutankamon'un yüzü şimdiye dek bulunana heykeller ölçü alınarak bilgisayarda yeniden yaratılmıştı. Böylesine bir patlama ilk kez 1994’te, Shoemaker-Levy kuyrukluyıldızı Jüpiter’le çarpıştığında meydana geldi. Hubble Teleskobu bu çarpışmada Jüpiter’in atmosferinde oluşan şimdiye dek bilinen en büyük ateş topunu gözlemledi. TARİHTE ÖRNEĞİ VAR John Wasson, Güneydoğu Asya’da 800.000 yıl önce gerçekleşmiş doğal bir patlamada Sahra Çölü’nde meydana geldiği düşünülen patlamadan çok daha büyük bir etki yarattığını ortaya attı. Bu patlamadan sonra da 750 kilometre kare’ye yayılan bir alan yüzeyinde cam tabaka bıraktı. Patlamada herhangi bir krater deliğinin olmaması göktaşı ihtimalini de devre dışı bırakıyor. Wasson, bu patlama esnasında bölgedeki insanlar dahil tüm canlıların da öleceğini vurguluyor. Wasson’a göre, benzer bir olay Sibirya’nın Tunguska bölgesinde de gerçekleşti; hatta Hiroşima’ya atılan bombanın da benzer bir etkisi olmuştu. PATLAMANIN KAYNAĞI SORU İŞARETİ Sandia Ulusal Laboratuvarı’nda görevli Mark Boslough, Jüpiter’i etkileyen söz konusu dev patlamayı süperbilgisayarda Dünya için bir simülasyonunu yaptı. Boslough, böylesi bir patlamanın yüzeyde 1.800 santigrat derece bir sıcaklık yaratacağını vurguluyor. http://www.ntvmsnbc.com/news/240426.jpgMark Boslough'a göre Tutankamon'un kolyesindeki camın oluşması için atom bombasının on binlerce katı büyüklüğünde bir patlamanın gerçekleşmiş olması gerek.Simülasyonda böylesi bir patlamanın Sahra Çölü’nde bulunan ve Tutankamon’un kolyesini süsleyecek kalınlıkta bir camın da meydana gelebileceği ortaya çıktı. Simülasyonla ilgili olarak Boslough şunları söyledi; “Tutankamon’un kolyesindeki camın oluşması için atom bombasının tesirinin on binlerce katı bir patlamanın meydana gelmiş olması gerekiyor. Şimdi esas soru bu şiddete ulaşacak patlamanın yeryüzündeki kaynağı nedir?” Milliyetçilik neden yükseliyor? Can Dündar soruyor; Milliyetçilik neden yükseliyor? Fransa’nın soykırım yasası, Orhan Pamuk’un Nobel ödülü, 301. madde, irtica, asker - siyaset ilişkisi, AB’den gelen yeni talepler ve söylemler gibi gündeme düşen her konu yükselen milliyetçiliğe ivme mi kazandırıyor? Türkiye’nin sorunları Türklük penceresinden mi algılanıyor, Milliyetçilik AB karşıtlığı rüzgarını arkasına mı alıyor? Can Dündar, 17 Ekim Salı akşamı saat 20:30'da, canlı yayında konuklarıyla yükselen milliyetçiliğin nedenlerini tartışacak.. Tanıl Bora anlatacak, Profesör Dr Anıl Çeçen, Alev Alatlı, Profesör Dr. Mehmet Altan, Profesör Dr. Orhan Kavuncu ve Ömer Laçiner tartışacak... http://www.ntvmsnbc.com/news/194523.jpg Dünyaya her yıl bir Türkiye ekleniyor ABD’deki Dünya Nüfus Sayacı bugün 6.5 milyarı gösterdi. Her yıl bir Türkiye nüfusu kadar insanın eklendiği Dünya 2012’de 7 milyar olacak. ABD’de dünyadaki nüfus artışını sembolik olarak sayan Dünya Nüfus Saati, bugün sabaha karşı 6.5 milyarıncı bebeğin dünyaya geldiğini ilan etti. ABD Nüfus İdaresi tarafından işletilen saat, doğum ve ölümlerin zaman içindeki net farkından yola çıkarak tahmini bir hesap uyguluyor. Ünlü 18’inci yüzyıl düşünürü Thomas Malthus, gelecekte nüfus artışının kontrolden çıkacağını ve yiyecek bulunamadığı için açlıklar yaşanacağını öngörmüştü. Malthus’un bu öngörüyü yaptığı 1798 yılında küresel nüfus 1 milyar civarındaydı. Bugünse 6.5 milyar olan dünya nüfusunun sadece küçük bir kısmı bolluk ve refah içinde yaşarken, büyük bir bölümü karnını ancak doyuruyor veya aç kalıyor. Çocuk ölümleri, AIDS ve tarım alanlarının tahribi birçok gelişmekte olan ülkede insanların yaşamını zorlaştırıyor. Dünyada milyonlarca insan günde 1 dolardan daha az kazanıyor, yine de üremeye devam ediyor. Bundan ikibin yıl önce, Hz. İsa’nın doğduğu kabul edilen Milat yılında dünya nüfusu 300 milyondu. M.S. 1500 yılında ise tam iki katına çıktı. Dünya nüfusundaki artışın kilometre taşı olarak, Endüstri Devrimi’ni temsilen 1750 yılı kabul ediliyor. Refahla beraber düşen ölüm oranının da yardımıyla bu tarihten sonra 1900’e kadar hızla artan dünya nüfusu 1.7 milyar oldu. 1960’ta 3 milyar, 1980’de 4.5 milyar, 1993’te 5.5 milyar, 1999’da da 6 milyar oldu. 1995-2000 yılları arasında küresel nüfus artışı yılda 78 milyon olarak gerçekleşti. Diğer bir deyişle dünyaya her yıl bir Türkiye ekleniyor. NÜFUS ARTIŞI NASIL HESAPLANIYOR? Dünya nüfus saati saniyede 4.1 kişinin doğduğunu ve 1.8 kişinin öldüğünü varsayıyor. Önceki istatistikler dikkate alınarak hazırlanan söz konusu hesaplamalar tahmini ve hata marjinine yer veriyor. Uluslararası nüfus uzmanları küresel nüfus artışının son 10 yılda önceki onyıllara göre hafif bir düşüş gösterdiğini düşünüyor. Buna göre, dünya nüfusunun en hızlı arttığı 1965-1970 aralığında yüzde 2.1 olan artış, son yıllarda yüzde 1.1’e düştü. Bunda Çin ve Hindistan’ın nüfus artışlarını kontrol altında almak için başlattıkları kampanyaların büyük payı var. Buna ek olarak, gelişmekte olan ülkelerde doğum kontrolü yaygınlaştı ve artan bilinçle aileler eskisine oranla daha az çocuk yapıyorlar. Bugün bazı ülkelerde ailelerin birden az çocuğu oluyor ve böylece nüfusların artış eğrileri görece bir düşüş gösteriyor. Örnek olarak, Japonya, eski Sovyet cumhuriyetleri ve Avrupa toplumlarında nüfus yaşlanıyor. Ancak, bu ülkelerdeki yaşlanma, Yemen gibi bir annenin ortalama 7 çocuk yaptığı ülkelerin yanında cüzzi kalıyor. Bugün hala en hızlı üreyen ülkeler en fakirleri; Afrika, Ortadoğu ve Hindistan. 2045’TE 9 MİLYAR Tahminlere göre, dünya nüfusu 2012’de 7 milyara ulaşacak. 2045’te ise 9 milyar olacak. Bir diğer gelişmede dünya nüfusundaki kentleşme. İnsanlar kentleştikçe doğum oranı düşüyor; toprakla bağı kesilen ailenin kol gücüne ihtiyacı azaldığından çocuk sayısı da azalıyor. BM tahminlerine göre, 1950’de küresel nüfusun yüzde 30’dan azı kentlerde yaşarken, 2007’de yarısından fazlası kentleşmiş olacak. Bu da nüfus artışının bir nebze azalması demek. Dünya nüfusu arttıkça, Malthus’un beslenme ve sağlık gibi temel ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı sorusu dayeniden gündeme geliyor. Örneğin, Bangladeş gibi bir toplum şimdiden alarm veriyor. Küresel ısınmayla sular altında kalacak verimli tarım arazileri Bangladeş gibi kıyı toplumlarının işini iyice zorlaştıracak. 2050’den sonra küresel nüfusun yüzde 80’i Afrika ve Asya’da olacak. Gelişmekte olan ülkelerde, örneğin Norveç, İsveç gibi, yaşlı nüfusu gençlerin iki katı olacak. Boşluğa bakarak konsantre olmak Gençlerde kendine zarar verme davranışı Bilim adamları konsantre olurken, başka insanların yüzüne bakılmamasını öneriyorlar. Boşluğa bakmak daha iyi düşünmemizi sağlıyor. İngiliz bilim adamları, problem çözerken diğer insanların yüzüne bakanların iyi konsantre olamadıklarını saptadılar. Özellikle de yüzlerdeki duygusal ifadeler dikkati dağıtıyor. Araştırma çerçevesinde deneklerden yedişer adımlarla 100’den geriye doğru saymaları istenmiş. Bir grup karşısında oturan bir kişinin yüzüne bakarak, diğeri boşluğa bakarak saymış. Boşluğa bakarak sayanlar daha başarılı oldu diyor bilim adamları. Düşünen insanların karşılarında oturanlar stres yaratıyorlar. Özellikle de erkek denekler karşılarında kadın olduğu zaman çok zorlandılar diyor araştırmayı yöneten Gwyneth Doherty-Sneddon. Amerika'da yapılan bir araştırma üniversite öğrencilerinin %17'sinin kendini jiletleme, yakma, oyma ya da diğer yollarla kendine zarar verme gibi davranışlar sergilediklerini ortaya koymuş. Bugüne değin kendi kendine zarar davranışı üzerine Amerika'da yapılan en büyük araştırma olduğu belirtilen araştırmaya Cornell ve Princeton üniversiteleri imza atmış. Bulguların yalnızca Amerika ile sınırlı kalmadığının altını çizen araştırmacılar, Kanada ve İngiltere'de yürütülen çalışmaların da benzer sonuçlar verdiğine ve gençler arasında hızla artan kendine zarar verme davranışının ciddiyetine dikkat çekiyorlar. Kendi kendine zarar verme, bilimsel bir terim olarak ortada intihara dair herhangi bir eğilim yokken kişinin kendi bedenini hırpalayıcı davranışlar sergilemesi olarak tanımlamıyor. Bu davranışların içine saç ya da deriyi çekme, yarma, kemikleri kırma, kendini ısırma girebiliyor. Araştırmacılar günümüz gençliğinin geçmiş kuşaklara göre stres uyaranlarına daha açık olduklarını ve başa çıkma stratejilerinin zayıf olduğunu söylüyor. Araştırmanın detaylarına gelecek olursak, kızların erkeklere göre kendine zarar verme davranışını daha çok gösterdikleri ve Asya kökenli katılımcıların böylesi davranışlarda daha az bulundukları bulunmuş. Bir de biseksüelliğin, kendine zarar verme davranışıyla ilişkili olduğu ortaya konmuş. Cinsel kimliğinin fazlaca sorgulayan gençler kendilerine daha çok zarar verme eğilimindeymişler. Gerek kız gerekse erkeklerde en sık görülen yöntemin ise yaralı bölgeyi kaşıma / kazıma, kesme ve delme olduğu açığa çıkarılmış. Araştırmacılar sürekli olarak kendine zarar verme davranışı sergileyen gençlere dair bir takım tespitlerde de bulunuyor: • Diğer yaşıtlarına göre intihar girişiminde bulunmuş olma yüzdeleri 6 kat daha fazla, • 3.5 kat daha fazla duygu istismarı rapor ediyorlar, • Geçmişlerinde psikolojik bir sıkıntı dönemi geçirmiş olma olasılıkları 3 kat daha fazla, • İki kat daha fazla yeme bozukluğu sergiliyorlar. Gönüllü Meteorolojistler aranıyor Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, hava tahminlerinin ayrıntılı şekilde belirlenmesi amacıyla ''gönüllü meteorolojistler'' ile işbirliğine giderek, internet üzerinden bilgi alıyor. Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü Zirai Meteorolojik İklim Rasatları Daire Başkanlığı yetkilileri, hava tahminlerini yurt genelindeki 400 istasyondan edindikleri bilgiler ışığında yaptıklarını söylediler. Her ilçe ve beldedeki meteorolojik olayın ve bunların yol açtığı zararların ayrıntılı şekilde belirlenmesinin oldukça zor olduğuna işaret eden yetkililer, kurumun maddi olanaklarının da buna izin vermediğini bildirdiler. Öte yandan, vatandaşların meteorolojik olaylara ilgisinin de çok fazla olduğunu, herhangi bir hava olayını hemen kendilerine bildirdiğini anlatan yetkililer, şunları kaydettiler: ''Belirttiğimiz tüm etkenler bizi meteorolojiye ilgi gösteren insanlarla işbirliğine yöneltti. meteor.gov.tr adresindeki web sayfamıza 'Gönüllü Meteorolojist İletişim Formu' koyduk. Bu formda, bize çevresinde gördüğü hava olaylarını bildirmek isteyen kişilere ait bilgilerin yanı sıra olayların yaşandığı yer, tarih ve saat ile meteorolojik hadisenin türü ve neden olduğu zararların belirtilmesi isteniyor. Bu sayede edinilen bilgiler uzmanlarca değerlendiriliyor ve ilçe ve beldelerdeki meteorolojik durumlara ilişkin bilgi sağlanıyor.'' Uygulamanın, 1 ay önce başladığını ve şu ana kadar 2 bin başvuru yapıldığını bildiren yetkililer, vatandaşların bu konuya oldukça ilgi gösterdiğini, gönüllü gözlemci sayısının artmasını beklediklerini kaydettiler. Meteoroloji yetkilileri, kendileriyle temasa geçen amatör gözlemcilere gelecek aylarda sertifika verileceğini, böylece Türkiye'deki 3 bin 250 ilçe ve beldede birer amatör meteorolojist bulunmasını sağlayacaklarını belirttiler. Dinozorlar uçaklar gibi uçuyormuş! ABD’nin Texas Tech Üniversitesinden bilim insanlarının, erken tüylü dinozor fosilleri üzerinde yaptıkları yeni incelemelerde, bu yaratıkların tüylü ayaklarını vücutlarının altına doğru sarkıtarak, bir çift kanatlı uçak şekli oluşturdukları belirlendi İlk uçan dinozorların, Birinci Dünya Savaşı’nın çift kanatlı uçakları gibi uçtukları tespit edildi. Ayrıntıları Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmada, modern kuşların atası olduğu düşünülen küçük, tüylü dinozorlardan 125 milyon yıl önce yaşayan Microraptor fosili incelendi. http://teknoloji.milliyet.com.tr/fotobuyuk/12007/231243dinozor.jpg Çin’de bulunan fosil üzerinde yapılan yeni araştırmalar, bu dinozorun ilk planör uçuşu yapan yaratıklardan olduğunu ve ayaklarındaki uzun asimetrik uçuş tüylerini kullanarak dört kanadı varmış gibi uçtuğunu ortaya koydu. Kuşların uçuş evriminin incelenmesinin, havacılık tarihine ışık tutabileceğini belirten bilim insanları, bu fosiller üzerinde yapılan önceki araştırmalarda, uçan dinozorların bacaklarını yana doğru açtıklarını ve ejderha uçuşuna benzer şekilde kanatlarına yakın tuttuklarını düşündüklerini kaydettiler. |
ALINTIDIR.. Diyarbakir ... Bu gune kadar yok bomba patladi, yok isyan cikti, yok bilmem ne oldu diye seyrettigimiz Diyarbakir, hic bu kadar onemli bir tehlikeyle karsi karsiya kalmamisti. isyan cikar bastirirsin, yangin cikar sondurursun, ama bu durumun altindan nasil kalkarlar allah bilir... Ne mi oldu? Bildiginiz uzere her belediyenin kendine has butcesi, tesebbusleri falan vardir. Ama Diyarbakir, ozel olarak planlanmis ozerk butcesine kavustu. Bu butce; vakiflar, anonim sirketler ve meshur belediye tesebbusleriyle faaliyete gecirildi. Su anda Diyarbakir belediyesinin kurdugu " diyar a.s."ye oluk oluk dis kaynakli sermaye akmaya basladi. Yakin gelecekteki hedefleri borsaya acilmak. Bu ne demek oluyor? Bu demek oluyor ki, bir nevi kurdistan hisse senedi cikaracaklar. Dis yatirimci, ic yatirimci, kurt turk demeden herkes cilgin gibi hisse alip Diyar A.s." ye cig gibi para akitacaklar. Cunku dis kaynakli yatirimcilar tarafindan desteklenecek bir olusum. Bir altin yumurtlayan tavuk... Son yuzyilin sahane bir bulusu... Yeni kurdistani turk halkinin parasiyla finanse et ! Neden mi? Cunku bu hisseden cok para kazanacagini bilen her yatirimci kazandigi paraya bakacak. Kimin umurunda kurdistani finanse etmis etmemis.. Herkes cebinin dolduguna bakacak. Bu sirket henuz borsaya acilmadan 1 ayda 2 Milyon YTL ciro yapti .. Bu cironun %80i net kar.. Cunku yaptiklari birsey yok ki, havadan para transferi, bir nevi para aklama ve alternatif transfer... Bir yillik ciro hedefleri "1 milyar euro" ! Evet yanlis duymadiniz. Borsaya acilmadan 1milyar euro. Onumuzdeki senenin sonunda 4 milyar euroya ulasmasi bekleniyor.. Yani istanbul belediye isletmelerinin tam 4 kati buyuklukte bir ciro... Ustelik istanbul gibi ortada uretilecek bir sey de yok. Diyarbakir ayni diyarbakir ... Bu para ne mi olacak?... Hayal gucunuze birakiyorum. 4 milyar euro cirosu olan bir baydemir... Ornek vereyim: apo bey(!) Omru hayatinda degil 4 milyari, 500 milyon euroyu dahi bir arada gormemistir. Yani bizim sumuklu baydemir, olacak ekselans baydemir... Ekselans kime denir? Buyukelciye falan... Baska bir ornek vereyim, bu paranin karsisinda hic bir hukuk sistemi, hic bir askeri otorite duramaz. Bu para ile istediginiz devletin istediginiz kurulusuna tesir edebilirsiniz. Koc sabanci falan filan dahi, boyle bir gucun yaninda titrer. Cunku o adamlar, bundan daha fazla cirolara sahip olmalarina ragmen, paralarini ticarette dondurduklerinden toplu olarak servete hukmedemiyorlar. Yani kendi paralari sagda solda bagli.. Fakat baydemir 'in elinde toplanacak olan bu paranin maksadi belli. Kullanacaklari yer belli.. Bu konudan anlayan arkadaslar otursun kafa yorsun. Yazin yazabildiginiz kadar belki bir kac yurtsever duyar ve bir onlem alir. Yoksa bir yil icinde , yurtsever olmak, bu guce karsi koymaya yetmeyecek... ! ! ! Osman baydemirin Terorle baglantilari.. 1- oncelikle ona gore pkk teror degil gerilla.. 2- adana'da tsk tarafindan oldurulen teroristlere belediyenin arabalarini gonderdi.. 3- tsk sehit olan askerin ailesine mi bas saglina gitti? Tabi ki hayir! Pkk nin ailesini ziyarete gitti. 4- pkk mezarlarina cicekler birakti 5-daha gecen gunlerde bir konferansta konusma yaptigi yerin arkasinda apo resmi yok muydu? Evet vardi. 6-halka yaptigi turkce konusmada baska kurtce konusmada baska konusarak hep suc turkiye demedi mi..apoya sayin demedi mi... 7- diyarbakir belediye arabasinda, resmi arabada bagajda suruyle silahlar falan bulunmadi mi bu silahlar kimin arastirildi mi? www.millisevda.com |
YURT RAPORU Tüyler ürperten RAPOR: Taciz, fuhuş ve tecavüz! Turhan Çömez’in hazırlattığı ve bakan Çubukçu'ya gönderdiği çocuk yurtları hakkındaki rapordan çarpıcı iddialar. AKP’li Turhan Çömez’in hazırlattığı ve Devlet Bakanı Çubukçu’ya da gönderdiği Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı bir yurtla ilgili rapordaki iddialar tüyler ürpertici: Kızlar, taciz ve tecavüze uğruyor, fuhuşa sürükleniyor. Hamile kalan bazı kızlar, tecavüzcüleriyle zorla evlendiriliyor, kızlı erkekli gruplara porno izlettiriliyor... AKP Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez, geçtiğimiz aylarda İstanbul’da Bahçelievler Atatürk Yetiştirme Yurdu’na bir gece vakti yaptığı şok baskında, yurtta kalan kızlardan 33’ünün kayıp olduğunu gündeme getirmişti. Çömez daha sonra hazırlattığı bir raporu gönderdiği Devlet Bakanı Nimet Çubukçu’yu da, olayları örtbas etmekle suçladı. VATAN, Çömez’in hazırlattığı raporu ele geçirdi. 3 sayfalık raporda, 61 kız ile ilgili iddialara ayrıntılarıyla yer veren Çömez, son 7-8 yılda bu yurttan 100 civarında kızın fuhuş ya da gayri meşru hayat nedeniyle kaçtığı veya kaybolduğunun altını çiziyor ve yurt yöneticilerinden bunu teyit ettirilebileceğini söylüyor. İşte rapordaki tüyler ürpertici iddialar... Konsomatrislik yapanlar var F. B.: C.K. adlı öğrenci ile birlikte sürekli yurttan kaçıyordu. Pavyonlara düştüğü ve konsomatrislik yaptığı tespit edildi. S. G.: E. adlı erkekle kaçtı. B. E.: H. adlı erkek arkadaşıyla dışarıda gayri meşru yaşam sürüyor. Başka erkeklerle de ilişkisi var. C. K.: Yurttan bazı arkadaşlarıyla birlikte pavyonlarda konsomatrislik yaptı. Alkol kullanıyor, uyuşturucu kullandığı da iddia ediliyor. Sahte isimle kürtaj yaptırıldı K. T.: Sokaklarda fuhuş yapıyor. Hamile kaldı. Dünyaya getirdiği bebeği de SHÇEK yurduna verildi. (0-6 yaş Bahçelievler Çocuk Yuvası) H. B.: Zihinsel engelli biri tarafından tecavüze uğradı. R. T.: Çok sayıda erkekle (Şeyh Zayed Çocuk Yuvası gençleri ile) birlikte oluyor. Son seferinde hamile kaldı ve Bakırköy Devlet Hastanesi’nde (muhtemelen) başka bir isimle kürtaj yapıldı. A. B. ve F. hemşireden bilgi alınabilir. Tecrübeli. Çamlık Eczanesi’nden aldığı test kitleri ile, başka arkadaşlarına hamilelik testi yapılmasına yardımcı oluyor. İzmit veya Sakarya’ya sevk edildiği söyleniyor. Santral memuruyla aşk yaşadı S. T. : Pek çok örnekleri gibi, o da yurtta kalarak hırsızlık ve gasp yapıyordu. Hacı Hüsrevli. Erkek arkadaşı ile evlenme kararı aldı. Düğünü Swissotel’de yapıldı. Gerçek düğünde ortaya çıktı. Hamile olarak evlendi. Mecidiyeköy’de bir apartmanda yaşarken erkek arkadaşı ile yaşadığı tartışma sonucu intihar etti. Ö. K.: Yurt çalışanlarıyla aşk yaşadı. (A. Ç. adlı tekerlikli sandalyeye bağımlı santral memuru ile aşk yaşadı. Bu kişi evli ve çocuğu var. Yurtta usulsüz olarak kuruyemiş satıyor. Yurda gelen bağış kitapları pazarlıyor. Başka kızlarla da ilişkisi var.) Güvenlikte çalışan M. adlı bir gençle Adana’ya kaçtı ve evlendi. Yurt memuru taciz etti Ç. D.: D. Y. adlı yurt memuru tarafından taciz edildi. E. Ç.: Erkek arkadaşının ailesi tarafından kızın iradesi dışında alıkonuldu. Koruma kararı olan E., isteği dışında yurt yöneticileri tarafından başka aileye teslim edildi. M. T.: Tecavüze uğradı, fuhuş batağında. G. Ö.: Sara Hastası. Pek çok kez intihar girişiminde bulundu. Zaman zaman yurttan kaçıyor ve günlerce dışarıda kalıyor. M. K.: Defalarca yurttan kaçtı. Beyoğlu’nda barlara gidiyor. E. İ.: Hırsızlık yapıyor. Ramazan ayında iftar için gittiği evlerden para çaldı. Çocuk yaptı o da yurtta F.D. : 2001 de yurda geldi. Madde bağımlılığı var. Tiner kullanıyor. Gayri meşru ilişki sonucu hamile kaldı ve doğum yaptı. Dünyaya getirdiği çocuğu halen bakanlığa bağlı bir yurtta barınıyor. R. Ö. : Erkek arkadaşları ile yaşadığı ilişkileri fotoğraflayıp dışarıya servis yapıyor. Öğretmen bile tecavüz etti S. M. : Yurt bahçesinde bulunan Engelliler Spor Okulu’nda görevli, engelliler beden eğitimi öğretmeni tarafından tecavüze uğradı. İlişkiden sonra zührevi hastalığa yakalandı ve tedavi edildi. Hamile kalınca kürtaj yapıldı. Tecavüzcüsüyle evlendirildi S. Ç. : Hamile olduğu altıncı ayında fark edildi. Hamile bırakan kişiyle zorla evlendirildi. Sonra eşinden boşandı. B. B. : Tecavüze uğradı ve fuhuş sektörünün eline düştü. G. Y. : Ensest ilişki ile yurda geldi (abisi tarafından tecavüze uğramış) Yurda geldiğinde de başkaları tarafından tecavüze uğradı. Alkolik, taciz kurbanı S. K.: Tecavüz edildi ve hamile kaldı. 80.yıl Rehabilitasyon Merkezi’ne gönderildi. V. O.: İlk kez babası tarafından tecavüz edildi. Alkol kullanıyor. D. B.: Fuhuş yaptı ve hamile kaldı. Halen Beşiktaş Gençlik Merkezi’nde kalan Sabay Aybicin’in adı ile özel bir klinikte kürtaj yapıldı. A. adlı bir arkadaşının annesi tarafından kürtaja götürüldü. Misyonerlik de yapılıyor S. K. ve Z. S.: Yurda yakın faaliyet gösteren Lütuf Kilisesi’nden gelen misyonerlerden etkilenmişler. Yurtta kiliseye gittiklerini ve Hıristiyan olduklarını söylüyorlar. Kilise’den gelen M. isimli kişi, öğrencilere İncil ve 20 USD para dağıtmış. Yurt yönetimi fark edince girişi yasaklamış. Ama zaman zaman bahçede yürüyüş yapma bahanesi ile geliyorlar. Z. S.: Yakacık Çocuk Yuvası Beden Öğretmeni tarafından izinli olarak alındığı bir akşam, Taksim’de bir bara götürülerek taciz edildi. Öğretmen, eşinden boşanacağını söyleyerek Z.’yi kandırmış. İşçiler tecavüz etti Z. B., G. B., C. K.: Benjio Abi olarak bilinen kişinin şu anki ekibi. E. D.: Madde bağımlısı. İntihara teşebbüs etti. Psikiyatrik tedavi görüyor. T. A., Ş. A.: Yurttaki sosyal servis uzmanları ve şoförler ile flört ediyorlar. S. T.: Gasp ve hırsızlık suçları vardı. Hamile kaldı ve intihar etti. Ü. G.: Zihinsel engelli. Yurdun tadilatı sırasında işçiler tarafından tecavüz edildi. Porno film izlettirdiler Z. Z., Z. B., G. B., C. K.: Yurda Porno CD’ler getirerek, yurt öğrencilerine izlettirdiler. Eğlence dönüşü öldüler Raporda yurttaki öğrencilerin Benjio Abi olarak tanıdıkları kişi tarafından, koruyucu aile sıfatıyla dışarı çıkartıldıkları iddia ediliyor. Bu kişi öğrencilere pahalı kıyafetler alıyor ve öğrencilere lüks hayatı özendiriyor. Benjio Abi olarak tanınan kişi, yanına aldığı Ayşe Yalçın, Ayşe Ermiş ve Sevcan Gül adlı öğrencilerle bir gece (2003 yılında) eğlenceden dönerken trafik kazası yaptı. 3 kız kazada hayatını kaybetti. Kaza haberleri basına da yansıdı... Bülent ERGÜN-VATAN |
ATO'dan "Dakika Dakika Suç Sicili" Araştırması Ankara Ticaret Odası'nın Emniyet Genel Müdürlüğü 2006 Verilerine Göre Yaptığı Değerlendirmede, Türkiye'de Suç İşleme Oranının Bir Önceki Yıla Göre Yüzde 64 Oranında Arttığı Belirlendi. Her 39 Saniyede Bir Suçun İşlendiği 2006 Yılında, 6 Dakikada Bir Ev, 7 Dakikada Bir Araba, 9 Dakikada Bir İşyeri Soyuldu. Ankara Ticaret Odası'nın Emniyet Genel Müdürlüğü 2006 verilerine göre yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de suç işleme oranının bir önceki yıla göre yüzde 64 oranında arttığı belirlendi. Her 39 saniyede bir suçun işlendiği 2006 yılında, 6 dakikada bir ev, 7 dakikada bir araba, 9 dakikada bir işyeri soyuldu. Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 2006 yılının ilk 9 aylık değerlendirmesinden yararlanan ATO, Türkiye'nin suç grafiğini çıkardı. Bu değerlendirmeye göre 18 dakikada bir yankesicilik, 41 dakikada bir kapkaç olayı yaşandı. Her 31 dakikada bir aile içi şiddet, 4 saatte bir tecavüz ve tecavüze yeltenme olayı yaşandı. 4 satte bir kişi cinayete kurban gitti. 2006 yılında, bir önceki yıla göre, bir gün içerisinde işlenen suç oranlarındaki artış yüzde 64 oldu 2006 yılının dokuz ayında 354 bin 269'u mala karşı, 244 bin 119'u şahsa karşı olmak üzere toplam 598 bin 388 suç olayı yaşandı. 2006 yılında gün başına işlenen suç adedi 2 bin 192 oldu. 2005 yılında her 64 saniyede bir suç işlenirken, 2006 yılında bu süre 39 saniyeye düştü. Türkiye'de 2006 yılının yılbaşından Eylül ayı sonuna kadar 67 bin 79 eve, 53 bin 20 otomobile, 42 bin 331 işyerine hırsız girdi. Bu verilere göre, her 6 dakikada bir ev, her 7 dakikada bir otomobil, her 9 dakidaka bir işyeri soyuldu. Sözkonusu dönemde, hemen hepsinde güvenlik görevlileri bulunmasına karşın 3 bin 199 resmi kurumda hırsızlık olayı kayıtlara girdi. Yani hırsızlar, güvenlik görevlilerini de atlatarak 2 saatte bir resmi kurumu soydu. Emniyet Genel Müdürlüğü istatistiklerine göre, geçen yılın Ocak-Eylül döneminde 23 bin 537 oto hırsızlığı kayıtlara girdi. Bir başka söyleyişle, her 17 dakikada bir otomobil çalındı. Hemen her gün haber bültenlerine konu olan yankesicilik ve kapkaç olayları 2006 yılında vatandaşın korkulu rüyası olmaya devam etti. Geçen yılın 9 aylık döneminde 21 bin 402 yankesicilik, 9 bin 668 de kapkaç olayı kayda geçti. Yani her 18 dakikada bir yankesicilik, her 41 dakikada bir de kapkaç olayı yaşandı. 2006 yılında yine gariban vatandaşlar dolandırıcılar tarafından kandırılarak mağdur edildi. 9 aylık dönemde 9 bin 546 dolandırıcılık olayının yaşandığı Türkiye'de, her 41 dakikada bir kişi dolandırıldı. 4 SAATTE BİR CİNAYET Geçen yılın 9 ayında 94 bin 226 yaralama ve darp, bin 610 da kasten adam öldürme vakası kayda geçti. Bir başka söyleyişle, 4 dakikada bir yaralama ve darp, 4 saatte de bir cinayet işlendi. 2006 yılının suç istatistiklerinde en dikkat çekici verilerden biri de "tehdit" suçuna ilişkin. Ocak-Eylül döneminde 21 bin 204 tehdit olayının yaşandığı Türkiye'de her 19 dakikada bir kişi sorununu yasal yollarla çömek yerine "tehdit" yoluna yöneldi. Geçen yılın 9 aylık döneminde 15 bin 368 vaka intihar ve intihara teşebbüs olarak kayıtlara geçti. Buna göre her 26 dakikada bir intihar ve intihara teşebbüs olayı yaşandı. 2006 yılında, her 31 dakikada bir aile içi şiddet olayı yaşandı. Geçen yılın Ocak-Eylül döneminde 12 bin 784 ayrı olay Aile Fertlerine Kötü Muamele olarak Emniyet Genel Müdürlüğü kayıtlarına girdi. Bir başka sıklıkla işlenen suçlar arasında tecavüz ve tecavüze yeltenme de yer aldı. Bin 774 vakanın bildirildiği 2006 yılının Ocak-Eylül döneminde her 4 saatte bir kişi tecavüz korkusuyla tanıştı. AYGÜN, "SUÇTA REKOR KIRDIK" Emniyet Genel Müdürlüğü'nün asayiş istatistiklerini değerlendiren ATO Başkanı Sinan Aygün, 2006 yılının dokuz aylık suç rakamlarının 2005 yılının tamamının rakamlarını geride bırakmasının endişe verici olduğunu belirterek, "Milenyum Türkiye'sinde, en çarpıcı rekoru, kıra kıra suç sayısında kırdık." dedi. Aygün, "İşte Hrand Dink süikastini ortaya çıkaran ortam, bu suç kokan ortamdır" şeklinde konuştu. Toplumsal değişimin beraberinde suç oranlarında yükselişi de getirdiğini belirten Aygün, sözlerini şöyle sürdürdü. "Kapkaç korkusuyla insanlar sokakta dolaşamaz, tecavüz korkusuyla köprü altından geçemez hale geldi. Vakit geçirmeden 'bize ne oluyor'un cevabını bulmalıyız. Suç sosyal bir olgudur, suçlarla mücadeleyi sadece yasalar çerçevesinde düşünmemek gerekiyor. El birliğiyle bu kötü gidişe dur dememiz gerekiyor. Büyüyen ekonomilerde suç bu şekilde büyümez. Suç, tehlikeli bir biçimde artıyorsa, istihdamda, gelir dağılımında, aile ve sosyal yapıda ciddi sorunlar var demektir."(ANKA) (Ankara Haber Ajansı) Sincan'da 7 Bin Çocuk Film İzledi Sincan Belediyesi Tarafından, Yarı Yıl Tatili Sebebiyle Başlatılan Ücretsiz Çizgi Film Gösterimleri Sona Erdi. Sincan Belediyesi tarafından, yarı yıl tatili sebebiyle başlatılan ücretsiz çizgi film gösterimleri sona erdi. Günde üç seans olmak üzere on gün süren film gösterimlerine, çocuklar büyük ilgi gösterdi. Belediye Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen etkinlikte, 7 bin çocuk film izledi. Ailelerin de çocuklarıyla birlikte gelip seyrettiği film gösterimlerine, geçtiğimiz hafta Sincan Çocuk Yuvası'nda bulanan 50 kimsesiz çocuk da katılmıştı. Çocukların yarı yıl tatilini en iyi şekilde geçirmeleri için Sincan Belediyesi olarak ücretsiz çizgi filmleri gösterimleri yaptıklarını kaydeden Sincan Belediye Başkanı Hasan Altın, "İlçemizde, çocuklarımızın ve gençlerimizin sosyal ve kültürel aktivitelerden uzak kalmaması için, belediye olarak bazı organizasyonlar yapıyoruz. Yarı yıl tatilinde olduğu gibi, önümüzdeki aylarda da yine bu tür çeşitli etkinlikleri hayata geçireceğiz" dedi. (ÖK-ÖK-Y) (İhlas Haber Ajansı) |
EUROVİSİON ŞARKIMIZ.. İşte Kenan Doğulu'nun Eurovision şarkısı Doğulu’nun mayıs ayında yapılacak Eurovision Şarkı Yarışması’nda seslendireceği şarkı seçildi: Shake It Up Şekerim (Çalkala Şekerim). Sözleri İngilizce ve Türkçe olan şarkı, TRT televizyonlarında ilk kez 9 Mart’ta yayınlanacak. EUROVISION Şarkı Yarışması’nda ülkemizi temsil edecek olan Kenan Doğulu’nun parçası belli oldu. Ankara’da TRT’nin seçici kurul toplantısına giren Doğulu’nun hazırladığı üç parçadan "Shake It Up Şekerim" Eurovision’da yarışacak parça olarak seçildi. Şarkı için "Gelişmiş bir maket" benzetmesi yapan Kenan Doğulu, sözünde ve düzenlemesinde değişiklikler yapılacağını belirtti. Eurovision için yaklaşık 10 parça hazırladığını belirten şarkıcı; "Tercih ettiğimiz üç parçayla Ankara’ya gittik. Kendi içimizde de en beğendiğimiz parça olan ’Shake It Up Şekerim’ seçildi. Diğer parçaları da sonraki albümlere koyup değerlendireceğiz" açıklamasını yaptı. Çocukluğundan beri Eurovision şarkı yarışmasına katılmayı düşlediğini söyleyen Doğulu, yarışmayla ilgili resmi açıklamanın 9 Mart tarihinde yapılacağını belirtti. Doğulu’nun Eurovision’a gidecek olan "Shake It Up Şekerim" şarkısının sadece "Şekerim" kısmı Türkçe olduğu diğer bölümlerini İngilizce söyleyeceği öğrenildi. Pınar YILMAZERLER / HÜRRİYET |
2030'DA "SU FAKİRİ" OLABİLİRİZ http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Bilim_Cevre_Saglik/2010/kuraklik_12.jpg BURSA - Zuhal Uzundere - Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının Irak'tan bile az olduğu Türkiye'nin nüfusun artmasıyla birlikte 2030 yılında ''su fakiri'' bir ülke olabileceği, önlem alınmaması durumunda ise 2050 ya da 2100 yılında çok ciddi bir su kriziyle karşı karşıya kalabileceği bildirildi. Doğal Hayatı Koruma Vakfı-Türkiye (WWF-Türkiye) Su Kaynakları Program Müdürü Buket Bahar Dıvrak, "Bir ülkenin su zengini sayılabilmesi için kişi başına düşen yıllık su miktarı en az 8 bin ile 10 bin metreküp arasında olmalıdır. Kişi başına düşen yıllık bin 430 metreküplük kullanılabilir su miktarıyla Türkiye, sanıldığı gibi su zengini bir ülke değildir" dedi. Kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarının Suriye'de bin 200, Lübnan'da bin 300, Irak'ta 2 bin 20 metreküp olduğunu söyleyen Dıvrak, "Türkiye İstatistik Kurumu tahminlerine göre 2030 yılında ülkemizin nüfusu 80 milyona ulaşacak. Bu durumda kişi başına kullanılabilir su miktarı bin 100 metreküpe düşecek ve Türkiye su fakiri bir ülke olmaya doğru gidecektir...Bu tehlikeyi en aza indirmek için su kaynaklarımız çok dikkatli yönetilmelidir" diye konuştu. |
http://www.hurhaber.com/images/news/7458.jpg Irak'ta bombalı saldırı: 5 ölü Irak'ın başkenti Bağdat'taki bombalı saldırıda, 5 kişinin öldüğü bildirildi 12 Şubat 2007 Pazartesi 11:57 Polis, Bağdat'ın merkezindeki Bab El Şarki semtinde bir çanta içine saklanan bombanın patlaması sonucu 11 kişinin de yaralandığını belirtti. Bu arada polis, Bağdat ve Musul kentleriyle Garma kasabasında, 35 kişinin cesedinin bulunduğunu açıkladı. Bağdat'ın Zayuna semtinde İçişleri Bakanlığı koruması öldürülürken, güneydeki Samava kentindeyse bir polis saldırı sonucu hayatını kaybetti. Öte yandan, Bağdat'ta dün 2 Amerikan askerinin öldüğü bildirildi. Amerikan ordusundan yapılan açıklamada, devriye gezen araçta bulunan bir askerin Bağdat'ın batısında silahlı saldırıya uğrayarak can verdiği, saldırıda bir askerin yaralandığı belirtildi. Diğer askerinse bir kaza sonucu öldüğü, olayın araştırıldığı belirtildi ancak konuya ilişkin ayrıntılı bilgi verilmedi. Bu ölümlerle mart 2003'ten bu yana ölen Amerikan askerlerinin sayısı 3 bin 115'e çıktı. |
SEVGİLİLER GÜNÜNDE BİLGİSAYAR VİRÜSÜNE DİKKAT http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Egitim_Bilim/2010/bilgisayar_ekran_3.jpg ANKARA - Teknoloji uzmanları, bilgisayar kullanıcılarını Sevgililer Gününde elektronik posta yoluyla gelebilecek virüsler konusunda özellikle yarın daha dikkatli olmaya çağırıyorlar. Bilgisayar güvenliği uzmanları, bu tip özel günlerin, kullanıcıların bu zamanlarda elektronik postayla gelen mesajları daha çok açmak istemelerinden ötürü, bu yolla virüs gönderenleri cezbettiği uyarısında bulundular. Uzmanlar, geçen yıl Sevgililer Gününde dünya çapında 30 binden fazla bilgisayarın, bu özel günü kutlama maskesiyle bulaşan bir virüsün kurbanı olduğunu belirterek, bu yıl özellikle romantik kutlama mesajlarına dikkat etmeleri çağrısında bulundu. Güvenlik uzmanları, kullanıcılara özellikle, "Together You and I" veya "Till the End of Time Heart of Mine" başlığıyla gelen e-postaları açmamaları uyarısında bulundu. |
Tatlıses vekilliği kazanabilir mi? 13 Şubat 2007 Salı 14:02 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, TBMM'de gazetecilerin ''Tatlıses bağımsız aday olacakmış'' demesi üzerine, ''Hayırlı uğurlu olsun. Meclis renklenir. Millet seçerse, önümüzdeki dönem milletvekilleri güzel bir ses dinlemiş olur'' dedi. ''AK Parti'ye davet etmeyi düşünüyor musunuz?'' sorusuna karşılık Fırat, ''Şu an öyle bir şey yok. Biz kimseyi davet etmeyiz. Öyle bir adetimiz yok. Milletvekilliği için kimseyi davette bulunmayız. Parti teşkilatımızda çalışan arkadaşlarımız var yeteri kadar... Çalışanların hakkıdır'' diye konuştu AK Parti Mardin Milletvekili Beşir Hamidi de ''Tatlıses milletvekili olursa Urfalılar yaşar. Bol bol kebap, çiğköfte yerler. Burada yaparsa biz de yeriz tabii...'' dedi. ''HERKES AK PARTİ DİYOR'' AK Parti Şanlıurfa Milletvekili Zülfikar İzol, gazetecilerin ''Tatlıses milletvekili olursa ne olur?'' sorusuna karşılık, ''Şanlıurfa'da AK Parti'nin hiçbir rakibi olamaz. Mümkün değil. Biraz zor görüyorum. Ben daha yeni Urfa'dan geliyorum. Orada ilçeleri, beldeleri, esnafı dolaştım. Herkes AK Parti diyor'' dedi. ''Ne yaptıysa tuttu... Şimdi milletvekili olacağım diyor, sizce olur mu?'' sorusuna ise İzol, ''Kısmet tabii... Bu işler kısmet. AK Parti'nin rakibi AK Parti'dir. Türkiye'de olduğu gibi Urfa'da da böyledir'' dedi. İzol, ''Kendisini AK Parti'ye davet eder misiniz?'' sorusuna karşılık konunun partinin yetkili organlarının takdiri olduğunu kaydetti. ''PARTİMİZDEN OLMASINI İSTERİM'' AK Parti Van Milletvekili Cüneyt Karabıyık da ''Sayın Tatlıses Meclise germeli mi?'' sorusuna, herkesin TBMM'ye girme hakkı olduğunu belirterek, ''Siz ister misiniz'' sorusuna, ''Niçin olmasın? Bağımsız başkası olacağına Tatlıses girsin. Sevinirim, alkışlarız. Partimizden olmasını isteriz. Kendisini dinliyorum. Bundan mutluluk duyarız'' diye konuştu. |
Bu yazıyı E-Posta ile gönder Yazıcı dostu sayfa http://www.antiemperyalizm.org/gercek/resimler/dunya/chavez_ahmadinejad_1.jpgVenezüella Devlet Başkanı Chavez ve İran Cumhurbaşkanı Ahmadinejad Iran Televizyonunda Buluştular: "Hegemonyayla mücadelede uzun bir yoldayız. Bu yolun sonuna kadar birlikte yürümekte kararlıyız. Halklarımızın galip geleceğinden kesinlikle eminiz." Aşağıda, İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmadinejad ve Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez’in Tahran’da gerçekleştirdikleri basın toplantısından alıntılar yer almaktadır. Basın toplantısı İran Haber Kanalı (IRINN)’de 30 Temmuz 2006’da yayınlandı. Elbette Türkiye’de ve Amerikancı basınında bu habere tahmin edileceği gibi ve tahmin edilebilecek nedenlerle yer verilmedi. http://www.antiemperyalizm.org/gercek/resimler/dunya/chavez_ahmadinejad_2.jpgİran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmadinejad: "Ne mutlu ki, sevgili kardeşim Sayın Chavez devrimci ve yüce bir bakışa sahip. Bunda her ikimiz de tamamen hemfikiriz. Bizler ülkelerimizin ekonomilerini rekabet eden ekonomiler değil birbirinin tamamlayıcısı olarak görüyoruz." ... Venezüella Devlet Başkanı Hugo Chavez: "Onlar [İsrail] neden bir ordu aramıyor ve onunla gerçek bir ordu gibi karşılaşmıyorlar? Eğer savaş istiyorsanız, savaşmak için gerçek bir ordu bulun. Eğer içlerindeki şeytanlardan dolayı savaşmak istiyorlarsa, neden asker gibi davranmıyorlar? Ben bir askerim. Askerler bize karşı gelin. Halbuki, kendilerini savunmak için ellerinde bir taş dahi olmayan kadınların ve çocukların olduğu barınağı bombalıyorlar, bu ne alçaklık! İsrail pilotları bu şekilde davranırken kendilerini ne kadar da cesur hissediyorlardır. Buradan Tahran’dan, 1000’lerce kez size söylüyorum: Alçaklar, katiller. Fakat bütün samimiyetimle söylüyorum, tamamen mahkum edildiler. Halkların ruhlarının derinliklerinden emperyalizme ve çanak yalayıcılarına son verecek bir güç doğuyor!" ... http://www.antiemperyalizm.org/gercek/resimler/dunya/chavez_ahmadinejad_3.jpg"Bu, bizim özgürlüğümüzü sağlayan büyüğümüz Bolivar’ın söylediği bir sözü akla getiriyor: Onlar Güney Amerika’nın en büyük özgürlük mücadelecilerinden biri olan Sucre’yi öldürdükleri zaman, Bolivar şöyle demişti: Onlar Kolombiya’nın Habilini öldürdüler.' Habil... Kabil ve Habil... O, Tanrıya şu cümleyle seslendi. Bolivar o gün şöyle dedi: 'Tanrım, eğer adaletin varsa, Kendi elinle bu canavarların üzerine ışıklar saçan bir yıldırım gönder.' Ben de bugün aynısını söylüyorum, 'Tanrım, eğer adaletin varsa, Kendi elinle bu canavarların üzerine ışıklar saçan bir yıldırım gönder.' ... http://www.antiemperyalizm.org/gercek/resimler/dunya/chavez_ahmadinejad_4.jpgAhmadinejad: "Bizler, bütün halklarla ve özgür insanlarla birlikte, bu alçak ve aşağılık hareketi lanetliyoruz. İnanıyoruz ki, bu cinayetlerden birinci derecede sorumlu olanlar bu bozuk rejimi kuranlardır; onu destekleyen ve cesaretlendirenlerdir ve halkları denetim altında tutmak için onu kullananlardır. İnanıyoruz ki, bu cinayetler bu rejimin ve onun destekleyicilerinin hızla sonunu getirmektedir. Amerika ve İngiltere bu cinayetleri açıklamak zorundadır. Bu, halkların hafızasına ve tarihine kaydedildi. Allah’ın izniyle, ilahi gücün eli halkların bileklerinden ortaya çıkacak ve haksız yere akıtılan kanların intikamını alacaktır. Bir kez daha insan hakları, barış ve demokrasi sloganlarının bir yalandan başka bir şey olmadığı ortaya çıkmıştır. Hegemonya yönetimi eğer bu cinayetlerle ve akıtılan kanlarla bölge insanları üzerindeki yönetimini sağlamlaştıracağını düşünüyorsa büyük bir yanlış yapıyor. Tamamen yanılıyorlar. Onlar bilmelidirler ki, böylece kendi sonlarına yaklaşıyorlar. Bu cinayetler insanlığın vicdanını yaraladı. Bizler de, Simon Bolivar’ın yakarışını tekrarlıyoruz. Bizler özgür insanlara öyle bir güç vermesi için yakarıyoruz ki, bu güçle hegemonya yönetimini yeryüzünden silip atabilsin. O gün yakındır. Allah’ın izniyle." ... Chavez: "Oradaki kitabı alabilir miyim? O kitap Fidel Castro’nun bana bir hediyesi –'Hidrojen Çağı'. Sanıyorum onu biliyorsunuz. O beni harekete geçirdi. Gerçekten güzel bir kitap. 'Hidrojen Çağı'. Kitap, bir hipoteze, bir teze dayanıyor. Petrol bir gün sona erecektir. Bildiğimiz gibi, petrol yenilenemeyen bir kaynak. Yine biliyoruz ki, korkunç bir tüketim aldı başını gidiyor, özellikle gelişmiş ülkelerde ve hepsinden öte de Birleşik Devletlerde. ABD dünya nüfusunun güç bela % 5’ine sahip ancak tüm gezegende üretilen enerjinin % 20’sinden fazlasını tüketiyor. Adına Dünya Ticaret Merkezi denilen Kuleler Batı ve Orta Afrika’daki neredeyse tüm şehirlerden çok daha fazla elektrik tüketiyor." ... http://www.antiemperyalizm.org/gercek/resimler/dunya/chavez_ahmadinejad_5.jpg"Bu, alternatif bir enerjinin, petrole alternatif bir enerjinin önemini vurgulamaktadır. Yakınlarda medyada okudum, ABD yönetimi 10 yıl içinde bilmem ne kadar nükleer reaktör kurmak için bilmem ne kadar milyar ayırmış. Aynısı Avrupa’da devam ediyor. Öyleyse, İran’ın nükleer enerji geliştirmek için egemen bir hakka sahip olamayacağını kim hangi hakla söyleyebilir? Bu nereden geliyor? Tüm üçüncü dünya ülkelerinin İran’ın kendi atom enerjisini geliştirmek için gösterdiği sağlam tutumu destekleyeceklerine inanıyorum, çünkü bizler gelecekte işte buradan teknoloji desteği alacağız . Gidin görün isterseniz, bakalım ABD bu teknolojiyi size transfer etmek için istekli olacak mı? Bunu asla yapmayacaklar, aynen geçmişte hiçbir zaman yapmadıkları gibi. Onlar benciller. İran, tam aksine, bir Üçüncü Dünya ülkesi. OPEC’in bir üyesi. Tüm OPEC üyeleri İran’ı desteklemelidir. Daha da ileriye giderek şunu söyleyeceğim; Örgüt olarak OPEC nükleer enerji projeleri üstlenmeli ve bu enerjiyle diğer alternatifleri geliştirmek için mali kaynaklardan ve özel projelerden yararlanmalıdır." ... "İran’ı kendi atom enerjisi projesini geliştirmekteki kararından ve kararlılığından dolayı alkışlıyoruz." ... Ahmadinejad: "Bazı güçler tekel oluşturmak istiyorlar. Üç yılı aşkındır, siyasal ve tekelci bir yolda hareket ettiler, İran’ın nükleer üssüyle ilgili problemler ve engeller çıkardılar. Son zamanlarda, bize önerilerde bulundular. Biz bunun bir ileri adım olduğunu söyledik. Bunu dikkatle inceleyeceğimizi kararlaştırdık. Hala inceliyoruz. Uygun zamanda pozisyonumuzu ilan edeceğiz. Ancak, Lübnan ve Filistin’deki olaylar bizim incelememizi de etkiledi. [Şimdi] daha sıkı düşünmek ve daha derinden incelemek zorundayız. Çalışma arkadaşlarımdan bunu etraflıca ve daha dikkatlice incelemelerini söyledim." ... http://www.antiemperyalizm.org/gercek/resimler/dunya/chavez_ahmadinejad_6.jpg"Amerikalılar bu durumda, nedensiz yere problem çıkaramazlar. Diyalog yolu sorunların aşılmasını sağlar. Son olarak, sevgili kardeşim Sayın Chavez’e kendisinin devrimci konumu ve ruhu dolayısıyla teşekkür ediyorum. Tahran’da geçirdiği 24 saat içinde, bizler kardeşlerimizi konuk ettiğimizi hissettik." ... " Hegemonyayla mücadelede uzun bir yoldayız. Bu yolun sonuna kadar birlikte yürümekte kararlıyız. Halklarımızın galip geleceğinden kesinlikle eminiz." ... http://www.antiemperyalizm.org/gercek/resimler/dunya/chavez_ahmadinejad_7.jpgNot: Chavez’in İran ziyareti sırasında; adalet temelinde bir barışın sağlanması için gösterdiği cesur ve değerli katkılarından, hegemonya yönetimine karşı övgüye layık duruşundan ve çeşitli alanlarda barış ve bağımsızlık çabalarına verdiği destekten dolayı Venezüella Devlet Başkanı Chavez’e İran Cumhuriyeti’nin en yüksek madalyası takdim edildi. |
VE MEHMET OKUR ALL STAR http://www.numberone.com.tr/Portals/0/haber/M/Mehmet-Okur_Utah-Jazz.jpg NBA'deki gururumuz Mehmet Okur, NBA All Star kadrosuna seçilerek Türk basketbol tarihine geçti. Utah Jazz formasıyla NBA'de fırtına gibi esen temsilcimiz, bu hafta sonu Kobe Bryant, Shaq, Wade gibi yıldızların yer aldığı "rüya takım"la bir maç oynayacak, dünyanın izlediği müthiş şovun pir parçası olacak. NBA Başkanı David Stern, iki süperstar Allen Iverson ve Steve Nash'in sakatlıklarıyla açılan boşluğu Mehmet Okur ve Ray Allen ile doldurmayı tercih etti. Batı Konferansı için oynayacak olan Memo, bu gururu yaşayan ilk Türk basketbolcu olarak tarihe geçti. Bu sezon 18.2 sayı, 7.4 ribaund ortalamalarıyla oynayan, daha da önemlisi el yakan şutlarla rakibin korkulu rüyase haline gelen Memo'nun "All Star" olması kimseyi şaşırtmadı. 2007 DOĞU KONFERANSI 0 Gilbert Arenas (Washington) 1 Chauncey Billups (Detroit) 4 Chris Bosh (Toronto) 3 Caron Butler (Washington) 15 Vince Carter (New Jersey) 32 Richard Hamilton (Detroit) 12 Dwight Howard (Orlando) 23 LeBron James (Cleveland) 5 Jason Kidd (New Jersey) 7 Jermaine O'Neal (Indiana) 32 Shaquille O'Neal (Miami) 3 Dwyane Wade (Miami) Koç: Eddie Jordan 2007 BATI KONFERANSI 34 Ray Allen (Seattle) 15 Carmelo Anthony (Denver) 24 Kobe Bryant (L.A. Lakers) 21 Tim Duncan (San Antonio) 21 Kevin Garnett (Minnesota) 5 Josh Howard (Dallas) 31 Shawn Marion (Phoenix) 1 Tracy McGrady (Houston) 41 Dirk Nowitzki (Dallas) 9 Mehmet Okur (Utah) 9 Tony Parker (San Antonio) 1 Amare Stoudemire (Phoenix) Koç: Mike D'Antoni |
15 Şubat 2007 TÜRKİYE'NİN ARAP ÜLKELERİYLE DIŞ TİCARET HACMİ... Türkiye'nin Arap ülkeleriyle olan dış ticaret hacminin 2006 yılında bir önceki yıla oranla yüzde 28 büyüdüğü bildirildi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulundan (DEİK) yapılan yazılı açıklamada Riyad Büyükelçiliğine atanan Büyükelçi Naci Koru'nun görevine başlamadan önce DEİK'in düzenlediği Türk-Suud İş Konseyi üyeleriyle tanışma toplantısına katıldığı kaydedildi. Suudi Arabistan'ın tarihinin en büyük bütçesini açıklayarak 2007'de toplam bütçe gelirlerini 106,6 milyar dolar, giderlerini ise 101,1 milyar dolar olarak ilan ettiğine dikkat çekilen toplantıda 37,3 milyar dolarlık yatırım bütçesinden Türk iş adamlarının daha fazla pay alması hedefi üzerine geliştirilen stratejiler üzerine görüş alış verişinde bulunulduğu bildirildi. Açıklamada, Türkiye'nin Arap ülkeleriyle olan dış ticaret hacminin bir önceki yıla göre yüzde 28 oranında arttığı, Türk taahhüt firmalarının Arap ülkelerinde üstlendikleri işlerin toplam bedelinin 33 milyar doları aştığı, petrol fiyatlarında meydana gelen yükselişin de getirdiği imkanlarla önümüzdeki on yıl içinde altyapı, petrol ve doğal gaz, ağır sanayi, inşaat, turizm, gayrimenkul başta olmak üzere Arap ülkelerinde gerçekleştirilecek projelerin toplam bedelinin 1 trilyon dolara ulaşacağı değerlendirilen toplantıda, Arap özel sektörünün sadece 2005 yılında Arap ülkeleri dışında dünyanın çeşitli ülkelerinde 25 milyar dolar değerinde şirket satın alımına gittiği ve bu fırsatların Türkiye için önemine de ayrıca dikkat çekildiği aktarıldı. Açıklamada, şunlar kaydedildi: ''Toplantıda öne çıkan konular arasında turizm de vardı. Geçen yıl küçük bir bütçeyle hazırlanan kısa bir reklamla Trabzon Uzungöl'e yüzlerce Arap Turistin geldiğine dikkat çekilerek, yüzbinlerce Suudi Arabistanlı'nın hem yaz turizmi kapsamında Doğu Karadeniz'e gelebileceği hem de yurt dışında eğitime gönderilen binlerce Suudi Arabistanlı'nın vakıf üniversitelerine çekilebileceği üzerine duruldu. Kral Abdullah'ın tahta çıkmasının ardından hız verilen kalkınma projeleri için 2007 yılında 37,3 milyar dolar gibi önemli bir kaynak tahsis edildi. Bu çerçevede, 2007 yılında gerek Suudi Arabistan ekonomisinin petrole bağımlılığını azaltmak, gerekse ülkenin her bölgesine yayılan dengeli bir ekonomik kalkınmayı gerçekleştirmek amacıyla, sanayi şehirleri gibi endüstrileşme, ekonominin çeşitlendirilmesi, altyapının geliştirilmesi ve istihdam olanakları yaratılmasına yönelik projelerin uygulanmasına devam edileceği değerlendirilmekte...'' 37,3 milyar dolarlık yatırım içinde eğitim alanında, Baha, Tabuk, Najran'da üç üniversite ve Riyad'da bir üniversite, 2000 okul, 7 teknik fakülte, 12 teknik ve mesleki eğitim merkezi, 5 kız teknik enstitüsü, 9 kız mesleki eğitim merkezi, bir yeni üniversite hastanesi ve mevcut üniversitelere 56 yeni fakülte eklenmesi olduğu aktarılan açıklamada, sağlık alanında ise 380 sağlık merkezi kurulması ve 13 yeni hastane yapılmasının yer aldığı aktarıldı. Açıklamada, ulaştırma alanında, 16 bin kilometre yol inşası ve 8 bin kilometrelik yol asfaltlanması, su ve tarımsal altyapı alanında toplam 4,3 milyar dolar tutarında yeni projelerin hayata geçirilmesi ve bayındırlık alanında, toplam 2,6 milyar dolarlık düşük maliyetli konut inşa edilmesinin öngörüldüğü bildirildi. |
Kurtlar Vadi'ye inebilecek mi? Show TV'nin büyük tartışmalara neden olan dizisi Kurtlar Vadisi- Terör'ün bu akşam yayaınlanıp yayınlanmayacağına yönelik tartışmalar sürüyor. Gelen bilgiler Show TV yönetiminin baskılara dayanamayarak diziyi yayından çektiği yönünde. Fakat bu pek de kolay bir süreç değil zira dizi yapımcılarıyla Show TV arasından hukuki pürüzler var ve bu nedenle kanal yöneticilerini çok ciddi tazminatlar bekliyor. Her ne kadar çoğu dizinin yayından kaldırıldığı söylense de, Show TV'nin internet sitesinde hala Kurtlar Vadisi'nin bu akşam saat22:00'de yayınlanacağı bilgisi var. |
Cepte vergi şoku 15 Şubat 2007 http://www.hurriyet.com.tr/_newsimages/2891761.jpg Türkiye cep telefonu alırken de kullanırken de dünyanın en yüksek vergisini ödüyor. Uluslararası araştırmalardan elde edilen sonuçlar hiç de iç açıcı değil. Vergi alma konusunda oldukça bonkör olan hükümet, bu konudaki başarısını şampiyonlukla tescilledi. Türk halkı, cep telefonundan alınan vergiler sayesinde dünyanın en yüksek vergisini ödüyor. Cep telefonu alırken uygulanan verginin oranı yüzde 44.6'ya ulaşıyor. Türkiye'ye yüzde 29,4 ile Tanzanya, yüzde 29,4 ile de Uganda izliyor. Bu oran Yunanistan'da yüzde 25.6'da kadar düşüyor. Cep telefonuyla konuşurken de yine devlet kasasını dolduruyor. 100 YTL'lik konuşmaya vergilerde katılınca 144.5 YTL ödeme yapılıyor. Konuşma faturasının açılımı ise şöyle: Konuşma ücreti 100 YTL Damga vergisi 1.5 YTL KDV bedeli 18 YTL Özel iletişim vergisi 25 YKL Toplam: 144.5 YTL |
Fener maçı olayları UEFA raporuna girmiyor Fenerbahçe'nin kendi sahasında Hollanda'nın AZ Alkmaar takımıyla yaptığı UEFA Kupası 3. tur ilk maçında, tribünde çıkan olayların UEFA temsilcisinin raporunda yer almadığı öğrenildi http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif 15.02.2007 Maç sırasında tribünde yaşanan olayları ''Taraftarlar arasında nahoş olaylar'' olarak gören UEFA temsilcisinin, raporunda bu olaya yer vermediği bildirildi.Fenerbahçe'nin karşılaşmada tribünde yaşanan olaylar yüzünden, temsilcinin raporunda yer vermemesi nedeniyle ceza alması beklenmiyor. Haber: AA |
Hacker resimciyi coğrafyacı hakladı http://www.aksam.com.tr/foto/2007/02/15/g7.jpg Anadolu Eğitim Sen'in sitesini Jordi Turk Hacker nick'iyle hackleyen resim öğretmeni Ümit Kan'ı coğrafya öğretmeni Cansel Güven yakaladı. Anadolu Eğitim Sen Başkanı Güven, Eğitim Sen üyesi Resim öğretmeni hacker'la mahkemede hesaplaşacak Rakip öğretmen sendikaları arasındaki hack kavgası mahkemelik oldu. Öğretmenlerin sanal alemdeki kavgası Coğrafya Öğretmeni Cansel Güven'in başkanlığını yaptığı bağımsız Anadolu Eğitim Sen'in internet sitesinin iki ay içinde 17 kez Jordi Turk Hacker nickli bir kişinin saldırısına uğramasıyla başladı. Her saldırıda çöken sitenin açılış sayfasına rakip sendikanın internet linkinin verilmesi de bardağı taşıran son damla oldu. Filtre sistemleriyle saldırıları durduramayan Coğrafyacı Güven, sendikanın internet sitenin tüm bilgilerinin silinip veri tabanının yok edilmesiyle birlikte sanal hacker avı başlattı. IP BİLGİLERİ YAKALATTI Sonunda hacker'ın IP bilgilerine ulaşan Güven, şüpheli IP numarasının kullanıcısının Eskişehir Barbaros İlköğretim Okulu Resim Öğretmeni ve rakip sendika üyesi Ümit Kan'ın olduğunu öğrenince şaşkına döndü. Genç resim öğretmeni hakkında sendika adına suç duyurusunda bulunan Güven, Kan'ın ve varsa suç ortaklarının bilişim suçları kapsamında cezalandırılması istedi. Dilekçede, 'Sendikamızın arşiv belgelerine bir daha onarılmayacak şekilde zarar veren kişi ve kişilerden şikayetçiyiz' ifadesi kullanılırken, Kan'ı daha önce uyardıklarını da söyledi. Sanal saldırılar sırasında Kan'a mail atarak, uyarıda bulunduğu ancak bu nedenle 'Sendika ağası' olarak internet sitelerine düştüğünü söyleyen Bağımsız Anadolu Sen Başkanı Cansel Güven, 'Manevi tazminat davası da açacağım' dedi. 'BEN YAPMADIM' Coğrafya öğretmeni Güven'in hakkında suç duyusunda bulunduğu 28 yaşındaki Kan, 'Sade bir internet kullanıcısıyım. Sendikadan ayrılıp daha sonra tekrar üye oldum. Yani fanatik bir sendika üyesi de değilim. Benim bu hackelemelerle veya Jordi Turk Hacker nickiyle bir ilgim yok. Kablosuz ağ bağlantım başkaları tarafından kullanılıyor olabilir. Bir süredir bundan şüpheleniyorum zaten' diye konuştu. Deniz GÜÇER/ ANKARA |
“Robert ile Zeynep kız kıza bakışıyor” http://www.vatanim.com.tr/pics/news/108603000.jpg http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif Zeynep Tokuş’un eşi Alp Nuhoğlu’nun patenci Robert Beachamp hakkındaki “gay” iddiasını ilk kez bu köşede okumuştunuz... http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif 15.02.2007 Alp Nuhoğlu, eşi Zeynep Tokuş’a elle tacizde bulunan Robert’ın gay olduğunu ima ederek “Onun cinsel tercihi farklı” demişti... Robert ise “Ben gay değilim. Kadınlardan hoşlanıyorum” diyerek Nuhoğlu’nu kıskançlıkla suçlamıştı...İki erkek arasındaki kavga bitmek bilmiyor... Robert’ın “ben erkeğim” savunmasına karşılık Alp Nuhoğlu da “o gay” iddiasını sürdürüyor. İşte son açıklamaları: “Ben doktorum. Kimin, ne olduğunu çok iyi biliyorum. Robert’ın gay olduğu, konuşmalarından ve hareketlerinden belli. Zaten normal bir erkeğin eşime o şekilde sarılmasına izin vermem. Robert’ı niye kıskanayım ki? Buz pistinde Zeynep ile birbirlerine hayran hayran da bakabilirler... Bunda ne var ki? Kız kıza bakışıyorlar işte...” Haber: Gülşen YÜKSEL |
Alıntı:
Evli bir adam ve bir erkek nasıl böyle bir yorum yapabiliyor anlamak cok güc:S |
RTÜK'E TEPKİ YAĞIYOR YAZIKLAR OLSUN KORKAKLAR.. http://www.trt.net.tr/haber/2005/06/08/resim/rtuk_logo_b.jpg Kurtlar Vadisi dizisinin yayından kaldırılmasına tepki gösteren vatandaşlar RTÜK'ün telefonlarını kilitledi. Kurtlar Vadisi Terör dizisi yayınlanmadan önce "Dizi yayınlanmasın" telefonlarıyla boğuşan RTÜK, şimdi de dizinin yayından kaldırılmasına tepki gösterenlerin hedefi haline geldi. RTÜK'ü telefon ve faks yağmuruna tutan vatandaşlar dizinin yayından çekilmesine sert tepki gösteriyor. HABERTURK'ü arayan bazı vatandaşlar ise RTÜK'ün telefonlarını açmamasından yakınıyor. Kurumun telefonlarının kilitlendiği bildiriliyor. PANA FİLMİN AÇIKLAMASI Pana Film'in, dizinin yayınlandığı Show TV'deki açıklamasında, ''23 yıldır Türkiye'nin gününü kana bulayan, ufkunu kapatan ve geleceğini körelten terör belasının arkasındaki karanlık gerçekleri konu edindiğimiz dizimizin yeni bölümlerine gelen yayın yasağı fiili bir durumdur'' denildi. Ön yargılı karalama kampanyalarına rağmen Kurtlar Vadisi Terör'ün birinci bölümünü her kesimden 30 milyon insanın izlediği ifade edilen açıklamada, ''eserde şu veya bu kesime karşı en küçük bir ayrım ve aşağılama görülmediği, buna rağmen sansür çarkının dönmeye başladığı'' savunuldu. ''Hiçbir hukuk devletinde görülmeyecek bir uygulamayla dizinin yayınlanmasının imkansız hale getirildiği'' ileri sürülen açıklamada, şunlar kaydedildi: ''Ya Kurtlar Vadisi yayından kalkacak, ya da kanalın yayın izni iptal edilecekti. Yapımcı olarak bizim yaptığımız 30 milyon vatandaşın takdirini kazanan sanal bir gerçekliktir. Ama bu kitlenin beğenisini hiçe sayan sansürcü zihniyetin yaptığı somut bir gerçekliktir. Zira, dizinin henüz sadece bir bölümü yayınlanmış ve bu bölümde herhangi bir sakınca görülmemiş olduğu halde sonraki bölümler, ısmarlama bir takım kaygı ve tahminlerden hareketle ağır şekilde suçlanmıştır. Oysa Kurtlar Vadisi, daha birinci bölümün ilk sahneleriyle birlikte bu ülkede her şeye rağmen herkesin kardeş olduğu bilincini pekiştirmek için en etkili örneği vermiştir. Dizinin en güçlü mesajlarla vurguladığı Kürt ve Türk'ün kardeşliğinden rahatsız olanlar Kurtlar Vadisi'ni suçlamış, yayın engellenmiştir. Kurtlar Vadisi, yaklaşık çeyrek yüzyıl boyunca bu ülkenin 40 bin insanına kıyan senaryoyu yazdıran ellerin parmak izlerini sanal laboratuvarda teşhis edeceği için mi linç uygulamasına hedef olmuştur? Kurtlar Vadisi, kanlı sürecin yol açtığı dolaylı-dolaysız 300 milyar dolarlık kaybın hesabını sorgulayacağı için mi sakıncalı bulunmuş ve susturulmak istenmiştir?'' Açıklamada, Pana Film'in, bu konuda ve her konuda sözünü bir şekilde söyleyeceği, televizyonda olmazsa sinemada, dijital platformlarda veya internet aracılığıyla izleyenleriyle buluşacağı ifade edildi. Bu arada, dizinin yayınlanacağı saatte, Show TV'de ''Kan Uykusu'' adlı belgesel film yayına verildi. Belgeselin gösterimi sırasında RTÜK'ün şikayet hattı telefonu da izleyicilere duyuruldu. (AA) |
16 Şubat 2007 YABANCI DOKTORLARA TÜRKİYE'DE ÇALIŞMA İMKANI... TBMM Genel Kurulu'nda, yabancı doktorların Türkiye'de çalışmasına olanak sağlayan; Tıpta Uzmanlık Kurulu oluşturulmasını öngören tasarı kabul edilerek yasalaştı. Kanuna göre, yabancı doktorlar Türkiye'de çalışabilecek, Tıpta Uzmanlık Kurulu oluşturulacak. Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma hastanelerindeki klinik şef ve şef yardımcılığı kadrolarına atamalar, ilgili dalda uzman profesör, doçent ve uzman doktorlar arasından bakanlıkça yapılacak. Sözleşmeli personelin ücretleri, döner sermayenin yanı sıra genel bütçeden de karşılanabilecek. Doktorlar, tıbbi hizmetlerden kaynaklanan her türlü tazminat talepleri için sigorta güvencesine kavuşacak. Yabancı doktorların Türkiye'de çalışmasına olanak sağlayan; Tıpta Uzmanlık Kurulu oluşturulmasını öngören tasarı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek kanunlaştı. Kanuna göre, halen yürürlükteki kanunda yer alan ''Türkiye Cumhuriyeti dahilinde tababet icra ve herhangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için Türkiye Darülfünunu Tıp Fakültesinden diploma sahibi olmak ve Türk bulunmak şarttır'' ifadesindeki, ''Türk bulunmak'' ibaresi ile ''izinli Türk hekimlerinin'' ibaresi ''mezun hekimlerin'' olarak değiştirildi. Böylece yabancı doktorların Türkiye'de çalışmasına olanak sağlandı. Kanunla, tıbbi hizmetlerden kaynaklanan her türlü tazminat taleplerinin karşılanması için ''zorunlu mali sorumluluk sigortası'' oluşturulacak. Bu sigorta primini serbest çalışan doktorlar kendileri ödeyecek. Personelin katkısıyla elde edilen döner sermaye gelirlerinden personele ödeme yapılan kamuya ait döner sermayeli sağlık kurum ve kuruluşları ile özel hukuk kişilerine ait sağlık kurum ve kuruluşları; çalıştırdıkları doktorlar için zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptıracak. Kamu kurum ve kuruluşlarında görev yapan doktorlar için çalıştıkları kurum ve kuruluşça yaptırılan sigorta, ilgili doktorun mesleğini serbest olarak yapması halini kapsamayacak. Sağlık kurum ve kuruluşlarında çalışan doktorların zorunlu mali sorumluluk sigortasının yaptırılmasından, doktorun çalıştığı sağlık kurum ve kuruluşunun amiri birinci derecede sorumlu olacak. Sigorta yapan, zorunlu sigorta kapsamındaki bir fiil veya hal nedeniyle sigorta yaptıranın tazminata mahkum edilmesi halinde; zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde tazminatı doğrudan zarar görene ödeyecek. Yapmak zorunda oldukları halde sigorta yaptırmayanlara, yaptırmadığı süre içinde ödemesi gereken primin 5 katı idari para cezası verilecek. Kamu kurum ve kuruluşlarında, sigorta yaptırılmamasından dolayı verilen idari para cezasından, o kurum ve kuruluşun amiri şahsen sorumlu olacak. ŞEF VE ŞEF YARDIMCILARI İÇİN SINAV Klinik şefi, klinik şef yardımcısı, başasistan ve asistan kadrolarına, açıktan, atama izni alınmaksızın atama yapılacak. Şef ve şef yardımcılığı sınavı, Sağlık Bakanlığınca yılda bir yapılacak. Bu sınava, tıpta uzmanlık unvanını kazanmış, orijinal bilimsel araştırma ve yayınlar yapmış ve Üniversitelerarası Kurulca merkezi sistemle hazırlanacak bir yabancı dil sınavını başarmış olan adaylar, gerekli belge ve yayınlar ile birlikte uzmanlık alanını bildirerek başvuracak. 3 VEYA 5 KİŞİLİK JÜRİ OLUŞTURULACAK Bakanlık, uzmanlık alanlarını dikkate alarak 3 veya 5 kişilik jüri oluşturacak. Bu jüri, yayınları inceleyip adayı sözlü ve gerektiğinde uygulamalı sınava tabi tutacak ve başarılı olanlara, ilgili uzmanlık alanında şef veya şef yardımcılığı sınavı başarı belgesi verecek. Eğitim ve araştırma hastanesi biriminde açık bulunan şeflik veya şef yardımcılığı kadrosu, isteklilerin başvurması için Sağlık Bakanlığınca ilan edilecek. Şef veya şef yardımcılığı sınavı başarı belgesi bulunanlar ile profesör veya doçentler ilan edilen kadroya müracaat edebilecek. Bakanlık, adayların bilimsel ve eğitim yeterliliklerini incelemek üzere, en az biri atama yapılacak eğitim ve araştırma hastanesi dışından olmak üzere 3 profesör veya şef tespit edecek. Bu profesör veya şefler, adaylar hakkındaki mütalaalarını bakanlığa bildirecek. Sağlık Bakanı, Müsteşar, Sağlık Eğitimi Genel Müdürü, Tedavi Hizmetleri Genel Müdürü ve Personel Genel Müdürü birlikte değerlendirerek şef veya şef yardımcılığı atamalarını yapacak. KALKINMADA ÖNCELİKLİ İLLER İÇİN SINAV ŞARTI YOK Kalkınmada öncelikli illerde bulunan eğitim ve araştırma hastanelerinde ilan edilen şef kadrolarına, en az 5 yıl şef yardımcısı olarak çalışanların başvurmaları halinde sınav şartı aranmayacak. Bu kişiler, atandığı kadroda 5 yıl çalışmadan kalkınmada öncelikli iller dışındaki yerlere atanamayacak. Klinik şef ve şef yardımcılığı sınavı ile başasistanlık sınavlarına ilişkin usul ve esaslar, kanunun yayımı tarihinden itibaren üç ay içinde yürürlüğe konulacak yönetmelikle belirlenecek. Servis ve laboratuvar şefleri veya şef yardımcıları ile tıp alanında doçent veya profesör tabipler eğitim ve araştırma hastanelerine; uzman tabipler veya tıp alanında doktora yapmış tabipler ya da hukuk, kamu yönetimi, iktisat, işletme ve sağlık yönetimi alanlarında lisans, yüksek lisans veya doktora eğitimi almış tabipler diğer hastanelere baştabip olarak atanabilecek. Anestezi teknisyenleri, anestezi uzmanı veya bunun bulunmadığı hallerde ameliyatı yapan ilgili uzmanın gözetiminde ve direktiflerine uygun olarak anestezi yapabilecek. AİLE HEKİMLİĞİ İÇİN YENİ HÜKÜM Kanunla, aile hekimliği ile ilgili yeni bir düzenleme getirildi. Buna göre, zorunlu hizmete tabi doktorlar bulundukları illerde sözleşmeli aile hekimi olarak çalışabilecek veya ihtiyaç halinde aile hekimliği uygulamaları için görevlendirilebilecek. Aile hekimliğinde alınan görevler de zorunlu hizmetten sayılacak. Aile hekimliğinde görev alan ve birinci basamak sağlık kurumlarında görev alan doktorların il içinde yerleri değiştirilebilecek. TIPTA UZMANLIK KURULU OLUŞTURULDU Eğitim kurumlarına eğitim yetkisi verilmesi ve bu yetkinin kaldırılmasına ilişkin teklifleri karara bağlamak, uzmanlık ana dallarının rotasyonlarını belirlemek, uzmanlık sınavı jürilerini belirlemek, yabancı ülkelerde asistanlık yapanların bilimsel değerlendirmesini yapacak fakülteleri ve eğitim hastanelerini tespit etmek, tıpta uzmanlık eğitimi ve uzman insan gücü ile ilgili görüşler vermek, uzmanların gelişmeleri izlemesini sağlayıcı inceleme ve araştırmalar yapmak için Sağlık Bakanlığının sürekli kurulu niteliğinde Tıpta Uzmanlık Kurulu oluşturulacak. Kurul; bakanlık müsteşarı, ilgili genel müdür ve 1. Hukuk Müşaviri, biri diş tabibi olmak üzere eğitim hastanelerinden bakanlığın seçeceği 5, 4 tıp, bir de diş hekimliği fakültesinden YÖK'ün seçeceği birer, Gülhane Askeri Tıp Akademisi ve fakültesi, Türk Tabipler Birliği ve Türk Diş Hekimleri Birliğinin seçeceği birer üyeden oluşacak. Kurula seçilecek asil ve yedek üyelerde; uzman olmaları, ayrıca en az 3 yıllık klinik veya laboratuvar şefi ya da profesör unvanına sahip bulunmaları şartı aranacak. Bakanlığın davetiyle yılda 2 kez toplanacak olan Kurul, meslek alanlarıyla ilgili konularda oy çokluğu ile karar alabilecek. Ancak kurumların eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin toplantılarda, katılanların en az üçte iki çoğunluk aranacak. Kurulun çalışma usul ve esasları Bakanlar Kurulu tarafından yürürlüğe konulacak yönetmelikle düzenlenecek. PERSONEL ÜCRETLERİ Sözleşmeli personelin ücretleri, döner sermayenin yanı sıra genel bütçeden de karşılanabilecek. Kanun ile Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun Hükmündeki Kararnamede de değişikliğe gidildi. Sağlık Bakanlığı, ülkenin sağlıkla ilgili konularında danışma fonksiyonu yapmak üzere Sağlık Şurasına bağlı olarak danışma kurulu ile ihtisas komisyonları kurabilecek. Şura, danışma kurulu ve komisyonun çalışma usul ve esasları, Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan yönerge ile belirlenecek. SÖZLEŞMELİ PERSONELİN TAYİNİ Eleman Temininde Güçlük Çekilen Yerlerde Sözleşmeli Sağlık Personeli Çalıştırılmasını öngören kanuna da yeni ilave yapıldı. Sağlık Bakanlığı, Maliye Bakanlığından vize almak kaydıyla, sözleşmeli personel pozisyonlarını birleşme, nitelik değiştirme veya isim değişikliği gibi nedenlerle, il içinde olmak kaydıyla değiştirebilecek. Sözleşmeli personel; deprem, yangın, su baskını, yer kayması, çığ ve benzeri afetler, sıkıyönetim, olağanüstü hal, seferberlik ve savaş hali ile yılda bir ayı geçmeyen hizmet içi eğitim çalışmaları esnasında, doktor ve hemşireler diyaliz eğitimi amacıyla en fazla bir defa ve toplam 3 ayı aşmamak ve bu sürenin 4 katı mecburi hizmet yükümlüsü olarak çalışmayı taahhüt etmek koşuluyla pozisyonunun tahsis edildiği yer dışındaki birimlerde geçici olarak görevlendirilebilecek. Sözleşmeli personelin nakillerinde, çalışılan yerin özelliklerine göre hesaplanacak hizmet esas puanı dikkate alınacak. Tıbbi hizmetlerden kaynaklanan her türlü tazminat taleplerinin karşılanması için ''zorunlu mali sorumluluk sigortası'' oluşturulmasına ilişkin düzenleme, kanunun yayımdan 6 ay sonra yürürlüğe girecek. Anestezi uzman bulunmadığı hallerde anestezi teknisyenlerin ameliyatlara girmesine izin veren düzenleme için de 10 yıllık yürürlük süresi kondu. Kaynak: Meclishaber |
AB'de ikinci Türk bakan Hollanda'da 16 Şubat, 2007 09:20:00 (TSİ) http://www.cnnturk.com/images/1.gif http://www.cnnturk.com/images/dunya/albayrakhbr1607.jpg Hollanda'da yeni kurulan koalisyon hükümetinde görev alan Nebahat Albayrak bir Avrupa Birliği ülkesindeki ikinci Türk asıllı bakan oldu. Nebahat Albayrak bir AB ülkesindeki ikinci Türk asıllı bakan oldu Aşırı sağcı Özgürlük Partisi'nin, Albayrak'ın bakanlığını engelleme girişimi sonuçsuz kaldı. Hollanda'da 22 Kasım'da yapılan seçimlerin ardından Hıristiyan Demokrat Parti önderliğinde kurulan üçlü koalisyon hükümeti Bakanlar Kurulu'nu belirledi ve Sosyal Demokrat İşçi Partisi'nin Türk kökenli milletvekili Nebahat Albayrak yeni hükümette Adalet Bakanlığı Devlet Sekreterliği'ne atandı. Ancak Albayrak'ın bu göreve atanması aşırı sağcı Özgürlük Partisi'ni rahatsız etti. Parti lideri Geert Wilders Meclis'e soru önergesi vererek, Albayrak'ın çifte vatandaş olduğunu, bu durumun da tarafsızlığını etkileyeceğini savunarak söz konusu göreve gelmesini engellemeye çalıştı. Sağcı parti, önergeyi iktidarın tepkisiyle karşılaşması üzerine geri çekti. Albayrak böylece İsveç'te bir önceki hükümette eğitim bakanı olarak görev alan İbrahim Baylan'ın ardından, bir Avrupa Birliği ülkesindeki ikinci Türk bakan oldu. Adalet Bakanlığı Devlet Sekreterliği'ne atanan Albayrak hükümetin yabancılar politikası konusunda doğrudan siyasi sorumlu olacak. Bir önceki hükümette yabancılar politikası, uyum politikalarıyla birleştirilerek Liberal Partili Bakan Rita Verdonk tarafından yürütülmüş ve Verdonk'un uygulamaları, ülke gündeminde en çok tartışılan konuyu oluşturmuştu. Bu açıdan bakıldığında yeni hükümet içindeki devlet sekreterleri arasında en ağır görev Nebahat Albayrak'a verilmiş oldu. Dördüncü Balkenende hükümetinde başbakanla birlikte toplam 16 bakan ve 11 devlet sekreteri bulunuyor. Aralarında Albayrak'ın da bulunduğu devlet sekreterleri kabinede bakan konumunda yer alıyor ve görev alanıyla ilgili konularda bakan yetkilerini taşıyor. |
T.C. BAŞBAKANLIK HAZİNE MÜSTEŞARLIĞI Sayı: 2007/19 16 ŞUBAT 2007 BASIN DUYURUSU Bilindiği üzere, 5 Haziran 2020 vadeli Global Dolar tahvilimizin artırımı için dün HSBC ve UBS yatırım bankalarına yetki verilmişti. Anılan artırım tamamlanmış olup, artırım miktarı 750 milyon Dolar olarak gerçekleştirilmiştir. Böylece söz konusu tahvilin toplam tutarı 2 milyar ABD Dolarına ulaşmıştır. 2020 vadeli tahvilin faiz oranı (yatırımcıya getirisi) %6,88 olarak gerçekleşmiş olup, benzer vadedeki ABD Hazine tahvillerine göre getiri farkı (spread) 218 baz puandır. İhraca ilişkin tutar, 23 Şubat 2007 günü hesaplarımıza girecektir. Tahvile 13 farklı ülkeden talep gelmiştir. Tahvilin %40’ı Türkiye, %28’i Avrupa, %19’u ABD, %4’ü Asya ve % 9’u diğer ülkelerdeki yatırımcılara satılmıştır. 2007 yılında yapılan ve detayları aşağıda verilen tahvil ihraçları ile bugüne kadar yaklaşık 3,4 milyar ABD doları tutarında kaynak sağlanmıştır. 2007 Yılında Uluslararası Sermaye Piyasalarında Gerçekleştirilen Tahvil İhraçları İhraç Tarihi Döviz Cinsi Miktar (milyon) Vade Sonu Kupon Oranı (%) Fiyat (%) Yatırımcıya Getirisi (%) Yatırımcıya Getirisi (Spread) 17.01.2007 Dolar 500 26.09.2016 7,000 101,875 6,732 UST + 207 bp 17.01.2007 Dolar 500 17.03.2036 6,875 95,875 7,215 UST + 247 bp 02.02.2007 Avro 1.250 02.04.2019 5,875 99,106 5,977 Bund + 193 bp 23.02.2007 Dolar 750 05.06.2020 7,000 100,950 6,888 UST + 218 bp Kamuoyuna duyurulur. |
PKK'DAN SİNSİ PLAN Terör örgütü PKK, Barzani'den yardım alarak sınırımızdaki kamplarını, ‘köy’e dönüştürüyor. "Kamp-köy’lere kadın ve çocukları yerleştiren örgüt, olası bir operasyonda, Türkiye'yi dünyaya “Masum sivilleri öldürüyorlar” diye tanıtacak Terör örgütü PKK'nın, Kuzey Irak'ta uygulamaya koyduğu sinsi planın adı 'köykamp' projesi. Bölgeden Ankara'ya ulaşan önemli bir istihbarat; terör örgütünün, bir sınır ötesi operasyon ihtimaline karşı şeytanca bir planı hayata geçirmekte olduğunu gösteriyor. PKK, Türkiye sınırına yakın bölgelerdeki terör kamplarını birer 'köy'e dönüştürüyor. Örgütün silahlı kadrolarının barındığı ve eğitim faaliyetlerini yürüttüğü yaklaşık 20 sabit kampta bir süredir evler inşa ediliyor. Zap, Pirbela, Mezi, Sindi, Begova, Şilan, Aşrok, Nazdur, Bahnuna, Parakh, Evlehe, Marsis, Kahsan ve Kamtur kamplarının da aralarında bulunduğu terör üsleri, bölgedeki diğer köyler ile aynı görüntüye bürünüyor. PKK, çoğunlukla mağaralar ve geçici barınaklardan oluşan kamplarını şimdi Barzani'ye bağlı peşmergeler ile birlikte 'köy' haline getiriyor. CANLI KALKAN PKK'nın terörist yuvalarını, birer 'köy-kamp'a çevirme planının ardında, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bölgedeki kamplara yönelik bir operasyon düzenlemesi halinde, Türkiye'yi dünya kamuoyu önünde zor durumda bırakma stratejisi yatıyor. Terör örgütü, Barzani güçleriyle birlikte oluşturduğu 'köy'lerdeki evlere özellikle kadın ve çocukları yerleştiriyor. Böylece terör kampları, ailelerin yaşadığı normal birer köy görüntüsüne sokuluyor. HEDEF SİVİLLER PKK; Türkiye'den bölgeye yönelik bir operasyon halinde, "Türk askeri sivil halkı hedef alıyor, köylerdeki masum kadın ve çocukları öldürüyor" şeklinde propaganda yapmaya hazırlanıyor. Türkiye bölgeye yönelik bir askeri harekât düzenlerse, tek bir kadın ya da çocuğun yaralanması veya hayatını kaybetmesi halinde, terör örgütü Türkiye'yi dünyaya şikâyet etmek için hazırlığını bu şekilde yapıyor. PKK'nın Kuzey Irak'ta, özellikle Hakurk, Haftanin, Şivi ve Basiyan bölgelerinde yoğunlaşan bir çok kampı 'köy' görüntüsüne sokması, güvenlik ve terör uzmanları tarafından, 'tehlikeli', 'sinsi' ve 'hain' bir plan olarak değerlendirildi. Aynı yetkililer, PKK'nın bazı sivilleri öldürüp, sorumluluğu Türkiye'ye atması gibi bir ihtimalin bile düşünülmesi gerektiğini vurgulayarak, durumun vahametine dikkat çektiler. BARZANİ DESTEKLiYOR Terör uzmanları, PKK'nın, Barzani güçleriyle ortaklaşa yürüttüğü bu planın, bir sınır ötesi operasyon düzenlemesi halinde Türkiye açısından ciddi sıkıntılar yaratabileceğine dikkat çekiyorlar. Üst düzey bir yetkili, "Şimdi düşünün ki TSK, sınıra yakın bölgelerdeki PKK kamplarına yönelik bir harekâta girişti. Türk savaş uçaklarının bombaladığı kamplardan dünyaya ölü kadın ve çocuk fotoğrafları ve görüntüleri yansıdığı an, Türkiye'nin başının nasıl ağrıyacağını tahmin etmek güç değil. Geçmişte İran-Türkiye sınırındaki bazı köylerde yaşayan sivil halkın zarar gördüğü iddialarının bile ne kadar ses getirdiğini ve Ankara'yı nasıl rahatsız ettiğini unutmamak lazım" dedi. TÜRKİYE’Yİ ÇİCEKLE KARŞILAMAYIZ Kuzey Irak'taki Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani, 'bedeli ne olursa olsun kazanımlarını korumaya kararlı oldukları'nın altını çizdi. Kerkük'ün Kürdistan kenti olduğunu yineleyen Barzani, ''Türkiye müdahale ederse çiçeklerle karşılamayız'' dedi. Barzani, Le Monde gazetesine verdiği demeçte, Kerkük sorunuyla ilgili olarak, "Türkiye Irak'ın içişlerine karışma hususunda herhangi bir hakka sahip değil. Türklerin bir saldırıya girişecek kadar ileri gideceğine, hatta sınrı geçeceğine inanmıyorum" dedi. Kürt lider, "Böylesi bir kararın sonuçlarını anlayacaklarından eminim, yollar çiçekle kaplı olmayacaktır" diye sözlerini sürdürdü. Mesut Barzani, yasal yoldan sonuç almak için yeterince esnek davrandıklarını Kürtlerin daha fazla tavize hazır olmadığını söyledi. MURAT ÇELİK/ BUGÜN |
TAPDK'DAN "SİGARA BANDROLÜ TOPLAMAYIN" UYARISI http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Turkiye/2010/sigara.jpg ANKARA - Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkollü İçkiler Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) Başkanı Niyazi Adalı, halk arasında ''sigara paketlerindeki bandrol karşılığı engelli arabası verileceği'' şeklinde bir söylenti olduğu duyumunu aldıklarını belirterek, ''Böyle bir kampanya yok'' dedi. Sigara bandrolü gibi küçük bir kağıdın hiçbir ekonomik değeri olmadığının altını çizen Adalı, vatandaşları uyardı ve ''Bu söylenti ile engellilere yardım gibi halkımızın iyi duygularını istismar ederek kaçakçılar halkı aldatmak peşinde'' diye konuştu. Toplanan bandrollerin olsa olsa yeniden kaçak sigaraların üzerine yapıştırılmak ve piyasaya sürülmek için kullanılabileceğini kaydeden Adalı, ''İnsanlar engellilere araba gibi iyi bir duygu ile bandrolleri toplayıp karanlık yerlere verirse, bu engellilere araba değil, korkarım Mehmetçiğe karşı kurşun olarak döner. Çünkü böyle kara para terör örgütlerine gidiyor'' dedi. |
PKK'nın Fransız avukatları müvekkillerinin uzun süredir Fransız gizli servisinin çeşitli birimleriyle şeffaf biçimde temas içinde olduklarını da doğruladı. -------------------------------------------------------------------------------- Fransa'da gözaltına alınan bölücü terör örgütü PKK üyelerinin avukatları, sorgu hakiminin geçen hafta aldığı tutuklu yargılama kararına itiraz ettiklerini açıkladı. Fransız avukatlar William Bourdon, Antoine Comte, Jean-Louis Malterre, Sylvie Boitel ve Jean-Jacques de Felice yaptıkları ortak açıklamada, müvekkilleri aleyhine açılan dava dosyasının "tamamen boş" olduğunu iddia ettiler. Avukatlar, tutuklu yargılanmalarına karar verilen müvekkillerinin uzun süredir Fransız gizli servisinin çeşitli birimleriyle şeffaf biçimde temas içinde olduklarını da doğruladı. Fransız sorgu yargıcı geçen cuma, ön soruşturma sonunda, 15 bölücü örgüt üyesi hakkında adli soruşturma açılmasını kararlaştırmıştı. Daha sonra ikinci kez yargıç önüne çıkanlardan 14'ünün tutuklu yargılanmasına karar verilmişti. Paris'teki operasyonlar çerçevesinde terör örgütünün başkentteki merkezi olan bir "kültür merkezine" de baskın düzenlenmiş, bazı evraklara ve bilgisayarlara el konulmuştu. Bu baskının, terör örgütüne maddi destek sağlayan ve örgütün Avrupa'daki üst düzey sorumluları olduğu tahmin edilen kişilere karşı Paris'in banliyölerinde düzenlenen operasyonlar çerçevesinde yapıldığı belirtiliyor. Gözaltına alınanlara, teröre mali kaynak sağlama dışında "organize suç" ve "kara para aklama" suçlamaları yöneltiliyor. Fransız basını, gözaltına alınanların uyuşturucu kaçakçılığı yapıyor olabileceği ihtimalinin de araştırıldığını belirtiyor. Paris'teki operasyon, geçen yıl 2 PKK'lı teröristin döviz bürosunda kaynağını açıklayamadığı 200 bin avroyu dolara çevirmek isterken gözaltına alınmaları sonucu başlatılan soruşturma çerçevesinde düzenlenmişti. Fransa'da terör örgütü PKK'nın faaliyetleri, 1993 yılında yasaklanmıştı |
17 Şubat 2007 VAKIFBANK TÜM BİREYSEL KREDİ FAİZLERİNİ DÜŞÜRDÜ -BANKA, TAKSİTLİ İHTİYAÇ KREDİSİ FAİZ ORANINI 48 AY VADEYE KADAR AYLIK YÜZDE 2,13'DEN, YÜZDE 1,94'E, KONUT KREDİSİ FAİZ ORANINI DA 240 AY VADEYE KADAR AYLIK YÜZDE 1,80'DEN YÜZDE 1,55'E İNDİRDİ Vakıfbank tüm bireysel kredi faiz oranlarında indirime gitti. Buna göre, taksitli ihtiyaç kredisini 48 ay vadeye kadar aylık yüzde 1,94'e indiren Vakıfbank, konut kredisini 240 ay vadeye kadar aylık yüzde 1,55'e, ''0'' km otomobil kredisini ise 60 ay vadeye kadar yüzde 1,65'e düşürdü. Bankadan yapılan yazılı açıklamaya göre, Vakıfbank, konut kredilerinde faiz oranını piyasada mevcut olan en düşük seviyeye çekti. Banka daha önce tüm vadelerde aylık yüzde 1,80 olan konut kredilerindeki faiz oranını, 240 ay vadeye kadar aylık yüzde 1,55'e düşürdü. Yeni düzenlemeye göre, Vakıfbank taksitli ihtiyaç kredisi faiz oranını yüzde 2,13'ten yüzde 1,94'e, ''0'' km otomobil kredi faiz oranını, kaskosu Banka tarafından yapılması durumunda yüzde 1,75'ten yüzde 1,60'a çekti. Banka ikinci el otomobil kredilerinde de benzer bir indirime giderek, kaskosu Banka tarafından yapılması durumunda faiz oranını aylık yüzde 1,90'dan yüzde 1,75'e düşürdü. Açıklamada, avantajlı kredi imkanlarından yararlanmak isteyenlerin herhangi bir Vakıfbank şubesine başvurmaları durumunda, bankanın talepleri en kısa sürede değerlendirerek, ödemeyi geçekleştireceği belirtildi. |
Mustafa Kemal'den, "İzmir'i aldıktan sonra biraz dinlenirsiniz Paşam" diyen Halide Edip'e yanıt: "Daha birbirimizi yiyeceğiz!" Mustafa Kemal, kendisine, 'İzmir'i aldıktan sonra artık biraz dinlenirsiniz Paşam. Çok yoruldunuz' diyen Halide Edip'e şu yanıtı verir: 'Dinlenmek mi? Yunanlılardan sonra birbirimizle kavga edeceğiz, birbirimizi yiyeceğiz.' Bu öngörü doğru çıkar. Mustafa Kemal'i Milli Mücadele liderliğine taşıyan tarihsel koşulları bir yana bırakırsak, yüksek zekâsının ve hırslı kişiliğinin bu yükselişte önemli payı olduğu açıktır. Milli Mücadele'nin asker üyelerinden Fahrettin Altay'ın aktardığı bir hikâyeye bakılırsa, İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin (İTC) güçlü adamı Enver, Çanakkale Savaşları sırasında, "Siz Mustafa Kemal'i benim gibi tanımazsınız. Vakıa çok değerli, fakat o nisbette de haristir. Emin olun, şimdi liva yaparız. Kolordu kumandanlığı ister. Onu yaparız, ordu kumandanlığı ister. Ordu kumandanı yaparız, başkumandanlık ister. Ona da peki desek, yine kâfi görmez. Daha büyüğünü ister. Çünkü hırsına hudut yoktur. Bu sebeple, onu azar azar vererek gayet maharetle idare etmek, hoş tutmak lazımdır" demiştir. Bu konuşma Mustafa Kemal'e aktarıldığında "Ben Enver'in bu kadar zeki ve ileri görüşlü olduğunu bilmezdim" diyerek, hakkındaki yargıları adeta onayladığı bilinir. Mustafa Kemal, yakın arkadaşı Yunus Nadi ile yaptığı bir sohbette, Mütareke döneminde Ahmet İzzet Paşa'nın oluşturacağı hükümette kendisine Harbiye Nazırlığı'nın verilmesi için çektiği telgraftan bahsederken "Kendisi bunu mansıp (rütbe, mevki) hırsı ile yorumlamış. Halbuki ben adamlarımızı biliyordum. Orada memlekette yapılacak hizmeti, en büyük salahiyetle ancak ben yapabilirdim. Eğer ben o kabinede bulunsaydım, işi daha İstanbul'un eşiğindeyken hallederdim..." diyerek, kendine olan aşırı güvenini anlatmıştır. Bu güven öylesine büyüktür ki, ileriki yıllarda, kendisine muhalefet eden herkesi teker teker saf dışı etmesinde hiçbir yanlışlık görmeyecektir. 'Emirlerin yerine getirilmesi' Kendisine "İzmir'i aldıktan sonra artık biraz dinlenirsiniz Paşam. Çok yoruldunuz" diyen Halide Edip'e "Dinlenmek mi? Yunanlılardan sonra birbirimizle kavga edeceğiz, birbirimizi yiyeceğiz" diyen Mustafa Kemal'in öngörüsü doğru çıkmıştır. Ancak, dava arkadaşlarının en büyük mücadelesi, onun liderliğini önlemek değil, diktatörlük eğilimlerini frenlemek yolunda oldu. "Onbaşı" diye hitap ettiği Halide Edip'e "Ben hiçbir eleştiri, hiçbir fikir istemiyorum. Yalnız emirlerimin yerine getirilmesi[ni istiyorum]" demesi ile Nutuk'ta, "Tarih, itiraz kabul etmez bir şekilde ispat etmiştir ki, büyük meselelerde muvaffakiyet için kabiliyet ve kudreti sarsılmaz bir Reis'in vücudu lazımdır" demesi eylemlerinin ardındaki mantığı açıklar. Fevzi Paşa sevgisi Yine de 1919'da Samsun'a doğru yola çıkmasıyla, 1926'da İzmir Suikastı Davası arasında kalan yedi yıl içinde Milli Mücadele'ye birlikte başladığı arkadaşlarından ikisi dışında hepsini tasfiye etmesini anlamak pek kolay değildir. Bu iki kişiden biri olan Mareşal Fevzi Çakmak'a duyduğu sevgi hakikaten özeldir. Bazı araştırmacılar bunu Fevzi Paşa'nın siyasi hiçbir hırsı olmamasına bağlar. Paşa'nın isminin Osmanlıca'da 'kuzu' kelimesiyle benzer şekilde yazılmasından kalkarak yapılan 'Kuzu Paşa' esprisi bunu doğrular niteliktedir. İkinci 'en çok sevdiği kişi' ise İsmet İnönü'dür. Falih Rıfkı'ya göre, Milli Mücadele'nin başında Anadolu'ya birlikte gitmeyi öneren Mustafa Kemal'e, 'yeni evlendim, beni biraz rahat bırak' diyen; 1920 yılı başında kısa süreliğine Anadolu'ya geçip hemen İstanbul'a dönen, en sonunda İngilizlerin çerçevesini çizdiği 'ya Malta, ya Anadolu' ikilemi yüzünden adeta harekete katılmak zorunda kalan İsmet İnönü'ye 6 Ağustos 1933'te çektiği bir telgrafta, "İsmet sen büyük adamsın. Hassas olduğun kadar his veren adamsın. Sen benim sözlerimi okurken gözlerin yaşarmış; ya ben seni okurken hıçkırıklarla ağladığımı söylersem, inanır mısın? Bu duygularımı sonradan değil, kimsenin yanında değil, yatak odama çekildikten sonra mahremimde yazıyorum. Sen beni muhakkak çok seviyorsun. Ya ben seni!" demesi, bu sevginin şaşırtıcı boyutlarını gösterir. Ama, Mustafa Kemal'in sevgisini kazanmayı başaramayan, ya da muhafaza edemeyen diğer kişilerin örneğin Cavit Bey, Küçük Talat, Dr. Nazım Bey ve Kara Kemal gibi İttihatçı yoldaşlarının; Milli Mücadele'ye birlikte başladığı Çerkes Ethem, Kazım Karabekir, Rauf Orbay, Refet Bele, Ali Fuad Cebesoy, Cafer Tayyar Eğilmez, Kazım Özalp, Ali İhsan Sabis Paşa, Rüştü Paşa, Mersinli Cemal Paşa gibi silah arkadaşlarının; Adnan Adıvar ve Halide Edip Adıvar gibi entelektüel dostlarının, Rıza Nur, Ali Şükrü Bey, Hüseyin Avni (Ulaş) Bey gibi siyasi şahsiyetlerin akıbeti hiç de iyi olmamıştır. Kimi görevden alınmış, kimi sürülmüş, kimi İstiklal Mahkemeleri'nde yargılanmış, kiminin siyasi hayatı ebediyen sona ermiş, kimi öldürülmüştür. Bu yazı dizisinde, Mustafa Kemal'le muhalifleri arasında, kimi kişisel, kimi siyasal, kimi ideolojik nedenlere dayanan çatışmaların perde arkasına göz atmaya çalışacağız. Böyle mütevazı bir çalışmada, bugüne kadar genel kabul görmüş 'doğruları' tersyüz etmek gibi iddialı bir hedefin gerçekleşmeyeceğini biliyoruz. Sadece yeni sorular üretmeyi umuyoruz. Bu soruların yeni cevaplara neden olması ise, araştırmacıların olduğu kadar okuyucuların da çabasını gerektiriyor. Büyük hayaller mi, gerçekçi hedefler mi? Enver, geleceğin Gazneli Mahmut'u veya Cengiz'i olmak için Türkistan'a yürüyordu. Mustafa Kemal ise daha sınırlı bir hedefe, Anadolu'da kurulacak bir ulus-devlete odaklanmıştı Mondros Mütarekesi'nin imzalanmasından sonra, 2/3 Kasım 1918 gecesi bir Alman gemisi ile İstanbul'u terk eden İttihat ve Terakki liderlerinden Talat, Kara Vasıf Bey ve Kara Kemal'e, 'Karakol' adlı bir örgüt kurmalarını ve Anadolu'da mücadeleye devam etmelerini önermişti. Enver ise Teşkilat-ı Mahsusa'nın isminin, 'Umum Alemi İslam İhtilal Teşkilatı' olarak değiştirilerek eski faaliyetlerine devam etmesini istedi. Mustafa Kemal'in Anadolu'ya Karakol tarafından gönderildiğini, ancak daha Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919) sırasında Karakol'un faaliyetlerine karşı çıktığını biliyoruz. Karakol'un liderlerinden bir bölümünün, 16 Mart 1920'de işgal edilmesi sırasında tutuklanmasıyla örgüt iyice zayıflayacak ve Mustafa Kemal İTC vesayetinden biraz daha kurtulacaktı. Ülkeyi terk ederken bile ayrı örgütler kurmayı düşünen İTC liderlerinin ilişkileri, sürgün yıllarında da iyi olmadı. Bazen aynı şehirde oturdukları halde aylarca görüşemeyen liderler, daha çok mektupla temas kurdular. Birçoğu Hüseyin Cahit (Yalçın), Cemal Kutay ve Şevket Süreyya Aydemir tarafından yayımlanan bu mektuplarda sürgünde yaşamanın zorlukları hissedilirken, kullanılan dilin duygusallık, kırgınlık, umut, öfke gibi değişik duygular arasında gidip gelmesi, parasal ve ailevi meselelerin sıkça siyasi meselelerin önüne geçmesi gibi hususlar dikkati çeker. Stratejik farklılıklar İkili, Mustafa Kemal'le yazışma işini Talat'a bırakmıştır. Cavit Bey, anılarında, Talat'ın 'Sarı Paşa' dediği Mustafa Kemal'e, hareketin başı edasıyla yolladığı mektuplara, o sırada yeterince güçlü olmadığı için, uzun cevaplar vermek zorunda kalan Mustafa Kemal'in, "Biz çabalıyoruz, Berlin'deki[ler] bizim yaptıklarımızı kendilerine mal ediyorlar" diye şikâyet ettiğini yazar. Talat, önce Anadolu hareketini desteklemeyi, Anadolu'da başarı kazanıldıktan sonra bir siyasi parti kurarak iktidarı kontrol etmeyi planlarken, Enver, Anadolu hareketinin derhal başına geçmeyi ve ardından Asya içlerine yayılacak bir imparatorluk kurmayı hayal ediyordu. Ancak mektuplara bakılırsa, Talat'ın önerdiği strateji de Pan-İslamist ve Pan-Türkist boyutlar taşıyordu. Hem İngilizleri hem de Rusya'yı karşısına alacağı belli olan bu stratejide, Talat, İngilizlere karşı Rusya'nın desteğinden medet umuyordu, ancak Rusya'nın desteğini nasıl sağlayacağı konusunda gerçekçi bir açıklaması yoktu. Talat'ın ikinci planı Araplar ve Türkler bağımsızlıklarını elde ettikten sonra Avusturya-Macaristan örneğine benzeyen 'federatif İslam devleti' kurmaktı. 1. Dünya Savaşı'na girerken kendine Mısır krallığını seçen Cemal, Afganistan ve Hindistan'da İngilizler'e karşı bir İslam ihtilali yapmak için Rusların desteğini sağlamaya çalışırken, Enver, İngilizlerin icazetiyle, geleceğin Gazneli Mahmut'u veya Cengiz Han'ı olmak için Türkistan'a doğru yürüyordu. Rusya'yla ilişki Mustafa Kemal ise daha sınırlı bir hedefe, Anadolu'da kurulacak bir Türk ulus devletine odaklanmıştı. Gerçi Mustafa Kemal de Rusya'nın silah ve para desteğine güveniyordu. Hatta, Kazım Karabekir'in iddia ettiği gibi bu uğurda, 'Bolşevik prensipleri' kabul etmeyi bile düşünmüştü. Ancak askeri başarılar geldikçe, bu planı uygulamasına gerek kalmadı. Nitekim, Ocak 1921'de, önce ülkedeki sol muhalefeti tasfiye etti, ardından Moskova'ya, "Anadolu Büyük Millet Meclisi Hükümeti namına hiçbir suretle mezun olmadıklarının Enver, Talat ve Cemal paşalara tebliği" konulu bir mektup yolladı. Mustafa Kemal, Talat-Enver ikilisi ile arasındaki farkı, TBMM'de 1 Aralık 1921'de yaptığı konuşmada şöyle koydu: "Büyük hayaller peşinde koşan, yapamayacağımız şeyleri yapar görünen sahtekâr insanlar değiliz. Efendiler, büyük ve hayali şeyleri yapmadan yapmış gibi görünmek yüzünden bütün dünyanın husumetini, garazını, kinini bu memleketin ve bu milletin üzerine celbettik. Biz Panislâmizm yapmadık. Belki 'yapıyoruz, yapacağız' dedik. Düşmanlar da 'yaptırmamak için bir an evvel öldürelim' dediler. Panturanizm yapmadık. 'Yaparız, yapıyoruz' dedik ve yine 'öldürelim' dediler. (.) Bütün dava bundan ibarettir. (.) Haddimizi bilelim!" Berlin ve Türkistan 'Haddini bilen' Mustafa Kemal ülkede olmanın avantajıyla ipleri yavaş yavaş elinde toplarken, sürgünde onun bunun himmetiyle hareket etmeye çalışan Talat, 15 Mart 1921'de Berlin'de bir Ermeni tarafından; Cemal, 21 Temmuz 1922'de Tiflis'te Rus veya İngiliz istihbaratı için çalışan Ermeni veya Gürcü eylemciler tarafından; Enver ise 4 Ağustos 1922'de Türkistan'da Kızıl Ordu tarafından öldürüldüler. Mustafa Kemal, dikkatini içerideki muhaliflerine vermeye başladı. Sonuçta Mustafa Kemal'in 'gerçekçi' politikaları uygulandı. Bazı tarihçiler Rusya'nın Enver'i Mustafa Kemal'i kontrol etmek için kullandığını söylerken, bazı tarihçiler ise, Mustafa Kemal'in hiç de imkânsız olmadığı halde Musul'u bile bırakmasıyla sonuçlanan gerçekçiliğinin, İttihatçı önderlere duyduğu kişisel antipatiyle çizilmiş dar görüşlülük sınırında gezindiğini söylerler. Onlara öre, Enver'in ütopik planlarının aslında İngilizleri ve Rusları, Mustafa Kemal'in 'gerçekçi' planına razı etmekte önemli bir rol oynamıştır. Kazım Karabekir de, farklı yollardan, benzer iddialarda bulunur. Mustafa Kemal-Enver çekişmesi Enver Paşa, Harbiye Nazırı Vekili'yken Naciye Sultan'la (üstte) evlendi. Sabiha Sultan'sa Mustafa Kemal'in evlenme talebini geri çevirmişti. Mustafa Kemal'in bildiğimiz ilk muhalifi Enver'dir. Hırslı kişiliğine rağmen II. Meşrutiyet'in önderliğini Enver'e kaptıran Mustafa Kemal, 31 Mart Olayı'ndan sonra askerlerin siyasete karışmaması yolundaki tavsiyesi ile Enver'i kızdırınca, kendisine Trablusgarp yolu görünmüştü. Balkan savaşları Balkan Savaşları sırasında düşman, Edirne önlerinde boy gösterince, Mustafa Kemal İstanbul'a döndü ama Edirne'nin düşmana bırakılmasını önlemek için Mustafa Kemal'in itirazına rağmen Babıali Baskını'nı yapan ve bir süre sonra Edirne'nin geri alınmasıyla stratejisinin doğru olduğu anlaşılan Enver'in yıldızı tekrar parlayıp Harbiye Nazırı olduğunda, ilk işi, Edirne'ye ilk giren birliklerin başında bulunduğu için kıskandığı Mustafa Kemal'i pasif Sofya Askeri Ataşeliği'ne göndermek oldu. Bir süre sonra Genelkurmay Başkanlığı'na talip olan Mustafa Kemal'e itiraz yine Enver'den geldi. Mustafa Kemal'in şansı ancak Sarıkamış faciasından sonra döndü, fakat Enver, Çanakkale ziyaretinde, Anafartalar'daki başarısından sonra bile Mustafa Kemal'in grubuna uğramadı. Bu çekişmeye bir de, Mustafa Kemal'in Enver Paşa gibi padişah damadı olmak için Vahidettin'in kızı Sabiha Sultan'a talip olması, ancak reddedilmesinin yarattığı burukluğu eklersek, ikili arasındaki çekişmenin hiç de sıradan olmadığını tahmin edebiliriz. Radikal |
Bush'u eleştiren tasarıya fren 18 Şubat 2007 pazar ABD Başkanı George Bush'un Irak'a ek asker göndermesini eleştiren karar tasarısı, Senato'da engellendi. 22:31 Kabul edilmesi halinde Başkan George Bush için bağlayıcı olmayan karar tasarısı için Senato'da yapılan oylamada, gerekli 60 olumlu oy sağlanamadı. Olumlu oy sayısı 56'da kalırken, karşı oy sayısı da 34 oldu. Temsilciler Meclisi'nde benzer bir karar alınmasına karşın Senato'da aynı konuda son iki haftada ikinci kez yapılan oylamada da Demokratların, Bush karşıtı girişimleri engellenmiş oldu. Bush'un Irak politikalarının tartışıldığı karar tasarısı, 5 Şubat'taki oylamada da Senato'da yeterli desteği bulamamıştı. |
' konu kurtlar vadisi Vadi'nin yayından kaldırılmasını eleştirdi BBP Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, ''Kurtlar Vadisi Terör'' dizisinin yayından kaldırılması ''sansür'' dedi.18.02.2007 14:00 https://www.msxlabs.org/forum/kuturesim/mkurtkucuk.jpg Özdağ, yaptığı yazılı açıklamada, dizinin şiddet sahneleri gözden geçirilerek tekrar yayına konulması gerektiği görüşünü bildirdi. Bazı AK Parti milletvekillerinin, ''Porno içerikli yayınları kaldırmak nasıl sansürse, bunu da kaldırmak sansürdür'' ifadelerinin elmalarla armutları birbirine karıştırmak olduğunu savunan Özdağ, ''büyü gibi çocukların beyinlerini küçük yaşta meşgul eden'' bazı çocuk dizileri ve magazin programları ile ''Baba'', ''Örümcek Adam'' ve ''Rambo'' gibi filmlerin yayından kaldırılmamasının çifte standart olduğunu öne sürdü. Özdağ, ''Çocuklarımız, gençlerimiz bir filmin oynaması ile o filmin kahramanıyla özdeşleşebilme zafiyetini gösterebiliyorsa, bu tür zaaf içeren özdeşleşme, her türlü ahlaksız içerikli, popüler kültürlü filmlerle de olabilir demektir'' dedi. Dizinin yasaklandığı dakikalarda bazı TV kanallarında ''Rambo'' filminin yayınlanmasının da manidar olduğunu kaydeden Özdağ, ''Eğitilmeyen, dil, din, tarih, kültür şuuru verilmeyen bilgi ve fikir yüklü bir gençliğin oluşturulmamasının dışı güzel içi acı dolu pastayı oluşturduğunu'' kaydetti. A.A |
19 Şubat 2007 HALKBANK KONUT KREDİSİ FAİZ ORANLARINI İNDİRDİ Halk Bankası, konut kredilerinde uygulamakta olduğu faiz oranlarında yüzde 0,13 indirime gitti. Halk Bankası'ndan yapılan yazılı açıklamada, konut kredilerinde uygulanmakta olan yüzde 1,80 faiz oranının yüzde 1,67'e çekildiği bildirildi. Açıklamada, ekspertiz komisyon oranının yüzde 0,2, tahsis komisyonunun ise yüzde 2 olarak belirlediği kaydedildi. Yeni faiz oranları bugünden itibaren geçerli olacak. |
Beni terk edecek kadını alkışlarım Kadir İnanır, Vatan gazetesine verdiği röportajda kadınlarla ilişkisi hakkında ilginç açıklamalar yaptı Görmüştür cezasını Benimle beraber olup da beni terk edecek kadını alkışlarım. Benden daha iyisini bulacaksa gitsin. Hiç alınmam. Gitmişse de görmüştür cezasını. Benim gibi birisi olmadığını görmüştür. Bu da onun için en büyük cezadır. Aşka inanmıyorum. ’Ay ben sana ne kadar aşığım’ diyorlar. Bakıyorum bir sene sonra ayrılmışlar. Kavga ediyoruz Jülide (Kural) çok kıymetli bir arkadaşım. Ara sıra kavga ediyoruz, memleket meseleleri üzerine. O da bu konularla yakından ilgili. Arada sertleşiyor kavgalar. Sonra uzlaşıyoruz. Ben kaç yaşıma geldim hálá bekarım. Laf olsun diye evlenmem, görüyorum evlenenlerin çoğu mutsuz. Evleniyorlar iki sene sonra da ayrılıyorlar. |
SİGARAYA ZAM Sigarada zam karmaşası ÖTV’nin artmasının ardından sigara üreticilerinin zam yapmamasına karşın, fiyatlarda farklılaşma başladıBazı bayilerin hafta sonu çıkan 0,2 YTL’lik ÖTV artışını direkt fiyatlara yansıttığı gözlenirken, bazılarının da ÖTV’deki yüzde 16.7’lik artışı baz alarak fiyat belirledikleri görülüyor. Örneğin, henüz zam gelmemesine karşın, 2,5 YTL olan bir paket sigara, ÖTV artışı kadar zamla 2,7 YTL’ye ya da yüzde 16,6’lık ÖTV artış oranı yansıtılarak 2,9 YTL’ye satılabiliyor. Bazı bayilerin ise yüzde 10’luk bir artışı baz aldıkları ve 2,75 YTL’ye satış yaptıkları tespit ediliyor. Bunun yanında üst fiyat grubunda yer alan sigaraların 5,2 YTL’ye varan fiyatlarla bazı bayiler tarafından satılmaya çalışıldığı da gözleniyor. Bazı üretici firmalar da konuyu doğrularken, henüz zam yapılmadığı halde böyle münferit olaylara rastladıklarını, kendilerine tüketicilerden bu yönde şikayetler geldiğini belirtiyor. TÜKETİCİNİN TALEP ARTIŞI Fiyat farklılaşmasında ise iki ana neden bulunuyor. Vergi artışı sonrası zam beklentisine giren tüketiciler normalde kullandıklarından daha fazla sigara talebinde bulunurken, bayi elindeki sigarayı, birkaç gün içinde fiyattaki değişme beklentisi nedeniyle, şimdiki fiyattan satmak istemiyor. Bunun yanında bayi de üretici firmalardan aşırı talepte bulunamıyor. Firmalar genelde bayilerin yaptıkları satış ya da biraz üstünde bir talebi karşılarken, stoklamaya yönelik alım isteklerini geri çeviriyor. Bu da bayinin tüketici ile üretici arasında kalmasına neden oluyor. Sigara üreticileri birkaç gün içinde fiyatlarda yapılacak düzenlemenin ardından sorunun ortadan kalkacağını ifade ediyor. ASIL VERGİ ARTIŞI UCUZ SİGARADA Diğer taraftan, sigaradan ÖTV, maktu ve nispi olmak üzere iki yöntemle alınıyor. Yani sigara firmaları düzenleme sonrası ya 1,4 YTL maktu vergi, ya da yüzde 58 nispi vergi ödüyor. Sigaranın fiyatı üzerinden alınan bu vergide maktu ya da nispi vergiden hangisi yüksekse o tahsil ediliyor. Bir başka deyişle bir sigara paketi için ödenecek ÖTV tutarı 1,4 YTL’nin altına inemiyor. Buradan hareketle, yeni düzenlemenin asıl olarak 2,4 YTL’nin altında olan sigaraların vergisini artırdığı gözleniyor. Şu anda 1,8 YTL’ye satılan bir sigaradan da 1,4 YTL, 2,4 YTL fiyatı olandan da 1,4 YTL maktu vergi alınıyor. 2,4 YTL’nin üzerindeki sigaralarda ise yüzde 58’lik oran, yani 1,4 YTL’yi aştığı için nispi vergi uygulanıyor. Dolayısıyla, vergi düzenlemesi sonrası 2,4 YTL’nin altında kalan sigaraların maliyetinde bir artış olurken, sigara firmaları, sektördeki dengeler ve maliyet artışları nedeniyle bu rakamın üzerindeki sigaralarda da fiyat artışının yaşanabileceğini belirtiyor. SATILAN SİGARANIN YARISI 2,4 YTL’NİN ALTINDA Sektörde satılan sigaraların yarısı 2,4 YTL’nin altında fiyata sahip bulunuyor. Bu kategoride TEKEL’in Maltepe, Samsun, Bahar ve 216’sı, Philsa’nın Lark, Bond Street ve Türkü, JTI’ın Anadolu ve Monte Carlo, BAT’ın Viceroy, European Tobacco’nun Vigor, İmperial’in ise İmperial Classic markaları bulunuyor. FİRMALAR BİRBİRİNİ KOLLUYOR Sigara fiyatlarında yapılacak fiyat artışı da firmalar arasında tam bir strateji savaşına dönüşmüş görünüyor. Nitekim, firmaların tümü bir diğerinin fiyat artışı yapmasını bekliyor. Firmalar, buradan çıkacak tabloya göre yeni bir strateji belirleyip, hem maliyet artışını karşılamayı, hem de pazar payını artırmayı hedefliyor. A.A |
| Saat: 14:18 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık