MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

arwen 18 Haziran 2008 15:27

ben gülerken ağlamak istemiyorum
sen giderken kalbimide götürme
şimdi iki yabancı gibi gözlerimiz
bıktım geçmişi hatırlamaktan

yalancının şahidi sözlerin
iki damla yaş akıttı sahte gözlerin
sen beni yaşarken bitirdin
bıktım seni hatırlamaktan

çık git yüreğimden haber bile verme
sakın birdaha seviyorum deme
karşında sana ağlayan şaiir yok unutma
bıktım senin yalanlarından
bıktım.....
bıktım....
bıktım...

uğur demir


arwen 18 Haziran 2008 23:58

İçimde tarifsiz sıkıntılar var,
Ağlasam olmuyor; gülsem olmuyor..
Bir garip, anlamsız takıntılar var,
Bilmesem olmuyor,bilsem olmuyor....

Bir liman arıyor; gemim muğlakta,
Kendim buralarda, gönlüm ırakta,
Olanlar olmuyor,iş olacata,
Gitmesem olmuyor,kalsam olmuyor...

Ağaçlar dallara,dallar yaprağa
El verip,sırt verip döndüler bağa,
Damla damla boşaldığım bardağa,
Dolmasam olmuyor,dolsam olmuyor...

Ne bileyim, kaldım; rüya içinde,
Kendimi aradım dünya içinde,
İki diz namazı riya içinde,
Kılmasam olmuyor,kılsam olmuyor...

Yüreğimi yaktım hasret oduna,
Bende ayrı kaldım; baba yurduna,
Ortağım, kalbinde hasret korkuna
Hasrete gül gibi solsam olmuyor...

Serçeler,kargalar, martılar,kuşlar
Görünce içimde bir özlem başlar,
Hasretle örülür, hayaller düşler,
Nemli gözlerimi silsem olmuyor...

gürsoy solmaz



Sedef 21 19 Haziran 2008 00:04

İçimde Kaldı

Yine Karardı Dünya...
Sayılı Güneşimden Biri De Battı Gitti
O Varken Seyrettiğim Herşey Karanlık Şimdi
Şafakla Çıkacağım Kırlar İçimde Kaldı...

Kar Suyuyla Canlanan Nergisleri Koklamak...
Bakttıkça bakacağım Bahar Kayboldu Gitti
Yeşeren Hülyalarım Yine Solgunca Şimdi
Bir Demet Dermediğim Güller İçimde Kaldı

Dermansız Adımlar Kadar Dermansız
Kısrak Gönlüm Kuş Gibi Uçup Gitti
Seni Bulmak Uğruna Neler Düşündüm... Şimdi
Uğruna Başkoyduğum Yollar İçimde Kaldı

Örümcek Sabrı Deyip Gelişini Beklerken
Mevsimi Doldurmadan Ağım eriyip Gitti
sıcak günlerdi Senli... Bahtiyardım Ya Şimdi...
Şavkınla Parıldayan Sular İçimde Kaldı

Ne Günler Olacaktı Mevsimlere Sığmayan
Ah Seneler... Bir Günü Dolduramadı Gitti
Birlikte Bölecektik Tebessümle... Ya şimdi
Hüznümü Paylaştığım Narlar İçimde Kaldı

Ben Hasret Zindanının Son Mecnunuydum belki
Tuğla Tuğla Dizdiğim Surlar İçimde Kaldı
O Duygular, o Hayaller, Ne Temiz...
Soğuk Rüzgarınla Yıkıldı belki
Diyeceklerim...Bestelerim...
Daha Neler, Neler İçimde Kaldı...

Erdal Gişi



arwen 19 Haziran 2008 00:08

El sallarken düşüncelerin sayısı
Ismarlama kentin hüzünlü vedası
Ayrılığın içten burkan ılık sancısı
Yüreğin kırık dökük bunaltısı

Göç mevsimi geldiğinde dönme vakti
Kıymet bilmeyen nankör ahali
Canı yanmış umutsuzun ayak izi
Geriye dönüp, veda etmeli.

kenan gündemir



arwen 19 Haziran 2008 16:10

Bir sonbahar yağmurun da rastladım sana
Islamıştı körpe fidanı andıran bedenin
Elbisen narin vücuduna yapışmış
Hatları sokak lambasının ışığının altında
Görenlerin nefesini kesiyordu

Oysa sen belki de farkında bile değildin
Yarattığın o muhteşem görüntünün
Sığındığın duvar dibin de tir,tir titriyordun
Bakışların bir sokak kedisi kadar masum
Bir ceylanın ki kadar ürkekti

Tanrım bu nasıl bir güzellikti böyle
Kendimi alıkoyamıyordum bir türlü
O muhteşem güzelliği seyirden
Kendimden geçmiş adeta donmuştum
Bilmiyorum ne kadar öyle kala kalmıştım

Dudakların da belirip yüreğimi yakan
Gülümseyişinle kendime geldim
Hiç tereddüt etmeden üzerimdeki
Yağmurluğu bir çırpıda çıkartarak örttüm
O muhteşem güzelliği gizlemek istercesine

Ellerimi ceplerime sokup tek bir kelime
Bile söylemeye cesaret edemeden
Sırtımı dönerek dudaklarım da
Bir sevda türküsüyle gecenin karanlığında
Bir hayalet gibi gözden kayboldum

Her sonbahar yağmurların da
Sokak lambasının altın da saatlerce
Yağmurdan sırılsıklam olmuş bir halde
Karşıdaki duvara umutsuzca bakan birini
Görürsen eğer bil ki o benim…

mustafa ata



Misafir 19 Haziran 2008 17:02


Ben sana mecburum

Ben sana mecburum bilemezsin

Adını mıh gibi aklımda tutuyorum

Büyüdükçe büyüyor gözlerin

Ben sana mecburum bilemezsin

İçimi seninle ısıtıyorum.



Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor

Bu şehir o eski İstanbul mudur?

Karanlıkta bulutlar parçalanıyor

Sokak lambaları birden yanıyor

Kaldırımlarda yağmur kokusu

Ben sana mecburum, sen yoksun!



Sevmek kimi zaman rezilce korkudur

İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur

Tutsak ustura ağzında yaşamaktan

Kimi zaman ellerini kırar tutkusu

Birkaç hayat çıkarır yaşamasından

Hangi kapıyı çalsa kimi zaman

Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu



Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor

Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor

Durup köşe başında deliksiz dinlesem

Sana kullanılmamış bir gök getirsem

Haftalar ellerimde ufalanıyor

Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem

Ben sana mecburum, sen yoksun!



Belki Haziranda mavi benekli çocuksun

Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor

Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden

Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun

Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor

Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin

Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor.



Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Bu kurtlar sofrasında belki zor

Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden

Ne vakit bir yaşamak düşünsem

Sus deyip adınla başlıyorum

İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin

Hayır başka türlü olmayacak

Ben sana mecburum bilemezsin...


atilla ilhan


arwen 19 Haziran 2008 17:39

Gözlerin bir hayal gibi,
Ulaşılmayacak kadar uzak.
İçinde kayboluyor tüm şehir,
Birde ben tabi..
Aksam gözbebeklerine,
Dalsam içine usul usul
Ve seni yaşasam,
Hayal olan o gözlerde..

seda balcı



Misafir 19 Haziran 2008 18:59


Bir gün sabah sabah

Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten.
Vapur düdükleri ötmededir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...

Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.

Şarkılar söylemişim pencereden,
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapancadan bir sepet elma almışım..

Ver elini Haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafiften soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...

Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıktır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten.
Fabrika düdükleri ötmededir.
Turgut Uyar


arwen 20 Haziran 2008 02:29

Yokluğun Yaramdır

Gecenin matemi güne girerken
Çığlığım dilimde türkü dererken
Mızrabım sazıma vuslat ererken
Yokluğun yaramdır ahu zarım ben

Serimde ateşsin bacam tüterken
Korların kavurup canım yakarken
Viran oldu bahçem, hep gülsüz diken
Yokluğun yaramdır ahu zarım ben

Hasretim sızımdır damlar yürekten
Ömrümü bitirdin geçtim elekten
Hiç mi dilemedin beni felekten
Yokluğun yaramdır ahu zarım ben

Uzak oluşundan acım var sanma
Her daim hasrettir bu can canına
Yüreğimde saplı çıkmaz bir kama
Yokluğun yaramdır ahu zarım ben

Kırılmış testisi akmıyor suyu
Yürek delirdiyse uslanmaz huyu
Benim karanlığım sevdamda kuyu
Yokluğun yaramdır ahu zarım ben

Kaya’yı ufaltıp kumsala serdim
Dalgalar vurdukça cana can geldin
Mavide coşkuyu sevdamdan bildim
Yokluğun yaramdır ahu zarım ben

Bülbül olup sesin gelse geceden
Çığlığın durmadan aksa yüceden
Güller mest olup geçse kendinden
Yokluğun yaramdır ahu zarım ben

Yüreğim kesiktir, tuzu içinde
Bastır yüreğini dermanı sende
Benim yollarım hep sevda peşinde
Yokluğun yaramdır ahu zarım ben

rahime kaya



arwen 20 Haziran 2008 17:28

Şiirler yazmalıyım sana
Ölüm gibi ansızın geliveren
Tüm efsanevi sevdaları anımsatan sevdan
Mutlu insanları anlatmalı
Çocuk saflığında gülen ay ışıklı gözler

Umutlar barındırmalı her dizesinde
Yarınlar deniz melteminde apaydınlık
Bir çocuğun ilk bisikleti özleyişi gibi
Özlemler serpişmeli satır aralarına
Fırından yeni çıkmış ekmek kokmalı
Hiç doyamadığım tenin gelince aklıma
Yürekli özgürce karşı çıkışın sesi duyulmalı
Türkülerim tadında

Sana şiirler yazmalıyım
Aşka özgürlüğe dair yazılmış tüm şiirler sevinmeli
Her dizesi gülümsemeli çocukça yarınlara
Ateş böcekleri aydınlatmalı harfleri
Düne ait ne varsa silikleşirken
Yarınlar yenmeli çirkinliği
Ve gözlerin mavisi bulaşmalı evrene
Bugünü avuçlayan ellerin
Toprağa bereket birleştirmeli tüm elleri

Sana şiirler yazmalıyım
Özgürlük şarkıları dillerde
Eller halayda birleşmiş sen gülümserken bana
Bitmeli şiir
Ay doğmalı mutluluğa
Karnı tok çocuk bağırmalı Afrika’dan
‘’Ey özgürlük’’


esin döndüoğlu


arwen 24 Haziran 2008 16:28

Bu gece sana yazıyorum
Belki, biten bir aşkın ızdırabıyla
Beklide,
bende bıraktıklarının izleriyle
Bildiğim tek şey
Seni sensiz yaşayarak sana yazıyorum…
Yazdıkça seninle bütünleşiyor satırlar
Duygularımla dolup taşıyor mısralar
Zaman duruyor,
geçmişe koparılıyor her bir takvim yaprakları…
Bu gece sana yazıyorum
Belki, sahip çıkamadığın sevdamızın
Enkaza çevirdiğin bu yüreğin
Hesabını soruyorum senden…
Beklide,
Söylediğin yalanların,
İncittiğin gururumun
Bedelini istiyorum senden…
Ağlıyorum
Diri diri mezara gömdüğüm sevdama,
sana ağlıyorum…
Bu gece sana yazıyorum
Sözlerin düğümlendiği,
Kelimelerin tükendiği noktayım çünkü
Keşke diyebiliyorum sadece
Olmasıydı sonumuz böyle…


ramazan canlar


YaKaMoZcuk 25 Haziran 2008 17:01

AĞLAMAK

Ağlamak
Unutmak kadar kolaydır inan
Sevin ağlayabiliyorsan
Sevin ağlıyorsan
Gül ağlayabiliyorum diye
Gül ağlıyorum ağlıyorum diye
Sana birşey yapamam
Ağlayamıyorsan

ÖZDEMİR ASAF


Misafir 25 Haziran 2008 22:45

Uzaklarda kaldı gül bahçeleri
Ve uzakta mercan adalarının pembe sahili.

Denize düşüyor ayın sureti
Sularda parçalanıyor güneş
Hey damla! Dalgalanan sensin denizde
Ve taşıdığın; sureti
Yıldızların
Bir sabah; inerken karanlığın perdeleri
Ak sütü güneşin, ayın ve
Yıldızın.

Susuz kalmış iskele önleri
Hey balık! Sana taş pişiyor
Çöllerin sıcak güneşi.

Bir çocuk kumlarda
Atlar sahibini arıyor bozkırlarda
Ve bir çocuk hayatın içinde
Uzak iklimlerde
Fırtınalarda eriyen ölüm korkusu
Şimdi dostum sana kurtların musikisi
Bir yaprağa miras kalan güllerin
Kırmızısı
Ey sonbahar! Kopardın fırtınaları.

Bir habbede gizlenen kader
Sarı, kırmızı ve mavi
Yıldızlarla konuşurken laleler
Kızardı meyveler ve gece
Işıkları.

Salınsın bugün turnalar meşelerde
En koyu yeşili paylaşsın ağaçlar.

Cennetin siyah taşına dokunurken beyaz eller
Gök yüzünde gezerken kelimeler
Ruhum seni kim tutabilir
Ne ten kafesi
Nede zaman.

Ey sözü kaldıramayan kartal !
Sadece yalnızken anlat bildiklerini.

Efsaneler gezer dağlarda
Bir yıldızın gökteki ibadeti
Sunulurken katran ağacında.

Dökülürken yapraklar, parçalanırken cisim
Düşler kurulurken, yıldız kayarken
Sizi kim tutabilir, ey yağmur yüklü bulutlar
Çöller bu kadar aç, bu kadar susuz iken.




Yusuf Bal


Misafir 26 Haziran 2008 10:06

Nan Gibi
Ve gözlerin gelir geçer içimden,
Su içerken, sen sokulurken akşam kızıllığına,
Ekmeği bölerken,
Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan,
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar,
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını,
An gibi aklımdasın...

Gelir geçer gemiler,
Belki sende geçersin diye,
Bir kumru konar her sabah pencereye,
Bir miladı taşır gece bir yıldız,
Soğuk olur, üşürsün ya adamakıllı,
Hani sarılırsın kendine,
Hani aklın karışır,
Bu bir divaneliktir gönül ah'a alışır,
Ömrüm bitse ne çıkar,
Can gibi aklımdasın...

Gündür bu geçer gider,
Belki bir şey kalmaz sanırsın,
Yani bir sabah uyandığında,
Ne hayatın tortusu, ne kokusu alışmışlığın,
Her şey başka olacaktır,
Başka bir otobüs, başka bir gazete,
Resimlerden silinecek yüzün belki de,
Ne adın, ne sanın,
Bir şafak vakti açınca gözlerini,
Bir merhabayla,
Yeniden kurulacak dünya,
Ve sen her şafak,
Nan gibi aklımdasın...

Bazen bir şey geçer içinden insanın,
En ücra yerlerinden, cesaret gibi bir şey,
Ne olacak işte, kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel,
Fasulyenin tadı yoksa,
Şarkılar yakmıyorsa içini,
Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa,
Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay Mahallenin en güzel kızına,
Denizin tuzu, Yalnızlığın bahanesi yoksa,
Bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına,
Zannetmeki ölmek zor, ölmek kolay, kolay da!
Kan gibi aklımdasın...

Bu da geçer, her sabah kanayacak değil ya,
Bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın,
Biraz da helvası bizim bakkalın,
Senden ayırdığım üç beş zeytin,
Otururum sofraya,
Her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın,
Bende unuturum, nasıl unutulursa sana susuzluğum,
Ve nasıl becerdiysem kahrolmayı,
Öyle unuturum,
Ekmek gibi, Nan gibi aklımdasın...

Ve gözlerin gelir geçer içimden,
Su içerken,
Sen sokulurken akşam kızıllığına,
Ekmeği bölerken,
Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan,
Unutmak kolay sanmışsa şarkılar,
Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı,
Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını,
An gibi aklımdasın...
An gibi aklımdasın...
Aklımdasın....

İbrahim Sadri



Misafir 26 Haziran 2008 12:24

Yağmur yağıyor üzerime,
Sırılsıklam oldum ben bu şehirde,
Yağmur yağıyor, hala benim üzerime,
Yürüyorum, saatlerce yürüyorum, ama
Nafile gelmeyeceğini biliyorum,
Bildiğim halde seni her gece bekliyorum,
Bekliyorum ama gelmeyeceksin, sevgili…
Ben bunu biliyorum…
Sevgili… Ben seni seviyorum,
Yağmur yağıyor üzerime
Bu şehirde ben sadece ben ağlıyorum




Mustafa Karayaz


arwen 26 Haziran 2008 18:27

saat 02:00


Anıları ilikledim göğsüme,
İki renk düştü gözlerinden.
Kahvesinden sessizce içiyorduk aynı kaderi.
Tutkularımız mor dağların eteğinde,
Gizliyordu kederimizi.

Yabancı dokunuşlar mıydı,
Ruhumuzu avutan.
Avuttukça azaltan...
Sorularım dokunuşlarında buselendi usul usul.

Bu gece;
Saçlarıma serptiğin şiirlerden geçtim.
Her mısrasında beyaz gelincik olup,
Yakıyordum bedenini.
Hades kıskanıyordu aşkımızı,
Biz gülümsüyorduk.

Kağıt gemilere yazıyordum ki adımızı,
İki çizgiye rastladım yüzünde.
Ölümle barışık ve açıktı alnın.
Bense iki türkü tadında,
İki mevsim içiyordum ellerinden.
Düşün ki
Venedik tacirleri bile satın alamadı sevdamı.

Bu gece;
Seni iki kez düşündüm.
İki şehir arasındaki ipek yolunda,
Serinlettim düşlerimizi.
Şehrine iki kez uyumadan önce,
Gel-gitlerini ikiye böldüm.
İki ömür törpülediğimde,
Bilenmişti tüm acılarımız...

Henüz ayışığına dalmışken,
Dalgalar iki sokak çocuğunu vurdu ayaklarıma.
Sarışında yaramazlığını,
Esmerinde asiliğini dinledim.
Avuçlarına merhametini bıraktım,
Karşılığında şefkatini verdiler.

Düş sokağına girdiğimde,
Uykularında yakaladım kelebek yanımı.
Küçük kanatlarım, yatağında renk cümbüşüydü.
Gökkuşağına dönüştüm aniden,
Beni her öpüşünde.

Uyandığında,
İki demet ben bulursan başucunda,
Bil ki 02.00 hüzün trenini kaçırmışımdır...


mine gültepe


ahmed 27 Haziran 2008 14:22

Ben Sensiz

Sensiz ben canım
desenleri solup gitmiş bir halıyım
Sensiz ben gülüm
çiçek açmayan bir ağacın dalıyım
Sensiz ben aşkım
ordan oraya sürüklenen bir çalıyım

Ben sensiz birtânem
kesmeyen körelmiş bir bıçağım
Ben sensiz nartânem
paramparça olmuş bir ağım
Ben sensiz nurtânem
yerle bir olmuş koca bir dağım

Ben sensiz sevgilim bir hiçim
İçin için kor gibi hep yanar içim



Timur İlikan


ahmed 27 Haziran 2008 22:19

Sonsuz Ol

Sen git keyfine bak dert etme
Git unut o elleri titreyen
Bakmaya doyamayan gözleri
Unut, mutlu ol bensiz ellerde
Dokunmaya kıyamazdın incitirim diye
Koklayamazdım, buna hakkım yok diye
Ellerim titrerdi ellerinde
Kokunu arıyorum gezdiğimiz yerlerde
Git unut her şeyi ve maziyi
Yaşananlar güzeldi mutlu etti beni
Unutmak yok anmak da o günleri
Dönmek istersen diye boş bırakacağım
Kalbimdeki köşeni
Sonsuz ol, mutlu ol, incitme kendini.

Hulusi Aytekin


firstlady 27 Haziran 2008 23:21

Ahmet Kutsi Tecer--Nerdesin

Geceleyin bir ses böler uykumu,
İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin?
Arıyorum yıllar var ki ben onu,
Aşığıyım beni çağıran bu sesin.

Gün olur sürüyüp beni derbeder,
Bu ses rüzgârlara karışıp gider.
Gün olur peşimden yürür beraber,
Ansızın haykırır bana: -Nerdesin?

Bütün sevgileri atıp içimden,
Varlığımı yalnız ona verdim ben.
Elverir ki bir gün bana derinden,
Ta derinden bir gün bana: -Gel desin.


arwen 28 Haziran 2008 02:47

Gönlüm gönlümün zindanı
Vurulmuş kalbime prangalar
Ne kurşunlar, ne silahlar
Söylendiğini bilemediğim
İnan ki yaralarsa, sözlerin yaralar.

Öyle bir gittin ki
Geceye hâkim oldu karalar
Ne kurşunlar, ne silahlar
Ne zamandır göremediğim
İnan ki yaralarsa, gözlerin yaralar.

Geceyle gündüz ayrıldı
Artık bulamıyor seni yıldızlar
Ne kurşunlar, ne silahlar
Bir türlü silemediğim
İnan ki yaralarsa, izlerin yaralar.

Başım boşta kaldı
Okşanmıyor artık ağarmış saçlar
Ne kurşunlar, ne silahlar
Başımı koyamadığım
İnan ki yaralarsa, dizlerin yaralar.


turgut uzdu


TiglonBoYs 28 Haziran 2008 15:39


Seni seviyorum diye
Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı
Seninle yaşamaya hazırlanırken
Sana uzanan yollarımı kapaman niye?
Biliyorum haykırışlarım boşuna
Şahin pençesinde asılı serçe gibi
Nafile tüm çırpınışlarım
Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile
Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde
Alkış tutuyorsun alabildiğine
Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime
Sen kulaklarını değil
Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben
Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde
Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum
Karanfil moru gecelere
Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına
Dizeleri ağlatıyorum.
Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat
Seni yaşamak istememdi ütopyalarım
Tek sana adanmışlığımdı ölümüne
Tek senin doldurduğundu rüyalarım
Şimdi
Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım
Bilmiyorum
Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden
Bir avuç toprak olmadan sonunda
Sen diye kucakladığım. Bir gün
Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi
Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine
Yüreğin bende emanet biliyorsun
Ve ben
Yüreğin yüreğimde
Yüreğin ellerimde
Çok yakında
Çekip gideceğim yok oluşun koynuna
Beni düşürdün ya bu hale
Günahı boynuna.

Mustafa Şekerci


ahmed 28 Haziran 2008 19:25

Seviyorum Seni

Seviyorum seni ekmeği tuza banıp yer gibi
Geceleyin ateşler içinde uyanarak
Ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi,
Ağır posta paketini, neyin nesi belirsiz,
Telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi.
Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi.
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık
İçimde kımıldanan birşeyler gibi
Seviyorum seni 'yaşıyoruz çok şükür' der gibi.


Nazım Hikmet Ran


ahmed 28 Haziran 2008 19:59

Dostları Olmalı İnsanın

Dostları olmalı insanın,
Aynen gemilerin limanlari gibi
Zaman zaman uğradığın
Yükünü boşalttığın
Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda

Sonra açık denizlere uğurlamalı seni,
Geri döneceğin günü bekleme umuduyla
Bazen rüzgara o açmalı yelkenini
Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla
Halatlarını çözmeli
Seni çok ama çok özlemeli

Dostları olmalı insanın,
Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen
Düşünmediklerini düşündüren
Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen
Gerektiginde senin için ateşi yutabilen
Yolunu ısıtan ustan olmalı,
Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini
Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde
Üzerindeki tek gömleğini.

Oğuzkan Bölükbaşı


arwen 29 Haziran 2008 02:39

Her hatırladığımda duygulanıyorum seninle
Konuşmak isterdim her gördüğüm yerde
Bir türlü cesaretim olmuyordu bak dinle
Banta aldım sesimi seviyorum senide

Gördüğüm anda dengem bozuluyor
Vücudumun her yanı adeta tir tir titriyor
Gözlerim buğulanıp adeta etraf kararıyor
Seni bir ben değil tüm bedenim hoşlanıyor

Aşkımı bağırmak istiyorum her bir tarafa
Duyun eş dost hayranım ben bu yaratığa
Öyle bir aşkla sevmişim ki ben bu yari
Ölürüm her gün bende sevdiğimin yoluna

Nede tatlı tatlı bakardın bana sen öyle
Seviyorsan eğer içindeki derdi söyle
O kadar çok sevmiş güvenmişim ki sana
Korkardım sevmeyecekse diye bir daha



Bahattin Tonbul


ahmed 29 Haziran 2008 11:42

Bir Gün

Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde
Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa
Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde
Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa
Bil ki seni düşünüyorum

Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, acil
Örtün karanlıkları masmavi denizlerde
Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl
O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde
Bil ki seni bekliyorum

Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak
Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar
Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak
Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar
Bil ki seni istiyorum

Gecelerden bir gece uyanırsan apansız
Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse
Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız
Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse
Bil ki seni seviyorum


Ümit Yaşar Oğuzcan


CaNaRY 29 Haziran 2008 15:22

AŞK
Derdim var dünyadan büyük,
Bir de sen olma bana yük,
Ne mal isterim ne de mülk,
Aşk ben seni taşıyamam,

Bülbüller çeker kahrını,
Yırtsa da dikenler bağrını,
Hele bir de kalp ağrını,
Aşk ben seni taşıyamam.

Mecnun”da gördüm,Kerem”de
Derdinden oldum verem de,
Al bir canım var,veremde,
Aşk ben seni taşıyamam.

Defterim, kitabım dürdün,
Mağrip”ten Maşribe”e sürdün,
Ne Bağdat kaldı ne Ürdün,
Aşk ben seni taşıyamam.

Ol da gör hele bir muhtaç,
Doktor bile yazmaz ilaç,
Dünyada kalsam aç bilaç,
Aşk ben seni taşıyamam.

Aklı baştan,canı tenden,
Kimler çekmedi ki senden,
Alıp da sırtıma yerden
Aşk ben seni taşıyamam.

Mehmet Çetin


TiglonBoYs 29 Haziran 2008 15:46

Eskiden Aşk Vardı, Sevgi Vardı

Eskiden aşk vardı, sevgi vardı
Güzel bir bakış ilan-ı aşk sayılırdı
Yar onu yorumlardı kendince
Bakışmalar devam ederdi
Perdelerin arasından pencerelerde
Eskiden aşk vardı, sevgi vardı
Büyük aşklar mektuplarla anlatılırdı
Yar onu saklardı göğsünde
Okurdu günlerce
Beklenirdi cevaplar binbir sabırsızlık içinde
Eskiden aşk vardı, sevgi vardı
Yardan gelen kuru bir çiçeğe
Yer bulunamazdı
Yar onu koklardı gecelerde
Sabahlara kadar gizlice
Eskiden aşk vardı, sevgi vardı
Yardan gelen bir mendil
Şimdiki atlara, yatlara, katlara
Fark atardı
Eskiden aşk vardı, sevgi vardı

Tuncay Demirbilek


ahmed 29 Haziran 2008 19:02

Ben Seni Sevdim mi

Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
Tuttum, ta içime oturttum seni
Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
İçtim yudum yudum güzelliğini

Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
Bendeydi özlemlerin en korkuncu
Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
Biri vardı ağlayan gecelerce
Biri vardı sana tutkun; o bendim

Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
En solmayan güller açtı içimde
Ömrümü değerli kılan bir şeydin
Sen benim boz bulanık gençliğimde

Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
Bir çizgiye vardım seninle beraber
Ve bir gün orada yitirdim seni
Ben seni sevdim mi? Sevdim....


Ümit Yaşar Oğuzcan


ahmed 29 Haziran 2008 19:43

İKİMİZ

Ne zaman aldığımı hatırlayamadığım soğumuş bir bardak demli çay,

Bir de karalama defterim masamın üzerinde duran.


Tozlanmaya yüz tutmuş kalemliğimde kalmış,bir iki telefon numarası.


En son 32 saat önce vermişim balığıma yemini.


Tamamlanmamış bir öyküm dosyamın içinde,


Bu sefer noktalamadan çıkmak yok odadan diyorum.


Sayfaları çeviriyorum umarsızca.


Kırışmış sayların arasından bir zarf geçiyor elime,


Tarihi atılmamış bir mektup titreyen ellerimin tam ortasında.


Okurken gözlerimden akıyor birkaç damla gözyaşı,


Bu sefer silen yok bu inci tanelerini.


Ucu yırtılmış siyah beyaz bir fotoğraf;sen ve ben!


Bir ağıt tutturuveriyor yüreğim seni görünce,


Sana söyleyemediklerim geliveriyor dilimin ucuna.


Yitiriyorum düşünme gücümü ve yine başa dönüyorum.


Öyküm de yarım kalıyor İKİMİZ gibi.



GÖKÇEN YALÇIN


ahmed 30 Haziran 2008 00:18

Gözlerin

Yağmurlar öperdi yanaklarımdan
Sen yoksun diye
Kimler bırakıp gitti
Martılar bile ağladı arkandan
Seneler okşadı saçlarımdan
Kıskanırdın sigaramı
Hiç düşmezdi diye dudaklarımdan
Saklardın her seferinde
O iki kelimeyi
Belki şımarırım diye ,kulaklarımdan
Sana koşmak istedim
Prangalar tuttu ayaklarımdan
Sen yoksun yine
Elimde bir kadeh şarap
Aklımda son sözlerin
Kadehler değil beni sarhoş eden
Beni sarhoş eden gözlerin...

Ali Osman Taşçı


tekinfsm 30 Haziran 2008 03:59

DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ
"Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin." --- Köy öğretmeni Şefik Sınıg'in son sözleri.
Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum
Bütün çiçeklerini getirin buraya,
Öğrencilerimi getirin, getirin buraya,
Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer
Bütün köy çocuklarını getirin buraya,
Son bir ders vereceğim onlara,
Son şarkımı söyleyeceğim,
Getirin, getirin...ve sonra öleceğim.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Kir ve dağ çiçeklerini istiyorum,
Kaderleri bana benzeyen,
Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları
Geniş ovalarda kaybolur kokuları...
Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri
Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni,
Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini
Bacımın suladığı fesleğenleri,
Koy çiçeklerinin hepsini, hepsini,
Avluların pembe entarili hatmisini,
Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın,
Aman Isparta güllerini de unutmayın
Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum.
Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım,
Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden,
Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden,
Ne güller fışkırır çilelerimden,
Kandır, hayattır, emektir benim güllerim,
Korkmadım, korkmuyorum ölümden,
Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Baharda Polatlı kırlarında açan,
Güz geldi mi Kop dağına göçen,
Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen,
Muş ovasından, Ağrı eteğinden,
Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden
Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni,
Eğin türkülerinin içine gömün beni.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
En güzellerini saymadım çiçeklerin,
Çocukları, öğrencileri istiyorum.
Yalnız ve çileli hayatimin çiçeklerini,
Köy okullarında açan, gizli ve sessiz,
O bakımsız, ama kokusu essiz çiçek.
Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek,
Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Ben mezarsız yaşamayı diliyorum,
Ölmemek istiyorum, yasamak istiyorum,
Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın,
Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın,
Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım,
Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim,
Çiçeklerde açar benim gizli arzularım.

Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum,
Okulun duvarı çöktü altında kaldım,
Ama ben dünya üstündeyim, toprakta,
Yaz kış bir şey söyleyen toprakta,
Çile çektim, yalnız kaldım, ama yasadım,
Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım,
Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir.
Simdi sustum, örtün beni, yatırın buraya,

Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya.
CEYHUN ATUF KANSU


ahmed 30 Haziran 2008 10:19

KANIT

yalnız çığlığım var elimde yokoluşu kanıtlamak için

dengede tutmak için aşkın ve kurtuluşun cesaretini
unutulmaz ki senin şakaların terazisinde
hep acının kefesinde dara olduğun
aşkı tadışın rakıyı yudumlayışın
susmayı küsüşün sesi ünleyişin
anımsanır her eflatun düşüne
yalancı ama yeni bir aşkı yakıştırdığın

behçetim don değiştirmiş hezarfenim
çıkarmış yüreğinin kanatlarını
madımak'ta uçmaklığa kavuşur

söyledikçe sır tutmaz aynalar
ele veriyor kimliğini
koşuyor kış tozuyor bahar
bitiyor güz kavuruyor yaz yakıyor
kırılıyor boynu kuğuların pervanelerin
hasretlerin metinlerin asafların
gösterdikçe gizi yitiyor görüntülerde
kirletilen insanlığın

behçetim don değiştirmiş hezarfenim
çıkarmış yüreğinin kanatlarını
madımak'ta uçmaklığa


biliyorum gülüşün deprem
biliyorum haykırışın boran
susturur. ama ya acıyı
biliyorum soluğu cana can verir, olsun!dur
nasıl da yakışıklıdır gözleri: giritli, göçmen
dudakları çarpışırken dilinin erdemine
dişleri şahmeran kalesinin temel taşları
düşleri, ne de olsa askeri bir tıbbiyeli, eyy!

behçetim don değiştirmiş hezarfenim
çıkarmış yüreğinin kanatlarını
madımak'ta

sen ki görkemli voltanı atarken
tutulur kapıları insanlığın ve umarsızlığın
belki bir unutkanlıktır kalır: kardeşlik
pasaportunun ritsos'la paylaşılması
biliyorsun yaşam yaşatmaktır
kanın dolaştığı her yerde ve insanlığı
kimin gücü yeter 'yangında ilk kurtarılacaktır' demeye

behçetim don değiştirmiş hezarfenim
çıkarmış yüreğinin kanatlarını

(çıkarınız yüreğinizi

bu ülkenin sahibi kim: bilmiyorum
ben acılarelininkini: biliyorum)

behçetim
ağabeyim


kendi çığlığımdır ancak ses veren çığlığıma

Tuğrul Asi BALKAR


TiglonBoYs 30 Haziran 2008 13:43

Sevgi

Nasıl söylesem bilmem,
Ve anlatsam ne ile?
Bu öyle bir duygu ki
Gelmez kaleme, dile...
Sen varsın bakışımda,
Her nefes alışımda,
İçimde ve dışımda,
Günahlarımda bile!

Gözümde, hayalimde
Hiç sorma ki neler var...
Sendedir ufukları
Ve ancak sana kadar...

Dünyayı iki şeyden
İbaret bilirim ben;
Biri, her şey olan sen!
Biri, sen olmayanlar!

Enis Behiç Koryürek


firstlady 1 Temmuz 2008 17:08

Ahmet Muhip Dıranas--Ayışığı

Yüzün beyaz, abajur yeşil, gece mor;
Esrimiş kalbim, şarkısını söylüyor.
Her yanın avuçlarıma dökülüyor
Çeşmeden akan suyun berraklığında.

Dolaşan bir dudak mı var saçlarını?
Ay tırmanıyor zeytin ağaçlarını.
Sürü bulutlar gece yamaçlarını
Otlayıp yayılıyor gök kırlığında.

Üzerinden örtüyü mü çekti bir el?
Gece ayaklarından akıp giden sel;
Seyrine doyulmuyor ruhunun, güzel
Bu manzara gibi, bu ayışığında...

Yeniden yarattı seni gizli bir el!


arwen 1 Temmuz 2008 17:44

Gün gelirde yalnız kalırsan
akıverirse iki damla yaş gözünde
canlanırsa anıların birden bire
beni hatırla

Acıların en çekilmezinde
mutlulukların en büyüğünde
sevgilerin en yücesinde
beni hatırla

Bir gün yatağa düştüğünde
ecelle pençeleştiğinde
son duanı edişinde
beni hatırla

abdurrahman alma


ahmed 1 Temmuz 2008 23:03

Dağlarda Kar Olsaydım

Şu dağlarda kar olsaydım...
Bir asi rüzgar olsaydım...
Arar bulur muydun beni,
Sahipsiz mezar olsaydım?

Şu yangında har olsaydım...
Ağlayıp bizar olsaydım...
Belki yaslanırdın bana,
Mahpu sta duvar olsaydım...

Şu bozkırda han olsaydım,
Yıkık perişan olsaydım...
Yine sever miydin beni,
Simsiyah duman olsaydım?

Şu yarada kan olsaydım,
Dökülüp ziyan olsaydım...
Bu dünyada yerim yokmuş,
Keşke bir yalan olsaydım!.

Yusuf Hayaloğlu


TiglonBoYs 1 Temmuz 2008 23:11

İNSANLARA NASİHAT

Başarılarınla övünme, yapma sen gurur
Hiçbir zaman bulma, kimsede kusur
İnsan beşerdir, şaşar hata olur
Sen gönlünü aç, sevgiler içinde
Kal sevgilerle, maabet içinde

Doğruluktan ders al, eğri söyleme
Kendini yalan ile, cunup eyleme
Doğruysa yolun, mevla seninle
Olmasın yalan, doğuru içinde
Bir eğri kelam, cunuptur doğru içinde



Kimsenin hakkı, kimsede kalmaz
Hak yiyenin hayatı, kendine lezet vermez
Çıkar aheste, aheste, bir teki kalmaz
Verir hesabı, zorluklar içinde
Geçirir mahşeri, hesap kitap içinde

Zalimin zulmünden sakın, gidersin güme
Cehalet şerrinden korun, olma hercüme
Sevsin herkes seni, sen ol herkese tercübe
Koru kendini, doğrular ile akıl içinde
Var ise sende doğru, ol ferah içinde

Kendini beğenip, yüksekten uçma sakın
Alçak dur, gönüllerde olmaktır hakkın
Etme kimseye haset, sen ol hakka yakın
Kırma gönülleri, kal güzel gönül içinde
Kal hizmetinle sen, ebedi alem içinde

Dostunun düşmanı ile, sakın dost olma
Dostunu da kaybedersin, sakın yakınma
Hatayı kendinde ara, kimsede bulma
Hatalar üzer seni, dostlar içinde
Kalırsın dostsuz, tek baş içinde

Yeşili koru, kirletme dünyayı sakın
Sağlıklı günler bulursun, pek yakın
Temiz tut çevreni, kalmasın merakın
Rahat ol sen, temiz dünya içinde
Kalmışasın kurak dünyada, pislik içinde

Kul hakkı yeme, olsadan baldan
Vebala girme, olursun haktan
Gir üstüne bir çul, bin bir yamadan
Kimsenin hakkı olmasın, yama içinde
Kalmasın kimsenin hakı, o çul içinde
Anne baba kimetini, bilmeyenler
Hizmet ile ihtiyaçlarını görmeyenler
Onları saymayıp, onlara yüç çevirenler
Ömrünce yüzleri gülmez, kalır darlık içinde
Çekerler yokluğu, ömür bilah içinde

İnsanın en kutsalı, Anne Babadır
Yaptıkları sanılmasın, hepsi hebadır
Onlara hizmet, görevi edadır
Kabuldur duaları, her an içinde
Bedualarını alan, incinir ömür içinde

Cahil ile olma, zarardır sana
Kamil ile ol, görevin edadır Sana
Sen sende seni bil, kafidir Sana
Zarar görmezsin, yaşam içinde
Günün ferah geçer, huzur ile icap içinde

Yanlışı gör, akkılı ol, olma serseri
Bilir ol, yanlış eyleme, fazla gitme ileri
Yanlış dille söyletme, incitme kimseyi
Sızlamasın vicdanın yanlış içinde
Gönüllerde kur saray, otur rahat içinde

Kim almış felekten meramını, bakma kem
Bırakırsın mal ile mülkü, kalır sana bir tek kefen
Yarın ölecekmiş gibi, düşün her dem
Boş giti dedirtme, laflar içinde
Yolculasınlar seni, namaz ile niyaz içinde

Gidenlerden al, birazcık ibret
Mürşidin kamil olsun, haberdar ol sen senden
Bir cümle sohbete, lafın geçerken
Olmayasan, haset yalan içinde
Mezarında rahat yatasınki, huzur içinde

Et muhtaca yardım, elinle gizle
Kimse görmesin verdiğini, sende söyleme
Sakın ha bekleme, verdiklerin geri gelir diye
Yüzler gönüller gülsün, sevgiler içinde
Cenabıhak bilir, kaybolmaz hesab içinde

Tok olmazsın, komşun olursa aç
Yetiş komyuna, ol rahmet ışıklar saç
Yardım et komşuna, olmasın başkasına muhtaç
Sana etsin dualar, o an içinde
Göresin mahşerde, mükafatı hesap içinde

İyi ahlak doğrudur, her şeyden üstün
İnsan olmak marifet ister, olursa bütün
Olmayınca icraat, boşlaftır özün
Boş laf yürümez, bilgi içinde
Bilgisizlik zordur, cehalet içinde

Verdiğin sözü, her zaman yerine getir
Aldığın her şeyi, yerinde yetir
Almışsan borç, öde hesabı bitir
Almaya yüzün olsun, sevgiler içinde
Düşme gönülden gözden, kal muhabbet içinde

Boş ver diyerek, boşa yaşama
Yarın geç olur, düşüp ağlama
Çalış bugünden, zamana kanma
Olmayasın sefil, dostlar içinde
Kalırsın perişan, yaşam isinde

Göz açıp kapanıncaya kadar, biter yaşamın
Kıymetini bil, gidişe yetmez zamanın
Zikirlerini eda eyle, bugünden kıl namazın
Değsin yaptıkların, güzelikler içinde
Eyvah eyleme, dar zaman içinde

Ahmaktlar çekerler, cef ile cefa
Dünyalan onun olsa, kendinde yoktur kafa
Almaz nasihatları, duyduklarını da kaldırır rafa
Hazineler onun olsa, Kalmaz içinde
Ne yapsan anlamaz, kafası boşluk içinde

Sen sen ol, kötülükten sakın, günah işleme
Helalı helal bil, mundarda bilme
İnsanları hoş eyla, itibarını yetirme
Yetirirsen itibarı, kalırsın zorluklar içinde
Düşersin gönülden, kalırsın vebal içinde

Tanlı vermiştir sana, iki el iki ayak
Sağlam isen ayıptır, başkasına el açmak
Kutsaldır çalışmak, boş kalma ahmak
Alırsın isteklerini, çalışma içinde
Varırsın hedefine, sabır içinde

Yaşa bir eş ile, nikahsız değil
Birlik olsun sevgiler, ikilik değil
Her şeyi güzel eyle, çarpık sa değil
Güzeldir yaşam, doğrular içinde
Sakınmak lazım, kalmayasın günah içinde

Sağlıktan başka, dünyada varmı tatlı
Benzemez bala, evlattan da tatlı
Kimetini bilmek lazım, sağlam hayatı
Çok bakmak lazım, sağlığa, zaman içinde
Yok sağlıktan başka, güzel alem içinde

Şebap der nevsine kul olma, verme o nefse aman
Kullan aklını, sendedir doğru, sendedir iman
Sabır eyle, vasil ol Cana, can ile canan
İnsan kendi bir cenet, cehenemdir yaşam içinde
Yeterdir anlayana bu öğütler, ömür içinde


ahmet yılmaz


ahmed 1 Temmuz 2008 23:15

Lütfen Söyleme


Eğer bana bir kez daha
"Hayat güzel " diyecek olursan
Sendende nefret ederim
Lütfen söyleme
Bırak hayat güzelse de
Güzelliği gizli kalsın

Hem zaten ben
Yaşamadığım o güzelliğe mecburda değilim.



Mahkum


arwen 2 Temmuz 2008 03:35

Bitmeyen yüreklerin umudusun sen gönül
Bakma öyle uzaklara yaşamasını bil
Bir ben birde benim sevgim sefil
Uçarak mı geleyim dönde bir bak hele
Uzaklaşıyor beden gün geçtikçe bu yerden

Bırak nasıl geçerse geçsin sefil yürekler
Acıma bir sendeğil ağlayan tüm melekler
Çıkmış sefere yarimin etrafında bir halka olmuş
Ellerinde değil kanatlanıp hepsi uçmuş
Tüm insanların çevresinde dolaşıyorlar
Sanki bedenlerinde değil gökyüzünü kaplıyorlar
Sırası gelen kayı veriyor
Yerini aniden başka yıldız geliyor

Gördün mü boş kalmıyor evren
Dünya yıllardır sanki aynı düzen
Gelen giden bedenlerden değişen
Ama gönüllerde acı hasret tükenmeden
Devam ediyor tüm evren
Düşün kim bu düzene hükmeden
Ne sen nede ben
Aklındaki
Söylesene düşünmeden


Bahattin Tonbul


ahmed 2 Temmuz 2008 10:02

Şarkılar Seni Söyler


O gülüşün var ya hani senin
Aklımı başımdan alır yarim
O sözlerin yok mu o sözlerin
Gönlüme sevinç katar sevdiğim
O gözlerin var ya o gözlerin
Ruhuma neşe saçar sevgilim
Hep yanımda sen olsan
Yüreğimi doldursan
Başımın tacı olsan birtanem

Şarkılar hep seni söyler bana
Olmalıydım şimdi seninle yan yana
Aşk şerbetinden içmeli kana kana
Sevelim birbirimizi doya doya
Sevda yolunda yürüyelim kol kola
Olmalıyız ikimiz can cana.


Timur İlikan


ahmed 2 Temmuz 2008 21:11

İçimde Bir Sıkıntı Var

İçimde bir sıkıntı var
Ezberlediğim duvarlardandır belki
Ya da gözümün yaşını silen yatağım
Ya başımdaki ağrı ya kalbimdeki

İçimde bir sıkıntı var
Dinlediğim şarkılardan olsa gerek
Ya da yüreğimdeki melankoliden
Ya dizlerimin titremesi ya ellerimin

İçimde bir sıkıntı var
Gurbetlik olsa gerek
Ya da kendi benliğimden
Ya yüreğimdeki sızı ya yüreğimdeki

Berk Balatlı


TiglonBoYs 3 Temmuz 2008 10:27

Söz ver kendine

Öyle bir hayat yaşıyorum ki,
Cenneti de gördüm, cehennemi de.
Öyle bir aşk yaşadım ki,
Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de.
Bazıları seyrederken hayatı en önden,
Kendime bir sahne buldum oynadım.
Öyle bir rol vermişler ki,
Okudum okudum anlamadım.
Kendi kendime konuştum bazen evimde.
Hem kızdım hem güldüm halime
Sonra dedim ki ' söz ver kendine '
Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin.
Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin.
Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin.
Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin.
Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım.
Öyle çok değerliymiş ki zaman,
Hep acele etmem bundandı
Anladım...

Nietzsche


ahmed 3 Temmuz 2008 10:35

Sadece Senin İçin

Görüyorum,
Uzak diyarları görüyorum
Sadece senle benim olduğumu görüyorum
Bize adanmış bir ülke görüyorum,
Sensiz ama hala güzel bir ülke
Senin gibi canlı
Senin gibi rengarenk,
Her an mutluluk saçan bir diyar

Pamuklar kadar yumuşak tenine
Dokunduğumu hissettiriyor bana
Ilık esen rüzgar
Teninin kokusu yayılıyor her yere
Hayat nefesim oluyor her an

Masmavi gökyüzü
Yeni umutlar açıyor yüreğimizde
Yaşam suyumuz
Nehirler gibi çağlıyor
tabii bunların hepsi sensiz oluyor
benim küçücük düş penceremde
yalnız başlarına yaşıyorlar

hepsi birazdan bitecek
uyandığım an küçük düşümde bitecek
rüyalar diyarım bitecek
sen biteceksin,ben biteceğim
fakat sadece bir şey bitmeyecek
sana olan ve sonsuza kadar
sürecek olan rüyalarımda,
düşlerimde anlattığım aşkım
işte o hiçbir zaman tükenmeyecek
ta ki hayat beni ölüme götürene kadar
bebeğim!!!

Sadece bil sadece anla istedim
Aşkımın senin için ne kadar büyük
Ufuklar, diyarlar yaratabileceğini
Zaten ölümümde düşlerim bittiği zaman olacak
Minik bebeğim

Fırat Günday


RuYa 3 Temmuz 2008 12:22

Kimseyi aramıyorum kapandım kendime
Kimse de artık beni aramasın
Koşa koşa gelen yazı denizi
Her duyguyu her düşünceyi
Tek başıma yaşarım

Birilerini aradım kapılarını çaldım
Yıllarca belki de yüzyıllarca
Anlatmak istedim kendimi birilerine
Neye yaradı bunca yakınlığım

Sandılar ki onlar olmadan
Taşıyamam kendimi bir yerden bir yere
Oysa benim tek amacım şuydu
Birlikte gidelim güzelliklere

Yüreğim uyuyan dalgalar gibi durgun
Kafam tam anlamında bir kaçak
Ben kimselerin anmadığı adam
Yüzyıl yaşamış gibi yorgun
Daha dün doğmuş gibi çocuk
AFSAR TIMUCIN



ahmed 3 Temmuz 2008 13:25

Farkındamısın

dikenli tellere attım seni
sürgünlerdeyken
sen gözlerini buluta kaparken
farkında mısın bakıyorum boşu boşuna

ne mi yaptım , kalakaldım
şeytan aldı ağzımdan senin adını
anlattıracakmış sana başkalarındayken
farkında mısın yaşıyorum boşu boşuna

sonbahar kondu pervazıma
uğuldarken rüzgar yağmalanmışım
tüm umutların benleyken
farkında mısın sensizleşiyorum boşu boşuna

yüzüm de meyhane dağınıklığı var
anılar kaldı gözbebeklerimizde
kıydı namert sana yarınlarındayken
farkında mısın deliriyorum boşu boşuna

duygularımın aynasındaydım
dönüş yolunu kapadım mavi gülün
çoğalsada yokluğun ayıkken
farkında mısın sarhoşum boşu boşuna

demir atmışken bana
saklayamadım seni
sen inat ben israr aşk yanarken
farkında mısın şairleşiyorum boşu boşuna

adam değilmişim şimdi anladım
frenlerim patlamış
besmele çekeyim ayyaklarının altındayken
farkında mısın dualardayım boşu boşuna


Serdar San


Elçin 3 Temmuz 2008 13:31

Bir Fotoğraftın Sen

Yokluğun eski günleri aratmadı sanki bana
Yalnızca değişmez bir yüz ifadesiyle
Gözlerine baktım saatlerce
Elimdeki fotoğrafında
Titremeye başladı ellerim, soğudu hava
Rüzgar çıktı aniden.
Alnında dağılıverdi saçların
Ama yalnızca Bir fotoğraftın sen.
Bir kaç sene çerçevelenip
Kalbimin tam ortasına çakılmış
Bir fotoğraftın sen
Hiç bir zaman değişmeyen elbisenle
Defalarca dişlerimde hisettiğim dudaklarınla
Bitmeye yüz tutmuş kalemimden
Dökülen bir kaç kelimeyle
Cüzdanımda yer edinmiş
Bir fotoğraftın sen
Kimi zaman kurdeleler taktığım
Kimi zaman sinirlenip attığım
Her seferinde istemeden ağlattığım
Rüyalarımda yer edinmiş
BİR FOTOĞRAFTIN SEN




TiglonBoYs 3 Temmuz 2008 14:19

Kaldı mı sevgili,dünyada vefa
Hasreti tattırdın bana kaç defa
Sevgi yürek ister,ne gerek lafa
Gözlerimi ufuklara daldırdın...
Ne hülya bıraktın,nede düşlerim
Ne baharım oldun,nede kışlarım
Sılaya göçerken sevda kuşlarım
Şu gönlümü isyanlara kaldırdın...
Ellerim üşüyor,kalem tutmuyor
Yüreğim buz tuttu,nabzım atmıyor
Ömür bitiyor da yollar bitmiyor
Gide-gide şu Bodrum’u buldurdun...
Sahilde dalgalar ağlar halime
Mızrap olamadın gönül telime
Senin için razıydım ben ölüme
Sevdamızı,sensizlikten öldürdün...
Başım hep dumanlı,dolar gözlerim
Hasret yağmurları,siler izlerim
Sana koşardım ya,yorgun dizlerim
Gül sineme dikenleri doldurdun...
Oysa bir efsane olacaktık biz
Nazar değdi,göze geldi sevgimiz
Şarkılarda kaldı,mehtap ve deniz
Baharıma kırk yediyi buldurdun...
Murada bir avuç toprak çok bile
Bülbülsüz baharlar,ne fayda güle
Dağlar selam olsun,lale sümbüle
Yasemini,menekşemi soldurdun....

Murat Nail Güney


FOREWER ROCK 3 Temmuz 2008 14:27

Yalnızlık
I
Yalniz kaldınız sanırsınız,
Biliyorum.
Yalnız bırakılmışsınız,
Biliyorum.
Ötesi yok.

II
Ötesi var:
Yalnızlık
Müziğin bile seni dinlemesidir.
Yalnızlık
İnsanın kendine mektup yazması
Ve dönüp-dönüp onu okuması
Yalnızlığın da ötesidir.




ahmed 3 Temmuz 2008 14:45

Var Mısın?

Var mısın?
Yepyeni bir bahçe yaratmaya
Yepyeni bahçede, yepyeni çiçekler yetiştirmeye
Umudun çiçeklerini…
Her daim beyaz olmalı rengi,
Dansları temsil etmeli, ahengi
Her gelen geçeni gülümseyerek ağırlayan,
Selam veren, hatırını soran, derdini dinleyen
Ab-ı hayat suyundan ikram eden
Ve sonra,
Ve yine gülücüklerle
Ve yine esenliklere doğru
Uğurlayan…
Yepyeni bir bahçede, yepyeni çiçekler yetiştirmeye
Var mısın?

Engin Tunca



FOREWER ROCK 3 Temmuz 2008 15:02



Beni bana bırakın
Yalnızlıgımla konuşayım
Beni bana bırakın
Yalanlarınızla bogusayım

Soguk rüzgarlar esiyor bugünlerde
Kim bilir neler bekliyor beni geleceğimde
Sor bakalım nasıl geçirdim günleri sensizliğimde
Yada boş ver sorma anlatamaycak kadar bitkinim.

Karanlıklar çökmüş omuzlarıma
Taşıyamayacağım kadar ağar
Taşıyamayacağım kadar kirli

Güneşin Sıcaklığından ışıltısısından çok uzağım
Senin Sıcaklıgından ışıltından çok uzaktayım
Hiç bir değeri kalmamış bu dünyann gözümde
YAŞIYORUM ''Gelirsin'' diye bir umut ile


AKAALP TOPATAN



Saat: 23:27

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık