![]() |
ben gülerken ağlamak istemiyorum sen giderken kalbimide götürme şimdi iki yabancı gibi gözlerimiz bıktım geçmişi hatırlamaktan yalancının şahidi sözlerin iki damla yaş akıttı sahte gözlerin sen beni yaşarken bitirdin bıktım seni hatırlamaktan çık git yüreğimden haber bile verme sakın birdaha seviyorum deme karşında sana ağlayan şaiir yok unutma bıktım senin yalanlarından bıktım..... bıktım.... bıktım... uğur demir |
İçimde tarifsiz sıkıntılar var, Ağlasam olmuyor; gülsem olmuyor.. Bir garip, anlamsız takıntılar var, Bilmesem olmuyor,bilsem olmuyor.... Bir liman arıyor; gemim muğlakta, Kendim buralarda, gönlüm ırakta, Olanlar olmuyor,iş olacata, Gitmesem olmuyor,kalsam olmuyor... Ağaçlar dallara,dallar yaprağa El verip,sırt verip döndüler bağa, Damla damla boşaldığım bardağa, Dolmasam olmuyor,dolsam olmuyor... Ne bileyim, kaldım; rüya içinde, Kendimi aradım dünya içinde, İki diz namazı riya içinde, Kılmasam olmuyor,kılsam olmuyor... Yüreğimi yaktım hasret oduna, Bende ayrı kaldım; baba yurduna, Ortağım, kalbinde hasret korkuna Hasrete gül gibi solsam olmuyor... Serçeler,kargalar, martılar,kuşlar Görünce içimde bir özlem başlar, Hasretle örülür, hayaller düşler, Nemli gözlerimi silsem olmuyor... gürsoy solmaz |
İçimde Kaldı Yine Karardı Dünya... Sayılı Güneşimden Biri De Battı Gitti O Varken Seyrettiğim Herşey Karanlık Şimdi Şafakla Çıkacağım Kırlar İçimde Kaldı... Kar Suyuyla Canlanan Nergisleri Koklamak... Bakttıkça bakacağım Bahar Kayboldu Gitti Yeşeren Hülyalarım Yine Solgunca Şimdi Bir Demet Dermediğim Güller İçimde Kaldı Dermansız Adımlar Kadar Dermansız Kısrak Gönlüm Kuş Gibi Uçup Gitti Seni Bulmak Uğruna Neler Düşündüm... Şimdi Uğruna Başkoyduğum Yollar İçimde Kaldı Örümcek Sabrı Deyip Gelişini Beklerken Mevsimi Doldurmadan Ağım eriyip Gitti sıcak günlerdi Senli... Bahtiyardım Ya Şimdi... Şavkınla Parıldayan Sular İçimde Kaldı Ne Günler Olacaktı Mevsimlere Sığmayan Ah Seneler... Bir Günü Dolduramadı Gitti Birlikte Bölecektik Tebessümle... Ya şimdi Hüznümü Paylaştığım Narlar İçimde Kaldı Ben Hasret Zindanının Son Mecnunuydum belki Tuğla Tuğla Dizdiğim Surlar İçimde Kaldı O Duygular, o Hayaller, Ne Temiz... Soğuk Rüzgarınla Yıkıldı belki Diyeceklerim...Bestelerim... Daha Neler, Neler İçimde Kaldı... Erdal Gişi |
El sallarken düşüncelerin sayısı Ismarlama kentin hüzünlü vedası Ayrılığın içten burkan ılık sancısı Yüreğin kırık dökük bunaltısı Göç mevsimi geldiğinde dönme vakti Kıymet bilmeyen nankör ahali Canı yanmış umutsuzun ayak izi Geriye dönüp, veda etmeli. kenan gündemir |
Bir sonbahar yağmurun da rastladım sana Islamıştı körpe fidanı andıran bedenin Elbisen narin vücuduna yapışmış Hatları sokak lambasının ışığının altında Görenlerin nefesini kesiyordu Oysa sen belki de farkında bile değildin Yarattığın o muhteşem görüntünün Sığındığın duvar dibin de tir,tir titriyordun Bakışların bir sokak kedisi kadar masum Bir ceylanın ki kadar ürkekti Tanrım bu nasıl bir güzellikti böyle Kendimi alıkoyamıyordum bir türlü O muhteşem güzelliği seyirden Kendimden geçmiş adeta donmuştum Bilmiyorum ne kadar öyle kala kalmıştım Dudakların da belirip yüreğimi yakan Gülümseyişinle kendime geldim Hiç tereddüt etmeden üzerimdeki Yağmurluğu bir çırpıda çıkartarak örttüm O muhteşem güzelliği gizlemek istercesine Ellerimi ceplerime sokup tek bir kelime Bile söylemeye cesaret edemeden Sırtımı dönerek dudaklarım da Bir sevda türküsüyle gecenin karanlığında Bir hayalet gibi gözden kayboldum Her sonbahar yağmurların da Sokak lambasının altın da saatlerce Yağmurdan sırılsıklam olmuş bir halde Karşıdaki duvara umutsuzca bakan birini Görürsen eğer bil ki o benim… mustafa ata |
Ben sana mecburum Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur? Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum, sen yoksun! Sevmek kimi zaman rezilce korkudur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Birkaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatihte yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlarda bir Cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum, sen yoksun! Belki Haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışşın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telâş içindesin Kötü rüzgâr saçlarını götürüyor. Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin... atilla ilhan |
Gözlerin bir hayal gibi, Ulaşılmayacak kadar uzak. İçinde kayboluyor tüm şehir, Birde ben tabi.. Aksam gözbebeklerine, Dalsam içine usul usul Ve seni yaşasam, Hayal olan o gözlerde.. seda balcı |
Bir gün sabah sabah Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni: Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten. Vapur düdükleri ötmededir. Etraf alacakaranlık, Köprü açıktır henüz. Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam... Yolculuğum uzun sürmüş oldukça Gece demir köprülerden geçmiştir tren. Dağ başında beş on haneli köyler, Telgraf direkleri yollar boyunca Koşuşup durmuş bizle beraber. Şarkılar söylemişim pencereden, Uyanıp uyanıp yine dalmışım. Biletim üçüncü mevki, Fakirlik hali. Lületaşından gerdanlığa gücüm yetmemiş, Sana Sapancadan bir sepet elma almışım.. Ver elini Haydarpaşa demişiz, Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl, Hava hafiften soğuk, Deniz katran ve balık kokulu Köprüden kayıkla geçmişim karşıya, Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu... Bir gün sabah sabah kapıyı vursam, -Kim o ? dersin uykulu sesinle içerden. Saçların dağınıktır, mahmursundur. Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim, Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam, Uykudan uyandırsam seni, Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliçten. Fabrika düdükleri ötmededir. Turgut Uyar |
Yokluğun Yaramdır Gecenin matemi güne girerken Çığlığım dilimde türkü dererken Mızrabım sazıma vuslat ererken Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Serimde ateşsin bacam tüterken Korların kavurup canım yakarken Viran oldu bahçem, hep gülsüz diken Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Hasretim sızımdır damlar yürekten Ömrümü bitirdin geçtim elekten Hiç mi dilemedin beni felekten Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Uzak oluşundan acım var sanma Her daim hasrettir bu can canına Yüreğimde saplı çıkmaz bir kama Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Kırılmış testisi akmıyor suyu Yürek delirdiyse uslanmaz huyu Benim karanlığım sevdamda kuyu Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Kaya’yı ufaltıp kumsala serdim Dalgalar vurdukça cana can geldin Mavide coşkuyu sevdamdan bildim Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Bülbül olup sesin gelse geceden Çığlığın durmadan aksa yüceden Güller mest olup geçse kendinden Yokluğun yaramdır ahu zarım ben Yüreğim kesiktir, tuzu içinde Bastır yüreğini dermanı sende Benim yollarım hep sevda peşinde Yokluğun yaramdır ahu zarım ben rahime kaya |
Şiirler yazmalıyım sana Ölüm gibi ansızın geliveren Tüm efsanevi sevdaları anımsatan sevdan Mutlu insanları anlatmalı Çocuk saflığında gülen ay ışıklı gözler Umutlar barındırmalı her dizesinde Yarınlar deniz melteminde apaydınlık Bir çocuğun ilk bisikleti özleyişi gibi Özlemler serpişmeli satır aralarına Fırından yeni çıkmış ekmek kokmalı Hiç doyamadığım tenin gelince aklıma Yürekli özgürce karşı çıkışın sesi duyulmalı Türkülerim tadında Sana şiirler yazmalıyım Aşka özgürlüğe dair yazılmış tüm şiirler sevinmeli Her dizesi gülümsemeli çocukça yarınlara Ateş böcekleri aydınlatmalı harfleri Düne ait ne varsa silikleşirken Yarınlar yenmeli çirkinliği Ve gözlerin mavisi bulaşmalı evrene Bugünü avuçlayan ellerin Toprağa bereket birleştirmeli tüm elleri Sana şiirler yazmalıyım Özgürlük şarkıları dillerde Eller halayda birleşmiş sen gülümserken bana Bitmeli şiir Ay doğmalı mutluluğa Karnı tok çocuk bağırmalı Afrika’dan ‘’Ey özgürlük’’ esin döndüoğlu |
Bu gece sana yazıyorum Belki, biten bir aşkın ızdırabıyla Beklide, bende bıraktıklarının izleriyle Bildiğim tek şey Seni sensiz yaşayarak sana yazıyorum… Yazdıkça seninle bütünleşiyor satırlar Duygularımla dolup taşıyor mısralar Zaman duruyor, geçmişe koparılıyor her bir takvim yaprakları… Bu gece sana yazıyorum Belki, sahip çıkamadığın sevdamızın Enkaza çevirdiğin bu yüreğin Hesabını soruyorum senden… Beklide, Söylediğin yalanların, İncittiğin gururumun Bedelini istiyorum senden… Ağlıyorum Diri diri mezara gömdüğüm sevdama, sana ağlıyorum… Bu gece sana yazıyorum Sözlerin düğümlendiği, Kelimelerin tükendiği noktayım çünkü Keşke diyebiliyorum sadece Olmasıydı sonumuz böyle… ramazan canlar |
AĞLAMAK Ağlamak Unutmak kadar kolaydır inan Sevin ağlayabiliyorsan Sevin ağlıyorsan Gül ağlayabiliyorum diye Gül ağlıyorum ağlıyorum diye Sana birşey yapamam Ağlayamıyorsan ÖZDEMİR ASAF |
Uzaklarda kaldı gül bahçeleri Ve uzakta mercan adalarının pembe sahili. Denize düşüyor ayın sureti Sularda parçalanıyor güneş Hey damla! Dalgalanan sensin denizde Ve taşıdığın; sureti Yıldızların Bir sabah; inerken karanlığın perdeleri Ak sütü güneşin, ayın ve Yıldızın. Susuz kalmış iskele önleri Hey balık! Sana taş pişiyor Çöllerin sıcak güneşi. Bir çocuk kumlarda Atlar sahibini arıyor bozkırlarda Ve bir çocuk hayatın içinde Uzak iklimlerde Fırtınalarda eriyen ölüm korkusu Şimdi dostum sana kurtların musikisi Bir yaprağa miras kalan güllerin Kırmızısı Ey sonbahar! Kopardın fırtınaları. Bir habbede gizlenen kader Sarı, kırmızı ve mavi Yıldızlarla konuşurken laleler Kızardı meyveler ve gece Işıkları. Salınsın bugün turnalar meşelerde En koyu yeşili paylaşsın ağaçlar. Cennetin siyah taşına dokunurken beyaz eller Gök yüzünde gezerken kelimeler Ruhum seni kim tutabilir Ne ten kafesi Nede zaman. Ey sözü kaldıramayan kartal ! Sadece yalnızken anlat bildiklerini. Efsaneler gezer dağlarda Bir yıldızın gökteki ibadeti Sunulurken katran ağacında. Dökülürken yapraklar, parçalanırken cisim Düşler kurulurken, yıldız kayarken Sizi kim tutabilir, ey yağmur yüklü bulutlar Çöller bu kadar aç, bu kadar susuz iken. Yusuf Bal |
Nan Gibi Ve gözlerin gelir geçer içimden, Su içerken, sen sokulurken akşam kızıllığına, Ekmeği bölerken, Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan, Unutmak kolay sanmışsa şarkılar, Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı, Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını, An gibi aklımdasın... Gelir geçer gemiler, Belki sende geçersin diye, Bir kumru konar her sabah pencereye, Bir miladı taşır gece bir yıldız, Soğuk olur, üşürsün ya adamakıllı, Hani sarılırsın kendine, Hani aklın karışır, Bu bir divaneliktir gönül ah'a alışır, Ömrüm bitse ne çıkar, Can gibi aklımdasın... Gündür bu geçer gider, Belki bir şey kalmaz sanırsın, Yani bir sabah uyandığında, Ne hayatın tortusu, ne kokusu alışmışlığın, Her şey başka olacaktır, Başka bir otobüs, başka bir gazete, Resimlerden silinecek yüzün belki de, Ne adın, ne sanın, Bir şafak vakti açınca gözlerini, Bir merhabayla, Yeniden kurulacak dünya, Ve sen her şafak, Nan gibi aklımdasın... Bazen bir şey geçer içinden insanın, En ücra yerlerinden, cesaret gibi bir şey, Ne olacak işte, kömür yanmıyorsa eskisi kadar güzel, Fasulyenin tadı yoksa, Şarkılar yakmıyorsa içini, Sadri Alışık öyle güzel ağlamıyorsa, Aşık olmayı beceremiyorsa İzzet Günay Mahallenin en güzel kızına, Denizin tuzu, Yalnızlığın bahanesi yoksa, Bir bıçak saplanınca yüreğinin tam ortasına, Zannetmeki ölmek zor, ölmek kolay, kolay da! Kan gibi aklımdasın... Bu da geçer, her sabah kanayacak değil ya, Bakarsın taze ekmek çıkarır köşedeki fırın, Biraz da helvası bizim bakkalın, Senden ayırdığım üç beş zeytin, Otururum sofraya, Her lokmada geçer acısı belki bırakılmışlığın, Bende unuturum, nasıl unutulursa sana susuzluğum, Ve nasıl becerdiysem kahrolmayı, Öyle unuturum, Ekmek gibi, Nan gibi aklımdasın... Ve gözlerin gelir geçer içimden, Su içerken, Sen sokulurken akşam kızıllığına, Ekmeği bölerken, Yalnızsam, yıllar nasıl geçmişse aradan, Unutmak kolay sanmışsa şarkılar, Şiirler yalan yazmışsa ayrılığı, Kör olsun sözlerim, unuttuysam adını, An gibi aklımdasın... An gibi aklımdasın... Aklımdasın.... İbrahim Sadri |
Yağmur yağıyor üzerime, Sırılsıklam oldum ben bu şehirde, Yağmur yağıyor, hala benim üzerime, Yürüyorum, saatlerce yürüyorum, ama Nafile gelmeyeceğini biliyorum, Bildiğim halde seni her gece bekliyorum, Bekliyorum ama gelmeyeceksin, sevgili… Ben bunu biliyorum… Sevgili… Ben seni seviyorum, Yağmur yağıyor üzerime Bu şehirde ben sadece ben ağlıyorum Mustafa Karayaz |
saat 02:00 Anıları ilikledim göğsüme, İki renk düştü gözlerinden. Kahvesinden sessizce içiyorduk aynı kaderi. Tutkularımız mor dağların eteğinde, Gizliyordu kederimizi. Yabancı dokunuşlar mıydı, Ruhumuzu avutan. Avuttukça azaltan... Sorularım dokunuşlarında buselendi usul usul. Bu gece; Saçlarıma serptiğin şiirlerden geçtim. Her mısrasında beyaz gelincik olup, Yakıyordum bedenini. Hades kıskanıyordu aşkımızı, Biz gülümsüyorduk. Kağıt gemilere yazıyordum ki adımızı, İki çizgiye rastladım yüzünde. Ölümle barışık ve açıktı alnın. Bense iki türkü tadında, İki mevsim içiyordum ellerinden. Düşün ki Venedik tacirleri bile satın alamadı sevdamı. Bu gece; Seni iki kez düşündüm. İki şehir arasındaki ipek yolunda, Serinlettim düşlerimizi. Şehrine iki kez uyumadan önce, Gel-gitlerini ikiye böldüm. İki ömür törpülediğimde, Bilenmişti tüm acılarımız... Henüz ayışığına dalmışken, Dalgalar iki sokak çocuğunu vurdu ayaklarıma. Sarışında yaramazlığını, Esmerinde asiliğini dinledim. Avuçlarına merhametini bıraktım, Karşılığında şefkatini verdiler. Düş sokağına girdiğimde, Uykularında yakaladım kelebek yanımı. Küçük kanatlarım, yatağında renk cümbüşüydü. Gökkuşağına dönüştüm aniden, Beni her öpüşünde. Uyandığında, İki demet ben bulursan başucunda, Bil ki 02.00 hüzün trenini kaçırmışımdır... mine gültepe |
Ben Sensiz Sensiz ben canım desenleri solup gitmiş bir halıyım Sensiz ben gülüm çiçek açmayan bir ağacın dalıyım Sensiz ben aşkım ordan oraya sürüklenen bir çalıyım Ben sensiz birtânem kesmeyen körelmiş bir bıçağım Ben sensiz nartânem paramparça olmuş bir ağım Ben sensiz nurtânem yerle bir olmuş koca bir dağım Ben sensiz sevgilim bir hiçim İçin için kor gibi hep yanar içim Timur İlikan |
Sonsuz Ol Sen git keyfine bak dert etme Git unut o elleri titreyen Bakmaya doyamayan gözleri Unut, mutlu ol bensiz ellerde Dokunmaya kıyamazdın incitirim diye Koklayamazdım, buna hakkım yok diye Ellerim titrerdi ellerinde Kokunu arıyorum gezdiğimiz yerlerde Git unut her şeyi ve maziyi Yaşananlar güzeldi mutlu etti beni Unutmak yok anmak da o günleri Dönmek istersen diye boş bırakacağım Kalbimdeki köşeni Sonsuz ol, mutlu ol, incitme kendini. Hulusi Aytekin |
Ahmet Kutsi Tecer--Nerdesin Geceleyin bir ses böler uykumu, İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesin? Arıyorum yıllar var ki ben onu, Aşığıyım beni çağıran bu sesin. Gün olur sürüyüp beni derbeder, Bu ses rüzgârlara karışıp gider. Gün olur peşimden yürür beraber, Ansızın haykırır bana: -Nerdesin? Bütün sevgileri atıp içimden, Varlığımı yalnız ona verdim ben. Elverir ki bir gün bana derinden, Ta derinden bir gün bana: -Gel desin. |
Gönlüm gönlümün zindanı Vurulmuş kalbime prangalar Ne kurşunlar, ne silahlar Söylendiğini bilemediğim İnan ki yaralarsa, sözlerin yaralar. Öyle bir gittin ki Geceye hâkim oldu karalar Ne kurşunlar, ne silahlar Ne zamandır göremediğim İnan ki yaralarsa, gözlerin yaralar. Geceyle gündüz ayrıldı Artık bulamıyor seni yıldızlar Ne kurşunlar, ne silahlar Bir türlü silemediğim İnan ki yaralarsa, izlerin yaralar. Başım boşta kaldı Okşanmıyor artık ağarmış saçlar Ne kurşunlar, ne silahlar Başımı koyamadığım İnan ki yaralarsa, dizlerin yaralar. turgut uzdu |
Seni seviyorum diye Gelişine kadar rötar yapmış hayatımı Seninle yaşamaya hazırlanırken Sana uzanan yollarımı kapaman niye? Biliyorum haykırışlarım boşuna Şahin pençesinde asılı serçe gibi Nafile tüm çırpınışlarım Boşuna sesleniyorum duymayacağını bile, bile Seni beklemem nafile Gözlerinde zifir siyah bir perde Alkış tutuyorsun alabildiğine Şamdandaki mum gibi eriyip bitişime Sen kulaklarını değil Yüreğini tıkamışsın sana seslenişime Oysa ben Tüm yokluğuna inat varlığını yaşatırken içimde Gül pembesi çizgilerle resmini işliyorum Karanfil moru gecelere Şiirleri seninle yüklüyorum kanatırcasına Dizeleri ağlatıyorum. Seni işliyorum hecelere Tüm yaşayamadıklarıma inat Seni yaşamak istememdi ütopyalarım Tek sana adanmışlığımdı ölümüne Tek senin doldurduğundu rüyalarım Şimdi Bir tutam gücüm kaldı en sona sakladığım Bilmiyorum Ansızın çıkıp gelecekmisin aniden Bir avuç toprak olmadan sonunda Sen diye kucakladığım. Bir gün Anlayabilme ihtimalin var ya sevdiğimi Düşüp gelme umudun var ya yüreğinin peşine Yüreğin bende emanet biliyorsun Ve ben Yüreğin yüreğimde Yüreğin ellerimde Çok yakında Çekip gideceğim yok oluşun koynuna Beni düşürdün ya bu hale Günahı boynuna. Mustafa Şekerci |
|
Dostları Olmalı İnsanın Dostları olmalı insanın, Aynen gemilerin limanlari gibi Zaman zaman uğradığın Yükünü boşalttığın Dalgalar dininceye kadar beklediğin koynunda Sonra açık denizlere uğurlamalı seni, Geri döneceğin günü bekleme umuduyla Bazen rüzgara o açmalı yelkenini Yanağına konan bir öpücüğün coşkusuyla Halatlarını çözmeli Seni çok ama çok özlemeli Dostları olmalı insanın, Ermiş, bilge, hayatı ezbere okuyabilen Düşünmediklerini düşündüren Seni bir cambaz ipinde güvenle tutabilen Gerektiginde senin için ateşi yutabilen Yolunu ısıtan ustan olmalı, Şekillendirmeyi öğretmeli hayatın çömleğini Sana verebilmeli soğuk bir kış gününde Üzerindeki tek gömleğini. Oğuzkan Bölükbaşı |
Her hatırladığımda duygulanıyorum seninle Konuşmak isterdim her gördüğüm yerde Bir türlü cesaretim olmuyordu bak dinle Banta aldım sesimi seviyorum senide Gördüğüm anda dengem bozuluyor Vücudumun her yanı adeta tir tir titriyor Gözlerim buğulanıp adeta etraf kararıyor Seni bir ben değil tüm bedenim hoşlanıyor Aşkımı bağırmak istiyorum her bir tarafa Duyun eş dost hayranım ben bu yaratığa Öyle bir aşkla sevmişim ki ben bu yari Ölürüm her gün bende sevdiğimin yoluna Nede tatlı tatlı bakardın bana sen öyle Seviyorsan eğer içindeki derdi söyle O kadar çok sevmiş güvenmişim ki sana Korkardım sevmeyecekse diye bir daha Bahattin Tonbul |
Bir Gün Apansız uyanırsan gecenin bir yerinde Gözlerin uzun uzun karanlığa dalarsa Bir sıcaklık duyarsan üşüyen ellerinde Ve saatler gecikmiş zamanları çalarsa Bil ki seni düşünüyorum Bir vapur yanaşırsa rıhtımına bin, acil Örtün karanlıkları masmavi denizlerde Ve dinle kalbimi bak nasıl çarpıyor nasıl O bütün özlemlerin koyulaştığı yerde Bil ki seni bekliyorum Bir sabah gün doğarken aç perdelerini, bak Sevinçle balkonuna konuyorsa martılar Kendini tadılmamış derin bir hazza bırak Dökülsün dudağından en umutlu şarkılar Bil ki seni istiyorum Gecelerden bir gece uyanırsan apansız Uzaklarda elemli, garip bir kuş öterse Bir ceylan ağlıyorsa dağlarda yapayalnız Ve bir gün kabrimde bir kara gül biterse Bil ki seni seviyorum Ümit Yaşar Oğuzcan |
AŞK Derdim var dünyadan büyük, Bir de sen olma bana yük, Ne mal isterim ne de mülk, Aşk ben seni taşıyamam, Bülbüller çeker kahrını, Yırtsa da dikenler bağrını, Hele bir de kalp ağrını, Aşk ben seni taşıyamam. Mecnun”da gördüm,Kerem”de Derdinden oldum verem de, Al bir canım var,veremde, Aşk ben seni taşıyamam. Defterim, kitabım dürdün, Mağrip”ten Maşribe”e sürdün, Ne Bağdat kaldı ne Ürdün, Aşk ben seni taşıyamam. Ol da gör hele bir muhtaç, Doktor bile yazmaz ilaç, Dünyada kalsam aç bilaç, Aşk ben seni taşıyamam. Aklı baştan,canı tenden, Kimler çekmedi ki senden, Alıp da sırtıma yerden Aşk ben seni taşıyamam. Mehmet Çetin |
Eskiden Aşk Vardı, Sevgi Vardı Eskiden aşk vardı, sevgi vardı Güzel bir bakış ilan-ı aşk sayılırdı Yar onu yorumlardı kendince Bakışmalar devam ederdi Perdelerin arasından pencerelerde Eskiden aşk vardı, sevgi vardı Büyük aşklar mektuplarla anlatılırdı Yar onu saklardı göğsünde Okurdu günlerce Beklenirdi cevaplar binbir sabırsızlık içinde Eskiden aşk vardı, sevgi vardı Yardan gelen kuru bir çiçeğe Yer bulunamazdı Yar onu koklardı gecelerde Sabahlara kadar gizlice Eskiden aşk vardı, sevgi vardı Yardan gelen bir mendil Şimdiki atlara, yatlara, katlara Fark atardı Eskiden aşk vardı, sevgi vardı Tuncay Demirbilek |
Ben Seni Sevdim mi Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne Tuttum, ta içime oturttum seni Aldım, okşadım saçlarını, öptüm İçtim yudum yudum güzelliğini Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette Bendeydi özlemlerin en korkuncu Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan, Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim Biri vardı ağlayan gecelerce Biri vardı sana tutkun; o bendim Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük En solmayan güller açtı içimde Ömrümü değerli kılan bir şeydin Sen benim boz bulanık gençliğimde Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya Bir çizgiye vardım seninle beraber Ve bir gün orada yitirdim seni Ben seni sevdim mi? Sevdim.... Ümit Yaşar Oğuzcan |
İKİMİZ Ne zaman aldığımı hatırlayamadığım soğumuş bir bardak demli çay, Bir de karalama defterim masamın üzerinde duran. Tozlanmaya yüz tutmuş kalemliğimde kalmış,bir iki telefon numarası. En son 32 saat önce vermişim balığıma yemini. Tamamlanmamış bir öyküm dosyamın içinde, Bu sefer noktalamadan çıkmak yok odadan diyorum. Sayfaları çeviriyorum umarsızca. Kırışmış sayların arasından bir zarf geçiyor elime, Tarihi atılmamış bir mektup titreyen ellerimin tam ortasında. Okurken gözlerimden akıyor birkaç damla gözyaşı, Bu sefer silen yok bu inci tanelerini. Ucu yırtılmış siyah beyaz bir fotoğraf;sen ve ben! Bir ağıt tutturuveriyor yüreğim seni görünce, Sana söyleyemediklerim geliveriyor dilimin ucuna. Yitiriyorum düşünme gücümü ve yine başa dönüyorum. Öyküm de yarım kalıyor İKİMİZ gibi. GÖKÇEN YALÇIN |
Gözlerin Yağmurlar öperdi yanaklarımdan Sen yoksun diye Kimler bırakıp gitti Martılar bile ağladı arkandan Seneler okşadı saçlarımdan Kıskanırdın sigaramı Hiç düşmezdi diye dudaklarımdan Saklardın her seferinde O iki kelimeyi Belki şımarırım diye ,kulaklarımdan Sana koşmak istedim Prangalar tuttu ayaklarımdan Sen yoksun yine Elimde bir kadeh şarap Aklımda son sözlerin Kadehler değil beni sarhoş eden Beni sarhoş eden gözlerin... Ali Osman Taşçı |
DÜNYANIN BÜTÜN ÇİÇEKLERİ "Bana çiçek getirin, dünyanın bütün çiçeklerini buraya getirin." --- Köy öğretmeni Şefik Sınıg'in son sözleri. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum Bütün çiçeklerini getirin buraya, Öğrencilerimi getirin, getirin buraya, Kaya diplerinde açmış çiğdemlere benzer Bütün köy çocuklarını getirin buraya, Son bir ders vereceğim onlara, Son şarkımı söyleyeceğim, Getirin, getirin...ve sonra öleceğim. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Kir ve dağ çiçeklerini istiyorum, Kaderleri bana benzeyen, Yalnızlıkta açarlar, kimse bilmez onları Geniş ovalarda kaybolur kokuları... Yurdumun sevgili ve adsız çiçekleri Hepinizi, hepinizi istiyorum, gelin görün beni, Toprağı nasıl örterseniz öylece örtün beni. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Afyon ovasında açan haşhaş çiçeklerini Bacımın suladığı fesleğenleri, Koy çiçeklerinin hepsini, hepsini, Avluların pembe entarili hatmisini, Çoban yastığını, peygamber çiçeğini de unutmayın, Aman Isparta güllerini de unutmayın Hepsini, hepsini bir anda koklamak istiyorum. Getirin, dünyanın bütün çiçeklerini istiyorum. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Ben köy öğretmeniyim, bir bahçıvanım, Ben bir bahçe suluyordum, gönlümden, Kimse bilmez, kimse anlamaz dilimden, Ne güller fışkırır çilelerimden, Kandır, hayattır, emektir benim güllerim, Korkmadım, korkmuyorum ölümden, Siz çiçek getirin yalnız, çiçek getirin. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Baharda Polatlı kırlarında açan, Güz geldi mi Kop dağına göçen, Yörükler yaylasında Toroslarda eğleşen, Muş ovasından, Ağrı eteğinden, Gücenmesin bütün yurt bahçelerinden Çiçek getirin, çiçek getirin, örtün beni, Eğin türkülerinin içine gömün beni. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, En güzellerini saymadım çiçeklerin, Çocukları, öğrencileri istiyorum. Yalnız ve çileli hayatimin çiçeklerini, Köy okullarında açan, gizli ve sessiz, O bakımsız, ama kokusu essiz çiçek. Kimse bilmeyecek, seni beni kimse bilmeyecek, Seni beni yalnızlık örtecek, yalnızlık örtecek. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Ben mezarsız yaşamayı diliyorum, Ölmemek istiyorum, yasamak istiyorum, Yetiştirdiğim bahçe yarıda kalmasın, Tarumar olmasın istiyorum, perişan olmasın, Beni bilse bilse çiçekler bilir, dostlarım, Niçin yaşadığımı ben onlara söyledim, Çiçeklerde açar benim gizli arzularım. Dünyanın bütün çiçeklerini diyorum, Okulun duvarı çöktü altında kaldım, Ama ben dünya üstündeyim, toprakta, Yaz kış bir şey söyleyen toprakta, Çile çektim, yalnız kaldım, ama yasadım, Yurdumun çiçeklenmesi için daima yaşadım, Bilir bunu bahçeler, kayalar, köyler bilir. Simdi sustum, örtün beni, yatırın buraya, Dünyanın bütün çiçeklerini getirin buraya. CEYHUN ATUF KANSU |
KANIT yalnız çığlığım var elimde yokoluşu kanıtlamak için dengede tutmak için aşkın ve kurtuluşun cesaretini unutulmaz ki senin şakaların terazisinde hep acının kefesinde dara olduğun aşkı tadışın rakıyı yudumlayışın susmayı küsüşün sesi ünleyişin anımsanır her eflatun düşüne yalancı ama yeni bir aşkı yakıştırdığın behçetim don değiştirmiş hezarfenim çıkarmış yüreğinin kanatlarını madımak'ta uçmaklığa kavuşur söyledikçe sır tutmaz aynalar ele veriyor kimliğini koşuyor kış tozuyor bahar bitiyor güz kavuruyor yaz yakıyor kırılıyor boynu kuğuların pervanelerin hasretlerin metinlerin asafların gösterdikçe gizi yitiyor görüntülerde kirletilen insanlığın behçetim don değiştirmiş hezarfenim çıkarmış yüreğinin kanatlarını madımak'ta uçmaklığa biliyorum gülüşün deprem biliyorum haykırışın boran susturur. ama ya acıyı biliyorum soluğu cana can verir, olsun!dur nasıl da yakışıklıdır gözleri: giritli, göçmen dudakları çarpışırken dilinin erdemine dişleri şahmeran kalesinin temel taşları düşleri, ne de olsa askeri bir tıbbiyeli, eyy! behçetim don değiştirmiş hezarfenim çıkarmış yüreğinin kanatlarını madımak'ta sen ki görkemli voltanı atarken tutulur kapıları insanlığın ve umarsızlığın belki bir unutkanlıktır kalır: kardeşlik pasaportunun ritsos'la paylaşılması biliyorsun yaşam yaşatmaktır kanın dolaştığı her yerde ve insanlığı kimin gücü yeter 'yangında ilk kurtarılacaktır' demeye behçetim don değiştirmiş hezarfenim çıkarmış yüreğinin kanatlarını (çıkarınız yüreğinizi bu ülkenin sahibi kim: bilmiyorum ben acılarelininkini: biliyorum) behçetim ağabeyim kendi çığlığımdır ancak ses veren çığlığıma Tuğrul Asi BALKAR |
Sevgi Nasıl söylesem bilmem, Ve anlatsam ne ile? Bu öyle bir duygu ki Gelmez kaleme, dile... Sen varsın bakışımda, Her nefes alışımda, İçimde ve dışımda, Günahlarımda bile! Gözümde, hayalimde Hiç sorma ki neler var... Sendedir ufukları Ve ancak sana kadar... Dünyayı iki şeyden İbaret bilirim ben; Biri, her şey olan sen! Biri, sen olmayanlar! Enis Behiç Koryürek |
Ahmet Muhip Dıranas--Ayışığı Yüzün beyaz, abajur yeşil, gece mor; Esrimiş kalbim, şarkısını söylüyor. Her yanın avuçlarıma dökülüyor Çeşmeden akan suyun berraklığında. Dolaşan bir dudak mı var saçlarını? Ay tırmanıyor zeytin ağaçlarını. Sürü bulutlar gece yamaçlarını Otlayıp yayılıyor gök kırlığında. Üzerinden örtüyü mü çekti bir el? Gece ayaklarından akıp giden sel; Seyrine doyulmuyor ruhunun, güzel Bu manzara gibi, bu ayışığında... Yeniden yarattı seni gizli bir el! |
Gün gelirde yalnız kalırsan akıverirse iki damla yaş gözünde canlanırsa anıların birden bire beni hatırla Acıların en çekilmezinde mutlulukların en büyüğünde sevgilerin en yücesinde beni hatırla Bir gün yatağa düştüğünde ecelle pençeleştiğinde son duanı edişinde beni hatırla abdurrahman alma |
Dağlarda Kar Olsaydım Şu dağlarda kar olsaydım... Bir asi rüzgar olsaydım... Arar bulur muydun beni, Sahipsiz mezar olsaydım? Şu yangında har olsaydım... Ağlayıp bizar olsaydım... Belki yaslanırdın bana, Mahpu sta duvar olsaydım... Şu bozkırda han olsaydım, Yıkık perişan olsaydım... Yine sever miydin beni, Simsiyah duman olsaydım? Şu yarada kan olsaydım, Dökülüp ziyan olsaydım... Bu dünyada yerim yokmuş, Keşke bir yalan olsaydım!. Yusuf Hayaloğlu |
İNSANLARA NASİHAT Başarılarınla övünme, yapma sen gurur Hiçbir zaman bulma, kimsede kusur İnsan beşerdir, şaşar hata olur Sen gönlünü aç, sevgiler içinde Kal sevgilerle, maabet içinde Doğruluktan ders al, eğri söyleme Kendini yalan ile, cunup eyleme Doğruysa yolun, mevla seninle Olmasın yalan, doğuru içinde Bir eğri kelam, cunuptur doğru içinde Kimsenin hakkı, kimsede kalmaz Hak yiyenin hayatı, kendine lezet vermez Çıkar aheste, aheste, bir teki kalmaz Verir hesabı, zorluklar içinde Geçirir mahşeri, hesap kitap içinde Zalimin zulmünden sakın, gidersin güme Cehalet şerrinden korun, olma hercüme Sevsin herkes seni, sen ol herkese tercübe Koru kendini, doğrular ile akıl içinde Var ise sende doğru, ol ferah içinde Kendini beğenip, yüksekten uçma sakın Alçak dur, gönüllerde olmaktır hakkın Etme kimseye haset, sen ol hakka yakın Kırma gönülleri, kal güzel gönül içinde Kal hizmetinle sen, ebedi alem içinde Dostunun düşmanı ile, sakın dost olma Dostunu da kaybedersin, sakın yakınma Hatayı kendinde ara, kimsede bulma Hatalar üzer seni, dostlar içinde Kalırsın dostsuz, tek baş içinde Yeşili koru, kirletme dünyayı sakın Sağlıklı günler bulursun, pek yakın Temiz tut çevreni, kalmasın merakın Rahat ol sen, temiz dünya içinde Kalmışasın kurak dünyada, pislik içinde Kul hakkı yeme, olsadan baldan Vebala girme, olursun haktan Gir üstüne bir çul, bin bir yamadan Kimsenin hakkı olmasın, yama içinde Kalmasın kimsenin hakı, o çul içinde Anne baba kimetini, bilmeyenler Hizmet ile ihtiyaçlarını görmeyenler Onları saymayıp, onlara yüç çevirenler Ömrünce yüzleri gülmez, kalır darlık içinde Çekerler yokluğu, ömür bilah içinde İnsanın en kutsalı, Anne Babadır Yaptıkları sanılmasın, hepsi hebadır Onlara hizmet, görevi edadır Kabuldur duaları, her an içinde Bedualarını alan, incinir ömür içinde Cahil ile olma, zarardır sana Kamil ile ol, görevin edadır Sana Sen sende seni bil, kafidir Sana Zarar görmezsin, yaşam içinde Günün ferah geçer, huzur ile icap içinde Yanlışı gör, akkılı ol, olma serseri Bilir ol, yanlış eyleme, fazla gitme ileri Yanlış dille söyletme, incitme kimseyi Sızlamasın vicdanın yanlış içinde Gönüllerde kur saray, otur rahat içinde Kim almış felekten meramını, bakma kem Bırakırsın mal ile mülkü, kalır sana bir tek kefen Yarın ölecekmiş gibi, düşün her dem Boş giti dedirtme, laflar içinde Yolculasınlar seni, namaz ile niyaz içinde Gidenlerden al, birazcık ibret Mürşidin kamil olsun, haberdar ol sen senden Bir cümle sohbete, lafın geçerken Olmayasan, haset yalan içinde Mezarında rahat yatasınki, huzur içinde Et muhtaca yardım, elinle gizle Kimse görmesin verdiğini, sende söyleme Sakın ha bekleme, verdiklerin geri gelir diye Yüzler gönüller gülsün, sevgiler içinde Cenabıhak bilir, kaybolmaz hesab içinde Tok olmazsın, komşun olursa aç Yetiş komyuna, ol rahmet ışıklar saç Yardım et komşuna, olmasın başkasına muhtaç Sana etsin dualar, o an içinde Göresin mahşerde, mükafatı hesap içinde İyi ahlak doğrudur, her şeyden üstün İnsan olmak marifet ister, olursa bütün Olmayınca icraat, boşlaftır özün Boş laf yürümez, bilgi içinde Bilgisizlik zordur, cehalet içinde Verdiğin sözü, her zaman yerine getir Aldığın her şeyi, yerinde yetir Almışsan borç, öde hesabı bitir Almaya yüzün olsun, sevgiler içinde Düşme gönülden gözden, kal muhabbet içinde Boş ver diyerek, boşa yaşama Yarın geç olur, düşüp ağlama Çalış bugünden, zamana kanma Olmayasın sefil, dostlar içinde Kalırsın perişan, yaşam isinde Göz açıp kapanıncaya kadar, biter yaşamın Kıymetini bil, gidişe yetmez zamanın Zikirlerini eda eyle, bugünden kıl namazın Değsin yaptıkların, güzelikler içinde Eyvah eyleme, dar zaman içinde Ahmaktlar çekerler, cef ile cefa Dünyalan onun olsa, kendinde yoktur kafa Almaz nasihatları, duyduklarını da kaldırır rafa Hazineler onun olsa, Kalmaz içinde Ne yapsan anlamaz, kafası boşluk içinde Sen sen ol, kötülükten sakın, günah işleme Helalı helal bil, mundarda bilme İnsanları hoş eyla, itibarını yetirme Yetirirsen itibarı, kalırsın zorluklar içinde Düşersin gönülden, kalırsın vebal içinde Tanlı vermiştir sana, iki el iki ayak Sağlam isen ayıptır, başkasına el açmak Kutsaldır çalışmak, boş kalma ahmak Alırsın isteklerini, çalışma içinde Varırsın hedefine, sabır içinde Yaşa bir eş ile, nikahsız değil Birlik olsun sevgiler, ikilik değil Her şeyi güzel eyle, çarpık sa değil Güzeldir yaşam, doğrular içinde Sakınmak lazım, kalmayasın günah içinde Sağlıktan başka, dünyada varmı tatlı Benzemez bala, evlattan da tatlı Kimetini bilmek lazım, sağlam hayatı Çok bakmak lazım, sağlığa, zaman içinde Yok sağlıktan başka, güzel alem içinde Şebap der nevsine kul olma, verme o nefse aman Kullan aklını, sendedir doğru, sendedir iman Sabır eyle, vasil ol Cana, can ile canan İnsan kendi bir cenet, cehenemdir yaşam içinde Yeterdir anlayana bu öğütler, ömür içinde ahmet yılmaz |
Lütfen Söyleme Eğer bana bir kez daha "Hayat güzel " diyecek olursan Sendende nefret ederim Lütfen söyleme Bırak hayat güzelse de Güzelliği gizli kalsın Hem zaten ben Yaşamadığım o güzelliğe mecburda değilim. Mahkum |
Bitmeyen yüreklerin umudusun sen gönül Bakma öyle uzaklara yaşamasını bil Bir ben birde benim sevgim sefil Uçarak mı geleyim dönde bir bak hele Uzaklaşıyor beden gün geçtikçe bu yerden Bırak nasıl geçerse geçsin sefil yürekler Acıma bir sendeğil ağlayan tüm melekler Çıkmış sefere yarimin etrafında bir halka olmuş Ellerinde değil kanatlanıp hepsi uçmuş Tüm insanların çevresinde dolaşıyorlar Sanki bedenlerinde değil gökyüzünü kaplıyorlar Sırası gelen kayı veriyor Yerini aniden başka yıldız geliyor Gördün mü boş kalmıyor evren Dünya yıllardır sanki aynı düzen Gelen giden bedenlerden değişen Ama gönüllerde acı hasret tükenmeden Devam ediyor tüm evren Düşün kim bu düzene hükmeden Ne sen nede ben Aklındaki Söylesene düşünmeden Bahattin Tonbul |
Şarkılar Seni Söyler O gülüşün var ya hani senin Aklımı başımdan alır yarim O sözlerin yok mu o sözlerin Gönlüme sevinç katar sevdiğim O gözlerin var ya o gözlerin Ruhuma neşe saçar sevgilim Hep yanımda sen olsan Yüreğimi doldursan Başımın tacı olsan birtanem Şarkılar hep seni söyler bana Olmalıydım şimdi seninle yan yana Aşk şerbetinden içmeli kana kana Sevelim birbirimizi doya doya Sevda yolunda yürüyelim kol kola Olmalıyız ikimiz can cana. Timur İlikan |
İçimde Bir Sıkıntı Var İçimde bir sıkıntı var Ezberlediğim duvarlardandır belki Ya da gözümün yaşını silen yatağım Ya başımdaki ağrı ya kalbimdeki İçimde bir sıkıntı var Dinlediğim şarkılardan olsa gerek Ya da yüreğimdeki melankoliden Ya dizlerimin titremesi ya ellerimin İçimde bir sıkıntı var Gurbetlik olsa gerek Ya da kendi benliğimden Ya yüreğimdeki sızı ya yüreğimdeki Berk Balatlı |
Söz ver kendine Öyle bir hayat yaşıyorum ki, Cenneti de gördüm, cehennemi de. Öyle bir aşk yaşadım ki, Tutkuyu da gördüm, pes etmeyi de. Bazıları seyrederken hayatı en önden, Kendime bir sahne buldum oynadım. Öyle bir rol vermişler ki, Okudum okudum anlamadım. Kendi kendime konuştum bazen evimde. Hem kızdım hem güldüm halime Sonra dedim ki ' söz ver kendine ' Denizleri seviyorsan, dalgaları da seveceksin. Sevilmek istiyorsan, önce sevmeyi bileceksin. Uçmayı seviyorsan, düşmeyi de bileceksin. Korkarak yaşıyorsan, yalnızca hayatı seyredersin. Öyle bir hayat yaşadım ki, son yolculukları erken tanıdım. Öyle çok değerliymiş ki zaman, Hep acele etmem bundandı Anladım... Nietzsche |
Sadece Senin İçin Görüyorum, Uzak diyarları görüyorum Sadece senle benim olduğumu görüyorum Bize adanmış bir ülke görüyorum, Sensiz ama hala güzel bir ülke Senin gibi canlı Senin gibi rengarenk, Her an mutluluk saçan bir diyar Pamuklar kadar yumuşak tenine Dokunduğumu hissettiriyor bana Ilık esen rüzgar Teninin kokusu yayılıyor her yere Hayat nefesim oluyor her an Masmavi gökyüzü Yeni umutlar açıyor yüreğimizde Yaşam suyumuz Nehirler gibi çağlıyor tabii bunların hepsi sensiz oluyor benim küçücük düş penceremde yalnız başlarına yaşıyorlar hepsi birazdan bitecek uyandığım an küçük düşümde bitecek rüyalar diyarım bitecek sen biteceksin,ben biteceğim fakat sadece bir şey bitmeyecek sana olan ve sonsuza kadar sürecek olan rüyalarımda, düşlerimde anlattığım aşkım işte o hiçbir zaman tükenmeyecek ta ki hayat beni ölüme götürene kadar bebeğim!!! Sadece bil sadece anla istedim Aşkımın senin için ne kadar büyük Ufuklar, diyarlar yaratabileceğini Zaten ölümümde düşlerim bittiği zaman olacak Minik bebeğim Fırat Günday |
Kimseyi aramıyorum kapandım kendime Kimse de artık beni aramasın Koşa koşa gelen yazı denizi Her duyguyu her düşünceyi Tek başıma yaşarım Birilerini aradım kapılarını çaldım Yıllarca belki de yüzyıllarca Anlatmak istedim kendimi birilerine Neye yaradı bunca yakınlığım Sandılar ki onlar olmadan Taşıyamam kendimi bir yerden bir yere Oysa benim tek amacım şuydu Birlikte gidelim güzelliklere Yüreğim uyuyan dalgalar gibi durgun Kafam tam anlamında bir kaçak Ben kimselerin anmadığı adam Yüzyıl yaşamış gibi yorgun Daha dün doğmuş gibi çocuk AFSAR TIMUCIN |
Farkındamısın dikenli tellere attım seni sürgünlerdeyken sen gözlerini buluta kaparken farkında mısın bakıyorum boşu boşuna ne mi yaptım , kalakaldım şeytan aldı ağzımdan senin adını anlattıracakmış sana başkalarındayken farkında mısın yaşıyorum boşu boşuna sonbahar kondu pervazıma uğuldarken rüzgar yağmalanmışım tüm umutların benleyken farkında mısın sensizleşiyorum boşu boşuna yüzüm de meyhane dağınıklığı var anılar kaldı gözbebeklerimizde kıydı namert sana yarınlarındayken farkında mısın deliriyorum boşu boşuna duygularımın aynasındaydım dönüş yolunu kapadım mavi gülün çoğalsada yokluğun ayıkken farkında mısın sarhoşum boşu boşuna demir atmışken bana saklayamadım seni sen inat ben israr aşk yanarken farkında mısın şairleşiyorum boşu boşuna adam değilmişim şimdi anladım frenlerim patlamış besmele çekeyim ayyaklarının altındayken farkında mısın dualardayım boşu boşuna Serdar San |
Bir Fotoğraftın Sen Yokluğun eski günleri aratmadı sanki bana Yalnızca değişmez bir yüz ifadesiyle Gözlerine baktım saatlerce Elimdeki fotoğrafında Titremeye başladı ellerim, soğudu hava Rüzgar çıktı aniden. Alnında dağılıverdi saçların Ama yalnızca Bir fotoğraftın sen. Bir kaç sene çerçevelenip Kalbimin tam ortasına çakılmış Bir fotoğraftın sen Hiç bir zaman değişmeyen elbisenle Defalarca dişlerimde hisettiğim dudaklarınla Bitmeye yüz tutmuş kalemimden Dökülen bir kaç kelimeyle Cüzdanımda yer edinmiş Bir fotoğraftın sen Kimi zaman kurdeleler taktığım Kimi zaman sinirlenip attığım Her seferinde istemeden ağlattığım Rüyalarımda yer edinmiş BİR FOTOĞRAFTIN SEN |
Kaldı mı sevgili,dünyada vefa Hasreti tattırdın bana kaç defa Sevgi yürek ister,ne gerek lafa Gözlerimi ufuklara daldırdın... Ne hülya bıraktın,nede düşlerim Ne baharım oldun,nede kışlarım Sılaya göçerken sevda kuşlarım Şu gönlümü isyanlara kaldırdın... Ellerim üşüyor,kalem tutmuyor Yüreğim buz tuttu,nabzım atmıyor Ömür bitiyor da yollar bitmiyor Gide-gide şu Bodrum’u buldurdun... Sahilde dalgalar ağlar halime Mızrap olamadın gönül telime Senin için razıydım ben ölüme Sevdamızı,sensizlikten öldürdün... Başım hep dumanlı,dolar gözlerim Hasret yağmurları,siler izlerim Sana koşardım ya,yorgun dizlerim Gül sineme dikenleri doldurdun... Oysa bir efsane olacaktık biz Nazar değdi,göze geldi sevgimiz Şarkılarda kaldı,mehtap ve deniz Baharıma kırk yediyi buldurdun... Murada bir avuç toprak çok bile Bülbülsüz baharlar,ne fayda güle Dağlar selam olsun,lale sümbüle Yasemini,menekşemi soldurdun.... Murat Nail Güney |
Yalnızlık I Yalniz kaldınız sanırsınız, Biliyorum. Yalnız bırakılmışsınız, Biliyorum. Ötesi yok. II Ötesi var: Yalnızlık Müziğin bile seni dinlemesidir. Yalnızlık İnsanın kendine mektup yazması Ve dönüp-dönüp onu okuması Yalnızlığın da ötesidir. |
Var Mısın? Var mısın? Yepyeni bir bahçe yaratmaya Yepyeni bahçede, yepyeni çiçekler yetiştirmeye Umudun çiçeklerini… Her daim beyaz olmalı rengi, Dansları temsil etmeli, ahengi Her gelen geçeni gülümseyerek ağırlayan, Selam veren, hatırını soran, derdini dinleyen Ab-ı hayat suyundan ikram eden Ve sonra, Ve yine gülücüklerle Ve yine esenliklere doğru Uğurlayan… Yepyeni bir bahçede, yepyeni çiçekler yetiştirmeye Var mısın? Engin Tunca |
| Saat: 23:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık