![]() |
Aşk Sevgilim sabahın erkenini seviyor, ben geceyi ve esmerliğini onun, o dorukları sevior, korkuyor bundan ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı, ona bir yeşil gülümsüyor, ben, hayatı delice sevdiysem nasıl, diyorum, seni de öyle. O kendi boşluğunda oyalanan günlerde canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor, ben göğe bakıyorum geceden, kendi çukurunu bulmuş deniz gibiyim diyorum, yanında, o sabahları eğilip öpüyor denizi. Çıplağın çıplağımda, rüzgarın dağımda olsun, esmerliğin gecemde, öyle kal. "Bulutlara bak, gidiyorlar, hızla" diyorsun, yağmur bir yalıyor yüzümü, bir duruyor. Sabahları eğilip yüzüme öpüşün geçiyor bir, bir duruyor aklım. Su ve rüzgar, dağ ve doruk, sonsuz hepsi, oysa camdaki sardunya gibi üşür bana biçtiğin ömür, ölüm geliyor aklıma bir bir, çıplağın çıplağımda. Rüzgarın dağımda olsun esmerliğin gecemde öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda. |
http://www.somuncubaba.net/resimler/66/deniz-feneri.jpg Dünyanın bütün deniz fenerlerinden Olanca çapkın gözkırpışları toplayıp Yolluyorum sana. Bütün yalnızlığını fenerlerin... Bütün mahsunluklarını.. Ve masumluklarını... Dünyanın bütün fenerlerinin İçlerinde kopan fırtınalara inat Suskun duruşlarını... Sakin ve kararlı... Eteğinde çırpınan Dalgalara karşı... Dünyanın bütün deniz fenerlerinin Uyaklı kalp atımlarını Toplayıp içime, Kırmızı güller atıyorum Her çakışlarında kuşlara Beni bul diye... Ama sen! Dünyanın bütün denizleriyle de gelsen Bırakamam memleketimi Çünkü bir deniz feneriyim ben Öyle salmışım derinlere Köklerimi... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Aynaların ötesi Her ne kusur varsa geçen zamanda; Suçsuzdur aynalar, ela gözlü yar Mecnunlar Mevla'yı bulursa canda, El olur Leylalar ela gözlü yar Güzel açar güzelliğin sergisin Gün ağartır kara saçın örgüsün... Muhabbet faslında ölüm türküsün Kim söyler, kim çalar ela gözlü yar Estikçe iş çıkar işin içinde; Gençliğin hasret yer sevda göçünde Bilmez misin, dört mevsimin üçünde Kar olur yaylalar, ela gözlü yar Alı al, yeşili yeşilde ara; Ahirete gider kalbdeki yara... Ne yapsan bir daha çıkmaz dallara, Dökülen ayvalar ela gözlü yar Vakit dolar, nakit biter kasanda... Sevda bir kitaptır gönül masanda; Okusan da olur, okumasan da... Kapanır sayfalar ela gözlü yar |
Gitmek istiyorum usulca kaçarcasına Bu gaflet diyarlarından göçmek istiyorum Sigaram hayallerim ve çıkarsız sevgim yeter bana diyorum Usulca gitmek istiyorum. Ne annem ağıt yaksın arkamdan ne de sahte dostlarım timsah gözyaşları döksün Ay kadar yalnız ölüm kadar sessiz Usulca gitmek istiyorum. İnsanların sahte kahkahalara boğulmadığı, birbiri ile yarışırcasına kuyularını kazmadığı yerler bulmak istiyorum Ne kadar bulamayacağımı bilsem de! Usulca gitmek istiyorum. Sevginin ve değerin anlamını bile bilmeyen insanların, sahte sevgi sözcüklerini duymak istemiyorum İsyan edercesine, usulca gitmek istiyorum Gözünü yükseklere dikip hırsları için şerefini ayaklar altına alan, eşya niyetine onurunu satan insanlar görmek istemiyorum Tiksinircesine, usulca gitmek istiyorum. Değer verdiğim ve güvendiğim insanları sahtelikleri ile baş başa bırakıp Yazıklar olsun dercesine! Usulca gitmek istiyorum. Ey Ölüm ey gerçeğin ta kendisi Beklide ben seni arıyor seni tarif ediyor seni istiyorum Çünkü sen de ne sahtelikler var ne de nankörlükler var. |
Neylersin Birgün bu mahsun sevdadan geriye Kalırsa sadece o hüzün kalır Sende anladım ki yapayalnızız Buluşmamız yasak, görüşmemiz uzak Devrilmiş kadehler gibi dönüyor başımız Neylersin Ah güzelim, incinmiş bir sesi vardır yağmurun Yanaklarına vurduğunuda hissedersin Ve bir veda sözcüğü Saçlarına titreyen bir öpücükle dokunduğunda Bu an'ı dondurmaya yetmez nefesin Bir film sahnesi gibi akar gider ayrılık Neylersin Biz zaten hiçbir romanda Kendi hayatımıza rastlamadık Bütün şarkılar bizi yanlış anlatmıştı Ve bütün bulmacalar yarım bırakılmıştı Tenha sokaklarda üşüyüp durdu sırtımız Oysa tuttuğumuz balıkları bile Yeniden denize bağışlamıştık Biz hayata dair hiçbir yanlış yapmamıştık Neylersin Biz bu sonucu haketmedik Hayır, etmedik Ömrümüz bu talana lâyık değildi Bazen acı vurdu bazen de yağmur Hiç gülmedi yüzümüz Hiç büyümedi gülümüz Bizi yalnızca akşamlar kucakladı biliyorsun Sabaha çıkmayan bir yoldu yürüdüğümüz 'Bazen acı dinmez, Bazen de yağmur Sevgilim gülümse herşey unutulur Suskunuz bu akşamüstü Hasrete yanmışız Neylersin...' Birgün bu öykünün sonuna gelince Ansızın desem ki 'hoşçakal canım' Unutursun, mecburen unutursun Yıldızlar söner, bu aşk da biter Bazı gün hatırlayınca sessizce ağlarız Neylersin.. Ah bebeğim, ah.. Kekremsi bir tadı vardır gözyaşının Dudaklarına sızınca farkedersin İçindeki vurgun aşklar mezarlığında Ayrılık, ölümden üste yazılınca Gideni durdurmaya yetişmez sesin Bir inme gibi dolaşır bedeninde pimanlıklar Neylersin... Biz zaten hiçbir sinemaya tam vaktinde yetişemedik Bütün vapurlar bizden önce kalkmıştı Ve bütün biletler biz gelmeden satılmıştı Boşuna telaşlarda yorduk günlerimizi Oysa Nuh'un Gemisi'nde bile, bize yer kalmamıştı Ve hiçbir mutluluğa adımız kaydolmamıştı Neylersin Biz bu aşkı sürdüremezdik, inan sürdüremezdik Kalbimiz bu heyecana müsait değildi Bize hep acılar kaldı Bize hep yağmur Unutmasan bile artık unutur gibi yapacaksın Ve buruşturup buruşturup attığım kağıtlarda Hiç bitiremediğim bir şiir olarak kalacaksın . |
Fotoğraflar Geçmişten geleceğe gülümseyişler... Umudu çekmek yarın için... Hadi şimdi bak o fotoğraflara Gülümse artık şimdiden geçmişe Söndür gözlerindeki umudu Acını hisset içinde Bırak aksın gözyaşın o güzel yüzüne Şimdi de çıkar o fotoğraftan umudu, hayatı, aşkı Bir sen kal bir de ben kalayım orada Bir de gözyaşın olsun ikimizin üstünde Silme o gözyaşını bırak kurusun üstümüzde Aşkımız gibi tükensin yavaş yavaş Tükensin istemeden Daha çok ağla Bir damla yetmez aşkım için Islansın fotoğraf... Şimdi seni ne kadar sevdiğimi anladın mı? Bırak ağlama aşkım için Sen artık yoksun ki bende... Bak kurudu fotoğrafımız elinde... Bir gün baktığında yine gözyaşın akar Bu sefer üzülme düşün... Bir güneş batarsa Ardından bin yıldız çıkar... |
Ayrılık Hediyesi şimdi saat sensizliğin ertesi yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın avutulmuş çocuklar çoktan sustu bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış bir ben... şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun bu da benden sana ayrılığın hediyesi olsun soytarılık etmeden güldürebilmek seni ekmek çalmadan doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun.. şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum bu son olsun be..bu son olsun! bu da benim sana ayrılırken mazeretim olsun! şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın! işi-gücü olanlar çoktan gitti bir ben kaldım voltasında sensizliğin hiç uyumamış bir ben... şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun... kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü bütün saatleri öylece durdurabilmek için çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun! artık sigarayı üç pakete çıkardım günde olsun be! ne olacaksa olsun! bu da benim sana ayrılırken şikayetim olsun gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun) |
Hangi güvendiğim dağ'a yağmadı ki kar Her don'a girdim, bulamadım ahd-ı sadık yar Arsız gönül usanmaz, kurak çölde bülbül arar Yedi diyar gezdim, ne namus kalmış ne de ar. Bütün alemi dön dolaş, bulur isen ehl-i kibâr, Bir an bile düşünme hiç, al da boynuna sar Gül bahçeme ateş düştü, yanar ha yanar Belim büküldü, ne yazım kaldı ne de bahar. Beni saracak üç metre bezden başka nem var Eninde sonunda sığınacağım bir kuytu mezar Gayrı hakkını helal etsin vefasız tüm dostlar Fani yalan ömrün fazlası ne yarar ne de kâr. |
DAĞLARDA KAR OLSAYDIM Şu dağlarda kar olsaydım... Bir asi rüzgar olsaydım... Arar bulur muydun beni, Sahipsiz mezar olsaydım? Şu yangında har olsaydım... Ağlayıp bizar olsaydım... Belki yaslanırdın bana, Mah****a duvar olsaydım... Şu bozkırda han olsaydım, Yıkık, perişan olsaydım... Yine sever miydin beni, Simsiyah duman olsaydım? Şu yarada kan olsaydım, Dökülüp ziyan olsaydım... Bu dünyada yerim yokmuş, Keşke bir yalan olsaydım!.. |
diller mi vefasız yürekler mi gömüt taşına mı yazılacak zamansız kayboluş şiirlere karıştı sevdam unuttum günleri külrengi yolculukta gelirsen bulacaksın gücenmemiş şiirlerde kıpırdamayan akrep de yelkovan da şiirlerimin gizli öznesi ilkyaz tufanımsın gidersen eksilirim sanma aşkların mevsimi binlerce renk çökerken sisleriyle gökyüzü yüzüne yangın yerine çevrilen eylem su kuşunun belirsiz serüveninde noktalama imleri dolaşır sokağında sen bana dokun anılarıma dokunma sen bana dokun yüreğime dokunma konuşurum susarsın sustukça içimde isyan yoruldum sevgimi taşımaktan sanık dillerimdi gelmek istesem yeminin gölgemdi hoşçakal demedim savunmanı üstlendim gönül bahçemde gülüyorsun ateş böceği gibi kayboluyorsun bir aşk daha karışıyor tarihin sararmıuş sayfalarına yalnızım çırılçıplak kaldım sevdam da aşkın onuru yokmu dünyada bıkkınlığım yok ne de ihanet hain deyilim korkak hiç deyil kim bilir kimse sormasa da adımı hatırlamasa da ırmaklaklarda yüzümü desinler ki denizdeki balıklar gii heyecanlı desinler ki aşkın örülmemiş dili sevdamı boğsada ellerin yüzümde ilkbahar sevinci ekiyorum düşünceme yıldızlar aşk rüzgarlarına savruluyorum ya sen hangi rüzgarlara küs çiçeği ey! beyaz günlerimin ışığı karanlığı aydınlat kini nefreti at gel dola saçları saçlrıma çözülmüş gözlerinle gel kaçışın:yitiriş kaçışın:yok oluş kaçışın: aşkın alaborası sen hayatımın sevdası doığrumda yanlışımda olsan konuşturuyor yüreğim beni bak! yaşlanıyor gençliğimiz alıp götürüyor yıllar bakarsın aniden gelir ayrılık ne adın kalır ne de sevdan |
| Saat: 16:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık