![]() |
gün, hep gülüşle teslim etmiyor kendini geceye gece, hep çiğ taneleriyle başlamıyor güne tanyeri hep kızıl olmuyor, saatler hep aynı ilerlemiyor günün içinde. korkulukları açılmıyor pencerelerin, dalgalar aynı sessizlikle vurmuyor sahile, batıyor kimi zaman tekneler denizlerde, devriliyor en güçlü ağaçlar, hafif rüzgarlarda. mutluluk her zaman sarmıyor beyaz duvakların sardığı gibi bir gelinin başını. kimi zaman bulutlarda terk etmiyor güneşi üşüyor insan yalnızlığında http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Seni öyle çok sevdim ki gülüm, Aşkımı anlatmaya yetmez gücüm, Seninle cennette gibiydi her günüm, Cehenneme çevirdin, sızladı mı için? Senin için ağlarken bile mutluydum, Bu güzel aşkımızdan umutluydum, Her zaman sevginle gurur duydum, Yıktın gururumu, sızladı mı için? Ben kölendim sen sultanım, Ben delikanlındım sen canım, Şimdi meyhaneler tek mekanım, Halimi görünce sızladı mı için? Hatırlar mısın o ilk bakışmamızı, Şarkımızı, o bitmez dediğin aşkımızı, Şimdi düşmanlar kazıyor mezarımızı, Kabrimize bakıpta sızladı mı için? |
SEN FARKINDA DEĞİLSİN Hasret dağları sardı Sen farkında değilsin Son umut sende kalsın Sen farkında değilsin Böyle sessiz duruşun Umursamaz oluşun Yüreğimde bir kurşun Sen farkında değilsin Bilmiyorsun tutkumu O kaybetmek korkumu Bölüyorsun uykumu Sen farkında değilsin Gözlerim ufka dalar İçimde volkan yanar Senin için ölen var Sen farkında değilsin Bir çılgının yolunda Ben, sen oldum sonunda Herkes bunun farkında Sen farkında değilsin. Ahmet Selcuk İLKAN |
Şimdi sana dair sözlerim diken dilime.... Külden ateşe gidiştir seni her hatırlayışım... Gri bulutlar çöreklenmemişti kentimizin üzerine... Yağmur a çeyrek vardı... Arşivlerde çoğalmış resimlerime ,bültenlere düşmüş ismime aldırmadan yürüyordum, kentin puslu akşamlarında... Aynı yağmurlardan kaçmıştık... Bir hüzün kavşağında bulmuştuk; ateş-sönmez bu sevdayı... Acı vardı ceplerimizde ... Fail-i meçhul umutlarımız... Daha kalın duvarlar örülmemişti gözlerimize.... Günler bizim di ,Geceler bizim... bölüşmüştük herşeyi yağmur yağmamıştı günlerimize... Filistin senindi,Beyrut benim... Ellerinde taşlarla ,çocuklar koşuşurdu ,gözlerinde... Dağlar benimdi..kentler senin... Bana ulaşmak zordu,sende ise yaşamak... Biz bunu başarmıştık seninle... Sevmiştik birbirimizi,dağlarımızı ,kentlerimizi...sevmiştik ülkemizi... Birgün atladın dertleştiğimiz çatıdan...ve gittin sonsuzluğa... Kalakaldım kanlı meydanlar ortasında ,bir başıma ...yaralı... o ölümlü kaza sonrası yaralı kalmışlımla ve morg kapılarında bırakarak seni ,sürgün gittim yağmurlar kentine!!! yoksun yaar!! kaçtığım yağmurlar yağıyor üstüme... Şu soluğuyla tenimi dağlayan,hasret rüzgarlarında... SUS a kesmiş yüreğimin,acısı ve yanıtsız kalmış çağrımın köhnemiş sızısıyla, ...Birbaşımayım... Sesime fidye isteyen duvarların ardında.... Kalın bir duvarla ayıralı beri hayatımı,senden ve yaşamdan... Hiç bir yanlışlığı bağışlamayan bir mezalimlik içindeyim... Ey yaar!! Bilemezsin ne akıllara zarar gecelerdeyim... Bazen kurşun yemiş gibi suskun!! Bazen bombalanmış bir kent gibi çığlık çığlığa!.. Bilemezsin hüznüme isyan zamanlarımı... Çocuklar ölüyor gözlerimin ortadoğusunda.. Her metresi başka bir yangın gecelerimin... Yoksun yaar! Kaldım imlası bozuk cümlelerin arasında... sözcüklerim takarrof marka silahına sürülmüş tek bir mermi... seni düşünmek rus ruleti... şakağımda sensizliğin soğuk namlusu.... ...yüzüm kül!! ...................nerdesin yaaar!! üşü/yorum................... |
Anlıklar......... Kimseleri istemiyorum Düşlerimde yola çıktığım vakit Gerçeğin beni bunalttığı günlerde Dilimden düşürmediğim bir şarkı gibi. Sen ol sesimin konak yerinde Yeter… Yüzün de olmasaydı Dünyayı yumuşatan o yaz bulutu gülüşün Günlerim neye benzerdi, ya ömrüm? Karanlık mahzende soluk bir resim Rutubet, toz ve küf kokuları içinde Eskir, eskir, eskirdi… İnsan kendini duymadığı bir günü Nereye kadar taşıyabilir. Alın çizgisinin çukurunda Sesinde senin adın Ufkunda yüzün yoksa. Bir salkım söğüde benzetiyorum seni Uzak, çok uzak kıyıları süsleyen Kendimi unutulmuş bir ırmağa Yalnızlığın ufuklarını bütünleyen Düşmüyor bir gün olsun Sularıma gölgen… Senin bana gelişin günler içinde Bir su serinliğidir olsa olsa İnce kırılışlarla güneşin altın kanatlarından Ağustos topraklarına dökülen İçtikçe susuzluğumu arttırır gülüşün. Yanlış bir kapıyım ben Önünde yanlış bir çocuğun durduğu Açılsam acılara değer kanatlarım Açılmasam, simsiyah bir mutsuzluktur duruşum. Sabah yüzündür, akşam yüzünü dönüşün Gece bıraktığın boşluktur ardında Ve şiir, O ince hilaldir lacivert yalnızlıklarda Sarılıp süzgün ışığına Katlanmanın türküsünü söylediğim. “Değişme” diyen sesin kaldı geride Terkedilmiş evlerde hayal gibi yankılanan “Sen böyle güzelsin…” Değişemezdim, değişmedim Ömür sürüyor yırtarak yine yürek zarını Aykırı soruların o bildik seyrinde Küçük bir incelikle ışıklanıp Düşerek gölgeler içinde Aldanışın içedönük o gücenik ülkesine Seni koruyacağım sana bile sezdirmeden Gökyüzü gibi uzaktan ve beklentisiz Gereceğim yüreğimi üzerine Sevmek birazda bu değil midir? Islatmasa da sesini bir daha Bir isyan türküsü gibi sürdüreceğim yağmurumu Düşlere ömürler veren o duygu bulutunun… Şükrü ERBAŞ |
Geç Azizim Geç Biz de yasariz azizim, Yasamaya gelince, biz de yasariz ama, Olmuyor cebimizden kattigimizla eglenmek, Gönlümüzden katalim, Varlikli kisileriz neseden yana. Pazarimiz hos mu geçecek, Sart degil Büyükada, Heybeli; Çok bile gelir kayigi Hristo'nun: Sekiz arsin iki karis, Kiz gibi Cibali yapisi. Bir isaretimize bakar Çikmazsa baligi alesta, Aylardan temmuz, günlerden pazar; Yenikapi açiklarindayiz... Birakin Hasan geçsin kürege, Utandirmaz bu kollar sahibini. Kabarmaz bu avuçlar On ikisinden beri nasirlidir. Fazla külfet istemez, Bol sigaramiz olsun, Köfte, ekmek, domates yeter. Karimiz, sevgilimiz yanimizda Basaltinda sarap testisi... Dedik ya bugün pazar Belki genç arkadasi "Ilk defa günese çikardilar", Isteriz bütün dostlar aramizda olsun; Kiminin Hanya'dan gelir selami, Kiminin Konya'dan Sandalimiz genis degil, ne çare, Gönlümüz kadar. Ne yapalim bol sarabimiz var ya, Onlarin sagligina içecek; Gün ola harman ola!.. Anlariz biz de bu islerden, Elimiz degdi de oksamadik mi, Su "pür hayal" saçlari ? Kim istemez "yâr"i uyutmasini "sine" de Batan güne karsi, "Bâde" içmesini "Yâr eli"nden? Gözü kör olsun felegin, Gelecekten umudumuzu kesmedik, Içimiz öylesine ferah... Son kadehlere dogru sorsun, Sesi en güzelimiz bizden: "Gam, keder ne imis?" Yontulmamis sesimizle cevabi hazir: "Geç azizim, geç!" |
Kaybolan Akşamlar Yalnızlığım, ömrümün hiç bitmeyen melodisi... Zayıf ve savunmasız , kaybolan akşamlarımda, Öylece bitivermiş bir çam ağacına benziyorum... Sallanıyorum işte bak! Kaybolan akşamlarımda. Kendini fırtınaya dayanan var mıdır? Çam kadar, Çözemedim! Nasıl öğreniyorum insan tanımayı, Hem de eğiliyorum yerlere düştü, düşecek kadar... Savunmasızım işte bak! kaybolan akşamlarımda. Sensizliğinin üzerinden, ne kadar zaman geçmiş... Sayamadım. Öğreniyorum hala zamanı saymayı... Terle karışık hala sen kokuyorum biliyor musun? Sallanıyorum işte bak! kaybolan akşamlarımda. Yokluğunda bu kadar zaman üzerime nasıl sinmiş... Yetmiyor. Sonra... uzun uzun tutuyorum soluğumu... Hissetmek için, senin uçuşan saçlarının kokusunu, Hissediyorum işte bak! kaybolan akşamlarımda. Tutuyorum ama, kahrolası ciğerlerim iflas ediyor Seni solumaya derin derin, uzun süre duramıyor... Yetmiyor sinem ve kafesim, hayalin bile sığamıyor, Sallanıyorum işte bak! kaybolan akşamlarımda. Biraz kaçsam kendimden; gelip yanıma oturuyorsun... Orada gözlerinin içiyle bana bakıp bakıp gülüyorsun Buradasın da gitmemişsin gibi, bunu hep yapıyorsun... Sallanıyorum işte bak! kaybolan akşamlarımda. Bu yüzden anlatan resmini gözümün önüne asıyorum... Buradaymışsın da tükenmez sonbaharlar yaşıyorum Kendimi de avuntu olmadığına sonsuz inandırıyorum... Sallanıyorum işte bak! kaybolan akşamlarımda. Hayatın altı üstü bir ve aynı, nedir beynime giren... Kac yüzyıl gidişinden geçmiş, sensiz üstüme sinen! Çok yorgunum! Umduklarım bütün yüzsüzlüğümden... Umutlanıyorum işte bak! kaybolan akşamlarımda. Öğren, çok sevdiğin koparılınca, nasıl acıyacak, Umut bu, belki bir de gelip kucağıma atlayacak, Beklediğim de sensin bana sıkı sıkıya sarılacak, Sarılıyorum işte bak! kaybolan akşamlarımda. Aniden gittin, daha fazla ne yaralayabilir ki beni? İmkansızlık yıkılıyor üzerime, yaşıyorum seni, Tutunacak birşey yok başka! Senin ılık nefesini Hissediyorum işte bak! kaybolan akşamlarımda. Halbu ki o gün öpüşmüştük yemek sonrası, öncesi, Oysa, allahaısmarladık bile denmeyen kaçış gecesi, Bir de gelen kırmızı gülleri çok sevdiğin bilmecesi, Pekala anlıyorum bak! kaybolan akşamlarımda. Sana her akşamımdan bağırıyorum duyuyor musun? Allahın belası! Güller ne çok özlendi biliyor musun? Kahrolası! Ne bekliyorsun daha, hadi geliyor musun? Hala seni bekliyorum bak! kaybolan akşamlarımda. Arada sırada hala "küçük ev"de köfte ekmek yiyorum, her gün ve her gece beni özler belki döner diyorum! Yoksun işte lanet olası! yalnızlığımı bitiremiyorum. Hala seni bekliyorum bak! kaybolan akşamlarımda. Bu yüzden yok artık gece uykularım! Gelmiyorsun, Yoksun işte. Seni üzdüm, geliyorum demiyorsun... Tireyecesineyim! kırmızı gülleri de mi sevmiyorsun, Güllerinle bekliyorum bak! kaybolan akşamlarımda. |
ARTIK VEDA VAKTİ Havada nemli ve tuzlu bir serinlik Karanfil yağları damacanayla Gül yağları, bergamut, lavanta Akşam güneşine bulandı Limanda boydan boya Ne dedilerse yaptım bavullar hazır Geçmişi sığdırdım içine Ağır değilmiş o kadar Geçiştirmişiz zamanı Ateş ve su ve güzelim deniz Buluşmuşlar arasıra Her yerden akıyor gün Suyun üstünde esintiler Bir yolculuk vaktidir şimdi Köklerinden koparak yolculuk Yerinde sayarak yolculuk Rüzgarlara karışıyor kalbim Yamaçların, yarların en ucunda Kızıl kuşlar gibi titreyerek Ey benim güzel aşkım Sen hiç kış görmedin ki Poyraz nedir, kar, tipi bilmezsin Yalnızlık bile Ağzının kenarında Açıveren çiçekti Bütün gece limanlarda Beni alacak tekneyi aradım Yabancı yıldızların altında Bir göktaşı gibiydim Işığım gitgide eksildi Unutmazsın beni bilirim Pencerene yine Beyaz bir gül bıraktım |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Acele AşkDaha dün gördüm seni düşümde, aşık oldum. Uyandım, yoktun. Uyumak istedim tekrar, Olmadı. Hepsi bu kadarmış demek. Eh, mutluluklar dilerim sana, düşümde gördüğüm, gördüğümü sandığım, seni sandığım sana… |
Anlatamıyorum Ağlasam sesimi duyar mısınız, Mısralarımda; Dokunabilir misiniz, Göz yaşlarıma, ellerinizle? Bilmezdim şarkıların bu kadar güzel, Kelimelerinse kifayetsiz olduğunu Bu derde düşmeden önce. Bir yer var, biliyorum; Her şeyi söylemek mümkün; Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum; Anlatamıyorum. Orhan Veli Kanık |
| Saat: 01:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık