![]() |
Aşk Deprem Gibidir Ne zaman kimi vuracagini asla bilemezsiniz. Gece yarisi aniden, dipten yukselen coskulu bir dalga gibi kabarir içinizde. Toprak ayaginizin altindan kayiyor gibi olur ve en hazirliksiz oldugunuz anda bütün siddetiyle vurur. Sarsilir, neye ugradiginizi sasirirsiniz. Heyecan,korku, kararsizlik, cesaret, aci, ofke,huzun,merhamet, siddet kaplar bir anda dunyanizi. Es dost yardima kossa da kolay toparlanamazsin. Bittiginde agir bir enkaz birakir geride. Daha kotusu, "tamamen bitti" sandiginiz sarsinti, hafif bir siddette artci soklar halinde yillarca surebilir. Kalbinizdeki kirik hat ara sira yoklar yeniden... Can Dündar |
Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonu Sevginin sonu gelir mi sence Ya bir gün gelirse naparım o zaman Ya sen naparsın hiç düşündün mü ? Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonu Mahşer gününde mi konuşuruz ancak Belkide o bile olmaz Sen başkasının ben başkasının olmuşuzdur çoktan ! Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonu Sevgi seli bitermi sence bir gün Coşkun dereler durulur mu ? Ya hızla yağan yağmur diner mi sence Ya bir gün biterse bu ızdırabın sonu Sararan yaprak yeniden yeşerir mi ? Kırılan dal yeniden biter mi dal olarak Solan çiçek yeniden canlanır mı ? http://www.siirperisi.net/images/sair.gif KEZİBANSARIKAYA |
Saçlarımda beyazlar Yüzümde yılların izi var Neler çekti bu gönül ah neler Kah dertlerle yoğruldu Kah mutluluktan havalara uçtu Nice dostlar edindi Kimi arkasından vurdu Kimi yüzüne gülüp canına kıydı Bilemedi kime güveneceğine Kime dost kime düşman diyeceğine http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
UMUT Umut dediğin nedir ki gülüm Bir tutam bulut belki Mavilerden yolup koynumuza doldurduğumuz Kimsenin aklına gelmeyen bir başlangıç Bitmeyen bir savaş , bir diriliş belki Ya da hep yarınlarda aradığımız bir yok oluş. Kimse bilmedi, kimse bilmedi. Hep yeniden başladık tükenmeye Herkesin tek başına yaşaması gereken bir türkü vardı. Ve biz onu yaşıyoruz, artık yüreğimizde umutla Umut dediğin bir bulutun gölgesi, Derinlerde yosunlara takılı bir gölge, Söylenmeyen sözler gibi saklı, Duvarlara çizilen resimler kadar aykırı. Umut dediğin yıldızlara asılı uçurtma Tüm gülücükler gibi, tüm sevinçler gibi güneşte bir parıltı Sürmesi gereken özlemler, çekilmesi gereken acılar kadar gerçek Her şeye rağmen, kovulduğu kapıyı çalan bir el umut Yaşamdan ödünç aldığımız, Asla geri ödemediğimiz bir an, kapanmamış bir hesap Acıların dört nala koştuğu akşamlarda şafak beklentisi Umut dediğin gülüm,senden benden bir parça Belki biraz dost, Belki biraz yabancı Kim bilir,umut belki de özgürlüğü ÖBÜR ADI |
bir yemin sözüm vardi sana geçmisimle gelecegim arasinda ki iste o liman da saati gelmis vapuru kaçirma telasi olmadan içimde bekleyecektim / güvercin inisini avluma.. sana uyanislarimin çapakli gözleri / açilmadan bosa sarilan kollarimin huysuzlugu / dinmeden sol yanimda ki soguk yastigima akittigin göz yasi lekesi silinmeden.. bir yemin borcum vardi / ellerim ellerine degmeden.. dag gibi üzerime devrik yalnizligimin koyaklarinda / efsunlu tiz sesinin ötüsünü sakladigin kus kanadinda / özgür suskun / mütevekkil / yorgun bedenimin sahdamarinda yeryüzüne depremler düsürecek.. boynumun vebali bir yemin borcum.. biz bu sevdayi.. henüz koklanmamis tomurcuklarinda yedi renk filize durmus faydasiz yillarin bag bozumu arifesinde agir bedellerin beyazi sakaklarimizda büyüttük.. biz bu sevdayi.. kaçak gecelerin küf kokan sokaklarinda nankör mermilerin bagrimiza hunharca gömüldügü kelepçeli ellerimizde sabirla / inatla / hirsla.. çat diye çatlayacak iki yüregin tam ortasinda yeserttik.. simdi bir mevsim ki / hazan.. dallar çiplakligina aglarken sessizce karincalarin yaz boyu kosusturmalari meyvesini vermisken hirçin kartallarin kanatlarinda sicak iklimlere göçe durmusken umutlar tüm takvim yapraklarini yakarcasina.. eylül sarisina nispet / yesile boyuyorum zamani.. bir yemin borcum vardi sana.. yalnizliginin dipsiz kuyularina atiyorum kendimi ses veriyorum gecene eteklerimdeki tüm taslari hasretine mesafe çeken yollarima ekerek uzak iklimlerden bulutlara yükleyip göz yaslarimi sözümü tutuyorum../ adam gibi.. leke sürmedigim sevdani avuçlarimda nefesimle isitip saçlarina yagiyorum / kaldir basini gözüm borcumu ödüyorum.. seni seviyorum. |
Gönlümden yüreğime aktın bir kere sevdim de sevgimi sana veremedim. Neyazık ki ben yolu yarılamıştım sense yolun başındaydın. Olmazı aşkı yaşamıştım ben sende. Oysa o kadar istedimki seni seninle yaşamayı. Kimin ne dediğini duymadan aldırmadan seni seninle yaşamayı. Ama sen bende hiç olmadın ki. Hep bir adım uzaktın bana biliyordum kalbimin kapılarına zincir vurmuştum. Benim sevgim yetmedi yetemedi kalbini sevgiyle doldurmaya yada istemedin yada korktun sevdiğim beni sevmeye. Haklısın belki ya ben çok bencildim ya da çok sevdim. Biliyordum ki Yanlış bir zaman dilimindeydik ikimizde |
Sesin Uzun namlulu Bir silah gibi Soğuk ve zalim Menzili yüreğim Sesim Değmez sesine şimdi Şiirim Adresini yitirmiş mektup Düşer kuytu sessizliklere… Mevsimsiz zamanlardı Kalkıp sana gelmiştim Yitik zamanların ekspresiyle Bir masal başlangıcıydı Havada akasya, saçlarımda bahar vardı Yıldızları indirip gökyüzünden Göğsüme takmıştım gözlerin diye Hiç bir şey almamıştım yanıma Yüreğim senden başka herşeye dardı… Sorsaydın hatırımı Yüreğini koyup sesine Böyle koymazdı elbette suskunluğun Bir fincan kahvenin hatırını Sarardım incinen ellerime. Mevsimsiz zamanlardı Kalkıp sana gelmiştim Çocuk yüreğimde küçük sevinçler vardı İpek tüllerde gülüşler getirmiştim Oysa bilmezdim Sesinde gizli hançerler taşıdığını Bilmezdim Sözcüklerin böylesi kanatıldığını… Sevseydin beni Bu şehrin gecelerine Böyle yazmazdım seni Gözümü yatırıp lila rengi ufuklarıma Sevsedin beni Bu şehrin sokaklarına Böyle düşürmezdim beni Sesini saklayıp titreyen soluklarıma… Mevsimsiz zamanlardı Aşk diye tutuşan bir meşaleydi mehtap Ben kalkıp sana gelmiştim Ardımda bıraktığım sadece korkularımdı Kemanlar uğulduyordu göğsümde Çelik aynalarda yankılanan adındı Oysa bilmezdim Dudağındaki ıslıkla gövdem kesik içinde kalırdı… “bu sevda bu şehre sığmaz” Göğsüm hüznün yatağı artık Kalkıp gidemem şimdi Sevinçlerim satılık Veda Uzun namlulu bir silah Menzili yüreğim Mermisi ayrılık… |
Kan, Tuz, Ölü Kanini degiştirir suyla Birkaç dönemeç önceki ölü Tuzunu yikar deniz Suyunu degiştirirken irmagi Denize tilsim dagliyor Kurşun yayiliyor tenine Agir Agir Kurşun Birkaç ölü her dönemeçte Bir irmak kaç büklüm dönerse Doguya edilen yemin Kan, tuz, ölü hakki Kollarina çogalan irmaklar Gelecegini tasarlayan cografya Tarih ve yemin kuşatirken topragi Murathan Mungan |
Gözlerime bakta konuş" dediğin anlarda, İçimdeki kopan fırtınaları nerden bileceksin? Alabora olan duygularımın,girdaplarında döndüğünü, Dudaklarıma bir vurgun gibi vuran bakışlarının; Beni hangi deryalara savurduğunu sen nerden bileceksin? Sevdalarımın maviliğinin yeşilinde çakıştığı anlarda! Meridyenlerimin, dünyanın sol yanına kaydığını, Hislerimin kendi benliğimi boğduğunu nerden bileceksin? Her göz göze gelişimizde ,yüreğimin utanmalarına! Gülüşlerinin verdiği sızıyı sen nerden bileceksin? Bana sormazsan bilemezsin gülüm,mutluyken acı çekmeyi! Varlığında ,yokluğunun korku nöbetlerini nasıl tuttuğumu, Zamanın akıp gittiğinde benden söküp aldıklarını;bilemezsin; Yere bakarken arzın,göğe bakarken arşın sallandığını! Her vedalaşmanının ardından,çektiğim ızdırabı nerden bileceksin? http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Artık çok uzaklardayım Artık çok uzaklardayım hasretle bakıcak,bu adaya sen ve,senin gibiler bana. benimkilerle kalpden, kalbe mesajlaşıyorum gün barımında,... buralar bir başka oluyor gün doğarken, deymesede insan ayağı.. olmasada beton kaldırımlar.. üç beş dilden anlayan hayvanla tadını çıkarıyorum tenhalığın. |
| Saat: 13:49 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık