![]() |
GÖZLERİMDEKİ YILDIZ Senin gözlerinde ki yıldızı söndüren biri oldumu sevgili dostum , Benim oldu hayatım boyunca Verilen acıları ben çektim . sırf sevdiğime bir zarar gelmesin diye, Ama oysa o neler yaptı gözlerimin içindeki yıldıza. Hayatımın yıldızını, yaşama kaynağımı Söndürdü bir nefesle bir cümleyle. Hiç sönmez sandığım yıldız yıkıldı bir kelimeyle, Kalbimin sahibi olan sevgilimin, Seni sevmiyorum demesiyle... İnsanlar gözüme bakıyorlar artık Boş bir çift göz görüyorlar Hayatta iki emelimi kaybettim Ben yine Tıpkı eskidekiler gibi Tıpkı hayatım, yaşamım Tıpkı umutlarım ve hayallerim gibi Ellerimle tutamadım... Tanrım bana el vermiş Ama gençliğimi tutamadıktan sonra neye fayda... Yıldızım söndü Bir daha hiç parlamayacak Yanmayacak Umut dolu bakışlar atmayacak.. Ve ben yalvaracağım tanrıya Canımı alması için Sevdiğim kişi için atan kalbimin toprağa girmesi Toprak olması için.. Dualarım kabul olursa Beni sevgiyle an sevgili dostum Ozaman ben benim gibi gariplerin gözündeki yıldız olacağım. Eğer gecelerden bir gece gök yüzüne bakıp, Kayan bir yıldız görürsen göz kırp ona oda sana kırpacak İşte ozaman benim yıldızım özgür olmuş Ve gök yüzünde olacak özgürce uçacaktır. Bedenimin taşıdığı kalbim ise Toprağın altında.... Kefene sarılmış saçlarımı Bir daha hiç okşayamayacak annem. Bir daha kimseye seni seviyorum diyemeyecek dudaklarım..... |
Aklımdasın hep Bir sokak lambası dibindeyim Koyu zifiri karanlığı izliyorum Ay uzanmış sicim gibi İnmiş gözlerime Yaramaz bir ışık oynaşıyor benimle Efkar basıyor gönlümü birden Nefesime doluyorsun Sigara dumanı gibi bir çekimlik İstanbulu düşünüyorum sonra Derin derin içimi çekerek Sonra birde izmiri Nasılda yakışıyorsun ikisinede Daha önce farkedememişim işte Bu benim suçum deyilki İzmirden şimdi gülüşlerin hep bana Saçında deniz kokusu şimdi Arınmışssın tüm gidişlerinden Şimdilerde gelişlerin bana İlk yaza durdu buralar sözüm ona Donuyorum sanki buz tuttum ayazda Ayda çekiliyor yavaş yavaş Özlüyorum.....yüzün yüzüme değiyor Sarmalanıyor bir birine yıldızlar AKLIMDASIN gözlerim kapanıyor |
Dostluk gülümseyince Koca bir şehrin başı döner. Dünyanın kalbinde oturur barış Görebilene... Bir bardak çayın sıcaklığı Gövdesini ısıtır kardeşliğin. Güvercinler en güzel Sürgündürler her yerde. Deniz kendi hüznüyle Mırıldanır mavisini. Bir ağaca bakarak da öğreniyoruz Hayatın anlamını. " Tanrım eline sağlık, Leyla ne güzel olmuş " der bir şair. Erkek ve kadın özlemle Sarılırlar birbirlerine, Su ve ateş gibi sarılırlar. Çocukluğun o kirlenmeyen arzusuyla, Şaşkınlıkla bakarız hayata. Dostluk gülümseyince Bir İzmir güneşi bırakırız sularda... http://www.cet.com/%7Enichols/feather.gif |
Al yanına Gecelerimi gündüzlerimi böldün Duy beni ne olur al yanına Sensizliği sindiremiyorum inan Dayanmıyor yüreğim yokluğuna Gözlerini özluyorum sevgiyle bakan Nefesin kulağımda aşkı fısiıdayan Sen herkesten farklı sevdiğim adam Duy beni ne olur al yanına Kızıyorum BANA dargın oluşuna Saatler durmuş gibi zamanlarda Duvarlarda geceler boyu gölgeler Ben yüreğimle sesleniyorum sana Duy beni ne olur al yanina |
Çoklarından düşüyor da bunca Görmüyor gelip geçenler Eğilip alıyorum Solgun bir gül oluyor dokunuca. Ya büyük şehirlerin birinde Geziniyor kalabalık duraklarda Ya yurdun uzak bir yerinde Kahve, otel köşesinde Nereye gitse bu akşam vakti Ellerini ceplerine sokuyor Sigaralar, kağıtlar Arasından kayıyor usulca Eğilip alıyorum, kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya da bir kızın Sildiği dudak boyasında Eşiğinde yorgun gecenin Başını yastıklara koyunca. Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor En çok güz ayları ve yağmur yağınca Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda. Uzanıp alıyorum kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda Akşamlara gerili ağlara takılıyor Yaralı hayvanlar gibi soluyor Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor Yollar, ya da anılar boyunca. Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece Kımıldıyor karanlıkta, ne zaman dokunsam Solgun bir gül oluyor dokonunca |
|
Büyük aşklar yolculuklarla başlar ve serüvenciler düşer bu yollara ancak Onlar ki dünyanın son umudu soyları tükenen birer çılgındırlar Ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde ne de aşktan başka bir sığınakları Ama yaşarlar dünyanın dört bir yayında Ölümle alay ederler sanki Nerede beklenirse oradaydılar bir kez bile gecikmediler ömür boyu Neydi onları ordan oraya savurup duran şey Onları daima yalnız kılan neydi bu yaşam denilen gürültüde Her dilden bir adları vardı onların ama hiçbir ülkenin kimliğini taşımadılar Sarışındılar belki de esmer yani birçok yüzün bileşkesi Ne altın arayıcısıydılar ne de aylak bir gezgin Vurulup düşseler de her kuşatmada serüvencidir onlar ve hiç ölmezler Ki onlar hep yalnızdır ve her nasılsa Bulurlar heder olmanın bir yolunu Onlar ki bu dünyada kahraman olmaya mahkumdurlar Sislenen anılar kaldı bize onlardan renkleri bozlulup duran solgun anılar Nasıl yazmalı ki silinip gitmesin bulutlar gibi çekilmesin gök boşluğuna Bileği güçlü ve gözüpek avcılar mıydı onları kuşatıp yeryüzü cennetinden atan Yoksa kendini tüketen hüzünler miydi vurulup düştükçe ışığını karartan O serüvenlerin günlüğü tutulmadı yazılmadı o insanların destan şiiri Parça parça ettirilseler bir kartala (ki sanırım böyle oldu sonları) Fışkırır yüreklerinden başarısız ihtilallerin yangınları |
|
İçimden Sev Beni Kendimle hesabımı kendime kesen Başına buyruk bir serseriyim.. Hüzünlerimden bir aşk yaratan Düşlerimden destan yazan Kayıp kente adını kazıyan Sana aşık aykırı bir şizofrenim.. Yok olmuş hüzünlerini hatırlatırım sana Ve yeni hüzünler veririm.. Ama inan, mutluluk da bende şekillenir O hüznü unutturan.. Çözümsüzlükler içindeyken çözümleyensin beni.. Yaşadığımsın sen Yaşayamadığımsın aynı zamanda Her geçen günle birlikte akansın kalbime, Bir o kadar da ruhuma... Seni seviyorum demekten bıkmadığım, Senin isminle sabahlara uyandığımsın... Hüznün aşkın sevgilin kadının... Her şeyin olmalıydım... Ama geç kaldım her zamanki gibi. Seni uzaktan sevmelere alıştırmalıyım beynimi diyorum... Ama seni uzaktan değil içimden seviyorum.. Ben kendimi yok saydım.. Düştüğüm en derin kuyuyum ben kendi içime doğru.. Canım yandı çok.. Ve yok ettim kendimi her gün yeniden.. Uzaktan sevme beni içimden sev.. Ama alışma asla alışma.. Korkuyorum çünkü sana da tattırmaktan o acıyı Alışık olsan da acılara Bu seni öldürür Sev beni.. Çok sev Ben acılarla varoluyorum senin yüreğinde Dengemi kaybettim, kendimi bıraktım.. İçimde sevdaları da taşıyorum İçimde hüzünleri de barındırıyorum Ve seni sevgilim seviyorum |
Unutmadık Yaralı bayramlar geçti Mevsimler, bütün anlamlarıyla Yüreğin koyu yerinde birikenler Kendi takvimleriyle gelip geçtiler Gelip geçti şehirler ve ölüler Unutmadık Topraktan çobanyıldızına değin Hey yer Her şey Mümkündü Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralıydık Unutmadık Orada bir coğrafya yağmalanıyor Orada gazetelerin ofset baskısı Orada yeniden yazıyorlar 835 satır Ve umudunu kaybetmeyen şehirler Gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük Yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz Adsız ölüleriz Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi Savaşlar ve pazarlar çağıydı Aynı silahlardı kullandığımız Aynı çarşılar aynı kandı Sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik Pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden Viran tarihten Uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven Çocuklar gibi kusup Kırda gelincikler gibi gülümseyen Müsademe çocuklarını gördük Geçip gidiyorlardı Tarihin en uzun gecesinden Pazarlarda aynı kan Aynı paranın değiş tokuşunda Karanlık çarşılar Aynı kanlı tarih her defasında Bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın Ölüme yakın duran Bir de on binlerin korosunda haykıran İntifada intifada intifada İki güzelliğimiz vardı bizim Ufkumuzdan inen Ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz Birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı Otuz üç kurşun sıkıldı her birimize Kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın Doğunun gündüz ve gecelerinde Otuz üç yıldız Hala ışığını gönderiyor bize Birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim Birkaç karanfil Yol için ipek, uyku için maya Kalbiniz için Kara bir yemin gibi çırılçıplak Kelimeler getirdim Kaybolmuş yüzyılların vatanında Ölümün erken takibe aldığı çocuklar Dağlarda değilim sizinle birlik Yalnızca mataranıza su vermeye geldim Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralı Serap ile hakikat arası Çağın aşamadığı uçurumlarda Gider gelirim gider gelirim Efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma Anda gizlenen zaman Ateşin avesta dili Bitkiler, otlar, kökler Dağlanmış dil, narın rengi On binlerin dönüştüğü uğuldarken Doğunun yeni defteri Topraktan çobanyıldızına değin Her yer her şey karanlık bir pusuda Yazının, tekerleğin, tarihin İlk çocuklarından Ey büyük mezopotamya İki bin yıllık gece Dön geri bak Kardeşlerim ölüyor kalbimin doğuşunda Murathan Mungan |
| Saat: 12:32 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık