![]() |
Gurur ne kadar asil bir duruşu var 'GURUR' anlamıda bir o kadar heybetli hakkıyla taşıyabilene helal olsun. hırslarına 'GURUR' duvarı örenlere de (sustum) Nurten Isilak |
Bir gönül buldum ben içinde sonsuz hazineleri olan... Bir çift göz buldum ben her baktığımda aşka doyuran... Öpmelere doyamadığım bir dudak buldum ben ateşiyle beni yakıp,kavuran... Bir el buldum ben bana her dokunduğunda içimde fırtınalar koparttıran... Bir yürek buldum ben geceyi aydınlatan yıldız,günü yakan güneş,üşüyünce beni sarıp,sarmalayan... Bir tebessüm buldum ben melek gibi masum olan... Bir gönül kapısından girdim ben içinde çıvıl,cıvıl kuşlar uçuşan... Bir sevda buldum ben eşi,benzeri olmayan... Seni buldum ben incitanem yüreğimde,yüreğini yaşatan... semiha çelikkol |
Vazgeçtim aşklardan, sevdalardan Bıraktım kendimi yalnızlığın kollarına Zaten hep öyle yapayalnız değil miyim? Vazgeçtim dostlar beni sersem eden duygulardan vazgeçtim. Yenilgiyse eğer gerçekten ilk kez yenildim Çözülmekse eğer sevda ateşinden Eridim dostlar kaynayıp buharlaştım Vurulmaksa eğer hedef noktasından Tam da can evimden vuruldum Vazgeçtim dostlar, ben vazgeçtim Sızılar derinden sızılar yüreğim Kaynar sular dökülür başımdan aşağı Ürperir tenim, diken diken olur her yanım Sanki yüzyıllardır hasretlikler biriktirir Durmadan örselendikçe sevgi pınarım Yo! .. dostlar artık ben vazgeçtim. Aldan da koyu bir renge boyanır Bazen kömürden de kara olur Menekşe morunu andırır Bu akıl almaz sevdaya yürek mi dayanır Bilmem ben bundan böyle neylerim Vazgeçtim dostlar artık vazgeçtim. Bilen olmaz içimdeki serzenişleri Bir hain sevda uğruna neleri göze aldığımı Uykusuz gecelerin sabahında güneşe karşı Umudumu tazeleme formülü... Ah! .. Her şeyde aklımdan önce karar veren duygularım Yo! .. Dostlar artık ben vazgeçtim. Belki başımı alıp, çok uzaklara gitmeliyim O dumanlı dağlarımdaki hayalime Uçsuz-bucaksız bir sahrada yürümeliyim Bir şeyleri arıyorcasına Bir şeyleri bulacakmışcasına Öylece gözlerden yitip gitmeliyim Vazgeçtim dostlar, artık ben vazgeçtim. Bir bilinmezliğe doğru yol almalıyım Bütün sınırları aşmalıyım Kendi sınırsızlığım ötesine ulaşmalıyım Hiç kimse, hiçbir yer veya bir nesne Hatırlatmamalı bana kırık-dökük anılarımı Hayatımın çok kötü bir dönemi diye değil Senin bana olan vefasızlığını unutmalıyım Bu yüzden dostlar ben vazgeçtim. Aslında ne senin suçun vardı, ne de benim Ne bir sitem sana karşı, ne bir isyan yaşadıklarıma dair Bunca yıl neleri sabırla bekledim Yaşanılan her ne varsa İçimde susturamadığım sevdamın delibaşlılığıydı Ve şairin dediği gibi; “yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var” Vazgeçtim artık ben dostlar vazgeçtim. cafer taşkın |
Gün Olur ya Gün olurya geceye varır Sen bende olmayınca Hayırsız akşamlar geçmez olur Ruhumu birdamlaya sıkar Düşümde,düşüncemde,heryerde... Her an sen,her an sensizlik Biliyorum birgün... Birgün olurya gelirsem ALLAH’ım beni utandırma.. Azmi Kıvanç |
Ve seni arıyordum Nedenini sormadan….. Hiç kimseyi sevmedim senin kadar Gökyüzünde dünyayı yaşarken Senin sonsuz özgürlüğünde Yaşamı… Aşkı… Hasreti… Sevgiyi… Ağlamayı … Ve ağlayabilmeyi Öğrendim SENLE… Sen benim için bir yağmur damlasıydın Güneşin ışıklarında… Sen gök kuşağımdın Renklerle dans eden karanlıklarda… Takılmıştım kuyruklu yıldız gibi aşkına Görüyorsun ya bir tanem aşkımız gökyüzünde Bazen bir kuşun kanadında…. Bülent Kaya |
Saati Yok Eremi Yok Aşktan yana söz duyunca Ben hep seni düşünürüm Uçsuz hayaller boyunca Ben hep seni düşünürüm Yıldızlar kayar yüceden Renkler sıyrılır geceden Yüreğim sızlar inceden Ben hep seni düşünürüm Aklın ucu değer hiçe Yol ararım içten içe Kainat uyur sessizce Ben hep seni düşünürüm Korkunun bittiği yerde Haz duyarım perde perde Bir mezar görsem bir yerde Ben hep seni düşünürüm Zaman hep sonsuza akar; Meyve dökülür, dal kalkar Çiçeklere bakar bakar Ben hep seni düşünürüm Rüzgar eser ilden İl'e Sağlıkta bitmez bu çile "Var"dan öte, "Yok"ta bile Ben hep seni düşünürüm Abdurrahim Karakoç |
Sana Bakmak Göğe bakmak gibi bir şeydi anlaşılan Açık mavi bir göğe, gündüz yıldızları olan Sana bakmak gölde kayık olmaktı Kış günü köy evinde soba olmaktı bir de Yaz günü bir ağacın gölgesinde uyumak Elma soymak gibiydi, kavun kokusu İçimdeki hastaneden taburcu olmak Sana bakmak bana hep iyi geldi Sanki saç örgüsüydün salkım söğütte Sana bakmak güzel olan her şeydi Sokak kedisine şefkat, baltalara merhamet Sana bakmak ağaçlardan yana olmak demekti Bahçe mahkemesinde nergisin tanıklığı Yoksul öğrencilere defterlerdi, kalemdi Heyecanını yitirmiş istasyondum belki de Gelen hiçbir tren beklediğim değildi Yalnızlığa sarılmaktan kurtuldum Çünkü yüzüne baktım çünkü yüzün ay Işıtıverdi birden içimdeki geceyi Sana bakmak yastan çıkıp dörtnala Lunapark şenliğine geçmekti bir bakıma Teneffüs zili kadar sevimli derslerdi yüzün Çiçekten karneyle eve dönmekti Bitmiş gibi konuştum, şaşkınlıktandır Sana bakmak iyi değil, pekiyi Abdülkadir Budak |
BEN HEP SENSİZ kara gözlerin düşerse bu gece aklıma |
YAĞMUR GÜZELİ Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Bir sigara yakıyorum efkarlanarak Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor “Gel” diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden Ellerim boşlukta kalıyor. Bir gün çıkıp gideceksin Sonra arkandan yine ince bir yağmur yağacak Cadde cadde,sokak sokak Sayıklar gibi dolaşıp seni arayacağım Beni bir köşe başında ağlıyor bulacaklar. Saklamak zor olacak,çaresiz kalacağım Seni sevdiğimi anlayacaklar. Üstüme yağmurlar yağacak İnce bir dal gibi birden kopup kırılacağım Kaldırım taşlarında sıcaklığım kalacak Kahrolacağım. Bu şiiri yağmur yağarken yazdım Ezanlar okunuyordu minarelerden Seni düşünmeseydim yağmurlu havalarda Sokaklara çıkmayı göze almazdım. Yağmurlar yağmıyor mu inceden ince Rüzgarlar esmiyor mu serince Bir sigara yakıyorum efkarlanarak Çıkıp karşıma sen geliyorsun Saçların ıslanmış oluyor “Gel” diyorum duymuyorsun beni bir türlü Seni böyle hayal meyal yaşamak çok zor Uzanıp tutsam diyorum incecik ellerinden Ellerim boşlukta kalıyor.. Yavuz Bülent BAKİLER.. |
Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü Kar yağmış dağlara, bozulmamış örtüsü Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden Bebekler hayta hayta yürümeden Geleceğim diyorum, geleceğim sana Ne olur kesin bir takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Beklesen de olur, beklemesen de Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde Hangi ses yürekten çağırırsa beni sana Geleceğim diyorum, takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi? Başka gezegende de olsan dönüşüm hep sana Kesin bir gün belirtmem, ne olur takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben Yeter ki bir çağır çiçeklendiğin yerden Gemileri yaksalar da geleceğim sana On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Bak işte notalar karıştı, ezgiler muhalif Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız Ey benim alfabemdeki kadim elif Ne güzellik, ne tad var baharsız Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana Geleceğim diyorum biraz mühlet tanı bana -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Ihlamur çiçek açtığı zaman Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan Kimseye uğramam ben sana uğramadan Kavlime sadığım, sadığım sana Takvim sorup hudut çizdirme bana Ben sana çiçeklerle geleceğim -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Bahaettin Karakoç |
Kelimelerle Oynayan Çocuk Ne bir oyuncağı Ne de bir arkadaşı vardı, Aldı kelimeleri çocuk; Oyuncak yaptı, Önce; Uçurtma Yazdı, Sonra; Kuyruk, Kuyruğa Yıldızlar taktı Saldı gökyüzüne, Oyuncağı olmayan Tüm çocuklar; Oynasın diye! .. Sebahat Mayda Yavuz |
Beni affet Kaybetmek için çok erken Sevmek için de çok geç Beni affet Bir adım kalmalı geriye Kırılmış şeylerin nihayetine Yalnızlığın eşiğinde Beni affet Ben seni sevdiğim zaman bu şehirde Yağmurlar yağardı Beni seni sevdiğim zaman bu şehirde Ayrılık kurşun gibi ağırdı Beni affet Şiirler gözlerini Şarkılar saçlarını söylemedi Beni affet Bir adım kalmalı geriye Kırılmış şeylerin nihayetine Yalnızlığın eşiğinde Beni affet ahmet aydın |
Bilmem... Neye , nereye varır , onca yürüdüğüm yol... Kim bilir daha benden neler alır... Bilmem... Gelecek neler yaşatır... Ve meçhul hayat... Bilmem ,yaşananlardan geriye ne kalır... Kimbilir daha kaç perde inecek gözlerimden... Daha neler bileceğim bilmediğim... Her seferinde yeni bir film mi gördüklerim ? Ve hep seyretmekle mi sınırlı rollerim... Acaba bilsem , gerçekleşirmi düşlerim... Neler var benim bilmediğim... Ondandır ki... Geçmişin mesaisi , ve yarının bekçisi nefeslerim... osman yıldırım Bilmem... Neye , nereye varır , onca yürüdüğüm yol... Kim bilir daha benden neler alır... Bilmem... Gelecek neler yaşatır... Ve meçhul hayat... Bilmem ,yaşananlardan geriye ne kalır... Kimbilir daha kaç perde inecek gözlerimden... Daha neler bileceğim bilmediğim... Her seferinde yeni bir film mi gördüklerim ? Ve hep seyretmekle mi sınırlı rollerim... Acaba bilsem , gerçekleşirmi düşlerim... Neler var benim bilmediğim... Ondandır ki... Geçmişin mesaisi , ve yarının bekçisi nefeslerim... |
Adak Sana şiirler okuyacağım gitme Güneşler doğacak yalnızlığımdan Sana bir ışık getireceğim Büyük aydınlığımdan Sana bir dolu umut getireceğim Küçük ellerine sığmayacak Sana Afrika gecelerini getireceğim Sımsıcak Sana çiçekler getireceğim Bozulmuş güz bahçelerinden Sana bir serinlik getireceğim Yağmur tanelerinden Sana avuç avuç yıldız getireceğim Güneşimden başka Sana engin denizlerin maviliğini getireceğim Köpük köpük dalga dalga Sana bir rüzgar getireceğim Dağlardan tepelerden Gitme sana zamanı getireceğim Zamanın bittiği yerden Ümit Yaşar Oğuzcan |
Aslında…. Nereye gitsem yanımda götürüyorum sevgimi ve nefretimi... Her sabah yeniden sayıyorum kaç gündür görüşmediğimizi. Rüyalarımda görüyorum karşılaştığımız anı, başımı çeviriyorum, bulamıyorum söyleyeceğim kelimeyi... Nefretimle uykuya dalıp ve sevgimle kalkıyorum. Her sabah yeni bir güne başlasam da, sensiz yeni bir hayata başlayamıyorum... Sabahları cebime koyup "iyi ki"lerimi, "keşke"lerimi, pişmanlıklarımı, çıkıyorum yola, günün bir saatinde "keşke"lerimi alıyorum, başka bir saatinde "iyi ki"lerimi yanıma... Bir cebimde ise hasretin hala duruyor, yapacak hiçbir şey bulamayınca kalbim bu yorgun kelimelerden medet umuyor... Senden gittiğimde sadece yaralandım sandım, aslında ruhum bedenimden ayrılmış, geriye kalan bir et parçasıymış anladım... Artık kiminle konuşsam ruhum sendeki gibi havalanmıyor, bugün kiminle tanışsam kalbim sendeki gibi atmıyor... Yanımdan geçen herkese sen misin diye bakıyorum, seni gördüğüm anda başımı çevirip kaçıyorum. Senden uzaklaşmak için sana doğru koşuyorum... Bir gün ararsan, açmayacağım diye kendime sözler veriyorum, her telefon çaldığında sen misin diye heyecanlanıyorum. Seni aramamayı cesaret sanıyorum, aramak mı zor aramamak mı bilmiyorum... Hiçbir gelen senin yerini doldurmuyormuş, hiçbir giden senin kadar acıtmıyormuş... Sensiz bir hayatta da mutluluk yokmuş aslında, yokluğunun acısı sevgimden ahmey aydogan |
BÜTÜN YOLLARIM SANA ÇIKIYOR YAR Buruk sıkıcı bir gün Günüm hiç geçmiyor, Yüreğimdeki aşk ateşi Nedense hiç dinmiyor Tersine her gün,yokluğunla yar Daha da, alevleniyor Alıyor bu aşk beni, Başka diyarlara götürüyor Ay karanlıkta bu gün Yıldızlarda bir, bir sönüyor Güneş hele,Güneş benim için, Hiç doğmuyor Harap ve bitap haldeyim Halimi, havalimi, hiç kimse sormuyor Umutlarım, ümitlerim Her gün biraz daha,tükeniyor yar Gece hayallerimde, gündüz düşlerimde İsmin, adaletin, asaletin, inan dilimde O beni her gün,lime, lime yakan aşk ateşin var ya Tüm kızgınlığı ile hala yüreğimde Ne yapacağımı inan bende bilemiyorum yar Muhasebe kuruyorum Ekliyorum, topluyorum, çarpıyorum, çıkarıyorum Karekökünü, bile alıyorum Yinede işin içinden çıkamıyorum yar Bu aşk bu sevda öldürecek bir gün beni Beni,bu bitmeyen tükenmeyen sevda Bitirecek bir gün,beni yar İki gözüm iki çeşme, yüreğim ise çekiyor zar Seveceğim seni, seni seveceğim yar Seviyorumda! ....................................... İnadına seveceğim seni pazara kadar değil Mezara kadarda olsa SEVECEĞİM yar. 19.Temmuz. 2008- _______şair 67_____ ALİ CEMAL AĞIRMAN |
Bir mucizesin sen hayatıma bir tebessümsün sen ruhuma bir saf dokunuşsun dudağıma sahipsin sen benim sevdama Hayatıma akan gönül pınarım denizdeki kumum,dağda taşım,toprağım günde güneşim gecede yıldızım uğruna kendimi adarım Mucizesin sen evet mucize terettütler içindeyken girdin kalbime gözyaşımı sildin gülücükler koydun yüzüme sen bir meleksin dilimdeki tek hece Gecenin ayazında beni sarmalayan hayatın kavurduğu kalbimi ferahlatan ruhuma gökkuşağını aşkıyla koyan bir meleğim var tek sahibim olan Mehtapta denize ışığı yansıyan her aynaya baktığımda bana bakan gece oldumu rüyalarıma dalan sevdalım var yüreğinle yüreğimi okşayan. semiha çelikkol |
Gül attım gökyüzü düştü Denizi bir kilime serdim Üst üste ekledim güzü Aydede.. Ah, işte orada dur! Onardım da sözü Taş gibi kavrayıp suları Saçtım yüzüne gözüne Sonra topladım çalısını çırpısını Tenindeki çiy damlasını Vurup hançeri beyaz rüzgara Mor kınalar devşirdim Soludum da tarlalar uçuştu Gökyüzü gelip usulca Konuverdi delişmen kızın sesine Konsun konmasına da ‘Da’sı var işte bir de Hadi be neyse diyecektim O Lekeler olmasaydı Külotunun öyle gizli görünmesine İlahi gökyüzü Kamaşıp durdu günlerce Soludum gökyüzü uçtu Uzandım da kanadı dağlar Musa Öz |
Hatıra defterimin sayfaları doldu. Bahçeme diktiğin,çiçekler soldu. Senin,aslında bana sevgin boldu. Nerdesin,gönül sensiz artık durmaz oldu. İçimden,her gün bir şeyler koptu. Bana verdiğin,kokular kayboldu. Senin bende gönlün yokmuydu. Nerdesin,gönül,sensiz artık durmaz oldu. Bütün yollar,sana gitmez oldu. Bana verdiğin,umutlar yokoldu. Senin,hiç insafın yokmuydu. Nerdesin,gönül,sensiz artık durmaz oldu. Dilimden,düşmeyen ismin unutuldu. Bana verdiğin,çiçekler kurudu. Senin hiç vicdanın,yokmuydu. Nerdesin,gönül,sensiz artık durmaz oldu. hasan özüçelenk |
Mehmetcik Kükredi cihana sesın duyurdu Vatan bölünemez diye haykırdı Şehitliye hazır tekbirler aldı Kükre mehmetciyim tarih yaz yine. Ata bu uğurda bak şehit oldu Onun sayesınde vatan kurtardı Mükafat olarak cennet vad oldu Kükre mehmetciyim tarih yaz yine. Mehmetcik adıyla gönüllerdesın Atan şehit gazi sen onun nesli Canın verir asla taviz vermezsin Kükre mehmetciğim tarih yaz yine. Havada karada denizde varsın Bundan böyle herkes hattini bilsin Yunan pici neki senle yarışsın Kükre mehmetciğim tarih yaz yine Vatanına siper edersin kendin Düşmanı yener azm ile fendin Cenneti eladır ebedi yurdun Kükre mehmetciğim tarih yaz yine Terörün yüzünden çok kan döküldü Nice gelinlerin boynu büküldü İslamın içine nifak sokuldu Kükre mehmetciğim tarih yaz yine Yahudiden hiç bir zaman dost olmaz Asker canın verir vatanın vermez Denizde karada asla fark etmez Kükre mehmetciğim tarih yaz yine Gerçek türk olanlar bu işi yapmaz Türk kanı taşıyan vatanı satmaz Bu millet bütündür vatan bölünmez Kükre mehmetciğim tarih yaz yine Korede kıbrısta bosna hersekte Somali karabağ kosova elde Mehmetcik adıyla vardır her yerde Kükre mehmetciğim tarih yaz yine Afganlar baskıyla susturuluyor Filistinde tanklar insan eziyor Irak a seneryo hazırlanıyor Kükre mehmetciğim tarih yaz yine Orhan der mehmetcik hep gururumuz Müslümanız iman dolu özümüz Ermeni olamaz bizim dostumuz Kükre mehmetciğim tarih yaz yine 01/18/1999 Orhan Acar |
Şimdi sen su olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok... Tükenmez... İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın... Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece. Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler... Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi! Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için, gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler. Onlar için en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda... Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez... Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!.. Sen bir su ol... Ama rahmet ol, afet değil! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme, sana felaket denmesin! Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!.. Su yüce Allahın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu da unutma. Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de kiyametler koparıcı olabileceğini unutma... Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil ! Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe... Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun; seller, afetler gibi... Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken şu, değil mi? Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini... Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin... Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın... Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bildireceğin kişinin kıyıya yanaşmasını bekleyeceksin!.. Demeyeceksinki, ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!.. Demeyeceksin ki, aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!.. Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil... Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç ?.. Veya önüne çıikan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü ? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler, beyni olan her yaratık gibi! Hadi... Sen şimdi su olduğunu düşün, ve kendini su gibi hisset... Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu hatırla... Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini; girebilmeyi öğren insanların damarlarına. mehtap karagöz |
Sevgim dilimde biter yüreğimde bitmez Umutlar sende biter bende bitmez Sevmeler sende biter bende bitmez Ben sende biterim ama sen bende bitmezsin Güller kokunu Kuşlar yüreğini Baharlar gözlerini getirir bana Ben sende biterim ama sen bende bitmezsin Memedin dinmez gözyaşı, yokluğunda Gözyaşım söndürmez yüreğimdeki alevi Çok ağırdır bende sevmelerin bedeli Ben sende biterim ama sen bende bitmezsin mehmet pektaş eşber |
Hayal Besteyi Dinlerken Özentisiz, sade bir hayat yaşamak, İnsanca. Dünyanın, Yazıda asude olmalı kışı da. Eğilip, bükülmeden sağa sola. Yürümeli insanlık hayat yolunda. Ve Dostları olmalı, Candan,canandan yakın insanın. Alınıp satılamayan. Su katılmamış dostluklar yaşanmalı, Şeksiz. Dünya, Öyle bir dünya yaşanası. Sevgi çiçekleri açmalı, Bebekler,bebekliğini yaşamalı. Güneş, Mutlu çocuğu hayatın; Her sabah, Şevkle doğmalı. Kin kurumalı,nefret solmalı. Bir hayal beste çalmalı, Hayal orkestra. Terhis sevinci yaşarken ebedi, Dünyanın tüm orduları; O sabah taze bir başlangıç olmalı, Hayat yeniden başlamalı, Topsuz, Tüfeksiz… Acıları, yıkımları insanlık, Elbirliğiyle gönül gönle; Gayyanın dibine atmalı. Bir daha, Yeryüzüne çıkmamalı… İ. Kilik |
Seni mutlu görmek ne güzel bilsen İlk defa yüzünün ışıdığını görüyorum Gülmek sana yakışıyor Işık saçıyorsun etrafına, duruşun huzur veriyor. Mutluluklar senin; karanlıklar benim olsun Masanda boş bir kadeh.. Yada bir sigara paketi olsaydım keşke Değseydi ellerin sıcaklığını hissetseydim. Bir kere olsun bakabilseydim gözlerinin içine Ve dokunabilseydim saçının tellerine Ahh! diyorum ah...keşke O' boynuna dolanan bir çift kol ben olsaydım. Çocuklar gibi elele dizdize olsaydık Kah başın dizim de... Kah yüzüm omzun da huzuru bulsaydım Ağlasaydım göğsün de, avuçlarımı gömseydim avuçlarına. Zamansız gelen bir konuktun gönül evime Gelişin gibi gidişin de zamansız oldu Ve ben üzülmüyorum artık eskisi gibi Biliyorum çünkü emin ellerdesin.. Gözümün bebeği ışığım, aş(k) ım Ne olur mutlu ol ve hep gülsün yüzün Ağlamalar mazi de kalsın şimdi Yalnızlığını ver ben örtünürüm Ben sırtlanırım geçmiş acılarının yükünü Yeter ki...yeter ki sen mutlu ol Yeter ki mutlu ol bebeğim...mutlu ol sevdiğim emine genç |
SEN ANILARI o bahçede o masada oturur sensizliğim aklımda sen anıları gülümser içimde yüzün gözlerindi ellerinden içtiğim kahveler gökdelindi yağmurlarda kaldı hüzün seni buldum mu istanbul bahar kalbimden kalkardı banliyösü sahilin hele ki ellerin zor kavuşulan sevda bize koşardı tüm köpükleri denizin yakamozlu denizde ayakların suya değince deniz kızı olmuştun ben balıkçı peşinde ayrılık kokardı her sarılışımda saçların güldüğümüz kadar ağladık mı birlikte yeni bir yaşamı yakalamış gibi coşkulu bir şeyleri gizlerdi sevgimiz içinde unuttun mu büyüsünü sen yapmıştın yine sen bozdun öylesi günün birinde seni hala sevdiğimi söyledi nisan çiçeği doğrudur her mayıs akşamında beklediğim gelmezsen sen anıları bırakmaz yakamı gelirsen ilkbaharı sana vereceğim SAİM OĞUZ ÇOŞKUN |
BUGÜN SEN OLDUM YİNE Bugün... Sen oldum yine... Biraz hüzün, biraz mutluluk; Bir tebessüm... Düştü gözbebeklerim denizlerin mavisine, Seni aradım dalgalarda fersah fersah. Kulaklarımı yelken yapıp rüzgâra Dinlerken İzmir'imi, Nasıl da içim titredi İsmini bir şairin buğulu sesinden duyduğumda... Savruldu gözyaşlarım, Dilime közler düştü, yandım... Hazin şiirimin virgülü ben oldum bu akşam, Noktası ise kayıp... Fırtınalar koptu ruhumda, İsyanlar diz boyu,isyankâr oldum Ama... Bugün sen oldum yine senden çok... Biraz hüzün, biraz mutluluk; Bir tebessüm... Bugün... İsmini andım aylar sonra; Duydum yansımasını bir şairin dudaklarında! Eski bir filmi seyreder gibi Gelip geçti hayatımın senli kareleri, Sesindeki şiirin tınısı çınladı kulaklarımda. Yumdum gözlerimi sımsıkı Hapsettim gözyaşlarımı göz kapaklarıma. Son defa... Bugün... Ben... Sen oldum yine... Biraz hüzün, biraz mutluluk; Bir tebessüm... SERHAN YİĞEN |
Haykırsamda sesim, çıkmıyor artık Bu dünyada halim,kalmadı artık Döne döne geldim,bak sabahladık Uyanın dostlar burda,yaşayamadık Sevgi yüreğimi,kapladı benim Alıpda gidecek,aşkı severim Bu dünyada yerim,yok der bilirim Kalk artık canım yar,bize gidelim Bizim dediğim yer,ikimizindi İçimdeki yanan,aşkı severdi Bu canımı sana,hemen devretti Uyan artık yarim,bu dünya hiçdi 2.08.2008 Bahattin Tonbul |
Benden Sonra Mutluluk Bunca yıl yaşadım Elime ne geçtiyse yitirdim Biraz daha yaşayacağım Yalnız bir şey biriktirdim Bir bakış, bir görüş, bir duyu, bir düşünce Belki aç kalacağım Suçlanacağım ölünce Biraz yazdım, artık hep yazacağım Hüzünden baş alamadım Görünce Kaynak: Benden Sonra Mutluluk Özdemir Asaf |
Ümit Düşen her bir damlada Seni hatırlıyorum Bir yağmurla gelmiştin Unutamıyorum Bir mavi şey görsem Gözümün önündesin Belki resmin yok ama Benimlesin Hep şarkılar çalıyor Notalarında sen varsın Bir ümit var içimde Belki ararsın Burak Güngör |
SENİ HATIRLARIM Eser kalmadı gözyaşlarımdan Ağlamam artık gönül derdinden Nicedir sığındığım mahzenden Kovdu hasretin, diriltti beni... Kim derdi ki unutacağım Tekrar tekrar seni hatırlarım Kapıyı çalsa da yalnızlığım Sarar ateşin, ısıtır beni... AHMET EMRE |
Sevdiğim... Ne zaman görürsem seni karşımda Dizlerimde kalmaz hal be sevdiğim Kötülük bulunmaz gönül çarşımda Sevgiyse bedava, al be sevdiğim Ben sana boşuna bağlanmadım yar Seni sevmem için bir çok neden var Gülüşün gönlümü tutuşturan har Ağzın şeker dilin bal be sevdiğim Sayayım hoşuna gidiyor madem Yanakların elma gözlerin badem Sana aşık olur gören her adem Endamın incecik dal be sevdiğim Hançer mi sapladım kalbine ok mu Senden aşk diledim bu bana çok mu Omzuna döktüğün saçların yok mu Adeta siyah bir şal be sevdiğim Sana adanmıştır bil ki bu özüm Seviyorum işte yok başka sözüm Ne olur yollarda bırakma gözüm Arada kapımı çal be sevdiğim İzdivaçla bitsin bu aşkın sonu Diyecektim biraz dağıldı konu Saat erken henüz akşamın onu Gitme biraz daha kal be sevdiğim Gel etme gönlümü düşürme gama Kanarsa yüreğim kâr etmez yama Sana diyeceğim çok şey var ama Karşında bu dilim lal be sevdiğim Mustafa Çetiner |
Üstünden geçmek isterdim Her günün Tek tek mührünü vurduğun Ayak izlerine koymak isterdim ellerimi Silinmeseydi Verdiğin nefesi çekmek ciğerlerime Çam kokulu tuzlu rüzgarların gergefinden Geçmeseydi üstünden onca bahar… Bilir misin? Gülüşünü duymak, Köpük köpük dalgaları Karya’nın! Sen bilmek tatlı esen meltemi Adın bellemek Seviştiğimiz yeri Ellerin bilmek Gökova yelkenlilerini Geçmek isterdim Bir çırpıda Bu masmavi sensizliği… serkan erkoç |
SAKLI DUDAKLARIMIN ARDINDA Yüzüne söyleyemediğim o kadar çok şey var ki Bir gibi saklı aşkın yüreğimin bir ucunda Gözlerine baktığımda dilim lal olur inan ki Sana söylemediğim sözler var, saklı dudaklarımın ardında Seni bulmuşken, kaybetmek korkusu ölüm gibi Keşke karşılık bulsam, sevgime senden yana Bir an dökülüverse dilimden aşk sözcüleri Sana söylemediğim sözler var, saklı dudaklarımın ardında Bir sır gibi tutarım sana olan aşkımı kalbimde ben Seni unutmak istesem de aklımda, fikrimde sen Ölüm ne ki gülüm, ben hergün yanıyorum kor ataşta Sana söylemediğim sözler var, saklı dudaklarımın ardında Bırak hep saklı kalsın aşkım, içimde mahşere kadar Beni bir gün olsun anlamadın ya yüreğim ona yanar Belki bir gün, dökülür sözlerim ansızın avuçlarına Sana söylemediğim sözler var, saklı dudaklarımın ardında İLKER GÜLER |
Saklambaç Saklambaç oynardık seninle küçükken En çokta sen kaçardın benden Önüm arkam sağım solum hep sendin O yıllarda kalbimin sol yanımda olduğunu İçinde ise senin yaşayacağını bilmezdim Kaçan hep sen olurdun kovalayan ise ben Yakalanmazdında bir türlü hiç bana Ama Hep başkaları sobelerdi seni Yüreğim kabarırdı o anlarda işte tıpkı karadeniz gibi Ben hiç karıştırmazdım seni mesela Canan sobe Canan sobe diye bagırdıgımda Şimdi anlıyorum neden kazan çömleği hiç patlatmadığımı Yüzünün kıvrımlarını ezberlemişim çünkü o günden daha Seni arayıp tarayıp bulamayınca Elma dersem çık armut dersem çıkma derdim Sense sana aşkımı söylediğimde bile çıkıp gelmedin Evet saklambaç oynamıyor bu koca çocuk şimdi belki ama Değişen birşey yok önüm arkam sağım solum sensin hala Hasan Demir |
unutamam Seni hiçbir zaman göremesem de Ellerimiz asla kavuşmayacak olsa da Mavi gözlerinin içine bakamasam da O gül yüzünü sevip okşayamasam da Dudaklarından aşk buseleri alamasam da Gecelerimde tenin sıcaklığını hissedemesem de Her sabah uyanışımda seni yanımda bulamasam da Sensiz geçen her anım yüreğimi kanatıyor olsa da Sensiz bir hayat bana zindan olup işkenceye dönüşse de Yinede her şeye rağmen ben seni o kadar çok seviyorum ki Bir kere kaptırmışım kendimi sana olan sevdamın rüzgarına Yelken açmışım sevda denizine doğru… Ben seni böyle sevdayla severken,söyle bana nasıl unutabilirim Seni… Unutmak unutulmak bu kadar kolay bir şey mi ki AŞKIM mustafa ata |
Seni Görünce ... Işığı görünce vazgeçtim karanlıktan .. Güneşi görünce ay 'dan .. Rengarenk bir kelebeği görünce vazgeçtim karafatmadan .. Masmavi denizi görünce karadan .. Suyu görünce ateşten .. Bulutları görünce vazgeçtim bulutsuzluktan .. Kavuşmayı görünce özlemden .. Aşkı görünce hayattan .. Ve seni görünce vazgeçtim yalnızlıktan , Ve seni görünce vazgeçtim dünyadan .. Seni görünce vazgeçtim sensizlikten .. Ben seni görünce herşeyden vazgeçtim .. Şimdi düşüncelerimin karmaşasında sen .. Ruhum kararsız , iki yana savruk .. Ellerimde cesaretim kullanamadığım .. Gözlerimin beyaz 'ında bile sen varsın .. Dudağımda bir türlü söyleyemediğim kelimeler .. Yüreğimde bir kıpırtı .. Evet , vazgeçtim hepsinden .. Ben seni görünce kendimden vazgeçtim ... Özgür Mutlu |
Küfrüm Edebimi Asti Bu Gece Küfrüm Edebimi Asti Bu Gece Sen benim gözümde bir hiçsin artik, Nefretim askimi asti bu gece Bugün ki sözlerin söz müydü artik Son sözün sabrimi asti bu gece Kolayca bitsin bu diyemedin de Salladin savurdun basiretsizce Hiç mi ders almadin onca gezdik de Yagmurun rahmeti asti bu gece Yürümeyen neydi,iliskimiz mi? Günüm bombos deyisimiz mi? Sensiz yasayamam çeliskimiz mi? Yalanin dogrunu asti bu gece Evlenmek hayali kapimda idi Giris kat evimin boyasi yeni Mobilyan,takimin, alinmis idi Vuslatim tadini asti bu gece Yemedim yedirdim ne avrsa sana Üç kurusum olsa verirdim daha Memurdum yoksuldum hatirlasana Hafizam haddini asti bu gece Ayaklarin donmus,üsümüstün de Gece yatamamis üzülmüstüm de Bir ay oruç tutup yememistim de O çizmen boyunu asti bu gece Yapilan söylenmez, gelmezmis dile Allahtan beklenir kul bilmese de Kizginligim buna, sebep ise de Sabrim miadini asti bu geceü Onca gez toz benle,seviyorum de Sonra git nisanlan bir de ona de Serefsizlik degil, nedir bu söyle Küfrüm edebimi asti bu gece Sana son bir sözüm, nasihatim var Aldigim ahlakla bir terbiyem var Senin dog’ran ana deyip geçmek var Saygim adabimi tuttu bu gece Gönlümün romani bitti bu gece Hangisine yansam simdi gün gece Ömrümden bes yil gitti bu gece Bedirhan Gökçe Ankara Hey gidi Ankara hey Beni de benzettin ya kendine Astin suratimi, resmilestirdin beni Hey gidi Ankara hey Beni de benzettin ya kendine Yüzümde bürokrat gülümsemesi Içimde politik çikmazlar Kaçinci askti tattigim aksamlarinda Kizilay’da yürüyemeden el ele ayrildigim Bir gecelik duygu esnemesinde Yalnizligimla kendimi evime attigim Tutamadigim mevsimlerini doya doya Kaybettigim kendimi herhangi bir sokagin Herhangi bir ayriminda… Geçerken ömrüm giris katlarinda, üsüdüm titredim. Otuz yasima girerken bir yaz aksaminda, Bekar evlerinin soluk aydinliginda kötü aliskanliklar edindim. Hiçbir kiza yalan söylemedim Ankara. Ama bir ebruli aksamda, ezan seslerine karisti çigligim. Oyaliyormusum kendimi geçici heveslerde. Kar çiçekleri açiverdi yüregimde, Sen ask de buna, ben çikmaz sokak Ankara. Delik olan cebime koyacaktim tüm hüzünlerimi Yine siirler çalip sairlerin soluk nefesli kitaplarindan, Sarkilar sarkilar düzecektim ona ve Ankara, Çelik renkli gecelerine dagittigim yildizlardan, Taç yapacaktim sari saçlarina. Gözlerindeki yesilden sürecektim antik yalnizligina. Ikimizin de paylasacagi birisi olacakti hayatimda. Anlarsin ya sen Ankara, ben ve o. Üç kisilik bir dünya kuracaktik, Gözyaslarinin kahkahaya karistigi su dünyada. Duygu sevinecekti, Telefon edip Zeynep’e evleniyormus diyecekti. Frekansini yakalamisken tam da mutlulugunun, Çankaya’dan bir rüzgar esti. Kiskandin ya bizi helal olsun sana Su ölümlü dünyada kendin gibi bir dünya görmeden, Bogacaksin öylemi, kalabalik kaldirimlarinda beni. Hüzne doyacagim öylemi, senin gibi gecekondularinda. Benim gibi bir bozkir çocugu, Meram aksamlarinda çiçeklerin nasil olgunlastigini bilirim ben. Çözmüsken sifresini tam da hayatin korkma Ankara korkma Yazilmamis bir siirin okundukça çogalan ilk kelimesinde, Akip giderken kaderimiz iki ayri yöne, Mutlaka bulusacak vuslat denizinde. Ankara korkma okudugu dualari anamin ikimizi de kurtaracak. hiç ummadigin bir günde, söyle günes burcundayken sevinçlerin sen bana alisacaksin ben de sana Ankara Bedirhan Gökçe |
hasret Karabulutlar dolaşıyor üzerimde Sensizlikleboğuştuğum her günde Boğulmak üzereyim can nehrinde Demlenmiş sevdamın çökenhasretinde Yüreğimde yaktığın kor alevlerle Yaktığım cigaramı Özgürlüge koşmak istiyorum alabildiğince Ama ufukta güneş çok uzak Aydınlık karanlıkta kalmış sensiz Aşka giden yollar kapalı Sözcükler tadilatta Demlenecek bir sevdam bile kalmamış Çöken hasretinle Sorgusuz sualsiz mahkum ediliyorum sensiz gecelerde Hücrelerime kelepçeler vuruluyor Yar hasretiyle NAZIM HİKMET'ler gibi ceviz ağacı mı olayım gülhane parkında Yoksa yedikule şehrine mi gömeyim yasak sevdamı AHMET ARİF gibi dipsiz kuyularda mı arayayım seni... muzaffer çavdar |
Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin onu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak. ahmet yılmaz |
Adını sen koy hicranlı gecemin Can çekişmiş neye yarar bu gönlüm elinde Avuç avuç gözyaşı dolsada elime Silemezsin yanağıma süzülen gözyaşımı Hissedemezsin kanayan o yarayı Gün geçer takılırsın bir söze Sevgi yemin edilmiş bir söze benzemez Ne kadar bağlı kalsanda tutunduğun o dala Zamanla kırılacak tutunduğun o dal Bazen düşüneceksin yaptıklarını Ama geç olduğunu anlayacaksın Dinlediğin şarkıda duyduğun sitemli sözlerde Yazdığın her sözde aynaya baktığında kendine Hatırlanacak her ne varsa geçmişinde Kaldırsanda raflara, gözyaşlarınla üzerine mil çeksende Unutulmaya değer bir geçmişin olmadığına karar versende Kalbine söz geçirebildiysende Unutma boş kâğıda tükenmez kalemle yazmak güzeldir O boş kâğıda yazdığın her söz bir anlamdır Yanlış bir söz yazdığında işe yaramayan bir kâğıt parçasıdır Bende senin deyiminle bir boş kâğıdım Sen benim için doğan bir sabah güneşisin Gün bitiminde batsan da Bilirim ayın arkasından ışığını yansıttığını Ama sen o boş kâğıda çoktan atmışın imzanı… SİBEL AKÇAALAN |
|
Gözlerin mahpushane gibi senin gözlerin içine hapseder beni ışığa bir yol vardır gözlerinden anlarım ben gözlerinin içine ta içine bakarken unuturum dostu da düşmanı da Kaya Erbek |
solmayan baharlar Duaların ve umutların bittiği yerde Var oluşum başladı Şimdi, Umutlarımın bittiği yerdeyim. Kalbimi şerha şerha topladım sizin sokaktan Seni arıyorum taş kesildiğim kaldırımlarda Ve sen ölüm gibi aklımdasın ey yar, Sen her duamın başında ve sonundasın Umutlarımsın, hüznüm, sevincim Cennet gözlüm Sen her şeyimsin işte Şimdi bir el uzanır, ta uzaklardan Çıkmayası canımı götürür bilinmez diyarlara Bilmem hep hüsran mı? Hep dert mi? Hep keder mi? Hep unutuluşlara mı gebe bu yüreksiz bekleyişler Ve doğum çığlıklarında, solmayan baharlarım. Şimdi dualarımın bittiği yerdeyim Sana teslim, zerresine kadar bu kordan yüreğim Ebedlere müştak ruhum, Umuduma umut katıp nur`unla diriliyorum Hep senin için düşer, Hep senin için kalkar şu dertli başım. Bana uzanacak bir el bekliyorum Ve Biliyorum o nur`a herkes muhtaç... sabahattin çağatay |
Nazım Hikmet'ten Seçmeler SEVİYORUM SENİ Seviyorum seni ekmeği tuza batırıp yer gibi Geceleyin ateşler içinde uyanarak ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi Ağır posta paketini neyin nesi belirsiz telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi Seviyorum seni denizi ilk defa uçakla geçer gibi İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık içimde kımıldayan birşeyler gibi Seviyorum seni Yaşıyoruz çok şükür der gibi. JAPON BALIKÇISI Denizde bir bulutun öldürdüğü Japon balıkçısı genç bir adamdı. Dostlarından dinledim bu türküyü Pasifik'te sapsarı bir akşamdı. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Balık tuttuk yiyen ölür, birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Tuzla, güneşle yıkanan bu vefalı, bu çalışkan elimize değen ölür. Birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Elimize değen ölür... Badem gözlüm beni unut. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Üstümüzden geçti bulut. Badem gözlüm beni unut. Boynuma sarılma, gülüm, benden sana geçer ölüm. Badem gözlüm beni unut. Bu gemi bir kara tabut. Badem gözlüm beni unut. Çürük yumurtadan çürük, benden yapacağın çocuk. Bu gemi bir kara tabut. Bu deniz bir ölü deniz. İnsanlar ey, nerdesiniz? Nerdesiniz? [1956 VATAN HAİNİ Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet. Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Bir Ankara gazetesinde çıktı bunlar, üç sütun üstüne, kapkara haykıran puntolarla, bir Ankara gazetesinde, fotoğrafı yanında Amiral Vilyamson'un 66 santimetre karede gülüyor, ağzı kulaklarında, Amerikan amirali Amerika, bütçemize 120 milyon lira hibe etti, 120 milyon lira. "Amerikan emperyalizminin yarı sömürgesiyiz, dedi Hikmet Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ." Evet, vatan hainiyim, siz vatanperverseniz, siz yurtseverseniz, ben yurt hainiyim, ben vatan hainiyim. Vatan çiftliklerinizse, kasalarınızın ve çek defterlerinizin içindekilerse vatan, vatan, şose boylarında gebermekse açlıktan, vatan, soğukta it gibi titremek ve sıtmadan kıvranmaksa yazın, fabrikalarınızda al kanımızı içmekse vatan, vatan tırnaklarıysa ağalarınızın, vatan, mızraklı ilmühalse, vatan, polis copuysa, ödeneklerinizse, maaşlarınızsa vatan, vatan, Amerikan üsleri, Amerikan bombası, Amerikan donanması topuysa, vatan, kurtulmamaksa kokmuş karanlığımızdan, ben vatan hainiyim. Yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla : Nâzım Hikmet vatan hainliğine devam ediyor hâlâ. KIZÇOCUĞU Kapıları çalan benim kapıları birer birer. Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler. Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar. Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. Saçlarım tutuştu önce, gözlerim yandı kavruldu. Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu. Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok. Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk. Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver. Çocuklar öldürülmesin şeker de yiyebilsinler. [1956] KEREM GİBİ Hava kurşun gibi ağır! Bağır bağır bağır bağırıyorum! Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum... O diyor ki bana: -Sen kendi sesinle kül olursun ey! Kerem gibi yana yana... "Deeeert çok, hemdert yok" Yürek- -lerin kulak- -ları sağır... Hava kurşun gibi ağır... Ben diyorum ki ona: -- Kül olayım Kerem gibi yana yana Ben yanmasam sen yanmasan biz yanmasak, nasıl çıkar karan- -lıklar aydın- -lığa. Hava toprak gibi gebe. Hava kurşun gibi ağır. Bağır bağır bağır bağırıyorum. Koşun kurşun erit- -meğe çağırıyorum...... (1930 - Mayıs) NAZIM HİKMET RAN |
BENİ HİÇ SEVMEDİ DEME SAKIN Bir derman ver çaresiz yarama Gönlümde başkasını arama Acılarımı sevginle sar ama Beni hiç sevmemişti deme sakın... Sensiz her gecem zulüm olur Acılar dertler beni bulur Aşkından bu yüreğim ölür Beni hiç sevmemişti deme sakın... Gönlüm seni gördü göreli Görmez gözüm başka güzeli Değmez elime yad'ın eli Beni hiç sevmemişti deme sakın... Günüm geçer güneşsiz Yüreğim tutuşur ateşsiz Yangınım sönmez sensiz Beni hiç sevmemişti deme sakın... Selçuk Doğan |
sessiz çığlık Damarlarımdan kalbime akıyorsun ılık ılık, Bır gün olup verecekmisin aşkıma karşılık, Yedi kapılı zindandan daha beter bu ayrılık, Duvarlara çarpar bu içimdekı sessiz cığlık. Ne olurdu sevseydin benide,olsa da azıcık, Hasretinin hücresindeyim banada yazık, Cennetmi cehennemmisin aklım çok karışık, Duvarlara çarpar bu içimdeki sessiz çığlık. Gelmedin bir daha,beş sene oldu yaklaşık, Seninle şu demir kapının önünde kucaklaştık, Yetmedi aşkımız mahşere dek diye anlaştık, Duvarlara çarpar bu içimdeki sessiz çığlık. adnan ünal |
Aşka Niyet Her gözde kirlendi düşlerim benim gamze çukurlarında acılandı, sızılandı gülüşlerim benim Ateşin bağrına atsalar da üşüdü ellerim, üşüdü yüreğim.. Birleştir de tüm mevsimleri MEVSİMİN CEM HALİYLE GEL... bir bahara, bir kışa , bir yaza atma gönlümü bir kokteyl misali; orta halli bir mevsimde, yakmadan, üşütmeden, titretmeden kollarınla saracaksan gel... Gökkuşağının altından hiç geçmedim ben Kaldırıp gözümü bakmadım renge Gözümde renk aşktan ibaret Aşkıma renk katacaksan gel... Elinde fırça elinde boyaya ne hacet Dilinde bir tatlı sözünle gel... GÖZÜNDEN BAŞKA BİR GÖZDE RENK ARARSAM ŞAYET SEN SAY BUNU AŞKA İHANET Yeterince kırılmış bir kalp bu bende ki Dokunsan kanar Yan baksan kanar Bir pamukcuk elin varsa gel Rüzgar esse titrerim Sevdaya kastın yoksa aşka meylin varsa gel Bal rengi sabahlara uyandırabilirsen şayet.... Sana yemin sana söz beklerim Beklerim beklerim elbet Ömür dediğin beklemekten ibaret Vaadin aşksa eğer Sevdaya ise niyet Ben niyet ettim Beklemekteyim... kalem yazmaz, dil söylemez gönül hüküm vermese; aşk diye dönmez dünya , aşk diye atmaz kalp. ille de gönül aşka bürünürse; aşk dökülür satırlara aşık olmayandan, aşkı tanımayandan , aşkın bahsi olsa da ,olmaz tadı. aşk varsa; aşk yazar, yanar, yakar.. Çölün bağrına serilen güneş ben o aşka hayranım ben o aşka kurbanım... /// Bak bu çocuk yürek bekliyor seni severek, özleyerek../// Nurcan Aydos |
HÜZÜN Bende bir hicran, Karanlık gecelerde. Geçmişe dalarım. Anıları düşünürüm, Hayalini düşlerim. Bazı zamanlar, İsmi dudaklarımda. Hüzünlenirim sessizce. MURAT BARIŞ ÇETİN |
Sevda... Aramak nafile zor bulunuyor Sevda pazarlarda satılmıyor ki Sanmayın bu iş şansla oluyor Sevda kumarlarda utulmuyor ki Yüz bulunca gönle gelip gitmeye Çoban olup başlar seni gütmeye Fazla yakma diye tembih etmeye Sevda kulağından tutulmuyor ki Dillere düşürür çilesi bitmez Yakıp kavurduğu izleri yitmez Kıyamet kopsa da acısı gitmez Sevda şekerlere katılmıyor ki Nice kullar düşüp yandı hepsi de İşkence cabası gördü hapsi de Em diye sunulsa altın tepsi de Sevda ilaç gibi yutulmuyor ki Hafızadan gitmez zor unutmanız Asla mümkün değil kafa tutmanız Kendinize döner kurşun atmanız Sevda düşman değil çatılmıyor ki Beyine girip de aklını çelse Tedavisi yoktur kalbini delse Bir faydası olmaz uykun da gelse Sevda hamak değil yatılmıyor ki HİDDETÎ memnunken kendi halından Yalnız kül bıraktı garip kulundan Tecrit etmek için tutup kolundan Sevda zindanlara atılmıyor ki FİKRET OĞUZTÜRK |
Bir Kadın Ağlıyor Gözlerimde http://img353.imageshack.us/img353/1083/aglayansairfc1.jpg Ne vakit başımı kaldırıp baksam gözlerine Tren geçiyor katar katar Ne vakit dokunmaya kalksam yüzüne Bir kadın ağlıyor gözlerimde Ne vakit kırpsam kirpiklerimi Yıldızlar intihar ediyor avuç avuç Ne vakit tutmaya kalksam ellerini Buz tutuyor parmaklarım ayrılığın ayazında Ne vakit bir sen görsem köşede Gölgelerin dansına karışıyor karanlıklar Ne zaman seslenmeye kalsam can diye Kısılıp kalıyor geçit vermez boğazlarda sesim Ne zaman selam vermeye kalksam aşka Bir kadın düşüyor kollarımdan perişan Ne zaman vuslata açsam kapılarımı Bir şamar gibi yüzüme çarpıyor bitti dediğin Ve ne zaman gülümsemeye kalksa dudaklarım Bir sevda ağlıyor hıçkıra hıçkıra Söyle Sen mi yoksa ben mi kıymetini bilemedik aşkın Eylül Gökdemir... |
| Saat: 14:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık