![]() |
Maziye Gömdüm Seni Duydum ki hiç anmayıp, unutmuşsun beni, Ben de artık yanmayıp, maziye gömdüm seni. Birlikte geçen yılları, gezdiğimiz yolları, Silip bütün hatıraları maziye gömdüm seni. Demem bırakıp gitme, bu sevdayı yok etme, Yalvarırım zannetme, maziye gömdüm seni. Ne sen kaldın gönlümde, ne de adın dilimde, Bitti o aşk içimde, Maziye gömdüm seni. |
Soğuk iklimlerin sıcak günleriydi sevdamız Karanlık gecede tek ışığımdı gözlerin Hayat adil değil güzelim Beni yıkandı yalan 'SÖZ' lerin... |
Merdiven Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden, Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak, Ve bir zaman bakacaksın semaya ağlayarak... Sular sarardı... yüzün perde perde solmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta... Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller; Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller, Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer? Bu bir lisan-ı hafidir ki ruha dolmakta, Kızıl havaları seyret ki akşam olmakta... muttasıl = aralıksız hafi = gizli * Bu şiir, Haşim'in sembolist anlayış ile yazdığı başlıca şiirlerindendir. 1920 Ahmet Haşim |
birer, birer tükeniyor çareler vücudum da taze, taze yareler dertler beni günden, güne pareler bu dünya gayri dar gelir bana. derdim ondur dokuzunu demedim berdus degil idim, sarhos gezmedim dost dedigim düsman imis sezmedim karaya ak demek ar gelir bana. dünya ters dönse, umrumda olmaz anladim ki kader, yüzüme gülmez biliyorsam dünya, kimseye kalmaz teslim olmak ölüme kar gelir bana can damarim vücudumu sitmiyor elbet bir gün biter demek yetmiyor hangi tasi koysam yerini tutmuyor fazla oyalanmak ser gelir bana |
Yüregimdeki çocuk Yüregimde bir çocuk Sevinçle hüznü Bir arada yaşıyor Bir elinde umut çiçekleri Digerinde mutsuzluk dikenleri... Yüregimdeki bu çocuk aglıyor, Batmış eline Mutsuzluk dikenleri... Umut çiçekleri Gönlünü okşuyor... Kendisini Bekleyen geleceği Umut çiçeklerinde Biliyor... Yüregimdeki çocuk Ellerin de Umut çiçekleri, Gözlerinde Bir ümit ışıgı yanıp sönerken Kendisine sevgiyle uzanacak Bir dost eli bekliyor... Yüregimdeki çocuk Bir elinde umutsuz dikenleri Digerinde umut çiçekleri Gözlerinin içi gülüyor... Yüregimdeki bu çocuk Gelecekten umutlu Hayatla barışık yaşıyor... |
Başım Gözüm Üstüne Senden başka yar bilmem ömür boyu gözüme, Bak de yeter bakarım başım gözüm üstüne. İster aşk denizine ister hicran gölüne, Ak de yeter akarım başım gözüm üstüne. Yılda bir olsa bile seviyorum de hele, Senden gelmişse eğer sefadır bana çile, Yalnız kalbimi değil koca dünyayı bile, Yak de yeter yakarım başım gözüm üstüne. Yeter ki sen bekle de hiç kalır sabır taşı, Küçük bir umut bile olur gönül yoldaşı, Razıyım ömür boyu gece gündüz gözyaşı, Dök de yeter dökerim başım gözüm üstüne. Biliyorum bu aşkın yalnız sensin galibi, Her derdine razıyım çıkmasın tek talibi, Varsın yağmur yağmasın sen iste şimşek gibi, Çak de yeter çakarım başım gözüm üstüne. Tek söz etmem bu sevda vursa beni her yandan, Tanrım beni korusun benden bıktığın andan, Ne kadar sevsem bile bir gün olur dünyandan, Çık de yeter çıkarım başım gözüm üstüne. Biliyorum sevgili gönlünde yerim gurbet, İster sılaya çağır ister her gün sürgün et, Sen mutlu ol bir tanem ben ömür boyu hasret, Çek de yeter çekerim başım gözüm üstüne. Seni bu kadar sevmek yalnız benim günahım, Hiç şikayet ettim mi bir gün çıktı mı ahım, Bir elimde yüreğim bir elimde silahım, Sık de yeter sıkarım başım gözüm üstüne |
Ne acısı kaldı yaşanılandan, Ne hatırlanan yürekte tutunan aşktan, Birgün içinmiş herşey, Herşey yaşanmıyor yeniden baştan, Koşturdu bulutlar içimde, Hüznü aşkla kaplayan sabahtan, Bekledin, Yoktum düşlerinde, Yalnızlık zormuş, Her akşama sensizlik katmaktan, Yazdıklarınla, Düşündüklerinle, Kalelerim düştü artık, Savunmasızca yaşamaktan, Ne acı kaldı benden geriye, Ne de yüreğim, Yüreğinde unutulmaktan, Son elbet unutulmayan için, Diline dolanan silüetin hatırası, Oysa ben, Şiirlerin sayfasında yazan, Üç harf,tek yıllanmış kelime, Yüreğinin sevdalısı, Ellerimle yazıpta verdiğim, Ellerinde kaybolan, Unutulmamak yazgısı.... |
Bülbül Bir gamlı hazânın seherinde, Isrâra ne hâcet yine bülbül? Bil, kalbimizin bahçelerinde, Cân verdi senin söylediğin gül. Savrulmada gül şimdi havada, Gün doğmada bir başka ziyâda. Ahmet Haşim |
Unutmadık Yaralı bayramlar geçti Mevsimler, bütün anlamlarıyla Yüreğin koyu yerinde birikenler Kendi takvimleriyle gelip geçtiler Gelip geçti şehirler ve ölüler Unutmadık Topraktan çobanyıldızına değin Hey yer Her şey Mümkündü Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralıydık Unutmadık Orada bir coğrafya yağmalanıyor Orada gazetelerin ofset baskısı Orada yeniden yazıyorlar 835 satır Ve umudunu kaybetmeyen şehirler Gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük Yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz Adsız ölüleriz Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi Savaşlar ve pazarlar çağıydı Aynı silahlardı kullandığımız Aynı çarşılar aynı kandı Sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik Pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden Viran tarihten Uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven Çocuklar gibi kusup Kırda gelincikler gibi gülümseyen Müsademe çocuklarını gördük Geçip gidiyorlardı Tarihin en uzun gecesinden Pazarlarda aynı kan Aynı paranın değiş tokuşunda Karanlık çarşılar Aynı kanlı tarih her defasında Bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın Ölüme yakın duran Bir de on binlerin korosunda haykıran İntifada intifada intifada İki güzelliğimiz vardı bizim Ufkumuzdan inen Ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz Birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı Otuz üç kurşun sıkıldı her birimize Kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın Doğunun gündüz ve gecelerinde Otuz üç yıldız Hala ışığını gönderiyor bize Birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim Birkaç karanfil Yol için ipek, uyku için maya Kalbiniz için Kara bir yemin gibi çırılçıplak Kelimeler getirdim Kaybolmuş yüzyılların vatanında Ölümün erken takibe aldığı çocuklar Dağlarda değilim sizinle birlik Yalnızca mataranıza su vermeye geldim Nazım kadar coşkulu Aragon kadar aşık Lorca kadar yaralı Serap ile hakikat arası Çağın aşamadığı uçurumlarda Gider gelirim gider gelirim Efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma Anda gizlenen zaman Ateşin avesta dili Bitkiler, otlar, kökler Dağlanmış dil, narın rengi On binlerin dönüştüğü uğuldarken Doğunun yeni defteri Topraktan çobanyıldızına değin Her yer her şey karanlık bir pusuda Yazının, tekerleğin, tarihin İlk çocuklarından Ey büyük mezopotamya İki bin yıllık gece Dön geri bak Kardeşlerim ölüyor kalbimin doğuşunda |
Şafakta Dönsek mi bu aşkın şafağından Gitsek mi ekaalîm-i leyâle? Bizden daha evvel erişenler Ağlar bugün evvelki hayâle. Dönmek mi? Ne mümkün geri dönmek Düştüyse gönüller bu melâle? Bir eldir ufuklardan uzanmış Zulmet bizi çekmekte visale... Ahmet Haşim |
| Saat: 17:00 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık