![]() |
Şimdi tut o çığlığı avuçlarında! Bir başka güne akıyor sesimin çiğliği, Pişmekte yeni dem hüzün çiçekleri, Kökleri çekicek göğsüne batık gemileri, Burçlara asıcak yanık şiir zenginlerini... Tut o çığlığı şimdilik cebinde! Kısık sesimi süzünce yarından; Çıkarıp cebinden,dağıtırsın vuslat fakirlerine. Adım delecek karanlığı,vakit yakın; Mor sandık dolusu sessiz dakikaları, Ertesi sabah boşaltırsın güne... Şimdi tut o çığlığı dudaklarında! Sahip olmak isteyen cümlelere, Alışsın kulağının tenha odaları; Budama tatlı badanalar atılsın sonra, Kimsesizliğin yıldızlı tavanına sedef sarı... Tut o çığlığı Şimdilik ipinde! Cinayetim tanınmaz,kapatılmış dili; Sana kalır adımlarımın günahsız gölgeleri, Ertesi aydınlanmış sus hevesi, Şiire gebe gizli umut mendireği... Hafif dalgalı cümleler, Bayrak açacak suskunluğumda; Sustuğum gün bitecek yakında, Sar o çığlığı konuşacağım yarına.... |
ÖNCELEYİN Önce bir ellerin vardı yalnızlığımla benim aramda Sonra birden kapılar açılıverdi ardına kadar Sonra yüzün onun ardından gözlerin dudakların Sonra her şey çıkıp geldi Bir korkusuzluk aldı yürüdü çevremizde Sen çıkardın utancını duvara astın Ben masanın üstüne kodum kuralları Her şey işte böyle oldu önce |
Günes bir baska dogdu bugün, Rüzgar farkli esiyor, Yüzümü oksuyor sicak nefesiyle, Kuslar bir baska ötüyor bugün, Hiç bitmeyecek sarkilarini söylüyorlar, Agaçlar kuslara eslik ediyor, Yapraklar dans ediyor Bulutlar gökyüzünün güzelligini bozmamak istercesine, Ortaliklarda görünmüyor, Gökyüzü masmavi bugün, Hiçbirseyin gücü yetmiyor bu güzellikleri bozmaya, Imkansiz vazgeç benden desede askim, Nefes aliyorum, Günes bir baska dogdu bugün... |
Yanıyorum. Bazan duman oluyorum bazan su. Bazan, kapkaranlık oluyorum gecelerce, sabahlara inat. Bazan, sapsarı bir yaprak yağmurlarca ıslak toprak oluyorum. Her günbatımında yanıyorum, sensizliğe yanıyorum. Uykusuz gecelere sığmıyor düşlerim. Bulutlar, gökyüzünden gözlerime iniyor. Gökgürültülü akşamlarda kıyametler kopuyor, mevsimler hazana döndü haberin varmı? Akşamlarım serin geceler, buz tututyor. Ben yanıyorum. Sensizliğe yanıyorum. Yağmur damlaları ateş olur düşer yüreğime. Yıllar, kar olur saçlarıma konarlar. Elbistan akşamlarının yıldızları söner, tozar yollarda hasretin. Düşünüyorum, hep seni düşünüyorum, içime ateş düşüyor, yanıyorum. Sensizliğe yanıyorum. Ruhumda, dört mevsimi bir anda yaşıyorum. Dünya dönüyor ya, hazana takılıyor. Boğuluyorum, boğazımı sıkıyor anılar bir türkü takılıyor dudaklarıma, sağır akşamlara inat, söylüyorum. Sana da ulaşmıyor feryadım, sen de duymuyorsun. Bir ateşin ortasına düştüm, yanıyorum. Sensizliğe yanıyorum. Gökyüzü delinsin, yer çöksün geceler, yıldızlarını döksün umurumdamı. Sensiz uykulara pas vermiyor gözlerim, saatler döndükçe ben de dönüyorum. Bir sigara çekiyor canım, seni anıyorum. Sigaramın ateşi yanıyor ben yanıyorum. Sensizliğe yanıyorum. Ahmet Kurnaz |
Ne rüya görsem hep hayra yordum , her tanıdığım insanı adam sandım ...) Bahçemde asma Kimsesizliklerle sarmaş dolaş Dalları bir sana hasret Nedir bu çöküntüm Yanlış mıyım Yoksa yanlışlara mı gebe doğrularım Bilinmeze doğru yol alırken Ben neredeyim bu yolculukta Nerede benim yerim Hep inmek mi lazım yoksa son durakta Son durak mıdır tüm ümitlerim. |
Bir İntihar Akşamı Kısacık yoğun bir akşam herkesin yüzünün bir anıya karıştığı yoğun bir akşam bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde ve bir intihar üstüne söylenti bütün kıyıları dolaştı durdu kısacık bir akşam Kısacık serin bir akşam kelebeklerin atlarla yarıştığı yoğun bir akşam bazı mektuplar damgalandı postanelerde oturuldu bir takım şarkılar söylendi bir adam bir kadının kapısını vurdu kısacık bir akşam Neyi söylesem bir kahramanlıktı içinde azıcık buluştuğumuz bir bulutla bir kağıt peçete arasında kısacık yoğun bir akşam şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve kısacık yoğun bir akşam Her şey bir unutkanlıktı arada bir deliler gibi kavuştuğumuz tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında kısacık yoğun bir akşam biliyordum bir soğuktu nereye varsam bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve kısacık yoğun bir akşam. Kim karıştırdı gerçekliğine yaşadığım sonsuzluğun ve oturuldu bir takım şeyler söylendi imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne kısacık bir akşam duraladım ne yapsam Kim karıştırdı gerçekliğine su terazilerindeki ensizliğin ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne kısacık bir akşam o kadar kısa ki bir akşam yüzümü suyun ardında buldum kıyılar bu yüzdendir öyle dediler kısacık yoğun bir akşam serin bir akşam öyle söylediler... TURGUT UYAR Kısacık yoğun bir akşam herkesin yüzünün bir anıya karıştığı yoğun bir akşam bana bir memur gibi davrandılar hastanelerde ve bir intihar üstüne söylenti bütün kıyıları dolaştı durdu kısacık bir akşam Kısacık serin bir akşam kelebeklerin atlarla yarıştığı yoğun bir akşam bazı mektuplar damgalandı postanelerde oturuldu bir takım şarkılar söylendi bir adam bir kadının kapısını vurdu kısacık bir akşam Neyi söylesem bir kahramanlıktı içinde azıcık buluştuğumuz bir bulutla bir kağıt peçete arasında kısacık yoğun bir akşam şaşırdım hüznümü nerelere bıraksam bir yanda kasıklarımın sarsılmaz gücü ve kısacık yoğun bir akşam Her şey bir unutkanlıktı arada bir deliler gibi kavuştuğumuz tüfekle vurulmuş bir parsın yarasında kısacık yoğun bir akşam biliyordum bir soğuktu nereye varsam bir yanımda bir el bir yanda vazgeçilmez bir sancı ve kısacık yoğun bir akşam. Kim karıştırdı gerçekliğine yaşadığım sonsuzluğun ve oturuldu bir takım şeyler söylendi imla kurallarıyla mutsuzluk üstüne kısacık bir akşam duraladım ne yapsam Kim karıştırdı gerçekliğine su terazilerindeki ensizliğin ve fotoğraflar çekildi ben çıkmadım herkes eğlendi araba vapurlarıyla denizsizlik üstüne kısacık bir akşam o kadar kısa ki bir akşam yüzümü suyun ardında buldum kıyılar bu yüzdendir öyle dediler kısacık yoğun bir akşam serin bir akşam öyle söylediler... TURGUT UYAR |
Gençlik Böyledir İşte İçimi titreten bir sestir her gün. Saat her çalışında tekrar eder: "Ne yaptın tarlanı, nerede hasadın? Elin boş mu gireceksin geceye? Bir düşünsen yarıyı buldu ömrün. Gençlik böyledir işte, gelir gider; Ve kırılır sonra kolun kanadın; Koşarsın pencereden pencereye." Ah o kadrini bilmediğim günler, Koklamadan attığım gül demeti, Suyunu sebil ettiğim o çeşme, Eserken yelken açmadığım rüzgâr Gel gör ki, sular batıya meyleder, Ağaçta bülbülün sesi değişti, Gölgeler yerleşiyor pencereme; Çağınız başlıyor ey hâtıralar. Cahit Sıtkı Tarancı |
ECELİM OLUR MUSUN ? Hayret! Nasılda ışıldıyor yüreğin Sen gerçekten kulmusun Sevdanı gördüm gözlerinde Yoksa ulaşamayacağım nurmusun Çırpınır güzelliğinin yakamozunda şiirler Nakarat nakarat yakar bedenimi şarkılar Mısra mısra, mızrak mızrak Saplanır gözlerime güzelliğin. Gülüşün bir çocuğun sevinciyle Bayram öncesi arifeleri hatırlatır Öyle özlem, Öyle elbise, Öyle pabuç Her açılan kapıda şevkatinle karşılaşmak Öyle şeker, Öyle fıstık; Öyle lokum Hasretinin hararetiyle buğulanmış bir cama, İsminin baş harfini yazınca büyürüm yeniden Öyle mecnun, Öyle Ferhat, Öyle kerem Sen yüreğimdeki iklimin baharı Sen Lisanı olmayan dillerin alfabesi Sen, yavan bir hasretin sevda katığı Sen Bir ilâha niyetlendiğim sahurum. Gitme sakın yüreğimden âşık sana bu şehir Asılmış suratların boynundaki ilmik Çatılmış kaşların şakağındaki kurşun Bükülmüş dudakların isyandaki dilleri Yokluğunla savaşmanın, çırılçıplak kışı Hep mahcubiyet doğurur güneş yerine. Oysa güneşimsin sen Uslanmaz ki sensiz bu beden Bir tebessüm et yeter Bakışındaki nakışa gölge olmam ben. Fesat bir yalnızlık var içimde Yoksun ya yanımda olmasın kimse mutlu Şimdi sensiz açan çiçekler solsun Ağustos ayında, el ele tutuşmuş âşıklar donsun NEYSE! Hepsi bir yana dursun, Sadece sana öleceğim Ecelim olur musun? |
Aşk Deryasına Yelken Açtım Aşk deryasına yelken açtım Ufuklar dar dar geldi gönlüme Güya ben benden kaçacaktım Meydan okumak için ölüme Aşk deryasına yelken açtım Fırtınalar içimden dışarı aktı Öteler çok çetin çok ıraktı Aldı beni bir aşk kanadına Beni bensiz bir Ben'e bıraktı Fırtınalar içimden dışarı aktı İlim silik bir resim, aşk solmaz bir desen Bir deli rüzgârdır içimden esen Dışımda sükût... Görüntüm yanıltıcı Bir yalancı bıçakmış meğer beni benden kesen İlim silik bir resim, aşk solmaz bir desen Zaman zamansıza muhtaç ben bensizliğe Dibi yok deryalarda battım dipsizliğe Meğer gözyaşından başka bir şey değilmiş deryalar Haddini bilmeyenler düşermiş edepsizliğe Zaman zamansıza muhtaç ben bensizliğe Yokluk bir ayna yoku var edene Herşey bağlanmış mutlak bir nedene Ben sebepsiz bir varmıyım ki Takılayım bir kör gibi bedene Yokluk bir ayna yoku var edene Perdeler göze engel gönle yol engin Ok yöneldi hedefe, yayım sıkı ve gergin Bir 'gel! ' yeter zamanı delmeye Ey ruhum bu yolda melekler dengin Perdeler göze engel gönle yol engin... |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Güneşimsin Sen her sabah kıpkızıl tanyerinden uyanan Güneşimsin,ışığımsın benim sevdiceğim Işıltılı bir dünya değil tek istediğim Ömür boyu ateşim ol şu gönlümde yanan Sevdasız yaşantına gönül verdim kim ne der Sen yeterki aşkla okşayan sevgilerle gel Benden yana nazından başka yok hiç bir engel Sadece pamuk ellerini ellerime ver Kanatlanmak gerekse iki kalp arasına Sen bakışımın ucunda donakal öylece Bin asır geçsede çözülmesin bu bilmece Her gün her an aşkını aşkımda ara,sına Göreceksin bıraktığım yerde olacaksın Sevdiğinin sevgisine sadık mecnun gibi Sebebini soracaksan inan yok sebebi Gönlüme tutsak aşkıma aşık kalacaksın |
| Saat: 13:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık