![]() |
Uykusuz duvara demire değmekten gün boyu yorgun uzanıyorum ranzama birdenbire kokun |
Geçiyor ömrüm hep seni beklemekle Soldu günüm derdime dert eklemekle Bittim bu aşk yolunda emeklemekle Eridi gönlüm hep seni beklemekle Dön gel ne olur artık dön gel bana sen Dudaklarıma mühür oldu son busen Vedandan sonraki halimi bir görsen Kalbimdeki sancıyı bir bilebilsen Dünyam yıkıldı sanki birden başıma Hançer vurdu felek su kattı aşıma Hiç mi hiç bakmadı akan gözyaşıma Bir taş da sen ekledin mezar taşıma Ümitlerim bir kuş olup uçup gitti Yokluğun beni uçurumlara itti Ağlamaktan gözlerimin feri gitti Bilmiyorum ki aşkımız neden bitti Gel artık canım sil gözümün yaşını Eskisi gibi koy omzuma başını Benimle yarim yine paylaş aşını Verelim senle bu hayat savaşını. |
Gecenin Şarkısı gecenin şarkısı markısı kimindir hangi şarkısı üstelik gecenin şarkısı senin olsun ben istemem üstelik o şarkı herkesindir çünkü bulutlar konuşur kuşlar uyur ses uyanır şimdi kimindir gecenin şarkısı kimi hüzzamdan bir şarkı besteler uykusunda otlar büyür ocaklara girilir madenlerde ne düşler görür insan kimbilir gece onundur |
Yürek burukluğu bu olsa gerek Geçen her bir günde bir öncekini aramak Dön maziye şöyle bir bak Bak şu benim gamlı yürek Nasıl hasret eder Nasıl arayıp durur Yaşlı gözlerle köşe bucak O unutulmaz sevdaları Efsaneleşmiş şiirleri Şu yara dair O Yaratana dair Şu vatana dair Bizdeki vuslata dair Nerede o şair O şiir Nerede sair Çıkmaz artık Yeni Akifler, Beyatlılar Kısakürekler, Tanpınarlar Gelmez artık Gayri olmaz artık Sen yorma kendini efendi Bu şiirdeki son durak sanki. |
Ben Sana Mecburum Bilemezsin Ben sana mecburum bilemezsin Adını mıh gibi aklımda tutuyorum Büyüdükçe büyüyor gözlerin Ben sana mecburum bilemezsin İçimi seninle ısıtıyorum. Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor Bu şehir o eski İstanbul mudur Karanlıkta bulutlar parçalanıyor Sokak lambaları birden yanıyor Kaldırımlarda yağmur kokusu Ben sana mecburum sen yoksun. Ölmek kimi zaman rezilce korkuludur İnsan bir akşam üstü ansızın yorulur Tutsak ustura ağzında yaşamaktan Kimi zaman ellerini kırar tutkusu Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından Hangi kapıyı çalsa kimi zaman Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu Fatih'te yoksul bir gramafon çalıyor Eski zamanlardan bir cuma çalıyor Durup köşe başında deliksiz dinlesem Sana kullanılmamış bir gök getirsem Haftalar ellerimde ufalanıyor Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem Ben sana mecburum sen yoksun. Belki haziranda mavi benekli çocuksun Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden Belki Yeşilköy'de uçağa biniyorsun Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin Kötü rüzgar saçlarını götürüyor Ne vakit bir yaşamak düşünsem Bu kurtlar sofrasında belki zor Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sus deyip adınla başlıyorum İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin Hayır başka türlü olmayacak Ben sana mecburum bilemezsin. |
Her Gün Gönlüm İster Seni Görmeyi Her gün gönlüm ister seni görmeyi Korkarım arada söz olur deyi Ala gözlüm sana umut tutarım Güzelin ikrarı tez olur deyi Beni öldürücü derdin elemin Duydukça dilinden tatlı kelamın Gönder kölen olam kuru selamın Çekinme boşuna az olur deyi Hiç mi haberin yok olan işlerden Yatamıyom kara kara düşlerden Seni sakınırım uçan kuşlardan Güzelsin sevdiğim göz olur deyi Cilvelenir yar karşımda dururdun Perçeminden bergüzarlar verirdin Beni görsen elvan elvan yürürdün Görsün Derdiçok'a naz olur deyi DERDİÇOK |
Bir yolculuktur benimkisi son durağını aradığım Her durak bir başkasına götürüyor amaçsızca Yalnızlığın öfkesi sarıyor fırsat kolluyor sanki Yarınıma dünden yakın bugünden çok uzak olan Son durağımı arayıp duruyorum yıllardır Yanlışları nerde yaptığımı aramaktan çok Suratıma tokat gibi inen sensizliğin Takvimlere sığmayan öyküsünü yaşıyorum Kan kırmızı olmuş gözlerimden Akacak yaş bile kalmadı Gecenin ay ön dördü vaktinde Her gidenin bir nedeni olsa gerek "Son durak yolcusu kalmasın" Öyle çok duymak istedim ki bunu Yalvar yakar olduğum yalın akşamlarda Bir teselli bulamadan sürgün geçer gönlüm İşte yine çalınıyor aynı şarkı Adım gibi beynime kazınmış kurtulamıyorum Benliğimde tutunamadığım yaşama arzumu Çoktan tüketmişim son durağımı ararken Çabalamaktan bıktım usandım yersizim Derdimi ummana yaysam kendime geçersizim Lekesiz gün görmemiş bir aşka yelken açmak!!!!!!! Çok uzaklarımda kaldı artık vazgeçiyorum Dönüşü olmayan yollarında aranırken Bitkinliğim ve çaresizliğim yüzünden Her akşam bu saatler kendimden geçiyorum Benimkisi ne densizlik ne yersizlik Dualarımda saklanır aşk-ı dilberim Anlasa keşke ne kadar kötü sevgisizlik Ama artık ben anlıyorum ve biliyorum Benim son durağım kara toprak... Görüyorum. |
Ayrılık Hediyesi Şimdi saat, sensizliğin ertesi... Yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın... Avutulmuş çocuklar çoktan sustu. Bir ben kaldım tenhasında gecenin, Avutulmamış bir ben... Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim Ki bu yaşlar Utangaç boynunun kolyesi olsun. Bu da benden sana Ayrılığın hediyesi olsun... Soytarılık etmeden güldürebilmek seni... Ekmek çalmadan doyurabilmek... Ve haksızlık etmeden doğan güneşe Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi Mülteci isteklerim oldu ara-sıra, biliyorsun... Şimdi iyi niyetlerimi, Bir-bir yargılayıp asıyorum... Bu son olsun be... bu son olsun! Bu da benim sana, Ayrılırken mazeretim olsun! Şimdi saat yokluğunun belası... Sensiz gelen sabaha günaydın! İşi-gücü olanlar çoktan gitti Bir ben kaldım voltasında sensizliğin Hiç uyumamış bir ben... Şimdi dişlerimi sıkıp Dudaklarıma kanamayı öğrettim Ki bu kızıl damlalar Körpe yanağında bir veda busesi olsun. Bu da benden sana Heba edilmiş bir aşkın Son nefesi olsun... Kafamı duvara vurmadan, Tanıyabilmek seni... Beyninin içindekileri anlayabilmek... Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü, Bütün saatleri öylece durdurabilmek için, Çıldırasıya paraladım kendimi... Lanet olsun! Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde Olsun be... ne olacaksa olsun! Bu da benim sana, Ayrılırken şikayetim olsun! gözyaşım, utangaç boynunun inciden kolyesi olsun. her damla, vefasız teninde bir veda busesi olsun. Isterim, sen de ben gibi yan, ömrüne hep ağla. hep ağla, bu benden, son dua, bu benden, ayrılık hediyesi olsun... |
Ne Diye Bağlattın Alnına Kara Ne diye bağlattın alnına kara Bilmiyorum yaslı mısın sevdiğim Çekme beni yeter bu kadar dara Deli misin uslu musun sevdiğim Poyraz gibi yükseklerden esersin Bir söz desem belki bana küsersin Beni görsen birer birer bakarsın Sadrıazam nesli misin sevdiğim Gel dediğim yere gelin erinmen Beni görüp elvan elvan bürünmen Neden ikide bir bana görünmen Kafeslerde besli misin sevdiğim Halkalı gözlerin kalemdir kaşın Berk değdi sineme insaf et taşın Gezdim şu dünyayı bulmadım eşin Huriler misli misin sevdiğim Geldi Derdiçok dosta bakmaya Savaşırken kıyamına kalkmaya Va'din mi var Kerem gibi yakmaya Keşiş kızı Aslı mısın sevdiğim |
Her düşen kar tanesinin birbirinden farkı Her yaşanmış sevdanın ayrı bir tutkusu vardır Ama hiçbirisi seninkine benzemedi Hiçbirisi senin baktığın gibi Hiçbirisi senin sevdiğin gibi sevemedi Kar yangını düşerken sarhoş gönlüme Haddimi bilmez eserim kendimce Dümeni olmayan kalb-i hayatımın Kaptan-ı Derya sı olsan da Rotası şaşmış yüreğime yön versen Ben pusulasını ezelden kaybetmiş Ay ışında bile kaybolan Aybaz ruhumun yitik insanıyım Artık ölümü düşünmek istemiyorum Sadece seni yaşamak Sadece seni koklamak istiyorum Üşüdüğüm ayaz gecelerin matemiyle Göğsümü acıtan pervasız sızısından Seninle kurtulmak istiyorum Bırak içeri gireyim gönül kapından Sen çoktan mahpusu oldun Asla çıkamazsın gönül zindanımdan. |
| Saat: 15:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık