![]() |
CANIM SEVDİĞİM Beni durduramazsın Ben aşk dolu ırmağım Damarlarından süzülüp Kalbine akacağım Seni sevmek bir günahsa Bin günah olsun Aşkın beni öldürsede Canın sağolsun Vazgeçemem artık senden Haberin olsun Benim bütün derdim sensin canım sevdiğim |
D’Lİ DERVİŞ Düş merdivenden sevi üstü düşerken acır bilekleri basamakların. Gözleri kamaşır ışığın alt sesinden toprak kayan hüznün karanlığından/ ve sancısından anlığın. Ayaz vurunca çehresine günün Öperim dudağından grinin/öperim- Islaktır öpüşleri havanda dövülen kederin Alabildiğine korkaktır siyah çünkü/ Çünkü renkler utandırır ceplerinde kül taşıyan çocukluğumu. Alabildiğine yalnızdır ellerim Sıcaklığını terk ederim çünkü/ Çünkü ellerim kendimedir benim. Taşlanır suyun bağrı batman bakışlardan/ins çıkınca cinden Kirpikleri batar dolunayın göğe/ Açılır ayna uçurumun adımlarına/kapı ardı kadar boşlukta Pencere önlerinde geceden kalma karanlık ovar yüzümü güneşte. Yağmur yağar/uslanırım Mevsim ikinci el kalır hayata/göverir denizlerim. Davul bile dengi dengine ‘çalınır’ Şiir ve gurbet akşamları tutuşturur gençliğimi/kül kadar Akıl yaftalanır akıl hastanelerinde/delirmek emaredir bir şeylere Peki nedir yüzlere tutulan aynanın alamet-i farika’sının sırrı? Lanet/uykunun uykusuz hali. Başka ceset, başka ruh… bu kimin amin’i? İlla dudaklarımı mı kesmeli tövbe? Kuşlar ipe gerer göğsümü asma bahçelerinde Ateş havzalarında yıkanır saçlarım/tel tel tenime asarım havanın ıslaklığını Meryem’in gözyaşında İsa’nın gülüşü parıldar/ah ninova Havari olmak varmış bu kış. Çelikten gövdesiyle isyan bana başkaldırır Kanatlanır do sesiyle la minör sanrılar/uzaktan… Çok uzaktan/bir ah uyanır, dalgalanır acımdan içeri ‘ironi yapıyor feylesof/kimse hastalanmasın Başkalığın diyalektiğinde ölemedim’ diye Gömleğimde kurumuşluğu kanımın/oysa Kimse Yusuf demedi bana. Delilik geçicidir/ve delirsem geçecektir acım. Yıkasam ellerimi gömleğimle temizlenir mi aklım? |
Nihayet son durağımdayım Ne kadar uzun beklemişim oysa Seni içimde hissedebilmenin coşkusunu Senelere mahkum etmişim Hayat seyrimin bilinmez takvimine Esir etmişim kendi kendime Çok mu şey istemişim Seven eller arasında uyuyabilmek Yılların yılgın hançeriyle taş bastığım Yaralı göğsümdeki acıları dindirebilmek Dedim ya sevgi fukarası olmuşum Paraymış pulmuş gerisi hikaye Hepsi bomboş bunlardan bana ne Seyyahlığım bile kar etmiyor Yalnızlığımın hayaleti kol geziyor Aşk endamını sarmış dört bir yanda Bir bana uğramaz nankör aslında Çatık kaşlı oluşum işte bu yüzden Geçmişimde bırakamadığım ve Hala gölge misali takibimde Yenik düştüğüm anı müsvetteleri Düşlerimde bile görmeye razıyım oysa Ellerimi tuttuğunu görmek Hasretle sarıldığını hissedebilmek Küflenmiş başımı dizlerine yaslayabilmek Hayalden öteye geçmiyor olsa gerek Seni kendime emir telakki ettim Ruhun duymaz hislerin bilmez Gördüğüm rüyadan uyanınca ben İşte o an anladım Olamayız asla ben ve sen Ruhumu astım darağacına Yine yalnız yine sensiz Düştüm yollara Yolculuğum son durağıma.... |
Hasret anlatılması zor bir isim, İnsanlık karanlıkta kalan tek resim, Beni düşünüp aynaya bak,eğer gülümsüyorsan İşte bu dünyadaki benim son eserim. |
Gökyüzü Seni seviyorum demek, Hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı. Hiçbir zaman böylesine, Sevip sevilmemişti bu yürek. Yüreğinde bana ve sevgime yer var mı? Yer var mı aşka ve umuda? O zaman yukarıya bak, Ben ordayım her zaman yanındayım. Gündüz güneşi'mle gece ay'ımla, Kimsenin kucaklayamayacağı kadar Kucakladım seni. Bazen bir umut olmalıyım yüreğinde Güzel yarınlarda gerçekleşmeyi bekleyen. Sonra bir hayal düşüncelerinde, Seni başka alemlere götüren. Karanlık düşüncelerindeki Son yaprak olmalıyım ben, Hiç solmayan bir yaprak. Seni yaşamalıyım duygularda, Seni hissetmeliyim her nefes alışında. Yağmur olup üstüne yağmalıyım, Her damla benim sana olan sevgimdir. Islanmalısın sevgi yağmurlarında. Aydınlığın olmalıyım sonra, Buğday sarısı güneşimle. Kar'a kartanesi'ne ne dersin Bembeyaz saf aşklar yaşamak için. Ben senin vazgeçemediğin Gökyüzün olmalıyım. Ne sen beni unutmalısın, Ne de ben sensiz evreni kucaklamalıyım. Seni seviyorum demek Hiçbir zaman bu kadar güzel olmamıştı. Hiçbir zaman böylesine Sevip sevilmemişti bu yürek. Şimdi ben o güzeli seninle yaşıyorum, Ve Seni çok seviyorum. |
Seni Seviyorum Hani seversin de, Sevdiğini söyleyemezsin. Hani seversin de, Acı çekersin. Hani seversin de, Onu görmek bile yeter dersin. Hani seversin de, Sesini duymak istersin. Hani seversin de, Daima onu düşlersin. Hani seversin de, Sevdiğini söyleyemezsin. Yine de seversin, Beklersin, Beklersin, Beklersin... |
Dün sabah yağmur vardı yürüdüğün yollarda Her damlada da ben bastığın her yer ben ben yani yağmurları sevdiren ağlamayı gülmeyi Bir çocuk edasında koşturduğun o yollarda Peşinden sürüklenen bir toz gibi ben Toz gibi yani.. Uçsuz bucaksız çöllerde, suya hasret her bedenden Bir parça alıp götüren özlemleri yüreğinde hissettiren Hırçın bir dalga gibi sonra alıp giden sen Sen yani. Soğuk bir kış sabahında Meltem rüzgârı gibi yüreğime esen Adı konmamış her bebek tazeliğinde kokusu sinmiş her yerden denizlerden göklerden Genzi yosun kokan nehirlerden Daha derinlere akan sen Ellerimden gözlerimden Her dem aldığım nefesten Büyük bir parçasın sen. |
Haykır Artık Bu Sevdayı Yüreğim.... bu sevda zor yüreğim ateş gibi kor yüreğim sen yinede bu ayrılığı hep hayra yor yüreğim sevda iklimine uzak olsakda yaşarken acıyı bal diye yutsakda umuda kör zinciri vursakda sen sabır de sabret yüreğim arada uzak yollar var bilirim kaderde varmış der hasreti çekerim güle sevdalı bülbülü sen diye izlerim sen uçta hasretine son ver yüreğim yalnız kalsanda tek başına seslen artık allah aşkına bu sevdayı haykır cihana ben bu yola adanmışım de yüreğim ve şimdi umudun ardında saklanan geceye... bizi anlamayan bütün yüreklere.. haykır yüreğim haykır sevdanı.... |
Ah Neydi Benim Gençliğim Nerede böyle hüzünlenmek o zaman; İçip içip ağlamak, Uzaklara dalıp şarkı söylemek; Hafta sekiz ben eğlentide; Bugün saz, yarın sinema, Beğenmedin Aile Bahçesi; Onu da beğenmedin, parka; Sevdiğim dillere destan; Sevdiğim, Meyil verdiğim; Ben dizinin dibinde elpençe divan, Samanlık seyran. Nerde, Nerde, Nerde böyle hüzünlenmek o zaman! Orhan Veli Kanık |
incecikti gül dalıydı dokunsam kırılacaktı dokunmadım kurudu gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını neden akşam oluyorum tren kalkınca kırlangıçlar birdenbire çekip gidince mendiller sallanınca neden tıkanıyorum öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki az önceki çiçekler nasıl da diken diken gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç o sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti o elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz günler devlet alacağı, yıllar bir kadehcik buzlu rakı oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı nerde şimdi nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç |
| Saat: 15:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık