![]() |
Yere düşürülen bir bıçak sesi Kristali tuzla buz olmuş gözlerinin biliyorum ay kanatıyor ne zaman sussak geceyi Kendini benim yerime koy Oğul öksüzü babalar yerine Susmayalım. Bıçak uyuyor kelimelerin kalbinde Kanlı bir şerbet gibi akar dururdu İpeği ikiye bölen kılıçların ağzı Bir biz inmedik suya Kaç mevsimin yağmuru buruştu elimizde Örtülü çarşılarda ölümü tebdil ettik uzak durduk kabzasına çağıran intikamdan Bir biz inmedik suya Kendini benim yerime koy Oğul öksüzü babalar yerine Susuyorum. Ölülerim uyuyor kalbimdeMurathan Mungan |
Ölürsem ardımdan alkış istemem, Bildiğin bir dua varsa okursun, Ardımdan üzülüp ağla da demem, Bırak gözyaşların gözünde dursun. Methiyeler düzme rahat olayım, Bari mezarımda huzur bulayım, Bu ayrılış benim en son balayım, Bırak gözyaşların gözünde dursun. Neler çektiğimi söyleme sakın, Üzülme sen yine inciler takın, Ara sıra yırtık resmime bakın, Bırak gözyaşların gözünde dursun. Çaresiz kalırsan kafan karışıp, Maziyi düşünme derde alışıp, Çok darda olursan kalbin sıkışıp, Bırak gözyaşların gözünde dursun. Ağlasan, sızlasan gelmem geriye, Öyle kahredip de dönme deliye, Sevgim yüreğinde kalsın hediye, Bırak gözyaşların gözünde dursun |
Adam Olmak çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse sen aklı başında kalabilirsen eğer herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır hem kendine güvenebilirsen eğer bekleyebilirsen usanmadan yalanla karşılık vermezsen yalana kendini evliya sanmadan kin tutmayabilirsen kin tutana düşlere kapılmadan düş kurabilir yolunu saptırmadan düşünebilirsen eğer ne kazandım diye sevinir, ne yıkıldım diye yerinir ikisini de vermeyebilirsen eğer söylediğin gerçeği büken düzenbaz kandırabilir diye safları dert edinmezsen ömür verdiğin işler bozulsa da yılmaz koyulabilirsen işe yeniden döküp ortaya varını yoğunu bir yazı turada yitirsen bile yitirdiklerini dolamaksızın dile baştan tutabilirsen yolunu yüreğine sinirine dayan diyecek direncinden başka şeyin kalmasa da herkesin bırakıp gittiği noktaya sen dayanabilirsen tek herkesle düşüp kalkar erdemli kalabilirsen unutmayabilirsen halkı krallarla gezerken dost da düşman da incitemezse seni ne küçümser ne de büyültürsen çevreni her saatin her dakikasına emeğini katarsan hakçasına her şeyiyle dünya önüne serilir üstelik oğlum Adam Oldun demektir. Rudyard Kipling |
Ormanlarda yuvasını yitiren Bir kuş görsem sen gelirsin aklıma. Beni alıp uzaklara götüren Bir düş görsem sen gelirsin aklıma. Gönlüm viranedir, yakılmış, yanmış Hayal mermerinde hatıram donmuş. Asırlar öncesi duvara konmuş Bir taş görsem sen gelirsin aklıma. Toprak, ağacın her hali güzel Gölgesi, meyvesi hem dalı güzel Nerede, ne zaman faydalı, güzel Bir iş görsem sen gelirsin aklıma. Açılmış bir çiçektir her gülen dudak Kılıfta tomurcuk zor gülen dudak Bir dostluk bakışı, bir gülen dudak Bir diş görsem sen gelirsin aklıma. Yüreğinde deli taylar eş inen Gam ilinden dert iline taş ınan Altmış yıl yaş ayıp bin yıl düş ünen Bir baş görsem sen gelirsin aklıma. Abdurrahim Karakoç |
Son melodisini çaldı gece karanlığın şiirini okudu son kez, sessizliğe, rüzgar son kez esti! Ayrılık son kez kırdı kalemi bir sevdâ başkaldırdı hissizliğe ağlatarak âlemi bir hıçkırık son kez sesini kesti! Mehtap serenadını yaptı son kez ağaran ufuklara, kendince. Samanyolu son kez ağladı… ağladıysa niçin, niye, sessizce? Kutup yıldızı son kez yol gösterdi bilinmeze gidenlere… Ay son kez on dördünde göründü, sanki vedâ edercesine. Son kez şarkılar ağladı ve dinleyenlerin ruhu acılara büründü. Dönmemek üzere gidercesine - belki dönmeyecekler ardından!? inledi son kez duygular. Ve bir yürek son kez yerinden fırlayacakmış gibi çarptı. Beklediği müjdeli haber geldi diye sürgünler yurdundan. Tuzaklar son kez kuruldu, söz dinlemeyen kâlbine, son kez kelepçe vuruldu. Aradığını bulamayan gözlerde bakışlar - akarken alevden yaşlar! Suçunu bilmeyene bir mahkuma son kez son isteği soruldu. Çiçekler son kez demetlenmeye razı olurken… beklentiler son kez hasretten prangalara bağlandı. depreşen şifasız yaralar son kez umutlarla dağlandı. Gözler dilekler yazdı, okudu gözlere. Son kez burkuldu yürekler. Hüzün son kez yükünü dokudu özlere. Canlar son kez ateşlere attı kendini son kez, acı anlamlar yüklendi sözlere. Güneş ufuktan aştı son kez, gündüz kucak açtı göklere. Son kez sabır sınıra yaklaştı bal işledi küflü peteklere. Son kez bir sevgi elvedâ derken sevdiklerine hazırlandı, merhaba demek için meleklere… Son kez şiir yazdı bir şâir Aşkına, hicrânına dâir. İçini burarken sevdâsı yırttı kağıdı fırlattı kalemi içinde kömürleşirken anlayamadığı elemi. her şeyden usanan biri ne ilkler ne sonlar bitmez dedi, her şeye! Elvedâ son kez! |
Anadolu Akşamı Bir mektup parçası Sevgilim, ne kadar hüzünlü bilsen Bu ölgün akşamın ölgün bestesi, Uzak tepelerden, dağlardan esen Aşina olduğum rüzgarın sesi. Gölgeler içinde ağaçlar yorgun, Her tarafta yetim bir tevekkül var. Sanki fısıldıyor Anadolu'nun Uyuyan ruhuna ninniler rüzgar. Sürüler iniyor karşı bayırdan, Günün son ışığı vurmuş dereye. Bir Muğla türküsü yükseldi kırdan: "Ayşem, aygın baygın Ayşem, nereye?" |
Waterloo' da Bir Dişi Kedi O silik aynalarda şaşirdigim pis yüzüm daha çok insanlara benzeyen ve onlara hirçin çalgilar yansitan yüzüm. Uykularim upuzun bir geçmişi yaktikça ve o külle yikandikça ben durmadan utançla oguşturdugum yüzüm. Zengin dul dişi bir kedi seviyor ya kucaginda belki bu insanlara güvenimi doguruyor durmadan ellerim bagli da ondan bu belki yaşli adamlar artiyor haykirişimdan kanatlarini bembeyaz çirpiyor kuşlar bir kadin vuruyor kuşlara kendini vuruyor vuruyor kanatiyor belki sonra da güneşin gövdesine yorgunluktan. o silik, eski, yalniz aynalarda kisaca insanlarda yani kuşlari eskiten kan kurusun. Gürültülü bir intihar başlasin akşamla dinsin sen soyundukça geceye karişan hüzün dinsin dinsin benim çagdaş olmayan igrenç yüzüm. Ayin parçalanişini bir dişi kedi gördü Waterloo'yu gördü bir asker, bir kahraman ama bizim için ne Waterloo, ne yagmur öncesi hüznü bir aptalca büyü ugraştiriyor bizi durmadan çünkü umulmadik bir şey oluyor artik insan bir şey, bir kahkaha sabahin karşisinda ve yüzüm, o deşilmiş, o igrenç yara artik kendine yürüyor kalkip onlardan. İsmet Özel |
Seni Seviyorum Hani seversin de, Sevdiğini söyleyemezsin. Hani seversin de, Acı çekersin. Hani seversin de, Onu görmek bile yeter dersin. Hani seversin de, Sesini duymak istersin. Hani seversin de, Daima onu düşlersin. Hani seversin de, Sevdiğini söyleyemezsin. Yine de seversin, Beklersin, Beklersin, Beklersin... |
BİRAZ OLSA SEVEMEZMİSİN Kalblerde dolaşan bir cennet gibisin Sen solmayan esrarengiz bir çiceksin Cennetten kovulan bir huri gibisin Biliyorum bir gün bana döneceksin Anlayamadım ben sen melekmi, şeytanmısın? Her çiceğe konan kelebek misin? Seni görüp sevdim bensiz gitemezsin Söyle beni biraz olsun sevemezmisin. |
Ben Orhan Veli Ben Orhan Veli "Yazık oldu Süleyman Efendiye" Mısra-i meşhurunun mübdii.. Duydum ki merak ediyormuşsunuz, Hususi hayatımı, Anlatayım: Evvela adamım, yani Sirk hayvanı falan değilim. Burnum var, kulağım var, Pek biçimli olmamakla beraber. Bir evde otururum, Bir işte çalışırım. Ne başımda bulut gezdiririm, Ne sırtımda mühr-ü nübüvvet. Ne İngiliz kralı kadar Mütevaziyim, Ne de Celâl Bayar'ın Sabık ahır usağı gibi aristokrat. Ispanağı çok severim Puf böreğine hele Biterim Malda mülkte gözüm yoktur. Vallahi yoktur. Oktay Rıfat'la Melih Cevdet'tir En yakın arkadaşlarım. Bir de sevgilim vardır pek muteber; İsmini söyleyemem Edebiyat tarihçisi bulsun. Ehemmiyetsiz şeylerle de uğraşırım, Meşgul olmadığım ehemmiyetsiz Sadece üdeba arasındadır. Ne bileyim, Belki daha bin bir huyum vardır. Amma ne lüzum var hepsini sıralamaya? Onlar da bunlara benzer. Orhan Veli Kanık |
| Saat: 21:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık