MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

ahmed 30 Ağustos 2008 20:26

Gittin Işte


Akşam hüzünü yağıyor yüreğime
Gönülden akıyor ayrılık
Sensizlikte demleniyor sevdam
Sen gidiyorsun ardına bakmadan...

/Gittin gittin işte/

Sessizce gittin
Paslı bir hançer saplandı ta şurama
Batıyor hafiften, acıtıyor içimi
Kaçar gibiydin, usulca kayboldun
Geçtiğin her yer sessiz,
Her’siz kaldım...
Issız sokaklarda yürüdüm
Eşsiz kaldım...
Konuşamadım kimselerle
Dilsiz kaldım...
Elimde değil ...

Gittin de yaban ellere aktın
Sevda nehrim...
Susuz kaldım sensiz buralarda
Yıkıldı hayallerim...
Ümit’siz kaldım yalan dünya da
İçimde batan güneş doğmadı artık
Işıksız kaldım güneşsiz dünyamda
Elimde değil...

Tutamadım, elimden kayıp gittin
Sonsuzluklarımı sildin de gittin
Dönmeyeceğini bile bile bekledim
Vazgeçmedim...
Sensizdim, dipsizdim, sualsizdim
Elimde değil...

Yorgun bir ses çınlıyor içimde
Duyamaz oldum...
Sen gideli gülmedi yüzüm
Basit bir tebessüme muhtaç oldum
Elimde değil...

Böyle gitmemeliydin
Ve böyle bitmemeliydi deli sevdamız
Bu ayrılığa dayanır mı yürek?
Sevemedim ayrılığını
Alışamadım gidişine
Elimde değil...

/Artık kimsesiz yalnızlığın esaretinde
Sessiz haykırışlarım hakim yüreğimde/

Elimde değil ...

/Gittin gittin işte/

Bülent Kaya


TiglonBoYs 31 Ağustos 2008 13:09

Anlarsın

Zindanlar gökyüzüne yükseldiğinde,
Yıldızlar yeryüzüne çakıldığında,
Ateş donup, su yandığında,
Rüzgar daralıp, gevşeyip, uzadığında,
Hayaller hayal olduğunda,
Gerçekler yalan, doğrular yanlış,
Ben sen, sen de ben olduğunda,
O zaman sen beni anlarsın yok olduğunda.

Kaan Konyalıoğlu


ahmed 31 Ağustos 2008 13:19

Peki Ne Zaman?




Bekleyenlerin en belirgin sorusu
Yalnızlığın bir tutam korkusu
Kavuşmanın mutluluğu
Peki ne zaman?

Hayat acımasız
Geçmez böyle yarsız
Zaman böyle tarafsız
Peki ne zaman?

Dert başımdan aşkın
Benim derdim senin aşkın
Dermanım olurmusun aşkım
Peki ne zaman?



Selman Şancı


TiglonBoYs 31 Ağustos 2008 13:24

Ben Hiç...

Ben hiç türkü söylemedim ki
Özgürlük türküsü
Barışı tanımadım ki hiç
Uçurmadım ki gönlümdeki güvercini
Sevinç çığlıklarını atmadım ki gökyüzüne
Ben hiç ben olmadım ki
Çünkü ben türkü bilmem
Barışı tanımam,güvercin uçurmam
Çünkü onlar benimledir,içimde
Korkarım, onları çıkaramam

alıntı


ahmed 31 Ağustos 2008 13:26

Sensizliğin Kurali




bir yol var önümde, bulamıyorum
sensizliğe hiç mi hiç dayanamıyorum
sensin kalbim, yüreğim vede nefesim
sensiz nefes bile alamıyorum

bir tek sen varsın bu server-i cihanda
arıyorum ama bulamıyorum
mecnuna döndüm aşkınla yana yana
senin güzelliğine doyamıyorum

senin yokluğun acı veriyor bana
kabuk bağlamıyor bu kanlı yara
eger, eger olmazsan bana yare
halimi bile düşünmek, İSTEMİYORUM



Samed Üzel


TiglonBoYs 31 Ağustos 2008 13:35

Kırılan Kanadım


Daha gençtik daha hayat doluyduk umut yüklüydük
Yapacaklarımız yaptıklarımıza şahit birlikte güldük
Hiç yalnız gezmedik birlikte el ele tutuşarak yürüdük
Kanatlanıp uçtuk gökyüzünde birbirimizi kaybettik

Sen gidince uçamadım bir daha göremedim ben seni
Yerde aradım acaba düştü mü ki? Toprağa ben gibi
Yoktun alışamadım yokluğuna oldum deliler gibi
Kırılan kanadım sendin,sende yoktun güçtü onun tamiri

alıntı


ahmed 31 Ağustos 2008 15:51

Ve Ben Mum....



onun gülüşü;
günaydınlı sabahın yansıması,
bahar dalında ki ayva çiçeği,
sedef kaseler içinde sunulan ab-ı hayattı...
onun bakışı;
ateşler üstüne yağan kar,
yeşil tepeler ardından doğan güneş,
mermer kaldırımlara vuran kızıl gölgeydi....
onun duruşu;
haşmetiye aşıkları çağıran çınar,
taze dalların ucundaki kan portakalı,
şahlanmış küheylanların yeleleriydi.....
onun sesi;
bir kadeh rakı kadar başdöndürücü,
içimde figan olup giden bir şarkı,
cümle kuşların çılgınca ötüşleriydi....
onun dokunuşu;
topuk uçlarından cımbızla koparılan diken,
güney rüzgarı gibi kaygan ve ılık,
siyah bir kadife üzerine nakşedilen ölüm kadar ürperticiydi...
ve ben tarifsiz,
seni her hissedişimde
gümüş şamdanda,
yanmak için çırpınan,
alevli gözlerini bekleyen,
kaskatı bir MUM......



Nebile Aydın


ahmed 31 Ağustos 2008 22:38

Yıkık Hayeller



Ne kadar çırpınsamda
Unutamıyorum seni
Öyle bir almışsın ki bu kalbimi
Geri alamıyorum
Kilit vurmuşsun sanki
Kimseyi sevemiyorum
Sabahları seher vaktine kadar uyumuyorum
Resmini öpmeden yatmıyorum
Gözlerine baktıkça daha çok baglanıp
Dahada yazıyorum seni yüreğime
Hayelle düşler istekler bitmedi..tükenmedi
Ama bu bekleyiş beni tüketti
Sensizlige dayanmadı
Aradan günler haftalar geçti
Ve senden geriyi kalan tek şey
'Yıkık hayeller oldu'

Betül Kara


arwen 31 Ağustos 2008 22:41

Kelebek kadar ömrün olsa da yine sev…
Sev…
Severek güzeldir yaşamak be...
Biraz ağlarsın…
Yüreğin de sızım, sızım sızılar ama…
Biraz da deliler gibi gezersin maviliklerin kıyısında…
Delirmiş derler...
Desinler...
Seven akıllımıdır sence...
Şiirler yazarsın gece gündüz sevgiline...
Yüreğin yanar alevler içinde...
Seven, sevgi yüreğinle gitsen daha iyi değil mi be? ?
Sevdalı güzel yürek...
Hem,böyle bir insanı nerde bulacak ki bu karatoprak...
Anladın mı aşık...
Sev be...
Sev işte...
Ha bir ömür uzunca yüz'ünde…
Ha bir saniye...
Sev sen, sev yine de...
Ömrün kelebek gibi bir saniye olsa bile...
Sev…
Sev sen…
Boşver…

nayil kabak



ahmed 31 Ağustos 2008 22:45

Sen İstanbul Sen, Herşey Senin Yüzünden ..



İstanbul... İstanbul,
Vazgeçilmiyor senden,
İstanbul...

Aklım hep sende kalıyor , uzaklaşınca,

Ve aklıma bir sürü sorular takılıyor ardı ardına
Acaba beni özlüyor mu? şimdi ne yapıyor ?
Sorular bitmiyor ki kafamda
Yol uzayınca..

"Kaç Aşk a dönüpte ağladın,

Kaç Can ı tam yerinden bıçakladın!

Söylesen, kaç serseriye kucak açtın

Kaç sevdalı gördünde yıkıldın !

Ve kaç geceye kimbilir
Kaç uykuya
Kaç kere
Kan doğradın!!! "

Sen İstanbul sen,

Kaç ocağı söndürdün
Bir bilebilsem..

Ne yiğitler geçip gitti duramadı
Ne soylar barındı tutunamadı..

Vayyy beee,
Ne duvarlara çarptık seninle kafaları
Halimiz yaman, off !
Dumann duman..
Hemde zil zurna -ki düşün işte bizi o arada.

Gülüp geçiyoruz bazen konuşunca ama..

Ah İstanbul ahh ..!

Kaç şafak vaktinde beraber karşıladık günü
Ortaköy den izledik, geçen bütün gemileri
Emirgan da kaçamak koparmadık mı o gülleri?
Gizlice yapmadık mı seninle sevişmelerimizi

Yeri geldi,
Yıkıp dökmek istedik sinirimizden köprüleri !
Sen yokmusun sen,
Koyupta gidilmiyor ki işte öyle kolay,
Herşey,
Herşey senin yüzünden..






Fetihye Çivi


arwen 31 Ağustos 2008 22:55

Anlamıyorsun benı,
Bakıyorsun ama öylesıne!
Oysakı bıraz derıne ınsen göreceksın gözlerımın
Ardındakı kalbıme ınen kuçuk yolun ızını
Bakarsan
Bendekı senı goreceksın
Kaçıyorsun belıkıde bılınmez
Engellerı gordukce ürküyorsun dagları delmek, denızlerı gecmek
Zor gelıyor o küçük yuregıne
Anlamıyor gözuksemde anlıyorum küçük yureklı adam
Korkuyorsun sen bendekı yüreğinden bile
Büyük bu aşktan..

canan baygın



ahmed 1 Eylül 2008 05:08

Tutsak



Gidiyorum bu şehirden
Geride beni bırakarak
Artık ne kaldırımlar tanıdık
Ne hanlar, ne yollar...
Gidiyorum artık
Yeni sevdalara..
Sonsuzluğa....
Kuşlar konar omuzlarıma,
Bu şehrin kuşları
Omuzlarıma konar
Düşlerimde biter
İstemesemde kaçarım
Kentin tümünü geride bırakarak
Tüm umutlarımıda alarak
Umutlarım avucumun içinde
Kelebek misali
Sıksam ölecek
Bıraksam uçup gidecek...


Zekiye Oktar


arwen 1 Eylül 2008 23:32

diyorsun ki / hep ve daima
söz ver bana
yarınların ipoteği
bilmem nasıl verilir

biriktirebilseydim eğer
hep seni / daima senileri
vaad zengini olurdum inan
kaç daimaydım
kaç dünya
elinde koca bir hiç kalan

...

insanoğlu / ya düne ağlar durur
ya yarınla avunur
hüzünler /yalanlarla
kol kola halayda
şimdiler / hep
bir köşede esniyordur

iyisimi boşver sen
öteyi
beriyi
becerebiliyorsan
şimdi
sev beni

gülşen destanoğlu


ahmed 2 Eylül 2008 04:59

O Melek Sen Misin ?



Senin yağmuruna sarılmak, rüzgarından öpmek geliyor içimden.
Bir kara sevdaydı yaşadığım, çıkılmıyor ki içinden !

Mürekkep yapsam okyanusları, bulutlara doldursam
Ve döksem yer yüzüne baş harfini yazsam
Sevdiğim,
bana bir kez gülümser misin?

Herkes tarif ediyor da bir türlü gösteremiyor
Sevgilim
Yoksa o Melek sen misin!

Korkmaz Bıçkın


ahmed 2 Eylül 2008 05:19

Seni Yaşarım



Seni düşününce değişir dünyam
Kar boran içinde yazı yaşarım
Ne hüzün taşırım ne korku ne gam
Özlem ateşinde hazzı yaşarım

Isıtır içimi şu soğuk duvar
Kahkahalar atar dilsiz odalar
Aklıma gelince senli anılar
Sanki bir ömürü binle yaşarım

Hiç pişman değilim sevdim delice
Derdi mutluluğu tattım gönlümce
Sevdanın özünü iyi bilince
Senden uzakta da seni yaşarım...


Erkan Şahin


ahmed 2 Eylül 2008 22:06

Gittin



Ben, arkandan sadece baktım
....
Gittin...
Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım
Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu
bacağımı bu kadar acı duymazdım.
Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.
Ağlayamadım...
....
Gittin...
Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa
Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,
tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.
Anlatamadım...
...
Gittin...
Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden
Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?
Ürperdin yine biliyorum.
Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini
Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.
Tutamadım.
...
Gittin...
Bir yıkım gibiydi gidişin
Sen adım adım uzaklaşırken benden
Çöküp kaldı bedenim olduğu yere
Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti
Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.
Kalkamadım...
...
Gittin...
Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum
Hazırdım gidişine,
Kaçak zamanları yaşıyorduk
Zaman bitecek ve sen gidecektin
Bense, gidişinin ertesi günü
Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.
Başlayamadım...

Fatih Işık


ahmed 2 Eylül 2008 22:23

Sözleri Hançer Sevgili




"bir başka boylamda yaşanıyor sevdamız
bir başka rüzgar saçlarını dağıtan"

biraz dan yakalayacak akrep yelkovanı
ve ben birazdan kalkıp en sevdalı yanımla bağıracağım
eyyyyyy
sözleri hançer sevgilim
açtığın her yara iyileşmiyor!!!!!

Serhat Sarıbacak


ahmed 3 Eylül 2008 04:49

Nöbetteyim..


Anılarımın 3-5 nöbetindeyim bu gece..
Hava sıcak
Yapraklar baygın
Ay bile terine havlu atmış..
Bir, bir
Uğraksız patikaları arşınlıyorum
Gelende olmaz
Parolayı bilende..

Nöbetlerde
Özlemler başka acıtıyor
Kavuşmalar
ßaşka bir sızı oluyor yüreğe
Yürüdüğün her bir adıma
Lir gibi kavlamışlığı işliyorsun
Nota da olmaz
Söz de..

Nöbetlerde
En büyük düşman kendin
Anılarla baş başa kalmışlığın
Özlemlerine yenikliğin
ßelkilerine vurduğun hüznün
Keşkelere astığın yüzün..

Adımlarına vurulan saatler
Yelkovanın bıçakladığı bedenin
Anılarımın 3-5 nöbetindeyim bu gece
Yüreğime şehitliğimi beklemekteyim...


İlayda Seralı


TiglonBoYs 3 Eylül 2008 10:34

Dünya Derdi Bitmez Dostum

Hep sen ağlarsın düşünen sen,
Dünya derdi bitmez dostum,
Bırak kendini hayatın akışına,
Düşündükçe yanarsın dostum.
...
Hayat ***** felek neylesin,
Senin bağrın yanık kim feryad etsin,
Gülmeye hasretmi şimdi gözlerin,
Dünya derdi bitmez dostum.
...
Ağlamak ne yazar kaderimiz kara,
Bütün derdin bütün üzüntün değilmi yara,
Sormaz kimse seni sende arama,
Dünya derdi bitmez dostum.
...
Üç günlük dünya değil mi değmez,
Boşver be dostum sırtın yere gelmez,
Bende senin gibi bi kulum,
Dünya derdi bitmez dostum.
...
İnandır kendini buna,
Kader kötü ***** dünya,
Hayat zaten bi rüya,
Dünya derdi bitmez dostum.
...
Derdine yok çare sanırsın,
Engel olsa dağ, çatlatırsın,
Unuttur kendini hayata harcanırsın,
Dünya derdi bitmez dostum..
...

Acı çekmedim mi sanırsın,
Sen ne anlarsın sevgiden diyorsun,
Bırakıpta gitti, öldürdüde gitti,
Bu acı değil mi dostum.
...
Kan ağlamadımı gözlerim sanırsın,
Hiçmi bağlı kalmadı elim kolum,
Damla damla kan aktı hergün canımdan,
Hergün bi can verdim dostum.
...
Şimşekler çaktı bağrımda, kıyamet koptu,
Yavaş yavaş çöktüm yere düştüm,
Tüm benliğimi aldıda gitti,
Acı çekmedim mi sanırsın.
...
Dağlara çıktım, çöller aştım,
Aylarca yıllarca hep aradım,
Aradıkça eridim eridikçe daraldım,
Acı çekmedim mi sanırsın.
...
Sırtına bile bakmadan bırakıp gitti,
Ayyaş oldum sarhoş oldum,
Sanki alameti kopardı gitti,
Acının kıralını yaşadım dostum.
...
İşte böyle hayat,
Kestirmeden yol alayım,
Neler neler gördüm dostum,
Bu derdimi kime hangi dağa anlatayım,
Dünya derdi bitmez dostum.
...
Ağlayan hep ben incinen duyguları yine ben,
Dünya derdi bitmez dostum.
alıntı


ahmed 3 Eylül 2008 17:12

Sen Yanimdayken


Hayattan kazık yemekte varmış
Hayattan dayak yemekte varmış
Ama olsun
Önemli olan kalbim değil mi?
Önemli olan sevgi ve aşk değil mi?
Önemli olan sen değil misin?
Varsın kazık yiyelim hayattan
Varsın dayak yiyelim hayattan
Önemli değil, SEN YANIMDAYKEN


Çagla Çardaklı


arwen 3 Eylül 2008 23:57

Şimdi Yoksun.........

Aklıma düştün yine
Doldu gözlerim, agladı yüregim
Oysa ne kadar çok sevmişim seni
Keşke hiç bırakmasaydın ellerimi
Ve... beni kahreten o yalnızlıgı
Şimdi üşüyor bedenim
Sonbahar rüzgarlarının etkisi altında
Sende yoksun
Bir başıma bıraktın beni
Dipsiz bir uçurumun kenarına
Dön diyemem...
Ama sensizde edemem...
Düşünüyorum düşünüyorum
Yine bir çıkar yol bulamıyorum

Yine gözlerim aglamaklı galiba..


Tek senmi gittin sanki hayatımdan
Sen gittin..
Hayallerim gitti
Yaşama sevincim gitti
Ve daha birçok şey gitti..

Her saniye seni düşünüyorum
Sen beni hayatından attın ama
Ben seni düşüncelerimden bile atamıyorum

Ne vakit bir yaşamak düşünsem
Sensiz belki zor
Ne vakit bir aşk düşünsem
Bana çok uzak bir yol



Ramazan Akbaba


ahmed 4 Eylül 2008 04:46

Aşk Bir Savaş



Önce kalbime bi ateş saldı.
Yani ilk ateşi o başlatdı.
Siper alamadım,
Dondum kaldım.
Sonra karşılıklı bakışlar başladı
Bu bakışlarla anladım ki;
Savaşı o başlatdı.
Çektim bütün ordularımı Kale'me
Sessizce pusudaydım.
Aman tanrım!!!
O nasıl bir silahtı öyle
Sadece gözlerinle beni esir aldı.
Konuşamıyordum,
Artık dilim dönmez olmuştu,
Gözlerim de görmüyordu...
Tamam pes!!!
Sen kazandın.
Götürme artık beni o kara zindana
Al götür,dağladığın gözlerimle kalbimi
Yeter ki bırak benim saf ve temiz bedenimi

Erdem Ateş


ahmed 5 Eylül 2008 05:01

Evsizliğin Çocukluğu



kedere bıçak çekip jilet atarlar cehenneme
tinerle ovarak cesaretlerini
mideleri tenha düşleri lâl
acıya sallanmış bir çift zardır gözbebekleri
intihar marşıyla geçerler önümüzden
şiddet emzirir deve dikeni ömürlerini
hayatın ıskartasıdırlar
kan revan okunur tarihçeleri
kazınmış tenlerinden masumiyetleri
umutları alabora olmuş daha açılmadan denize
omuzlarına kimsesizlik kuşları konar
her dilde italik yazılır boyunları
: goncayken çürür evsizliğin çocukluğu






Serkan Engin


TiglonBoYs 5 Eylül 2008 12:45

Benden Herşeyini Sakınırsın

Nasıl ifrit olmayayım?
Nasıl deli olmayayım ben?
Saçlarını okşamak istesem
Okşatmazsın
Gider kuaföre teslim edersin başını.
Elini elimin içine koy desem
Çekinirsin,naz edersin
Yabancınmışım gibi kaçarsın benden
Ama manikürcüye
Yumuk yumuk ellerini az mı oynattın?
Bacakların güzel dedim
Ben kötülük düşünmesem de
Kötülük geldi içine
Sıyrılan eteklerini hışımla
Yüzüme kapı çarparcasına kapattın.
Örttün.
E...artık içimdeki şeytanı dürttün
Yalan mı? Ayakkabı boyatırken
Boyacıya bacaklarını uzattın...

Alper Kürük


B.L.A.C.K 5 Eylül 2008 12:58

BaYRaK

Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !

:turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye ::turkiyem::turkiye:


Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
kendini
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

:turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye::turkiyem:



ahmed 5 Eylül 2008 20:15

Kimsesizliğin Dalgası...





Hüzün giydirdi kendini geceye
Yıldızlar rüzgarla dans etti
Dalganın ürkütücü sesiyle
Sahile vurdu yalnızlığın sesi
Yosunlandı aşkın çarmıhı

Uğultu birikti kulak/larda
Bilendi dilde ah’ların süslü kelimeleri
Çaresizlik tam ortasında mavinin
Şefkat sunmuyor karanlığın albenisi düşüncelere

Öfke oturmuş bağıra
Güzel olan ne varsa asılmış ay’ın karanlık yüzüne
Ellere kan bulaştı bu/gece
Döküldü yağmur gözlere
Saç teline asıldı seviler

Konuşmuyor zaman kaderle
Bileklere kelepçe oturmuş
Acıtmıyor gecede
Bir türkü dilde süzülen
Kelime oyunlarına savaş vermekte

Dalgalar alın savurun beni
Kimsesizliğin sahiline
Tek barınağım yüreğim
Tek dostum rüzgâr
Tek yaşım yağmur
Ve tek sevgilim yıldızların ışığı
Mutluluğumsa öldüremediğim çocukluğum olsun


Merve Ören


Master Blue 5 Eylül 2008 20:46

Mutluluk Şiiri
 
Mutluluk
MUTLULUK

Mutluluk avucunda tutacağın kuş değil
Mutluluk Kafdağınında kuracağın düş değil
Mutluluk, gözlerimde vuracağın düş değil
Ayperi, iki iken, bir olmaktır mutluluk.

Mutluluk, gözlerinde yüreğini bulmaktır
Mutluluk, messafesiz nefesini duymaktır
Mutluluk, itirazsız her emrine uymaktır
Ayperi, vicdanınla uyuşmaktır mutluluk.

Mutluluk, aşka sadık, bir ceylanca sevilmek
Mutluluk, ela gözlü bir yar için delirmek
Mutluluk, yar uğrunda, ömrünü verebilmek
Ayperi, rüyasında görülmektir mutluluk

Mutluluk, haksızlığa isyan edebilmektir
Mutluluk, bazan sözde, çapkın olabilmektir
Mutluluk, bir yürekte, Yağmur kalabilmektir
Ayperi, gözünde, görülmektir mutluluk




Nebi Ünler


Mutluluk dediğin
mutluluk dediğin bir tanrı
başkalarının gözyaşlarından çalıntı
mutluluk dediğin bir ten
ten ten gidip gelmelerin
mutluluk dediğin bir böcek
çirkin bir böcek kanatlarını açması
mutluluk dediğin bir kader çakışması
tanrıların el çırptığı
mutluluk dediğin biraz alkol biraz beyinsizlik
geçmiş gelecek şimdi geçmiş sonraki şimdi gelecek
mutluluk dediğin sözcük ölümü
mutluluk dediğin anlık
bir hastalık kimsenin üzülmediği
mutluluk dediğin bir salıncak kendi kendine sallandığın
mutluluk dediğin
bir avuç balon ellerimde bir avuç hava
tutabildiğimce mutlu olduğum
mutluluk dediğin
son nefesimdeki hava
alıp ta veremediğim
mutluluk dediğin bir acı çimen
üzerinde ağladığım
mutluluk dediğin bir sıkımlık kar
eriyip te sudan beter olan
mutluluk dediğin bir kelebek açması
birde uçması onca renkle
mutluluk dediğin bir inilti
acıya bulaşmış bir zevk
mutluluk dediğin bir bebek uykusu
bir ninni uzaklardan bir ağıt ölüye
gecede ninni ağıt dostluğu
mutluluk dediğin bir savaş
siperdeki düşmana tüm bedeninle koşmak
bir namlu ucuna bir beden coşkusu
mutluluk dediğin bir soğuk ölüm
kar üzerinde beyaz kan
kar üzerinde yalınayak sevişmeler
mutluluk dediğin bir anlık
bir anlık boşalım
sonrası tanrı ölümü
sonrası tanrı yalnızlığı
mutluluk dediğin bir zor ölüm bir zor kalım
mutluluk dediğin bir güzel yüz
mutluluk dediğin bir gölge uykusu
bir gölge rüyası
mutluluk dediğin bir şarap
ağzında dolandırıpta içmeye kıyamadığın
mutluluk dediğin bir yeni yetme öpüşü
mutluluk dediğin bana en uzak olan hüzün
mutluluk dediğin karanlık koylarda dalga itimi sevişmeler
mutluluk dediğin ellerin
hep parlak ellerin
her şeyi yaratmışcasına ellerin
tanrı ellerin

hüzün dediğin ise bunları yazmak
Cevdet Doğan


GÜLGECELER 6 Eylül 2008 00:01

ADI YOK

Senin için akacak bir damla yaş
Benim ölümüm olsun
Bundan sonra seversem seni
Bu sevgi benim sonum olsun

Yaşamak sadece sendin
Sevmek sadece sendin
İçimde kalan her şeyi bitirdin
Nasılda sevmiştim anladım ki değmezmişsin

Yazık ettin sevgime
Senin için akan gözyaşlarıma
Sonum oldun
Aldın götürdün ne varsa

Bundan sonra sakın ama sakın dönme bana
Beni bana bırak ve git
bilirim üzülmezsin
bende üzülmem artık çünkü bilirim ki değmezsin!!
alıntı


ahmed 6 Eylül 2008 04:50

Ne Olur Masum Kal



Bana öyle bakma deme
İnan unutmuş şairler yazmayı,
Ben gözlerinde şiir arıyorum.

Bir tek senin israf edilmemiş duyguların
Bir tek senin dokunmamışlar merhametine
Bırak dağınık kalsın saçların
Ben suretinde rüzgar arıyorum

Aldatılmaya aday masumiyetin
İlk aşkını arayan liseli bir sevgili gibi
Sıfır beş uçlu kalemin nezaketiyle
Defterinin arasındaki kalbe, kazısan da Sevdiğinin baş harfini
Senin sandığın gibi değildir bu sevdalar

Unutma! Her ismin yanında soru işareti,
Her kalbin içinden bir ok geçer

Sen daha ilk baharsın, bırak yaz gelmesin gözlerine.
Vazgeçtim
Ben farklıyım desem de inanma benimde sözlerime

Çok erkek tanıdım
Kızlara hususi iltifatlar eden
ama kişiliklerini umumi tuvaletlerin arkasına gizleyen.
Yarı beline kadar çıplak, ellerinde kalem, bir de kapı
Namusu mürekkep, ' bunu yazan tosun 'lafları

İzin verme
Hiçbir sevgili neden olmasın

Biri bitmeden, diğerini yakmana sigaranın
Tiryakisi olursun baş ucundaki kül tablasının
İstesen de söndüremezsin hiçbir aşkı
Çünkü o ciğerini değil, yüreğini yakar.

Nankör olma
Herhangi bir çiçeğe benzetmesinler seni
Onlar, her ayrılıktan geriye kalan, bitkisel bir yalandır sadece..

Sen sakın bağlanma kimselere, boynuna bir ilmik asılır
Geçer Azrail karşına zaferiyle kasılır.

Ölüm gelir aklına

Kaçıncı kattan atlarsan atla, bedenin değil, bir tek ruhun acır
Bir düşün! El alem ne sanır
Çünkü geriye sadece, adı intihar olmayan bir ölüm kalır...

Bana öyle bakma de!
Bırak unutsun şairler yazmayı...



Korkmaz Biçkin


ahmed 6 Eylül 2008 17:37

Bir Zamanlar



bir zamanlar
herkes şendi
ne üzülen
ne toprak kapan vardı
bir zamanlar...

bir zamanlar
masallar kaf dağı ardında hayat bulsa da
yaşanılan öyküler
hayattandı
gerçekti hayaller
bir zamanlar...

bir zamanlar
kimse kimseye düşman değildi
zeytin dalları
her evde dalgalanırdı
bir zamanlar...

bir zamanlar
her sokak başı
her kaldırım taşı
yerli yerindeydi
çocuklar oyun oynarken
bir zamanlar...

bir zamanlar
anneler ağlamaz
babalar feryat etmezdi
akan kan için
dağda ovada
bir zamanlar...



Mehmet Selim Çiçek


Misafir 6 Eylül 2008 18:07

Karanlık Yapı

Vurmus daglara daglara isigi
Belli olmus uzagi yitmisliginden
Düsünür bizi
Gece asagida

Üstlerden büyür samanyolu
Bir sevgiye benzer
Baska bir sevgiye benzerken
Gece asagida

Bagislar öldürmüsü
Çalani yalan soyleyeni kaçani

Fazıl Hüsnü Dağlarca


ahmed 6 Eylül 2008 18:12

Söz...



yeHer daim kendimden eminim,olsun !
Bu aşkın başında,sonundayım,söz !
Ekmek,kitap üzre yeminim olsun,
Ölünceye kadar yanındayım,söz !

Sazımın nağmesi,ezgisi sensin,
Altıncı hissimin sezgisi sensin,
Şu ahir ömrümün yazgısı sensin,
Ölünceye kadar yanındayım,söz !

Bir kalpten bakışın deler sinemi,
Saçlarının yeli yalar sinemi,
Yine mi şüphe var,söyle yine mi ?
Ölünceye kadar yanındayım,söz !

Sırtımda urbamla sevdandır çıkın,
Yüreğim iğnene iplikten yakın,
Uzaklığı yanlış anlama sakın,
Ölünceye kadar yanındayım,söz !

Bazen kavgacısın bazen uysalsın,
Razıyım her halin benimle kalsın,
Azrail canımı dizinde alsın,
Ölünceye kadar yanındayım,söz !

Kutsal menzilinde bir garip kulum,
Şaşırdım yönüne kapıldı yolum,
Gidersen kırılır kanadım,kolum,
Ölünceye kadar yanındayım,söz !



Ömer Töme


ahmed 6 Eylül 2008 22:29

Eylül Bu Nasıl Sevda...!



Eylül bu nasıl sevda...
Gönül bağımı hazan vurdu,
Duygularım sararıp soldu,
Umutlarım göçmen kuşlar misali,
Sonbahar'la başka diyarlara uçtu,


Eylül bu nasıl sevda...
Mutluluğum iki günlük,
Hüzünüm ömürlük,
Aşk dediğin mevsimlik,


Eylül bu nasıl sevda...
Baharı yaşamadan yüreğim,
Yaprakları bir bir döküldü,
Gönül bağıma hasat zamanı gelmiş,
Güllerim,sümbüllerim boynunu büktü,


Eylül bu nasıl sevda...
Gözyaşıyla süslenmiş kelimelerim,
Sonbahar yağmuru gibi,
İçimden damla damla akıyor,
Hislerim omuzumda kışa yol alıyor,
Bilmiyorum bir daha gelirmi bahar...


Arif Orhan


The_DeViL 6 Eylül 2008 23:17

yAsaL aCıLaRıMa bİ'aT eDECeK kAdaR
yÜrEkLİ oLSamDa
YAnI baŞımA aLıRıM
hÜzÜnLeRİmİ


....ki sana boynum
kıldan ince bilirsin..


yine bir şehirdeyim korkunu ertesi gibi yüzüm
sanki senelerimi tüketmemiştim burda..
yabancı gibiyim oysa kan revan içinde
kıvrandığım cadde de
yürüyorum..kimse bilmez...
yürek neler taşıyor ..yürek nasıl yaşıyor


Cengizhan KONUŞ



ahmed 6 Eylül 2008 23:19

Çıkıp Gidiyorum Gönlünden Senin...



Biraz da çileni başkası çeksin,
Çıkıp gidiyorum gönlünden senin,
Nefesimi bile özleyeceksin,
Çok yıl alacağım ömründen senin.

Hep çileni çektim,görmedim huzur,
Yüzbin defa kırdın,hani bir özür?
Sevgimi topladım,bavulum hazır,
Çıkıp gidiyorum gönlünden senin.

Görmedim gerçeği,kördüm,cahildim,
Kendimi unuttum,sana eğildim,
Sen de bir çizik çek,ben seni sildim,
Çıkıp gidiyorum gönlünden senin.

Sana karşı özüm,sözüm bir oldu,
Ben sustukça senin sesin gür oldu,
Kararımı vermek biraz zor oldu,
Çıkıp gidiyorum gönlünden senin.

Ellerin elimi bir gün ararsa,
Maziyi canlandır,işe yararsa,
Hayalimle doldur,yerim dolarsa,
Çıkıp gidiyorum gönlünden senin.




Mustafa Şahin


The_DeViL 7 Eylül 2008 00:25

Bu şehirden bana acılar kaldı
Şarap sundum aya ben ayrılık tattım
Seyyah oldum şu alemde öyküler yazdım
Oturup anlattım kendi halimce
Seyyah oldum şu alemde türküler yaktım
Oturup söyledim kendi halimce

Gözlerinden mektup ellerinden su
Bekledim durdum ben ne zor yolmuş bu
Seyyah oldum sözüm bildim gizlendim içime
Çığlık oldu gözlerim kendimi vurdum
Seyyah oldum şu alemde niceler gördüm
Anladım ki insan kalbine yolcu

Bana aşk lazım
Aşkta ateş ararım
Kapanmış kapılardan geçtim
Yanmayan bedenlerden güzelim ben yolumu sildim
Dünyanın hali
Çeker giderim
Yalnızlık yolcusu gönlüm
Bir garip seyyahım ama kendime göçerim

Murat Çelik


SiyahLALE 7 Eylül 2008 01:12

Küçük Aşkım Büyük Sevdam


Sessiz bir çığlıktı sevdan, yaralayan,kırık bir aynanın yansımasıydı sanki yüreğimde..
Adını dahi koyamadığım bir eylemdin içimde.
Umudumun direnci ,gizli sevdamın yoksul çiçeği…
Küçük aşkım,büyük sevdam….


Yalnızlığım bile güzeldi seninle..
Saklamadım göz yaşlarımı mavi geceden.
Hiç utanmadım ki ağlamaktan.
İsyan da etmedim kadere…
Bir rüyanın donuk kalmış yanıydın geceden arta kalan.

Dokunmaya kıyamadığım,tutamadığım,daha nasıl sevsem formülleri ürettiğim,ve yine de sevmeye cesaret edemediğim,en göçük yanımdın.

Depremden arta kalmış doğal felaketim.küçük aşkım büyük sevdam..


Neden şimdi ha…!neden çıkıyorsun ki karşıma ..
Tanrı nasıl esirger bu güzel gözleri benden.
Bir okyanusun en derin yanıydın,içinde kaybolduğum.
Gökyüzünün en mavi katıydı erişemediğim.

Ve gökkuşağının en güzel çizgisinde saklıydı düşlerim…
Şimdi kuşların dilinde mi sevsem seni,çiçeklerin renginde mi arasam,balıkların aşkı ile sevsem,ve
Küçük bir aşk şarkısı yazıp onunla mı avunsam.
Küçük aşkım,büyük sevdam


Çaresizliğin bile güzeldi sevdanın,
Beşinci mevsim gibi geldin kapıma ,
Dumansız ,katıksız,berrak bir su gibi …
Girdabında boğulduğumu şimdi anladım..


Rüzgarında savrulduğum sendin,farkındaydım,nereye atsan dağ,nereye savursan orası sürgündün benim için.
Adımlarımı sayamadım sana gelirken ..
Engel alamadım.olmak istemedim beklide ..
Mesafeleri rüzgarına ayarlamak imkansız,yelkovanı akrebe döndürmek zordu…
Fırtınadan sonraki sessizliği yaşıyor kalbim, darmadağın,çaresiz..
Kanayan yaralarına merhem aramayacak gururlu….
Ben kelebeğin ömrüne talibim şimdi ..
Omzuna bir kez konmak için bekledim,
Yada bir hafta sonra sessizce ölmek için…

Ebediyen gidiyorum artık …
Selam söyle benden tüm güzel insanlara….
Yediveren iklime,kitapların arasına sıkıştırı*!* ikiz papatyama,
Sümbül kokan sevda yerimize,ve aşkımıza
Kaval çalan çoban kızına selam söyle..

Bir yürek daha sessizce sevdasını içine gömerek gidiyor de..
Şahidim yıldızlar olsun.
Göreceksin,gün ağarmadan beni yeniden ,
Gökkuşağının en berrak katında sana el sallarken göreceksin..
Küçük aşkım büyük sevdam
Alıntı


ahmed 7 Eylül 2008 04:53

Büyüdüm



Herhangi bir ülkenin, herhangi bir insanı olsalarda
Her çocuğun ana dilidir ağlamak
Beni bir kez güldürmedin ya
Demek ki ben seni, doğarken sevmişim!

Terk edilmeyi hak edecek kadar masumdum
Çünkü; benim aşklarımın hiçbirinde,
domuzdan elde edilmiş herhangi bir katkı
maddesi olmadı
ve sana yazdığım hiçbir şiirde, sanal aşk uygulaması yapılmadı!
Ben seni, bağıra bağıra sevdim...

Her çocuğun ana dilidir ağlamak
Söyle; sen doğarken ağlamadın mı!

Resmi kıyafetlerin kılığına girmiş, karakteri sahte gecelerde
sayısız, saygısız insanların saygı duyduğu,
yürekten cebe inmiş aşkların banknotunu,
çoktan tedavülden kaldırmıştı azrail
kimse farkına varamadı
Söyle; sen doğduğunda aşklar kaç paraydı!

Öğrendiğime pişman olacağımı bilmiyordum,
öğrenmeyi öğrenmem gerektiğinde.
Geç öğrendim!
Aşk bulunan değil, sadece aranan birşeymiş !

Hiç bir ülkenin hiçbirinde sevgi kalmadı!

Olsun
Ben aşığım, mesleğim göze almaktır ölümü
Çok geç artık
sana değil,
senden daha masum bir Cellata verdim gülümü...



Korkmaz Biçkin


ahmed 7 Eylül 2008 11:38

Sen Benim Herşeyimsin



voltalarımın sonunda
ranzamın başucundasın
ve her düşümde sevdiğim
kabuslarımda korktuğum bile sensin
tek başımayken yalnız bırakmayanım
ve kalabalıkta yalnızlığımda sensin
soframda ekmeğim
ve tel örgümsün mapushanesinde sevdamın
asfalt yollarında düşe kalka büyüdüğüm kentim
ve anamın emzirdiği sütte sensin
burnumda buram buram tüten sılam
ve ekmeğimi kazanmak için yürüdüğüm gurbetimsin
sevdiğim bilmem anlatabildimmi
sen benim herşeyimsin


Ercan Ayrancı


SiyahLALE 7 Eylül 2008 14:06

Sahte Yama


Bir Sahte Yama...


Bir vazgeçiş öyküsü bu ...
Dinle!
Sevdiğim ...


Canını canıma kattığım senden,
Uğrunda herşeyi hiç yapabiliceğim senden ,
Vazgeçiyorum ...


Cam kırıklarıyla dolu bir yolda, yalınayak yürümek gibi yokluğuna alışmak ...
Tam acıya direniyorum derken ,
Batan her yeni parçayla sımsıkı sardığın o yaraların - bir daha asla yaralanmam derken -
Tekrar tekrar kanamsı gibi ...


İnsanın - canının acıması - yani ...
Ne derin bir anlam bu, gerçekten bilene ...


-Canım acıyor- ........


Hiç aklımda yokken, tüm zihnimi zorlarken sadece sensiz anıları düşünmeye ,
Sen dolu anlara gömülmek
Ve medet ummak özlemime çare olsun diye dalgın bakışlarımda gördüklerimden ,
Her nakaratta daha da perişan bir yenilgi demek ...


Anlamların benliğime yüklediği gerçekler çok ağır artık !
Varlığımı zorlayan bu oyundan yoruldum !


Seni özlemekten ..
Yokken varsaymaktan ..
Esirin olmaktan ..
Hayal etmekten ..
Yaşanmamış saymaktan ..
Var gibi görmekten ..
Yok gibi yaşamaktan ..
Yoruldum !!!


Öyle bir labirent ki bu, bilmeden kendimi içine hapsettiğim ,,,
Bulduğum bütün çıkışlar sana yeniden başlamama sebep aslında ..
Ve kalemi hiç kaldırmadan yerinden, başladığım tüm başlangıçlar artık sahte !


Tüm bu sahtelikler içinde , gerçek olduğuna inandığım sevgim vardı hep kar kalan yanıma ,,
Artık o bile zararda !
İskontolu bir taktik uyguladığı ,,,
Ve Alış fiyatına satılık artık herşey hanemde ...


Bir vazgeçiş öyküsü bu ...
Dinle!
Sevdiğim ...


Yokken varettiğim ,
Olmayan varlığı ile kendimi büyülediğim ,
Haddinden abartılı önemsediğim ,
Büyüttükçe büyüklüğünden korktuğum bu sevginin sahibi senden ...
Vazgeçiyorum !


Gerçek bildiğim, hissettiğim için inandığım, inandığım için doğru saydığım herşeyden ..
Beni ben yapan duygularımdan ..
Seni benim sayan bütün düşüncelerimden ..
Bir çırpıda hemen ... Vazgeçiyorum !!!


Öyle kendinden emin bir geçiş ki bu ,
Tek bir zerre bile sen barındırmayan içine ,
İçimde öyle rahat, hiç tereddütsüz bir biçimde !


Zaman şimdiki zaman ...
Ve sen artık hep
Benim geçmişte kalan - yaram -......
Alıntı


ahmed 7 Eylül 2008 14:11

Yollar Uzun...



yollar uzun,
kalbim de, bir hüzün
sen yoksun ya! yanımda,
hergünüm bir ölüm..

sen uzaklarda,
sanki
kaf dağında,
ama,
hayalin,
her an karşımda..

yollar aşılmaz,
aşkdan kaçılmaz,
öyle
sevdim ki, seni
hiç bir kalp anlamaz...



Harun Sürek


SiyahLALE 7 Eylül 2008 22:22

TELEFONDA SEN

Bundan daha güzel müjde mi olur?
Merhaba diyorsun telefonda sen,
Sen ki konuşursun derdim mi kalır?
Nasılsın diyorsun telefonda sen...

Bu gece misketi çaldırmaz mıyım,
Başkenti ayağa kaldırmaz mıyım,
Sesini duyup da çıldırmaz mıyım!
Delisin, diyorsun telefonda sen...

Sağlığını düşün herşeyden önce,
Kendine iyi bak içme her gece
Seni Seviyorum, hem de delice!
Bilesin, diyorsun telefonda sen...

Mutluluk ne kadar kolaymış meğer,
Sevginin kadrini bilseydik eğer,
Kim ne derse desin, çekmeye değer,
Çilesin, diyorsun telefonda sen...

Çoktan terk ederdim, bu şehri, çoktan,
Arar diye caydım her yolculuktan,
Dostlar ne âlemde, çoluk çocuktan
Ne haber, diyorsun telefonda sen...

Sabrımı yenmese hasret nöbetim,
Arayıp sormaya yoktu niyetim.
O anda hapşırdın, çok yaşa dedim,
Beraber, diyorsun telefonda sen...

Albümde görünce aklıma esti,
Berbere uğradım dün akşam üstü,
Resmime bakarak saçımı kesti
Severdin, diyorsun telefonda sen...

Sevgi bu, insanı böyle inceltir,
Aklın ermediği yere yöneltir.
Sen de şiirlerinde böyle yüceltir,
Överdin, diyorsun telefonda sen...

Biraz da fedakâr olsaydın keşke,
Ne verdin destanlar yazdığın aşka?
Ömründen üç gece, hepsi bu, başka?
Ne verdin, diyorsun telefonda sen...

Hem içme diyorsun, içme de çıldır!
Hem de kalk şu anda bir kadeh doldur,
Hadi sağlığına şerefe kaldır,
Çınçınlat, diyorsun telefonda sen...

Bu yıl kurak geçti, bahar da yaz da,
Erik de olmadı, dut da, kiraz da,
Neler söylüyorum, lütfen biraz da,
Sen anlat, diyorsun telefonda sen...

Ne söylersen söyle, sen ne dersen de!
Anlat düşmanımı düşte görsen de!
Bir sigara yaksam, izin versen de;
Devam et, diyorsun telefonda sen...

Seni dinlemekten güzel şey mi var?
Çölde şırıl şırıl akan su kadar,
Yeter konuştuğum, benden bu kadar,
Merhamet, diyorsun telefonda sen...

Gelirsem görünme, kendini gizle,
Seni yağmalarım, yerim bu hızla!
Yerin kulağı var, açılma fazla,
Orda kal, diyorsun telefonda sen..

Canım ne istiyor şu anda bilsen?
Ah mümkün olsa da bulup da gelsen,
Kendi ellerinde incecik dilsen,
Portakal, diyorsun telefonda sen...

Afedersin bazen sapıtıyorum,
Böyle saçma sapan lâf ediyorum,
Kapı çalınıyor, kapatıyorum,
Hoşçakal, diyorsun telefonda sen..

Cemal Safi


ahmed 7 Eylül 2008 22:36

Sabaha Kadar



ben pek rüya görmem nedense
ama dün çok şey gördüm düşünde
aşk denen illet savurdu beni yerden yere
çok tehditler savurdu onu göremezsin diye
uyandım kan ter yara bere içinde
ya aşk kötü bir şey ya da fazlası zarar sevginin de
uyandım bu sabah bağırıyordum gel lütfen diye
bana bakan şaşırmış gözlerle

her gece olduğu gibi başta sen vardın düşümde
hep olur seni gördüğümde
hükmedemem dilime ellerime
sonra aşkı gördüm yine
ama çok korkunç sinirlenince
uysallaşmıyor ne dersen de
ve beni tutup götürüyor bilmediğim yerlere
sıkıca tutuyor beni bağırmayayım diye

aşk bırakıyor beni koskocaman bir okyanusa
tam ortasına tek başıma
gözyaşın olsun her damla
diyerek bağırıyor kaba kaba
güneşi görmemekle tehdit ediyor
ve geliyor aşk yazın ortasında
okyanus kurumuş gözlerimin altında

sonra beni alıp
kurak bir bahçeye bırakıyor
ağla diyerek
tehditler savuruyor yine
güneşi göremezsin diye
ne gelir elden ağlıyorum çaresizce
ne mevsimler geçiyor yağmur yağmıyor burarla
sadece gözyaşlarımla bahçe yeşeriyor
ve sen geliyorsun yeşiller arasından

galiba aşk da anladı artık
sana duyduğum aşktan öte
ve gelmek üzeresin bana
yaklaşmaya çalışıyorum eline
ve olan oluyor
uyanıyorum kan ter yara bere içinde


Emrecan Arık


SiyahLALE 8 Eylül 2008 02:38

SEN,BEN VE AŞK...

Aşkım sevda yüklü koca bir ummandır;
Her damlasında bir ümit kırıntısı barındıran...
Ve sevdam huzur veren bir kuytu ormandır;
Yeşillerinde o ahlaksız ruhunu arındıran...

Aşkımdan kaçmak adına attığın her adım,
Yüzünü gönlüme akıtan bir katre olacaktır...
Ve ne kadar uzaklaşmaya çabalarsan çabala;
Varlığın benliğime bir o kadar yakınlaşacaktır...

Aşkının kilometresini sıfırlayarak gir hayatıma,
Ve kalbini boşa al ki fazla sevda yakmasın...
Çünkü aşkım keskin bir virajdır bilirim lügatında
Hızla girersen uçuruma düşmekten kurtulamazsın...

Sevdamı bir çam ağacının serin gölgesi sanma,
Hayattan mola almak istediğinde beni kullanamazsın...
Ve aşkım bir çoban çeşmesi değildir artık anla,
Ne kadar içersen iç o sevdaya kanamazsın...

Başkalarında arayıp durmaktan usanmadın mı?
Kanayan kalbinin şifalı merhemi yalnızca bendedir…
Ve ruhum sokaklar ortasında kalmış bir garip serseri,
Ama bilirim sevgiye aç gönlümün azığı sadece sendedir…

Kalbim bir tufana tutulmuş kasaba olur yarim,
Sen beni yok sayıp köşe bucak kaçtığında…
Ve gönlümden kervanlar yürür sana doğru,
Sen gönlümün vadisinden serkeşçe geçtiğinde…

Aşk bir aynaysa ben oraya yansıyan siluetinim
Yüzünde oluşan her bir çizgiden mesuliyetim var...
Ve ömür bir yolsa, bu yolda sana tek yoldaş benim,
Benden başkası sana haramdır anlasana artık ey yar

Alıntı


SiyahLALE 8 Eylül 2008 03:07

Bilir misin?

Bilirmisin yalnızlık ne demek? Bilir misin
gökyüzündeki yıldızlardan medet ummayı?

Uzattın mı elini bir yıldız boyunca,
belki, tutarım diye farkında olmadan?

Uykusuz kalmayı bilir misin sabaha kadar?

Hiç küstün mü hayata?

Aslında kendinsindir küstüğün küçüğüm?

Kapatıp gözünü
hayaller kurduğun oldu mu geleceğe dair?

Bazen küçük bir masumiyet belirir
tebessümünde,
bazen gözünde hırçın bakışlar.
Kızdın mı kaderine günlerce?

Kendini tanıyamadığın oldu mu hiç?

Bazen cesaret edemeyen konuşmaya
ve bazen de hiç susmayan sen.
Sevdin mi birini?

Her yağmur yağışında saatlerce
bekledin mi sevdiğini pencerenin önünde?

Bir yudum sevgi dilendiğin
oldu mu sert bakışlardan?

Yaslanacak bir omuz aramadın mı?

Birden güldüğün oldu mu sebepsiz?

Her şiirde kendinden
bir şeyler bulmadın mı hiç?

Rüyalarda yaşadığın oldu mu hayatını,
istemediğin oldu mu uyanmayı?

Baktığın ama göremediğin oldu mu etrafı?
Ufak bir sorunu büyütüp
ölmeyi de mi istemedin hiç?

Sebebini bilmediğin bir ağırlık
çökmedi mi üstüne?

Büyüdüğünü farkedip
zamana düşman oldun mu?

Hecelerin az geldiği,
kelimelerin yetmediği
oldu mu duygularını anlatmaya?

Ağladığın oldu mu sebepsizce sabaha kadar?

Belki, sen, ağlamayı bilmiyorsundur ,
sevmeyi bilmediğin gibi.

İki damla yaş değildir ağlamak...

Önce hüzünlenmek,
sonra düşünmek, hayal etmek..

Anıları yaşamak, büyük bir özlem içinde
o küçük oyuncak bebeğe sarılmak.

İşte budur ağlamak ve yeniden yaşamak.

Alıntı


ahmed 8 Eylül 2008 04:58

Nokta



Bugün aşkımıza
Bir nokta koydum...
Artık virgüllerle,
Ünlemlerle,
Soru işaretleriyle
Yaşamaktan
Sıkıldım...

Ya bir ünlem ol...
Noktana yelken takıp
Denizlere sal...
Ya git, giderken
Virgüllerini de al...
Ya da küçük bir nokta
Olup yüreğimde kal...

Ben artık noktayım
Sadece bir nokta...
Beyaz hayatın
Mavi sayfasına
İnce uçlu kalemle
Özenle yazılmış
Kapkara bir nokta...



Saadet Gökçe


ahmed 8 Eylül 2008 22:32

Yazık Değilmi



Hergün bir askerimiz şehit düşüyor
Neden bu kavga bitmek bilmiyor
Çok analar ağlıyor çok kanlar dökülüyor
Yazık değilmi gencecik askerlerimize?

Doğusuyla batısıyla aynı vatanda yaşıyoruz
Niye bu kavgayı bile bile ediyoruz?
Neden bişey yapamıyor çaresizce susuyoruz?
Yazık değilmi gencecik askerlerimize?

Ölmek için yeminler ettiler
Korkusuzca kendilerini ateşe ittiler
En sonunda canlarınıda vaadettiler
Yazık değilmi gencecik askerlerimize?

Türküyle kürdüyle alevisiyle
Aynı çatı altında yaşamıyormuyuz?
Niye el ele veripte bişeyler yapmıyoruz?
Başka ülkelerden farkımız ne bizim
Çokmu geride kaldık?
Yazık değilmi gencecik askerlerimize?



Emrah Köçekçioğlu


GÜLGECELER 9 Eylül 2008 01:22

Hadi Kalk Sevdam

Hadi kalk sevdam,
bir gün batımı daha..
bir kara akşam seyri daha…
Deniz kokan bu hava her iç çekişimde
ciğerlerimi biraz daha yakıyor..
Hüzün buharlanıyor gözlerimde,
tutmasam yağmur olup yağacak sanki…

Hadi sevdam kalk…
Meltemini coşturduğun yüreğim,
bu sefer matemlere mahkum…
Sende her suçlu gibi boynunu büküp
cezanı çekmelisin belkide…
senin suçun en ağır olanı;
‘sevmek…’

Nasıl masum bir edayla bakarsın hala
gözlerime.. dedim ya senin suçun en ağır olanı!
Hadi kalk sevdam bu mevsimden göçme vakti,
bilirsin biz sıcağa alışık değiliz, hep hazandır
bizim mevsimimiz, hep hüzündür gitmelerimiz..
Hadi kalk…

Bir kopuş daha gerçekleşmeli
bu bahar kendi yüreğimden…
Sessizliğin çığlıklarına kulak asmamız, ve
o sessizlikle ağlamamız lazım…
Biraz utanmamız, biraz hoyratça esip
biraz da susmamız…
Hadi bu deli poyraz alır gider yoksa bizi…
Bak duydun mu bu sesi… ardında bıraktıgım
yüreğimden esen deli poyrazın izi..


Hadi kalk sevdam! bu akşamın mateminden
gecenin karanlığına yol alma vakti geldi..
Hadi kalk bak vakit gitme vakti…

Kalmak mı?
Delirdin mi sen baş garip sevdam?
Sığıntı misali taşımaz bizi bu yelkenli,
hadi artık bak vakit göçüp,
gitme vakti…

Bırak ardında bir damla gözyaşının tuzu kalsın,
tadı dudaklarına indiğinde, çatlaklarının arası sızlasın..
Bırak bu soğuk yağmur senden sonra
toprağına yağsın.. Hadi kalk artık sevdam!,
bırakalım bizim ardımızdan mutluluklar ağlasın!
hadi artık kalk..

Bırak bizi uğurlayanlar ağlamasın, bırak herkes
masum kalsın, bizi suçlu yapan bu seş utansın…
Hadi kalk bak vakit gitme vakti, ne varsa
ardında bırakıp göçme vakti…
Hadi sevdam artık bitme vakti…
"Alıntı"


ahmed 9 Eylül 2008 04:51

Düşler Sokağı




Düşler Sokağı

Burası ,
Dedikoduların çığlık çığlık yayıldığı ;
Global dünyada bir yer ,
Düşler Sokağı...
Küçük bir köy belki de köyden büyük bir şehir.
Hergün günbatımıyla binlerce onbinlerce ,
Çocuksu düşlerin kabûslara karıştığı ,
Yine gündoğumuyla milyonlarca düşlerin yeşerdiği ,
Sonra yavaş yavaş zamanla solduğu ,
Kabûsların büsbütün her tarafı kapladığı, sardığı ,
Küçük bir köy belki de köyden büyük bir şehir.
Kuşlarının ancak rüyâda göklerde süzüldüğü öttüğü ,
Karbondioksidin , birçok çiçeği açmadan kuruttuğu ,
Ve arının çiçeği tatmadığı yalnız hayal edebildiği ,
Tipinin boyrazın herşeyi yerle bir ettiği ,
Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir ,
Eşkiyanın terörün kol gezdiği ,
Yalanın dolanın siyasetin herkesi uyuttuğu,
Kontrolsüz kavşaklarla dolu düşüncelerin çalkandığı ,
Polisin,ışığın,levhanın hiçbir köşede olmadığı...
Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir.
Burası :
Vehimli platonik âşıklar caddesi,
Sevginin sevgilinin global vesilesi,
Düşler Sokağı...
Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir.


İbrahim Gök


CaNaRY 9 Eylül 2008 21:48

GİRDAPTA BİR CAN

Yad elden yanıma çağırdım seni
Gelmek istiyorsun, bırakmıyorlar.
Rüyada, mektupta, albümde beni
Bulmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Umutlar hayaldir, acılar gerçek
Çileye mahkûmsun, kim ne bilecek
Ya bir kuru selâm, ya bir top çicek
Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Otuz yıl ağladın hep yana yana
'Yeter, yazık' diyen olmadı sana
Vefasız dostluğa, kalleş zamana
Gülmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

'Çalış' derler, ayak bağlı, el bağlı
'Konuş' derler, dudak bağlı, dil bağlı
'Kalk git' derler, kapı bağlı, yol bağlı
Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar.

Aydınlık ararsın her gün, her yerde
Çekerler önüne yedi kat perde
Zulüm kimden gelir, adalet nerde?
Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar.

Yıllar boyu uykuların bölündü
Uçacakken kanatların yolundu
Hayat hakkın vardı, elden alındı
Ölmek istiyorsun, bırakmıyorlar.


Abdurrahim Karakoç



Saat: 20:25

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık