![]() |
Gittin Işte Akşam hüzünü yağıyor yüreğime Gönülden akıyor ayrılık Sensizlikte demleniyor sevdam Sen gidiyorsun ardına bakmadan... /Gittin gittin işte/ Sessizce gittin Paslı bir hançer saplandı ta şurama Batıyor hafiften, acıtıyor içimi Kaçar gibiydin, usulca kayboldun Geçtiğin her yer sessiz, Her’siz kaldım... Issız sokaklarda yürüdüm Eşsiz kaldım... Konuşamadım kimselerle Dilsiz kaldım... Elimde değil ... Gittin de yaban ellere aktın Sevda nehrim... Susuz kaldım sensiz buralarda Yıkıldı hayallerim... Ümit’siz kaldım yalan dünya da İçimde batan güneş doğmadı artık Işıksız kaldım güneşsiz dünyamda Elimde değil... Tutamadım, elimden kayıp gittin Sonsuzluklarımı sildin de gittin Dönmeyeceğini bile bile bekledim Vazgeçmedim... Sensizdim, dipsizdim, sualsizdim Elimde değil... Yorgun bir ses çınlıyor içimde Duyamaz oldum... Sen gideli gülmedi yüzüm Basit bir tebessüme muhtaç oldum Elimde değil... Böyle gitmemeliydin Ve böyle bitmemeliydi deli sevdamız Bu ayrılığa dayanır mı yürek? Sevemedim ayrılığını Alışamadım gidişine Elimde değil... /Artık kimsesiz yalnızlığın esaretinde Sessiz haykırışlarım hakim yüreğimde/ Elimde değil ... /Gittin gittin işte/ Bülent Kaya |
Anlarsın Zindanlar gökyüzüne yükseldiğinde, Yıldızlar yeryüzüne çakıldığında, Ateş donup, su yandığında, Rüzgar daralıp, gevşeyip, uzadığında, Hayaller hayal olduğunda, Gerçekler yalan, doğrular yanlış, Ben sen, sen de ben olduğunda, O zaman sen beni anlarsın yok olduğunda. Kaan Konyalıoğlu |
Peki Ne Zaman? Bekleyenlerin en belirgin sorusu Yalnızlığın bir tutam korkusu Kavuşmanın mutluluğu Peki ne zaman? Hayat acımasız Geçmez böyle yarsız Zaman böyle tarafsız Peki ne zaman? Dert başımdan aşkın Benim derdim senin aşkın Dermanım olurmusun aşkım Peki ne zaman? Selman Şancı |
Ben Hiç... Ben hiç türkü söylemedim ki Özgürlük türküsü Barışı tanımadım ki hiç Uçurmadım ki gönlümdeki güvercini Sevinç çığlıklarını atmadım ki gökyüzüne Ben hiç ben olmadım ki Çünkü ben türkü bilmem Barışı tanımam,güvercin uçurmam Çünkü onlar benimledir,içimde Korkarım, onları çıkaramam alıntı |
Sensizliğin Kurali bir yol var önümde, bulamıyorum sensizliğe hiç mi hiç dayanamıyorum sensin kalbim, yüreğim vede nefesim sensiz nefes bile alamıyorum bir tek sen varsın bu server-i cihanda arıyorum ama bulamıyorum mecnuna döndüm aşkınla yana yana senin güzelliğine doyamıyorum senin yokluğun acı veriyor bana kabuk bağlamıyor bu kanlı yara eger, eger olmazsan bana yare halimi bile düşünmek, İSTEMİYORUM Samed Üzel |
Kırılan Kanadım Daha gençtik daha hayat doluyduk umut yüklüydük Yapacaklarımız yaptıklarımıza şahit birlikte güldük Hiç yalnız gezmedik birlikte el ele tutuşarak yürüdük Kanatlanıp uçtuk gökyüzünde birbirimizi kaybettik Sen gidince uçamadım bir daha göremedim ben seni Yerde aradım acaba düştü mü ki? Toprağa ben gibi Yoktun alışamadım yokluğuna oldum deliler gibi Kırılan kanadım sendin,sende yoktun güçtü onun tamiri alıntı |
Ve Ben Mum.... onun gülüşü; günaydınlı sabahın yansıması, bahar dalında ki ayva çiçeği, sedef kaseler içinde sunulan ab-ı hayattı... onun bakışı; ateşler üstüne yağan kar, yeşil tepeler ardından doğan güneş, mermer kaldırımlara vuran kızıl gölgeydi.... onun duruşu; haşmetiye aşıkları çağıran çınar, taze dalların ucundaki kan portakalı, şahlanmış küheylanların yeleleriydi..... onun sesi; bir kadeh rakı kadar başdöndürücü, içimde figan olup giden bir şarkı, cümle kuşların çılgınca ötüşleriydi.... onun dokunuşu; topuk uçlarından cımbızla koparılan diken, güney rüzgarı gibi kaygan ve ılık, siyah bir kadife üzerine nakşedilen ölüm kadar ürperticiydi... ve ben tarifsiz, seni her hissedişimde gümüş şamdanda, yanmak için çırpınan, alevli gözlerini bekleyen, kaskatı bir MUM...... Nebile Aydın |
Yıkık Hayeller Ne kadar çırpınsamda Unutamıyorum seni Öyle bir almışsın ki bu kalbimi Geri alamıyorum Kilit vurmuşsun sanki Kimseyi sevemiyorum Sabahları seher vaktine kadar uyumuyorum Resmini öpmeden yatmıyorum Gözlerine baktıkça daha çok baglanıp Dahada yazıyorum seni yüreğime Hayelle düşler istekler bitmedi..tükenmedi Ama bu bekleyiş beni tüketti Sensizlige dayanmadı Aradan günler haftalar geçti Ve senden geriyi kalan tek şey 'Yıkık hayeller oldu' Betül Kara |
Kelebek kadar ömrün olsa da yine sev… Sev… Severek güzeldir yaşamak be... Biraz ağlarsın… Yüreğin de sızım, sızım sızılar ama… Biraz da deliler gibi gezersin maviliklerin kıyısında… Delirmiş derler... Desinler... Seven akıllımıdır sence... Şiirler yazarsın gece gündüz sevgiline... Yüreğin yanar alevler içinde... Seven, sevgi yüreğinle gitsen daha iyi değil mi be? ? Sevdalı güzel yürek... Hem,böyle bir insanı nerde bulacak ki bu karatoprak... Anladın mı aşık... Sev be... Sev işte... Ha bir ömür uzunca yüz'ünde… Ha bir saniye... Sev sen, sev yine de... Ömrün kelebek gibi bir saniye olsa bile... Sev… Sev sen… Boşver… nayil kabak |
Sen İstanbul Sen, Herşey Senin Yüzünden .. İstanbul... İstanbul, Vazgeçilmiyor senden, İstanbul... Aklım hep sende kalıyor , uzaklaşınca, Ve aklıma bir sürü sorular takılıyor ardı ardına Acaba beni özlüyor mu? şimdi ne yapıyor ? Sorular bitmiyor ki kafamda Yol uzayınca.. "Kaç Aşk a dönüpte ağladın, Kaç Can ı tam yerinden bıçakladın! Söylesen, kaç serseriye kucak açtın Kaç sevdalı gördünde yıkıldın ! Ve kaç geceye kimbilir Kaç uykuya Kaç kere Kan doğradın!!! " Sen İstanbul sen, Kaç ocağı söndürdün Bir bilebilsem.. Ne yiğitler geçip gitti duramadı Ne soylar barındı tutunamadı.. Vayyy beee, Ne duvarlara çarptık seninle kafaları Halimiz yaman, off ! Dumann duman.. Hemde zil zurna -ki düşün işte bizi o arada. Gülüp geçiyoruz bazen konuşunca ama.. Ah İstanbul ahh ..! Kaç şafak vaktinde beraber karşıladık günü Ortaköy den izledik, geçen bütün gemileri Emirgan da kaçamak koparmadık mı o gülleri? Gizlice yapmadık mı seninle sevişmelerimizi Yeri geldi, Yıkıp dökmek istedik sinirimizden köprüleri ! Sen yokmusun sen, Koyupta gidilmiyor ki işte öyle kolay, Herşey, Herşey senin yüzünden.. Fetihye Çivi |
Anlamıyorsun benı, Bakıyorsun ama öylesıne! Oysakı bıraz derıne ınsen göreceksın gözlerımın Ardındakı kalbıme ınen kuçuk yolun ızını Bakarsan Bendekı senı goreceksın Kaçıyorsun belıkıde bılınmez Engellerı gordukce ürküyorsun dagları delmek, denızlerı gecmek Zor gelıyor o küçük yuregıne Anlamıyor gözuksemde anlıyorum küçük yureklı adam Korkuyorsun sen bendekı yüreğinden bile Büyük bu aşktan.. canan baygın |
Tutsak Gidiyorum bu şehirden Geride beni bırakarak Artık ne kaldırımlar tanıdık Ne hanlar, ne yollar... Gidiyorum artık Yeni sevdalara.. Sonsuzluğa.... Kuşlar konar omuzlarıma, Bu şehrin kuşları Omuzlarıma konar Düşlerimde biter İstemesemde kaçarım Kentin tümünü geride bırakarak Tüm umutlarımıda alarak Umutlarım avucumun içinde Kelebek misali Sıksam ölecek Bıraksam uçup gidecek... Zekiye Oktar |
diyorsun ki / hep ve daima söz ver bana yarınların ipoteği bilmem nasıl verilir biriktirebilseydim eğer hep seni / daima senileri vaad zengini olurdum inan kaç daimaydım kaç dünya elinde koca bir hiç kalan ... insanoğlu / ya düne ağlar durur ya yarınla avunur hüzünler /yalanlarla kol kola halayda şimdiler / hep bir köşede esniyordur iyisimi boşver sen öteyi beriyi becerebiliyorsan şimdi sev beni gülşen destanoğlu |
O Melek Sen Misin ? Senin yağmuruna sarılmak, rüzgarından öpmek geliyor içimden. Bir kara sevdaydı yaşadığım, çıkılmıyor ki içinden ! Mürekkep yapsam okyanusları, bulutlara doldursam Ve döksem yer yüzüne baş harfini yazsam Sevdiğim, bana bir kez gülümser misin? Herkes tarif ediyor da bir türlü gösteremiyor Sevgilim Yoksa o Melek sen misin! Korkmaz Bıçkın |
Seni Yaşarım Seni düşününce değişir dünyam Kar boran içinde yazı yaşarım Ne hüzün taşırım ne korku ne gam Özlem ateşinde hazzı yaşarım Isıtır içimi şu soğuk duvar Kahkahalar atar dilsiz odalar Aklıma gelince senli anılar Sanki bir ömürü binle yaşarım Hiç pişman değilim sevdim delice Derdi mutluluğu tattım gönlümce Sevdanın özünü iyi bilince Senden uzakta da seni yaşarım... Erkan Şahin |
Gittin Ben, arkandan sadece baktım .... Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım... .... Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım... ... Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım. ... Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım... ... Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım... Fatih Işık |
Sözleri Hançer Sevgili "bir başka boylamda yaşanıyor sevdamız bir başka rüzgar saçlarını dağıtan" biraz dan yakalayacak akrep yelkovanı ve ben birazdan kalkıp en sevdalı yanımla bağıracağım eyyyyyy sözleri hançer sevgilim açtığın her yara iyileşmiyor!!!!! Serhat Sarıbacak |
Nöbetteyim.. Anılarımın 3-5 nöbetindeyim bu gece.. Hava sıcak Yapraklar baygın Ay bile terine havlu atmış.. Bir, bir Uğraksız patikaları arşınlıyorum Gelende olmaz Parolayı bilende.. Nöbetlerde Özlemler başka acıtıyor Kavuşmalar ßaşka bir sızı oluyor yüreğe Yürüdüğün her bir adıma Lir gibi kavlamışlığı işliyorsun Nota da olmaz Söz de.. Nöbetlerde En büyük düşman kendin Anılarla baş başa kalmışlığın Özlemlerine yenikliğin ßelkilerine vurduğun hüznün Keşkelere astığın yüzün.. Adımlarına vurulan saatler Yelkovanın bıçakladığı bedenin Anılarımın 3-5 nöbetindeyim bu gece Yüreğime şehitliğimi beklemekteyim... İlayda Seralı |
Dünya Derdi Bitmez Dostum Hep sen ağlarsın düşünen sen, Dünya derdi bitmez dostum, Bırak kendini hayatın akışına, Düşündükçe yanarsın dostum. ... Hayat ***** felek neylesin, Senin bağrın yanık kim feryad etsin, Gülmeye hasretmi şimdi gözlerin, Dünya derdi bitmez dostum. ... Ağlamak ne yazar kaderimiz kara, Bütün derdin bütün üzüntün değilmi yara, Sormaz kimse seni sende arama, Dünya derdi bitmez dostum. ... Üç günlük dünya değil mi değmez, Boşver be dostum sırtın yere gelmez, Bende senin gibi bi kulum, Dünya derdi bitmez dostum. ... İnandır kendini buna, Kader kötü ***** dünya, Hayat zaten bi rüya, Dünya derdi bitmez dostum. ... Derdine yok çare sanırsın, Engel olsa dağ, çatlatırsın, Unuttur kendini hayata harcanırsın, Dünya derdi bitmez dostum.. ... Acı çekmedim mi sanırsın, Sen ne anlarsın sevgiden diyorsun, Bırakıpta gitti, öldürdüde gitti, Bu acı değil mi dostum. ... Kan ağlamadımı gözlerim sanırsın, Hiçmi bağlı kalmadı elim kolum, Damla damla kan aktı hergün canımdan, Hergün bi can verdim dostum. ... Şimşekler çaktı bağrımda, kıyamet koptu, Yavaş yavaş çöktüm yere düştüm, Tüm benliğimi aldıda gitti, Acı çekmedim mi sanırsın. ... Dağlara çıktım, çöller aştım, Aylarca yıllarca hep aradım, Aradıkça eridim eridikçe daraldım, Acı çekmedim mi sanırsın. ... Sırtına bile bakmadan bırakıp gitti, Ayyaş oldum sarhoş oldum, Sanki alameti kopardı gitti, Acının kıralını yaşadım dostum. ... İşte böyle hayat, Kestirmeden yol alayım, Neler neler gördüm dostum, Bu derdimi kime hangi dağa anlatayım, Dünya derdi bitmez dostum. ... Ağlayan hep ben incinen duyguları yine ben, Dünya derdi bitmez dostum. alıntı |
Sen Yanimdayken Hayattan kazık yemekte varmış Hayattan dayak yemekte varmış Ama olsun Önemli olan kalbim değil mi? Önemli olan sevgi ve aşk değil mi? Önemli olan sen değil misin? Varsın kazık yiyelim hayattan Varsın dayak yiyelim hayattan Önemli değil, SEN YANIMDAYKEN Çagla Çardaklı |
Şimdi Yoksun......... Aklıma düştün yine Doldu gözlerim, agladı yüregim Oysa ne kadar çok sevmişim seni Keşke hiç bırakmasaydın ellerimi Ve... beni kahreten o yalnızlıgı Şimdi üşüyor bedenim Sonbahar rüzgarlarının etkisi altında Sende yoksun Bir başıma bıraktın beni Dipsiz bir uçurumun kenarına Dön diyemem... Ama sensizde edemem... Düşünüyorum düşünüyorum Yine bir çıkar yol bulamıyorum Yine gözlerim aglamaklı galiba.. Tek senmi gittin sanki hayatımdan Sen gittin.. Hayallerim gitti Yaşama sevincim gitti Ve daha birçok şey gitti.. Her saniye seni düşünüyorum Sen beni hayatından attın ama Ben seni düşüncelerimden bile atamıyorum Ne vakit bir yaşamak düşünsem Sensiz belki zor Ne vakit bir aşk düşünsem Bana çok uzak bir yol Ramazan Akbaba |
Aşk Bir Savaş Önce kalbime bi ateş saldı. Yani ilk ateşi o başlatdı. Siper alamadım, Dondum kaldım. Sonra karşılıklı bakışlar başladı Bu bakışlarla anladım ki; Savaşı o başlatdı. Çektim bütün ordularımı Kale'me Sessizce pusudaydım. Aman tanrım!!! O nasıl bir silahtı öyle Sadece gözlerinle beni esir aldı. Konuşamıyordum, Artık dilim dönmez olmuştu, Gözlerim de görmüyordu... Tamam pes!!! Sen kazandın. Götürme artık beni o kara zindana Al götür,dağladığın gözlerimle kalbimi Yeter ki bırak benim saf ve temiz bedenimi Erdem Ateş |
Evsizliğin Çocukluğu kedere bıçak çekip jilet atarlar cehenneme tinerle ovarak cesaretlerini mideleri tenha düşleri lâl acıya sallanmış bir çift zardır gözbebekleri intihar marşıyla geçerler önümüzden şiddet emzirir deve dikeni ömürlerini hayatın ıskartasıdırlar kan revan okunur tarihçeleri kazınmış tenlerinden masumiyetleri umutları alabora olmuş daha açılmadan denize omuzlarına kimsesizlik kuşları konar her dilde italik yazılır boyunları : goncayken çürür evsizliğin çocukluğu Serkan Engin |
Benden Herşeyini Sakınırsın Nasıl ifrit olmayayım? Nasıl deli olmayayım ben? Saçlarını okşamak istesem Okşatmazsın Gider kuaföre teslim edersin başını. Elini elimin içine koy desem Çekinirsin,naz edersin Yabancınmışım gibi kaçarsın benden Ama manikürcüye Yumuk yumuk ellerini az mı oynattın? Bacakların güzel dedim Ben kötülük düşünmesem de Kötülük geldi içine Sıyrılan eteklerini hışımla Yüzüme kapı çarparcasına kapattın. Örttün. E...artık içimdeki şeytanı dürttün Yalan mı? Ayakkabı boyatırken Boyacıya bacaklarını uzattın... Alper Kürük |
BaYRaK Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü, Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü! Işık ışık, dalga dalga bayrağım, Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım. Sana benim gözümle bakmayanın mezarını kazacağım. Seni selamlamadan uçan kuşun yuvasını bozacağım. Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder... Gölgende bana da, bana da yer ver ! Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar. Yurda ay yıldızın ışığı yeter. Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün. Kızıllığında ısındık, Dağlardan çöllere düşürdüğü gün. Gölgene sığındık. Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan; Barışın güvercini, savaşın kartalı... Yüksek yerlerde açan çiçeğim; Senin altında doğdum, Senin dibinde öleceğim. Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim: Yer yüzünde yer beğen ! Nereye dikilmek istersen, Söyle, seni oraya dikeyim ! :turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye ::turkiyem::turkiye: Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek; Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek; Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın? Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden.... Senin de destanını okuyalım ezberden... Haberin yok gibidir taşıdığın değerden... Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın... Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini... kendini Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini? Küçük görme, hor görme, delikanlım Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın; Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır. Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır. Haydi artık uyuyan destanını uyandır.! Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.! Delikanlım, işaret aldığın gün atandan Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan! Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan.... Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın; Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin! Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın! Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın... Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın? Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.! :turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye::turkiyem::turkiye::turkiyem: |
Kimsesizliğin Dalgası... Hüzün giydirdi kendini geceye Yıldızlar rüzgarla dans etti Dalganın ürkütücü sesiyle Sahile vurdu yalnızlığın sesi Yosunlandı aşkın çarmıhı Uğultu birikti kulak/larda Bilendi dilde ah’ların süslü kelimeleri Çaresizlik tam ortasında mavinin Şefkat sunmuyor karanlığın albenisi düşüncelere Öfke oturmuş bağıra Güzel olan ne varsa asılmış ay’ın karanlık yüzüne Ellere kan bulaştı bu/gece Döküldü yağmur gözlere Saç teline asıldı seviler Konuşmuyor zaman kaderle Bileklere kelepçe oturmuş Acıtmıyor gecede Bir türkü dilde süzülen Kelime oyunlarına savaş vermekte Dalgalar alın savurun beni Kimsesizliğin sahiline Tek barınağım yüreğim Tek dostum rüzgâr Tek yaşım yağmur Ve tek sevgilim yıldızların ışığı Mutluluğumsa öldüremediğim çocukluğum olsun Merve Ören |
Mutluluk Şiiri Mutluluk MUTLULUK Mutluluk avucunda tutacağın kuş değil Mutluluk Kafdağınında kuracağın düş değil Mutluluk, gözlerimde vuracağın düş değil Ayperi, iki iken, bir olmaktır mutluluk. Mutluluk, gözlerinde yüreğini bulmaktır Mutluluk, messafesiz nefesini duymaktır Mutluluk, itirazsız her emrine uymaktır Ayperi, vicdanınla uyuşmaktır mutluluk. Mutluluk, aşka sadık, bir ceylanca sevilmek Mutluluk, ela gözlü bir yar için delirmek Mutluluk, yar uğrunda, ömrünü verebilmek Ayperi, rüyasında görülmektir mutluluk Mutluluk, haksızlığa isyan edebilmektir Mutluluk, bazan sözde, çapkın olabilmektir Mutluluk, bir yürekte, Yağmur kalabilmektir Ayperi, gözünde, görülmektir mutluluk Nebi Ünler Mutluluk dediğin mutluluk dediğin bir tanrı başkalarının gözyaşlarından çalıntı mutluluk dediğin bir ten ten ten gidip gelmelerin mutluluk dediğin bir böcek çirkin bir böcek kanatlarını açması mutluluk dediğin bir kader çakışması tanrıların el çırptığı mutluluk dediğin biraz alkol biraz beyinsizlik geçmiş gelecek şimdi geçmiş sonraki şimdi gelecek mutluluk dediğin sözcük ölümü mutluluk dediğin anlık bir hastalık kimsenin üzülmediği mutluluk dediğin bir salıncak kendi kendine sallandığın mutluluk dediğin bir avuç balon ellerimde bir avuç hava tutabildiğimce mutlu olduğum mutluluk dediğin son nefesimdeki hava alıp ta veremediğim mutluluk dediğin bir acı çimen üzerinde ağladığım mutluluk dediğin bir sıkımlık kar eriyip te sudan beter olan mutluluk dediğin bir kelebek açması birde uçması onca renkle mutluluk dediğin bir inilti acıya bulaşmış bir zevk mutluluk dediğin bir bebek uykusu bir ninni uzaklardan bir ağıt ölüye gecede ninni ağıt dostluğu mutluluk dediğin bir savaş siperdeki düşmana tüm bedeninle koşmak bir namlu ucuna bir beden coşkusu mutluluk dediğin bir soğuk ölüm kar üzerinde beyaz kan kar üzerinde yalınayak sevişmeler mutluluk dediğin bir anlık bir anlık boşalım sonrası tanrı ölümü sonrası tanrı yalnızlığı mutluluk dediğin bir zor ölüm bir zor kalım mutluluk dediğin bir güzel yüz mutluluk dediğin bir gölge uykusu bir gölge rüyası mutluluk dediğin bir şarap ağzında dolandırıpta içmeye kıyamadığın mutluluk dediğin bir yeni yetme öpüşü mutluluk dediğin bana en uzak olan hüzün mutluluk dediğin karanlık koylarda dalga itimi sevişmeler mutluluk dediğin ellerin hep parlak ellerin her şeyi yaratmışcasına ellerin tanrı ellerin hüzün dediğin ise bunları yazmak Cevdet Doğan |
ADI YOK Senin için akacak bir damla yaş Benim ölümüm olsun Bundan sonra seversem seni Bu sevgi benim sonum olsun Yaşamak sadece sendin Sevmek sadece sendin İçimde kalan her şeyi bitirdin Nasılda sevmiştim anladım ki değmezmişsin Yazık ettin sevgime Senin için akan gözyaşlarıma Sonum oldun Aldın götürdün ne varsa Bundan sonra sakın ama sakın dönme bana Beni bana bırak ve git bilirim üzülmezsin bende üzülmem artık çünkü bilirim ki değmezsin!! alıntı |
Ne Olur Masum Kal Bana öyle bakma deme İnan unutmuş şairler yazmayı, Ben gözlerinde şiir arıyorum. Bir tek senin israf edilmemiş duyguların Bir tek senin dokunmamışlar merhametine Bırak dağınık kalsın saçların Ben suretinde rüzgar arıyorum Aldatılmaya aday masumiyetin İlk aşkını arayan liseli bir sevgili gibi Sıfır beş uçlu kalemin nezaketiyle Defterinin arasındaki kalbe, kazısan da Sevdiğinin baş harfini Senin sandığın gibi değildir bu sevdalar Unutma! Her ismin yanında soru işareti, Her kalbin içinden bir ok geçer Sen daha ilk baharsın, bırak yaz gelmesin gözlerine. Vazgeçtim Ben farklıyım desem de inanma benimde sözlerime Çok erkek tanıdım Kızlara hususi iltifatlar eden ama kişiliklerini umumi tuvaletlerin arkasına gizleyen. Yarı beline kadar çıplak, ellerinde kalem, bir de kapı Namusu mürekkep, ' bunu yazan tosun 'lafları İzin verme Hiçbir sevgili neden olmasın Biri bitmeden, diğerini yakmana sigaranın Tiryakisi olursun baş ucundaki kül tablasının İstesen de söndüremezsin hiçbir aşkı Çünkü o ciğerini değil, yüreğini yakar. Nankör olma Herhangi bir çiçeğe benzetmesinler seni Onlar, her ayrılıktan geriye kalan, bitkisel bir yalandır sadece.. Sen sakın bağlanma kimselere, boynuna bir ilmik asılır Geçer Azrail karşına zaferiyle kasılır. Ölüm gelir aklına Kaçıncı kattan atlarsan atla, bedenin değil, bir tek ruhun acır Bir düşün! El alem ne sanır Çünkü geriye sadece, adı intihar olmayan bir ölüm kalır... Bana öyle bakma de! Bırak unutsun şairler yazmayı... Korkmaz Biçkin |
Bir Zamanlar bir zamanlar herkes şendi ne üzülen ne toprak kapan vardı bir zamanlar... bir zamanlar masallar kaf dağı ardında hayat bulsa da yaşanılan öyküler hayattandı gerçekti hayaller bir zamanlar... bir zamanlar kimse kimseye düşman değildi zeytin dalları her evde dalgalanırdı bir zamanlar... bir zamanlar her sokak başı her kaldırım taşı yerli yerindeydi çocuklar oyun oynarken bir zamanlar... bir zamanlar anneler ağlamaz babalar feryat etmezdi akan kan için dağda ovada bir zamanlar... Mehmet Selim Çiçek |
Karanlık Yapı Vurmus daglara daglara isigi Belli olmus uzagi yitmisliginden Düsünür bizi Gece asagida Üstlerden büyür samanyolu Bir sevgiye benzer Baska bir sevgiye benzerken Gece asagida Bagislar öldürmüsü Çalani yalan soyleyeni kaçani Fazıl Hüsnü Dağlarca |
Söz... yeHer daim kendimden eminim,olsun ! Bu aşkın başında,sonundayım,söz ! Ekmek,kitap üzre yeminim olsun, Ölünceye kadar yanındayım,söz ! Sazımın nağmesi,ezgisi sensin, Altıncı hissimin sezgisi sensin, Şu ahir ömrümün yazgısı sensin, Ölünceye kadar yanındayım,söz ! Bir kalpten bakışın deler sinemi, Saçlarının yeli yalar sinemi, Yine mi şüphe var,söyle yine mi ? Ölünceye kadar yanındayım,söz ! Sırtımda urbamla sevdandır çıkın, Yüreğim iğnene iplikten yakın, Uzaklığı yanlış anlama sakın, Ölünceye kadar yanındayım,söz ! Bazen kavgacısın bazen uysalsın, Razıyım her halin benimle kalsın, Azrail canımı dizinde alsın, Ölünceye kadar yanındayım,söz ! Kutsal menzilinde bir garip kulum, Şaşırdım yönüne kapıldı yolum, Gidersen kırılır kanadım,kolum, Ölünceye kadar yanındayım,söz ! Ömer Töme |
Eylül Bu Nasıl Sevda...! Eylül bu nasıl sevda... Gönül bağımı hazan vurdu, Duygularım sararıp soldu, Umutlarım göçmen kuşlar misali, Sonbahar'la başka diyarlara uçtu, Eylül bu nasıl sevda... Mutluluğum iki günlük, Hüzünüm ömürlük, Aşk dediğin mevsimlik, Eylül bu nasıl sevda... Baharı yaşamadan yüreğim, Yaprakları bir bir döküldü, Gönül bağıma hasat zamanı gelmiş, Güllerim,sümbüllerim boynunu büktü, Eylül bu nasıl sevda... Gözyaşıyla süslenmiş kelimelerim, Sonbahar yağmuru gibi, İçimden damla damla akıyor, Hislerim omuzumda kışa yol alıyor, Bilmiyorum bir daha gelirmi bahar... Arif Orhan |
yAsaL aCıLaRıMa bİ'aT eDECeK kAdaR yÜrEkLİ oLSamDa YAnI baŞımA aLıRıM hÜzÜnLeRİmİ ....ki sana boynum kıldan ince bilirsin.. yine bir şehirdeyim korkunu ertesi gibi yüzüm sanki senelerimi tüketmemiştim burda.. yabancı gibiyim oysa kan revan içinde kıvrandığım cadde de yürüyorum..kimse bilmez... yürek neler taşıyor ..yürek nasıl yaşıyor Cengizhan KONUŞ |
Çıkıp Gidiyorum Gönlünden Senin... Biraz da çileni başkası çeksin, Çıkıp gidiyorum gönlünden senin, Nefesimi bile özleyeceksin, Çok yıl alacağım ömründen senin. Hep çileni çektim,görmedim huzur, Yüzbin defa kırdın,hani bir özür? Sevgimi topladım,bavulum hazır, Çıkıp gidiyorum gönlünden senin. Görmedim gerçeği,kördüm,cahildim, Kendimi unuttum,sana eğildim, Sen de bir çizik çek,ben seni sildim, Çıkıp gidiyorum gönlünden senin. Sana karşı özüm,sözüm bir oldu, Ben sustukça senin sesin gür oldu, Kararımı vermek biraz zor oldu, Çıkıp gidiyorum gönlünden senin. Ellerin elimi bir gün ararsa, Maziyi canlandır,işe yararsa, Hayalimle doldur,yerim dolarsa, Çıkıp gidiyorum gönlünden senin. Mustafa Şahin |
Bu şehirden bana acılar kaldı Şarap sundum aya ben ayrılık tattım Seyyah oldum şu alemde öyküler yazdım Oturup anlattım kendi halimce Seyyah oldum şu alemde türküler yaktım Oturup söyledim kendi halimce Gözlerinden mektup ellerinden su Bekledim durdum ben ne zor yolmuş bu Seyyah oldum sözüm bildim gizlendim içime Çığlık oldu gözlerim kendimi vurdum Seyyah oldum şu alemde niceler gördüm Anladım ki insan kalbine yolcu Bana aşk lazım Aşkta ateş ararım Kapanmış kapılardan geçtim Yanmayan bedenlerden güzelim ben yolumu sildim Dünyanın hali Çeker giderim Yalnızlık yolcusu gönlüm Bir garip seyyahım ama kendime göçerim Murat Çelik |
Küçük Aşkım Büyük Sevdam Sessiz bir çığlıktı sevdan, yaralayan,kırık bir aynanın yansımasıydı sanki yüreğimde.. Adını dahi koyamadığım bir eylemdin içimde. Umudumun direnci ,gizli sevdamın yoksul çiçeği… Küçük aşkım,büyük sevdam…. Yalnızlığım bile güzeldi seninle.. Saklamadım göz yaşlarımı mavi geceden. Hiç utanmadım ki ağlamaktan. İsyan da etmedim kadere… Bir rüyanın donuk kalmış yanıydın geceden arta kalan. Dokunmaya kıyamadığım,tutamadığım,daha nasıl sevsem formülleri ürettiğim,ve yine de sevmeye cesaret edemediğim,en göçük yanımdın. Depremden arta kalmış doğal felaketim.küçük aşkım büyük sevdam.. Neden şimdi ha…!neden çıkıyorsun ki karşıma .. Tanrı nasıl esirger bu güzel gözleri benden. Bir okyanusun en derin yanıydın,içinde kaybolduğum. Gökyüzünün en mavi katıydı erişemediğim. Ve gökkuşağının en güzel çizgisinde saklıydı düşlerim… Şimdi kuşların dilinde mi sevsem seni,çiçeklerin renginde mi arasam,balıkların aşkı ile sevsem,ve Küçük bir aşk şarkısı yazıp onunla mı avunsam. Küçük aşkım,büyük sevdam Çaresizliğin bile güzeldi sevdanın, Beşinci mevsim gibi geldin kapıma , Dumansız ,katıksız,berrak bir su gibi … Girdabında boğulduğumu şimdi anladım.. Rüzgarında savrulduğum sendin,farkındaydım,nereye atsan dağ,nereye savursan orası sürgündün benim için. Adımlarımı sayamadım sana gelirken .. Engel alamadım.olmak istemedim beklide .. Mesafeleri rüzgarına ayarlamak imkansız,yelkovanı akrebe döndürmek zordu… Fırtınadan sonraki sessizliği yaşıyor kalbim, darmadağın,çaresiz.. Kanayan yaralarına merhem aramayacak gururlu…. Ben kelebeğin ömrüne talibim şimdi .. Omzuna bir kez konmak için bekledim, Yada bir hafta sonra sessizce ölmek için… Ebediyen gidiyorum artık … Selam söyle benden tüm güzel insanlara…. Yediveren iklime,kitapların arasına sıkıştırı*!* ikiz papatyama, Sümbül kokan sevda yerimize,ve aşkımıza Kaval çalan çoban kızına selam söyle.. Bir yürek daha sessizce sevdasını içine gömerek gidiyor de.. Şahidim yıldızlar olsun. Göreceksin,gün ağarmadan beni yeniden , Gökkuşağının en berrak katında sana el sallarken göreceksin.. Küçük aşkım büyük sevdam Alıntı |
Büyüdüm Herhangi bir ülkenin, herhangi bir insanı olsalarda Her çocuğun ana dilidir ağlamak Beni bir kez güldürmedin ya Demek ki ben seni, doğarken sevmişim! Terk edilmeyi hak edecek kadar masumdum Çünkü; benim aşklarımın hiçbirinde, domuzdan elde edilmiş herhangi bir katkı maddesi olmadı ve sana yazdığım hiçbir şiirde, sanal aşk uygulaması yapılmadı! Ben seni, bağıra bağıra sevdim... Her çocuğun ana dilidir ağlamak Söyle; sen doğarken ağlamadın mı! Resmi kıyafetlerin kılığına girmiş, karakteri sahte gecelerde sayısız, saygısız insanların saygı duyduğu, yürekten cebe inmiş aşkların banknotunu, çoktan tedavülden kaldırmıştı azrail kimse farkına varamadı Söyle; sen doğduğunda aşklar kaç paraydı! Öğrendiğime pişman olacağımı bilmiyordum, öğrenmeyi öğrenmem gerektiğinde. Geç öğrendim! Aşk bulunan değil, sadece aranan birşeymiş ! Hiç bir ülkenin hiçbirinde sevgi kalmadı! Olsun Ben aşığım, mesleğim göze almaktır ölümü Çok geç artık sana değil, senden daha masum bir Cellata verdim gülümü... Korkmaz Biçkin |
Sen Benim Herşeyimsin voltalarımın sonunda ranzamın başucundasın ve her düşümde sevdiğim kabuslarımda korktuğum bile sensin tek başımayken yalnız bırakmayanım ve kalabalıkta yalnızlığımda sensin soframda ekmeğim ve tel örgümsün mapushanesinde sevdamın asfalt yollarında düşe kalka büyüdüğüm kentim ve anamın emzirdiği sütte sensin burnumda buram buram tüten sılam ve ekmeğimi kazanmak için yürüdüğüm gurbetimsin sevdiğim bilmem anlatabildimmi sen benim herşeyimsin Ercan Ayrancı |
Sahte Yama Bir Sahte Yama... Bir vazgeçiş öyküsü bu ... Dinle! Sevdiğim ... Canını canıma kattığım senden, Uğrunda herşeyi hiç yapabiliceğim senden , Vazgeçiyorum ... Cam kırıklarıyla dolu bir yolda, yalınayak yürümek gibi yokluğuna alışmak ... Tam acıya direniyorum derken , Batan her yeni parçayla sımsıkı sardığın o yaraların - bir daha asla yaralanmam derken - Tekrar tekrar kanamsı gibi ... İnsanın - canının acıması - yani ... Ne derin bir anlam bu, gerçekten bilene ... -Canım acıyor- ........ Hiç aklımda yokken, tüm zihnimi zorlarken sadece sensiz anıları düşünmeye , Sen dolu anlara gömülmek Ve medet ummak özlemime çare olsun diye dalgın bakışlarımda gördüklerimden , Her nakaratta daha da perişan bir yenilgi demek ... Anlamların benliğime yüklediği gerçekler çok ağır artık ! Varlığımı zorlayan bu oyundan yoruldum ! Seni özlemekten .. Yokken varsaymaktan .. Esirin olmaktan .. Hayal etmekten .. Yaşanmamış saymaktan .. Var gibi görmekten .. Yok gibi yaşamaktan .. Yoruldum !!! Öyle bir labirent ki bu, bilmeden kendimi içine hapsettiğim ,,, Bulduğum bütün çıkışlar sana yeniden başlamama sebep aslında .. Ve kalemi hiç kaldırmadan yerinden, başladığım tüm başlangıçlar artık sahte ! Tüm bu sahtelikler içinde , gerçek olduğuna inandığım sevgim vardı hep kar kalan yanıma ,, Artık o bile zararda ! İskontolu bir taktik uyguladığı ,,, Ve Alış fiyatına satılık artık herşey hanemde ... Bir vazgeçiş öyküsü bu ... Dinle! Sevdiğim ... Yokken varettiğim , Olmayan varlığı ile kendimi büyülediğim , Haddinden abartılı önemsediğim , Büyüttükçe büyüklüğünden korktuğum bu sevginin sahibi senden ... Vazgeçiyorum ! Gerçek bildiğim, hissettiğim için inandığım, inandığım için doğru saydığım herşeyden .. Beni ben yapan duygularımdan .. Seni benim sayan bütün düşüncelerimden .. Bir çırpıda hemen ... Vazgeçiyorum !!! Öyle kendinden emin bir geçiş ki bu , Tek bir zerre bile sen barındırmayan içine , İçimde öyle rahat, hiç tereddütsüz bir biçimde ! Zaman şimdiki zaman ... Ve sen artık hep Benim geçmişte kalan - yaram -...... Alıntı |
Yollar Uzun... yollar uzun, kalbim de, bir hüzün sen yoksun ya! yanımda, hergünüm bir ölüm.. sen uzaklarda, sanki kaf dağında, ama, hayalin, her an karşımda.. yollar aşılmaz, aşkdan kaçılmaz, öyle sevdim ki, seni hiç bir kalp anlamaz... Harun Sürek |
TELEFONDA SEN Bundan daha güzel müjde mi olur? Merhaba diyorsun telefonda sen, Sen ki konuşursun derdim mi kalır? Nasılsın diyorsun telefonda sen... Bu gece misketi çaldırmaz mıyım, Başkenti ayağa kaldırmaz mıyım, Sesini duyup da çıldırmaz mıyım! Delisin, diyorsun telefonda sen... Sağlığını düşün herşeyden önce, Kendine iyi bak içme her gece Seni Seviyorum, hem de delice! Bilesin, diyorsun telefonda sen... Mutluluk ne kadar kolaymış meğer, Sevginin kadrini bilseydik eğer, Kim ne derse desin, çekmeye değer, Çilesin, diyorsun telefonda sen... Çoktan terk ederdim, bu şehri, çoktan, Arar diye caydım her yolculuktan, Dostlar ne âlemde, çoluk çocuktan Ne haber, diyorsun telefonda sen... Sabrımı yenmese hasret nöbetim, Arayıp sormaya yoktu niyetim. O anda hapşırdın, çok yaşa dedim, Beraber, diyorsun telefonda sen... Albümde görünce aklıma esti, Berbere uğradım dün akşam üstü, Resmime bakarak saçımı kesti Severdin, diyorsun telefonda sen... Sevgi bu, insanı böyle inceltir, Aklın ermediği yere yöneltir. Sen de şiirlerinde böyle yüceltir, Överdin, diyorsun telefonda sen... Biraz da fedakâr olsaydın keşke, Ne verdin destanlar yazdığın aşka? Ömründen üç gece, hepsi bu, başka? Ne verdin, diyorsun telefonda sen... Hem içme diyorsun, içme de çıldır! Hem de kalk şu anda bir kadeh doldur, Hadi sağlığına şerefe kaldır, Çınçınlat, diyorsun telefonda sen... Bu yıl kurak geçti, bahar da yaz da, Erik de olmadı, dut da, kiraz da, Neler söylüyorum, lütfen biraz da, Sen anlat, diyorsun telefonda sen... Ne söylersen söyle, sen ne dersen de! Anlat düşmanımı düşte görsen de! Bir sigara yaksam, izin versen de; Devam et, diyorsun telefonda sen... Seni dinlemekten güzel şey mi var? Çölde şırıl şırıl akan su kadar, Yeter konuştuğum, benden bu kadar, Merhamet, diyorsun telefonda sen... Gelirsem görünme, kendini gizle, Seni yağmalarım, yerim bu hızla! Yerin kulağı var, açılma fazla, Orda kal, diyorsun telefonda sen.. Canım ne istiyor şu anda bilsen? Ah mümkün olsa da bulup da gelsen, Kendi ellerinde incecik dilsen, Portakal, diyorsun telefonda sen... Afedersin bazen sapıtıyorum, Böyle saçma sapan lâf ediyorum, Kapı çalınıyor, kapatıyorum, Hoşçakal, diyorsun telefonda sen.. Cemal Safi |
Sabaha Kadar ben pek rüya görmem nedense ama dün çok şey gördüm düşünde aşk denen illet savurdu beni yerden yere çok tehditler savurdu onu göremezsin diye uyandım kan ter yara bere içinde ya aşk kötü bir şey ya da fazlası zarar sevginin de uyandım bu sabah bağırıyordum gel lütfen diye bana bakan şaşırmış gözlerle her gece olduğu gibi başta sen vardın düşümde hep olur seni gördüğümde hükmedemem dilime ellerime sonra aşkı gördüm yine ama çok korkunç sinirlenince uysallaşmıyor ne dersen de ve beni tutup götürüyor bilmediğim yerlere sıkıca tutuyor beni bağırmayayım diye aşk bırakıyor beni koskocaman bir okyanusa tam ortasına tek başıma gözyaşın olsun her damla diyerek bağırıyor kaba kaba güneşi görmemekle tehdit ediyor ve geliyor aşk yazın ortasında okyanus kurumuş gözlerimin altında sonra beni alıp kurak bir bahçeye bırakıyor ağla diyerek tehditler savuruyor yine güneşi göremezsin diye ne gelir elden ağlıyorum çaresizce ne mevsimler geçiyor yağmur yağmıyor burarla sadece gözyaşlarımla bahçe yeşeriyor ve sen geliyorsun yeşiller arasından galiba aşk da anladı artık sana duyduğum aşktan öte ve gelmek üzeresin bana yaklaşmaya çalışıyorum eline ve olan oluyor uyanıyorum kan ter yara bere içinde Emrecan Arık |
SEN,BEN VE AŞK... Aşkım sevda yüklü koca bir ummandır; Her damlasında bir ümit kırıntısı barındıran... Ve sevdam huzur veren bir kuytu ormandır; Yeşillerinde o ahlaksız ruhunu arındıran... Aşkımdan kaçmak adına attığın her adım, Yüzünü gönlüme akıtan bir katre olacaktır... Ve ne kadar uzaklaşmaya çabalarsan çabala; Varlığın benliğime bir o kadar yakınlaşacaktır... Aşkının kilometresini sıfırlayarak gir hayatıma, Ve kalbini boşa al ki fazla sevda yakmasın... Çünkü aşkım keskin bir virajdır bilirim lügatında Hızla girersen uçuruma düşmekten kurtulamazsın... Sevdamı bir çam ağacının serin gölgesi sanma, Hayattan mola almak istediğinde beni kullanamazsın... Ve aşkım bir çoban çeşmesi değildir artık anla, Ne kadar içersen iç o sevdaya kanamazsın... Başkalarında arayıp durmaktan usanmadın mı? Kanayan kalbinin şifalı merhemi yalnızca bendedir… Ve ruhum sokaklar ortasında kalmış bir garip serseri, Ama bilirim sevgiye aç gönlümün azığı sadece sendedir… Kalbim bir tufana tutulmuş kasaba olur yarim, Sen beni yok sayıp köşe bucak kaçtığında… Ve gönlümden kervanlar yürür sana doğru, Sen gönlümün vadisinden serkeşçe geçtiğinde… Aşk bir aynaysa ben oraya yansıyan siluetinim Yüzünde oluşan her bir çizgiden mesuliyetim var... Ve ömür bir yolsa, bu yolda sana tek yoldaş benim, Benden başkası sana haramdır anlasana artık ey yar Alıntı |
Bilir misin? Bilirmisin yalnızlık ne demek? Bilir misin gökyüzündeki yıldızlardan medet ummayı? Uzattın mı elini bir yıldız boyunca, belki, tutarım diye farkında olmadan? Uykusuz kalmayı bilir misin sabaha kadar? Hiç küstün mü hayata? Aslında kendinsindir küstüğün küçüğüm? Kapatıp gözünü hayaller kurduğun oldu mu geleceğe dair? Bazen küçük bir masumiyet belirir tebessümünde, bazen gözünde hırçın bakışlar. Kızdın mı kaderine günlerce? Kendini tanıyamadığın oldu mu hiç? Bazen cesaret edemeyen konuşmaya ve bazen de hiç susmayan sen. Sevdin mi birini? Her yağmur yağışında saatlerce bekledin mi sevdiğini pencerenin önünde? Bir yudum sevgi dilendiğin oldu mu sert bakışlardan? Yaslanacak bir omuz aramadın mı? Birden güldüğün oldu mu sebepsiz? Her şiirde kendinden bir şeyler bulmadın mı hiç? Rüyalarda yaşadığın oldu mu hayatını, istemediğin oldu mu uyanmayı? Baktığın ama göremediğin oldu mu etrafı? Ufak bir sorunu büyütüp ölmeyi de mi istemedin hiç? Sebebini bilmediğin bir ağırlık çökmedi mi üstüne? Büyüdüğünü farkedip zamana düşman oldun mu? Hecelerin az geldiği, kelimelerin yetmediği oldu mu duygularını anlatmaya? Ağladığın oldu mu sebepsizce sabaha kadar? Belki, sen, ağlamayı bilmiyorsundur , sevmeyi bilmediğin gibi. İki damla yaş değildir ağlamak... Önce hüzünlenmek, sonra düşünmek, hayal etmek.. Anıları yaşamak, büyük bir özlem içinde o küçük oyuncak bebeğe sarılmak. İşte budur ağlamak ve yeniden yaşamak. Alıntı |
Nokta Bugün aşkımıza Bir nokta koydum... Artık virgüllerle, Ünlemlerle, Soru işaretleriyle Yaşamaktan Sıkıldım... Ya bir ünlem ol... Noktana yelken takıp Denizlere sal... Ya git, giderken Virgüllerini de al... Ya da küçük bir nokta Olup yüreğimde kal... Ben artık noktayım Sadece bir nokta... Beyaz hayatın Mavi sayfasına İnce uçlu kalemle Özenle yazılmış Kapkara bir nokta... Saadet Gökçe |
Yazık Değilmi Hergün bir askerimiz şehit düşüyor Neden bu kavga bitmek bilmiyor Çok analar ağlıyor çok kanlar dökülüyor Yazık değilmi gencecik askerlerimize? Doğusuyla batısıyla aynı vatanda yaşıyoruz Niye bu kavgayı bile bile ediyoruz? Neden bişey yapamıyor çaresizce susuyoruz? Yazık değilmi gencecik askerlerimize? Ölmek için yeminler ettiler Korkusuzca kendilerini ateşe ittiler En sonunda canlarınıda vaadettiler Yazık değilmi gencecik askerlerimize? Türküyle kürdüyle alevisiyle Aynı çatı altında yaşamıyormuyuz? Niye el ele veripte bişeyler yapmıyoruz? Başka ülkelerden farkımız ne bizim Çokmu geride kaldık? Yazık değilmi gencecik askerlerimize? Emrah Köçekçioğlu |
Hadi Kalk Sevdam Hadi kalk sevdam, bir gün batımı daha.. bir kara akşam seyri daha… Deniz kokan bu hava her iç çekişimde ciğerlerimi biraz daha yakıyor.. Hüzün buharlanıyor gözlerimde, tutmasam yağmur olup yağacak sanki… Hadi sevdam kalk… Meltemini coşturduğun yüreğim, bu sefer matemlere mahkum… Sende her suçlu gibi boynunu büküp cezanı çekmelisin belkide… senin suçun en ağır olanı; ‘sevmek…’ Nasıl masum bir edayla bakarsın hala gözlerime.. dedim ya senin suçun en ağır olanı! Hadi kalk sevdam bu mevsimden göçme vakti, bilirsin biz sıcağa alışık değiliz, hep hazandır bizim mevsimimiz, hep hüzündür gitmelerimiz.. Hadi kalk… Bir kopuş daha gerçekleşmeli bu bahar kendi yüreğimden… Sessizliğin çığlıklarına kulak asmamız, ve o sessizlikle ağlamamız lazım… Biraz utanmamız, biraz hoyratça esip biraz da susmamız… Hadi bu deli poyraz alır gider yoksa bizi… Bak duydun mu bu sesi… ardında bıraktıgım yüreğimden esen deli poyrazın izi.. Hadi kalk sevdam! bu akşamın mateminden gecenin karanlığına yol alma vakti geldi.. Hadi kalk bak vakit gitme vakti… Kalmak mı? Delirdin mi sen baş garip sevdam? Sığıntı misali taşımaz bizi bu yelkenli, hadi artık bak vakit göçüp, gitme vakti… Bırak ardında bir damla gözyaşının tuzu kalsın, tadı dudaklarına indiğinde, çatlaklarının arası sızlasın.. Bırak bu soğuk yağmur senden sonra toprağına yağsın.. Hadi kalk artık sevdam!, bırakalım bizim ardımızdan mutluluklar ağlasın! hadi artık kalk.. Bırak bizi uğurlayanlar ağlamasın, bırak herkes masum kalsın, bizi suçlu yapan bu seş utansın… Hadi kalk bak vakit gitme vakti, ne varsa ardında bırakıp göçme vakti… Hadi sevdam artık bitme vakti… "Alıntı" |
Düşler Sokağı Düşler Sokağı Burası , Dedikoduların çığlık çığlık yayıldığı ; Global dünyada bir yer , Düşler Sokağı... Küçük bir köy belki de köyden büyük bir şehir. Hergün günbatımıyla binlerce onbinlerce , Çocuksu düşlerin kabûslara karıştığı , Yine gündoğumuyla milyonlarca düşlerin yeşerdiği , Sonra yavaş yavaş zamanla solduğu , Kabûsların büsbütün her tarafı kapladığı, sardığı , Küçük bir köy belki de köyden büyük bir şehir. Kuşlarının ancak rüyâda göklerde süzüldüğü öttüğü , Karbondioksidin , birçok çiçeği açmadan kuruttuğu , Ve arının çiçeği tatmadığı yalnız hayal edebildiği , Tipinin boyrazın herşeyi yerle bir ettiği , Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir , Eşkiyanın terörün kol gezdiği , Yalanın dolanın siyasetin herkesi uyuttuğu, Kontrolsüz kavşaklarla dolu düşüncelerin çalkandığı , Polisin,ışığın,levhanın hiçbir köşede olmadığı... Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir. Burası : Vehimli platonik âşıklar caddesi, Sevginin sevgilinin global vesilesi, Düşler Sokağı... Küçük bir köy belkide köyden büyük bir şehir. İbrahim Gök |
GİRDAPTA BİR CAN Yad elden yanıma çağırdım seni Gelmek istiyorsun, bırakmıyorlar. Rüyada, mektupta, albümde beni Bulmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Umutlar hayaldir, acılar gerçek Çileye mahkûmsun, kim ne bilecek Ya bir kuru selâm, ya bir top çicek Salmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Otuz yıl ağladın hep yana yana 'Yeter, yazık' diyen olmadı sana Vefasız dostluğa, kalleş zamana Gülmek istiyorsun, bırakmıyorlar. 'Çalış' derler, ayak bağlı, el bağlı 'Konuş' derler, dudak bağlı, dil bağlı 'Kalk git' derler, kapı bağlı, yol bağlı Kalmak istiyorsun, bırakmıyorlar. Aydınlık ararsın her gün, her yerde Çekerler önüne yedi kat perde Zulüm kimden gelir, adalet nerde? Bilmek istiyorsun, bırakmıyorlar. Yıllar boyu uykuların bölündü Uçacakken kanatların yolundu Hayat hakkın vardı, elden alındı Ölmek istiyorsun, bırakmıyorlar. Abdurrahim Karakoç |
| Saat: 20:25 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık