![]() |
Yagmurla Karişik Koynumuzda yagmurlarla düştük yollara, Üşüdük belki Belki de yorgunduk. Ama yilmadik yürüdük, Yilmadik SEVDIK... |
Şu dağların gülü ve herkesin gözdesiyken Sen kopardın beni, Belki yalnızlıktan, belki susuzluktan kurtardın beni, Yılllar varki suya, okşanmaya, koklanmaya hasretim ben, Yinede hiç koparılmayı istemedim. Hep bu günden korktum. Senden istediğim sadece beni sevmen, Koklayıpta işin bitince bir kenara atmanı değil Koparınca güller solar, bunu biliyorum Fakat sende şunu bilki; Beni hergün göreceğin içi su dolu bir vazoya koyarsan Bak göreceksin senin sevgin senin özverin beni yeşertecek Sana söz veriyorum Beni ilk koparttığın kadar güzel, Başını döndürecek kadar o güzel kokuyu Bende yine bulacaksın. Yeterki sen bu gülü koklamasını, Yeterki sen bu gülü sevmesini bil, Şu dünyada öylesine zalim öylesine gaddar insanlarla var ki Daha bir fidanken, hatta tomurcuğu bile açmadan İçini çekerek incitmeden usulca koparırlar Sonrada işleri bitince fırlatır bir köşeye atarlar. Sen bana göre dağda değil, bataklıkta bir gül buldun Kim bilir bu güne kadar hiç acımadan kaç gül kopardın Bunu bilmem ama beni kopardın ama atamayacaksın Umarım beni hatırlamışsındır. Gülü seven değil, onu koparan Dikenine katlanır. Aslan Pehlivanlı |
Keder Sana Yakışıyor Ne kadar değişmişsin görmeyeli, Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan, Hüzün rengi almış saçlarının her teli Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan, Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli Böyle mahzun kederli değildin eskiden Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi Baygın kokusuna anılarla beraber giden Böyle mahzun kederli değildin eskiden Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Ağlamaktan mı karardı gözlerin Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin Şimdi nerden yaşardı gözlerin Hasta mısın, yorgun musun nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Arzular vardır bilirsin anlatılamaz Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz Keder sana yakışmıyor gül biraz Arzular vardır bilirsin anlatılamaz |
BİR ÇİÇEK Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde, Bir yanlışı düzeltircesine açmış; Gelmiş ta ağzımın kenarında Konuşur durur. Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda, Güverteleri uçtan uca orman; Aldım çiçeğimi şurama bastım, Baktım ki yalnızlığımmış. Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni Keşke yalnız bunun için sevseydim seni. |
Seninle Bir deniz kenarında olsak, Şarkılar söylese bize dalgalar. Yağmurlu bir yolda yürüsek, Kalbimiz aşk damlalarıyla dolsa. Parlak bir gece kumsala uzansak, Bir yıldız seçsek aşkımızı yansıtan. Başka yerlerde olsak da, bakınca gökyüzüne, Birbirimizin kalp ışığını yıldızda görsek. Gökyüzüne çıksak bir rüzgârla, Mutluluğa yürüsek bulutlarla. Sonsuzluğu yakalasak, hiç bırakmasak, Ölüm bile bizi ayıramasa. |
Adsız sonsuz bir düşüşün vaktidir şimdi, kanatlarını geride bırakarak, rüzgarı hissederek teninde, çırılçıplak, kendini bir uçuruma bırakmanın tam sırasıdır...!! |
Bir mektubun yırtılma sebebi giriş bölümünün etkili olmaması idi, Ama okunmadan; Bir hakaret niteliğinde yırtılan bu mektup, Yüreğimden geçen fakat dudaklarıma yansıtamadığım duygularımın, Harf dilinde kağıda yansımadı idi. Senin için değersiz olsa bile, Benim yüregim; İmla hatalarımla beslediğim bu mektubumda saklı idi. Ben bir şey kaybetmedim sevgilim, Sen gerçek bir sevgiyi başka bir rüzgara devrettin. Ben ne de olsa unuturum seni, Ama sen böyle mübarek bir sevgi ömrün boyunca bulamazsın. Soner Arslan |
NERELERDESİN Her yer karanlık olsun, açmayın ışıkları, Ben onsuz ne yapayım bu dünyayı, Karanlığın içine boğulmuş gidiyorum, Yüreğim seni arıyor, yıktın bütün dünyamı! Penceremde hala gözyaşlarım akıyor, Gözlerim hala yollarda seni arıyor, Karşımdaki komşular halime çok acıyor, Gittin gideli bu yüzüm hiç gülmüyor! Sensiz bahçemdeki çiçekler açmıyor, Yüreğim dört duvar arasında sıkışıp kalıyor, Sen gittikten sonra günlerim geçmek bilmiyor, Gittiğin yerlerden bir haber yolla, şu garip haberini bekliyor! Gide gide yolları tükettim sen yoksun yine, Bir ses , bir haber gönder yaşadığına dair bir kere, Ne olur duy sesimi seviyorum ben hala seni, Haykırıyorum tüm dünyaya gör şu seni seven garibi!... |
Unuttum işte . . . O senli yıllara bir çizgi çekip Gönül defterini kapattım işte Hasretle yanmaya değmezsin deyip Gözümde yaşları kuruttum işte Şimdi bu pişmanlık bimem ki niçin Kaybeden sen oldun yan için için Unutmaz demişsin sen benim için Aldandın sevgilim unuttum işte Sevgisiz yanar mı sevda ocağı Belliydi bu aşkın yok olacağı Söndürdüm içimde o yanardağı Yaralı gönlümü avuttum işte... |
GÜNAYDINIM Şavkıması, sana doğru yolların Sana doğru, denizlerin çağrısı Çırıl çırıl ötelerde bir güzel Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim. Çıkmaz sokaklarda bu minyatür kim? Bu göğüs kim, ya bu gözler, bu saçlar? Uzak bir özlemde ayak seslerin Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim. Kırk odanın kırkında da kırk güzel Kırk aynada çengi çengi bir güzel Çağlar ötesinde bir avuç nota Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim Bu yıldızlar doğan günü çağrışır Bu gündüzler gözlerini çağrışır Ya kimlere verdin avuçlarını Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim. Vurdum tellerine seni, sazımın Sende anahtarı, alın yazımın Yağmur yağmur serpil yalnızlığıma Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim |
| Saat: 15:11 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık