![]() |
BEN SENI SEN YOKKENDE SEVDIM.. Ben seni severken Sen yanımda yoktun ki! Ben seni özlerken Sen bilmiyordun ki! Ben seni sensiz sevdim... Sen yokken bakışların vardı Beynime kazınmış Nereye baksam oradaydılar, Ben seni sensiz sevdim.. Göremesem de, rüyamdaydın, Sevmesen de, kalbimin derinliklerinde ydin Ve kimse seni oradan çıkaramayac ak. Sen bile! Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da, hayalin vardı, Sen olmasan da, şarkılar vardı; Seni hatırlatan... Sen olmasan da, her dakika aklımdaydın. Ben seni sensiz sevdim... Sen olmasan da,yıldızlar vardı, Sen olmasan da,bulutlar vardı, Sen olmasan da,günbatımları vardı, Sen olmasan da,denizler vardı... Ben seni sensiz sevdim... Aslında sen hep vardın, Aynı şehirde,ayn ı sokakta, “Ben sevdanın oturduğu sokakta oturuyorum”ama; Ben seni sensiz sevdim... Ne olurdu sende beni sevseydin? Ne olurdu bu kadar gözyaşı dökmeseydim? Ama inanıyorum ki sen uyandıracaksın beni, Hani kıyamet koptuğunda... Ben seni sensiz sevdim... Neden sevdim bilmiyorum ama çok sevdim!!! |
AĞIT Yurt yuva kıldığın tenli mereği Düzüp koşmak idin tepir eleği Şu kavdan yaptığın tecir tereği Divan-ı Bâri’ye yadigâr götür Elinde ördüğün çöpür ağını Kâhan eylediğin kelem bağını Şu kabal biçtiğin sap orağını Al ulu Tanrı’ya bergüzar götür Yetim gömleğini diken iğneyi Her gün yal verdiğin topal ineği Ayran topladığın şu ak küleği Mahşer yığnağına sakla, sar götür Üç kot arpa, beş kot çavdar ekerdik Kesmik ekmeğine hasret çekerdik Namertlere ağı merde şekerdik Sözünü tekrar et iftihar götür İle kısmet balsa bize pay taştı Yokluktan derdimiz deryalar aştı Açlıkla uğraşmak hayli savaştı Çektiğin mihnetten ah ü zâr götür Yetim kalmış idin emzik tavında Gamınla kardeştin gençlik çağında Bir gül yeşertmedi vuslat bağında Gönül yaraların hep berat götür De ki Kadir Mevlâm bize ilişme Dünyada sızıyan çıbanı deşme Celâli Baba’dan sorma, söyleşme Bu dertli çobandan bir selam götür |
Şiir Nehri Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mi zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi, beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin Fedakârlığımı anlıyorsun : vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sende ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha olumlu düşünüyorum Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? İçimden bir şey : belki diyor. |
|
mevsimsiz kar Ola ki yürürüm bir başka aşka ya da yürürüm mavi olmayan bir gülüşe unutma ki tek aşk olduğum sensin âşık olduğum değil. Karanlıkla süzülüyor içime yıkım dur diyorum yıkılıyorum uçurumları başucuma koyuyorum sonra okşuyorum saçlarını rüzgarda sıcak ılık bir koku siniyor yüreğime gitme diyorum gitme düşüyorum sonra beni soruyorlar bana tanımıyorum diyorum daha hiç karşılaşmadık aynı çizgide bilge susu mu dinliyorlar ben sustukça yazık bir çığlığın doğuşu gibi ölüyorlar önce bir bir sonra hepsi sonra mı bir ben kalıyorum bir de yalnızlık uçurumlar yıkımlar ben ve yalnızlık. Zorlu bir savaşın unutulmuş cesetleri gibi yatıyoruz yan yana öpüşüyoruz sevişiyoruz da hatta her şey oyunun yasaklarına uygun bir yasak oluyor sonra tek umudumuzu göğe gelin ediyoruz telli kanlı düğün işte. Üşüyor saçlar biliyorum dargın mısın bu baharda mayısa bıraktığım gibi misin hala vurulmuş çocuk gibi büyümemiş yüreğinde hüzün hala kaçıyor musun gözlerini bırakarak birilerinde hala ellerinden tutup sevgileri dipsiz kuyuya salıyor musun ağlayarak küçücük bir dokunuşla son sevilen olabiliyor musun kendin kadar aklımdasın. Hala öyle savruk bir gök hala öyle yerini yurdunu bulamamış bir mavi ve aşkını şaşırmış bir tanrı. Çoğalan sızısıyla mutlu bir yara. Öyle misin mavi gözlü sarı saçlı yoldaşım öyle bıraktığım gibi misin gerçeği yakmada hala usta mısın yoksa çırak mı yanarken yalanda saçlarıma dolanan aydınlığımsın somutlaştıramadığım tek imgemsin şiirede anlattıkça eksilen tek anlam anlattıkça eksilen tek anlam. Hala bıraktığım gibi misin. Yoksa beni bıraktığın gibi mi kaç mevsimsiz kar düştü toprağıma. Kaç mevsimsiz kar düştü benim toprağıma. Hala bıraktığım gibi misin.???? |
Yapay Arkadaşlık Yapay Arkadaşlık İstanbul dediler be usta çok övdüler buraları çok övdüler…. İstanbul dediler çok övdüler dövdüler sövdüler çile yine Ama yıkılmadım arkadaş kurbanı olmadım kötü yola dalmadım bıkmadım Hep gözümü yumdum ama artıq açma vakti geldi Nekadar pislik varmış bu dünyada bir kız uğruna canını verecek insanlar var hala.. Koçum beni ii dinle sözlerim nasihat olsun benden size kulağında küpe. Bir kız uğruna türk türkü dövüyor ana avrat küfürler düz gidiyor Yapma yapma değermi bi kıza ortalığı kan götürüyor Çocuk eve doğru edim adımlarla ilerliyor ama ne ne görüyor Sevgilisi başka biri ile fingirdeşmekte değermiymiş o *****ye ?? Sana sana baka baka geliyorum yanına arkadaş dedim bastım bağrıma Bana bana baka baka vurdun beni arkadan yılan gibi soktun göz yaşıma bakmadan Arkadaş sandığın yılanlar sokar seni arkadan yalanlar söler sana hiç acımadan Kapatırsın gözlerini açınca görürsün gerçekleri gerçek olansa yalan Yılanın gözlerinden sana bakan seni arkadan vuran arkadasın yılan hayvan Budur işte arkadaşlık istanbulda İstanbul istanbulda Savruldum sağdan sola atıldım lanete karışmadım pisliklere bulaşmadım Para için namusla oynamadım şerefimi batırmadım diye bağırıyorum… Karanlıklarda yürüyorum kaltakları görüyorum istedikleri para İnsan gibi yaşamak varken ne bu dehşet kapanmaz yara Bıktım artıq böle yaşamaktan ne olur bitsin artıq bu karanlık rüya Sahte para yıktı bizi hayatım olmuş pembe dizi… Kalmışım şimdi tek başıma hayatımın nedeni varsa anlat bana Rüyalarımdaki mutlu yol nerde hadi söle hasret kalmışım sana… Sana sana baka baka geliyorum yanına arkadaş dedim bastım bağrıma Bana bana baka baka vurdun beni arkadan yılan gibi soktun göz yaşıma bakmadan Arkadaş sandığın yılanlar sokar seni arkadan yalanlar söler sana hiç acımadan Kapatırsın gözlerini açınca görürsün gerçekleri gerçek olansa yalan Yılanın gözlerinden sana bakan seni arkadan vuran arkadasın yılan hayvan Budur işte arkadaşlık istanbulda İstanbul istanbulda Yine gece çöküyor uzandım yatağa bakıyorum tavana kara kara Nedir bu çile keder bitmeyecekmi be usta çocukluğumu yaşayamadım ben daha Buda geçer elbet günün birinde tahminimce Hayatımı kağıda geçiren kalem elimde yazıyorum gerçekleri sadece… DOSTUM DOĞRU DÜZGÜN ARKADAŞ KALMAMIŞ BU DÜNYADA BEA YAAA KİME GÜVENSEM SIRTIMDAN VURUYOR BEEE |
Biliyorum Anlamadın beni baktın, ama göremedin Gözlerimdeki derinliği, Bilmem ki daha nasıl anlatılırdı, Bir insana sevgi Baştan başa sevdaydım sana, Bir çılgın, belki bir deli Anladım.. Olmazmış aşka kölelerin değeri olsaydı Bırakıpta gitmezdin beni... |
SU GİBİ Şimdi sen su olduğunu düşün. Su kadar özel, su kadar faydalı ve su kadar çok... Tükenmez... İnanıyorum ki, gerçekten de öylesin. Ama ister çesmelerden dökül, ister göklerden yağ, ister nehirler dolusu ak, dibi olmayan bir kovayı dolduramazsın. Yani; seni dinlemeyenlere sesini duyuramazsın... Unutma! Daha çok bağırdığında daha çok dinlenmezsin... Gürültünün parçası olursun sadece. Suyun yanında olanlar suyu en az içenlerdir. Çünkü; su nasılsa burada, lüzum yok ki suyu kana kana içmeye diye düsünürler... Aynen, sesini sürekli duyanların seni dinlemedikleri gibi! Ormandaki hiç bir hayvan, ırmağın gürültüler koparan yerinden su içmeye çalışmadı şimdiye kadar. Hepsi, hep sabahın en sakin anını bekledi suyun durgun yerlerini bulabilmek için, gittiler ve sakin sakin ihtiyaçlarını giderdiler. Onlar için en uygun olan ve kendi istedikleri zamanda... Sen, hep bir su olduğunu düşün. Su gibi güzel, su gibi yararlı, su gibi vazgeçilmez... Ve su gibi hayat kaynağı olduğunu düşün. Ama su gibi yaşatıcı ol, su gibi yıkıcı, sürükleyici ve öldürücü değil!.. Sen bir su ol... Ama rahmet ol, afet değil! Su isen tarlalarını basma insanların, yuvalarını yıkma, ocaklarını söndürme, sana felaket denmesin! Su isen bir bardağa sığabil ki; damarlara giresin!.. Su yüce Allahın insanlar için yarattığı en büyük nimetlerden biri... Suya benzediğini unutma! Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi faydalı, su gibi lüzumlu ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu da unutma. Ayrıca su gibi sakin olabileceğin gibi, su gibi de kiyametler koparıcı olabileceğini unutma... Unutma; senin işin rahmet olmak, afet değil ! Vadiler varken önünde ve ovalar varken, yayılabileceğin küçük ırmaklara ayırabiliyorsan kendini ve bardaklara bölebiliyorsan, hayat verirsin çevrene. Ve yaşayabilirsin dünya dönmesine devam ettiği müddetçe... Yoksa hep duyulmayan, dinlenmeyen, korkulan ve kaçılan olursun; seller, afetler gibi... Tercih elindeydi hep ve hep de senin ellerinde olacak... Ya tutmayı öğreneceksin dilini veya hiç durmadan konuştuğun için, sadece bomboş ve anlamsız sesler çıkartan birisi olduğunu zannettireceksin çevrendeki insanlara! Ama yapman gereken şu, değil mi? Düşüneceksin ne zaman ne söyleyeceğini. Düşüneceksin kimin dinleyip dinlemediğini, kimin anlayıp anlamadığını. Düşüneceksin anlatmak istediklerinin ne kadarını anlatabildiğini... Hatta anlayanların anladıklarının da senin anlattıklarının ne kadarı olduğunu düşüneceksin... Ve konuşmak için en uygun zamanı bekleyecek, en az ama en uygun kelimeleri seçmeye çalışacaksın... Ahmak olmayan yolcuların, önceden aldıkları biletleri ceplerinde olduğu halde, saatlerini kontrol ederek, vakit yaklaştığında, vapurun kalkacağı iskelede hazır olmaları gibi, sen de fikrini bildireceğin kişinin kıyıya yanaşmasını bekleyeceksin!.. Demeyeceksinki, ben canım isteyince giderim iskeleye, vapur da o saniyede gelmek zorunda!.. Demeyeceksin ki, aklıma geleni aklıma geldiği biçimde söylerim. Karşımdaki de değil duymak, değil dinlemek, anlattığımdan bile fazlasını anlamak zorunda!.. Keşke öyle olsaydı. Keşke haklı olsaydın, ama maalesef değil... Ağzını açıp şelaleden dökülen suyu içmeye çalışan bir tavşan gördün mü hiç ?.. Veya önüne çıikan ağaçları dahi sürükleyen bir selden susuzluk gidermeye uğraşan bir ceylan gördün mü ? Kaplanlar bile içebilmek için suyun durulmasını bekler, beyni olan her yaratık gibi! Hadi... Sen şimdi su olduğunu düşün, ve kendini su gibi hisset... Su gibi özel, su gibi güzel, su gibi berrak, su gibi yararlı... Su gibi hayat kaynağı ve su gibi bitmez, tükenmez olduğunu hatırla... Ama yine su gibi bir küçük bardağın içine sığdır ki kendini; girebilmeyi öğren insanların damarlarına. Hayat ver... Vazgeçilmez ol !!.. |
Islak kirpiklere takıp kalan Zamana meydan okuyan Biz de öylesine yaşadık seninle Öylesine sevdik Hatırla aşkım... Kahır dolu rüzgarlar esiyor içimde Yıkılıp kalıyorum bu sağır akşamlarda Beni sensizliğe nikahladılar Yenildim duygularıma Yenildim gururuma ağlayamadım Şimdi sanadır bu ağlayışım Hatırla aşkım.. Gözümde dağlar gibi büyüyor hasretin Gelip gelip özlemin doluyor içime Yokluğunda şair kesildi gönlüm Artık hep hüzzamdan çalıyor şarkılarım Sen de nasıl sever nasıl söylerdin Hatırla aşkım.. Oysa nelere katlandı bu gönül Ne acılara halay çekti bu yürek Ne ihanetlere gülüp geçti bu gözler Bir yokluğuna alışamadım Bir de sensiz bu akşamlara Unutamam demiştin giderken bana Ben de unutamadım Bu bizim son yeminimizdi Hatırla aşkım.. Biliyorum şimdi saçlarını yaban eller okşuyor Gözlerine başka gözler gülüyor Gözlerin ki gördüğüm gözlerin en güzeliydi Varsın adı hasret olsun artık bu sevdanın Varsın sonu ayrılık olsun bu romanın Bitmedi bitmeyecek bu şarkım Nerede olursan ol Kiminle olursan ol Hatırla aşkım.. Hatırla Yanındayken bile özlerdim seni Şimdi içimde bir başka yangın Şimdi gözlerimde en ıslak bakışın Ölmek kaderde var biliyorum Her şeyin sonu yakın Ama sen de bil ki Yağmurlarca sevdim seni Yağmurlarca sana yandım Hatırla derya gözlüm Hatırla Aşkım.. Ahmet Selcuk İlkan |
İSYANLARDAYIM İNAN BAK GÜNEŞ BATTI AKŞAM OLUYOR YİNE, YANLIZLIĞIN KORKUSU, SENSİZLİĞİN KORKUSU SARDI YİNE İÇİMİ, SENSİZ TÜM GECELER ZINDANLARDA, SENSİZ HER ZAMAN İSYANLARDAYIM İNAN... BAK GECENİN MEHTABI SARDI YİNE İÇİMİ, BEN YİNE HAYALLERİNLE BAŞBAŞA, SENSİZLİĞİN YARATTIĞI HÜZÜNLE BAŞBAŞAYIM, SENSİZ HER ZAMAN MUTSUZLUĞUN ORTASINDA , SENSİZ HER ZAMAN İSYANLARDAYIM İNAN... BAK GEÇİYOR ZAMAN BİR BAHAR HAZANA ERİYOR YİNE, BEN YİNE ÇARESİZ, BEN YİNE SON DEMİNDEYİM SENİN, SENSİZ HERZAMAN KIRIK DÖKÜK, SENSİZHERZAMAN İSYANLARDAYIM İNAN.... ________________________________Saygılarımla& |
| Saat: 15:47 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık