![]() |
Hare dumani üstünde kuruyup hareleri kalmis su damlalari uçmus uçmus ellerinden yana ellerine gelmeden sen gidivermissin sudan baska tarafa duydum ki böyle daha rahatmis uyumak bir hare olup bir siluet susmak yani uyuyup uyanmamak su kalakalmis suyun karni baharmis tomur sanarak göbegine yansiyan çocuklari bir bir açar sanarak en geç nisan ortasi suyun adi sana sakli yakamozu senden yana su damlasi dalmaya hayal dermis o uzak sahilden yana suyun sesi durmus bir lavabo kiyisinda donuk bir iz olmus duydum ki böyle daha rahatmis uyumak yani uyuyup uyanmamak zamanini böyle arttirmis her egimi kendine yol ederek bir vesile olur yanasir belki diye sana sen, biraz zamansiz akan çatisinda ayaklarinin her yokusu kendine yol ederek ve geceleri gündüzlere tifterek tiftilmis dileklerini bir çaput sehre dahil ederek kimi zaman gülüp kimi sevip kimi birakacagini erteleyerek dumanini sogutmadan içerek çayini dumani dagilmadan çevirdigin yüzünün sayfalari duydum ki böyle daha rahatmis uyumak yani uyuyup uyanmamak |
Ah bir söyliye bilsem sana Seni ne çok sevdiğimi Uzanıp tutabilsem ellerini Yüreğim yüreğine kavuşsa Benden çok uzaklardasın sevdiğim Sen içime çektiğim nefesim Aldığım her solukta benimsin Düşlerimde yalnız düşlerimdesin Seni uzaktan sevmekte güzel Bana uzakken sevgin bu kadar güzel Ya benim olsan.. sevdiğim O zaman bu yürek dayanırmı Bu kadar büyük sevgiyi taşırmı İçimden bir çığlık kopuyor Kimsenin duymadığı bir çığlık Seni seviyorum diyor seni seviyorum... Hemde hiç kimsenin sevmediği Sevemeyeceği kadar Canımda can kadar Bir gün kara toprak olana kadar Bu yürek bu sevdayla kavrulur yanar..... Filiz Turan |
____ Korkma kim seni sınıfta bırakacak, Sanma ki herkes sınıfta kalacak. Karnede üç zayıftan aşağı olmayacak, O birler senindir senindir ancak.. Verme kurban olayım öyle notları, Yetmedi yediğimiz dayaklar.. Elbette bir gün bu notlarda bayatlar, Hakkıdır kopya çeken öğrencinin hürriyet! Ben ezelden beri zayıf aldım, yine alırım. Hangi hoca beni okuldan atacakmış şaşarım! Kükremiş aslan gibiyim, karneyi yırtarım atarım, Yırtarım karneyi evden kaçmam,atılırım.. Okulun etrafını sarmışsa bir telli duvar, Onun telleri gibi benimde kopyalarım var. Arkadaş korkma bizi sınıfta bırakmazlar, Öğretmen dediğin, not defteriyle gezinen canavar.. Arkadaş,öğretmenin gözünün içine bakma sakın, Siper et önündekini gözükme hocaya sakın. Doğacaktır sana vaat ettiği notlar hakkın, Boşuna mı bütün sene yalakalık yaptın!.. ________________________Saygılarımla & |
FİRUZE – ZAMANSIZ, FERMANSIZ SON ŞİİR Vedâ ediyorum bu akşam beyâz kâğıtlara başucumda bir okka siyâh mürekkeb beraberinde kesik uçlu dividim satırlarımın arasına son defâ âlfâbemden kadîm bir harfi daha düşürüyorum üşüyen ve boynu bükük ‘mim’in çiğ kokusunu alıyor musun şimdi? basit yanılgılardan kaçarken kader diye alnıma yazıldı en hazin yenilgiler sana uzanan bütün yollarıma mayın döşediler beyâz güvercinlerimi vurdular, yetmedi ‘sen’ akan ırmaklarımı kuruttular, bitmedi beni, seni terk etmeye şiir yazmamaya adına bir daha yeminler ettirdiler bana ey yâr! İsimsiz bir vedâ bıraktılar bana kısa olsun istediler, direndim senin adın geçince mısrâlarımda bir daha zikretme dediler, bilendim bana çok gördüler seni be yâr, senden değil kendimden kaçıp gittim inzivâya hangi kanyona baksam ikimize âit bir şeyler bulurum; yetim, yaralı, yarım. sen cennetinde kal olur mu? yasak meyvayı yemeni istemiyorum bana ölümsüz bir bakış bıraksan yeter! Bir melek indirirmiş yer yüzüne her yağmur tanesini senin sıran ne zamân biliyor musun kıyâmet ne zamân, ölümüm ne zamân? seni sordum balıklara, Yûnus (a.s) benim diye mavi denizin ben değil miydim oysa! Îsa (a.s) oldum yine, semâda bulmak için seni yedi kat göğe ve içindekilere ve yıldızlara seni sordum tanıyamadım ama, seni sana sordum sadece ‘ben de görmedim’ buyurdun ‘benim göğüm sensin dememişmiydin’ oysa! Son bir defâ daha düşüyorsun müzmin satırlarıma bir kaç kelâm da sen söylesene, birkaç teselli ben bestelenmemiş bir türkü mü olup gittim! yazdığım şiirlere hiç sığdıramadım seni, hayallerine sürgün edildim nemrûdun ateşine düşünce kelimelerim şâirler odun taşır oldu yangınıma ama ben, senin yangınında üşüyorum rahmet oluyor dudaklarıma taştan bir gül, yetmiyor. sonra, bir ‘kün’ emrinde ‘berden ve selâmen’ yetişiyor imdâdıma ve neye dokunsam güller açıyor be yâr! Gidişimin ayak sesini duâların uğurluyor çığlıklarım savruluyor mekânsız saraylarda bir gözün güneş, diğer gözün ay olsa da benim güneşimi de al yanına ben, senin ellerinden düşüyorum toprağa ne zamân geçirsen adımı aklından gözlerinin boşluğuna düşen yağmur olup gelirim. senden şimdi çok uzaklardayım belki ama bil ki bir daha olamayacağım bu dünyâda! eğer bir gün gelip oturunca hasretim yüreğine gök yüzüne bakman yeterli sonra göğe yükselip bulamazsan izimi kör bir akrepten al son haberimi! Başını taşlara vurmayı sen öğretmedin mi suya şimdi hangi cana süngü olup batar kirpiklerin hangi şehrin mahyası olup sonra söner gözlerin? kendine gece uykusunu harâm kılmışsın diyorlar bu uykusuzluğun kimden arta kalan be yâr, isyân tanımayan bakışların var ya bana fermânsız dermân bırakman yeter bu uğurda güller açınca rûhumda; kırmızı, beyâz, pembe açınca güller ister gündüz olsun, ister gece güllerden daha çok sen yakışırsın rûhuma Firûze! |
Beni Nereye Koyuyorsun..:: beni nereye koyuyorsun böyle? neresinde yaşıyorum yüreğinin? var mıyım senin için, gecelerinin masalsı düşü ben miyim yoksa kendin misin?... beni sığdırabiliyor musun içine? hangi yana baksam tünel; sonsuz uçurumlar gibi dipsiz ve kuyu hani içinin aynasıdır ya sevdiğin, benim aynamda karanlık aksetmekte... öyleyse anlarım ki ben de yokum sen de. beni nerede yaşatıyorsun söyle? cennetin miyim senin, amber kokulu bahçelerinde gezindiğin? yoksa kaybolduğun kör kuyun mu, dehliz yalnızlıklarını yitirdiğin? artık anlamsız geliyor tüm sorular yanıtlarını bir gün verecek olsan bile ben de bir şeyler buram buram, ben de çok şey ılık ılık, ben de sen acıtarak, kanayarak eksiliyor... ben seni bunca zamana ağırlayamazken ruhumda aitsizliğim çaresiz çoğalıyor... ve görüyorum aynada yüzü silinmiş suretimi sen bende herşeysin belki ama ben sende yitiyorum için için... beni nerelerde arıyorsun öyle? yüreğine sor bir de mutlaka cevabı gelecektir sessizliğinin... ekim / elif ece.. |
Hazırlıksız Veda sonbahar bahçelerinden geçiyoruz atımız yorgun ve hala susuz ardımızda yaşanmamış zaman kırıntıları içimizde mevsimlerin savaşı bulutlar uykusuz ufuklarımız mutluluğa nazır değil bir buluntu mevsim geçiyordu kapımızdan suları çekti içine bizi şimdi ayrılıklar çağırıyor seni ellerin ellerimdeyken yüreğimde bir ince sızı mevsimler vedalara hazır değil artık gidiyorsun, avuç içimdeki alınyazısı çizgilerine dokunarak bana bırak gözlerinde biriktirdiğin yıldızları omuzlarında açan çiçekleri gecelerim çöl gündüzleri kadar çorak hiçbir şey gidişinden daha zor değil. |
sevgileri yarınlara bıraktınız çekingen tutuk saygılı bütün yakınlarınız sizi yanlış tanıdı bitmeyen işler yüzünden (siz böyle olsun istemezdiniz) bir bakış bile yeterken anlatmaya herşeyi kalbinizi dolduran duygular kalbinizde kaldı siz geniş zamanlar istiyordunuz çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek yılların telaşlarda bu kadar çabuk geçeceği aklınıza gelmezdi gizli bahçenizde açan çiçekler vardı gecelerde ve yalnız vermeye az buldunuz yahut vakit olmadı BEHÇET NECATİGİL |
Asya-Afrika Yazarlarına Kardeşlerim bakmayın sarı saçlı olduğuma ben Asyalıyım bakmayın mavi gözlü olduğuma ben Afrikalıyım ağaçlar kendi dibine gölge vermez benim orda sizin ordakiler gibi tıpkı benim orda arslanın ağzındadır ekmek ejderler yatar başında çeşmelerin ve ölünür benim orda ellisine basılmadan sizin ordaki gibi tıpkı bakmayın sarı saçlı olduğuma ben Asyalıyım bakmayın mavi gözlü olduğuma ben Afrikalıyım okuyup yazma bilmez yüzde sekseni benimkilerin şiirler gezer ağızdan ağıza türküleşerek şiirler bayraklaşabilir benim orda sizin ordaki gibi kardeşlerim sıska öküzün yanına koşulup şiirlerimiz toprağı sürebilmeli pirinç tarlalarında bataklığa girebilmeli dizlerine kadar bütün soruları sorabilmeli bütün ışıkları derebilmeli yol başlarında durabilmeli kilometre taşları gibi şiirlerimiz yaklaşan düşmanı herkesten önce görebilmeli cengelde tamtamlara vurabilmeli ve yeryüzünde tek esir yurt tek esir insan gökyüzünde atomlu tek bulut kalmayıncaya kadar malı mülkü aklı fikri canı neyi varsa verebilmeli büyük hürriyete şiirlerimiz |
Elimde kaldı umutlarım Her sabah hüzünle karışı bir umut var içimde. Sensizliğin hüznünü, yeni bir günün seni getirmesi umuduyla bastırıyorum. Her doğan gün yeni bir umut, yeni bir arayış benim için. Belki sana kavuşacağım ana bir gün daha yaklaşıyorum, bugün değilse yarın... Kim bilir belki de yanlızca kendimi avutuyorum. Gittiğinden beri hep yanlızlık şiirlerine takılır gözüm. Bir başıma değilim, sensizlikten yanlızım. Terk edilip gitmek en çok nasıl koyar insana bir ben bilirim. Gitmelerin, gidenlerin arkalarında bıraktığı çaresizlikleri, en koyu özlemleri... Senin gidişin de ateş gibi çöktü yüreğime. Hiç bir yağmur yetmedi içimdeki hasret ateşi küllendirmeye. Hiçbir sevgi yetmedi senin özlemini gidermeye. Ben her sabah beni sana götürecek yollarda yürüdüm, Senin duyacağın sarkıları söyledim yanlızca. Ve gelmeyişinin her akşamında aslında doğduğunu hiç anlamadığım güneşle Beraber ben de battım bir kez daha... Geceleri hep uyudum, uyudum; Gün boyu hasretini rüyalarımda biraz olsun giderebilmek için. Her şeye iyi gelen, yaraları iyileştiren zaman hiç bu kadar acıtmamıştı yüreğimi. Bin bir umutla sarıldığım sabahlar artık hiç doğmaz oldu. Benim günün de gecem de karanlık şimdi. Ne ay uğruyor gecelerime, ne sana benzettiğim yıldızlar parlıyor. Elimde kaldı umutlarım... Sensizlik öyle kötü bir yara oldu ki artık, içimde öyle bir yara açtın ki, bir gün Olurda geri dönersen kendi yaptığın boşluğa sende yetmeyeceksin. Orası hep bomboş, paramparça kalacak. Büsbütün cam kırıklarıyla kaplı kalbim. Ne zaman seni düşünsem, seni hatırlatacak en ufak bir görsem o kıraklarla dolu Yerim batmaya başlıyor yüreğime. Artık sabahları yanlızca hüzünle uyanıyorum. Hiçbir şey beklemiyorum günden, seni bile... Varlığında sensizliği yaşamaktansa içimdeki boşluklarla kırıklarla, boş umutlarımla Sensizken alışırım, alışmaya çalışırım yokluğuna... |
Mona Roza Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin, ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin, ellerin ve parmakların Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Saat onikidir söndü lambalar Uyu da turnalar girsin rüyana Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar Zaman ne de çabuk geçiyor Mona Akşamları gelir incir kuşları Konar bahçenin incirlerine Kiminin rengi ak, kimisi sarı Ahh! beni vursalar bir kuş yerine Akşamları gelir incir kuşları Ki ben Mona Roza bulurum seni İncir kuşlarının bakışlarında Hayatla doldurur bu boş yelkeni O masum bakışlar su kenarında Ki ben Mona Roza bulurum seni Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Henüz dinlemedin benden türküler Benim aşkım uymaz öyle her saza En güzel şarkıyı bir kurşun söyler Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza Artık inan bana muhacir kızı Dinle ve kabul et itirafımı Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı Alev alev sardı her tarafımı Artık inan bana muhacir kızı Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Meyvalar sabırla olgunlaşırmış Bir gün gözlerimin ta içine bak Anlarsın ölüler niçin yaşarmış Yağmurlardan sonra büyürmüş başak Altın bilezikler o kokulu ten Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne Bir tüy ki can verir bir gülümsesen Bir tüy ki kapalı gece ve güne Altın bilezikler o kokulu ten Mona Roza siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Aaahhh! senin yüzünden kana batacak! Mona Roza siyah güller, ak güller |
| Saat: 07:25 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık