![]() |
Ey Vefasiz Ey vefasız....... Seni hala seviyorum. Ama şimdiki seni değil. Benim uğruma ölmek istiyen O seni seviyorum. Brakıp gitinya.. Seni sensizde yaşayabiliyorum. Ama şimdiki seni yaşamıyorum Benim için ölebilen seni yaşıyorum. Bak senden artakalan, İçli bir şiir gibiyim şimdi. Mısra mısra Al oku okuyabilirsen Gözlerin dolmadan Bir sevda türküsüyüm Söyle söyleyebilirsen boğazın düğümlenmeden. Sesne.... Bir ayrılık şarkısısın Tanıdığım ilk günden Kayıp edeceğim günü düşünüp Mırıldandığım ayrılık şarkısı. Şimdi dilimden düşmeyen Boğazım düğümlenmeden söylediğim ayrılık şarkısı Kimbilir şimdi hangi gönül sana kanıp Nameler yakıyor. Temenim.. Sen terkedilmiş bir gönül için nağmeler yakmandır. Benim terk edilmiş gönlümün sana yaktığı nameler gibi Ki beni anlayasın. Ey vefasız..... Aydın Kaya |
Gözlerim Yaşina Yanar Geldi yüreğime yangın mevsimi Bir ona, bir buna, bir şuna yanar Oysa kimse çekmez benim derdimi Yüreğim de boşu boşuna yanar Bu hayatın hikayesi zor gibi Gelir sanki candan geliyor gibi Giderken canımı alıyor gibi Gider ve gözlerim yaşına yanar Rıdvan Şahin |
Gül kokulu Peygamber ümmetiyiz... O'nun için kainat yaratılan, Eşsiz büyük Peygamber ümmetiyiz. Cahiliye dönemine son veren, Gül kokulu Peygamber ümmetiyiz... Mazlumu,yetimi Koruyup seven, Haklıya hakkını adilce veren, Tövbe edip hak yola davet eden, Gel diyen bir Peygamber ümmetiyiz... Sevgi yolu oldu tüm mahlükate, Hoş görüy O getirdi hayata, Yer vermedi asla kine nefrete, Sev diyeni bir Peygamber ümmetiyiz... Yürüyün der bize,Allah yolunda, Daime taht kurun,gönül dalında, Harcayın ömürü Hak'kın yolunda, Gül diyen bir Peygamber ümmetiyiz... Seyfet Bozçalı |
Yalnızlık Tanımı kendini tanıtmaktan aciz bir renkti yalnızlık; gözlerimi zincirlemişken sorgusuzca varlığımla inatlaşırcasına beni görmezden gelen... et ve kandan ibaretti gözlerimizin önünde kayıp ruhlar mide bulantısındayken kasti üzerimize kusardı tüm iğrençliğini kukla saatler geçirdik yalnızken neredeyse inanacaktım yok olduğuma uzun boylu yapıp hiç olmadığıma -ve saat durdu- Şahin Bayraktar |
Zor Olanlar Özgürken esareti, Kalabalıkta yalnızlığı yaşamak, Biri için yanıp,kavrulmak zor. Onun yokluğuna alışmak,. Yanındayken hasret çekmek zor. Gözlerimi,gözlerinden alamamak, Doğruyu,yanlışla değiştirmek zor. Gecenin karanlığında ellerine doğru yol almak, Her gece onu düşünüp,yazmak zor. Başımı omzu yerine,boşluğa dayamak, Bir bedende iki ruh taşımak zor. Hep bilinmeyen,hep meçhul olmak, Aynada kendini görememek zor. Sürekli onun adını anmak, Gündüzü unutup,geceye sarılmak zor. Dalıp,dalıp da gitmek, Yokken dayanmak,varken de ona doymak zor. Bir zalime köle olmak, Artık sevdalıları anlamamak zor. Değil bir resim,ismiyle avunmak, O benim yarim demek zor. Varlığını bilip de onsuz olmak. Sevda derdi çekmek zor. Sürekli hüzünlü şarkılar dinlemek, Uykunu ziyan edip her gün doğumunu izlemek, Değil memleket,aileni bile unutmak zor. Ya işte böyle zor,zor,zor... Senden önce hep zor vardı benim için, Senden sonra da hep zor olanı başarmak geldi. Aslında zor olanı yaşamaktan değil, Yaşadıklarımın bir hiç olmasından korkuyorum. Sadece bir zoru başaramadım, Kendimi,senden daha çok sevemedim. Mustafa Manavoğlu |
AŞK ÖZETİ zaman zaman anlardın aşk özetini zamanın içinde aşk olmasaydı böyle yanmazdın böyle serzenmezdin aşk özetinde seni seni bulmazdım..... Murathan MUNGAN |
Aynı Olmayacak Mısın? Hani sen demiştin ya, ...sene önce çok sevmiştim birini , Unutmadım,unutamam,yerine koyamam başka birini, Peki, seni çok seviyor olmamdan dolayı beni terk edersen, ...sene önce seni terk edenle aynı olmayacak mısın? Seni incitecek herhangi bir halim mi oldu, Sana gönderdiğim papatyalar bu kadar çabuk mu soldu, Bunları yazarken yüreğim sıkıştı yine, gözlerim doldu, Peki, seni çok seviyor olmamdan dolayı beni terk edersen, ...sene önce seni terk edenle aynı olmayacak mısın? Ahmet Dönmez |
İSTERSEN HİÇ BAŞLAMASIN İstersen hiç başlamasın Bu hikaye eksik kalsın Onca yaraların ardından Yeni bir aşk yaratamazsın Örselenmiş bir çocukluk İşte benim bütün hikayem Kaç sevda geçse de yüreğimden Bu yıkıntıları onaramazsın İstersen hiç başlamasın Geç kalmışız birbirimize Yanlış kapılarla geçmiş bunca yıl Dönemeyiz artık ilk gençliğimize İstersen hiç başlamasın Söz verelim kendimize... Murathan MUNGAN |
KENDİSİNİ UNUTMUŞ Bütün aşkların kitabı elinde Sevilmemiş yinlerin balosuna gitti. Öylesine kalabalıktı ki, Sevdiğini anlamadı. Bütün kapıların anahtarı elinde Öpülmemiş dudakların balosuna gitti. Öyle aydınlıktı ki, Öptüğünü anlamadı. Işıklarla örtünmüştü çıplaklık, Renklere uzandı susamış, Beyazlıklar arasında kayboldu bakışları. Gözleri yaşamıyordu artık. Şekilleri çağırmaya gitti, kandıracak. Elleri aranıyor tutamıyordu. Elleri, elleriydi kurtaracak, Artık yaşamıyordu. Bir yanda gelen o dinmeyen aydınlık, Aldıkça alan. Bir yanda giden bir noktaydı karanlık, Ellerinde başlayan, gözlerinde biten. Bağırdı, kan gibi aktı sesi, Aşamadı dişinin duvarından. Elinde bütün aşkların kitabı, Anlatıyordu aldanan aydınlıklarından. Elinde bütün kapıların anahtarı, Ve unutulmuş bir duvarda, kendi kapısı... Varamadı. Ora öyle karanlıktı ki. Öldüğünü anlamadı. Özdemir ASAF |
DÜŞLER BİRİKTİRDİM ADI sen, Rengi sen, Görüntüsü sen olan Düşler biriktirdim... Ne zaman herşeyden, herkezden kaçmak istesem uykuya sığınırım. Uyuyup herseyi unutup, sadece düşlerimde kilerle başbaşa kalmak için... Yine uykuların çağırımı var; izmir sıcaktan yanarken ben düşüncelerimle üşüyorum... Kahvaltımı bile yapamadım, midemde kramplar var ve ne muzik duymak istiyorum ne de bir Işık görmek... Yastığıma doğru uzanıyorum; ellerim altında sanki onları saklar gibi... Başımı yastığa koyar koymaz bir rahatlık çöküyor beynime Kemirmeleri bitiyor... Biriktirdiğim düşlere saldırıyorum; Yaşadığımız her bir anı tek tek çıkarıp alıp uykularıma serpiyorum... işte o zaman ben seni Yeniden soluyor, Yeniden yaşıyor, Yeniden aşık oluyorum... Yastık altında para biriktirir gibi Düşler biriktiriyorum; ADI sen Rengi sen Görüntüsü sen olan... Alıntı |
Yağmur Güneşin kavurup ta yaktığı Sımsıcak bir gün de gel Rüzgarın herşeyi savurup attığı Bir fırtınalı hava da gel Yağmurun damla damla aktığı Gökyüzünde güneşin çıktığı Gök kuşağının yere taç yaptığı Havanın açtığı bir günde gel Yıldızlı gecede ay ışığında Ay buluta girdiği zaman Güneş doğarken batıdan Sabahın ilk ışıklarında gel Kırlarda çiçeklerin açtığı Lale sümbülün koktuğu Arı ve kelebeklerin uçtuğu Kuşların öttüğü zaman gel Yaprakların solarak düştüğü Göçmen kuşların göç ettiği Sonbahar mevsiminin bittiği İlk kar düştüğü zaman gel Gönüllerin sevgiyle coştuğu Kalplerin bir yerde birleştiği Dostluğun iiyiliğin öne geçtiği Yaşanacak bir dünyaya gel Cengiz Pekince |
UNUTAMIYORUM Unut demek kolay gel bana sor bir de Unutamıyorum işte unutamıyorum Bir şey var şuramda beni kahreden Şuramda tam yüreğimin üstünde Çakılı duran bir şey var Elimde değil söküp atamıyorum Dalıp dalıp gidiyor gözlerim derinlere Kimi görsem biraz sana benziyor Seni hatırlatıyor şu bulut şu gökyüzü Şu kayalıkları döven deniz Şu hüzünlü melodi şu napoliten şarkı Bir zamanlar beraber dinlediğimiz Boyuna seni düşünüyorum durmadan usanmadan Şimdi diyorum o ne yapıyor acaba O güzelim gözleri kime bakıyor O cânım elleri nerde Oysa günler o günler değil Akşamlar o akşamlar değil Ve kalan şimdi sade özlemin gecelerde. Durup durup seni büyütüyorum içimde Seninle acılar büyütüyorum Yeni yeni kederler büyütüyorum dayanılmaz Kirli sular yürüyor iliklerime Bir zehir karışıyor kanıma anlıyor musun Bir daha görsem seni diyorum bir daha görsem Bir gün olsun bir dakika olsun Unut demek kolay, gel bana sor bir de Hatırladıkça gözyaşlarımı tutamıyorum Dilimin ucunda sen Başımın içinde sen Kader misin, ecel misin nesin sen Unutamıyorum işte unutamıyorum. Ümit Yaşar |
ANNEM ICIN Bir günümüz bile sensiz geçmezken Şimdi mezarına hasretiz anne. Issız bir mezarlık, kimsesiz bir yer Gölgesinde ulu, loş bir mâbedin Bir yığın toprakla bir parça mermer Sırrıyla haşr olmuş orda ebedin. Bir yığın toprakla bir parça mermer, Üstünde yazılı yaşınla, adın Baş ucunda matem renkli serviler Hüznüyle titreşir sanki hayatın. Seni gömdük anne yıllarca evvel Göz yaşlarımızla bu ıssız yere Kimsesiz bir akşam ziyaya bedel Matem dağıtırken hasta kalplere. Kimsesiz bir akşam, ezelden yorgun Hüznüyle erirken Dicle de sessiz, Öksüzlük denilen acıyla vurgun Bir başka ölüydük bu toprakta biz |
Mehlika Sultan Mehlika Sultan'a aşık yedi genç Gece şehrin kapısından çıktı. Mehlika Sultan'a aşık yedi genç Kara sevdalı birer aşıktı. Bir hayalet gibi dünya güzeli Girdiğinden beri rü'yalarına; Hepsi meşhur, o muamma güzeli Gittiler görmeye Kaf dağlarına. Hepsi, sırtında aba, günlerce Gittiler içleri hicranla dolu; Her günün ufkunu sardıkça gece Dediler: ''Belki bu son akşamdır'' Bu emel gurbetinin yoktur ucu; Daima yollar uzar, kalp üzülür: Ömrü oldukça yürür her yolcu, Varmadan menzile bir yerde ölür. Mehlika'nın kara sevdalıları Vardılar çıkrığı yok bir kuyuya, Mehlika'nın kara sevdalıları Baktılar korkulu gözlerle suya. Gördüler: ''Aynada bir gizli cihan... Ufku çepçevre ölüm servileri...'' Sandılar doğdu içinden bir an O, uzun gözlu, uzun saçlı peri. Bu hazin yolcuların en küçüğü Bir zaman baktı o viran kuyuya. Ve neden sonra gümüş bir yüzüğü Parmağından sıyırıp attı suya. Su çekilmiş gibi rü'ya oldu!.. Erdiler yolculuğun son demine; Bir hayal alemi peyda oldu Göçtüler hep o hayal alemine. Mehlika Sultan'a aşık yedi genç Seneler geçti, henüz gelmediler; Mehlika Sultan'a aşık yedi genç Oradan gelmeyecekmiş dediler!.. Şair : Yahya Kemal Beyatlı |
ZOR Ben benimle olan mücadelemi bitirebilseydim eğer. Bitirsem ne farkeder ki Hiçbirşey çözüme ulaşmıyor ki. Kolay mı sanıyorsun. Saatler dolmaz,günler geçmez mi sanıyorsun. Hiç güneş sönmez,akşamlar olmaz mı sanıyorsun. Hiçbirşey eskisi gibi olmaz mı? Acıyor içim acıyor. Zor öyle zor ki. Sen,ben,biz,onlar,diğerleri ve diğerleri..... Acımasız bir dünya bu,hem de çok acımasız Ne ben benim diyebilirim,ne sen benimsin. Söylenecek tek şey zor dostum zor.... Deniz YAZICI |
Şimdi Git Düşlerimdeki gerçeği beklerken Ne acımasızlıkları gördüm sende Sen gideceksin şimdi Ellerin geri gelmeyecek Mavi gözlerindeki anlamsız bakışlar Saracak birden yokluğunu Bir engin derinliğe doğru gidecek Acılar denizinde boğulacak gözyaşlarım Islatacak bir bir saç tellerimi Sonra sen olmayacaksın Ellerin olmayacak Ve senin için uykusuz kaldığım Gecelerin sabahı da olmayacak Daha tomurcuklanmadan kopardığım Bir demet gül solacak avuçlarımda Ne zaman bir yağmur damlası düşse buralara Uzanır sanki ellerim Dokunur incecik saçlarına Seni özler seni beklerim Belki de bu yağan yağmurlarda. Yine böyle bir geceydi hatırlar mısın Yağmur yağıyordu Yapraklar fısıldıyordu dallarda Bir kuş uçamıyordu Şimşekler çakıyordu üzerine Kanatları ıslanmıştı Ve biz de ıslanmıştık sırılsıklam Soğuktu ve üşüyorduk ikimiz Yan yana sokulmuş Titreyişlerimiz arasında Mutlu şeylerden bahsediyorduk Ve sevdiğimizi söylüyorduk birbirimize Ve seviyorduk da birbirimizi İşte o geceden sonra Her şey bambaşka oldu Sen gitmeye karar verdin Ben kalmaya Sana söz verdiğim gibi Bir daha ellerim açık Yalvarmayacağım Tanrı'ya Senin için dua etmeyeceğim Ve ağlamayacağım Gecenin sessiz karanlıklarında Şimdi git hadi ne duruyorsun Şimdi git ki ortak olmasın Gözlerin hüzünlü sabahıma Görmesin gözümden akan yaşları Şimdi git ki Anlamsız bakışların dinsin Manasız gitme düşüncesi sona ersin Şimdi git ki Yüreğim yanmasın ayrılığına Şimdi git ki Dualarım beddualara dönüşmesin Gidiyorsan eğer şimdi git Beklersen alevlenir küllerim Sonra varlığın kıyamet olur İhanete dönüşür düşlerim Mehmet Dağdeviren |
Benim olduğun kadar dostlarının,Dostlarının olduğun kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp atlatalım. Yaşayalım ki,Öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip,içip arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki,yalnız sıkılmak sıkmalı bizi. Yaşayalım ki,paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi,evimizde,bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek…. Böylece yaşamalıyız işte. Sonra çocuklarımız olmalı, Düşünsene senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırasıyla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, Söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız. Zaman su gibi akıp giderken,Herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutluda olsa,Kötüde olsa,Yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce yada gidince aklar, Çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden. Kavgasız,Her sabah cinayetle uyanılmayan,Sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip,Sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli ziyaretimize, Geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız. Öyle sevmelisin ki beni,Bu yazdıklarım korkutmamalı seni, Tebessümler açtırmalı yüzünde. Birgün bu hayatı bırakıp giderken, Sadece mutluluk olmalı yüzümüzde Birbirimizi sevmenin gururu olmalı “HERŞEYDE”….. CAN YÜCEL |
Aşk İki Kişiliktir AVUTAMAZ OLUR ARTIK SENİ BİLDİGİN ŞARKILAR BOŞUNADIR KEDER ZİNCİRLERİNDEN SULAR HEP TERSİNE TERSİNE AKAR BİR HANÇER GİBİ ÇEKSENDE SEVDANİ O ANCAK ÖLDÜRMEYE YARAR ÖLÜMDÜR YAŞANAN TEK BAŞINA AŞK İKİ KİŞİLİKTİR. BİR ANI BİLE KALMAMAMIŞTIR GÜNLERCE SÜREN BAKIŞMALARDAN.. BİNLERCE YIL UZAKTADIR BİNLERCE KEZ TUTTUGUN EL,BAKTIGIN GÖZLER.. YAZABİLECEGİN ŞİİRLER ÇOKTAN YAZILIP BİTMİŞTİR ÖLÜMDÜR YAŞANAN TEK BAŞINA AŞK İKİ KİŞİLİKTİR.. ÇÜNKÜ HİÇBİR KELEBEK .. YALNIZ YAŞAYAMAZ SEVDASINI... SEVERKEN HİÇBİR KUŞ,BÖCEK YALNIZ DEGİLDİR... İÇİNDEKİ BİRİKEN ZEHİR SADECE SENİ ÖLDÜRECEKTİR... ÖLÜMDÜR YAŞANAN TEK BAŞINA AŞK İKİ KİŞİLİKTİR.. fatma tugba olgun |
Hasret Senden ayrıldığımdan beri Gülmeye de veda etmiş gibiyim Eskiden en azından seni görebiliyordum Şimdi ancak rüyalarımda Hiç olmazsa sesini duyabiliyordum Rüzgarlar artık sesini getiremiyor bana Neyin cezasını çekiyorum,bilmiyorum Böyle deli gibi severken ayrı düşmek Çekmeyen bilemez cehennem geliyor sensiz dünya En ufak şeyde bile seni hatırlıyorum Bu dünyada her şey sana dair gibi Ve içimi yakan bu hasret hiç bitmeyecek sanki Oralarda hava nasıl bilmiyorum Buraları sorarsan bugün yağmur yağdı Bende apansızın yakalandım bu yağmura Tıpkı sana aniden kapıldığım gibi Islandım,evet ıslandım ama hoşuma gitti Uzun zamandır yağmurda dolaşmamıştım İliklerime kadar işleyen yağmur umutlarımı yıkadı Ama yinede yüreğimdeki hasret yangınına kar edemedi Bende aynen şarkıdaki gibi Yağmura yağmura yürüdüm inadına Gözyaşlarım karıştı yüzümdeki yağmur damlalarına Ancak böyle saklayabilirdim o yaşları Kimse de anlamadı zaten ağladığımı Fark etseler de hiçbirini görmezdim Yüzüme çarpan her yağmur damlasında Sadece sen vardın çünkü Ve sonra o yağmur kokusu,ortalığı öyle bir sardı ki Keşke sen de burada olsaydın dedim Keşke senle de paylaşabilseydim bu anı Ama yağmur işte yağdı geçti gitti Tıpkı senin gibi........... Bazen düşünüyorum İnsan nasıl böyle kör kütük aşık olur Nasıl her dakika her saniye onu düşünür Sonra bir resmine bakıyorum ve diyorum ki Böyle bir güzel nasıl çıkar ki akıldan Birilerine kızmak hırsımı almak istiyorum Ama kendimden başka kimseyi suçlu bulamıyorum Keşke seni hiç sevmeseydim de demiyorum Çünkü senden önce aşk nedir bilmiyormuşum Yalancı kalplerde sahte aşklarla yaşıyormuşum Farkında olmasan da öğrettin bana aşkın tadını Hiçbir şey yapmasan da sundun bana aşk meyvasını Gerçek aşkı tatmadan ölmektense Gerçek aşkın ızdırabından ölmek daha güzel Ah bu sonsuz yangın Bir ateş var yine gösümde Hasretin yine yüreğimi dağlıyor Bekliyorum seni Günün güneşi,yıldızın geceyi Çölün yağmuru,hastanın devayı beklediği gibi Bekliyorum ama içimdeki umut ışığı Erimiş bir mum gibi ürkek ürkek yanıyor Biri üflese sönecek Çünkü içimdeki o ses Artık hiç fısıldamıyor bana döneceğini Ama yinede bekliyorum işte Saatler birbirini kovalıyor Günler haftalar geçiyor Ne fayda bu hasret bir türlü bitmiyor Farkında değilim hava kararmış yine Yıldızlar yanıp sönmeye başlamışlar bile Ay desen yukarda parlıyor Yokluğunda gecemi aydınlatmaya çalışıyor Elinden geldiğince Ne yaparsa yapsın tutmuyor yerini işte Hiçbir şey ışık saçamıyor senin gibi yüreğime Dün gece çıktım yüksek bir tepeye Göz kırpan yıldızları seyretmeye Uzandım bir ağacın altına,göğe çevirdim başımı İçlerinden bana en çok parlayanını seçtim Dedim bu benim yıldızım olsun Her gece o bana göz kırpsın, ben ona selam yollayım Ama bulamıyorum onu,bulamıyorum bu gece Onu da kaybetti erkenden Tıpkı güneşimi kaybettiğim gibi Prangalarca bağlanmışım sana Zinciri sanki taa ordan buraya uzanıyor Adım attığın her yere bende sürükleniyorum sanki Bu hasrete daha ne kadar dayanırım bilmem Elbet bir gün her şey gibi bitecek Bütün acılarım sona erecek Ama hangi gün bilmem Ya sen bana döndüğünde Ya da ben öldüğümde İhsan Çalişkan |
SENSİZLİĞİN KOLLARINDA Sensizliğin kollarında Tek kanatlı solgun düşlerimle başbaşayım yine bu gece... Yüreğimin kum saati susmak bilmiyor Dakikalar sensizliğe vuruyor ey sevgili Ay ışığı beni kovalıyor Bense sensizlikten titrek mum alevlerine kaçıyorum Sigaramın dumanından kendimce şekiller hayal ediyorum Kendimce sen'ler yaratıyorum elimde kalanlardan Bulutlar yine beni yalnız bıraktı bu gece..... Damla ÇALIŞIR |
Sen Kokan Papatyalar Dışarıda Sevda Kıran bir rüzgar İçerde dört duvar arası Ruhunu köreltecek kadar nemli Yaşam alanı denen odam, Demir parmaklıklar arasından Sokulmaya çalışan güneş ışığına dahi Sevda tutan ben ... Koy beni gideyim Gardiyan Tam şimdi... İlk damla ulaşmadan toprağa Koy beni gideyim. Yağmur; Her damlasında bir kesit Her vuruşunda bir ihtar Her toprağa kavuşmasında Vuslat... Gün geldi Hazan sardı yüreğimi de Bahaneler uydurdum suskunluğuma. Gün geldi Zemheri vurgunu yanaklarımdan Buz sarmış kirpiklerimin hapsinde kalıp Süzülemedi isyanlarım. Ulaşmak istediğim Ne zirvesi buzul bir sevda Ne de saçlarında ölüm dolaşan melek. Dileğim, Bir kucak dolusu bahar Bir de sen kokan papatyalar... Işın Ergüney |
Biliyorum çok kızgınsın özlemek için anca zaman buldum, desem çıldırırsın yoktu*k biz zaten, ben sadece sevişmeyi sendiğimi sandım sende sense aklıma hayrandın şimdi sesime düşen bu heyecana sen de şaşıyorsun belki uzaktım ama bu bekleme*yle anladım aslında sana aşıkmışım! bir garip içim bu akşam, daha bir tanıdık geliyorsun sarılsam bu defa utanacağım saçına ellerim akarken, izleyeyim bu defa yüzünü soluksuz ben de kızgınım kendime ne çok zaman akmış belleğimden kaç layık olmayanla serilmişim aynı döşeğe ne kadar yoksun kalmışım senden ve ne kadar habersiz geç kalmadım umarım...ne olur kapını aç yimla yaver |
Aşk bir tek senin görebileceğin bir yerden sana gülümsüyorum... onların duydukları kahkahalarım değil aşkı tarif gerekirse sana anlatayım aşk ne biliyor musun benim sana yaşadığım, senin durmadan üstüne bastığın... Ceyhun Yılmaz |
Gemİcİler Biz dalgalar, fırtınalar kahramanı yiğitleriz. Ufuklardan ufuklara haber sorar, gezeriz. Güneşlerde uyuklayan yamaçları, Kalbi durgun tarlaları bıraktık. Gölge veren ağaçları Sevmiyoruz biz artık. Sevgilimiz, Ey deniz! İşte biz; Nihayetsiz Mavilikler yolcusu! Ruhumuzun kardeşidir Güneşlerde parlayan bu yeşil su. Bayrağımız yeşil sular ateşidir. Biz bayrağın fedaisi sayısız Türk genciyiz. Biz hilale şan arayan korku bilmez gemiciyiz. Ey vatandan müjdelerle bize kadar gelen rüzgâr! O sarışın sahillerde kara gözlü genç kızlar, Yaz gecesi mehtap ile konuşurken, Doğru söyle, sordular mı bizleri?.. Nasıl cevap verdiği gökten Gemimizin rehberi, O vefakâr Yıldızlar?.. Poyraz var; Yelken dolar. Gemi sanki kanatlı! Enginlerde pembe güneş Gülümserken bu yolculuk ne tatlı! Çal sazını kalenderce yiğit kardeş! Nağmelerin yorulmayan dalgalardan bahtiyar. Gönderelim bu ahengi o sevgili yurda kadar... Hatıra Geçsin günler, haftalar, Aylar, mevsimler, yıllar... Zaman sanki bir rüzgar Ve bir su gibi aksın... Sen gözlerimde bir renk Kulaklarımda bir ses Ve içimde bir nefes Olarak kalacaksın... Enis Behiç koryürek |
Sevgin Beni Korkutuyor Sevgin beni korkutuyor Çekip alamıyorum ruhumu düşüncelerin suçluluğundan Bilmen gerekiyor Uzak bir ihtimali yüreğinde koşulsuz taşıdığını Ben özendiğim sessizlikte dualar yükseliyor gökyüzüne Tarifsiz acıların ışığında Yangın yerlerine düştüğü zaman ömrüm Bu günahkar bu sahte hayatın susuz kalmış toprakları Çatlamaya hazırlanıyor Beni anla Sen görmüş olduğun rüyanın yasından uyanmalısın Ki gerçekler ütopyaları rehin tutuyor Dünyanın güneş görmeyen ıssızlığında Ellerin günahkar Ellerin siğara dumanıyla sapsarı Sevgin beni korkutuyor Hayat uzak ihtimallere yer vermeyecek kadar ağır taşıyor Geleceğini ümitlerini Sen çoktan gitmelisin yalnızlığından Seni sonsuz boşluklara sürüklemeyen aşkına Beni yalnızlığıma suçlu düşüncelerime bırak Ve yelkenlerini aç mavi denizlerin serin sularına Sevgin beni korkutuyor Hala karşılıksız aşkında kaybedilmiş cesaretin duruyor karşımda Hülyalarını gizlediğin gözbebeklerin kadar sessiz duruyor Ne olur anla Bu sahipsiz aşk terk ederken benliğimi Senin aldanışın kaybedişin ürkütüyor beni Sevgin beni korkutuyor Serkan Sarıköse |
Veda sevgilli, sana uzaklardan yazıyorum, içimde ölen aşkın ülkesinden o ülkeki, bir asra seni sığdıracaktı! yüreğimin sığınakları bombardıman altında SEVGİLİ! yokluğuna isyanımı, varlığına hüzünlerimi bırakıyorum kırgınlıkları ise zulaladım! dili geçmiş zaman da kayboluyorlar... Leman Çelikaslan |
Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek. Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek. Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun? Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek birlikte ağlamak gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek... Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak. Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun? Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek. Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak. Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun? Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime. Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun? Nereden bileceksin? Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken.Kıskanmazdım. Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni.. Ama sen hiç benimle olmadın ki... YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN... Can YÜCEL |
Koyda Git Hangi bahara kaldı şu kavuşmak dediğin? Ellerini ver bana, dizlerini koyda git! Hani seneler boyu, yıllarca beklediğim; Gözlerini ver bana, saçlarını koyda git! Varlığına hürmetim, derdine saygı bende. Nice aşkın kudreti, eyyubun sabrı bende. Baş harfin, son noktan; yırtınırken içerde, Sözlerini ver bana, hislerini koyda git! Hani bensizlik desen, susunca anlatırım. Hani sensizlik desem, pusunca atlatırım. Sana yemindir artık, senindir her satırım. Destanını ver bana, düşlerimi koyda git! Kalbime yalan söyle, yalan sızın azalsın. Bende bir anı bırak, yıllar sende çoğalsın. Mezar, kefen ne varsa, istemem; sende kalsın... Yüreğini ver bana, yüreğine koyda git! Yüreğimi ver bana, yüreğime koyda git! Ömer Faruk Yılmaz |
Hangi İhtiyacımsın ardında saklanan gizli tılsımın işte diyor gülecek yine gözlerin bir mağara gizeminde saklı yaşam ahh bu susuzluk değil açlık hiç değil bırak gözlerin bu gece burada kalsın sen benim bilmem hangi ihtiyacımsın ıslanır ya hani topraklar bir yağmur damlasında tozlanan hava birden telaşesinde dut yapraklarının koşmalıyım ama nereye kaçışım kurtarır mı beni bu esrardan saklanacağım kadar saklandım huzur musun yoksa benim aynam mısın bilmem hangi ihtiyacımsın kanatlanır da sarı gagalı yavru kanarya uçmayı beceremez ya hani hangi uçurumdur ki bu bu kadar yüksek vurgun mudur yoksa boğuluyorum kanadım mı yoksa kurtarıcım mısın bilmem hangi ihtiyacımsın zaman hızla dolar kum saatinde ince bir delikten zor geçiyorum çatlayan aynada bin suretim var sen hangisisin hiç bilmiyorum bir duygu sarmalar şimdi göğsümü açılan sayfaya parağrafsız girdim virgül müsün, parantez mi yoksa nokta mısın bilmem sen benim hangi ihtiyacımsın İlyas Yağcı |
Sevdiğim İnsan aynaya bakmaya utanıyorum kendi kendimden iğreniyorum gönlüme söz geçiremiyorum sevdiğim insana abi diyorum allahım her gece yalvarıyorum aklımdan beynimden kaldır diyorum vallahi kendimden utanıyorum sevdiğim insana abi diyorum kaç defa intihar yolundan döndüm söz anlamıyor şu abdal gönlüm sevdamı zaten ben içime gömdüm sevdiğim insana abi diyorum onu gorünce kalbim çarpıyor sanki biri bogazıma düğüm atıyor sanki dizlerimin bağı kopuyor sevdiğim insana abi diyorum yanlış anlamayın kardaşim değil bizde abi demek saygıdan gelir yemin ediyorum içerim zehir sevdigim insana abi diyorum böyle sevgiyi hiç bir zaman görmedim aşıkmışım vallahi de bilmedim onu tanıyalı hiç de içden gülmedim sevdigim insana abi diyorum dolsun çilem ben ölüme giderim bana gülmen böylemiş kaderim istemeden oldu yemin ederim sevdigim insana abi diyorum Hatice Çerçi |
Çok Özledim Be! Çok özledim be seni! Nerdesin? Hiç mi düşünmüyorsun beni, Söyleyemem,kahretsin,seni sevdiğimi. Belkide çoktan unuttun Belki elinde başka birinin eli... Seni düşünmediğim bi anım yok! Bu acı belliki günahlarımın bedeli. Sen benim geleceğimdin,umudumdun,hayallerimdin. Gittiğin gün sanma hayallerimi bitirdin, Hala hayal kurabiliyorum içinde sen yoksun ama... Geleceğimi de bitirmedin, Bak hala yaşıyorum. Umudumu bitirdin sen benim, Gittiğin gün varya... Keşke ölseydim! Aşkına çok güvendim... Bu hayattan hiç bişey beklemedim Anla nolur!fazla yaşayamam Ben sadece seni sevdim Nasıl özledim,sensizliktense bırakın öleyim Hani şu gurur olmasa bende varya.. Ayaklarına kapanır aşk dilenirdim Hiç anlamadın,ben hep senindim! İnan görmek istemezsin halimi, Nerde o ağlamak nedir bilmeyen ben?! Bi yandan içip,bi yandan ağlıyorum şimdi. Söz vermiştim ama tutamadım... Kafamı kaldırıp yanındakine bakamadım Kimse kim! Seviyorum işte Gururdan eser kalmadı, Öleceğim bu gidişle... Birgül Maden |
Hiçbir Şey Anlamadın Serüvene koşmak icin trenler bekliyorsan, Güneşi yakalayıp gözlerine yerleştirmek için beyaz yelkenlerin gelip seni almalarını bekliyorsan, Yarına inanmak için günbatımına, İyi kalpli gözükmek için zayıflığa, Ve güçlü görünmek için öfkeye ihtiyacin varsa ; Demek ki hiçbir şey anlamadın!!! Jacques Brel |
Yarın sen olmayacaksın benim yanımda ellerini bile almayacağım avuçlarıma yıldızların altında dizlerine uzanamayacağım biliyorum, sen olmayacaksın yarınlarımda bugün gibi her zaman sana hasret kalacağım… Duygularım sanki kördüğüm, artık isyanlarda haykırıyorum durmadan, ömrümün enkazında seni yüreğimden silmek, çıkarmak istiyorum oysa baktığım her yerde, sen varsın karşımda seviyorum seni, ama sana bile anlatamıyorum… Hayaller parçalanmış, artık ağlasam ne fayda düşlerim kâbus oldu, çaresizlik hayatımda pişmanlığımı içerken, aşkımı meze yaptım, gene de diyorum işte, iyi ki vardın dünyamda hasrettim sana, yine hasret öleceğim anlasana. canan onuş |
Yaşamak Denirse Yaşıyorum yine Yaşamak denirse Sözler düğümleniyor boğazıma Ona keza cümleler Kes sesini diye haykırıyor Yüreğime acımasız seneler Dur durak bilmez keder Dost diye geçinenler İyide ve kötüde yanımda Şimdi neredeler Eriyorum oturduğum yerde Nefes alamamacasına Tavan duvarlarını gözlüyorum Suskunluğum ecel Durgunluğum ölüm Diyecek hiç bir şey bırakmıyor Eli kolu bağlanan sözüm Acımasızlık ve gam birlikte Ayyuka çıktılar, bu gece benimleler Dedim ya vurdu en zayıf noktamdan Gamsız kelimeler Elinde olmaması bir şeyin Ne acı değil mi keşke olsaydılar Önünü alan yok bu yeisin Keşke olsaydılar Yıldızlar manasız artık Mâniaları hezimetli hayatın Hadi umutsuzluğu bıraktık Yüreğimde güneşi doğmuyor kâinatın Sevda değil derdim Sadece bir tutam umut Azıcıkta mutluluk istiyorum Çok bir şey değil Lakin her adımımda Karanlığın içine batıyorum Yar değil benim derdim Derdimi paylaşacak yaren arıyorum. Bugün reva görülen işte bu Yarın ne gelir bilinmez Lakin bana bunu reva gören bugün Gelecek günlerde asla silinmez. Samet Akman |
Hayal Misin? Gerçek Mi? Seni ilk gördüğüm günden beri Hep yaşadım bu gel-git leri Aklımda kalan bir soru işareti Sen hayal misin? Gerçek mi? Eğer hayal isen yakamdan düş, Gerçeksen benle hayatı bölüş, İstersen sevişelim, istersen dövüş, Ama düşlerimden gerçeğe dönüş. Olamaz bir daha böyle güzellik, Her halin başka, her halin değişik, Gururluyum, seviyorum, başım dik, Benim olsan ne olur? bir nefeslik. Görmedi gözlerim sen gibi güzel, Hislerim duygularım tek sana özel, Sanma söylediklerim sadece sözel, Al, her şeyim senindir, bana gel. Konuşunca bülbülleri susturursun, Kokunla gülleri dalında soldurursun, Güzelliğinle cehennemden kovulursun, Rabbim seni kem gözlerden korusun. Normalim, herkes gibiyim deme, Birde benim gözümle bak kendine, Layıksın daha çok çok sevilmeye, Senden vazgeçmemi sakın söyleme. Bakışların beni benden çeker, alır Aklım sende, fikrim sende kalır, Belki bir gün yüreğin bana acır, Hayata bağlayanım, sana sevdamdır. Ne diyeyim daha sana, ne söyleyeyim, Bir kuru canım var, oda olsun al senin, Eller sürse de sefan, zevkin, güzelliğin, Aşkım, özlemim, bir tanem, sevdiğimsin. Mustafa Özdemir |
|
Meğer Sana ulaşmak Dizinin dibinde olmak Senin rüyalarını sana sormak Gözlerine bakmaya doyamamak Ellerini tutarak şiirler okumak Sadece susmak Şarkıları konuşturmak Meğer ne zormuş sana yakın olmak Seninle göz göze gelmek Gözlerini seyretmek Bir çiçek fazla verebilmek Sana bir dakika fazla sarılmak Bir an daha fazla geçirebilmek Elini tutmadan sokakta gezinmek Omzuna yaslanmadan uyumak Saçlarını okşayamamak Bu bankta sensiz oturmak Bu kalbime sensiz söz geçirmek Onu sensiz avutmak Meğer ne zormuş senin yanında olmak Sanırım özledim Sesini duymayı özledim Elini tutmayı Gözlerine bakmayı özledim Seninle yürümeyi Her anımı seninle geçirmeyi özledim Meramım sensizlik Yudum yudum sensizlik içiyorum Seninle olmayı özledim Meğer ne zormuş cancağızım seni sevmek Öyle bir his var ki içimde sensizliğe bile doyamıyorum Çünkü o sensizlik bile senin sensizliğin Gözlerini gözlerimden ayırmamak için hiç uyumuyorum Sensiz hiç anlamı yok sessizliğin... Samet Akman |
AY KARANLIK ay kadarlık gecede sancıyordu yürekler sıkılmış morarmıştı bilekler ve ay karanlık gecede ağıt yüklü yanık türküler okunuyordu sevda türküleri hasret türküleri memleket türküleri... ay karanlık gecede dağlarımda mor sümbülleri bıraktım salkım söğütleri uçan kuşları semahlarda turnaları sesleri bıraktım ve anılarımı anlırımı yaşadığım dar camları bıraktım ay karanlık gecede... ay karanlık gecede gel sevdiceğim gel sol yanım kanlı kızıl bayrak gibi salına salına bir o yandan bir bu yandan saçlarını kızıl güller takayım... ay karanlık düşünce şafağa düşünce yıldız gecede bu yüreği feda edeceğim süreceğim yüzümü dost gülücüklü cana ay karanlık gecede cansın sol yanımsın yaramsın, beremsin ay karanlık gecemsin eyy yar! ... Celil Taş |
Vargücümle Gözlerin Zamanın yok olduğu bir yerdeyim, O var kalbimin derinliklerinde, Sessizliğimle sesleniyorum ona.... ... VARGÜCÜMLE... Gözlerindeki parlaklık var ya güneşim, Gülüşündeki sadelik hayal şehrimde Büyüdükçe büyüyen küçük kalbimle, Dev mi dev bir aşk yaşatıyorum GÖZLERİNDE..... Seydanur Burgan |
GÜLÜŞLERİM.. Kaç yıl geride bıraktım Kaç takvim yaprağı kopardım.. Bilmiyorum kaç baharı yaşadı bu kalbim sensiz senin hasretinle inledi… kazıdı kalbine adını gül dikeniyle.. hangi bahara sakladım umutlarımı hangi şimşekle yağdı göz yaşlarım hangi ağacın kovuğuna saklandı aşklarım.. Islaktı her an gözlerim… Hüzünlü bakışlarım.. her kanayan yaraya seni gizledim.. Olmayan sen… hayalinle bir ömrü tüketim.. Ahh benim yaralı gönlüm kaş kışı geçirdi sensiz.. Neden geriye kaçar gülüşlerim.. Neden kaybolur hayalerim Neden unutulur umutlarım Neden hiç resmi yok sevgilimin.. Neden kaybolur anılarım.. Öpüşünün izi yok dudağımda Parmağının izi yok yanağımda… neden silinir sesin kulaklarımda.. neden yok sülüetin silinmiş aynalarımda .. neden yıldızlar sönük semalar karanlık.. neden yağmurlar donuk vurmuyor pencereme.. neden güneş ısıtmaz beni üşürüm hasretinle… neden hiç bir el sarmaz bedenimi.. yoksa senmi geldin yalnızlığım kanayan yaralarımla dirilmek düştü bana bir deniz kenarında ölümüne içlenmek tek yönlü bir yolda tekrar kendime gitmek yine dar ağacına acılarımı asmak.. nafile paklamaz acılarımı sonrasındayım yine hayatın peşkeş çeken (ACILARLA) (HEZALE) |
Dikkat Aşka Çarpma uygunsuz sevdalar moda olmuş, yol kenarında aldırışsızca sevişenler... aşkı oyun sananlar... hergün ayrı aşk yaşayanlar... oysa sevmek dokunamamaktır özlemiyle yanmaktır... gizlice sevmektir... sabaha dek hayaliyle dolaşmaktır çölde aşkı aramaktır sevmek ulaşılması güçtür... uygunsuz sevdalar moda olmuş pardon dostlar...modern sevdalar... Turgut Özer |
Adı Mı Onu Sorma... Bir aşkın peşinden böyle yıllarca Bilemeden ne kokusunu ne duruşunu Usanmadan yazıp duruyorsun yıllarca Bir de isim bulmuşsun ona bu hayatta İsmi sende saklı kalsın ben biliyorum Özenle yazıp onu anlatıyorsun onu Seçtiklerin hep aşk sözcükleri yaşamdan Bir de güzel bir de güzel anlatıyorsun Çok da alımlı hayran olmamak elde değil Öyle bildiğin sevgililerden hiç değil Salınışı yürüyüşü duruşu kim bilir nasıl Nasıl da sevdalanmışsın adı mı onu sorma Bir aşkın peşinden böyle yıllarca Sabır seninki si daha ne kadar yazarsın Yazdıkça büyüyen büyüyen bir aşkla Sevda bu hiç bitmeden sen hep böyle yazarsın Haziran 2008-06-19 Namık Kemal Ülkü |
Üşütük... üç mevsimdi bendeki en sonu sendin bazen üşütük! bazen kurak... mazeretsiz sarılırdık düşlere... sizli bizli olurduk sen düşerdin bir başka mevsimin iklimine ben ayaz tutardım inadına... yangınlar çıkarırdım yüreğimde pişmanlıkla... sonra suç duyrusunda bulunurdum Kente, bir garip sis çökerdi buğusu gözlerimde sadece... sadece ağlardım sensizliğimde... Murat Kartal |
Caddelere Yakişan Özgürlükten Sor Beni Avluda sıra sıra Voltalardan sor beni. Ozanın elinde sazı Bam telinden sor beni. Hamamdaki tasımdan Keçi kılı keseden, Giydiğim esvap,terlikten, Akan sudan sor beni. Gönderdiğim nameden, Üç hece şiirimden, Çizgisiz kağıdımdan, Kalemimden sor beni. Ranzamda yastığımdan, Üstümde yorganımdan, Karabasan,yılandan, Rüyalardan sor beni. Gökyüzünde güneşten, Ağaçtaki yeşilden, Gardiyan gülüşünden, İsyanımdan sor beni. Ağarmış saçlarımdan, Çatık kalmış kaşımdan, Gözümdeki yaşımdan, Hasretimden sor beni. Revirdeki doktordan, Aldığım ilaçlardan, Kırık bacak başımdan, Sağlığımdan sor beni. İmamesi inceden, Halka halka gümüşten, Sabrımı deneyen, Tesbihimden sor beni. İçtiğim cigaradan, Çıkmayan dumanından, Kibriti çakmağından, Ateşinden sor beni. Hayalsin görünmeyen Sevdamsın bilinmeyen, Ceylan gözlerinden, Yüreğinden sor beni. Geçen seneden yıldan, Okuduğum kitaplardan, Hürriyet diye haykıran, Caddelere yakışan, Özgürlükten sor beni. Konca Ata |
Garip Kaldik Bu kadar çok severken birbirimizi, Nasıl oldu da kırdık gönüllerimizi, Hiç aklımıza bile gelmez iken , Bir çift yalan kelime ayırdı ikimizi. Destanlar yazdırırken adımıza, Kader vurdu bu büyük aşkımıza. Kara kedi gibi girdi yıllar aramıza, Ne hale geldi bir bak sevdamıza... Aşkımız karşılıklı iken bir olamadık, Bu nasıl bir sevgi idi anlamadık, Birbirini seven insanlar kavuşurdu, Biz neden böyle garip kaldık.....? Mahmut Özcurt |
TERKEDEN Kimdi,kimdi kalan Giden mi suçludur herzaman? Ne zaman başlar ayrılıklar? Dostluklar biter ne zaman? Her geçen gün bir pzrça daha Aldı götürdü bizden Aynı kalmıyordu hiçbir şey Değişiyordu herşey kendiliğinden Artık çözülmüştü ellerimiz Artık bölünmüştü yüreğimiz Birimiz söylemeliydi bunu Ötekini incitmeden Kimdi giden kimdi kalan Aslında giden değil Kalandır terkeden Giden de Bu yüzden gitmiştir zaten Murathan MUNGAN |
An'lamaktir Zamanin Anahtari An'lamaktır zamanın anahtarı Anılar ise maziye açılan bir kapı Geleceği hiç sorma O zaten gaybın içinde bir bilinmezlik bulmacası Bak ellerine ey geçmişini yad edip, geleceğini düşünen ! Hangisine dokunabiliyorsun ? Oysa ellerinde an'ı tutuyorsun Yalvarıyor sana :"Neden benden yüz çeviriyorsun ? Yüzünü döndüğün her zaman bende gizli Geçmişin ayak izleri var üzerimde Gelecekse bende dinlenmeye gebe Ya doğmamış zamana bakıp seviniyorsun Ya da ölmüş zamana bakıp üzülüyorsun Söyle bana ey can ! Senin gibi nefes alan an'da niye can bulmuyorsun ? Ben diyeceğimi dedim Sana nefes almanın sırrını verdim An'lamaktır zamanın anahtarı Ya alıp açarsın zamanın tefekkür kapısını Ya da kapanır sana zamanın bütün idrak kapıları". Nihal Çelik |
Bitti herşey yazın bitmesiyle... Kuşların cıvıltısı duyulmaz oldu, Denizin mavisi karardı; Yeşilin her tonu yapraklarla beraber döküldü; En çok da gözlerinin yeşili... Üşüyorum artık... Ellerim hiç ısınmıyor, Geceler uzadı, güneş doğmak bilmiyor... Karlar yağıyor başıma, Herşey değişti zamanla... Ama değişmeyenler de var; Yine seni seviyor, Yine seni özlüyorum.. Vefalı dostum yalnızlığımın omuzunda başım.. Bu defa onu hiç terketmeyeceğim, Senin gibilerle onu aldatmayacağım... Biliyorum ki; o sadece hayat arkadaşım değil, Ölünce de beni bırakmayacak... |
Hayallerim Hayaller,imkansızlıklardan oluşan yüksek bina Hayaller yıkılmış ben altında kalmışım İnsanlar aramasın beni bu enkazda Zaman durdukça yalnızlığı çekiyor canım. Derin bir uykuda gördüğüm rüyaymış hayaller; Gerçeğin gürültüsü beni uyandırdı. Ve mekan aç köpek gibi varlığımı ısırdı. Sivri dişler,kemikten öte ruhuma işler. Beklemediğim hastalık başlar masum bedende Hastalıklı ruha,çıkılmaz mahzendir vucut. Çare yok zavallıcık,çare yok isyan etsende, O sanki yıkılmaz duvar,hissiz bir put. Alıp başımı bir yere gitme isteği Sadık sevgili gibi sararsa yalnız kalbi. Sahibine ihanet eden huysuz köpeği kovar gibi, Düşünmeden dışarı atarım,kudurmuş gerçeği. Cihad Şahin |
Sigarayı bıraktığımla 24 saatliğine barış mı imzalasam? İçim bir tuhaf. Bu gece çocuğum ben sabahına umut asmış Bu gece karmakarışık, Bu gece uyumak istemiyor canım, Bu gece rüya görmekten korkuyorum. Rüya değil karabasan! Bu gece sabaha karşı bir diktatör gökyüzündeki tüm yıldızlarımı kurşuna dizecekmiş gibi, Bu gece sabaha karşı kapımız kırılacakmış gibi, Bu gece sabaha karşı babam götürülecekmiş gibi, Bu gece sabaha karşı abim öldürülecekmiş gibi, Bu gece sabaha karşı kızkardeşim bir duvar dibinde önce kızlığını kaybedecekmiş gibi... Bu gece gidenler asla geri dönmeyecekmiş gibi.... *** Bu gece kapatmak istiyorum tüm kapıları ve pencereleri. *** Saydınız mı sahi kaç yıl oldu? Ben saydım tam 28 yıl *** Bu gece en olmasını istemediğim sabah, Bu gece en karanlık sabah, Bu gece.... Keşke eylüller hep 11 gün sürseymiş diye düşündüm. *** Eylüle hep hüznü yakıştırırdım -Hani yakışıyorda allahsıza- Ayrılığı yakıştırırdım, İçteki o tatlı sızıyı, Ama ölümü asla! Bir sabaha karşı kapıların kırıldığını asla! Cezaevleri, işkenceler hiç aklımın ucundan geçmezdi. Ama en olmadıkların olduğudur hayatın bir adı, __________________________hayatın bir tadı. __________________________ve acıda bir tattır. |
| Saat: 14:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık