![]() |
Korktum.... Bir hazan sabahında Doğdun GÜneş Gibi Sen MAsum Bakışlarında kaybolduğum Sevdam.. Korkmuştum ilk sana söylemekten Yorulmuştum bunca Yıl Vakit Geç, Gecenin yarısı Yanımda Resimin.. yazdım mektubumu Geceler sabaha kavusurken Zor saatler geçirdim Seni görmek yeni bir hayattı bende... Her gece rüyalarıma geliyordun zaten Gerçek olsa ne olurdu.. o An bana gelişin Senin dudaklarından da Çıksaydı benim duymak İStediklerim... Hani o iki kelime ''seni Seviyorum'' Osman Yivci |
Kimse taşıyamaz aşk acısını Yüreğe saplanan bir şiir kadar İnsanoğlu içindeki yangını Söndüreyim derken daha çok yanar Yalansız her aşkta şair kanı var Aşklar şiirle kanar Ve kimse kitleyemez yüreğini Ölümcül aşkına olsa da gaddar Şiirin yazgısı düşsel intihar Onun en hasını, en güzelini Acıya bulanmış şairler yazar Aşklar şiirle yanar Aşk mıdır her işin başı ve sonu Şiir mi her gizi çözen anahtar Kırık bir hayatın aşk olduğunu Dile getirsen de bu neye yarar Odur anılara yağan sıcak kar Asklar siirle kanar Ahmet Necdet |
Susma Hayat ! Mürekkebi yeni kurumuş yazı misali, Sararmış yapraklar arasında titreyen dal. Gözalıcı şehrin ışıkları arasında yitirilmiş, Islak ,bitkin ve yorgun adımlar eşliğinde, Mutluluğu boş kadehlerde arayan berduş musun? Yanıtlanması zor bir sual mi yoksa, Cevabı yüreklerde saklı anahtar mısın hayat! Zamanı geriye sarmak mümkün mü? Tekrardan aynı nefesi almak,aynı mekânda, Saadet`in kollarında dirilmek var mı alın yazında? Neden susuyorsun? Konuşsana! Kendi kendine ağır mı geldin yoksa? Ayşegül Kor |
Mavi GözLü Dev ... O mavi gözlü bir devdi. Minnacik bir kadin sevdi. Kadinin hayali minnacik bir evdi, bahçesinde ebruliii hanimeli açan bir ev. Bir dev gibi seviyordu dev. Ve elleri öyle büyük isler için hazirlanmisti ki devin, yapamazdi yapisini, çalamazdi kapisini bahçesinde ebruliiii hanimeli açan evin. O mavi gözlü bir devdi. Minnacik bir kadin sevdi. Mini minnacikti kadin. Rahata acikti kadin yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanimeli açan eve. Simdi anliyor ki mavi gözlü dev, dev gibi sevgilere mezar bile olamaz: bahçesinde ebruliiiii hanimeli açan ev.. Nazım Hikmet Ran |
Aşk Çıkmaz Sokakta Kirlenir Yazıldığı can duvarını kurutur “vermek aşkı yaratır” düsturu Gönül gözüne bağlanan mendil solgun ve sefil bekler saygıyla inanılmaz kusuru Kalbinin rüzgarı doldurur açık denizde hoyrat yelkenleri kendisi kıyıda oturur Kaldıkça yeniden filizlenir esaret O çok özlenen aşka has suret bahçede gül ölürken görülür Sadakatin çelik kutsallığı kendi çöplüğüne gömülür Kölenin bilenmiş antik bıçağı ilk düştüğü yerde açar kozunu kanar güz ömrün yaralı boynu Ekmek teknesine taşır korkusunu bedeni tarla sayılan kadının ufku Teslim kapısını açar resmi kurum açılan o aralıktan girer içeri dipsiz kuyuya atılan şiir Toprağın sırtında büyür uçurum esirdir esir şehirde ahali Aşk çıkmaz sokakta kirlenir Cümle insanlığı özgür kılarak çocuk sevincine kavuşabilir şehir Özgür kadın ruhunu bularak saf bereketle hayatı emzirebilir o dem olduğunda ancak aşkın tarihi insanlığın tarihi olacak Babür Pınar |
Güzel Gözlüm Ey güzel gözlüm bu şiirim sana, Okudukça hep beni hatırla, Bu sevgi yük değil taşınmaz, Bak,hediyem olsun sana, Bu kalp sana hatıra. Belkide giderim belkide bi daha dönmem, Bunu bilki bi tek seni sevdim başkasını sevmem, Sevemem, Bu kalbi bi başkasına veremem, Duyuyormusun güzel gözlüm seni seviyorum. Ediz Coşkun |
Korkuyorum.. Ayaz akşamlarında şehrin, Gelmeyeceğini bile bile Bekliyorum seni, Ve kör sabahlarında. Özlemim kahıra dönüyor Simsiyah şiirlerimde. Ve sen Beklediğimi bile bile Gelmiyorsun, Ölüme terkedip hislerimi, Solgun bir denizin kıyısında. Bıktırdım kalem kağıdı Seni çizip yazmaktan, Bezdirdim dostlarımı Hep seni anlatmaktan, Ve işte sustum artık. Gülümseyen bir maske Taktım yüzüme, Sahte tüm gülüşlerim, Dolaşıyorum ortalıkta Yokluğunda vura vura Çürüttüğüm Bağrıma taş basıp.. Oysa, Derdim gücüm gene Seni düşünmek bu aralar Yokluğunun acısı Yaş oldu gözlerimde. Kirpiğimin ucundan Ha düştü ha düşecek. Unutup çoğu zaman Bir maske taktığımı Artık bende sen olmuş Yüzümden, Seni okuyacaklar diye Korkuyorum.. UTANIYORUM.. Abdullah Melik Mısırlı |
Düşertesi gecemin en aydinlik anında, güneşim oldun, kararttın gözlerimi. ve kabarttın derin hislerimi. ve ben yine yalnız, yine sensiz, yine sessizliğe mahkum oldum üstü yastık, yorgan, gitarlarım, bütün duygularım, daha açılmadan bitmiş bir paket sigaram, hiç yakılmamış sigaraların külleriyle dolu kül tablam, ve acı içinde gülümseyen ama acısını da gülümsemesini de belli edemeyen bedenimle birlikte, bomboş hissediyorum bu yatakta. baktığımda hala görüyorum okşamaya kıyamadığım, ama sürekli benim dağıttığım saçlarını tarağımda. evet... evet gerçekten yoksun şuan kollarımda. Fakat biliyorum, ne kadar sen yoksun yanımda diye uyuyamasamda, sabrediyorum. sızmayı bekliyorum boş yatağımda. çünkü biliyorum, her gece olduğu gibi bugün de geleceksin rüyamda.. Tolun Tütüncü |
Kimsesiz Aşk ''umutlarımla yitip gidiyorum adını bilmediğim sokaklar gül kokusu sevgililer yağmuru getiren kara bulutlar özlemini duyduğum dostlarım bağrımdan kopup gelen yalnızlığım yitip gidiyorum,kimsesiz...'' Yılmaz Öz |
Söyle Her anımda sen Hangi saate baksam, akışında sen Varlığın sarmış zamanımı Söyle kaç yılda geçilir sevginden Söyle de sileyim seni mazimden Nereye gitsem yüreğimde sen Hangi yola girsem,sonunda sen Hasretin sarmış afakımı Söyle kaç vesaitle kaçılır hasretinden Söyle de kurtulayım bu zindan histen ... Nihal Çelik |
ÖLMEYEN Sana geliyorum, sana, Beni anla,içimdeki şeytan. Yalnız sensin doğru söyleyen. Gerekince kaçan,gerekince gelen. Denizin yüzünde geceleyin, Karanlıkları işleyen renkleri görmek senden. Senden,bazı kelimelerin farkedilmemiş güzelliğini anlamak, Unutulmuş yaşamaya başlayıvermek birden. Sana geliyorum,doğru sana, Susmamak için. Çünkü sensin dinleyince dinleyen, Bakınca bakan.görünce gören. Sevmesini iyi bilirim,düşünmeyi öğrendim. Duydum nedir can vermeden ölmek. Artık bütün kapıları açıp kapayabilirim. Sen anlarsın bunlar ne demek. Sana geliyorum, yalnız sana, Yalansız,gizlisiz. Olduğu gibi anlatacağım ne varsa, Bil,bilsinler,biliniz. Sen, Vurunca vuran,gülünce gülensin. Sesin,yüzün,ellerin yüzde-yüz senin. Sen ölmeyensin Özdemir ASAF |
GİDEN Bir gecedir bütün geceler gibi Saçlarında,tanıdığın ellerin en ağırı Gözlerinde maceraların en derini... Sana anlatırlar geçenle kalandan Bir gecedir bütün geceler gibi Karanlıklardan,aydınlıklardan Ne varsa kendincedir Pencere camlarında ışıklar parlar Halıda yatar eşyanın gölgesi İç içedir artık sokaklar,evler,odalar Duvarlar bakışları keser,kapılar sesi Ne varsa kendincedir Ve senin,üzerinde binbir düşünce,günden Oynaşır hatıranla,kalbinle,ümitlerinle Herşey düşünmektedir seninle Birden,bir rüzgar eser,sana doğru senden Seninle çoğalmaya başlar kendisiyle bitenler Hatırlayan ellerinle,unutmayan gözlerinle Değişir sezilecek kadar yavaştan Değişir istenen istenmeyen O koruyan zor yalanlar silinir Büyür kolay bir doğru,bilinen,söylenmeyen Uyuyanlar uyanmış,ölüler dirilmiştir Bir gecedir sana doğru senden Bir gecedir sana doğru senden... Geçen yaşadığındır,yaşarken anlamadan Kalan bir gerçektir belki Bir iğne gibi kaybolan,bir bardak gibi kırılan Gelen sanki beklediğindir Ve giden,en tatlı,en sıcak,en kocaman.. Özdemir ASAF |
Ceviz Ağacı Ağaç kök salmış derinlere Seyrediyor insanları Sevişenlere gülüyor altında çaktırmadan Aşıklarsa habersiz Oynaşıyor altında Çobanı selamlıyor Kavalını dinliyor acı acı Seyrediyor koyunları Kurt geldiği zaman, haber veremiyor çobana Ne acı Ağaç kök salmış derinlere Dallarında sallandırıyor çocukları Meyvelerini döküyor insanlar için Yeşil cevizler kırılıyor Eller kapkara Hep seyretmekte ağaç çevreyi O hep aynı gördüğü şeyleri Birgün bir cellat geliyor elinde testereyle Koskoca gövdesiyle yıkılıyor ağaç yere Arabalara çiğnenmiyorum Savaşa katılmıyorum diye övünüyordu Hiç aklına gelmemişti ağaçlarında ölümü olacağı Gözyaşlarının akacağı Son solukta hışırt ediyor dallar Çobanlar kayboluyor Piknik yapanlar da Kalın duvarlı binalara tıkıştırılıyor insanlar Yüksek sesli müziklerin arasında boğuşturuluyor Ben se ceviz ağacını arıyorum O sobamda kütür kütür yanıyor Daha bir titriyorum soğuktan Daha bir yanıyorum Ve ben müşkül Böyle hüzünlü Ceviz ağacını arıyorum Birgün heryerin yemyeşil olduğu günü.. Nefise Karataş |
Gitmek Zordu sana ulaşmakta gizliydi, bütün mola sancıları ay ışığına sığınan gözlerin yakamoz saatinde indi denizime, sevmesi en güzel saate ama; farkında değildin içinde açacak baharlardan sessizce uzaklaştın deli dolu fırtınamdan kapılmak zordu ruhuma sen iyisi mi? sana benzemesini bilenlerin ırmağına ak ben sana benzemeyeceğim... bir kalem daha harcamışken şiir huylu özlemine ve susarak içime gizlemekten başka çaremde kalmadı seni sen bilmek isteyipte bilemediğim telaşlı bir gün batımı olduğun zaman içimde ben çoktan ayrılmıştım bu bedenden... sevdiğim, kadınım, gitmek hiç bu kadar zor olmamıştı... Turgut Özer |
MAVİ MAVİYDİ GOKYUZU Bulutlar beyaz, beyazdı Boşluğu ve üzüntüsü İçinde ne garip yazdı. Işıkla yağmur beraber Bir türkü ki gamlı uzun Ve sen gülünce açan güller.. Gölgeler buğulu, derin Ah o hiç dinmeyen rüzgâr Ve uykusu çiçeklerin. Veya kestane dibinde Mahmur süzülen bakışlar İkindi saatlerinde. Sabahların aynasında Ve beni çıldırtan hüzün İki bakış arasında Ahmet Hamdi Tanpınar |
Umudumun Her Yolu Umudumun her yolu adina çikar sevdigim Fani dünyamin tek gerçegi sensin sebebim Uyudukça sensiz gecelere Karanliklar bile aydinligim olur sen bilmezsin bilmezsin sevda atesimin nasil yandigini nasil aglarim yoklugunla basbasa issiz karanlik diyarlarda Kaybolurum hayalinle tutamam ellerinden mesafelerim engel gelemem gel desen bile uzakligin engel gözlerimi kapatip hayalinle avunmaktan baska çarem yok guzel gozlum oysa bilmezsin butun yollari kosarak gelirim sana kavusmak ugruna sakin bana gel deme mesafelerim engel sevdam engel bana kaderim engel......... Doğan Yıldırım |
Taniyamadim Tanıyamadım seni çok yakın çok uzaksın. Tanıyamadım seni hatıralar tükendiğinde. Ve sen gittin. haklıydın belkide Sakladım gönlüme acıyı Yabancıydı acın bana. Tanıyamadım seni kusura bakma. Yaşar Kartal |
HATIRLA SEVGİLİ Dudağımda yarım kalan Söylenmemiş son sözümdün Baki olsada ayrılık Aşk her daim ölümsüzdür Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi Efkar kitabedir aşka demde okunur Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur Varsın eller gönül yarası kapanır sansın Kabuğun altında sevgili sen kanayasın X2 Ömrümüzün son demidir Dönülmeyen o gitmeler Kuşatıldık zor yıllarda Yarım kaldı hep o sevdalar Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi Efkar kitabedir aşka demde okunur Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur Varsın eller gönül yarası kapanır sansın Kabuğun altında sevgili sen kanayansın _________________ ALINTI |
özlem'lerim Avuçlarımda cam kırığı bir sevda Söylenmiş dilimde şarkısı Tutturmuşum gözlerin diye Eriyorum... İskenderun kavşağında bir park lambası Altında ip gibi yağmurun ıslanmış bedenim Haykırmışım ellerin diye Tutamıyorum... Yarık kayadan kopmuş bir fırtına Ben yine gün ortasında üşüyormuşum İç çekmişim ah diye Sarılamıyorum... Akşamın saat arsız sekizi Yorgun aklımda bir tek canlı sen varmışsın Arayarak özledim, özlemim diye Dokunamıyorum... Yeşil bir halı sergisi dam üstünde Yumuşak bir minderde yanına oturmuşum Sen anlatırken yanına keşke diye Sokulamıyorum... Halim Karapınar |
BİRİ OLMALI Yalnızlığa dayanırım da, Bir başınalığa asla Yaşlanmak hoş değil, duvarlara baka baka Bir dost göz arayışıyla, Saat tıkırtısıyla… Korkmam..! Geçinip gideriz biz mutluluğa, Ama; “Günün aydın, akşamın iyi olsun” Diyen biri olmalı, Bir telefon sesi çalmalı, Ara sıra da olsa kulağımda… Yoksa, zor değil, hiç zor değil, Demli çayı bardakta… Karıştırıp, bir başına yudumlamak doyasıya. Ama: “Çaya kaç şeker atarsın?” Diye soran bir ses olmalı ya Ara sıra..! Can Yücel |
Gecenin Bir Vakti; Gecenin bir vakti, Öyle bir geleyim ki aklına,,, Fırla yatağından, içtiğin bir bardak su söndüremesin -ben- ateşini, Git dolaba istediğin kadar iç, benden kalan sakinleştiricileri.. Kabusun olayım uyuyama... İliklerine kadar titre düşününce gözlerimi, Git yüzüne bir su çarp, boğulmasan da; avucuna döktüğüm gözyaşım nefes aldırmaz sana.. Tutuşsun saçlarından umutların, Kahkahalarla ağla... Akamasın gözyaşların.. Ve birden çalsın acı acı telefonun, Anla ki, boşuna değil kabusların, Malum olacak ihanetim sana, Haydi yat artık al geceyi koynuna; Ağla...ağla...ağla.... Müjgan Suna |
İÇİMDEKİ ÇOCUĞU GETİRDİM SANA Yıllar sonra; Geldim bak yine. İçimdeki çocuğu getirdim sana. Yollarında koştuğum, Sularında yüzdüğüm, Kaç ağaçtan kaç kez düştüğüm, Çocuğu getirdim sana. Özledin mi beni,biraz anlatsana. Özletti mi beni,benden sonrakiler, Ondan sonrakiler. Kurumuş artık pınarın suyu, Akmaz olmuş karışmıyor dereye. Gözlerinde karpuz ıslanmaz olmuş. Karpuz çıkmaz olmuş, Kelebekler uçmaz, Çiçekler açmaz olmuş boylu boyunca. Tepende güller kokmaz olmuş. Bak diktiğim çınar da kurumuş. Yıllar sonra; Geldim bak yine. İçimdeki çocuğu getirdim sana. Özledin mi beni biraz anlatsana. Beni biraz anlatsana nasıldım. Kaç gece ağladım seninle sessizce. Kaç sabah koşarak gittim yalnızlığıma. Kaç bahar gördüm,kaç kış üşüdüm. Kaç yaz yüzdüm özgürce sularında. İlk nerede yitirdim çocukluğumu. Hangi ağacın gölgesine savruldum. İlk nerde büyüttüm içimdeki sevdayı. Hangi kuytuda seviştim kendimle. Hangi yalancı baharı yaşadım kaç kez. Hangi gün hangi yıl gittim senden. Hatırlıyormusun. Yıllar sonra; Geldim bak yine. İçimdeki çocuğu getirdim sana. Sıcacık kollarını özledim. Boylu boyunca uyumayı özledim, Biliyormusun. Kaç uykuda kaç gece eskitmiştik seninle. Kulaklarıma fısıdayan rüzgarını. Zemheride uçan mazıları özledim, Sokak lambasının garantisinde. Bir şiirdim giderken,silindiğim. İçimdeki çocuğu getirdim bak yine. Hadi yaz beni,yaz yine. ALINTI |
O ÖLMEDİ! Tanrı ölmez, O dilerse görünür bir müddet, Kaybolunca O’nu kalbinde bulur her millet. Biliyormuş kaderin cilvesini evvelce, Bütün ecrâm-ı semâ yasla büründü o gece. Yaklaşan bir acı önce güneşi korkuttu, Ay tutuldu diyemem gökyüzü mâtem tuttu. Ata geçtin ebedin mevki-i müstahkemine Bir direktif veriyor arza, beşer âlemine! Bize ilhâm ile isâl ediyor her haberi, Ki O’nun kudret-i külliye, emirber neferi. Bağladı dâr-ı fenânın ebede telsizini, Güdelim açtığı yollardan mübârek izini. Atatürk’ ün beşere sunduğu peymânı budur: Atatürk’ e inananlar er olur, sulhu korur! Beyoğlu, 1938 Neyzen Tevfik |
Mutlu Etmek Seni mutlu etmek için seni cennetimi vermez miyim toprak olup yollarına gururumu ezmez miyim rüzgar olup baharına güllerini dermez miyim bir kez söylesen sevdiğini şu canımdan geçmez miyim gözlerinde aşkı görsem yanıp da kül olmaz mıyım imkansız bu aşk deme bana gözüm açık gitmez miyim... İsa Ecem Yılmaz |
MAVİ BİR ÖLÜM Yine sana sesleneceğim Senin kim olduğunu hiç bilmeden Senin kim olduğunu en çok bilerek İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin Dört nala açan kiraz çiçeklerinin Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım Sarı bir hüzün kızıl bir gurur Ve siyah bir öfkeyle konuşacağım sana ........... Sana oklardan değil yaylardan bahsedeceğim Gülün dikeninden değil Gülleri ve dikenleri doğurmaktan yorulmayan Topraktan söz açacağım Akan su gelmeyecek kelimelerime Suyu şefkatle kucaklayan sessiz taşların canını yakan damlaları dillendireceğim ............ Yine sana sesleneceğim Senin kim olduğunu hiç bilmeden Bilmek istemeden ........ Alaattin'in sihirli lambasından çıkan cin bana gelseydi Ve ne dilersem dilememi isteseydi Hiçbir şeyi elde etmeyi dilemezdim Bir şeyden vazgeçmek isterdim sadece Hayatta bir şeyden vazgeçmek lutfedilseydi Bedeli her şeyim olsa bile Sana seslenmekten vazgeçmek isterdim Garip değil mi sana seslenmekten vazgeçmediğimi Bundan hoşlandığımı düşünüyorsun belki de Oysa sana seslenmek bütün hesaplarımı gördüğüm bu dünyadaki Tek geride kalmış hesap benim için Bu dünyadaki tek yük Bu seslenişin kalbini avucumda tutabilmek Kürek mahkumu için kürek neyse Benim için de sana seslenmek o Bir yandan gemiyi ufka ulaştırmanın tek yolu Öbür yandan bileklerimden sızan kanların Gönlümü işgale yeltendiği bir rotanın can suyu Oysa ben sana küreklerden değil gemiden bahsetmek isterdim Atalarım bana kadınlara gökyüzünü Gemileri ve yelkenleri anlatmayı öğrettiler Sen kürekleri yağlı urganları Geceyi siyaha gömen fırtınaları öğretmeye çalışıyorsun Sana ellerimle dokunarak gözlerimle okşayarak Göstermek isterdim Rüzgarla şişen beyaz yelkenleri Ama senin vaktin yoktu Ben bunu hiç anlayamadım Kavmimin kadınları bana öğretmediler ki Bazı kadınların beyaz güvercinlerden daha çok Siyah apoletleri sevebileceğini ............. Sana sesleniyorum Ve gözlerin bileklerimden parmak uçlarıma kadar Toplanmış kan pıhtılarını seyrediyor Kürekleri bırakamıyorum Önce yücelttiğin sonra terkettiğin aşkın onuru için Kalemi bir an elimden düşürmüyorum Ankara Kalesi’nin önünde Sana sesleniyorum .............. Benden kaçıp cennete gitmek isteseydin Seni cennetin kapısına kadar götürürdüm Bana gelmek için seni korkutan cehennem olsaydı Cehennemle konuşur Seni ona anlatabilirdim Oysa sen ne cenneti isteyebilecek kadar aşk oldun Ne de cehennemi isteyebilecek kadar ayrılık Seviyorum seni ama dedin Hoşçakal diye ekledin Şimdi gitmeye mecburum Belki yine gelirim, umarım gelirim Son sözün oldu Cennet ve cehennemin dillerini Savaş naralarını ve aşk şiirlerini Gazelleri ve boleroları öğreten atalarım Senin sözlerinin anlamını öğretmediler Hiçbir şey söylemeden gittin Ayrılığın dilsiz olduğunu ben senden öğrendim Dilsiz olanın yaşayabileceğini sen öğrettin bana Ve kalemime ilk defa yavan gözlerle baktın Yine yeniden sadece sana sesleneceğim Müebbet bir aşk dışında Bildiğim tüm duygularımı terkedeceğim Sana sesleneceğim yine Seni sadece kuru bir sevgiyle değil Derin bir hüzünle binlerce yıllık bir gururla Ve pervasız bir öfke ile sevdiğimi duyuyor musun Mütevazi bir sevgiyle değil Küstah bir aşkla sevdim seni Ben Osmanlı gibi Kollarımın yetişemediği bir aşkı kucaklamaya çalışırken Sen köprülerin ülkesi Venedikteki son sancağı Kışın üşümemek için şal yaptın kendine Neden bilmiyorum özlemin artıyor içimde Gün geçtikçe eksilir demiştin oysa Atalarımın öğrettiklerine de ters düşse de Sana inanırım bilirsin Zamanla unutursun demiştin Niye daha derinleşiyor öyleyse Derinleşiyor özlemin Ve gönlümde bir iç savaşta dökülen kanları Coşturuyor ayrılık sözlerin Öfkelerimin kararlılığını Aşka katık ederek konuşacağım Bedenim bu dünyayı terkedene kadar ............ Öyle sanıyorum ki Hüzünle ve acıyla pek barışık olmadığın için Benden uzun yaşayacaksın Benden sonra kelimelerim gelecek gönlüne Onların benden geldiğini bir tek sen bileceksin Küstah bir aşkla seveceğim seni Ben savaş ve ölümle haşir neşir olan Kelimeler dışındakileri unutmaya gayret edeceğim Ömrümün geri kalınında Sana sesleneceğim yine Ben seni beyrut gibi sevdim ama Sana ne Mağribi ne de Manhatten'i anlatamadım Bağdat ve Şam'ı işgale yeltenmişken Venedik' ten gelen ihanet tarumar etti ordularımı Sarı bir keder, kızıl bir kibir, siyah bir isyanla konuşacağım sana Senin kim olduğunu hiç bilmeden Ağlayan zambakların dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım Senin kim olduğunu en çok bilerek Kavmimin bana vaadettiği tüm aşkları terkedeceğim Müebbet bir aşk, Sarı bir hüzün Kızıl bir gurur ve siyah bir öfkeyle konuşacağım Bu dünyayı terketme müjdesi gelene kadar .......... Hüznü, gururu ve öfkeyi bilseydin keşke Hüznümün beni aşan taşkınlığını Gururumun binlerce yıl önceden miras kalmış hoyratlığını Öfkelerimin hiçbir zaman sona ermeyecek ve azalmayacak kararlılığını Anlayabilseydin Anlatabilirdim sana Seninle yaşanan bir aşktan sonra Ayrılığın ölüm bile olsa Mavi bir ölüm olacağını... ÖMER ÇELİK |
Hayat Seninle Olmalı Hayat ya seninle olmalı; ya da hiç olmamalı, Akan damlalar sürekli olmalı Damlalar ask denizi olup tasmalı Aşk denizinde seninle yüzebilmeli Uçan martılar şarkımızı söylemeli Gökyüzü ikimize imrenmeli Hayatı seninle yönlendirebilmeli Hayat ya seninle olmalı ya da hiç olmamalı Baharda açan çiçekler sen kokmalı Seni yudum yudum koklayabilmeli Sen bir gül olmalı Suyun dürüstlük olmalı Gübren aşk olmalı Güneşin ben olmalı Seni benden başka kimse koklamamalı Hayat ya seninle olmalı ya da hiç olmamalı Gecenin ayazlarında rüzgar sen kokmalı Yanan sigaram sen olmalı Ciğerlerim seninle dolmalı Nefesim seni arzulamalı Gözlerim dumanından damlamalı Ayaklarım ayazda seninle adımlamalı Hayat ya seninle olmalı ya da hiç olmamalı Saçlarım seninle parlamalı Gülüşün içimi ısıtmalı Kalbim her an seninle heyacanlanmalı Elllerim karanlıkta ellerini bulmalı Dudaklarım alacakaranlıkta seni sormalı Dillerim dillerini okşamalı her gecemiz aşk olmalı Hayat ya seninle olmalı ya da hiç olmamalı Her yağmurda gökkuşağı olmalı Gökkuşağına seninle bakmalı Renklerini seninle saymalı Her sayışımızda sayı tam olmalı Eksik olursa kafaya takmamalı Her an hayatı seninle yudumlamalı Kırlarda seninle el ele çılgınca koşmalı Gelincikler laleler kulaklarında olmalı Onları senden kıskanmalı Kelebekler beraber kanatlanıp uçmalı Güldüğün zaman yüreğimde güller açmalı Hayat ya seninle olmalı ya da hiç olmamalı Sana olan bu sözlerim daima olmalı Bizim sevgimiz sonsuzluk olmalı Konuşmalarımız aşk kokmalı Şiirlerimde sen olmalı Gönlüm seninle dolup taşmalı Ölüm sensiz olmamalı Hayat ya seninle olmalı ya da hiç olmamalı Alıntı |
IZDIRAP Gülümseyen güzel bir yüz önünde dudağımı büke büke ağladım en bahtiyar olacağım bir günde en zavallı olduğumu anladım hayatımı zehirleyen bu alem gitsin başka gönüllerde yer tutsun eğer sevmek bu demekse istemem beni bütün sevdiklerim unutsun her dudakta hayal,neşe dalgalanırken her yaralı kalpte,bir his çalkalanırken bir kuru dal,bir fidana halkalanırken ben bu gün,gözleri yaşlı betbahtım NEDEN......? Alıntı |
İçki İçmedim Anne Dün bir partiye gittim anne,bana öğütlerinaklımdaydı İçki içme yavrum demiştin,yalnızca soda içtim anne Dediğini yaptığım için içim gururla doluydu Diğerlerine benzemedim ve İÇKİLİ ARABA KULLANMADIM Ben doğru olanı yaptım anne, tıpkı senin dediğin gibi Şimdi parti sona eriyor anne tam yola çıkacaktım Diğer arabacı beni görmedi anne, bana bir eşya gibi çarptı Kaldırımda uzanmış yatarken yaralı Polisin 'bu çocuk sarhoş dediğini duydum anne Bana çarpan sarhoşsa onun hatasını benmi ödeyeceğim anne? Burada ölüyorum anne, hayatım bir balon gibi sönecekmi? Etraf kan dolu anne, benim kanımla Hissediyorum birazdan öleceğim Sana son bir şey söylemek istiyorum anne Yemin ederim hiç içmedim İçen ben değil onlardı anne......... Galiba bana çarpanla aynı partideydik Tek fark; o sadece sarhoş bense ölüyorum anne İnsanlar neden içer anne? ? ? ? ? Şimdi keskin bir acı duyuyorum, tıpkı bıçak gibi Bana çarpan yürüyor, görüyorum; bu haksızlık Kardeşime söyle ağlamasın, babama söyle cesur olsun |
Seninle Sevdim şiir sevdalısı saçlarını okşarken sevdim dilimin her hücresinde geçen adınla ibadetini kıldım her gece. deniz mavisi gözlerine bakarken sevdim gözlerimin her irkilişinde gördüm yüreğinin sade telaşını. ellerini sarmalarken ellerime, tenini sevdim. seninle herşeyi sevdim; bir gülü sevdim seninle,ağlayan bir çocuğu seninle yürümeyi sevdim ağlamayıda seninle yağmur altında dans etmeyi, güneşle kavgayı, soğan kırıp yemeyi aşkı ve seni seni seninle sevdim gidersen şimdi kim kalacak benimle Turgut Özer |
Seni Kaybettikçe Kendimi Buldum bir gün kırarlarsa kolun kanadını göm acını yüreğine gösterme kimseye yaralarını mavinin güzelliği içine bata bata dikme gözlerini hüzün sarısına çalan duvarlara kırıksada kanadın yürümelisin sakın ha yaralı serçe ağlama ölmemelisin birserçe yarasında kanıyorken o gece bunları kendime söyleyebilmem bile yaşamam için bi sebepti sebepsizce yada seni içimde öldürmem icin o gece eğer sağ çıksaydın yüreğimden ölen ben olurdum biliyordum seni kaybettikçe kendimi tanır oldum önyargılarım, varsayımlarım, korkularım hiç bu kadar güçsüz görmedim onları ve içimi acıtanım anılarım hangi birinde sadece sen vardın sana ait olduğunu sandığım herşeyin aslında benim olduğunu anladım senin sonuna benim başlangıcıma varıyordum sen yoklaşırken ben varlaşıyordum içimdeki sensizlik senden yanaydı ben bütün duygulara duvarlaşıyordum sensizlikte seninle ölecekti hislerim felç olmuştu duymuyordum işte o gece içimde astım seni bendim içimdeki senin katili yas tutmuyordum şimdi benliğimde bir boşluksun yavaş yavaş o boşlukta kayboluyorsun içimde teklederken seni gözlerini sildim bile gözlerimden kanasın dudakların, umrumda değil sesin yanlış numara hazırlan artık gidiyorsun aşkı getiren sen aşkı büyüten sen aşkı öldüren sen içimde ölüyorsun yaşa yaşayabilirsen Ali Karalar |
Bir Varmiş Bir Sonmuş Sevda Karşılıklı aynalarda çoğalıp gitmeler gibi kayboluyorum yine anıların arasında... yüzün sürülüyor aklıma sonra ellerin taptaze dokunuşlar nasılsa öyle işte ılık ve yumuşacıklar hala ... bak..bak... bak ve dur şimdi... aynalar ayrıldığında şüpheler sırtımda ve ufukta gün ışığı salınıyor tek başına güneş nöbete başlıyor başka bir masalda bir varmış bir yokmuş bir varmış bir sonmuş sevda ... o muydu sevincim ? yıllarca oturduğum hasırda dokunduğum desenim o muydu özlediğim ? diye tükenmelerim tükenmek zorunda .. şimdi acılar hafiften sıyrılır gibi etimden... bir umut tutuyor ki sormayın al...al ! bütün günler senin olsun der gibi.. bir düş küçük bi çocuk gibi koşup duruyor içimde geceye yıldız gündüze mavi iliştiriyor beni hesapsızca sevinci.. oysa köşeye diziverdiğim dağları var ömrümün ve sonra ıslak duyguları ruhumun siz içimdeki rüzgarın toprağımı estirdiğine bakmayın aynalar gibi kırılgan benim soğuğum ve ben en içimden yağmurun çizdiği yol gibi solgun ve avuç içi çizgileri gibi belirsiz bir nehirim gizli gizli akar denizime ilerlerim... şimdi belki ayna ve yollarda şimdi belki yalan ve yananlarda şimdi belki sonlarda bağrıma düşmeye görsün her şey düşmeye görsün bağrım param parça... ama olsun olsun bu yaralı halimle bile salkım salkım uzayan ışığına tutundum ben senin ve kapattım cümle aleme kapılarımı bir sen...bir ben... şimdi sen söyle bir tanem hangisi yalan ? hangisi sevda ? ve kalbin hangisinin kollarında ? Tülay Yurdakul |
Sen Şimdi Gittin Ya... Sen şimdi gittin ya... Ben kim için yaşıyacağım ? Ben sabahları kime günaydın diyeceğim? Kim beni öpüp uyandıracak Sen şimdi gittin ya... Ben kime aşkım diyeceğim ? Ben niçin gülümseyeceğim ? Ben nasıl mutlu olacağım ? Sen şimdi gittin ya... Ağladığımda kim kızacak ? Hasta olduğumda bana kim bakacak ? Elimden kim tutacak ? Sen şimdi gittin ya... Ben hafta sonları naparım yalnız ? Kime hediye alırım ? Kimi sevebilirim ben ? Sen şimdi gittin ya... Ben bir garip... Ben bir çaresiz... Ben bir hiç.. Fatih Yalçın |
kelimelerimin ağırlığınce öpüyorum seni kirli sakalıma düşen bakışların kaçak yakamozlar kadar ıslak dudak kıyılarımda biriken tuz tanesi nemli bir ay ışığı gözlerin.. biliyormusun yağmurları taşımaz oldu zulam ellerimi beyaz kireçlerde yaktım yaktım ki avucuma bıraktığın hoşçakalın yansın yüreğimin dulluğu kanamasın.. terli akşamlarında cereyenda kaldı düşlerim üşümüştüm oysa sen gülünce ben hiç üşümemiştim ki.. bir bebeğin kokusunda öpüyorum seni ak saçlarıma düşen ellerin ölü martılar kadar soğuk damarlarımda biriken kan pıhtısı derin bir bıçak darbesi vurulmuşluğum.. biliyormusun yokluğunu taşimaz oldu varlığım suretimi dilek ağaçlarına astım astım ki yıldızlardan çaldığımız umut ağlamasın dilimin günahı çoğalmasın.. geril(la) gecemin yoksulluğunda uyku gibi dalgındım oysa sen uyurken ben hiç uyumamıştım ki.. |
SENSİZLİK ÇOK ACI Sensizlik öğle acı veriyor ki bana Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta Mutlu olacağım belki öbür dünyada Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı Bense kıymetini bilemedim belki de Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana Ben bir kere sevdim bunu anlasana Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha. Onun sadece sende olduğunu anlasana Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana. Bir kez daha benim yanımda olsana. Meryem BURMA |
Sen Sevgisiz Birisin Nasıl Anlarsın? Sevgi ne demek bilmiyor musun? Ağlanır şu garip halime hep gülüyorsun Aşığım sana anlamıyor musun? Sen sevgisiz birisin nasıl anlarsın? Ben Mecnun, sen Leyla ol istedim Senelerce bu aşkı hep içimde besledim Bil ki senden başkasına hiç el sürmedim Sen sevgisiz birisin nasıl anlarsın? Kırıldı bu kalp artık inşa edilmez On bileni bir bilmeyen istemez Sevgi bambaşka bir şey herkes göremez Sen sevgisiz birisin nasıl anlarsın? Talip Sami |
SENSİZLİK Mİ BENİ AĞLATAN Yine sensiz geçen bu gecemde Göz yaşlarım benimle birlikte Elimde senin resmin Dalar giderim yine eski günlere Hayat sevince,sevilince güzelmiş Ben sevdim sevilmedim Bu yüzden bütün umutsuzluğum,kırgınlığım Birtek ona nefretim Sevdiğinin yolunu beklemekmiş zor olan Sevilmeyi ümit etmekmiş beni ağlatan Geceleri ağlarımya ben hani Yıldızlar şahidim olsun diye belkide... Zaten birtek onlar şu karanlık gecemi aydınlatan Birtek onlar ben kaybolmuşken yol gösteren Sadece onlar bana sevmeyi öğretip , Sevilmeyi beklememi söyleyenler... Alıntı |
Uyandim Korkularımla uyandım gece Sinesine sarmış beni karanlık Herzamanki ışığımı aradı buğulu gözler Acıyla sarsıldı yürek Yoksun..... Varken yoksun Usulca süzüldüm yatağına Umut kokan yıldızlı şaçlarına Dokunmak istedim.... Uyandı gece Kabuslar içinde Yoksun Varken beden ruh çoktan uçmuş aşkını alıp görünmez dıyarlara bitmiş bir gece.Yitik bir aşkla Murat Bağcı |
Sevdan Eyledin Adını anmaya lüzum yok artık. Sen seni aklımdan sürgün eyledin. Geçmişi tamire sözüm yok artık. Sen bizi aslından çirkin eyledin... Giderken bağrımda yıktığın şehir. Suçundan aklıma soktuğun zehir. Nefretin denizdi sabrım bir nehir. Ruhumu canımdan yorgun eyledin... Sözündü sözünden düşmeyecektim. Düzündü dağından geçmeyecektim. Parmağım havada aşk diyecektim. Kelamı dilimde düşman eyledin... Tenimde yıllarım çizgilenmeden. Sırrımız dillerde sergilenmeden. İhanetin uğruna ferman inmeden. Sadakati koynumda kurban eyledin... Mülteci yılların benden sürgündü. Çatlamış toprağım, göğüm solgundu. Mahşerim dünyamdan çıktığın gündü, Azrail'i canımda sevdan eyledin... İsmini boynumda urgan eyledin... Ömer Faruk Yılmaz |
Sessiz Camlar SESSİZ CAMLAR Sessiz camlarda aradım seni Fırtınada ses çıkarmayanlardan Bir hoş olurum seni düşündüğümde Aynaya bakıp yüzünü gördüğümde Ne acısı kalır geride aynada ki siluetin Ben âşık oldum sessiz camlarda Hışırtısı yürek ağrısı ne beklentim Yavaş yavaş yürürüm Ben seni düşünürüm Sarı saçlarında gözyaşında Sesin olur tebessümde Ben âşık oldum sessiz camlarda Ayna ya bakıp yüzümü gördüğümde Coşkun Küçüköz |
Gözlerini ölüm bürüdü onların korkulu rüyalarda uyanıyorlar uykularından. Günden güne daha cana yakın günden güne daha yaşanacak hale gelsin diye her gün daha sağlam daha usta daha kahraman ellerle onarılan yeryüzü eskisinden dar geliyor onlara eskisinden düşman. Ne günün ilk ışığı ne balık sürülerinin ışıldaması suda ne güneşe uzanan dal ferahlık vermiyor içlerine. Çalınan insan emeği yaşatmaz oldu korkulu rüyalarla uyanarak uykularından korkunç kararlar verdiler. Karşı koymazsak eğer tehlikededir günlük ekmeğimiz bacamızın tütmesi tehlikededir evimiz, aşkımız, çocuğumuz pencerede saksı kitap sevgisi, insan sevgisi tehlikededir. Gözlerini ölüm bürüdü onların uyumak, uyanmak tehlikededir, tehlikededir çiçek koklamak bardakta su, ateşte yemek bahçede güneş tehlikededir. Tehlikededir gözbebeklerimiz Adana'nın pamuğunu yabancılar işliyor dokuma tezgahları tehlikededir. İzmir'in üzümü, fındığı Giresun'un Samsun'un tütünü tehlikededir. Kapanıyor fabrikalar birer birer varımız yoğumuz tehlikededir. Fakat korkunç kararlara ve tehlikelere aldırış etmeden boy atan başakların şarkısı devam eder topraktan güneşe avaz avaz. Çatlayan tohumdaki yaşamak arzusu her zaman galip, her zaman hür, dağlardan akan suyun sevinci her zaman genç, delikanlı kabına sığmaz... Dayanılmaz çocuğunu emziren ananın şefkatine -yırtıcı, derin- hilelere, ölümlere karşı gelir memedeki çocuğun iştahı, kudreti sonsuz, dayanılmaz. Ve sen gözbebeğim sen erkek sesinle "İşsiz kalmasın insanlar, öldürmeyelim birbirimizi." dersin milyonların içinden milyonlardan ve gün ışığından uzağa götürülür, işkence görür, hapis yatar, sürgün edilirsin; sevilecek şeyler değilse de bunlar DAYANILIR... Halbuki günden güne yaşanacak hale gelen yeryüzünde toprağın ve insanoğlunun ümitle yarattığı her şey çatlayan tohum, akan su, ana şefkati, çocuk iştahı, insan tahammülü, hayatı öven şiir, kardeşliği söyleyen şarkı, mücadele eden resim, ve emekçinin yüreği, elleri, hasreti harbe ve ölüme karşıdır DAYANILMAZ... |
UNUT BENİ CAN !!! Bu kaçıncı gece hasretinle yandığım Kaçıncı gece yıldızları yıkadığım göz yaşlarımla? Mesafeler yırtıldı hıçkırıklarımla Bosnalı kadınlar duydu feryadımı. Sen, sen duymadın mı can? Ne vardı bu kadar uzak yerlerde açacak? Benden uzak o iklimlerin, Benden uzak o şehrin, Kahrolası o kalabalıkların Benim kadar ihtiyacı mı vardı sana, Benim kadar hasret çekti mi Kahrolası o şehrin semaları, Benim kadar yandı mı? Ne vardı can? Ne vardı uzak iklimlerde açacak? Ne vardı Kendimizi bu kadar kahredecek? Kara trenler umut olmamalıydı, uzayan yollarda kalmamalıydı bakışlar. Dünya, bir tek nokta olmalıydı can... Bir tek noktada doğmalıydık. Dönüp dönüp sana varmalıydı yollar, Ben, hep hasret türküleri söylememeliydim, Sen, hep hasret şiirleri okumamalı. Hasret diye bir söz olmamalıydı lügâtlarda Geceler boyu hergün göz yaşlarımla ıslanmamalıydı yıldızlar. Gönlüm bu sevdaya dar gelir oldu Boğuyor karanlıklar can... Mesafeler kurşun oldu amansız, Feryadıma şahit oldu yıldızlar Can... Can... Hasretin ağır bir yük omuzlarımda. Ben çekmekten usandım, sen usanmadın mı? Bildim, bitmeyecek bu hasret! Uzak iklimlerde açmış iki çiçeğiz. Hangimiz gelsek diğerinin yanına, Kuruyup, kaybolacağız. Ben, kıraç topraklara döndüm can, Ben, kurumuş dereler gibiyim. Issız mağaralarda kaldı umudum. Belli bu sevda kahredecek bizi, Unut be can... Unut bu sonu gelmez sevdamızı... bırak yeni güneşler doğsun semalarında bulutlar gizlemesin yıldızlarını yeniden başlasın herşey yeniden doğ bensiz şafaklarda. Unut can, unut senin için yazdığım sevda şiirlerini. De ki; bir rüya idi bitti. De ki; bir hayaldi, solgun aynalarda yansıyan. De ki; bir romandı, sonu koskoca bir hiçle biten. Unut beni can, Unut vakit varken... Bırak hasretin bana kalsın. Varsın cehenneminde kavrulsun gönlüm. Ben yine her gece saçlarını koklayayım uzak yıldızlarda. Gözlerimde takılı kalsın hayalin. Sen unut can, sen unut! Kahredersem, Milyon kere kahrolayım !!! Alıntı |
Hadi Gönül... hadi gönül; kalk gidelim gidelim, bu sefil dünyadan! açalım kanatlarımızı açalım, bilinmez bir dünyaya verelim bütün düşlerimizi verelim, gökyüzündeki bir buluta yaşayalım insanlığımızı yaşayalım kendimizi adına insan denilen kelimenin dolduralım, dolduralım içini... arifi Arif Kemik |
Kandır Beni... (Öp De Geçsin) Ne bir dondurma, ne de bir elma şekeri kandırabildi beni .. İçini açmaya kıyamadığım kumbaramda , çocukluğumun ilk harçlığıydın .. Bu yüzdendi belki de cimriliğim , Aklımda, fikrimde, kumbaramda sen .. Seni sana biriktirdim, bir görsen .! Patlayan bir topun peşinden koşan , kenar mahallenin o en cennet sokağında , belki annesi duyar diye , avaz avaz ağlayarak dizleri kanayan bir çocuğun , acısı saklı yüreğimde .. Hatırlar mısın .? "Öp de geçsin" derlerdi , yara bandı rolüne bürünmüş dudaklara .. Ve inanırdı ; öz annesi tarafından kandırılmış , merheme muhtaç bütün fakir çocuklar .. Belki çok beklemez gidersin bu şiirden , Hadi, sen de beni kandır .! "Öp de geçsin" .. Ruhumda biriken bir volkanın , patlamaya hazır sevgisi dudaklarına .. "Korkmaz Bıçkın" |
İstiyorum Hayat sensen,seni yaşamak istiyorum. Gözlerinse,gözlerine bakmak istiyorum. Hayellerimse,hayellerine dalmak istiyorum. Yediğim bir lokmaysa eğer hayat Ben o lokmada seninle olmak istiyorum. Sevgi yanında olmaksa,her an burdayım. Sözlerdeyse,hep seni konuşuyorum. Kalpteyse,yalnız senin için atıyorum. Sevmek sen ise ben zaten seninle yaşıyorum. Esra Kalaycı |
Ölüm Noktürnü seninle karşılaşıp solduğum andı ölüm yüzüne baktığında tutuşup yandı ölüm çoğaldıkça çoğalan bir sevda ülkesinde ellerine dokundun; sana inandı ölüm o efsunlu, yağmurlu, hercai gözlerinden uçan kelebekleri mutluluk sandı ölüm akkor dudaklarından ağı düştü içime yollarında yürürken sanki insandı ölüm viran eylediğin gün yorgun hayallerini ayrılıkla, hüzünle, aşkla sınandı ölüm bir ömür vuslatını bekledi boynu bükük bilmem ki aşk uğrunda neden kınandı ölüm süründü yıllar yılı karanlık köşelerde benim gibi kıvrandı, kahra dayandı ölüm her akşam tufanında harap oldu güneşim gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm sensizliğin en ağır fermanıydı içimde dudaklarımdan sızan bir damla kandı ölüm ölüm seni sevmektir bir celladın elinde bilmem hangi yürekte böyle sultandı ölüm Nurullah Genç |
Değişmemişsin Degismedim ben ask kokuyorum Insanlik gergefinde ask dokuyorum Inadina sevgi, Inadina ask Inadina vatan diyorum Gozlerimde ask yuregimde sen nasil sevdaliyim bir bilsen Ben Ayse diyerek fasulye yerken ah sende birde cikin demesen Degismedim ben ask kokuyorum Insanlik gergefinde ask dokuyorum Inadina sevgi, Inadina ask Inadina vatan diyorum Ahmet Şafak |
MUSTAFA KEMALLER TÜKENMEZ Tükenir elbet Gökte yıldızlar denizde kum tükenir Bu vatan bu topraklar cömert Kutsal bir ateşim ki ben sönmez İnanın Mustafa Kemaller tükenmez Ben de etten kemiktendim elbet Ben de bir gün göçecektim elbet İki Mustafa Kemal var iyi bilin Ben işte o ikincisi sonsuzlukta Ruh gibi bir şey görünmez İnanın Mustafa Kemaller tükenmez Hep kardeşliğe bolluğa giden yolda Bilimin yapıcılığın aydınlığında Güzel düşünceler soyut fikirlerde ben Evrensel yepyeni buluşlarda Geriliği kovmuşum ben dönmez İnanın Mustafa Kemaller tükenmez Başın mı dertte beni hatırla Duy beni en sıkıldığın an Baştan sona her şeyiyle bu vatan Sakın ağlamasın kasımlarda Fatihler, Kanuniler ölmez İnanın Mustafa Kemaller tükenmez |
Ahmetime A sırlardır seni tanır gibiyim H ep vardın sanki bende M erhamet et şu gönlüme E zme beni sevginle T oz duman etme hayallerimide A şk denen dikenli çiçek H ep benden sana gelecek M asum bir sevda diyecek E tmem sana ihanet T ertemiz aşkım hiç bitmeyecek A h çektim günlerce H eceydi ismin dilimde M esafeler gider seni düşününce E llerim uzanır olduğun yere T a ki sen benim olduğun sürece seni çok seviyorum aşkım Gökçe Karataş |
Utanacağım Dokunsa acıtacak sanki, Bir bakışı yakacak.. Hala aşığım demeye kalksam, Biliyorum yine yüzüm kızaracak.. Utanacağım ben hep Seni sevmekten... Ama dik, ama gururla utanacak, Her aklıma düştüğünde Ağlamaklı halime güleceğim.. Ve sonra utancımı yükleyip kalbime, Çok geçmez buralardan gideceğim.. İşte o zaman platonik olmayacak utancım Maziyi her anışında Yüzünü kızartacak ağrısız sancım... Ahmet Alan |
Son Şiir Ben seni çok sevdim Sen gittin... Gözlerim nemli yolunu gözledim Bekledim... Gerçekten sevdin diye düşledim Bakışları yalan olamazdı dedim Bekledim... Sen gelmedin... Ve bir gün haberin geldi Başkasına vermişsin kalbini Sustum... Gözümden aktı film şeridi Yutkundum... Ben seni çok sevdim Son dedim Çünkü bu şiirleri hak etmediğini öğrendim Bu acıyı çekmektense Platonik kalsaydı diye iç geçirdim Son dedim Ama beynimi dinler mi kalemim Eminim sana akacak yine mürekkebim Sadece adı son olacak bu şiirin Sevdim Ama ben seni değil Düşümde yarattığım seni Çok... Mehmet Mert Koçkar |
| Saat: 14:48 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık