![]() |
Her zaman hissettiklerimi yazamıyorum zaten; her yazdığımı hissedemiyorum her zaman hissettiğim kadar yaşayamıyorum zaten; yaşadığımı hissetmiyorum bir gün akıllı uslu hanım hanımcık başka gün zır deli zır aşk ! doluyorum gelme...gitme benden gözü tok çocuk ! sensiz, pek iyi olamıyorum... |
Öğrendim Öğrendim Kollarımı uzattıkça kırıldı ellerim Sevgilere Nokta koymayı öğrendim. Seni tarif eden;hangi büyülü söz Hangi şairin ağzından süzülür Bilmem Ama Seni o dizelerden kaçırır, hayalimden yüz bin defa geçiririm Kendimden olursun Kendim olurum Sensiz, kendim olmayı öğrendim Yazılarda...yöz Yılmaz Öz |
Baş Koymak Vardı Sevdana,Vurulmak Pahasına Gökle yer gibi aramızdaki uzaklık... Ufukta buluşmayan bu sonsuz ayrılık... Elini tutamamak, Yüzüne kaçamak, Göz ucuyla bakmak, Yüreğimi acıtıyor!... Yan yanayken bu hasret, bu bedbahtlık, bu zavallılık... Sevmek böylesine ağrılıysa, Olmaz olsun ; Yere batsın!... Yaşamak; Kıvranmak, nereye tutunacağını bilmeden... Haince yaşamak!... Tutsaklığa bile bile direnmek, Bir anlık sevinçle yetinmek Ne kadar günah, Ne kadar yazık... Hiç razı değilim insanın yazdığı insafsız kurallara... Şimdi bir atmaca olmak vardı, Hakkı olduğunu bildiğim sen'i, Alıp kaçmak vardı!... Varsın kovalasınlar, Baş koymak vardı sevdana, Vurulmak pahasına... "Fatih Yeşilgül" |
Hüzünlü Dudaklar Bir seher vakti Yağmurlar dökülür Renk alır doğa. Çatıdan gelen sesler Bir melodi gibi Yansıyor kulağıma. Şarkı söyleyen kuşlar Esen lodos Götürür beni hayallere. Bir coşku ile,çarpar yüreğim. Yeni sevdalar yolunda Kendini bulur gönül. Bir derin nefes Ferahlatır içimi. Bir demli çay Islatırken hüzünlü dudakları Dalar giderim uzaklara. Yükselirken ufuklarda Açılır birer birer Umut kapıları. Yaşam kaynağım olur Her yeni sevdam. Bir gülümseme düşer Soluk yüzüme Dönerim kendime. Kalemim olmasa Ne yazar,ne söylerdi gönül. Yanarım... Boşa geçen yıllara. Haziran-2007 Mustafa Yiğit |
Gönlüm... Tam yakalamışken geceyi gün, Kimsesiz gönlüm bir ("O") şiir(i) okur. Tam "O" anda, bir coşar bir durulur. Çaresizdir zamansız gidişlere, Koşar durur kayıp mutlulukların peşinde. Birden deli bir yağmur oluverir, İznini şimşekleriyle alır, acıtarak çıkar gider, Arar yitik sevdalarını tüm zamanlarda. Sorar bulamadıkça, terk edilmiş ruhlara. Ruhlar anlatırlar ağlamakla, isyankârca birazda. Oturup ağlar her yaşanılmışa. Utana sıkıla geri döner, sessizlikten yana. Sessizliği hasretten yana, Hasreti de cevabını bulamadığı birçok soruya aslında. Dinle ey gönlüm; Hangi sevda sürüp gitmiş sonsuza. "O" kışlar hep kalmaz bağrında. Boynun eğme asla, bu halin suç sayma. Kendini sakın sahipsiz sanma. Mevsimlerin bir tanesi bahar mutlaka. Mustafa Cırık |
Gelmeyen Sevgiliye.... Ne güzel ellerim var Ellerinden tutmuştu Ne güzel dilim var Güzelliğine bakarken O günde susmuştu gidişindede sustu Ama gel görki Yüreğimde boranlar Kalemimde fırtınalar Dayanılmaz acılar İçi sen dolu bir dünya İsyan yok sevdiğim Öncede tanımazdım Sevgiyi... Ve seni... Gözlerini özledim Kaybolmalarımı Düşmelerimi İrkilişlerimi... Gözlerinin derinliklerinde Kayboluşlarımda Aniden masaya vurur Çokmu güzel der Utandırırdın beni Konuşamaz Utanırdım.. Susardım Yüzümdeki tebessümle... Suskunluğum aynı Değişmedi Gel görki Tebessüme dair Ne varsa Seninle kayboldu Ben gülüşünü özledim Ben gözlerini özledim Ben sevmeyi özledim Ben seni özledim... Ali Adıyaman |
Oysa Renk değiştiren havalarda âşık oldum hep Kısa süreli. Yaşama biçim veren ellerdi taptığım İnanç kavgasında süresiz, Ve her şey yalandı Eflatun rengi akşamlarda Gündüz-gece devinimine aldırmadan Yanardı yamalı şarkılar. Vakit çılgınlık vaktiydi Gençliğin bahşettiği heyecanda Kırmızıyı sevgiliye bırakırdım Gökkuşağı hilekâr havalarda Çatırdayan yapraklara saklardım Can kırıklarını, sonbaharın Vakit tükeniverdi ansızın Yandı gözyaşlarım. Düşündüm de Seni seviyordum ben Durduğum zaman Şiir avlusunda Ve senin ellerinden suyundan içerken Ahmed Arif'in. Seni gerçeklerinden çaldım hayatın Kaçtım ölümden Sonra ölümü kovaladım ayrılığında Hep sana vardım Yağmuru giyinmiş yollarda Ve hep sana kaldım Geriye kalan Süreli süresiz sevdalarda.... Hep seni seviyordum oysa Eflatun rengi akşamlarda.... Nedim Kardaş |
Yalanlarinla Gözlerimden kaçırdığın bakışların Konuşurken dokunduğun saçların Dilinden önce vücudun Bana bir şeyler anlatıyordu Masum değildi bu veda Yalan vardı gözlerinden akan her damlada Dudaklarından dökülen her sözde Bir tezatlık vardı. İnanmamak mı böyle bir durumda Söz konusu bile olamazdı Daha içimde tap tazeyken sevdan Beynim hükmedemezdi kalbime Beynime giden her damarda akan sendin Bir kalemde kesip atamazdım seni. Kıyamazdım bu cana Yaşarken öldüreceğim seni, Kahbe yalanlarınla. Şükrü Donuklar |
Eyül De Yağdı Eylül de yağdı dün gece haneme Mazi denilen sevgilinin kollarındaydım Eskimiş fotoğraflar Dudaklarımda titrek heyecanlar İşte tam orada şen kahkahalar kaplamış bizi Az ötede masum bakışların takıldı yüreğime Ayağın takılmıştı düşmüştün ya Kumsalda narin bir kayaya Şimdi dalgalar taht kurmuş İsmimizin yazıldığı kumlara Denizin koynunda uyuyormuş adın Eylül de yağdı dün gece haneme Yağmurlar hışımla ıslattılar İlk seni seviyorum dediğim toprağı Salıncağında çocuklaştığımız park var ya Harabeyi andırıyor şimdi Şarkılar ezberlediğim sokaklar ıssız Gökyüzünden yıldız kotardığımız Canından can beklediğimiz Ellerini yüreğimde sakladığımız evler bomboş Eylül de yağdı dün gece haneme Kırık bir ayrılık bestesi mırıldanırken Yokluğunun sesiyle yaşarken Şarkılar da dindiremezken hasreti Dayanmaz yaralı bu yürek Dayanmaz kendini vurur bir yerlere Dipsiz bir kuyuda yankılanır gibi sesim Ensemde saklıdır ılık nefesin Eylül de yağdı dün gece haneme Ellerini yüreğimde sakladığım evler İsmimizin yazıldığı kumsallar Gülümseyen acemi resimler Titreyen masum dudaklar Kavuşmaya adanmış dualar Yokluğunda yazılmış mektuplar Ruhunda yitirilen uykular Güneşle doğulan sabahlar Sararmış bir yaprak gibiydiler Yollarda izin yok yıllara da sözüm yok artık Tünesin baykuşlar adak olmuş bir tepeye Sarsın tüm benliğimi yıkasın gözyaşlarımı ağıtlar Üşüyorum yakacak közüm de yok artık Düşüyorum sensizliğe bu derman çok artık Eylül de yağdı dün gece haneme Hayalini çizmişlerdi solmuş gözbebeklerime Zekeriya Efiloğlu |
Şehitler Veriliyor Şehitler veriliyor Bu vatan toprakları uğruna Peş peşe yiğitle arşa yükseliyor Kucak açmış Peygamber Yüzleri gülüyor Bir gökler ağlıyor Birde Bir fidan misali yetiştirdikleri Evlatların ardı sıra analar. Gelinler suskun Dilleri lal olmuşçasına Acıları vatan uğruna teferruatta. Bacılar feryatta Artık ağabeyleri yok hayatta. Yirmi otuz şehidin cenazesinin kaldırıldığı Gözlerin göğe kalktığı Günler geride kalmadı inan! Mardin'de, Şırnak'ta, Hakkari'de Ana baba genç yaşlı Çoluk çocuk demeden Can veriyor atalarımız Bu vatan uğruna feda diyor canlarımız. Kulaklarda ALLAH ALLAH sesleri dinmiyor, Yankılanıyor anbean Ölürken bile Ya ALLAH çekiyor inan.. Bebek katili kana doymuyor, Anaların gözyaşı dinmiyor... Ve yıl 2008 ‘'NE MUTLU TÜRKÜM'' diyenler AB uğruna her şeye onay mı vereceksiniz? Süleyman Nafiz'in sözü nerde kalıyor? ‘'Irkına, vatanına, tarihine, ihanet etmiş olan efrad ve akvamın hiçbirini unutma Türk oğlu Unutma ve affetme...'' Ey türk evladı Uyan..! Uyan ki dinsin bu feryat, Uyan ki duysun psikopat, Uyan ki huzura ersin bu efrad. Gönderde bayrak, Çocuklarımız ezan duyarak, Vatan bizim olarak, Verelim son nefesi YARAB...! Zekiye Oktar |
Kal Biraz Daha Kaç mavi yasak yaşadık seninle, kaç deli gece... Düşünse dolunay bile utanır, Yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar, Ben seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız. Ve düşlerim... Düşlerim sınırsızdı alabildiğine Duygularım sabırsız. Bir çocuk kadar günahsız. Sahi sende sevebilir misin beni Seni sevdiğim kadar, Dokunabilir misin yüreğime? Bak orada sen varsın. Mutluluk nedir diye sorsalar Sen derim alabildiğine yalnız sen, Sesin, gözlerin, ellerin sonra, Titreyen dudakların ve arzun çekingen Sen benim her şeyimsin. Sensiz neye benzer bu ay bu güneş Çiçekler açar mı sen olmasan, Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa, Sonra kim aydınlatır benim gecemi Günümü kim paylaşır, Kim sorar derdimi, Ben neye sevinirim, Kimle gülerim? Kal biraz daha... Beraber büyüttük sevinçlerimizi, Beraber öğrendik yaşama direnmeyi Sevmeyi beraber öğrendik. Bak güneşler doğdu üzerimize Yolumuza begonyalar serildi. Ağlamak bu kadar kolay mıydı, Ve güzel miydi gülmek kadar? Herkese seni anlatmak istiyorum Seni söylemek şiir şiir, Her dizede sen olmalısın, Adın olmalı çığlık çığlık... İçimi ısıtan sen tam şuramda ılık ılık, Sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde... Sevdan olmalı deli dolu Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı. Ben seni sevmeyi seviyorum Ve seni özlemeyi. Bu bir itiraftır... Aşkın yoksa ben de yokum Yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi Hüzünler yağar gecelerime, Ben bir garip ben olurum, Sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir Ruhum durmaz bedenimde, Hücrelerim yaşamaz Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere... Gece böyle bitemez, ben ölürüm, Ölürüm gitme, kal biraz daha... KAL BİRAZ DAHA... Şebnem Kısaparmak Uyuruyanık sana uykular taşıyacağım deliksiz süslü kahvaltılar gibi kahvaltısız sabahlar seni uyandırmanın en güzel yolunu bulup kıyamayacağım uyandırmaya kimse görmüş değil henüz bir meleğin nasıl uyuduğunu ama hala benzetiriz bir meleği bir güzelin uykusuna ama sen melekler gibi uyuma melekler gibi uyan tam da çağla zamanında baharın gözünün sürmesini yüreğime akıtman bir uykunun en güzel yanı seninle uyanmaktır senden uzak bir uykuyla kandıramıyorum hiçbir geceyi. YILMAZ ERDOĞAN |
Sevda Kondu O eşsiz güzelliğini saklamaktasın benden bir Akdeniz kentinde ve ben burda yıpranmaktayım, buruşturduğum her sayfada kendimi çöpe atmaktayım... Neremden yakaladın ki beni böyle hazin bir şekilde kendine bağladın, biliyorum kördüğüm etmedin bizi ben kendimi senden çözmek istemiyorum... Koca bir alan var sana ait gönlümde kimselere vermediğim... ellerin yok gözlerin yok olsun be gülüm hasretin var ya, bin beter ediyor beni... Serdar Yılmaz |
Ben Sana Mecburum ben sana mecburum bilemezsin adını mıh gibi aklımda tutuyorum büyüdükçe büyüyor gözlerin ben sana mecburum bilemezsin içimi seninle ısıtıyorum ağaçlar sonbahara hazırlanıyor bu şehir o eski istanbul mudur? karanlıkta bulutlar parçalanıyor sokak lambaları birden yanıyor kaldırımlarda yağmur kokusu ben sana mecburum sen yoksun sevmek kimi zaman rezilce korkuludur .......... .......... Attila İlhan |
Sakladığınız Yedek Sevgili vurgun duruşları benimsemiş sevdam senin çıktığın kapıdan hüzün misafir olmuş dağılmış bu ev yollar kasvetli yüzüm, senin yüzün bizden bile kirli. kahve fincanları ayrı kalmış tavlanın zarı kırık,gözüne çöp kaçmış. sigaranın son kullanma tarihi geçmiş sokağa topal bir köpek dadanmış iki sevgili okulun bahçesini sarmış senin misafirin hüzün, odamın camından olanları seyre dalmış. birde kapısına (not) yapıştırmış üşümeden düşünmeden üşenmeden '' size göre fazla iyiyim.. bu yüzden kolayca gidilebilir bu evden, ve kolayca dönülebilir.. adımlarınız sizi geri getirir. adını bile duymadığınız bir hastalığa müptela olmuş gibi. artık hükümsüzlüğünü ilan etmiş ceset torbasına nazar boncuğuyla iliştirdiğiniz bu yedek sevgili.'' Candan Günay |
sevgili, seninle biz bir pergel gibiyiz iki basimiz var, bir tek bedenimiz nereye donersek donelim seninle nihayet basbasa verecek degil miyiz ÖMER HAYYAM |
Pusudaki Gece bir anda yıldız Bahçe bir anda çiçek Uzaktan denizin kokusu Karanlıkta kımıldayan böcek İçimi bir anda Aydınlatır mimozalar Bir anda yaşamak yeniden güzel Yepyeni bir aşk Pusuda hazır Attilâ İlhan |
şu kırlara bir güzel gelip uzansa eğer, elinden bir kadeh şarap uzatsa eğer, varsın eller beni bu söz için kınasın; hayyam köpek olsun cenneti isterse eğer. . geçiyor ömrümüz evlat içelim. ölüm vermez imdat içelim gün gelir ölünce susarsak eğer, ecel su içmeye vermez fırsat içelim. . tanrıya: şarap içersen,ölürsün diyorsun. içersem de öleceğim, içmezsem de.. ÖMER HAYYAM |
ERİK AĞACI Avludaki erik ağacı bir küçük bir küçük, benzemiyor doğru dürüst bir ağaca bile. Ama gene de parmaklıkla çevrili dört yanı, korunsun diye güvenlik içinde. büyüyemiyor, zavallıcık, büyümeyi isterdi tabii. Çok az görüyor güneşi, yapacak bir şey yok artık. Erik ağacı erik vermiyor hiç. Gel de erik ağacı olduğuna inan. Ama gene de bir erik ağacı o, belli yapraklarından. |
kim demiş haram nedir bilmez hayyam? ben haramı helalı karıştırmam: seninle içilen şarap helaldir, sensiz içtiğimiz su bile haram. bilge, yüce varlığın seyrine dalar; gafil ise onda dostluk düşmanlık arar. deniz, deniz olduğu için dalgalanır, çöpe sor, hep onun içindir dalgalar. ben kendimden geçtikçe kendime gelirim; yücelere çıkar, alçalmayı bilirim. daha da garibi, varlığın şarabıyla ne kadar ayık da olsam, sarhoş gibiyim. gören göze güzel, çirkin hepsi bir; aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir; ermiş ha çul giymiş, ha atlas; yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir. ÖMER HAYYAM |
Tuğrul Asi Balkar Kanayan bir öyküdür içimizdeki bozgun Hergün yeni bir hüznü takıp koluna Bütün saatleri acıya kuruyor sanki Şarkıların hüzzam makamındayız Kanıyoruz göçebe yollarda yılkı atlar Bir acı kahve hatrını unuttuk Her köşe başında bir maskara |
geçmiş günü beyhude yere yad etme, bir gelmemiş an için de feryat etme, geçmiş gelecek masal bunlar hep, eğlenmene bak ömrünü berbat etme. niceleri geldi, neler istediler, sonunda dünyayı bırakıp gittiler. sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi? o gidenler de hep senin gibiydiler. dünyada ne var kendine dert eyleyecek, bir gün gelecek ki can bedenden gidecek, zümrüt çayır üstünde sefa sür iki gün. zira senin üstünde de otlar bitecek. ÖMER HAYYAM |
ferman sende ama guzel yasamak bizde senden ayigiz bu sarhos halimizle sen insan kani icersin biz uzum kani insaf be sultanim kotuluk hangimizde ÖMER HAYYAM |
Yalnızlık Yalnızken bile gülebiliyorum ...halime Yalnızken bile ağlayabiliyorum ...halime yalnızken bile konuşabiliyorum ...kendi kendime Ulan, yalnızlık benim neyime... Ramazan Arpacı |
Aşk Sen Yavan gelir Senden sonra sevmeler Tadı tuzu kalmaz aşkın Senin yokluğunda Güftesiz bir bestedir artık şarkılar Anlamı yoktur melodilerin Tarifsiz kalır Yokluğunda dile gelen her satır Çorak topraklara döndü yüreğim Sevgin olmadan meyve vermez Sen olmadan aşkım bir şeye benzemez Sevdanın adı sen Bitmeyen hüznü sona erdiren Sen kokar Senden sonra Yağmur arkası toprak Gökkuşağı renksiz Bulutlar bile çaresiz Sensiz yüreğim dilsiz Bilirim Gönlümün baharı yakın Duygularım sana olmuş akın Dizginlenemez sana şahlanır ruhum Dönmez benden gönül çarkın Adı sevdadır soyadı sen Olmuş artık dilimde Senin şarkın Zekiye Oktar |
Her Gelişin Her gelişin gitmelere gebe Ya gel çıkarsızca Kal benimle Ya da git Rahat bırak Beni de kendini de Sevmelere gücüm yok Senden sonra Her sevda hezeyan Gönlüm artık ama Aşklar gelir yalan Yüreğim can çekişmelerde Viran bir aşkın ertesinde Ruhum yorgun Bedenim benden öte ben Dilim suskun Sevdam Duy artık Duy da gönül feryatlarımı Gel son defa Bir daha gitmemecesine Kal benimle Hayata vedam Olsun yalnız seninle Zekiye Oktar |
Utandım Son buluşmamızı hatırlıyormusun? Son sözlerin aklıma geliyoda utanıyorum Sarılıp kal demek istedim sana İstedim ama düğümlendi sanki dilim Zaman dursun istedim o an Sadece gözlerine bakayım Seni nasıl sevdiğimi nasıl çırpındığımı Belki son kez görürsün dedim Dedim ama zaman işte alıp götürdü seni avuçlarımdan Engel olmadım Utandım... Senden geriye hiçbisey bırakmadım Bir bir yok ettim hepsini Sildim zihnimden anlamsız sözlerini Gittin ya Ben çok utandım... Utandım da kal diyemedim Oysa sen bikere bile dinlemedin beni Bikere anlamaya calışmadın Arkana dönüp gittin Ben bütün türküleri sana adamak isterken Sen arkandan ağıt yaktırdın İsyan ettirdin,tövbe dedirttin Sen benden beni çaldın Ben herşey için ugraştım Çabaladım,çırpındım ağladım ama yapmadım Utandım sevgilim Ben çok utandım... Ebru Yılmaz |
SESİNİ DUYMAK Sesini duymak içindi tüm bunlar Gecenin o ıssız lacivertinde aramak seni Telefonum çalmıyor bu akşam Aynada gördüğüm o yüz ben değil Hüznün ağır ağır yaklaştığı gece bu Bağırmakla ağlamanın çığlığı Kaybolmakla varolmanın sıkıntısı Çal be beklediğim o ses hani nerdesin? Döner misin mutluluk yuvaya Bir zamanlar uğradığın kapıma Beklemekten ne çıkar Yıllar sadece gençliğimi alır Bedenimde izleri kalır masum aşkın Belkide o ses hiç çıkmayacak Birleşmenin ani ayrılığındayız Bu gece hiç sabah olmayacak Ve sen yine aramayacaksın...... Seval GÜNALTAY |
Veda oldum olası sevmedim vedayı dostları yalnız koyup kaçmayı ısız yerlerde yalnız kalmayı sevmedim sensiz yaşamayı senolmadan hayat olmuyor sensiz olan gönler bitmek bilmiyor koca dönya sanki mezar oluyor sen yoksan neyleyim canı aramızda sıra dağlar kalsada yolar aman vermeden tıkansada yine sana doğru koşarım yolun sonunda ölüm olsada yine geldi ayrıkıl vakti geçiyor sevenler birer birer gidiyor dertlerimle beni yalnız koyuyor elveda demeden herkes çekip gidiyor trabzonlu dostumun dediği gibi yalnız koydular farelere bizi yem yaptılargençlik yılarımıza acımadılar bizi dertlerle baş başa koydular ısız sokaklarda ölürsek naşımızı kaldıran olurmu diye yanıtsız soruyla yalnız koydular Ömer Yaman |
Seni Seviyorum Seninle yaşadığım her günü özel bir güne dönüştürdüğün için, Beni değiştirmeye çalışmadan, olduğum gibi sevdiğin için Sadece sesimi duymak için aradığın için Hayatın monotonluğunu ortadan kaldırdığın için Kendimi keşfetmeme yardımcı olduğun için, Bir şey söylemeden, bakışlarınla bile sevgini hissettirdiğin için En iyi dostum, arkadaşım, sırdaşım olduğun için Yanımdayken bile seni çok özlediğim için, En önemlisi ` BENİM SEVGİLİM ` olduğun için SENİ SEVİYORUM Mustafa Hatipoğlu |
Ya Başlamayacaktı... Odamdayım Soğuk, karanlık, üşüyorum. Ya hiç başlamayacaktı bu aşk Ya da hiç bitmeyecekti Aytekin Gezici |
Ölüm Hayatı kucaklayacaksın kimi zaman. Bir gözyaşı dökeceksin belki de, Belki de bir gülücük atacaksın. Kim olduğunu bileceksin, nerden geldiğini ve nereye gittiğini... Yolun belki çukur dolu olacak ama sen umudunu kaybetmeyeceksin, Düzlüğe çıkana dek tüm gücünle "varım" diyeceksin... Anlamsız gelecek kimi zaman da herşey sana. Kucakladığın hayat, gücünü gösterdiğin herşey Boş bir mezara dönecek, sahibini bekleyen... Çukurdan geçilmeyen yolunun sonunda döneceksin arkana, Son bir bakacaksın anana, babana, dostuna, düşmanına, diyeceksin ki; ELVEDA |
Bırak Beni Gideyim Aldırma göz yaşıma benim biricik kızım; Bırak beni gideyim ayrılmadığım yere. Bir gamlı bülbülüm ki yavruma geçmez nazım; Neden feryad edeyim duyulmadığım yere?... Madem ki görenlerin ürperdiği yarayım; Kimden medet umayım,kimden derman arayım? Bir selamı,çok gören semte neden uğrayım? Girmem sevilmediğim,sayılmadığım yere... Beni aldatan benim;eşim,dostum bigünah. Ne gafil serseriyim,bin kere,eyvah!eyvah! Mecnun etsin de beni,mecbur etmesin ALLAH; Dönmem insan yerine koyulmadığım yere... Cemal Safi |
BEN YAZMADIM AlıntıSabahın uyku mahmurluğu. Yokluğunu unutmuş yüreğim. Susamlı simit bir dilim peynir. Burnumda taze çay kokusu. Geldinmi yoksa gelip gittinmi. Sessizce hayalime . Karaltınamıydı koşmalarım. Elimde bir bardak demli çay. Hala kahvaltı yapmaktayım. Bu son sancısıydı ayrılığın. Hasretin süzülmüş tortusuydu arta kalan. Mavi kapaklı baş ucu kitabimdan. Sarımtırak anılar saçılırkan. Silmedim saygımdan. Kırk gündüze adadığım sevdayı. Dün gece berdel ettim acımadım. Azrail çaldı baykuş söyledi şarkımızı. Bir kez ritim tutmadım sessizce ağladım. Belkide. Bu güz masalında kahraman sen. Ben sadece figüranım. Ve sadece sustum anladım. Ama inanki bu kaderi ben yazmadım. |
Mutlu Yıllar Bu gün dünyayı istediğin bir renge boya. Rengârenk batan günü al karşına. Bir renk, de kendinden kat. Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak. Kapat gözlerini bir hikâye yarat. Vazgeçme hissedilir biraz, da sıcaklığını kat. Kalbinde, ki elleri bırakma sıkıca tut. Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt. Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama. Birikmiş sevginden, herkese bir parça ver. Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana. Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana....... Derin Öger |
RÜYA BİLE OLSA Sana uyandım yine bu gün. Gözümü açtığımda karşımda. Hayalin vardı yatağımın bir ucunda. Öyle masum öyle içten halin vardı. Oysa ne çok tutmak istedim ellerini. Ne çok sarılmak istedim hayaline. Tutamadım yaklaşamadım yanına. Hayalin öyle karşımda dikili durunca. Ben ne kadar bakarsam sana. O kadar kaybolacaktın yanımdan. Sesin çıksın istedim bir tek kelime. Belki bu yüzden git diyemedim sana. Oysa bakıyorumda özlemin ağır basmış. Dokunmak isterken bile dokunamamışım. O yüzden ellerim kanamış ellerim ağlamış. Kime yada neye isyan bu bilemiyorum. Ellerin yok yüzün yok tenin yok bedenin yok. Ama ben seni yoklar arasında yaşatıyorum. Aslında olamadığın kadar oluyorsun yanımda. Ben o hayalini bile seviyorum hep yüreğimde. Hasan cengiz |
Alışkanlık Gitgide alışıyorum sana.... Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz... Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin... Yanımda olduğun zamanlar; sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor, alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun... Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan... Alışkanlıklar daima korkutur beni... Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim... Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır... Fakat şimdi sana alışıyorum... Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor. Yalnız içimde garip bir korku var. Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum... Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini daha değerlisini verememekten korkuyorum... Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla yapayalnız bırakmaktan korkuyorum... Oysaki her zaman ve günün her saatinde yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı... Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni... Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz. Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim... "Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün... Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin, o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla, sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden! İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum... Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi. Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım. Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum. Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum. Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor... Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım. Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa seni görecekler içimde... Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun? Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz. İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan. Her yerde iki olduğumuz için bir bütün haline geliyoruz durmadan... Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni... Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden... Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor... Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri... Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum... Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık... Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz.... Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum... Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun. Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde... Uzun süren bir baygınlık sonrasının o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim... Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman seninle vardığım yüksekliğe erişemez... Açılmış bütün kuyuların derinliği içimde seni bulduğum yer kadar derin değil... Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi. Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz. Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde. Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu. Alev almayan bir yerimiz kalmadı. Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor. Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık. Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum. Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek. Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız... Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde bizden güçlüsü olmayacak! En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle... Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır. Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık... Ümit Yaşar OĞUZCAN |
GÖLGESİNDEYİM GENÇLİĞİMİN Gölgesindeyim gençliğimin. İçine dökülmeye hazır gözyaşları. Yıllar önceki gençlik hayallerim. Yorulmuşum. Kalbim karlı yüce kazdağlarında. Beyaz kardelenlerle çiçeklenmiş. Rüzgarlar kederime eş. Meltemler esiyor gençlik bahçemde. Özledikce yüreğimdeki yanık iz. Sen beni ben seni seven kadın. Duygularım gizlenmiş gökyüzü kendime dar. Eksildikce yoruluyorum kendim olmaktan. Önemi yok yaşın öğrenmişsen susmayı. Kılınçla parçalanmış gibi yüzün coğrafyası. Yaşlısın. Ne kötü beni bağlayan seslerin eksilmesi. Kollektif yaşamlarda paslanan günahlar. Hayatımda geç kaldım kendime yabancı. Vurgunlarda yüreğim. Yüreğimin son arzuları ellerinde. Beyaz bece elbisesi ile geldim sana. Yine anlatamadım yıllar sonra. Sustum. Ne gerek var söze.Seni anlatamadıktan sonra. Sustum yine. Gölgesinde kalmışım gençliğimin. Hasan cengiz. |
Rüzgar http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10181-1.jpg Şimdi bir rüzgâr geçti buradan Koştum ama yetişemedim, Nerelerde gezmiş tozmuş Öğrenemedim. Besbelli denizden çıkıp Kıyılar boyunca gitmiştir, Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu Yüreğini allak bullak etmiştir. Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru Bulutları koyun gibi gütmüştür, Okşayıp otları yaylalarda Büyütmüştür. Köylere de uğradıysa eğer Islak, karanlık odalarda beşik sallanmıştır, Güneş altında çalışanlara İmdat eylemiştir. Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru, Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz, Kıraçlarda mavi dikenler.. Toz toprak gözlerine gitmiştir. Şehirlere uğramış ki yanımdan geçti, Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür, Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra Alıp gitmiştir. Şimdi bir rüzgâr geçti buradan Koştum ama yetişemedim, Soraydım söylerdi herhalde. Soramadım. Cahit KÜLEBI |
GÖREBİLSEYDİN Düşünürsen eğer. Yalnızlığımın resmini. Görebilseydi gözlerin. Çaresiz ne yaptığımı. Söz verdiysem bir kere. Unutmayacağım diye. Unutamayacağımdandır. Görebilseydin keşke. Tahta masamda yemeğimi yerken. İki bardak ikide tabak koyduğumu. Karşımda duran sandalyenın. Boş kaldığını. Çay içiyrsam iki kişilik içiyorum. Çınlıyorsa kulaklarım senin içindir. Ağlıyorsam şiirlerimde sakın şaşırma. Çiçek ekiyorsam saksılara ikimiz içindir. Kanatlanıyorsa yüreğim. İki yürek uçuyorsa renklerden zamana. Sevmeyi vefa diye bildiğimdendir. Gülleri gözbebeğimin kelebekleri yapıyorsam. Bulutları hasretimin şımarık çocukları. Lafımı olur acıların lafımı olur sensizliğin. Yağmurları sen diye ıslanıyorsam eğer. İki kişilik yaşıyorsam sevdaları. Biri elbet bizim içindi görebilseydin.. Hasan cengiz. |
Gece Gece... Saçların misali, Sonsuz güzel, Aşk tek hece, Acısı ölümden beter. Gece... Gözlerin misali, Buğulu,puslu, Ömür çok görünsede, Sonu,gönüller yaslı. Gece... Ruhum misali, Karanlık,belirsiz, Tek yıldızım,sineme, Korkma bırak,kendini. Gece... Sözlerim misali, Anlamsız,karanlık, Sen yanıma gelde, Ruhum ol,kurtar beni. Metin Çalışkan |
DÖNECEKSİN Birgün döneceksin kaçtığın yere. Mazini delice arayacaksın. Geriye dönmeyen günlere küsüp. Saçlarını yolup ağlayacaksın. Perişan yaşadım gittin gideli. Sende acıları tanıyacaksın. Bana çektirdiğn sevda bedeli. Dilerim karalar bağlayacaksın. Bir dünya kurdunki viranelerden. Omekanda asla olmayacaksın. Gönülsüz yaşarım ne gelir elden. Rastlarsam halimi sormayacaksın. Ateş benden yanar kahrıma düşse . Erirsin yüzüme bakmayacaksın. Bu vefasızlıkla bahtın gülmüşse. Sende vicdan yokmuş takmayacaksın. A.Günday yıldız... |
Babam Sen Gidince Burdan Karardı dünyam Babam sen gidince burdan Yok oldu dünyam Sen gidince buralardan Ben yalnız Sen yalnız Bir başka alemlerde kalmışız Bir başka alemlere karışmışız Duygular sarar ağlarım Sızlar Yüreğim Dört duvar arasında kaybolur Küçük bedenim Ağladım ben de dün gece Senin gibi Yeşerttim Olmayan Çiceklerimizi Tınay Akbulut |
Aslım Gece yarısı düştün aklıma sinsice, Ruhuma girdin çaldın kalbimi gizlice. Haberin yok sevdim seni deliçesine, Bir sabah rasladım seni tepeyolunda, Sacların dans ediyor. Rüzgar saclarına her dokundugunda, Yanımdan gecen senmi hayalin'mi hiç bilemedim. Aslım aslında ben sana sevdalıyım, Aslım aslında ben sana hastayım. Biliyorum yakınımda ama cok uzağımdasın, Ama neyapayım aslım,ben sana hala aşığım.. Enver Erdem |
UNUTMAK MI ASLA Hep böyle çocuksumu bakar senin gözlerin. Hep böyle içinde uzak bir ışıkmı yanar. Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var. Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin. Ne olurdu saadetlerin en büyüğü. İşye ellerimde al diyebilseydim. Anlardın ve hiç gitmezdin değilmi. Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim. Senin bastığın yerde çiçekler büyüdü. Her zaman en güzel her yerde eşsiz. Sen yaprak sen köpük sen kuş tüyü. Sen sevgi nehirlerinin aktığı bir deniz. Sen benim gök yüzümdün denizim toprağım. Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz uzak. Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan. İşte öyle imkansız bir şey seni unutmak. Alıntı |
BEKLEYECEĞİM Aylar toplanip sene olsada Seneler toplanip asir olsada Askin izdirabi beni boğsada Bir gün dönersin diye bekleyecegim Biliyorum cok uzaklardasin Hemde yabanci ellerdesin Ama bir gün dönmeyi istersin diye Umut edip bekleyecegim seni Ah bir bilseydin seni nasil sevdigimi Iste o zaman birakmazdin belkide beni Sebebsizce birakip gitsende simdi Ölene dek umutla bekleyecegim seni Bilmiyorum ömrüm yeter mi seni beklemeye Sana kavusupta bir gün görmeye Kavusmadan ölürsem eger günü gelipte Beklemeye devam edecegim ahirette de.. F.A |
Madem Madem beni seviyordun, Neden bana söylemedin? Seni üzeceğimden mi? Senden hoşlanmayacağımdan mı? Seni hiç ama hiç düşünmeyeceğimden mi? Yoksa, seni sevmeyeceğimden mi? Madem benim başkasını sevdiğimi düşünüyordun, Neden benimle konuşmadın? Seni önemsemeyeceğimden mi? Seni tersleyeceğimden mi? Senin için hiçbir şey yapmayacağımdan mı? Yoksa, onu sana tercih edeceğimden mi? Ama sana desem ki: Yanlış bunların hepsi. Ne düşündüysen, Ne düşündürüldüysen. Şunu bil ki, Seviyorum ben seni Bir insan birini Ne kadar çok sevebiliyorsa... Ömer Sökmen |
Akdeniz Sevdası Torosların karlı doruklarından, Çağlayarak iner. Bir çınar dibinden geçerken, Başı dumanlı dağlar, Çamsakızı kokusuyla uğurlar. Yosun tutmuş kayalıklardan, Bırakır kendini kanyona, Ala geyiklerle vedalaşır, İner, Bayramlığını giymiş Çukurova'ya. Salkım söğüte selam verir, Akar nazlı nazlı. Hiç acelesi yok, Kavuşmuştur sarı sıcağına, Portakal çiçeği kokusuna, Pamuk tarlasına. Yolunu uzatır artık. Dolanır durur ovada. Yüreği kaldı Toroslarda. Gecikmiş de olsa, Bir öpücük kondurur, Akdeniz'in tuzlu dudağına. 30.05.2006 / Adana Murat Akcan |
BAŞAKLAR ERDEMLE EĞİLİR Her insanın ay gibi karanlık bir sinesi, Henüz öğrenmediği bir hayat dersi vardır. İnsan dilinde saklı, kader dilin ucunda Düşlerle harelenen gönül bahçesi bir de… Hedefsiz bir gemiye hangi rüzgâr yön verir? Talih kuşu da konmaz, yatırımsız hayale. Hayat, mücadeleyle resmedilen tuvalde, Zafer, ufak adımla başlayan seferdedir. Acıyı tadanların şefkatle açar kalbi, Olgunlaşan başaklar erdemle eğilirler. Her mum, yanan bir mumun ateşiyle tutuşur. Bengisuyla yıkanır sevgiyle dirilenler. Kin ekilen tarlanın güzünde olmaz hasat, Bahar kışı tanımaz, yeşermez taş bahara Oysa: kral ve yoksul acıkır bir iştahla Aynı kutuya girer sonunda piyon şahla. Bilgeler ve bulutlar vermek için alırlar. Ölüm yaymaz kahraman, ölüme meydan okur. Ki onda hayat bulur öldürmeye gelenler. Kaval bile parmaklar okşayınca şad olur. Her yas da üç gün sürer, her düş, her mükemmel de… Gönül sarayı yalnız sevgi ile açılır, Otlar üç günde büyür, bir gül ahir zamanda. Kalbini bir sera yap, gül yetiştir koynunda. Susuz su aradıkça, su da susuzu arar; Sürekli düş görenin gerçekleşir rüyası, Susamadan kuyu kaz, sevgi ile silahlan Şair, zaman kaydına bağlan artık ne olur! Alıntı |
Artık Yaşanası bır sevda varken, adım adım kaçıyorsun benden, ben sevdamı delicesıne sana ıspatlamaya çalışırken, sen olumsuzlukları koyuyorsun ortaya. Her gecengun kayıp gıdıyorsun ellerımden, tutamıyorum seni. ben yaşamak ısterken kalbımın her bır köşesınde seni, sen kalbımdeki senı görmemeye ınat edıyorsun. Gözlerındeki benı göremıyorum artık, anladım ki gözlerınde kalbın gıbı vazgeçmiş artık benden...... Melike Karaca |
Sevmedi SEVMEDİ Sevmedi bir türlü, sevmedi gitti Ben yâri andıkça, gözüm dalıyor. Vay! bahtı karalı, bu aşkta bitti Yanan acı kalbe, derdi salıyor. Lütfuna ermedi, baharım yazım Düşmüyor kederden elimde sazım Geçmiyor kadere, geçmiyor nazım Vurdukça nağmeler, seni çalıyor. Esir ruhum ile bakan gözlerim Ağlar inim inim, sana sözlerim Andıkça maziyi, deli özlerim Vermesemde kalbim, sende kalıyor. Gönlümde makberim, düşmüş narıma Tabip lokman derman, olmaz harıma Yangını dinmeyen, kalb-i zarıma Mutluluk sır olmuş, hüzün yalıyor. Kusurmuş sevgini, tuttuğum elim Kudurmuş gözümde, çağlayan selim Yandıkça coşuyor, hicranla yelim Estikçe ruhumu, ecel alıyor. Adalet Pelit |
| Saat: 10:36 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık