MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Misafir 2 Ekim 2008 18:37

Her zaman
hissettiklerimi yazamıyorum
zaten;
her yazdığımı hissedemiyorum
her zaman
hissettiğim kadar yaşayamıyorum
zaten;
yaşadığımı hissetmiyorum

bir gün
akıllı uslu
hanım hanımcık
başka gün
zır deli
zır aşk ! doluyorum
gelme...gitme benden
gözü tok çocuk !
sensiz, pek iyi olamıyorum...


ahmed 2 Ekim 2008 18:39

Öğrendim




Öğrendim

Kollarımı uzattıkça
kırıldı ellerim
Sevgilere
Nokta koymayı öğrendim.

Seni tarif eden;hangi büyülü söz
Hangi şairin ağzından süzülür
Bilmem
Ama
Seni o dizelerden kaçırır,
hayalimden yüz bin defa geçiririm
Kendimden olursun
Kendim olurum
Sensiz,
kendim olmayı öğrendim
Yazılarda...yöz


Yılmaz Öz


CaNaRY 2 Ekim 2008 20:40

Baş Koymak Vardı Sevdana,Vurulmak Pahasına

Gökle yer gibi aramızdaki uzaklık...

Ufukta buluşmayan bu sonsuz ayrılık...

Elini tutamamak,

Yüzüne kaçamak,

Göz ucuyla bakmak,

Yüreğimi acıtıyor!...

Yan yanayken bu hasret, bu bedbahtlık, bu zavallılık...

Sevmek böylesine ağrılıysa,

Olmaz olsun ; Yere batsın!...

Yaşamak;

Kıvranmak, nereye tutunacağını bilmeden...

Haince yaşamak!...

Tutsaklığa bile bile direnmek,

Bir anlık sevinçle yetinmek

Ne kadar günah,

Ne kadar yazık...

Hiç razı değilim insanın yazdığı insafsız kurallara...

Şimdi bir atmaca olmak vardı,

Hakkı olduğunu bildiğim sen'i,

Alıp kaçmak vardı!...

Varsın kovalasınlar,

Baş koymak vardı sevdana,

Vurulmak pahasına...


"Fatih Yeşilgül"


SiyahLALE 2 Ekim 2008 21:08

Hüzünlü Dudaklar

Bir seher vakti
Yağmurlar dökülür
Renk alır doğa.
Çatıdan gelen sesler
Bir melodi gibi
Yansıyor kulağıma.

Şarkı söyleyen kuşlar
Esen lodos
Götürür beni hayallere.
Bir coşku ile,çarpar yüreğim.
Yeni sevdalar yolunda
Kendini bulur gönül.

Bir derin nefes
Ferahlatır içimi.
Bir demli çay
Islatırken hüzünlü dudakları
Dalar giderim uzaklara.
Yükselirken ufuklarda
Açılır birer birer
Umut kapıları.
Yaşam kaynağım olur
Her yeni sevdam.

Bir gülümseme düşer
Soluk yüzüme
Dönerim kendime.
Kalemim olmasa
Ne yazar,ne söylerdi gönül.
Yanarım...
Boşa geçen yıllara.

Haziran-2007


Mustafa Yiğit


ahmed 3 Ekim 2008 10:45

Gönlüm...



Tam yakalamışken geceyi gün,
Kimsesiz gönlüm bir ("O") şiir(i) okur.
Tam "O" anda, bir coşar bir durulur.
Çaresizdir zamansız gidişlere,
Koşar durur kayıp mutlulukların peşinde.
Birden deli bir yağmur oluverir,
İznini şimşekleriyle alır, acıtarak çıkar gider,
Arar yitik sevdalarını tüm zamanlarda.
Sorar bulamadıkça, terk edilmiş ruhlara.
Ruhlar anlatırlar ağlamakla, isyankârca birazda.
Oturup ağlar her yaşanılmışa.
Utana sıkıla geri döner, sessizlikten yana.
Sessizliği hasretten yana,
Hasreti de cevabını bulamadığı birçok soruya aslında.
Dinle ey gönlüm;
Hangi sevda sürüp gitmiş sonsuza.
"O" kışlar hep kalmaz bağrında.
Boynun eğme asla, bu halin suç sayma.
Kendini sakın sahipsiz sanma.
Mevsimlerin bir tanesi bahar mutlaka.


Mustafa Cırık


ahmed 3 Ekim 2008 13:48

Gelmeyen Sevgiliye....



Ne güzel ellerim var
Ellerinden tutmuştu
Ne güzel dilim var
Güzelliğine bakarken
O günde susmuştu
gidişindede sustu

Ama gel görki

Yüreğimde boranlar
Kalemimde fırtınalar
Dayanılmaz acılar
İçi sen dolu bir dünya

İsyan yok sevdiğim
Öncede tanımazdım
Sevgiyi...
Ve seni...

Gözlerini özledim
Kaybolmalarımı
Düşmelerimi
İrkilişlerimi...

Gözlerinin derinliklerinde
Kayboluşlarımda
Aniden masaya vurur

Çokmu güzel der
Utandırırdın beni
Konuşamaz
Utanırdım..
Susardım
Yüzümdeki tebessümle...

Suskunluğum aynı
Değişmedi
Gel görki
Tebessüme dair
Ne varsa
Seninle kayboldu
Ben gülüşünü özledim
Ben gözlerini özledim
Ben sevmeyi özledim
Ben seni özledim...



Ali Adıyaman


ahmed 3 Ekim 2008 21:29

Oysa



Renk değiştiren havalarda âşık oldum hep
Kısa süreli.
Yaşama biçim veren ellerdi taptığım
İnanç kavgasında süresiz,
Ve her şey yalandı
Eflatun rengi akşamlarda
Gündüz-gece devinimine aldırmadan
Yanardı yamalı şarkılar.
Vakit çılgınlık vaktiydi
Gençliğin bahşettiği heyecanda
Kırmızıyı sevgiliye bırakırdım
Gökkuşağı hilekâr havalarda
Çatırdayan yapraklara saklardım
Can kırıklarını, sonbaharın
Vakit tükeniverdi ansızın
Yandı gözyaşlarım.
Düşündüm de
Seni seviyordum ben
Durduğum zaman
Şiir avlusunda
Ve senin ellerinden suyundan içerken
Ahmed Arif'in.
Seni gerçeklerinden çaldım hayatın
Kaçtım ölümden
Sonra ölümü kovaladım ayrılığında
Hep sana vardım
Yağmuru giyinmiş yollarda
Ve hep sana kaldım
Geriye kalan
Süreli süresiz sevdalarda....

Hep seni seviyordum oysa
Eflatun rengi akşamlarda....


Nedim Kardaş


ahmed 3 Ekim 2008 23:09

Yalanlarinla



Gözlerimden kaçırdığın bakışların
Konuşurken dokunduğun saçların
Dilinden önce vücudun
Bana bir şeyler anlatıyordu
Masum değildi bu veda
Yalan vardı gözlerinden akan her damlada
Dudaklarından dökülen her sözde
Bir tezatlık vardı.
İnanmamak mı böyle bir durumda
Söz konusu bile olamazdı
Daha içimde tap tazeyken sevdan
Beynim hükmedemezdi kalbime
Beynime giden her damarda akan sendin
Bir kalemde kesip atamazdım seni.
Kıyamazdım bu cana
Yaşarken öldüreceğim seni,
Kahbe
yalanlarınla.



Şükrü Donuklar


ahmed 4 Ekim 2008 10:37

Eyül De Yağdı



Eylül de yağdı dün gece haneme
Mazi denilen sevgilinin kollarındaydım
Eskimiş fotoğraflar
Dudaklarımda titrek heyecanlar
İşte tam orada şen kahkahalar kaplamış bizi
Az ötede masum bakışların takıldı yüreğime
Ayağın takılmıştı düşmüştün ya
Kumsalda narin bir kayaya
Şimdi dalgalar taht kurmuş
İsmimizin yazıldığı kumlara
Denizin koynunda uyuyormuş adın


Eylül de yağdı dün gece haneme
Yağmurlar hışımla ıslattılar
İlk seni seviyorum dediğim toprağı
Salıncağında çocuklaştığımız park var ya
Harabeyi andırıyor şimdi
Şarkılar ezberlediğim sokaklar ıssız
Gökyüzünden yıldız kotardığımız
Canından can beklediğimiz
Ellerini yüreğimde sakladığımız evler bomboş


Eylül de yağdı dün gece haneme
Kırık bir ayrılık bestesi mırıldanırken
Yokluğunun sesiyle yaşarken
Şarkılar da dindiremezken hasreti
Dayanmaz yaralı bu yürek
Dayanmaz kendini vurur bir yerlere
Dipsiz bir kuyuda yankılanır gibi sesim
Ensemde saklıdır ılık nefesin

Eylül de yağdı dün gece haneme
Ellerini yüreğimde sakladığım evler
İsmimizin yazıldığı kumsallar
Gülümseyen acemi resimler
Titreyen masum dudaklar
Kavuşmaya adanmış dualar
Yokluğunda yazılmış mektuplar
Ruhunda yitirilen uykular
Güneşle doğulan sabahlar
Sararmış bir yaprak gibiydiler

Yollarda izin yok yıllara da sözüm yok artık
Tünesin baykuşlar adak olmuş bir tepeye
Sarsın tüm benliğimi yıkasın gözyaşlarımı ağıtlar
Üşüyorum yakacak közüm de yok artık
Düşüyorum sensizliğe bu derman çok artık

Eylül de yağdı dün gece haneme
Hayalini çizmişlerdi solmuş gözbebeklerime




Zekeriya Efiloğlu


ahmed 4 Ekim 2008 14:46

Şehitler Veriliyor



Şehitler veriliyor
Bu vatan toprakları uğruna
Peş peşe yiğitle arşa yükseliyor
Kucak açmış Peygamber
Yüzleri gülüyor
Bir gökler ağlıyor
Birde
Bir fidan misali yetiştirdikleri
Evlatların ardı sıra analar.
Gelinler suskun
Dilleri lal olmuşçasına
Acıları vatan uğruna teferruatta.
Bacılar feryatta
Artık ağabeyleri yok hayatta.
Yirmi otuz şehidin cenazesinin kaldırıldığı
Gözlerin göğe kalktığı
Günler geride kalmadı inan!
Mardin'de,
Şırnak'ta,
Hakkari'de
Ana baba genç yaşlı
Çoluk çocuk demeden
Can veriyor atalarımız
Bu vatan uğruna feda diyor canlarımız.
Kulaklarda ALLAH ALLAH sesleri dinmiyor,
Yankılanıyor anbean
Ölürken bile Ya ALLAH çekiyor inan..
Bebek katili kana doymuyor,
Anaların gözyaşı dinmiyor...
Ve yıl 2008
‘'NE MUTLU TÜRKÜM'' diyenler
AB uğruna her şeye onay mı vereceksiniz?
Süleyman Nafiz'in sözü nerde kalıyor?
‘'Irkına, vatanına, tarihine, ihanet etmiş olan efrad ve akvamın hiçbirini unutma Türk oğlu
Unutma ve affetme...''
Ey türk evladı
Uyan..!
Uyan ki dinsin bu feryat,
Uyan ki duysun psikopat,
Uyan ki huzura ersin bu efrad.
Gönderde bayrak,
Çocuklarımız ezan duyarak,
Vatan bizim olarak,
Verelim son nefesi YARAB...!



Zekiye Oktar


zade 4 Ekim 2008 22:25

Kal Biraz Daha
Kaç mavi yasak yaşadık seninle, kaç deli gece...
Düşünse dolunay bile utanır,
Yıldızlar çıldırır, ağlar erguvanlar,
Ben seni işte öyle bir gecede sevdim, hesapsız.
Ve düşlerim...
Düşlerim sınırsızdı alabildiğine
Duygularım sabırsız.
Bir çocuk kadar günahsız.
Sahi sende sevebilir misin beni
Seni sevdiğim kadar,
Dokunabilir misin yüreğime?
Bak orada sen varsın.
Mutluluk nedir diye sorsalar
Sen derim alabildiğine yalnız sen,
Sesin, gözlerin, ellerin sonra,
Titreyen dudakların ve arzun çekingen
Sen benim her şeyimsin.

Sensiz neye benzer bu ay bu güneş
Çiçekler açar mı sen olmasan,
Martılar uçuşur mu çığlık çığlığa,
Sonra kim aydınlatır benim gecemi
Günümü kim paylaşır,
Kim sorar derdimi,
Ben neye sevinirim,
Kimle gülerim?
Kal biraz daha...

Beraber büyüttük sevinçlerimizi,
Beraber öğrendik yaşama direnmeyi
Sevmeyi beraber öğrendik.
Bak güneşler doğdu üzerimize
Yolumuza begonyalar serildi.
Ağlamak bu kadar kolay mıydı,
Ve güzel miydi gülmek kadar?
Herkese seni anlatmak istiyorum
Seni söylemek şiir şiir,
Her dizede sen olmalısın,
Adın olmalı çığlık çığlık...
İçimi ısıtan sen tam şuramda ılık ılık,
Sen olmalısın kıpır kıpır yüreğimde...
Sevdan olmalı deli dolu
Ve çılgınlığın, çılgınlığın olmalı.
Ben seni sevmeyi seviyorum
Ve seni özlemeyi.
Bu bir itiraftır...
Aşkın yoksa ben de yokum
Yetim düşlerimin kimsesizliği kuşatır benliğimi
Hüzünler yağar gecelerime,
Ben bir garip ben olurum,
Sığamam odalara, taş duvarlar üzerime üzerime gelir
Ruhum durmaz bedenimde,
Hücrelerim yaşamaz
Kurumuş dallara döner yüreğim, susuz çöllere...
Gece böyle bitemez, ben ölürüm,
Ölürüm gitme, kal biraz daha...
KAL BİRAZ DAHA...
Şebnem Kısaparmak

Uyuruyanık sana uykular taşıyacağım deliksiz
süslü kahvaltılar gibi
kahvaltısız sabahlar
seni uyandırmanın en güzel yolunu bulup
kıyamayacağım uyandırmaya
kimse görmüş değil henüz
bir meleğin nasıl uyuduğunu ama
hala benzetiriz
bir meleği
bir güzelin uykusuna
ama sen melekler gibi uyuma
melekler gibi uyan
tam da çağla zamanında baharın
gözünün sürmesini yüreğime akıtman
bir uykunun en güzel yanı
seninle uyanmaktır
senden uzak bir uykuyla
kandıramıyorum hiçbir geceyi.
YILMAZ ERDOĞAN


ahmed 5 Ekim 2008 21:56

Sevda Kondu



O eşsiz güzelliğini
saklamaktasın benden
bir Akdeniz kentinde
ve ben burda
yıpranmaktayım,
buruşturduğum her sayfada
kendimi çöpe atmaktayım...

Neremden yakaladın ki
beni böyle hazin bir şekilde
kendine bağladın,
biliyorum kördüğüm
etmedin bizi
ben kendimi
senden çözmek istemiyorum...

Koca bir alan var
sana ait gönlümde
kimselere vermediğim...
ellerin yok
gözlerin yok
olsun be gülüm
hasretin var ya,
bin beter ediyor beni...





Serdar Yılmaz


B.L.A.C.K 5 Ekim 2008 22:02

Ben Sana Mecburum
ben sana mecburum bilemezsin
adını mıh gibi aklımda tutuyorum
büyüdükçe büyüyor gözlerin
ben sana mecburum bilemezsin
içimi seninle ısıtıyorum

ağaçlar sonbahara hazırlanıyor
bu şehir o eski istanbul mudur?
karanlıkta bulutlar parçalanıyor
sokak lambaları birden yanıyor
kaldırımlarda yağmur kokusu
ben sana mecburum sen yoksun

sevmek kimi zaman rezilce korkuludur
..........
..........


Attila İlhan


ahmed 5 Ekim 2008 22:03

Sakladığınız Yedek Sevgili




vurgun duruşları benimsemiş sevdam
senin çıktığın kapıdan hüzün misafir olmuş
dağılmış bu ev
yollar kasvetli
yüzüm, senin yüzün
bizden bile kirli.
kahve fincanları ayrı kalmış
tavlanın zarı kırık,gözüne çöp kaçmış.
sigaranın son kullanma tarihi geçmiş
sokağa topal bir köpek dadanmış
iki sevgili okulun bahçesini sarmış
senin misafirin hüzün,
odamın camından
olanları seyre dalmış.
birde kapısına (not) yapıştırmış
üşümeden
düşünmeden
üşenmeden
'' size göre fazla iyiyim..
bu yüzden kolayca gidilebilir bu evden,
ve kolayca dönülebilir..
adımlarınız sizi geri getirir.
adını bile duymadığınız bir hastalığa müptela olmuş gibi.
artık hükümsüzlüğünü ilan etmiş
ceset torbasına nazar boncuğuyla iliştirdiğiniz bu yedek sevgili.''

Candan Günay


zade 5 Ekim 2008 22:45

sevgili, seninle biz bir pergel gibiyiz
iki basimiz var, bir tek bedenimiz
nereye donersek donelim seninle
nihayet basbasa verecek degil miyiz
ÖMER HAYYAM


B.L.A.C.K 5 Ekim 2008 22:47

Pusudaki

Gece bir anda yıldız
Bahçe bir anda çiçek
Uzaktan denizin kokusu
Karanlıkta kımıldayan böcek

İçimi bir anda
Aydınlatır mimozalar
Bir anda yaşamak yeniden güzel
Yepyeni bir aşk
Pusuda hazır


Attilâ İlhan


zade 5 Ekim 2008 22:48

şu kırlara bir güzel gelip uzansa eğer,
elinden bir kadeh şarap uzatsa eğer,
varsın eller beni bu söz için kınasın;
hayyam köpek olsun cenneti isterse eğer.
.


geçiyor ömrümüz evlat içelim.
ölüm vermez imdat içelim
gün gelir ölünce susarsak eğer,
ecel su içmeye vermez fırsat içelim.
.
tanrıya:
şarap içersen,ölürsün diyorsun.
içersem de öleceğim, içmezsem de..
ÖMER HAYYAM


B.L.A.C.K 5 Ekim 2008 22:50

ERİK AĞACI
Avludaki erik ağacı bir küçük bir küçük,
benzemiyor doğru dürüst bir ağaca bile.
Ama gene de parmaklıkla çevrili dört yanı,
korunsun diye güvenlik içinde.

büyüyemiyor, zavallıcık,
büyümeyi isterdi tabii.
Çok az görüyor güneşi,
yapacak bir şey yok artık.

Erik ağacı erik vermiyor hiç.
Gel de erik ağacı olduğuna inan.
Ama gene de bir erik ağacı o,
belli yapraklarından.


zade 5 Ekim 2008 22:51

kim demiş haram nedir bilmez hayyam?
ben haramı helalı karıştırmam:
seninle içilen şarap helaldir,
sensiz içtiğimiz su bile haram.

bilge, yüce varlığın seyrine dalar;
gafil ise onda dostluk düşmanlık arar.
deniz, deniz olduğu için dalgalanır,
çöpe sor, hep onun içindir dalgalar.

ben kendimden geçtikçe kendime gelirim;
yücelere çıkar, alçalmayı bilirim.
daha da garibi, varlığın şarabıyla
ne kadar ayık da olsam, sarhoş gibiyim.

gören göze güzel, çirkin hepsi bir;
aşıklara cennet, cehennem, hepsi bir;
ermiş ha çul giymiş, ha atlas;
yün yastık, taş yastık, seven başa hepsi bir.
ÖMER HAYYAM


B.L.A.C.K 5 Ekim 2008 22:53

Tuğrul Asi Balkar

Kanayan bir öyküdür içimizdeki bozgun
Hergün yeni bir hüznü takıp koluna
Bütün saatleri acıya kuruyor sanki
Şarkıların hüzzam makamındayız
Kanıyoruz göçebe yollarda yılkı atlar
Bir acı kahve hatrını unuttuk
Her köşe başında bir maskara


zade 5 Ekim 2008 22:57

geçmiş günü beyhude yere yad etme,
bir gelmemiş an için de feryat etme,
geçmiş gelecek masal bunlar hep,
eğlenmene bak ömrünü berbat etme.
niceleri geldi, neler istediler,
sonunda dünyayı bırakıp gittiler.
sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
o gidenler de hep senin gibiydiler.
dünyada ne var kendine dert eyleyecek,
bir gün gelecek ki can bedenden gidecek,
zümrüt çayır üstünde sefa sür iki gün.
zira senin üstünde de otlar bitecek.
ÖMER HAYYAM


zade 5 Ekim 2008 23:02

ferman sende ama guzel yasamak bizde
senden ayigiz bu sarhos halimizle
sen insan kani icersin biz uzum kani
insaf be sultanim kotuluk hangimizde
ÖMER HAYYAM


ahmed 6 Ekim 2008 11:45

Yalnızlık


Yalnızken bile gülebiliyorum
...halime
Yalnızken bile ağlayabiliyorum
...halime
yalnızken bile konuşabiliyorum
...kendi kendime
Ulan, yalnızlık benim neyime...

Ramazan Arpacı



ahmed 6 Ekim 2008 19:52

Aşk Sen



Yavan gelir
Senden sonra sevmeler
Tadı tuzu kalmaz aşkın
Senin yokluğunda

Güftesiz bir bestedir artık şarkılar
Anlamı yoktur melodilerin
Tarifsiz kalır
Yokluğunda dile gelen her satır

Çorak topraklara döndü yüreğim
Sevgin olmadan meyve vermez
Sen olmadan aşkım bir şeye benzemez
Sevdanın adı sen
Bitmeyen hüznü sona erdiren
Sen kokar
Senden sonra
Yağmur arkası toprak
Gökkuşağı renksiz
Bulutlar bile çaresiz
Sensiz yüreğim dilsiz

Bilirim
Gönlümün baharı yakın
Duygularım sana olmuş akın
Dizginlenemez sana şahlanır ruhum
Dönmez benden gönül çarkın
Adı sevdadır soyadı sen
Olmuş artık dilimde
Senin şarkın


Zekiye Oktar


ahmed 6 Ekim 2008 22:50

Her Gelişin



Her gelişin gitmelere gebe
Ya gel çıkarsızca
Kal benimle
Ya da git
Rahat bırak
Beni de kendini de

Sevmelere gücüm yok
Senden sonra
Her sevda hezeyan
Gönlüm artık ama
Aşklar gelir yalan
Yüreğim can çekişmelerde
Viran bir aşkın ertesinde
Ruhum yorgun
Bedenim benden öte ben
Dilim suskun

Sevdam
Duy artık
Duy da gönül feryatlarımı
Gel son defa
Bir daha gitmemecesine
Kal benimle
Hayata vedam
Olsun yalnız seninle


Zekiye Oktar


ahmed 7 Ekim 2008 21:21

Utandım



Son buluşmamızı hatırlıyormusun?
Son sözlerin aklıma geliyoda utanıyorum
Sarılıp kal demek istedim sana
İstedim ama düğümlendi sanki dilim
Zaman dursun istedim o an
Sadece gözlerine bakayım
Seni nasıl sevdiğimi nasıl çırpındığımı
Belki son kez görürsün dedim
Dedim ama zaman işte alıp götürdü seni avuçlarımdan
Engel olmadım
Utandım...

Senden geriye hiçbisey bırakmadım
Bir bir yok ettim hepsini
Sildim zihnimden anlamsız sözlerini
Gittin ya
Ben çok utandım...
Utandım da kal diyemedim
Oysa sen bikere bile dinlemedin beni
Bikere anlamaya calışmadın
Arkana dönüp gittin
Ben bütün türküleri sana adamak isterken
Sen arkandan ağıt yaktırdın
İsyan ettirdin,tövbe dedirttin
Sen benden beni çaldın
Ben herşey için ugraştım
Çabaladım,çırpındım ağladım ama yapmadım
Utandım sevgilim
Ben çok utandım...

Ebru Yılmaz


miss_didem 7 Ekim 2008 21:28

SESİNİ DUYMAK

Sesini duymak içindi tüm bunlar
Gecenin o ıssız lacivertinde aramak seni
Telefonum çalmıyor bu akşam
Aynada gördüğüm o yüz ben değil
Hüznün ağır ağır yaklaştığı gece bu
Bağırmakla ağlamanın çığlığı
Kaybolmakla varolmanın sıkıntısı
Çal be beklediğim o ses hani nerdesin?
Döner misin mutluluk yuvaya
Bir zamanlar uğradığın kapıma
Beklemekten ne çıkar
Yıllar sadece gençliğimi alır
Bedenimde izleri kalır masum aşkın
Belkide o ses hiç çıkmayacak
Birleşmenin ani ayrılığındayız
Bu gece hiç sabah olmayacak
Ve sen yine aramayacaksın......
Seval GÜNALTAY


ahmed 7 Ekim 2008 22:40

Veda



oldum olası sevmedim vedayı
dostları yalnız koyup kaçmayı
ısız yerlerde yalnız kalmayı
sevmedim sensiz yaşamayı

senolmadan hayat olmuyor
sensiz olan gönler bitmek bilmiyor
koca dönya sanki mezar oluyor
sen yoksan neyleyim canı

aramızda sıra dağlar kalsada
yolar aman vermeden tıkansada
yine sana doğru koşarım
yolun sonunda ölüm olsada

yine geldi ayrıkıl vakti geçiyor
sevenler birer birer gidiyor
dertlerimle beni yalnız koyuyor
elveda demeden herkes çekip gidiyor


trabzonlu dostumun dediği gibi yalnız koydular farelere bizi yem yaptılargençlik yılarımıza acımadılar
bizi dertlerle baş başa koydular ısız sokaklarda ölürsek naşımızı kaldıran olurmu diye yanıtsız
soruyla yalnız koydular

Ömer Yaman


miss_didem 8 Ekim 2008 12:31

Seni Seviyorum

Seninle yaşadığım her günü özel bir güne dönüştürdüğün için,
Beni değiştirmeye çalışmadan, olduğum gibi sevdiğin için
Sadece sesimi duymak için aradığın için
Hayatın monotonluğunu ortadan kaldırdığın için
Kendimi keşfetmeme yardımcı olduğun için,
Bir şey söylemeden, bakışlarınla bile sevgini hissettirdiğin için
En iyi dostum, arkadaşım, sırdaşım olduğun için
Yanımdayken bile seni çok özlediğim için,
En önemlisi ` BENİM SEVGİLİM ` olduğun için
SENİ SEVİYORUM

Mustafa Hatipoğlu


miss_didem 8 Ekim 2008 13:10

Ya Başlamayacaktı...

Odamdayım
Soğuk, karanlık, üşüyorum.
Ya hiç başlamayacaktı bu aşk
Ya da hiç bitmeyecekti

Aytekin Gezici


ayabakan 8 Ekim 2008 13:50

Ölüm

Hayatı kucaklayacaksın
kimi zaman.
Bir gözyaşı dökeceksin belki de,
Belki de bir gülücük atacaksın.
Kim olduğunu bileceksin, nerden geldiğini
ve nereye gittiğini...
Yolun belki çukur dolu olacak
ama sen umudunu kaybetmeyeceksin,
Düzlüğe çıkana dek tüm gücünle
"varım" diyeceksin...
Anlamsız gelecek kimi zaman da
herşey sana.
Kucakladığın hayat, gücünü gösterdiğin herşey
Boş bir mezara dönecek,
sahibini bekleyen...
Çukurdan geçilmeyen yolunun sonunda
döneceksin arkana,
Son bir bakacaksın
anana, babana, dostuna, düşmanına,
diyeceksin ki;
ELVEDA


GÜLGECELER 8 Ekim 2008 20:30

Bırak Beni Gideyim

Aldırma göz yaşıma benim biricik kızım;
Bırak beni gideyim ayrılmadığım yere.
Bir gamlı bülbülüm ki yavruma geçmez nazım;
Neden feryad edeyim duyulmadığım yere?...

Madem ki görenlerin ürperdiği yarayım;
Kimden medet umayım,kimden derman arayım?
Bir selamı,çok gören semte neden uğrayım?
Girmem sevilmediğim,sayılmadığım yere...

Beni aldatan benim;eşim,dostum bigünah.
Ne gafil serseriyim,bin kere,eyvah!eyvah!
Mecnun etsin de beni,mecbur etmesin ALLAH;
Dönmem insan yerine koyulmadığım yere...

Cemal Safi


SiyahLALE 9 Ekim 2008 12:42

BEN YAZMADIM

Sabahın uyku mahmurluğu.
Yokluğunu unutmuş yüreğim.
Susamlı simit bir dilim peynir.
Burnumda taze çay kokusu.
Geldinmi yoksa gelip gittinmi.
Sessizce hayalime .
Karaltınamıydı koşmalarım.
Elimde bir bardak demli çay.
Hala kahvaltı yapmaktayım.

Bu son sancısıydı ayrılığın.
Hasretin süzülmüş tortusuydu arta kalan.
Mavi kapaklı baş ucu kitabimdan.
Sarımtırak anılar saçılırkan.
Silmedim saygımdan.
Kırk gündüze adadığım sevdayı.
Dün gece berdel ettim acımadım.
Azrail çaldı baykuş söyledi şarkımızı.
Bir kez ritim tutmadım sessizce ağladım.
Belkide.
Bu güz masalında kahraman sen.
Ben sadece figüranım.
Ve sadece sustum anladım.
Ama inanki bu kaderi ben yazmadım.
Alıntı


Misafir 9 Ekim 2008 15:42

Mutlu Yıllar

Bu gün dünyayı istediğin bir renge boya.
Rengârenk batan günü al karşına.
Bir renk, de kendinden kat.
Çocuklar gibi saf, temiz ve berrak.
Kapat gözlerini bir hikâye yarat.
Vazgeçme hissedilir biraz, da sıcaklığını kat.
Kalbinde, ki elleri bırakma sıkıca tut.
Çünkü varlıktır sevgiye en güzel kanıt.
Yalnızlığın saltanatını sür, sür ama.
Birikmiş sevginden, herkese bir parça ver.
Bir tebrik, bir arama bin umuttur insana.
Mutlu yıllar, mutlu yıllar sana.......

Derin Öger


SiyahLALE 9 Ekim 2008 16:23

RÜYA BİLE OLSA

Sana uyandım yine bu gün.
Gözümü açtığımda karşımda.
Hayalin vardı yatağımın bir ucunda.
Öyle masum öyle içten halin vardı.
Oysa ne çok tutmak istedim ellerini.
Ne çok sarılmak istedim hayaline.
Tutamadım yaklaşamadım yanına.
Hayalin öyle karşımda dikili durunca.
Ben ne kadar bakarsam sana.
O kadar kaybolacaktın yanımdan.
Sesin çıksın istedim bir tek kelime.
Belki bu yüzden git diyemedim sana.
Oysa bakıyorumda özlemin ağır basmış.
Dokunmak isterken bile dokunamamışım.
O yüzden ellerim kanamış ellerim ağlamış.
Kime yada neye isyan bu bilemiyorum.
Ellerin yok yüzün yok tenin yok bedenin yok.
Ama ben seni yoklar arasında yaşatıyorum.
Aslında olamadığın kadar oluyorsun yanımda.
Ben o hayalini bile seviyorum hep yüreğimde.

Hasan cengiz


Misafir 9 Ekim 2008 16:30

Alışkanlık

Gitgide alışıyorum sana....
Hiçbir alışkanlık bu kadar güzel olamaz...
Ellerin ellerimden uzaksa nasıl güçsüzüm bilemezsin...
Yanımda olduğun zamanlar;
sigara dumanı gibi ciğerlerime doluyor,
alkol gibi damarlarıma yayılıyorsun...
Durmadan başım dönüyor verdiğin hazdan...
Alışkanlıklar daima korkutur beni...
Düşün ki ben yaşamaya bile alışkın değilim...
Kendimi kendime alıştıramadım yıllardır...
Fakat şimdi sana alışıyorum...
Alıştıkça özlemim artıyor, daha yoğunlaşıyor.
Yalnız içimde garip bir korku var.
Sana alışmaktan değil seni kendime alıştırmaktan korkuyorum...
Bir gün sana şimdi verdiklerimden daha güzelini
daha değerlisini verememekten korkuyorum...
Bir gün ansızın ölmekten ve seni, bana olan alışkanlığınla
yapayalnız bırakmaktan korkuyorum...

Oysaki her zaman ve günün her saatinde
yanında olmalıyım senin... Bana alışmış olmaktan
pişmanlık duyacağın bir dakikan bile olmamalı...
Bütün zamanlarını zamanlarımla karıştırıp
emsalsiz bir zaman bileşiminde yaşatmalıyım seni...
Uykularda bile aynı rüyayı görmeliyiz.
Her şeyin ve her zevkin yarısı senin olmalı, yarısı benim...
"Bana alış" demeyeceğim... Nasıl olsa alışacaksın bir gün...
Şimdi çirkinliğimde güzellikler bulan gözlerin,
o zaman en güzeli görecek bende! Alışkanlığınla,
sevginle yepyeni bir "ben" yaratacaksın benden!

İlk defa sevilmenin ürpertileri içindeyim inan. Sevgimle
mukayese edebileceğim tek şeyi beni sevmende buldum...
Ömrümde kimse bana sevmenin gerekliliğini öğretmedi.
Kimseden sevgisini istemedim, verdiler almadım.
Bencildim bir zamanlar, sevmek benim hakkım diyordum.
Oysaki şimdi bir zamanlar hiç sevmemiş olduğumu
kendi kendime biraz da utanarak itiraf ediyorum.

Asıl büyük sevgiyi seni sevmekte buldum ve sevgim
senin sevginle değerleniyor, ayrı bir anlam kazanıyor...
Sevgin olmasaydı değersiz bir cam parçasıydım.
Sevginle bir aynayım şimdi. Bana bakanlar baştanbaşa
seni görecekler içimde...
Bir zincirin iki halkasıyız seninle anlıyor musun?
Aynı kadehte karışmış iki içkiyiz.
İki kelimeyiz seninle birbirini tamamlayan.
Her yerde iki olduğumuz için
bir bütün haline geliyoruz durmadan...

Alışkanlığım devamlı sana çekiyor beni...
Durup durup dudaklarını öpmek geliyor içimden...
Saçlarını okşamak geliyor, ellerini tutmak geliyor...
Kokunun tenime sindiğini hissediyorum geceleri...
Teninin dudaklarımda eridiğini hissediyorum...
Boynunun en güzel yerini benden başkası bilemez artık...

Seni kimse benim kadar benimle bir bütün olduğuna inandıramaz....
Gitgide bu alışkanlığın içinde kaybolduğumu hissediyorum...
Beni yaşadığım zamanın dışına çıkarıyorsun.
Bir gün tarih öncesinde yaşıyoruz , bir gün bulutların üstünde...
Uzun süren bir baygınlık sonrasının
o anlatılmaz baş dönmesi içindeyim...
Bütün merdivenler birbirine eklendiği zaman
seninle vardığım yüksekliğe erişemez...

Açılmış bütün kuyuların derinliği
içimde seni bulduğum yer kadar derin değil...
Alışkanlık kozasını ören bir ipekböceği gibi gitgide tamamlıyor bizi.
Emsalsiz bir oluşun içinde yuvarlanıyoruz.
Korkunç bir yangın başladı yüreklerimizde.
Özlem, kıskançlık, arzu ne varsa içimizde hepsi birdenbire tutuştu.
Alev almayan bir yerimiz kalmadı.
Alevlerimiz muhteşem bir kızıllığın içinde yıldızlara kadar uzanıyor.
Hiç bir su, bu ateşi söndüremez artık.
Nehirle, denizler boşalsa üstümüze hiç sönmeyeceğimizi biliyorum.
Bu yangın biz birer kor haline gelinceye kadar sürecek.
Önce bakışlarımız alıştı birbirine, sonra parmak uçlarımız...
Bu oluş tamamlandığı anda yeryüzünde
bizden güçlüsü olmayacak!
En mutlu olduğumuz yerde en güçlü de olacağız seninle...
Bu bir sonun değil bir varoluşun başlangıcıdır.
Geçmişteki tüm alışkanlıkların bana alışmanı önleyemez artık...



Ümit Yaşar OĞUZCAN


SiyahLALE 9 Ekim 2008 16:51

GÖLGESİNDEYİM GENÇLİĞİMİN

Gölgesindeyim gençliğimin.
İçine dökülmeye hazır gözyaşları.
Yıllar önceki gençlik hayallerim.
Yorulmuşum.
Kalbim karlı yüce kazdağlarında.
Beyaz kardelenlerle çiçeklenmiş.
Rüzgarlar kederime eş.
Meltemler esiyor gençlik bahçemde.
Özledikce yüreğimdeki yanık iz.
Sen beni ben seni seven kadın.
Duygularım gizlenmiş gökyüzü kendime dar.
Eksildikce yoruluyorum kendim olmaktan.
Önemi yok yaşın öğrenmişsen susmayı.
Kılınçla parçalanmış gibi yüzün coğrafyası.
Yaşlısın.
Ne kötü beni bağlayan seslerin eksilmesi.
Kollektif yaşamlarda paslanan günahlar.
Hayatımda geç kaldım kendime yabancı.
Vurgunlarda yüreğim.
Yüreğimin son arzuları ellerinde.
Beyaz bece elbisesi ile geldim sana.
Yine anlatamadım yıllar sonra.
Sustum.
Ne gerek var söze.Seni anlatamadıktan sonra.
Sustum yine.
Gölgesinde kalmışım gençliğimin.

Hasan cengiz.


Misafir 9 Ekim 2008 16:58

Rüzgar

http://www.balcanet.net/resima/jpg/siir10181-1.jpg

Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim,
Nerelerde gezmiş tozmuş
Öğrenemedim.

Besbelli denizden çıkıp
Kıyılar boyunca gitmiştir,
Tuz kokusu, katran kokusu, ter kokusu
Yüreğini allak bullak etmiştir.



Sonra başlamış tırmanmaya dağlara doğru
Bulutları koyun gibi gütmüştür,
Okşayıp otları yaylalarda
Büyütmüştür.

Köylere de uğradıysa eğer
Islak, karanlık odalarda beşik sallanmıştır,
Güneş altında çalışanlara
İmdat eylemiştir.



Sonra başlayıp alçalmaya ovalara doğru,
Haşhaş tarlalarında eflatun, pembe, beyaz,
Kıraçlarda mavi dikenler..
Toz toprak gözlerine gitmiştir.

Şehirlere uğramış ki yanımdan geçti,
Haşhaş çiçeğine benzer kızlar görmüştür,
Bir gülüş, bir tel saç, allık pudra
Alıp gitmiştir.



Şimdi bir rüzgâr geçti buradan
Koştum ama yetişemedim,
Soraydım söylerdi herhalde.
Soramadım.



Cahit KÜLEBI


SiyahLALE 9 Ekim 2008 17:24

GÖREBİLSEYDİN

Düşünürsen eğer.
Yalnızlığımın resmini.
Görebilseydi gözlerin.
Çaresiz ne yaptığımı.
Söz verdiysem bir kere.
Unutmayacağım diye.
Unutamayacağımdandır.

Görebilseydin keşke.
Tahta masamda yemeğimi yerken.
İki bardak ikide tabak koyduğumu.
Karşımda duran sandalyenın.
Boş kaldığını.

Çay içiyrsam iki kişilik içiyorum.
Çınlıyorsa kulaklarım senin içindir.
Ağlıyorsam şiirlerimde sakın şaşırma.
Çiçek ekiyorsam saksılara ikimiz içindir.

Kanatlanıyorsa yüreğim.
İki yürek uçuyorsa renklerden zamana.
Sevmeyi vefa diye bildiğimdendir.
Gülleri gözbebeğimin kelebekleri yapıyorsam.
Bulutları hasretimin şımarık çocukları.
Lafımı olur acıların lafımı olur sensizliğin.
Yağmurları sen diye ıslanıyorsam eğer.
İki kişilik yaşıyorsam sevdaları.
Biri elbet bizim içindi görebilseydin..

Hasan cengiz.


ahmed 9 Ekim 2008 20:29

Gece



Gece...
Saçların misali,
Sonsuz güzel,
Aşk tek hece,
Acısı ölümden beter.

Gece...
Gözlerin misali,
Buğulu,puslu,
Ömür çok görünsede,
Sonu,gönüller yaslı.

Gece...
Ruhum misali,
Karanlık,belirsiz,
Tek yıldızım,sineme,
Korkma bırak,kendini.

Gece...
Sözlerim misali,
Anlamsız,karanlık,
Sen yanıma gelde,
Ruhum ol,kurtar beni.

Metin Çalışkan


SiyahLALE 9 Ekim 2008 20:47

DÖNECEKSİN

Birgün döneceksin kaçtığın yere.
Mazini delice arayacaksın.
Geriye dönmeyen günlere küsüp.
Saçlarını yolup ağlayacaksın.

Perişan yaşadım gittin gideli.
Sende acıları tanıyacaksın.
Bana çektirdiğn sevda bedeli.
Dilerim karalar bağlayacaksın.

Bir dünya kurdunki viranelerden.
Omekanda asla olmayacaksın.
Gönülsüz yaşarım ne gelir elden.
Rastlarsam halimi sormayacaksın.

Ateş benden yanar kahrıma düşse .
Erirsin yüzüme bakmayacaksın.
Bu vefasızlıkla bahtın gülmüşse.
Sende vicdan yokmuş takmayacaksın.

A.Günday yıldız...


Sedef 21 9 Ekim 2008 20:51

Babam Sen Gidince Burdan

Karardı dünyam
Babam sen gidince burdan
Yok oldu dünyam
Sen gidince buralardan

Ben yalnız
Sen yalnız
Bir başka alemlerde kalmışız
Bir başka alemlere karışmışız

Duygular sarar ağlarım
Sızlar Yüreğim
Dört duvar arasında kaybolur
Küçük bedenim

Ağladım ben de dün gece
Senin gibi
Yeşerttim
Olmayan Çiceklerimizi


Tınay Akbulut


ahmed 9 Ekim 2008 20:56

Aslım



Gece yarısı düştün aklıma sinsice,
Ruhuma girdin çaldın kalbimi gizlice.
Haberin yok sevdim seni deliçesine,

Bir sabah rasladım seni tepeyolunda,
Sacların dans ediyor.
Rüzgar saclarına her dokundugunda,
Yanımdan gecen senmi hayalin'mi hiç bilemedim.

Aslım aslında ben sana sevdalıyım,
Aslım aslında ben sana hastayım.
Biliyorum yakınımda ama cok uzağımdasın,
Ama neyapayım aslım,ben sana hala aşığım..

Enver Erdem


SiyahLALE 9 Ekim 2008 23:53

UNUTMAK MI ASLA

Hep böyle çocuksumu bakar senin gözlerin.
Hep böyle içinde uzak bir ışıkmı yanar.
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var.
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin.

Ne olurdu saadetlerin en büyüğü.
İşye ellerimde al diyebilseydim.
Anlardın ve hiç gitmezdin değilmi.
Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim.

Senin bastığın yerde çiçekler büyüdü.
Her zaman en güzel her yerde eşsiz.
Sen yaprak sen köpük sen kuş tüyü.
Sen sevgi nehirlerinin aktığı bir deniz.

Sen benim gök yüzümdün denizim toprağım.
Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz uzak.
Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan.
İşte öyle imkansız bir şey seni unutmak.

Alıntı


SiyahLALE 10 Ekim 2008 11:54

BEKLEYECEĞİM


Aylar toplanip sene olsada
Seneler toplanip asir olsada
Askin izdirabi beni boğsada
Bir gün dönersin diye bekleyecegim

Biliyorum cok uzaklardasin
Hemde yabanci ellerdesin
Ama bir gün dönmeyi istersin diye
Umut edip bekleyecegim seni

Ah bir bilseydin seni nasil sevdigimi
Iste o zaman birakmazdin belkide beni
Sebebsizce birakip gitsende simdi
Ölene dek umutla bekleyecegim seni

Bilmiyorum ömrüm yeter mi seni beklemeye
Sana kavusupta bir gün görmeye
Kavusmadan ölürsem eger günü gelipte
Beklemeye devam edecegim ahirette de..

F.A


miss_didem 10 Ekim 2008 14:11

Madem

Madem beni seviyordun,
Neden bana söylemedin?
Seni üzeceğimden mi?
Senden hoşlanmayacağımdan mı?
Seni hiç ama hiç düşünmeyeceğimden mi?
Yoksa, seni sevmeyeceğimden mi?

Madem benim başkasını sevdiğimi düşünüyordun,
Neden benimle konuşmadın?
Seni önemsemeyeceğimden mi?
Seni tersleyeceğimden mi?
Senin için hiçbir şey yapmayacağımdan mı?
Yoksa, onu sana tercih edeceğimden mi?

Ama sana desem ki:
Yanlış bunların hepsi.
Ne düşündüysen,
Ne düşündürüldüysen.

Şunu bil ki,
Seviyorum ben seni
Bir insan birini
Ne kadar çok sevebiliyorsa...

Ömer Sökmen


Misafir 10 Ekim 2008 14:23

Akdeniz Sevdası

Torosların karlı doruklarından,
Çağlayarak iner.
Bir çınar dibinden geçerken,
Başı dumanlı dağlar,
Çamsakızı kokusuyla uğurlar.

Yosun tutmuş kayalıklardan,
Bırakır kendini kanyona,
Ala geyiklerle vedalaşır,
İner,
Bayramlığını giymiş Çukurova'ya.

Salkım söğüte selam verir,
Akar nazlı nazlı.
Hiç acelesi yok,
Kavuşmuştur sarı sıcağına,
Portakal çiçeği kokusuna,
Pamuk tarlasına.

Yolunu uzatır artık.
Dolanır durur ovada.
Yüreği kaldı Toroslarda.

Gecikmiş de olsa,
Bir öpücük kondurur,
Akdeniz'in tuzlu dudağına.

30.05.2006 / Adana Murat Akcan


SiyahLALE 10 Ekim 2008 15:40

BAŞAKLAR ERDEMLE EĞİLİR


Her insanın ay gibi karanlık bir sinesi,
Henüz öğrenmediği bir hayat dersi vardır.
İnsan dilinde saklı, kader dilin ucunda
Düşlerle harelenen gönül bahçesi bir de…

Hedefsiz bir gemiye hangi rüzgâr yön verir?
Talih kuşu da konmaz, yatırımsız hayale.
Hayat, mücadeleyle resmedilen tuvalde,
Zafer, ufak adımla başlayan seferdedir.

Acıyı tadanların şefkatle açar kalbi,
Olgunlaşan başaklar erdemle eğilirler.
Her mum, yanan bir mumun ateşiyle tutuşur.
Bengisuyla yıkanır sevgiyle dirilenler.

Kin ekilen tarlanın güzünde olmaz hasat,
Bahar kışı tanımaz, yeşermez taş bahara
Oysa: kral ve yoksul acıkır bir iştahla
Aynı kutuya girer sonunda piyon şahla.

Bilgeler ve bulutlar vermek için alırlar.
Ölüm yaymaz kahraman, ölüme meydan okur.
Ki onda hayat bulur öldürmeye gelenler.
Kaval bile parmaklar okşayınca şad olur.

Her yas da üç gün sürer, her düş, her mükemmel de…
Gönül sarayı yalnız sevgi ile açılır,
Otlar üç günde büyür, bir gül ahir zamanda.
Kalbini bir sera yap, gül yetiştir koynunda.

Susuz su aradıkça, su da susuzu arar;
Sürekli düş görenin gerçekleşir rüyası,
Susamadan kuyu kaz, sevgi ile silahlan
Şair, zaman kaydına bağlan artık ne olur!

Alıntı


ahmed 10 Ekim 2008 23:39

Artık



Yaşanası bır sevda varken,
adım adım kaçıyorsun benden,
ben sevdamı delicesıne sana ıspatlamaya çalışırken,
sen olumsuzlukları koyuyorsun ortaya.
Her gecengun kayıp gıdıyorsun ellerımden,
tutamıyorum seni.
ben yaşamak ısterken kalbımın her bır köşesınde seni,
sen kalbımdeki senı görmemeye ınat edıyorsun.
Gözlerındeki benı göremıyorum artık,
anladım ki gözlerınde kalbın gıbı vazgeçmiş artık benden......

Melike Karaca


ahmed 11 Ekim 2008 10:34

Sevmedi



SEVMEDİ
Sevmedi bir türlü, sevmedi gitti
Ben yâri andıkça, gözüm dalıyor.
Vay! bahtı karalı, bu aşkta bitti
Yanan acı kalbe, derdi salıyor.

Lütfuna ermedi, baharım yazım
Düşmüyor kederden elimde sazım
Geçmiyor kadere, geçmiyor nazım
Vurdukça nağmeler, seni çalıyor.

Esir ruhum ile bakan gözlerim
Ağlar inim inim, sana sözlerim
Andıkça maziyi, deli özlerim
Vermesemde kalbim, sende kalıyor.

Gönlümde makberim, düşmüş narıma
Tabip lokman derman, olmaz harıma
Yangını dinmeyen, kalb-i zarıma
Mutluluk sır olmuş, hüzün yalıyor.

Kusurmuş sevgini, tuttuğum elim
Kudurmuş gözümde, çağlayan selim
Yandıkça coşuyor, hicranla yelim
Estikçe ruhumu, ecel alıyor.



Adalet Pelit



Saat: 10:36

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık