![]() |
Mutlu Son Dışarda bir kıyamet bende bir sessizlik var Sanki yas tutar gibi yağıyor yağmurlar İçimde nedendir bilmem bir karamsarlık var Ve gökgürültüsüyle şimşeğin getirdiği korkular O vakitlerde bir çift göz karanlığa bakıyor Sokak lambaları etrafa loş bir ışık saçıyor Ve yağmur devam ediyor amansızca yağmaya Sanki gökyüzü öfkelenmiş içini boşaltıyor O yağmurda çıktım dışarıya bendeniz Çünkü iki durak ötede bekliyordu yengeniz Bakın insan aşk için neler neler yapıyor İster inanın bana, inanmayın isterseniz Az sonra buluştuk saçlardan aldık on Ama dedi, bir daha giyme siyah pantolon Ardından çekti beni ufak bir buse aldı Karamsar başlamıştım ama işte size mutlu son Hüseyin Güngör |
DOLUNAY Bir gün söyleyeceğim sana, seni sevdiğimi, Sen benden nefret etmeden. Bir gün gideceğim uzaklara, Senden bir umut dahi beklemeden. Seviyorum belki zalimce ama belkide umarsızca, Seviyorum işte, karşılık beklemeden ben seni, Temennimde değil, senin beni sevmeni istemek, Sen seviyorsun nede olsa, bir başka seni. Güneşler doğar senin ardından, Bazı geceler, sen varsın yıldızların arasında, Öyle bir haşmetli bakarsın ki bana yukarıdan, Gözlerimi alamam artık ben, bu Dolunay'dan. Kismetim diyorum senin için, Engelliyor herkes, benim seni sevmemi. Sevdadır diyorum, dokunmayın sevgime, Kopartıyorlar yüreğimden, sana beslediğim sevgimi. Bir küçük çocuk var yüreğimde doğan, Senden olan, sana benziyen. Bir duygu var bedenimde dolaşan, Sana ait ve sen kokan. İşte odur, adı Dolunay olan. Tek gerçeğim var aslında, Sana beslediğim duygularım da. Tek istediğim bir şey vardı ama, Oda... Benim için bir rüya adeta. Haykırmadan söylececeğim sana sevgimi, Ağlamadan anlatacağım sana düşüncelerimi, Korkmadan yorumlayacağım, sana olan kaderimi, Yorulmadan seyredeceğim o parıltılı gözlerini. Bir gece vardır, birde gündüz. Bir güneş doğar, birde var olan yıldız. Bir sevgim vardı benden, sana gelen karşılıksız. Bir kere de doğdun yüreğime, Adı güzel Dolunay. Alıntı |
Gözlerin Yeter Unutmuşum kendimi senin gözlerinde Farkında değilim saatlerin geçtiğinin Ne olurdu sanki zaman dursa yarim Elimdeyken sevdiğim senin ellerin Yağmura gerek yok gözlerin yeter Yüreğime yağar hasretin senin Sensiz geçecek her gün yarim Çığ olur düşer yüreğime benim Sözlere gerek yok gözlerin yeter Dilin gizler ama onlar doğruyu söyler Seviyorsun gözlerinden belli yarim Yüreğim yalnızca gözlerini dinler Umut Gül |
SENİ SEVİYORUM DİYEMESEMDE Geleceğim seninle yok oluyor karanlık içinde İstanbul ağlıyor ardından çaresizce Hayatım bi an gözümün önüne yansıyor Sana elveda demeden giden bu gönlüm ardından bakar kalır sebepsizce Ölmek çare olmasa da yansızlığıma Aşkın hep yaşayacak içimde sen yanımda olmasan da Düşünüyorum bazen bu gönül kimin ahını aldı diye Sonuçta pişman oldum yaptıklarımdan meçhul olur giderim hayatından sessizce Sensiz bu hayat nasıl geçer bilemem ama Yüreğim ömür boyu bu acıyı çekecek Seni başka kollarda görünce Zaman ilaç olacak mı acaba kanayan bu yarama Sanmam bende bu sevgi varsa sana ömür boyu tutuk kalır bu serseri yüreğim Gecelerde usulca bi acı çöker kalbimin en uçsuz köşesine Seni bende aramaya çalışır yüreğim seni yaban ellerde görse bile Yaşarken ölmek gibiymiş meğer bu aşk Yaşamıyorum dese de gözlerim İsyankar bi aşığım artık bu koyu karanlık odasının içinde Anla artık sevdamı seni seviyorum diyemesem de ŞiiRLeRiMLe GöMüLeCeK aDıM Alıntı |
Semahındayım Seni Unutmanın Bu sabah başlamalıyım seni unutmaya Önce gözlerinin yeşillerinde saklanan ve beni her baktığımda ayrı diyarlarda dolaştıran uçurum ürpertisi cennet sohbeti su yeşili ömrümün gördüğü en güzel gözleri unutabilmeliyim. Sonra en doğru firarı gönlümün gönlünle; gönüllü yolculuğu uyanamamış sabahlarımız uyunamamış gecelerimiz biz seninle kaç kişiydik daha kaç kişi olurduk gitmeseydin bu kalabalık korkuyu kalbimin sokaklarına sokmasaydın kendi küllerimi savurur gibiyim hayata yokluğunu suluyor gözyaşım nicedir görünmez oldu yanağımdaki tek gamze mavi yalnızlığım benim kurtarılamayan çığlığım anılarım acılarım benim Tesellisiz bir günce tutuyor ruhum sanki sanki kelebekler kaçıyor açtıkça sayfaları gitgide tenhalaşıyor içimdeki umut kendi sularımda boğuluyorum kendi yarattığım derinlikler sebebim oluyor bu acı ne senden,ne aşkımdan düpedüz benden ipek bir kefen giyinmiş geçmişin takvimi yapraklarında sonbahar var tek el ateş etmeye hazır hasretim mavi yalnızlığım benim kurtarılamayan çığlığım anılarım acılarım benim canım çay istemiyor şahdamarı kanıyor şiirlerin çarpraz ateşlerde vuruyor şarkılar beni mahçup oluyorum duygularıma karanlığa ışığı değil ışığa karanlığı tanıştırdım ben dargın bir meleğin,masal rengi bulutunu aldım elinden gittiğini söylemesen olmazmıydı ağlarımı dağlara attım balıklar okyanusa varsın diye balıkçının zıpkınına gül taktım martılara atsın diye fularımı uçurdum kederli kırmızı bir rüzgarın peşinde şimdi giderken öpmesen olmazmıydı mavi yalnızlığım benim kurtarılamayan çığlığım anılarım,acılarım benim semahındayım seni unutmanın dönüyorum, göçmeniyim adresinin dönüyorum kaçıncı ölümü bu ömrümün dönüyorum rehinim dönüyorum seninim dönüyorum Bu sabah başlamak için seni unutmaya yeniden ölüyorum Naşide Göktürk |
Mümkün olsa çevirsem yüzünü Gecenin Artık yanlız değilim yanımda sen varsın Mutluluk çanları bizim için çalsın Kalemımden dökülüyor tek tek heceler Pusu kurmayın bize zalim geceler Kelime haznemde vardı hep yerin Sana olan duygularım inan çok derin Yüreğine yaslandığım olsaydın ne olurdu Kana kana içtiğim yanan yanımı söndüren su olsaydın Kapısını zamansız çalabilecegim dostum Nerden çıktın bu saatte demeden sarılsaydın Mümkün olsa çevirsem yüzünü gecenin Kendini görecek aynaya baktığında Sarsmadı hiç bir deprem senin yoklugun kadar Kararmamıstı dünya benim için seni uğurladıgım günki kadar Haydar Altıntaş |
YOK KARŞILIĞI YÜZÜNÜN http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Senin sana rağmen bir yüzün var Herkesin ilk aşkına benzeyen Beklemek kadar acı , anlamak kadar zor Nedensiz ölümlerin suskunluğu gibi Yok karşılığı yüzünün Senin sana rağmen bir yüzün var Herkesin ilk aşkına benzeyen Yaklaştıkça imkansız uçurumlar Nedensiz hayatların o büyük acısı gibi Yok karşılığı yüzünün cezmi ersöz |
Yaşamak Bu Mu? Aynı bedende nefes almak, Her kelimeden sorun yaratmak mı, yaşamak? Öyleyse ben yaşamak istemiyorum. Bu kadar basit mi, Ağlamak ve ağlatmak Öyleyse ağlamakta yok bana, Gülmekse zaten haram.. Yaşamak; Hep kendini dizginlemek mi? Engel olmak mı duygularına Ne kadar yansa da yüreğin, Boyun eğmek mi olanlara Her gün kaderden, bir tekme daha yemek mi ? Yaşamak; İki şey arasında kalmak mı? Kelimelerin boğazında düğümlenmesi mi? Gözlerin ne kadar dolup taşsa da susmak, Yoksa sebepsiz ağlamak mı? Yaşamak; Hayatta hiç beklemediğin şeylerle karşılaşmak, Bunların altında ezilip, yok olmak mı? Her güvendiğin kişiden ağır darbeler yemek mi? İçin kan ağlarken bile mutlu görünmeyi denemek mi yaşamak? Yaşamak; Sevdiğin her insanı bir bir kaybetmek , Bu büyük acılarla yok olup tükenmek mi? Dertlerle kan kusturulmak, Hayattan bıktırılmak mı? Bütün dermanı içkilerde, kötülüklerde bulmak mı? ... bu kadar zor mu yaşamak? Yoksa yaşamayı zorlaştıran bizler miyiz? Hasibe Demirkaya |
EĞER O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer. Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılsaydı eğer. Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan birinin kalbiyse eğer. Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer. O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer. Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar, kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer. Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer. Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer. Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer. Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman, meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer. Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer. Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer. O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer. O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer. Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer. Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer. Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel, namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer. Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından, dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer. Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de, sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer. Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak biri olsaydı eğer. İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de, kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer. Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar, ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer. Issızlığa teslim olmazdı sahiller, Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer. Sen gittikten sonra yalnız kalacağım. Yalnız kalmaktan korkmuyorum da, ya canım ellerini tutmak isterse... Evet Sevgili, Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu, kim uzanmak isterdi ince parmaklarına, mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!! Alıntı |
Apansız gidişlerin çaresiz iç çekişlerin ve solup gitmiş gülüşlerin ortasında yarım kırık ve efkarlıyım şimdi.Aşka dair umutlarımı ve yarınlarımı kaybetmek üzereyim… Seni yok bilmek kadar ağır bir ceza olabilir mi? Yokluğunu kabullenmek kadar kahredici bir gerçek olabilir mi? Ne ağlamak kandırıyor beni artık ne haykırmak bastırıyor isyanımı. Sensizliğin ortasında öylece duruyorum… İflah olmayacak bir aşktı aslında baştan belliydi.Sen hep kaçmaya hazırdın benim kadar bağlanmamıştın bu aşka.”KORKUYORUM” diyordun hem beni hem kendini kandırıyordun.Oysa sen,benden ya da aşktan değil sen kendinden korkuyordun. Bir aşkı ayakta tutabilme yaşatabilme cesareti yoktu sende. Yarınlarda yaşanmaz aşk,bugünün kıymetini bilmiyorsan yok hükmündedir aşkın. Sen yarına bakarken,”NE OLACAĞIZ BİZ” diye sorarken kaçırdın bugünü. Kaygılarla kuşkularla yaşadın. Seni sevmekten başka hiçbir şeyi düşünmeyen ben, bu kaygıların ortasında çaresiz kaldım. Bekledim bitsin, bekledim geçsin diye ama nafile. Aşk Bitti, Ömür Geçti Ama Kaygılar Tükenmedi… Yok ağlamıyorum artık. Ağlanacak zamanları bitirdim çoktan. Kızgın da değilim sana kırgının o kadar. Senin beni kırmana alışmış olmalıydım oysa, demek alışamamışım. Demek hala kırabiliyorsun beni… Aslında bu seni hala sevdiğimi gösteriyor ama sen bir itiraf olarak algılama bunu.”BAK NE HALDEYİM,DEMEK İÇİN SÖYLENMEDİ BU SÖZLER” kendi kendime dert yanıyorum, yakınma hakkımı kullanıyorum, hepsi o kadar. Yüreğimdeki yaranın hiç olmazsa kanaması dursun diye yazıp çiziyorum işte böyle. Kendimi avutuyorum kelimeler parmaklarımın ucundan döküldükçe sanki içimden de sökülüp atılacakmış gibi geliyor… Gitmeliyim artık günlük hüzün randevusu geldi çattı, bekletmemeliyim |
SENI ARIYORUM AlıntıSENI ARIYORUM Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım Sensizliğin köşe başındayım Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum Bütün umutsuzluğuma inat Yine seni arıyorum... Dudaklarımda bildiğin o ıslık Sokak lambalarına sığınıyorum Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle Bir deli rüzğar saçlarımda Yalnızlıktan üşüyorum Bulamayacağımı bile bile Yine seni arıyorum... Anlatacak nelerim var bir bilsen Içimde ihtilaller kopmuş Kendimi sürgüne verdim Mutluluğum çoktan iflas etmiş İtiraza hakkım yok biliyorum Beni savunmak sana düştü Seni arıyorum... Yarım kalmış şiirlerim gibisin Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda Öylesine eksiğim sensiz Öylesine sahipsiz. İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum İçinde geç kalmışlığın çaresizliği Çocuklar gibi ağlıyorum Ve gel gör ki her damla gözyaşımda Yine seni arıyorum... |
Sensizliğin trafiğine takıldım yine, Yine sensizlik krizim tuttu,yine Sen beni yalnızlığın karanlık kuytularına atarken, Ben yalnızlığımla senin karanlığını aydınlatırdım. Ben seni zerrece üzecek kadar bile mutlu olmazken, Sen mutlu olmak için benimle oynamaktan bile çekinmedin. Mezar kazdın yüreğimin sen bölümüne, Ben seni en masum halimle severken bile ölümüne. Akıttığım göz yaşlarıma seni katardım, Seni seviyorum diyen dudakların susmasın diye, Çünki sen gülüm dün dikenlerin batsada yüreğime, Ama nafile.... Aşk dedin sana alasını verdim, Sevda dedin yüregimi verdim, Ama Yetmedi Yetmedi Yetmedi, Can deseydin onuda alırdında.. Gözümü bile kırpmazdım biliyorsun. Ama sen duygusuz, Senin bir damla yaş bile dolmadı gözlerine, Son defa sarılmadan gitseydin bari, Ağlayan gözlerim de, Yorgun kalbimdeki sevgini, Öldürüpde gitseydin... Sensizliğe mahkum ettikten sonra, Sensizlik halimi hiç düşündünmü? Sensizlikten kaçarken yakalanmak nedir bilir misin? Nöbetçi kaderim ha gördü, ha görecek, Hayatım adımları hızla koşarken, Dikenli tellere değdi değecek... Bitti buraya kadar, Bir adım daha atamazsın, Uzanıp tutamazsın, Göz pınarlarında donup kalır sensizliğin izleri, Kaçışın, kurtuluşun yoktur artık, Çekeceksindir bu cezayı. Delip geçer sevgi dolu yüreğini, Sevgi bilmeyen duygusuz namludan çıkan bir kurşun. Sensizlikte boğulmak nedir bilir misin? Batan hayallerine el sallayamamak, Oturup ağlayamamak, Birkaç kulaç ötedeki Bir sen parçasını bile tutamamak, Nedir bilir misin? Nerden bileceksinki laf işte... Peki sevmek nedir bilir misin? Bir şeyler tutuşur yüreğinde, Bütün benliğini sarar, ısıtır. Her gülüşünde yeniden doğarsın, Ve bin kere ölürsün, Her iç çekişini, üzüldüğünü gördüğünde. Nasıl anlatsam bilmem ki. Görmek nedir bilir misin? Görmek ama anlatamamak, belini kıramamak kelimelerin, Tam dilinin ucuna gelmişken söyleyememek, Seni'Seviyorum' diyememek, Yani sensizlik nedir bilirmisin? Ölümü yaşamak. ATAKAN KORKMAZ |
SEN ÖĞRETTİN BANA Sessizliklerimiz varmış uzak ufuklarda Yersiz suskunluklarmış saçma hatalarım Asi mutsuzluğun gölgesinde yürürken Hatalarımı sen öğrettin bana En anlamsız anılarımmış üzenler Kaderim sanıp çırpınmaktan yorulmuşum Yalnızlığıma yelken açmış beklerken Gitmemiz gerektiğini sen öğrettin bana Berrak bir yolda el eleyiz şimdi Sessiz günlere inat mutluluk çığlıklarıyla Yürüyoruz birlikte, korkmadan ve özgürce Saçma korkularıma inat etmeyi sen öğrettin bana Şimdi ne kadar başka herşey Rüzgarın sesi bile değişik gelirmiş insana Yağıyor diye lanet okudugun yağmuru özlermişin Hayatın anlamını sen öğrettin bana Artık masum duygulardan korkmuyorum Her hatamın yerine seni ekledim, yürüyorum Yıllarca unuttuğum sihirli kelime hep ağzımda Sevginin gücünü sen öğrettin bana Alıntı |
BU GECE EN HÜZÜNLÜ ŞİİRLERİ YAZABİLİRİM Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Şöyle diyebilirim : 'Gece yıldızlardaydı Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler' Gökte gece yelinin söylediği türküler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz gökler Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere Bakışlar sanki onu bana getirecekler Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler Sesim ara rüzgarı ona ulaşmak için Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hala sever Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler Budur bana verdiği acıların en sonu Sondur bu onun için yazacağım dizeler PABLO NERUDA |
SENI ARIYORUM Bu şehrin bütün sokaklarına sinmiş yalnızlığım Sensizliğin köşe başındayım Avuçlarımda kırık dökük pişmanlıklar Avuntusuz çıkmazlara doğru yürüyorum Bütün umutsuzluğuma inat Yine seni arıyorum... Dudaklarımda bildiğin o ıslık Sokak lambalarına sığınıyorum Hafiften bir yağmur ağlıyor benimle Bir deli rüzğar saçlarımda Yalnızlıktan üşüyorum Bulamayacağımı bile bile Yine seni arıyorum... Anlatacak nelerim var bir bilsen Içimde ihtilaller kopmuş Kendimi sürgüne verdim Mutluluğum çoktan iflas etmiş İtiraza hakkım yok biliyorum Beni savunmak sana düştü Seni arıyorum... Yarım kalmış şiirlerim gibisin Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda Öylesine eksiğim sensiz Öylesine sahipsiz. İşte bütün umutlara havlu attım gidiyorum İçinde geç kalmışlığın çaresizliği Çocuklar gibi ağlıyorum Ve gel gör ki her damla gözyaşımda Yine seni arıyorum... Alıntı |
Avuçlarımda uçurum kokusu, Kendimden düşüyorum. Bir masala uzanıyor sevmelerim, Aşktan çaldıklarım dikiliyor karşıma, Kaçak şehirlerin adressiz yüreği oluyorum. Hadi gir cümlelerime, Ayaklandır tüm kelimelerimi, Seni taşıyan kambur harflerin alnından vur. Gecenin tüm karanlığını devir üzerime, Şah damarlarımın sıcaklığını kes, Buz tutsun bedenim. Gözlerinin kaldırımlarından düşür beni, Yağmala yüreğimdeki tüm sevmeleri, Kalp atışlarıma ihanetini düşür, Dudak titreyişlerime aldanışlarımın kelimelerini sığdır. Bana şiirler yazdıran adam Hadi alkışla kendini, Yalan karıştı gerçeğe, Aldanışlarıma sığdır yarım kalmış tüm yalanlarını. Gözlerime göm aldatışları, Hadi adını sen koy sol yanımdan aldığım darbenin. Uğruna ölmeyi göze aldığım uçurum çiçeği, Şimdi senden düşüyorum, İçimi acıtan ayazlardan bile keskinsin. Boğuluyor şarkımız yutkunuşlarımda, Dilim dikenli bir tel, Tüm duvarlarımın çığlıkları devriliyor üzerime, Söyle bana hangi acıya başkaldırmam gerek? Elimde yarım kalmış bir şiir. Senli zamana asıyorum yüreğimi Çığlıklarımdan vuruluyor benliğim. Hadi tüm yalanlarınla alkışla beni Boğ yalanlarınla tüm masumiyetimi. Sen Kötürüm bir zamanın yaşananları; kirli bir dünyanın çıkarısın artık. Oysa benim sana olan sevdam. Bir cami avlusunda bırakılmış çocuk gözlerindeki masumiyetti, Yükselen ezan sesi kadar berraktı sana, En masum hallerimin gölgesinde yaşıyordum seni. Kimseye anlatmadan, aldatmadan! Ve şimdi çocuk kalbim yarasa sürüsü tarafından katlediliyor, Geceyi kanatıyor bakışlarım, Pimini çektiğin yüreğim kan kaybında. Tüm siyahlar artık benim. Rengi yok yaşanmışlıkların, Hak ettim! Sevdim... Haykırışlar yetmese de kırılışlarıma, Sorgusunu bitiremeden sen düşüncelerinin alnından vuruyorum. Yoksun, yokum, yokuz. Bitti. Alıntı. |
BEKLİYORUM YÜREĞİNİ.. Bekliyorum, atesten kirpikleriyle alaca karanliginda aksamin alni ak dalgalarla söyleserek ve bakir bir yalnizligin tam ortasinda... Bekliyorum Bir gölge gibi pesinden ruhumu sürüklüyorum... Avuçlarini ver bana küçük kiz Dudaklarimizda isliklar bir masal ülkesinin melodisini söylesin ve bütün yaz yagmurlarindan kalma bir hüzünle, taze bir gül yapragini usulca öper gibi dokunsun dudaklarina dudaklarim diyemiyorum... Bekliyorum Ve bir gölge gibi pesinden ruhumu sürüklüyorum... Öyle bakma gözlerime inciler saçan bir bulutun rahmetiyle ne olur ? Kutsal bir sabah kadar serin ve bir savas kahramaninin asaletiyle bakma öyle gözlerime... Biliyorum bize böylesi gerek askin ... Sevmek aci çekmek degil mi zaten Vakur ve özgece beklemek degil mi ? Sevmek , gönül diyetini ödemek degil midir, sevgiliye... Ey yüregi mercan sularda yikanmis, gök sizisi bakisli kiz ... Görmez misin ruhumun usul usul yandigini ney misali... Bütün vesvesesini yaktim içimin bak, Büyük umutlarin bedelidir çünkü bu gönül kani ; ve sevdanin miracina ermis bir sairin seslenisidir bu... Bu ak köpüklü gönül sarabindan sende iç, hadi korkma . Ve kir çiçeklerinden bir fecr gibi dog artik sabahlarima... Bekliyorum, ve bir gölge gibi pesinden ruhumu sürüklüyorum BENİMCANIMSEVGİLİM.. Alıntı |
YAĞMURDA GÖZYAŞIM.. Bitmişlik.. Tükenmişlikle.. Gözlerin arasında bir yerdeyim... Ne yerdeyim...Ne gökte... Yalan söylemedim hiçbir zaman... Korkum vardı.. Titremekliydi hallerim.. Kalbim derin bir yaranın üzerine veriyordu acı acı nefeslerini.. Amaçsız yürüyordu ayaklarım yıllardır.. Derin bir yağmura çektin beni... Kelimelerini içtim..Sarhoş oldum.. Bir gece yarısı susuşlarına düşürmüştüm,bir damla gözlerimden.. Birde... ihanet mi? sorusuna veremediğim susuşlara.. Susarak.. susa susa.. Susadım günlerce.... ... Kapımın kilidi korkudan kapandı... Korkuları.. Acı , sızı ve özlemleri kilit yapmışım farkına varmadan kapılarıma... Şimdi ben bile açamıyorum yüreğimin kapısını.... Ve farketmeden... Sende bir kilit vurdun.... Adı neydi bunun?.. Yağmurda gözyaşımı..ihanetmi..Yokluk mu..? Bilemem.. Bilmekte istemem.. Tek hissettiğim.. Daha yolun başındayken hayatın.. Sonumu beklemem... Şemsiyemi açtım.. Bil istedim.. Yazdım... Yağmur yağarken.. ... Yağmur yağıyordu..Üşümüştün.. Nasıl oldu bilmiyorum... İçeri aldım seni.. Sessiz kaldık bir süre öylece.. Tozlu raflara,Unutulmuş kitaplara dokundu ellerin.. Durmadan bakınıyordun etrafa... Unutulmuş duygulara sebep aradın kalbimin her köşesinde.. Ve şimdi kilitli kapıları zorlar oldun.. İçimi acıtıyorsun.. Bu gece son... Son olmasın ne olursun.. Alıntı |
GİTSEM DİYORUM Sevginin bir tadı kalmadı artık, Gelip geçici bir heves diyorum Gün ışığı düşmanım, yarim karanlık Gözlerimi kapatıp gitsem diyorum. Her sevginin sonu hüsran ayrılık, Böyle yaşamaktan bıkmışım artık, Bedenimi cansız yere bırakıp, Terketip dünyayı gitsem diyorum. Ağlayan gözlerle, yorgun kalbimle Gülmeyi unuttum bu kaderimle, Dönüşü olmayan uzun sefere, Sessiz vedayla çıksam diyorum. Doğduğum günden şu ana kadar Ömrümden çaldılar hep azar azar Sevdiklerim kazdılar bana mezar Kefenime sarılıp yatsam diyorum... Alıntı |
Ömrümün en güzeliydi Yağmur eşliğindeki senli günler Sana söyleyemedim Kaçamak bakışlarım utangaçlığım Şirinliğine baş eğişimdendi Bir bilsen Hasretin dayanılmaz açlık duygusu Sarmaşık özlemiyle boynuna yaslanmak Yaz güneşinde sana gölge olmak Kavurucu donlardan seni perdelemek Her seferinde ellerimizden Bir yumak istediğimi diyemedim Etrafımızı saran aznavur ruhlulara karşı Kolumdan tutan bastonum Gülümseyişin serin rüzgarlar estirir Karanlık gecelerim beyazlara boyanırdı Her defasında sana söylemek istedim Boğazıma bir şeyler olurdu söyleyemedim can abdullah yıldırım |
Yaşayan Bir Ölünün Aşk Hikayesi. Dün gece yine göz pınarlarımdaydı aşk... Yine süzüldü gözlerimden sana dair hüzünler. Eski günler geldi aklıma, aslında çokta geçmişte kalmayan, Üzerini bir türlü örtemediğim, kapadığımda ardından yine açılan bir dizi hüzün... Birkaç damla süzüldü yine gözlerimden. Yine seni yazdım, beni, terk edilişleri, hiç oluşları, Sonra ölümden bahsettim; Ama bu öyle senin bildiğin ölümlerden değildi. Sana söylediğimde senin tepkisiz kaldığın ölümden bahsettim. Sen bilmezsin...! Nefes almazsın aslında, etrafındaki herkes için yaşıyorsundur Fakat aslında bir ölüsündür. Anlamaya çalışma hiç, çözemezsin. Okumazsın da zaten. Zorla okutmaya çalışsam da iki kelimede tıkanır cümlelerin. Daha ileriye gidemezsin. İşte yine okumayacağın, aslında umrunda bile olmayan bir yazı daha yazdım dün gece. Senden habersiz... Zaten haberin olmasını da istemezsin, Çünkü seni, beni, bizi anlatıyor desem de yine anlamadığını söylersin nasılsa. Bu kadar mı bi habersin aşktan? Benim yoluna canımı adamaktan çekinmediğim aşk, Senin için bu kadar mı anlamsız? Yüreğin hiç konuşmaz mı seninle, Peki, sen denedin mi hiç yüreğinle dertleşmeyi? Söylesene sevgili, ne zaman küstün yüreğinle? En umutsuz anlarımda yüreğimle dertleştim ben. Senin kırdığın zamanlarda ise ben sardım kırıklarını yüreğimin. İşte, dün gece yine gözlerimdeydi aşkımız, Yaşayan bir ölünün aşk hikayesini yazdım dün gece sana. Ama sen bilmezsin, anlamazsın.. Alıntı |
http://i137.photobucket.com/albums/q221/urlittlefan/783f162a.gif Dokunsalar Ağlayacağım Bir Ömür Boyu (İyi)demek adettendir ya ! (İyiyim) dedim… Değilim. http://img510.imageshack.us/img510/1863/a11xb8.gif Anlatılması zor bir duygu içimde ki. Her harf Her kelime Ve her cümle, olduğundan ya çok basit ya da daha karmaşık bir hale getiriyor dilime getiremediklerimi. http://img441.imageshack.us/img441/9663/bloemennieuw117ic0.gif Birgün konuşmayı unutmak, sadece susmak istiyorum. Birgün susmayı unutmak, olur olmaz konuşmak istiyorum. 'Kime, neye konuşursan konuş' diyorum… Yeter ki [sus]ma! http://img489.imageshack.us/img489/6466/bloemnieuw020fa3.gif Hiçbir söz yetmiyor, beni 'bana' anlatmama… Dinleyemiyorum kendimi, acımadan içim… Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu… Ve değseler hüznüme, döküleceğim parça parça… http://img175.imageshack.us/img175/7512/bloemnieuw021vr3.gif Bir anlık değil, boğulduğum bilinmezlik. Acısı çıkıyor sustuklarımın. Oysa ben iyiyim görünürde ! Anlamını içime çeke çeke mutluluğa erişemiyorum... Ya hep ben fazla geldim ya da hep bir şeyler eksik kaldı… Şimdi iyi olan ne varsa, üzerine çizgi çekemediğim kırgınlıklar sarıyor dört yanını. Ve ben, İyi olmanın eşiğinde, korkulara kapılıyorum anlamadığım bir biçimde… Sebebim yok. Belki de çok… http://img524.imageshack.us/img524/3332/kopyasbloem080gf4.gif Biliyorum; Ben bile kendimi anlayamıyorken anlaşılmayı beklemek, hayalden de öte . Ben kendimi, Görmüyorum Duymuyorum Ve bilmiyorum… Dokunsalar ağlayacağım bir ömür boyu |
ÖLÜNCE SEVEMEZSEM SENİ Toprağından dönsün yüzüm Ölünce sevemezsem seni Kan ağlasın iki gözüm Ölünce sevemezsem seni Hak rahmetin görmeyim Gonca gülün dermeyim Muradıma ermeyim Ölünce sevemezsem seni Yaşamak yıldızlarda Seninle olmak istiyorum Sevişmek hüner değil Yanında kalmak istiyorum Yaşamak hüner değil Seninle ölmek istiyorum Ben bu yerde ölsemde Ay yüzlüm yine elde Muhtaç olayım namerde Ölünce sevemezsem seni Yaşamak yıldızlarda Seninle olmak istiyorum Sevişmek hüner değil Yanında kalmak istiyorum Yaşamak hüner değil Seninle ölmek istiyorum Alıntı |
Bir Yudum Aşk Bir Dünya Ayrılık Uzak hayallerde farkında olmadan birbiri için çarpan iki kalp, *İki insan, bir gün tesadüfen çarpışan, Başlayan Bir Aşk, O günden sonra pervasızca açmaya başlayan kırmızı güller, Güneşin etkileyici parlaklığı, İki insanın mutluluğu, Ve bir karar, aşka dair… Sonra zamansız gelen üçüncü şahıslar, Ortaya dökülen anlatılmamışlar, Yanlış anlaşılmalar, Kafaların karışıklığı, Güllerin solmuşluğu, Yıkılmışlığı bir adamın, Bir kadının yorulmuşluğu, Büyüyen Kavgalar ve Ayrılan İnsanlar… Ama kurulan hayaller inadına, Yeniden yeşertilmeye çalışılan ümitler, Özlenen bir bakış, Hasreti çekilen bir tutuş, bir dokunuş, Fakat artık eskisi gibi olmayan bir çok şey… Yavaş yavaş ayrılmaya başlayan fikirler, Sudan sebepten çıkan kavgalar, Bitmek bilmeyen sonbaharlar, Yüzlere kapanan ve bir daha açılmayan kapılar, Sonra tahammülsüzlük, Sonra kırgınlık, Sonra yalnızlık, En nihayetinde; Bir Yudum Aşk Ve Bir Dünya Ayrılık ! ! ! Muhammet Necip Aksoy |
Gel artık Yürek sızım Neysen nesin, kimsen kimsin Gel artık. Bu yürek daha fazla dayanamayacak seni beklemeye Gel artık. Dünyanın bütün renklerini toplayıp Dizdim önüme Hiç biri çizemedi seni Dünyanın bütün kelimeleri Yazamadı Gel artık. Yazdığım tüm şiirler Sana layık değildi Sahipsiz mektuplarım Sana uyarlanmadı Gel artık Yaşadığım tüm yıllar Seninle yaşadıklarımın yanında Sıfır kaldı. Bu yürek dayanmıyor artık sensizliğe Gel artık Bebeğim Yürek sızım Bitanem Bekletme beni Gel artık Alıntı |
Göz Yaşların.. Bir gün gözlerin bir noktaya dalarsa Belki o gün seni düşündüğüm gündür… Bir gün kulağın çınlarsa Belki o gün ismini andığım gündür… Bir gece yarısı titreyerek uyanırsan Belki resmini öptüğüm gündür… Bir gün sebepsiz yere yaşlar süzülürse o güzel gözlerinden Belki yokluğunda öldüğüm gündür… SEVME BENİ Eğer aşkın bir hevesse Gerçek değil hayalse Sevip de acı çekmektense İstemem sevme beni… Eğer günahıma gireceksen Acıyıp da seveceksen Sonunda terk edip gideceksen İstemem sevme beni… Hayata hiçbir kimse için ağlamaya değmez Değecek insan zaten ağlatmaz, Olurda bir gün ağlarsan Başını dik tut Göz yaşların ağladığın insan kadar Alıntı |
Biriktirdiklerim... Gözlerimi bir zarf derinliğine kapatıyorum simdi, acılarla mühürleyerek. Tüm tarihimi de mühürlüyorum acılı efsunlarla. Bir gün diyorum, yeniden açılır geçmişim resimleri koyarken o zarfa. Ellerimde bıraktığın izi kendi gözyaşlarımla siliyorum. Her gece uyanmaktan bıktım “kadınım” diye. Bu yüzden bu mevsimde daha fazla üşüyorum. Artık kış geldi uzun buzul çağları başladı Bıraktığın gibi durmuyorum. Bir sokak çocuğu yalnızlığında havalandırmalar üzeri sarılıyorum bıraktığın çocuğa. Seni duyuyorum yine “ağlama tamam” diyorsun Islak zarflar kalmaz bir sonraya diyorum. Beklemeyecek kadar ne acelesi vardı postacının postacıya kızıyorum. Daha iade edemedim bu aşkı diyorum. Ve her zaman her şeye geç kalıyorum, sen gidiyorsun o uzun koridorda. Ben ellerimi doğruyorum sana yemek yapamadım. Merak dahi etmiyorsun bende artik yapamadığım için yemek yemiyorum. Aç mısın diye sormuyorsun “şarap içer misin” diyorsun. Ben tereddütsüz kendi kanımı damlatıyorum, koca kadehler boşalıyor ardı sıra Bakıyorum, konuşamıyorum, kanıyorum şarap bitmiş. Aralık perdelerden korkuyorum Ya öldüğümü görürlerse. Sen bakmaksızın arkana gidiyorsun, Giderken soruyorsun “aç mısın? ” Ben ucuzluk marketlerinden topladıklarımla doydum diyorum Kış geldi ondokuz aralık kışı Bir yılbaşı akşamı gibi geçiyor zaman, hızlı bana inat Yeni bir yıl sabahı, işte yüreğim diyemiyorum konuşamıyorum Sesimi de götürmüşsün peşin sıra. Yüklemlerimi, nesnelerimi ve öznemi almışsın yazamıyorum, Diyemiyorum al yüreğim istediğin yere fırlat. Şarap içiyorum kendimden ne kadar boşaltırsam bu kanı o kadar içebiliyorum. Bir sarhoş kadar hatırlıyorum belleği mi de almışsın. Üzerime olmuyor artik elbiselerim. Çıplak kalmışım; Nerde diyorum giysilerim Sen gidiyorsun onları da almış sin Uyanıyorum oğlunun sesine, oğlun kalmış Onun için geri geleceksin sanıyorum ama bırakmışsın bana İyi ki de bırakmışsın. Kim simdi bu zarfı bu kadar gözyaşıyla doldururken kapatmama yardımcı olurdu? Bir yaz rüyası görüyorum, engin denizler kenarı ateş yakıyorum belleğimle kor oluyor Sen yani basımdasın, şekilsiz bir şapka gibi duruyorum. Sen gene gidiyorsun ben ellerimi ateşe atıyorum. Her şey tüm renkler mevsimler bir şarap morluğunda renge bürünürken, Ben kortuğum aralık perdelerden yakalandığımı düşünüyorum. Uyanıyorum dondurma sırasındayım Sen istiyorsun, eriyor ellerimde ondokuz aralık kışında. Sen gidiyorsun Nereye kadınım diyorum Tek kurabildiğim cümle oluyorsun İşte o cümle hayatım mış Bir kez daha KADINIM diyorum ölüyorum. Hayat bitmiş. Aralık 2007 Doğan Sever |
Şimdi İhanet Zamanı...! Dolduk, zamanla doyduk. Öyle bir doğduk ki, Evrimde devr-i ihanet olduk. Vurduk yırttık, kırdık dağıttık, Aktık azdık, azgınlığımızda yaktık, Yürekten çağlayan şelaleri. Bağladık bağlandık, Öyle bir olağandık ki, Sorma gitsin; şimdi gibi. Dillerimiz verdi, ellerimiz sevdi. İhanetin bağımlısı, sonsuz eseri olduk. En kötüsü de bu ya… Ne yana dönsen, Her nasıl düşünsen, Arkadan koca bir zaman akar, Hayıflanırsın farkına vardığında. Evvel var zaman içinde, Daha doğuştan başlar. Ötesine takvimler yetmemiş belli ki. Sonuçlar bağlanır hep, bir eklenti bulunur. Esaslar volta atar, işte o zaman boşlukta. Somutlar vardır öznede. Öteki, yanındaki, diğeri gibi. Söz meclisinde konu aranır. Ne nasıl niçine indirgenemez. Hayallerimizi suçlarız zamanla. Boş yere didiştiğimiz egolara değil, Yattığımız gaflet uykularına yükleriz suçu. Demeyiz, bilmeyiz, bunu biz yaptık. Oysa verilmiştir, “sebep sonuç ilişkisi”. Laf cambazı sorsan hepimiz. Mazeretimiz ömrümüzden çok. Kabahatimizin özrümüzden büyüklüğü, Sindirmiş, korkutmuş, İçimizdeki dürüstlüğü. Küçük zihniyetlerin beslediği, Çorbacı kişiliklerle derdest olmuşuz. Zaaflar ahvalinde boğmuşuz ruh dengemizi. Niteliklerin kaybolduğu, Niceliklerin sofra kurduğu, Akşam üstlerinde bırakmışız insan olmayı. Ufuktan doğan sabahın yönü değişir mi? Unutmuşuz dönenceyi. Doğaya ihanetle başlayan kervan yolunda, Ataya anaya, vatana millete, geçmişe tarihe, Yolda bıraktığımız eşe, Ve bil cümle aleme dosta, Savurmadık mı ihanetin baltasını? Alışmış kudurmuştan beterliğimizle çıktığımız yolda, Haberimiz var mı kimler kaldı? Giymeye bile emin olmadığımız Kefenin cebine, doldurmadık mı bencilliğimizi? Şimdi ne kaldı elimizde, Dünden, bu günden ve yarından artık? Sonsuz zaman içinde. Vuran vurana, talan talana, Yakan yakana, yıkan yıkana, Çalan çalana, çırpan çırpana, Aşk olsun ihanet seni tutana. Güç şimdi, en zalim olanda, Makbul, en büyük hain olanda. Şimdi ihanet zamanı boyuna göre, Kim kime ne kadar hayın, Sayın bulun bakalım? En çok kim, kime, ne için, İhanetine egonun hakim? Şimdi ihanet zamanı. |
Yarınlar Uyuyordu Sanki Soluk bir akşamda çıldırdı siyahlar Titrek lâmbalar bir bir söndü Kurtlar uluyordu , uzakta bir yerde Susmuştu korkular ... Ve , donmuş gecenin nefesiydi ya rüzgâr Birden , gözyaşları boşandı göğün Çünkü ... Ağlıyordu yalnızlar . Usulca yorganı üstüne çekti yıldızlar Sanki ebediyyen uyanmayacakmış gibi Sessizlik sarıp sarmaladı her yeri Durmuştu soluklar ... Ve , kor gibi bedenlere yağmadı ya kar Lâvlar fışkırdı gecenin her köşesinden Çünkü ... Yanıyordu duygular . Acı nağmeler arasında , sonsuzluğa çaldı sazlar Buram buram hüzün taştı sokaklara Geceyi içip duran bir melodiydi bu Sarhoştu notalar ... Ve , ard arda birer sigara yaktı yıldızlar Tozlu bir tütüne bulandı gök Sararıp soldu sanki evren ansızın Çünkü ... uyuyordu Uyuyordu ... yarınlar . Nilgün Paksoy |
Zor değil hiç bir şey zor değil Seviyorsan beni katlanmak kolaydır Döktüğüm göz yaşlarım sana helal olsun Kıymetini ben bilemedim şu göz yaşlarımın Sende bilmiyorsan boşa gitmesin Getir koy leğeni önüne bak şimdi dolacak Seni sevdiğimi anlamıyorsan Ne diyelim sana ya deli yada sevdalı Bilki zor değil bu yaşlarım dökülmesi Çünkü çok doluyum dokunsan hıçkıracağım Sende anlamıyorsan bu sevdamı Boşunamı döküyorum şu gözyaşlarımı Çünkü seni sevmek zor değil bunu anladım Karşılığı olduğu için zor değil ciğerimi dağladın Sende beni seviyorsun bunu bende anladım Zor değil hiç bir şey zor değil bunu sende anladın..... hüseyin yanmaz |
Gönül İniltisi Alıp başını gittin hüzün veren hazan yellerince hasret kokulu gidişler bırakarak ardında bir hasret ateşi düştü ki yüreğime külden ateş, ateşten alev, alevden kor oldu tutuştu yandı gönül ağacım yaprağıma sarı acılar üşüştü gelincikler gibi büküldü boynum ardından kuşları ürkütülmüş bir dal gibi kaldım solmuş bir güz bahçesi kalbim şimdi acılarıma tipi, saçlarıma kar düştü yüreğime efkar, feryadıma zar düştü kırıldı dalları gönül ağacımın bir bir yapraklarıma sarı sonbahar düştü ırmak olup çağladım rüzgar olup estim çığlık çığlığa hüznün sarı yaprakları düştü kalbime duydu herkes feryadımı bir sen duymadın bir sen duymadın Leylim gidişin kalbime düşmüş güz yaprağıydı gidişin kar üstünde bir damla gözyaşı gidişin tuz bastırılmış ayrılık acısı gidişin dinmeyen gönül iniltisi gidişin Nijmegen sokaklarında hüzün sisi gittin, ardından suların sesi, rüzgarın nefesi baharın neşesi, yaşama hevesi de gitti kimselere anlatamadım içimdeki uçurumu kimseler dinlemedi beni, kimse anlamadı gittin, baharı, yazı, kışı unuttum yaşamayı unuttum bir sen kaldın unutmadığım bir sarı sabır bir de kanayan, kapanmayan bu yara yüreğimde yoksun işte; kahretsin ellerin yok, gözlerin yok, gülüşün yok, üşüyorum bil ki, aşkını dağlayıp yüreğime kazımışım adını aldığım nefesime yazmışım Ve şimdi ben Ve şimdi ben baharımda karakışta kalmışım hayallerimi yakıyorum her üşüdüğümde son çaremdir diye sığınıp anılara avunsamda; dinmiyor bu gönül iniltisi leylim… Alıntı |
Benden, seni anlatmamı isteselerdi ; bir yürek anlatırdım içinde koskacaman bir dünya, dünyada kocaman bir fener ve sevgi yolu aydınlatan... Deselerdi yaz onu; yazardım en güzel şiirleri dilsiz istekleri dipsiz kuyu sarınçlarında yuvarlanan aşkları. Yazardım parmaklarım morarıncaya kadar yazardım, yüreğim yorulup duruluncaya kadar. Deselerdi çiz onu; çizerdim dünyayı, dünya her tarafı yedi veren gülleri yedi renk açan en mevsimsiz çiçeklerin açtığı nakışlı oyalı özenli bir dünya ve korkardım kendi çizdiğim dünyaya dokunmaya, korkardım çiçeklerin yaprakların solmasından. Deselerdi kim O ? O derdim O işte yüreğinde deryaları taşıyıpta tek bir dünyalıya konuşamayan, o sınırsız sevgi deryasında yelken açıp giderken sevgisini utangaç kişiliğine gömen biri idi. Ve O derdim ; Beni sabahlara kadar kendisini düşünmek zorunda bırakan insafsız biri O konuşsa yüreğindeki allı tebessümlerde kaybolurdum, konuşsa yanmadan yıkılmadan söndürürdü beni derdim. Sigaram kadar tiryakisi olduğum içkim kadar başımı döndüren, görmediğim kadar özlediğim, özlediğim kadar dokunamadığım, dokunamadığım kadar ürkek... Ve O derdim Yaşayıpta yitirdiğim değil yaşamayıpta bilmek istediğim, konuşmasını beklediğim kızıl dudaklarına hasretlendiğim hasreti ile eridiğim, yanımda iken bile özlediğim gittiği yolu kıskandığım aydınlık günlerimi aradığım. |
Solgun Bir Gül Oluyor Dokununca Çoklarından düşüyor da bunca Görmüyor gelip geçenler Eğilip alıyorum Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya büyük şehirlerin birinde Geziniyor kalabalık duraklarda Ya yurdun uzak bir yerinde Kahve, otel köşesinde Nereye gitse bu akşam vakti Ellerini ceplerine sokuyor Sigaralar, kâğıtlar Arasından kayıyor usulca Eğilip alıyorum, kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ya da yalnız bir kızın Sildiği dudak boyasında Eşiğinde yine yorgun gecenin Başını yastıklara koyunca. Kimi de gün ortası yanıma sokuluyor En çok güz ayları ve yağmur yağınca Alçalır ya bir bulut, o hüzün bulutunda. Uzanıp alıyorum kimse olmuyor Solgun bir gül oluyor dokununca. Ellerde, dudaklarda, ıssız yazılarda Akşamlara gerili ağlara takılıyor Yaralı hayvanlar gibi soluyor Bunalıyor, kaçıp gitmek istiyor Yollar, ya da anılar boyunca. Alıp alıp geliyorum, uyumuyor bütün gece Kımıldıyor karanlıkta ne zaman dokunsam Solgun bir gül oluyor dokununca. Behçet NECATİGİL |
Git Me... Sensizliğin sessizliği uzandı yine Ne yana dönsem hiçlik duygusu Ne yana dönsem sessizliğin çığlığı Varlığınla canlanan bu ömrü Anlam bulan bu hayatı Yokluğunla heba etmek neymiş gör Ne olur git artık... Nedenlerle dolu soruları sana bırakıyorum Ne varsa al götür benden sana dair Dudağımda kalan dudaklarının tadını Durup durup gözlerimde çağlattığın yaşını O güzel gülüşünü,kaçamak bakışını Yokluğunda büyüttüğüm umutlarımda Varlığınla verdiğin mutluluğunda Senin olsun... Ne olur Git me... Ferhat Yılmaz |
Hayat Hep Böylemidir Be Usta Hayat hep böylemidir Acımasız ve soğukmudur Hep kanatır mı yaranı Hep ağlatırmı içinde olan sevdanı Bir yanda sahte yaşantılar Bir yanda çekilen izdıraplar Hep benmiyim yanan Hep benmiyim sevip de kavuşamıyan Gidenlerin arkasından bir benmiyim bakan Bir benmiyim ağlayan Olmayan sevdalara bir benmiyim ağıtlar yakan Hayat hep böylemidir Acımasız ve soğukmudur Kaç sene geçti ömrümden Kaç acı yaşandı Hep ezilen kalbim oldu Geçer denildi ama geçmedi İzleri kaldı yüreğimde Bir de anlımda çızgileri Hayat hep böylemidir Acımasız ve soğukmudur Yoksa hayat hep yanmakmıdır Ya da hep yitirilmiş olmakmıdır Neden bana hep acımasızsın Neden bnmle hep uğraşıyorsun Bırak artık peşimi Çek o kalnlı ellerini kalbimden Batırma iğnelerini Kanatma yaralarımı ... Mustafa Erkuş |
Sensiz Gülmek Yasak Farkında olmadan savrulduk- Yaşamın çöplüğüne. Kül rengine kara düşmüş Bulutlar gezinir Üstümüzde. Ayrılığa kol kanat germiş. Oysa yalnız seninle güzeldi bu şehir Yarına bakarken yaşamın penceresinden Hayat eteklerine gözlerimi bırakmış Suyu hesapsız dökülsün diye yüreğimin Şimdi yüreğimin kıyılarına vuran dalgalar Kum elemekte kan çanağı gözlerimde Gayrı ağırıma gidiyor Sensiz soluklanmak bu şehirde Hani diyorum bir gelsen de Yeniden çağlasa sevda nehirleri içimde Gülüşlerimi takarım saçlarına savrulur Bir oyana bir bu yana: Bakışlarına dilek tutmuşum kirpiklerinde. Kaç zamandır: Yokluğunun ağrısı üşütüyor beni. Haydi, gel gayrı canımın içi Dağla şu kapanmaz yarayı içimde. Sensiz gülmek bile yasak bana bu şehirde…… |
Olmayacaksa O gider buralardan, sen döndüğün bir günde... Aranırken onu sen başkaları yüzünde. Işık olur tararsın karanlıkları bir-bir... O güneş gibi parlar, sen söndüğün bir günde. Yaşamın aramakla olgunlaşıp yitmiştir; Kocaman bir ağacın tek bir yemişi gibi... Karamsar bir öyküdür, bir sence değerlidir; Yalnız masal ulu'su bir dağ erimiş gibi. Özdemir Asaf |
Hasret sensiz başlar Karanlık çöker, sönen ışık lambalarında, Aydınlanmaz ortalık. Gökyüzünden hayaller tek tek düşer, İnce ince yağmur yağında. Odamın içine hasret dolar, Hüzün kokar, gözlerimin rengi solar, Tüm etrafı sensizlik kaplar. Sadece bir müzik rtim tutar hayallere, 'Dünyagüzeli' şarkıların en özeli. Dans edilir boşlukta. Masada iki sandalye var biri sana öteki bana. Kadeh kaldırılır tek başına ama, sen varmışçasına. Yazmakla bitmez kalbimde istekler, Anılar, hayaller, sitemler ve buruk nefretler, 'Ğ' gibi bulunmaz bir sözcük öylece yalnız kalır, Masursayılmaz sonuçta ismin anılır, Uysa da yazılır uymasa da Rahatsız etmezmısraları sonuçta adındır. Hasret gündüzleri başlar, güneş doğar, etraf aydınlanır, Karanlıktaki tüm kötülükler ortaya çıkar Bir gün daha sensiz geçecek diye karamsar olunur. Buluşma olmaz,çevrendeki aşkları ibretle izlersin, Kalbin öne eğik, başın dimdik gezersin!... ... Yorgun düşürüp, ağlatırsın... 'Ğ' gibi yalnız bırakıp,mutluluğu hint kumaşı yaparsın, Uykusuz geceleri bana sunup, rahatına bakarsın sen!... (Mehmet Kaplan) |
kasırgalar kopuyor içimde bakma suskun olduğuma sesimi duyurabilsem haykıracağım içime sığmayan ezgileri ben ki, yıllara yenilmemiş silip atıvermişim yalnızlıkları. ben ki, yetmişim kendime yalnız sana yenilmişliğim. ne zaman sensiz kalsam sabah ayazlarında çıplak ayak yürür yüreğim. |
MUTLULUK Mutluluk avucunda tutacağın kuş değil Mutluluk Kafdağınında kuracağın düş değil Mutluluk, gözlerimde vuracağın düş değil Ayperi, iki iken, bir olmaktır mutluluk. Mutluluk, gözlerinde yüreğini bulmaktır Mutluluk, messafesiz nefesini duymaktır Mutluluk, itirazsız her emrine uymaktır Ayperi, vicdanınla uyuşmaktır mutluluk. Mutluluk, aşka sadık, bir ceylanca sevilmek Mutluluk, ela gözlü bir yar için delirmek Mutluluk, yar uğrunda, ömrünü verebilmek Ayperi, rüyasında görülmektir mutluluk Mutluluk, haksızlığa isyan edebilmektir Mutluluk, bazan sözde, çapkın olabilmektir Mutluluk, bir yürekte, Yağmur kalabilmektir Ayperi, gözünde, görülmektir mutluluk Adana, 26.01.08 - 20.15 Yılgın Yağmur Nebi Ünler |
Özlemim Aşkaydı... Bir yudum aşkaydı duyduğum özlem Aşkı düşlediğim saatlerde Ruhların tortulandığı Dünyadaki bütün okyanusları içine alan bir yudum... Rüzgâr ellerineydi duyduğum özlem Aşkı düşlediğim saatlerde Bir yudum ulaşılmaz uzaklıktı hayaline daldığım Yalnızlığımın hırçınlaştığı yerde Yalnızlığım huzurumdu Çünkü... Yalnızlığımdın sen, yalnız kaldığım saatlerde Gül gamzeneydi duyduğum özlem Aşkı düşlediğim saatlerde Umutsuzluğun bittiği yerdeydi Aşkım bir çiğ tanesiydi kalbimde Onu düşürmekten korkarak taşıdım senelerce Ve Sen; yeminimdin Taşıyacağım gönül yüküm, Hasretim, özlemim, ilk gözağrımdın Yağmur gözlerineydi duyduğum özlem Aşkı düşlediğim saatlerde Bir anda şimşeklenen, bir anda yağmurlanan Ve bir anda durulan gözlerineydi Neler anlattığını anlayamadığım Belki de anlayamayacağım gözlerineydi Her daim aydınlıktı gözlerin Her daim sonsuz... Bulut saçlarınaydı duyduğum özlem Aşkı düşlediğim saatlerde Aşkı benden önce çağıran yine rüzgârlar oldu Rüzgârlara gitti, rüzgârlarla gitti Ümitlerim gözlerindeydi, Ümitlerimle gitti, ümitlerim de gitti, Ve ümitlerim BİTTİ. Uğur Ata |
Resmin Su an resmin karsimda, bakip bakip ah cekiyorum, bakip bakip askimi anlatiyorum. Ceylan gozlumm gozlerin isigim oldu, guzel yureklim umudum oldun. Oyle icten gulsun va ya, beni benden alir her defa. Ah askim hasretin bir cig gibi, duser yuregime her gece, seni isterim yanimda, koynumda,canimda,ruhumda. Oyle guzel cikmissin ki resimde, sanki canlisin,gercekten yanimda olsan. O icten gulusnu cok seviyorum,. Ozlemek cok guzel bi duygu, ama seni sevmek en guzeli bence,. seni sevmek can verdi bana, canima can katan sevdigim oldun. Iyi ki varsin ,iyi ki varsin,. Gozlerini gozlerime cizdim, ellerini ellerme kitledim, bednini bendenime ekledim,, Bir ebden olduk senle, seni seviyorum daglarin hediyesi, guzel gozlu askim.. Hilal Çınar |
Umuda tutundum, Umutlar havalandı. Sevgiye dokundum. Sevgi ellerimden kaydı. Doğruyu aradım, Doğru benden saklandı. Başımı dik tuttum, Başım belayı gördü. Yarını bekledim, Yarın ertesi güne kaçtı. Acıyla karşılaştım, Acı pür heves bende kaldı. serap şen |
Aynalar sorma bana kendini bak aynalar var binlerce bakta bi gör kendini kaçsefer yalnızlığı yaşattın bana aynalara bak yalansızdır onlar birde bana bak, ne amansız bir sevdanın dibine düşmüşüm yaslanmışım benden yorgun ağaca adını sayıklar gibi gözlerin okur gibi, en sevdiğim romandan yalandan sandın herşeyi görene dek içindeki beni sen bir masal çıkmazıydın çocukluk rüyalarımda büyüdüm ve masal hala çıkmazda sen başka bir inatta ben çöl ateşinde. kavrulmaya hazırken en zemherinde ölüm tatlı bir esintiyle çökmeye başladı dizlerime giderken bırakırım sana en sevdiğim aynamı görebilirsen eğer kendi gerçeklerini, gelme sakın yanıma...dokunma kırık aynama.... Turgut Özer |
ERTESİ SIR Ertesi sır bir ümitti beslediğim Ve aralandı sırrın perdesi Coştu denize kıyısı olan gözlerim Yaş değil aşktı yanaklarımdan süzülen Yine de tevekkülü bildi dilim Neyi değiştirir ki kalman ya da gitmen Yüreğim aşkın kendisine muttalip Aramak anlamsız, gidişine bir neden Ne ben mağlubum, ne sen galip Aşktır ezelden beri bize hükmeden. Nihal Çelik |
Hatıra defterimin senle dolu bölümü; Hatırlamazsın selamsız geçtiyin günü Karalamıştım defterde o talihsiz notu, Ben bir türlü unutamıyorum acılı günü. Halil ÇOLAK |
BİRAZ GÜLÜMSEYİN... Biraz gülümseyin içim açılsın o tebessümlerden hayat saçılsın yürekleri ısıtın güneş kıskansın sevgi çiçekleri bir bir açsın biraz gülümseyin ufuklar aydınlansın keder bulutları tümüyle dağılsın umut meşalleri ebediyen yansın karanlıklar yörenizi asla sarmasın biraz gülümseyin dünya utanmasın ölüm kusan silahlar patlamasın kardeş kardeşin kanını akıtmasın dostluk yalnız masallarda anlatılmasın biraz gülümseyin kalpler yalnız kalmasın o eşşiz bahçe sararıp solmasın en güzel duygu pınarları kurumasın dikkat edin kelebeğin kanatları yaralanmasın biraz gülümseyin gerçekler sizi korkutmasın yaşam güçlükleri karşısında benliğiniz kaybolmasın mutluluk yıldızlarda değil içinizde aransın öyle bir gülümseyin ki hayatınız renksiz anlamsız olmasın Nilgün Acar |
Bu kent! Bu sokaklar! Gri bir özlem taşıyor kıyıdaki o banklar... Ahh... Hâlâ esaretin altında bu kent... Yarım bırakılmış bir besteydin sanki hiç kimsenin bilmediği. Hâlâ söyleniyorsun buralarda, melodin hiç dinmedi... Bilir misin bu kent tepeden tırnağa sen dolu. Her adımımda, her sokakta sen çıkıyorsun karşıma. Gün seninle başlıyor bu kentte... Önce güneş oluyorsun, derken kahvaltım, müziğim, çantam, saatim... Her şey sen oluyor birden. Gittiğim kafe, baktığım deniz, yaktığım sigara, her şey sen... Hâlâ söyleniyorsun dedim ya buralarda, kulağımdaki uğultu sen... Gözümdeki görüntü sen.. Yüreğimdeki gürültü sen... Hâlâ esaretin altında bu kent, burada yaşamak sen... Ve gün senle bitiyor elbet... Şimdi içimde hazin bir sonbahar gibi soluk hayalin! Ve artık yordu yüreğimi melodin.. Yeter! Sonu gelmedi mi bu esaretin? *Gördüğüm en güzel rüya senin olduğun, Duyduğum en derin sevgi senin eserin, Gördüğüm en güzel dünya senin gözlerin, Ve kurduğum en güzel hayal sensin. *Gül bahçesinde geçse de ömrüm , Senin üstüne gül koklamam gülüm! Seni koklamak olsa da ölüm , İnan uğrunda ölmeye değersin gülüm *Ne zaman tutsam ellerini, Gözlerimin önünden mevsimler geçer. Ne zaman gözlerin gözlerime değse Samanyolundan bir yıldız düşer... *Dünya unutursa dönmeyi, Rüzgar unutursa esmeyi, Aşıklar unutursa sevmeyi, Belki o zaman unuturum seni *Bir an buruk bir acı saplanırsa yüreğine, gözlerin zamansız takılırsa, kulakların zamansız deli gibi çınlarsa bil ki bir yerlerde özlemişsindir Sevgilerin en güzeli seni sevmek, Özlemlerin en güzeli seni özlemek, Ve hayatın tadı sabah kalktığımda, Senin varolduğunu bilmek... Semadaki tüm yıldızlar sönünce, Gözlerinde gecenin yalnızlığını hissedince, İçten içe muhtaç olunca bir dost sohbetine, Unutma ki seni düşünen bir var bu şehirde.... *Hayallere dalıp gitmem ben, Çünkü tek hayalim sensin benim! Hiçbirşey isteyemem ben Çünkü birtek istediğim sensin benim. *Aşkınla sararıp solacak kadar, Sevginle bahtiyar olacak kadar Uğruna canımı verecek kadar seviyorum desem inanırmısın ? *Belki hatıralar unutulup gidecek, Belki bu sevgier yok olup eriyecek, Ama şunu unutma, Bu kalp sonsuza dek seni sevecek... *Gecenin karanlığında, güneşin ışığında, Suyun damlasında, selin coşkusunda Kimi yanımdasın kimi rüyamda Ama hep aklımdasın sakın unutma... *Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam, Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam, Dönerim dersin ama kadere inanamam, Bıraktığın anılarla sensiz yaşayamam... *Sen benim gözlerimde saf bir gerçek, Yüreğime bahar getiren bir çiçeksin. Sen bedenimdeki yumuşak kudret, Gönül bahçemde uçuşan bir kelebeksin.. *Hafif hafif çiseleyen yağmurda kalırsan; Saçlarını okşayan her tanede BENİ HATIRLA ! *Bugünde yarın da yüreğin kadar yanındayım , Kendini yanlız hissettiğinde elini yüreğine koy.. ben hep oradayım!! *Kimbilir hangi akşam güneşle beraber bende söneceğim, Kimbilir hangi ellerden son suyumu içeceğim, Belki göremeden öleceğim fakat yinede seni 'EBEDiYEN SEVECEĞiM' *Sahiller dalgayı nasıl beklerse, Gökyüzü mehtabı nasıl özlerse, Kuru topraklar suya nasıl hasretse, Sende benim hasretimsin... *Güller hep ellerinde açsın, ama dikenleri batmasın. Sevda hep seni bulsun, ama seni yaralamasın. Mutluluk hep yüreğine dolsun, ama beni unutturmasın..... |
Tüm Sevgilere Yabancıyım artık.... Uzat deme ellerini, uzatamam artık, Bir zamanlar el ele idik deme. Öylesine yıktın ki gururumu, Öylesine uzak çarpıyor ki artık senden kalbim, Ellerim yanıma düştü uzatamam... Yine senin şarkılarını duymak istiyorum deme, Artık kimse duyamayacak... Bir zamanlar beraber söylemiş olsak ta, Öylesine küstü ki bana şarkılar, Öylesine sus-pus oldu ki dudaklarım, Şarkılarım dillere düştü, söyleyemem... Sana İstanbul geceleri getiremem artık, Bir zamanlr gece yarıları gelmiş olsam da, Güneşin doğuşunu beraber görmüşsek te, En güzel duyguları tatmışsam da sayende, En güzel çağlarımı yitirdim gecelerde, Sana geceleri getiremem... Beni yine sım-sıcak öp deme, Yüzlerce kez öpüşmüş olsak da, Dudaklarımız kavruluncaya dek, O dudaklar buz gibi soğumuş, O dudaklardan nefret dökülmüş yazık, O dudaklar kilitlenmiş ne çare, Öpemem... Beni eskisi gibi sev yine deme, Aylar yıllar saçlarıma ak döktü, Kalbim tutsak oldu geçmişimize, Tüm sevgilere yabancıyım artık, S e v e m e m... murat nail güney |
Dönüş Askerler dönüyor ihtiyar askerler, Sulhun mavi dağlarından. Kalbimize ne kadar aşina Adımlarında kalan. Türküler dönüyor nurdan türküler Kağnı arabalarından söylenmişti. Karşı bahçeler ki ayna mıdır Nasibi devreder şimdi. Kuşlar dönüyor sadık kuşlar, Bahar için değil, saçaklarımız için. Dönen mesafesiyle var oluruz Mevsimler arkası güzelliğin. Gemiler dönüyor garip ve zengin. Garip ve sonsuz sular üzerinde. Gemilerle beraber gelen şey Aydınlıklar gibi yüzer, derinde. Ve bunlar değil de ey gecem, Sen dönüyorsun ellerime, sen. Aşka ve hayata dönüyorum Toprağın bütün ölülerinden Öldür Beni İnce boyuna da kurban olduğum Ya gel benim ol da ya öldür beni Felek boynuma da atmış bir düğüm Ya al canımı da ya güldür beni. İçimde sızıdır tükenmez aşkın Saklıdır nadana söylenmez aşkın Bir uzak vatandır dönülmez aşkın Bağlamış yoluna kaç yıldır beni. Köhnedir uzaktır sevdanın yolu Garibe tuzaktır sevdanın yolu, Susuzdur çoraktır sevdanın yolu Kesildi dermanım tut kaldır beni Sen seher yelisin es be sevgilim Es de ayrılığı kes be sevgilim Garip ozan sana hasta sevgilim Ya dermanım ol da ya öldür beni. |
| Saat: 22:06 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık