MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Medya Haber (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/2640-medya-haber.html)

BlueNighT 21 Şubat 2007 16:53

4 bin kişiye 1 ay sigortalı iş imkanı

A.A.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/arsivimage.aspx?picid=2877952 Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı Ömer Demir, adrese dayalı nüfus kayıt sisteminde çalıştırmak üzere özellikle İstanbul'da elemana ihtiyaçları olduğunu belirterek, vatandaşları göreve çağırdı.

TÜİK Başkanı Demir, yaptığı açıklamada, nüfus sayımında çalıştırmak üzere geçici eleman istihdam ettiklerini belirterek, ancak bazı illerde başvuru eksikliği olduğunu anlattı. “Özellikle İstanbul'da başvurular çok düşük kaldı. İşe ihtiyacı olanlara 1 ay sigortalı iş imkanı sağlıyoruz. Sayın halkımızın müracaatlarını bekliyoruz” diyen Demir, başvuruların kaymakamlıklara ya da TÜİK'in bölge müdürlüğüne yapılabileceğini söyledi.

ÜCRETLER 510-550 YTL ARASINDA

TÜİK İstanbul Bölge Müdürü Zeki Bostancı da, 1 ay çalıştırmak üzere anketör ve veri girişi için toplam 9 bin eleman çalıştırmayı planladıklarını, ancak halen yaklaşık 4 bin kişiye ihtiyaçları olduğunu belirterek, özellikle anketör aradıklarını bildirdi. Bostancı, anketörlerin en az 18 yaşında olmaları gerektiğini belirterek, daha önce getirdikleri 35 yaş üst sınırını, başvurular az olunca kaldırdıklarını kaydetti.

Anketörleri sigortalı olarak çalıştırdıklarını ve lise ya da üniversite mezunu olmalarına göre 510-550 YTL arasında ücret verdiklerini ifade eden Bostancı, gerçekten bu işi yapmak isteyenlerin başvurmalarını istediklerini,zira daha sonra vazgeçmeleri halinde sigortaları da yapıldığı için bir sürü bürokrasi, kırtasiye işi ile uğraşmak zorunda kaldıklarını anlattı.

Bostancı'nın verdiği bilgiye göre, mevcut başvurular dışında halen toplam 3 bin 885 kişiye ihtiyaç duyulan İstanbul'da en fazla eksik personelin bulunduğu ilçe 400 kişi ile Ümraniye oldu. Bu ilçeyi 300'er kişi ile Gaziosmanpaşa, Bağcılar, 250'şer kişi ile de Kadıköy, Üsküdar ve Büyükçekmece izliyor. Adalar, Bakırköy, Eminönü, Eyüp, Maltepe, Sultanbeyli ve Şile ilçelerinde ise eksik personel bulunmuyor.


BlueNighT 21 Şubat 2007 17:09

AB'den asansör karteline rekor para cezası

A.A.

AB, kartel oluşturdukları gerekçesiyle asansör ve yürüyen merdiven sektörünün devleri ThyssenKrupp, Schindler, KONE, Otis ve Mitsubishi'ye 992 milyon Euro'luk rekor para cezası verdi.

AB Komisyonu, konusu şirketlerin iştirakleriyle birlikte Almanya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg pazarında 1995-2004 yılları arasında sabit fiyat uyguladıklarını, ihalelere fesat karıştırdıklarını ve gizli ticari bilgileri paylaştıklarını bildirdi.

Alman demir-çelik ve mühendislik devi ThyssenKrupp, 480 milyon Euro ceza ile kartel içinde ve AB tarihinde en yüksek cezayı alan şirket oldu. ThyssenKrupp'un cezası, daha önce paslanmaz çelik sektöründeki kartele de dahil olması dikkate alınarak tekrarlanma nedeniyle yüzde 50 artırıldı.

Asansör ve yürüyen merdiven kartelinin diğer üyelerinden ABD'li Otis'e 225 milyon Euro, İsviçreli Schindler'e 144 milyon Euro, Finlandiyalı KONE'ye 142 milyon avro ve Japon Mitsubishi Elevator'a 1,8 milyon Euro para cezası verildi.

AB'nin kartel oluşturdukları gerekçesiyle daha önce uyguladığı en yüksek para cezaları, 2001 yılında 462 milyon Euro'yla İsviçreli ilaç devi Roche ve bu yıl 396,6 milyon Euro'yla Alman elektrik-elektronik devi Siemens'i hedef almıştı.


MaKaLeLe 22 Şubat 2007 02:21


İTALYA'DA SOL ÇÖKTÜ..



İtalya'da sol çöküş Merkez solu bir çatı atlında toplayan Romano Prodi 3. kez istifa ediyor. Bu istifa İtalya'da solun çöküşü olarak yorumlanıyor.

22.02.2007 00:18
İtalya'da, merkez sol partileri şemsiyesi altında toplayan Zeytin Ağacı Birliği'nin lideri Romano Prodi, bu akşamki istifasıyla birlikte, siyasal kariyerinde başbakanlık görevinden 3. kez istifa etmiş oldu.

Romano Prodi'nin, daha önce 1997 ve 1998'deki istifa kararlarında da,
koalisyon ortakları arasındaki anlaşmazlıklar belirleyici bir rol oynamıştı.

İtalya'da, 18 Mayıs 1996'daki seçimlerinde başbakanlık koltuğuna ilk kez
oturan Prodi, yaklaşık 1.5 yıl sonra istifa etmek durumunda kalmıştı. O dönemde Prodi'nin hazırladığı bütçe, koalisyon ortaklarından Yeniden Komünist Yapılanma Partisi'nin (YKYP) itirazıyla karşılaşmıştı. Prodi, bunun üzerine 9 Ekim 1997'de cumhurbaşkanına istifasını sunmuştu. YKYP'nin o dönemdeki genel başkanı Fausto Bertinotti, 10 Ekim'de yeni bir uzlaşmaya razı olduğunu açıklayınca, hükümeti kurma görevi yine Prodi'ye verilmişti. Prodi, 16
Ekim 1997'de kurduğu yeni hükümete güvenoyu alarak görevini sürdürmüştü.

Prodi, 2. istifasını ise 1998'de verdi. Prodi'nin YKYP ile yaşadığı
anlaşmazlıklar, hükümetin 9 Ekim 1998'de meclisteki 312 ''evet''e karşı 312
''hayır'' oyuyla güven oylamasını yitirmesiyle sonuçlandı. Bunun üzerine de
Prodi, istifasını sunmak durumunda kaldı. Dönemin cumhurbaşkanı Oscar Luigi Scalfaro, 13 Ekim'de Prodi'yi yeni yeni bir hükümet kurmakla görevlendirdi.

Prodi, yeni hükümeti kuramayacağını anlayınca, görevi 15 Ekim'de
cumhurbaşkanına iade etti. Akabinde, merkez sol adına hükümeti kurma görevi 16 Ekim'de Massimo D'Alema'ya verildi. D'Alema da, 21 Ekim'de yeni bir hükümet kurarak ilk kez başbakanlık koltuğuna oturdu.

Prodi, 3. istifasını ise bugün verdi. Hükümetin Afganistan ve dış politika
konusunda hazırladığı önerge bugün senatodan gerekli onayı alamadı. Senatoda yaşanan bu yenilgi, aynı gün içinde Prodi'nin istifasını sunmasını da beraberinde getirdi. Prodi'nin başbakanlığı, bu kez 281 gün sürdü.

Parlamentodaki aritmetik dengeler açısından cumhurbaşkanı Napolitano'nun, Prodi'yi yeniden hükümeti kurmakla görevlendirmesi muhtemel görünüyor. Ancak merkez sol partiler arasındaki görüş ayrılıklarının giderilip bir uzlaşı sağlanamaması durumunda, İtalya'da erken seçimin kaçınılmaz duruma gelmesi olasılığı da bir hayli güçlenmiş durumda.

PRODI HÜKÜMETİNİN 281 GÜNLÜK İCRAATINA DAMGA VURAN OLAYLAR

10 Nisan 2006: İtalya'daki genel seçimler, Romano Prodi liderliğindeki Zeytin Ağacı Birliği'nin göreceli zaferiyle sonuçlandı. Merkez sol, genel seçimleri sadece 25 bin oy, bir başka deyişle yüzde 0.06'lık bir farkla kazanabildi. Parlamentodaki sandalye dağılımında hükümet, mecliste göreceli bir çoğunluk yakalamayı başardı. Ancak senatoda ise muhalefete üstünlüğü yalnızca 1 sandalyeyle sınırlı kaldı.

16 Mayıs 2006: İtalya'nın yeni cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano, Prodi'yi
hükümeti kurmakla görevlendirdi. Prodi, ertesi gün hükümeti kurmayı başardı.
Senatoda 19 Mayıs'taki güven oylamasından yeni hükümete 165 ''evet'', 155
''hayır'' oyu çıktı. Hükümet, 23 Mayıs'ta meclisten de güvenoyu almakta
zorlanmadı.

4 Haziran 2006: Koalisyon partileri arasında çeşitli konulardaki görüş
farklılıkları, Prodi'nin uyarı yapmasını zorunlu kıldı. Prodi, San Martino in
Campo'da bakanlarla birlikte yaptığı toplantıda, ''Hükümet sorumluluğu, parti
sorumluluğundan önce gelmeli'' dedi.

30 Haziran 2006: Hükümetin rekabeti güçlendirme amacıyla taksiciler ve
serbest meslek sahiplerine ilişkin yeni düzenlemeler, ülke çapında grev ve
protestolara neden oldu.

27 Temmuz 2006: Meclis'ten çıkarılan af yasası, koalisyon ortakları arasında
bölünmeye yol açtı: Değerler İtalyası Partisi (DİP) tasarıya ''hayır'' oyu
kullanırken, İtalyan Komünistler Partisi (İKP), çekinser kalmayı yeğledi. Bununla
birlikte tasarı, 29 Temmuz'da senatodan da olay aldı.

28 Temmuz 2006: Senato, İtalyan askerlerinin başta Afganistan olmak üzere
yurtdışındaki misyonlarına ilişkin önergeyi onayladı. Ancak hükümet, koalisyon
içindeki muhaliflerin de desteğini alabilmek için önergede değişiklikler yapmak
zorunda kaldı.

2 Ağustos 2006: Hükümet, ek bütçe için parlamentodan güvenoyu almayı
başardı.

28 Ağustos 2006: Bakanlar kurulu, İtalya'nın BM öncülüğünde Lübnan'a asker göndermesini öngören kararnameyi onayladı.

30 Eylül 2006: Koalisyon ortakları kendi aralarında anlaşmazlıklar ve
tartışmalar sonrasında, 33.4 milyar Avro'luk bir ek bütçeye daha onay verdiler.

11 Eylül 2006: Mecliste merkez sol tarafından sunulan bir önergenin kabul
edilmesiyle, bir önceki hükümet tarafından kararlaştırılmış olan Messina
Boğazı'na asma köprü inşa edilmesine ilişkin projenin durdurulması
kararlaştırıldı.

28 Ekim 2006: Prodi, koalisyon ortakları arasındaki görüş ayrılıklarını
gidermek için Roma'da bakanlar ve parti liderleriyle bir toplantı yaptı.

4 Kasım 2006: Halkın yaşam standardının düşmesi Roma'da bir yürüyüşle
protesto edildi. Protestoya, Prodi'nin koalisyon ortaklarından Yeşiller Partisi,
İKP ve Yeniden Komünist Yapılanma Partisi (YKYP) de katıldı.

20 Kasım 2006: Bakanlar kurulu, ülkedeki askeri ve sivil istihbarat
servislerinin başkanlarını değiştiren kararnameyi imzaladı.

1 Aralık 2006: İtalya Savunma Bakanı'nın Nasıriye'de katıldığı bir tören eşliğinde, Irak'taki İtalyan askerlerinin görev süresi sona ermiş oldu.

10 Aralık 2006: Prodi, Bologna'da katıldığı Motor Show sırasında, kimi
ziyaretçiler tarafından protesto edildi.

16 Ocak 2007: Prodi, Romanya ziyareti sırasında, Vicenza kentindeki ABD
askeri üssünün genişlemesi için gerekenin yapılacağını söyledi.

31 Ocak 2007: Meclis, İtalya'da resmi evlilik dışındaki fiili birliktelere
de hukuksal statü kazandırılmasını öngören tasarının gündeme alınmasını kabul etti. Ancak tasarı, koalisyon ortakları arasında da anlaşmazlıklara neden oldu. Mecliste tasarının gündeme alınmasına ilişkin oylama sırasında, Prodi'nin koalisyon ortaklarından Avrupacı Demokratlar Birliği'nin (ADB) merkez sağ
muhalefetle birlikte tasarı aleyhine bir tavır takınması dikkati çekti.

1 Şubat 2006: Hükümet, senatoda ilk hezimetini yaşadı. Senatoda Vicenza'daki ABD askeri üssünün genişletilmesine ilişkin önergenin görüşmesi vardı. Hükümet, konuya ilişkin hazırladığı önergeye yeterli oy alamadı. Vicenza'daki ABD askeri üssünün genişletilmesine onay çıkması, muhalefet tarafından hazırlanan alternatif önergenin kabulüyle mümkün olabildi.

8 Şubat 2006: Bakanlar kurulu, nikah dışı fiili birlikteliklere hukuksal
statü kazandırmayı hedefleyen kararnameyi onadı. Ancak, parlamentodan da onay alması gerekecek olan bu kararname, koalisyon ortakları arasındaki tartışmaları da alevlendirdi.

20 Şubat 2006: Afganistan'da İtalya'nın asker bulundurmayı sürdürmesi,
öteden beri hükümet içindeki kimi kesimlerin itirazıyla karşılanmaktaydı. İtalya
Dışişleri Bakanı Massimo D'Alema, konuya ilişkin kararnamenin senatoda oylanması arifesinde koalisyon ortaklarını birlik içinde hareket etmeye çağırarak, ''Aksi taktirde herkes evine gitmek zorunda kalabilir'' dedi.

21 Şubat 2006: D'Alema'nın korktuğu başına geldi. Hükümet, Afganistan ve dış politika konusunda hazırladığı önergeye, senatodan onay alamadı. Onay için en az 160 senatörün ''evet'' demesi gerekiyordu. Ama hükümet, oylamayı 2 oy farkıyla yitirdi. Tasarıya ''evet'' diyenlerin sayısı 158'de kaldı. 136 senatör önergeye ''hayır'' derken, 24 senatör ise çekinser kalmayı yeğledi.

Prodi, senatodaki hezimet sonrasında, bakanlar kurulunu olağanüstü
toplantıya çağırdı. Cumhurbaşkanı Napolitano, Bologna ziyaretini yarıda keserek başkent Roma'ya döndü. Prodi, TSİ 20.00'de Quirinale Sarayı'na giderek,
cumhurbaşkanı Napolitano'ya istifasını sundu. Bu istifa siyasi gözlemciler tarafından İtalya'da solun çöküşü olarak yorumlandı.

(AA-AJANSLAR)



evo 22 Şubat 2007 12:59

TÜRKİYE'DE ŞUBAT AYI YAĞIŞLARI AZALDI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Bilim_Cevre_Saglik/2010/kuraklik_8.jpg

ANKARA
- Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, Şubat ayı 15 günlük yağış ortalamasının geçen yılki düzeyin altında gerçekleştiğini bildirdi.
Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü yetkililerinden edinilen bilgiye göre, yağışlarda geçen yıla göre yüzde 46 oranında azalma olduğu gözlendi.
Buna göre, 15 günlük yağış ortalaması normali metre kareye 38,4 milimetre olarak kaydedilirken, bu yıl ortalama 38,6 milimetre, geçen yıl ise 71,6 milimetre olarak gerçekleşti.
Marmara Bölgesi'ndeki yağış ortalaması 15 günlük periyotta metre kareye 16 milimetre, normal ortalama 32 milimetre olarak kaydedildi. Yağışlarda normale göre yüzde 50, geçen yıla göre yüzde 71 azalma gözlendi. Karadeniz Bölgesi, yağış ortalamasında normale göre yüzde 28, geçen yıl ortalamasına göre yüzde 59 azalma olduğu belirlendi.
İç Anadolu Bölgesi'ndeki yağışlarda normale göre yüzde 44 artış, geçen yıl aynı döneme göre ise yüzde 7 azalma görülürken, Ege Bölgesi'nde yağışlarda, yüzde 54 azalma olduğu ifade edildi.
Akdeniz Bölgesi'nde ise yüzde 29 azalma kaydedilirken, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, yüzde 45, Doğu Anadolu Bölgesi'ndeki yağışlarda da yüzde 38 azalma gözlendi.


AreX 22 Şubat 2007 13:16

22 Şubat 2007

MORTGAGE'DEN ÖNCE, MORTGAGE'DEN SONRA... -ARTIK KONUT KREDİLERİ, HEM SABİT HEM DE DEĞİŞKEN FAİZLİ VERİLEBİLECEK, KONUT KREDİLERİNDEN BSMV ALINMAYACAK -ÖNÜMÜZDEKİ 10 YILDA TÜRKİYE'DE 7 MİLYON KONUTA İHTİYAÇ OLACAĞI HESAPLANIYOR

ANKARA (A.A) - Kamuoyunda mortgage (tutsat) olarak bilinen tasarının dün Meclis'ten geçerek yasalaşmasının ardından konut sektöründe yeni bir dönem başlıyor.

Yasa daha çok kredi verenlere ilişkin düzenlemeler getirirken, ikincil piyasaların açılmasıyla faizlerde yaşanacak düşüş de tüketicinin artı hanesine yazılacak.

Yasa öncesinde sadece sabit faizli konut kredisi kullandırılabilirken, şimdi hem sabit hem de değişken faizli kredi kullandırılabilecek.

Yasaya göre, sabit faizli kredi verenler tüketicinin vadesinden önce ödeme yapması halinde, yüzde 2'lik erken ödeme ücreti talep edebilecek. Normal konut kredilerinde tüketici istediği anda herhangi bir ücret ödemeden erken ödeme yapabiliyor ve kredisini kapatabiliyordu.

Bu arada, Kanunun yürürlüğe girmesinden önce kredi ve finansal kiralama sözleşmesi imzalayan tüketiciler, kanunun yayımlanmasından sonra 3 ay içinde konut finansmanı kuruluşuna başvurarak, sözleşmelerinin, bu kanun kapsamı dışında değerlendirilmesini isteyebilecek. Süresi içinde talepte bulunmayan tüketicilerin, kanunun yürürlüğe girmesinden önceki sözleşmeleri kanun kapsamında kabul edilecek.

Yasayla, kredi verenlerin müteahhitlerle birlikte düzenledikleri kampanyalarda evin teslim edilmemesi ve evdeki ayıplar karşısında tüketiciye karşı müteahhit ile birlikte olan sorumluluğu, teslim tarihinden itibaren 1 yıl ve verdiği kredi miktarı ile sınırlandırıldı. Yasa öncesinde bu sorumluluk sınırsızdı ve bankalar tüketicinin tüm zararını karşılamakla yükümlüydü.

-İCRA SÜRECİNDE KREDİ VEREN LEHİNE DEĞİŞİKLİK-

Uygulamada, ipotekle teminat altına alınmış kredilerde, icra iflas prosedüründe kredi veren lehine değişiklikler yapılarak ödenmeyen kredilerin tahsili de hızlandırılacak. Uygulama öncesi bu süreçlerde ciddi tıkanıklık yaşanıyordu.

Yasa öncesi konut kredilerinden alınan faizin yüzde 5'i oranındaki Banka Sigorta Muamele Vergisi (BSMV) ise bundan böyle alınmayacak.

Konut ve ipotek finansmanı kuruluşlarınca konut finansmanı kapsamında tesis olunacak ipotek işlemleri de harca tabi olmayacak.

-BANKALARA RAKİP GELİYOR-

Mevduat, yatırım ve katılım bankalarının (Özel Finans Kurumları) yanı sıra, artık tüketici finansman şirketleri de konut kredisi verebilecek.

Finansal kiralama şirketleri ise konutları tüketicilere finansal kiralayabilecek. Ancak bu şirketler kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde, konut finansmanı faaliyetinde bulunamayacak.

Kredi verenler, menkul kıymet ihraçlarıyla sermaye piyasasından kaynak temin edebilecek.

Bu kuruluşlar, ipotek finansmanı kuruluşları olarak adlandırılan ve toptancı olarak faaliyet gösterecek olan kuruluşlardan da kaynak alabilecek.

-7 MİLYON KONUT İHTİYACI-

Bu arada, önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye'de yaklaşık 7 milyon konuta ihtiyaç olacağı belirtiliyor.

Bunun yaklaşık yarısının hanehalkı artışı kaynaklı, 1 milyon civarındaki bölümünün göç, 800 bininin ise yenileme kaynaklı olacağı tahmin ediliyor.

Kentsel dönüşüm nedeniyle de 1,5 milyon civarında bir konut ihtiyacı olacağı düşünülüyor.

-KONUTLARIN YÜZDE 55'İ RUHSATSIZ-

Türkiye'de toplam konutların yüzde 55'i ya ruhsatsız ya da izinsiz durumda bulunuyor.

Uygunsuz yapılaşma dahil ev sahiplerinin oranı ise yüzde 70'leri aşıyor.

Mevcut konutların yüzde 60'ı 20 yaş üzeri evlerden oluşurken, konutların yüzde 40'ının tadilata ihtiyacı bulunuyor.

Bu çerçevede başta kayıtdışılığın engellenmesi olmak üzere depreme dayanıklı, altyapısı güçlü konutların üretilmesi önem taşıyor.

Geçtiğimiz yıl sonunda konut kredilerinin oranı milli gelirin yüzde 4,5'ine ulaşırken, tutsat ile birlikte bu oranın 2015 yılında yüzde 12'ye çıkması öngörülüyor.


MaKaLeLe 24 Şubat 2007 05:28

TÜRK KADINI İÇİN BİR ARAŞTIRMA

İşte rakamlarla Türk kadının yatak performansı Şikago Üniversitesi araştırmasına göre Türk kadınlarının yüzde 75'i cinsel tatmine ulaşamıyor.

Şikago Üniversitesi araştırmasına göre cinsellikte fiziksel ve duygusal tatmin açısından Türkler standartların altında kaldı. Türk kadınlarının yüzde 75'i cinsel tatmine ulaşamıyor, erkeklerin yüzde 50'si memnun.

Seks araştırması: Türk erkeği mutlu, kadın değil

Türk erkeği yatakta kendini başarılı bulurken kadınlar fiziksel ve duygusal açıdan mutsuz....

ABD'nin Şikago Üniversitesi'nin uluslararası araştırma verilerini bir araya toplayarak yaptığı orta yaş ve üzeri kişilerde seks araştırmasında Türkler sınıfta kaldı. Cinsellikte fiziksel ve duygusal tatmin açısından Türkler standartların altında kalıyor. Ayrıca Türk erkeklerin yatakta erkek egemen sınıfta yer alması da dikkat çekici. Viagra ilaç üreticisi Pfizer'in 2002 yılında yaptığı uluslararası bir araştırmanın sonuçlarından yararlanılarak hazırlanan çalışmada Avusturyalılar genel ortalamada seksten en çok tatmin olan halk olarak görünüyor. 29 ülkede erkeklerin yüzde 49'u seksi hayatlarında önemli görüyor.

YAŞLANINCA
UNUTULMUYOR
Kadınlarda ise bu oran yüzde 32. Genel ortalama ile Türkiye perspektifi karşılaştırıldığında ise ilginç bir tablo ortaya çıkıyor. Türk erkeklerinin yüzde 70'e yakını hayatları için seksi önemli görürken kadınların sadece yüzde 28'i sekse değer veriyor. Asya, kadın ve erkeğin seksten en az tatmin olduğu kıta. İsrailli kadınlar seksi en fazla önemseyenler. Tayvanlı kadınların ise sekse verdiği önem en düşük seviyede. Dünya ortalamasında çiftlerin bir ayda girdiği cinsel ilişki sayısı 6.48. Araştırmanın "Son bir yılda cinsel ilişkiye girdiniz mi" sorusuna en çok evet cevabı veren ülke, alınan tatmin düşük olmasına rağmen yüzde 94 ile Çin. En uzun süre cinsel ilişkiye girmeden yaşayan insanların ülkesi ise Endonezya... Tüm ülkelerde erkeklerin yüzde 65'i kadınların ise yüzde 57'si yaş ilerledikçe cinsellikten uzaklaşıldığı görüşüne katılmıyor.

HABERTÜRK..


MaKaLeLe 25 Şubat 2007 01:36

Hayırsever Zidane Tayland'da


http://www.worldcupjapankorea.com/free-soccer-wallpapers/zinedine-zidane-wallpaper.jpg

Fransız ve dünya futbolunun efsane isimlerinden Zinedine Zidane, AIDS'li çocuklar yararına düzenlenen bir gösteri maçında oynamak için gittiği Tayland'da büyük sevgi gösterileriyle karşılandı.
2006 Dünya Kupası final maçında İtalyan oyuncu Marco Materazzi'ye attığı kafa ve sonrasında gördüğü kırmızı kartla futbol kariyerine sansasyonel bir biçimde nokta koyan 34 yaşındaki eski yıldız futbolcu Zinedine Zidane, Taylandlılar'ın kalbini fethetti.
HIV/AIDS virüsü taşıyan çocuklar yararına düzenlenen bir gösteri maçında Asya futbolunun yıldızlarıyla birlikte sahaya çıkan Zidane'ı 10 binin üzerine kişi izledi. Tayland'ın kuzeyinde yer alan ve ülkenin en büyük şehri olan Chang Mai'de yapılan maçta Zidane, her iki takım da 20'şer dakika oynadı. Zidane'la birlikte gösteri maçında, Tayland'ın efsane isimlerinden Piyapong Pue-On ve vatandaşı Kiatisak "Zico" Senamuang'la Sinapur, Malezya ve Endonezya'dan bir çok yerel ünlü futbolcu yer aldı.
Karşılaşma öncesi bir basın toplantısı düzenleyen Zidane, Asya futbolunun övgüyle bahsederken, Celtic forması giyen Japon oyuncu Shunsuke Nakamura gibi yıldızların Asya'yı Avrupa'da başarıyla temsil ettiğini ifade etti. Konuşmasını Fransızca yapmayı tercih eden Zidane, "Asya futbolu ileriye doğru büyük bir adım atıyor. Nakamura'yı görüyorsunuz.
Avrupa'da oynuyor ve Asya futbolunu çok iyi temsil ediyor. O, bir çok genç oyuncuya da iyi bir örnek oluyor" dedi. Tayland'da bulunmaktan dolayı çok mutlu olduğunu ifade eden Zidane, "Burada insanları mutlu edecek bir şeyler yapmaya çalıştım ve onlarla bir şeyler paylaştım" diye konuştu.
Taylandlılar'ın, yerel saatte gece geç vakitlerden itibaren karşılaşmayı izlemek ve Zidane'ı görebilmek için bilet kuyrukları oluşturdukları belirtildi.
Zidane, profesyonel futbol kariyerini noktaladıktan sonra, dünyanın bir çok farklı noktasında hayır işleri için gösteri maçlarına çıkmaya başlamıştı. Geçtiğimiz Kasım ayında Bangladeş'e giden Zidane, daha sonra, Aralık ayında, ailesinin memleketi Cezayir'e gitmişti.



evo 25 Şubat 2007 13:49

İSRAİL ASKERLERİ NABLUS'A GİRDİ

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Dunya/2008/israil_askerleri_6.jpg

NABLUS -
İsrail askerlerinin Batı Şeria'nın en büyük kenti Nablus'a girdiği ve kent merkezinde sokağa çıkma yasağı ilan edildiği bildirildi.
İsrail ordusu, militanları tutuklamak için başlatılan operasyonun başında kentte bir patlayıcı fabrikasının ortaya çıkarıldığını, askerlere birkaç noktadan ateş açılması üzerine ateşe karşılık verildiğini açıkladı.
Çatışmalarda ölen ya da yaralanan olup olmadığı konusunda bilgi verilmedi.
Görgü tanıkları, askerlerin buldozerlerle desteklenen 80 kadar askeri ciple kente girdiğini, buldozerlerin geçişi engellemek için ana yollara moloz yığdığını söyledi.
Kentin ana girişinin de İsrail askerlerince kapatıldığı belirtildi.
Filistinli doktor Hasan Hamdan, askeri ciplerin kentteki iki büyük hastanenin girişini kapattığını söyledi.


MaKaLeLe 25 Şubat 2007 16:26


Glafkos Klerides, Papadopulos'u yazdı Rumların Kıbrıslı Türkleri yok etme planlarını içeren Akritas Planının büyük bölümünü Papadopulos yazdı

Kıbrıs Rum yönetimi eski liderlerinden Glafkos Klerides, Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos'un Kıbrıslı Türkleri hiçbir zaman toplum olarak görmediğini, onlara klasik azınlık haklarından başka hak tanımayı asla kabul etmediğini belirterek, ''Papdopulos, Kıbrıslı Türkleri azınlık olarak görüyor'' dedi.
Rumların Kıbrıslı Türkleri yok etme planlarını içeren Akritas Planının büyük
bölümünü Papadopulos'un yazdığını kaydeden Klerides, Papadopulos'un, 1964'te ABD Büyükelçiliğine giderek meşhur, ''Türkler adaya çıkmaya kalkışırlarsa Kıbrıs'tan Türkleri temizlemek için 1 saat 45 dakikamız var'' sözlerini söylediğini de doğruladı.
''Sonunda olacak olan, Kuzey'deki rejimin doğrudan ayrı egemenlik olarak
değil hukuki olarak tanınmasıdır'' diyen Klerides, ''Kendisine birkaç yıl
verecekler ve ayrılış bugünkü bölücü hatlar temelinde gerçekleşecek'' ifadesini
kullandı.
Rum kesiminde yayımlanan Politis gazetesi, Kıbrıs Rum Üniversitesinde
öğretim görevlisi Niyazi Kızılyürek'in, Glafkos Klerides'in Kıbrıs sorunuyla
ilgili anlattıklarını aktardığı, ''Glafkos Klerides: Bir Ülkenin Süreci'' isimli
kitabından alıntı yaptı. Gazete, Glafkos Klerides'in, dönemin bilinmeyen siyasi
gerçeklerine ışık tuttuğunu yazdı.
Klerides, 1960 Anayasasının işlevsel olduğunu ve Türkiye'nin arzusunun da
anayasanın işlemesi yönünde olduğunu ifade ederek, o dönemde, Kıbrıs sorunununu, iki tarafının aşırılarının görüştüğüne dikkati çekti.
Klerides, ''Tasos Papadopulos'un Kıbrıslı Türkleri hiçbir zaman toplum
olarak tanımadığını, aksine, onların (Türklerin) Kıbrıs Cumhuriyeti içerisinde
azınlık olarak var olduklarına inandığını'' dile getirdi.

1960 ANAYASASI

Klerides, ''Türkiye'nin askeri hükümeti Amerikan unsurundan çok
etkileniyordu. Amerikan unsurunun Kıbrıs'ta sükunet istediğinden şüphe yoktur, bu nedenle Türk politikası da değişti. Askerlerin politikası, 1960 Anayasasının
işlemesi şeklindeydi'' dedi.
Aynı anayasayla ilgili olarak Klerides, şunları söylüyor:

''Temel konulardan biri olan vergiler konusu dışında hiçbir konu işleyemez
değildi. Seçimler ve yine belediye yasaları gibi diğer konularda ayrı çoğunluk
gerekiyordu. Bu engel yani vergiler meselesi aşılabilse devlet işleyebilirdi.
Türk tarafı gelir vergilerinin artırılmasına olumlu oy kullanmadı çünkü Kıbrıslı
Türklerin aleyhine bir vergi yükü getirecekti. Bu sorunun; hükümetin Kıbrıslı
Türklerin ve Rumların eğitim harcamalarını üstlenmesiyle çözülmesi önerildi.
Kıbrıs Türk tarafıyla yapılan müzakerelerde bu çözüm üzerinde uzlaşıldı, Kıbrıs
Türk tarafı protokol istedi. Protokole Cumhurbaşkanı, Cumhurbaşkanı Muavini,
Meclis Başkanı ve Cemaat Meclislerinin başkanları tarafından imza atıldı ve
Kıbrıs Rum tarafı Anayasal değişiklik istedi. Kıbrıslı Rumların talebinin
dayanakları mantıktan çok duygusaldı ve Kıbrıs Rum liderliği (Başpiskopos III.
Makarios, Polikarpos Yorgacis ve Tasos Papadopulos) halka 'Anayasa'nın
düzeltilmeye başlandığını' göstermek istiyordu. Kıbrıslı Rumların, protokolün
geçerli olup olamayacağına dair yurt dışından olumlu görüş almalarına rağmen
nihayetinde sorun çözülmedi ve bunu 1964'te olanlar izledi.''

PAPADOPULOS FEDERASYONA KARŞI ÇIKMIŞTI

Politis'e göre, kitabın ilgi çekici yönleri arasında, 1975-1976 olaylarının
anlatımı var. Kıbrıs Rum tarafının müzakerecisi Glafkos Klerides iki toplumlu iki
kesimli federasyonu kabul etmişti. Aynı şeyi Kostantin Karamanlis de yaptı.
Müzakerelerde Klerides'e eşlik eden Tasos Papadopulos ve Mihalakis
Triantafillidis böyle bir çözümün aleyhinde tavır aldılar ve Makarios bir
ikilemle karşı karşıya kaldı.
Klerides'in Rauf Denktaş'a verme inisiyatifini üstlendiği meşhur haritanın
yayınlanmasıyla birlikte Klerides müzakerecilikten istifa etti.

''1 SAAT 45 DAKİKADA TÜRKLERİ ADADAN TEMİZLERİZ''

Klerides'in, şimdiki Rum lideri Tasos Papadopulos hakkında söyledikleri de
kitabın en ilgi çekici bölümlerinden biri.
Klerides, Tasos Papadopulos'un 1964'te harekatın gerçekleşmesi durumunda Kıbrıslı Türkleri temizlemeleri konusunda çeşitli istikametlere telefon ederken yakalandığını söyledi.
''Bunu Yorgacis ve Makarios da onayladı. Kendisine 'Bizi, suç işlemekle
suçlanacağımız bir yöne sürüklüyorsunuz, durunuz' dediler. Ancak, böyle
düşünceleri vardı'' diyen Klerides, bu sözleriyle Makarios Drusiotis'in kitabında
yer verdiği, Tasos Papdaoulos'un 1964'te Amarikan Büyükelçiliğini ziyaret ederek Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahale etmesi etmesi durumunda ''Türkleri Kıbrıs'tan temizlemek için 1 saat 45 dakikamız var' (we have 1 hour and 45 seconds to clean up the Turks from Cyprus) sözlerini söylediğini doğruladı.
''AKRİTAS PLANININ BÜYÜK BÖLÜMÜNÜ PAPADOPULOS YAZDI''

Klerides, Akritas planının yazılması konusunda yöneltilen sorulara verdiği
yanıttaysa şunları söylüyor:
''Söz konusu çalışmanın yazım işinin büyük bölümünü Polikarpos Yorgacis'ten çok Tasos Papadopulos'un yaptığına inanıyorum. Yorgacis, o belgeyi hazırlayacak hukuki olanağa ve eğitim düzeyine sahip değildi. Ben, işin çoğunun Tasos Papadopulos tarafından yapıldığını değerlendiriyorum.''
Politis gazetesine göre, Klerides'in bu değerlendirmesi kitapta havada
bırakılmıyor ve Klerides ilk kez, EOKA mücadelesini 1960'lı yıllarda devam
ettirmek isteyen ''örgüte'' bir miktar katıldığını ilk kez itiraf ediyor.
Klerides dışında, ona oranla daha az olmak üzere Spiros Kiprianu da katıldı,
ancak başkanı Polikarpos Yorgacis ve başkan yardımcısı da Tasos Papadopulos'tu.

''TÜRKLERİN, KLASİK AZINLIK HAKLARINI AŞAN HER TALEBİNİ REDDEDİYORDU''

Klerides, 1974 öncesi dönemle ilgili olarak, şunları anlattı:
''İki toplum arasında işbirliği yöntemleri bulunmasına yönelik ne zaman çaba
harcansa Tasos her zaman; (Kıbrıslı Türlerin) 'bir azınlık olduklarını anlamaları
gerektiğini ve azınlık haklarından fazlasını istediklerini' söylüyordu. Tasos,
Türk tarafının isteyebileceği klasik azınlık haklarını aşan her her şeyi aşırı
buluyor ve karşı çıkıyordu. İki toplum düşüncesi yoktu.''
Glafkos Klerides'e göre, Tasos Papadopulos'un Kofi Annan'ın planını kabul
etmekteki sorunlarından biri, planın iki toplumun siyasi eşitlikten söz
etmesiydi.
Kitabın yazarı Niyazi Kızlıyürek, ''Kıbrıs''ın Avrupa Birliği'ne (AB) üye
olmasıyla meydana gelen konjonktürle çözüm momentumu yitirildiğini kaydetti.
Kızılyürek, kitabını, Klerides'in şu sözleriyle sonlandırdı: ''Sonunda olacak
olan, Kuzey'deki rejimin doğrudan ayrı egemenlik olarak değil hukuki olarak
tanınmasıdır. Kendisine birkaç yıl verecekler ve ayrılış bugünkü bölücü hatlar
temelinde gerçekleşecek.''
A.A


evo 26 Şubat 2007 10:16

"ABD, İRAN'A HAVA SALDIRISI PLANI ÜZERİNDE ÇALIŞIYOR"

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Dunya/2010/new_yorker_logo_72.jpg

WASHINGTON - Pulitzer ödüllü Amerikalı araştırmacı gazeteci Seymour Hersh, ABD'nin İran'a karşı düzenleyebileceği hava saldırılarının planlarını hazırlamak üzere Pentagon'da bir birim oluşturulduğunu ve Başkan George W. Bush'un esas hedefinin İran rejiminin devrilmesi olduğunu yazdı.
Hersh, The New Yorker dergisinde yayımlanan son makalesinde, isimlerini belirtmediği görevdeki ve eski yönetim yetkililerine dayanarak bu birimin, vurulabilecek nükleer ve askeri hedefler üzerinde çalıştığını belirtti.
Yazıda, Amerikan özel kuvvetlerinin de, İran'a sızarak Tahran yönetimine karşı mücadele eden Kürt, Azeri ve Belucı gruplarıyla birlikte çalıştığı kaydedildi. Bu özel kuvvetlerin, hem havadan vurulabilecek hedeflere ilişkin bilgi topladığı, hem de daha genel olarak "etnik gerginliği artırmayı ve İran yönetiminin altını oymayı amaçladığı" yazıda dile getirildi.
Pentagon sözcüsü Bryan Whitman ise, Hersh'un dile getirdiği iddiaları yalanladı.
Vietnam Savaşı'nda Mai Lai katliamını ortaya çıkarmasının ardından Pulitzer ödülüne layık görülen Seymour Hersh, Irak'taki Ebu Garib cezaevi skandalını da aydınlatan isim olarak biliniyor.

a.a.


Misafir 26 Şubat 2007 11:14

Dizi setini basıp yönetmenleri döven 6 kişi tutuklandı

Şanlıurfa’da töre cinayetini konu alan TV dizisi ’Yaralı Yürek’in setini basarak yönetmenleri döven 30 kişilik gruptan gözaltına alınan 7 kişiden 6’sı tutuklandı
http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif
26.02.2007
Önceki gün Kızlar köyünde çekim yapan “Yaralı Yürek” dizisinin setine gelen 30 kişilik grup, dizinin töre baskıları ve tecavüz sahneleri nedeniyle şehri kötü tanıttığını söyleyerek yönetmenler Özal Kızıltan ve Celal Çimen’i dövdü. Ardından bir kamerayı kırıp olay yerinden kaçtı. Olayın ardından gözaltına alınan M.Y, M.A.Y, Ü.K, F.G.D, N.Y, M.Ş.B ve A.O.Y. dün mahkemeye çıkarıldı. A.O.Y. (17) tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılırken, 6 kişi ise tutuklandı.


Misafir 26 Şubat 2007 22:51

http://www.evrensel.net/fotolar/20070225/fotto1.jpg

Barolarda eylem hazırlığı

Türkiye Barolar Birliği (TBB) 78 ilin baro başkanlarını Ankara’da toplayarak, “CMK avukatlarının alacakları, hükümetin yasa yapma yöntemi, savunma haklarını kısıtlayan kimi düzenlemeleri” gündemlerine aldı. TBB Başkanı Özdemir Özok, daha önceki baro başkanları toplantılarında, “örgütsel güçlerine başvurma zamanlarının geldiği” görüşünün öne çıktığını belirterek, hükümete karşı kitlesel eylem mesajı verdi.
TBB’nin çağrısı ile 78 ilin baro başkanları dün Hilton Otel’de bir araya geldi. Toplantı öncesi açıklama yapan TBB Başkanı Özdemir Özok, daha önce Ankara ve çeşitli illerde yaptıkları toplantılara atıfta bulunarak, CMK’daki son düzenlemelere ilişkin baro başkanlarının “Artık bu sorunun Adalet Bakanlığı ve iktidar temsilcileriyle konuşarak, uzlaşarak çözmenin mümkün olmadığı, kesin olarak örgütsel güçlerine başvurmak zamanının çoktan geldiğini” açık ve net olarak ifade ettiklerini söyledi. “Tüm meslektaşlarının cüppeleriyle kitlesel olarak Adalet Bakanlığı önüne gelmeleri ve açıklama yapılmasının ardından cüppelerini bırakmaları” görüşünün egemen olduğunu kaydeden Özok, bu toplantıyı da “Adalet Bakanlığı ve siyasal iktidarın avukatlara, onların örgütlerine, barolara, TBB’ye ve savunma mesleğine karşı sergiledikleri çarpık yaklaşımı” değerlendirmek için yaptıklarını söyledi.
“Kendilerini doğuştan yönetici olarak kabul eden ve böyle sunan sorumsuz politikacılar karşısında” ülke ve halkın geleceğine ilişkin kaygılarının daha da arttığını kaydeden Özok, bu kaygılardan kurtulmanın tek yolunun halk olarak, ulus olarak, kendi gücünü tüm ülke genelinde sorumluluk bilinciyle harekete geçirmek olduğunu ifade etti.
Başbakan’a çağrısı
Son aylarda mesleklerine yönelik saldırı ve el atmaların son derece kaygı verici olduğunu, buna, ancak örgütsel sorumlulukla hareket ederek karşı durabileceklerine dikkat çeken Özok, bazı baro başkanları ile Başbakan ile yaptıkları görüşmeyi de hatırlatarak, hiçbir olumlu sonuç alınamadığının altını çizdi. Aksine birçok konuda gerileme yaşandığını, hak ve olanakların alındığını ya da sınırlamalar getirildiğini, barolar ve TBB’nin vesayet altına alınmak istendiğini aktaran Özok, Başbakan’a “verdiğiniz sözlerin arkasında durun” çağrısı yaptı.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun (CMK) ve diğer ilgili yasalara atıfta bulunarak, yapılan düzenlemelerin savunma bağımsızlığına aykırı olduğu gibi savunma örgütlerini da vesayet altına alır nitelikte olduğunu aktaran Özok, yapılmak istenen yasanın, avukatı atayacak olan tüm baroları devre dışı bırakmayı amaçladığını, TBB üzerinde Adalet Bakanlığı vesayetini artırdığını söyledi. Bu düzenlemenin uluslararası hukuka aykırı yönlerini de dile getiren Özok, “Öngörülen sisteme göre, avukatı barolar atayacak ve görevlendirecek, ancak ücretini soruşturma ve kavuşturma organları Cumhuriyet savcıları ve mahkemeler ödeyecektir. Böylece avukatın ücretini kendilerine karşı tam bağımsız olması gereken yargı organları tarafından ödenecek olması, bağımsızlık mücadelesinde başa dönülmüş olduğunu göstermektedir” diye konuştu. Toplam 112 milyon 593 bin 385 YTL alacakları olduğunu bakanlığa bildirdiklerini, ancak bir ödeme yapılmadığını kaydeden Özok, mevcut yasanın ödemeyi öngörmediğini, bunun da Plan Bütçe Komisyonu’nda başka bir yasada verilen önerge ile söz konusu olacağını, ancak yasanın Meclis’ten ne zaman çıkacağının da belli olmadığını anlattı.


MaKaLeLe 27 Şubat 2007 03:35

KANLI FESTİVAL

Kanlı festival Pakistan'daki kanlı “Uçurtma Festivali” bu yıl da aynı geçti; 11 kişi öldü 700'ün üzerinde kişi de yaralandı.

27.02.2007 00:04 https://www.msxlabs.org/forum/kuturesim/pakistankucuk.jpgPakistan'da yine beklenen oldu. Ülkede Şubat ayının son haftası düzenlenen ve birçok kişinin ölümüne yol açan "Uçurtma Festivali" bu yıl da kanlı geçti. Festival süresince 7'si çocuk 11 kişi hayatını kaybetti, 700'den fazla kişi de yaralandı. Pakistanlıların her yıl kültür kenti Lahor'a gelerek büyük coşku ile kutladığı Uçurtma Festivali (Basant) bu sene kanlı geçti. Festival, uçurtma için yüksek binaların üzerine çıkanların düşmesi, kesici cisimler bağlanmış uçurtmaların iki çocuğun boğazını kesmesi ve yüksek binalardan düşenlerin ölümleriyle sonuçlandı. Binlerce insanın Lahor'a akın etmesiyle otellerin dolduğu ve saatlerce birçok caddenin trafiğe kapatıldığı festivalin sonucunda 700'ün üzerinde kişi çeşitli yerlerinden keskin ipler sonucu yaralandı.
Uçurtma Festivali'ne katılan Pakistanlılar, cama batırılmış ipler ile havadaki diğer uçurtmaları düşürmeye çalışıyor. Kırık camdan dolayı da her yıl geleneksel olarak düzenlenen yarışma da birçok kişi hayatını kaybediyor ve yaralanıyor.

(CHA



Misafir 1 Mart 2007 00:14

DİPLOMA NOTU YÜKSEK OLAN ÖĞRENCİ OKS DE FARK ATACAKhttp://www.memocal.com/Resimler3/oks.jpg
Bu sene ilk kez uygulanacak diploma notlarının Ortaöğretim Kurumlar Sınavı’na (OKS) yüzde 15 yansıması ile öğrenciler ekstra puan kazanma imkânına kavuşmuş oldu.
İlköğretim diploma notlarının Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme Sınavı’na yüzde 15 yansıması ile diploma notu 5 olan öğrencilere sınavda ekstra 75 puan verilecek.
Buna göre diploma notu 5 olan öğrencilerin sınav sonucuna 75 puan daha eklenecek. Okulda diploma notu 5 olan yoksa 75 puan, en yüksek notu alana verilecek. Diploma notu 2 olanlara 30 puan verileceği dikkate alındığında en başarılı öğrenciler ile başarısı az olanlar arasında en fazla 45 puan fark olacak. Yeni sistem öğrencileri okula bağlayacak ve öğrencilerin rapor alarak okuldan uzaklaşmasını engelleyecek. Tüm soruları çözen öğrencilerin 500 puan aldığı sınavda bu yıl soruların değerlendirilmesi 425 puan üzerinden yapılacak. Öğrencilerin ilköğretim başarılarına göre elde edecekleri puan ise sınav sonucuna eklenecek.
OKS’de bu yıl uygulanacak önemli bir değişiklik ise ‘bir defalığına’ tercih alınacak olması. Yeni sistemde öğrenciler istediği 20 okulu tercih edecek, ikinci bir tercih yapamayacak ve tercihlerini değiştiremeyecek. İlk yerleştirme sonrasında öğrenciler, üst tercihlerinden birine puanının yettiğini görürse yeni bir yerleştirme isteğinde bulunabilecek. Bu şekilde ikinci bir yerleştirme daha yapılacak. Sistem, yeni tercih alınmasını gerektirmediği ve üste doğru yerleştirme öngördüğü için istenirse üçüncü bir yerleştirme de yapılabilecek. Önceki yıllara göre öğrenciler ortalama 6 tercih yapıyordu. Yeni tercih sistemiyle okullardaki kontenjan açığının engellenmesi hedefleniyor.
Başvuru ve tercihler yine okullar üzerinden randevu sistemiyle internetten yapılacak. Ayrıca bu yıl öğrenciler başvuru ve tercihlerini internetten kendileri tamamlayıp okullara onaylatabilecek. Geçen sene birkaç öğrencinin, tercihleri dışındaki okullara yerleştirildiğini belirtmesi sebebiyle bu sene öğrenciler tercihlerini internetten sürekli izleyip kontrol edebilecek. Okullar da bakanlığın açıkladığı kontenjan rakamlarıyla kendilerininkilerin uyuşup uyuşmadığını takip edebilecek.
3 sınava tek ücret
OKS’yle Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk (DPY) 8. Sınıflar Sınavı ve Polis Koleji Sınavı birlikte yapılıyor. İki senedir bu 3 sınav için ayrı ayrı ücret alınırken, öğrencilerin kafası karışıyor, bazıları OKS için ücret yatırdığını zannederek DPY ücreti yatırıyor ve mağdur oluyordu. Bu yıl ise öğrencilerden tek başvuru ücreti alınacak. Öğrencilerden 20 YTL alınması öngörülürken, geçen sene sadece OKS’ye başvuran öğrenciler 13; OKS ve DPY’ye girecekler 15; OKS ve Polis Koleji’ne başvuranlar 18, OKS, Polis Koleji ve DPY’ye başvuranlar ise 20 YTL ücret ödemişti. Sadece DPY’ye giren öğrenciler ise 10 YTL vermişti.
İlköğretim son sınıfta yapılan 3 sınavdan birine başvuran tüm öğrenciler OKS’ye de başvurmuş sayılacak ve başvuran herkese OKS puanı verilecek. Ancak geçen seneki gibi Polis Koleji için ayrı, DPY için ayrı puan hesaplanmayacak. OKS için hesaplanan ‘Türkçe matematik’ ve ‘matematik fen’ puanları DPY ve Polis Koleji için de kullanılacak. OKS’nin soru sisteminde ise önemli bir değişiklik olmayacak. Ayrıca sınavda özürlü öğrencilere yardımcı verilecek ve görme özürlüler gibi bazı özürlülere 30 dakika ek süre tanınacak. Özürlü öğrenciler ayrı sınıflarda sınava alınacak.
Öğrenciler, cuma günü karne alacak
İlköğretim ve ortaöğretim okullarında okuyan yaklaşık 14 milyon öğrenci ile 600 bine yakın öğretmen, yarıyıl tatiline çıkmaya hazırlanıyor. 2006-2007 eğitim-öğretim yılının ilk dönemi, 26 Ocak 2007 Cuma günü sona erecek. Örgün eğitim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler, ilk yarıyıldaki çalışmalarının karşılığı olan karnelerini alacak ve yaklaşık 2 haftalık yarıyıl tatiline çıkacaklar. İkinci yarıyıl 12 Şubat 2007 Pazartesi günü başlayacak. İkinci yarıyılda eğitim ordusuna 10 bin yeni öğretmen katılacak. Milli Eğitim Bakanlığı, atamaları şubat ayında yapacak. Halen sözleşmeli olarak görev yapan öğretmenler de kadrolu atanmak için başvurabilecek. Sözleşmeli öğretmenlerden kadroya geçenlerin yerine yeni sözleşmeli öğretmenler alınacak. İkinci yarıyıl, öğrenciler açısından sınavlar nedeniyle ilk yarıyıldan daha yoğun geçecek. 6 Mayıs’ta Devlet Parasız Yatılılık ve Bursluluk Sınavı yapılacak. İlköğretim son sınıf öğrencileri, 10 Haziran’da Ortaöğretim Kurumları Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı’na, lise son sınıf öğrencileri 17 Haziran’da Öğrenci Seçme Sınavı’na, üniversitelerin yabancı dil ile ilgili bölümlerinde okumak isteyen adaylar da 24 Haziran’da Yabancı Dil Sınavı’na girecekler. (Ankara, aa)


MaKaLeLe 1 Mart 2007 15:15

Tayyip erdoğan bahsi..

Patronların 5 bin dolarlık Köşk bahsi! 20 İşadamı buluştukları yemekte Erdoğan'ın Köşk adaylığı için 5 bin dolarına bahse girdi.

01.03.2007 14:53 https://www.msxlabs.org/forum/kuturesim/tayyipss.jpg 20 işadamı bir davette buluştu, yarısı 'Erdoğan Köşk'e çıkacak' dedi, yarısı karşı çıktı. Herkes gerekçelerini sıraladı ve iki kişi 5 bin dolara iddiaya girdi Birkaç akşam önce İstanbul'da ünlü bir sanayicinin evinde sanayi, iş ve yönetim dünyasından 20 kadar etkin isim bir yemek sohbetinde bir araya gelmiş. Türkiye'nin en büyük sanayi ve bankacılık gruplarından birinin yönetiminde bulunan ev sahibinin evindeki sohbetin ana konularından biri, cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlermiş.

Konu, kısa sürede Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Köşk'e kendisini aday gösterip göstermeyeceğine gelmiş. Yine kısa sürede grup 'Aday olacak' ve 'Olmayacak' diyenler arasında neredeyse eşit olarak bölünmüş.


'Aday olmayacak' diyenler, Erdoğan'ın yürütme gücüne sahip olmayı tercih edeceğini, ayrıca cumhurbaşkanı olursa çıkabilecek gerilimleri de hesap ederek başbakan kalmayı tercih edeceğini savunmuş. 'Aday olacak' diyenler ise, Erdoğan'ın siyasi mücadelesinde cumhurbaşkanlığını son hedef olarak gördüğünü öne sürmüş.

Bunun üzerine, aynı zamanda ev sahibinin yakını olan, aynı grubun yönetiminde olan ve bahisleşme merakıyla da bilinen bir başka yönetici, 'Adını koyalım' demiş. Koymuşlar. Sembolik olarak 5 bin dolarına iddialaşmışlar. Erdoğan aday olursa, ev sahibinin yakını olan mali patron, iddialaştığı sanayiciye 5 bin dolar ödeyecek.

İş dünyasının etkili isimlerinin, Erdoğan'ın aday olup olmayacağı üzerine böylesine iddialaşacak kadar bölünmüş olmaları boşuna değil, Çünkü Erdoğan cumhurbaşkanlığı hususunda Ankara'da na kadar ketumsa, İstanbul'da o kadar cömert. İş dünyasıyla yaptığı sohbetlerde cumhurbaşkanlığı seçiminden söz ettiğine, hatta bazı kişilere ne düşündüklerini sorduğuna ilişkin yeterince bilgi birikmeye başladı.

Ama bu sohbetlerde Başbakan kendi aklında ne olduğunu tam olarak söylemiyormuş. O nedenle İstanbul'dan Ankara'ya yansıyanlar, Ankara'da oluşanlardan çok farklı değil: Erdoğan'ın zihni henüz berrak değil. Verdiği izlenimin farklı olması nedeniyle kimileri Çankaya'ya çıkmakta kararlı olduğu, kimileri ise çıkma niyetinde olmadığını düşünüyor; patronlar dünyasındaki bölünme bu yüzden.

Bugünlerde Mustafa Koç'un evinde verileceği öğrenilen bir davette de sohbet konusu muhtemelen aynı olacak. Erdoğan bu konunun konuşulmasını ne kadar istemese, ancak kendisi istediği zaman tartışılmasını beklese de, Türkiye'nin
Tabii, Türk ekonomisini yönlendiren işadamlarının, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı tercihini bahis konusu yapma düzeyinde ele almaları da ilginç. Ankara'da, Erdoğan'ın Köşk'e çıkması halinde Cumhuriyet'in laiklik ilkesi ve yargı-yasama-yürütme ayrımın belirsizleşmesi nedeniyle demokratik niteliğin zedeleneceği yolunda dile getirilen eleştirilerin, patronların ilk gündem maddesi olmadığı anlaşılıyor.

Bugünlerde Ankara'da da AK Parti milletvekillerinden büyükelçilere, gazetecilere dek siyasetle ilgili pek çok kişi, takım elbisesinden yemeğine değişen bahislerle Erdoğan üzerine iddialaşıyor. Ülkenin geleceğini bu kadar ilgilendiren bir konunun artık bahislere konu olacak düzeye gelmesi kuşkusuz sevindirici bir gelişme değil. Ama belki de Erdoğan'ın amaçladığı buydu. Belki de ülkenin geleceğinde etkili olacak 11'inci cumhurbaşkanlığı seçiminin sıradanlaşmasında yarar umuyordu. Yanıtını bir tek Başbakan biliyor.

Murat Yetkin -RADİKAL




lionhead 1 Mart 2007 16:39

http://www.ntvmsnbc.com/news/261791.jpg
NASA’nın aracı Jüpiter’le hızını katladı

NASA’nın Plüton’un keşfi için uzaya gönderdiği aracın, Jüpiter’i geçmesinden sonra hızı saatte 14 bin 500 km daha artarak, saatte 84 bin km hıza ulaştı. Araç ilk etapta Jüpiter’in 4 uydusu üzerinde gözlem yapacak.


Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’nın, Plüton’un keşfi için tam bir yıl önce uzaya gönderdiği ‘New Horizons-Yeni Ufuklar’ aracı Jüpiter’e doğru yönelerek, yolculuğunun kalan kısmında bu gaz devi gezegenin yörüngesinin itici etkisini tramplen gibi kullandı

Aracın hızı saatte 14 bin 500 km daha artarak, saatte 84 bin km hıza ulaştı. Bir merminin hızının 15 katına yakın bir hıza ulaşacak Yeni Ufuklar’ın katedeceği yol böylece en az 3 yıl kısalacak. Uzay aracının Temmuz 2015’te Plüton’a ulaşması bekleniyor.

JÜPİTER’İN UYDULARINI GÖZLEYECEK
Jüpiter ve dört büyük uydusu üzerinde Haziran’a kadar 700’den fazla gözlem yapacak Yeni Ufuklar, çektiği fotoğrafları bu ay sonundan itibaren göndermeye başlayacak.

19 Ocak 2006’da uzaya fırlatılan 700 milyon dolar değerindeki uzay aracı New Horizons ayrıca, Jüpiter’in uydusu Io’daki volkanik faaliyeti yakından inceleyecek ve Jüpiter’in güneyindeki ünlü kırmızı noktaya yakından bakacak.

Aracın hedefi olan Plüton gezegeni, Dünya’ya ortalama 5,7 milyar kilometre uzakta bulunuyor. Ay büyüklüğündeki Plüton’da sıcaklık eksi 253 dereceye kadar düşebiliyor.

New Horizons aracı, İlk Çağ yeraltı tanrısından adını alan Plüton’un, 1978’den beri bilinen tek uydusu olan ve adı ‘ölü taşıyıcı’ anlamına gelen Charon’u da yakından inceleme olanağı sağlayacak.

Son 30 yıllık hesaplara göre 2274 kilometrelik çapıyla Ay büyüklüğüne yakın olan Plüton’un uydusu Charon’un çapı, 1180 kilometre.

Plüton’u hedefleyen uzay aracının Jüpiter görevinin de kendileri için önemli bir test olduğunu söyleyen NASA mühendisleri, böylece uzay aracının sınırlarını ve yeteneklerini görebileceklerini belirttiler.

On yıl sürecek yolculuğuna 60 metre boyundaki Atlas-5 roketiyle çıkan New Horizons, uzun yolculuğunda radyoaktif plütonyum yakıtını kullanıyor.

ROSETTA DA TRAMPLEN YÖNTEMİNİ KULLANDI
AB’nin uzay çalışmalarının amiral gemisi Rosetta uzay aracı da yolculuğunu sürdürmek için hafta sonunda Mars’ın çekim gücünü bir tramplen gibi kullanmıştı. 2014’te “67P/Churyumov-Gerasimenko” adlı kuyruklu yıldıza inmesi planlanan Rosetta uzay aracının, Kızıl Gezegen’in yörüngesinde yaklaşık 250 kilometrelik irtifada yaptığı ikinci kritik manevra ile kuyruklu yıldızı yakalayabilmek için yeterli hıza ulaşmıştı.

Rosetta uzay aracının 2014’te ulaşmayı planladığı kuyrukluyıldıza varıncaya dek 2 kez daha Dünya yakınında yerçekimi manevrası yapması planlanıyor.


Misafir 1 Mart 2007 17:43

Belediye cinayeti
http://www.aksam.com.tr/foto/2007/03/01/g10.jpg
İBB, İSKİ ve Bahçelievler Belediyesi'nin ortak protokolü ile başlatılan Tavukçu Deresi'nin ıslah çalışması can aldı. Annesiyle birlikte yolda yürürken üstü kartonla kapalı rögara basan 5 yaşındaki Dilara, rögarın içine düşerek boğuldu. Dilara'nın cesedi, olay yerine 3 km. uzaklıktaki dere ağzından çıktı

Bahçelievler'de Ağustos 2004'te bir evi su basması sonucu 3 kişinin hayatını kaybetmesinin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İSKİ ve Bahçelievler Belediyesi, Tavukçu Deresi'nde ıslah çalışması yapmak için aralarında protokol imzaladı. Islah çalışması Büyükşehir Belediyesi kuruluşu olan İSKİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ihaleyle MVM Şirketi'ne verildi. Ancak firma yaptığı çalışma kapsamında rögarların kimisinin üstünü kapakla kapatırken, kimisinin üzerini de karton ya da suntayla kapattı. İşte bu ihmal, göz göre göre küçük Dilara'nın ölümüne yol açtı.

Şirinevler'de lokantada çalışan Muhterem Dumru ile ev hanımı Songül Dumru'nun 3 çocuğundan en küçüğü olan Dilara, annesi Songül'le birlikte Şirinevler Atatürk İlköğretim Okulu'nda okuyan ağabeyi Servan'ı da alarak evlerine gidiyordu. Anne Songül iki çocuğunun da ellerinden tutarak evine doğru yol alırken, Dilara üzeri kartonla kapatıldığı için fark edilmeyen logarın üzerine bastı. Annesinin elinden kurtulan Dilara rögar çukurundan içeri düştü. Vatandaşlar olayın ardından itfaiye ekiplerine haber verdi.



Babanın acı dolu dakikaları

Olayın ardından çığlıklar atan anne Songül Dumru, panik halinde eşi Muhterem Dumru'yu telefonla aradı.

Baba Muhterem itfaiye ekipleriyle birlikte olay yerine geldi. Rögar çukuruna giren ekip, akıntıyı farkedince kanalın çıkış noktası olan Ataköy'e gitmeye karar verdi. Dilara'nın cansız bedeni Ataköy'de bulundu. Şok geçiren baba Muhterem Dumru, küçük kızın lağım sularına bulanmış cesedini bağrına basarak, haykırarak ağladı. Küçük kızın cesedini kucağından indirmeyen acılı baba, 'canım benim, kızım benim' diyerek ağladı. Dilara'yı öpüp koklayan gözü yaşlı baba, kızının ölmüş olabileceğine inanmayarak olay yerinde bulunan polislere 'Kızımı hastaneye götürelim' diyerek yalvardı. Kızı ve oğluyla yolda yürürken başına gelen felaketin ardından anne Songül Dumru olay yerinde sinir krizi geçirdi.



Özrü kabahatinden büyük!

İSKİ yetkilileri ilk olarak yaptıkları açıklamada 'Rögarın betonu dökülmüş ve üzerine uyarı konmuş. Ancak akşam saat 23.00 sıralarında bir araç bu kapağın üzerinden geçmiş ve kapağı rögarın içine düşürmüş' dedi. İSKİ daha sonra yaptığı açıklamada ise söz konusu yolun trafiğe kapalı alan olduğunu belirtti. İSKİ'nin bu çelişkili açıklamalarından sonra konuşan İSKİ Genel Müdürü Dursun Ali Çodur ise İspanya'dan telefonla yapılan görüşmede olaydan haberdar olmadığını belirtti. Şantiyelerde güvenlik tedbirlerinin çalışma yapan firmalara ait olduğunu açıklayan Çodur, 'Güvenlik firmaya aittir' demekle yetindi. Çodur, müteahhitlerin denetlenip denetlenmediğiyle ilgili bir soru üzerine de, 'Tabii ki denetimler yapılıyor. Ancak gözden kaçanlar olabilir' dedi.



Rögar 6 aydır açıktı iddiası

Vatandaşlar, bir çocuğa mezar olan rögarın kapağının altı aydır açık olduğunu belirterek, 'Burada pek çok rögarın kapağı açıktı. Şirketi defalarca uyarmamız sonucunda bazı rögarların kapağı kapatıldı. Ancak çocuğa mezar olan rögar kapatılmayanlar arasındaydı. 200 metre ileride Atatürk İlköğretim Okulu var. Çocuklarımız her gün bu yolu kullanıyor. Belediye neden bunları denetlemiyor' dedi.



Ercan ÖZTÜRK


Misafir 2 Mart 2007 14:00

"Uyuşturucuda ana geçiş yolu"


http://www.kanald.com.tr/haber/img/240x140/uyusturucu.jpg





ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2007 yılı Uluslararası Narkotik Kontrol Strateji Raporu'nda Türkiye, "Güneydoğu Asya'dan gelen uyuşturucunun Avrupa'ya taşındığı ana geçiş yolu" olarak tanımlandı.


Raporda, Türk güvenlik güçlerinin Avrupalı ve Amerikalı meslektaşlarıyla işbirliği yaptığı vurgulandı.

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın raporunda, "Türkiye üzerinden geçirilen eroinin büyük kısmının Batı Avrupa pazarına sokulduğu, ayrıca eroin ve afyonun çok küçük bir kısmının Türkiye'den ABD'ye ulaştırıldığı" ifade edildi.

Raporda, "Türkiye'nin uluslararası uyuşturucu kaçakçıları tarafından afyon, baz morfin, eroin ve diğer uyuşturucuların başka yerlere taşınmasında ana üs olarak kullanıldığı" belirtildi.

ABD Dışişleri Bakanlığı raporunda, "Uyuşturucunun büyük kısmının Türkiye'ye, Afganistan ve İran'dan kaçırıldığı, buradan da Batı Avrupa pazarına taşındığı" kaydedildi.

"Türk polisinin, uyuşturucu karşıtı operasyonlarda başarılı olduğu, Jandarma ve gümrük yetkililerinin de önemli rol oynadığı" belirtilen raporda, "Türkiye üzerinden her ay tonlarca eroinin kaçırıldığı tahmin ediliyor" denildi.

"Kuzey ve Doğu Avrupa'da üretilen sentetik uyuşturucuların bir kısmının Türkiye'ye girdiği ve buradan Ortadoğu ülkelerine geçtiği"nin de iddia edildiği raporda, "Türk hükümeti uyuşturucu karşıtı faaliyetlere önemli miktarda finansal ve insan kaynakları sevketti" ifadesi kullanıldı.

"Afgan eroinin Batı'ya taşınması önlenmeli"

Raporda, "Afgan eroininin Batı Avrupa'ya taşınmasının engellenmesi amacıyla yürütülen uluslararası programda, Türkiye'nin kilit rol oynamayı sürdürdüğü" bildirildi.

Rapora göre, Türk güvenlik güçleri, geçen yıl 10 bin 283 kilogram eroin, 529 kilo baz morfin, 23 bin 884 kilo marijuana, 440 kilo afyon, 19 milyon 971 bin 625 adet captagon ve 2 milyon 492 bin 200 adet exctacy hapı ele geçirdi.

ABD raporunda, "Türkiye'de üslenen uyuşturucu kaçakçıları ve aracıların, uluslararası uyuşturucu kaçakçıları, laboratuvar çalışanları ve Türkiye içinde ve dışında kara para aklama işiyle uğraşanlarla yakın irtibatta olduğu" ifade edildi.

"Afganistan'daki uyuşturucunun bazen önce Pakistan, daha sonra İran ve ardından Türkiye'ye ulaştığı" belirtildi.

Raporda, "Afganistan'dan gelen bazı uyuşturucuların Türkmenistan, Azerbaycan ve Gürcistan yolunu izleyerek Türkiye'ye kaçırıldığı" da yer aldı.

"Türkiye'de uyuşturucu kullanımının, diğer ülkelere kıyasla çok düşük kalmayı sürdürdüğü" belirtilirken, "bağımlı sayısının artmakta olduğuna" dikkat çekildi ve "uyuşturucu k


Misafir 2 Mart 2007 14:06

Biz neden ölüyoruz?
http://www.vatanim.com.tr/pics/news/111292000.jpg

Bırakın süngerli bariyerleri. Bizde uyarı levhası bile yok. Bir ayağımız hep çukurda! Cezalar caydırmıyor, yeni facialara davetiye çıkarıyor

http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif
02.03.2007

Her gün atlattığımız tehlikeleri düşündüğümüzde ve yandaki fotoğraflara baktığımızda bu sorununun yanıtını bulmak hiç de zor değil... Dilara öldü, rögar çukurunun üzeri örtüldü ama başka caddelerde belki de onlarcası daha yeni kurbanlarını yutmayı bekliyor... Yetersiz güvenlik önlemleri kadar caydırıcı olmayan yasalar da bu sorunun yanıtı aslında. Geçmişteki acılar da bunun kanıtı...

* Tarih 6 Şubat 1996... Yer, İzmir Bornova Osmangazi Mahallesi. Müge Edipoğlu’nun kullandığı otomobil, belediyenin parklara toprak almak için açtığı 20 metre uzunluğundaki çukura düştü. 5 kişinin öldüğü kazada Bornova Belediye Başkanı ve yetkililer hakkında 5’er yıl hapsi istendi. Sonunda araç sürücüsü Dr. Edipoğlu 8’de 4 kusurlu bulundu. Hiçbir yetkili ceza almadı.

Düşüp ölen kız suçlandı
* Tarih 11 Kasım 2004. Yer Antalya’nın Kepez ilçesindeki Gazi Bulvarı. 14 yaşındaki lise öğrencisi Süheyla Yöntem, uzun süredir kapağı açık olan ve çevresinde uyarı levhası konmayan rögar çukuruna düştü; 200 metre sürüklenerek yaşamını yitirdi. Genç kızın ölümüyle ilgili açılan davalar, 3 yıla sonra bile sonuçlanmadı. Bilirkişi raporunda yer alan “düşen de suçlu” ifadesi ise aileyi şok etti.

* Tarih 1 Eylül 2001. Yer yine, İzmir, Çiğli. Belediyenin şirketi İzelman’ın açtığı çukura düşen Kumru Ekin öldü. Yerel mahkeme belediye yetkililerini 11 bin YTL tazminata mahkum etti.

* Yıl 1996. Yer İzmir Narlıdere... Naringül - Sami Uğur çiftinin iki oğlu yağmur suyu dolu çukura düştü. Aile belediye yetkililerini suçladı. Sanıklar 2.5’ar yıl hapis cezasına çarptırıldı, ancak cezaları paraya çevrildi.

Belediye şantiyeleri mercek altına aldı
İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’daki şantiye örneklerini İstanbul’a uyarlamak için kolları sıvadı.. Bunun için belediye yetkilileri Avrupa’nın önde gelen kentlerinde şantiye çalışmalarını inceledi... İstanbul’daki 19 şantiye de kameralarla takibe alındı. Belediye bürokratları ve kontrol mühendisleri, şimdi Avrupa’daki örneklerle İstanbul’dakileri karşılaştırıyor. Topbaş’ın kendilerine vatandaş gözünde oy kaybettiren düzensiz şantiye görüntülerini ortadan kaldırmakta kararlı olduğu belirtiliyor. Büyükşehir Belediyesi, yukarıdaki fotoğraflarla da saptadığı kriterleri İstanbul’daki şantiyelere uygulayacak.


Misafir 4 Mart 2007 23:28

Partiler 25 Yaş Konusunda Hemfikir
Siyasi Partiler, Milletvekili Genel Seçiminin Ne Zaman Yapılması Gerektiği Konusunda Farklı Görüşlere Sahipken, Seçilme Yaşını 25'e İndiren Düzenlemenin İse Önümüzdeki Seçimde Mutlaka Uygulanmasını İstiyor.

Siyasi partiler, milletvekili genel seçiminin ne zaman yapılması gerektiği konusunda farklı görüşlere sahipken, seçilme yaşını 25'e indiren düzenlemenin ise önümüzdeki seçimde mutlaka uygulanmasını istiyor.

''Seçimlerin birkaç ay öne çekilmesi'' durumunda, seçilme yaşını 25'e indiren düzenlemenin, Anayasa'nın 67. maddesindeki ''Seçim kanunlarındaki değişiklikler yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde yapılacak seçimlerde uygulanmaz'' hükmü uyarınca ilk seçimde uygulanamayacağına dikkati çeken muhalefet sözcüleri, bu durumda ''25 yaşı'' güvence altına alacak yeni bir düzenleme yapılması gerektiğini savunuyorlar. Anamuhalefet partisi CHP yöneticileri ise 25 yaşla ilgili düzenlemeyi önemsediklerini ancak ''AKP'nin partisel hesaplarına göre Haziran ya da Eylül'de yapılacak bir seçime desteklerinin söz konusu olmayacağı''nın altını çiziyor.

''Sayın Başbakanımızın, genel başkanımızın ifade ettiği gibi seçim zamanında yapılacaktır'' diyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Edibe Sözen, böylece 25 yaşın önümüzdeki seçimlerde uygulanacağını vurguladı.

Seçilme yaşının 25 yaşa indirilmiş olmasının Türkiye'nin nüfus özelliğiyle örtüşen bir durum olduğunu vurgulayark, ''4 Kasım 2007 tarihinde genel seçimlerin yapılması planlandığı için genç adayların da ben büyük bir şans olduğunu düşünüyorum'' dedi.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek ise Genel seçimlerin 4 Kasım'dan bir iki ay önceye alınması durumunda, seçilme yaşını 25'e indiren anayasa değişikliğinin uygulanamayacağına işaret ederek, ''AKP'nin keyfine, partisel hesaplarına göre, Haziran ya da Eylül'de bir seçime bizim desteğimiz söz konusu olmaz. 25 yaşla ilgili düzenlemeyi önemsiyorlarsa o zaman seçimi Kasım'da yaparlar'' diye konuştu.

ANAVATAN Genel Başkan Yardımcısı Salih Uzun da ''samimiyetsizlikle'' suçladığı AK Parti iktidarından kurtulmak için mümkün olan en erken tarihte seçim yapılması gerektiğini savunarak, seçim tarihi Kasım ayından öne alınırsa 25 yaşla ilgili düzenlemeyi uygulayabilmek için Anayasa değişikliği gerektiğini belirtti.

DYP Genel Başkan Yardımcısı Saffet Arıkan Bedük de 25 yaşla ilgili düzenlemenin bir ihtilaf konusu olarak gündemde tutulmaması gerektiğini ifade ederek, ''25 yaş ile ilgili getirilmiş olan düzenleme doğrudur, isabetlidir ve ilk seçimlerde de mutlaka uygulanması gerekmektedir. Bunun için Anayasa değişikliği yapılması gerekiyorsa bu yapılmalıdır. Bu konunun netleşmesi için DYP, YSK'ya müracaat etmiştir'' dedi.

Ülkede bir süreden beri erken seçim koşulları oluştuğunu savunan MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır da ''Cumhurbaşkanlığı seçiminden sonra yapılacak bir genel seçim erken seçim olmaz, geciktirilmiş bir seçim olur. Ancak yine de iktidar, seçimleri Kasım'dan bir iki ay önceye çekmeyi düşünürse buna bir itirazımız olmaz. Bu durumda 25 yaşla ilgili düzenlemenin bu seçimde uygulanabilmesine yönelik bir anayasa değişikliği yapılması zorunlu hale gelir'' diye konuştu.

DSP Genel Sekreteri Ahmet Tan da ''Eğer yeni bir anayasa değişikliği yapılacaksa o zaman seçim yasaları da ele alınmalı. Yüzde 10 seçim barajını düşürerek, temsilde adaleti sağlamak gerekiyor'' dedi. (Anadolu Ajansı)


lionhead 6 Mart 2007 13:06

ÇANAKKALE GEÇİLMEZ

Silahsız işgalEmperyalist güçler,ekonomik ve siyasi kuşatmaya aldıkları Türkiye’yi tek kurşun atmadan ele geçiriyor Topraklar,madenler, bankalar derken petrol de elden gidiyor.Önce topraklar yağmalandı
Tapu ve Köy Yasası’nda değişiklik öngören yasa ile, tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlere de taşınmaz mal edilme hakkı tanındı. Yasanın çıkmasıyla birlikte açıklanan yabancıların Türkiye’den aldığı taşınmazların alanı 273 milyon metrekareyi aştı.
Sonra madenler talan edildi
Hazİran 2004’de geçen bir yasayla, Doğu Anadolu bölgesi büyüklüğünde bir alanın maden arama ve işletme ruhsatı yabancıların eline geçti. Rio-Tinto isimli ABD-İngiliz sermayeli uluslararası şirket Türkiye’de 1.4 milyar hektarlık alanda ruhsat sahibi oldu.
Petrol Yasası ile peşkeş sürdü
Türkİye’nin Irak’ta yaşanan olaylarla meşgul olduğu günlerde sessiz sedasız TBMM’den geçirilen Türk Petrol Yasası ile de milli menfaatler ve ülke yararını gözetme ilkesi terk edilip uluslararası şirketlere sayısız imtiyaz ve avantajlar sağlandı.
Ülke yararları yabancı şirketlere terk ediliyor
Türkiye’nin Irak’ta yaşanan olaylarla meşgul olduğu günlerde sessiz sedasız TBMM’den geçirilen Türk Petrol Yasası’na tepkiler gelmeye devam ediyor
“Yeni yasanın adı Türk, kendisi yabancı” diyen Petrol- İş Genel Başkanı Öztaşkın, hükümeti stratejik öneme sahip petrol konusunda yeniden düşünmeye davet etti
Türkiye Petrol Kimya Lastik İşçileri Sendikası (Petrol-İş) Genel Başkanı Mustafa Öztaşkın, “petrol sektörünün stratejik öneme sahip olduğunu ve bu konuda verilecek kararların iyi düşünülmesi gerektiğini” söyledi. Petrol-İş Adana Şubesinin 11. Olağan Genel Kurulu’nda, arama ve üretim faaliyetlerini içeren Türk Petrol Kanunu Tasarısının, 17 Ocak 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulunda görüşülerek kabul edildiğini hatırlatan Öztaşkın, “TBMM’de yapılan değişiklikle, adı Türk Petrol Kanunu olarak değiştirilen bu yasanın, ne yazık ki sadece adı Türk, kendisi yabancı” görüşünü dile getirdi.

Kanunla TPAO’nun gözden çıkarıldığını belirten Öztaşkın, şöyle konuştu: “Zaten son derece liberal olan 6326 Sayılı Yasada yapılan değişikliklerle, sektörde tek kamu kuruluşumuz olan TPAO’nun etkinliği ortadan kaldırılıyor. Petrol kaynaklarımız yabancı petrol şirketlerinin kar ve zarar zarar hesaplarına terk ediliyor. 6326 Sayılı Yasanın temel kriteri olan (talebin milli menfaatlere uygun olması) ölçütü, yasadan çıkarılmıştır. Yani ülke yararını gözetme terk edilerek, uluslararası şirketlere sayısız imtiyaz ve avantajlar sağlanmıştır.”

Tarih tanımayacaklar
Yeni yasa ile arama ruhsatlarından hektar başına alınan “devlet hakkı” gelirinin tamamen kaldırıldığını ve gelir kaybına yol açıldığını belirten Öztaşkın, sadece bakan müsadesiyle arama yapılacak yerlerde bile izinsiz çalışma yapılabileceğini ifade etti. “Sınırlara 5 kilometre mesafede, tarihi, dini yer veya tesise, şehir veya kasaba belediye imar yasası dahilinde petrol faaliyeti Bakan müsaadesi olmadan yapılamaz” hükmünün yeni yasadan çıkartıldığını belirten Öztaşkın, “Kanunla yabancı şirketler artık ne bakan tanıyacak ne de tarih” dedi.
Çok zengin rezervler var
Türkiye’de yıllık 2.5 milyon ton ham petrol çıktığını vurgulayan Öztaşkın, öz kaynakların ise yeterince araştırılmadığını kaydetti. Türkiye’de yaklaşık 40 milyon ton rezerv bulunduğunun tahmin edildiğini belirten Öztaşkın, “Türkiye’de sanıldığının aksine daha çok rezerv var, ancak sadece 3’te 1’i arandı. Son olarak Karadeniz’de yapılan araştırmalarda zengin hidro karbon rezervi tespit edildi, ayrıca 5 tanede doğal gaz kuyusu açıldı” dedi. Türkiye’nin yıllık ham petrol ithalatına 11 milyar dolar aktardığına dikkat çeken Öztaşkın, yerli üretimin teşviki ile bu paranın milli ekonomiye kazandırılabileceğ ini bildirdi. Öztaşkın; Bakü-Tiflis-Ceyhan gibi projelerle Türkiye’nin adeta bir enerji köprüsü haline geldiğinin ileri sürüldüğünü belirti.
Herşeyimizi yağmaladılar
AKP’nin 4 yıllık iktidarında, yabancılara toprak satışları tehlikeli boyutlara ulaştı. Maden arama konusunda da büyük imtiyazlar kapan yabancılar, banka ve özelleştirilen kurumları ise bir bir ellerine geçirdiler. İşte peşkeşin korkunç fotoğrafı:
AKP Hükümeti döneminde çıkarılan, Tapu ve Köy Yasası’nda değişiklik öngören Yasa ile, tüzel kişiliğe sahip yabancı şirketlere de taşınmaz mal edinme hakkı tanındı. Yabancı gerçek kişilerin miras yoluyla taşınmaz mal edinmesinde mütekabiliyet (karşılıklılık) koşulu kaldırıldı. Köy Yasası’nın 87’nci maddesi kaldırılarak yabancıların köylerde arazi almalarının yolu açıldı. Sınırlı ayni hakların tesis edilmesinde de mütekabiliyet koşulu kaldırıldı. Yasanın çıkmasıyla birlikte açıklanan rakamlara göre yabancıların Türkiye’den aldığı taşınmazların alanı 273 milyon metrekareyi aştı. Ancak Türkiye’de bütün toprakların kadastroya alınmadığını belirten bazı uzmanlar ise bu konuda daha korkunç rakamlar öne sürüyor. Tapu ve Kadastro eski Genel Müdür Yardımcısı Orhan Özkaya bu rakamın 300 milyon metrekareyi aştığını ifade ederek “Yabancıların elde ettigi taşınmazların sayısı 100 bini geçti. Hükümetin İspanya, Norveç Modelleri devreye girince binlerce konut daha yabancılar tarafından satın alınacak. Bu modelle, 5444 sayılı Yasa’da bulunan,yabancı lara yapılacak mülk satışları il yüz ölçümünün %05’ini geçemez koşulu da hükümsüz kalacaktır” diye konuştu.

Rakamlar ürkütücü

TMMOB Konya Şube Başkanı Prof. Dr. Ferruh Yıldız’ın verdiği rakamlar ise daha ürkütücü. Yabancılara arazi satışında resmi makamların verdiği rakamların hiçbir zaman gerçekleri yansıtmadığını belirten Yıldız, şunları kaydetti: “ Ülkemizde kadastro görmeyen yerlerde zilyetçiliğin devri yoluyla, yani muhtarlıkların yaptığı toprak satışı yöntemiyle yabancılara devirler söz konusudur. Bu satışlar da dikkate alındığında bugüne kadar ülkemizde yabancılara satışı yapılan arazi, bina ve dairelerin toplam alanı 1 milyon 814 bin 834 dönümdür”
Özak peşkeşi savundu
Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak, Tapu ve Kadastro 16. Bölge Müdürlüğünün açılışında, yabancılara arsa satışı konusunda hükümetin çok eleştirildiğini, arsa satışının normal olduğunu, ilk arsa satışının da Atatürk zamanında yapıldığını savundu. Bakan Özak, şunları söyledi: “Hükümetimiz yabancılara arsa satışı konusunda çok eleştirildi. Ancak yabancılara arsa satmak çok normal. Mesela bazıları ’Yüzüklerimizi, bileziklerimizi satarız yine de arsa satmayız.’Bakını z ilk arsa satışı Atatürk zamanında başladı ve istisnasız her hükümet zamanında da devam etti. Yalnız İsmet İnönü hükümetleri döneminde 24 bin dönüm arsa satıldı yabancılara. Tayyip Bey zamanında ise satılan arsa 13 bin dönümdür.”
Madenler elden gitti
Türkiye Jeoloji Mühendisleri Odası yetkilileri, 5 Haziran 2004’te TBMM’den geçirilen bir yasayla, yabancı şirketlerin, Doğu Anadolu bölgesine denk gelecek kadar alanın maden arama ve işletme ruhsatını eline geçirdiğini açıkladı. Yabancıların altın çıkarmak için Karadeniz’e akın ettiğini açıklayan uzmanlar, Türkiye’de ortaklıkları da bulunan Rio-Tinto isimli ABD - İngiliz sermayeli uluslararası şirketin 1.4 milyar hektarlık alanda ruhsata sahip olduğunu belirttiler. Araştırmacı yazar Mustafa Çınkı ise, Türkiye’nin maden işletmesi konusunda Afrika’dan daha kötü durumda olduğunu dile getirerek “Türkiye’nin tüm maden sahalarının ruhsatını yaptığım bir hesaba göre 1.3 milyar dolara satın alabilirsiniz. Maden sahalarının yabancılara açılmasının toprak satışlarından hiçbir farkı bulunmamakta. Çünkü adamlar hem yerin altını hem de üstünü elde etmiş oluyorlar” dedi.
Bankacılık sektörüne hakim oldular
Bankacılık sektöründe de hakimiyet yabancıların eline geçti. Özelleştirilmesi planlanan kamu bankalarına, başta büyük Yunan bankaları olmak üzere hep yabancılar talip oldu. Bankacılık sektöründeki yabancı sermayenin payı, Eylül 2006 sonu bilanço verilerine göre İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’ndaki paylar hariç yüzde 26,16 oldu. Önümüzdeki dönemde, Oyakbank ve Halk Bankası’nın tamamının yabancı yatırımcılar tarafından alınması durumunda ise sektördeki yabancı payı 35,86’yı bulacak. Sektördeki toplam 460 milyar YTL tutarında aktifin yaklaşık 120 milyar YTL’lik kısmı yabancı yatırımcıların kontrolünde bulunuyor. Yabancı sermayenin kontrolündeki aktifler içinde en yüksek rakam 23,7 milyar YTL ve yüzde 5,15 pay ile Garanti Bankası’nda bulunuyor. Finansbank’ta 16,8 milyar YTL, Yapı Kredi’de 13,9 milyar YTL olarak belirlendi. Halkbank satılırsa... Bu arada Eylül sonu değerleri esas alınarak, Halk Bankası’nda yapılacak özelleştirmeyi yabancı bir yatırımcının kazanması durumunda, sektördeki aktiflerin yüzde 7,35’ini kontrol edebilecek. Satışı gündemde olan Oyakbank’ın tamamının da yabancılarca alınacağı varsayılırsa, buradan yabancı payına yüzde 2,35 daha geçecek.
Telsim ve Telekom gitti, TEKEL sırada
Yine AKP Hükümeti döneminde birçok kamu kuruluşu da “Babalar gibi satarım” sloganıyla özelleştirildi. Tüpraş, Seka, Petkim, Erdemir, Tekel (İçki bölümü) gibi gibi kurumlar yerli firmalar tarafından satın alınırken stratejik öneme sahip haberleşme sektörü yabancılara emanet edildi. Türk Telekom hisselerinin yüzde 55’i Lübnan asıllı Oger Telecoms’a satıldı. TMSF’nin el koyduğu Uzan grubunun Telsim’i ise, adı Yunanistan’da telekulak skandalına karışan “Vodafone” satıldı. Özelleştirilmesi planlanan TEKEL’in sigara bölümü, THY, boğaz köprüleri ve limanlar gibi bir çok kuruluş da yabancılar tarafından mercek altına alınmış durumda.


Misafir 6 Mart 2007 14:46

Acarİstanbul yine gündeme girmedi

6 Mart, 2007 10:19:00 (TSİ)

http://www.cnnturk.com/images/1.gif
http://www.cnnturk.com/images/turkiye/acarhbr0607.jpg
Beykoz Belediyesi, Acarİstanbul ile ilgili dosyayı gündeme almadı
Danıştay 6'ncı Dairesi'nin, ''Beykoz Belediyesi'nin Acaristanbul'a verdiği yapı ruhsatının iptaline ilişkin yerel mahkeme kararını onama kararı'', Beykoz Belediye Encümeni'nin olağan toplantısında gündeme alınmadı.

Danıştay 6'ncı Dairesi'nin kararı Beykoz Belediyesi'ne 28 Şubat 2007 tarihinde ulaşmıştı.

Beykoz Belediyesi, Belediye Meclisi'nin dün yapılan toplantısında daha önce istifa eden encümen üyesi Zekai Emeç'in yerine Mucip Kopuz'un seçildiğini, yeni üye Kopuz'un isteği üzerine konunun görüşülmesinin sonraki toplantılara bırakıldığını açıkladı.

Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe de, "Beykoz Belediyesi bir encümen üyesinin yerine yeni bir atama yapıldığı için bizden dosyayı incelemek için bir hafta süre istedi" dedi.

"Bundan sonra süreçte bir aksama olmaz" diyen Bakan Pepe, "Konunun uzaması mümkün değil. Belediye Encümeni kararın yeniden mahkemeye götürülmemesi için çok sıkı çalışıyor. Belediye konuyu baştan sona takip ediyor" diye konuştu.

Olayın geçmişi

Mimarlar Odası İstanbul Şubesi'nin İstanbul 3'üncü Bölge İdare Mahkemesi'nde açtığı davanın 9 Nisan 2006 tarihinde Acaristanbul'daki ruhsatların iptali kararıyla sonuçlanması ve Acarlar İnşaat A.Ş.'nin itirazının Danıştay tarafından reddedilmesiyle ilgili süreç devam ediyor.

Beykoz Belediyesi, Danıştayın kararının ardından 18 Aralık 2006 tarihine kadar yaptığı inceleme sonucunda yapı tatil tutanakları tutarak, 4 adedi su basman seviyesinde olan 142 adet yapının ruhsatsız hale geldiğini Acarlar İnşaat A.Ş.'ye bildirmişti.

Tebligatta, resmi işlemlerin en geç 1 aya kadar tamamlanması, aksi takdirde 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 32 ve 42'nci maddeleri uyarınca yıkım ve para cezası uygulanmak üzere dosyanın encümene sevk edileceği belirtilmişti.

Yapıların ruhsatlandırılması için verilen sürenin 18 Ocak 2007 tarihinde bitmesi ve bu sürede ruhsatlandırma yapılmaması sonucu Beykoz Belediye Başkanı Muharrem Ergül, 19 Ocak 2007 Cuma günü dosyayı encümene sevk etmişti.

30 Ocak 2007 günü toplanan encümen, Acaristanbul ruhsatlarının iptaline ilişkin Danıştay'a yapılan temyiz başvurusuna ilişkin nihai kararın beklenmesine ve bu karar gelinceye kadar da dosyanın İmar Müdürlüğüne iadesine karar vermişti.

Ancak, Çevre ve Orman Bakanlığı, encümenin bu kararına itiraz etmişti. Son olarak, Danıştay 6'ncı Dairesi'nin onama kararı, 28 Şubat 2007 tarihinde belediyeye ulaşmıştı.


Misafir 6 Mart 2007 17:25

Bir gül daha soldu http://www.radikal.com.tr/veriler/2007/03/06/gul.gif FOTOĞRAF: DHA
06/03/2007 (332 kişi okudu)
DHA - İZMİR - Güler Badak, elinde 'eski' fotoğrafıyla hasta yatağında poz verirken, aklında iyileşip o güzel günlerine dönmek vardı. Ancak olmadı. 23 Şubat'ta, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde babasından karaciğer nakli yapılan 20 yaşındaki Güler, yaşam savaşını kaybetti. İki buçuk yıl önce karaciğer yetmezliği ve diyabet tanısı konulan genç kız, uygun karaciğer beklerken 60 kilodan 45 kiloya düşmüştü. Organ bulunamayınca son çare olarak, sağ karaciğerinde damar anomalisi olan babanın sol karaciğerinden doku alınmıştı. Ameliyattan sonra çoklu organ yetmezliği ve zatürree gelişen Güler kurtarılamadı.


evo 7 Mart 2007 20:37

TÜRKİYE NÜFUSU EYLÜL'DE 74 MİLYON

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Turkiye/2010/insanlar_6.jpg

ANKARA - Hüseyin Tunçay - Türkiye'nin nüfusu Eylül ayında 74 milyon kişiyi aşacak. Bu yıl ortasında 73 milyon 875 bin kişi olan Türkiye nüfusunun yıl sonunda 74 milyon 320 bin kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor.
AA muhabirinin Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) projeksiyonlarını baz alarak yaptığı hesaplamaya göre, Türkiye'nin en büyük kenti İstanbul'un yıl ortası nüfusu 11 milyon 914 bin kişi olarak hesaplanırken, Ekim ayında İstanbul nüfusunun 12 milyonu aşması bekleniyor.
Her ay yaklaşık 24 bin 500 kişinin eklendiği İstanbul'un yıl sonu nüfusunun ise 12 milyon 61 bin kişi olması bekleniyor.
Başkent Ankara'nın bu yıl ortasında nüfusunun 4 milyon 453 bin kişi olması öngörülürken, 4,5 milyonluk barajı aşması için gelecek yılın Mart ayını beklemesi gerekecek.
Ankara'nın bu yıl sonu nüfusunun yaklaşık 4 milyon 486 bin kişi olacağı tahmin ediliyor.
Bu arada, Türkiye'nin büyük illerinden Bursa'nın yıl ortası nüfusu 2 milyon 466 bin kişiye ulaşacak.
Bu arada, Türkiye'nin nüfusuna her ay Tunceli ili kadar, yani yaklaşık 73 bin kişi ekleniyor.
Türkiye nüfusunun gelecek yıl ortasında 74 milyon 766 bine ulaşması Kasım 2008'de ise 75 milyonu aşması bekleniyor.

a.a


evo 7 Mart 2007 21:27

ADSL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Egitim_Bilim/2010/internet_3.jpg

ANKARA
- Türk Telekomünikasyon A.Ş Genel Müdürü Paul Doany, 1 Nisan 2007 tarihinden geçerli olmak üzere genişbant internet (ADSL) kurulum ücretlerinde yüzde 51, erişim ücretlerinde ise yüzde 6 ile yüzde 55 arasında değişen oranlarda indirime gideceklerini açıkladı.
Doany, gazetecilerle gerçekleştirdiği yemekli toplantıda, ADSL indirimleri hakkında bilgi verdi.
Doany, ADSL talebini karşılamak için bu alanda büyük yatırım yapacaklarını, sabit hatların yüzde 80'inin ADSL hizmeti verebilme kapasitesine erişeceğini kaydetti. Yıl sonu itibariyle kurulu ADSL kapasitesini 6.9 milyon aboneye ulaşacağını belirten Doany, ADSL pazarını büyütmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Paul Doany'nin verdiği bilgiye göre kotalı ADSL erişim ücretlerinde 1024 kbps hızda 9 GB limitli erişim ücretinde yüzde 35, 6 GB limitlide yüzde 25 indirime gidilecek, 3 GB limitli ise 4 GB limite yükseltilecek.
Kotasız erişimde de 2048 kbps hızda yüzde 44, 1024 kbps hızda yüzde 32, 512 kbps hızda yüzde 14 ve 256 kbps hızda yüzde 3 oranında indirime gidilecek.


Misafir 8 Mart 2007 11:04

Bugün ciddi bir virüs haraketi yaşanmaya başlanmıştır . Virüs "Tüm Askeri ve Sivil Personel Maaşlarına Hükümetten % 50 Şok Zam" başlıklı eposta mesajıyla geliyor. Mesaj ekinde maashesap.exe adlı bir program ziplenmiş olarak geliyor ve içerikte yeni maaşınız için çalıştırın yazıyor. Exe'nin çalıştırılmasıyla aşağıdaki uzantılı dosyalar bozuluyor . *.xls,*doc,*.zip,*.jpg,*.asp,*.ppt,*.tif,*.htm*,*.fp5
Administrator yetkili kullanıcılarda ise boot.ini ve ntldr dosyaları bozularak makinanın açılması engelleniyor.Uzmanların açıklamalarına göre ilk incelemeler virüsün Türkiye kaynaklı olduğunu gösteriyormuş, bu yüzden antivirüs yazılımı virüsü hemen yakalamayabilirmiş . Antivirus yazılımlarının olmasına rağmen virüsün ilk etapta tespit edilemediği ve üretici firmaların ancak yarın sabah yeni güncelleme çıkarabilecekleri yine uzmanlarca belirtilmektedir. Gerekli çalışmalar yapılmakla birlikte aşağıdaki öneriler doğrultusunda önlem alınması yerinde olacaktır.
Öneriler:
1. Antivirüsünüzü sürekli güncel tutunuz.
2. Tanımadığınız adreslerden gelen mailler ve eklentileri açmadan siliniz.
3. E-posta yoluyla gelen exe, bat, vbs gibi ekli dosyaları açmadan siliniz.
4. Bilgisayarlarınıza Admin değil standart kullanıcı haklarıyla giriş yapın ız


kompetankedi 8 Mart 2007 11:16

Alıntı:

evo adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 381487)
ADSL ÜCRETLERİNDE İNDİRİM

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Egitim_Bilim/2010/internet_3.jpg

ANKARA
- Türk Telekomünikasyon A.Ş Genel Müdürü Paul Doany, 1 Nisan 2007 tarihinden geçerli olmak üzere genişbant internet (ADSL) kurulum ücretlerinde yüzde 51, erişim ücretlerinde ise yüzde 6 ile yüzde 55 arasında değişen oranlarda indirime gideceklerini açıkladı.
Doany, gazetecilerle gerçekleştirdiği yemekli toplantıda, ADSL indirimleri hakkında bilgi verdi.
Doany, ADSL talebini karşılamak için bu alanda büyük yatırım yapacaklarını, sabit hatların yüzde 80'inin ADSL hizmeti verebilme kapasitesine erişeceğini kaydetti. Yıl sonu itibariyle kurulu ADSL kapasitesini 6.9 milyon aboneye ulaşacağını belirten Doany, ADSL pazarını büyütmeyi hedeflediklerini ifade etti.
Paul Doany'nin verdiği bilgiye göre kotalı ADSL erişim ücretlerinde 1024 kbps hızda 9 GB limitli erişim ücretinde yüzde 35, 6 GB limitlide yüzde 25 indirime gidilecek, 3 GB limitli ise 4 GB limite yükseltilecek.
Kotasız erişimde de 2048 kbps hızda yüzde 44, 1024 kbps hızda yüzde 32, 512 kbps hızda yüzde 14 ve 256 kbps hızda yüzde 3 oranında indirime gidilecek.

2003 yılında ilk ADSL hizmetinin sunulmaya başlandığı günden bu yana ADSL için toplam 300 milyon ABD Doları yatırım yaparak 3 milyondan fazla ADSL müşterisine ulaşan Türk Telekom, 2007 yılı sonunda hanehalkı internet erişimini yüzde 28’e yani 5 milyona çıkarmayı hedefliyor.Bu sayede Türkiye’de internet penetrasyon oranını Avrupa seviyesine taşımayı amaçlayan Türk Telekom, aynı zamanda Türkiye’nin her köşesinde hızlı ve kaliteli internet erişimini sağlamayı planlıyor.

Hedefleri doğrultusunda çeşitli düzenlemeleri hayata geçiren Türk Telekom’un yeni indirimleri ise internet servis sağlayıcılarının müşterilerine uygun fiyatlı hizmet vermesini sağlayacak.

1 Nisan 2007 tarihinde devreye girecek toptan tarife düzenlemeleri aşağıdaki değişiklikleri içeriyor:


·Yeni müşteriler için bağlantı ücretinde %51 indirim
·Veri akış erişimi tarifelerinde %55’e varan indirimler
·Kotasız paketlerin toptan tarifesinde %44’e varan indirimler
·Kotalı paketlerin toptan tarifesinde %35’e varan indirimler
·1024 Kbps 3 GB kotalı paketin kullanım kotasının 4 GB’ye çıkarılması
·Kota aşım ücretlerinde indirimler

Telekom Hizmet Kalitesini ve Hızını Artırıyor


Türk Telekom daha kaliteli ve kesintisiz internet hizmeti vermek amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. 2006 yılı başına oranla arıza giderme süresini üçte birine düşüren Türk Telekom, teknik hizmet kalitesini artırarak, bağlantı sürelerini kısalttı ve çağrı merkezlerinin geliştirilmesiyle hizmet kalitesini artırdı.

Türk Telekom mevcut ADSL altyapısın %74’ünü oluşturan ADSL 2+ teknolojisi ile Avrupa’nın en modern altyapılarından birine sahip. Önümüzdeki dönemde IPTV ve benzeri ileri teknoloji geniş bant servislerini (ses, veri, TV’nin tek ortamda aktarılması) vermeyi hedefleyen Türk Telekom, bu amaçla altyapısını FTTx ve VDSL teknolojilerini kullanarak güçlendiriyor.


MaKaLeLe 8 Mart 2007 13:34



Dünya YouTube yasağını konuşuyor Türkiye’nin YouTube’a erişimi durdurması, dünya basınında geniş yankı buldu.

Atatürk’a hakaret eden bir video görüntüsünün yayınlanmasının ardından Türkiye’nin ünlü video paylaşım sitesi YouTube’a erişimi durdurmasını uluslararası basın kuruluşları “Türkler ve Yunanlar arasında bir sanal savaş yaşandığı" şeklinde değerlendirdi.

DAILY MAIL: “EFSANEVİ LİDERE HAKARET YOUTUBE’U KAPATTIRDI"
İngiliz Daily Mail gazetesi, “YouTube’un ülkenin efsanevi lideri Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden görüntülerin gönderilmesi nedeniyle Türkiye’de yasaklandı" derken, sitede Türk ve Yunan kullanıcılar arasında “sanal bir savaş" yapıldığı ve iki tarafın da karşı tarafı aşağılayan görüntüler gönderdiğini yazdı.

BBC: “TÜRK MAHKEMESİ YOUTUBE’A ERİŞİMİ DURDURDU"
BBC’nin haberinde de oldukça popüler olan ve günlük 70 milyon kullanıcının ziyaret ettiği video paylaşım sitesi YouTube’un Türkiye’de mahkeme kararıyla geçici olarak durdurulduğu ifade edildi. Haberde söz konusu yasağın Atatürk’e hakaret eden görüntüler nedeniyle alındığı hatırlatıldı.

TIMES: “ATATÜRK’E HAKARET EDİLMİŞTİ"
İngiliz Times gazetesine konuşan, Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği’nden bir yetkili, söz konusu siteye erişimin bir mahkeme kararıyla durdurulduğunu hatırlatarak, erişimin engellenmesine neden olan videoda Atatürk’e hakaret edildiği, Türk bayrağı ve Atatürk görüntüleri üzerine İngilizce küfürler yerleştirildiğini söyledi.

FT: “TÜRKİYE YOUTUBE’U KAPATTI"
Financial Times gazetesi de Türkiye’nin en büyük internet servis sağlayıcısının, Atatürk’e hakaret eden görüntüler nedeniyle video-paylaşım sitesi YouTube’a erişimi durdurduğunu yazdı.

TELEGRAPH: “TÜRKLER VE YUNANLAR ÜZERİNDE SANAL SAVAŞTA"
Daily Telegraph gazetesi, Türkler ve Yunanların, YouTube üzerinde sanal bir savaşta olduğunu değerlendirmesinde bulunarak yasağın ardından sitenin görüntüleri kaldırdığını hatırlattı.

“MAHKEME YOUTUBE’A ERİŞİMİ DURDURDU"
International Herald Tribune gazetesi de YouTube’a Türkiye’den girmek isteyen kullanıcıların siteye erişimin mahkeme tarafından durdurulduğu mesajıyla karşılaştığını yazdı.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ PATLAMAYA HAZIR BİR KONU"
Los Angeles Times gazetesinin haberinde, YouTube’a erişimin engellenmesinin temel bir sorun gibi görünmemesine karşın Türkiye’de ifade özgürlüğü konusunun “patlamaya hazır" olduğu belirtilerek, Türkiye’de Türklüğe ve Atatürk’e hakaret etmenin suç olduğu vurgulandı.

“VİDEO SİTEDEN KALDIRILDI"
New York Times gazetesinin haberinde, Türkiye’de YouTube’a erişimin engellenmesine neden olan videonun, ünlü video paylaşım sitesinden kaldırıldığı kaydedildi.


MaKaLeLe 9 Mart 2007 09:21


AŞK,İHANET,MAFYA

Aşk, ihanet, mafya
Gökhan T.’nin birlikte yaşadığı Satıgül S.’den ayrılma girişimi polis operasyonuyla noktalandı.

Altınşehir’de tekstil şirketi bulunan Gökhan T., uzun zamandır Satıgül S. ile birlikte yaşıyordu. İşadamı Gökhan T., ilişkinin sonu olmadığını söyleyerek Satıgül S.’den ayrılmak istedi.
Çakıcı’nın adamı
Ancak Satıgül S., ilk başlarda bu teklifi kabul etmese de mecbur kalınca “40 bin dolar verirsen ayrılırız” dedi. Evli işadamı Gökhan T. de bu parayı vermek istemedi. Parayı alamayacağını anlayan Satıgül S., Üsküdar’da balıkçılık yapan Gökmen Şensu’yu öldürmekten yattığı Çanakkale Yarı Açık Cezaevi’nden geçen yıl firar ederek İstanbul’a gelen Alaattin Çakıcı’nın eski adamı Erkan U.’ile temas kurdu. Erkan U., parayı ödemesi için işadamı Gökhan T.’yi telefonda arayarak ve ölümle tehdit etti. Ancak işadamının tehditlere kulak asmaması üzerine Satıgül S., Erkan U.’ya Gökhan T.’nin kaçırılması talimatını verdi. Ancak uzun süredir aranan firari U.’yu takibe alan polis, Satıgül S. ile olan yakınlığını fark etti. Üç ay süren takip sırasında işadamı Gökhan T.’yi işyerinden çıktığı bir sırada kaçırma hazırlığı yaparken operasyon düzenlendi.
Flash TV’ye silahlı saldırı olayında karıştığı gerekçesiyle bir süre cezaevinde yatan Alaattin Çakıcı’nın eski adamı Erkan U. ve adamları Özcan Ç., Hasan A., Recep Y., Üsküdar ve Ümraniye’deki adreslerinde üç tabancayla yakalandı.
Kaçırtmadım o ortağımdı
GözaltIna alınan Satıgül S.”Benim ortağımdı. Daha önceden perde işi yaptık. Aramızda anlaşmazlık çıktı. Gökhan daha sonra işyerini taşıdı. Ben 40 bin dolar olan alacağımı istedim. Ancak vermedi. Ahmet diye biriyle konuştum. Benim girişimlerim karşılığında Gökhan de Metin K. isimli birini araya soktu. Gökhan’ın Metin K’a. 10 bin YTL verdiğini duydum. Daha sonra Metin K. bana Gökhan’ın borcu olmadığını söyledi. Ben de Hasan A.’dan aramızdaki anlaşmazlığı halletmesini istedim” dediği iddia edildi. Polis, Satıgül S.’nin Alaattin Çakıcı’nın eski adamı Erkan U.’la Hasan A. aracılığıyla bağlantı kurduğu tespit edildi.
Akşam / Devrim TOSUNOĞLU


evo 9 Mart 2007 14:36

PERVARİ'DE ÇATIŞMA: 3 KORUCU ŞEHİT

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Turkiye/2009/asker_2.jpg

PERVARİ
- Siirt'in Pervari ilçesinde çıkan çatışmada 3 korucunun şehit olduğu bildirildi.
Edinilen bilgiye göre, güvenlik güçleriyle terör örgütü PKK mensupları arasında Doğan köyü civarındaki Besta mevkisinde çıkan çatışmada 3 korucu şehit oldu.
Gece saatlerinde çıktığı öğrenilen çatışmada, Doğan köyü korucularından Osman Bulut, Süleyman Bulut ve Salih Bulut şehit oldu.
Şehit köy korucuları için bugün cenaze töreni düzenleneceği bildirildi.
a.a.


mavi_ay 9 Mart 2007 22:43

Youtube'a erişim açıldı...

http://img144.imageshack.us/img144/6531/jbjkghjghjgvhjghjghjfhgfi0.png

İstanbul 1. Sulh Ceza Mahkemesi, Atatürk'e hakaret içeren video görüntülerin kaldırılması halinde, görüntü paylaşım sitesi YouTube'ye erişim yasağının kaldırılması yönünde karar almıştı.

Youtube'ın bu karara uyarak videoları yayından kaldırması üzerine site yeniden erişime açıldı. Telekom da kendisine iletilen karar doğrultusunda YouTube'a ulaşım engelini kaldırdı. Siteye şu anda girilebiliyor.
(İnternet Haber)


Misafir 9 Mart 2007 22:45

İNTERNET REKLAMCILIĞINDA PATLAMA!..
http://www.habernet.net/fotobank2/internet_klavye.jpgGeçen yıl yüzde 20 büyüyen Türk reklam sektörü 3.6 milyar YTL büyüklüğe ulaştı. Pastadan en büyük payı 1.4 milyar YTL ile televizyonlar aldı, internet patlama yaptı:


2006 yılında yüzde 20 büyüyerek 3.6 milyar YTL'lik bir pazara ulaşan Türk reklam sektöründe aslan payı televizyonların oldu. Geçtiğimiz yıl reklam pastasından televizyonlar 1.4 milyar YTL pay kaparken, gazeteler 914, dergiler 106, radyolar 101, sinemalar ise 33 milyon YTL pay aldı. Prodüksiyon ve servis gibi mecra dışı kalemler ise 919 milyon YTL büyüklüğe ulaşırken, tüm sektörün üzerinde bir oranla yüzde 30 büyüme gösteren internet reklam pazarı ise 20 milyon dolarlık büyüklüğe ulaştı.


Reklam yatırımlarının hızlanmasında en büyük etki ise ekonomideki istikrar ve büyümenin yanı sıra, medya sektöründe yaşanan sermaye değişim hareketlerinden kaynaklandı. Reklam pazarının büyümesine en büyük katkı ise inşaat sektörü ile ona bağlı yan sektörlerden geldi.

Reklamcılar Derneği tarafından İstanbul'da gerçekleştirilen Medya Paylaşım Toplantısı'nda sektörün 2006 yılı değerlendirmesinin yanı sıra, 2007'ye ilişkin beklentiler de ele alındı. Son 4 yıldır ard arda yüzde 20'lik büyüme oranını yakalayan reklam sektöründe seçim ekonomisi nedeniyle yavaşlama beklenirken, sektördeki büyümenin yüzde 15'lerle sınırlı kalabileceği tahmini ortaya kondu.


2007'nin bilinmezlikler yılı olduğunu ifade eden Reklamcılar Derneği Başkanı Cem Topçuoğlu, "2007'yi iş dünyasından farklı görmüyoruz. Yaşanacak iki seçime rağmen olumlu beklentiler içindeyiz. Ama sektörün önceki yıllar gibi yüzde 20 büyümesini beklemek iddialı olur. Büyümenin yüzde 15 veya biraz üstünde gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Ama 20'yi geçeceğini düşünmüyoruz" diye konuştu.

2003 yılından itibaren düzenli bir şekilde yıllık yüzde 20'ler seviyesinde büyüyen reklam sektörünün 2006'da 3.6 milyar YTL'ye ulaştığını belirten Topçuoğlu, reklam pastasından en büyük payı ise televizyonların kaptığını söyledi. Türk tüketicisinin günlük 4 saat TV izleme ortalamasıyla ABD'li tüketicilerle birlikte dünya birincisi olduğuna işaret eden Topçuoğlu, bu gerçekten hareketle televizyonların kaptığı reklam payının 1.4 milyar YTL'nin üzerine çıktığını vurguladı.


Artan tematik kanalların, bu oranı özellikle kısa dönemde daha da yukarı çekeceğini belirten Topçuoğlu, "Türkiye pazarında bu kadar tematik kanalın uzun dönemde sürdürülebilir olduğunu düşünmüyorum. Ama kısa dönemde bu kanallardaki artışa bağlı olarak reklam fiyatlarında da yukarı doğru bir gidiş bekliyoruz" dedi.

İnternet ve açıkhava reklamcılığı yükseliyor

Televizyonların ardından gazetelerin 914, dergilerin 106, radyoların ise 101 milyon YTL'lik gelirle reklam pastasından en büyük payı alan mecralar olduğunu ifade eden Topçuoğlu, sektörün çok üzerinde bir oranla büyüyen internet ve açıkhava reklamcılıklarının da önümüzdeki yıllarda önemli mecralar haline geleceğini söyledi.


Topçuoğlu, "2006'da yüzde 30 büyüyen internet reklamcılığı 20 milyon dolarlık bir pazara ulaştı. Aynı şekilde çok hızlı ve sistematik bir şekilde büyüyen açıkhava reklamcılığı da önümüzdeki yıllarda pazarda çok daha önemli mecralar haline gelecek" diye konuştu. Türkiye ile benzer GSMH'ye sahip ülkelerde 50-55 dolar civarında olan kişi başı reklam harcamasının Türkiye'de 18-20 dolar olduğunu belirten Topçuoğlu, "Türk reklam pazarı bu özelliği ile bugünkünün 3 katı potansiyel barındırıyor" dedi.

Türkiye'deki reklamların yüzde 67'sinin somut satış odaklı bilgisel reklamlar olduğunu söyleyen Reklamcılar Derneği Reklamcılık Vakfı Genel Müdürü Ayşegül Molu ise, reklam verenlerin bundan sonra tüketicide marka imajının oturtulmasına yönelik transformasyonel reklamlara ağırlık vermesi gerektiğine işaret etti.


Molu, "Uzun yıllar enflasyon altında ezilen Türkiye'de reklam veren için en önemli konu ürününü bir an önce satmaktı. Bu nedenle satış odaklı bilgisel ve promosyon reklamları öne çıktı. Fakat artık reklam verenler ürün ve markanın içindeki değerleri tüketiciye aktarmalı, imaja yönelik duygusal reklamlara ağırlık vermeli" diye konuştu. Reklamların yüzde 50'sine yakınının kuşak reklam türünde verildiğini belirten Molu, reklamların yüzde 11,8'inde ise ünlü kullanıldığını söyledi.

"KOBİ Okulu" küresel markalar yaratacak

Türkiye'deki KOBİ'lerden küresel markalar yaratılması için harekete geçen Reklamcılar Derneği, "KOBİ Okulu" projesini hayata geçiriyor. İlk etapta İstanbul, İzmir, Gaziantep ve Denizli olmak üzere 4 ildeki KOBİ'leri kapsaması planlanan proje çerçevesinde her yıl 15 KOBİ'nin küresel marka haline getirilmesi için destek verilecek.


Tekstil, moda, dayanıklı tüketim malları gibi sektörlere öncelik tanınacak proje kapsamına alınacak KOBİ'lere finansman, donanım, eğitim, danışmanlık ve tanıtım desteği sağlanacak. Birleşmiş Milletler ortaklığında yürütülecek projede bir finansman ortağının yanı sıra yayın ve yazılım ortakları da bulunacak. Proje ile markalaşma sürecinde KOBİ'lerde bir dönüşüm yaratmayı amaçladıklarını söyleyen Topçuoğlu, Türkiye'de girişimcilik alanında gösterilen cesareti tanıtım ve markalaşma sürecine de yaymak istediklerini söyledi


evo 10 Mart 2007 03:38

RUMLAR, LOKMACI DUVARINI YIKTI

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Dunya/2010/lokmaci_barikati_yikiliyor.jpg

LEFKOŞA
- Kıbrıs Rum Yönetimi, 1,5 yıldır çeşitli bahanelerle yıkmadığı ve ani bir kararla yıkımına başladığı Lokmacı Barikatı'nın Rum tarafındaki duvarı tamamen yıktı. Duvarı yıkmaya önceki gece saat 23.00 dolaylarında başlayan Rum yönetimi, yıkım işlemini saat 02.00 civarında tamamladı. Yıkılan duvarın parçaları, kepçeyle kamyonlara yüklenerek bölgeden uzaklaştırıldı. Brüksel'de bulunan Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, duvarı yıkma kararını 15 gün önce BM yetkilileriyle yaptıkları görüşmede aldıklarını bildirdi. Papadopulos, "Bu duvarı kaldırdık, ama bu, kapının açılması için yeterli bir adım değil. Bölgede tehlikeli binalar, askerler ve mayınlar var. Önce bunlar halledilmeli" dedi. Rum yönetimi sözcüsü Hristodulos Paşardis, duvarın yıkılmasının kapının açılacağı anlamına gelmediğini söyledi.
Duvarın yıkım çalışmalarını bir süre yerinde izleyen Paşardis, "bir iyi niyet girişimi olarak duvarın yıkılmaya başlandığını, ancak bunun kapının karşılıklı geçişlere açılacağı anlamı taşımadığını" söyledi.

KKTC, DUVARIN YIKILMASINDAN MEMMUN

LEFKOŞA - Kıbrıs Rum yönetiminin Lefkoşa'daki Lokmacı Barikatı'nın Rum tarafındaki duvarı gece yarısı apar topar yıkması, sürpriz bir gelişme olarak değerlendirildi ve Türk tarafının diplomatik girişimlerinin sonucu olarak yorumlandı.
Duvarın yıkılması Türk tarafında memnuniyetle karşılandı. KKTC dışında bulunan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Başbakan Ferdi Sabit Soyer olaydan duydukları memnuniyeti dile getirdiler.
Rum tarafının duvarı yıkmasında, Türk tarafının girişimlerinin ve AB yetkililerinin telkinlerinin önemli rol oynadığı belirtilirken, Ledra Caddesi'nin (Lokmacı Barikatı) geçişlere ne zaman açılacağı konusundaki belirsizlik ise sürüyor.

a.a.


MaKaLeLe 10 Mart 2007 12:06

Savaş Sürüyor...
Türk-Yunan savaşı sürüyor Sanal alemde ATA'ya hakaret ile başlayan Türk-Yunan savaşı tam gaz sürüyor. Türk hacker grubu 100'e yakın Yunan sitesine saldırdı.


Atatürk'e hakaretleri içeren bir video görüntüsünün Yunan bir kullanıcı tarafından YouTube'a yüklenmesiyle alevlenen Türk-Yunan sanal savaşı diğer sitelere sıçradı. Bir Türk hacker grubu 100'e yakın Yunan sitesine saldırdı.

Kendilerini "1923 Türk Grup" olarak adlandıran bir sanal korsan grubu, 100'e yakın Yunan sitesine saldırarak, YouTube'a konulan videoyu protesto etti.

SİTELER ÇÖKTÜ

Sitenin ana sayfasına, Atatürk'ün Yeniçeri kıyafetiyle bir fotoğrafını ve dürbününde Yunan bayrağı olan bir keskin nişancı fotoğrafı koyan grup, ele geçirdikleri sitelerin ana sayfalarına da İngilizce olarak, "YouTube'da bir şey gördük ve dünyanın en büyük lideri olan Mustafa Kemal Atatürk'ü öğrenmeniz gerektiğine karar verdik. Her hata bir derstir ve derslerle hatalar asla bitmez. Asla unutma. Bir Türk dünyaya bedeldir" notunu düştü. Siteye ayrıca Türkçe olarak da "20 Temmuz 1974 ve 9 Eylül 1922 tarihinde yaşadıklarınızın kinini, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ten çıkarmak istemeniz pek aşikardir... Bu sizin kanınızda mevcuttur, bu nedenle sizin elinizden gelen de bu kadardır, ama unutmayın ki bu millet sizin kadar ş... değil, Türk milleti hiç bir devletin liderine ş... yapmaz. Bundan sonra Türk milletine yapacağınız her hangi bir saygısızlık sonucu 1923 Türk Grup olarak Azrailiniz olmaya devam edeceğiz. Atamıza yapmış olduğunuz bu saygısızlıktan dolayı sisteminize el konulmuştur" ifadeleri yazıldı.

(ANKA)



Misafir 10 Mart 2007 14:18

Kadın vekile Dolapdere'de kapkaç

http://www.vatanim.com.tr/pics/news/112316000.jpg
CHP’li Zeynep Damla Güler’in çantası İstanbul Dolapdere’de cipinin camını bujiyle kıran iki kişi tarafından çalındı

http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif
10.03.2007

Kapkaççılar ’dokunulmazlık’ dinlemedi. İstanbul sokaklarında neredeyse her gün yaşanan kapkaç olaylarının son mağduru İstanbul CHP Milletvekili Zeynep Damla Gürel oldu. İki çocuk annesi Gürel, Teşvikiye’de bir toplantıya giderken, 34 UD 7913 plakalı Toyota marka cipiyle Dolapdere Mahmutağa Yokuşu Sokak ile Ali Kabuli Caddesi’nin kesiştiği yerde trafik ışıklarında durdu. Bu sırada otomobilin yanına kimlikleri henüz belirlenemeyen 25-30 yaşlarında iki kişi yanaştı. Biri otomobilinin önüne geçerken, diğeri elindeki bujiyle otomobilin camını kırdı.

Kapkaççılara direndi
Kapkaççılardan biri Zeynep Damla Gürel’in kucağında bulunan çantayı almaya çalıştı. Uzun süre çantası vermemek için direnen milletvekili Gürel, önünde, sağında ve solunda otomobil olduğu için kaçamadı. Gürel’in çantasını alan kapkaççılar kaçarak izlerini kaybettirdi.

400 YTL’si gitti
Çantasında 400 YTL ile kredi kartları, bilgi ve telefon rehberinin bulunduğu öğrenilen Gürel, telefon rehberinin ve ajandanın kendisi için önemli olduğunu söyledi. Olaydan sonra Kasımpaşa Polis Merkezi’ne giderek şikayette bulunan kadın vekil, yaşadığı şoku şöyle anlattı: “İlk kez başıma geliyor. Aynı yerde 50’ye yakın kapkaç olmuş. “

Çok korktum
“İnsan İstanbul milletvekili olunca kendisini İstanbul’dan sorumlu hissediyor. Çok korktum. İstanbul başıboş, kimse üzerine düşeni yapmıyor. Her seferinde İstanbul’u gündeme getirdik ancak iktidarın üzerine düşeni yaptığına inanmıyorum.”
Haber: Oktay YILDIRIM


asla_asla_deme 10 Mart 2007 15:08

2 santimetrelik mucize robot!
Japon uzmanlar insan vücudunda dolaşarak hastalıklara ve yaralara yerinde müdahale edebilen bir robot geliştirdihttp://www.haberturk.com/kuturesim/robotmuc.jpg

Japon Ritsumeikan Üniversitesi uzmanları, insan vücudunda dolaşarak hastalıklara ve yaralara “yerinde” müdahale edebilen bir robot geliştirdi. 2 santimetre uzunluğunda ve 1 santimetre çapında olan robot, küçük bir böceği andırıyor. Özel sensörleri sayesinde, özellikle kanserli hücrelerin yerini belirleyen 5 gram ağırlığındaki robot, kamerasıyla da doktorlara vücudun içinden anında görüntü geçebiliyor. Küçük bir operasyonla deri altına yerleştiriliyor ve kanserli hücrelere direkt olarak ilaç da salgılıyor. Şu anda deneme aşamasında olan robot, bir kaç yıl içinde hasta üzerinde kullanılmaya başlanacak.
VATAN


evo 11 Mart 2007 02:01

GÖLBAŞI, KIZILIRMAK'TAN SU BEKLİYOR

http://www.aa.com.tr/images/stories/KATEGORILER/Bilim_Cevre_Saglik/2010/mogan_golu.jpg

ANKARA
- Ankara'nın Gölbaşı İlçe Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hulisi Gürpınar, Kızılırmak Nehri'nin Ankara'yı susuzluktan, Mogan ve Eymir göllerini ise bataklıktan kurtarabileceğini söyledi.
Gürpınar, Büyükşehir Belediyesinin Kızılırmak'tan su getirme projesi bulunduğunu belirterek, bu projenin bir an önce hayata geçirilmesini istediklerini ifade etti.
Azerbaycan'ın başkenti Bakü'den Türkiye'ye binlerce kilometrelik döşenen boru hattıyla petrol getirildiğine dikkati çeken Gürpınar, şunları kaydetti:
''Bakü'den petrol getirilirken, neden 80 kilometre ötedeki bir nehirden su getirilemesin? Kızılırmak Nehri'nden gelecek su, Ankara'yı susuzluktan, Mogan ve Eymir göllerini ise bataklıktan kurtaracak.''
Gölbaşı İlçesi Koruma Geliştirme ve Turizm Dernek Başkanı Doğan Çağatay da, su kaynaklarının boşuna tüketilmemesi gerektiğini ifade etti.
Mogan Gölü'nde su seviyesinin, bu yıl içinde 1.5 metre düştüğüne işaret eden Çağatay, ''Böyle giderse Mogan Gölü 5 yıl içinde bataklığa dönüşecek. Oysa Kızılırmak Nehri'nden getirilecek su, hem Ankara'ya, hem de bu göle can verecek'' diye konuştu.

a.a.


Misafir 11 Mart 2007 08:13

İlaç soruşturması: 50 kişi gözaltında

10 Mart, 2007 22:36:00 (TSİ)

http://www.cnnturk.com/images/1.gif
http://www.cnnturk.com/images/TURKIYE/ILACOP1003HBR.jpg
İlaç soruşturması devam ediyor
Kullanım süreleri geçen ilaçların kutularını değiştirerek tekrar piyasaya sürdükleri iddia edilen şebeke ile ilgili soruşturma sürüyor. Olayla ilgili olarak gözaltına alınanların sayısı 50'ye ulaştı.

Operasyonlar, aralarında İstanbul'un da bulunduğu beş ayrı ilde eş zamanlı düzenlendi.

Polis şebekeye ait olduğu tespit edilen 15 ayrı depoya baskın yaptı. Operasyonlarda, üç TIR dolusu ilaç ele geçirildi.

Şebeke elemanlarının, tarihi geçen ilaçlara yeniden etiket düzenledikleri, sahte kutularla ithal ilaç gibi pazarladıkları belirlendi.

İlaçların, eczanelere ve bazı ecza depolarına normal fiyatların çok altında pazarlandığı da tespit edildi.

Şebekenin son 6 ay içerisinde 10 milyon dolarlık vurgun yaptığı öğrenildi.

Gözaltına alınanlar arasında ecza deposu sahipleri ve bazı ilaç dağıtım firması yetkilileri de bulunuyor.


Pollyanna 11 Mart 2007 13:16

Telekom yeni ADSL tarifelerini açıkladı
07 Mart 2007 Çarşamba
TT Genel Müdürü Paul Doany,1 Nisan 2007 tarihinden geçerli olacak yeni indirimli tarifeleri açıkladı
Genel Müdür Paul Doany'nin açıklamalarına göre, kotalı ADSL kullanım ücretlerinde, 1024 kbps hızda 9 GB limitli erişim ücretinde %35, 6 GB kota limitlide %25 indirim uygulanacak, 3 GB limitli ise artık 4 GB'a yükselecek.

Sınırsız adsl de ise durum şöyle : 2048 kbps hızda %44, 1024 kbps hızda %32, 512 kbps hızda %14 ve 256 kbps hızda %3 oranında ucuzlayacak.

Bu durumda ise kesinleşmeyen ortalama fiyatlar şu şekilde olacak :

Kotalı Erişim
1024 kbps hızda 9 GB - 45YTL
1024 kbps hızda 6 GB - 37YTL
1024 kbps hızda 4 GB - 29YTL

Sınırsız Erişim
256 kbps hızda - 37YTL
512 kbps hızda - 77YTL
1024 kbps hızda - 95YTL
2048 kbps hızda - 128YTL

Kurulum Ücreti : 29YTL


Pollyanna 11 Mart 2007 21:18

TÜRK TELEKOM'DAN INTERNET SERVİS SAĞLAYICILARINA PROMOSYON

Şirketimizle yaptığı sözleşme kapsamında ADSL hizmeti sunan tüm Internet Servis Sağlayıcılara 1 Şubat – 30 Nisan 2007 tarihleri arasında yapacakları abonelikler için, aboneliğin 24 ay boyunca sürmesi koşuluyla 24. aya ait kullanım ücreti (varsa kota aşım ücreti dahil olmak üzere) alınmayacaktır. Uygulama kapsamında Internet Servis Sağlayıcı tarafından yapılan aboneliklerin 24 aylık süre dolmadan sona ermesi halinde söz konusu promosyon uygulanmayacaktır.
Bu indirimli uygulamadan yararlanmak isteyen Internet Servis Sağlayıcıların Şirketimize başvurmaları gerekmektedir.


AL-SAT METODU İLE ADSL INTERNET ERİŞİMİ HİZMETİNDE UYGULAMADEĞİŞİKLİĞİ

Al-Sat metodu ile ADSL hizmeti sunan veya sunacak tüm Servis Sağlayıcılar için hazırlanmış sözleşme üzerinde değişikliğe gidilmiştir.

Buna göre sözleşmede yer alan

· Bölgesel dağılım oranı port miktarı 10.000'in altında kalan ISS'ler için uygulanmayacaktır. Port miktarı 10.000 ve üzerinde olduğu taktirde bölgesel dağılım göz önünde bulundurulacaktır.

·Tahsis edilen portlar ile ilgili olarak istenen teminat mektubu veya nakit para, port miktarı 10.000'in altında kalan ISS'lerden talep edilmeyecektir. Port miktarı 10.000 ve üzerinde olduğu taktirde toplam port miktarı için teminat mektubu uygulamasına geçilecektir.

31.05.2006 tarihinde bildiriminde bulunduğumuz sözleşmeyi imzalayan ISS'ler ile ek protokol imzalanarak, imzalamayan ISS'ler ile de sözkonusu değişiklikler ile revize edilmiş yeni sözleşme imzalanarak uygulamaya geçilecektir.





ADSL KULLANICILARININ MODEM DEĞİŞİKLİKLERİNDE DİKKAT ETMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Bilindiği üzere ADSL erişimi sağlanmak üzere siz müşterilerimizin kullanmakta oldukları ADSL modemleri üzerinde sizler tarafından kullanıcı adı ve şifre tanımlanması yapılmaktadır. Kullanmış olduğunuz ve üzerinde kullanıcı adı ve şifrelerinizin tanımlı bulunduğu modemlerinizi resetlemeden veya modem ayarlarınızı fabrika ayarlarına çevirmeden ikinci el piyasasında satmanız halinde, size ait olan bu kullanıcı kimlikleri ile başkalarının internete erişebilmesinin mümkün olması nedeniyle siz müşterilemiz hukuki olarak sorumlu duruma düşebilirsiniz. Ayrıca bu durum özellikle limitli ADSL abonelikleri için fazla ücret tahakkuk edilmesine yol açabilir. Bu nedenle kullanıcı kimliklerinizi modemleriniz üzerinden silmeden yada modem ayarlarınızı fabrika ayralarına çekmeden kullanılmış modemlerinizi başkalarına satmamanız/vermemeniz gerekmektedir.



TÜRK TELEKOM ADINA GÖNDERİLEN KÖTÜ AMAÇLI ELEKTRONİK POSTALAR

Şirketimizin adı kullanılarak ve Şirketimiz tarafından gönderilmiş gibi gösterilerek müşterilerimize kendi msn adres ve şifrelerinin ttnet@hotmail.com vs. gibi adreslere gönderilmesinin gerektiği ve gönderilmemesi durumunda ise suç işlemiş sayılacaklarını belirten elektronik postalar gönderildiği tespit edilmiştir.

Şirketimiz tarafından siz sayın müşterilerimize böyle bir elektronik posta gönderilmemektedir. Bu nedenle siz müşterilerimizin mağdur olmaması ve kendi güvenliğinizin sağlanabilmesi için bu gibi elektronik postalara cevap verilmemesi önemle duyurulur.



MANYETİK KARTLI ANKESÖRLÜ TELEFONLARDA KULLANILAN MANYETİK TELEFON KARTLARINI 30 MART 2007 TARİHİNE KADAR İADE EDEBİLİRSİNİZ

Şirketimizce işletilmekte olan Ankesör Şebekesinde hizmette olan Manyetik Kartlı Telefon Makinelerinin tamamı Haziran 2006 tarihi itibariyle hizmet dışı bırakılarak yerlerine günümüz teknolojisine uygun Smart Kartlı Telefon Makineleri tesis edilmiştir.

Müşterilerimizin ellerinde bulunan manyetik telefon kartları 30 Mart 2007 tarihine kadar Telekom Müdürlüklerine iade edilebilecektir.

Türk Telekom, Dünya Ekonomik Forumu'nun Toplantı Destekçisi oldu

Türk Telekom, 23-24 Kasım tarihlerinde dünya liderlerini ve üst düzey yöneticilerini İstanbul'da bir araya getiren Dünya Ekonomik Forumu'nun iletişim altyapısı için kurulum desteği sağlıyor.
Türk Telekom, global ve bölgesel gündemi belirleyen ve dünyanın liderlerini bir araya getiren "Dünya Ekonomik Forumu'"nun toplantı destekçisi ("Roundtable Supporter") oldu. Türk Telekom, ayrıca 23-24 Kasım tarihlerinde İstanbul Çırağan Palace Kempinsky'de gerçekleştirilen forum için, toplantının gerçekleştiği mekandaki tüm iletişim ihtiyaçları için altyapı kurulum desteği sağlıyor.

1971'de Cenevre'de siyaset ve kar amacı olmaksızın kurulan, dünyanın gelişimini amaçlayan uluslararası bir organizasyon olan "Dünya Ekonomik Forumu" bu defa Türkiye'nin ev sahipliğinde toplanıyor. 250 üst düzey yöneticinin katıldığı forumda AB'ye giriş, ülkemizin jeopolitik rolü, rekabet, iş fırsatları ve kültürlerarası diyalog gibi ana başlıklar etrafında oturumlar düzenlenecek.



146 çevirmeli ağ (dial up) internet erişim servisi


Türk Telekom tarafından sunulmakta olan ve herhangi bir internet erişim aboneliği gerektirmeyen "146" çevirmeli ağ (dial up) internet erişim servisi, 19.06.2006 tarih ve 2006/TK-08/393 sayılı Telekomünikasyon Kurulu Kararı gereğince 13 Ekim 2006 tarihinden itibaren Türk Telekom tarafından sunulmamakta olup, bu tarihten itibaren "146" çevirmeli ağ (dial up) internet erişim servisi hiçbir kesintiye uğramaksızın geçici olarak TTNET A.Ş. tarafından verilecektir.

Bu hizmetle ilgili olarak yeni bir gelişme olması halinde web sitemizde tekrar duyurulacaktır. Bilgi edinilmesini rica ederiz.



Türk Telekom Referans Yerel Ağa Erişim Teklifi
"Türk Telekom Referans Yerel Ağa Erişim Teklifi" (REYET) taslağı, Telekomünikasyon Kurumuna sunulmuş olup, söz konusu taslak Kurumun internet sitesinde kamuoyu görüşlerinin alınmasını teminen yayımlanmıştır. Bu kapsamda yayımlanan taslağa görüş bildiren İşletmecilerden alınan görüşler ile Telekomünikasyon Kurumunun değerlendirmeleri Şirketimize iletilmiştir.

Söz konusu görüş ve değerlendirmeler ele alınarak gerekli çalışmalar Şirketimiz dâhilinde yürütülmektedir. Sürecin daha sağlıklı yürümesi açısından çalışmalar esnasında İşletmecilerin de görüşlerinin alınmasına karar verilmiştir. Konuyla ilgili olarak Şirketimize görüşlerini bildirmek isteyen işletmecilerin, Şirketimize müracaat etmelerini müteakip kararlaştırılacak toplantı tarihinde konuyla ilgili görüşleri değerlendirilecektir.



126 Kablo TV Arıza Tarife Değişikliği

126 Kablo TV Arıza Özel Servis numarasına doğru yapılan aramalar, bu özel servis numarasının Türksat A.Ş. 'ye devri sonucunda 01.03.2006 tarihinden itibaren,

· Normal saatlerde (pazartesi-cumartesi günleri saat
(08:00-20:00 arası) 60 saniyede bir kontör,

· İndirimli saatlerde ise (Pazartesi - Cumartesi günleri saat 20:00-08:00 arası, Cumartesi 20:00'den Pazartesi saat 08:00'a ve resmi tatil günleri) 120 saniyede bir kontör atışına göre,

Ücretlendirilecektir.




G.SHDSL VERİ AKIŞ ERİŞİMİ

Şirketimizin İnternet Servis Sağlayıcılara yönelik G.SHDSL Veri Akış Erişimi tarifeleri Telekomünikasyon Kurumu tarafından onaylanmış olup tarifeler aşağıda belirtilmiştir.


G.SHDSL VERİ AKIŞ ERİŞİMİ TARİFESİHızı (Kbit)Bağlantı ÜcretiAylık Ücret (YTL)128
Telekomünikasyon
Kurumu'nun
02.06.2005 gün ve
329 sayılı Kurul
Kararı ile onaylanan
Bağlantı/Nakil
ücretleri
uygulanacaktır.
66,88256105,07512168,321024273,502048446,13




Fiyatlara %18 KDV , %15 Özel İletişim Vergisi (ÖİV) dahildir.



Türk Telekom Tesislerinde Ortak Yerleşim ile Kule Kullanımında Uygulanacak Usül, Esas ve Ücretler'e ilişkin bilgiler için tıklayınız.



KABLO TV ABONELERİNİN DİKKATİNE


18 Mayıs 2005 tarihinde "Türk Telekomünikasyon A.Ş. ile Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş. arasında 5335 Sayılı Kanun'a Dayanan Ana Devir Protokolü imzalanmıştır.

Bu çerçevede;

Kablo TV sistem ve hizmetleri ile ilgili tüm konular 1 Temmuz 2005 tarihi itibariyle Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş. tarafından yürütülecektir.

1 Temmuz/31 Temmuz 2005 döneminden itibaren aylık Kablo TV faturaları Türksat A.Ş. adına düzenlenecektir.

Türk Telekom tarafından Kablo TV müşterilerine verilmekte olan, Abone Kabul, Fatura Tahsilatı, 126 Arıza Kayıt, 444 0 126 Danışma Servisi vb. hizmetler Türksat A.Ş. adına Türk Telekom tarafından verilmeye devam edilecektir.


MODEM AKREDİTASYON
Türk Telekomünikasyon A.Ş. tarafından verilen ADSL İnternet erişim hizmeti için kullanılacak ADSL modemlere belirlenen kriterleri taşımaları koşuluyla Türk Telekomünikasyon A.Ş. ve ADSL Çözüm Ortağı Firmalar tarafından Kurulum Hizmeti verilecektir.

Ürettikleri ya da ithal ettikleri modemlere " Kurulum Hizmeti almak isteyen firmalar Kurulum Hizmeti Verilecek ADSL Modemler İçin Esaslar"da belirtilen şartlara uygun olarak her bir modem için hazırladıkları dosya ve numune modem ile birlikte Türk Telekomünikasyon A.Ş. Turgut Özal Bulvarı Bilişim Ağları Dairesi Başkanlığı 06103 Aydınlıkevler / ANKARA adresine başvuruda bulunacaklardır. Başvuruda bulunmak için herhangi bir süre kısıtlaması yoktur.

Ancak Türk Telekomünikasyon A.Ş., gerekli görmesi durumunda ve haklı gerekçelerin varlığı halinde destek hizmetininin süresini değiştirebilir veya tamamen kaldırabilir. Başvuruların şekli ve içeriği Kurulum Hizmeti Verilecek ADSL Modemler İçin Esaslara uygun şekilde gerçekleştirilecektir.

Dosyalar Türk Telekomünikasyon A.Ş. Bilişim Ağları Dairesi Başkanlığı adresine elden teslim edilebileceği gibi, aynı adrese iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilir.


asla_asla_deme 12 Mart 2007 01:09

Kredikartında yeni dönem
Yeni
kredi kartı tasarısı yürürlükte.. Peki kredi kartı sahiplerini neler bekliyor?01 Mart 2006 11:02

Kredi kartı kullanımını yeni esaslara bağlayan ''Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'' bugünkü Resmi Gazete'de yayımlanarak, yürürlüğe girdi.

Kanuna göre, Kartlı sistem kurmak, kart çıkarmak, üye işyerleriyle anlaşma yapmak, bilgi alışverişi, takas ve mahsuplaşma faaliyetinde bulunmak isteyen kuruluşlar, Bankacılık Denetleme ve Düzenleme Kurulu'ndan (BDDK) izin alacak. Merkezi yurtdışında bulunan kartlı sistem kuruluşlarının, Türkiye'de şube ya da
kredi kartı sistemi kurmamak, kart çıkarmamak ve üye işyeri anlaşması yapmamak kaydıyla temsilcilik açmaları, BDDK'nın iznine tabi olacak.

KURULUŞLARIN YÜKÜMLÜLÜKLERİ


Kart çıkaran kuruluşlar, talepte bulunmayan veya sözleşme imzalamayan kişiler adına hiçbir şekilde kart veremeyecek. Bu kuruluşlarca genel müdürlük veya şube haricinde
kredi kartı talebi toplanabilecek yerler, BDDK'nın uygun görüşü alınarak, Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliği tarafından müşterek belirlenecek.

Asgari tutarın,
son ödeme tarihini takip eden 3 ay içinde ödenmemesi durumunda, kart hamiline yapılacak bildirimden itibaren bir aylık sürede bu tutarın ödenmemesi ya da banka kartı ile kredi kartı kullanımından dolayı adli cezaların uygulanması halinde, ilgili kart çıkaran kuruluşlarca kart hamiline verilen kredi kartları iptal edilecek ve borcun tamamı ödeninceye kadar yeni kredi kartı düzenlenemeyecek.

KREDİ KARTI LİMİTİ

Kart çıkaran kuruluşlar,
kredi kartı almak isteyenlerin yasaklılık veya engel durumu, ekonomik ve sosyal durumu, aylık veya yıllık ortalama geliri, diğer kart çıkaran kuruluşlarca bu kişilere tahsis edilen kredi kartı limiti, bir model veya skorlama sistemi sonuçları, müşteri tanı ilkeleri ile temin edilecek bilgileri dikkate alarak, yapacakları değerlendirmeye istinaden kullanım limiti tespit etmek zorunda olacak.

Kuruluşlar, kart hamilleri talep etmedikçe
kredi kartı limitlerini artıramayacaklar.

Kart hamillerinin harcamalarıyla kart limitlerini aşmaları halinde, aşılan miktara, işlem tarihi ile ödeme tarihi arasındaki süre için akdi faizden başka herhangi bir ücret talep edilemeyecek.

Kart çıkaran kuruluşlar tarafından bir gerçek kişinin sahip olduğu tüm
kredi kartları için tanınacak toplam kredi kartı limiti, ilk yıl için aylık ortalama net gelirin 2 katını, ikinci yıl içinse 4 katını aşamayacak.

Bu hükmün uygulanmasında bin YTL'ye kadar limitler hariç olmak üzere, aylık veya yıllık ortalama gelir düzeyi, kart hamili tarafından beyan edilen ve ilgili kuruluşlarca teyit edilen gelirler üzerinden hesaplanacak.

Kart sahibinin talebi üzerine, üçüncü kişiler adına asıl karta bağlı ve asıl kart limitini aşmamak kaydı ile ek
kredi kartı düzenlenebilecek.

HESAP ÖZETİ

BDDK tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde,
kredi kartı hesap özeti düzenlenmesi, yazılı veya kart hamilinin talebi üzerine elektronik ortam veya başka etkin yollarla bildirilmesi zorunlu olacak.

Kart çıkaran kuruluşlar, kart ve ek kart hamillerinin kart kullanımıyla ilgili yapacakları şikayet ve itiraz başvurularını, başvuru tarihinden itibaren 20 gün içinde hamilin başvuru yöntemi kullanılarak ve gerekçeli bir şekilde cevaplandırmak zorunda olacak.

Kredi kartıyla yapılan işlemlere, son ödeme tarihinden itibaren 10 gün içinde, kart çıkaran kuruluşa başvurmak suretiyle itiraz edilebilecek. Kredi kartı hamili, başvuruda hesap özetinin hangi unsurlarına itiraz ettiğini, gerekçesiyle belirtecek. Süresi içinde itiraz edilmeyen hesap özeti kesinleşecek. Hesap özetinin kesinleşmesi, genel hükümlere göre dava hakkını ortadan kaldırmayacak.

KARTIN SİGORTALANMASI

Kartın ya da şifrelerin kaybolması veya çalınması halinde kart sahibi, yapacağı bildirimden önceki 24 saat içinde gerçekleşen hukuka aykırı kullanımdan doğan zararlardan 150 YTL ile sınırlı olmak üzere sorumlu olacak. Hukuka aykırı kullanımın, hamilin ağır ihmaline veya kastına dayanması veya bildirimin yapılmaması halinde bu sınır uygulanmayacak.

Kart çıkaran kuruluş; yapılacak talep ve ilgili sigorta prim bedelinin ödenmesi koşuluyla kart hamilinin 150 YTL tutarındaki sorumluluğunun sigortalanmasını sağlamakla yükümlü bulunacak.

KART SAHİPLERİNİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ

Kartın imza hanesi, kart sahibi tarafından imzalanacak. Üye işyerinin talep etmesi durumunda kart hamili, kartın kullanımı sırasında kimlik belgesi ibraz edecek.

Harcama belgesi düzenlenmeksizin çeşitli iletişim araçları veya sipariş formu vasıtasıyla yapılan mal ve hizmet alımlarındaki hukuka aykırı kullanımlardan kaynaklanan zararlardan kart sahibi sorumlu tutulamayacak.

Üye işyerleri, kart hamillerinin yapmış oldukları mal ve hizmet alımlarının bedelini, banka kartı ya da
kredi kartıyla ödeme taleplerini kabul edecek. Bu zorunluluk, indirim dönemlerinde de geçerli olacak.

Üye işyerleri, kart hamilinden, kartın kullanılması dolayısıyla komisyon veya benzeri bir isim altında ilave ödemede bulunmasını isteyemeyecek. Buna aykırı davranılması halinde, üye işyeri anlaşması yapan kuruluşlar tarafından, üye işyeri sözleşmesi feshedilecek ve bir yıl süreyle yeni bir sözleşme yapılamayacak.

Aynı kart ile aynı ödeme işlemi için birden fazla harcama belgesi düzenlenemeyecek.

SÖZLEŞME DEĞİŞİKLİKLERİ

Kart çıkaran kuruluşlar ile kart hamilleri arasında sözleşme imzalanacak. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımı hakkında, kart hamiline ayrıntılı bilgi verilecek. Sözleşmeler, 12 punto büyüklüğünde ve siyah harflerle yazılacak.

Sözleşmede belirtilen asgari tutar,
dönem borcunun yüzde 20'sinden aşağı olamayacak. Ancak bu oran, yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay süreyle yüzde 10 olarak uygulanacak.

Hesap özetinde yer alan asgari ödeme tutarı
son ödeme tarihinde ödenmediği takdirde, kart hamili ödenmeyen tutar için sözleşmede öngörülen gecikme faizi dışında bir yükümlülük altına sokulmayacak.

FAİZ HESABI

Dönem borcunun bir kısmının ödenmesi halinde, kalan hesap bakiyesi üzerinden faiz hesaplanacak. Kalan hesap bakiyesine, asgari tutar ve üzerinde ödeme yapılması durumunda akdi faiz, asgari tutarın altında ödeme yapılması durumunda ise gecikme faizi uygulanacak. Temerrüt hali de dahil olmak üzere kart uygulamasından doğan borçlarda bileşik faiz uygulanmayacak.

GECİKME FAİZLERİ

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, azami akdi ve gecikme faiz oranlarını tespit etmeye yetkili olacak ve belirlediği oranları üç ayda bir açıklayacak.
Kredi kartı borçlusuna kefil olandan, tüm yollar denenmeden borcun tahsili talep edilemeyecek.

MEVCUT BORÇLULARA ÖDEME KOLAYLIĞI


Bugün itibarıyla, kendisine
dönem sonu borcunun ödenmesi için ihtar çekilmiş veya haklarında icra takibi başlatılmış ya da 31 Ocak 2006 tarihine kadar temerrüde düşmüş olan kart borçluları, 60 gün içerisinde kredi kartı veren kuruluşa veya avukatına yazılı olarak başvuracak.

Borçlu, borcunu taksitle ödemek istediğini beyan etmesi, düzenlenecek ödeme planını imzalaması ve ilk taksitini de peşin vermesi şartıyla, kendisine bildirilen
sondönem borcu tamamen tahsil edilinceye kadar, yıllık yüzde 18 faiz oranı uygulanarak, borcunu 18 eşit taksitte ödeyebilecek.

Temerrüt tarihindeki ana para borcu, kart çıkaran kuruluş tarafından kart hamiline o tarihte gönderilen
sondönem borcunda belirtilen toplam borç tutarı olacak.

Kredi kartı borçlularının başvurması halinde ve yapılan ödeme planı doğrultusunda taksit tutarlarını ödemesi ve yapılmış işlemler kalmak kaydıyla icra işlemleri durdurulacak.

Taksitlerden herhangi birinin vadesinde ödenmemesi durumunda, borçluya sağlanan haklar ortadan kalkacak ve düzenlemede belirtilen gecikme faizi üzerinden mevcut icra takibi işlemlerine devam edilecek.

CEZALAR

Gerçeğe aykırı harcama belgesi, nakit ödeme belgesi ya da alacak belgesi düzenlemek veya bu belgelerde ne suretle olursa olsun tahrifat yapmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayanlar, 2 yıldan 5 yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılacak.

Borcunu ödemeyenin
kredi kartını iptal etmeyen kuruluşlar ile yasaklılık veya engel durumu, ekonomik ve sosyal durumu, aylık veya yıllık ortalama geliri dikkate alınmadan kart veren kurumlara, 2 bin ila 10 bin YTL idari para cezası verilecek.

Kişinin aylık gelirinin 2 katından fazla limitte kart veren kuruma, 5 bin YTL'den az olmamak üzere, aykırılık oluşturan tutarın yüzde 1'i tutarında ceza uygulanacak.

Hesap özetini kart sahibine ulaştırmayan, kart sahiplerinin kart kullanımıyla ilgili şikayet ve itirazlarını 20 gün içinde cevaplamayan kuruluşlara da 2 bin-10 bin YTL arasında ceza kesilecek.
Kredi kartı sözleşmesi hükümleri ve kartın kullanımı hakkında

kart hamiline ayrıntılı bilgi vermeyen ve kartını iptal ettirmek isteyenin sözleşmesini feshetmeyen kurumlar, 2 bin YTL ile 10 bin YTL arasında cezaya çarptırılacak.

Kaynak.CNNTÜRK


Misafir 12 Mart 2007 20:35

Öcalan için son söz söylendi
12 Mart 2007 Pazartesi 14:37

Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'dan sağlık durumuyla ilgili iddialar üzerine alınan kan, idrar, balgam, gaita ve saç kılı örneklerinde herhangi bir zehirlenme bulgusuna rastlanmadığı bildirildi.

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, İmralı Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla hükümlü bulunan Abdullah Öcalan'ın zehirlendiği iddiasıyla ilgili olarak Cumhuriyet Başsavcılığınca oluşturulan 3 kişilik uzman heyetin hükümlüden kan, idrar, balgam, gaita ve saç kılı örnekleri aldığı hatırlatıldı.

Bu örneklerin tahlil için İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderildiği ifade edilen açıklamada, şöyle denildi:

''İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığından alınan 12 Mart 2007 tarihli raporda, hükümlü hakkında ileri sürülen zehirlenme iddialarının tamamen asılsız olduğu kesin olarak tespit edilmiştir.''


AlCoLiC 13 Mart 2007 15:26

Askeri Taksim'e çekecekler
13 Mart 2007 Salı 11:48

Aksiyon dergisi, bazı grupların kutlamaları sabote ederek askeri Taksim'e çıkarmayı planladığını öne sürdü.

Kutlamalar için özellikle Taksim Meydanı'nda ısrarcı olunmasına dikkat çeken dergi, bu konuda şu yorumu yaptı: "EMASYA (Emniyet Asayiş Yardımlaşma) planları gereği; Taksim Meydanı'nda gelişecek olaylara askerin doğrudan müdahale yetkisi var. Böyle bir durumda polis de askerin emrine giriyor, gözaltılar dâhil olmak üzere bütün yetki, olaya müdahale eden askerî birliğin komutanına geçiyor.

Askerin bu şekilde olaylara müdahale etmesini sağlayacak provokasyonların baş göstermesi ve 1977'dekine benzer yeni bir kanlı '1 Mayıs'ın yaşanması halinde olayların nerelere tırmanacağını kestirmek zor değil. İlginç bir rastlantıyla TBMM, 11. cumhurbaşkanının kim olacağını belirleyecek ilk tur oylamaya tam da 1 Mayıs günü başlıyor.

Askeri Taksim'e çekmeyi amaçlayan bu bilgiler doğruysa, 'uyuyan provokasyon'un hedeflerinden biri de İstanbul'dan başlamak üzere Türkiye'yi örtülü bir 'sıkıyönetim'e kadar götürecek olayların fitilini ateşlemek." EMASYA, 28 Şubat sürecinin yaşandığı günlerde, 7 Temmuz 1997'de Genelkurmay ile Emniyet arasında imzalanan bir protokole dayanıyor.


Misafir 13 Mart 2007 15:54

Çocuklarına hızır olamadı!.. http://www.vatanim.com.tr/pics/news/112684000.jpg
http://www.vatanim.com.tr/newpics/kare_eglence.gif Detaylı Resim için tıklayınız http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gifAmbulans şöförü baba yüzlerce insanı hastaneye ulaştırırken kendi çocuklarını kurtaramadı
http://www.vatanim.com.tr/pics/clear_pixel.gif
13.03.2007
Gaziantep’te 112 Hızır Acil Servis’te ambulans şoförlüğü yapan 51 yaşındaki Halil Özbay, yüzlerce insanın imdadına yetişerek hastaneye ulaştırırken, sobadan zehirlenen kendi çocuklarını kurtaramadı. Otomobille hastaneye kaldırılan 6 kardeşten 3’ü yaşamını yitirdi.

Soba faciası merkez Şahinbey İlçesi’ne bağlı Sarısalkım Köyü’nde dün gece meydana geldi. 20 yıldır ambulans şoförlüğü yapan Halil Özbay, dün akşam izinli olduğu için eşi 46 yaşındaki Fatma Özbay ile birlikte akraba ziyaretine gitti. Özbay çifti, en küçüğü 4, en büyüğü 16 yaşında olan 6 çocuklarını evde bıraktı.

Gece yarısı dönen Özbay çifti evdeki ağır kokuyu farketti. Sönen kömür sobasından sızan gazdan çocuklarının zehirlendiğini anlayan Özbay çifti komşularından yardım istedi. Çocuklardan 3’ünü Halil Özbay, diğer 3'ünü de bir akrabası otomobille Gaziantep Çocuk Hastanesi’ne götürdü. Yapılan kontrolde 6 çocuktan 16 yaşındaki Emine, 11 yaşındaki Mehmet ve 4 yaşındaki Murat Özbay’ın öldükleri anlaşıldı.

Yoğun Bakım Ünitesi'nde boş yer olmadığı için durumu ağır olan diğer kardeşler 13 yaşındaki Elif, 10 yaşındaki Songül ve 7 yaşındaki Ömer Özbay ise ilk müdahalenin ardından Gaziantep Özel Sanko Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun Bakım'da tedavileri süren 3 kardeşin hayati tehlikesinin sürdüğü belirtildi.

Sobadan zehirlenerek ölen 3 kardeşin cenazesi Avukat Cengiz Gökçek Devlet Hastanesi Morgu’ndaki otopsi sonrası yakınlarına teslim edildi.

Meslek yaşamı boyunca ambulansla çok sayıda kişiyi hastaneye yetiştirip, hayatlarını kurtaran ‘Hızır ambulans şoförü’, çocuklarına Hızır olamadı. 3 çocuklarını kaybeden, 3 çocukları da ölümle pençeleşen Halil ve Fatma Özbay çifti cenazede sinir krizi geçirdi. Baba Halil Özbay, çocuklarının cenaze namazı kılınırken güçlükle ayakta durabildi.

Emine, Mehmet ve Murat Özbay kardeşler, Sarısalkım Köyü Mezarlığı'nda ağıtlarla toprağa verildi

Haber: DHA


Misafir 13 Mart 2007 16:23

Medya
http://www.medyahaber.com/imaj/spacer.gif
http://www.medyahaber.com/imaj/kategori_alti.jpg
http://www.medyahaber.com/imaj/spacer.gif
Doğan TV'de MSN yasağı başladı
http://www.medyahaber.com/imaj/spacer.gif
http://www.medyahaber.com/haber_imaj/msn.jpg
Bir grafikerin porno olayına karışması Doğan TV'de birçok tedbire neden oldu http://www.medyahaber.com/imaj/spacer.gif
Güncelleme : 13 Mart 2007, 09:41 / 7 saat önce
http://www.medyahaber.com/imaj/spacer.gif
Özellikle Kanal D, DHA, CNN Türk ve Star TV çalışanları MSN Messenger'dan mahrum kaldı. Artık haberleşme için kullandıkları bu önemli iletişim yolunu Doğan TV personeli kullanamıyor.

Getirilen sansürleme uygulaması sadece MSN Messenger için değil, bazı bahis, ve porno siteleri için de geçerli. Bazı haber siteleri de yasaktan nasibini almış durumda.

Doğan TV binasındaki bir çalışanın cep telefonu ve bilgisayarında çok sayıda porno görüntü bulunmuştu. Grafiker olarak çalışan kişinin pek çok bayan arkadaşının etek altı görüntülerini de kaydettiği anlaşılmıştı.

Doğan TV Center yönetiminin, bu tür olaylara nokta koymak için bilgisayarların internet erişimini kısıtlama yoluna gittiği belirtiliyor.


MaKaLeLe 14 Mart 2007 12:37

Adrese dayalı nüfus kayıt sistemi

15 Ağustos 2007'den itibaren kimse ilmühaber ve nüfus cüzdanı örneği için muhtara gitmeyecek

14.03.2007 10:40 https://www.msxlabs.org/forum/kuturesim/ikamet.jpgTürkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) sokağa çıkma yasağı olmaksızın sessiz sedasız yürüttüğü nüfus sayımı, günlük hayatta da önemli değişiklikler getirecek.
Teknik adı 'adrese dayalı nüfus kayıt sistemi' olan çalışma, Türkiye'nin gerçek nüfusunu ortaya çıkaracak. Sayımla birlikte muhtarlıklardan ikametgâh ilmühaberi ve nüfus cüzdanı örneği almak tarihe karışacak. Bazı cadde ve sokakların da isimleri değişecek.
TÜİK, halen nüfus sayımı işlemini ev ve işyerlerinde sürdürüyor. Şimdiye kadar nüfusun yaklaşık yarısı sayıldı. Tüm Türkiye'nin haziran ortalarına kadar sayılması planlanıyor. TÜİK, sayımı bitirdikten sonra elde ettiği nüfusa ilişkin tüm bilgileri İçişleri Bakanlığı'na devredecek.
İçişleri Bakanlığı da 15 Ağustos'tan itibaren yeni kayıtları resmen ülke genelinde uygulamaya koyacak. Türkiye, bu tarihten itibaren, vatandaşının nüfus ve adrese dayalı tüm bilgilerini bilgisayar üzerinden görmeye başlayacak.

KİMLİK NO YETECEK
Devlet, bu tarihten sonra hiçbir vatandaşından ikametgâh ilmühaberi veya nüfus cüzdan örneği istemeyecek. İşe giriş, sınav, elektrik, su veya gaz aboneliği gibi işlemler sadece TC kimlik numarasıyla yapılabilecek. Çünkü devlet kurumları, önündeki bilgisayara TC kimlik numarasını yazdığı vatandaşın tüm adres ve nüfus bilgilerine kolaylıkla erişecek. Özel sektör kuruluşları için ise vatandaş en yakın kamu kurumundan bilgileri ücret ödemeden alacak.
Özlem DOĞANER/SABAH



Nephthys 14 Mart 2007 13:15

LÜTFEN OKUYUN ARKADAŞLAR......

Ağrı'daki o harabe okulda öğrencilerini kurtarmak uğruna yanan yirmili yaşlardaki iki genç kadın öğretmenin haberleri medyada ilgi görmedi.

Ne katil popstar yarışmacısı kadar...
Ne Hülya Avşar'ın yırtmacı kadar...
Ne taşfırın erkeğinin bıyıkları kadar...

O okulu bir televizyon kanalında, arka sıralardaki haberde gördüm. Daha çok bir ağılı andırıyordu. Sıvası dökülmüş duvarlar, tahta bir kapı, camsız pencereler, akan bir tavan, sefil-perişan bir geleneksel küçük Anadolu okulu. Liberaller özel okullara, kolejlere önem verdikleri için, gelen dinciler tarikat okulları ve Kuran kurslarına yöneldikleri için, hiçbir zaman sahip bulamamış bir zavallı okul.

Öyle okullarda okudum, ders sırasında soğuktan sızlamaya başlayan ayak parmaklarını ben bilirim. Çocuklar üşümemek için sobayı yakmaya
kalktılar, soba patladı. İki öğretmen Aysun ile Burçin, çocuklar yanmasın diye sobayı dışarı atmak üzere kucakladılar ve yandılar.
Önceki gün Burçin öğretmen hastanede öldü, bu yazı yazıldığı sırada Aysun öğretmen ölüme direniyordu.

Böyle bir sıradan (!) olay. Çocuklarınız koleje, bakımlı okullara gidebilir. Yine de soğuk bir bakımsız sınıfı... Orada ayak Parmakları soğuktan sızlayan çocukları...

Ve bir gün çocuklar yanmasın diye sobayı kucaklayacak kadar yüreğinde görev sevdası, analık duygusu ve en çok da Yiğitlik olan o genç öğretmenleri eminim hissettiniz.

Duyarlı bir ülkede olsaydı onlar ''ulusal kahraman'' ilan edilir, niçin yandıkları tartışılırdı. Ne yapacaksınız ki, değerlerini-duygularını ve kendini yitirmiş bir ülkede bu söz konusu değil. Bunun hesabını gelmiş geçmiş, o otuz yıla damgasını vuranlardan, o dört yol çatına anıtmezarı yapılanlardan, o tarikat kolejlerine umut bağlayanlardan sormak bir yana...

İki öğretmen, topuğundan vurulan o İstanbul züppesi kadar bile yer almadı medyada.

Ne kim kimi becerdi haberleri kadar...
Ne yılbaşında en iyi nerede zıplanır haberleri kadar...
Çocukların ayak parmakları kadar sızlamıyor yürekleri...


BlueNighT 15 Mart 2007 03:28

YouTube'a dev tazminat davası

Dünyanın en büyük medya şirketlerinden Viacom, internet sektörünün devlerinden Google ve YouTube'la mahkemede hesaplaşmaya karar verdi.
http://www.bbc.co.uk/f/t.gif https://www.msxlabs.org/worldservice/images/2006/12/20061218001644youtube_203.jpg
Viacom, telif haklarının çiğnendiğini söylüyor
Müzik kliplerinin telif ücreti ödenmeden YouTube'da gösterildiğini söyleyen Viacom yöneticileri, federal mahkemeye başvurarak 1 milyar dolarlık tazminat davası açtı.
Viacom'un avukatları, yaklaşık 160 bin klibin telif yasalarını delen YouTube sitesine yüklendiğini ve dünya çapında 1 buçuk milyar kişi tarafından para ödemeden izlendiğini iddia ediyorlar.
Viacom talep ettiği tazminatın yanısıra YouTube'un telif yasalarını ihlalinin derhal durdurulmasını istediğini açıkladı.
Şirket, müzik televizyonu MTV'nin ve film şirketi Paramount'un da sahibi.
YouTube ise geçen yılın sonlarında Google tarafından satın alınmıştı.
Geçen ay Viacom şirketi Google ile temasa geçerek ''yasadışı yollarla yayınladıkları 100 bin dolayında klibi derhal kaldırmalarını'' istemişti.
Google sözcüsü ise bir açıklama yaparak YouTube'un telif haklarını ihlal etmediğinden emin olduklarını belirtti.
Bu arada Google'ın başı kitap yayıncıları ile de dertte.
Şirketin üniversite kütüphanelerini internete aktarma planları kitapevlerinin eleştirisine yol açıyor.
Yakın süre önce rakip şirket Microsoft, Google'u telif hakları konusunda bir kabadayı gibi davranmakla suçlamıştı.


Misafir 15 Mart 2007 13:07

Fizikçiler 'ışık hızı'nı bile geçti!
Efsane fizikçi Einstein'ın düşünü Fransız uzmanlar gerçekleştirdi. Işığın en küçük parçacığı sayılan foton, ilk kez doğumundan ölümüne dek izlenebildi

PARİS - Fransız fizikçiler, ışığın en küçük parçacığı fotonu doğumundan ölümüne kadar izlemeyi başardı. Nature dergisinde yayımlanan çalışmayı gerçekleştiren uzmanlar, 20. yüzyılın en büyük teorisyeni kabul edilen Albert Einstein'ın fotonu yakalama hayaline çok yaklaştıklarını açıkladı.
Fizikçiler, deneyde iç duvarları süper-iletken aynayla donatılmış özel bir 'kutucuk' kullandı. Fotonlar kutucukta ortalama 0.13 saniye kaldı. Paris'teki Kastler Brossel laboratuvarından Jean-Michel Raimond, fotonları tespit etmenin aslında kolay olduğunu söyledi: "Gözün yaptığı, fotonun ölüm sonrası analizidir. Oysa biz laboratuvar şartlarında canlı analiz
edebildik. Yani yaşarken gördük."
Madde ve elektromanyetik ışıma parçacıklarının özelliklerini paylaşan fotonlar, ışık hızıyla hareket ediyor. Bu da onları incelemek isteyenlerin işini zora sokuyor. Dâhi teorisyen Einstein, "Bir fotonu bir kutucuğa koyup tartın. Bileceksiniz ki, foton orada" diyordu. Fransız fizikçi Raimond da Einstein'in söylediğine en yakın deneyi yaptıklarını söylüyor.


'Deneysel fizikte başarı'
Uzmanlar fotonları saymak için parçacıkların yaydığı enerjiyi ölçen dedektörler kullanıyor. Parçacıklar dedektöre çarpınca enerji
açığa çıkıyor ama çarpışmayla foton da yok oluyor. Bu nedenle fotonun çeşitli evrelerde nasıl tespit edileceği bilinmiyordu. Ekip kutucuğa her biri duvar saati gibi çalışan rubidyum atomları gönderdi. Elektronlar da sarkaç görevini gördü. Elektrik alanı zayıf olsa da foton, sarkacın salınımını yavaşlattı. Ekipten Ferdinand Schmidt-Kaler'e göre, deney, verilerin ışıkta depolanıp yönlendirilebileceği 'kuantum bilgisayarları'nın geliştirilmesi yolunda bir adım.
Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Metin Arık, deneyi şöyle yorumladı: "Işığı, hızından dolayı izleyemeyiz. İzleyecek kadar yakalayabilmemiz için yansıtmak gerekir.
Ama bir odada ışığı kapattığınızda hemen yok olur, izi kalmaz,
emilir. İşte bunu izleyebilmek için Fransız fizikçiler duvarları süper iletken aynayla kapladılar. İzleme yöntemini de değiştirerek fotonları yok etmeden, onların atomlar üzerinde bıraktığı etkiyi ölçerek fotonu izlemeyi başardılar. Böylece ışık parçacığının, yani fotonun tüm hareketini izlediler. Bu, deneysel fizik alanında önemli bir başarıdır."
(aa, Yaşam Servisi)


Misafir 15 Mart 2007 22:40

CINE5'e yeni tanıtım müdürühttp://www.f5haber.com/site/17_k.gif14.03.2007 13:07 )
http://www.medyahaber.com/haber_imaj/cine5.jpgCine5'in tüm tanıtım, dekor, kurumsal kimlik gibi ekran tasarım ve formatlarından Ubeyt Çağatay sorumlu olacak.

Ubeyt Çağatay daha önce SHOW TV, Star TV, ATV ve Cine5'te Görsel Yönetmelik yapmıştı.

Mimar Sinan Üniversitesi mezunu olan Ubeyt Çağatay Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nde Yüksek Lisansını tamamlayarak doktara çalışmalarına başladı.

Çağatay,belgesel, film prodüksiyon, görsel iletişim, grafik tasarım, marka ve kurumsal kimlik çalışmalarında başarılı işlere imza att



Saat: 22:49

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık