![]() |
Ama Neden Susuyorsun Deli Kız Sorsam...... bana güler misin tutup avuçlarımı öper misin, ah deli çocuk der misin yine sarılsam ince beline, öpsem gül dudaklarından el ele tutuşsak sessizliğimizi konuşsak, tedirginliğimizi o garip, o mahzun kuşlarımız uçuşsalar sevinçle bir Rodrigo dinlesek, bir Beethoven, bir de hüznümüzü oturup ertelenmiş yaşanmamışlıklarımıza ağlasak ama neden susuyorsun deli kız ben ki her akşam kucağımda yalnızlığımla çoğul gözlerine koşardım seni düşlerimde bırakıp, ağrıyan gözlerimi sana açardım her sabah yalnızlığımı dağıtırdım hüzün sokaklara, seni bulurdum yokluğun mısralarımı ağlatırdı, kederimi yazardım sensizliğin en dayanılmaz yerinde, köpek yalnızlığımda güvercinler uçurup pencerene kondururdum ümidim, yaşama sevincimdin, ölümleri bilmezdim bilmezdim uçurumların derinliğini, kan uykuları bilmezdim sevgilerin geçici olduğunu, ayrılıkları bilmezdim en koyu ümitsizliklerde eğilmezdim örselenmiş çiçeklerdi, ******ları severdim tulumlu, kanlı başkaldırılar yaşardım sessiz haykırışlarla sessiz devrimler yapardım ben ki bu yoksul ellerimle Aylin`li zamanları okşardım o asi ruhun, o körpe vücudun ölümlülüğüne inanmazdım en kuytu yerlerini öperdim de utanmazdım Aylin`li zamanlardan o çekik gözler bir çivi gibi gelir saplanırdı gözlerime kirpiklerim ıslanır, avuçlarım yanardı paramparça uykularım çaresizliğim olurdu intihar kokan denizlere yalnızlığımı asardım anlamsızlığımı ve anlaşılmazlığımı vururdum ıssız ve kopkoyu karanlıklarda kendimi alıp kaçardım da çıkmaz sokaklara aldanmışlığımı ve ihaneti bulurdum her akşam alacasında saat beşlerde, yorgun bekleyişlerde tedirgin gözlerin yalancı gülüşlerinde olurdum o keskin bıçağın soğukluğunu sezer, kahrolurdum ürkek yalanlar gelir yapışırdı ellerime, yavaş yavaş ölürdüm Meserret akşamlarında suretimi bulurdum yalancı aynalarda mısralarım kan ağlardı, yüreğim sızlardı, müthiş kederlenirdim Aylin`li Aylin`sizliğimi bilmezdin, aniden yaşlandığımı görmezdin avuçlarımdan tutup öpmezdin, sürgünlüğüme üzülmezdin oysa sen eskiden böyle değildin saçlarımı okşardın da gözlerimiz yanardı o kar beyaz tenini tenime yapıştırıp dudak dudağa saatlerce uyurduk kollarımda açardın yediveren gözlerini tükenmeyen susuzluğumuzu zamana sığdıramazdık onurlu deliliğimizi derinlemesine yaşardık ellerimizin izi kalırdı gözlerimizde ertelenmiş yaşanmamışlıklar, yarım kalmış aşklar yaşardık korkunç açlıklardı ürkek bakışlarımız illegal tarihimizde yazılıdır deli coşkularımız militan başkaldırımız, *** edilmiş gerçek aşkımız biz ki bütün mevsimlerde, bütün iklimlerde bütün zamanlarda kanımıza girerdik, sevmekte diretirdik örselenmiş yüreklerimizi avuçlarımıza koyardık kıpkırmızı güller açardı avuçlarımızda, ümitlenirdik ala şafaklarda şanlı bayraklar açacaktık İstanbul`u sisli köprülere asacak, İzmir`i ateşe verecektik bütün zamanlara kendimizi koyacaktık geçmişin ve geleceğin tarihini yeniden yazacaktık bizsiz dilsizdi zaman; dururdu, akmazdı anlamsızlığı anlamlandıran bizdik, bilirdik bizli zamanların bir saniyesi için ölürdük ama neden susuyorsun deli kız ama neden ağlıyorsun? |
DELİ KIZ Önce gönlümü aldı Şimdi canımı alıyor Yüreğimi tırmalıyor Sivri tırnak uçlarıyla Kuşların avuçlarıyla... Deli kız haddizatında Bir açmazın yeni adı Seven ama gururundan Öfke saçan,savaş açan Bir yüreğin boş inadı Deli kız az buz değil, Adamakıllı deli Anı anına uymuyor Anlaşılmıyor bana mı Hayata mı öfkeli.?.. Deli kızın masasında, Rengarenk dokuz kalem İkide bir yokladığı Ve bir demet kent çiçeği, Arasıra kokladığı... Deli kızın gözlerinde Hep güzellik uykusu Yüzünde tatlı mimikler Öldürücü saçlarında, Has İstanbul kokusu.... Deli kız sıradışı... Sihirli,billur sesi O dörtte dört şivesi Düşünceleri hele, Çizgi,ufuk ötesi... Milletle arası düzgün Bana bozuk çalıyor Keskin nefreti muamma Sanki dedesinden kalan, Bir intikam alıyor... Cebi kulağına mıhlı Habire aranıyor... Belli,bir haberi var, Sürpriz olduğu kesin, Yeminle inanıyor... Deli kız kalktı yürüyor Dağıta dağıta güzelliğini... Deli kız kalktı yürüyor!.. Tanrım beraberinde, Yüreğimi götürüyor... En deli kız beni buldu, En deli kızı ben buldum... Onu sevmek korkusundan Mazisinden,şundan bundan, Sevememekten yoruldum... Sevememekten yoruldum... |
SEN BENIM HICBIR SEYIMSIN Sen benim hicbir seyimsin Yazdiklarimdan cok daha az Hic kimse misin bilmem ki nesin Luzumundan fazla beyaz Sen benim hicbir seyimsin Varligin yoklugun anlasilmaz Galiba eski liman uzerindesin Nasil karanligima bir yildiz olmak Dudaklarinla cama cizdigin En fazla sonbahar otellerinde Universiteli bir kiz uykusu bulmak Yalnizligi olduresiye cirkin Sabaha karsi olduresiye korkak Kulagi cabucak telefon zillerinde Sen benim hicbir seyimsin Hicbir sevismek yasamisligim Henuz bos bir roman sahifesinde Hic kimse misin bilmem ki nesin Ne cok cigliklarin silemedigi Zaten yok bir tren penceresinde Sen benim hicbir seyimsin Yabanci bir sarki gibi yarim Yagmurlu bir agac gibi islak Hic kimse misin bilmem ki nesin Uykumun arasinda cagirdigim Cocukluk sesinle aglayarak Sen benim hicbir seyimsin Atilla iLHAN |
YAGMUR YÜKLÜ BULUTLAR Yagmur yüklü bulutlarimdan dökülen damlalar Sen'din Sen doldururdun denizlerimi Ve ben bogulurdum...Denizlerce Her çiçek senin adini tasirdi Koklar ve solardim renklerce Baharlarla topragima düserdin Ilik,ilik.cemrelerce Dallarim Sen'i yüklenir Tatlanirdi meyvelerce Kislarim seni örtünürdü,bembeyaz... Ipeklerce Güneste Sen'i görürdüm Gün,gitse ölürdüm Ay isigina tutsak kalirdim... Fenerlerce Zaman hep Sen'i vururdu Saatlerim hep seni Ben,seni durdurur Ve zamani unuturdum,saatlerce... Sen;meddi cezirdin Gittigin anda gelirdin Ben kumsalda... Yorulurdum,köpüklerce Rüzgarlarimi Sen estirir Firtinalarimi sen dindirirdin Siler,süpürürdün...Özlemlerce Simdi,Sen yoksun Ben de yokum aslinda Yoklugumuzca yol almisiz Yoklar ötesi faslinda Yoklar arasinda Yoklar ülkesinde Yok ötesi rüyalara dalmisiz Ve simdi söyle Söyle neden Yagmur yüklü bulutlarda kalmisiz |
Ayrılık Sözleri Veda edecek yarim, yaşlı gözlerinden belli Gönlüm yanar cehennem, yaşın olmaz teselli... Kurşun atacak sözleri, gözler alacak nişan Öldürmez düşündürür, artık halim perişan... Aşk huzur vermeyecek, yine geceler düşman Uykular zulüm olur, düşte olduğun zaman... Gülüşüm olmayacak, unutamam ki seni Acı acıyı silmez, olmuş olsada yeni... |
Gittin... Ben arkandan sadece baktım. Oysa söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... ’’gidersen, iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen, sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen, karanlığa mahkum edeceksin günlerimi. O karanlıkta yolumu kaybedeceğim...’’ diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... gidişini görmemek için gözlerimi kapattım. Öğlesine acıdı ki içim, tutup koparsalardı kolumu, bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözümden. Ağlayamadım... Gittin... gidişini önlemek için tutmalıydım ellerinden. Ellerim değilmiydi her dokunuşunda seni ürperten?! ürperirdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kes tutsam ellerini, gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım... Gittin... bir yıkım gibiydi gidişin. Sen adım, adım uzaklaşırken benden çöküp kaldı bedenim olduğu yerde. Nice terk edişlere dayanan bu yürek bu kes yenilmişti. Bu kadar zayıf değildim ben, kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... oysa ben geldiğin gün gideceğini biliyordum. Hazırdım gidişine. Kaçak zamanları yaşıyorduk. Zaman bitecek ve sen gidecektin. Bense gidişinin ertesi günü hayatıma kaldığım yerden devam edecektim. Edemedim... Başlayamadım... Gittin... bir şey söyledin mi giderken? ‘KAL’ dememi istedin mi? Son bir kez ‘ SENİ SEVİYORUM ’ dedin mi? ‘BEKLE BENİ DÖNECEĞİM’ dedin mi? Beynim öylesine uğulduyordu ki... Duyamadım... Gittin... Nereye gittiğin önemli değildi. Binlerce kilometre uzaklarda dahi olsan, iki metre ötemde de fark etmiyordu. Artık yoktun ve asıl bu düşünce beni felç ediyordu. Kurtulmalıydım senden, bu yokluğun duygusundan kurtulmalıydım. Kurtulamadım... Gittin... unutulanların arasına katılmalıydın. Anıları bir sandığa koyup hayatı bir yerinden yakalamalıydım. Bu aşk noktalanmalıydı, bu sevdadan vazgeçmeliydim. Yapamadım... Gittin... bir okyanusun ortasında, tek küreği kaybolmuş sandalda dev dalgalarla boğuşan bir denizciyim artık. Bil ki; Sevmekten vazgeçmedim seni, bil ki seninle birlikte sevdanıda taşıyacağım yüreğimde. Bil ki seni... unutamadım... |
http://www.kircicekleri.com/tovbebryazi.jpg Tac olsan başıma takmayacağım Nur olsan gözüme bakmayacağım Yoluna adaklar yakmayacağım Tövbeler tövbesi Derdine göğsümü germeyeceğim Bağrımı yoluna sermeyeceğim Rüyamda sana yer vermeyeceğim Tövbeler tövbesi Sinemde kor olsan yanmayacağım Bin yemin etsen de kanmayacağım Seni hiçbir zaman anmayacağım Tövbeler tövbesi Kahretsem sana dön demeyeceğim Ecel ol sana baş eğmeyeceğim Ve senden başka da sevmeyeceğim Tövbeler tövbesi.......... |
SUSKUN YÜREĞİM OYSA YANLIZLIKMIS SEVDANIN BIR ADI DA BEKLENENDIN, HASRETTIN, ÖZLEMDIN YILLARCA YÜREGIMDE BIRIKENDIN ILK GÖZLERINE BAKTIM GÜNDÜ ILK NEFESIM BEN YANLIZLIGI SENDE SEVDIM SUSKUN YÜREGIM. KASIM RÜZGARLARIYLA ÜSÜRKEN BEDENIM SONBAHAR YAGMURLARIYLA BUZ TUTMUSKEN ICIM BIR MASUM TEBESSÜMÜNDÜ ICIMI ISITAN ÖNCESINDE BASLAYAN SONRASINDA ALEV ALEV YAKAN BEN YANLIZLIGI SENDE SEVDIM SUSKUN YÜREGIM. GECELERDI YOLDASIM SIGARAMDI SIRDASIM ICTIGIM HER KADEHTE DINLEDIGIM SARKILARDA FERYADIM ICTEN BIR MERHABAYDI ILK DUYDUGUM VE HER SEYI UNUTTUGUM BEN YANLIZLIGI SENDE SEVDIM SUSKUN YÜREGIM. YOKTU BU BEDEN YOKTU YÜREK ANLAMSIZDI NEFES ALMALAR ANLAMSIZDI BAKISLAR DUYULMAZDI HICBIR ZAMAN HAYKIRISLAR SICACIK BIR BUSEYDI ILK HISSETTIGIM VE O AN RUHUMU TESLIM ETTIGIM BEN YANLIZLIGI SENDE SEVDIM SUSKUN YÜREGIM. DONUKTU BAKISLAR SOGUKTU GÖZLERDEN AKAN YASLAR RUHSUZDU BEDEN TASTI BU YÜREK SEFKATLI BIR ELDI ILK DOKUNAN TA YÜREGIME UZANAN RUHUMU SIZLATAN BEN YANLIZLIGI SENDE SEVDIM SUSKUN YÜREGIM. SIMDI YOKSUN GELISIN GIBIYDI GIDISIN YANLIZLIKMIS DOKUNMAK BIR YÜREGE YANLIZLIKMIS ILK BAKIS, ILK TEBESSÜM YANLIZLIKMIS ILK MERHABA O MASUM BUSE OYSA YANLIZLIKMIS SEVDANIN BIR ADI DA BEN YANLIZLIGI SENDE SEVDIM SUSKUN YÜREGIM. VE ISTE BENIMDE ARTIK SUSTU YÜREGIM!!! SUSTU YÜREGIM SUSTU YÜREGIM SUSTU YÜREGIIMMM |
ÖYKÜLENMİŞ BİR DÜŞ Öykülenmiş bir düş gibi, düşüşlerde tek taraflı tutunduğum gözlerini sustum... yalan, sevmedim desem hep yalan... Bir ayrılık sancısı, bir kavuşmaya sevinememek, ellerine dokunabilme sanısı, bunca zaman habersizce biriktirilmiş sözler, bitmeyen bir senfoniyi dinler gibi suskun dinleyiciler, aklımda sen... Bir yandan sözü yazılan, bestesi yapılan diğer yandan çalınan ama ritmini hiç yitirmeyen bir yaşam desem, sevmek desem, bakkala gitmek gibi, yüzünü yıkamak gibi olağan olan... Tanrı gibi ellerine muhtaç olduğumu söylesem.... Olmadığını görmek, akşama dönmeyeceğini bilmek... aslında bu beklentilerden hayatın gerçekliği kadar uzak olduğunu bile bile istemek, istemeyi tercih etmiyorken... her gece konuk etmek seni rüyalarda... Elini sıkmak eline dokunamıyorken, gözlerin karşımda nefesin kulağımda içimde dağlar taşlar yer değiştirirken ve nehirler tozlarını alırken içimin, susmak.... İçi boş bir kıyafet olmak değil midir.... Bu yabancı, aslında yüzünü kaçıncı kez gördüğünün resmi değil midir... köşe başlarında soluk aranan... Seni sevmenin onur haftasıydı geçtiğimiz.... Benim olmadığım düğünler, senin olmadığın bayramlar yaşadılar, bayramlık sevinçlerimi başucumda sustum hep... Sen gözlerin yaşam, başka sevinçler peşindeydin... |
YOLUN SONU Bu bir yol hikayesi Uzun ve karanlık bir hikaye Ne acıdır ki ortada bir ayrılık var Hikayeyi hüzünlü kılanda bu olsa gerek... Mevsim sonbahar aylardan kasım Sararan yaprakları peşinden kovaladığı Sanki ayrılığı ifade eden Ilık yağmurlar yağıyordu İstanbula Ve ben yola koyuldum Uzun ve karanlık yollara. Benki hayatının baharında Ve hiç gurbete çıkmamış ben Kısa süreli ayrılıklarım oldu Ama bukadar uzun sürelisi Aklıma gelmemişti bu kadar erken geleceği Ayrılmasına ayrıldım ya Anamdan babamdan Ayrılamadım bir türlü Karımdan çocuğumdan Benim kitabımda yazmazdı Canımı,kanımı geride bırakmak Lakin hayatımda açacağım yeni sayfanın İlk satırı bu oldu.Ayrılmak.. Kim korkar kurşundan,silahtan,savaştan Ben masum bakan bir çift gözden korkarım Ölüm neymiş azrail benden korksun Daha ne olduğunu anlamadığı üç yaşından korkarım Gözümden akarken kan damlaları Zaman uzaklığı saat ise Ayrılığı gösteriyordu Hayatımda hiç sevmediğim Ama yapmak zorunda bırakıldığım Bir şeydi vedalaşmak Ne kadardı? Yada ne zamana kadardı? Acaba dönüşü varmıydı? Bilmiyorum ama gidiyorum Yalnız,tek tabanca Yalansız hayatımda Gerçek birbuçuk sene daha Son bir el öpüştü anamın babamın Son vedaydı gardaşlarımın Sarılıp kokladığım karımın Kucaklayıp öptüğüm çocuğumun Ve artık ağlıyorum Galiba ayrılık bu olsa gerek..... |
| Saat: 20:50 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık