MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

arwen 16 Ekim 2008 23:53

İşte geldim son dem senin yanına
İçinde ne varsa yüzüme söyle.
Arkamdan konuşup girme kanıma
İçinde ne varsa yüzüme söyle.

Küçük yaşta gördüm, gönül bağladım
Görmeyince için için ağladım.
Her darbende ciğerimi dağladım
İçinde ne varsa yüzüme söyle.

Gecelerim katran oldu elinden
Az çekmedim iğneleyen dilinden
Utan artık şu bükülmüş belinden
İçinde ne varsa yüzüme söyle.

Ah ile, vah ile bu yaşa geldim
Ferhat oldum sabır dağını deldim
Bazen çölde coşkun akan bir seldim
İçinde ne varsa yüzüme söyle.

Ahir ömre geldik senle başbaşa
Helal ekmeğimi bandırdım taşa
Bana bulaşmada sarayda yaşa
İçin de ne varsa yüzüme söyle
Bundan gayrı sana son sözüm böyle...

enver yıldız



ayabakan 16 Ekim 2008 23:57

Karanlık havada ışıklardan daha parlaktın,
Karanlığın içinde sanki bir güneş gibiydin
O dakikalarda yıldızlarla gökyüzüne
Sana olan duygularımı yazabilsem yapardım

O an sadece görmek istediğim sendin
Gözlerim bakışlarını yakalama uğraşındaydı
Ve gözlerim gözlerinle buluştuğu saniyelerde
Umut bozkırlarım yeşermeye çalışıyordu ama korkuyordu...
Korkuyordu; bir anda tekrar eski haliyle karanlığa gömülmekten.

Benim yerimde bir anda umutlarını yitirme korkusunda olan sen olsaydın
Ben derdim ki;
Ben sana bir anda değil,
Her gördüğümde tekrar, tekrar aşık oldum
Ve bir anda da asla ve asla senden vazgeçmem!...
Ama o anda senin ne düşündüğünü bilmiyordum.

Yüreğimin tek merhemisin
Senden başkası bu yarayı iyileştiremez
Yine de sen olmazsan yanımda,
Kalmaya razıyım bir başıma.

İnsan nereye, nerden bakarsa o kadarını görebilir
Bazen de sadece görmek istediğini görür
Ama bilmeni isterdim ki;
Bende senin için göremediğin daha çok şey var.
Mesela bir kalp, bir yürek dolusu sevgi
Ve umutlarla yoğrulmuş hayaller...


Daisy-BT 16 Ekim 2008 23:59

ÖLÜ

Hangi mahallede imam yok,
Ben orada öleceğim.
Kimse görmesin ne kadar güzel,
Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.

Ölüler namına, azade ve temiz,
Meçhul denizlerde balık;
Müslüman değil miyim, haşa,
Fakat istemiyorum, kalabalık.

Beyaz kefenler giydirmesinler,
Sızlamasın karanlığım havada.
Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
Ki bütün azalarım hülyada.

Hiçbir dua yerine getiremez,
Benim kainatlardan uzaklığımı.
Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
Çılgınca seviyorum sıcaklığımı...


Fazıl Hüsnü Dağlarca


ayabakan 17 Ekim 2008 00:00

BİR KEZ MEHMET OLMADIK

Bir zaman biri öldü çoğu ermeni oldu,
Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadı,
Yer kalmadı şehitlikte, sağı solu hep doldu
Bir kez Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık

Türk olmak önemli mi vatandaşlık yeterli,
Kurşun sıkana bir bak, vatandaş kriterli,
Buna neler söylesem ne desem ki beterli,
Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık

Niye hep böyle olur hep ezilen hep Türk olur,
Ne zaman ruh kabarsa aman etme ne olur,
Şöyle şöyle olurda öylolursa böylolur,
Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık

Geldi şehit naaş'ı biz düşündük maaşı,
Yapamadık zamanla milli harsla bir aşı,
Gözleri de çıkardık yapalım derken kaşı,
Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık

Batıdan güneş doğmaz boş yere hiç bekleme,
Ağır aksak giderken tökezleyip tekleme,
Boş yere kem küm edip Milleti itekleme
Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık.

Türk ölmek bir şereftir Türk olmaktan ötede,
Herkes bir şeyler söyler, gazetede sitede
Biliyorsun bunları aleni berisi ötesi de…
Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık

Gelir kınalı Mehmet bayrağa sarılarak
Her yeri haşat olmuş her yeri kırılarak,
Böyle tepkimi olur kınayıp darılarak,
Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık.

Kıbrıs’ta görülmedi bunların yaptıkları,
Neye hizmet ederler nedir ki taptıkları
Fırsat bulunca hemen Mehmed’i kaptıkları,
Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık

Bir ölür bin dirilir bir gün hesap derilir,
Ok bir kez çıkar yaydan meziline serilir,
Bu hesap her kiminse ondan hesap sorulur,
Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık

Soyu bozuk soysuzlar devlete baş kaldırır,
Kuduz köpekler gibi sağa sola saldırır,
Oğuzsoylum bu millet bu belayı kaldırır,
Bir kere Türk olupta bir kez Mehmet olursak


SiyahLALE 17 Ekim 2008 00:19

Boşver be... Boş ver

Boşver diyorum bazen
Adam sende boş ver
Nasılsa durduramazsın
Arsız arsız aksın zaman

İlkbahar yaz güz derken
Şunun şurası kışa ne kaldı
Ömür yolu çoktan yarıladı
Kırk kere sevdin ele yaradı

Yeter ulan yetmeli artık
Birazda kendine yaşa
Uçurtma yap hayallerini
Kendine özgürlüğü bağışla

Boş ver her şeye aşka
Kaldır duvarlardan aynaları
Görme şakağına yağan karları
Unut özlediğin kadını

Özlemek sevmek demek
Sevme ulan sevmek neyine
Tutma esaretinin elini
Git denize dök derdini

Nasılsa duyuramadın sesini
Ne olur boşver be... boşver
Tik tak’ları yavaşladı bak yüreğinin
Bir varmış bir yokmuş
Hepsi bir masaldı dersin

Boşver be... boşver

Alıntı


SiyahLALE 17 Ekim 2008 12:38

BEN SUSTUM ŞİİR KONUŞTU...

Bir duman tütüyor ki yangın yeri bu yürek
Gırtlakta düğümdür söz,sustum şiir konuştu
İkrar verdi kavlinden dönmez geri bu yürek
Haykırmak istedi ÖZ,sustum şiir konuştu…….


Bir nida eylesem de yankı vermez ki dağlar
Derdim ile hemhaldır lale sümbül gül ağlar
Sükûtilik ruhumu kördüğüm edip bağlar
Bağrımda yanar bir KÖZ sustum şiir konuştu…….

Sonsuz maviliğine gözlerinin takıldım
Deli divane oldum, ateşlerde yakıldım
İhanetin değince yüreğime yıkıldım
Silmeye yeter tek SÖZ, sustum şiir konuştu.........


Feryat eden yüreğim sukuta şaştı dondu,
Gül kurudu ahımdan bulut yağmura döndü,
O hayırsız elinden benzim sarardı söndü,
Çağlarken köreldi GÖZ, sustum şiir konuştu.............


Sana dargın bu yürek, duygularım barışmaz
Mavi boncuk dağıtmak asla sana yakışmaz
Gönül engin olsa da iki sevda sıkışmaz
Bundan böyle yürek buz, sustum şiir konuştu......


Alıntı


jöly 17 Ekim 2008 13:04

Bir Daha Asla Unutmayacağım Yalnız Olduğumu..




içmeden sarhoşluğuma verin bu çığlıklarımı,
ya da hayata tutunmaya çalışan çaresizliğime..
ne fark eder benim için...
acılarımı hangi sevda sözleri dindirebilir ki..
hangi uçurumun kenarında tutan olur ki elimi...
oysa bir tutuversen ellerimden,
bir tutuversen de sarılıversem sana..
yaşasam bu kahrolası hayatı..
hayat buymuş diyebilsem içimden,
düşmek ve yeniden kalkmak gibi..
unutmak ve hatırlamak gibi..
ayrılmak ve kavuşmak gibi..
yaşamak ve ölmek gibi...
işte hayat buymuş diyebilsem...
tüm acılarıma inat gülümseyeceğim..
varsın kalsın gözlerimde bir damlacık hüzün ne çıkar...
acılar yenisi gelene kadar acı...
şimdi yalnızlığa terk edilmiş gibi,
bir başıma kalkmalıyım ayağa ,
ayaklarım uyuşsa da,
bedenim titrese de,
ve yapacak bir şeyim olmasa da,
kalkmalıyım ...
herkes hak ettiğini yaşıyor deseler de..
ben neyi hak ettiğimi göstereceğim herkese inat...
herkese inat, ben hayatı hayat yapacağım..
nasıl olmalı diyorsam öyle yaşayacağım...
yeminlerimi bozacağım bu gece..
bu gece yeniden doğacağım..
bu gece yine acılarıma sığınıp sabah edeceğim...
beni deli divane eden ne varsa yıkıp yakacağım..
arkama bakmadan yürümeyi öğreneceğim düşe düşe...
ve bir daha asla unutmayacağım..
kendimden başka kimsemin olmadığını bu hayatta..
benim için benim kadar acı çeken kimse yok .
sabah olmadan çıkacağım yola..
tüm yaşanmışlarımı bırakacağım ardımda..
tüm resimlerimi yakıp,
şiirlerimi de yırtıp savuracağım isyan edercesine her şeye...
ve bir daha asla unutmayacağım yalnız olduğumu..
kim ne kadar yakınımda olursa olsun..


Özkan Artık


ener 17 Ekim 2008 13:47

Ben Hüzün Dolu Bir Kitabım...http://www.diyemediklerim.com/images/smilies/newSmiles/rose.gif


İnsan ömrü bir kitap misali değil midir?
Kimininki bir satırlık, kimininki bin sayfalıktır
Tek ortak noktaları bir gün biteceğidir...
Ben hüzün dolu bir kitabım

Benim acılarım sayfa, göz yaşlarımsa mürekkep oldu
Anlattılar birer birer, ama konu hep aynıydı
Hayat akışım bir çizgiydi, çizginin adı ise "hüzün"
Ben hüzün dolu bir kitabım

Senaryo baştan belliymiş, acılar benim kaderimmiş
Mutluluğu yakalamaya uğraşırken,
Tebessüm etmek bile yasakmış
İstesem de istemesem de oynamaya mecburum
Ben hüzün dolu bir kitabım

Aşk'tır karanlıkta insanı aydınlatan
O'dur insanın ruhunu, beynini güzelleştiren
Ben mahrum kaldım aşka, hala karanlıktayım
Ben hüzün dolu bir kitabım


SiyahLALE 17 Ekim 2008 14:45

GİDİYORUM

Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum
Gidiyorum
bütün acılarımı vurup sırtıma
umutları bırakıp başucuna
ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp
şiirlerimi sarıp bohçama
yüreğimin yangınına gidiyorum
hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal.


Gidiyorum
gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp
yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum
içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın
sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar
gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum.


Gidiyorum
başımda gam, gözlerimde nem
bütün hatıraları bırakıp geride
usulca çekip kapıyı ardımdan
alıp başımı gidiyorum buralardan
şafak sökmeden kimseler görmeden
yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum
sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için.


Hoşça kal suyundan çimdiğim dere
kana kana içtiğim pınar
say ki yaşamadım bu yerlerde
nazlı çiçeklerini okşamadım baharın
bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle
bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü
çekip gidiyorum buralardan.


Gidiyorum
bir bilinmeze doğru
hem yol, hem yolcu olmaya
acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum
bütün yıldızları takıp kanatlarıma
bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum.


Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek
ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde
gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya
bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum.


Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim
artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime
ne okuyacak bir şiirim
gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi
bakmadan ardımdaki uçurumlara
alıp götürüyorum yüreğimdekileri de
hoşcakal usulboylum, güzel gözlüm hoşcakal

Alıntı


ener 17 Ekim 2008 15:04

Seven Insana
Elveda demeden cok iyi düsün
Ayrilik sonradan zor gelir sana
Bir gün gelir hasret yakar icini
Sevdigim muhtactir insan insana.

Yasanan mazi var unutamazsin
Yabanci kollarda sen dolasamassin
Gururun birakmaz aglayamazsin
Bir dost bir arkadas gerek insana.

Gidersen kahrolup yikilacagim
Acilar seline karisacagim
Bu sevginin yolunda kaybolacagim
Ayrilik zor gelir seven insana


jöly 17 Ekim 2008 17:10

BEKLENEN

makasın tenine değdi kefenin aryası
düş soğudu
kırıldı beynimdeki köstebeğin dişleri
cehennemin yanacağı gün de geldi
çekildi gözlerime saplanan tığ

artık
zamana arz
ölü saksıların koktuğu bir yol
kum tutmuş şelale elin gözesi
sislidir artık genzi
oyuldu kiraz ağacı duruşu

eridi Azrail'in ayaklarımın altına koyduğu buz
sesimin taşıdığı su kırıldı
gerginleşti boynumdaki ip
dondu sana yürüyen yollar

şimdi
yağmur özledim dese mavi rüzgar
ağzım çiçek dolar


K.Y.


Kubilay Yıldız


SiyahLALE 17 Ekim 2008 18:49

seninle

Bir ömür seninle başbaşa kalsak
Hayatı beraber koşsak ne olur
Bütün yıldızları bir bir dolaşsak
Zamanı beraber aşsak ne olur

Şarkılar söylesek aşkın dilinden
Nağmeler dinlesek seher yelinden
Bahar yağmuruyla duygu selinden
Gönül ırmağına taşsak ne olur

Dudaktan dudağa bir şiir gibi
Gönülden gönüle bir nehir gibi
Yıldızlara hasret bir şehir gibi
Derin uykulara dalsak ne olur

Kuşlar gibi geçip tüm hudutlardan
Selamlar iletsek ak bulutlardan
Kovup elemleri şen duygulardan
Sonsuz mutlulukla coşsak ne olur


Alıntı


ahmed 17 Ekim 2008 22:46

Dudaksız Portreler



akıl biriktiyorum ruhlar sonraya
ölüme yağmur suyu uzatan kolun
elini kesiyorum
ölmeyeceğim yağmurundan
bir ilk bahar gününün
yüzümü tarayan rüzgarında
hüzün öğüteceğim
öğretmeni ölü kaygı şuurunda
zihin pişirerek yürüyeceğim

dudaksız portreler çizliyorlar

Tanrı defteri gün açılıyorken
yazılan çizilen kader tülünden
aşk yazması kalpler çıkaracağım
mabedi yıllanmış şarap gülünden
dudağımda kızıl şer vuracağım
kötülüğe -zaten- demeyeceğim
gelgite sarılan sarkıt dikitten
buz kılıçlar çekip savuracağım
krateri küçük şeytan ininden
aşkın şatosuna taşınacağım

dudaksız portreler çiziliyorlar

yaprağın altında öpüşüyorken
kuşlar aşkı gizli yaşatıyorlar
reformcu rahibin yasak dilinde
bacaklar huzursuz birleşiyorlar
ve zaman ki cinler kadar sırlıdır
görünmez ellerin gözlerin nemi
tenlerden tenlere dökülüyorlar
zamanın birinde ikiyi vurup
gözlerimden nefes şehrini alıp
sıcaksız bacaksız can veriyorlar
aşklar şirke koşan atlılar gibi
birikip tinlerin lambalarına
sevi iplerinden kayboluyorlar

dudaksız portreler çiziliyorlar

--resmin arkasında yaşanacağım--


uslu seyirlerden seyyar sihirler
aslı astarına düşman zehirler
aşk tersanesinde dövülüyorlar
denize kıvrılmış gemiler gibi
açılıp saçılıp uzak koylara
sevişip dağların dumanlarıyla
fırtına cesaretiyle devleşiyorlar
ihaneti bulan kahraman gibi
şeklini şemale değişiyorlar

dudaksız portreler çizliyorlar
ellerimin gözlerime döndüğü yerde
geziniyorlar
ışığın ardına bak
resmin ardına
aşk çiziyorlar dudak dolusu

Mehmet Nusret Poyraz


jöly 17 Ekim 2008 23:38

Garip Bir Yolcuyum

Her yeni bir gün eskiyecek
Her eski yok olup gidecek
Bir gün ben de ecel ile gidecek
Garip bir yolcuyum

Bir yol vardır rahat mı rahat
Acaba sonunda hacat mı azat
İşte yolcu böyle berbat
Garip bir yolcuyum

Bir yol vardır taşlı çakıllı
Bir yol vardır dünya malı
Ebedi saadet aramalı
Garip bir yolcuyum

Hayatın tadı da yalan
Fani dünyadakiler yalan
Gördüğümüz büyük bir alan
Garip bir yolcuyum

Bekir Kılınç


arwen 17 Ekim 2008 23:48

Paylaşamadık bu acımasız geceleri
Seninle uyuyup seninle uyanmanın
Hep hayalini kurdum
Hele bu olumsuzluklarla dolu
Geceyi paylaşmak
Uyuyamadım bu gece
Uyuyamadım bir tanem
Gözlerimi kapatıp daldım
Belki yolun rüyama düşer diye
Seni görmek hasretimi dindirmek
Rüya görmeme bağlı
Uyumak istiyorum
Seni görmem gerek
Oksijene ihtiyacım var
Gecenin yarısında
Deli bir rüzgâr
Yağan yağmurun sesiyle uyandım
Gelmedin
Paylaşmadın
Bu olumsuz gecede yine yalnızım
Aklım sende kaldı
Şu an gecenin yarısı
Gözlerin yumuk
Yüzünde tatlı bir yorgunluk
Kim bilir neredesin
Başucunda olmak
Parmaklarımla yüzüne dokunmak
Saçlarını taramak
Kulağına
Seni seviyorum demek
İsterdim
Deli rüzgâr
Yağan yağmur
Gecenin karanlığına isyan eder gibi
İçimdeki isyanımı onaylarcasına
Yanıp sönen trafik lambaları
Sensizliğe
Hem de ömür boyu sensizliğe
İsyanımı içimden
Sessiz haykırışlarla
İçimi parçalayarak
Yaşıyorum
Esen deli rüzgâr
İnadına yağan yağmur
Gecenin karanlığına direnen
Kalp atışlarım gibi
Alev alev yanıp sönen
Trafik lambaları
Şu saatte minareden yükselen
Allaha yalvarış gibi
Sana yalvarıyorum
Sensizliğin sonu delirmek
Sensizliğin sonu sonum
Sensizliğin sonu…!

cafer akyol


jöly 17 Ekim 2008 23:57

Öfke Damlıyor Kalemimden Bugün

Bugün yüreğime batıyor bu kalem
Her elime alışımda canım yanıyor
Her harf öfkeme bürünüp düşüyor kağıda
Öfke doğuyor yokluğunun rahminden/bugün
Yazıyorum/ yarı aralanmış kapımdan sensizlik giriyor odama
Bir de gölgen bakıyor penceremden
Elimi uzatıyorum/yoksun

Bugün elimde kırılıyor bu kalem
Yokluğun akıyor mürekkep yerine /bugün
Havada asılı kalıyor mısralarım
Yazıyorum/duvarlarımda çınlıyor sesin
"ah le yar yar"ı mı söylüyorsun ne
Sen söylüyorsun sensizlik doluyor odama
Seni dinliyorum/yoksun

Bana isyan ediyor bu kalem bugün
Bütün yazılarımın başlığı "yoksun"
Yazıyorum/Sırtımdaki yaradan kanla karışık pas sızıyor
Hani o giderken bıraktığın hançerin hatırası
Kağıdıma dökülüyor kanla karışık paslı bir mürekkep
Öfke doluyum bugün/öfke yazıyorum
Kalemim de öfke dolu/kağıdım da
Sensizlikte sana yazıyorum
Seni yazıyorum/yoksun.

Edirne - 02.08.2008
İrfan Özcan


arwen 18 Ekim 2008 00:02

Dedim ya gülüm
Bana hep hasretin düştü
Bana hep özlemin düştü
Ben ki Mecnun gibi düşmedim çöllere
Ben ki kazma vurmadım dağlara
Ama içimde öyle büyüdün ki
Döksem sığmaz ovalara
Dilimde adın gözlerimde hayalin
Karşımda her halin
Avuntum tesellim
Alnında yanan dudaklarım
Ellerini avuçlayan ellerim
Varlığınla yetinmek bu olmalı
Her an her solukta seni özlemek
Özlemek ve acı çekmek
Sana ulaşamamak
Sana dokunamamak
Sadece bir yerlerde olduğunu bilmek
Kaç yürek dayanır ki buna
Kaç beden ayakta kalabilir
Bu yangın ortasında
İçim acıyor biliyor musun
Acı çekiyor ruhum
Acı çekiyor bedenim
Kıvranıyorum
Yokluğunun acısından
Benim acılar içinde
Ne yanıp kül oluyorum
Nede sönüyorum
İçten içe eriyorum
Seni çok özlüyorum
Seni çok seviyorum…

mehmet kaplani



SiyahLALE 18 Ekim 2008 01:19

Hayatın Kıyısında

Yaşamın tam kıyısındayım sanki
Ya bir adım geri, ya da bir adım ileri,
Dokunsan ellerin yanacak,
Bıraksan düşeceğim,
Parçalarım dağılacak,
Kristal misali.

Kör bir kuyuya atlar gibi.
Dalga dalga çoğalan sesimi
Uzaklardan duyar gibi,
Kendi hıçkırık ve gözyaşında boğulur gibi,
Del bağrımı, es geç hayat,
Kalbimi yakan kor gibi.

Gözlerimin önünden geçiyor tüm bulutlar,
Kimi pembe duygu yüklü anılar,
Kimi gri gözyaşı seli hatıralar,
Bazen mutlu,
Umut yüklü,
Bazen çığlık çığlığa geçtiğimiz patikalar,

Hani nerde sevenlerim?
Rüzgâr misali esip savruldular,
Yüzümdeki açan güllerim neredeler?
Birkaç damla gözyaşımda boğuldular,
Hani kolum kanadım neredeler?
Hayatın neresindeyim ben, onlar neredeler?

Yaşamın tam kıyısındayım sanki.
Ayaklarım pamuk ipliğine bağlı şimdi,
Ne bir adım geri,
Ne de bir adım ileri,
Dengede durmaya çabalayan
Bebek misali,

Sonsuz bir uçurumun kıyısındayım sanki.
Koca bir ömrü kırıştırıp bir sayfa gibi yırtıp atmalı mı?
Yoksa zamana inat hayata kafa tutmalı mı?
Ya hayat beni tüketecek,
Ya da tükenen hayatı yeşerteceğim,
Seher vakti yağan çiğ misali.

Alıntı


ahmed 18 Ekim 2008 12:36

Öyle Bakma




Öyle bakma bana, çarem yok anla
Böyle yalnız başıma
Daha kaç zaman dayanırım
Kestiremiyorum şu zamanda

Her bakışında heyecan kaplar benliğimi,
Sımsıkı tutmak istesem de ellerini
Bir türlü cesaret edemiyorum ki
Neden korktuğumu ah bir bilsem de
Söküp atsam içimde ki şu zehri (kalbi)



Hamit Aydoğmuş


jöly 18 Ekim 2008 12:55

Sokaktan Gelmek

Sokağa mı çıkıyorsun, dikkat et
Emanet ol Tanrıya,
Sokak demek
Eksilmek yarı yarıya.

Odalara kapanıp oturdunuz
İçinize evin serin sessizliği doldu.
Koruyucu duvarlara borçlusunuz
Çevrenizde dalgalanan dostluğu.

Bir sokağa çıkmayın bozulur bunca büyü
Yavan gelir ev size,
Hayatınız kuytu ve küflü,
Sokaklarsa aydınlık, taze.

Ayartıcısı caddelerin eseri
Zalim gelişleriniz,
Evde size uzanacak elleri
İtmek istersiniz.

Haince sokaktan dönüşünüz
Sisli, karda...
Çünkü başka yaşayışlar gördünüz
Dışarda.

Sokağa çıkarken dikkat
Sokaklarda esen rüzgar çünkü.
Rüzgarlarla eve dönmek saçma,
Ev dar çünkü

Behçet Necatigil


SiyahLALE 18 Ekim 2008 14:59

Giden geldi

Giden geldi, giden geldi
Gelmez dedin, giden geldi
Bir oktur ki, sinem deldi
Bir sen gelmedin


Güneş bile battı geldi
Ay kaşını çattı geldi
Şimşek dersen çaktı geldi
Bir sen gelmedin

Çini çini kuşlar geçti
Kara kara kışlar geçti
Çizgi çizgi yıllar geçti
Bir sen gelmedin

Kaplumbağa bile geldi
Yılan dersen dile geldi
Kuşlarla bir kurtlar geldi Bir sen gelmedin

Deprem geldi seller geldi
Kasırgayla yeller geldi
Hızır gitti, mahşer geldi Bir sen gelmedin

Deniz sudan çıktı geldi
Dağ kendini yıktı geldi
Azrail mum yaktı geldi
Bir sen gelmedin

Alıntı


ahmed 18 Ekim 2008 15:27

Ankara



yalnız ülkemin değil,
şiirlerimin de başkentisin.
haftaiçi halini görmek, yaşamak
mümkün olmasa da,
hafta sonları kızılay dan, etimesgut ataşıdığım
en güzel anılarımın içindesin.

tarih..? ulus la, kızılay arasındaki yolu,
parasızlıktan aşındırdığımız günler işte,
tam olarak bilmiyorum.

tunalı hilmi caddesinde el ele
yürüyememiş olsam da sevgilimle
seviyorum seni ankara..
otobüse kaçak binip,
etimesgut a uzanan karlı caddelerini seyrettiğimde.

tarihsiz ajandamda, tarihsiz anılarımı,
ve mısraları felsefeyle örülü,
tarihsiz şiirlerimi yazdığım şehirsin
tutamadığım, akıp giden gençliğimin şahidi,
sen sen tarihsiz tarihimin en anlamlı yerisin


Osman Açan


jöly 18 Ekim 2008 16:33

Keder Sana Yakışmıyor

Ne kadar değişmişsin görmeyeli,
Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan,
Hüzün rengi almış saçlarının her teli
Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan,
Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli
Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli

Böyle mahzun kederli değildin eskiden
Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi
Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan
Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi
Baygın kokusuna anılarla beraber giden
Böyle mahzun kederli değildin eskiden

Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karardı gözlerin
Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin
Şimdi nerden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

Arzular vardır bilirsin anlatılamaz
Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu
Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz
Keder sana yakışmıyor gül biraz
Arzular vardır bilirsin anlatılamaz.

Victor Hugo


SiyahLALE 18 Ekim 2008 16:35

Şiirin şehveti ...

öğle sıcağında şiir yazma bana
gecenin karanlığı ve büyüsü sinmeli mısralarına
tutkunun kokusu başını göstermeli
gözlerimi kapatabilmeliyim,
gece gözlerimi sana çevirmeli..

bir parça mavilik almalısın denizden
ve bulaştırmalısın yüreğime
öyle parça parça değil
bütün bedenime
hele bir de yağmur yağarsa,
değme keyfime
tut kolumdan sürükle beni..
yapış saçlarıma
dansa kaldır beni

öyle sıcağında şiir yazma bana
gecenin gölgesi örtmeli kelimelerin üstünü
üşüyen arzular bir cümlenin içine sığınabilmeli
utanmadan soyunabilmeliyim,
utancım dudaklarında bakireliğini yitirmeli

itinayla akıtmalısın isyanlarımı
ve fırlatmalısın uzaklara
öyle yavaş yavaş değil,
bir belayı uzaklaştırırcasına
hele bir de kolların sarmışsa beni,
dokunma sessizliğime
al başımı daya göğsüne..
okşa ruhumu
beni benden istercesine..

öğle sıcağında şiir yazma bana
bekle geceyi
bütün korkuların çekip gitmesini
gizlice..
görünmeden sana gelmemi
bekle gecenin notasız melodilerini
gecikmişliğini
delirmişliğini..

ne vakit saat geceyi vuracak
ne vakit yüreğimin artçıları bedenini sallayacak
ne vakit sen içimde..
ben dışında olacağım
o vakit şiirlerin en güzelini..
en tutkulusunu
ve en haylazını yaz bana..
yüreğinde uyuya kalırsam..
sakın uyandırma..

Alıntı


jöly 18 Ekim 2008 16:42

Rüya

Gök dibinde havuzun
Sularda ellerimiz
Bütün emellerimiz
Anlaştı uzun uzun

Sular soğuk bir ışık,
Bakıyoruz havuza;
Suda omuz omuza
İki gölge karışık!

Bir kırık ay havuzda
Ağır ağır kayboldu.
Havuz şafakla doldu
Gün doğdu ufkumuzda

Gün doğdu ucundan
Ellerimi bıraktı.
Birkaç damla yaş aktı.
Parmakllarımın ucundan!

Yusuf Ziya Ortaç


SiyahLALE 18 Ekim 2008 16:50

Zaman Düştü...

Gözlerin gözlerime baktığı zaman
Gözlerime gözlerinden vuslat düştü
Gözlerime visalinden fırat düştü
Gözlerin gözlerime baktığı zaman

Mekan durdu bir an,durdu zaman
Yelkovanın içine bir akrep düştü
Aşkın kağıdına mürekkep düştü
Mekan durdu bir an, durdu zaman

“Seviyorum seni” dediğin zaman
Kordan kalbime bir rahmet düştü
“Ben de” demesi zor bir zahmet düştü
“Seviyorum seni” dediğin zaman

Alıntı


SiyahLALE 18 Ekim 2008 17:51

Yediveren ....

Sen tutuşan kitabın mürekkebi, ismi hüzünle yazılan sen
Suyun ateşten yanan akrebi, sensin ey yediveren!
Yıldızlar kocaman görünür, parlaktır baktığın pencereler
Geceler güneşlere bürünür,gündüzdür ağlarken geceler
Sesin sevda taşıyor yarına, yarına rüya seher olur belki
Hasretim tuz olur yarana, hasret sana çıkan yolların ilki
Bir ses versem sana uzaktan,dökülür mü yere güllerin
Vuslatım anlamaz tuzaktan, vuslatım bendeki gözlerin
İçim ateşler harmanı, yanar ama yandırmaz bendeki ben
Sensin ateşlerin dermanı, ey aşkımın gülü, ey yediveren!
Şiir can verirken ağıtlarda, seninle cennet yüzü görmüş
Kader ki noktadır kağıtlarda, mısraları kederle örmüş
Islak çöllere düşen sensin, kuruyunca ağlar mısın yoksa
Islak cehennem isterim dersin, çöllerde kurumaktansa
Son firâkına isyan yok ama, yüreğim gidişinden lerzân
Yeise düşmek dursun bir yana, recam seninle her an
Mızraklar sineme saplandı, sen gideli ruhlar üryan oldu
Kalbimiz karalarla kaplandı, aşk libasımız ziyan oldu
Ey beni bende değil “O”nda, benimle değil “O”nunla seven
Sana “O”nunla geliyorum yeniden, nerdesi

Alıntı


SiyahLALE 18 Ekim 2008 18:38

Mevsimlik Şarkı ..

kanıyor takvimden gamsız ağaçsız
evlatlarını döver gibi seven bir sonbahar
güvertesinde adresini şaşırmış
kayıp bir nisan yağmuru

ömrümün sol anahtarısın
hazan makamının kapısını açan
ne nisanlar gördüm ben
ilkbahardan kaçarken
bir mızraba tutunan

ne bileyim ben
böyle bir seydir herhalde
bir mevsimin şarkısı
ya da mevsimlik bir vivaldi sancısı...

ekim kasım işlerini öğrenirken bir keman
ağlamayı bir de
şarkıya söz yürür
yeşile aldanır suyun kudreti
ve sen hiçbir zaman
sol anahtarı yaptıracak bir çilingir bulamazsın
bana kalırsa sen
ömrünün sonuna kadar
o şarkının kapısında kalacaksın!
Alıntı


Sedef 21 18 Ekim 2008 19:08

Aşk Aşktır

Aşk dibi görünmeyen göl
Aşk kıpır, kıpır akan dere
Aşk coştukça coşan çağlayan
Aşk başını suya soktuğunda yalnızlık

Aşk ılık bir meltem
Aşk deniz kıyısında imbat
Aşk deli gibi fırtına
Aşk fırtına öncesi sessizlik
Aşk rüzgarın içine girdiğinde yalnızlık

Aşk alaca karanlıkta ki gökyüzünde parlayan yıldız
Aşk gün ağarırken tan yeri
Aşk gün batımı sessizliği
Aşk bir uzaklaşıp küçülen, bir yaklaşıp büyüyen dolunay
Aşk alacakaranlığın içine girdiğinde yalnızlık

Aşk alev, alev yangın
Aşk duman, duman kor
Aşk patlayan yanardağ
Aşk eriten lav
Aşk ateşe girdiğinde yalnızlık

İşte aşk böyle hepsi var hepsi yaşanır sonunda hep yalnız kalınır...

Söylenecek daha ne vardır...

İçtiğin kahve gibi böler uykunu
İçtiğin sigara gibi öksürtür seni
İçtiğin alkol gibi gevşetir seni
Ve elinde avucunda ne varsa alır kumar gibi

Ya vazgeçersin
Yada yakındır ölümün...
Aşkın ne adı konur ne de sana yaşattıkları anlatılır...


Aşk aşktır.......

08/06/2004
Ayfer Ersoy


SiyahLALE 18 Ekim 2008 20:37

Yarım Bıraktın Beni...

gözlerimdi gözlerinde eriyip biten
beni bir hiç eden..
kendimi unutturup seni düşündüren..
geceleri bir hançer misali
kalbimi delen…
giderken bir hoşçakal
bir elveda bile demezken
dudaklarımdaki
cümleyide alıp gittin..
şimdi ıssız bir limanda
denizler kadar yanlız
ızlak kedi misali titrek
bilirim gelmessin
kahrolası guruun yoluna çıkar..
beni ezip geçen gurun
şunu bil benim senin kadr gururum
yok..
sanayende gururdan eser kalmadı
gelme sevdiğim gelme
şunu bil unuturum mecburen unuturum
kirşenmiş sayfaları
denizlerde..
o buram buram aşk kokan resmin şimdi
küllerin içinde
sevmeyeceğim artık
gözlerimi kör edip
görmeyeceğim içimi
yakan gözlerini…
imkansız aşkım


Alıntı


jöly 18 Ekim 2008 21:09

S.R.Ş (Süper Romantik Şarkılar)

Her ne kadar
Hoyrat olsam da
Sana
Ve hayata karşı
İçimde sakladığım
Ve senin asla
Erişmeyi beceremediğin
Son derece kırılgan
Ve oldukça uysal
Yönlerim de var benim.
Bilmiyorum
Bunu söylemek
Ne kadar doğru
Ya da yanlış mı
Acaba
Bile bile
Kışkırtmak seni
Bu şekilde
Birdenbire
Ama içimdeki
Ses
Artık konuşmak
İstiyor seninle
Belki de
Bunun tek sebebi
Bugünlerde dinlediğim
Aptal ve aynı zamanda
Süper romantik şarkılar
Zaten
Bakarsan aslına işin
Ya alkoldür
Yakan beni
Yaz geceleri
Ya da dinlemeye
O ya da bu şekilde
Maruz kaldığım
Aptal
Ve süper romantik
Şarkılar...

Cenk Bölük


SiyahLALE 18 Ekim 2008 21:24

GİDİYORUM...!

Hoşçakal aşkım

Yolun gülle,

Yüreğin sevgiyle dolsun..!

Bak...


Nerelerden nerelere geldik...

Şimdi biz bittik...

Bir de başlangıcımız vardı

Sonunda bol gözyaşı döktüğümüz.


Sor yağmurları kendine

Kışları da sor.

Baharları bana bırak

Senden tek yadigar olarak.


Adı belli, sonu belli idik.

Soğuk bir mart akşamı idi

Beni son kez öpüp gidişin.

O an sadece yanımdan

Karanlığa karışmıştı yansıman.


Şimdi

Yüreğimden git diyorsun

Olur birtanem giderim .

Yollar böyle uzun

Aşk’lar böylesine vurgunken

Giderim, son kez gözlerine bakamadan

Giderim, son kez sarılamadan

Uykusuz sabahlayarak.


Pişman değilim

Sevdim seni.

Delice sevildim.

Hayat seni yaşamamı istedi

Yaşadım..

Ama keşke

Yüreğinden giderken

Ölüm beklemese başucumda.


Yine de

Yolun gülle,

Yüreğin sevgiyle dolsun..!

Sana en kötü sözüm bu olsun..!




Alıntı


jöly 18 Ekim 2008 21:37

Falcı Kadın

Kaybettiğim düşlerimi
Bir zarara bağlıyorum.
Tumturaklı bir falcının,
Avuçlarımın arasında gördüğü şey
Bir çocuğun kabusu gibiydi.
Tamamlanmamış bir portrenin
Rüyasına beziyordu!

Yakaları kalkık, sigarası ağzında
Yüzüm falcıya gülümsüyor,
Ona inanmadığını söylüyordu.
Falcı kadın inanıp, inanmamaktan değil
Ellerimdeki çizgilerin varlığından bahsediyordu.
Hayat ağacının yamuk, kavisli çizgileri...
Nede işgüzâr bir tavrı vardı
Şimdiden alacağı beşliğin keyfine varır gibi şendi.

Oysa kimbilir kaçını bedbaht etmişti cümleleri!
Kaçını yalancı bir dünyanın içine hapsetmişti!
Dudaklarım istemdışı,
"Sen yalancısın çingene kadın!" dedi.
Falcı kadın gülümsedi,
"Bu yalanlar insanları mutlu ediyor civanım;
Atasın bir beş liracık..."

İslamabad - Mayıs 2005
M. Burak Sezer


SiyahLALE 18 Ekim 2008 23:11

GÖNÜL YARASI..

Dudağımda yarım kalan
Söylenmemiş son sözümsün sen
Baki olsa da ayrılık
Aşk her daim ölümsüzdür....
Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi
Efkar kitabedir aşka demde okunur
Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur
Varsın eller gönül yarası kapanır sansın
Kabuğun altında sevgili sen kanayansın....
Ömrümüzün son demidir
Dönülmeyen o gitmeler...
Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi....
Efkar kitabedir aşka demde okunur
Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur...
Varsın eller gönül yarası kapanır sansın
Kabuğun altında sevgili sen kanayansın

Alıntı


B.L.A.C.K 18 Ekim 2008 23:33

Tek Hece

İbrahim Lek


Kimleri bağlamış vurmuş pranga
Ciğerler dağlamış yakmış harınla
Akıllar yitirmiş güzel yanıyla
Virane çevirmiş yapan tek hece.

Tek hece diyerek geçmeyin sakın
Olana bakılsın ibretler alın
Uzaktır demeyin hem de çok yakın
Aniden yakalar , tutar tek hece.

Gün olur , gün geçer içinde kalır
Sanırsın her anın bilmem kaç asır
Düşenler bilirler çok iyi tanır
Mıh gibi saplanır kalbe tek hece.

Pembedir renkleri göze hoş gelir
siyaha dönünce eziyet verir
Bal diye tadarsın belki de zehir
Bin türlü yüzlüdür inan tek hece.

Kimisi saplanır düşer tuzağa
Kimini taşıyan Hakk'a vasıta
Kiminde çaresiz açıyor yara
Dert ile dermanın olur tek hece.

İyidir kötüdür demem denilmez
İstemem desen de ondan geçilmez
Yer ve an bilinmez öyle seçilmez
Bir anda doğuyor içte tek hece.

İbrahim Lek


Sedef 21 19 Ekim 2008 03:18


BİR YAZ GECESİ HÂTIRASI

İşveyle, fısıltıyla, gülüşle,
Olmuş şeb-i sevdâ yine bî-hâb
Oklar gibi saplanmada kalbe,
Düştükçe semâdan yere meh-tâb...

Bûseyle kilitlenmiş ağızlar
Gözler neler eyler, neler işrâb;
Uçmakta bu âteşli havâda
Vuslat demi bir kuş gibi bî-tâb...




Ahmet HAŞİM




jöly 19 Ekim 2008 14:14

BİZE VERMEKTEN BAHSET

"sahip olduklarınızdan verdiğinizde,
çok az şey vermiş olursunuz;

gerçek veriş, kendinizden vermektir.

çünkü sahip olduklarınız, yarın ihtiyacınız olabilir
diye saklayıp koruduğunuz şeylerden ibaret değil mi?

ve yarın, kutsal şehre giden hacılari takip ederken, kemiklerini,
iz bırakmayan kumlara gömen fazla uyanık bir köpeğe ne getirebilir?

ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka birşey değil midir?

kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak,
tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi?

çok fazla şeye sahip olup, çok az verenler, bunu
gösteriş isteyen gizli arzuları için yaparlar,
ki bu da armağanlarını yararsız kılar.

ve bazıları vardır ki, çok az şeye sahiptirler ve hepsini verirler.
bunlar hayata ve hayatın definesine inananlardır,
ve kasaları hiç boş kalmaz.

bazıları sevinçle verirler, bu sevinç onların ödülüdür.

bazıları ise ıstırap içinde verirler ve bu acı onların vaftizidir.

ve bazıları vardır ki, ne vermenin acısını hissederler,
ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düşüncesi taşırlar;

onlar, şu vadideki mersin ağacının kokusunu salısı gibi verirler.

böyle kişilerin ellerinde tanrı dile gelir ve onlarin gözlerinden tanrı, dünyaya gülümser.

istendigi zaman vermek güzel bir davranış olabilir; fakat
istenmeden, ihtiyacı hissederek vermek çok daha anlamlıdır.

ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak, veriş olayından daha fazla sevinç getirir.

vermekten alıkoyacağınız herhangi bir şey olabilir mi?

sahip olduğunuz her şey bir gün verilecektir.

öyleyse şimdi verin ve vermenin hazzını mirasçılarınız değil siz yaşayın..

çoğunlukla şöyle dersiniz:
'vereceğim, ama hak edeni bulabilirsem.'

ne koruluktaki meyve ağaçları böyle düşünür, ne de çayırdaki sürüler.

onlar, saklandığında çürüyecek olanı, yaşayabilsin diye verirler.

herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden
bir kişi, sizden gelebilecek şeyleri de hak eder.

ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan,
sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir.

faydasından öte, kabul etmenin gerektirdiği cesaretten ve
güvenden daha büyük bir değer var mıdır?

ve siz kim oluyorsunuz da, onların göğüslerini yırtarak
gururlarını korunmasızca ortaya seriyor, sonra da onlarıin değerlerini örtüsüz ve gururlarını
utanmasız olarak değerlendiriyorsunuz?

önce kendinizi vermeye hak kazanmış ve verme olayında bir aracı olarak görün.

çünkü gerçekte herşeyi veren hayattır ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediğinizde,
sadece bir tanık olduğunuzu unutuyorsunuz.

ve siz alıcılarr, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize
ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için,
hiç bir minnet hissi taşımayın.

bunun yerine, armağanları kanat yaparak, verenle beraber yükselin;

çünkü borcunuzu gereğinden fazla abartmak, annesi özgür yürekli dünya, babası evren olan cömertlik olgusundan şüphe etmek demektir..."


Khalil Gibran


SiyahLALE 19 Ekim 2008 20:09

Ayrılık

Ne zaman ayrılık saati gelse
En vazgeçilmez yerinde yaşamın
Duysak ayak seslerini akşamın
Ve sokaklardan el ayak çekilse
Bir ürpertiyle duyarım o zaman
Seni çağıran sesi uzaklardan

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir gariplik çöker içime birden
Kalan tek anı gibi bir devirden
Durmadan çalınır o gamlı beste
Sanki bilir dem hazin öykümüzü
Bulutlar ağlar kararır gökyüzü

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir çaresizliğe anlatır gibi
Birden değişir gözlerinin rengi
Mavi solar koyulaşır yeşilse
Sarınca ruhunu eski bir hüzün
Uçar gider pembeliği yüzünün

Ne zaman ayrılık saati gelse
Uzatsan özlemle dudaklarını
Tüm ağaçlar döker yapraklarını
Ne çiçek kalır ortada ne bahçe
Sadece uğultusu o rüzgarın
Ve bir umut kırıntısı Belki yarın

Ne zaman ayrılık saati gelse
Bir fırtına çıkmaşcasına büyük
İçimdeki güllerin boynu bükük
Bir zaman kalakalırım öylece
Neden sonra gittiğini anlarım
İçimde güller ağlar ben ağlarım

Alıntı


AeraCura 19 Ekim 2008 20:25

ANLATSALAR GÜLERDİM
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

Dolanıp sokaklarda, arıyordum kendimi.
Tılsımın ne bilmedim, bana sen öğrettin sevmeyi.
Acılardan geçerken ne hissederse insan.
En fazla öyle bildim, ağlamaklı gülmeyi.

En uzak derinlikler dizlerimi geçmezmiş.
Anlatsalar gülerdim.
Aynı denizden yine geçsem,
yine aynı yolu seçerdim.

En uzak yıldızlar, gözlerinden geçermiş.
Anlatsalar gülerdim.
Bir daha gelsem bu dünyaya,
ben yine seni isterdim.

Her şeyim sensin,
her şeyim seni sevmemden geçer benim.

erhan güleryüz


Sedef 21 19 Ekim 2008 20:26

Der Gibilerinden...


Haşmetini senin endamından almış koca dağlar
Dumanlı başları matem, görünmez eteklerinden...
Hep dimdik, hep vakur, hep mağrur dururlar;
"Yüzyılların bekçisiyiz biz!" der gibilerinden...

&

Sarısını senin saçlarından almış altın başaklar
Nazlı nazlı salınır meltemin okşayan ellerinden...
Hep olgun, hep vurgun, hep sargın dururlar;
"Kardeşliğin simgesiyiz biz!" der gibilerinden...

&

Yeşilini senin gözlerinden almış zümrüt ormanlar
Uzanır dalları gökleri kucaklama isteklerinden...
Her dağda, her koyda, her yerde dururlar;
"Vuslatların neferiyiz biz!" der gibilerinden...

&

Işığını senin bakışlarından almış yıldırımlar
Çakmak çakmak uzanır gökyüzünün ötelerinden...
Hep aydın, hep yangın, hep şıvgın dururlar;
"Sevdaların ateşiyiz biz!" der gibilerinden...

&

Pendik, İstanbul, 28.10.2004



Saadet Gökçe


SiyahLALE 19 Ekim 2008 20:41

Adı Sevgi Olsun

Adı sevgi olsun tüm yaşananların
Sevgi gibi saf
Sevgi gibi berrak.
Adı sevgi olsun tüm hayatın
Aç kalmasın çocuklar sokaklarda
Kimsesiz bir köpek havlamasın kapımda
Yetim kalmasın hiçbir bebek
Ve hiçbir anne ayrılmasın yavrusundan.

Adı sevgi olsun tüm yazılanların
Kötülüğe inat sevgiyle doğsun güneş
Yıldızlar sevgi saçsın yeryüzüne
Sevgi çiçekleri açsın bahçemde.

Sevgi satırları yazmalıyım sizlere
Mutluluğu anlatmalı yazdığım her dize
Sözcükler coşmalı
Ünlem işaretleri korkuyu, heyecanı değil
Sevgiyi ifade etmeli okuyanlara
Dansetmeli kelebekler
Deniz huzursuzca akmamalı
Huzur vermeli mavinin bütün tonları
Ve sensiz kalmış olsamda ben

Sevgi şarkıları söylemeliyim şiirlerimde.

Alıntı


arwen 19 Ekim 2008 23:07

Gülüm..




seni çok sevmek mi günahım gülüm
hazırım günahkar olmaya inan
vurulmuş bu gönlüm sensizlik zulüm
gel artık derdime sendedir derman..

kasırgalar kopar bu yüreğimde
darmaduman ruhum viraneyim ben
mecnunun oldum yâr aşk çöllerinde
gel artık derdime sendedir derman..

adın dilimde ki bestedir gülüm
susamış bu gönlüm aşkına inan
sanadır bu ferman can sana kurban
dön artık derdime sendedir derman..


Ayla Eker


SiyahLALE 19 Ekim 2008 23:10

HERKES GİBİ

Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.

Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.

Nazım Hikmet RAN



arwen 19 Ekim 2008 23:13

Yağmur yağar yüreğime gurbette,
Islatır içimdeki umutları,
Seyrederim,
Islanan çalı kuşunu penceremden,
Sayarım, gurbetteyken sılada atılan adımlarımı.

Yağmur yağar gurbette yüreğime,
Baş ucumdan bilmem kaçıncı kahır bulutunu uğurlarım,
Yine sıla türkülerine hasret,
Yine avunmasız deli gönlüm,
Yağan yağmurda ıslanır, bir başka bahara kalır umutlarım.

Yağmur yağar yüreğime gurbette,
Ben ıslanırım, umutlarım ıslanır.
Hani penceremden seyrettiğim çalı kuşu var ya,
Nedense
Islak yüreğimi benden kıskanır.



Birecik – 23 Ekim 1996

Yüksel Erentürk Yılmaz


miss_didem 20 Ekim 2008 12:03

BÜYÜK SIR


Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Zaman sensin
Zaman kadındır ister ki hep okşansın
Diz çökülsün hep
Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına.
Bir taranmış
Bir upuzun saç gibi zaman
Soluğun buğulandırıp sildiğin ayna gibi.
Zaman sensin, uyuyan sen
Şafakta ben uykusuz seni beklerken
Sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi...
Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın
Bu mavi çanaklarda kan gibi
Durdurulmuş zamanın işkencesi
Ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten
Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada
Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini
Daha beter seni kaçak
Seni yabancı bilmekten
Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan
Tanrım ne ağırdır sözcükler
Asıl demek istediğim bu.

Hazzın ötesinde sevgim
Hiç bir zararın erişemeyeceği yerde bugün
Sevgim
Sen ki benim saat-şakağımda vurursun
Boğulurum soluk alıp vermesen
Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın.
......

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Korkuyorum senden
Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri
El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden
Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan
Korkuyorum senden.

Sana büyük bir sır söyleyeceğim
Kapat kapıları
Ölmek daha kolaydır sevmekten
Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam
Sevgilim.

ARAGON


jöly 20 Ekim 2008 12:08

Japon Balıkçısı

Japon Balıkçısı

Denizde bir bulutun öldürdüğü
Japon balıkçısı genç bir adamdı.
Dostlarından dinledim bu türküyü
Pasifik'te sapsarı bir akşamdı.

Balık tuttuk yiyen ölür.
Elimize değen ölür.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.

Balık tuttuk yiyen ölür,
birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Balık tuttuk yiyen ölür.

Elimize değen ölür.
Tuzla, güneşle yıkanan
bu vefalı, bu çalışkan
elimize değen ölür.
Birden değil, ağır ağır,
etleri çürür, dağılır.
Elimize değen ölür...

Badem gözlüm, beni unut.
Bu gemi bir kara tabut,
lumbarından giren ölür.
Üstümüzden geçti bulut.

Badem gözlüm beni unut.
Boynuma sarılma, gülüm,
benden sana geçer ölüm.
Badem gözlüm beni unut.

Bu gemi bir kara tabut.
Badem gözlüm beni unut.
Çürük yumurtadan çürük,
benden yapacağın çocuk.
Bu gemi bir kara tabut.
Bu deniz bir ölü deniz.
İnsanlar ey, nerdesiniz?
Nerdesiniz?


Nazım Hikmet RAN


SiyahLALE 20 Ekim 2008 15:10

GAMSIZ........

Gözlerin önce düşlerimi çaldı emanet diye…
Sonra düşler yarattı bir aşk’ın niyetine..
Arsızdı; yetinmedi…
Gamsızdı ; avunmadı…
Peşindeydim; biliyordu…

Tesadüf,bir yalandı…

Ortada bir ‘sır’ varsa gözlerine kaçmıştır.
Kocaman bir denizdi senin gözlerin.
Yetişemedim ayrılığa…
Nefesim öpüşüne yetmedi!
Demedin ki her öpüş bir nefeslikti!..

Şikâyet gönüldendi.
Senden benden çalma değil ki…

“Beni baktığın yerde asılı tut… Yoksa düşerim…”
Bahaneydi gözlerin, zaten gidecektim…

Dün yine gözlerindeydim, içine dalgın dalgın akıyorken…
Bir dalga bir dalga daha…
Parçalandım sonunda!..

Bir şehri kuş bakışı seyretmekti gözlerin…
Bir anlık değil bir ömürlük!..

Kaçak bir hüznün içine boşalmış gibi utangaç…
Bir suçu gizler gibi,geceydi gözlerin.

Bana öyle bakma..
Zaten söyleyecektim.
Ya da kapa gözlerini o bakışınla…
Bakmasan da sevecekti seni yüreğim…

Gözlerine birkaç diyar öteden geldim.
Bir deli gülüş senin yüreğindeki…

Senin gözlerine asilik bulaşmış…
Benim sözlerime bir cümle yapışıp kalmış;

Nasıl istedim bilemezsin,
Bir anlık bakışından,
Hayatı en başından, gözlerinden seyretmeyi…


Alıntı


miss_didem 20 Ekim 2008 15:49


Sen Olmasaydın

Sensin bu gönlümün yönü mekanı
Bende ar olmazdı sen olmasaydın
Ak nergisler sana aksın dağlarda
Balda sır olmazdı sen olmasaydın

Dağlardaki güneş doğmaz aleme
Buluttaki yağmur yağmaz aleme
Gönlümdeki güzel sığmaz aleme
Dünya dar olmazdı sen olmasaydın

Suru sırdan derler suyuma benim
El eyleyen çıkar toyuma benim
Elde güzel çokmuş neyime benim
Gözüm kör olmazdı sen olmasaydın

Kuşlar yuvasından uçar mıydı ki
Bulutlar yağmurdan kaçar mıydı ki
Yaylada çiçekler açar mıydı ki
Dağlar kar olmazdı sen olmasaydın

Dostlarım el oldu senin uğruna
Gözlerim sel oldu senin uğruna
Sefai'yim del oldu senin uğruna
Gurbet zor olmazdı sen olmasaydın


Aşık Sefai


arwen 20 Ekim 2008 21:39

Yokluğunun birinci akşamı.
İlk gözlerin düştü aklıma.
Hani o çok sevdiğim,cennet gözlerin.
Artık ne İstanbul avutur beni ne deniz.
İlk gecemde gözlerin yaktı beni.
Masamda bir mum,
Resimlerin ağlattı beni.

Yokluğunun ikinci akşamı.
Hava henüz kararmış.
Gökyüzünde ne bir yıldız,ne de Ay var.
Yalnızlık kapıya gelmiş dayanmış.
Açsam olmaz,açmasam olmaz.
Bir yandan özlemin,bir yandan gece,
Bir teselli arıyor şimdi gözlerim,
Bende kalan resimlerinde.

Yokluğunun üçüncü akşamı.
Fena sıkıştırdı hasretin yine.
Karşı koymak imkansız hatıralara.
Biliyorum birazdan birkaç damla gözyaşı
Dökülecek gözlerimden,kirpiklerime.
Ve belkide bir sevda şiirine iki mısra düşecek.
Biri senin biri benim için.

İnan canım,
Seni sevmek kadar,hasretinide çekmekte güzel.
Yalnız üç günü geçirme yeter.

Şimdi bir mum alevinde,sabahlarken gözlerim.
Dudağımda, seni seviyorum demenin o çocuksu utancıyla.
En çok sevdiğim resmine sarılıp, uykuya dalmışım

Mehmet Pektaş Eşber



SiyahLALE 20 Ekim 2008 22:51

Senin Gözlerin Ağlamış

Sizin diyarda gülüm
Çocuklar ağlamazmış
Bulutlar kararmaz
Dudaklar çatlamazmış
Sevenlerin gözyaşları akmaz
Sevdalılar ağıt yakmazmış
Doğru mudur bilmem ama
Senin gözlerin ağlamış

Gözlerin gülüm
Gözlerime bakar
Yüreğimi yakarmış
Gözlerinde umutların izleri
Gözlerinde yüreğim varmış
Kalbin gözlerinde atar
Aşkım gözlerinde yatarmış
Damarları çatlatan
Çığlıklar atan gözlerin
Haykırmak istemiş aşkını
Haykıramamış
Senin gözlerin ağlamış

Gözlerin gülüm
Kapıları çalarmış
Gül mevsiminde açar
Lale gibi kokarmış
Resimlere bakıp bakıp
Hep adımı anarmış
Ateşe atmışlar
Ama yanmamış
Çileleri omuzlamış
Ama yılmamış
Göremeyince gözlerimi
Senin gözlerin ağlamış

Gözlerin gülüm
Beni görebilmek için
Hep arkaya bakarmış
Arkanda ne ben
Ne gölgeler varmış
Bu hasreti duyunca
Çiçekler bile ağlarmış
Birden kapılar açılmış
Sevdalılar yol almış
Göremeyince gözlerimi
Senin gözlerin ağlamış


Gözlerin gülüm
Bir çiçek gibi
Bahçelerde açarmış
Ah edermiş aşıklar
Bülbüllerin feryadı
Yürekleri dağlarmış
Yusuf'unu göremeyince Züleyha
Gizli gizli ağlarmış
Göremeyince gözlerimi
Senin gözlerin ağlamış

Gözlerin gülüm
Bulutlara bakarmış
Göremeyince gözlerimi
Gözyaşların akarmış
Gözbebeklerinde belirmiş hüzün
Senin gözlerin ağlamış

Sizin diyarda gülüm
Her gözün bir adı varmış
Kimisi mavi, kimisi yeşil
Kimisi elâ, kimi de karaymış
Senin gözlerinin adı yokmuş
Yalnız gözlerin varmış
Hep umutlara uzanırmış ellerin
Senin gözlerin ağlamış

Alıntı




Saat: 16:45

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık