![]() |
İşte geldim son dem senin yanına İçinde ne varsa yüzüme söyle. Arkamdan konuşup girme kanıma İçinde ne varsa yüzüme söyle. Küçük yaşta gördüm, gönül bağladım Görmeyince için için ağladım. Her darbende ciğerimi dağladım İçinde ne varsa yüzüme söyle. Gecelerim katran oldu elinden Az çekmedim iğneleyen dilinden Utan artık şu bükülmüş belinden İçinde ne varsa yüzüme söyle. Ah ile, vah ile bu yaşa geldim Ferhat oldum sabır dağını deldim Bazen çölde coşkun akan bir seldim İçinde ne varsa yüzüme söyle. Ahir ömre geldik senle başbaşa Helal ekmeğimi bandırdım taşa Bana bulaşmada sarayda yaşa İçin de ne varsa yüzüme söyle Bundan gayrı sana son sözüm böyle... enver yıldız |
Karanlık havada ışıklardan daha parlaktın, Karanlığın içinde sanki bir güneş gibiydin O dakikalarda yıldızlarla gökyüzüne Sana olan duygularımı yazabilsem yapardım O an sadece görmek istediğim sendin Gözlerim bakışlarını yakalama uğraşındaydı Ve gözlerim gözlerinle buluştuğu saniyelerde Umut bozkırlarım yeşermeye çalışıyordu ama korkuyordu... Korkuyordu; bir anda tekrar eski haliyle karanlığa gömülmekten. Benim yerimde bir anda umutlarını yitirme korkusunda olan sen olsaydın Ben derdim ki; Ben sana bir anda değil, Her gördüğümde tekrar, tekrar aşık oldum Ve bir anda da asla ve asla senden vazgeçmem!... Ama o anda senin ne düşündüğünü bilmiyordum. Yüreğimin tek merhemisin Senden başkası bu yarayı iyileştiremez Yine de sen olmazsan yanımda, Kalmaya razıyım bir başıma. İnsan nereye, nerden bakarsa o kadarını görebilir Bazen de sadece görmek istediğini görür Ama bilmeni isterdim ki; Bende senin için göremediğin daha çok şey var. Mesela bir kalp, bir yürek dolusu sevgi Ve umutlarla yoğrulmuş hayaller... |
ÖLÜ Hangi mahallede imam yok, Ben orada öleceğim. Kimse görmesin ne kadar güzel, Ayaklarım, saçlarım ve her şeyim. Ölüler namına, azade ve temiz, Meçhul denizlerde balık; Müslüman değil miyim, haşa, Fakat istemiyorum, kalabalık. Beyaz kefenler giydirmesinler, Sızlamasın karanlığım havada. Omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım, Ki bütün azalarım hülyada. Hiçbir dua yerine getiremez, Benim kainatlardan uzaklığımı. Yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar, Çılgınca seviyorum sıcaklığımı... Fazıl Hüsnü Dağlarca |
BİR KEZ MEHMET OLMADIK Bir zaman biri öldü çoğu ermeni oldu, Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadı, Yer kalmadı şehitlikte, sağı solu hep doldu Bir kez Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık Türk olmak önemli mi vatandaşlık yeterli, Kurşun sıkana bir bak, vatandaş kriterli, Buna neler söylesem ne desem ki beterli, Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık Niye hep böyle olur hep ezilen hep Türk olur, Ne zaman ruh kabarsa aman etme ne olur, Şöyle şöyle olurda öylolursa böylolur, Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık Geldi şehit naaş'ı biz düşündük maaşı, Yapamadık zamanla milli harsla bir aşı, Gözleri de çıkardık yapalım derken kaşı, Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık Batıdan güneş doğmaz boş yere hiç bekleme, Ağır aksak giderken tökezleyip tekleme, Boş yere kem küm edip Milleti itekleme Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık. Türk ölmek bir şereftir Türk olmaktan ötede, Herkes bir şeyler söyler, gazetede sitede Biliyorsun bunları aleni berisi ötesi de… Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık Gelir kınalı Mehmet bayrağa sarılarak Her yeri haşat olmuş her yeri kırılarak, Böyle tepkimi olur kınayıp darılarak, Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık. Kıbrıs’ta görülmedi bunların yaptıkları, Neye hizmet ederler nedir ki taptıkları Fırsat bulunca hemen Mehmed’i kaptıkları, Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık Bir ölür bin dirilir bir gün hesap derilir, Ok bir kez çıkar yaydan meziline serilir, Bu hesap her kiminse ondan hesap sorulur, Bir kere Türk olup ta bir kez Mehmet olmadık Soyu bozuk soysuzlar devlete baş kaldırır, Kuduz köpekler gibi sağa sola saldırır, Oğuzsoylum bu millet bu belayı kaldırır, Bir kere Türk olupta bir kez Mehmet olursak |
Boşver be... Boş ver Boşver diyorum bazen Adam sende boş ver Nasılsa durduramazsın Arsız arsız aksın zaman İlkbahar yaz güz derken Şunun şurası kışa ne kaldı Ömür yolu çoktan yarıladı Kırk kere sevdin ele yaradı Yeter ulan yetmeli artık Birazda kendine yaşa Uçurtma yap hayallerini Kendine özgürlüğü bağışla Boş ver her şeye aşka Kaldır duvarlardan aynaları Görme şakağına yağan karları Unut özlediğin kadını Özlemek sevmek demek Sevme ulan sevmek neyine Tutma esaretinin elini Git denize dök derdini Nasılsa duyuramadın sesini Ne olur boşver be... boşver Tik tak’ları yavaşladı bak yüreğinin Bir varmış bir yokmuş Hepsi bir masaldı dersin Boşver be... boşver Alıntı |
BEN SUSTUM ŞİİR KONUŞTU... Bir duman tütüyor ki yangın yeri bu yürek Gırtlakta düğümdür söz,sustum şiir konuştu İkrar verdi kavlinden dönmez geri bu yürek Haykırmak istedi ÖZ,sustum şiir konuştu……. Bir nida eylesem de yankı vermez ki dağlar Derdim ile hemhaldır lale sümbül gül ağlar Sükûtilik ruhumu kördüğüm edip bağlar Bağrımda yanar bir KÖZ sustum şiir konuştu……. Sonsuz maviliğine gözlerinin takıldım Deli divane oldum, ateşlerde yakıldım İhanetin değince yüreğime yıkıldım Silmeye yeter tek SÖZ, sustum şiir konuştu......... Feryat eden yüreğim sukuta şaştı dondu, Gül kurudu ahımdan bulut yağmura döndü, O hayırsız elinden benzim sarardı söndü, Çağlarken köreldi GÖZ, sustum şiir konuştu............. Sana dargın bu yürek, duygularım barışmaz Mavi boncuk dağıtmak asla sana yakışmaz Gönül engin olsa da iki sevda sıkışmaz Bundan böyle yürek buz, sustum şiir konuştu...... Alıntı |
Bir Daha Asla Unutmayacağım Yalnız Olduğumu.. içmeden sarhoşluğuma verin bu çığlıklarımı, ya da hayata tutunmaya çalışan çaresizliğime.. ne fark eder benim için... acılarımı hangi sevda sözleri dindirebilir ki.. hangi uçurumun kenarında tutan olur ki elimi... oysa bir tutuversen ellerimden, bir tutuversen de sarılıversem sana.. yaşasam bu kahrolası hayatı.. hayat buymuş diyebilsem içimden, düşmek ve yeniden kalkmak gibi.. unutmak ve hatırlamak gibi.. ayrılmak ve kavuşmak gibi.. yaşamak ve ölmek gibi... işte hayat buymuş diyebilsem... tüm acılarıma inat gülümseyeceğim.. varsın kalsın gözlerimde bir damlacık hüzün ne çıkar... acılar yenisi gelene kadar acı... şimdi yalnızlığa terk edilmiş gibi, bir başıma kalkmalıyım ayağa , ayaklarım uyuşsa da, bedenim titrese de, ve yapacak bir şeyim olmasa da, kalkmalıyım ... herkes hak ettiğini yaşıyor deseler de.. ben neyi hak ettiğimi göstereceğim herkese inat... herkese inat, ben hayatı hayat yapacağım.. nasıl olmalı diyorsam öyle yaşayacağım... yeminlerimi bozacağım bu gece.. bu gece yeniden doğacağım.. bu gece yine acılarıma sığınıp sabah edeceğim... beni deli divane eden ne varsa yıkıp yakacağım.. arkama bakmadan yürümeyi öğreneceğim düşe düşe... ve bir daha asla unutmayacağım.. kendimden başka kimsemin olmadığını bu hayatta.. benim için benim kadar acı çeken kimse yok . sabah olmadan çıkacağım yola.. tüm yaşanmışlarımı bırakacağım ardımda.. tüm resimlerimi yakıp, şiirlerimi de yırtıp savuracağım isyan edercesine her şeye... ve bir daha asla unutmayacağım yalnız olduğumu.. kim ne kadar yakınımda olursa olsun.. Özkan Artık |
Ben Hüzün Dolu Bir Kitabım...http://www.diyemediklerim.com/images/smilies/newSmiles/rose.gif İnsan ömrü bir kitap misali değil midir? Kimininki bir satırlık, kimininki bin sayfalıktır Tek ortak noktaları bir gün biteceğidir... Ben hüzün dolu bir kitabım Benim acılarım sayfa, göz yaşlarımsa mürekkep oldu Anlattılar birer birer, ama konu hep aynıydı Hayat akışım bir çizgiydi, çizginin adı ise "hüzün" Ben hüzün dolu bir kitabım Senaryo baştan belliymiş, acılar benim kaderimmiş Mutluluğu yakalamaya uğraşırken, Tebessüm etmek bile yasakmış İstesem de istemesem de oynamaya mecburum Ben hüzün dolu bir kitabım Aşk'tır karanlıkta insanı aydınlatan O'dur insanın ruhunu, beynini güzelleştiren Ben mahrum kaldım aşka, hala karanlıktayım Ben hüzün dolu bir kitabım |
GİDİYORUM Gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum Gidiyorum bütün acılarımı vurup sırtıma umutları bırakıp başucuna ıtırları, menekşeleri, kırgüllerini bırakıp şiirlerimi sarıp bohçama yüreğimin yangınına gidiyorum hoşca kal usulboylum, güzel gözlüm hoşca kal. Gidiyorum gözyaşlarımı papatya diye saçlarına takıp yüreğimdeki yağmurlarla bir ırmağa akmaya gidiyorum içimde yeşerttiğim tüm çimenler sana kalsın sana kalsın baharçiğdemleri, kırgelincikleri, kırkkanatlılar gülleri sana bırakıp dikenlere gidiyorum. Gidiyorum başımda gam, gözlerimde nem bütün hatıraları bırakıp geride usulca çekip kapıyı ardımdan alıp başımı gidiyorum buralardan şafak sökmeden kimseler görmeden yağmurun yağmadığı çöllere gidiyorum sevgi dolu yüreğimi bir ıssızda yakmak için. Hoşça kal suyundan çimdiğim dere kana kana içtiğim pınar say ki yaşamadım bu yerlerde nazlı çiçeklerini okşamadım baharın bozguna uğramış bir bostanın hüznüyle bir yaprağın ürpertisine yazıp ömrümü çekip gidiyorum buralardan. Gidiyorum bir bilinmeze doğru hem yol, hem yolcu olmaya acılarımla başbaşa kalmaya gidiyorum bütün yıldızları takıp kanatlarıma bir kelebek gibi özgür olmaya gidiyorum. Yüreğimin sızılarında damıttığım her şiiri bin kez öperek ve sökerek sevgiden yana ne varsa göğsümde gecelerin zifiri saçlarında kaybolmaya bir ceylanın gözlerinde ağlamaya gidiyorum. Bütün borçlarımı ödedim alacaklarımı erteledim artık ne diyecek bir sözüm kaldı sevdiklerime ne okuyacak bir şiirim gözlerimin içindeki iki damla gözyaşı gibi bakmadan ardımdaki uçurumlara alıp götürüyorum yüreğimdekileri de hoşcakal usulboylum, güzel gözlüm hoşcakal Alıntı |
Seven Insana Elveda demeden cok iyi düsün Ayrilik sonradan zor gelir sana Bir gün gelir hasret yakar icini Sevdigim muhtactir insan insana. Yasanan mazi var unutamazsin Yabanci kollarda sen dolasamassin Gururun birakmaz aglayamazsin Bir dost bir arkadas gerek insana. Gidersen kahrolup yikilacagim Acilar seline karisacagim Bu sevginin yolunda kaybolacagim Ayrilik zor gelir seven insana |
BEKLENEN makasın tenine değdi kefenin aryası düş soğudu kırıldı beynimdeki köstebeğin dişleri cehennemin yanacağı gün de geldi çekildi gözlerime saplanan tığ artık zamana arz ölü saksıların koktuğu bir yol kum tutmuş şelale elin gözesi sislidir artık genzi oyuldu kiraz ağacı duruşu eridi Azrail'in ayaklarımın altına koyduğu buz sesimin taşıdığı su kırıldı gerginleşti boynumdaki ip dondu sana yürüyen yollar şimdi yağmur özledim dese mavi rüzgar ağzım çiçek dolar K.Y. Kubilay Yıldız |
seninle Bir ömür seninle başbaşa kalsak Hayatı beraber koşsak ne olur Bütün yıldızları bir bir dolaşsak Zamanı beraber aşsak ne olur Şarkılar söylesek aşkın dilinden Nağmeler dinlesek seher yelinden Bahar yağmuruyla duygu selinden Gönül ırmağına taşsak ne olur Dudaktan dudağa bir şiir gibi Gönülden gönüle bir nehir gibi Yıldızlara hasret bir şehir gibi Derin uykulara dalsak ne olur Kuşlar gibi geçip tüm hudutlardan Selamlar iletsek ak bulutlardan Kovup elemleri şen duygulardan Sonsuz mutlulukla coşsak ne olur Alıntı |
Dudaksız Portreler akıl biriktiyorum ruhlar sonraya ölüme yağmur suyu uzatan kolun elini kesiyorum ölmeyeceğim yağmurundan bir ilk bahar gününün yüzümü tarayan rüzgarında hüzün öğüteceğim öğretmeni ölü kaygı şuurunda zihin pişirerek yürüyeceğim dudaksız portreler çizliyorlar Tanrı defteri gün açılıyorken yazılan çizilen kader tülünden aşk yazması kalpler çıkaracağım mabedi yıllanmış şarap gülünden dudağımda kızıl şer vuracağım kötülüğe -zaten- demeyeceğim gelgite sarılan sarkıt dikitten buz kılıçlar çekip savuracağım krateri küçük şeytan ininden aşkın şatosuna taşınacağım dudaksız portreler çiziliyorlar yaprağın altında öpüşüyorken kuşlar aşkı gizli yaşatıyorlar reformcu rahibin yasak dilinde bacaklar huzursuz birleşiyorlar ve zaman ki cinler kadar sırlıdır görünmez ellerin gözlerin nemi tenlerden tenlere dökülüyorlar zamanın birinde ikiyi vurup gözlerimden nefes şehrini alıp sıcaksız bacaksız can veriyorlar aşklar şirke koşan atlılar gibi birikip tinlerin lambalarına sevi iplerinden kayboluyorlar dudaksız portreler çiziliyorlar --resmin arkasında yaşanacağım-- uslu seyirlerden seyyar sihirler aslı astarına düşman zehirler aşk tersanesinde dövülüyorlar denize kıvrılmış gemiler gibi açılıp saçılıp uzak koylara sevişip dağların dumanlarıyla fırtına cesaretiyle devleşiyorlar ihaneti bulan kahraman gibi şeklini şemale değişiyorlar dudaksız portreler çizliyorlar ellerimin gözlerime döndüğü yerde geziniyorlar ışığın ardına bak resmin ardına aşk çiziyorlar dudak dolusu Mehmet Nusret Poyraz |
Garip Bir Yolcuyum Her yeni bir gün eskiyecek Her eski yok olup gidecek Bir gün ben de ecel ile gidecek Garip bir yolcuyum Bir yol vardır rahat mı rahat Acaba sonunda hacat mı azat İşte yolcu böyle berbat Garip bir yolcuyum Bir yol vardır taşlı çakıllı Bir yol vardır dünya malı Ebedi saadet aramalı Garip bir yolcuyum Hayatın tadı da yalan Fani dünyadakiler yalan Gördüğümüz büyük bir alan Garip bir yolcuyum Bekir Kılınç |
Paylaşamadık bu acımasız geceleri Seninle uyuyup seninle uyanmanın Hep hayalini kurdum Hele bu olumsuzluklarla dolu Geceyi paylaşmak Uyuyamadım bu gece Uyuyamadım bir tanem Gözlerimi kapatıp daldım Belki yolun rüyama düşer diye Seni görmek hasretimi dindirmek Rüya görmeme bağlı Uyumak istiyorum Seni görmem gerek Oksijene ihtiyacım var Gecenin yarısında Deli bir rüzgâr Yağan yağmurun sesiyle uyandım Gelmedin Paylaşmadın Bu olumsuz gecede yine yalnızım Aklım sende kaldı Şu an gecenin yarısı Gözlerin yumuk Yüzünde tatlı bir yorgunluk Kim bilir neredesin Başucunda olmak Parmaklarımla yüzüne dokunmak Saçlarını taramak Kulağına Seni seviyorum demek İsterdim Deli rüzgâr Yağan yağmur Gecenin karanlığına isyan eder gibi İçimdeki isyanımı onaylarcasına Yanıp sönen trafik lambaları Sensizliğe Hem de ömür boyu sensizliğe İsyanımı içimden Sessiz haykırışlarla İçimi parçalayarak Yaşıyorum Esen deli rüzgâr İnadına yağan yağmur Gecenin karanlığına direnen Kalp atışlarım gibi Alev alev yanıp sönen Trafik lambaları Şu saatte minareden yükselen Allaha yalvarış gibi Sana yalvarıyorum Sensizliğin sonu delirmek Sensizliğin sonu sonum Sensizliğin sonu…! cafer akyol |
Öfke Damlıyor Kalemimden Bugün Bugün yüreğime batıyor bu kalem Her elime alışımda canım yanıyor Her harf öfkeme bürünüp düşüyor kağıda Öfke doğuyor yokluğunun rahminden/bugün Yazıyorum/ yarı aralanmış kapımdan sensizlik giriyor odama Bir de gölgen bakıyor penceremden Elimi uzatıyorum/yoksun Bugün elimde kırılıyor bu kalem Yokluğun akıyor mürekkep yerine /bugün Havada asılı kalıyor mısralarım Yazıyorum/duvarlarımda çınlıyor sesin "ah le yar yar"ı mı söylüyorsun ne Sen söylüyorsun sensizlik doluyor odama Seni dinliyorum/yoksun Bana isyan ediyor bu kalem bugün Bütün yazılarımın başlığı "yoksun" Yazıyorum/Sırtımdaki yaradan kanla karışık pas sızıyor Hani o giderken bıraktığın hançerin hatırası Kağıdıma dökülüyor kanla karışık paslı bir mürekkep Öfke doluyum bugün/öfke yazıyorum Kalemim de öfke dolu/kağıdım da Sensizlikte sana yazıyorum Seni yazıyorum/yoksun. Edirne - 02.08.2008 İrfan Özcan |
Dedim ya gülüm Bana hep hasretin düştü Bana hep özlemin düştü Ben ki Mecnun gibi düşmedim çöllere Ben ki kazma vurmadım dağlara Ama içimde öyle büyüdün ki Döksem sığmaz ovalara Dilimde adın gözlerimde hayalin Karşımda her halin Avuntum tesellim Alnında yanan dudaklarım Ellerini avuçlayan ellerim Varlığınla yetinmek bu olmalı Her an her solukta seni özlemek Özlemek ve acı çekmek Sana ulaşamamak Sana dokunamamak Sadece bir yerlerde olduğunu bilmek Kaç yürek dayanır ki buna Kaç beden ayakta kalabilir Bu yangın ortasında İçim acıyor biliyor musun Acı çekiyor ruhum Acı çekiyor bedenim Kıvranıyorum Yokluğunun acısından Benim acılar içinde Ne yanıp kül oluyorum Nede sönüyorum İçten içe eriyorum Seni çok özlüyorum Seni çok seviyorum… mehmet kaplani |
Hayatın Kıyısında Yaşamın tam kıyısındayım sanki Ya bir adım geri, ya da bir adım ileri, Dokunsan ellerin yanacak, Bıraksan düşeceğim, Parçalarım dağılacak, Kristal misali. Kör bir kuyuya atlar gibi. Dalga dalga çoğalan sesimi Uzaklardan duyar gibi, Kendi hıçkırık ve gözyaşında boğulur gibi, Del bağrımı, es geç hayat, Kalbimi yakan kor gibi. Gözlerimin önünden geçiyor tüm bulutlar, Kimi pembe duygu yüklü anılar, Kimi gri gözyaşı seli hatıralar, Bazen mutlu, Umut yüklü, Bazen çığlık çığlığa geçtiğimiz patikalar, Hani nerde sevenlerim? Rüzgâr misali esip savruldular, Yüzümdeki açan güllerim neredeler? Birkaç damla gözyaşımda boğuldular, Hani kolum kanadım neredeler? Hayatın neresindeyim ben, onlar neredeler? Yaşamın tam kıyısındayım sanki. Ayaklarım pamuk ipliğine bağlı şimdi, Ne bir adım geri, Ne de bir adım ileri, Dengede durmaya çabalayan Bebek misali, Sonsuz bir uçurumun kıyısındayım sanki. Koca bir ömrü kırıştırıp bir sayfa gibi yırtıp atmalı mı? Yoksa zamana inat hayata kafa tutmalı mı? Ya hayat beni tüketecek, Ya da tükenen hayatı yeşerteceğim, Seher vakti yağan çiğ misali. Alıntı |
Öyle Bakma Öyle bakma bana, çarem yok anla Böyle yalnız başıma Daha kaç zaman dayanırım Kestiremiyorum şu zamanda Her bakışında heyecan kaplar benliğimi, Sımsıkı tutmak istesem de ellerini Bir türlü cesaret edemiyorum ki Neden korktuğumu ah bir bilsem de Söküp atsam içimde ki şu zehri (kalbi) Hamit Aydoğmuş |
Sokaktan Gelmek Sokağa mı çıkıyorsun, dikkat et Emanet ol Tanrıya, Sokak demek Eksilmek yarı yarıya. Odalara kapanıp oturdunuz İçinize evin serin sessizliği doldu. Koruyucu duvarlara borçlusunuz Çevrenizde dalgalanan dostluğu. Bir sokağa çıkmayın bozulur bunca büyü Yavan gelir ev size, Hayatınız kuytu ve küflü, Sokaklarsa aydınlık, taze. Ayartıcısı caddelerin eseri Zalim gelişleriniz, Evde size uzanacak elleri İtmek istersiniz. Haince sokaktan dönüşünüz Sisli, karda... Çünkü başka yaşayışlar gördünüz Dışarda. Sokağa çıkarken dikkat Sokaklarda esen rüzgar çünkü. Rüzgarlarla eve dönmek saçma, Ev dar çünkü Behçet Necatigil |
Giden geldi Giden geldi, giden geldi Gelmez dedin, giden geldi Bir oktur ki, sinem deldi Bir sen gelmedin Güneş bile battı geldi Ay kaşını çattı geldi Şimşek dersen çaktı geldi Bir sen gelmedin Çini çini kuşlar geçti Kara kara kışlar geçti Çizgi çizgi yıllar geçti Bir sen gelmedin Kaplumbağa bile geldi Yılan dersen dile geldi Kuşlarla bir kurtlar geldi Bir sen gelmedin Deprem geldi seller geldi Kasırgayla yeller geldi Hızır gitti, mahşer geldi Bir sen gelmedin Deniz sudan çıktı geldi Dağ kendini yıktı geldi Azrail mum yaktı geldi Bir sen gelmedin Alıntı |
Ankara yalnız ülkemin değil, şiirlerimin de başkentisin. haftaiçi halini görmek, yaşamak mümkün olmasa da, hafta sonları kızılay dan, etimesgut ataşıdığım en güzel anılarımın içindesin. tarih..? ulus la, kızılay arasındaki yolu, parasızlıktan aşındırdığımız günler işte, tam olarak bilmiyorum. tunalı hilmi caddesinde el ele yürüyememiş olsam da sevgilimle seviyorum seni ankara.. otobüse kaçak binip, etimesgut a uzanan karlı caddelerini seyrettiğimde. tarihsiz ajandamda, tarihsiz anılarımı, ve mısraları felsefeyle örülü, tarihsiz şiirlerimi yazdığım şehirsin tutamadığım, akıp giden gençliğimin şahidi, sen sen tarihsiz tarihimin en anlamlı yerisin Osman Açan |
Keder Sana Yakışmıyor Ne kadar değişmişsin görmeyeli, Ellerin güzelliğini kaybetmiş nasırdan, Hüzün rengi almış saçlarının her teli Gözlerine gölgeler düşmüş kahırdan, Gözlerin ki, gördüğüm gözlerin en güzeli Ne kadar değişmişsin ben görmeyeli Böyle mahzun kederli değildin eskiden Fıkır fıkır gülerdi gözlerinin içi Dudakların nemliydi sevgiden, arzudan Yapraklarına çiğ düşmüş karanfiller gibi Baygın kokusuna anılarla beraber giden Böyle mahzun kederli değildin eskiden Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Ağlamaktan mı karardı gözlerin Bir zamanlar gözyaşını sevmezdin Şimdi nerden yaşardı gözlerin Hasta mısın, yorgun musun nen var Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar Arzular vardır bilirsin anlatılamaz Eskisi gibi kalsaydın ne olurdu Taptaze, ıpılık kar gibi beyaz Keder sana yakışmıyor gül biraz Arzular vardır bilirsin anlatılamaz. Victor Hugo |
Şiirin şehveti ... öğle sıcağında şiir yazma bana gecenin karanlığı ve büyüsü sinmeli mısralarına tutkunun kokusu başını göstermeli gözlerimi kapatabilmeliyim, gece gözlerimi sana çevirmeli.. bir parça mavilik almalısın denizden ve bulaştırmalısın yüreğime öyle parça parça değil bütün bedenime hele bir de yağmur yağarsa, değme keyfime tut kolumdan sürükle beni.. yapış saçlarıma dansa kaldır beni öyle sıcağında şiir yazma bana gecenin gölgesi örtmeli kelimelerin üstünü üşüyen arzular bir cümlenin içine sığınabilmeli utanmadan soyunabilmeliyim, utancım dudaklarında bakireliğini yitirmeli itinayla akıtmalısın isyanlarımı ve fırlatmalısın uzaklara öyle yavaş yavaş değil, bir belayı uzaklaştırırcasına hele bir de kolların sarmışsa beni, dokunma sessizliğime al başımı daya göğsüne.. okşa ruhumu beni benden istercesine.. öğle sıcağında şiir yazma bana bekle geceyi bütün korkuların çekip gitmesini gizlice.. görünmeden sana gelmemi bekle gecenin notasız melodilerini gecikmişliğini delirmişliğini.. ne vakit saat geceyi vuracak ne vakit yüreğimin artçıları bedenini sallayacak ne vakit sen içimde.. ben dışında olacağım o vakit şiirlerin en güzelini.. en tutkulusunu ve en haylazını yaz bana.. yüreğinde uyuya kalırsam.. sakın uyandırma.. Alıntı |
Rüya Gök dibinde havuzun Sularda ellerimiz Bütün emellerimiz Anlaştı uzun uzun Sular soğuk bir ışık, Bakıyoruz havuza; Suda omuz omuza İki gölge karışık! Bir kırık ay havuzda Ağır ağır kayboldu. Havuz şafakla doldu Gün doğdu ufkumuzda Gün doğdu ucundan Ellerimi bıraktı. Birkaç damla yaş aktı. Parmakllarımın ucundan! Yusuf Ziya Ortaç |
Zaman Düştü... Gözlerin gözlerime baktığı zaman Gözlerime gözlerinden vuslat düştü Gözlerime visalinden fırat düştü Gözlerin gözlerime baktığı zaman Mekan durdu bir an,durdu zaman Yelkovanın içine bir akrep düştü Aşkın kağıdına mürekkep düştü Mekan durdu bir an, durdu zaman “Seviyorum seni” dediğin zaman Kordan kalbime bir rahmet düştü “Ben de” demesi zor bir zahmet düştü “Seviyorum seni” dediğin zaman Alıntı |
Yediveren .... Sen tutuşan kitabın mürekkebi, ismi hüzünle yazılan sen Suyun ateşten yanan akrebi, sensin ey yediveren! Yıldızlar kocaman görünür, parlaktır baktığın pencereler Geceler güneşlere bürünür,gündüzdür ağlarken geceler Sesin sevda taşıyor yarına, yarına rüya seher olur belki Hasretim tuz olur yarana, hasret sana çıkan yolların ilki Bir ses versem sana uzaktan,dökülür mü yere güllerin Vuslatım anlamaz tuzaktan, vuslatım bendeki gözlerin İçim ateşler harmanı, yanar ama yandırmaz bendeki ben Sensin ateşlerin dermanı, ey aşkımın gülü, ey yediveren! Şiir can verirken ağıtlarda, seninle cennet yüzü görmüş Kader ki noktadır kağıtlarda, mısraları kederle örmüş Islak çöllere düşen sensin, kuruyunca ağlar mısın yoksa Islak cehennem isterim dersin, çöllerde kurumaktansa Son firâkına isyan yok ama, yüreğim gidişinden lerzân Yeise düşmek dursun bir yana, recam seninle her an Mızraklar sineme saplandı, sen gideli ruhlar üryan oldu Kalbimiz karalarla kaplandı, aşk libasımız ziyan oldu Ey beni bende değil “O”nda, benimle değil “O”nunla seven Sana “O”nunla geliyorum yeniden, nerdesi Alıntı |
Mevsimlik Şarkı .. kanıyor takvimden gamsız ağaçsız evlatlarını döver gibi seven bir sonbahar güvertesinde adresini şaşırmış kayıp bir nisan yağmuru ömrümün sol anahtarısın hazan makamının kapısını açan ne nisanlar gördüm ben ilkbahardan kaçarken bir mızraba tutunan ne bileyim ben böyle bir seydir herhalde bir mevsimin şarkısı ya da mevsimlik bir vivaldi sancısı... ekim kasım işlerini öğrenirken bir keman ağlamayı bir de şarkıya söz yürür yeşile aldanır suyun kudreti ve sen hiçbir zaman sol anahtarı yaptıracak bir çilingir bulamazsın bana kalırsa sen ömrünün sonuna kadar o şarkının kapısında kalacaksın! Alıntı |
Aşk Aşktır Aşk dibi görünmeyen göl Aşk kıpır, kıpır akan dere Aşk coştukça coşan çağlayan Aşk başını suya soktuğunda yalnızlık Aşk ılık bir meltem Aşk deniz kıyısında imbat Aşk deli gibi fırtına Aşk fırtına öncesi sessizlik Aşk rüzgarın içine girdiğinde yalnızlık Aşk alaca karanlıkta ki gökyüzünde parlayan yıldız Aşk gün ağarırken tan yeri Aşk gün batımı sessizliği Aşk bir uzaklaşıp küçülen, bir yaklaşıp büyüyen dolunay Aşk alacakaranlığın içine girdiğinde yalnızlık Aşk alev, alev yangın Aşk duman, duman kor Aşk patlayan yanardağ Aşk eriten lav Aşk ateşe girdiğinde yalnızlık İşte aşk böyle hepsi var hepsi yaşanır sonunda hep yalnız kalınır... Söylenecek daha ne vardır... İçtiğin kahve gibi böler uykunu İçtiğin sigara gibi öksürtür seni İçtiğin alkol gibi gevşetir seni Ve elinde avucunda ne varsa alır kumar gibi Ya vazgeçersin Yada yakındır ölümün... Aşkın ne adı konur ne de sana yaşattıkları anlatılır... Aşk aşktır....... 08/06/2004 Ayfer Ersoy |
Yarım Bıraktın Beni... gözlerimdi gözlerinde eriyip biten beni bir hiç eden.. kendimi unutturup seni düşündüren.. geceleri bir hançer misali kalbimi delen… giderken bir hoşçakal bir elveda bile demezken dudaklarımdaki cümleyide alıp gittin.. şimdi ıssız bir limanda denizler kadar yanlız ızlak kedi misali titrek bilirim gelmessin kahrolası guruun yoluna çıkar.. beni ezip geçen gurun şunu bil benim senin kadr gururum yok.. sanayende gururdan eser kalmadı gelme sevdiğim gelme şunu bil unuturum mecburen unuturum kirşenmiş sayfaları denizlerde.. o buram buram aşk kokan resmin şimdi küllerin içinde sevmeyeceğim artık gözlerimi kör edip görmeyeceğim içimi yakan gözlerini… imkansız aşkım Alıntı |
S.R.Ş (Süper Romantik Şarkılar) Her ne kadar Hoyrat olsam da Sana Ve hayata karşı İçimde sakladığım Ve senin asla Erişmeyi beceremediğin Son derece kırılgan Ve oldukça uysal Yönlerim de var benim. Bilmiyorum Bunu söylemek Ne kadar doğru Ya da yanlış mı Acaba Bile bile Kışkırtmak seni Bu şekilde Birdenbire Ama içimdeki Ses Artık konuşmak İstiyor seninle Belki de Bunun tek sebebi Bugünlerde dinlediğim Aptal ve aynı zamanda Süper romantik şarkılar Zaten Bakarsan aslına işin Ya alkoldür Yakan beni Yaz geceleri Ya da dinlemeye O ya da bu şekilde Maruz kaldığım Aptal Ve süper romantik Şarkılar... Cenk Bölük |
GİDİYORUM...! Hoşçakal aşkım Yolun gülle, Yüreğin sevgiyle dolsun..! Bak... Nerelerden nerelere geldik... Şimdi biz bittik... Bir de başlangıcımız vardı Sonunda bol gözyaşı döktüğümüz. Sor yağmurları kendine Kışları da sor. Baharları bana bırak Senden tek yadigar olarak. Adı belli, sonu belli idik. Soğuk bir mart akşamı idi Beni son kez öpüp gidişin. O an sadece yanımdan Karanlığa karışmıştı yansıman. Şimdi Yüreğimden git diyorsun Olur birtanem giderim . Yollar böyle uzun Aşk’lar böylesine vurgunken Giderim, son kez gözlerine bakamadan Giderim, son kez sarılamadan Uykusuz sabahlayarak. Pişman değilim Sevdim seni. Delice sevildim. Hayat seni yaşamamı istedi Yaşadım.. Ama keşke Yüreğinden giderken Ölüm beklemese başucumda. Yine de Yolun gülle, Yüreğin sevgiyle dolsun..! Sana en kötü sözüm bu olsun..! Alıntı |
Falcı Kadın Kaybettiğim düşlerimi Bir zarara bağlıyorum. Tumturaklı bir falcının, Avuçlarımın arasında gördüğü şey Bir çocuğun kabusu gibiydi. Tamamlanmamış bir portrenin Rüyasına beziyordu! Yakaları kalkık, sigarası ağzında Yüzüm falcıya gülümsüyor, Ona inanmadığını söylüyordu. Falcı kadın inanıp, inanmamaktan değil Ellerimdeki çizgilerin varlığından bahsediyordu. Hayat ağacının yamuk, kavisli çizgileri... Nede işgüzâr bir tavrı vardı Şimdiden alacağı beşliğin keyfine varır gibi şendi. Oysa kimbilir kaçını bedbaht etmişti cümleleri! Kaçını yalancı bir dünyanın içine hapsetmişti! Dudaklarım istemdışı, "Sen yalancısın çingene kadın!" dedi. Falcı kadın gülümsedi, "Bu yalanlar insanları mutlu ediyor civanım; Atasın bir beş liracık..." İslamabad - Mayıs 2005 M. Burak Sezer |
GÖNÜL YARASI.. Dudağımda yarım kalan Söylenmemiş son sözümsün sen Baki olsa da ayrılık Aşk her daim ölümsüzdür.... Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi Efkar kitabedir aşka demde okunur Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur Varsın eller gönül yarası kapanır sansın Kabuğun altında sevgili sen kanayansın.... Ömrümüzün son demidir Dönülmeyen o gitmeler... Hatırla sevgili o eski günleri çocuklar gibi.... Efkar kitabedir aşka demde okunur Yalan dünya dört mevsimde bir bahar olur... Varsın eller gönül yarası kapanır sansın Kabuğun altında sevgili sen kanayansın Alıntı |
Tek Hece İbrahim Lek Kimleri bağlamış vurmuş pranga Ciğerler dağlamış yakmış harınla Akıllar yitirmiş güzel yanıyla Virane çevirmiş yapan tek hece. Tek hece diyerek geçmeyin sakın Olana bakılsın ibretler alın Uzaktır demeyin hem de çok yakın Aniden yakalar , tutar tek hece. Gün olur , gün geçer içinde kalır Sanırsın her anın bilmem kaç asır Düşenler bilirler çok iyi tanır Mıh gibi saplanır kalbe tek hece. Pembedir renkleri göze hoş gelir siyaha dönünce eziyet verir Bal diye tadarsın belki de zehir Bin türlü yüzlüdür inan tek hece. Kimisi saplanır düşer tuzağa Kimini taşıyan Hakk'a vasıta Kiminde çaresiz açıyor yara Dert ile dermanın olur tek hece. İyidir kötüdür demem denilmez İstemem desen de ondan geçilmez Yer ve an bilinmez öyle seçilmez Bir anda doğuyor içte tek hece. İbrahim Lek |
BİR YAZ GECESİ HÂTIRASI İşveyle, fısıltıyla, gülüşle, Olmuş şeb-i sevdâ yine bî-hâb Oklar gibi saplanmada kalbe, Düştükçe semâdan yere meh-tâb... Bûseyle kilitlenmiş ağızlar Gözler neler eyler, neler işrâb; Uçmakta bu âteşli havâda Vuslat demi bir kuş gibi bî-tâb...
|
BİZE VERMEKTEN BAHSET "sahip olduklarınızdan verdiğinizde, çok az şey vermiş olursunuz; gerçek veriş, kendinizden vermektir. çünkü sahip olduklarınız, yarın ihtiyacınız olabilir diye saklayıp koruduğunuz şeylerden ibaret değil mi? ve yarın, kutsal şehre giden hacılari takip ederken, kemiklerini, iz bırakmayan kumlara gömen fazla uyanık bir köpeğe ne getirebilir? ve ihtiyaç korkusu da, ihtiyaçtan başka birşey değil midir? kuyunuz tamamen doluyken susuzluktan korkmak, tatmin olamayan bir susuzluk göstermez mi? çok fazla şeye sahip olup, çok az verenler, bunu gösteriş isteyen gizli arzuları için yaparlar, ki bu da armağanlarını yararsız kılar. ve bazıları vardır ki, çok az şeye sahiptirler ve hepsini verirler. bunlar hayata ve hayatın definesine inananlardır, ve kasaları hiç boş kalmaz. bazıları sevinçle verirler, bu sevinç onların ödülüdür. bazıları ise ıstırap içinde verirler ve bu acı onların vaftizidir. ve bazıları vardır ki, ne vermenin acısını hissederler, ne sevinç ararlar, ne de bir erdemlilik düşüncesi taşırlar; onlar, şu vadideki mersin ağacının kokusunu salısı gibi verirler. böyle kişilerin ellerinde tanrı dile gelir ve onlarin gözlerinden tanrı, dünyaya gülümser. istendigi zaman vermek güzel bir davranış olabilir; fakat istenmeden, ihtiyacı hissederek vermek çok daha anlamlıdır. ve cömert olan için, verecek kimseyi aramak, veriş olayından daha fazla sevinç getirir. vermekten alıkoyacağınız herhangi bir şey olabilir mi? sahip olduğunuz her şey bir gün verilecektir. öyleyse şimdi verin ve vermenin hazzını mirasçılarınız değil siz yaşayın.. çoğunlukla şöyle dersiniz: 'vereceğim, ama hak edeni bulabilirsem.' ne koruluktaki meyve ağaçları böyle düşünür, ne de çayırdaki sürüler. onlar, saklandığında çürüyecek olanı, yaşayabilsin diye verirler. herhalde kendisine günler ve geceler verilmesini hak eden bir kişi, sizden gelebilecek şeyleri de hak eder. ve hayat okyanusundan içmeye hak kazanmış bir insan, sizin küçük ırmağınızdan da bir bardak su alabilir. faydasından öte, kabul etmenin gerektirdiği cesaretten ve güvenden daha büyük bir değer var mıdır? ve siz kim oluyorsunuz da, onların göğüslerini yırtarak gururlarını korunmasızca ortaya seriyor, sonra da onlarıin değerlerini örtüsüz ve gururlarını utanmasız olarak değerlendiriyorsunuz? önce kendinizi vermeye hak kazanmış ve verme olayında bir aracı olarak görün. çünkü gerçekte herşeyi veren hayattır ve siz kendinizi bir verici olarak belirlediğinizde, sadece bir tanık olduğunuzu unutuyorsunuz. ve siz alıcılarr, ki hepiniz bu gruba dahilsiniz,ne kendinize ne de size verene bir boyunduruk yüklememek için, hiç bir minnet hissi taşımayın. bunun yerine, armağanları kanat yaparak, verenle beraber yükselin; çünkü borcunuzu gereğinden fazla abartmak, annesi özgür yürekli dünya, babası evren olan cömertlik olgusundan şüphe etmek demektir..." Khalil Gibran |
Ayrılık Ne zaman ayrılık saati gelse En vazgeçilmez yerinde yaşamın Duysak ayak seslerini akşamın Ve sokaklardan el ayak çekilse Bir ürpertiyle duyarım o zaman Seni çağıran sesi uzaklardan Ne zaman ayrılık saati gelse Bir gariplik çöker içime birden Kalan tek anı gibi bir devirden Durmadan çalınır o gamlı beste Sanki bilir dem hazin öykümüzü Bulutlar ağlar kararır gökyüzü Ne zaman ayrılık saati gelse Bir çaresizliğe anlatır gibi Birden değişir gözlerinin rengi Mavi solar koyulaşır yeşilse Sarınca ruhunu eski bir hüzün Uçar gider pembeliği yüzünün Ne zaman ayrılık saati gelse Uzatsan özlemle dudaklarını Tüm ağaçlar döker yapraklarını Ne çiçek kalır ortada ne bahçe Sadece uğultusu o rüzgarın Ve bir umut kırıntısı Belki yarın Ne zaman ayrılık saati gelse Bir fırtına çıkmaşcasına büyük İçimdeki güllerin boynu bükük Bir zaman kalakalırım öylece Neden sonra gittiğini anlarım İçimde güller ağlar ben ağlarım Alıntı |
ANLATSALAR GÜLERDİM http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Dolanıp sokaklarda, arıyordum kendimi. Tılsımın ne bilmedim, bana sen öğrettin sevmeyi. Acılardan geçerken ne hissederse insan. En fazla öyle bildim, ağlamaklı gülmeyi. En uzak derinlikler dizlerimi geçmezmiş. Anlatsalar gülerdim. Aynı denizden yine geçsem, yine aynı yolu seçerdim. En uzak yıldızlar, gözlerinden geçermiş. Anlatsalar gülerdim. Bir daha gelsem bu dünyaya, ben yine seni isterdim. Her şeyim sensin, her şeyim seni sevmemden geçer benim. erhan güleryüz |
Der Gibilerinden... Haşmetini senin endamından almış koca dağlar Dumanlı başları matem, görünmez eteklerinden... Hep dimdik, hep vakur, hep mağrur dururlar; "Yüzyılların bekçisiyiz biz!" der gibilerinden... & Sarısını senin saçlarından almış altın başaklar Nazlı nazlı salınır meltemin okşayan ellerinden... Hep olgun, hep vurgun, hep sargın dururlar; "Kardeşliğin simgesiyiz biz!" der gibilerinden... & Yeşilini senin gözlerinden almış zümrüt ormanlar Uzanır dalları gökleri kucaklama isteklerinden... Her dağda, her koyda, her yerde dururlar; "Vuslatların neferiyiz biz!" der gibilerinden... & Işığını senin bakışlarından almış yıldırımlar Çakmak çakmak uzanır gökyüzünün ötelerinden... Hep aydın, hep yangın, hep şıvgın dururlar; "Sevdaların ateşiyiz biz!" der gibilerinden... & Pendik, İstanbul, 28.10.2004 Saadet Gökçe |
Adı Sevgi Olsun Adı sevgi olsun tüm yaşananların Sevgi gibi saf Sevgi gibi berrak. Adı sevgi olsun tüm hayatın Aç kalmasın çocuklar sokaklarda Kimsesiz bir köpek havlamasın kapımda Yetim kalmasın hiçbir bebek Ve hiçbir anne ayrılmasın yavrusundan. Adı sevgi olsun tüm yazılanların Kötülüğe inat sevgiyle doğsun güneş Yıldızlar sevgi saçsın yeryüzüne Sevgi çiçekleri açsın bahçemde. Sevgi satırları yazmalıyım sizlere Mutluluğu anlatmalı yazdığım her dize Sözcükler coşmalı Ünlem işaretleri korkuyu, heyecanı değil Sevgiyi ifade etmeli okuyanlara Dansetmeli kelebekler Deniz huzursuzca akmamalı Huzur vermeli mavinin bütün tonları Ve sensiz kalmış olsamda ben Sevgi şarkıları söylemeliyim şiirlerimde. Alıntı |
Gülüm.. seni çok sevmek mi günahım gülüm hazırım günahkar olmaya inan vurulmuş bu gönlüm sensizlik zulüm gel artık derdime sendedir derman.. kasırgalar kopar bu yüreğimde darmaduman ruhum viraneyim ben mecnunun oldum yâr aşk çöllerinde gel artık derdime sendedir derman.. adın dilimde ki bestedir gülüm susamış bu gönlüm aşkına inan sanadır bu ferman can sana kurban dön artık derdime sendedir derman.. Ayla Eker |
HERKES GİBİ Gönlümle baş başa düşündüm demin; Artık bir sihirsiz nefes gibisin. Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin Akisleri sönen bir ses gibisin. Mâziye karışıp sevda yeminim, Bir anda unuttum seni, eminim Kalbimde kalbine yok bile kinim Bence artık sen de herkes gibisin. Nazım Hikmet RAN |
Yağmur yağar yüreğime gurbette, Islatır içimdeki umutları, Seyrederim, Islanan çalı kuşunu penceremden, Sayarım, gurbetteyken sılada atılan adımlarımı. Yağmur yağar gurbette yüreğime, Baş ucumdan bilmem kaçıncı kahır bulutunu uğurlarım, Yine sıla türkülerine hasret, Yine avunmasız deli gönlüm, Yağan yağmurda ıslanır, bir başka bahara kalır umutlarım. Yağmur yağar yüreğime gurbette, Ben ıslanırım, umutlarım ıslanır. Hani penceremden seyrettiğim çalı kuşu var ya, Nedense Islak yüreğimi benden kıskanır. Birecik – 23 Ekim 1996 Yüksel Erentürk Yılmaz |
BÜYÜK SIR Sana büyük bir sır söyleyeceğim Zaman sensin Zaman kadındır ister ki hep okşansın Diz çökülsün hep Dökülmesi gereken bir giysi gibi ayaklarına. Bir taranmış Bir upuzun saç gibi zaman Soluğun buğulandırıp sildiğin ayna gibi. Zaman sensin, uyuyan sen Şafakta ben uykusuz seni beklerken Sensin gırtlağıma dalan, bir bıçak gibi... Ah bu söyleyemediğim işkencesi hiç geçmeyen zamanın Bu mavi çanaklarda kan gibi Durdurulmuş zamanın işkencesi Ah bu daha beter işkence hiç mi hiç giderilmemiş istekten Bu göz susuzluğundan sen yürürken odada Bense bilirim büyüyü bozmamak gerektiğini Daha beter seni kaçak Seni yabancı bilmekten Aklın ayrı bir yerde gönlün ayrı bir yüzyılda kalmaktan Tanrım ne ağırdır sözcükler Asıl demek istediğim bu. Hazzın ötesinde sevgim Hiç bir zararın erişemeyeceği yerde bugün Sevgim Sen ki benim saat-şakağımda vurursun Boğulurum soluk alıp vermesen Tenimde bir duraksar ve yerleşir adımın. ...... Sana büyük bir sır söyleyeceğim Korkuyorum senden Korkuyorum yanın sıra gidenden pencerelere doğru akşam üzeri El kol oynatışından söylenmeyen sözlerden Korkuyorum hızlı ve yavaş zamandan Korkuyorum senden. Sana büyük bir sır söyleyeceğim Kapat kapıları Ölmek daha kolaydır sevmekten Bundandır işte benim yaşamaya katlanmam Sevgilim. ARAGON |
Japon Balıkçısı Japon Balıkçısı Denizde bir bulutun öldürdüğü Japon balıkçısı genç bir adamdı. Dostlarından dinledim bu türküyü Pasifik'te sapsarı bir akşamdı. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Balık tuttuk yiyen ölür, birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Balık tuttuk yiyen ölür. Elimize değen ölür. Tuzla, güneşle yıkanan bu vefalı, bu çalışkan elimize değen ölür. Birden değil, ağır ağır, etleri çürür, dağılır. Elimize değen ölür... Badem gözlüm, beni unut. Bu gemi bir kara tabut, lumbarından giren ölür. Üstümüzden geçti bulut. Badem gözlüm beni unut. Boynuma sarılma, gülüm, benden sana geçer ölüm. Badem gözlüm beni unut. Bu gemi bir kara tabut. Badem gözlüm beni unut. Çürük yumurtadan çürük, benden yapacağın çocuk. Bu gemi bir kara tabut. Bu deniz bir ölü deniz. İnsanlar ey, nerdesiniz? Nerdesiniz? Nazım Hikmet RAN |
GAMSIZ........ Gözlerin önce düşlerimi çaldı emanet diye… Sonra düşler yarattı bir aşk’ın niyetine.. Arsızdı; yetinmedi… Gamsızdı ; avunmadı… Peşindeydim; biliyordu… Tesadüf,bir yalandı… Ortada bir ‘sır’ varsa gözlerine kaçmıştır. Kocaman bir denizdi senin gözlerin. Yetişemedim ayrılığa… Nefesim öpüşüne yetmedi! Demedin ki her öpüş bir nefeslikti!.. Şikâyet gönüldendi. Senden benden çalma değil ki… “Beni baktığın yerde asılı tut… Yoksa düşerim…” Bahaneydi gözlerin, zaten gidecektim… Dün yine gözlerindeydim, içine dalgın dalgın akıyorken… Bir dalga bir dalga daha… Parçalandım sonunda!.. Bir şehri kuş bakışı seyretmekti gözlerin… Bir anlık değil bir ömürlük!.. Kaçak bir hüznün içine boşalmış gibi utangaç… Bir suçu gizler gibi,geceydi gözlerin. Bana öyle bakma.. Zaten söyleyecektim. Ya da kapa gözlerini o bakışınla… Bakmasan da sevecekti seni yüreğim… Gözlerine birkaç diyar öteden geldim. Bir deli gülüş senin yüreğindeki… Senin gözlerine asilik bulaşmış… Benim sözlerime bir cümle yapışıp kalmış; Nasıl istedim bilemezsin, Bir anlık bakışından, Hayatı en başından, gözlerinden seyretmeyi… Alıntı |
Sen Olmasaydın Sensin bu gönlümün yönü mekanı Bende ar olmazdı sen olmasaydın Ak nergisler sana aksın dağlarda Balda sır olmazdı sen olmasaydın Dağlardaki güneş doğmaz aleme Buluttaki yağmur yağmaz aleme Gönlümdeki güzel sığmaz aleme Dünya dar olmazdı sen olmasaydın Suru sırdan derler suyuma benim El eyleyen çıkar toyuma benim Elde güzel çokmuş neyime benim Gözüm kör olmazdı sen olmasaydın Kuşlar yuvasından uçar mıydı ki Bulutlar yağmurdan kaçar mıydı ki Yaylada çiçekler açar mıydı ki Dağlar kar olmazdı sen olmasaydın Dostlarım el oldu senin uğruna Gözlerim sel oldu senin uğruna Sefai'yim del oldu senin uğruna Gurbet zor olmazdı sen olmasaydın Aşık Sefai |
Yokluğunun birinci akşamı. İlk gözlerin düştü aklıma. Hani o çok sevdiğim,cennet gözlerin. Artık ne İstanbul avutur beni ne deniz. İlk gecemde gözlerin yaktı beni. Masamda bir mum, Resimlerin ağlattı beni. Yokluğunun ikinci akşamı. Hava henüz kararmış. Gökyüzünde ne bir yıldız,ne de Ay var. Yalnızlık kapıya gelmiş dayanmış. Açsam olmaz,açmasam olmaz. Bir yandan özlemin,bir yandan gece, Bir teselli arıyor şimdi gözlerim, Bende kalan resimlerinde. Yokluğunun üçüncü akşamı. Fena sıkıştırdı hasretin yine. Karşı koymak imkansız hatıralara. Biliyorum birazdan birkaç damla gözyaşı Dökülecek gözlerimden,kirpiklerime. Ve belkide bir sevda şiirine iki mısra düşecek. Biri senin biri benim için. İnan canım, Seni sevmek kadar,hasretinide çekmekte güzel. Yalnız üç günü geçirme yeter. Şimdi bir mum alevinde,sabahlarken gözlerim. Dudağımda, seni seviyorum demenin o çocuksu utancıyla. En çok sevdiğim resmine sarılıp, uykuya dalmışım Mehmet Pektaş Eşber |
Senin Gözlerin Ağlamış Sizin diyarda gülüm Çocuklar ağlamazmış Bulutlar kararmaz Dudaklar çatlamazmış Sevenlerin gözyaşları akmaz Sevdalılar ağıt yakmazmış Doğru mudur bilmem ama Senin gözlerin ağlamış Gözlerin gülüm Gözlerime bakar Yüreğimi yakarmış Gözlerinde umutların izleri Gözlerinde yüreğim varmış Kalbin gözlerinde atar Aşkım gözlerinde yatarmış Damarları çatlatan Çığlıklar atan gözlerin Haykırmak istemiş aşkını Haykıramamış Senin gözlerin ağlamış Gözlerin gülüm Kapıları çalarmış Gül mevsiminde açar Lale gibi kokarmış Resimlere bakıp bakıp Hep adımı anarmış Ateşe atmışlar Ama yanmamış Çileleri omuzlamış Ama yılmamış Göremeyince gözlerimi Senin gözlerin ağlamış Gözlerin gülüm Beni görebilmek için Hep arkaya bakarmış Arkanda ne ben Ne gölgeler varmış Bu hasreti duyunca Çiçekler bile ağlarmış Birden kapılar açılmış Sevdalılar yol almış Göremeyince gözlerimi Senin gözlerin ağlamış Gözlerin gülüm Bir çiçek gibi Bahçelerde açarmış Ah edermiş aşıklar Bülbüllerin feryadı Yürekleri dağlarmış Yusuf'unu göremeyince Züleyha Gizli gizli ağlarmış Göremeyince gözlerimi Senin gözlerin ağlamış Gözlerin gülüm Bulutlara bakarmış Göremeyince gözlerimi Gözyaşların akarmış Gözbebeklerinde belirmiş hüzün Senin gözlerin ağlamış Sizin diyarda gülüm Her gözün bir adı varmış Kimisi mavi, kimisi yeşil Kimisi elâ, kimi de karaymış Senin gözlerinin adı yokmuş Yalnız gözlerin varmış Hep umutlara uzanırmış ellerin Senin gözlerin ağlamış Alıntı |
| Saat: 16:45 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık