![]() |
iç içe ayrık üstü açık yokluğunda iç içe kelimelerin sevişmesiydi sana olan sevdam bembeyaz kâğıtlar üzerinde özlemek diliyle yazılmış onca satır gidecek adresi bulunamayan yoksun! deniz ağlamak şimdi sezmez kirpiklerin öpüldüğünü sözcükler bilir içinde karanfil olan S. Sevinç YILDIZ |
Ben «Bandırma Vapuru» Esme rüzgar esme halim perişan Mustafa Kemal'im güvertede Ben Karadeniz'de dalgalarla boğuşan Küçük köhne bir tekne Baştan ayağa dek iman dolu Bu hasretlik daha ne kadar uzar Uçmak isterim Samsun'a doğru Bakışlarım kararır gözlerim dolar, Ben «Bandırma Vapuru» Karadeniz'de küçük köhne bir tekne Yağma yağmur esme rüzgar Yolumu bekler Anadolu Gümüş dere durmaz akar. Mustafa Kemal'im güvertede Dayamış alnım ufka bakar. Ben «Bandırma Vapuru» Var git başımdan Karadeniz Bu gece efkarım var N'oldu ey gönül n'oldu Gümüş dere durmaz ağlar Kan ağlar altmış üç ilimiz Kan ağlar Anadolu Ben «Bandırma Vapuru» Mustafa Kemal'im güvertede Kaputuna bürünmüş Bakışlarında kararlılık saçlarında rüzgar Yıldızlar geçiyor alnından Uzak zaferlerin şavkı vurmuş yüzüne. Ben «Bandırma Vapuru» Duyarım sesler gelir Anadolu'dan Samsun'a doğru Bir şey var gecenin içinde Rüzgarlarla karanlıklarla dağılan Bir şey var gecenin içinde Mustafa Kemal'in sevinciyle ağaran. Mesut TARCAN |
Gönlümün Kızı. Hayalci bir umut var gözlerinde, Tebessümü hayata taşımışlığın, Çekme utanmaları üstüne, Hani o cesaretin nerde? Düşlerin düşlerin, Onlar ne de sıcaklar. Ne de güzel göz kapakların Ve gölgen var ya, Benden uzakta. Ah böyle bakma! Gözlerimin içine. Kaç yalnızlığı uğurladın geceye? Kaç burukluğa veda ettin, İçinden? Biliyorum! Dikenden tereddüt etmeden, Güle sarılışın bu yüzden. Bir koku, Bir korku, Bir başkalık var sende. Düşlerin düşlerin, Onlar ne de sıcaklar. Ne de güzel göz kapakların Ve gölgen varya, Benden uzakta. Ah böyle bakma! Gözlerimin içine. Gülüşün ne içten, Ve de gönülden. Gülerken bir de Ağlayışın var ya, Böyle şeyler yapıp, İçimi yakma. Bu denli kararlı Şu halin var ya, Ne olur Sakın bundan arınma! Ve ruhun Gönlümün kızı, O ruhun var ya, Tutsak eder ruhumu Sevda köşküne. İçinde sakladığın, Asil kıskanma, Yakıyorsa içini, Bırak saklama! Her zaman takındığın, Bir halin var ya, 'Pes etmek! 'deyimine, Rest çekmişliğin, Sakın ha! Gönlümün kızı, Bundan ayrılma. Düşlerin düşlerin, Onlar ne de sıcaklar. Ne de güzel göz kapakların, Ve gölgen var ya, Benden uzakta. Ah böyle bakma! Gözlerimin içine. Karanlığa aydınlık akıtan, İmanın var ya, Ondan başka hiç bir, İlah'a tapma. Ve zikrin, Ve fikrin, Ve asilliğin, Gönlümün kızı yapan seni. Sakın unutma! Kimseyi üzmemeye, Yeminin var ya, Merhametinle dünyaya, Ezilmişliğin. Aman ha! Gönlümün kızı Bundan yorulma. Ah! o masum Bakışın var ya Ne olur Gönlümün kızı Bana başka gözle, Bakma. Düşlerin düşlerin, Onlar ne de sıcaklar. Ne de güzel göz kapakların Ve gölgen var ya, Benden uzakta. Ah böyle bakma! Gözlerimin içine. |
DARDAYIM Daradayım yalanım yok Baskın yedim gün gece... Örselendi aşklarım üstelik Bir uzak diyardayım... Günaydın anneciğim, günaydın babacığım Yine sabah oluyor Evde sabah olmaz deme Orda günler geçmez deme İçime sancı doğuyor... "Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum Bugün de ölmedim anne. Kapalıydı kapılar, perdeler örtük Silah sesleri uzakta boğuk boğuk Bir yüzüm ayrılığa, bir yüzüm hayata dönük Bugünde ölmedim anne. Üstüme bir silah doğruldu sandım Rüzgar beline dolandığımda bir dal Korktum, güldüm, kendime kızdım Bugünde ölmedim anne. Bana böylesi garip duygular Bilmem neye gelir nereye gider Döndüm işte Acı yüreğimden beynime sızar Bugünde ölmedim anne. Şiir: Ahmet Erhan |
KIRGINIM..... Kırgınım… Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım… Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece… Kırgınım… Yüreğim bir yanardağ gibi kaynayarak yanarken, Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda… Kırgınım… İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı, Parçalayıcı oluyorum… En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp, Un ufak ediyorum… Kırgınım… Öfkeme, tat almayan yüreğime, Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen Kalbime… Kırgınım… Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini, Görmeyen gözlerime... Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma Kırgınım… Kırgınım… Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen Benliğime… Kırgınım… Sonuçlandıramadığım sevgilerime, Sarılmaya korktuğum sevgililerime… Kırgınım çok kırgınım, Beceriksizliğime, korkaklığıma, Kırgınım… Beklide bir hayalden ibaret oluşuma… HAYAL DAĞ http://img157.imageshack.us/img157/1032/avatar1881707bm6.gif |
Orada Kalamazlar Aydınlık için bir mum yakanlar İsanlık için ışık tutanlar Tarhi için kityap yazanlar Hiçbir zaman karanlıkta kalmazlar Öğrenmek için kitap okuyanlar Öğretmek için kucak açanlar Öğretim için bir taş koyanlar Hiçbir zaman darboğazda kalmazlar Okulsuz köylere okul yapanlar Gelecek kuşağa bir harf yazanlar Kütüp hanelere kitap bağışlayanlar Tanrı huzurunda yalnız kalmazlar Geçmişini tarihini bilmeyen Biliyorsa doğruları söyleyen Elbisesiz bir fakiri giydiren Ahirette mükaffatsız kalmazlar Devletimizi parselleyip soyanlar Milyarlarına milyarları katanlar ALİ ER YILMAZ |
Anısı Biz Olalım Bu Sokakların Anisi biz olalım bu sokakların öpüşmediğimiz tek saçak altı hiçbir otobüs durağı kalmasın Biz yürüyelim kent güzelleşsin gurultusuz sözcükler bulalım yeni sevinçlere benzeyen Biz gelince bir yağmur baslar yüzün çizilir buğulanan camlara bir uzun karartma biter akasyalar köpürür birdenbire ve her avluda adınla anılan çiçekler sulanır akşamüstleri Bir arkadaş evine uğrarız yoluştu bir fincan kahve içeriz,isitir bizi başını sessizce omzuma koyarsın gulureyhan olur soluğun Biz kalırız kuşlar donup gelir her balkonda bir menekşe sesi Belki yeniden güzelleştiririz adları değiştirilen parkları perdeleri hiç açılmayan evlerde ışıklar yanar çocuk sesleri duyulur tanıdık sevinçlerle dolar yeniden kendi sesini kemiren alanlar Anisi biz olalım bu sokakların ve hiç durmadan yağmur yağsın biz gurultusuz sözcükler bulalım sarmaşık fısıldaşsın yine Gidersek birlikte gideriz yeni sevinçler bulur hüzne benzeyen Ahmet Telli |
Pia ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın ellerini bir tutsam ölsem böyle uzak seslenmese ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese otelleri bomboş bulmasam içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulanıp buğulanıp durmasam ne olur sabaha karşı rıhtımda çocuklar pia'yı görseler bana haber salsalar bilsem içimi büsbütün yıldız basar bir hançer gibi çıkıp giderdim ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese singapur yolunda demeseler bana bunu yapmasalar yorgunum üstelik parasızım pasaportsuzum ne olur sabaha karşı rıhtımda seslendiğini duysam pia'nın sırtında yoksul bir yağmurluk çocuk gözleri büyük büyük üşümüş ürpermiş soluk ellerini tutabilsem pia'nın ölsem eksiksiz ölürdüm Atilla İlhan |
Atlar/Nal sesleri/Bakir bahçeler atlar/nal sesleri/bakir bahçeler kir / pas Aykılmaz bilinçaltımda nal sesleri/hatırlamalıyım bu yüz benim değil gözlerim ne kadar benimdi oysa -nerede bitti sahipliğim- buğulu aynalar/hayal meyal alnımın ortasında iki nokta yaz(g)ıma ilişmiş/yıkamalı vakit dar köpük köpük süzülmeli boynumdan anlamı yitik varsıllığım eza bir adamın göğüs boşluğuma yıkıp geçtiği bir tek eza yığın yığın üzerime çullanan kapkara bedenleri atların nal sesleri/çılgınlık nidaları bu kokuya yabancı tenim istila / savaş yenildiğim sayrılı sancılı an(ı)lar sırtımda takvim yaprakları iğne ucu himayesinde zaman ölgün gecelerde/ tutuk cılız/ağlamaklı -ulu orta bakir bahçeleri / kutsiyetinden bihaber- can hıraş su sesi kutsanmalı bu acı _yılkı çocukluğum ne kadar emindi herşeyin güzel olacağından- dört nala kaçırmalıyım kendimi kendimin olmadığı her yere ve durup dinlendiğim yerde boşalmalı içimin zehir sarnıçları kutsal sularda boğulan atlar / nal sesleri bu uzaktaki gölge kimin? adın kalmalı dişlerimin arasında bir tükürükle fırlatıp atmaya kıyamadığım sular akmalı / kutsal sonra durgun durgun uzanmalıyım saflığıma mabedlerime gül kokusu serpili atlar / nal sesleri / bakir bahçeler unutturmalıyım kendime İlknur YILDIRIM... |
Yorgun Savaşçının Şiiri İnsan bir açmaza düşmeye görsün Başlamasın bir çöküntü yürekte Ölümdür o yerde düşündügün Sevilmek de boştur artık sevmek de Gün ortası karanlık diz boyudur Acıdır hep geçmişten ne kalmışsa Yaşamak! O yanıtsız bir sorudur Huzur bitmiş, hayaller dagılmışsa Nefes almak yitirir anlamını Bogazına dizilirken lokmalar Bir çaresizlik sarar dört yanını Sesler uzaklaşır, söner lambalar İsyanın yüregine sıgmaz olur Hep kader gelmişse sevinç yerine Ölümün kara gölgesini bulur Şimdi bakanlar yorgun gözlerine Bir bozgun başlamıştır ki amansız Düşmüştür kalelerin birer birer Bak! Savaşcıların yatıyor cansız Onlar ki hep sevdiler, hep verdiler Yitirdin neyin varsa, anla artık Tek başına kalan sensin ortada Düşlerin toz duman, umutlar kırık Dün anlamsız, yarınlar paramparça Yapayalnızsın koca bir evrende Uzakta, taparcasına sevdigin Gelmiyecek, ne kadar gel desen de Ondan böyle bir yangın yeri için Ondan böyle yıkılan bir dünyanın Altında bak tek başına kalmışsın Uzagında özledinin bir anın Çökmüşsün, devrilmişsin, yıkılmışsın Sarmış kollarını boynuna ölüm Ne yapsan boş, kurtulamazıin artık De ki:-- Hep yalanmış, bitiyor öyküm-- Bak! Can kuşun havalarda çıglık çıglık... Ümit Yaşar Oğuzcan http://img378.imageshack.us/img378/5064/duivjefi7.gif"GÜL YÜREKLİM..... sana uçuyor bu beyaz güvercin......."NERDESİN?... |
| Saat: 01:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık