MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

arwen 20 Ekim 2008 23:08

Birgün sesim kesilir şiirlerim susarsa,
Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir,
Aşka küsüp nağmeler şarkılar kan kusarsa,
Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir...

Sonu yok biliyorsun aşka biçilmez paha,
Sonu yok bu sevdamın süreceği çok daha,
Hissetmezsen an olur sarılma hemen aha,
Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir...

Yeminimi bozarım diye düşünme sakın,
Bunca sevildin diye gururunu tak takın,
Sen çağır ben gelmezsem usulca göğe bakın,
Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir...

Yanımda olmasan da şu sevdan ömre değer,
Sakın suskunluğuma deme sevmemiş meğer,
Dağlar denizler aşıp sana varmazsam eğer,
Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir...

Sevdan hep gurur ile şu dilimden dökülür,
Bükülürse bu boynum yokluğunla bükülür,
Aşkın belki o zaman yüreğimden sökülür,
Sevmediğimden değil bil ki öldüğümdendir...

ERSİN KAYIŞLI



SiyahLALE 21 Ekim 2008 01:56

Hazanın Ta Kendisiyim Ben


Yüreğim burkuluyor, dönünce mevsim hazana
Sararıyor yapraklarla birlikte mahzun gönlüm
Solgunlaşıyor hayatın tüm renkleri beynimde
Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda

Mahzunlaşıyor kalbim, dönünce mevsim hazana
Kurumuş güllere benziyor umutlarım, hayallerim
Düşüyor toprağa, giden bir yıl daha ömrümden
Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda

Aşklar bile hız kesiyor dönünce mevsim hazana
Ağırlaşıyor bedenim, uykuya dalıyor duygularım
Algılamıyor ruhum, sevdanın kokusunu
Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda

Sevdalarım kanatlanıyor uzaklara, dönünce mevsim hazana
Göçmen kuşlar gibi, kaçıyor benden coşkularım
Renklerim bile dönüyor, maviden griye
Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda

Öylesine yalnızlaşıyor ki ruhum, dönünce mevsim hazana
Ne bir ses, ne mektup, ne arayan ne de soranım
Hasretlerin, ayrılıkların ilk durağındayım
Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda

Bir başka boyuta formatlanıyorum, dönünce mevsim hazana
Sanki yaşayan ben değilim, kalmamış heyecanım
Ama aslında 'hazan', benim bir diğer adım
Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda

Durgunlaşıyor sevgi denizim, dönünce mevsim hazana
Gökyüzü ağlıyor, susuyor gönlümde sevilerim
Hayvanlar bile kaçışıyor, kırdan bayırdan
Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda

Sevdama ağıt yakıyor bulutlar, dönünce mevsim hazana
Şimşeklerle çakıyor, yıldırımlarla yağıyor hiddetim
Hüznüme beste yapıyor esen rüzgarlar
Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda

Ruhumla bedenim bütünleşiyor, dönünce mevsim hazana
Yolculuğa çıkıyor, bir başka bahara aşkım ve sevdam
Hazanın ta kendisiyim ben, derdimle sarmaş dolaş
Bir dolu hüzün kaplıyor içimi hazanda

(31.08.2005)


Burhanettin Akdağ


SiyahLALE 21 Ekim 2008 22:13

BİTER CAN'IN...

Gitme!
gitme gülüm uzaklara,
bırakma beni yalnizliklara.
yanımdayken bile,
seni ozlerken,
gitme gülüm uzaklara..
sensizken nefessizim ben,
ellerini tutamazsam,
gozlerine bakamazsam,
saçlarına dokunamazsam,
nasıl atar bu kalp!
hic dusundunmu?
Gitme!
gitme gülüm uzaklara,
yakma gonlumu bir daha,
dayanamam,
dayanamam senin olmadığın gunlere.
gonlumdeki umudumsun,
yuregimdeki sevincimsin sen.
gidersen biter bu can,
biter bu nefes.
Gitme!
gitme gülüm uzaklara,
vurulurum yalnızlığının kurşunlarina...


Alıntı


ÖmÜrCeK 21 Ekim 2008 23:29

şimdi gidiyorsun
git
oysa senden tek bir damla istemiştim
sana kocaman bir deniz sunmak için
şimdi gidiyorsun
git

ne zaman başladı bu hikaye
anımsamak zor
gençtim
hazırda fırtınalarım vardı
dörtnala sevdalarım
komazdı öyle üç-beş nöbetleri
geceler içimi acıtmazdı böyle

bir insan bu kadar eksilebilir mi?

hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı
bu şehrin bir yerlerinde
düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona
gözlerinde gizledi o seni
sen bilmedin
o adam bendim
unuttun mu

bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu
seni unutamadı

işin kolayına kaçmadım
uğruna ölmedim yani
uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
sen bunu da bilmedin
ben bir bakışına bin anlam yükledim
sen aşka kestirmeden gittin

bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma
şimdi gidiyorsun
git

bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden
bütün ışıklarımı söndürüyorsun
bu cehennem cinayetlerini işliyorsun
sonra bunlara intihar süsü veriyorsun
yazıklar olsun
susuyorsun
susuyorum
susacaklarım bitmiyor

uzun lafın kısası olmaz
anlatacağım çok şey var
hoyrat bir rüzgar gibi geldin
aklımı ve hayatımı dağıttın
şimdi gidiyorsun
git

daha ayrılığa bile çarpmadan
aşk bizden döndü
bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri
artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil
ama sana dokunmak da yasak bana
göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır
sen var ya sen
allah kahretsin!
şimdi gidiyorsun git...
Alıntı



B.L.A.C.K 21 Ekim 2008 23:30

İç Hesaplaşma

Algılayamam artık sevgiyi kalbim dağlanmış
Kendimi arıyorum hayatın belirsizliğinde
Kime anlatayım derdimi dilim bağlanmış

Yıldızlar kayıp gecemde
Gözlerimde donmuş ölü bir bakış
Söyleyin bana hangi çiçek solmamış
Ben soldum gençliğimde

Yaşayamam ben sensiz, sevmeden
Bir canım var her an ölüme hazır
Açmış kollarını gökyüzüne ağlıyor bir koca çınar
Benim gibi yalnız, oturmuş boğaza nazır
Ne farkım kaldı ki gölgemden?

Can çekişiyor vicdanım geçmişin gazabında
Her şey silinmiş bir tek hatıraların kalmış iz
Çağırıyor beni koynuna köpüren dalgalar
Hissetmiyor tenim rüzgarı dolaşırken kafamda kasırgalar
Nasıl yutar beni kararmış soğuk deniz
Çoktan boğulmuşsa ruhum karanlıkların girdabında


SiyahLALE 21 Ekim 2008 23:54

HASRET YÜREĞİMDE SAKLI..

En iyleşilmez yaramdır aşk benim
Çileden,dertten bir habercidir
Bir ömrün dökülen son yaprağı
Gece kadar uzun,hayat kadar eskidir



Kimbilir bozulan kaçıncı tövbedir bu
Bu kaçıncı sancıdır içime saplanan bazen
Yağmur yüklü bulutlara benzer
Sağanak sağanak dökülür gözlerimden



Firari bir mahkumdur,içimde saklanan
Boynum bükük,kalbim kırık,darmadağınım
Bir sır saklı gözlerinde,anlamadığım





Hasret yüreğimde, derin sızı
Gönlümün sultanı,ömrümün yazı
Yaşamak seninle güzel,ölmek seninle
Sevmek,sevilmek,dünya seninle güzel
Kırdığın kalbimi hasretinle sardım
Bir ateş yaktın ki,yandıkça yandım
Yandıkça sana bağlandım..

Alıntı


ahmed 22 Ekim 2008 23:33

Sokak Lambası



Sadece kendini aydınlatan
Bir sokak lambasıyım
Sokağın sonunda
Karanlıklara inat hala yanmaya çalışan
Belki aydınlıklara boğamam tüm karanlıkları
Ama yine de
Yanmalıyım geceler boyu
Bırakırsam eğer kendimi
Biraz olsun yanmazsam yani
Kapat gözlerini
Kararsın gördüklerin
"Karanlığı" o zaman anlarsın
İşte bu yüzden ben
Yanmalıyım geceler boyu
Aydınlatamasam da her yeri
Bir yerde aydınlanır küçük bir karartı belki

Emin Koca


SiyahLALE 22 Ekim 2008 23:44

GECE NÖBETİ

Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni

Murathan Mungan


ahmed 23 Ekim 2008 14:26

Bilmez Gibi...



Karşı karşıya oturmuşuz
Arnavutköy sahilinde,
bu eski kahvede
bu bahar sabahında
bir sen birde ben
daha ne olsun..

Sezen Aksu'dan
''Son sardunyalar'' çalıyor ..
Masamızda 2 bardak demli çay
ve titreyen ellerimiz var,
Yüzün al al olmuş..
Dilimizde söylendi söylenecek
Sevda sözleri
Gözlerimizde arzulu bakışlar.
Daha ne olsun

Yüzümde bir meltem sıcaklığı
nefesin,
Kulaklarımda hoş bir şarkı gibi
billur sesin
Yakışı zevk veren
bir ateş parçası iken ellerimde
ellerin..
Daha ne olsun..

Üstümüzde pırıl pırıl gökyüzü,
yanıbaşımızda masmavi deniz,
uzaktan hafifçe gelen
dalga sesleri
ve martı çığlıkları,
birde yosun kokusu,
daha ne olsun..

Neden kesik kesik olduğunu
sorma nefesimin
Bakıp bakıp dudaklarına
sorma neden iç çektiğimi

Bilmez gibi..



Abdullah Melik Mısırlı


ener 23 Ekim 2008 15:25


Ayrılık Günü



Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce
Kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı
Ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm
Hiç bir ayrılık bana bu kadar komadı

Ayrılığın bir ağrıdır vurur şakaklarımda
Ve büyür gözlerimde bir okyanus kadar
Derinden ses verir içimde bir tel
Sonra, birdenbire kırılır, kopar

Yeryüzü çekilir altından ayaklarımın
Geçer başıma çöken bir tavan gibi gökyüzü
Durmadan çalınır kulaklarımda
Şarkıların en hüzünlüsü

Seni alıp uzaklara giden otobüs
Benim üzerimden geçer hışımla
Devrilir, bakakalırım ardından
Bir sel gibi akan gözyaşımda...

Artık ne yapsam boş, teselliler faydasız
Karanlık gitgide en derinlere çeker beni
Çaresiz, bütün sokaklarında bu şehrin
Böyle perişan beklerim dönmeni

Dolaşır birbirine yorgun ayaklarım
Ellerimi koyacak bir yer bulamam
Nereye gitsem, en koyusu acıların
Ne yana baksam, çıldırtan bir akşam
İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem
Böyle durup durup senden ayrılmak varsa
Orada bir mezar kazılır benim için
Ayrılığın nerede başlarsa


SiyahLALE 23 Ekim 2008 17:21

Hoşçakal Yağmurlar

sitemim kendime
sensizlikten doğan güne merhaba..
ve hoşçakal yağmurlar
yarın çok uzakta
gözlerim mimli...avuçlarım nasır...
denizin ortasında kuraklık gönül...
uçurtmam vardı benim...
kelebeklere inat yaşayan...özgür...
susadım kanıma...sitemim kendime...
avuç avuç toprak ve ben...
mis kokulu yarin bedeni...
sitemim kendime yar....gezdim diyar diyar...
sensizlikten doğan güne merhaba
ve hoşçakal yağmurlar...

Alıntı


Misafir 23 Ekim 2008 19:27

Seni seviyorum demekle iş bitmiyor….


Gitmiştin....
Yanında benliğimin bir parçasını alıp,
Yüreğimi ise yarım bırakıp,
Elveda demeden çekip gitmiştin.

Başarmıştın....
Geceleri uykumu bölmeyi,
Aklımdan çikmamayı,
Uzakta olduğun halde beni ağlatmayı başarmıştın.

Göstermiştin...
srfsz birinin nasıl oldugunu,
Hırçın tarafını,
Gözlerinde yalan söyleye bildiğini göstermiştin.

Demiştin...
Seni seviyorum diye,
Sonsuza kadar senleyim,
Korkma hep yanındayım demiştin.

Anlamıştım...
Herkese güvenilmedigini,
Insanların iki yüzlü ola bildiğini,
Seni seviyorum demekle işin bitmediğini anlamıştım.


fadedliver 23 Ekim 2008 21:10




Zamanı sıfırlayacağım hayatımda yarın
Her şeye yeniden başlayacağım.
İlk kez günaydın diyeceğim gökyüzüne,
İlk soluğumu alacağım yarın;ama şimdi değil,
Yarın.




Yarın başlangıcı olacak hayatımın,
Gözlerimi açıp,''Merhaba'' diyeceğim hayata.
Ben de varım artık
Ölümüne sevgi yarışına.

İlk kez göreceğim annemi yarın.
Sarılacağım ona,sevgimi haykıracağım.
Ama şimdi değil,yarın.


Yarın umutlarım tanışacak istasyonlarla,terminallerle
Birer birer yolculuğa çıkacaklar.
Bavulları mı?
Onlar dünden hazır;ama yolculuk yarın.

Unutmuş olacağım seni yarın.
Seninle kurduğum bütün hayaller
Silinmiş olacak zihnimden
Ben yeni maceralar üreteceğim düşümde yarın.
Yok olacak uyandığımda mazi.
Eflatunlar saracak etrafımı,
Pembe düşler misafir gelecek bana,
El sallayacağız beraber karanlığa





İyi geceler hayat!
Bugün de seni yaşayamadım affet,
Ama belki yarın,

Yarın...


arwen 23 Ekim 2008 23:48

Bu kalp sevdikçe:
..............; kuş yüreği gibi çarpar.
..............; bir deli akar, yatağına sığmaz taşar.
..............; karanlıklara nur olur, yağar.
..............; umut eli şefkatle uzanır, kışın olur bahar
..............; her derde devadır, şifa dağıtır, yakılmaz ağıtlar.
Unutma ki; sevdikçe dağılır kara bulutlar.

Sevgisizliktir;
..............; . gönüllerde hicran yaratan,
..............; yürekleri cehennem ateşiyle yakan,
..............; engerekler gibi boynuna dolanan
Dolandıkça kendisini de sokan.
..............; cennet bahçesini tarumar eden,
..............; bülbülleri susturan,
..............; gülen gözlere yaş bırakan.

Sev ki bu kalp:
..............; güneşinle ışısın.
..............; bahar yağmurlarıyla ıslansın.
..............; barış güvercinleri gibi kanatlansın
..............; bulutlara arkadaş olsun,enginlerde dolansın.
..............; umutsuzluğa umut olsun.
..............; yarınlarda hayat bulsun,


Düşler Denizi


SiyahLALE 24 Ekim 2008 00:37

BELKİ O ZAMAN..

Güneş ne zaman dünyaya küserse,
Gece ne zaman gündüz olmazsa,
Dünyayı güneş değilde,ay aydınlatırsa,
Belki o zaman unuturum seni.

Yıldızlar birgün parıldamayı bırakırsa,
Dün ne zaman,bugüne alınırsa,
Kavuşalım diye ettiğim dualar kabul olmazsa,
Belki o zaman unuturum seni.

En sonunda kalbim atmayı bırakırsa,
Dünyada birgün adalet sağlanırsa,
Seni benim kadar seveni bulursan eğer,
Belki o zaman unuturum seni.

Gözyaşlarım bir başkası için akarsa,
Ay doğupta bir daha batmazsa,
Çöle bir gün kar yağarsa,
Belki o zaman unuturun seni.

Seni ne zaman düşünmeyi bırakırsam,
Aklıma senden başkasını koyarsam,
Seni değilde bir başkasını yanımda bulundurursam,
Belki ozaman unuturum seni.

Seni ne zaman kalbimden silersem,
Senden ayrıldığıma birgün sevinirsem,
Eğer sende beni terkedip gidersen,
İşte o zaman unuturum seni.

Seni gördüğümde heyecanlanmazsam,
Yanına geldiğimde,gözlerine değilde yere bakarsam,
Seninle vedalaşmadan ayrılıyorsam,
İşte ozaman UNUTMUŞUMDUR SENİ.

Alıntı


SiyahLALE 24 Ekim 2008 03:06

İNANMA SEN ...

Sevgiyi, sevmeyi koLay mı sandın..........
daha çok gençsin.... aLışırsın.....
ömrüne süs diye takıLır tüm aşkLar...........
bir seven daha ararsın....buLamazsın........
rüyaLar ağır geLir......
saatLer kısa.......
bir bakmışsın ki ahhhhhhhhh......
ölüm çok yakın...geçmiş çok uzakta......
yazıLanlar kaLmış bir tek,
gönüL sayfanda.......
bana diyordun ya SEVEMEZSİN.......!
ben sevdim.....
inanmayan SENDİN.................!

Alıntı


SiyahLALE 24 Ekim 2008 04:41

DAMLA..DAMLA..

Bir gün,
Yorgun dönersem karanlıktan
Yumuşak bir ışık tut gözlerime,
Tut ki,
Damla damla kanayım aydınlığa.

Bir gün,
Alev alev dayanırsam kapına
Ilık bir göl gibi sar beni.
Sar ki,
Yavaş yavaş söneyim sularında.

Bir gün,
Ellerim hasrete bulanmış gelirsem
Uzat bana lekesiz kollarını.
Uzat ki,
kar gibi eriyeyim koynunda.

Bir gün,
Kaybolduğunu anlarsan karanlıkta
Yalnız benim beklediğimi söyle geceye.
Söyle ki,
Bulut bulut ineyim gözlerine.

Bir gün,
Hasretinden öldüğümü duyarsan,
Sağanak yap gözyaşlarını ağla.
Ağla ki,
Gözyaşlarında hayat bulayım,
Tekrar sana doneyim.

Alıntı


Misafir 24 Ekim 2008 19:20

Ay Beklerken Güneşi




Karanlığın içersinden ay, bize bakıyor
Turuncu renklere bürünmüş, sanki portakal
Dans etmek isteyen bulutlar cilveleşiyor etrafında
Gökyüzü gergin, gökyüzü griye dönüşüyor.

Turuncu renk çok yakışmış
Dünyanın gözü üzerinde
Gökyüzü kıskanmış olacak
Gümbürdüyor üzerimize
Korkmuyoruz, bıraktığı yağmurlardan ıslansak ta.
Yıldızlar da kıskanmış besbelli
Yanıp sönüyorlar
İzlerini kaybettirmek için
El sallıyoruz bulutların arasından gördükçe
Gökyüzü gergin, gökyüzü griye dönüşüyor.
Ay gülüyor hepimize
Turuncu renk çok yakışmış.

Gökyüzü gergin, ev sahibi gibi
Güneş usul usul yaklaşıyor
Yolunu aydınlatıyor karanlıkta
Birbiri ardına kaydıkça yıldızlar
Şimşekler yağmur seslerine karışmış
Samanyolu rengarenk
Ay bekliyor;
Turuncu renk çok yakışmış.

Güneş yaklaşıyor
Bekliyor gökyüzü
Gökyüzü gergin
Gökyüzü sarıya çalıyor.
Ay bekliyor;
Turuncu renk çok yakışmış.

Güneş sarıyor gövdesini ay'a
Ay ürküyor.
Sıyrılıyor turuncu renkten
Bırakıyor kendini güneşe.

Bizler davetli değiliz;
Bilemiyoruz şahitler kim?
Tanıklık ediyoruz dünya penceresinden
Gökyüzü gergin
Samanyolu gergin
Dünya gergin.

(AlInTdR...)


SiyahLALE 24 Ekim 2008 21:11

Kafile

Bendeki bu ateş sönmeden
Mevsim yazdan hazana dönmeden
Gözlerine uyku inmeden
Göğsüne yatır beni, düşlere götür beni

Aşk bu cana bedenden hak ise
Can ne cami çeker ne kilise
Ten sönmeden bitmez bu hadise
Beni yanlış anlama
Şikayetim yok ama
Ben aşkı böyle bildim
Gel merhem ol yarama

Ben hem kalp hem bedenim
Nefestir ruhum benim
Aşk şarabı içelim
Tez gelse de ecelim
Ben hem kalp hem bedenim
Ateştir ruhum benim
Aşk şarabı içelim
Kendimizden geçelim

Bendeki bu ateş sönmeden
Mevsim yazdan hazana dönmeden
Gözlerine uyku inmeden
Göğsüne yatır beni, düşlere götür beni

Bir ömür böyle geçmez ah ile
Ağlasan da gülsende nafile
Sen dursan da yürür bu kafile
Beni yanlış anlama
Şikayetim yok ama
Ben aşkı böyle bildim
Gel merhem ol yarama

Ben hem kalp hem bedenim
Nefestir ruhum benim
Aşk şarabı içelim
Tez gelse de ecelim
Ben hem kalp hem bedenim
Ateştir ruhum benim
Aşk şarabı içelim
Kendimizden geçelim



Alıntı


SiyahLALE 24 Ekim 2008 23:20

SABAH YILDIZIM

Ey benim doğmayan sabah yıldızım
Geceler mi uzak sen mi uzaksın?
Ne zaman bitecek bu yalnızlığım
Umutlar mı uzak sen mi uzaksın?

Bil artık sabrımın sabrı da bitti
Seninle gelen aşk sensiz terketti
Çalmadın kapımı çalmadın gitti
Ellerin mi uzak sen mi uzaksın?

Sen misin 'ben miyim' kimmiş yalancı
Nasıl yaşarız biz bize yabancı
Böyle bir ayrılık ne kadar acı
Yolların mı uzak sen mi uzaksın?

Dilime marş ettim eyvahlarımı
Söyle de bileyim günahlarımı
Işıksız bıraktın sabahlarımı
Gözlerin mi uzak sen mi uzaksın?

AHMET SELÇUK İLKAN


SiyahLALE 25 Ekim 2008 16:10

Yaşlı Bir Çınar


Ben dalları fırtınalarda kopmuş
yaslı ve yaşlı bir çınarım
binlerce acının ortasında yorgun ve yalnız

alnı gül işlemeli günler getir bana ey çocuk
hülyalı gülüşler
gözlerinle görmek istiyorum sabahı
dünyayı yüreğinle sarmak istiyorum
umutlu ve şen

ne zemheriler gördüm ben
ne fırtınalar geçirdim
çağının ışığıyla yak beni
çağının ışığıyla sar, üşüyorum

gövdemde kaç balta izi var
kaç kan lekesi alnımda
nice ihanetler gördüm ben
nice zulümler

üşüyorum
alnı gül işlemeli baharlar getir bana
umudu sevda kokan sabahlar
gözlerinle görmek istiyorum yarınları
dünyayı yüreğinle sarmak istiyorum

pınar seslerine kat
başak tanelerine koy
arıt beni günahlarımdan
lekesiz bir sevgiyle geçilir ancak ırmaklar
kocaman bir yürekle ey çocuk
beni yüreğinle sev, gözlerinle okşa
bırakma ellerimi n'olur
Bırakma...

Alıntı


SiyahLALE 25 Ekim 2008 20:25

Yağmura Sarılmak


Bazen kuş olmak ister ya insan,
Sitem edip geceye...
Süzülüp gitmek için enginlere...
Çocukça saymayı ister ya insan
Bir papatyanın yapraklarında,
Kalanın 'seviyor' çıkmasını,
Sevdiğinin hatrına el sallar ya insan,
Hiç yolcusu olmadığı halde,
Giden gemiye rıhtımdan.
Bazen kelimelerle dans eder ya insan,
Sevgisini en güzel anlatmak,
Sevgilinin hasretine yanmak,
Kokusunu almak için.
Bazen yağmura sarılmak ister ya insan,
Yüreğini söndürmek,
Özlemini yaşamak,
Ağladığını saklamak için...

Esra Işık


ÖmÜrCeK 25 Ekim 2008 22:51

Soğuk bir sonbahar akşamıydı.
Hava kararmış, yağmur başlamıştı.
Düşlerimize yağmur yağıyordu ellerimizi.
Gözlerin donuk bedenin halsizdi.
Gizli bir el kalkış hazırlanan otobüse binmek için seni sürükler gibiydi.
Sanki kalmak istiyordun. “baharda dönerim” demiştin hatırlıyor musun ?” Sakin beni unutma bekle.”




Ben seni unutmadım sevgili, ben seni 'unutmadım'.Bütün kış baharda döneceğin günün hayaliyle ısındım. Minik öpücüklerle uyandırıp güneşin doğuşunu gösterecektim sana. Çiçeklerin, denizin, kumasalın, güneşin tadına birlikte varacak , gün batımlarında denizle birleşen ufuk çizgisini birlikte seyredecek, ay ışığında mutluluk şarkımızı söyleyecektik.
Yalan değil kaçamak sevdalara takıldım yokluğunda bir süre. Sana benzeyen her şeyi sevdim ben. Sevdiği her şeyde senden izler vardı. Aradığımı buldum sandım ama yanıldım , bulduğum sen değildin. Olmadık zamanlarda aklıma düştün, zamansız yaralandım. Her sabah seni bulmak için yolara düşmek geldi içimden ama gidemedim. Yalnızlığın acısıyla gurur satın alır oldum her gece. “Gelir” dedim kendi kendime, “Söz verdi gelmesi gerek.” Bekledim.Kendimi param parça hissetim ama yine de sana kızamadım.Unuttum kötü sözlerini Unuttum kapında bekletildiğimi.Unuttum telefonlarıma cevap vermediğini, kavgalarımızı unuttum.
Bir tek seni unutmadım sevgili, bir tek seni unutamadım. Hep dönmeni bekledim. Zamanla alıştım acılara , ölüm ilanlarında kendiliğinden siline adreslere. Alıştım sevdiklerimin yokluğuna. Ama yalnızlığa alışamadım, hasrete alışamadım, sensizliğe alışamadım. Hep dönmeni bekledim.



Olamadı gülüm bir araya gelemedik.
Oysa daha yolun başındaydık, tomurcuktuk daha çatlamaya hazır.
Bahar gelmeden ayrıldık.
Şimdi artan yalnızlığım , büyüyen yokluğu var.
Duvarlarda gözlerinin izi , kapı kollarında parmak izlerin saklı.
Sen neredesin sevgili, varlığın nerede ?
.Bir mevsim döndü , sen dönmedin.
Düşlerim böyle dağınık değildi eskiden.
Kara bulutlar gibi kümelenip bir yere, acılarım yüreğimde çöreklenmişti gece yarılarında.
Özlemlerim hiç bu kadar olmamıştı gün ışığına.
Hasret bu kadar büyümemişti.
Şimdi göçebe olmuş yüreğimle her sabah yeni yolculuklara çıkıyorum.Umudun türküsünü söylüyorum öksüz bakışlarımla
alıntı...


SiyahLALE 26 Ekim 2008 03:52

AŞKLARIN ENGÜZELİ!!!!!



Sonbaharda Aşk

Gülümseyen gözlerim var sanki
Sanki yeniden doğmalardayım
Bu hazan mevsiminde aşkı bulma yolunda
Sevmelerdeyim

Aşk kapımı çalıyor sanki
Belirsiz gitmelerde gelmelerdeyim
Heyecanlı günler,hızlı dakikalar
Onunlayken zaman hızlı,mekan belirsiz
Yalnızken dakikalar ömre bedel oysa
Ufukta görünen aşk sanki

Kollarımı açtım sonuna kadar
Gel yarim ol ne çıkar
Aç kollarını sen de ardına kadar
Güzellikler bizimle sanki
Sevda oku saplanıyor yüreklere
Sanki

Sabah cıvıl cıvıl, hazan mevsimi oysa
Aşığa her mevsim bahar
Sonbaharda aşk bir başka
Aşık olmak bambaşka
Akşamlar, geceler seni konuşuyor
Herkes sana odaklı sanki
Bahçelerde asmalar
Cebimde sevdalar
Portakal kabukları,cebimde sevdalar
Aşkıma hediye dökülen yapraklar
Sonbaharda aşk güzel sanki

Zehra öcal


ahmed 26 Ekim 2008 19:32

YILLAR SONRA

Anımsadım sizi
Bin dokuz yüz kırk dört
Berlin caddeleri …

Geçtiniz
mahallemizden
Bıraktınız
aynı izleri …


Öncel İpekçi


SiyahLALE 26 Ekim 2008 20:05

Sensiz Mısralar

sensizlik dolu bir gecede yine
sana şiirler yazıyorum.
duymuyorsun
özlemleri yollarına seriyorum,
görmüyorsun.
sensiz olamam diyorum,
gülüyorsun...

*****

nelerden geçtik
ne badireler atlattık
her şey geçti... bir şey geçmedi.
her şey bitti... bir şey bitmedi.
belli mi olur
dönersin yine bir gün...

*****

rüyalarıma geliyorsun bazen
tam sarılacağım,
kayboluyorsun.
gündüzler kabus oluyor,
çünkü yoksun.
gerçek miydi yaşadıklarımız diye,
düşünüyorum çözemiyorum.
hayal gerçek karışıyor birbirine
öylesine yaşıyorum.

Alıntı


zade 26 Ekim 2008 21:46

her satırı
mendireğe dizili karabataklara benzeyen
bir mektup bırakarak
balıkçı koyundan
sisler icinde uzaklaşan kayık gibi
bir sabah usulca ayrıldın
koynumdan

bütün yolcularını
boğaz köprüsünün çaldıgı
araba vapurunun
boş seferleri
gibi yanlızca rüzgâr
gezinir sensiz
yüreğimde

durgun bir sudur aslında deniz
ki çocukların acemi oltalarını denedikleri
kuytu bir iskelenin
tahtaları altına yazdıgım
ayrılık siirini okudukca
dalgalanır...
SUNAY AKIN

başka biri olacaksın istemesen de
tenine başka bir ten dokunduğunda
gövden buluştuğunda başka bir gövdeyle
başka bir nefesle karıştğında nefesin

başka biri olacaksın istemesen de
gece uykunda ya da gün ortasında
irkileceksin apansız bir duyguyla
bir uçurum kıyısında sendelemiş gibi

başka biri olacaksın istemesen de
bakışlarımın izini taşıyan giysilerin
tüketecek ömürlerini birer birer
değişecek yeri bir dolabın,pencerede bir çiçeğin

başka biri olacaksın istemesen de
dudaklarında benden sonraki bir çizgi
tanımadığım bir ton gülüşünde
ve artık beni unutmaya başlayan gözlerin

sonra,sonra başka birisin..


zade 26 Ekim 2008 21:57

yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
yaşadın mı, yoğunluğuna yaşayacaksın bir şeyi
sevgilin bitkin kalmalı öpülmekten
sen bitkin düşmelisin koklamaktan bir çiçeği

insan saatlerce bakabilir gökyüzüne
denize saatlerce bakabilir, bir kusa, bir çocuğa
yasamak yeryüzünde, onunla karışmaktır
kopmaz kökler salmaktır oraya

kucakladın mı sımsıkı kucaklayacaksın arkadaşını
kavgaya tüm kaslarınla, gövdenle, tutkunla gireceksin
ve uzandın mı bir kez sımsıcak kumlara
bir kum tanesi gibi, bir yaprak gibi, bir tas gibi dinleneceksin

insan bütün güzel müzikleri dinlemeli alabildiğine
hem de tüm benliği seslerle, ezgilerle dolarcasına
insan balıklama dalmalı içine hayatın
bir kayadan zümrüt bir denize dalarcasına

uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
değişmemelisin hiç bir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu
fakat ne kadar sevinç varsa yasamak özlemiyle dolmalısın

ve kederi de yaşamalısın, namusluca, bütün benliğinle
çünkü acılar da, sevinçler gibi olgunlaştırır insanı
kanın karışmalı hayatın büyük dolaşımına
dolaşmalı damarlarında hayatin sonsuz taze kani

yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var:
yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana
ATAOL BEHRAMOĞLU


SiyahLALE 26 Ekim 2008 22:16

EYLÜL YİTİKLİĞİ




Gurura gizlediğim özlemle,
rastladım sana yine dün gece
her gece gibi,
infazdaki şiir ölümlerimin...
acısına gizlendiğim
bir kıyamet sahnesi kalabalığıydı
can kırıklığım..
gözlerimde cam parçası resimler izi
en azından şiir güzelliği gizi
ziyan tezgahında pazarlarken
beş para etmedi kan yaşım
ne acı!
susmasını böyle öğrendik belki..
yalan yanlış gülmelere pembeleşirken
duman renge mühürlendik
coşkulara kilitli labirentten.
oysa!
böyle olmamalıydı
bu şehrin akşam çıkmazı
bu kaldırım biçmeleri
akasyalı sokaklardan geçerken..
gözü kör eden budaklar figanından
düşen dem türküleri eylüle
ne acı!
saran,
talan bir şehir akşamı
bağları viran eden hazan gamı
ufka sis perçinleyen
boğan zifir gece sancısı
ilk ürperişi değilken ıssızlığın
ve yalnızlığın
yineleri yine çok acı!
anlamaz halden
ahtapot kollu hüzün,
incili midye sevinç bildiğim..
gam dediğim
sehere düşen yaşam
duyumsuz tadımsız bir hiç..
devrana mekan
dili yabancı şehir benden anlamaz
anlamaz olan sabah aşktan ne acı,
ne acı eylül yitikliği..

NEVİN KURULAR


ahmed 26 Ekim 2008 23:18

Ağlama

Bir gün ezan sesiyle uyanirsan eger,
Bilki ogün benim öldügüm gündür.
Biliyorum Allah korusun diyorsun şimdi,
Olmaz olamaz öyle bir şey diyip dua ediyorsun.
Ama bir rüyanın içinde başka bir rüya da
Görüp yıkılıp gidiyorsun işte

Gelirsen cenaze törenime eger
Bir elham okuman yeter be gülüm.
Ağlama, buz kes, konuşma
Sadece dua et benim için,ogün
Üzülme, ben kiminki diye düsün
Ama baş ucumda otur ve beni dinle

Sessizliktir yalnızlığımın tek tanığı
O sana sevgimi, bir ömür boyu rüzgarlar
Eşliginde kulağına hep fısıldar durur.
Gerçeği ve dogruyu ben ölsemde sevgim
Evet sevgim rüzgarlarla konuşacak kulağına
O zaman bileceksin sevgimi
Ama ben çoktan toprak olacam bile

Serman Şeker


ahmed 26 Ekim 2008 23:20

BENİM SEVGİLİM OLDUN

Geceme mehtap oldun
Gündüzüme aydınlık
Sabahımda güneş oldun
Gözlerimde parıldı
Ağaçlarda çiçek oldun
Bahçemde baharım
Yağmurlarda damla oldun
Pınarlarda suyum
Kadehimde şarap oldun
Bardağımda sevdam
Aldığım nefes oldun
Kalbimde atışlarım
Zamanında gelen oldun
Gönlümde kralım
Sen benim sevgilim oldun
Yüreğimde aşkım.


Meryem BURMA


SiyahLALE 26 Ekim 2008 23:38

Tek Kişilik Yalnızlık..

Tek kişilik yalnızlığımın içinde ben mahsur kalmışım
Kuş uçmaz, kervan geçmez bir dünyâya dalmışım
Yedi düvele, yedi iklime, her yana haber salmışım
Tek kişilik yalnızlığımın içinde ben tutuklu kalmışım

Bir yalnızlık şiiri dökülür hece hece dudaklarımdan
Sararan yapraklarım dökülür bir bir budaklarımdan
Karasular iner yılların yükünü taşıyan ayaklarımdan
Tek kişilik yalnızlığımın içinde ben tutuklu kalmışım

Yıllar sürekli birbirini kovalar kedi fare oyunu gibi
Geçen zaman deryâ olmuş hiç görünmüyor dibi
Oynuyorum bu dünyâ sahnesinde ben bir garibi
Tek kişilik yalnızlığımın içinde ben tutuklu kalmışım

Alıntı


jöly 26 Ekim 2008 23:48

Tozpembe

Yıllar yılı yanımızda
Kavruldun yağımızla.

Hiç bu böyle kalır mı,
Biraz geç de olsa
Göreceksin hayatın sana da güldüğünü,
Sabret yoksa.

Nasıl mı?
Topraklarda tohumlar vardır
Karlar altında kış boyu,
Kış geçer, bir bahar günü
Çiçek açar tozpembe,
Tıpkı öyle.


Behcet Necatigil


SiyahLALE 26 Ekim 2008 23:54

sus


Sen bilmezsin!
Suskunluk ne denli bir girdaptır yürekte
bilemezsin!
Bitecek “sus”lar bitecekte
dönemezsin…

Gözyaşlarıdır bu sefer yanan cehennemimde…
Sen de yanacaksın…
Tükenince sus şarkıları dilimde
anlayacaksın…

Teker, teker düşüyor tüm şehirlerin
elinde yalnızlıktan başka sermaye kalmayacak
günü gelince…
Sus çağı altın çağını yaşayacak…
Sen yapayalnız kalacaksın
sen ağlayacaksın
sen boğulacaksın gözlerimin girdabında
kimse sana acımayacak…

Bir lokma arayacaksın sevgiden…
Demir bir lokma düğümlenecek boğazına…
dönmek isteyeceksin yeniden….
Ateşten suskunluklar düşecek avazına…

Hayır!
Zalim değilim ben…
Unutma pirinç eken buğday biçmez…
Sen ateşi ektin tüm sevgi tarlalarına
ben bir şey yapmadım… Zaten elim yetişmez…

Keşke diyorum…
Çekseydim tüm kahır tetiklerini
vursaydım yalnızlığı alnının ortasından
sus çağım altın çağına dönseydi birden…
Ama hayatı bile tutamadım ucundan

artık bitti…
Artık sondu…
Yetti…

Alıntı


CaNaRY 27 Ekim 2008 17:36

Yürüyelim Seninle İstanbulda.....




Kırmızıyı sevdiğini bilseydim

hayallerim kıpkırmızı olurdu



İstanbul hala güneşin ardında

ufuklarında birkaç kara leke

birkaç kan pıhtısı dudaklarında

İstanbul hala sevimli mi sevimli

ve hala bir tomurcuk tadında

yürüyelim seninle İstanbul'da



korkusuz bir rüyadır

bekler bizi Beykoz'da, Üsküdar'da

birkaç kuğu, birkaç mahzun kuştüyü

yenilgisiz bir muamma gibidir

arar buluşmayan ellerimizi

deli rüzgar yine sarhoş, hovarda



tam orada, Çamlıca yokuşunda

birkaç bulut çekelim gökyüzünden

damarlarımızdan geçirelim ve birden

bırakalım suların üzerine

sen bir defa konuş, sen bir defa gül

kumlu ebrular yapalım seninle

serpmeli ebrular, bülbülyuvası

hercaimenekşe, gonca ve sümbül



yüzün bir ay gibi parlarken gecenin ortasında

yürüyelim seninle İstanbul'da

boğaziçi mağrur türkülerini

gözlerine baka baka söyleyin

martılar üşüyünce

denizin sıcağında bulsunlar kalbimizi



anlayabilir misin

neden çıban gibi büyür bağrımda

büyür de kelebek olur bu sızı

kırmızıyı sevdiğini söyledin

bu yüzden mi günlerdir

İstanbul'da gül kokusu yayılan

tepeler kırmızı, sular kırmızı



İstanbul bilmeli ki, sahillerine

mehtabı taşıyan senin bakışlarındır

İstanbul bilmeli ki, limanlardan gemiler

önce senin yüreğine açılır

uzaklarda bir yerde

toprağı öpmek için eğilen bahçıvanın

parmaklarında hüzün

sana doğru akan nehrin

ağlayan suretidir



bir elimizde umut

bir elimizde sevda

yürüyelim seninle İstanbul'da

musiki kesilsin, tükensin yazı

çaresiz kalınca mızrap ve şiir

ozan bir kenara bıraksın sazı

ressam fırçasına neden mi kızgın

tuvalde çizgiler, renkler kırmızı

kırmızıyı sevdiğini bilince

çekilir mi artık güllerin nazı



Anadolukavağı'nda her akşam

burcu burcu bir rüyadır hayalin

karanlık, hüznünü düşürür dağa

kuşlar kanat çırpar, yıldızlar ağlar

endamın her sabah iner toprağa



hasret, yanlızlığı çoğaltan deniz

ayrılık acıyla süzülür kandan

nefesin fermandır Topkapı Sarayı'nda

dönüşünü bekliyor rıhtımda şehzadeler

öylesine yorgun, mahzun ve candan



İstanbul bir yanımda, sen bir yanımda

uykusundan uyanınca fırtına

dalgalar türkümüze aşina olur

yüzümüze bakınca deniz fenerleri

sahibini arayan gemilerin

çığlığıyla vurulur



tarih heyelandır hainlerin ardında

İstanbul tarihin soylu anası

biz bu yürüyüşü çiğdemlerden almışız

sevdayı kız kulesi'nden

yalıların burukluğu altında

geçiyoruz sokaklardan delice



anlayabilir misin

beyoğlu'nda gezinen

hayal kırıklığının benden türediğini

anlayabilir misin

kırmızı neden böyle

doldurur aynalara inleyen yüreğimi



sana giden yolların kavşağında

bir adam direniyor izini bulmak için

siliyor tanyerine akan alın terini

ufkunda sapsarı umudun rengi

mavi yitik, beyaz kızgın ve siyah

arıyor sessizce kaybolan günlerini



Gülhane'de simit satan çocuklar

nasıl anlasınlar ellerimizin

neden böyle çekingen olduğunu

Ayasofya önünde tramvay bekleyenler

gökyüzüne dokunurken bu acı

kimdir diye sorsunlar içlerinden

birlikte yürüyen iki yabancı

biz gitsek de, İstanbul'da yine de

yıllar yılı gezinmeli bu sızı

benden bir yaralı şiir kalmalı

senden bir tebessüm, bir de kırmızı



Nurullah Genç...


SiyahLALE 28 Ekim 2008 00:54

İÇİMDEKİ SEN

Hırçın deniz iken hep gözlerinde duruldum
Kısır döngülerde pervaneyken kalbinde durdum
Sevdayı gözlerinde anlatırken ben hep sustum
Yalnızlığı toprağa gömüp sende acılarımı unuttum
Islak gözlerimi senin gülüşlerinde kuruttum.

İçimdeki sen bir avuç toprakken;
Ben sevginde yeşerecek tohum oldum
Kanatlanıp özgürlüğe uçarken
Yine senin dalına kondum
Sen yokken yarınlarında
Dört mevsim dal dal kurudum durdum
Seni sevince anladım ki
Gülüşlerin ;
Acılarıma verdiğim son umudum
Sevdaya yelken açmak için
Kalbimi avuçlarına sundum.

Alıntı


ÖmÜrCeK 28 Ekim 2008 01:31

SANA WE BU KOCA ŞEHİRE İNAT

sana ve bu koca şehre inat,gideceğim
bildiklerimi yok sayıp karışacağım karanlıklara
var olan acıyı gidişime yorup,
mendilimle sileceğim ıslanan yanaklarımı
son sigaramı marmaraya atarak elveda diyeceğim,
sana ve bu koca şehre...

sorgulamaya başlayacağım
seni,kim olduğunu?
neden karşıma çıktığını vakitlerin en olmazında,
hayatımın hangi evresini kapatıp,
hangisini açtığını çözeceğim sonra
sana ve bu koca şehre inat...

İstanbul ki dökülür gözünden yaş
mevsim hep sonbahar,
kimileri hüzün koyar adını
ama kimse bilmez;
sen beni sonbahar da sevdin
ve ben seni...
sana ve bu koca şehre inat...

hangi ateşlerde yandığını bilmiyor yüreğim
ve bilmiyor yüreğin ne haldeyim
bir İstanbul şahit,
hem sana,hem bana...
belki de bu yüzden ısrarla beni çağırırken,
meydanlarını dar ediyor sana
mevsim hep sonbahar...
sana ve bu koca şehre inat
alıntı





Seni intihar ettim içimde...
Varlığının yükü kaldırılamayacak kadardı güçsüzlüğüme.
Sen doğdun, yine yeniden;
ve ben


Seni intihar ettim yaşatamadıklarım adına...

Düşününce telafuz ediyor ruhum yaklaşıp yakınlaşıyor sebeb-i nefesine,
Kırıyor nefis denen illeti
Uzanıyor elleri...
Ben senin içindim onca zaman,
Lakin...
Anlatamamak vardı ya,
İşte o:

-zordu.
-yordu.
-kordu.

Tuhaf bilmeceleri olan bir bilinmezlik,

-döndü.
-dolaştı.
-sordu.

Ne yaparsın sen sebeb-i nefes, gayelerden yitip gidince?
Ne yaparsın gözdeki yaş ille de yere düşünce?
Ne yaparsın çaresizliğine ve darlığına?

Ben sadece,
Dilim, elim ermedi
Ve...

Seni intihar ettim içimde...

Kırıl bana...
Ben susturmayı başaramadım seni.
Söv bana...
Dilin neye ererse...

Gitmeliyim.
Zamansız bir vakitte ayrılıyorum ülkenden.
Enginlik denizdeymiş, ben acizane kelam edendim...
Çağır lazım olunca.
Ama anla, ben beceremedim yaşamayı ve

Seni intihar ettim içimde...


Sen öldürüldün sanırken,
yanılma...
seni intihar ederken ölen benim en zifiri şekilde.

Bu bir itiraf,
Bu bir kaçış,
Veda
alıntı


PaPaTyA1 28 Ekim 2008 17:30

http://img112.imageshack.us/img112/7788/askum4.jpg


PaPaTyA1 28 Ekim 2008 17:39

http://img100.imageshack.us/img100/3435/mavimavi0duro4.jpg

http://img219.imageshack.us/img219/8126/neydioaskk0nzdp4.jpg


SiyahLALE 28 Ekim 2008 20:35

KIRGINIM..!

Kırgınım…
Kime olduğunu, neye olduğunu bilmeden kırgınım…
Belki hayata, belki kendime kırgınım sadece…

Kırgınım…
Yüreğim bir yanardağ gibi kaynayarak yanarken,
Nasıl oluyor da bir buz dağı oluveriyorum bir anda…

Kırgınım…
İçim sevgi ile kavrulurken neden böyle yıkıcı,
Parçalayıcı oluyorum…
En çok sevdiğim varlıkları biranda kırıp,
Un ufak ediyorum…

Kırgınım…
Öfkeme, tat almayan yüreğime,
Sevmenin, sevilmenin değerini bilmeyen
Kalbime…

Kırgınım…
Yeşilin huzurunu, mavinin derinliğini,
Görmeyen gözlerime...
Kuşların nidasını işitmeyen kulaklarıma
Kırgınım…

Kırgınım…
Mantığımla kalbimin arasında gidip gelen
Benliğime…

Kırgınım…
Sonuçlandıramadığım sevgilerime,
Sarılmaya korktuğum sevgililerime…

Kırgınım çok kırgınım,
Beceriksizliğime, korkaklığıma,
Kırgınım…
Beklide bir hayalden ibaret oluşuma…



Alıntı


SiyahLALE 28 Ekim 2008 22:19

Karlar Yağıyor Düşlerime...

Düşlerin doruklarına kar yağıyor şimdi,
Üşüyorum,
Hasret sancısı bu gelip geçici değil,
Tüm kalbimle seni bekliyorum demek istiyorum,
Söyleyemiyorum,
Bir hayalin gölgesinde,
Seni sensizlikte yaşıyorum,
Ne güzel başlamıştık oysa,
Sen vardın hayatımda,

Düşlerime kar yağıyor,
Sensiz üşüyorum buralarda,
Seni düşünüyorum gecelerin vefasız ayazında...
Ayrılık ateşten bir ok bağrımda,
Geleceğin günün düşleri hep aklımda,
Uzaklarda beni unutmuş olsanda,
Umutlarım hep yanı başımda,
Bir ruya gördüm ben,
Düştüm aşkın kapılarına,

Çaresizlik diz çökmüş yanı başımda..
Günleri saymaktan vazgeçtim
Çare değil bana,
Günler haftaları kovaladı,
Senden haber yok yarınlara,
Haftaları saymaktan vazgeçtim,
Derman değil gönül yarama,
Haftalar aylara sarıldı,
Sen kimlerin boynuna,

Yıldızlar düştü saçlarıma,
Bir ömür heba sana,
Zaman dondu kaldı yokluğunun ağrısında,
Saatler seni vurdu her gece oluşunda,
Ne umutlar beslemiştik oysa,
Sözümüz vardı doğacak yarınlara,
Fırtınalı bir ömrün kıyılarında,
Saman alevinde savrulduk,
Küle dönen bir aşkın masalında,

Hiç bir şeyin tadı yok sensiz,
Geceler boyu ağlarım sessiz,
Sensiz,..
Bir düş görmüşüz birlikte,
Sen benden habersiz,
Ben sensiz,


Alıntı



Sedef 21 28 Ekim 2008 22:26

Elveda aşkım…


Sen gittin,
Bir zifiri karanlık,
Bir zindan yalnızlığı,
Ağır bir boşluk bıraktın geride.
Gittin ve dönmeyeceksin bir daha,
Haklısın gidişinde,
Bu aşkı bitirmekte haklısın.
Tek söz söyleyemedim.
Yüzüne bakamadım.
Karşında ağlamadım.
Eridim, tükendim, bittim.
Sonsuzlukta bir insan nasıl olur,
Sesi soluğu nasıl duyulur?
Elveda aşkım.
Elveda sevgilim.
Sen kendini hiç böyle gereksiz,
Böyle değersiz, böyle yapayalnız hissettin mi?
Ayrılık ölüm kadar acı ve soğuk.
Aynalara bakıyorum,
Aynada gördüğüm ben değilim.
Gözlerim cehennem ateşi.
Dudaklarım mühürlenmiş.
Ellerim titriyor.
Yüreğim kızgın demirlerle dağlandı.
Yokluğunun bedeli çok ağır sevgilim.
Sevinçlerim, hayallerim, umutlarım,
Renkli dünyam elveda.
Elveda yaşamak.
Yaşamın anlamı elveda…


Sami Arlan



arwen 28 Ekim 2008 22:33

Yüreğim titrek bir serçe yüreği
Sevmek kavrulmaksa
Uzun gecelerde
Kızıl şafakları beklemek
Yokum böyle sevmelere
Sonunda ayrılık varsa..
Dağlardan koşup gelen bir ırmaksın
Aynı kayalardan uçarak hergün
Yorgunsun
Ve de telaşlısın
Denizlere ulaşabilmek en büyük tutkun
Dağılı dağıla kolların
Bir yanda sevinç
ve bir yanda hüzün
Hepimiz biraz umut kölesi değil miyiz
Sulara indirdim güzelliğini
Telefon ha çaldı
Ha çalacak
Ateşten gömlek provaları yapıldı
Yarına çeyrek kalmış,
Kararlı adımlarla yürüyoruz
Hüzün ekmeğimiz de olsa






Abdullah İnal


arwen 28 Ekim 2008 23:44

Yağmur ağlardı her gelişinde
Ardından güneş gülerdi gözlerin gibi
Yürüdüğün yollarda çiçekler açardı
Gözlerinin daldığı yerde sevgiler vardı
Ne zaman konuşsan
Pan’ın flütü çınlardı kulaklarımda
Adın türküydü dudaklarımda
Sen yan sıradan bakardın
Kara gözlerinle kara tahtaya
Bense dalardım sevdanın arka sokaklarına
Bir an bana baksa derdim
Kıskanırdım kara tahtayı kara gözlerinden
Ders nasıl biter
Dönem nasıl geçer
Yıllar nasıl gider
Anlaşılmazdı sen varken

Yağmur ağlardı her gidişinde
Çiçekler solar
Ağaçlar soyunurdu yaşamak hevesinden
Sevgiyi bırakır giderdim uzaklara
Güneş sönerdi
Sis çökerdi omuzlarıma
Bir gün sevgiyi bıraktım gittim uzaklara
Hala sis var omuzlarımda
19 HAZİRAN 2008


Ömer Ilgaz


SiyahLALE 29 Ekim 2008 01:31

DERTLENDIM GENE

Sabah güneşine yüklüyorum duygularımı
Boğazın sularında yıkıyorum kuşluk vakti

Yavaş yavaş siniyorum soğuk şehirlerine
Cam selama duruyor çaresiz pencerende

Sızıyorum evinin bütün odalarına
Ruhum ruhumu çağırıyordu yanına

Bir İstanbul kokusu odanı sarıyordu
Beni öpen güneş,seni de okşuyordu

Yüzünde goncalar açarken aheste aheste
Bir özlem bağdaş kuruyordu gönül köşene

Sıcacık sesin çınlatırken yasa duran odamı
Şiire dönüşmüş halde bulurum sevdalarımı

Gün boyu misafir kalırken güneşteki parçam
Beni hayata bağlar seninle hayaller kurmam

Kokumu kokunla aşla geceyle bana gönder
Buz kesen gönül evimi Gülüzarlara dönder

Samimi ise eğer güneşi okşamaların
Duygularıma değmiş olmalı parmakların

Öpmüşsün gözlerinle dudak izlerin düşmüş
Öyle öpüşmüşsün ki güneş yüzüne gülmüş

Busenle göz gözeyim İstanbul semalarında
Uzanıp öpeceğim güneş'i durdurun dünya'yı.”


Alıntı


peaceful 29 Ekim 2008 09:35



Daisy-BT 29 Ekim 2008 13:08

NE YOLLARSAN YOLLA,YETER Kİ YÜREKTEN OLSUN


Arkadaşlığın büyüsünü tadanlardanım
Dostluğun kavramını yaşayanlardanım
Bir söz söyle bana taaa uzaklardan
İçten olsun
Arkadaşça dostça bir selam gönder bana
Yürekten olsun
Atma içine üzüntülerini
Tatma kederli saatleri
Paylaş kardeşçe mutlu sevgileri
Düşünme
Ardına bırak üzüntülerini
Gel sevdiğim
Birlikte atalım kederli düşünceleri
Dünya değmez hiçbir üzüntüye
Kapıl git yepyeni sevgilere
İnandır dünyanın sevgi dolu olduğuna
Evrende saygının var olduğuna
Çocuk gibi saf,temiz,tertemiz
Yüreğinin bir köşesinde
Yer varmı banada ?
Canımı verirdim o yürek için
Arkadaşça sevgiyle dostça
Bir selam gönder bana
Ama ne olur yürekten olsun



( Meganeon'dan Bitanem'e..-alıntı- )


SiyahLALE 29 Ekim 2008 20:07

Çanakkale'm

Seni anlatmaya yetmiyor dilim
Bayrağım burcunda al Çanakkale'm
Değilsin sadece şirin bir ilim
Diyetin ödenmiş bil Çanakkale'm

Daha onbeşinde küçücük yaşı
Tekbirle çınlatmış dağ ile taşı
İman dolu göğsü gururlu başı
Mehmedimin kanı sel Çanakkale'm

Kimi harbiyeli kimi liseli
Delikanlı olmuş deli mi deli
Sarmamış kolları taze güzeli
Ayşe'ler Fatma'lar dul Çanakkale'm

Vatanım,toprağım deyip uğruna
Sarılıp imanla al bayrağına
Kınalı kuzular girmiş bağrına
Koynunda şehitler gül Çanakkale'm

Analar kınayla cepheye salmış
Nice koç yiğidim burada kalmış
Sakın şehidime demeyin ölmüş
Lâl olsun söyleyen dil Çanakkale'm

Batacak sanmışlar Türk'ün güneşi
Mehmedin bağrında iman ateşi
Destanlar yazdırdı yoktur bir eşi
Dillerde türküsün gül Çanakkale'm

Durupta bir yudum suyunu içtim
Basmadım toprağa dikeni seçtim
Dualar okuyup edeple geçtim
Ölürüm uğruna bil Çanakkale'm

Alıntı


SiyahLALE 29 Ekim 2008 22:50

Penceremi Aydınlatan Güneşim

İçimde sen kokusu var

Kapıyı açsam karşımda olacaksın

Hasret ateşleriyle boyanmış sabah yeli gibi

Kalbime dolacaksın



Ah bu hasret türküleri

Sabah sabah yine neden söyleniyor bilemem ki

Sensiz oluşum aklımı karıştırıyor

Kalbim neden delleniyor bilemem ki



Ömrümün her yaprağında

Sabahın rengiyle kokulanmış dört mevsimde

Penceremi aydınlatan güneşim

Nerdesin



Sensizliğim omuzlarımı çökertiyor

Elim ayağıma dolanıyor böyle vakitlerde

Tükenmez umutlarımı turnalara bağlıyorum

Çıkıp gelirsin diye



İçimde sen kokusu var

Kapıyı açsam karşımda olacaksın

Hasret ateşleriyle boyanmış sabah yeli gibi

Kalbime dolacaksın



Ömrümün her yaprağında

Sabahın rengiyle kokulanmış dört mevsimde

Penceremi aydınlatan güneşim

Nerdesin?


Alıntı


SiyahLALE 29 Ekim 2008 23:38

selam söyle hayat..

Giden baharı gelen yazda gördüm
Ne hazana ne yaza benziyordu
Solgun yüzüne bakıp bakıp durdum
Geçen bahara selam söyle hayat

Ne yaprağına ne de gülüne erdim
Zümrüt mevsimin solduğunu gördüm
Belki de düş-tü şu gönlüme derdim
Geçen bahara selam söyle hayat

Yare sunacak çiçeği de yoktu
Salkım dikeni meyvesinden çoktu
Dalı goncasız fidanı buruktu
Geçen bahara selam söyle hayat

Neler ummuştum oysa ki ben ondan
Ferah bulacaktım mis kokusundan
Kalkmayacaktım derin uykusundan
Geçen bahara selam söyle hayat

Kaynağı kuru pınarları susuz
Kuşlar kurnada perişan kuşkusuz
Nere yönelsem her gördüğüm mutsuz
Geçen bahara selam söyle hayat

Gökteki güneş yakmış can evinden
Sararıp solmuş ayrılmış renginden
Eser kalmamış revnaklı halinden
Geçen bahara selam söyle hayat

Engin Namlı



Saat: 23:28

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık