![]() |
dar/alan yaren yardım et ışıktan geçmek isteyen göz önünde durdukça benlik ruh sadece bedenlik bir kaç hayat sırtında yaslı yaz göremiyor rengini o şimdi kasvetli biraz ve tanrı kadar kederli sanıyor kendini bulutlardan uçurtma yapma çabasında ten her defasında kopan ipe serilir yetim kızı sardığı kefen / nefesten çekilmeden toprakla uyumaya gitmeliyiz / o sevmez toprağı yorgun fotoğraflar omzunda ağırlaşıyor ninnisiyle kundağı: ağlasın da büyüsün yanı başında orman çeviremiyor kırılan yanaklarını öyle yalnız bir gülümseme bindiği atlar geçiyor hatırından sevdiği bütün adlar terkisinde / daraldı zaman gönül gözü açık kimse kalmadı mı? / annesi çok uzak hasretten buruşmuş bir seccadede kalbini bırakıyor secdeye Esra Güzelipek |
Saat vurdu yine Safak zamani Uyku tutmuyor gözlerimi Dertler gelir gecer Iz birakir yüzümde Sanki siper tutmus Düsman Dayamis Hanceri Bagrima Korkum yok ölümden Viz gelir Kursun Iz birakmis mazi Iz birakmis Musala taslari Kan icinde yikandim Belendim Hasret özlem aci icinde Firarim var takipdeyim Ihanet tutmus boynumu idama gidiyorum Götur beni ne yazar Kim durdurabilir ardimda bin bir Militani Bin bir Demokrati Vatan arayan boyun egmez hakkini arar Kim durdurabilir bizi kim Dokunmayin diyorum dokunmayin Biz Kerbelayin kininden alan Nevruz atesinden gelen bir ülkeyiz SUAT ATAR |
sorguçlar takılana dek..... insanlar köşe başında ölüyorlardı yaşlı, yatalak yarım kalıyordu her hikaye her şey. tut dedim kendime ağacın altından yarım yamalak bir gölge olsun sarıl. olmadı. yıllardır kıvrımlaştım içimde ulanlaştığım varoşlar mıydı yoksa deliveren ırmağına uzanmış at üstünde oynaşan köy mü beni gece boyu efkarıyla şişleyen bu çolak sessizlik. bir kıvılcımla debeleniyordum içimde hayatsız bir an ölmek yatalak insanlar gibi sessiz uzanmak ırmağın yanındaki kahverengi toprağa beyaz süslemeli bir entarin de oldu mu düşmanını bile görürsün yanıbaşında. ölmek aykırı bir sanatıydı toprağın dönüşümlü suratlar kemikler unufak ırmağın boynundaki köy değirmeni çalışıyordu boyna gümbürtüsü günahların ve farkında olmadan öldüğünün şaşkın sorular geliyordu ve son ayak sesi .... .... ....... karanlık sadece güneşin gidişiydi bu sefer ilahiydi hikayeler bir sonuç bağlamak gerekli değildi o kadar bir sebep yeterdi azrailin perdesine olsundu ne çıkar hikayeler yarım kalsındı gitmek gitmek uzun uzun gitmek vardı şerit şerit sorgu sorgu sorguçlar takılana dek cennetin kapılarına deccal zincirini koparana dek ölmek bir firar kalbimden düşüncelerimde arta kalan ekmeğin buğusu kadar sıcak ensemde ölmek kapıların ardında boylu boyunca yatalak ve yaşlı. A.Serdar |
Gelsin Hakk’ın emriyle dört kitap indi Muhammed Mustafa elçi seçildi İman ışığı parladı, küfür kesildi Nuru Muhammedi görenler gelsin İnançla inşa edildi hak din İslam Birden aydınlandı şu küçük dünyam Gamı beladan beri canım ona kurban İslam’ın yoluna canın koyanlar gelsin Server-i Kainat ki en hakiki mürşit İlmi noksansız, buna Mevlamız şahit Kalemle cihat ediyor binlerce müceddit İslam’ın yoluna cihat edenler gelsin İmam Hüseyin’in başı kesildi bu yolda Nice erenler, dervişler asıldı bu yolda Nice İslam bülbülü yakıldı bu yolda İslam’ın yolunda şehit olanlar gelsin Gelsinler şu gönlüme, saadeti bulayım Hakkı batıldan ayırıp hakikate ereyim Bilmiyorum ki ben bir alperen miyim Allah için doğruyu söyleyenler gelsin Deniz Efe |
Ötme Bülbül Ötme Ötme bülbül ötme şer değil bağım Yar senin elinden de ben yana yana Tükendi fitilim eridi yağım Yar senin elinden de ben yana yana Ya dost ya dost ya dost Deryadan bölünmüş sellere döndüm Vakitsiz açılan güllere döndüm Ateşi kararmış küllere döndüm Yar senin elinden de ben yana yana Ya dost ya dost ya dost Haberim duyarsın da peyiklerinen Yarimi sarsınlar şehitlerinen Kırk yıl dağda gezdim geyiklerinen Yar senin elinden de ben yana yana Ya dost ya dost ya dost Deryadan bölünmüş de sellere döndüm Pir Sultan Abdal |
Yaraladı Dostlar Beni….! Adım gibi bildiğimi, ben söylerim, saklayamam, Zaman naçar kaldı demek, dostlar beni karaladı, Yüzü kara olan çakal, dostum olmaz, aklayamam, Vuran vurdu sırtımızdan, dostlar beni yaraladı…. Doğruluktan dem vururuz, deliye çıkar adımız, Durduk yerde dellenirken, dilde kalmıyor tadımız, Hakka nasıl varacağız, dile düşerken yadımız, Vuran vurdu sırtımızdan, dostlar beni yaraladı…. Kuyruğundan tutup seni, çıkartırım o ininden, Şüphem vardır, biliyorsun, hem imandan hem dininden, Sabır derim elbet sabır, taştığında kork kinimden, Vuran vurdu sırtımızdan, dostlar beni yaraladı…. Tek kalsam da söylüyorum, bayrak bizim Vatan bizim,, Dilde tekbir şehit düşen, kefensizce yatan bizim, Yüreğimde, sol yanımda, dinim İSLAM atan bizim, Vuran vurdu sırtımızdan, dostlar beni yaraladı…. Kapanmışken gönülleri, açılmaz ki perde perde, Sağnak olsun her tür bela, ki düşsünler türlü derde, Muhammedi resim yapan, dürzü nerde deyyus nerde, Vuran vurdu sırtımızdan, dostlar beni yaraladı…. Ali Altınlı |
Fakiri doyurmak var Haklı'yı kayırmak var Kötüyü ayırmak var İslam güzelden yana Yolda kalmışa el at Garibe acı hayat Olmaz kardeş yan gel yat İslam güzelden yana İlim öğren ibadet Ölüm önümüzde set Kurbanda bol, bol ye et İslam güzelden yana Kula kul hiç olunmaz Mecnuna yol sorulaz Gönül,hatır kırılmaz İslam güzelden yana İnsansa zülum etmez Cimriye para yetmez Alimdir koyun gütmez İslam güzelden yana Kafirse zalim olur Zekat bereket bulur İnsan hu diye solur İslam güzelden yana Allahı bilen onar İmanlı od'a yanar O isterse su çağlar İslam güzelden yana Kaderin neyse yaşa Yollar çıkarmış arşa Kötü şeymiş kargaşa İslam güzelden yana Güzel gülü dermek var Kötüyü sarmak var Bak sonunda mezar var İslam güzelden yana İslam sevgi demektir İslam saygı demektir İslam emek demektir İslam güzelden yana (Serdar Sayıl-2004) Serdar Sayıl |
ne olur kim olduğunu bilsem pia'nın ellerini bir tutsam ölsem böyle uzak seslenmese ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese otelleri bomboş bulmasam içlenip buzlu bir kadeh gibi buğulanıp buğulanıp durmasam ne olur sabaha karşı rıhtımda çocuklar pia'yı görseler bana haber salsalar bilsem içimi büsbütün yıldız basar bir hançer gibi çıkıp giderdim ben bir şehre geldiğim vakit o başka bir şehre gitmese singapur yolunda demeseler bana bunu yapmasalar yorgunum üstelik parasızım pasaportsuzum ne olur sabaha karşı rıhtımda seslendiğini duysam pia'nın sırtında yoksul bir yağmurluk çocuk gözleri büyük büyük üşümüş ürpermiş soluk ellerini tutabilsem pia'nın ölsem eksiksiz ölürdüm Attilâ İlhan |
Seni yazmak istiyorum Bebeğim Seni yazmak, dize dize... Önce gözlerini yazmalıyım senin Gözlerini satır satır. O gözler ki; Seni ilk gördüğüm anı anımsatır. Seni yazmak istiyorum Bebeğim Seni yazmak, yaprak yaprak... Dudaklarını yazmalıyım Bebeğim Dudaklarını gonca gonca. O dudaklar ki; Islatır dudaklarımı uykudan uyanınca. Seni yazmak istiyorum Bebeğim Seni yazmak duygu duygu... Yüreğini yazmalıyım Bebeğim Yüreğini, sımsıcak. O yürek ki; İçine Dünya'nın en büyük aşkı sığacak. ömer bilgin |
Yalan mı sevgi üstüne söylenmiş bütün şarkılar Dostluk adına yazılmış bütün romanlar yalan mı Yalan mı şiirler Uzanamadığımız bir ciğer gibi Mundar ettiğimiz bütün güzellikler Hep ayakta kalmak zorundayız değil mi? Dimdik ve kuvvetli Ama yanlışlarımızla ayakta kalmak Yere yıkılmaktan bin beter değil mi? Nasıl düşüneceğiz veya nasıl düşünmemiz gerek? Eğer bir yanlışlığımız varsa ve bu yanlışlarımızı Kendimizin kabulu doğrularla örtmeye çalışıyorsak Haksızlığımızı haklıymış gibi gösterirken Yüzümüz bir parça bile kızarmıyorsa Senin doğrularının sonucuyla Benim doğrularım çakışıyorsa Ve ayrı ayrı yollardan giderek 'Hiç bir şeyin' kavgasını yapıyorsak ikimizde Yazık... Yazık sevgi üstüne söylenmiş bütün şarkılara Dostluk adına yazılmış bütün romanlara Yazık şiirlere Nereye kadar 'ben'cilik Nereye kadar 'bencil'lik Kimindir öncelik? Biz asırlar altında kaldık, ezildik Yüzümüzde maskeler ile dolaştık Olduğumuz gibi görünemedik Niyetlerimizi sahte tebessümlerle perdeledik Anlaşılmaz gözlerle baktık birbirimize Asırlardır nifak tohumları ile bahçeler yaptık Kan çiçekleriyle doldurduk her köşeyi Sırtımızdan vurduk birbirimizi kalleş kurşunlarla Yağlı urganlarda sallandırdık erdemliklerimizi Mertlik, tüfek icat edilmeden önce de bozuktu Sevgiler ise eski kitapların arasında unutulan Kurumuş gül yapraklarıydı Zoru başarmak nedir? Haketmeyen birisine sevgiyle yaklaşabilmek mi? Haklı olduğun halde seni haksız görenlere Haklısınız diyebilmek mi? Aradığımız erdemlik bu mu? Eğer buysa ödülün ve cezanın anlamı nedir? Doğrunun rengi tek yanlışınsa rengarenk İki doğrunun rengini karıştırdığımızda Ortaya çıkan yepyeni renk midir doğru? Bütün kavgalar iki doğrunun da doğru olması mı? Eğer hala köprüler kuramıyorsak uçurumlara Hala kapılar açamıyorsak dostluklara Ve hala ulaşamıyorsak insan olmanın onuruna Yazık Sevgi üstüne söylenen bütün şarkılara Dostluk adına yazılan bütün romanlara Barış şiirlerine yazık... mehmet emin ermekin |
| Saat: 00:57 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık