MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

GÜLGECELER 30 Ekim 2008 05:35

KALBİMİ SEVMİYORUM

Dost seçmesini bilmiyor diye,
Dosta ihtiyacım olduğunu bilmiyor diye!
Kalbimi sevmiyorum.
Mutlu olmasını bilmiyor diye,
Mutluluk verecek insanı yanlış seçiyor diye!
Kalbimi sevmiyorum.
Ağlamasını bilmiyor diye,
Ağlamaya değecek gerçekleri göremiyor diye!
Kalbimi sevmiyorum.
Maskeleri bilmiyor diye,
Kimde maske var,kimde yok anlamıyor diye!
Kalbimi sevmiyorum.
Karanlıktan korkuyor diye,
Karanlıktan geldiğini bilmiyor diye!
Kalbimi sevmiyorum.
Denizi sevmiyor diye,
Denizin özgürlük,özgürlüğün ben olduğunu
Hayallerim olduğunu,sevdalarım...


Alıntı


SiyahLALE 30 Ekim 2008 15:27

YAĞMUR

Kapıdan dışarı çıktım Çiseleyen yağmurun
Nazlı nazlı esen rüzgarla yüzüme ince dokunuşları
Seni hatırlattı birden bana nedendir bilmem
İçimde garip bir burukluk
Yüzümde bana ait olmayan
Ama benim miş gibi hissettiğim damlalar
Yağmur sanki benim yerime ağlıyordu
Nedendir bilmiyorum seni hatırlamak istedim
Yağmurun her damlasında seni hissettim
Geri çekilmedim ıslanmak istedim
Aşktı belkide yağmur
Aşkınla sırılsıklam olmak istedim
Her damlada bu dünyadan arınıyordum sanki
Burukluğun yanında garip bir huzur vardı içimde
Kim bilir belkide benim dünyadaki görevim
Seninle olmayı başardığım süreden ibaretti
Şimdi bunun huzurundaydım belkide
Peki öyle ise neden bu burukluk vardı
Yine garip olmuştum yağmur iyi olmasına iyiydi
Ben iyi değildim sürekli hatırladığım
Yaşanmışlıkları sanki her damlada yüzüme vuruyordu
Sonra cebimden senin için aldığım çakmağı çıkardım
Biliyorsun ben sigara kullanmıyorum
O an belki bir sigara olsa içime çekmek isterdim
Çakmağı çakıp avucuma tuttum avucum yandı
Ama kalbimden çok değil gözümden hiç değil
Önümde uzayan mısır tarlası
Kulağımda o eski şarkı
İçime çektiğim toprağın kokusunda
Nefes nefes hissettim bu gün seni
İçimdeydin her zamanki gibi
Bu gün hava yağmurluydu
Buruktum her yağmur damlasında
Sen damladın ruhuma bugün

Alıntı


ahmed 30 Ekim 2008 21:02

Aşk Bahçem



dayanılacak gibi değil sensiz yaşamak
aşk bahçemde.
kurumuştu bahçem,sırf sen geliyordun diye
solmuştu çiçeklerim utançlarından
ağaçlar meyve vermez olmuştu
sen gittinya ben bittim adeta
gözyaşlarımla suladım o kuruttuğun toprakları
tüm çiçeklerim açmaya başladı
sen gittin bahçem göz yaşlarımla sulandı
ağaçlar ıslandı meyveler açtı
bütün bu yeşillik neden açtı biliyormusun?
bana teselli vermekti amaçları.
senin geleceğini müjdeledim onlara
bu defa inadına beklediler çiçekler
solmadılar,sevinçten ne yapacaklarını bile bilmediler
tek ümitleri neydi biliyormusun çiçeklerimin?
sen gelince dillenecektiler
benim hatırıma sevgimi sana bas bas bağıracaktılar
hadi bekletme gel,
durma daha fazla oralarda,
gel nasıl olursa olsun yeterki gir gönül bahçeme
kırma çiçeklerini,soldurma bekletmekten
gel nasıl olursa olsun gel
gir aşk bahçemee...



Hüseyin Abatay


SiyahLALE 30 Ekim 2008 21:35

BELKİ BİR GÜN..

Çirkin çiçeklerle dolu
Katil bahçelerinde dolaştım
Dalgındım
Bıçak sırtı yaşamalarım, penceresizliğim
Ve öksüz düşlerim vardı ceplerimde
Uğultusuzluğumu özlemiştim
Hala bir ceylan ağlıyor içimde
Hiç yoktan vurulan…

Senin şehirlerin uyurken
Benim gözlerimi bıçakladılar
Kör bir balıkçıyım şimdi
Denizlere sarılıyorum
Hiç görmediğim vapurlara el sallıyorum
Rüyalarımda yaşlanmıyor…

Kaybolan eylül gemilerimi
Sonbahar sesiyle çağırsan gelir mi
Ah vurulası yüreğim
Süpüremedin kapından yalnızlığı
Örselenmiş, paslı yüreğim…

Ellerim yumuk, orman karanlıkları omuzlarımda
Ve ardından ağlayan ezgisiz türkülerdi gözlerin
Senin gözlerinin pusuna saklandım,
Senden kalan bu yıkıntılar arasında ..

Yıkık kentler konuşmaz bilirim
Cam kırıkları ve kırık dallar var
İncinen yüreğimin yaralarında
Ne bilir misin?
Güller hiç uyanmaz bu vadide
Gözlerin düşer aklıma
An gelir şavkın vurur yüzüme
O zaman vakit ölüm olur
Dudağımda
Kaçsam yakama yapışır gözlerin…

Yılları ve yolları
Ödünç aldım
Yastığımdaki çukura dolan korkulu geceden
Düş düşkünü çocukluğumu
Çalmış namlı sevdalılar
Üstüne üstlük sensizim
Yani gölgesiz dolaşıyorum
Artık intiharlarda öldürmez beni
Yüreğimde konaklayan hüzünler
Senden gelir…

Ama sen yine de biriktir gözyaşlarını
Belki bir gün
Tutuşturur seni bensizlik
Belki bir gün sen de bana ağlarsın…

Alıntı


SiyahLALE 30 Ekim 2008 22:35

Öylesine Sevmiştim

Şimdi gidiyorsun, git

Bütün sabahları üşüdüğüm

Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin

İçimde bir şarkı

Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat

Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin

Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden

Sevdiğimiz şarkıları da

Pencareme konan yusufcukları da

Bana karanlığı bırak

Beni bırak, beni böyle bırak

Böyle ansızın, böyle yakışıksız

Böyle anlamsız, böyle dağınık

Öyle kapıda susuşun

Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun

Koy beni sensizliğe

Ve otursun içime kül gibi kor yangının



Şimdi gidiyorsun, git

Hadi git

Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git

Hadi kanatma

Hadi yıkma

Hadi dokunma

Zaten ben seni öylesine sevmiştim



Şimdi gidiyorsun, git

Bütün sabahları üşüdüğüm

Bütün gördüğüm senli günlerim, onlarda gitsin

İçimde bir şarkı

Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat

Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin



İbrahim Sadri


SiyahLALE 31 Ekim 2008 00:53

Bugünde bir gün yaşadım

Zamanı sıfırlayacağım hayatımda yarın
Her şeye yeniden başlayacağım.
İlk kez günaydın diyeceğim gökyüzüne,
İlk soluğumu alacağım yarın;ama şimdi değil,
Yarın.


Yarın başlangıcı olacak hayatımın,
Gözlerimi açıp,''Merhaba'' diyeceğim hayata.
Ben de varım artık
Ölümüne sevgi yarışına.

İlk kez göreceğim annemi yarın.
Sarılacağım ona,sevgimi haykıracağım.
Ama şimdi değil,yarın.


Yarın umutlarım tanışacak istasyonlarla,terminallerle
Birer birer yolculuğa çıkacaklar.
Bavulları mı?
Onlar dünden hazır;ama yolculuk yarın.

Unutmuş olacağım seni yarın.
Seninle kurduğum bütün hayaller
Silinmiş olacak zihnimden
Ben yeni maceralar üreteceğim düşümde yarın.
Yok olacak uyandığımda mazi.
Eflatunlar saracak etrafımı,
Pembe düşler misafir gelecek bana,
El sallayacağız beraber karanlığa


Her gün bunlarla avutuyorum kendimi.
Bugünü erteliyorum ben hep yarınlara.
Ama olmuyor.
Silinmiyor kalpteki yara.
Bağlanmışken yürek geçmişe,
Umut besleyemiyor gözler geleceğe.


İyi geceler hayat!
Bugün de seni yaşayamadım affet,
Ama belki yarın,
Yarın...


Alıntı


ener 31 Ekim 2008 08:39

Bu Hesap Sorulacak

Yiğit olanın lokması cana azıktır beyler
Kimse bana söylemesin buna yazıktır beyler
Soyu soysuz olanın sütü bozuktur beyler

Bunların soyu bozulmuş Türk'e düşman göbekten
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Kan istediniz canlardan bitmedi inadınız
Oğuz size yar olmadı budüz idi adınız
Senelerdir bu vatanın ekmeğini yediniz

Suyunuzu keseceğiz dağlardaki gölekten
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!


Dağlar, taşlar bu ovalar bilin ki Türk'ün yurdu
Aslımız insan neslidir Türk'e semboldür Kurd'u
Soyu ermeni olanlar nerden bilecek Kürd'ü

İhaneti seyreyleyin perdedeki delikten
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Alperenler şehadeti seslenirken çağrına
İbrahim'in dedikleri nişan oldu bağrına
Mehmetçik'ler şehit düştü bu vatanın uğruna

Vatan mı istediniz lan beşikteki bebekten?
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Başı bozuk yaylalarda bol keseden savurdun
Ne dinin var, ne imanın sen ne biçim gavurdun?
Hem korkaksın, hem zavallı zoru gördün kıvırdın!

Urgan bile dava eder boynundaki ilmekten!
Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten!

Aşık Sefai


SiyahLALE 31 Ekim 2008 14:38

Hayaller ve Umutlar

Güzel olan hiçbir şey eskimez dedi dostum İncecik bir sızı duydum, sustum
Gözlerimi kapayıp kana kana içtim kelimelerini Eskimiyordu hiç, biliyordum
Senin gözlerimde hiç eskimediğin, eskimeyeceğin gibi

Ben seni bulmak için tüm dünyayı dolaşabilirdim ama sen buldun beni
Bende kaybettiğim beni

Uzansam sana, dokunmak bir şey değil yanmaktan korkuyorum
Korktukça kaçıyorum senden, kaçabildiğim kadar uzağa
Ne kadar uzağa kaçsam o kadar yanı başımda oluyorsun sonra
Ben de kalemimi elime alıp yazıyorum Tükenmez kalemim tükeniyor,
konuşan dilim lal oluyor, anlatamıyorum seni kağıtlara

Yaşam aşk rengine büründükçe dağlar hasrete yükleniyor
Dağlar taşır mı bu yükü bilmem ama ben eziliyorum hasretten
Aşkın tedavisi yok mu?
Acılar çekiyoruz ve tel tel kopuyor hayat ellerimizden Uzanıyorum, tutamıyorum kopan ipleri
Dur ve bak şimdi geçmişe Neredeyiz?
Başta mı, sonda mıyız, yoksa bu sokağın adı aşk çıkmazı mı?

Her bahar bir başlangıç ve her güzel şey umuda yeni bir adım
Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan
Sobelendik çoktan Çıkalım ve geçen bahar
gibi umudumuzu uçuralım kendi
gökyüzümüzde bu baharda
İzin verelim martı seslerine,
çekelim içimize çiçek kokularını papatya bahçemizde
Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan ve kaçalım bu dünyadan

YoruldukYıprandık
Ama her bahar umut demek hala
Umudum var ama yine de gözlerim yanıyor
Göz pınarlarım kuruyuncaya kadar ağlıyorum
Sonra yüreğimde ebem kuşağı çıkıyor
Her renkte seni görüyorum
Mavi hayallerimizi, sarı bizi ısıtan güneşi çağırıyor aklıma

Tut ki bu bahar da diğer baharlar gibi bitsin
Ne çıkarKaç bahar kaldıysa ömrümde
benim o kadar umudum var..

Alıntı





ahmed 31 Ekim 2008 23:12

Büyüdüm...




Akşam vakti korkunun büyüdüğü gibi,
Gözlerime perde çektim büyüdüm...
Karanlıkların bana doğru yürüdüğü gibi,
Hep onları düşünerek büyüdüm...

Karanlıktaki korku gibi vadeli dehşetlerde,
İzlerini silmek için uğraşırsın onu her yerde,
Derman için sorarsın gördüğün yerde,
Vadeli korkularıma derman arayarak büyüdüm...

Endişenin yol gösterdiği yıldızın altında,
Hayaline gem vurursun aslında istesen de yanında,
Derilmedik hesap kalmamış gayrı gönül bağında,
Meyalimi yıldızlara sorarak büyüdüm...



Selim Gürcan


ahmed 31 Ekim 2008 23:14

Yapabilirim Fakat Sınırlarım Var



Bende kahkahalarla gülmesini bilirim.
Bende diğerleri gibi çekip gidebilirim.
Ama sana olan sevdam, ah yâr,
İşte ben bu sevdadan ölebilirim.

Yapmamı engelleyen sınırlarım var.
Hareket edemez kalbim sınırlarım dar.
Ama sana olan sevdam, ah yâr,
İşte kalbimde hep o aşk, o ateş-i nar.

Özlemek zor mu gelir sanıyorsun?
Sevdanın değerini bilmiyorsun.
Ama sana olan sevdam, ah yâr,
İşte o sevdayı görmedin, göremiyorsun.

Umursamazlığın,ı istesem umursamam.
Benim sabrım, fikirlerim var.
İstesem küserim yüzüne bakmam.
Ama ben aşığım sınırlarım var.



Ahmed Yusuf Sarıhan


SiyahLALE 1 Kasım 2008 00:09

bir hayat hikayesi

Bir ilkbahar sabahıydı.
Güneş, pırıl pırıl altın ışıklarını
yer yüzüne yolluyordu.
Bu ışınları gören kozalardan
o sabah beyaz bir kelebek çıktı.
Çok büyük ve tül gibi ince
bembeyaz kanatları vardı.
Birden kendini bir bahçenin
çiçekleri arasında buldu.
Önce keşif uçuşuna çıkıp
bahçeyi dolaştı.
Sonra dinlenmek için
kırmızı bir güle kondu.
Dinlenirken, kanatlarını
dikleştirip birleştirmisti.
Etrafına baktı.
Doyasıya yeşilliğe daldı
saatlerce seyretti...
Dinlenmişti.
Şimdi dolaşma vaktiydi,
yaşamalıydı, önünde uzun zamanı vardı.
Ağaçlara uçtu. Çiçeklere kondu.
Mutluydu, özgürdü.
Herkes ona bakıp "ne güzel" diyordu.
Akşama kadar çiçekten çiçeğe,
daldan dala uçup durdu.
Güneş batarken
bir garip his kapladı içini,
artık öğrenmişti.
Sadece bir günlük olan ömrü bitmişti.
Son bir kez etrafına baktı.
Batan güneşe daldı.
Ve bi daha hiiiiç uyanmadı...

Alıntı


ahmed 1 Kasım 2008 17:05

Aşk'tır Adın



Aşk demeliyim bitmeli hüzün
Yüzünde oluşmalı sıcak bir tebessüm

Şehir aynı,uzak semtler zulüm
Elbet aşk bulur ona da bir çözüm

Gül yüzün görünce güler yüzüm
Ümitli kalbim karşında süklüm püklüm

Lal olsun dilin sussun,konuşan olsun sadece gözün...

**

Adın derim gelir bahar
Sen ol isterim şu yaralı kalbe yar
Lazım değil başkası,zaten yorar
Adın derim gelir bahar
Ne diyeyim,daha nasıl söyleyeyim ey yar...


Mehmet Mert Koçkar


sanar 1 Kasım 2008 17:32

YAŞANMAMIŞ HATIRALAR

Yaşanmamış hatıralar bilirim
Büyülü sonbahar akşamlarında
Bulutlar üstünde su kenarında
Yalnız hayal edilen hatıralar
İşte; en ürpertici nağmelerle
Bizim şarkımızı söyleyen rüzgar
Sen dudağında gülümsemelerle
Ben göz yaşlarımla, bu alemdeyim
Fakat yine biz bize, başbaşayız
Duymasan düşünmesen de; unutma
Bir daha bu anı yaşayamayız.

Görülmemiş manzaralar bilirim

Karda, kışta, belki de ilkbaharda
Hür denizlerde, kuytu ormanlarda
Sadece hissedilen manzaralar
Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur
Üşüyorum üşüyorum beni sar
Karanlık başladı, gitme ne olur
İnan değişen manzaralar değil
Kilometreler ayıramadı bizi
Fakat bir gün gelir de birleştirir
Beyaz bir güvercin kanadı bizi

Söylenilmemiş mısralar bilirim.

Hüzün dolu yağmurlu gecelerde
Alev çalgıların sustuğu yerde
Yalnız, yalnız düşünülen mısralar
Bilinen şeyler huzur içinde
Bilmenin bilinmez bir korkusu var
Bak bütün rüyalarım nur içinde
Çünkü, bugün havasını kokladığın
Denizaşırı bir diyar bilirim.
Ve o diyarda seninle beraber
Yaşanmamış hatıralar bilirim.

Ümit Yaşar Oğuzcan


jöly 2 Kasım 2008 00:22

Ardından

Burada baş sağlığı, orada gözler aydın;
İki ayrı dünyada iki ayrı tören var.
TANRI katından gelen bir yüce buyruk üzre,
Aramızdan ansızın çadırını deren var.
Orada ecdat ruhu sadümanlık içinde
Burada tamu içre gönüllerde boran var.
Eksilmiş bir yanımız; çarpılmış gibiyiz hep
TANRI korusun sanki, Bozkurtluğa kıran var.
Yukardan gök mü bastı; altta yer mi çöktü ne?
Kimsede ağız dil yok; gözleriyle soran var.
Buradan uğurlarken onu binlerce Bozkurt
Orada karşılayan binlerce Alp-Erenler var.
O gün Tanrıdağı`nda tan ağardığı çağda,
Dediler Oğuz Han`ın otağına giren var.
Töredir; konan göçer, doğan gün batar elbet
Tanrı zeval vermesin; devlet, din ve KUR`AN var.

Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU


SiyahLALE 2 Kasım 2008 01:31

Hüzün Kaldı Tutunacak..

Kırık hayal, kırık kanat
Düş bozgunu kalbim benim.
Bir daha savur, bir daha kanat
Aşk yorgunu kalbim benim.

Özlediğim bir şey vardı
Sözden öte yazıdan uzak,
Fındık kabuğuna sığardı
Gözden yakın gülüşten sıcak.

Beklediğim bir şey vardı
Aşktan öte tutkudan uzak,
Bu sokaklar bile dardı
Kuytu düşler köşe bucak.

Aradığım bir şey vardı
Külden öte dumandan uzak,
Köz bitti kül dağıldı
Söz bitti gül dağıldı
Hüzün kaldı tutunacak

Alıntı


ahmed 2 Kasım 2008 12:23

Yorgun



Bir yağmur yağar
Aralıksız günlerce
Islanabilmek umuduyla
Dönersin yüzünü buluta
Avuç açarsın damlalara
Temizlersin ruhunu
Aşktan , sevgiden...
Gitmek istemez sevgi hiçbir yere
Gönderesin yoktur zaten
Beklersin
Yağmur dinsin
Birleşsin parçaların
Zaman alıp götürsün
Kendine katsın
Unuttursun...


Yorulur kalp gene de
Sevmek için de
Unutmak için de...
Ve bir kere sevdi mi
Hep yorgundur aslında
Ölüme kadar sürer
Yeniden başlamalar...


Pınar Abanoz


ahmed 3 Kasım 2008 22:23

Ölüm;sen ve ötesi



Ölüm;
kalabalığa inat,
iki dudak arası suskunluk.
bıçaklanmaya hazır bir gece.
ay'ın sokağa düşen,
sevimsiz silüeti.

İki şakak arası unutulmuş sonsuzluk.
tedirgin tetiklerde günbatımı.
kızılca kan şerbeti,
susamış güneşin ağzında..

Ölüm;

Bitti bitecek hüzünlü bir şarkı.
dişlere çarpıp dökülen son hece.
nefese armağan,
son dudak payı belkide.

İki hece arası bir yaşam.
kasılmış bir beden,
kurumuş iki kan damlası..

Bedende ki hayatın kesintisi.
ölüm ,
lahzada ki gerçeğin tecellisi..


Suretin aslı ile birleşmesi,
toprağın can ile yeşermesi.

Ölüm;


Yastığım da sen kokusu
nuh tufanından bir damla
parmaklarımda tütün yarası
ve yüzümde,
buğday yanığı anılar da saklı..

Aslında ölüm,
sen ve ötesi.
ölüm,
sensiz
yaşama düşüncesi..

Fatih Erol


arwen 3 Kasım 2008 23:32

Yarım kalmış şiirler gibi,
Dudağımda yarım bir şarkısın.
Yüreğim de hasret türküleri,
Söyler durur sevdam neredesin?
Sen; yarım kalmış yürek yangınım.
Ben; naçar buralarda,
Yıkık yuvam perişan halim.
Çıksam ağlasam dağlara sen diye,
Ahu zarımı duyarmısın Ferhat gibi,
Ben şiiri’nin olsam.
Gelir misin bana yârim diye,
Can çekişen yüreğime,
Akıtır mısın sevgini?
Sen ah sen!
Yarım kalmış şiirler gibi,
Dudağım da yarım bir şarkısın.
Gönlümde bestelenen sevdam.
Sevdamsın…

19.06.2008

Betül Koçum


Misafir 4 Kasım 2008 18:05

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN

Her şey sende gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakini gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi;
Sevdiğin kadar sevileceksin
Ay ışındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü his ettiğin kadar güçlü
Kendini güzel hissettiğin kadar güzel
İşte budur hayat, işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün;
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin
Bunu da öğren;
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN




arwen 4 Kasım 2008 23:42

Sus Şiir Sus!
su sızdırmaz sığınağımda
ay ışığı olsa / dalgalar duvara vursa
ve zaman dursa

o zaman ki akıllarda durmaz
susmaz kelimeler / sular duvardan sızsa
ve köpük köpük dalgalar durulsa

hangi ışık aydınlatabilir yalnızlığı
kim kaygısından arındırabilir
ve hangi dalga yeniden ayağa kaldırabilir
yorgun düşen kimseyi..

bakışları susmaz mı
bitkin / yitik düşüncelerin ardından
yapayalnız kalmaz mı hülyası

yanıtsız soruların koynunda kıvranırken
su sızdırmaz ki sığınak
suskunsa gökte ay / denizde dalgalar
ıslanmaz ki umutlar

sus şiir sus
mühürle dizeleri yüreğime
bohçalayıp imgeleri bir mendile
savur gökyüzüne
dökme kaleme

sen ki geçmiş yeminleri boynuna dolayıp
dünü bugüne ekleyensin
saklanıp beklentilere
ve bilinmeze

sus şiir sus
sağanak yağmur gibi üstüme gelme


04.11.2008 / Salı

Sevil Nizamoğulları - Feride Özmat
Sevil Nizamoğulları


HerHangiBiri 4 Kasım 2008 23:52

Alıntı:

DaIsY_GiRl adlı kullanıcıdan alıntı (Mesaj 1217950)
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN




Her şey sende gizli
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif
kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakini gördüğüdür rengin
Yaşadıklarını kar sayma
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna
Ne kadar yaşarsan yaşa
Sevdiğin kadardır ömrün
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi;
Sevdiğin kadar sevileceksin
Ay ışındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü his ettiğin kadar güçlü
Kendini güzel hissettiğin kadar güzel
İşte budur hayat, işte budur yaşamak
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün;
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin
Bunu da öğren;
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN



Can YÜCEL' in muhteşem şiiri. Emeğine sağlık. :)


arwen 4 Kasım 2008 23:58

Hüzünlü Aşk Acısı
bir elimde senden kalan yırtık resmin var
yüreğimde senden kalan yangınlar
gözlerimde akmayan gözyaşlarım
bizimkisi hüzünlü aşk acısı

şimdi söyle mutlumusun benden sonra
buldunmu senden çok seni seveni
öksüz bıraktında gittin ellerimi
bizimkisi hüzünlü aşk acısı

yıllar sonra gönlüm yaşlandı inan
ama ben seni unutamadım
yıllarca gönlümü yalan avuttum
ben sana kavuşamadım

şimdi eski gözlerim yok aşkla bakan
senden sonra sönmedi yangını yüreğimin
hali yok bir aşkıda taşımaya bedenimin
bizimkisi hüzünlü aşk acısı yar
Uğur Demir


SiyahLALE 5 Kasım 2008 00:06

Artık kaçmakta mümkün değil
Öyle sevilmeye müsait
Bakıyor ki gözlerim
Okşar durur gözlerinin tenini
Hayallerime saplanan uzaklığın
Gönlümde bir yuvadır turnaların

Ahh ah
Oysa zaten çaresizdir şairliğim
Kaldı ki ne kadar
Coşabilir ki kalemim
Ya bende saklı
Sesindeki çocuk saflığı
Nasıl da beni cennete çağırır
Nasıl da haykıran şiirler yazdırır
Her mısrasında sen
Beni alıp kıyında dövdürdün

Boş ver istiyorsan
Baharlar açsın yüreğinde
Sen aşk nedir bilmezsin ki
Seni yazdığım/bildiğim bütün anlar gibi
Yine kalırsın/elimi kanatan bir kalem gibi
Düşünürsem seni anlatan
Hüzün renginde imgeler
Kalırsın nefesimde
Çaresiz geniş bir zaman içinde

Al işte
Ne anlatmaya çalışır
Esmer siyahı saçların
Ne güller konduğum
Yüreğinden dökülen sözler
Filizlenmedikçe gözlerinde tebessümler
Neye yarar sendeki benler
Seni bir şiire sığdıramayışım
Ondandır belki sevgili

Alıntı


ÖmÜrCeK 5 Kasım 2008 00:11

Ben bunu haketmiş miydim? her saniye,
her dakika,
her saat,
her gün,
ver her zaman ,,,
seni sevdiğimi haykıran ben ,
şimdi öfkemle bakıyorum sana nefretimi haYkırıyorum...
gerçekleri görmeden önce , senin ne olduğunu ,nasıl biri oldugunu
bilmeden önce ...
her gece gökyüzüne bakıp büyük bi hevesle kendime yıldız seçen ben...
gerçekleri ögrendigim an ne ? kim? nasıl biri oldugunu ögrendiğim gün
gökyüzüne baktıgımda
benim gibi kırgın ,boynu bükük,hırpalanmış ve hatta paramparça olmuş
bir yıldız bulamadım


SiyahLALE 5 Kasım 2008 00:13

Her satırı
Mendireğe dizili karabataklara benzeyen
Bir mektup bırakarak
balıkçı koyundan
sisler icinde uzaklaşan kayık gibi
bir sabah usulca ayrıldım
koynundan
Bütün yolcularını
Boğaz köprüsünün çaldıgı
Araba vapurunun
boş seferleri
gibi yanlızca rüzgâr
gezinir sensiz
yüreğimde
Durgun bir sudur aslında deniz
ki çocukların acemi oltalarını denedikleri
kuytu bir iskelenin
tahtaları altına yazdıgım
ayrılık siirini okudukca
dalgalanır...


Alıntı


ener 5 Kasım 2008 09:36

ÇOCUKÇA AŞK


Seni özlemek geldi içimden
Çocukluğumu özler gibi
Babamın eve gelişini gözler gibi
Sobanın üzerinde kızarmış ekmek
Çaydanlıkta tıkırdayan çay
İçmek geldi seni içimden
Oh çekerek yudum yudum
Ağlamak geldi içimden
Hüngür hıçkırık çocukça
Hiç neden olmasa bile
Türlü kaprisler yaparak sana...
Karanlıktan korktum da yine
Yatağında uyumak istedim
Sokulup kedi gibi koynuna
Sıcaklığını duymak istedim
Haydi evcilik oyna benimle
Çamurdan köfteler yap bana
Bu yaramaz bebeğine
Ninniler söyle dizinde
Haydi çocuk gibi davran bana
Hiç olmadığım kadar çocukça
Çocukluğuma ver bütün bunları
Farzet ki -
Çocukça aşık olmak geldi içimden


SiyahLALE 5 Kasım 2008 14:46



Hasret


Parmak kaleme hasret
Kalem kağıda hasret
Kağıt kelama hasret
Kelam ilhama hasret

Aşık sazına hasret
Sazı sözüne hasret
Yarın umuda hasret
Umut düşüne hasret

Bahar bülbüle hasret
Bülbül gülüne hasret
Savaş barışa hasret
Barış huzura hasret

Elem gülene hasret
Gülen neşeye hasret
Sıla gelene hasret
Gelen yarene hasret

Mecnun Leyla'ya hasret
Leyla sevdaya hasret
Sevda murada hasret
Murat vuslata hasret

Şehit vatana hasret
Vatan millete hasret
Millet ATA'YA hasret
ATA uygara hasret

27.01.2008
Dilşade Güngör


SiyahLALE 5 Kasım 2008 15:30

Aşkın Tanımı
Aşk;
Üç harflik bir buzdağıdır
Çelik bir iple örülmüş ağdır.
Aşk;
Hem soyuttur, hem somut
Hem kaygıdır, hem umut.
Aşk;
Hem önsözdür, hem son söz
Hem kabuktur, hem öz.
Aşk;
Geceleri uykusuz kalmaktır
Mechule doğru yol almaktır.
Aşk;
Abuk sabuk şiir yazmaktır
Ölmeden kendine mezar kazmaktır.
Aşk;
Aşılmayacak engelleri aşmaktır
Güneşin altında çölde dolaşmaktır.
Aşk;
Balıkla suyun oynaşmasıdır
Bir pulun zarfa yapışmasıdır
Aşk;
Kelebeğin çiçek çiçek dolaşmasıdır
Bülbülün güldeki dikenle tanışmasıdır.
Aşk;
Bilinen bir yoldan kaybolmaktır
Gidenin ardından bakakalmaktır.
Aşk;
Sınırsız anlamı olan tek hecedir
Kimsenin çözemediği bir bilmecedir.

Kayseri-Ekim İki 1000 Bir
Ömürlü Aksoy


SiyahLALE 6 Kasım 2008 00:13

Rüya

Korkma benden...
İncitmez benim sevgim,
Seni yorup hırpalamaz.
Hesapsız, yargısız severim...

Anla beni...
Kasırgalar sürükledi sana,
Asi dalgalar vurdu beni koylarına,
Yağmurlarla geldim sokaklarına...

Sakla beni...
Görünmez kuytularında,
Islanmış,üşümüş yavru kedi misali;
Gözlerimi açınca bakıp da ısınayım sana...

Aydınlat gecelerimi...
Umarsız bekleyişle gel,
Yak bütün ışıkları,yok olsun gölgeler..
Gölgelenmesin dünya,gördüğüm en güzel rüya...

Hava Köseoğlu


peaceful 6 Kasım 2008 11:57

AŞK İKİ KİŞİLİKTİR
Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.



jöly 6 Kasım 2008 14:21

Şakacı

güler, gülümser bir şakacı,
güldürür, düşündürür,
arada-bir durur, gözleri dolar,
neler söyler, neler susar...
yoksa, çok acı bir şakayı şakadan da olsa,
çok yalın bir karanlığa mı saklar...
oynadığı oyunsa, yaşamda oynadığı,
oyununu mu yaşar...
oyunda yaşadığı, yaşamını mı oynar...
yaşarcasına, oynarcasına,
sonunu mutlu bağlar,
gider evine ağar.


Özdemir Asaf


ÖmÜrCeK 6 Kasım 2008 14:31

Ben seni kocaman bi yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın.



Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.


Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaparak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.


Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni böylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.


Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlama hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.


Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.


Seni severken yorumlamadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.


Sevdim işte ötesi yok...


Mehmet Coşkundeniz


ayabakan 6 Kasım 2008 16:05

Öfke Damlıyor Kalemimden Bugün

Bugün yüreğime batıyor bu kalem
Her elime alışımda canım yanıyor
Her harf öfkeme bürünüp düşüyor kağıda
Öfke doğuyor yokluğunun rahminden/bugün
Yazıyorum/ yarı aralanmış kapımdan sensizlik giriyor odama
Bir de gölgen bakıyor penceremden
Elimi uzatıyorum/yoksun

Bugün elimde kırılıyor bu kalem
Yokluğun akıyor mürekkep yerine /bugün
Havada asılı kalıyor mısralarım
Yazıyorum/duvarlarımda çınlıyor sesin
"ah le yar yar"ı mı söylüyorsun ne
Sen söylüyorsun sensizlik doluyor odama
Seni dinliyorum/yoksun

Bana isyan ediyor bu kalem bugün
Bütün yazılarımın başlığı "yoksun"
Yazıyorum/Sırtımdaki yaradan kanla karışık pas sızıyor
Hani o giderken bıraktığın hançerin hatırası
Kağıdıma dökülüyor kanla karışık paslı bir mürekkep
Öfke doluyum bugün/öfke yazıyorum
Kalemim de öfke dolu/kağıdım da
Sensizlikte sana yazıyorum
Seni yazıyorum/yoksun.


_BuRJu_ 6 Kasım 2008 16:18

İlk adımı sen attın,
Ölüme mahkum aşkların sokağına
İlk sen istedin bu aşkın ölmesini
Yan şimdi!
Bitti! diye,
güle oynaya
günlerden perşembe, aylardan ölüm
ölsene hadi!...

kalbim buza ilk sen döndürdün
donmaya mahkum ettin yüreğimi,
ilk sendin aşkı kirleten
yan şimdi!
Bittik! diye
Günlerden Perşembe, aylardan sessizlik,
Avazın çıktığı kadar bağır
Duymam ki!...

Gözleri ilk açık gidecek sensin bu dünyadan
İlk sen istedin!
Sızlasın için, dolsun gözlerin
Nefesinin durduğu haberi gelse ilk bana
Vermem tek bir nefesimi
İlk sendin beni ölüme mahkum eden
Yan şimdi!
Ayrıldık! biz
Günlerden Perşembe, aylardan sen
Tanrı seni bir kez daha yaratsa
Yüz milyon kez çıksan karşıma
Aşık olamam ki!...

Yüreğimin kanatlarını uçamadan ben
İlk kıran sendin...
İlk sen istedin bu aşkın ölmesini
Yan şimdi!...
Ben yokum! diye
Güle oynaya
Günlerden Perşembe, aylardan sonsuzluk
Bensiz yaşa hadi!...



Semra Bakan


jöly 6 Kasım 2008 17:53

Şaraptan Taşan Hazdır Şarkılar

Aşk bir gün gelebilir
Aşkta kedere yolculandım
Eskicidir aşk
Şarkılar aralar kapısını
Gitmekle bitmez derinimin sarhoşu
Bana bir gül at
Şarkılar bahanedir
Ben aşka

Konuklarıdır şarkıların vedalar
Ve gri ve lâl
Hüzün kurmuş iki mevsim arasına
Üşüyorum tanrım
Sokak üstüme kapansa
Aşk bir gün gidebilir
Coğrafyası ahşap
Unutabilir darmadağın
Ev tutmuş kendine çıkışsız
Oyundadır ölümle
Çoktandır “gülnihal”


Betül TARIMAN


SiyahLALE 6 Kasım 2008 19:34

Sevgisiz Aşk

belki anlatılır,belki anlatılmaz,
bu karamsarlığın nedeni.
unutmaya yüz tutmuşken,
neden tekrar aklımdasın
gecelerimde,gündüzümdesin,

özlemek değil bu
güzel olan bir kaç anı anımsamak
ama gözleri yaşlı ama kalbi buz kesmiş,
şimdi sensizliğe yelken açmışken,
neden haber getiriyor kuşlar?
neden ağaçlar tatlı tatlı fısıldıyor adını,

dün ilk kez uyuyamadım
sensizliğin ardından,
gözlerim karanlığın içinde,aydınlığını aradı,
birde akşam rüzgarı eşlik etti yalnızlığıma.
belki o an sesini duysam
kendimi uykunun derinliğine bırakabilirdim..



Alıntı


SiyahLALE 6 Kasım 2008 21:25

HALA KOYNUMDA RESMİN

Sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Hâlâ koynumda resmin

Dağları anlatırdın ve dostluğu
bir ceylan gibi sekerdi kelimeler
Sesini duymasam çölleşirdi dünya
dağlar yarılır ırmaklar kururdu
bulutlar çökerdi yüreğime
Hâlâ koynumda resmin

Gün akşam olur elinde kitaplar
ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin
bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi
ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin
bir dostun vurulduğu gün
Hâlâ koynumda resmin

Kaç mevsim kırlara çıkıp
çiçekler topladık mezarlar için
Belki ürküttük tarla kuşlarını
belki kurdu kuşu ürküttük
ama aşkı ürkütmedik hiç
Hâlâ koynumda resmin

Ve hâlâ sımsıcak durur anılar
sımsıcak ve biraz boynu bükük
Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış
yasak bir kitap gibi durmaktadır
ve firari bir sevda gibi
Şimdi duvarlarda resmin

AHMET TELLİ


arwen 6 Kasım 2008 23:26


Esirim
Aşk çığlık çığlığa,
Hararetle kanıma yürüyor,
Yapıştı yüreğime, gafil avladı,
Bırakmıyor…

Yakma! Aşk yıldızı,
Deşme küllerimi,
Yalnızlığıma bırak,
Hülyalarımı…

Değme!
Kudretim yok, kanadım kırık uçamam,
İtimat edemem, bakma gözlerime
Taştı yaşı silemem…


Uyandırma!
Teskin etme, göz kırpma bana…
Zahir, cesaretim yok ki sana
Esirim baksana…


Gülayşe Ulusoy


SiyahLALE 6 Kasım 2008 23:52

BAŞLIKSIZ

Ne zaman kaçsam senden..
Yağmurdan uzaklaşmak istediğim kadar yakınlaşıyorum gözlerine..
Ve ne zaman veda etsem sana...
Kahroluyorum..
Herşeye direnen ben Yağmura yeniliyorum..
Oturdum yine boş kaldırımlara Gökkuşağını bekliyorum...


Sımsıkı geceler çözülerek gecmekte yanımdan..
Başkalarının mutlulukları gözükmekte penceremden..
Yağmurda ağlamak gibi seni sevmek..
Sevdalar yağmur, gözyasları sevda olur sana..
Her hayal biraz daha umut, her umut gözyaşı..
Yağmur olan sevda kokan..
Yağmurda ağLamak gibi seni sevmek..
Ağladığımı kimse bilmez, sen farketmezsin..
Gözyaslarimi yağmur zannedersin…

Ben kaçarken yağmurun büyüsünden..
Tutuldum sel sağnak,bir yağmur fırtınasına..
Yine Yeniden .. ıslandım..
Şimdi kapkaranlık bir kuyu..
Ait olduğum yerdeyim..Kendimleyim..

Dayadım sırtımı yüreğimin kapısına..
Sürgü vurdum üzerine..
Kimse girmesin içeri..
Islanmam artık..
Hadi sessizce git artık...

Hala yaşıyorum..
Şaşıyorum..
Bakıyorum..
Anlatamıyorum..

Alıntı


arwen 6 Kasım 2008 23:57

Bitmeye Başladın
Sensizliğe alışmaya mı başlıyor yüreğim?
yoksa sessizlikte seni aramıyor mu artık gözlerim?
Yokluğunu yadırgamıyor mu benliğimin her bir hücresi?
O halde sen bende bitmeye başladın.

Telefonların ucunda duyduğun sesim azalmaya mı başladı?
Her gün gördüğün yüzüm, aralıklarla mı karşına çıktı?
Elin elime sadece başbaşayken mi değmeye başladı?
O halde sen bende bitmeye başladın.

Güne beraber başlayan yüreklerimiz uzaklara mı serpildi?
Bir dakika bile ayrı geçmezken araya uzun günler mi girdi?
Gelecek planları yapmalar bitip geçmişteki hatalar mı gündeme geldi?
O halde sen bende ölmeye başladın...


Betül Başar


ÖmÜrCeK 7 Kasım 2008 00:07

En Zayıf Halka



Sana sevgimi anlattıkça uzak durdun benden. Ben “Aşk” dedikçe, sen “Dur” dedin. Oysa ben gerçekten seviyordum seni. Bu yüzden içimdeki aşk fırtınasını durdurmam mümkün değildi. Söylemeden duramazdım ki sevgi sözcüklerini….ANLAMADIN…

Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle. Güleceksek birlikte, ağlayacaksak birlikte olmalıydı. Önümüze aşkımızın ışığını alıp bizim için aydınlattığı yolda hiçbir engele takılmadan inatla, cesurca, kokusuzca yürümeliydik. Ancak böyle yaşanırdı bir aşk çünkü. YAŞAMADIN…

Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum. Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değil miydi? Yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları, duyguları yaşamak değil miydi aşk? Her türlü çatışmaya rağmen, bir küçücük gülümseyiş, bir sıcacık bakışla unutmak değil miydi bütün kızgınlıkları? UNUTMADIN…

Ben seni kaybetme duygusunu taşırdım içimde. İncineceksin diye dokunmaya korkardım. Yokluğunu düşünmenin verdiği iç huzursuzluğuyla uykusuz geceler geçirirdim.sabaha kadar kırpmazdım gözlerimi de, sabah seni gördüğümde sanki saatlerdir uyuyormuşum gibi enerjiyle dolardım. Kıpır kıpır olurdu içim. Tarifi imkansız bir heyecan, bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana. SARILMADIN…

Bir tohumdun sen yüreğime ektiğim. Kanımın deli akışıyla sulardım seni. Sevdamın ateşiyle ısıtırdım ayazda. Büyüyecek, bir filiz olacak, rengarenk çiçekler açacaktın. AÇMADIN…

Tenlerimizin buluşması bir ayine benzerdi benim için. Sonsuzlukta kayboluştu. Bedenlerimizin aşkın içinde erimesiydi. Yaşadığıma, hele seninle yaşadığıma şükredişti. Her seferinde yeniden doğuştu. DOĞMADIN…
Şimdi yorgun yüreğim…Bunca çabaya rağmen o mutluluk gülüşünü yüzünde göremediğim için yorgun. Cesaretsizliğinle, umursamazlığınla, aşka burun kıvırmanla yorgun. Bu yüzden daha fazla kaldıramayacak seni. Daha fazla yaşayamayacak bu umutsuz aşkı. Yüreğim seni bu aşkın en zayıf halkası seçti…Güle güle…

Mehmet Coşkundeniz


SiyahLALE 7 Kasım 2008 14:37

DOKUNMA YANARSIN

Upuzun çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum
Saçlarım rüzgara konuk..yüzüm dağlara dönük
Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret
Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret
Kıyasıya vuruşsun istiyorum!
Koşmak.. koşmak istiyorum sevgilim
Dönemezsem affet..

Firari gecelerin uzmanı olmuşum
Bütün istasyonlarda afişim durur
Beni bir çocuk bile bulur!
Dokunma bana çıldırırsın
Dokunma bana seninde ellerin tutuşur!

Koşmak istiyorum
Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından
Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
Manzarasızlıkların, parasızlıkların
Allahsızlıkların kıyısından
Kimseye ve hiçbirşeye değmeden
Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum!

Koşmak istiyorum
Şiirimin ve yumruğumun namusuyla
Kavgaya karışmadan, tutuklanmadan ve küfür etmeden
Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum!

Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum
Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun..
Saati ayrılığa krmuşum olmaz teslimiyet
ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket! .
Kurşunlara geleyim istiyorum
Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim
Sağ kalırsam affet

Firari acıların uzmanı olmuşum
Bütün telsizlerde adım okunur
Beni bir korkak bile vurur! .
Dokunma bana fişlenirsin
Dokunma bana, sende yanarsın
Y.Hayaloğlu


ÖmÜrCeK 7 Kasım 2008 18:51

Seni İstiyorum, Şimdi!


Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil.

Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru.

Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?

Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene…

Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün.

Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni.

Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik.

Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye.

Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi.

Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum.

Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum.

Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için.

Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi!

Mehmet COŞKUNDENİZ


ahmed 7 Kasım 2008 22:27

Seni Seviyorum Dediğinde



Gömdün beni yalnızlıklara
Sensizliklere,serzenişlere...
Senden kaçıp sana koştum ben
Her terkedişinde
Mahkum ettin beni bana
Çaresizliklere,çaresizliğime...
Seni sevdim de nefret ettim ben
Seni ellerle gördüğümde
Bıraktın kalbimi uçuk düşüncelerde
Sevinçle, hüzünle...
Güldüm sonrada ağladım
Seni seviyorum dediğinde
Yüreğimin derinliklerindeki çığlıklarla
Haykırdım sana
Delice,yüreklice
Gel dedim sonra da git
Başkalarıyla geldiğinde
Seni sevmiyorum diye feryat ettim de fersizce
Ama
Aslında!!!
Ben seni hala seviyorum
Ben seni hala bekliyorum
Yüreğim senin gittiğini bile bilmiyor ki
Hadi....
Hadi dön artık!!!

Ayşenur Yüksel


SiyahLALE 7 Kasım 2008 23:57


Aşk Benim Yoldaşımdır

Cemil akar gözde bu aşk
Canım cananımdır
Nereye dönersem
Aşk benim yoldaşımdır

İsteğimiz nefis değildir
Dünya nefsine kanmayalım
Kul bilmez nefsi körlemeyi
Aşk benim yoldaşımdır

Gerçek erenlerde gördüm aşkı
Gülü koklamak gerekir
Gül solmaz iken
Aşk benim yoldaşımdır

Bir söz söyleme bana
Ben kendimde değilim
Aşk manasına daldım ise
Aşk benim yoldaşımdır
Mustafa Cemil Dirier


SiyahLALE 8 Kasım 2008 15:05

Yalanmışsın


En büyük hatam senmişsin meğer
En büyük yalanmışsın
Değmezmiş uğruna çektiğim çileler
Seninle geçirdiğim
Mutlu sandığım o günler
Herkesden gizlediğim en büyük yalanımmışsin meğer

Uğruna harcadığım gençliğime acıyorum şimdi
Uğruna harcadığım yıllara
Boşuna yanmışım uğrunda
Bitirdin sevgimizi bir yalan uğruna

Bitmez sanmıştım oysa
Bir ömür sürecek sanmıştım
Sen en büyük aldanışım
En büyük yalanımmışsın meğer...



İbrahim Selçuk


_BuRJu_ 8 Kasım 2008 16:13

AYRILIGIN İLANI ~

Gidiyormusun diye sorma bana,
Gönderen sensin.
Ne terk etmeyi istedim seni,
Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi.
Senin kadar öfkeliyim bende,
Senin kadar endişeli.

Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana,
Ama inandıramadım seni.
Sen sorgularken beni kafanda,
Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla,
Bir tek sözün bağlardı beni sana,
Oysa sen hep susmanın koynunda.

Aşkın içine bir kez girdimi kuşku,
Teslim alır bedenleride.
Sütten çıkmış ak kaşık değildim,
Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza,

Dünya ki bazen minicik bir odada,
Bazen kentin ortasında şekillendi.
Nasılda güzeldi....
Zaten sen varsın diye her şey güzeldi,
Ama sen buna da inanmadın.

Ah bu sorular....
Yaşamak varken sevdayı,
Delice niye boğarız sularla?
Nasıl ikna edebilirdim seni,
Ben aşk dedikçe,
Sen dur dedin.
Ben seninleyim dedikçe,
Sen hayır dedin.

Zaten az konuşan sen,
Olumsuz ne kadar sözcük varsa,
Sen bulup çıkardın ortaya.
Bense hiçbir şey diyemedim.
Ne kadar zarar vermişim sana meğer,
Nasıl değiştirmişim seni,


Oysa hiç böyle düşünmemiştim,
Kimseye zarar vermek istemezdim ben.
Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmekte istemem.
Ama öyle oldu işte.
Demek ki gitmenin zamanı şimdi.

Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı,
Aklında sevda sözlerimiz bile kalmaz,
Rahat değildin,
Rahat ol artık,
Gözlerini saklaman içinde bir neden kalmadı artık.
Tedirginliğininde sebebi kalktı ortadan.

Biliyormusun bitanem!
Gidişim yürekten değil,
Zorunluluktan.
Sanma ki bu toy sevdayı;
Başka kimliklere taşırım.
Sanma ki;

Benden sakladığın gülüşlerini,
Başka yüzlerde ararım.
Senide götürürüm yüreğimde,
Her zaman yokluğunu taşırım.
Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim,
Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını,

Ne yazık ki kalamadın bana,
Öpüçügümün kokusu kalacak, kapının eşiğinde.
Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın



Mehmet COŞKUNDENİZ


€c€m 8 Kasım 2008 18:03

Derin bir yalnızlıkta
Gözlerim mehtaba dalıp gidiyor
Sessizlik senin adını fısıldıyor
Yoksun ya dahası yok..

Duru bir su gibi akıyor zaman
İçine hapis olmuş bir mahkum gibi
Oradan oraya oltalar atıp
Yokluğunu içime sindiremiyorum..


Akşam olup kalınca yalnızlığımla
Derin bir ürperti sarıyor bedenimi..



Üşüyor
Kıpırdamıyor
Uyuyamıyorum..


Yokluğunun varlığına alışamıyor bedenim..

Yağmur yağıyor dışarda
İçimde sessiz bir fırtına
İliklerime kadar ıslanıyor
Yokluğunun labirentlerinde
Çıkış yolları arayıp
Kayıp oluyorum..


Gece ve bin yıldız üstümde
Adını taktığım yıldız kayıyor
Bir dilek tutuyorum
Yokluğun varlığına düşsün diye..


Hayal ile gerçeği birbirine karıştırıyor
Yaşananları anımsayıp
Senli günleri
Hayal edip
Anlık bir mutluluğa kapılıyor
Birden gerçeklerin çirkin yüzü
Çıkınca karşıma
Yokluğun kızgın bir deniz gibi
Yutuyor bedenimi..



Boğuluyor
Daralıyor
Kayıp oluyorum..

Hüzünbaz şarkılar seni söylüyor
Şiirler gözlerini anlatıyor
Film karelerindeki yüzler sana benziyor
Kitap kahramanları sen kokuyor
Yokluğuna anlamlar yükleyip
Çocuk gibi avutmaya çalışıyorum..


Bir rüya görüyorum
İçinden geçiyorsun
Mavi gibi temiz ve sonsuz
Uzatıyorum ellerimi
Havada asılı kalıyor
Uyanıyorum
Koyu bir karanlık..



Yoksun!
Yoksun!


Her gün yollarına bakıyor gözlerim
Uzaklardan çıkıp geleceğini bekliyor
Sana benzeyen her bedende heyecanlanıyorum..



Ama..
Hiç kimse sen olmuyor
Hiç kimse sen olmayacak..


Gittin..
Geride
Bir avuç hüzün
Birkaç kırık cümle
Yerine getirilmeyen sözler
Dipsiz, derin bir kuyu
Ve..
Yokluğuna yakılan ağıtlar kaldı..


Sustum!
Sana anlatacaklarım bitti
Lal ettim dilimi
Öylece baktın
Dinlemedin

Anlamadın
Sustun..
Döndün
Gittin
Bakmadın..


Kalemini kırdın bir aşkın
Yokluğunun soğuk koynunda
Bir başıma bıraktın..



Şimdilerde bana kalan sadece bir avuç hüzün..
Onu bari çok görme
Olur mu ?..


Nisyan-ı Bâtın 8 Kasım 2008 20:17

Sen Vurdunda Ben Ölmedim mi?


Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mahpusa gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Bitmez tükenmez engeller koydun
Şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?
Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına...
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım...
Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim-küfretmezdim...
Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
Şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?
Biliyorsun
Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı
Benden artık pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git...
Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını-daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?

Ahmet Selçuk İlkan


SiyahLALE 8 Kasım 2008 23:54

BİLMEM Kİ

Bilmemki Hangi Yol Sana Ulaşır
Hangi Rüzgarlar Kokun Dolaşır
Her Gece Gözümde Gözlerin Işır
Aymisin Güneşmisin Bende Bilemedim

ALLAH'a Dilenen Dilekler Gibi
Cennette Dolanan Melekler Gibi
Sevda Dağındaki Çiçekler Gibi
Bir Ömür Kalayım Yamaçlarında

Yüce Dag Başına Yağan Karlarca
Seyrine Dolayım Senin Yıllarca
Gönül Irmağında Coşan Sularca
Bin Huzur Bulayım Akışlarında

Kalbimin İçidir En Güzel Yerin
Tutmasın Bir Başka Eli Ellerin
Gözlerin Gözümde Bak Derin Derin
Kaybolup Gideyim Bakışlarında!...

Alıntı



Saat: 23:27

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık