![]() |
KALBİMİ SEVMİYORUM Dost seçmesini bilmiyor diye, Dosta ihtiyacım olduğunu bilmiyor diye! Kalbimi sevmiyorum. Mutlu olmasını bilmiyor diye, Mutluluk verecek insanı yanlış seçiyor diye! Kalbimi sevmiyorum. Ağlamasını bilmiyor diye, Ağlamaya değecek gerçekleri göremiyor diye! Kalbimi sevmiyorum. Maskeleri bilmiyor diye, Kimde maske var,kimde yok anlamıyor diye! Kalbimi sevmiyorum. Karanlıktan korkuyor diye, Karanlıktan geldiğini bilmiyor diye! Kalbimi sevmiyorum. Denizi sevmiyor diye, Denizin özgürlük,özgürlüğün ben olduğunu Hayallerim olduğunu,sevdalarım... Alıntı |
YAĞMUR Kapıdan dışarı çıktım Çiseleyen yağmurun Nazlı nazlı esen rüzgarla yüzüme ince dokunuşları Seni hatırlattı birden bana nedendir bilmem İçimde garip bir burukluk Yüzümde bana ait olmayan Ama benim miş gibi hissettiğim damlalar Yağmur sanki benim yerime ağlıyordu Nedendir bilmiyorum seni hatırlamak istedim Yağmurun her damlasında seni hissettim Geri çekilmedim ıslanmak istedim Aşktı belkide yağmur Aşkınla sırılsıklam olmak istedim Her damlada bu dünyadan arınıyordum sanki Burukluğun yanında garip bir huzur vardı içimde Kim bilir belkide benim dünyadaki görevim Seninle olmayı başardığım süreden ibaretti Şimdi bunun huzurundaydım belkide Peki öyle ise neden bu burukluk vardı Yine garip olmuştum yağmur iyi olmasına iyiydi Ben iyi değildim sürekli hatırladığım Yaşanmışlıkları sanki her damlada yüzüme vuruyordu Sonra cebimden senin için aldığım çakmağı çıkardım Biliyorsun ben sigara kullanmıyorum O an belki bir sigara olsa içime çekmek isterdim Çakmağı çakıp avucuma tuttum avucum yandı Ama kalbimden çok değil gözümden hiç değil Önümde uzayan mısır tarlası Kulağımda o eski şarkı İçime çektiğim toprağın kokusunda Nefes nefes hissettim bu gün seni İçimdeydin her zamanki gibi Bu gün hava yağmurluydu Buruktum her yağmur damlasında Sen damladın ruhuma bugün Alıntı |
Aşk Bahçem dayanılacak gibi değil sensiz yaşamak aşk bahçemde. kurumuştu bahçem,sırf sen geliyordun diye solmuştu çiçeklerim utançlarından ağaçlar meyve vermez olmuştu sen gittinya ben bittim adeta gözyaşlarımla suladım o kuruttuğun toprakları tüm çiçeklerim açmaya başladı sen gittin bahçem göz yaşlarımla sulandı ağaçlar ıslandı meyveler açtı bütün bu yeşillik neden açtı biliyormusun? bana teselli vermekti amaçları. senin geleceğini müjdeledim onlara bu defa inadına beklediler çiçekler solmadılar,sevinçten ne yapacaklarını bile bilmediler tek ümitleri neydi biliyormusun çiçeklerimin? sen gelince dillenecektiler benim hatırıma sevgimi sana bas bas bağıracaktılar hadi bekletme gel, durma daha fazla oralarda, gel nasıl olursa olsun yeterki gir gönül bahçeme kırma çiçeklerini,soldurma bekletmekten gel nasıl olursa olsun gel gir aşk bahçemee... Hüseyin Abatay |
BELKİ BİR GÜN.. Çirkin çiçeklerle dolu Katil bahçelerinde dolaştım Dalgındım Bıçak sırtı yaşamalarım, penceresizliğim Ve öksüz düşlerim vardı ceplerimde Uğultusuzluğumu özlemiştim Hala bir ceylan ağlıyor içimde Hiç yoktan vurulan… Senin şehirlerin uyurken Benim gözlerimi bıçakladılar Kör bir balıkçıyım şimdi Denizlere sarılıyorum Hiç görmediğim vapurlara el sallıyorum Rüyalarımda yaşlanmıyor… Kaybolan eylül gemilerimi Sonbahar sesiyle çağırsan gelir mi Ah vurulası yüreğim Süpüremedin kapından yalnızlığı Örselenmiş, paslı yüreğim… Ellerim yumuk, orman karanlıkları omuzlarımda Ve ardından ağlayan ezgisiz türkülerdi gözlerin Senin gözlerinin pusuna saklandım, Senden kalan bu yıkıntılar arasında .. Yıkık kentler konuşmaz bilirim Cam kırıkları ve kırık dallar var İncinen yüreğimin yaralarında Ne bilir misin? Güller hiç uyanmaz bu vadide Gözlerin düşer aklıma An gelir şavkın vurur yüzüme O zaman vakit ölüm olur Dudağımda Kaçsam yakama yapışır gözlerin… Yılları ve yolları Ödünç aldım Yastığımdaki çukura dolan korkulu geceden Düş düşkünü çocukluğumu Çalmış namlı sevdalılar Üstüne üstlük sensizim Yani gölgesiz dolaşıyorum Artık intiharlarda öldürmez beni Yüreğimde konaklayan hüzünler Senden gelir… Ama sen yine de biriktir gözyaşlarını Belki bir gün Tutuşturur seni bensizlik Belki bir gün sen de bana ağlarsın… Alıntı |
Öylesine Sevmiştim Şimdi gidiyorsun, git Bütün sabahları üşüdüğüm Bütün gördüğüm senli günlerim, onlar da gitsin İçimde bir şarkı Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden Sevdiğimiz şarkıları da Pencareme konan yusufcukları da Bana karanlığı bırak Beni bırak, beni böyle bırak Böyle ansızın, böyle yakışıksız Böyle anlamsız, böyle dağınık Öyle kapıda susuşun Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun Koy beni sensizliğe Ve otursun içime kül gibi kor yangının Şimdi gidiyorsun, git Hadi git Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git Hadi kanatma Hadi yıkma Hadi dokunma Zaten ben seni öylesine sevmiştim Şimdi gidiyorsun, git Bütün sabahları üşüdüğüm Bütün gördüğüm senli günlerim, onlarda gitsin İçimde bir şarkı Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin İbrahim Sadri |
Bugünde bir gün yaşadım Zamanı sıfırlayacağım hayatımda yarın Her şeye yeniden başlayacağım. İlk kez günaydın diyeceğim gökyüzüne, İlk soluğumu alacağım yarın;ama şimdi değil, Yarın. Yarın başlangıcı olacak hayatımın, Gözlerimi açıp,''Merhaba'' diyeceğim hayata. Ben de varım artık Ölümüne sevgi yarışına. İlk kez göreceğim annemi yarın. Sarılacağım ona,sevgimi haykıracağım. Ama şimdi değil,yarın. Yarın umutlarım tanışacak istasyonlarla,terminallerle Birer birer yolculuğa çıkacaklar. Bavulları mı? Onlar dünden hazır;ama yolculuk yarın. Unutmuş olacağım seni yarın. Seninle kurduğum bütün hayaller Silinmiş olacak zihnimden Ben yeni maceralar üreteceğim düşümde yarın. Yok olacak uyandığımda mazi. Eflatunlar saracak etrafımı, Pembe düşler misafir gelecek bana, El sallayacağız beraber karanlığa Her gün bunlarla avutuyorum kendimi. Bugünü erteliyorum ben hep yarınlara. Ama olmuyor. Silinmiyor kalpteki yara. Bağlanmışken yürek geçmişe, Umut besleyemiyor gözler geleceğe. İyi geceler hayat! Bugün de seni yaşayamadım affet, Ama belki yarın, Yarın... Alıntı |
Bu Hesap Sorulacak Yiğit olanın lokması cana azıktır beyler Kimse bana söylemesin buna yazıktır beyler Soyu soysuz olanın sütü bozuktur beyler Bunların soyu bozulmuş Türk'e düşman göbekten Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Kan istediniz canlardan bitmedi inadınız Oğuz size yar olmadı budüz idi adınız Senelerdir bu vatanın ekmeğini yediniz Suyunuzu keseceğiz dağlardaki gölekten Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Dağlar, taşlar bu ovalar bilin ki Türk'ün yurdu Aslımız insan neslidir Türk'e semboldür Kurd'u Soyu ermeni olanlar nerden bilecek Kürd'ü İhaneti seyreyleyin perdedeki delikten Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Alperenler şehadeti seslenirken çağrına İbrahim'in dedikleri nişan oldu bağrına Mehmetçik'ler şehit düştü bu vatanın uğruna Vatan mı istediniz lan beşikteki bebekten? Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Başı bozuk yaylalarda bol keseden savurdun Ne dinin var, ne imanın sen ne biçim gavurdun? Hem korkaksın, hem zavallı zoru gördün kıvırdın! Urgan bile dava eder boynundaki ilmekten! Bu hesap sorulacak Apo denen köpekten! Aşık Sefai |
Hayaller ve Umutlar Güzel olan hiçbir şey eskimez dedi dostum İncecik bir sızı duydum, sustum Gözlerimi kapayıp kana kana içtim kelimelerini Eskimiyordu hiç, biliyordum Senin gözlerimde hiç eskimediğin, eskimeyeceğin gibi Ben seni bulmak için tüm dünyayı dolaşabilirdim ama sen buldun beni Bende kaybettiğim beni Uzansam sana, dokunmak bir şey değil yanmaktan korkuyorum Korktukça kaçıyorum senden, kaçabildiğim kadar uzağa Ne kadar uzağa kaçsam o kadar yanı başımda oluyorsun sonra Ben de kalemimi elime alıp yazıyorum Tükenmez kalemim tükeniyor, konuşan dilim lal oluyor, anlatamıyorum seni kağıtlara Yaşam aşk rengine büründükçe dağlar hasrete yükleniyor Dağlar taşır mı bu yükü bilmem ama ben eziliyorum hasretten Aşkın tedavisi yok mu? Acılar çekiyoruz ve tel tel kopuyor hayat ellerimizden Uzanıyorum, tutamıyorum kopan ipleri Dur ve bak şimdi geçmişe Neredeyiz? Başta mı, sonda mıyız, yoksa bu sokağın adı aşk çıkmazı mı? Her bahar bir başlangıç ve her güzel şey umuda yeni bir adım Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan Sobelendik çoktan Çıkalım ve geçen bahar gibi umudumuzu uçuralım kendi gökyüzümüzde bu baharda İzin verelim martı seslerine, çekelim içimize çiçek kokularını papatya bahçemizde Hadi çıkalım saklandığımız kuytudan ve kaçalım bu dünyadan YoruldukYıprandık Ama her bahar umut demek hala Umudum var ama yine de gözlerim yanıyor Göz pınarlarım kuruyuncaya kadar ağlıyorum Sonra yüreğimde ebem kuşağı çıkıyor Her renkte seni görüyorum Mavi hayallerimizi, sarı bizi ısıtan güneşi çağırıyor aklıma Tut ki bu bahar da diğer baharlar gibi bitsin Ne çıkarKaç bahar kaldıysa ömrümde benim o kadar umudum var.. Alıntı |
Büyüdüm... Akşam vakti korkunun büyüdüğü gibi, Gözlerime perde çektim büyüdüm... Karanlıkların bana doğru yürüdüğü gibi, Hep onları düşünerek büyüdüm... Karanlıktaki korku gibi vadeli dehşetlerde, İzlerini silmek için uğraşırsın onu her yerde, Derman için sorarsın gördüğün yerde, Vadeli korkularıma derman arayarak büyüdüm... Endişenin yol gösterdiği yıldızın altında, Hayaline gem vurursun aslında istesen de yanında, Derilmedik hesap kalmamış gayrı gönül bağında, Meyalimi yıldızlara sorarak büyüdüm... Selim Gürcan |
Yapabilirim Fakat Sınırlarım Var Bende kahkahalarla gülmesini bilirim. Bende diğerleri gibi çekip gidebilirim. Ama sana olan sevdam, ah yâr, İşte ben bu sevdadan ölebilirim. Yapmamı engelleyen sınırlarım var. Hareket edemez kalbim sınırlarım dar. Ama sana olan sevdam, ah yâr, İşte kalbimde hep o aşk, o ateş-i nar. Özlemek zor mu gelir sanıyorsun? Sevdanın değerini bilmiyorsun. Ama sana olan sevdam, ah yâr, İşte o sevdayı görmedin, göremiyorsun. Umursamazlığın,ı istesem umursamam. Benim sabrım, fikirlerim var. İstesem küserim yüzüne bakmam. Ama ben aşığım sınırlarım var. Ahmed Yusuf Sarıhan |
bir hayat hikayesi Bir ilkbahar sabahıydı. Güneş, pırıl pırıl altın ışıklarını yer yüzüne yolluyordu. Bu ışınları gören kozalardan o sabah beyaz bir kelebek çıktı. Çok büyük ve tül gibi ince bembeyaz kanatları vardı. Birden kendini bir bahçenin çiçekleri arasında buldu. Önce keşif uçuşuna çıkıp bahçeyi dolaştı. Sonra dinlenmek için kırmızı bir güle kondu. Dinlenirken, kanatlarını dikleştirip birleştirmisti. Etrafına baktı. Doyasıya yeşilliğe daldı saatlerce seyretti... Dinlenmişti. Şimdi dolaşma vaktiydi, yaşamalıydı, önünde uzun zamanı vardı. Ağaçlara uçtu. Çiçeklere kondu. Mutluydu, özgürdü. Herkes ona bakıp "ne güzel" diyordu. Akşama kadar çiçekten çiçeğe, daldan dala uçup durdu. Güneş batarken bir garip his kapladı içini, artık öğrenmişti. Sadece bir günlük olan ömrü bitmişti. Son bir kez etrafına baktı. Batan güneşe daldı. Ve bi daha hiiiiç uyanmadı... Alıntı |
Aşk'tır Adın Aşk demeliyim bitmeli hüzün Yüzünde oluşmalı sıcak bir tebessüm Şehir aynı,uzak semtler zulüm Elbet aşk bulur ona da bir çözüm Gül yüzün görünce güler yüzüm Ümitli kalbim karşında süklüm püklüm Lal olsun dilin sussun,konuşan olsun sadece gözün... ** Adın derim gelir bahar Sen ol isterim şu yaralı kalbe yar Lazım değil başkası,zaten yorar Adın derim gelir bahar Ne diyeyim,daha nasıl söyleyeyim ey yar... Mehmet Mert Koçkar |
YAŞANMAMIŞ HATIRALAR Yaşanmamış hatıralar bilirim Büyülü sonbahar akşamlarında Bulutlar üstünde su kenarında Yalnız hayal edilen hatıralar İşte; en ürpertici nağmelerle Bizim şarkımızı söyleyen rüzgar Sen dudağında gülümsemelerle Ben göz yaşlarımla, bu alemdeyim Fakat yine biz bize, başbaşayız Duymasan düşünmesen de; unutma Bir daha bu anı yaşayamayız. Görülmemiş manzaralar bilirim Karda, kışta, belki de ilkbaharda Hür denizlerde, kuytu ormanlarda Sadece hissedilen manzaralar Bak. Dinle, neler anlatıyor yağmur Üşüyorum üşüyorum beni sar Karanlık başladı, gitme ne olur İnan değişen manzaralar değil Kilometreler ayıramadı bizi Fakat bir gün gelir de birleştirir Beyaz bir güvercin kanadı bizi Söylenilmemiş mısralar bilirim. Hüzün dolu yağmurlu gecelerde Alev çalgıların sustuğu yerde Yalnız, yalnız düşünülen mısralar Bilinen şeyler huzur içinde Bilmenin bilinmez bir korkusu var Bak bütün rüyalarım nur içinde Çünkü, bugün havasını kokladığın Denizaşırı bir diyar bilirim. Ve o diyarda seninle beraber Yaşanmamış hatıralar bilirim. Ümit Yaşar Oğuzcan |
Ardından Burada baş sağlığı, orada gözler aydın; İki ayrı dünyada iki ayrı tören var. TANRI katından gelen bir yüce buyruk üzre, Aramızdan ansızın çadırını deren var. Orada ecdat ruhu sadümanlık içinde Burada tamu içre gönüllerde boran var. Eksilmiş bir yanımız; çarpılmış gibiyiz hep TANRI korusun sanki, Bozkurtluğa kıran var. Yukardan gök mü bastı; altta yer mi çöktü ne? Kimsede ağız dil yok; gözleriyle soran var. Buradan uğurlarken onu binlerce Bozkurt Orada karşılayan binlerce Alp-Erenler var. O gün Tanrıdağı`nda tan ağardığı çağda, Dediler Oğuz Han`ın otağına giren var. Töredir; konan göçer, doğan gün batar elbet Tanrı zeval vermesin; devlet, din ve KUR`AN var. Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU |
Hüzün Kaldı Tutunacak.. Kırık hayal, kırık kanat Düş bozgunu kalbim benim. Bir daha savur, bir daha kanat Aşk yorgunu kalbim benim. Özlediğim bir şey vardı Sözden öte yazıdan uzak, Fındık kabuğuna sığardı Gözden yakın gülüşten sıcak. Beklediğim bir şey vardı Aşktan öte tutkudan uzak, Bu sokaklar bile dardı Kuytu düşler köşe bucak. Aradığım bir şey vardı Külden öte dumandan uzak, Köz bitti kül dağıldı Söz bitti gül dağıldı Hüzün kaldı tutunacak Alıntı |
Yorgun Bir yağmur yağar Aralıksız günlerce Islanabilmek umuduyla Dönersin yüzünü buluta Avuç açarsın damlalara Temizlersin ruhunu Aşktan , sevgiden... Gitmek istemez sevgi hiçbir yere Gönderesin yoktur zaten Beklersin Yağmur dinsin Birleşsin parçaların Zaman alıp götürsün Kendine katsın Unuttursun... Yorulur kalp gene de Sevmek için de Unutmak için de... Ve bir kere sevdi mi Hep yorgundur aslında Ölüme kadar sürer Yeniden başlamalar... Pınar Abanoz |
Ölüm;sen ve ötesi Ölüm; kalabalığa inat, iki dudak arası suskunluk. bıçaklanmaya hazır bir gece. ay'ın sokağa düşen, sevimsiz silüeti. İki şakak arası unutulmuş sonsuzluk. tedirgin tetiklerde günbatımı. kızılca kan şerbeti, susamış güneşin ağzında.. Ölüm; Bitti bitecek hüzünlü bir şarkı. dişlere çarpıp dökülen son hece. nefese armağan, son dudak payı belkide. İki hece arası bir yaşam. kasılmış bir beden, kurumuş iki kan damlası.. Bedende ki hayatın kesintisi. ölüm , lahzada ki gerçeğin tecellisi.. Suretin aslı ile birleşmesi, toprağın can ile yeşermesi. Ölüm; Yastığım da sen kokusu nuh tufanından bir damla parmaklarımda tütün yarası ve yüzümde, buğday yanığı anılar da saklı.. Aslında ölüm, sen ve ötesi. ölüm, sensiz yaşama düşüncesi.. Fatih Erol |
Yarım kalmış şiirler gibi, Dudağımda yarım bir şarkısın. Yüreğim de hasret türküleri, Söyler durur sevdam neredesin? Sen; yarım kalmış yürek yangınım. Ben; naçar buralarda, Yıkık yuvam perişan halim. Çıksam ağlasam dağlara sen diye, Ahu zarımı duyarmısın Ferhat gibi, Ben şiiri’nin olsam. Gelir misin bana yârim diye, Can çekişen yüreğime, Akıtır mısın sevgini? Sen ah sen! Yarım kalmış şiirler gibi, Dudağım da yarım bir şarkısın. Gönlümde bestelenen sevdam. Sevdamsın… 19.06.2008 Betül Koçum |
SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN Her şey sende gizli Yerin seni çektiği kadar ağırsın Kanatların çırpındığı kadar hafif kalbinin attığı kadar canlısın Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç Sevdiklerin kadar iyisin Nefret ettiklerin kadar kötü Ne renk olursa olsun kaşın gözün Karşındakini gördüğüdür rengin Yaşadıklarını kar sayma Yaşadığın kadar yakınsın sonuna Ne kadar yaşarsan yaşa Sevdiğin kadardır ömrün Gülebildiğin kadar mutlusun Üzülme, bil ki ağladığın kadar güleceksin Sakın bitti sanma her şeyi; Sevdiğin kadar sevileceksin Ay ışındadır sevgiliye duyulan hasret Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın Ve güçlü his ettiğin kadar güçlü Kendini güzel hissettiğin kadar güzel İşte budur hayat, işte budur yaşamak Bunu hatırladığın kadar yaşarsın Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün; Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun Çiçek sulandığı kadar güzeldir kuşlar ötebildiği kadar sevimli Bebek ağladığı kadar bebektir Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin Bunu da öğren; SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN |
Sus Şiir Sus! su sızdırmaz sığınağımda ay ışığı olsa / dalgalar duvara vursa ve zaman dursa o zaman ki akıllarda durmaz susmaz kelimeler / sular duvardan sızsa ve köpük köpük dalgalar durulsa hangi ışık aydınlatabilir yalnızlığı kim kaygısından arındırabilir ve hangi dalga yeniden ayağa kaldırabilir yorgun düşen kimseyi.. bakışları susmaz mı bitkin / yitik düşüncelerin ardından yapayalnız kalmaz mı hülyası yanıtsız soruların koynunda kıvranırken su sızdırmaz ki sığınak suskunsa gökte ay / denizde dalgalar ıslanmaz ki umutlar sus şiir sus mühürle dizeleri yüreğime bohçalayıp imgeleri bir mendile savur gökyüzüne dökme kaleme sen ki geçmiş yeminleri boynuna dolayıp dünü bugüne ekleyensin saklanıp beklentilere ve bilinmeze sus şiir sus sağanak yağmur gibi üstüme gelme 04.11.2008 / Salı Sevil Nizamoğulları - Feride Özmat Sevil Nizamoğulları |
Alıntı:
Can YÜCEL' in muhteşem şiiri. Emeğine sağlık. :) |
Hüzünlü Aşk Acısı bir elimde senden kalan yırtık resmin var yüreğimde senden kalan yangınlar gözlerimde akmayan gözyaşlarım bizimkisi hüzünlü aşk acısı şimdi söyle mutlumusun benden sonra buldunmu senden çok seni seveni öksüz bıraktında gittin ellerimi bizimkisi hüzünlü aşk acısı yıllar sonra gönlüm yaşlandı inan ama ben seni unutamadım yıllarca gönlümü yalan avuttum ben sana kavuşamadım şimdi eski gözlerim yok aşkla bakan senden sonra sönmedi yangını yüreğimin hali yok bir aşkıda taşımaya bedenimin bizimkisi hüzünlü aşk acısı yar Uğur Demir |
Artık kaçmakta mümkün değil Öyle sevilmeye müsait Bakıyor ki gözlerim Okşar durur gözlerinin tenini Hayallerime saplanan uzaklığın Gönlümde bir yuvadır turnaların Ahh ah Oysa zaten çaresizdir şairliğim Kaldı ki ne kadar Coşabilir ki kalemim Ya bende saklı Sesindeki çocuk saflığı Nasıl da beni cennete çağırır Nasıl da haykıran şiirler yazdırır Her mısrasında sen Beni alıp kıyında dövdürdün Boş ver istiyorsan Baharlar açsın yüreğinde Sen aşk nedir bilmezsin ki Seni yazdığım/bildiğim bütün anlar gibi Yine kalırsın/elimi kanatan bir kalem gibi Düşünürsem seni anlatan Hüzün renginde imgeler Kalırsın nefesimde Çaresiz geniş bir zaman içinde Al işte Ne anlatmaya çalışır Esmer siyahı saçların Ne güller konduğum Yüreğinden dökülen sözler Filizlenmedikçe gözlerinde tebessümler Neye yarar sendeki benler Seni bir şiire sığdıramayışım Ondandır belki sevgili Alıntı |
Ben bunu haketmiş miydim? her saniye, her dakika, her saat, her gün, ver her zaman ,,, seni sevdiğimi haykıran ben , şimdi öfkemle bakıyorum sana nefretimi haYkırıyorum... gerçekleri görmeden önce , senin ne olduğunu ,nasıl biri oldugunu bilmeden önce ... her gece gökyüzüne bakıp büyük bi hevesle kendime yıldız seçen ben... gerçekleri ögrendigim an ne ? kim? nasıl biri oldugunu ögrendiğim gün gökyüzüne baktıgımda benim gibi kırgın ,boynu bükük,hırpalanmış ve hatta paramparça olmuş bir yıldız bulamadım |
Her satırı Mendireğe dizili karabataklara benzeyen Bir mektup bırakarak balıkçı koyundan sisler icinde uzaklaşan kayık gibi bir sabah usulca ayrıldım koynundan Bütün yolcularını Boğaz köprüsünün çaldıgı Araba vapurunun boş seferleri gibi yanlızca rüzgâr gezinir sensiz yüreğimde Durgun bir sudur aslında deniz ki çocukların acemi oltalarını denedikleri kuytu bir iskelenin tahtaları altına yazdıgım ayrılık siirini okudukca dalgalanır... Alıntı |
ÇOCUKÇA AŞK Seni özlemek geldi içimden Çocukluğumu özler gibi Babamın eve gelişini gözler gibi Sobanın üzerinde kızarmış ekmek Çaydanlıkta tıkırdayan çay İçmek geldi seni içimden Oh çekerek yudum yudum Ağlamak geldi içimden Hüngür hıçkırık çocukça Hiç neden olmasa bile Türlü kaprisler yaparak sana... Karanlıktan korktum da yine Yatağında uyumak istedim Sokulup kedi gibi koynuna Sıcaklığını duymak istedim Haydi evcilik oyna benimle Çamurdan köfteler yap bana Bu yaramaz bebeğine Ninniler söyle dizinde Haydi çocuk gibi davran bana Hiç olmadığım kadar çocukça Çocukluğuma ver bütün bunları Farzet ki - Çocukça aşık olmak geldi içimden |
Hasret Parmak kaleme hasret Kalem kağıda hasret Kağıt kelama hasret Kelam ilhama hasret Aşık sazına hasret Sazı sözüne hasret Yarın umuda hasret Umut düşüne hasret Bahar bülbüle hasret Bülbül gülüne hasret Savaş barışa hasret Barış huzura hasret Elem gülene hasret Gülen neşeye hasret Sıla gelene hasret Gelen yarene hasret Mecnun Leyla'ya hasret Leyla sevdaya hasret Sevda murada hasret Murat vuslata hasret Şehit vatana hasret Vatan millete hasret Millet ATA'YA hasret ATA uygara hasret 27.01.2008 Dilşade Güngör |
Aşkın Tanımı Aşk; Üç harflik bir buzdağıdır Çelik bir iple örülmüş ağdır. Aşk; Hem soyuttur, hem somut Hem kaygıdır, hem umut. Aşk; Hem önsözdür, hem son söz Hem kabuktur, hem öz. Aşk; Geceleri uykusuz kalmaktır Mechule doğru yol almaktır. Aşk; Abuk sabuk şiir yazmaktır Ölmeden kendine mezar kazmaktır. Aşk; Aşılmayacak engelleri aşmaktır Güneşin altında çölde dolaşmaktır. Aşk; Balıkla suyun oynaşmasıdır Bir pulun zarfa yapışmasıdır Aşk; Kelebeğin çiçek çiçek dolaşmasıdır Bülbülün güldeki dikenle tanışmasıdır. Aşk; Bilinen bir yoldan kaybolmaktır Gidenin ardından bakakalmaktır. Aşk; Sınırsız anlamı olan tek hecedir Kimsenin çözemediği bir bilmecedir. Kayseri-Ekim İki 1000 Bir Ömürlü Aksoy |
Rüya Korkma benden... İncitmez benim sevgim, Seni yorup hırpalamaz. Hesapsız, yargısız severim... Anla beni... Kasırgalar sürükledi sana, Asi dalgalar vurdu beni koylarına, Yağmurlarla geldim sokaklarına... Sakla beni... Görünmez kuytularında, Islanmış,üşümüş yavru kedi misali; Gözlerimi açınca bakıp da ısınayım sana... Aydınlat gecelerimi... Umarsız bekleyişle gel, Yak bütün ışıkları,yok olsun gölgeler.. Gölgelenmesin dünya,gördüğüm en güzel rüya... Hava Köseoğlu |
AŞK İKİ KİŞİLİKTİR Değişir rüzgarın yönü Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına Aşk iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden; Binlerce yıl uzaklardadır Binlerce kez dokunduğun ten; Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Avutamaz olur artık Seni bildiğin şarkılar; Boşanır keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar: Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece, Tüketilmiş ve düşmüş, gözden. Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek başına yaşayamaz sevdasını, Severken hiçbir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir. |
Şakacı güler, gülümser bir şakacı, güldürür, düşündürür, arada-bir durur, gözleri dolar, neler söyler, neler susar... yoksa, çok acı bir şakayı şakadan da olsa, çok yalın bir karanlığa mı saklar... oynadığı oyunsa, yaşamda oynadığı, oyununu mu yaşar... oyunda yaşadığı, yaşamını mı oynar... yaşarcasına, oynarcasına, sonunu mutlu bağlar, gider evine ağar. Özdemir Asaf |
Ben seni kocaman bi yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimdi olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaparak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni böylesine güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle. Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda, patlama hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorumlamadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin. Sevdim işte ötesi yok... Mehmet Coşkundeniz |
Öfke Damlıyor Kalemimden Bugün Bugün yüreğime batıyor bu kalem Her elime alışımda canım yanıyor Her harf öfkeme bürünüp düşüyor kağıda Öfke doğuyor yokluğunun rahminden/bugün Yazıyorum/ yarı aralanmış kapımdan sensizlik giriyor odama Bir de gölgen bakıyor penceremden Elimi uzatıyorum/yoksun Bugün elimde kırılıyor bu kalem Yokluğun akıyor mürekkep yerine /bugün Havada asılı kalıyor mısralarım Yazıyorum/duvarlarımda çınlıyor sesin "ah le yar yar"ı mı söylüyorsun ne Sen söylüyorsun sensizlik doluyor odama Seni dinliyorum/yoksun Bana isyan ediyor bu kalem bugün Bütün yazılarımın başlığı "yoksun" Yazıyorum/Sırtımdaki yaradan kanla karışık pas sızıyor Hani o giderken bıraktığın hançerin hatırası Kağıdıma dökülüyor kanla karışık paslı bir mürekkep Öfke doluyum bugün/öfke yazıyorum Kalemim de öfke dolu/kağıdım da Sensizlikte sana yazıyorum Seni yazıyorum/yoksun. |
İlk adımı sen attın, Ölüme mahkum aşkların sokağına İlk sen istedin bu aşkın ölmesini Yan şimdi! Bitti! diye, güle oynaya günlerden perşembe, aylardan ölüm ölsene hadi!... kalbim buza ilk sen döndürdün donmaya mahkum ettin yüreğimi, ilk sendin aşkı kirleten yan şimdi! Bittik! diye Günlerden Perşembe, aylardan sessizlik, Avazın çıktığı kadar bağır Duymam ki!... Gözleri ilk açık gidecek sensin bu dünyadan İlk sen istedin! Sızlasın için, dolsun gözlerin Nefesinin durduğu haberi gelse ilk bana Vermem tek bir nefesimi İlk sendin beni ölüme mahkum eden Yan şimdi! Ayrıldık! biz Günlerden Perşembe, aylardan sen Tanrı seni bir kez daha yaratsa Yüz milyon kez çıksan karşıma Aşık olamam ki!... Yüreğimin kanatlarını uçamadan ben İlk kıran sendin... İlk sen istedin bu aşkın ölmesini Yan şimdi!... Ben yokum! diye Güle oynaya Günlerden Perşembe, aylardan sonsuzluk Bensiz yaşa hadi!... Semra Bakan |
Şaraptan Taşan Hazdır Şarkılar Aşk bir gün gelebilir Aşkta kedere yolculandım Eskicidir aşk Şarkılar aralar kapısını Gitmekle bitmez derinimin sarhoşu Bana bir gül at Şarkılar bahanedir Ben aşka Konuklarıdır şarkıların vedalar Ve gri ve lâl Hüzün kurmuş iki mevsim arasına Üşüyorum tanrım Sokak üstüme kapansa Aşk bir gün gidebilir Coğrafyası ahşap Unutabilir darmadağın Ev tutmuş kendine çıkışsız Oyundadır ölümle Çoktandır “gülnihal” Betül TARIMAN |
Sevgisiz Aşk belki anlatılır,belki anlatılmaz, bu karamsarlığın nedeni. unutmaya yüz tutmuşken, neden tekrar aklımdasın gecelerimde,gündüzümdesin, özlemek değil bu güzel olan bir kaç anı anımsamak ama gözleri yaşlı ama kalbi buz kesmiş, şimdi sensizliğe yelken açmışken, neden haber getiriyor kuşlar? neden ağaçlar tatlı tatlı fısıldıyor adını, dün ilk kez uyuyamadım sensizliğin ardından, gözlerim karanlığın içinde,aydınlığını aradı, birde akşam rüzgarı eşlik etti yalnızlığıma. belki o an sesini duysam kendimi uykunun derinliğine bırakabilirdim.. Alıntı |
HALA KOYNUMDA RESMİN Sımsıcak konuşurdun konuşunca ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki çiğdemler güller mor menevşeler açardı Sımsıcak konuşurdun konuşunca Hâlâ koynumda resmin Dağları anlatırdın ve dostluğu bir ceylan gibi sekerdi kelimeler Sesini duymasam çölleşirdi dünya dağlar yarılır ırmaklar kururdu bulutlar çökerdi yüreğime Hâlâ koynumda resmin Gün akşam olur elinde kitaplar ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin bir dostun vurulduğu gün Hâlâ koynumda resmin Kaç mevsim kırlara çıkıp çiçekler topladık mezarlar için Belki ürküttük tarla kuşlarını belki kurdu kuşu ürküttük ama aşkı ürkütmedik hiç Hâlâ koynumda resmin Ve hâlâ sımsıcak durur anılar sımsıcak ve biraz boynu bükük Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır ve firari bir sevda gibi Şimdi duvarlarda resmin AHMET TELLİ |
Esirim Aşk çığlık çığlığa, Hararetle kanıma yürüyor, Yapıştı yüreğime, gafil avladı, Bırakmıyor… Yakma! Aşk yıldızı, Deşme küllerimi, Yalnızlığıma bırak, Hülyalarımı… Değme! Kudretim yok, kanadım kırık uçamam, İtimat edemem, bakma gözlerime Taştı yaşı silemem… Uyandırma! Teskin etme, göz kırpma bana… Zahir, cesaretim yok ki sana Esirim baksana… Gülayşe Ulusoy |
BAŞLIKSIZ Ne zaman kaçsam senden.. Yağmurdan uzaklaşmak istediğim kadar yakınlaşıyorum gözlerine.. Ve ne zaman veda etsem sana... Kahroluyorum.. Herşeye direnen ben Yağmura yeniliyorum.. Oturdum yine boş kaldırımlara Gökkuşağını bekliyorum... Sımsıkı geceler çözülerek gecmekte yanımdan.. Başkalarının mutlulukları gözükmekte penceremden.. Yağmurda ağlamak gibi seni sevmek.. Sevdalar yağmur, gözyasları sevda olur sana.. Her hayal biraz daha umut, her umut gözyaşı.. Yağmur olan sevda kokan.. Yağmurda ağLamak gibi seni sevmek.. Ağladığımı kimse bilmez, sen farketmezsin.. Gözyaslarimi yağmur zannedersin… Ben kaçarken yağmurun büyüsünden.. Tutuldum sel sağnak,bir yağmur fırtınasına.. Yine Yeniden .. ıslandım.. Şimdi kapkaranlık bir kuyu.. Ait olduğum yerdeyim..Kendimleyim.. Dayadım sırtımı yüreğimin kapısına.. Sürgü vurdum üzerine.. Kimse girmesin içeri.. Islanmam artık.. Hadi sessizce git artık... Hala yaşıyorum.. Şaşıyorum.. Bakıyorum.. Anlatamıyorum.. Alıntı |
Bitmeye Başladın Sensizliğe alışmaya mı başlıyor yüreğim? yoksa sessizlikte seni aramıyor mu artık gözlerim? Yokluğunu yadırgamıyor mu benliğimin her bir hücresi? O halde sen bende bitmeye başladın. Telefonların ucunda duyduğun sesim azalmaya mı başladı? Her gün gördüğün yüzüm, aralıklarla mı karşına çıktı? Elin elime sadece başbaşayken mi değmeye başladı? O halde sen bende bitmeye başladın. Güne beraber başlayan yüreklerimiz uzaklara mı serpildi? Bir dakika bile ayrı geçmezken araya uzun günler mi girdi? Gelecek planları yapmalar bitip geçmişteki hatalar mı gündeme geldi? O halde sen bende ölmeye başladın... Betül Başar |
En Zayıf Halka Sana sevgimi anlattıkça uzak durdun benden. Ben “Aşk” dedikçe, sen “Dur” dedin. Oysa ben gerçekten seviyordum seni. Bu yüzden içimdeki aşk fırtınasını durdurmam mümkün değildi. Söylemeden duramazdım ki sevgi sözcüklerini….ANLAMADIN… Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle. Güleceksek birlikte, ağlayacaksak birlikte olmalıydı. Önümüze aşkımızın ışığını alıp bizim için aydınlattığı yolda hiçbir engele takılmadan inatla, cesurca, kokusuzca yürümeliydik. Ancak böyle yaşanırdı bir aşk çünkü. YAŞAMADIN… Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum. Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değil miydi? Yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları, duyguları yaşamak değil miydi aşk? Her türlü çatışmaya rağmen, bir küçücük gülümseyiş, bir sıcacık bakışla unutmak değil miydi bütün kızgınlıkları? UNUTMADIN… Ben seni kaybetme duygusunu taşırdım içimde. İncineceksin diye dokunmaya korkardım. Yokluğunu düşünmenin verdiği iç huzursuzluğuyla uykusuz geceler geçirirdim.sabaha kadar kırpmazdım gözlerimi de, sabah seni gördüğümde sanki saatlerdir uyuyormuşum gibi enerjiyle dolardım. Kıpır kıpır olurdu içim. Tarifi imkansız bir heyecan, bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana. SARILMADIN… Bir tohumdun sen yüreğime ektiğim. Kanımın deli akışıyla sulardım seni. Sevdamın ateşiyle ısıtırdım ayazda. Büyüyecek, bir filiz olacak, rengarenk çiçekler açacaktın. AÇMADIN… Tenlerimizin buluşması bir ayine benzerdi benim için. Sonsuzlukta kayboluştu. Bedenlerimizin aşkın içinde erimesiydi. Yaşadığıma, hele seninle yaşadığıma şükredişti. Her seferinde yeniden doğuştu. DOĞMADIN… Şimdi yorgun yüreğim…Bunca çabaya rağmen o mutluluk gülüşünü yüzünde göremediğim için yorgun. Cesaretsizliğinle, umursamazlığınla, aşka burun kıvırmanla yorgun. Bu yüzden daha fazla kaldıramayacak seni. Daha fazla yaşayamayacak bu umutsuz aşkı. Yüreğim seni bu aşkın en zayıf halkası seçti…Güle güle… Mehmet Coşkundeniz |
DOKUNMA YANARSIN Upuzun çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum Saçlarım rüzgara konuk..yüzüm dağlara dönük Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret Kıyasıya vuruşsun istiyorum! Koşmak.. koşmak istiyorum sevgilim Dönemezsem affet.. Firari gecelerin uzmanı olmuşum Bütün istasyonlarda afişim durur Beni bir çocuk bile bulur! Dokunma bana çıldırırsın Dokunma bana seninde ellerin tutuşur! Koşmak istiyorum Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların Manzarasızlıkların, parasızlıkların Allahsızlıkların kıyısından Kimseye ve hiçbirşeye değmeden Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum! Koşmak istiyorum Şiirimin ve yumruğumun namusuyla Kavgaya karışmadan, tutuklanmadan ve küfür etmeden Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum! Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun.. Saati ayrılığa krmuşum olmaz teslimiyet ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket! . Kurşunlara geleyim istiyorum Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim Sağ kalırsam affet Firari acıların uzmanı olmuşum Bütün telsizlerde adım okunur Beni bir korkak bile vurur! . Dokunma bana fişlenirsin Dokunma bana, sende yanarsın Y.Hayaloğlu |
Seni İstiyorum, Şimdi! Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil. Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru. Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için? Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene… Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün. Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni. Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik. Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye. Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi. Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum. Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum. Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için. Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi! Mehmet COŞKUNDENİZ |
Seni Seviyorum Dediğinde Gömdün beni yalnızlıklara Sensizliklere,serzenişlere... Senden kaçıp sana koştum ben Her terkedişinde Mahkum ettin beni bana Çaresizliklere,çaresizliğime... Seni sevdim de nefret ettim ben Seni ellerle gördüğümde Bıraktın kalbimi uçuk düşüncelerde Sevinçle, hüzünle... Güldüm sonrada ağladım Seni seviyorum dediğinde Yüreğimin derinliklerindeki çığlıklarla Haykırdım sana Delice,yüreklice Gel dedim sonra da git Başkalarıyla geldiğinde Seni sevmiyorum diye feryat ettim de fersizce Ama Aslında!!! Ben seni hala seviyorum Ben seni hala bekliyorum Yüreğim senin gittiğini bile bilmiyor ki Hadi.... Hadi dön artık!!! Ayşenur Yüksel |
Aşk Benim Yoldaşımdır Cemil akar gözde bu aşk Canım cananımdır Nereye dönersem Aşk benim yoldaşımdır İsteğimiz nefis değildir Dünya nefsine kanmayalım Kul bilmez nefsi körlemeyi Aşk benim yoldaşımdır Gerçek erenlerde gördüm aşkı Gülü koklamak gerekir Gül solmaz iken Aşk benim yoldaşımdır Bir söz söyleme bana Ben kendimde değilim Aşk manasına daldım ise Aşk benim yoldaşımdır Mustafa Cemil Dirier |
Yalanmışsın En büyük hatam senmişsin meğer En büyük yalanmışsın Değmezmiş uğruna çektiğim çileler Seninle geçirdiğim Mutlu sandığım o günler Herkesden gizlediğim en büyük yalanımmışsin meğer Uğruna harcadığım gençliğime acıyorum şimdi Uğruna harcadığım yıllara Boşuna yanmışım uğrunda Bitirdin sevgimizi bir yalan uğruna Bitmez sanmıştım oysa Bir ömür sürecek sanmıştım Sen en büyük aldanışım En büyük yalanımmışsın meğer... İbrahim Selçuk |
AYRILIGIN İLANI ~ Gidiyormusun diye sorma bana, Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, Nede daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim bende, Senin kadar endişeli. Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, Ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, Ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla, Bir tek sözün bağlardı beni sana, Oysa sen hep susmanın koynunda. Aşkın içine bir kez girdimi kuşku, Teslim alır bedenleride. Sütten çıkmış ak kaşık değildim, Ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza, Dünya ki bazen minicik bir odada, Bazen kentin ortasında şekillendi. Nasılda güzeldi.... Zaten sen varsın diye her şey güzeldi, Ama sen buna da inanmadın. Ah bu sorular.... Yaşamak varken sevdayı, Delice niye boğarız sularla? Nasıl ikna edebilirdim seni, Ben aşk dedikçe, Sen dur dedin. Ben seninleyim dedikçe, Sen hayır dedin. Zaten az konuşan sen, Olumsuz ne kadar sözcük varsa, Sen bulup çıkardın ortaya. Bense hiçbir şey diyemedim. Ne kadar zarar vermişim sana meğer, Nasıl değiştirmişim seni, Oysa hiç böyle düşünmemiştim, Kimseye zarar vermek istemezdim ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmekte istemem. Ama öyle oldu işte. Demek ki gitmenin zamanı şimdi. Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı, Aklında sevda sözlerimiz bile kalmaz, Rahat değildin, Rahat ol artık, Gözlerini saklaman içinde bir neden kalmadı artık. Tedirginliğininde sebebi kalktı ortadan. Biliyormusun bitanem! Gidişim yürekten değil, Zorunluluktan. Sanma ki bu toy sevdayı; Başka kimliklere taşırım. Sanma ki; Benden sakladığın gülüşlerini, Başka yüzlerde ararım. Senide götürürüm yüreğimde, Her zaman yokluğunu taşırım. Bulup, bulup kaybettim seni bebeğim, Ne yazık ki toz duman edemedim kuşkularını, Ne yazık ki kalamadın bana, Öpüçügümün kokusu kalacak, kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın Mehmet COŞKUNDENİZ |
Derin bir yalnızlıkta Gözlerim mehtaba dalıp gidiyor Sessizlik senin adını fısıldıyor Yoksun ya dahası yok.. Duru bir su gibi akıyor zaman İçine hapis olmuş bir mahkum gibi Oradan oraya oltalar atıp Yokluğunu içime sindiremiyorum.. Akşam olup kalınca yalnızlığımla Derin bir ürperti sarıyor bedenimi.. Üşüyor Kıpırdamıyor Uyuyamıyorum.. Yokluğunun varlığına alışamıyor bedenim.. Yağmur yağıyor dışarda İçimde sessiz bir fırtına İliklerime kadar ıslanıyor Yokluğunun labirentlerinde Çıkış yolları arayıp Kayıp oluyorum.. Gece ve bin yıldız üstümde Adını taktığım yıldız kayıyor Bir dilek tutuyorum Yokluğun varlığına düşsün diye.. Hayal ile gerçeği birbirine karıştırıyor Yaşananları anımsayıp Senli günleri Hayal edip Anlık bir mutluluğa kapılıyor Birden gerçeklerin çirkin yüzü Çıkınca karşıma Yokluğun kızgın bir deniz gibi Yutuyor bedenimi.. Boğuluyor Daralıyor Kayıp oluyorum.. Hüzünbaz şarkılar seni söylüyor Şiirler gözlerini anlatıyor Film karelerindeki yüzler sana benziyor Kitap kahramanları sen kokuyor Yokluğuna anlamlar yükleyip Çocuk gibi avutmaya çalışıyorum.. Bir rüya görüyorum İçinden geçiyorsun Mavi gibi temiz ve sonsuz Uzatıyorum ellerimi Havada asılı kalıyor Uyanıyorum Koyu bir karanlık.. Yoksun! Yoksun! Her gün yollarına bakıyor gözlerim Uzaklardan çıkıp geleceğini bekliyor Sana benzeyen her bedende heyecanlanıyorum.. Ama.. Hiç kimse sen olmuyor Hiç kimse sen olmayacak.. Gittin.. Geride Bir avuç hüzün Birkaç kırık cümle Yerine getirilmeyen sözler Dipsiz, derin bir kuyu Ve.. Yokluğuna yakılan ağıtlar kaldı.. Sustum! Sana anlatacaklarım bitti Lal ettim dilimi Öylece baktın Dinlemedin Anlamadın Sustun.. Döndün Gittin Bakmadın.. Kalemini kırdın bir aşkın Yokluğunun soğuk koynunda Bir başıma bıraktın.. Şimdilerde bana kalan sadece bir avuç hüzün.. Onu bari çok görme Olur mu ?.. |
Sen Vurdunda Ben Ölmedim mi? Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi Çölde su, mahpusa gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni Bitmez tükenmez engeller koydun Sense araya korkular koydun. Yasaklar koydun... Şimdi nerdesin diye sakın sorma Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim Sen çağırdın da ben gelmedim mi? Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara, Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara Sen varken Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına Otobüs duraklarına... Sen varken ayrılanlara ağlamazdım... Yıkılmazdım biten sevdaların ardından Gidenlere küsmezdim Kalanlara acımazdım... Masumdum, çocuklar gibi Böyle delirmezdim-küfretmezdim... Hele ölmeyi hiç düşünmezdim. Şimdi soruyorum sana Adı sevdaysa bu cehennemin Sen yaktın da ben yanmadım mı? Biliyorsun Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı Dağlara merdiven dayadım olmadı Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı Benden artık pes Bu aşkın biletini istediğin gibi kes Nasılsa gidiyorsun Biliyorum git... Ama ardında Ağlayan bir çift göz Paramparça bir yürek Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan Çek silahını-daya sırtıma Titrersem namerdim... Sen vurdun da ben ölmedim mi? Ahmet Selçuk İlkan |
BİLMEM Kİ Bilmemki Hangi Yol Sana Ulaşır Hangi Rüzgarlar Kokun Dolaşır Her Gece Gözümde Gözlerin Işır Aymisin Güneşmisin Bende Bilemedim ALLAH'a Dilenen Dilekler Gibi Cennette Dolanan Melekler Gibi Sevda Dağındaki Çiçekler Gibi Bir Ömür Kalayım Yamaçlarında Yüce Dag Başına Yağan Karlarca Seyrine Dolayım Senin Yıllarca Gönül Irmağında Coşan Sularca Bin Huzur Bulayım Akışlarında Kalbimin İçidir En Güzel Yerin Tutmasın Bir Başka Eli Ellerin Gözlerin Gözümde Bak Derin Derin Kaybolup Gideyim Bakışlarında!... Alıntı |
| Saat: 23:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık