![]() |
AŞK BAŞLAMADAN GÜZEL Aşk başlamadan güzel, Kalplerde heyecan Bakışlarda korku olduğu zaman güzel... Birbirimize sezdirmemek için çırpınış, Başkaları görmesin diye çabalayış, Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman... Aşk başlamadan güzel.... Ü.Y.Oğuzcan |
Yok Olma Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm ya, hiçbir güçlüğün beni, bırak yıkmayı, sendeletmeyeceğini bile düşünürdüm. Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden, hiçbir zaman tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma” diyeceksin, tasalanmayayım; ama, kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı dışında hiçbir şey göremiyorum. Nerede olduğunu bilmek ya da döneceğin umuduyla yaşamak da kandırmıyor beni. Her sabaha sensiz uyanmaktan, her günün sensiz geçmesinden korkuyorum artık. Bu yüzden uyanmak istemiyorum “uyuduğum uykuları”… Ve geceler… Ne yıldızları görüyorum ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum. Bildiğim bütün hasret şarkılarını art arda ekleyip söylüyorum. Sesimi kendim bile duymuyorum. Senden bir iz göreceğim diye sokaklara çıkmıyorum artık. Bu kentin her yerinde sen varsın biliyorum. Yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama ihtimalini düşünemiyorum bile. Bekleyeceğim seni. Zor olacak, çok zor olacak; ama, bekleyeceğim. Bu yarım yüreğin diğer yarısı, yani sen…Geleceksin değil mi? MEHMET COŞKUNDENİZ |
NE İÇİNDEYİM ZAMANIN http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif Ne içindeyim zamanın Ne de büsbütün dışında; Yekpare geniş bir anın Parçalanmış akışında, Bir garip rüya rengiyle Uyumuş gibi her şekil, Rüzgarda uçan tüy bile Benim kadar hafif değil. Başım sukutu öğüten Uçsuz, bucaksız değirmen; Içim muradıma ermiş Abasız, postsuz bir derviş; Koku bende bir sarmaşık Olmuş dünya sezmekteyim, Mavi, masmavi bir ışık Ortasında yüzmekteyim A.H.TANPINAR |
bir çığlıktır gecelerim.. Yalnızlığıma kement attım her gece Kimsesizliğime acır gecenin bekçileri Saatler bile düşman kesilir Zaman darılır vefasızlığına bir bir.. Umman olur dökülen damlalar Bir kumru konar pencereme Seni söyler gözlerini açtıkça.. Yağmur damlaları alır götürür uzaklara Uykularım kaçar ansızın, Keşkeler başlar yeniden.. Yıldızlar oklarını atar gecelere, Yeniden dönesin diye... Dönüp baktın mı maziye? Neler oldu yüreğime Viran evimin duvarı yıkık dökük kapıları Benim gecelerim feryattır sabaha Eksilmez kalbimden sensizlik Ararken düşerim kaldırımlara Bir kedinin miyavlaması, Unutturur vefasızlığı,şikayetleri.. Özlemdir gecelerim benim, Alıntı |
Bir Tek Seni Unutamam... Bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum. Üşüyorum. Ne kadar uzaksan bana o kadar soğuyor hava. Sen yoksa, sıcaklık hep mevsim normallerinin altında. Bu yüzden meteoroloji raporları umurumda bile değil. Kar mı yağıyor yoksa yağmur mu bana ne? Ben senin hasretinle sırılsıklamım zaten,daha ne kadar ıslanabilirim ki? Burada mısın değil misin belli değil. Bazen gidişlerin kahramanı oluyorsun, bazen sonsuz kalışların. Doyumsuz gecelerdesin kimi zaman, bazen de yalnız karanlıklardasın. Bitmek bilmez bir şarkısın ama ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyı söyleyemiyorsun? Neden susuyorsun? Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? Bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik. Kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan akıl hastanesine kapatmaları gerekirdi. Hem de iflah olmaz hastalar bölümüne… Yokluğuna alışmaktan korkuyorum,ne kadar kötü… Yokluğunu yürüyorum sokaklarda. Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. Hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. Hiçbir şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde, ölümün soğuk nefesini hissederek… Anlamlı olan bir şey yoktur onlar için.Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen ,bu bekleme işkencesi bitsin diye…Bu yokluk hissi öldürecek beni… Gelebilme ihtimalinse yüreğimdeki kuşları havalandırıyor,kanat seslerini duy. Gelmek iste bana. Bir görsem yüzünü,ah bir dokunsam sana… Göreceksin,sevdanın çiçek çiçek açtığını umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birden sardığını. Anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak. Ben o gönlü genişlerden değilim. Madem içimdesin, yüreğimde taşıyorum seni,o zaman yanımda da olmalısın. Sensiz yaşanmayacak bu aşk ötesi yok.. Şimdi yalnız geceleri seviyorum. Seni yıldızlarda buluyorum. Daha bir dayanılır oluyor sensizlik sancısı. Mümkünü yok çıkmayacaksın aklımdan, bu yüzden gece, el ayak çekilmişken, hiçbir ses yokken sen ve gece.. Zaman geçer,her şey unutulur, bir örtüyle kaplanır acılar ama… BİR TEK SENİ UNUTAMAM.. Mehmet Coşkundeniz |
hayal et... Bir sabah uyandığında hala rüyadasın Düşlediğin hayatın tam ortasındasın Ne güneşe hasret ne sevgiye muhtaçsın Hayal et arkadaş.. sadece hayal et Mutlusun yanında burdalar sevenlerin Bedeninden ruhundan giden herşeylerin Ve masumsun dünyaya geldiğin günki gibi Ve özelsin bir fidanın ilk açan yaprağı gibi Ne yüreğinde pranga ne de gözlerin yolda Acı yok dünyanda, lüzumun yok umuda Ne savaş ne ayrılık ne hasretin kederin Hayal et düşlediğin o güzel hayattasın.. Çek perdeleri gözüne güneş vurmasın Uyanma Rüyadasın! Alıntı |
Kavuşmanın Alfabesi Öylesine bir gündü, yeni değil de sanki geçmiş günlerden biriydi, öyle gibiydi... Kaç gece beklemiştim seni. Kaç gece koynuma hasretini alıp uyumuştum. Kaç gece yalnızlık sancısıyla kıvranıp durmuştum. Öyle acımasızdı ki geceler, gökteki yıldızlar yüreğime atılan birer taş gibi gelmişti bana. Yine de her şeye değerdi bekleyişim. Bütün yollar sana çıkıyordu ama ben asıl senin yolunun benimkiyle kesişmesini bekliyordum. Aylar geçmişti hep vardın ama bir tek o an yanımdaydın. Biraz yabancıydın bana, biraz da tanıdık. Şaşkındık, şaşkınlığımız çok fazla yansıyordu yüzümüze. Göz göze gelmek hiç bu kadar zor olmamıştı. Bir bakıştan bin anlam çıkarmak buna denirdi işte. Yüzümüzde birbirimize ait izler arıyorduk bakarken. Ne çok duymuştum sesini ama sanki sen ilk kez konuşuyordun. İlk kez söylediğin cümleler sahibiyle bütünleşiyordu. Düştükçe gülüşün yüzüne, sessiz olan her şey konuşmuştu içimde. Yine de sözler bir türlü çıkmıyordu ağzımdan. Oysa boynuna sarılıp "Sen aylardır beklenen, sen yıllardır özlenensin" demek istiyordum. Hava serin değildi ama ben titriyordum. Kelimeler hiç bu kadar zor olmamıştı bana. Ne zaman bir şey söylemeye kalksam, her seferinde bir şey oluyordu, sözcükler ağzımda donuyordu. Sıcaktın, dokunmasan da yansıtıyordun. Biraz önce titreyen ben artık terliyordum. Aşktı bu biliyordum ama bunu kendime bile itiraf edemiyordum. Farkında değildin belki, belki ben belli etmiyordum ama yıllardır koruduğum, yıllardır kimseye açmadığım topraklarımı çoktan teslim almıştın bile. Sınırlarımdan içeri girmiştin bir kere. Yüreğimin en gizli, en kuytu köşelerinde sen vardın artık. İtirazsızdım, belli ki mutluydum. Belli ki beni şaşırtan mutluluğun ta kendisiydi. Harfleri tükenmez bir kavuşmanın alfabesindeydim. Ve ben okumayı sanki yeniden öğreniyordum. Şimdi bu sevdayı bana yaşattığın için kendimi şanslı hissediyorum. "Ya sen olmasaydın" diye düşünmüyorum çünkü sen varsın. Çünkü sen içimdesin. Çünkü sen benim hayat kaynağımsın. Biliyor musun, çölde bulabildiğim bir avuç su olsan, bitmeyesin diye içmem seni. Nerede olursan ol benimle kal. Ben, bu yürek attığı sürece seninleyim... Mehmet Coşkundeniz |
Gül Kokulum Sen benim yaşama sevincimsin biliyormusun Tutunacak dalım yürüyen ayaklarımsın Sen benim her zaman yanımdaki gülümsün Sensiz yaşayamamki ben gül kokulum Seni nekadar sevdigimi mısralarla anlatamam Sen benim arkadaşım yoldaşım tek sevdiğimsin Bu çileli yoda benimle yürüyen tek sensin Bırakma tut ellerimden gül kokulum Sen yaşanıtımın devamı sıcak yuvamın sultanı Sen bu gonca güllerin yetiştiren bir anasın Sen bizlerin yaşama sevinci tutunacak dalısın Sen benim gül kokulumsun gül kokulum Seyhan Akdeniz |
BÖYLE SEVDİM SENİ Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle. Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin. Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı. Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin. Sevdim işte ötesi yok Mehmet Coşkundeniz |
Ben Ölümsüz Sevdaların Tutkunuyum Cann... Ben ölümsüz sevdaların tutkunuyum cann Ben o sevda karası gözlerinin tutuklusuyum Ben sevgisiz kalınca solan aşk gülüyüm Bu kadarcık sevgiyle solup giderim cann Ben sonsuza akan bir aşk nehriyim Karanlığı delerek ilerleyen Tarık yıldızıyım Belki bu alemde kimsesiz bir yabancıyım Bu kadarcık sevgiyle ölüp giderim cann.. Ben aşk ummanının eşsiz incisiyim Pahasız bir zümrüt yüzüğün kaşıyım Cennet-i irem bağının tuba ağacıyım Bu kadarcık sevgiyle solup giderim cann... Ben sonsuzluğun nefhasını alan Hak dostuyum Ben cananın kokusunu serde duyan can özüyüm Ben şiirlere hayat veren ilham kaynağıyım Bu kadarcık sevgiyle sönüp giderim cann... Ben,sevdanla coşan aşk ummanıyım Gönül sahiline her an vuran aşk dalgasıyım Seher vakitlerinde ılgıt ılgıt esen sevda rüzgarıyım Bu kadarcık sevgiyle esip geçerim hayatından cann.. Ben şiirlere duygu veren ilham perisiyim Ben bestelere gül deren güfte yazarıyım Ben şarkılara nağme olan aşk nefesiyim Bu kadarcık sevgiyle çekip giderim hayatından cann.. Nihat Gülle |
Avuçlarımda Sessizlik... kırdım yüregimde ki, bütün aynaları... anlatamıyorum. içimdeki girdapları, ''öylece'' kalakalıyorum kendimle , başbaşa.... çaresiz.... sıkışmış yüregim, aynaların kırılan parçalarına... alamıyorum... her almaya çalıştıgımda, ellerim kanıyor... şimdi ise; gözlerimden akan yaşlarımı sildim.... avuçlarımda sen... Zeynep Kaymaz |
Seni hiçbir zaman göremesem de Ellerimiz asla kavuşmayacak olsa da Mavi gözlerinin içine bakamasam da O gül yüzünü sevip okşayamasam da Dudaklarından aşk buseleri alamasam da Gecelerimde tenin sıcaklığını hissedemesem de Her sabah uyanışımda seni yanımda bulamasam da Sensiz geçen her anım yüreğimi kanatıyor olsa da Sensiz bir hayat bana zindan olup işkenceye dönüşse de Yinede her şeye rağmen ben seni o kadar çok seviyorum ki Bir kere kaptırmışım kendimi sana olan sevdamın rüzgarına Yelken açmışım sevda denizine doğru… Ben seni böyle sevdayla severken,söyle bana nasıl unutabilirim Seni… Unutmak unutulmak bu kadar kolay bir şey mi ki AŞKIM mustafa ata |
Yaşayınca Anladım Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş... Can YüceL |
Aşka Yakışan Suskunluk... bakıp da duvardaki sayılardan vuslatlar umardı gözlerim uçlarında beklenmeye değer ertelenmişlikler taşırdı akrep ve yelkovan içimde dönen iki keskin bıçağa dönüşmeden önce bilinmezliğin doğurgan boşluğuna uzandıkça kolları zamanın suskunluğun yüzümdeki şehri yıkayan sağanak yağmurlar gibiy.ken gözlerinden od düşmüş can olur taşıdığım bıçağa direnen dudaklarınsa yargılanmadan ödediğim cezamın onay mührü ve suskunluğun bir cümle gibi başlayan hayatımın noktası olur ey ahraz sevdamın dili bütün masal kahramanları gibi bir gün ve kendi masalımın kahramanı olarak bugün hiç bir iz bırakmadan yaşadığıma dair gitmeli(mi) yim oysa bilmelisin ki hiç yakışmadı böylesi ayrılık dediğin aşka yakışır olmalı ve denk olmalı ölüme... Cafer Petek |
Aşkına Üşüyorum Yar... Sıradışı bir yaşamdı seni sevmekle başlayan. Gözleri acıyandık bakarken uzaklara. Bir varmış bir yokmuşla başlayan bir masalın kahramanlarıydık. Belki asırlar sonra Leyla ile Mecnun’un yitik ruhlarıydı vücutlarımızda can bulan. Duymadığımda seslenmediğinde kulaklarımdaki çığlıktı ölüm. Ve biz sonunda sobeledik ölümü en tatlı haliyle.. Çengelli iğnenin ucuna asanlardık yüreklerimizi. Ve kan damlarken sevdayı yudum yudum içenlerdik. Boşverenlerdik herşeye, sevdanın yeni şekline bürünenlerdik. Yasaktın bana, yasaktım sana... Sona ermiş görünen ama asla son olduğu bilinemeyen bir olguydu yaşayamadıklarımız. Sen vardın ben ise yokluktum... Adımız aşktı bizim, adımız hüzündü. Kimsenin anlayamayacağı, bir paranteze sıkışmış kalan, noktalama işaretlerinin artık hükümsüz olduğu bir sevdaydı adımız. Şizofrenliğimin aykırılığı kadar aykırıydı sevdamız... Oynadığımız körebe oyununda ebe olanlardık, bir türlü sobeleyemediğimiz geleceğimizle. Bakışlarla konuşanlardık, ukala ses dalgalarının inadına. Yüreklerimizle görenlerdik, gören gözlerin aksine. Ve biz kelimelerle sevenlerdik tensel yakınlığı göz ardı ederek... Ne çok sevdin beni, ne çok sevdim seni. Ne olduğunu anlamadan açılan sevda parantezimiz, yine ne olduğunu anlamadan kapandı. Üç noktalarla devam etmek istedikçe, inadına tek nokta oluyor artık cümlelerimizin sonları. Devrik hayatlarımız gibiydi cümlelerimiz de, düz bir hayattı oysa istediğimiz. Belki de devrikliğiydi cümlelerimizin, hayatımızı anlamsızlaştıran. Gittiğinde, kal diyemeyendim, iki damla gözyaşını saklayandım, senin için gecelere. Gittiğimde kal diyemeyendin yaptığın en zor seçimle... Aşkına üşüyorum yar, sessizce, şizofrence... 'Seni sevmek sevgili, seni özgür bırakmaya razı olmaktı...' Sema Şener |
Yağmur ve Sen Başka bir yerde uyandım bu sabah, Farkedemedim nerede olduğumu. Ya boyaları dökülmüş, ancak sokakçıların yattığı Bir arka sokak duvarıydı, Ya da bir gecelik taştan döşek, Karanlık mezralarında İstanbul'un... Nişantaşı'na indim yine, yağmur yağıyordu; Ve sen yoktun yanımda, bir de hislerim. Sen nereden bileceksin ki yağmurun her damlasını yüzünde hissetmeyi, Gözyaşlarının aslında yağmurla kardeş olduğunu? Bir ben biliyordum bunu, Bir de her zaman el ele dolaştığımız park. Nişantaşı sonsuz sessiz bir örtü altındaydı adeta; Ama ben hissedemedim, Ne yağmuru, ne yalnızlığımı. Bir seni istiyordum oysa... Sonra seni gördüm, Gelip her zamanki banka, yanıma bir gül bıraktın. Yüzünden süzülen yaşları görüp hissedemedim Ne seni, ne de o kırmızı gülü, yağmurda... Ah, sevdiğim, Sen nereden bileceksin ki sonunda intikamımı alabildiğimi, Yağmurun sonsuzluk olduğunu? Sonunda başardım sevgilim; Ama sen nereden bileceksin ki Dün gece senin için ölebildiğimi... |
Umutsuz Bir Şarkı Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden. Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak. Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi. Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş! Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları. Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin. Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar. Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları. Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi. Deniz gibi, zaman gibi sende battı her şey! Saldırı ve öpüşün mutlu saatiydi o. Deniz feneri gibi parıldayan o esrime saati. Uçuş korkusu, kör dalgıç öfkesi, çalkantılı esrikliği aşkın, sende battı her şey! Kanatlandı, yaralandı ruhum pusun çocukluğunda. Kayıp keşif, sende battı her şey! Sarıp sarmaladın acıyı, tutunuyorsun arzuya, kendinden geçmişsin üzüntüyle, sende battı her şey! İttim gölge duvarını geriye, arzu ve eylemin ötesine, yürüdüm gittim. Ah, ten, benim tenim, sevip yitirdiğim kadın, seni çağırıyorum yaslı saatte, sana adıyorum şarkımı. İçine aldın sonsuz sevecenliği bir fanus gibi ve tuz buz etti seni sonsuz unutuluş. Oradaydı adaların kara yalnızlığı, orada sevda kadını, sardı kolların beni. Susuzluk ve açlık vardı, meyveydin sen. Acı ve yıkıntı vardı, mucizeydin sen. Ah kadın, bilmem nasıl erittin beni ruhumun toprağında, kollarının arasında! Ne korkunç ve ne kısa oldu sana olan tutkum! Ne zorlu ve ne esrik, ne gergin ve ne aç. Öpücükler mezarlığı, sönmedi hâlâ yangını mezarlarının yanar hâlâ kuşların gagaladığı verimli dalların. Ey ısırılmış ağız, ey öpülmüş organlar, ey aç dişler, ey sarmalanan bedenler. Ey umut ve çabanın çılgın bağlanışı, içinde kaynaşıp umutsuzlandığımız. Ve sevecenlik, su ve toz kadar hafif, başlar sözcük belli belirsiz dudaklar arasında. Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğum ve orada yıkıldı özlemim, sende battı her şey! Ey yıkıntı uçurumu, içine düştü her şey, çekmediğin hangi üzüntü kaldı, hangi dalgalar kaldı seni yutmayan. Yine de seslendin, şarkı söyledin dalgalardan dalgalara. Dikilip bir gemici gibi pruvasında geminin. Çiçek açarsın şarkılarla hâlâ, hâlâ kırılırsın akıntılarda. Ey yıkıntı uçurumu, açık ve acı kuyu. Solgun kör dalgıç, derinliklerin bahtsızı, kayıp kaşif, sende battı her şey! Ayrılık saati bu, hoyrat, bu gibi saat. Gecenin tüm zaman çizelgelerine işaretlendiği an. Sarar kıyıyı hışırdayan kuşağı denizin. Yükselir soğuk yıldızlar, göç eder kara kuşlar. Terk edilmiş, günbatımındaki rıhtımlar gibi. Titrek bir gölge kaldı ellerimde oynaşan. Ah, her şeyden uzak. Her şeyden uzak. Ayrılık saati bu. Ey terk edilmiş. Alıntı |
Sevdanı Sevdama Katayım.. istersen bir şiir olsun istersen bir türkü yakayım bugün sana biraz gönlümü açayım gül gariptir yalnız, bülbülde gülsüz olunca gel ben sana garipliği değil sevdamı anlatayım getir tenini tenime sarayım bir şiir olsun yüreğim sana bugün istersen yüreğimi sana bir türkü gibi yakayım gel sana sevdamı anlatayım gel getir sevdanı sevdama katayım istersen bir dere olup aksın istersen bir çayır olup uzansın bugün seni içimdeki cennete alayım badeler kurudur dudaksız, dudaklarda aşksız gel ben sana içimdeki goncaları koklatayım getir ruhunu ruhuma sarayım bir dere olsun yüreğim sana bugün istersen yüreğimi sana bir pınar gibi çağlatayım gel sana sevdamı anlatayım gel getir sevdanı sevdama katayım Alıntı |
YÜREĞİMİN YARISI Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm ya, hiçbir güçlüğün beni, bırak yıkmayı, sendeletmeyeceğini bile düşünürdüm. Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden, hiçbir zaman tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma” diyeceksin, tasalanmayayım; ama, kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı dışında hiçbir şey göremiyorum. Nerede olduğunu bilmek ya da döneceğin umuduyla yaşamak da kandırmıyor beni. Her sabaha sensiz uyanmaktan, her günün sensiz geçmesinden korkuyorum artık. Bu yüzden uyanmak istemiyorum “uyuduğum uykuları”… Ve geceler… Ne yıldızları görüyorum ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum. Bildiğim bütün hasret şarkılarını art arda ekleyip söylüyorum. Sesimi kendim bile duymuyorum. Senden bir iz göreceğim diye sokaklara çıkmıyorum artık. Bu kentin her yerinde sen varsın biliyorum. Yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama ihtimalini düşünemiyorum bile. Bekleyeceğim seni. Zor olacak, çok zor olacak; ama, bekleyeceğim. Bu yarım yüreğin diğer yarısı, yani sen…Geleceksin değil mi? Mehmet Coşkundeniz |
SU GİBİ Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Yanginlarima sular yagdirdin Damla damla söndüm serinledim 10′ar 10′ar saydigim kayip yillarimi onardin Saat saat bulundugum mechulden gün yüzüne çiktim Günler gördüm yüzünde Gönlümün kapilarini sana açtim Çalmadan gir içeri diye Adiyorum sana Onca kirik asktan sonra arta kalanimi Temize çekiyorum sende bütün yalanlarimi Senin asktaki kandirini bilmek için Önce kadersiz asklardan geçmeli insan Eksiltip yoran bütün ayriliklar Kavusmalara giden yollara çikar Vefai mozada gülmeyi gülhanede unuttugum Garip bi zamanda çika geldin Hosgeldin yitirilmis sevgililer köyü cografyama Hosgeldin bir daha seversem namerdim sokagina Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Bitti dedigim yerden basliyorsun Dindi artik dedigim yerden oluk oluk kaniyorsun Beni en iyi sen taniyor Sen anliyorsun Ne hos geliyor ne hos gülüyorsun En güzel renkleri komsu kizlarin Gözlerinde gördügüm Solgun sari bir zamanda çika geldin Hangi yollardan ugradin duragima Hosgeldin yitirilmis sevgililer cografyama Hosgeldin bir daha seversem namerdim sokagima Aglamak yalan su gibi bahtin olsun Aglamak yalan su gibi bahtin olsun Ben sensiz yapamam dünyaya ahtim olsun Ben sensiz yapamam dünyaya ahtim olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun Alıntı |
Göz Göze Dün yine gördüm onlari, hani beni bir kasirga gibi alip, bir diyardan bir diyara ucururdular. Hani gönlüm sanki bir tüy gibi hafif, sanki bir serce misali ucup gidecek gibi olurdu. Hani nerdeler? Hani? Arar benimkiler onlari, arar, ararda kudurur, bir ac aslan gibi yerinde duramaz, duramazda öfkesinden kükreyip durur. Dün yine gördüm onlari, hani göz yaslarimi, bir meltem misali gibi alip ucururdular. Arar, arar benmkiler onlari, Ararda dikenden baska bir sey görmezler. Avunurlar benimkiler, buldum diye onlar gibisini. ama avunurlar sadece. Gül sanirdim ben onlari, onlariki, ben göz yaslarimla sulardim, onlariki, gönlüme mezken etmistim, onlariki, topragini, gönlümden cikarip koymustum. Evet, arar benimkiler onlari, arar, ararda kan damlatir, bir yarali arslan misaliki yerinde debresir durur. Dün yine gördüm onlari. Gönlüm bir volkan gibi patladi, bir baraj gibi dolup tasti, bir kasirga gibi divane olup döndü Evet, simdi arar benimkiler onlari, arar, ararda yarali bir kus gibi cirpinir durur, Evet dün gördüler SENINKILER benimkini, gördüler icinde yanan alevin söndügünü, gördüler seninkilerini unuttugunu, gördüler o yarali aslanin kaninin kurudugunu, gördüler o kasirganin dindigini, gördülerde avunanlarin kendileri oldugunu, gördülerde, o mezkenin simdi bombos oldugunu, anladilar, evet anladilar da, simdi yanan onlar oldugunu, unutulan onlar oldugunu,kanayan onlar oldugunu, kasirganin simdi kendilerinde estigini, anladilar anladilarki gözlerimden, BEN yoluma.... SEN yoluna..... Emrah Nazik |
BİR DİLEK TUTTUM yıldızsız gecelerden bırı daha ay artık terketmek uzere geceyıı ve ben yıne yatagımda yıne gokyuzuyle başbaşaa sokakların o sessızlıgınde kayboluyorum... gozlerım cok uzaklarda aklımda ise tek şey var gözlerrin uzattım elerımı o karanlıkta sana ;ama gormedın sen karanlıgımı aydınlık etmedınn ben geldım sana, o sonu olmayan sokaklarda ama sen gelemedın o sokagın sonuna... ben bir dilek tuttum dün gece ve yine ikimiz vardık o dilekte.. belki o yıldız hiç kaymıcak... ama bn yinede bir dilek tuttum ve ikimiz vardık o dilekte Alıntı |
SENI SEVMEK YETMEZ... Agliyor mu gözlerin Sarilasi bedenin mi titreyen.. Sus konusma… Yüregi deniz kadin Biliyorum… Haykirdin sevdani daglara Kostun yalin ayak, karanliklarda Ellerinde bir avuç umuttu sözlerim Çiçek diye taktin saçlarina Geceleri sabah ettin.. Kan damlarken yüreginden Kan terler bosanirken teninden Yinede sustun canimin içi Bir kelime düsmedi dudaklarina Kaç kez düstün yerlere Bakmadin yol yaban mi Kanayan dizlerine umarsiz Aciyla dalga geçerek Yüzünde gülücükler açarak Yine kostun kollarima Simdi agliyorsan Acini serbet diye içiyorsan Ve o kocaman yürekle Hala beni böyle seviyorsan Seni sevmek yetmez gülüm Ayaklarina kapanmam Ellerini öpmem lazim Bin kere gelsem su dünyaya Yine arayip,seni bulmam lazim |
Sevdam sakın siz solmayın güllerim ömrüm yetikçe sizi beslerim ben bir vefasız değilim güzelim gelmesende yine yolunu beklerim işveli sözler demeyi bilmem senin yüzüne yalandan gülmem yürekten severim yalanı sevmem aşkından ölsemde yine beklerim yeminler etmiştik ayrılık yok diye ne oldu ayrıldık bilmemki niye ne oldu o yüce sevgiye sen gelmesende yine seni beklerim koy acıyla hüsranla geçsin günlerim karalı yazılsın mezar taşıma kaderim sonu ölüm olsa da yine severim ömer derki ölene kadar seni beklerim Ömer Yaman |
Mutluluk Mutluluk nerede, Kırmızı gülün yaprağında mı? Bir bebeğin pembe, yumuk avuçlarında, Dönme dolabın en üstteki salıncağında, Yoksa hala Kaf Dağının ardında mı? Mutluluk öyle yakınında ki... Gel gözlerime bak! Uzat ellerini bana, Dokun parmak uçlarınla nabzıma, Adını heceleyen ritmi duyumsa... Ben mutluluk nedir biliyorum, Yokları var ediyor, Çaresizliklerden mutluluk süzüp, Sevgimle süsleyip veriyorum sana... Alsana! ! ! Tülin Aksoy |
Sevdan Gizli Yüreğimde Uzatsam sana ellerimi Açsam sana gönlümü Gözlerinin içine bakıp Yüreğimin derinliklerinden Çıkıp gelen o iki kelimeyi Söylesem, SENİ SEVİYORUM… Tutar mısın ellerimi Alı versem ellerini Avuçlarımın arasına İnci gibi parıldayan Gözlerine bakıp Sevgi dolu o güzel kalbinde Küçücük de olsa bir yerde Bana var mı desem Evet der misin… O kadar çok isterdim ki Sana olan sevda mı Bütün dünyaya haykırıp Seviyorum onu demeyi Yapamam ki bunları İtiraf edemem ki Sana olan gizli SEVDAMI.. Öyle çok korkuyorum ki Seni kaybetmekten Bunun içinde susuyorum Arkadaş … Gömüyorum sensizliğin acısıyla Yanıp tutuşan yüreğime… Yıllar geçse de Saçlarıma aklar düşse de Sana olan bitmeyen sevdamı… Gömüyorum kalbime Ben sana orda hayat verdim Benimle birlikte yaşayacaksın Be arkadaş…. Mustafa Ata |
YANIYOR YÜREĞİM.. Hasretleri Düşüyor Hiç Yaşanmamış Olan Sevdanın... Hüzünleri Siyah Bir Bulut Gibi Kaplıyor Seçilip Yok Olmaya Yüz Tutan Umutların... Söylenmiyor Söylenemiyor Çünkü Biliniyor O Olmazsa Bu Olur Diye Seçenek Yok Bunda, Sevda Bu... Yalan Sözlerden Korkuluyor……… Bir Gurur Uğruna Giden Bir Sevda Olmasın Diye Bu... Hala Olmaz Diyorsun Bu Sevdaya Hep Yalanla Doğru Karışmıştır Birbirine Zaten Ne Yalanlar Var Her Gün Söylenen Ne Doğrular Var Bir Kez Bile Söylenemeyen... Bu Benim Hayalim, Senin Suçun Yok; Sen De İstersen Kendi Hayaline Dal... Bu Benim Acım, Senin Hatan Yok; Sen Hiçbir Acıya Dokunmadan Kal! Şimdi Satır Satır Hüzün Yağıyor Yıldırımlar Düşüyor Ve Yakıyor Düştüğü Yerleri Fısıldanan, Sessiz Haykırışlar Var Yanan Yerler Acıyor Kimse Hissetmiyor Acıyı, Duymuyor Sesleri……….. Sesiz Özlem Dolu Bir Günde Yine Sözlerim Satırlara Düşüyor… Alıntı |
..SES YANKI YAPMAZSA SES OLMAZ. EY sevgili sanadır bu son sitemim Sanadır dökülen son harflerim Birleşince aşk olan kelimelerim Artık birleşmeyecek Sana yazmayacağım Her cümlem senle başlar Şiirlerim sana seslenirdi Her kelimemde sitem olsada Şiir senin sevginle biterdi İmza yerine bin buhse vardı içinde Ama artık yazmayacağım Aldırmayan gönül sesenlenmenin anlamıyok Sesim kısıldı artık kelimeler şiirdede tükendi İsyanımın sebebi artık yok İsyanım tükendi artık göz yaşına belendi Ben istedim ki koskaca duy |
HÜZÜNLERE KARIŞIYOR YÜREĞİM.. Benim sözlerim,senin gözlerin Karışıp gider bir sonbahar hüznüyle. Bak ellerim titriyor,gözlerim ağlıyor Karışıp gidiyorum bir sonbahar hüznüyle. Kalemler seni yazıyor,şarkılar seni söylüyor Karışıp gidiyorsun bir sonbahar hüznüyle. Sırtlarımız dönük,yüreklerimiz buruk Karışıp gidiyoruz bir sonbahar hüznüyle. Şairler bize yazıyor,yağmurlar bize ağlıyor Karışıp gidiyoruz bir sonbahar hüznüyle. Çığlıklar bize susuyor,sesimiz kesiliyor Ve... Karışıp gidiyoruz bir Sonbahar hüznüne Alıntı |
Bir sen değişmedin şu yüreğimde Yıllar gelip geçti zaman değişti Bir sen değişmedin şu yüreğimde Dağlara kar düştü duman değişti Bir sen değişmedin sevdiğim bende Ovalar nehirler düzler değişti Baharlar rüzgarlar güzler değişti İnsanlar nesiller yüzler değişti Bir sen değişmedin şu yüreğimde Sen hala içimde incecik sancı Biricik sevdiğim başımın tacı Sevenler eskidi herkes yabancı Bir sen eskimedin şu yüreğimde Mevsimler takvimler yıllar eskidi Resimler kavimler kullar eskidi Gelenler gidenler yollar eskidi Bir sen eskimedin sevdiğim bende Şaşsada yollarım kesilsede hız Gözlerin gönlümde sönmeyen yıldız Hala yavuklumsun o nazenin kız Bir sen değişmedin şu yüreğimde Kurallar töreler bazlar değişti Sevdalar sevgiler hazlar değişti Kadınlar gelinler kızlar değişti Bir sen değişmedin şu yeryüzünde Eserken başımda kavak yelleri Bağlanmıştı gönlüm öyle serseri Sen hala sevecen nazlı cilveli Hiç mi değişmedin sevdiğim bende Bakışlar işmarlar gözler değişti Şarkılar duygular sözler değişti Saçlara ak düştü yüzler değişti Bir sen değişmedin sevdiğim bende Şehirler sokaklar evler değişti Bahçeler tarlalar köyler değişti Ağalar köleler beyler değişti Bir sen değişmedin şu yeryüzünde Can sevdigim yıllar ne çabuk geçti Avurtlarım çöktü şeklim değişti Doldu vadem ölüm çağım erışti Bir sen değişmedin durursun öyle Alıntı |
Aydınlık Hiçbir vakit tam karanlık değil gece Kendimde denemişim ben Kulak ver dinle Her acının sonunda Açık bir pencere vardır. Aydınlık bir pencere Hayal edilecek bir şey vardır Yerine getirilecek istek Doyurulacak açlık Cömert bir yürek Uzanmış açık bir el Canlı canli bakan gözler vardır Bir yaşam vardır yaşam Bölüşülmeye hazır Paul Eluard |
http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif http://img397.imageshack.us/img397/8132/seniseviyorum12ognt0.gif Seni böyle sevmeseydim Aramazdım yar Bana bunca dert çektirdin Katlanmazdım yar http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif Aramazdım yar inan ki aramazdım yar Gururumu dizlerinde bırakmazdım yar Aramazdım yar inan ki aramazdım yar Sarılıpta sensizliğe ağlamazdım yar..... http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif Dün gece rüyamda hep seni gördüm Şiirler şarkınla dans ediyordu Seninle ne güzel hayaller kurdum Gözlerin, gözlerin ne tatlı gülümsüyordu..... http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif Gördüğüm herşeyi hep hayra yordum Umutlar gerçekle raks ediyordu Simsiyah duvarların önünde durdum Gözlerin, gözlerin ne güzel gülümsüyordu..... http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif Sende böyle benim kadar sevemezmiydin Güllerdeki şebnemleri silemezmiydin Gelemezmeydin sevdiğim gelemezmiydin Ömründen bir tek gün veremezmiydin..... http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif Ansızın uyandım yanımda yoktun İçimde ordular savaşıyordu Aklıma olmadık düşünce soktun Gözlerin ne güzel gülümsüyordu..... http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif Gelemezmeydin sevdiğim gelemezmiydin Ömründen bir tek gün veremezmiydin..... Şebnem Kısaparmak |
böyle Olmamalıydı böyle olmamalıydı can böyle olmamalıydı deli kısrak vahşiliginde koşup giderken zaman bir ***** el tutup yelesinden kalbime kazık saplar gibi birden ya da mil çeker gibi gözlerime ihanetin sisli aynasından şavkını saçmamalıydı birden... böyle olmamalıydı can böyle olmamalıydı efil efil eserken rüzgar dalda yaprak yuvada kuş ve çocuklar mutluyken beşiklerinde bülbüle inat açarken gonca mevsimler hepten baharken bir el tutup yakasından hazanın sinsi uçuslarında yarasaların yeniden sorgular gibi hatıraları ya da yeniden yazar gibi tarihini müebbed hapse mahkum bahtımın bahçeme atmamalydı.. böyle olmamalıydı can böyle olmamalıydı bir mızrak ihanetindeki kalemin sararan sayfalarıma kan damlar gibi birden UNUTTUM diye yazmamalıydı.. böyle olmamalıydı can böyle olmamalıydı... Mehmet Taş |
Yasak Düş(tüm) her şey bir garip bugün sen garip ben garip kafesteki kuş,sofradaki aş garip birşeyler var yolunda olmayan biliyorum ama neee..? sen mutlu ben umutlu ama birşeyler var bir korku var yüreğimde ılık esen bu rüzgar içimi donduruyor bir sessizlik var ikimizdede fırtına öncesi gibi umutluyum ama huzurlu değil bugün yada yarın birşeyler olacak biliyorum ve ayrılık gelecek gel yanıma uzan diyorsun oysa ben yanına ölmek istercesine kalmak istiyorum saçında bir tel yüzünde bir ben ve kendimde bir sen olmak istercesine ölmek istiyorum mutlu bir ölüm yok derdi şaiir şu anda ölmek yani ellerim sarılmışken bedenine ve yüzün göğsümde uzanmışken sen saclarını koklayarak ve o can alıcı gözlerine bakarak ölmek mutlu bir ölüm varmış be şaiir demek istiyorum. sen dışında ben içimde tir tir titriyoruz. ürkek bir güvercin edası var titreyişinde sende yasağa batmış bir düşün korkusu.. bende beş yaşındaki bir çocuğun, annesinin terkine uğrama korkusunun titrekliği.... |
Sevgili Akşam oldu düşünüyorum sensiz geceyi Bilmiyorum sensiz sabah olurmu diye Bekliyorum geleceksin gözüm yollarda Unutma bu seni seveni be sevgili Ne zormuş sevip ayrılmak ah ne acı Gönül hastalanmış yokki bunun ilacı Adını bile unutamadım güzelim Gel de gelde sen unut sevgilim Hayat çok acımazsız çok acı Sevmek güzel ayrılmak dahada acı Bu gönül sana hasta ve sevdalı Unutmak kolaysa gelde sen unut Seyhan Akdeniz |
Dur Gitme Veda vakti geldiğinde, Dur gitme , gitmemelisin dedi. Gözleri kalbimi mühürledi. Kapılar dışa ne kadarda kolay kapandı. Bir sözü hayatımı değiştirdi Yürek yakan bir acı sol yanımda, Aklıma, ömrümün gölgesi düştüğünde. Sesi kulaklarımda bir name sanki, Hiç bitmesin istiyorum. Doğru aşkı bulduğunu düşündüğünde, Silkelenmen gerekiyor bağlanmak için. Kaybetmekten korkuyorum. Amansız bir hastalık gibi sarsın tüm hücrelerimi. Sensiz yapamam desin , benim yüreğim hazır buna. Onsuz olmasın, dursun dönmesin dünya. Yunus Özkan |
SENSİZLİK En acı yalnızlık, senin verdiğin yalnızlık oluyor.sen yokken birşey düğümleniyor boğazıma,yutkunamıyorum.nefes alamıyorum,sıkışıyor kalbim.bulunduğum yerde yığılıp kalacakmışım ve birdaha hiç kalkamayacakmışım gibi geliyor bana. Oysa senden öncede yalnız kaldı bu yürek.gidenlerin bıraktığı tortuyu taşımayı bildi.bir tek sen böyle çaresiz bırakıyorsun beni.bir tek sen yokluğunla beni ölüme taşıyorsun. Ama elini uzattığında değişiyor herşey. Yokluğunun dilimde bıraktığıo acı tat, kalbimdeki o ağrı,yüzümdeki o üzgün tavır kayboluyor. yüreğim deli bir ırmak gibi çağlamaya başlıyor.hiç bitmeyene bir çoşkunun içinde buluyorum kendimi. bakşa hiç bir duygu sana yakın olmanın,seninle olmanın verdiği hazzı vermiyor bana. Gördüğümde seni titriyorum.bir yaprak gibi sallanmaya başlıyorum.saklayamıyoum güşülerimi.sevinç duygusu yüzümden bütün hücrelerime yayılıyor."ne güzel" diyorum.."yaşamak ne güzel"... Gerçektende öyle... seninleyken hiçbirşeyden korkmuyorum.her zorluğu yenebilecek gücü sen veriyorsun bana...yetersiz kalıyorum,bu aşkı anlatacak kelime bulamıyorum. Yaptığım herşeyde,gittiğim heryerde sen de oluyorsun.... yinede seni sana şikayet etmekten başka çarem yok. zamansız gidişlerin felç ediyor ben,yapma... böylesine severken seni,yokluğunun acısına dayanmak kolay olmuyor.hani sen varken tıkır tıkır işleyen zaman, yokluğunda duruyor.ne geceler geçiyor, ne gündüz.... ne içtiğim suyun tadı var,ne yediğim yemeğin. Sitemimdir,doğru. Yokluğunun bu kadar dayanılmaz olduğunu söylemeyip de saklasam kime faydası olacak? Bunu anlatabilirmiyim ki sana ? Gitme yar, sensizliğin o korkunç girdabında tek başıma bırakma beni.seni yaşamak istiyorum, seni ve senden başka kimse kandırmayacak beni... Mehmet Coşkundeniz |
Masal Bir varmış bir yokmuş dediler, Beni senli bir masalın içine ittiler. Kaf Dağı'nın tam tepesine tırmandım, En kuytu,bilinmez köşelerde saklandım, Kara Orman'da nefret cadılarıyla savaştım, Yendim hepsini,dipsiz uçurumlardan attım. Ağlaması ile iyileştiren Anka Kuşu ile dost oldum, Srtına atlayıp,sevda kanatlarıyla sana uçtum... Yedi başlı ejderhayla göz göze geldim... Yedi başınıda sevdam karşısında dize getirdim, Hain Kurt'a tüm yaptığı canilikleri ödettim, Sonra da hepsini çok uzak diyarlara sürgün ettim. Günlerce,aylarca,yıllarca yürüdüm... Zor da olsa laleler ardında ki şatonu gördüm. Masalın sonunda tüm yüreğim ile sana geldim, Geç kalmışım!Ancak prensle düğününe yetiştim, Bir şey demeden sana,ömür boyu mutluluk diledim, Acıdır anladım!Bu masalın kötüsü ne yazık ki bendim. Metin Çalışkan |
Gittin Ben, arkandan sadece baktım. Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki... "Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini. Gidersen sönecek içimdeki ateş ve bir daha hiç kimse yakamayacak. Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana. Konuşamadım... Gittin... Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu bacağımı bu kadar acı duymazdım. Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden. Ağlayamadım... Gittin... Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek, tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı. Anlatamadım... Gittin... Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten? Ürperdin yine biliyorum. Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu. Tutamadım. Gittin... Bir yıkım gibiydi gidişin Sen adım adım uzaklaşırken benden Çöküp kaldı bedenim olduğu yere Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım. Kalkamadım... Gittin... Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum Hazırdım gidişine, Kaçak zamanları yaşıyorduk Zaman bitecek ve sen gidecektin Bense, gidişinin ertesi günü Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım. Başlayamadım... Gittin... Bir şey söyledin mi giderken? "Kal" dememi istedin mi? Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi? "Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi? Beynim öylesine uğulduyorduki. Duyamadım... Mehmet Coşkundeniz |
İki Dudağın Arasına Kefensiz Göm... Duydum ki; Unutmak istemişsin adımı, Yakmak istemişsin hatıralarımı. Ne diyebilirim ki, Ben senin günahlarına kefil olmuşken Sen adımı unutmaktan başla ilk önce. Sonra da hatıraları yakmakla devam et. Yeter ki sen unut beni.. Dağ olur katlanırım yalnızlığına, Toprak olur alışırım yokluğuna.. Unuttuğunu bilsem de , Yine ben kefen olurum acılarına.. Haydi adımı sil dudaklarından.. Sonra da , Fakir yüreğimi sonsuza dek çıkarhayatından.. Yollarında toz, Dudaklarında söz olmuşken.. Git hadi... Sana verebileceğim tek birşey vardı; Yamalı bir yürek.. Canımı " canından " sök de git... Merak etme, Gözlerimde kanasa da adın, Yüreğimde yine sana ağlarım. Sen istemesen de, Sen beni sevmesen de, Koynundan ölüme koşarım.. Giderken, Dudaklarıma mühürle taze günahlarını. Yüreğinde tek bir cümle kalmasın bana dair. Sen unut beni. Hatıraları da hiç yaşanmamış say... Dudaklarında ölmüşken, Ölümle hayat arasına Meteliksiz yokluğun girse Ne fark eder ki sevgili... Git hadi, Bırak sevdam ıslanmasın parmaklarında Bırak adım anılmasın dudaklarında.. Adımı unutmuşken, Beni iki dudağın arasına gömsen Ne fark eder ki sevgili.. Ben yaşarken " sana " ölmüşüm... Giderken benli hatıraları sök takvimlerinden. Sende hiç var olmadığımı, Yüreğine hiç dokunmadığmı düşün. Yarım bedenimi dudaklarında öldürerek git.. Hadi bekletme elindeki tetiği. Körpe acılarını , Soğuk namlunun ağzına verip Günahlarınla tam yüreğimden vur beni.. Yüreği beş para etmez bu adamı, Bir ikindi vakti, İki dudağın arasına kefensiz göm... İsmail Sarıgene |
Her gidişine ayrı anlam yüklüyorum, yapma tanrı aşkına! Ya hep kal benimle söz etme gidişlerden, ya da silinsin ismin de, cismin de... Oynama benimle, dengemi bozuyorsun. Aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda, böyle değildin sen… Bittiyse heyecanın bileyim ben de. “Seni çok seviyorum” diye başlayan ve “Ama..” ile devam eden cümleleri duymaktan bıktım. Seviyorsan seviyorsundur, aması olmaz bu işin. Üstelik bir cümlede “Ama” varsa bir önceki yargının hiçbir hükmü yoktur artık. “Seni çok seviyorum; ama, birlikte olmamız imkansız…” İmkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir. Bahanelerin arkasına sığınma. İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip, darmadağın eden, sonra da hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum. Böyle misin sen de? Gerçekten gitmek mi istiyorsun? Yürekli ol biraz, haydi konuş. Söyle gitmek istediğini. İki çift sözü hak etmedi mi bu aşk? Yaşanılan bunca şeye hiç mi saygın yok? Ah, ben niye yanılıyorum hep? Niye tam “İşte bu” dediklerim sömürüyor aşkımı? Biraz daha mı katı olmalıyım? Biraz daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı? Bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum. Bu devrin adamı değilim. Oyun çeviremiyorum, hesap yapamıyorum. Bana ait olmayan kişiliklere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum. İnsanız biliyorum, hepimizin zaafları var, hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz. İyi de hep beni mi bulacak bunlar? Hiçbir kaygıya yer vermeden, hiçbir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye dönüşebileceğini. Sen gözlerini kapıyorsun, bir sen varsın, başka hiç kimseye bakmıyorsun. Her şey senin çevrende şekillenmeli, her şey sana göre düzenlenmeli. Beceremiyorum, kusura bakma. Aşk tam teslimiyet ister. Kendini aşkın kollarına ya bırakırsın ya da bırakmazsın. “Bir yanım dışarıda kalsın” dediğin noktada aşkı boğarsın.Yok edersin o güzelim duyguyu. Bu yüzden hep cesurların işidir aşk. Kaçışları, yalanları, aptalca oyunları kabul etmez. Aşk; saf, duru insanları sever. Kafasında binbir tilki dönenler aşkı yaşayamaz. İsteseler de yaşayamaz. Arınmalısın. En saf, en duru haline dönmelisin ki yaşayabilesin aşkı. Kısacası sevgilim, sana göre değil bu iş. Senin yolun açık olsun, bırak aşk bana kalsın Mehmet Coşkundeniz |
Seni İçimden Terk Ediyorum Binmediğim hiçbir otobüs, Beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde. Gittikçe azalıyor hayat. Neyi erken yaşadıysam, Hep ona geç kalıyorum. Sana göçüyorum her sonbahar. Yolların çıkmıyor aşkıma. Unuttuğun yağmurların adı saklımda. Seni içimden terk ediyorum... Susmaktan yoruldum. Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri, Efkar demliyorum gözlerimde. Yaşlarımı yanağıma varmadan öldürüyorum. Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi. Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp, Seni içimden terk ediyorum... Ne unutacak kadar nefret ettin, Ne hatırlayacak kadar sevdin! Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin, Biliyorum. Beni hep bulmamak için aradın. Yanılgımdın, Yandığımdın, Yangındın... Sensizliğe yenilmek, Sana yenilmekten zor olsa da, Ardımda bir sürü belkiler bırakarak Seni içimden terk ediyorum... Şimdi İçimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan İki yarım kaldık; Tamamlayamadık bizi. Elimden tutmadın yalnızlığımın, Saçlarımı da uzaklarına gömdün. İçimin mavisi senin okyanusundandı. Al! Geri veriyorum. Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun. Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim, Sana bensizliği terk ediyorum. "Yarime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin. Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi? Ne tuhaf değil mi? İçimi acıtan da sendin, Acımı dindirecek olan da... Ya öldür beni dedim, Ya da git benden. İçi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim. Aldırmadın aldırmalarıma. Bir gecede yakıp yarini, Şafaklara sattın ihanetini! Külüme basanlar bile utandı yaptığından. İşte soluk bir ömrün Son nefesi. Benden, İçimden Terk ediyorum... Kahraman Tazeoğlu |
TaVsİyE Uyan; Kalk uyanılmamış baharlara.. Bahar, henüz uykusundayken.. İsyan; Anlamsız kalabalıklara; Tarumar kalabalıkta, nisyanlar hatırlanırken.. Susma; Ama susacaksan da fikrini sus, Çorak umutları yeşert, Düşünen "faunamız" anırırken.. Dayan, Bul sınırlar ardında saklanmış "Gerçeği".. Saklananlar bu kadar "Gerçek" iken.. Keşfet, Yık ve geç "Kutsanmış" yalanları.. Kutsanmış değer(siz)ler yalancıyken.. Devir tarihi, devir "Zalim"i.. Ruh "kendi"nden özgürleşirken.. |
Açsam Rüzgara Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş Magillerde sefer etmek! Bir sahilden çözülüp gitmek Düşünceler gibi başıboş. Açsam rüzgara yelkenimi; Dolaşsam ben de deniz Ve bir sabah vakti, kimsesiz Bir limanda bulsam kendimi. Bir limanda, büyük ve beyaza. Orhan Veli Kanık |
En fazla içimde ölürsün Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Kızıl sonbaharım Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi Ellerimde çoğul bir gölge kuşu Adının arkasına basmadan yürüdüm Alnımda birikti çizikler Adımdan çıkardım aklımı Aklımsız kaldım Neylersin İnsanız Ne yapsak eksiğiz işte Ölüme ayarlı saatiz En fazla içimde ölürsün Sorarım Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni? Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi? Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu Hangi rüzgârlara sattın da Saçlarını! Devrik cümlelerimin öznesi oldun? İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım En fazla içimde ölürsün Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana Kalan gidene denk neyi varsa susuyor. Ve susmak inceltiyor her yarayı Ve susmak bakmak oluyor Gitmediğin her yere Kim tutuklanmış yalnızlıktan Gizin içine gizlenen kim Söyle beni nerene sakladın Ki şimdi bu kadar sokaktayım En fazla içimde ölürsün Karla karışık yağarsın yara Bereme Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde Sana borcum olsun Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde En fazla içimde ölürsün Yanağında yanar avucum Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar Gırtlağıma kadar aşka batarım Yeteri yok. Eksiği fazla. Neyin kaldı eksilenlerden arta İçeri doğru kapanan bir kapıydın Saçlarından geçtim önce Ve kendimden öylece Neyim yoksa var bildim Eğildim Eksildim Eridim Bir seni bitirmedim Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını Uğultusuna tutunamadın Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan Öyle yaşadım gözlerini Tenimde itiş kakış Cebimde depremlerin Esrarlı gece ayinleri Volkanik şiirler Usul usul giymedim mi sözlerini Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer Sensizlik seni anlattı en çok Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti Söyle saçlarında öldüğüm Bir geri gidiş kaç günde gelirdi? En fazla içimde ölürsün Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri Açar gibi yaparak açık bir kapıyı Beni ikiye böldün Hadi içimi kendine aldın da Beni nerde bıraktın Hangisini seçerdin benim için Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için Ben yarama çoktan sen bastım Yaşım kadar gencim Adın çabuk diye geçti Ardında aç köpekleri bırakarak Ezberimden geçtim. Hızla biten aşk şarkılarından geçtim Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk Bildim Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine Onurlu bir karanlığı seçtik Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik Cesurduk çünkü Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız Gerisi hiçlik Gerisi yokluk |
ben artık küsüm Beni de kırdılar içimde kırdılar karanlık camlardan sular akıyordu şimşekli bir boşlukta saat vurdu beni de kırdılar belki yalnızdılar belki onların da çocukluğu yoktu bütün şarkılara kapalıydılar bir genç kız değmemişti saçlarına. Beni de kırdılar ben artık küsüm yağmurları yağmıyor ağaçlarıma sularından içmiyorum susadım ama beni de kırdılar soğuk bir ölüm çevik bir bıçak gibi çakıldı aklıma oysa bir şarkıyım yeniden doğan günüm bütün şarkılara kapalıydılar. atilla ilhan |
YUREGIMIN YARISI Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm ya, hiçbir güçlüğün beni, bırak yıkmayı, sendeletmeyeceğini bile düşünürdüm. Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden, hiçbir zaman tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma” diyeceksin, tasalanmayayım; ama, kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı dışında hiçbir şey göremiyorum. Nerede olduğunu bilmek ya da döneceğin umuduyla yaşamak da kandırmıyor beni. Her sabaha sensiz uyanmaktan, her günün sensiz geçmesinden korkuyorum artık. Bu yüzden uyanmak istemiyorum “uyuduğum uykuları”… Ve geceler… Ne yıldızları görüyorum ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum. Bildiğim bütün hasret şarkılarını art arda ekleyip söylüyorum. Sesimi kendim bile duymuyorum. Senden bir iz göreceğim diye sokaklara çıkmıyorum artık. Bu kentin her yerinde sen varsın biliyorum. Yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama ihtimalini düşünemiyorum bile. Bekleyeceğim seni. Zor olacak, çok zor olacak; ama, bekleyeceğim. Bu yarım yüreğin diğer yarısı, yani sen…Geleceksin değil mi? |
Sonbaharı ve seni Sonbaharı severim Yaprakların dalından Düşüp süzüle süzüle inmesini Yapraklar üzerinde yürümesini Sonbahar yağmurlarında ıslanmayı Sonbahar hüznü hatırlatır Kışa yaklaştığımızı, soğuğu Isınmak için kalın kürkleri Hasretle bekleriz karlı günleri Bu günlerde yüreğim vurgun yedi Mavi gözlü kızıl tenli meleğim Sonbaharda bizlere veda etti Hiç gelmemek üzere bizden gitti Hey düşlerimin kar tanesi Mavi gözlü kızıl tenli meleği Gecelerimin kızıl yıldızı Neden bu yüreğimdeki sızı Bu sonbahar ayırdı ikimizi Veysel Karani Tabak |
Geçti sayısız ay____içim ürperse de kimi zaman____artık üşümüyorum yâr "Yaşadığım kadar uzaksın bana. Tuttuğum kadar kirli. NeFesim kadar gereksiz, Sensizlik kadar zorsun. Sensizlik kadar öldürücü, Ölümsüzlük kadar berbatsın! Terkediş kadar acı, Terkediliş kadar gerçek. Ve ben'sin işte.." Esip geçtin ömrümün en güzel yerinden, en güzel yerimden Yüreğimden... Kimse bi'şey söylemedi Kimse bilemedi zamansız akacak yaşları Kimse hesap etmedi böylesi bir sevdanın yok yere harcanacağını Sana mı toz konduramadım, sevdama mı... ayırt edemedim Rotamı sana öyle çevirmişim ki, alıkoyamadım kendimi Biliyorum; Hata ettim!!! Kesmeliydim çığlıklarını içimin, susturmalıydım... Kanatsa da hücrelerimi söyleyemediğim kelimeler, bakakalsa da gözlerim ardına şişelerce su döktüğüm yollara, Sonsuz dilsizliğime sığınmalıydım... Sığındım!!! Senli sonbaharları bıraktım kuytu bir köşeye Kalsın o kuytulukta yapraklar, savrulsun Serilmesinler yüreğime, üşürüm ben... Peşimde soğuklar, peşimde anılar, peşimde zamansız vedalar Tüm peşimdeleri bıraktım ben... Sadece sığındım... Umutsuzluğun kanatlarına takıldı hayallerim Ve yağmur yüklü kara bulutlara döndu gözlerim... Git durma bir an bile Madem ki satılığa çıkarmışsın yüreğini Ve yitirmişsin sende kalan beni Şimdi ne rüyalarımın kıyısında Ne sığındığım dualarımda Ne içinde kaybolup gittiğin yüreğimde Yerin yok zaten bende Kelimlerin anlamlarını tüketmeden Geçmişteki sevdiğim seni kaybetmeden Aşkın adını daha fazla kirletmeden Git artık nereye gideceksen. "Bir teselli ver Kırılan gururuma Bir tebessüm et Unutursun zamanla Yine dalmışım aynada Yüzüm ağlar Yine dalmışım Elimde fotoğraflar Yine aylardan kasım Sanki sende kaldı bir yarım Her nefesim her anım Sanadır canım" Aylardan kasım____dilimde titrek heceler____sığındı bilinmezliğe tüm sesler. |
Yorgun Şehir Nereye Böyle? yorgun şehir aç gözlerini veda etmeden nasıl gideceksin kime bırakıyorsun güzellğini gizemini ve içinde gizlediklerini... iskele sensiz anlamsız kalacak deniz hırçınlığını azdıracak bulut gözyaşlarını arttıracak gitme benden yorgun şehir... haklısın aslında enine boyuna düşününce çözüm bulunamadı trafik denilen işkenceye hasret kaldık denizin muhteşem sesine bu veda değil bir kaçış hem de gizlice... aşk denilen duygu senle başladı rüzgarın aşkla saçımı okşardı kabullenemem senden ayrılmayı unutamam yorgun şehir beni yavrun bilip sardığını... Demet Balcı |
| Saat: 14:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık