MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Nisyan-ı Bâtın 9 Kasım 2008 00:53

AŞK BAŞLAMADAN GÜZEL

Aşk başlamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel...
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,
Başkaları görmesin diye çabalayış,
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman...
Aşk başlamadan güzel....


Ü.Y.Oğuzcan


ÖmÜrCeK 9 Kasım 2008 00:58

Yok Olma



Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm ya, hiçbir güçlüğün beni, bırak yıkmayı, sendeletmeyeceğini bile düşünürdüm.

Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden, hiçbir zaman tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma” diyeceksin, tasalanmayayım; ama, kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı dışında hiçbir şey göremiyorum.

Nerede olduğunu bilmek ya da döneceğin umuduyla yaşamak da kandırmıyor beni. Her sabaha sensiz uyanmaktan, her günün sensiz geçmesinden korkuyorum artık. Bu yüzden uyanmak istemiyorum “uyuduğum uykuları”…

Ve geceler… Ne yıldızları görüyorum ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum.

Bildiğim bütün hasret şarkılarını art arda ekleyip söylüyorum. Sesimi kendim bile duymuyorum.

Senden bir iz göreceğim diye sokaklara çıkmıyorum artık. Bu kentin her yerinde sen varsın biliyorum.

Yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama ihtimalini düşünemiyorum bile.
Bekleyeceğim seni. Zor olacak, çok zor olacak; ama, bekleyeceğim. Bu yarım yüreğin diğer yarısı, yani sen…Geleceksin değil mi?



MEHMET COŞKUNDENİZ


Nisyan-ı Bâtın 9 Kasım 2008 01:00

NE İÇİNDEYİM ZAMANIN
http://www.e-sehir.com/siirler/images/503bar.gif

Ne içindeyim zamanın
Ne de büsbütün dışında;
Yekpare geniş bir anın
Parçalanmış akışında,
Bir garip rüya rengiyle
Uyumuş gibi her şekil,
Rüzgarda uçan tüy bile
Benim kadar hafif değil.

Başım sukutu öğüten
Uçsuz, bucaksız değirmen;
Içim muradıma ermiş
Abasız, postsuz bir derviş;

Koku bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim


A.H.TANPINAR







SiyahLALE 9 Kasım 2008 01:09

bir çığlıktır gecelerim..

Yalnızlığıma kement attım her gece
Kimsesizliğime acır gecenin bekçileri
Saatler bile düşman kesilir
Zaman darılır vefasızlığına bir bir..
Umman olur dökülen damlalar
Bir kumru konar pencereme
Seni söyler gözlerini açtıkça..
Yağmur damlaları alır götürür uzaklara
Uykularım kaçar ansızın,
Keşkeler başlar yeniden..
Yıldızlar oklarını atar gecelere,
Yeniden dönesin diye...
Dönüp baktın mı maziye?
Neler oldu yüreğime
Viran evimin duvarı yıkık dökük kapıları
Benim gecelerim feryattır sabaha
Eksilmez kalbimden sensizlik
Ararken düşerim kaldırımlara
Bir kedinin miyavlaması,
Unutturur vefasızlığı,şikayetleri..
Özlemdir gecelerim benim,

Alıntı


ÖmÜrCeK 9 Kasım 2008 01:09

Bir Tek Seni Unutamam...

Bir başıma bu kentin sokaklarında yürüyorum. Üşüyorum. Ne kadar uzaksan bana o kadar soğuyor hava. Sen yoksa, sıcaklık hep mevsim normallerinin altında. Bu yüzden meteoroloji raporları umurumda bile değil. Kar mı yağıyor yoksa yağmur mu bana ne? Ben senin hasretinle sırılsıklamım zaten,daha ne kadar ıslanabilirim ki?

Burada mısın değil misin belli değil. Bazen gidişlerin kahramanı oluyorsun, bazen sonsuz kalışların. Doyumsuz gecelerdesin kimi zaman, bazen de yalnız karanlıklardasın. Bitmek bilmez bir şarkısın ama ben mi notaları yanlış basıyorum da sen bu şarkıyı söyleyemiyorsun? Neden susuyorsun?

Aşkın sessizliği ne kadar korkunç olur bilir misin? Bir tek kelimeye hasret geçen gecelerin hesabını soracağın kimse de yoktur üstelik. Kendi kendiyle konuşana deli derler ya, beni çoktan akıl hastanesine kapatmaları gerekirdi. Hem de iflah olmaz hastalar bölümüne…

Yokluğuna alışmaktan korkuyorum,ne kadar kötü… Yokluğunu yürüyorum sokaklarda. Yokluğunu içiyorum kadeh kadeh. Hiç gelmeme ihtimalin bir idam mahkumuna dönüştürüyor beni. Hiçbir şey yapmadan beklerler ya hücrelerinde, ölümün soğuk nefesini hissederek… Anlamlı olan bir şey yoktur onlar için.Belki de bir an önce ölmektir akıllarından geçen ,bu bekleme işkencesi bitsin diye…Bu yokluk hissi öldürecek beni…

Gelebilme ihtimalinse yüreğimdeki kuşları havalandırıyor,kanat seslerini duy. Gelmek iste bana. Bir görsem yüzünü,ah bir dokunsam sana…

Göreceksin,sevdanın çiçek çiçek açtığını umudun bir yangın gibi alev alev ikimizi birden sardığını. Anladım ki mümkün değil seni sensiz yaşamak. Ben o gönlü genişlerden değilim. Madem içimdesin, yüreğimde taşıyorum seni,o zaman yanımda da olmalısın. Sensiz yaşanmayacak bu aşk ötesi yok..

Şimdi yalnız geceleri seviyorum. Seni yıldızlarda buluyorum. Daha bir dayanılır oluyor sensizlik sancısı. Mümkünü yok çıkmayacaksın aklımdan, bu yüzden gece, el ayak çekilmişken, hiçbir ses yokken sen ve gece.. Zaman geçer,her şey unutulur, bir örtüyle kaplanır acılar ama… BİR TEK SENİ UNUTAMAM..


Mehmet Coşkundeniz


SiyahLALE 9 Kasım 2008 01:13

hayal et...

Bir sabah uyandığında hala rüyadasın
Düşlediğin hayatın tam ortasındasın
Ne güneşe hasret ne sevgiye muhtaçsın
Hayal et arkadaş.. sadece hayal et

Mutlusun yanında burdalar sevenlerin
Bedeninden ruhundan giden herşeylerin
Ve masumsun dünyaya geldiğin günki gibi
Ve özelsin bir fidanın ilk açan yaprağı gibi

Ne yüreğinde pranga ne de gözlerin yolda
Acı yok dünyanda, lüzumun yok umuda
Ne savaş ne ayrılık ne hasretin kederin
Hayal et düşlediğin o güzel hayattasın..

Çek perdeleri gözüne güneş vurmasın
Uyanma Rüyadasın!

Alıntı



ÖmÜrCeK 9 Kasım 2008 01:29

Kavuşmanın Alfabesi

Öylesine bir gündü, yeni değil de sanki geçmiş günlerden biriydi, öyle gibiydi...
Kaç gece beklemiştim seni. Kaç gece koynuma hasretini alıp uyumuştum. Kaç gece yalnızlık sancısıyla kıvranıp durmuştum. Öyle acımasızdı ki geceler, gökteki yıldızlar yüreğime atılan birer taş gibi gelmişti bana. Yine de her şeye değerdi bekleyişim.
Bütün yollar sana çıkıyordu ama ben asıl senin yolunun benimkiyle kesişmesini bekliyordum.
Aylar geçmişti hep vardın ama bir tek o an yanımdaydın. Biraz yabancıydın bana, biraz da tanıdık. Şaşkındık, şaşkınlığımız çok fazla yansıyordu yüzümüze. Göz göze gelmek hiç bu kadar zor olmamıştı. Bir bakıştan bin anlam çıkarmak buna denirdi işte. Yüzümüzde birbirimize ait izler arıyorduk bakarken.
Ne çok duymuştum sesini ama sanki sen ilk kez konuşuyordun. İlk kez söylediğin cümleler sahibiyle bütünleşiyordu.
Düştükçe gülüşün yüzüne, sessiz olan her şey konuşmuştu içimde. Yine de sözler bir türlü çıkmıyordu ağzımdan. Oysa boynuna sarılıp "Sen aylardır beklenen, sen yıllardır özlenensin" demek istiyordum. Hava serin değildi ama ben titriyordum.
Kelimeler hiç bu kadar zor olmamıştı bana. Ne zaman bir şey söylemeye kalksam, her seferinde bir şey oluyordu, sözcükler ağzımda donuyordu.
Sıcaktın, dokunmasan da yansıtıyordun. Biraz önce titreyen ben artık terliyordum. Aşktı bu biliyordum ama bunu kendime bile itiraf edemiyordum.
Farkında değildin belki, belki ben belli etmiyordum ama yıllardır koruduğum, yıllardır kimseye açmadığım topraklarımı çoktan teslim almıştın bile. Sınırlarımdan içeri girmiştin bir kere. Yüreğimin en gizli, en kuytu köşelerinde sen vardın artık.
İtirazsızdım, belli ki mutluydum. Belli ki beni şaşırtan mutluluğun ta kendisiydi. Harfleri tükenmez bir kavuşmanın alfabesindeydim. Ve ben okumayı sanki yeniden öğreniyordum.
Şimdi bu sevdayı bana yaşattığın için kendimi şanslı hissediyorum. "Ya sen olmasaydın" diye düşünmüyorum çünkü sen varsın. Çünkü sen içimdesin. Çünkü sen benim hayat kaynağımsın.
Biliyor musun, çölde bulabildiğim bir avuç su olsan, bitmeyesin diye içmem seni. Nerede olursan ol benimle kal. Ben, bu yürek attığı sürece seninleyim...

Mehmet Coşkundeniz


ahmed 9 Kasım 2008 12:56

Gül Kokulum



Sen benim yaşama sevincimsin biliyormusun
Tutunacak dalım yürüyen ayaklarımsın
Sen benim her zaman yanımdaki gülümsün
Sensiz yaşayamamki ben gül kokulum

Seni nekadar sevdigimi mısralarla anlatamam
Sen benim arkadaşım yoldaşım tek sevdiğimsin
Bu çileli yoda benimle yürüyen tek sensin
Bırakma tut ellerimden gül kokulum

Sen yaşanıtımın devamı sıcak yuvamın sultanı
Sen bu gonca güllerin yetiştiren bir anasın
Sen bizlerin yaşama sevinci tutunacak dalısın
Sen benim gül kokulumsun gül kokulum



Seyhan Akdeniz


ÖmÜrCeK 9 Kasım 2008 15:19

BÖYLE SEVDİM SENİ

Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın.

Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin.
Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelyaydın pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni denizsiz düşünemedim.
Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum anlarda bile, seni düşünmek yetti bana. İçimdeki sevinç yüzüme yansıdı, güldüm. Beni güldüren senin sevgindi ve ben kaygısız, içten gülüşün ne demek olduğunu, nasıl güzel bir şey olduğunu anladım seninle.
Her şeye rağmen sevdim seni. Güçlüydüm ve aşamayacağım hiçbir zorluk yoktu. Koca bir kente, koca bir ülkeye kafa tutabilirdim. Sen elimden tuttuğunda patlamaya hazır bir volkan gibi hissederdim kendimi. Menzil sendin ve ben o menzile ulaşmak için önüme çıkan her şeyi yok edebilirdim. Sana ulaşmamı engelleyecek her şeyi eritirdim, kül ederdim. Sana ulaştığımdaysa sakin bir göle dönüşürdüm. Ve o göle bir tek sen girebilirdin.
Sevdim ve hayrandım da... Her halin çekti beni. Duruşunu, uyumanı, gülmeni, kızmanı, şaşkınlığını, saflığını, kurnazlığını, çocukluğunu, olgunluğunu sevdim. Sesini de sevdim suskunluğunu da. Küçük oyunlarını, kaprislerini, sitemlerini, korkularını sevdim. Seni ve o doyumsuz sevdanı, uçarı sevdanı anlatacak kelime bulamadım çoğu zaman. Sığmadın cümlelere ve hiçbir cümle seni yeterince tarif edecek kadar derin olmadı.
Seni severken yorulmadım. Çünkü sen yaşam kaynağıydın. Her gün yenilendim. Seninle çoğaldım, büyüdüm. Eksik kalan neyim varsa tamamladın. Ölmeyecektim çünkü sen ölmezliğin ta kendisiydin.
Sevdim işte ötesi yok


Mehmet Coşkundeniz


CaNaRY 9 Kasım 2008 22:20

Ben Ölümsüz Sevdaların Tutkunuyum Cann...

Ben ölümsüz sevdaların tutkunuyum cann
Ben o sevda karası gözlerinin tutuklusuyum
Ben sevgisiz kalınca solan aşk gülüyüm
Bu kadarcık sevgiyle solup giderim cann

Ben sonsuza akan bir aşk nehriyim
Karanlığı delerek ilerleyen Tarık yıldızıyım
Belki bu alemde kimsesiz bir yabancıyım
Bu kadarcık sevgiyle ölüp giderim cann..

Ben aşk ummanının eşsiz incisiyim
Pahasız bir zümrüt yüzüğün kaşıyım
Cennet-i irem bağının tuba ağacıyım
Bu kadarcık sevgiyle solup giderim cann...

Ben sonsuzluğun nefhasını alan Hak dostuyum
Ben cananın kokusunu serde duyan can özüyüm
Ben şiirlere hayat veren ilham kaynağıyım
Bu kadarcık sevgiyle sönüp giderim cann...

Ben,sevdanla coşan aşk ummanıyım
Gönül sahiline her an vuran aşk dalgasıyım
Seher vakitlerinde ılgıt ılgıt esen sevda rüzgarıyım
Bu kadarcık sevgiyle esip geçerim hayatından cann..

Ben şiirlere duygu veren ilham perisiyim
Ben bestelere gül deren güfte yazarıyım
Ben şarkılara nağme olan aşk nefesiyim
Bu kadarcık sevgiyle çekip giderim hayatından cann..


Nihat Gülle


ahmed 10 Kasım 2008 17:36

Avuçlarımda Sessizlik...



kırdım yüregimde ki,
bütün aynaları...
anlatamıyorum.
içimdeki girdapları,
''öylece'' kalakalıyorum
kendimle ,
başbaşa....
çaresiz....
sıkışmış yüregim,
aynaların kırılan parçalarına...
alamıyorum...
her almaya çalıştıgımda,
ellerim kanıyor...
şimdi ise;
gözlerimden akan yaşlarımı
sildim....
avuçlarımda sen...


Zeynep Kaymaz


arwen 10 Kasım 2008 23:38

Seni hiçbir zaman göremesem de
Ellerimiz asla kavuşmayacak olsa da
Mavi gözlerinin içine bakamasam da
O gül yüzünü sevip okşayamasam da
Dudaklarından aşk buseleri alamasam da
Gecelerimde tenin sıcaklığını hissedemesem de
Her sabah uyanışımda seni yanımda bulamasam da
Sensiz geçen her anım yüreğimi kanatıyor olsa da
Sensiz bir hayat bana zindan olup işkenceye dönüşse de
Yinede her şeye rağmen ben seni o kadar çok seviyorum ki
Bir kere kaptırmışım kendimi sana olan sevdamın rüzgarına
Yelken açmışım sevda denizine doğru…
Ben seni böyle sevdayla severken,söyle bana nasıl unutabilirim
Seni…
Unutmak unutulmak bu kadar kolay bir şey mi ki AŞKIM

mustafa ata



HerHangiBiri 11 Kasım 2008 11:49

Yaşayınca Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım.
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,
Kendi yolumu çizdiğimde anladım..
Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım..
Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış,
Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım..
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını anladım..
Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım..
Bir insanı herhangi biri kırabilir,ama bir tek en çok sevdiği, acıtabilirmiş,
Çok acıttığında anladım..
Fakat,hak edermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım..
Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet,
Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak,
Sana ''git'' dediğimde anladım..
Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek,
Git dediklerinde gittiğimde anladım..
Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan,
Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım..
Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman
olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım..
Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,
Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,
Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..
Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi,
Beni af etmeni ölürcesine istediğimde anladım..
Sevgi emekmiş,
Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş...

Can YüceL


CaNaRY 11 Kasım 2008 12:31

Aşka Yakışan Suskunluk...
bakıp da duvardaki sayılardan
vuslatlar umardı gözlerim
uçlarında beklenmeye değer
ertelenmişlikler taşırdı akrep
ve yelkovan
içimde dönen
iki keskin bıçağa dönüşmeden önce

bilinmezliğin doğurgan boşluğuna
uzandıkça kolları zamanın
suskunluğun
yüzümdeki şehri yıkayan
sağanak yağmurlar gibiy.ken
gözlerinden od düşmüş
can olur taşıdığım
bıçağa direnen dudaklarınsa
yargılanmadan ödediğim cezamın
onay mührü
ve suskunluğun
bir cümle gibi başlayan hayatımın
noktası olur

ey ahraz sevdamın dili
bütün masal kahramanları gibi bir gün
ve kendi masalımın kahramanı olarak bugün
hiç bir iz bırakmadan yaşadığıma dair
gitmeli(mi) yim

oysa bilmelisin ki
hiç yakışmadı böylesi
ayrılık dediğin
aşka yakışır olmalı
ve denk olmalı ölüme...

Cafer Petek


CaNaRY 11 Kasım 2008 12:49

Aşkına Üşüyorum Yar...

Sıradışı bir yaşamdı seni sevmekle başlayan.
Gözleri acıyandık bakarken uzaklara.
Bir varmış bir yokmuşla başlayan bir masalın kahramanlarıydık.
Belki asırlar sonra Leyla ile Mecnun’un
yitik ruhlarıydı vücutlarımızda can bulan.
Duymadığımda seslenmediğinde kulaklarımdaki çığlıktı ölüm.
Ve biz sonunda sobeledik ölümü en tatlı haliyle..

Çengelli iğnenin ucuna asanlardık yüreklerimizi.
Ve kan damlarken sevdayı yudum yudum içenlerdik.
Boşverenlerdik herşeye, sevdanın yeni şekline bürünenlerdik.
Yasaktın bana, yasaktım sana...
Sona ermiş görünen ama asla son olduğu bilinemeyen
bir olguydu yaşayamadıklarımız.
Sen vardın ben ise yokluktum...

Adımız aşktı bizim, adımız hüzündü.
Kimsenin anlayamayacağı, bir paranteze sıkışmış kalan,
noktalama işaretlerinin artık hükümsüz olduğu bir sevdaydı adımız.
Şizofrenliğimin aykırılığı kadar aykırıydı sevdamız...

Oynadığımız körebe oyununda ebe olanlardık,
bir türlü sobeleyemediğimiz geleceğimizle.
Bakışlarla konuşanlardık, ukala ses dalgalarının inadına.
Yüreklerimizle görenlerdik, gören gözlerin aksine.
Ve biz kelimelerle sevenlerdik tensel yakınlığı göz ardı ederek...

Ne çok sevdin beni,
ne çok sevdim seni.
Ne olduğunu anlamadan açılan sevda parantezimiz,
yine ne olduğunu anlamadan kapandı.
Üç noktalarla devam etmek istedikçe,
inadına tek nokta oluyor artık cümlelerimizin sonları.

Devrik hayatlarımız gibiydi cümlelerimiz de,
düz bir hayattı oysa istediğimiz.
Belki de devrikliğiydi cümlelerimizin, hayatımızı anlamsızlaştıran.

Gittiğinde, kal diyemeyendim, iki damla gözyaşını saklayandım, senin için gecelere.
Gittiğimde kal diyemeyendin yaptığın en zor seçimle...

Aşkına üşüyorum yar,
sessizce,
şizofrence...

'Seni sevmek sevgili, seni özgür bırakmaya razı olmaktı...'

Sema Şener



ayabakan 11 Kasım 2008 13:03

Yağmur ve Sen

Başka bir yerde uyandım bu sabah,
Farkedemedim nerede olduğumu.
Ya boyaları dökülmüş, ancak sokakçıların yattığı
Bir arka sokak duvarıydı,
Ya da bir gecelik taştan döşek,
Karanlık mezralarında İstanbul'un...
Nişantaşı'na indim yine, yağmur yağıyordu;
Ve sen yoktun yanımda, bir de hislerim.
Sen nereden bileceksin ki yağmurun her damlasını yüzünde hissetmeyi,
Gözyaşlarının aslında yağmurla kardeş olduğunu?
Bir ben biliyordum bunu,
Bir de her zaman el ele dolaştığımız park.
Nişantaşı sonsuz sessiz bir örtü altındaydı adeta;
Ama ben hissedemedim,
Ne yağmuru, ne yalnızlığımı.
Bir seni istiyordum oysa...
Sonra seni gördüm,
Gelip her zamanki banka, yanıma bir gül bıraktın.
Yüzünden süzülen yaşları görüp hissedemedim
Ne seni, ne de o kırmızı gülü, yağmurda...
Ah, sevdiğim,
Sen nereden bileceksin ki sonunda intikamımı alabildiğimi,
Yağmurun sonsuzluk olduğunu?
Sonunda başardım sevgilim;
Ama sen nereden bileceksin ki
Dün gece senin için ölebildiğimi...


SiyahLALE 11 Kasım 2008 19:46

Umutsuz Bir Şarkı

Çıkıp geliyor hayalin beni saran geceden.
Denize karıştırıyor inatçı yakınışını ırmak.

Terk edilmiş, gün batımındaki rıhtımlar gibi.
Ayrılık saati bu, ey terk edilmiş!

Yağıyor yüreğime soğuk taç yaprakları.
Ey yıkıntı uçurumu, vahşi mağarası kaza geçirenlerin.

Sende toplanır savaşlar ve uçuşlar.
Yükselir senden şarkı kuşlarının kanatları.

Bir uzaklık gibi yuttun her şeyi.
Deniz gibi, zaman gibi sende battı her şey!

Saldırı ve öpüşün mutlu saatiydi o.
Deniz feneri gibi parıldayan o esrime saati.

Uçuş korkusu, kör dalgıç öfkesi,
çalkantılı esrikliği aşkın, sende battı her şey!

Kanatlandı, yaralandı ruhum pusun çocukluğunda.
Kayıp keşif, sende battı her şey!

Sarıp sarmaladın acıyı, tutunuyorsun arzuya,
kendinden geçmişsin üzüntüyle, sende battı her şey!

İttim gölge duvarını geriye,
arzu ve eylemin ötesine, yürüdüm gittim.

Ah, ten, benim tenim, sevip yitirdiğim kadın,
seni çağırıyorum yaslı saatte, sana adıyorum şarkımı.

İçine aldın sonsuz sevecenliği bir fanus gibi
ve tuz buz etti seni sonsuz unutuluş.

Oradaydı adaların kara yalnızlığı,
orada sevda kadını, sardı kolların beni.

Susuzluk ve açlık vardı, meyveydin sen.
Acı ve yıkıntı vardı, mucizeydin sen.

Ah kadın, bilmem nasıl erittin beni
ruhumun toprağında, kollarının arasında!

Ne korkunç ve ne kısa oldu sana olan tutkum!
Ne zorlu ve ne esrik, ne gergin ve ne aç.

Öpücükler mezarlığı, sönmedi hâlâ yangını mezarlarının
yanar hâlâ kuşların gagaladığı verimli dalların.

Ey ısırılmış ağız, ey öpülmüş organlar,
ey aç dişler, ey sarmalanan bedenler.

Ey umut ve çabanın çılgın bağlanışı,
içinde kaynaşıp umutsuzlandığımız.

Ve sevecenlik, su ve toz kadar hafif,
başlar sözcük belli belirsiz dudaklar arasında.

Yazgımdı bu içinde geçti özlem yolculuğum
ve orada yıkıldı özlemim, sende battı her şey!

Ey yıkıntı uçurumu, içine düştü her şey,
çekmediğin hangi üzüntü kaldı, hangi dalgalar kaldı
seni yutmayan.

Yine de seslendin, şarkı söyledin dalgalardan dalgalara.
Dikilip bir gemici gibi pruvasında geminin.

Çiçek açarsın şarkılarla hâlâ, hâlâ kırılırsın akıntılarda.
Ey yıkıntı uçurumu, açık ve acı kuyu.

Solgun kör dalgıç, derinliklerin bahtsızı,
kayıp kaşif, sende battı her şey!

Ayrılık saati bu, hoyrat, bu gibi saat.
Gecenin tüm zaman çizelgelerine işaretlendiği an.

Sarar kıyıyı hışırdayan kuşağı denizin.
Yükselir soğuk yıldızlar, göç eder kara kuşlar.

Terk edilmiş, günbatımındaki rıhtımlar gibi.
Titrek bir gölge kaldı ellerimde oynaşan.

Ah, her şeyden uzak. Her şeyden uzak.

Ayrılık saati bu. Ey terk edilmiş.

Alıntı


SiyahLALE 12 Kasım 2008 14:31

Sevdanı Sevdama Katayım..

istersen bir şiir olsun
istersen bir türkü yakayım
bugün sana biraz gönlümü açayım
gül gariptir yalnız, bülbülde gülsüz olunca
gel ben sana garipliği değil sevdamı anlatayım
getir tenini tenime sarayım
bir şiir olsun yüreğim sana bugün
istersen yüreğimi sana bir türkü gibi yakayım
gel sana sevdamı anlatayım
gel getir sevdanı sevdama katayım


istersen bir dere olup aksın
istersen bir çayır olup uzansın
bugün seni içimdeki cennete alayım
badeler kurudur dudaksız, dudaklarda aşksız
gel ben sana içimdeki goncaları koklatayım
getir ruhunu ruhuma sarayım
bir dere olsun yüreğim sana bugün
istersen yüreğimi sana bir pınar gibi çağlatayım
gel sana sevdamı anlatayım
gel getir sevdanı sevdama katayım

Alıntı


ÖmÜrCeK 12 Kasım 2008 14:39

YÜREĞİMİN YARISI

Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm ya, hiçbir güçlüğün beni, bırak yıkmayı, sendeletmeyeceğini bile düşünürdüm.

Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden, hiçbir zaman tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma” diyeceksin, tasalanmayayım; ama, kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı dışında hiçbir şey göremiyorum.

Nerede olduğunu bilmek ya da döneceğin umuduyla yaşamak da kandırmıyor beni. Her sabaha sensiz uyanmaktan, her günün sensiz geçmesinden korkuyorum artık. Bu yüzden uyanmak istemiyorum “uyuduğum uykuları”…

Ve geceler… Ne yıldızları görüyorum ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum.

Bildiğim bütün hasret şarkılarını art arda ekleyip söylüyorum. Sesimi kendim bile duymuyorum.

Senden bir iz göreceğim diye sokaklara çıkmıyorum artık. Bu kentin her yerinde sen varsın biliyorum.

Yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama ihtimalini düşünemiyorum bile.

Bekleyeceğim seni. Zor olacak, çok zor olacak; ama, bekleyeceğim. Bu yarım yüreğin diğer yarısı, yani sen…Geleceksin değil mi?


Mehmet Coşkundeniz


SiyahLALE 12 Kasım 2008 22:00

SU GİBİ

Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun
Yanginlarima sular yagdirdin
Damla damla söndüm serinledim
10′ar 10′ar saydigim kayip yillarimi onardin
Saat saat bulundugum mechulden gün yüzüne çiktim
Günler gördüm yüzünde
Gönlümün kapilarini sana açtim
Çalmadan gir içeri diye
Adiyorum sana
Onca kirik asktan sonra arta kalanimi
Temize çekiyorum sende bütün yalanlarimi
Senin asktaki kandirini bilmek için
Önce kadersiz asklardan geçmeli insan
Eksiltip yoran bütün ayriliklar
Kavusmalara giden yollara çikar
Vefai mozada gülmeyi gülhanede unuttugum
Garip bi zamanda çika geldin
Hosgeldin yitirilmis sevgililer köyü cografyama
Hosgeldin bir daha seversem namerdim sokagina

Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun
Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun
Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun
Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun

Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun
Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun
Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun
Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun

Bitti dedigim yerden basliyorsun
Dindi artik dedigim yerden oluk oluk kaniyorsun
Beni en iyi sen taniyor
Sen anliyorsun
Ne hos geliyor ne hos gülüyorsun
En güzel renkleri komsu kizlarin
Gözlerinde gördügüm
Solgun sari bir zamanda çika geldin
Hangi yollardan ugradin duragima
Hosgeldin yitirilmis sevgililer cografyama
Hosgeldin bir daha seversem namerdim sokagima

Aglamak yalan su gibi bahtin olsun
Aglamak yalan su gibi bahtin olsun
Ben sensiz yapamam dünyaya ahtim olsun
Ben sensiz yapamam dünyaya ahtim olsun

Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun
Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun
Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun
Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun

Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun
Hosgeldin gülüm su gibi ömrün olsun
Sefalar getirdin mutluluk bizim olsun

Alıntı


ahmed 12 Kasım 2008 22:02

Göz Göze



Dün yine gördüm onlari,

hani beni bir kasirga gibi alip,
bir diyardan bir diyara ucururdular.
Hani gönlüm sanki bir tüy gibi hafif,
sanki bir serce misali ucup gidecek gibi olurdu.

Hani nerdeler? Hani?
Arar benimkiler onlari,
arar, ararda kudurur,
bir ac aslan gibi yerinde duramaz,
duramazda öfkesinden kükreyip durur.


Dün yine gördüm onlari,

hani göz yaslarimi,
bir meltem misali gibi alip ucururdular.
Arar, arar benmkiler onlari,
Ararda dikenden baska bir sey görmezler.
Avunurlar benimkiler,
buldum diye onlar gibisini.
ama avunurlar sadece.


Gül sanirdim ben onlari,
onlariki, ben göz yaslarimla sulardim,
onlariki, gönlüme mezken etmistim,
onlariki, topragini, gönlümden cikarip koymustum.
Evet,
arar benimkiler onlari,
arar, ararda kan damlatir,
bir yarali arslan misaliki yerinde debresir durur.

Dün yine gördüm onlari.

Gönlüm bir volkan gibi patladi,
bir baraj gibi dolup tasti, bir kasirga gibi divane olup döndü
Evet,
simdi arar benimkiler onlari,
arar, ararda yarali bir kus gibi cirpinir durur,

Evet dün gördüler SENINKILER benimkini,

gördüler icinde yanan alevin söndügünü,
gördüler seninkilerini unuttugunu,
gördüler o yarali aslanin kaninin kurudugunu,
gördüler o kasirganin dindigini,
gördülerde avunanlarin kendileri oldugunu,
gördülerde, o mezkenin simdi bombos oldugunu,
anladilar,
evet anladilar da, simdi yanan onlar oldugunu,
unutulan onlar oldugunu,kanayan onlar oldugunu,
kasirganin simdi kendilerinde estigini,
anladilar
anladilarki gözlerimden,
BEN yoluma.... SEN yoluna.....

Emrah Nazik


SiyahLALE 12 Kasım 2008 22:10

BİR DİLEK TUTTUM

yıldızsız gecelerden bırı daha
ay artık terketmek uzere geceyıı
ve ben yıne yatagımda yıne gokyuzuyle başbaşaa
sokakların o sessızlıgınde kayboluyorum...
gozlerım cok uzaklarda
aklımda ise tek şey var
gözlerrin
uzattım elerımı o karanlıkta sana ;ama gormedın
sen karanlıgımı aydınlık etmedınn
ben geldım sana, o sonu olmayan sokaklarda
ama sen gelemedın o sokagın sonuna...
ben bir dilek tuttum dün gece
ve yine ikimiz vardık o dilekte..
belki o yıldız hiç kaymıcak...
ama bn yinede
bir dilek tuttum ve ikimiz vardık o dilekte

Alıntı



ener 12 Kasım 2008 22:16

SENI SEVMEK YETMEZ...

Agliyor mu gözlerin
Sarilasi bedenin mi titreyen..

Sus konusma…
Yüregi deniz kadin

Biliyorum…
Haykirdin sevdani daglara
Kostun yalin ayak, karanliklarda
Ellerinde bir avuç umuttu sözlerim
Çiçek diye taktin saçlarina

Geceleri sabah ettin..
Kan damlarken yüreginden
Kan terler bosanirken teninden
Yinede sustun canimin içi
Bir kelime düsmedi dudaklarina

Kaç kez düstün yerlere
Bakmadin yol yaban mi
Kanayan dizlerine umarsiz
Aciyla dalga geçerek
Yüzünde gülücükler açarak
Yine kostun kollarima

Simdi agliyorsan
Acini serbet diye içiyorsan
Ve o kocaman yürekle
Hala beni böyle seviyorsan

Seni sevmek yetmez gülüm
Ayaklarina kapanmam
Ellerini öpmem lazim
Bin kere gelsem su dünyaya
Yine arayip,seni bulmam lazim


ahmed 12 Kasım 2008 22:20

Sevdam



sakın siz solmayın güllerim
ömrüm yetikçe sizi beslerim
ben bir vefasız değilim güzelim
gelmesende yine yolunu beklerim

işveli sözler demeyi bilmem
senin yüzüne yalandan gülmem
yürekten severim yalanı sevmem
aşkından ölsemde yine beklerim

yeminler etmiştik ayrılık yok diye
ne oldu ayrıldık bilmemki niye
ne oldu o yüce sevgiye
sen gelmesende yine seni beklerim

koy acıyla hüsranla geçsin günlerim
karalı yazılsın mezar taşıma kaderim
sonu ölüm olsa da yine severim
ömer derki ölene kadar seni beklerim

Ömer Yaman


SiyahLALE 12 Kasım 2008 22:21

Mutluluk

Mutluluk nerede,
Kırmızı gülün yaprağında mı?
Bir bebeğin pembe, yumuk avuçlarında,
Dönme dolabın en üstteki salıncağında,
Yoksa hala Kaf Dağının ardında mı?

Mutluluk öyle yakınında ki...
Gel gözlerime bak!
Uzat ellerini bana,
Dokun parmak uçlarınla nabzıma,
Adını heceleyen ritmi duyumsa...

Ben mutluluk nedir biliyorum,
Yokları var ediyor,
Çaresizliklerden mutluluk süzüp,
Sevgimle süsleyip veriyorum sana...
Alsana! ! !


Tülin Aksoy


arwen 12 Kasım 2008 23:09

Sevdan Gizli Yüreğimde

Uzatsam sana ellerimi
Açsam sana gönlümü
Gözlerinin içine bakıp
Yüreğimin derinliklerinden
Çıkıp gelen o iki kelimeyi
Söylesem,
SENİ SEVİYORUM…
Tutar mısın ellerimi
Alı versem ellerini
Avuçlarımın arasına
İnci gibi parıldayan
Gözlerine bakıp
Sevgi dolu o güzel kalbinde
Küçücük de olsa bir yerde
Bana var mı desem
Evet der misin…
O kadar çok isterdim ki
Sana olan sevda mı
Bütün dünyaya haykırıp
Seviyorum onu demeyi
Yapamam ki bunları
İtiraf edemem ki
Sana olan gizli SEVDAMI..
Öyle çok korkuyorum ki
Seni kaybetmekten
Bunun içinde susuyorum
Arkadaş …
Gömüyorum sensizliğin acısıyla
Yanıp tutuşan yüreğime…
Yıllar geçse de
Saçlarıma aklar düşse de
Sana olan bitmeyen sevdamı…
Gömüyorum kalbime
Ben sana orda hayat verdim
Benimle birlikte yaşayacaksın
Be arkadaş….

Mustafa Ata


SiyahLALE 13 Kasım 2008 18:55

YANIYOR YÜREĞİM..

Hasretleri Düşüyor
Hiç Yaşanmamış Olan Sevdanın...
Hüzünleri Siyah Bir Bulut Gibi Kaplıyor
Seçilip Yok Olmaya Yüz Tutan Umutların...
Söylenmiyor Söylenemiyor
Çünkü Biliniyor O Olmazsa Bu Olur Diye Seçenek Yok Bunda, Sevda Bu...
Yalan Sözlerden Korkuluyor………

Bir Gurur Uğruna Giden Bir Sevda Olmasın Diye Bu...
Hala Olmaz Diyorsun Bu Sevdaya
Hep Yalanla Doğru Karışmıştır Birbirine Zaten
Ne Yalanlar Var Her Gün Söylenen
Ne Doğrular Var Bir Kez Bile Söylenemeyen...
Bu Benim Hayalim, Senin Suçun Yok;
Sen De İstersen Kendi Hayaline Dal...

Bu Benim Acım, Senin Hatan Yok;
Sen Hiçbir Acıya Dokunmadan Kal!
Şimdi Satır Satır Hüzün Yağıyor
Yıldırımlar Düşüyor Ve Yakıyor Düştüğü Yerleri
Fısıldanan, Sessiz Haykırışlar Var Yanan Yerler Acıyor
Kimse Hissetmiyor Acıyı, Duymuyor Sesleri………..

Sesiz Özlem Dolu Bir Günde Yine Sözlerim Satırlara Düşüyor…

Alıntı


_JaBeSa_ 13 Kasım 2008 19:00

..SES YANKI YAPMAZSA SES OLMAZ.

EY sevgili sanadır bu son sitemim
Sanadır dökülen son harflerim
Birleşince aşk olan kelimelerim
Artık birleşmeyecek
Sana yazmayacağım


Her cümlem senle başlar
Şiirlerim sana seslenirdi
Her kelimemde sitem olsada
Şiir senin sevginle biterdi
İmza yerine bin buhse vardı içinde
Ama artık yazmayacağım

Aldırmayan gönül sesenlenmenin anlamıyok
Sesim kısıldı artık kelimeler şiirdede tükendi
İsyanımın sebebi artık yok
İsyanım tükendi artık göz yaşına belendi
Ben istedim ki koskaca duy


SiyahLALE 13 Kasım 2008 19:20

HÜZÜNLERE KARIŞIYOR YÜREĞİM..

Benim sözlerim,senin gözlerin
Karışıp gider bir sonbahar hüznüyle.

Bak ellerim titriyor,gözlerim ağlıyor
Karışıp gidiyorum bir sonbahar hüznüyle.

Kalemler seni yazıyor,şarkılar seni söylüyor
Karışıp gidiyorsun bir sonbahar hüznüyle.

Sırtlarımız dönük,yüreklerimiz buruk
Karışıp gidiyoruz bir sonbahar hüznüyle.

Şairler bize yazıyor,yağmurlar bize ağlıyor
Karışıp gidiyoruz bir sonbahar hüznüyle.

Çığlıklar bize susuyor,sesimiz kesiliyor
Ve...
Karışıp gidiyoruz bir Sonbahar hüznüne

Alıntı



SiyahLALE 13 Kasım 2008 21:41

Bir sen değişmedin şu yüreğimde

Yıllar gelip geçti zaman değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde
Dağlara kar düştü duman değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende

Ovalar nehirler düzler değişti
Baharlar rüzgarlar güzler değişti
İnsanlar nesiller yüzler değişti
Bir sen değişmedin şu yüreğimde

Sen hala içimde incecik sancı
Biricik sevdiğim başımın tacı
Sevenler eskidi herkes yabancı
Bir sen eskimedin şu yüreğimde

Mevsimler takvimler yıllar eskidi
Resimler kavimler kullar eskidi
Gelenler gidenler yollar eskidi
Bir sen eskimedin sevdiğim bende

Şaşsada yollarım kesilsede hız
Gözlerin gönlümde sönmeyen yıldız
Hala yavuklumsun o nazenin kız
Bir sen değişmedin şu yüreğimde

Kurallar töreler bazlar değişti
Sevdalar sevgiler hazlar değişti
Kadınlar gelinler kızlar değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde

Eserken başımda kavak yelleri
Bağlanmıştı gönlüm öyle serseri
Sen hala sevecen nazlı cilveli
Hiç mi değişmedin sevdiğim bende

Bakışlar işmarlar gözler değişti
Şarkılar duygular sözler değişti
Saçlara ak düştü yüzler değişti
Bir sen değişmedin sevdiğim bende

Şehirler sokaklar evler değişti
Bahçeler tarlalar köyler değişti
Ağalar köleler beyler değişti
Bir sen değişmedin şu yeryüzünde

Can sevdigim yıllar ne çabuk geçti
Avurtlarım çöktü şeklim değişti
Doldu vadem ölüm çağım erışti
Bir sen değişmedin durursun öyle

Alıntı



HerHangiBiri 13 Kasım 2008 22:41

Aydınlık

Hiçbir vakit tam karanlık değil gece
Kendimde denemişim ben

Kulak ver dinle
Her acının sonunda
Açık bir pencere vardır.
Aydınlık bir pencere

Hayal edilecek bir şey vardır
Yerine getirilecek istek
Doyurulacak açlık
Cömert bir yürek
Uzanmış açık bir el
Canlı canli bakan gözler vardır

Bir yaşam vardır yaşam
Bölüşülmeye hazır

Paul Eluard


*JANSET* 13 Kasım 2008 23:22


Seni böyle sevmeseydim
Aramazdım yar
Bana bunca dert çektirdin
Katlanmazdım yar
http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif
Aramazdım yar inan ki aramazdım yar
Gururumu dizlerinde bırakmazdım yar
Aramazdım yar inan ki aramazdım yar
Sarılıpta sensizliğe ağlamazdım yar.....
http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif
Dün gece rüyamda hep seni gördüm
Şiirler şarkınla dans ediyordu
Seninle ne güzel hayaller kurdum
Gözlerin, gözlerin ne tatlı gülümsüyordu.....
http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif
Gördüğüm herşeyi hep hayra yordum
Umutlar gerçekle raks ediyordu
Simsiyah duvarların önünde durdum
Gözlerin, gözlerin ne güzel gülümsüyordu.....
http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif

Sende böyle benim kadar sevemezmiydin
Güllerdeki şebnemleri silemezmiydin
Gelemezmeydin sevdiğim gelemezmiydin
Ömründen bir tek gün veremezmiydin.....
http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif
Ansızın uyandım yanımda yoktun
İçimde ordular savaşıyordu
Aklıma olmadık düşünce soktun
Gözlerin ne güzel gülümsüyordu.....
http://img134.imageshack.us/img134/3325/kalpzj7.gif
Gelemezmeydin sevdiğim gelemezmiydin
Ömründen bir tek gün veremezmiydin.....
Şebnem Kısaparmak


SiyahLALE 14 Kasım 2008 16:28

böyle Olmamalıydı

böyle olmamalıydı can
böyle olmamalıydı
deli kısrak vahşiliginde
koşup giderken zaman
bir ***** el tutup yelesinden
kalbime kazık saplar gibi birden
ya da mil çeker gibi gözlerime
ihanetin sisli aynasından
şavkını saçmamalıydı birden...

böyle olmamalıydı can
böyle olmamalıydı
efil efil eserken rüzgar
dalda yaprak yuvada kuş
ve çocuklar mutluyken beşiklerinde
bülbüle inat açarken gonca
mevsimler hepten baharken
bir el tutup yakasından hazanın
sinsi uçuslarında yarasaların
yeniden sorgular gibi hatıraları
ya da yeniden yazar gibi tarihini
müebbed hapse mahkum bahtımın
bahçeme atmamalydı..

böyle olmamalıydı can
böyle olmamalıydı
bir mızrak ihanetindeki kalemin
sararan sayfalarıma
kan damlar gibi birden
UNUTTUM diye yazmamalıydı..
böyle olmamalıydı can
böyle olmamalıydı...

Mehmet Taş


HerHangiBiri 15 Kasım 2008 17:38

Yasak Düş(tüm)

her şey bir garip bugün
sen garip ben garip
kafesteki kuş,sofradaki aş garip
birşeyler var yolunda olmayan biliyorum
ama neee..?
sen mutlu ben umutlu
ama birşeyler var
bir korku var yüreğimde
ılık esen bu rüzgar içimi donduruyor
bir sessizlik var ikimizdede
fırtına öncesi gibi
umutluyum ama huzurlu değil
bugün yada yarın birşeyler olacak
biliyorum ve ayrılık gelecek
gel yanıma uzan diyorsun
oysa ben yanına ölmek istercesine
kalmak istiyorum
saçında bir tel yüzünde bir ben
ve kendimde bir sen olmak istercesine ölmek istiyorum
mutlu bir ölüm yok derdi şaiir
şu anda ölmek yani ellerim sarılmışken bedenine
ve yüzün göğsümde uzanmışken sen
saclarını koklayarak
ve o can alıcı gözlerine bakarak ölmek
mutlu bir ölüm varmış be şaiir
demek istiyorum.
sen dışında ben içimde tir tir titriyoruz.
ürkek bir güvercin edası var titreyişinde
sende yasağa batmış bir düşün korkusu..
bende beş yaşındaki bir çocuğun,
annesinin terkine uğrama korkusunun titrekliği....


ahmed 18 Kasım 2008 20:00

Sevgili



Akşam oldu düşünüyorum sensiz geceyi
Bilmiyorum sensiz sabah olurmu diye
Bekliyorum geleceksin gözüm yollarda
Unutma bu seni seveni be sevgili

Ne zormuş sevip ayrılmak ah ne acı
Gönül hastalanmış yokki bunun ilacı
Adını bile unutamadım güzelim
Gel de gelde sen unut sevgilim

Hayat çok acımazsız çok acı
Sevmek güzel ayrılmak dahada acı
Bu gönül sana hasta ve sevdalı
Unutmak kolaysa gelde sen unut


Seyhan Akdeniz


ahmed 19 Kasım 2008 20:39

Dur Gitme



Veda vakti geldiğinde,
Dur gitme , gitmemelisin dedi.
Gözleri kalbimi mühürledi.
Kapılar dışa ne kadarda kolay kapandı.
Bir sözü hayatımı değiştirdi

Yürek yakan bir acı sol yanımda,
Aklıma, ömrümün gölgesi düştüğünde.
Sesi kulaklarımda bir name sanki,
Hiç bitmesin istiyorum.

Doğru aşkı bulduğunu düşündüğünde,
Silkelenmen gerekiyor bağlanmak için.
Kaybetmekten korkuyorum.
Amansız bir hastalık gibi sarsın tüm hücrelerimi.
Sensiz yapamam desin , benim yüreğim hazır buna.
Onsuz olmasın, dursun dönmesin dünya.



Yunus Özkan


ÖmÜrCeK 19 Kasım 2008 20:48

SENSİZLİK

En acı yalnızlık, senin verdiğin yalnızlık oluyor.sen yokken birşey düğümleniyor boğazıma,yutkunamıyorum.nefes alamıyorum,sıkışıyor kalbim.bulunduğum yerde yığılıp kalacakmışım ve birdaha hiç kalkamayacakmışım gibi geliyor bana.

Oysa senden öncede yalnız kaldı bu yürek.gidenlerin bıraktığı tortuyu taşımayı bildi.bir tek sen böyle çaresiz bırakıyorsun beni.bir tek sen yokluğunla beni ölüme taşıyorsun.

Ama elini uzattığında değişiyor herşey. Yokluğunun dilimde bıraktığıo acı tat, kalbimdeki o ağrı,yüzümdeki o üzgün tavır kayboluyor. yüreğim deli bir ırmak gibi çağlamaya başlıyor.hiç bitmeyene bir çoşkunun içinde buluyorum kendimi. bakşa hiç bir duygu sana yakın olmanın,seninle olmanın verdiği hazzı vermiyor bana.

Gördüğümde seni titriyorum.bir yaprak gibi sallanmaya başlıyorum.saklayamıyoum güşülerimi.sevinç duygusu yüzümden bütün hücrelerime yayılıyor."ne güzel" diyorum.."yaşamak ne güzel"...

Gerçektende öyle... seninleyken hiçbirşeyden korkmuyorum.her zorluğu yenebilecek gücü sen veriyorsun bana...yetersiz kalıyorum,bu aşkı anlatacak kelime bulamıyorum. Yaptığım herşeyde,gittiğim heryerde sen de oluyorsun.... yinede seni sana şikayet etmekten başka çarem yok. zamansız gidişlerin felç ediyor ben,yapma... böylesine severken seni,yokluğunun acısına dayanmak kolay olmuyor.hani sen varken tıkır tıkır işleyen zaman, yokluğunda duruyor.ne geceler geçiyor, ne gündüz.... ne içtiğim suyun tadı var,ne yediğim yemeğin.

Sitemimdir,doğru. Yokluğunun bu kadar dayanılmaz olduğunu söylemeyip de saklasam kime faydası olacak? Bunu anlatabilirmiyim ki sana ?

Gitme yar, sensizliğin o korkunç girdabında tek başıma bırakma beni.seni yaşamak istiyorum, seni ve senden başka kimse kandırmayacak beni...




Mehmet Coşkundeniz


ahmed 19 Kasım 2008 21:04

Masal



Bir varmış bir yokmuş dediler,
Beni senli bir masalın içine ittiler.

Kaf Dağı'nın tam tepesine tırmandım,
En kuytu,bilinmez köşelerde saklandım,
Kara Orman'da nefret cadılarıyla savaştım,
Yendim hepsini,dipsiz uçurumlardan attım.

Ağlaması ile iyileştiren Anka Kuşu ile dost oldum,
Srtına atlayıp,sevda kanatlarıyla sana uçtum...

Yedi başlı ejderhayla göz göze geldim...
Yedi başınıda sevdam karşısında dize getirdim,
Hain Kurt'a tüm yaptığı canilikleri ödettim,
Sonra da hepsini çok uzak diyarlara sürgün ettim.

Günlerce,aylarca,yıllarca yürüdüm...
Zor da olsa laleler ardında ki şatonu gördüm.

Masalın sonunda tüm yüreğim ile sana geldim,
Geç kalmışım!Ancak prensle düğününe yetiştim,
Bir şey demeden sana,ömür boyu mutluluk diledim,
Acıdır anladım!Bu masalın kötüsü ne yazık ki bendim.


Metin Çalışkan


ÖmÜrCeK 19 Kasım 2008 21:24

Gittin

Ben, arkandan sadece baktım.

Oysa; söyleyecek o kadar çok şeyim vardı ki...

"Gidersen iyiye dair ne varsa içimde yitireceğim hepsini.

Gidersen sönecek içimdeki ateş

ve bir daha hiç kimse yakamayacak.

Gidersen karanlığa mahkum edeceksin günlerimi

O karanlıkta yolumu kaybedeceğim" diyecektim sana.

Konuşamadım...




Gittin...

Gidişini görmemek için gözlerimi kapattım

Öylesine acıdıki içim, tutup koparsalardı kolumu

bacağımı bu kadar acı duymazdım.

Acım yaş olup akmalıydı gözlerimden.

Ağlayamadım...




Gittin...

Seni delicesine bir tutkuyla seviyordum oysa

Tutkum seninle olmaktı, tutkum teninde erimek,

tutkum hayatı seninle sadece paylaşmaktı.

Anlatamadım...




Gittin...

Gidişini önlemek için tutmak vardı ellerinden

Ellerim değil miydi her dokunuşumda seni ürperten?

Ürperdin yine biliyorum.

Bir kez dokunsam, bir kez tutsam ellerini

Gitmek için biriktirdiğin bütün cesaretin kaybolurdu.

Tutamadım.




Gittin...

Bir yıkım gibiydi gidişin

Sen adım adım uzaklaşırken benden

Çöküp kaldı bedenim olduğu yere

Nice terk edişlere dayanan yürek bu kez yenilmişti

Bu kadar zayıf değildim ben kalkmalıydım.

Kalkamadım...




Gittin...

Oysa geldiğin gün gideceğini biliyordum

Hazırdım gidişine,

Kaçak zamanları yaşıyorduk

Zaman bitecek ve sen gidecektin

Bense, gidişinin ertesi günü

Hayatıma kaldığım yerden yeniden başlayacaktım.

Başlayamadım...



Gittin...

Bir şey söyledin mi giderken?

"Kal" dememi istedin mi?

Son bir kez "seni seviyorum" dedin mi?

"Bekle beni döneceğim" diye umut verdin mi?

Beynim öylesine uğulduyorduki.

Duyamadım...



Mehmet Coşkundeniz


CaNaRY 19 Kasım 2008 22:00

İki Dudağın
Arasına Kefensiz Göm...
Duydum ki;
Unutmak istemişsin adımı,
Yakmak istemişsin hatıralarımı.
Ne diyebilirim ki,
Ben senin günahlarına kefil olmuşken
Sen adımı unutmaktan başla ilk önce.
Sonra da hatıraları yakmakla devam et.
Yeter ki sen unut beni..
Dağ olur katlanırım yalnızlığına,
Toprak olur alışırım yokluğuna..
Unuttuğunu bilsem de ,
Yine ben kefen olurum acılarına..
Haydi adımı sil dudaklarından..
Sonra da ,
Fakir yüreğimi sonsuza dek çıkarhayatından..


Yollarında toz,
Dudaklarında söz olmuşken..
Git hadi...
Sana verebileceğim tek birşey vardı;
Yamalı bir yürek..
Canımı " canından " sök de git...
Merak etme,
Gözlerimde kanasa da adın,
Yüreğimde yine sana ağlarım.
Sen istemesen de,
Sen beni sevmesen de,
Koynundan ölüme koşarım..

Giderken,
Dudaklarıma mühürle taze günahlarını.
Yüreğinde tek bir cümle kalmasın bana dair.
Sen unut beni.
Hatıraları da hiç yaşanmamış say...
Dudaklarında ölmüşken,
Ölümle hayat arasına
Meteliksiz yokluğun girse
Ne fark eder ki sevgili...

Git hadi,
Bırak sevdam ıslanmasın parmaklarında
Bırak adım anılmasın dudaklarında..
Adımı unutmuşken,
Beni iki dudağın arasına gömsen
Ne fark eder ki sevgili..
Ben yaşarken " sana " ölmüşüm...

Giderken benli hatıraları sök takvimlerinden.
Sende hiç var olmadığımı,
Yüreğine hiç dokunmadığmı düşün.
Yarım bedenimi dudaklarında öldürerek git..
Hadi bekletme elindeki tetiği.
Körpe acılarını ,
Soğuk namlunun ağzına verip
Günahlarınla tam yüreğimden vur beni..
Yüreği beş para etmez bu adamı,
Bir ikindi vakti,
İki dudağın arasına kefensiz göm...

İsmail Sarıgene



ÖmÜrCeK 19 Kasım 2008 22:10

Her gidişine ayrı anlam yüklüyorum, yapma tanrı aşkına!

Ya hep kal benimle söz etme gidişlerden, ya da silinsin ismin de, cismin de...

Oynama benimle, dengemi bozuyorsun.

Aşkı yaşayacak yürek bırakmıyorsun insanda, böyle değildin sen…

Bittiyse heyecanın bileyim ben de.

“Seni çok seviyorum” diye başlayan ve “Ama..” ile devam eden cümleleri duymaktan bıktım.

Seviyorsan seviyorsundur, aması olmaz bu işin.

Üstelik bir cümlede “Ama” varsa bir önceki yargının hiçbir hükmü yoktur artık.

“Seni çok seviyorum; ama, birlikte olmamız imkansız…” İmkansız diyebiliyorsan eğer sevmiyorsun demektir.

Bahanelerin arkasına sığınma.

İnsanların hayatına sorgusuz sualsiz girip, darmadağın eden, sonra da hiçbir şey söylemeden gitmeye çalışanlardan nefret ediyorum.

Böyle misin sen de?

Gerçekten gitmek mi istiyorsun? Yürekli ol biraz, haydi konuş.

Söyle gitmek istediğini. İki çift sözü hak etmedi mi bu aşk?

Yaşanılan bunca şeye hiç mi saygın yok?

Ah, ben niye yanılıyorum hep? Niye tam “İşte bu” dediklerim sömürüyor aşkımı?

Biraz daha mı katı olmalıyım? Biraz daha mı kapalı tutmalıyım kapılarımı?

Bazen bu dünyadan olmadığımı düşünüyorum. Bu devrin adamı değilim.

Oyun çeviremiyorum, hesap yapamıyorum.

Bana ait olmayan kişiliklere bürünüp bir plan dahilinde hareket edemiyorum.

İnsanız biliyorum, hepimizin zaafları var, hepimiz egolarımıza boyun eğebiliyoruz.

İyi de hep beni mi bulacak bunlar?

Hiçbir kaygıya yer vermeden, hiçbir hesabı düşünmeden açsaydın bana yüreğini işte o zaman görürdün bir aşkın nasıl efsaneye
dönüşebileceğini.

Sen gözlerini kapıyorsun, bir sen varsın, başka hiç kimseye bakmıyorsun.

Her şey senin çevrende şekillenmeli, her şey sana göre düzenlenmeli.

Beceremiyorum, kusura bakma. Aşk tam teslimiyet ister.

Kendini aşkın kollarına ya bırakırsın ya da bırakmazsın.

“Bir yanım dışarıda kalsın” dediğin noktada aşkı boğarsın.Yok edersin o güzelim duyguyu.

Bu yüzden hep cesurların işidir aşk.

Kaçışları, yalanları, aptalca oyunları kabul etmez. Aşk; saf, duru insanları sever.

Kafasında binbir tilki dönenler aşkı yaşayamaz. İsteseler de yaşayamaz. Arınmalısın.

En saf, en duru haline dönmelisin ki yaşayabilesin aşkı.

Kısacası sevgilim, sana göre değil bu iş. Senin yolun açık olsun, bırak aşk bana kalsın


Mehmet Coşkundeniz


ÖmÜrCeK 20 Kasım 2008 18:07

Seni İçimden Terk Ediyorum

Binmediğim hiçbir otobüs,
Beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde.
Gittikçe azalıyor hayat.
Neyi erken yaşadıysam,
Hep ona geç kalıyorum.

Sana göçüyorum her sonbahar.
Yolların çıkmıyor aşkıma.
Unuttuğun yağmurların adı saklımda.
Seni içimden terk ediyorum...

Susmaktan yoruldum.
Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri,
Efkar demliyorum gözlerimde.
Yaşlarımı yanağıma varmadan öldürüyorum.
Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi.
Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp,
Seni içimden terk ediyorum...

Ne unutacak kadar nefret ettin,
Ne hatırlayacak kadar sevdin!
Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin,
Biliyorum.
Beni hep bulmamak için aradın.
Yanılgımdın,
Yandığımdın,
Yangındın...

Sensizliğe yenilmek,
Sana yenilmekten zor olsa da,
Ardımda bir sürü belkiler bırakarak
Seni içimden terk ediyorum...

Şimdi
İçimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan
İki yarım kaldık;
Tamamlayamadık bizi.
Elimden tutmadın yalnızlığımın,
Saçlarımı da uzaklarına gömdün.
İçimin mavisi senin okyanusundandı.
Al! Geri veriyorum.
Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun.
Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim,
Sana bensizliği terk ediyorum.

"Yarime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin.
Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

Ne tuhaf değil mi?
İçimi acıtan da sendin,
Acımı dindirecek olan da...
Ya öldür beni dedim,
Ya da git benden.
İçi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim.

Aldırmadın aldırmalarıma.
Bir gecede yakıp yarini,
Şafaklara sattın ihanetini!
Külüme basanlar bile utandı yaptığından.

İşte soluk bir ömrün
Son nefesi.
Benden,
İçimden
Terk ediyorum...


Kahraman Tazeoğlu


_JaBeSa_ 20 Kasım 2008 18:39

TaVsİyE

Uyan;
Kalk
uyanılmamış baharlara..
Bahar,
henüz uykusundayken..

İsyan;
Anlamsız kalabalıklara;
Tarumar kalabalıkta,
nisyanlar hatırlanırken..

Susma;
Ama susacaksan da
fikrini sus,
Çorak umutları yeşert,
Düşünen "faunamız" anırırken..

Dayan,
Bul
sınırlar ardında saklanmış
"Gerçeği"..
Saklananlar bu kadar "Gerçek" iken..

Keşfet,
Yık ve geç
"Kutsanmış" yalanları..
Kutsanmış değer(siz)ler yalancıyken..

Devir tarihi,
devir "Zalim"i..
Ruh "kendi"nden
özgürleşirken..


Sedef 21 20 Kasım 2008 18:44

Açsam Rüzgara

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
Magillerde sefer etmek!
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.

Açsam rüzgara yelkenimi;
Dolaşsam ben de deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.

Bir limanda, büyük ve beyaza.

Orhan Veli Kanık


ÖmÜrCeK 20 Kasım 2008 18:52

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Kızıl sonbaharım
Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi

Ellerimde çoğul bir gölge kuşu
Adının arkasına basmadan yürüdüm
Alnımda birikti çizikler
Adımdan çıkardım aklımı
Aklımsız kaldım
Neylersin
İnsanız
Ne yapsak eksiğiz işte
Ölüme ayarlı saatiz

En fazla içimde ölürsün
Sorarım
Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
Hangi rüzgârlara sattın da Saçlarını!
Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim
Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım

En fazla içimde ölürsün
Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana
Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.
Ve susmak inceltiyor her yarayı
Ve susmak bakmak oluyor
Gitmediğin her yere

Kim tutuklanmış yalnızlıktan
Gizin içine gizlenen kim
Söyle beni nerene sakladın
Ki şimdi bu kadar sokaktayım

En fazla içimde ölürsün
Karla karışık yağarsın yara Bereme
Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde
Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte
Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde
Sana borcum olsun
Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde

En fazla içimde ölürsün
Yanağında yanar avucum
Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır
Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar
Gırtlağıma kadar aşka batarım
Yeteri yok. Eksiği fazla.

Neyin kaldı eksilenlerden arta
İçeri doğru kapanan bir kapıydın
Saçlarından geçtim önce
Ve kendimden öylece
Neyim yoksa var bildim
Eğildim
Eksildim
Eridim
Bir seni bitirmedim

Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
Uğultusuna tutunamadın

Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
Öyle yaşadım gözlerini
Tenimde itiş kakış
Cebimde depremlerin
Esrarlı gece ayinleri
Volkanik şiirler
Usul usul giymedim mi sözlerini
Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer
Sensizlik seni anlattı en çok
Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti
Söyle saçlarında öldüğüm
Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?

En fazla içimde ölürsün
Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri
Açar gibi yaparak açık bir kapıyı
Beni ikiye böldün
Hadi içimi kendine aldın da
Beni nerde bıraktın
Hangisini seçerdin benim için
Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için

Ben yarama çoktan sen bastım
Yaşım kadar gencim
Adın çabuk diye geçti
Ardında aç köpekleri bırakarak
Ezberimden geçtim.
Hızla biten aşk şarkılarından geçtim
Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk
Bildim

Biz dalkavuk bir aydınlığın yerine
Onurlu bir karanlığı seçtik
Ve bir öyküden ağlarcasına geçtik
Cesurduk çünkü
Kendimizi kendi düşlerimizden kovacak kadar

Ömrüne yüz çevirmiş iki masalcıyız
Gerisi hiçlik
Gerisi yokluk


peaceful 20 Kasım 2008 20:46

ben artık küsüm

Beni de kırdılar içimde kırdılar

karanlık camlardan sular akıyordu

şimşekli bir boşlukta saat vurdu

beni de kırdılar belki yalnızdılar

belki onların da çocukluğu yoktu

bütün şarkılara kapalıydılar

bir genç kız değmemişti saçlarına.



Beni de kırdılar ben artık küsüm

yağmurları yağmıyor ağaçlarıma

sularından içmiyorum susadım ama

beni de kırdılar soğuk bir ölüm

çevik bir bıçak gibi çakıldı aklıma

oysa bir şarkıyım yeniden doğan günüm

bütün şarkılara kapalıydılar.

atilla ilhan


ÖmÜrCeK 21 Kasım 2008 00:41

YUREGIMIN YARISI

Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm ya, hiçbir güçlüğün beni, bırak yıkmayı, sendeletmeyeceğini bile düşünürdüm.

Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden, hiçbir zaman tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma” diyeceksin, tasalanmayayım; ama, kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı dışında hiçbir şey göremiyorum.

Nerede olduğunu bilmek ya da döneceğin umuduyla yaşamak da kandırmıyor beni. Her sabaha sensiz uyanmaktan, her günün sensiz geçmesinden korkuyorum artık. Bu yüzden uyanmak istemiyorum “uyuduğum uykuları”…

Ve geceler… Ne yıldızları görüyorum ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum.

Bildiğim bütün hasret şarkılarını art arda ekleyip söylüyorum. Sesimi kendim bile duymuyorum.

Senden bir iz göreceğim diye sokaklara çıkmıyorum artık. Bu kentin her yerinde sen varsın biliyorum.

Yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama ihtimalini düşünemiyorum bile.

Bekleyeceğim seni. Zor olacak, çok zor olacak; ama, bekleyeceğim. Bu yarım yüreğin diğer yarısı, yani sen…Geleceksin değil mi?


arwen 21 Kasım 2008 23:49

Sonbaharı ve seni
Sonbaharı severim
Yaprakların dalından
Düşüp süzüle süzüle inmesini
Yapraklar üzerinde yürümesini
Sonbahar yağmurlarında ıslanmayı

Sonbahar hüznü hatırlatır
Kışa yaklaştığımızı, soğuğu
Isınmak için kalın kürkleri
Hasretle bekleriz karlı günleri

Bu günlerde yüreğim vurgun yedi
Mavi gözlü kızıl tenli meleğim
Sonbaharda bizlere veda etti
Hiç gelmemek üzere bizden gitti

Hey düşlerimin kar tanesi
Mavi gözlü kızıl tenli meleği
Gecelerimin kızıl yıldızı
Neden bu yüreğimdeki sızı
Bu sonbahar ayırdı ikimizi


Veysel Karani Tabak


€c€m 22 Kasım 2008 15:22

Geçti sayısız ay____içim ürperse de kimi zaman____artık üşümüyorum yâr

"Yaşadığım kadar uzaksın bana.
Tuttuğum kadar kirli.
NeFesim kadar gereksiz,
Sensizlik kadar zorsun.
Sensizlik kadar öldürücü,
Ölümsüzlük kadar berbatsın!
Terkediş kadar acı,
Terkediliş kadar gerçek.
Ve ben'sin işte.."

Esip geçtin ömrümün en güzel yerinden, en güzel yerimden
Yüreğimden...

Kimse bi'şey söylemedi
Kimse bilemedi zamansız akacak yaşları
Kimse hesap etmedi böylesi bir sevdanın yok yere harcanacağını

Sana mı toz konduramadım, sevdama mı... ayırt edemedim
Rotamı sana öyle çevirmişim ki, alıkoyamadım kendimi
Biliyorum;
Hata ettim!!!

Kesmeliydim çığlıklarını içimin, susturmalıydım...
Kanatsa da hücrelerimi söyleyemediğim kelimeler, bakakalsa da gözlerim ardına şişelerce su döktüğüm yollara,
Sonsuz dilsizliğime sığınmalıydım...

Sığındım!!!
Senli sonbaharları bıraktım kuytu bir köşeye
Kalsın o kuytulukta yapraklar, savrulsun
Serilmesinler yüreğime, üşürüm ben...
Peşimde soğuklar, peşimde anılar, peşimde zamansız vedalar
Tüm peşimdeleri bıraktım ben... Sadece sığındım...

Umutsuzluğun kanatlarına takıldı hayallerim
Ve yağmur yüklü kara bulutlara döndu gözlerim...

Git durma bir an bile
Madem ki satılığa çıkarmışsın yüreğini
Ve yitirmişsin sende kalan beni
Şimdi ne rüyalarımın kıyısında
Ne sığındığım dualarımda
Ne içinde kaybolup gittiğin yüreğimde
Yerin yok zaten bende

Kelimlerin anlamlarını tüketmeden
Geçmişteki sevdiğim seni kaybetmeden
Aşkın adını daha fazla kirletmeden
Git artık nereye gideceksen.

"Bir teselli ver
Kırılan gururuma
Bir tebessüm et
Unutursun zamanla
Yine dalmışım aynada
Yüzüm ağlar
Yine dalmışım
Elimde fotoğraflar

Yine aylardan kasım
Sanki sende kaldı bir yarım
Her nefesim her anım
Sanadır canım"

Aylardan kasım____dilimde titrek heceler____sığındı bilinmezliğe tüm sesler.


ahmed 22 Kasım 2008 20:28

Yorgun Şehir Nereye Böyle?



yorgun şehir aç gözlerini
veda etmeden nasıl gideceksin
kime bırakıyorsun güzellğini
gizemini ve içinde gizlediklerini...

iskele sensiz anlamsız kalacak
deniz hırçınlığını azdıracak
bulut gözyaşlarını arttıracak
gitme benden yorgun şehir...

haklısın aslında enine boyuna düşününce
çözüm bulunamadı trafik denilen işkenceye
hasret kaldık denizin muhteşem sesine
bu veda değil bir kaçış hem de gizlice...

aşk denilen duygu senle başladı
rüzgarın aşkla saçımı okşardı
kabullenemem senden ayrılmayı
unutamam yorgun şehir beni yavrun bilip sardığını...

Demet Balcı




Saat: 14:38

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık