![]() |
Sevdiğim yaban mersini Yaşadığım güz mevsimi Kalan ümidim hepsini Azgın sele verdim gitti Denizde yalnız mercan adası Uzaktan gelir yarin sadâsı Gözümün önünde hatırası Maziye bıraktım gitti taha yaycı |
SEVDA Yaklaş pencereye yaklaş Toprak kokusunu duyuyor musun Gümüş pırıltıları kaybolmadan Islak yaprakların Dışarıda olmalıyız Bırak kapıdan çıkmayı Elini ver Yağmur birden kesilebilir Bir bakarsın gece biter Sabah ölebilirim Tutunacak biricik dalım dünyada Yanımda olmalısın yanımda Tek kelime konuşmadan dolaşmak Yaşadığımı duymak istiyorum. Celal Vardar |
aşk ölü olmak gülüm dökülürken göz yaşlarının omzuma değmediği gündür türk öğer koç |
BÖYLEYMİŞ Yanarmış yürek böyle Islak bir yeşil sebebiyle Kaçarmış insan kendinden Nereye gittiğini bilmeden Ağlarmış gizlice Kurumuş toprağı ıslata ıslata Severmişde sevilmezmiş Yalanda olsa gülermiş Sebebini bilmeden Yilmaz Erdoğan |
Ölmek Yalandan Düşlerde Başka türlü ıslak olur seni özlemek geceleri, Kaç paket mendile ağlarım seni bilmem. Başka türlü çıplak olur sensizliği sessizliğe tercih etmelerim, Kaç gecem geçti sensiz bilmem. Bir düş, bir de yalandan müteşekkil bu aşkım. Sevgilisi yok bu hikayenin. Bir düş kurarım, yalandan; uyuşurum her gece. Peki bir düş, kaç tur atar gözlerin önünde ? Kaç defa sağ kurtulur bir yalan, onca biradan ? Bir aşık, kaç kere ölür bir gecede ? ... Yeter artık ölmelerim her gece. Her sabah, ertesi; dirilmelerim zoraki. Özledim seni elimi okşarkenki yalnızlığımda. Özledim yalnızlığın sensizliğini hissedişlerimde. Dokunurken sen bana, ama yine de sensizliğimde; Özledim ... Yoksa, aşık mı oldum ben sana ölmelerimde... Tolga GöRKeM... |
Vuslat Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar, Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı Görmezler ufuklarda, şafak söktügü anı... Gördükleri rü'ya ezeli bahçedir aşka; Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka. Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez... Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi... Zenginler o cennette fakirlerle müsavi; Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler, Sonsuz gibi, bir fıskiye ahengini dinler. Bir ruh, o derin bahçede bir defa yaşarsa Boynunda O'nun kolları, koynunda O varsa, Dalmışsa O'nun saçlarının rayihasiyle, Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle. Yıldızları, boydan boya doğmuş gibi, varlık Bir mucize halinde o gözlerdendir artık. Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur Zira, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur. İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan... Bir sır gibidir azçok ilah olduğumuzdan. Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler. Bir gün nereden hangi tesadüfle gelirler? Aşk, onları sevkettiği günlerde, kaderden Rüzgar gibi bir şevk alır, oldukları yerden. Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o! Alemde bir akşam ne semavi koşudur o! Dört atlı o gerdüne, gelirken dolu dizgin, Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin, Simaları her lahza parıldar bu zaferle; Gök, her tarafından, donanır meş'alerle! Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda, -Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da- Bir an uyanırlarsa leziz uykulardan, Baştanbaşa, her yer kesilir kapkara, zindan... Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak... Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak... Ey tali! Ölümden ne beterdir bu karanlık! Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık! Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et! Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et! Yahya Kemal Beyatlı | |
Tatlı Bela İdamlık mahkûmun hürriyetini, Beklediği gibi beklerim seni. Şeytanın âleme şer niyetini, Sakladığı gibi saklarım seni. Adını kimseye söylemem asla. Çileme ressam ol, ömrümü süsle. Bülbülün gülünü besteli sesle, Kokladığı gibi koklarım seni. Habersiz çıktığım sevda turuna, Umutlar sığmadan, taşar yarına. Sevda kitabının sır satırına, Siler yeni baştan eklerim seni. Sevgisiz saniyem geçmesin diye, Gözlerim uykuyu seçmesin diye, Hayalin gecemden kaçmasın diye, Uyanır uyanır yoklarım seni. Hasretin acısı ömrüme zarar. Suçun tamamını kendimde arar, Yaralı gönlümde mahkeme kurar, Celsenin başında aklarım seni. Gönül camisine ayrılık haçı, Asarak zulmetmek bahtımın suçu. Meçhulün yolunda sevdamın göçü, Giderken sırtıma yüklerim seni. Âleme seyirlik sevda dramam, Sürerken derdime çare aramam. Vefalı gönlüne toz konduramam, Zemzem suyu ile paklarım seni. Mehmet Nacar |
Vuslat Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Ömrün bütün ikbalini vuslatta duyanlar, Bir hazzı tükenmez gece sanmakla zamanı Görmezler ufuklarda, şafak söktügü anı... Gördükleri rü'ya ezeli bahçedir aşka; Her mevsimi bir yaz ve esen rüzgarı başka. Gül solmayı; mehtab, azalıp gitmeyi bilmez... Gök kubbesi her lahza, bütün gözlere mavi... Zenginler o cennette fakirlerle müsavi; Sevdaları hülyalı havuzlarda serinler, Sonsuz gibi, bir fıskiye ahengini dinler. Bir ruh, o derin bahçede bir defa yaşarsa Boynunda O'nun kolları, koynunda O varsa, Dalmışsa O'nun saçlarının rayihasiyle, Sevmekteki efsunu duyar her nefesiyle. Yıldızları, boydan boya doğmuş gibi, varlık Bir mucize halinde o gözlerdendir artık. Kanmaz, en uzun buseye, öptükçe susuzdur Zira, susatan zevk, o dudaklardaki tuzdur. İnsan ne yaratmışsa yaratmıştır o tuzdan... Bir sır gibidir azçok ilah olduğumuzdan. Onlar ki bu güller tutuşan bahçededirler. Bir gün nereden hangi tesadüfle gelirler? Aşk, onları sevkettiği günlerde, kaderden Rüzgar gibi bir şevk alır, oldukları yerden. Geldikleri yol, ömrün ışıktan yoludur o! Alemde bir akşam ne semavi koşudur o! Dört atlı o gerdüne, gelirken dolu dizgin, Sevmiş iki ruh ufku görürler daha engin, Simaları her lahza parıldar bu zaferle; Gök, her tarafından, donanır meş'alerle! Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar, Varlıkta bütün zevki o cennette duyanlar Dünyayı unutmuş bulunurken o sularda, -Zalim saat ihmal edilen vakti çalar da- Bir an uyanırlarsa leziz uykulardan, Baştanbaşa, her yer kesilir kapkara, zindan... Bir faciadır böyle bir alemde uyanmak... Günden güne, hicranla bunalmış gibi, yanmak... Ey tali! Ölümden ne beterdir bu karanlık! Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık! Ey vuslat! O aşıkları efsununa ram et! Ey tatlı ve ulvi gece! Yıllarca devam et! Yahya Kemal Beyatlı |
oysa ki kuru incir Şaraba da adama da kaçılırdı besbelli yalnızlıktı tüm çukurların nasibi . şehre küsmeliydi önce suçu olmasa da akan kan henüz sıcakken ya sevişmeliydi ya ölmeli imameye varmak böyle bir şeydi . şaraba da adama da kaçılırdı geldiği gibi kalsaydı kadın Ayben ÇEVİK... |
AÇIK Biz hep açık konuştuk. Gökyüzünden maviydi sözlerimiz. Sığ bataklarda değildik,kuşlar gibiydik, Uçarıydık.Gözlerimizde Şavkıyan parıltılar gibiydik. Biz iyiye iyi,güzele güzel dedik Masallardan çekerdik mısraları,tülbent gibi. Yalnız, şiirde yalan söylemezdik, Umutlarımızda, hayallerimizde de yalancı değildik. Cahit Külebi |
| Saat: 01:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık