MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

ÖmÜrCeK 22 Kasım 2008 23:29

Yalanlar Söyle Bana…


Olurda bir gün biterse bana olan aşkın, olur da gitmek istersen ve ben ısrarla ”Neden?” diye sorarsam, sakın bana ”Seni sevmiyorum artık” deme. Dürüst olma, istemiyorum.

Bahaneler bul, yalanlar uydur. Beni suçla mesela, de ki ”Her şeyin sorumlusu sensin…” Yemin ederim itiraz etmem sana. Her şeyi çekerim sineye, her şeyi kabullenirim. Sadece beni sevmediğini duymaya dayanamam ben. Bunu söyleyeceğine öldür, daha iyi. Emin ol, canım daha fazla yanmaz…

Gitmek istersen sakın ”Bir başkası var… “ deme bana. Varsa öyle biri, sakla kendine,ben bilmek istemiyorum.”Bir başkası var” dediğin an korkarım tepkimden, korkarım yapacaklarımdan . Bu yüzden mesela de ki bana, “İlişkimiz yoruldu, dinlendirelim...” Bu en basit, en kanılmayacak bahaneye bile kanmaya hazırım.

Gitmeyi kafana koyduysan eğer ve artık hiçbir şekilde heyecanlandıramıyorsam seni, haber vermeden git, bir şey söylemek zorunda değilsin. Bırak merak edeyim, bırak yollara düşüp seni arayayım. Gerçek, her zaman en iyisi değildir ve ben, her gerçeği kaldıracak kadar güçlü değilim. Bakma öyle göründüğüme. Konu sen olunca, en zayıf, en aciz halime bürünüyorum. Seni kaybetmekten deli gibi korkuyorum.

Gitmek istiyorsan eğer sakın ağırdan alma, hemen git. Beni oyalayıp biraz daha alıştırma kendine. Kesin olsun gidişin, dönüşlerden arınmış olsun. Bana, senden geriye hiçbir şey kalmasın. Hiç yaşamamışsın, hiç benimle olmamışsın gibi…
Anılarla baş ederim, merak etme ama sen gideceksen hazırla bahanelerini, beni gerçeklerle yüzleştirme…


arwen 23 Kasım 2008 00:54

Sığınak
Yine de gözlerine sığınıyorum.Gözlerin ki sırtımdan vurdular.
Çocuktum, yine birileri gelip kırdı oyuncaklarımı.Yine de gözlerine sığınıyorum.Sığınacak başka yerim kalmamış.İçimdeki serçeleri vuruyorlar.Çiçeklerimi eziyorlar; menekşelerimi,fesleğenlerimi.
Yine de gözlerine sığınıyorum.
İade etmiyorum acılarımı.
Sadece bir yağmur kaçağı gibi geldim düşlerine...
Gözlerine sığınmaya geldim.
Uykularında ellerini tutmaya.
İdam kararım çoktan verilmiş.Yargılanmışım.
Yine de gözlerine sığınıyorum...


Murat Kalaç


ÖmÜrCeK 23 Kasım 2008 00:59

SEVİYORUM,

Gitmeliyim, bunu anlıyorsun değil mi? Başka çarem yok, gitmeliyim Sensizliğin beni süründüreceğini bile bile gitmeliyim. Seni sevmekten hiç vazgeçmeyeceğim ama olmayacak bir duaya amin demek bizimkisi. Yıllar önce o sahilde, seni ilk gören ben olmalıydım. Ve yüreğin o gün benim yüreğime dokunmalıydı. Şimdi gitmek zorunda kalmazdım.Şimdi bir sevdanın en güzel yerinde olurduk.

Birbirimizi bu kadar çok hak ederken , bu kadar çok severken gitmek, öyle dokunuyor ki yüreğime…Hayatımda ilk kez kabul ediyorum yenilgiyi. Kim bilir, korkağım belki. Senden değil, bu aşkın büyüklüğünden kaçıyorum….

Gidiyorsam, sevdam tükendiği için değil, bunu bil. Aksine, sevdamı çok daha yukarılara, ta yukarılara taşımak için gidiyorum. Kendimi yenilemek, tutsaklıktan kurtulmak ve kim bilir bir gün senin karşına daha özgür,daha cesur çıkmak için gidiyorum. Ben terk etmiyorum seni. Ne seni ne sevdamızı bırakmıyorum. Kalbimdesin ve hep orda kalacaksın. Ben yaşadıkça…
Seviyorum Seni, Unutma BeniL


arwen 23 Kasım 2008 14:16

VAZGEÇTİM kendimden
Senin her zaman mutlu olman için,
Yok saydım,gözlerimi,yaktım için için
Acısamda,yüreğime sapladığın dikenlerden
Vazgeçtim kendimden,vazgeçtim gözlerinden

Senin her zaman huzurlu olman için,
Hasreti dost,mutsuzluğu arkadaş saydım kendime
Ağladım,yas tuttum hergün kederimden
Vazgeçtim kendimden,vazgeçtim ellerinden

Sensizliğe alışmak ne zordu bir bilsen
İçimde savrulan fırtınayı bir dindirebilsem
Nice yıkımlar yaşadım,yarattığın depremlerden
Vazgeçtim kendimden,vazgeçtim yüreğinden

Sırf saadet senin olsun diye
Parçalandım, kırk parçaya bölündüm lime lime
Yinede vazgeçmedim seni sevmekten
Vazgeçtim kendimden,vazgeçtim ömrümden

23.11.2008
Gül Özlem


CaNaRY 23 Kasım 2008 18:06

Herkeste Biraz Varım
tüketiyorum
her aşkı, gereğinden fazlasıyla
her teni, umarsızca
her mevsimi, acımasızca...

tükeniyorum
tükettiğim her aşkta
her hevesimde
her hayalimde...

tüm kalplere ilaç olsun diye umdum, şairliğim
kendimden öteye geçemedim
kendimi senden öteye geçiremedim
silindim hafızalardan
imzamı attığım tüm kadınlardan
yalandan...

herkeste biraz varım
kimsede 'bir' olamadım
'hiç'liğin adına aşk dedim, yanıldım
kafiyesiz şiirlerimde
huzur aradım...

sen de gittin. gidersin...
alacağını alan herkes gibi
uykusundan uyanan her hayalperest gibi
gidersin..

artık hiçbir emeğim kalmasın istiyorum karşılıksız
birbirini tanımayan
ama dokunan
zevk alan
yalanlaşan insanlar olduk
hepimiz suçluyuz
günahkarız hepimiz
'o elmayı neden yedi? ' diye kızmasın adem'e hiçbirimiz
elma da yedik, elma yiyene de küfrettik biz

sen de gittin. gidersin...
bilmezsin ağrılarımı çünkü
her düşüşümde aklıma geldiğini
ne denli 'sen' olduğumu göremezsin
gidersin..

ve ben tükenirim
doyururum kendimi başka kollarda
acıkırım yine sana
yine sarılırım başka kollarla
derken bu dünya
tükenir nasıl olsa

bitsin zaten her mevsim
çünkü ben
herkeste biraz varım
kimsede 'bir' olamadım...


Ahmet Enes Karaçam


CaNaRY 23 Kasım 2008 18:30

..'Leyl-i Can' .. / Terkedilmiş Sevdalara ..


Ah ölüm...Ah uğruna öldüğüm
Ah silahsız vuran LeyLican !
Kaç gece esecek yağmursuz rüzgar?
Hep bizi mi buldu sessiz haykırışlar?
Kızıl laleler ekmiştim toprağa,Hoşçakal demeden gittiğin gün..
Bu kadar zordu demek , sonkez yüzünü görememek..
İşte bir damla daha aktı gözlerimden LeyLican!
Ve sen yine duymadın isyanlarımı
Ve sen yine terkettin hersaniye...içten içe..
Uçsuz-bucaksız, serseri ve yorgun..
Zemheri ve karanlık gecelerim bitmecek demek..
Hep bana mı uğrar hüzün,
Hep beni mi yakalar ve yakar sensizlik LeyLican!
Mezarımı kazmadan gittin..
Cesedim toprağa düşer de , Ruhum bitap düşer üstüne CaN !
Ah ölüm..Ah uğruna öldüğüm
Ah silahsız vuran LeyLican !
Kaç gece esecek yağmursuz rüzgar?
Hep bizimi buldu sessiz haykırışlar?..
Bahar mevsimi düşer yapraklara..
Ben hep kışı görürüm..âmâ olmuş sanki gözlerim bahara
Yazık değil mi bu yüreğe LeyLican!
LeyL olur , vurulur, uyuyamam..
Fazla değil mi bu acı ikimize LeyLican!
Dön desem, düğümlenirsin boğazıma..Konuşamam..
Yine de sen açarsın düğümleri LeyLican!
Sözlerin buz tutar, gülüşün sahte gülüşümde canlanır..
Bu kadar zor muydu sensiz gülmek LeyLican!
Hayatla bağlarımı gittiğin gün kopardım..
Kimse acıtmamıştı sen kadar LeyLican!
Bizim şarkımızı diniyorum..Anladım uykuda terkedecek sen gibi..
Her melodiye gidişini,her söze geç kalmış vedanı anlatıyorum..
Sanki bitmiyor hiç dinlediğim şarkılar LeyLican !
Sabah olsa da tekrar geçsem, geçtiğin yollardan..
Bir haber versen de, Sana dönsem tekrar LeyLican!
Güneşe bak, gidişinin sıcaklığını göreceksin..
Yağmura bak, yaşlarımı göreceksin LeyLican!
Bir çocuğun tebessümünde,Sevdasını kaybetmiş hazin bakışlarda,
Kaybolduğunda LeyLican, kaybolduğunda bulacaksın beni..
Belki yıldızlarla bir 'ah' gönderirisin..Seni en çok ben duyarım LeyLican!
Esaretliğimi görüpisyanıma şahit ol.
Terkedilmişliğimin serkeşliğine,yanlızlığımın son nefesine,
Son saniyelerde yetiş,yetişte gör
Hala unutamadığımı Leylican!
Hani doğum günümde bir gül vermiştin..
Kuruttuğum gülle beraber toplayı sevdamı,
Kilit vurdum yüreğime..
Gelsende LeyLican,
Kalbimin anahtarı yine sende..
Ah ölüm..Ah uğruna öldüğüm..
Ah silahsız vuran LeyLican!
Kaç gece esecek yağmursuz rüzgar?
Hep bizi mi buldu sessiz haykırışlar..!

H. _ezgi yürekli_ A.


ahmed 24 Kasım 2008 12:42

Seyir Defteri...



zamanın ıslak lekelerinde
yaşayanın seyir defteri
gri bir buluta düşer.

ölgün zamanların
yaşama bakan yüzlerinde
şiir yolcuları
mısralarını içer.

ayların sancısı ömrü sorgularken
sönük yıldızların
ünleminde saklıdır hüzün.

çocuk gözler
yalan bakışların çağıltısında
sansar kaçışlara gebe...

geliş kolay
gidiş zor
eksik parçaların boşluğunda
çarpıntı

yolun başı ova
yankısı dağ
ortasına böl beni!





Fatih Erol


kambis 24 Kasım 2008 14:14

SAKIN ölme benden önce……


Evet, belki zamanı tutamayız ellerimizle, belki hayata hükmetme lüksümüz olamaz asla… Evet, haklısın biz karar veremeyiz belki ama; sen yine de ölme benden önce.

Sakın kapatma gözlerini, sakın bırakma beni bir başıma bu evrenin keskin yamaçlarında…

Hani düşünüyorum…



Düşünüyorum da; senin olmadığın bir şehir olabilir elbet,

Hatta senin olmadığın bir ülkede de bulunabilirim…

Bilemeyiz ki hayat ne düzenler kurmuş ve biz ilerliyoruz onun içinde…

Hani demem o ki, yanında başkaları da olabilir ve sen mutluluk dağıtabilirsin onlarla.

Yani ben, belki ben hiç olmayacağım kim bilir hayatında.

Belki düşüyorum da hiç görmeyeceğim de seni ama olsun;

Olsun dedim ya, bunlar benden önce gitmeni gerektirmez ki.

Ben zaten senin mutsuz olmanı istemiyorum, sadece benden önce ölme diyorum sana.

Nefes aldığını bilsin yüreğim.

Bir yerlerde gülücükler savurduğunu bilsin, yaşadığını ve ölmediğini.

Bilsin işte, sadece bilsin…

Fotoğraflara baktığımda gülümseyerek gitsin elim,

Varsın arayamasın seni; ama arama ihtimalimde açacağını bilsin kalbim…

Fotoğraflara bakıp öldüğünü düşünmemeliyim.

Düşünüp güçsüzleşmemeli.

Bilmeliyim, bir yerlerde nefes alıp gülümsediği sevgili!

Belki haberin olmadan anarım adını ardından şimdi olduğu gibi,

Belki gizli saklı kalmış sevdamı çıkarıp koklarım tekrartekrar kim bilir…

Ya da ağlarım aklıma geldiğinde gülümseyerek, belki yanımda bulunan dost sohbetlerinde gözlerim ışıl ışıl anlatırım seni umursamadan hiç kimseyi!

Bir şekilde var olduğunu hatırlatırım kalbime ya, öldü lafını yakıştıramam sana,

Bu yüzden sakın, ölme benden önce…

Senin olmadığın bir evrende yaşamayı öğrenmedim ben çünkü,

çünkü ben sensizliği hiç bilmedim…

Nasıl yaşanır, senin olmadığını bilerek nasıl ayakta durulur düşünemiyor bile yüreğim…

Sırf bu yüzden, sadece bu yüzden ölme benden önce…

Alıntı...


ÖmÜrCeK 24 Kasım 2008 15:01

Sussam Yalnızlık,Konuşsam Ayrılık…

Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz.
Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var
Ne de benim gözlerimde şiir…
Yaz dedin, oysa kışlar yaşıyorum her mevsim
Açmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üzerine
Üşüyorum…
Evet hala üşüyor ellerim..
Hüzün kapımızı çalalı beri bin günü aştı
Bin ömür, bin soluk, bin yıkılış yaşadım
Ömrünün arka sayfalarında altı çizilmiş satırlarımı okumaya başladım
Sığınışlarını, susuşlarını ve haykırışlarını işittim maviadadan
Korunaklı bir liman olamadım sana
Ve arkama bakmadan giderken
Haykırışlarını duymamak için kapattım yüreğimin kulaklarını
Şimdi, bin ömür geçmiş ömrümden
Ben bir rüyadan uyanmak istercesine çırpınıyorum
Hani zaman ilacı olurdu her şeyin?
Hani zamana bırakmalıydık?
Atalar yine yanıldı…
Bir günün sonunda binlerce tükenişle ölürken ben
Zaman zehrini içerken yudum yudum
Artık bitsin istiyorum ataların ilaç dedikleri yoksuzluğun..
Bitsin…
Bitmezlerin bilincinde diyorum diye
Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz.
Şimdi ne senin gözlerinde haranın suya hasret yangınları var
Ne de benim gözlerimde şiir…
Şimdi kendini yok edişlerini dinliyorum
Susuyorum…
Susuşlarımın öznesi sen oluyorsun hep
Şehrine gidiyorum…
Yokluğun açıyor kapıları
Yıkılan şehirlerarası bir otobüs terminalinde ayak izlerimiz duruyor
Hala haklısın
Kokun sinmiş soğuk duvarlarına şehrin
Herkesin gözünde seni arıyorum
Yoksun…
Yokluğunu salıp gitmişsin
Gidişle bırakıldığın bu kentte…
Susuşlarına bile yandığım soğuk dağlarımın eşkıyası
Bağışlama dilemiyorum, gel demiyorum, sev demiyorum
Haykırışların yankılanıp boşlukta kaybolmadı bilesin
Sığındığın maviadada yaktığın ateşi görüp
Yanaştırabilirsem gemilerimi
Tutacağım ellerinden…
Şimdi yanıyorum, kanıyorum
ve yıkılışların altında tekrar eziliyor bedenim
geç kalınmış bir soluk mu bir günün sonunda
yoksa çaresizliklerimin son çırpınışları mı bilmiyorum
kayıp adresten yazıyorum son kez
sussam yalnızlık, konuşsam ayrılık
dönsem yıkılış, dönmesem yokoluş...
şimdi ben susuyorum, yalnızlığa talip
sende sus bana
sus ki, bir daha ölmeyeyim…


Kahraman Tazeoğlu


kambis 24 Kasım 2008 15:29

AMA BENİM YÜREĞİM YANAR

Derinden yaralanmış yürekler adına,sözlerin tükendiği anlamsız bir hayat sürmekte aslında...
Ne vefadan bir tebessüm.nede yürekten bir sevda
Günler okadar anlamsızki artık ve yapılan hatalar okadar çokki;
aglasam duyulmayacak,sanki anlatsam dinlenmeyecek yada ''boşver buda gecer''gibi
sözlerle geciştirilecek.Bir gercek varki yürek yandığıyla kalıyor...
Gidenler geri dönecekmiş gibi gözüksede artık gitmiş yaşanacakları ve olacakları göze almış
demektir.İnsan sevildiğini bildiği zaman mutlu olurmuş terkedildiğinde ise
küskünlüğü acıyı en derininden hissedermiş...
Bu yüzdendir belki bazen hayatı sil baştan yaşamak
Ama bir şey değişmiyor,ne kadarda olsa benim ciğerim yanıyor...

ten oyalanır can kanar

Yüreğin kabullenmediğini bazen akıl kabullenir,bir anlık düşüncelerle
boşluğa düşüverir insan,tutunacak bir dal arar kendine
buda sevdadır.''iki güzel söze''kapılır insan hataları görmez...
Hasrettir çünkü özlem doludur duyduklarına ve tutulur biranda yürek kabullenmeye
kabullenmeye,akla göre uygundur ama yürek istemez.
Halbuki sevgi bir emektir.Bir anlık zaman zarfında sevda olmaz sadece
bedenin ve aklın seni aldattığı bir anlık hevestir.Daha sonramı!!
Daha sonrası acı,sitem,gözyaşı ve vicdan sancısıdır...
Her acı sözün ardından biraz daha kacar insan sevmekten boşluğa düşmemekten
sonra aklını yüreğiyle yenmeye çalışır.
Aslında insan bir defa sever ve sevdiğini yüreği kabullenir...

iki gözüm iki çeşme

Gitmeler okadar acıdırki;kolay kolay kaldırılamaz.Bir zaman sonra taşıverir insan.
Bardaktan boşanırcasına yağmur misali süzülür yaşlar...
Aslında o yaşlar yürekte birikmiş derin bir acının buğusudur.
Ağladıkça ferahlar insan,alışmaya çalışır zaman der vuslat der umut der...
Şimdilerde olanlara alışıyorum,iki gözüm iki çeşme ağlıyorum doya doya
kimseler görmeden ve kimseler bilmeden...

haberin yok içerime içerime akar

Tüm birikmişlerimi akıttım hayata,susmam gerektiği yerde sustum...
Ama ya yüreğim o kadar dolu ki anlatacak söz bulunamıyor.
Bir okyanusun orta yerinde taşasım var.Öyle bağırmak istiyorum ki YETER!!!
Tüm dönülen sözlere,geleceği bilmeden konuşanlara
ölürüm deyişlere sonsuzsun ''sensiz yapamam''gibi dillenmelere
öyle sitemkarım ki.Vazgeçişlere terk edilişlere ELVEDA sözcüğüne artık
o kadar kızgınım ki..
Savaşmadan korkaça malubiyetlere hiç gerek yokken çekilen acılara öyle yaşlıyımki
haberin yok...
Artık herşeyi bilirmişim.Dostlarımı satarmışım.Sevdamı yakarmışım..
Haberim yok...


ALINTI


ÖmÜrCeK 24 Kasım 2008 15:32

En Zayıf Halka



Sana sevgimi anlattıkça uzak durdun benden. Ben “Aşk” dedikçe, sen “Dur” dedin. Oysa ben gerçekten seviyordum seni. Bu yüzden içimdeki aşk fırtınasını durdurmam mümkün değildi. Söylemeden duramazdım ki sevgi sözcüklerini….ANLAMADIN…

Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle. Güleceksek birlikte, ağlayacaksak birlikte olmalıydı. Önümüze aşkımızın ışığını alıp bizim için aydınlattığı yolda hiçbir engele takılmadan inatla, cesurca, kokusuzca yürümeliydik. Ancak böyle yaşanırdı bir aşk çünkü. YAŞAMADIN…

Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum. Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değil miydi? Yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları, duyguları yaşamak değil miydi aşk? Her türlü çatışmaya rağmen, bir küçücük gülümseyiş, bir sıcacık bakışla unutmak değil miydi bütün kızgınlıkları? UNUTMADIN…

Ben seni kaybetme duygusunu taşırdım içimde. İncineceksin diye dokunmaya korkardım. Yokluğunu düşünmenin verdiği iç huzursuzluğuyla uykusuz geceler geçirirdim.sabaha kadar kırpmazdım gözlerimi de, sabah seni gördüğümde sanki saatlerdir uyuyormuşum gibi enerjiyle dolardım. Kıpır kıpır olurdu içim. Tarifi imkansız bir heyecan, bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana. SARILMADIN…

Bir tohumdun sen yüreğime ektiğim. Kanımın deli akışıyla sulardım seni. Sevdamın ateşiyle ısıtırdım ayazda. Büyüyecek, bir filiz olacak, rengarenk çiçekler açacaktın. AÇMADIN…

Tenlerimizin buluşması bir ayine benzerdi benim için. Sonsuzlukta kayboluştu. Bedenlerimizin aşkın içinde erimesiydi. Yaşadığıma, hele seninle yaşadığıma şükredişti. Her seferinde yeniden doğuştu. DOĞMADIN…
Şimdi yorgun yüreğim…Bunca çabaya rağmen o mutluluk gülüşünü yüzünde göremediğim için yorgun. Cesaretsizliğinle, umursamazlığınla, aşka burun kıvırmanla yorgun. Bu yüzden daha fazla kaldıramayacak seni. Daha fazla yaşayamayacak bu umutsuz aşkı. Yüreğim seni bu aşkın en zayıf halkası seçti…Güle güle


kambis 24 Kasım 2008 15:42

Demlensin Özlem
Demlemeye bırakmalı bazen,
Bulanan manaları-zamanın ocağında
Ateşi de kısmalı…Fazlası acıtıyor aşkları
Yeminleri de sevmem tövbeleri de
Söz ağızdan net çıkmalı-sığınmaz insan
Zayıf değilse duyguları, antlara- isyanlara
Sonuna dek yüreğinin ardında olmalı
Geçer sanmak, kandırmaktır kendini
İz bırakır -an be an- durmaz özlemin kalemi
Çizer gözlerini, ellerini, dilini…
Ağlatır, kanatır, söyletir…
Yazarsın, uzanamayan kolların yerine
İçinde bir yer hep bilir-kimi kez-
Sevgiliye, kelimelerle gidilir
Can da anlar halden-canan da
Sevgi bitmez yaşanmışsa-sadece-bekletilir
Az bırak zamanın ocağına
Demlensin özlem…
Alıntı


ÖmÜrCeK 24 Kasım 2008 20:20

Hangi Ayrılık
Hangi sevgili var ki, senin kadar duyarsız ve kalpsiz?
Ve hangi sevgili var ki, benim kadar çaresiz?

Hangi ayrılık var ki, böyle kanasın ve böyle acısın?
Ve hangi taş yürek var ki, benim kadar ağlasın?

Hangi gün karar verdin, küt diye çekip gitmeye?
Hangi lafım dokundu sana, böyle inceden inceye?
Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren?
Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren.
Hangi kırılası eller dolanır, kırılası beline?
Hangi rüzgar şarkı söyler, o ay tanrıçası teninde?
Hangi çirkin gerçek uğruna, tükettin güzel ütopyamızı?
Hangi boşboğazlara deşifre ettin, en mahrem sırlarımızı?
Hangi cama kafa atsam?
Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam?
Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam?
Bende bu sersem başımı, karakolun duvarına vursam.
Kendimi caddeye atıp, arabaların altına savursam.
Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?
Hangi şekil öldürmez de, ömür boyu süründürür?
Kayıp ilanı mı versem, şehir şehir dolanmak yerine?
Ödül mü koysam, ölü veya diri seni bulup getirene?
Hangi ayrılık var ki, böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın?
Hangi cam kesiği var ki, böyle musluk gibi içime damlasın?
Hiç sanmam! ...
Hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz! .
Feriştah olsa, böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz.
Hangi mübarek dua,
Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye?
Hangi aptal mazeret ikna eder, ateşimi söndürmeye?
Olur mu be! . olur mu?
Bu da benim gibi adama yapılır mı?
Aşk dediğin mendil mi?
Buruşturup bir kenara atılır mı?
VEFA bu kadar basit mi? Alınır mı? Satılır mı?
Hangi hırsız çaldı, seni yırtık cebimden?
Hangi pense kopardı bizi birbirimizden?
Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini?
Hangi çöpçü süpürdü yerden bütün izini?
Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı?
Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı?
Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti?
Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti?
Dağ gibi adamı eze eze! .....
Hangi anası tipli parlak çömeze,
Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze?
Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı?
Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı?
Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı?
Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı?
Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni?
Ve! .. Hangi su bağışlatır?
Hangi musalla temizler seni?
Bu Nasıl Ayrılık?


arwen 25 Kasım 2008 00:14

Yaralı Yüreǧim


hasret gibidir ihanet,
saklıysa eǧ er bir nankörün yüreǧ inde
kar etmez senin sevgin,
akıp gider, buharlaşıp kaybolur
kendi içinde…
birde akarsa yüreǧ ine bir gaddarın,
mutluluǧ a karşı savaş acan bir cellatın
gönlüne düşmüşse
ne önemi var, senin sevginin
aǧ lamışsın, yırtılmışsın, ölmüşsün,
büzülmüşsün, kann akıyorsa da
yüreǧ inden, kim bilecek,
birini sevdiǧ ini içinden…
sen umutla ve temiz hayallerinle,
çifter atlarken merdivenleri,
öbürü düşürür bir tekme ile seni geri,
ukalaca, egoistce aşaǧ ılarsa da
sevginle dalga geçsede,
farketmiyor eǧ er sen seviyorsan,
o bir gün “seni insane olarak,
kaybetmekten korkuyorum“ desede
yine bir tekme ile devirir seni,
kirlenmiş ruhu ile…
sevdiǧ ini bilsede, çünkü
yelken açmıştır başka ihanetlere de
yüreǧ inde sevgiye direnen bir güçle,
ey sevgim, saygı duy şimdi
kendi kendine,
yaralanmış yüreǧ inle,
unutma insan olmanın erdemlerini
insanlıkta gizlidir her şeyin sihiri
neslin tükensede, öǧ renmelisin
ihanetlere karşı direnmeyi
ah sevdam ah, harabeye çevirdin sen
şu temiz duygularala seven yüreǧi.


Hasan Hüseyin Arslan


ÖmÜrCeK 25 Kasım 2008 00:19

Aşk Gider
Bazen aşk gider ve o çaresizce yalvardığın Tanrı bile gider pesinden...
Sonra sabah olur, güneş doğar...
Aşkın gelmez bir türlü...
Bir gecede değişir ömrün...
O bir türlü inanmak istemediğin kader seninle alay eder gibidir...
Ömrünü adadığın, yıllarını önüne serdiğin aşkın bir gecede bir başka hayata karışmıştır iste...
Bir gecede bir başkasının aşkı olmuştur...
İNANAMAZSIN! ...

Bazen aşk gider...
Ve sen yıllardır içinde yaşadığın yürekten valizler dolusu anılarla kendi yalnızlığına taşınırsın...
Elin varmaya varmaya boşaltırsın dolapları...
Çekmeceden çıkan her giysi parçası onunla geçirdiğin anıların tarihiyle ağırlaştıkça ağırlaşır...
Onun kollarında geceler boyu cennet uykularına karıştığın yatak sen giderken utancından bakamaz yüzüne...
Doğmamış bebeğin yerine koyup büyüttüğün cam önündeki o küçük mor menekşe
yapraklarına kondurduğun veda öpücüğüyle büker boynunu...
Valizlerini kapının önüne yigip yüzün sirilsiklam son bir sigara için yigilirsin koltuga...
Gidiyorsundur iste...
Aşkını kendi ellerinle bir başka aşka teslim edip...
Ömrünü onun ömrüne, hayallerini onun hayallerine, sevdanı onun sevdasına ekleyip...

Bazen aşk gider...
Ve adresi değişir evinin...
Sesinin tonu değişir, yüzünün rengi...
Yastığının sıcaklığı, yediğin yemeğin tadı uykuların değişir...


arwen 25 Kasım 2008 00:24

Gibi
Yalnızlığımı alır gibi
Önümde uçuşan kelimeler
Her an çıkıp gelir gibi
Beklediğim sevgili

Her kalışımda
Kalabalığın çok ardında
Bensiz onsuzluğuma ağlarım
Bilmeden

Yanar yanar söner gibi
Özlediğim herşey
Bir daha gelmemecesine gider gibi
Tüm sever gibi gözükenler

21 Kasım 2008
Candan Özdemir


kambis 25 Kasım 2008 09:45

KIZIM
*
yıldızlardan medet umma kızım gökyüzünde
vefasız dolmuş dost arama bu yeryüzünde
para gülüşüne takılıp düşme sözünde
menfaat uğruna ballar akmasın dilinde
*
sır verme kimseye dünya ezici değirmen
şerefini satanlar var kendin ol öğretmen
gözü açlar doldu acıma verme ömründen
sevginin tarifi yok seversen ver sevginden
*
mutluluk senin içinde sorma dağ başında
yıllar önce öldü dürüstlük toprak altında
herkes de nefret sirensiz sahtelik yolunda
dünyayı bozan insan kalleşlik kanlarında
*
çok üzdük suçluyuz kızım gelme mezarıma
dolu yaşa hevesin kalmasın hiç yarına
insan çatladı konuşsun gitmesin ağrına
zor günlerde dost arama güven tek tanrına
*
SERDAR SAN - İZMİR , 10.06.2006


ahmed 25 Kasım 2008 09:47

Bir Gün Gidelim Bu Yerlerden



Bir gün gidelim bu yerlerden sevdiğim
Ağacı omca sı yeşil
Suları serin
Toprağı bereketli
Bir diyara gidelim
Varsın kaçtı desinler namertler bize...

Ellerimizle kuralım yuvamızı
Taş bir yapı olsun evimiz hani
Yeşersin umutlarımız iğde dal gibi
Bir çift öküzüm olsun bir ineğimiz
Bir de güneş başımızda şal gibi...

Sabahları çayırlara ineriz
Bir güzel açarız baharımızı
Akşamları baş başa verir yatarız
Korkusuzca yaşarız düşlerimizi...

Bazen balığa çıkarız çayda çıra yakarız
Bazen orman içlerinde halay kurarız
bazen de kasabaya ineriz ara sıra
Ayağına potin başına yazma alırız
Yeter ki günlerimiz olmasın kara...

Barış daha küçük kuzu otlatır
Özgür yanımızda hayatı tanır
Ben topraktan anlarım sen ev işinden
Çalışır kazanırız ekmeğimizi bir biçimde
Sevgiyi düşünme canım
Sevgi beşik içinde...

Hele mevsim bahar olsun
Hele toprak suya doysun
Bir de mahsul ele gelsin
Sen bu günleri düşün güzelim
Sen güzel günleri düşün
Bak yeni patlamış dalı yemişin...



Fevzi Cahit Çiçek


ÖmÜrCeK 26 Kasım 2008 00:39

Gecenin sessizliğine gömülü umut… Seni mi sevmeliyim sensizliği mi, bilemiyorum. Beynimin içinde dönüp duran sorulara yanıtı kimde, bulamıyorum. Sevdiğim ölüyorum…
Ve sen, uzakta, öyle umursamaz şekilde durdukça ölümümü hızlandırıyorsun. Neden böyle olduk?

Aşka ömür biçilmez demiştik oysa… Biz oldukça aşkımızda yaşayacaktı, söz vermiştik. Şimdi ben buradayım, aşkı yine aynı tutkuyla yaşamaktayım. Ya sen? Hangi gecenin içindesin? Yoksa aynı zamanı yaşıyor muyuz seninle? Bizi birbirimizden ayıran her neyse, dağıtma, yok etme gücümüz kalmadı mı?

Ah sevdiğim, seni özlemekle tüketirken günlerimi ben, ben olmaktan çıkıyorum. Başka bir şeyim artık, başka bir varlık. İradesi olmayan, kontrol nedir bilmeyen, hayattaki güzellikleri görmeyen, nefes alıp vermekten başka hiçbir şey yapmak istemeyen bir varlık. Böyle olmak istemiyorum aslında ama nereye tutunup da kalkacağım, kimden destek alacağım bilmiyorum.

Sen varken böyle değildim ben. Karşılaştığım her güçlükle mücadele etme gücüm vardı ama artık yoksun …Evet yoksun işte bende hiçbir güçlükle mücadele edemiyorum.Elimde olsa zamanı geriye alır ve her şeyi yeniden yaşardım seninle…
Farkında değilsin ama her gün binlerce defa öldürüyorsun beni… Nerdesin kiminlesin hiç bilmiyorum her gece bunları düşünerek yatmak istemiyorum, en azından yaşadığını bileyim daha fazla öldürme beni…


Nisyan-ı Bâtın 26 Kasım 2008 02:49

Aklım,
İpini elinden kaçırmış bir uçurtma
Rüzgarda hırpalanmış, kuyruğu kopmuş
Rüyalarım,
Rengi kaçmış bir tutam yağmur yüklü bulut
Sen nereden esersen o yana gidiyor.
Engel olamadığım bir şey bu
Her rüzgarda sana savruluş…


zade 26 Kasım 2008 12:16

hep vardın..
bir yoktun.
zaman zaman aynadan yansıdın..
zaman zaman küçük bir rüya tabirinin içerisinde saklıydın..
olmayan değildin.
hep vardın..
gerçekten aşkı tatmış birinin sevgili kavramı da fazlasıyla ütopik ama..
seni olmadığın için sevmek daha keyifli sanırım..
ulaşılmaz olmak..
ne kadar da egoistçe değil mi.
hep pamuk iplikleriyle bağlıydı aşk hayata..
ve sen tepedeki ağaca bağlı bir kumaş parçasıydın..
bu..
tanrıya mektup yazmakla eşdeğer bir durum sanırım..
bilmem kaç bin fitte aklından sadece o da yanımda olmalıydı denilen..
insanlar büyüdükçe hayalleri de sınır tanımıyor ya hani..
seni de neye benzettiğimi, ne olduğunu, ne yaptığını bir türlü kestiremiyorum..
uzaktan el sallayansın
ve ben uçağa binmek üzereyken sana geri dönüp, tüm hayatı elimin tersiyle itecek kadar gözü kara değilim..
geleceksin biliyorum..
sessiz bekleyişim ondan ibaret.
gelmezsen de keyfin bilir..
hah bi de selametle..


ener 26 Kasım 2008 14:37

yazıyorum işte,içimden gelenleri..
ya okunmazsa..
yada okunduktan sonra unutulursam..
ya duygularım yarım kalırsa..
ya bir daha hatırlanmazsam..
ya kalbimin bir yerinde bir boşluk kalırsa..
ya sevdiğim bilmezse bunları..
ya BEN sadece BEN'de kalırsam..
yada ESRA'lar GAMZE'ler ömür boyu benim olmazsa..
ya virane olursam...
ya kendimi kaybetmelerle yaşarsam...
yada onlar düşünmezse yürekliliğimi..
ya bir gün gelirde bu dediklerim gerçekleşirse..
o zaman mezar taşıma gerek yok..
ya ben çoktan ölmüşüm..
yada sevdiklerim farketmemiş bunları..
BİR GÜN GELİRDE OLURSA BUNLAR..
YA ÇOKTAN ÖLMÜŞÜM..
YADA SEVDİKLERİM FARKETMEMİŞ BUNLARI..


ahmed 26 Kasım 2008 20:29

Sen Yanmayi Bilirmisin



sen yanmayı bilirmisin, yüreğim
yılların hasretini, özlemini
tam buldum dediğin anda kaybetmeyi bilirmisin
uzanıp tutacak kadar yakınken
bin yıl öteye uzaklaşmanın acısını
sen özlemeyi bilirmisin, gözlerim
dağların, yolların ardını görebilirmisin
iki damla yaş gibi taşıdığın, dökülmesinden korktuğun
nehirler gibi coşup akan
sellere kapılıp giden sevdanın ardından
boynu bükük kalmayı bilirmisin
sen ateşi tutabilirmisin ellerim
umutlara uzanıp
eli bomboş kalmayı bilirmisin
sarıldığın, yüreği, yüreğinde bildiğin
ellerinde büyüttüğün sevda çiçeğini
alabilirmisin düştüğü ateşten
sen yanmayı bilirmisin
yanıp kül olmayı
küllerinden yeniden doğmayı
güneş gibi
yarın gibi
umut gibi
benim gibi, YANMAYI BİLİRMİSİN...


Mehmet Yılmaz


arwen 26 Kasım 2008 22:47

Sana
Bir bekleyiş sarar akşam olunca
Gittiğin yollardan gelirsin diye.
Yüreğim derdinde kendi halince
Feryadı figanda duyarsın diye.

Bilmem ne eyledim sana bilmeden
Böyle çekip gittin suçum demeden
Bir gün dönüp gelsen gurbet ellerden
Sitemlerim sana anlarsın diye.

Belki bu hasretin hiç sonu gelmez
Sendeki zalim kalp sevdamı bilmez
Bendeki tükeniş sevgin bitirmez
Beklerim ben seni seversin diye.
İbrahim Sönmez


hadiseyim 27 Kasım 2008 10:13

Bir deniz kıyısında, küçük bir kumsaldım...
Dalgalar okşardı kumlarımı, bir anne çocuğunun saçlarını okşar gibi...

Her dalga gelişinde, bu sefer gitmeyecek sanırdım, ama hiçbir dalga
kalmazdı kumlarımın üzerinde, bir nefesten daha uzun süre...

Kimi dalgalar bana deniz kabukları getirirdi, kimileri küçük, küçücük ama
çok güzel taşlar... Hatta deniz yıldızları bile getirenler olurdu ama
hepsi bu...
Hiçbiri kalmazdı bir nefesten daha uzun süre...

Kumdan kalelerim olurdu bazen... Altın sarısı kumlardan, kendi canımdan yapılmış.
Kollarımı açmış beklerken görkemli dalgaları, gelir umarsızca yıkıp giderlerdi kalelerimi, arkalarına bile bakmadan...


Kimi büyük bir gürültüyle gelirdi, köpüklerini saçarak etrafa büyük bir haşmetle;
kimiyse sessiz ve sakin, karanlıkta bir fısıltı gibi...

Ben hep en gürültülüsünü, en köpüklüsünü beklerken, anladım ki benden en çok şeyi onlar alıp götürüyordu...Sessiz sakin gelenlerse sanki bana dokunmaya kıyamıyorlar, geldikleri gibi dönüyorlardı masmavi evlerine...

Bazen biri gitmeden bir diğeri çıkıp geliveriyordu. İşte o zaman bilemiyordum ne yapacağımı... Birini kucaklamak isterken diğeri kayıp gidiveriyordu avuçlarımdan...

Gel-gitler oluyordu bazen... Kıyılarımdan giden dalgalar dönmüyorlardı geri.. Ve ben yalnız kalıyordum uzuuun bir zaman... Ve ilk dalga vurduğunda sahile yeniden büyük bir gürültüyle, içimde bir çocuğun mutluluğu büyüyordu...

Haydi güzel dalgam, ne olur gel artık,
İster fırtınalarla gel, ister meltemlerle.. ama ne olur gel...
Sahilde bıraktığın köpük köpük gözyaşları yetmedi mi?
Bak görmüyor musun? Açtım sana kollarımı.Gel söndür yanan kumlarımı, içimdeki ateşi...
Yoruldum seni beklemekten, Yoruldum gel-gitlerden...

GEL-GİTME ARTIK!!!


peaceful 27 Kasım 2008 11:08

Hasretindeyim
Elim ermez,gözüm görmez,
Canımın canı hasretindeyim.
Sitem değil bu kadere,
Canımın canı hasretindeyim.

Aramızda uzar sıra dağlar,
Hasretin gönlümü dağlar,
Sitem değil bu kadere,
Canımın canı hasretindeyim.

Gül gibi sararır solarım,
Haberin almazsam ona yanarım.
Sitem degil bu kadere
Canımın canı hasretindeyim.

Kısmetten ötesi gurbet imiş,
Sensizlik bana ölüm imiş.
Sitem degil bu yaradana
Canımın canı hasretindeyim.

Gül benzim soldugu zaman,
Ecel beni bulduğu zaman,
Sitemim yok yaradana.
Canımın canı hasretindeyim


ÖmÜrCeK 27 Kasım 2008 20:19

Geceler sensiz daha karanlık,
İki ayrı şehir, iki farklı ayrılık...
Her sokak sen kokuyor burada
Nefesim senin için,hep senin yanında
Özlemeyi bilir miydim sevgilim?
Öğrendim...
Seni çok ama çok özledim...
Gülüşünü bırakıp giderdin..
Al bunlar senin demiştin...
Gittin..
Gülüşünü bırakıp gittin..
Özledim..
Bir kez daha öğrettin..
Seni çok ama çok özledim


Nisyan-ı Bâtın 27 Kasım 2008 22:40

Gece Nöbeti

Daha az seviyorum seni..
Giderek daha az..
Unutur gibi seviyorum..
Azala azala..
Aramızdaki uzaklığın karanlığında..

Geceler kısalıp..gündüzler uzuyor öyle olunca..
Daha az seviyorum seni..
Kendini iyileştiren bir yara gibi..
Daha az..
Ve zamanla..

Sen geceyi tutuyorsun..ben nöbetini..
Uzak dağ kışlalarında..
Görmüyoruz birbirimizi..
Usul usul sis iniyor..
Kopmuş yollara..
Işığı hafif..uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin..
Bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda..
Sevgilim sevgilim
Yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
Nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da..

Artık daha az seviyorum seni..
Unutur gibi..ölür gibi daha az..
Yeniden ödetiyorum kendime
Onca aşkın öğretemediğini..
Kolay değildi..
Yalnızca sevgilimi değil..evladımı da kaybettim ben..
Kaç acı birden imtihan etti beni..
Bir tek gece vardır insanın hayatında..
Ömür boyu sürer nöbeti..
Bu da öyleydi..
İyi ol..
Sağ ol..
Uzak ol..
Ama bir daha görme beni..

M.MUNGAN


ÖmÜrCeK 27 Kasım 2008 22:54

İşte Gidiyorum
İşte Gidiyorum
Karsiliksiz bir aska kurban ettim ömrümü!
Iste gidiyorum,
Toprak alsin benim de bu hazin öykümü..
Iste gidiyorum,
gurbet yorgunu gövdemiCukura kim indirecek?
Iste gidiyorum,
Bu menhur cinayeti, simdi cikip kim üstlenecek?Cürüdü gözlerim, yüregim, bu yagmurlu sehirde..
Iste gidiyorum
,Beni kaldirin, hicranim kalsin tenesirde..Size yüzyillardir sesini kaybetmisBir türküyü söyleyecektim..Ve bir yayla rüzgari sefkatiyleKirpiginizin ucundan öpecektim..Bir masum türküydü sadeceYüzbünlerce magdurun gönlündeBelki söyleriz hep birlikteBelki, mahserin birinci gününde..Nasil sevmistim hepinizi.. nasil böyle oldu akibetim?Ve nasil cöle döndü O benim gül-gülistan memleketim?
Iste gidiyorum,
hicbiriniz, hicbir dilde beni anlamadiniz,Ben basimi verdim, sizinseInsafsiz bir linc oldu karsiliginiz.
.Iste gidiyorum
Penceresiz bir dünyanin bilinmez labirentine..Iste gidiyorum,'Saclarindaki yildizlari artik koparabilirsin anne!.?Sonunda kaptirdim gönlümüÖlüm denen o kaypak türküye..Ve iste kurtuldun bendenŞen olasin ey Türkiye !Elbet benim de vardi,Kendime ve yurduma dönük umutlarim..Belki biraktigim yerden sürdürürDostlarim, karim ve cocuklarim..Catladi yüregim, catladi sazim..Demek ki böyleymis yazim..Sizlere armagan olsunSizlerden ödünc aldigim bu yürek sizim..Bu nasil hapis Tanrim..Sabah sabah bu ne hikmet, bu ne sis ?Kalbime son mermiyi sikmak Sana mi düstü ey güzel Paris ?.
Iste gidiyorum,
kalmadi söyleyecek son bi sözüm..Dediginiz gibi olsun be !Dediginiz gibi olsun gözüm !.
Iste gidiyorum,
Tükenmisti inancim, bu nankör hayata dair...


ÖmÜrCeK 28 Kasım 2008 15:34

yetmiyorum kendime !!! sana ihtiyacım var !
Şimdi sokağın buz gibi soĞuğunda yürüYorum ..
YiNe her zamanki gibi aklımda SeN varsın ...
Yine diLimde senin adın ...
Yine keşkelerimle baş başayım...

KeşKe diYorum ,KeşKe o da beni sevseydi...
KeŞke şimdi gözYaşlarım mutluluktan süzülseydi gözlerimden...
Keşke eskisi gibi sadece sen mutLu etseydin beni..
KaldıRamıyorum sensizliği..

UtanıRım sana geL demeye ...
Ben çağırmasam ama sen yine de gelsen ..
Söylemesem ama sen yine de Bilsen ne kadar özlendiğini...
Ben anLatmasam ama sen anLaSan seni nasıl sevdiğimi...
Yetemiyorum kendi kendime , ihTiYacım var sana ..

Keşke ...Keşke ,sen de biraz sevsen ...SeveBiLsen ...
Bırakmasan....
Keşke hiç ayrı kalmasak...
Keşke benden gitmesen...
Keşke bitmesek....


Nisyan-ı Bâtın 28 Kasım 2008 16:05

Ne Olacak Halim

Sen bu satırları okurken ben cok uzaklarda olacağım...
Böyle başlardı bütün bildiğimiz mektuplar,
Biliyormusun? Bu ikimizin hikayesi,
Şu anda nerdesin, ne yapmaktasın;
Bildiğim yerlerdemisin yoksa hiç görmediğim bir evin penceresinde mi,
Sevdiklerin özlemi sardımı nicedir kalbini,
Pişman mısın başlamadıkların için, iç cekiyorsundur şimdi
Düşünüpte yazmadığın yazıpta yollamadığın mektupları saklıyormusun hala,
Kafanda hep aynı cümle biliyorum ne olacak halim,
Ah, biriktirdiğimiz bütün hevesler nasılda hızla tükendiler.
En çok kimi özledin, en çok neyi bekledin?
Şimdi düşlediklerimin neresindesin...
Dedim ya.
Bu ikimizin hikayesi...
Islandımız bütün yağmurları, dudak kanatan kalpli sızı aşklarımızı,
Bizi buluşturan kaldırımları,
İşte bütün bunları bütün bunları yazıyorum.
Ben unutmadım diye
Hatırlıyormusun sonunu değiştirmediğimiz
filmleri

Hayatın gerceğidir sandığımız kabullenilmiş yenikliği
Bir ağızdan söylediğimiz en kahraman cenkliği,
Büyürken vazgectiklerimizi yada vazgeçittirdikleri seyleri,
Ne Olacak Halim...
Çabuk mu büyüdük dersin
Biliyorum..
Ne Olacak Halim...
Sen bu satırları okurken, ben nerde olacağım kim bilir.
Neleri bırakmış olacağım birde,
Ne aşkları
Ne başlangıçları
Ne ayrılıkları tıpkı senin gibi.
Biliyormusun...
Tek sorum var kendimle şimdi

Ahhh
Ne Olacak Şimdi Halim....

İclal Aydın


ahmed 28 Kasım 2008 18:50

Yaşiyorum!



Ben geldim anneciğim
Nasılsın?
Seni çok özledim
Biliyorum sende beni özledin
Çünkü geçen gün o gülen nur yüzünde
Doyarak sıkamadığım yanaklarında yaşlar vardı
Usulca gelip yanına yaşlarını sildim
Sonra bende başladım senle ağlamaya
Senin üzülmene dayanamam anne bunu unutma
Alışamadın mı bensizliğe
Çok mu üzüldün
Sana bu acıyı yaşattığım için özür dilerim anne
Ama duydum ki
Beni yaşatmak için elinden geleni yapmışsın
Ve de bunda başarılı olmuşsun
Dalağım, böbreğim, karaciğerim
Hepsi yaşıyormuş beş farklı kişide
İyi ki ölmüşüm ben anne
Eğer ben ölmeseydim o kişiler ölecekti
Tanımıyorum onları ama
Birisi benim karaciğerimle hayata dönmüş
Evlenmiş mesut olmuş ve birde çocuğu olmuş.
Seni çok seviyorum anne.
Ne mutlu bana senin gibi annem var
İki yıl geçti aradan
Bir trafik kazasıydı bizi ayıran
Koparmıştı anamdan beni yaradan
Bir anne için büyük acılardı o an.
Yüreğin yanmasın anam.
Seni çok seviyorum
Ben yokum ama ruhum hep seninle
Ben yokum ama kardeşlerim seninle
Anneler gününde benim parçalarım seni yalnız bırakmazlar
Ben gideli iki yıl oldu
Bensiz geçen ikinci anneler günün kutlu olsun
Sana cenneten tuba dallarını getirdim
Al onları başına benden bir taç kondur anneciğim
Benim cennet çiçeklerim senin başına konsun
Ellerinden öpüyorum annem.


Nursel Öztürk


arwen 29 Kasım 2008 00:21

Var Git Başımdan Kasım
var git başımın belası
takvimler sensiz de
akar gider nasılsa...

arsız kasım yeli
kırdın bütün dallarımı
baharına duran tomurcuk
küstü bütün bütün...

ben çocuksu sevinçlerimi
ödünç vermiştim sana...

yazık ki ne yazık
ilikdonduran soğuğunda
yüreğimin ateşini
söndüremedin bir türlü...

var git başımdan kasım
törpüleme sabrımı
sınama beni...
Ayşe Tural


ahmed 29 Kasım 2008 16:50

İstanbul'da



Boğazla satırları boğazda düğümlendi
Hayallerimi karaladım ardı kesilmedi
Bi kaç soru var bıktım aynalara sormaktan
Baktım etrafıma kimse kalmamış
Rüyadaydım uyandım yar beni yanına almamış

Bi öpücük ve yalandan gülücük seni senden alır
Bazen 4 duvar arasında sorulmaz hatır
Hatrı vardı yılların yalanların sıktı artık
Yetmiycektin kaldım kendi kendime konuştum

Sen yoksun gece hayallerimle bulustum
Yıldızlarla konuştum mektupları okudum
Neden acaba ben ağlayınca sende ağladın
Terk edildim değer verdim çok sevdim yılmadım

Acıdığın için dönme bırak sensiz öleyim
Beni rüyanda görme yarab ben onu göreyim
Çok aradım korktum tam buldum derken soldum
Yarını bekledim bekledim olsun günlerim solsun

Boş kaldı elim eylülde nerde sevdiğim
Çektiğim dertlerin hesabını yapamam hesabını ver
Bi resme beni muhtaç ettin seni başıma taç ettim
Ardına bakmadın ama sen gittin ben nerde hata ettim

Dilleri uzun dostlarım var ancak konuşur
Beni anlıyolarmış yanımdalarmış gitsinler
Sizi istemiyorum anlayın artık gidin başımdan
Çok kalabalık
Doldu buralar
Kalbim taş bu çocuk acıya alışık

Sıkıldım İstanbul'da bunaldım İstanbul'da yanlızım İstanbul'da sen yoksun İstanbul'da...

Enis Öztürk


CaNaRY 29 Kasım 2008 20:41

Sözün dermanı tükendi bu akşam
Ağlayamıyacak kadar bitkin şimdi gözlerim
Kelamına derman olacak kadar kalemine bulaşmışsam
Ölümün hevesine inat gelmenide beklerim..




Kıyına vuran dalgalarda can çekişen sevdalıların
Sol yanındaki amanzsız sancı
Çığlıklarla yağmalanan ızdırabıyım sükûnetin.
Sineme atılan sabır taşlarının darbe izleri
Hüznü taşıyan seyyahın heybesi kadar derin



Sürgün şehirlerde ipini koparmış kimsesiz bir virane
''Adresi meçhul sevdaların bilindik suretiyim''



Bağrı yanmış öksüzlerin içinde saklanan Ahh
Cemali mah anaların
Dilinden sökülen günah kadar sadeyim...



Tövebeye yeltenmiş ayrılıkların çıkmaz sokağı
Leyla oduna yanan Mecnun un kaybolan külleriyim.
Ölümün alnını süsleyen perçem
Talan olmuş bahçelerin kan kokan gülleriyim..



yüreğine sevda yükü vurulmuş birçare hamal
Gözlerine yarin mahrem sürmesi çekilmiş
hayal alemiyim..
Diyarında yalın yürek salınan feryal
Tanıdık şehirlerde
yaban kalmış bakışların elalemiyim



Yeni dillenen sabilerin ağzındaki yarım hece
hüznü avuçlarında biriktiren sevda marazlı geceyim.
Sen çıkmazında düğümlenen çözümsüz bir bilmece
Yüreğinde yol alan,
kaçak sevdaların bitimsiz hicretiyim
...Mehlika...


ispermecet 29 Kasım 2008 23:39

Gözyaşını gördüm –iri, saydam gözyaşını
O mavi gözden akan;
Ve sonra düştüğünü gördüm
Menekşe çiy tanesinin;
Gülücüğü, safirin ışığını gördüm
Senin yanında soldu
Güçlü ışınlarla dolu bakışının
Yeri doldurulamadı;


Bulutlar uzaklardaki güneşten
Akşamın karanlığını
Ürküten koyu, tatlı bir renk aldığında
En karamsar insanlara
İlettiğin o kıvançlı, şen yanını
Gökten usulca siler;
Oysa gözlerinin arkasındaki ışık
Solmaz yüreklerden.

Lord Byron


arwen 29 Kasım 2008 23:45

Aşkın Bıraktıkları...

Kayıp kelimelerin öksüzüyüm
Anlatamam ben sevgili derdimi
Güzlerden bir gün yazarım sana

O zaman hatırla beni selamla
Sende otur yaz hatırını aşkla
Kayıp kendin ışıklarından bahset

Öyküsüz bir yaşam nasıl olur
Anlat'ki silinsin içimde yaralar
Nefrettim karışsın yağmurlara

Bağrında yansın yalanların
Anlat hatıraları yanmasın düşlerim
Belki yazarım san bir gün sevdiğim

Yeni bir umud yeni bir aşkla

Salarım kendimi düş sokağına

Oyalana oylana oyunlarımla



O an

İçimdeki çocuğa


Saklarım aşkımı en güzel hatıralarımla...


Ali Baksı


zade 30 Kasım 2008 00:35

Ben imkansıza dudak bükerdim
Sense halime gülerdin...
Olsun! O günlerde ben
Biraz mutlu biraz umutlu
Biraz içliydim
Doğrusu en çok da
Kelebeklerin kanadına işlediğin
Aşkından dertliydim...

Ama o zamanlar
Güneş ekilip yıldız biçilen
Zamanlardı
Aşk dediğin belki de
Geceye veda etmeyen bir ay'dı...

Heyhat!
Hep ama hep
O imkansıza takıldın da sen
Ve belki de bu yüzden
Aşk gelip bizi sarsınca yüreklerimizden:
Ben ağlardım gözlerim gülerdi...
Sen gülerdin gözlerin susardı...

Şimdi ben
O zamanların renklerini unuttum.
Belki mavi, belki sarı, belki aktı...
Hatırladığım tek şey
Güneşle yıldız arkadaştı...

Ben unutsam da şimdi
Sen hatırlarsın.
Sesinde ufacık bir hüzün olsa
Ya da acıtan bir özlem gözlerinde
Bembeyaz gecelerinde gelirdim sana bu şehrin...
Gelirdim... Gönlümden...
Ve sen
'Hoş geldin" derdin
Dilinden....
Kocaman bir çocuktum o zamanlar
Belli!
Dil nedir, gönül ne?
Anlamını bildiğim
Şüpheli!

Şimdi söyle bana!
Kaldıysa geriye ne kaldı?
Tek tarafı hesaplı bir sevda
Niyeti bozuk bir dava
Bir de
Sadece dağlara caka satan bir sema...

Ama ben bunların hepsini sevdim.
Şaşacak bir şey yok!
Dedim ya... Ben
Güneş ekilip yıldız biçilen zamanlardan geldim...

Sonraları
Belki de hiç gülmedim
Ve sen
Kelebeklerin ömrünün üç gün olduğunu
Hiç bilmedin!


arwen 30 Kasım 2008 00:45


Suskun

Deniz susmuş Tirilye kıyısında
Yokluğunda kumlar soğuk
Kayaların rengi solmuş
Sandallar bağlanmış dalga kıranın ardına

Gözlerimin gördüğü eksik sahil kenarında
Güneşin feri azalmış
Sevdiğine sarılan kolları kıskanırım
Solar yüzüm son baharın son ayında


Ethem Turan


ispermecet 30 Kasım 2008 01:22

Otlarla, böceklerle içten arkadaşlıklar kurdu.
Şiiri deneyiminin şiiri:
Güneş anlatıyor dünyayı

*

Bakıyordum bir bahçe taşı
usulca dönüşüverdi aya.

*
Halinden memnun kardeşim asma.

*

Düşüncelere dalmış bir taçyaprağıydım

*

Var mıdır arıların düşünceleri, bir türlü bilmeyiz.

*

Ve Tanrıyla doğruluyorum budalalığımı

*

Teneke kutular, lastikler, paslı borular, bozuk makineler
arasında, -
Kişi bir şeyler öğrendi sonsuzluğa dair.

*
Acı çekerdim çim-biçare yakalanan kuşlar, yavru
tavşanlar için,
aşırı değildi kederim.
Çünkü mayısın ilk günlerinde bir ötleğene rastlamak
unutmaktı zamanı da ölümü de.

*


Sonsuzluktan korkmamayı öğrendim.

THEODORE ROETHKE


ispermecet 30 Kasım 2008 12:05

Elveda! Gitmeyecek dualarım boşa
Gökyüzüne taşıyacak ismini senin
Eğer Tanrılar aldırıyorsa dualara
Bizlere mutlu bir hayat sunmak için.
Sözcükler, iç çekişler, hıçkırıklar boşa
Kanlı gözyaşlarından daha fazla şey söyler
Feri kaçmış ve suçlu gözlerde gizlenen
Bir elveda sözcüğü, - Elveda! – Elveda!

Bu dudaklar suskun, bu gözler kupkuru
Ama yüreğimde, beynimin içinde
Bitmek tükenmek bilmeyen bir ağrı
Uykuya dalamaz bir daha düşünce
Ruhumda ne bir yakınma ne taviz
Acılar, tutkular ayaklansa bile
Tek bildiğim şey boşunaydı aşkımız
İçimdeki tek söz: - Elveda! – Elveda!


Lord Byron


ÖmÜrCeK 30 Kasım 2008 18:21

Vakti geldi ayrılığın ne yapsak boş
Kurtulamaz bu sevda bu amansız rüzgardan
Yüreğimde saklı kalan anılarla
Gidiyorum bu şehirden sevgilim hoşçakal“Vakit tamam seni terk ediyorum”
Diyen şarkıdaki gibi
Ben de yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Sevgilim hoşça kal
Ben gidiyorum…
Yaraladık, yıprattık, örseledik birbirimizi
İntikamımızı da aşktan aldık.
Amansız rüzgârda bir yaprak gibi çaresiz bıraktık sevdamızı
Kurtulamazdı, çaresizdi. Kopacaktı dalından.
Koptu…
Bu yürek bu kadar anıyı nasıl saklar
Bilmiyorum
Sadece gidiyorum bu şehirden
Sevgilim hoşça kal
Gözlerindeki yaşı sil canım
Beni burda bırak git
Gereksiz artık anlamı yok sözlerin
Bu aşk gömülmeliAğlama, bu ayrılığa ağlamak gözyaşlarına ihanettir
Gözlerindeki yaşı sil canım.
Ya izin ver ben gideyim ya da beni burada bırak git
Gereksiz artık sözler, anlamı yok
Çoktan ölmüştü, hayal dünyasıydı, yitikti
Ya bitecekti, ya da bizi bitirecekti
Ölen gömülür sende biliyorsun
Bu aşk gömülmeli
Oysa seninle çok zamanlar paylaşırdık
Acıları umutları hiç usanmadan
Yüreğimde saklı kalan anılarla
Gidiyorum bu şehirden
Sevgilim hoşcakalSeninle çok zaman paylaştığımız
Umutları az, sevinçleri az, acıları çok olan bir aşktı
Yılmadın, usanmadın biliyorum, yine de katlanırdın biliyorum ama
Şekil değiştirmişti bu ilişki
Terli sırta havlu koyan anne eli gibi olmuştu
Sevgi vardı yani, hem de ta köküne kadar
Ama ya aşk? İlişkiye kontak olan aşk
Habersizce çekip gitmişti
Sitem etme bırak, anlatma yaşadıklarımızı
Saçıp dökme ortalığa
Yüreğimde saklı kalsın anılar
Ben gidiyorum bu şehirden
Sevgilim hoşçakal…


Nisyan-ı Bâtın 30 Kasım 2008 19:01

Sen Vurdun da Ben Ölmedim mi

Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da
Bir seni yakamadım, beni yaktığın gibi
Çölde su, mah****a gün, oruçta ekmek gibi bekledim seni
Sense araya korkular koydun.
Yasaklar koydun...
Şimdi nerdesin diye sakın sorma
Sen çağırdın da ben gelmedim mi?

Sen varken darılmazdım çiçeksiz baharlara,
Yağmurlu havalara...Bu kasvetli akşamlara
Sen varken
Bakıp içlenmezdim tren istasyonlarına
Otobüs duraklarına...
Sen varken ayrılanlara ağlamazdım...
Yıkılmazdım biten sevdaların ardından
Gidenlere küsmezdim
Kalanlara acımazdım...
Sen varken böyle üşümezdim-titremezdim
Masumdum, çocuklar gibi
Böyle delirmezdim-küfretmezdim...
Hele ölmeyi hiç düşünmezdim.
Şimdi soruyorum sana
Adı sevdaysa bu cehennemin
Sen yaktın da ben yanmadım mı?

Biliyorsun
Bütün acılarına 'yeşil ışık' yaktım olmadı
Bütün korkularına'arka çıktım'olmadı
Dağlara merdiven dayadım olmadı
Haziranda kar oldum yağdım avuçlarına olmadı
Sevdim olmadı -yandım olmadı-taptım olmadı
Artık benden pes
Bu aşkın biletini istediğin gibi kes
Nasılsa gidiyorsun
Biliyorum git...
Ama ardında
Ağlayan bir çift göz
Paramparça bir yürek
Ve yıkılmış bir dağ görmek istemiyorsan
Çek silahını-daya sırtıma
Titrersem namerdim...
Sen vurdun da ben ölmedim mi?


A.S.İlkan




ahmed 30 Kasım 2008 19:20

isimsiz



Sakın aklından çıkarma
Hayatın acımasız olduğunu
Ne olursa oLsun
Kırma umudunu
Sabret,mücadele et
İşte o zaman yakalarsın mutluluğu
Hayat bu ne olacağın belli olmaz
Hep çalış hep çabala
Sonunda mutlu olan sen olursun mutlaka

Cansu Dökümcü


Nisyan-ı Bâtın 30 Kasım 2008 19:41

"Yalnızım çünkü sen varsın"

"gel" desen gelirdim
gittiğin uzakta bendim
dağ gibi bir ihanetten düştüm
bu kendime son gelişim

ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
kendimi suçüstü yakalıyorum
ve kentsizliğimin isimsizliğini
Araz'a uyak düşüyorum
gözlerime senden düşler sürüyorum
ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor
bana en büyük tehdit yine ben oluyorum
sonra bir durağa yaslanıyorum
sonra bir kente
ve sen gidiyorsun
ben kanıyorum
diyorlar ki "kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun"
oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun

yorgun Haliç'e biraz inat
biraz ihanet bırakıyorum
ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
aklıma düşüyorsun
düşüyorum
düşünce
üşüyorum
azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
yalanlarımla bir hiçlikteyim
beni içinden kaç

bu kentte her yağmur kendini ağlar
aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
nerde kimi üşüyorsun
artık kendini yakan bir ateşim
kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
şimdi boş duraklara yaslanıyorum
boş kentlere
oysa "gel" desen gelecektim

gün düşlerime dönüşlerimde
bakışın içiyor beni gözlerimden
gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
uzaklığına uzanıyorum
sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
yıkılıyorum şarkılara
"kimseler biliyor"
yalnızlık dostumdu
şimdi korkum oluyor
oysa "gel" desen gelecektim

artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
uysal yalnızlıklar satın alıyorum
gülüşümle ödeyerek
ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
kirli sözlerimi temize çekme
oysa "gel" desen gelecektim

gözlerim ihanete ihbar taşıyor
kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına
sözü namluna sürmelisin şimdi
en yaralı yanımdan vurmalısın beni
çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
susuşuna kan döküyor gözlerim
sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
oysa bilmelisin Araz'ım
kimsenin içi görünmez
ve hiç bulamadıklarını
asla yitiremezsin
bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
söylenecek bütün sözler

her sabah akşam oluyorsun
alnından ellerine damlıyorsun
yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
içine dert oluyorsun kentin
dışına yağmur
yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
duvarların kan öksürüyor
ve sen
başkalarının gözlerini
yüzümde aramamayı öğreniyorsun
beni bir durağa yaslıyorsun
beni bir kente
gidiyorsun
oysa "gel" desen gelecektim

susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
en susmakta neydi öyle
sen en dinlerken
biliyorum Araz'ım
insan kendini bulmamalı, hep aramalı
gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
gece cinnetlerimi de alıp yanıma

denize bakmayı bilmeyenler
bir gün mutlaka boğulur
işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı

ben şimdi gurbetim
içimde taşıyorum
heba olsa da senlerce yılım
oysa "gel" desen gelecektim

ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
şairler ölüdür derler
inanmıyorum


en karanlık ceketimi giyiyordum
ışığa kördüm çünkü
şimdi ise güneşe ilerliyorum
dirilmek için

kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
gecenin kör gözünden utanıyorum
hadi bana en militan kelimelerle saldır
batır içime cümlelerini
beyhude bir dehşet bırak
hak ediyorum

gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
can kaybından ölüyorum
cenazemde namaz kılacağım
zan altındayım
yalanıma inanıyorum

yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
kinim kendime
susuşum sana
küsüşüm tüm dünyaya

üstü kalsın ihanetimin
"gel" desen gelecektim

yine bir tren geçiyor içimden
sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum
hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
süsle beni ey aşk
geçtiğin yerleri öpüyorum

yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
dişlerindeki nikotin tadı terkimde
sirenler ve ateş hatları içip
sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
yasadışıyım
tutukla beni gözlerimden

kalemim bitti yitirdi şiirini şuur
öldü kanımdaki mürekkep balığı
solumdaki sise intihar etti intiharlar
bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
yaşamak için geç bir zaman
ölmek için ise erken

çok davullu bir senfoni sürçüyor
dikiş tutmaz ayrılığımda
kirpiğinden yapılma bir darağacına
geceyi asıyorum
yoksun
bu yağmurlar ıslatmıyor beni
bir durağa yaslanıyorum sensiz
gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
"gel" desen gelecektim oysa

kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
şimdi herkes biraz sen biraz acı
göğsümde bir vagon
gizli sözler batıyor
fırtınalar çıkıyor üstüme

şakağımda
intihar acemisi bir şairin
delilik provaları
arkandan uluyan kapılardan
söküyorum kokunu
yokluğunu kokluyorum
yokluğunu yokluyorum

çöz gözlerimi senden hadi
ücranda yak bakışımı
gözlerine bekçi sevdam
dünden ve senden kalmayım

içine her düşen
kendi keşfi sanıyor seni
oysa sen
melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
ve kendini acıtmak istiyorsun
ama güller kendine batamaz
bilmiyor musun
"gel" mi diyorsun

herkes kendi gördüğüne bakar
peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz
kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
hadi en kanadığımız yerden susalım
"gel" desen gelirdim
"git" dedin ve gittin

Aşka...
Rüzgara...
Ayrılığa...
Zamana...

eyvallah...


ahmed 30 Kasım 2008 19:43

Yine Sevgiye Dair



Sevgimi yazdım şiirlerimde
Ağıtlarımı
Türkülerimi
Sevinçlerimi yazdım
Şiirlerimde...

Nehirler boyunca âsi
Sel olmuş gözyaşlarım
Dağ başları kadar ıssız
Duygularımı yazdım
Şiirlerimde...

Tek başıma kaldığım
Kaygılara kederlere düştüğüm
acılarımı yazdım
Şiirlerimde...

Sevgimi yazdım şiirlerimde
Umutlarımı yazdım
Dostluğu kardeşliği
Sılayı ve hasreti yazdım
Şiirlerimde...

Zehir'i bal eyledim
Dikeni gül eyledim
Dilimi lâl eyledim yazdım
Şiirlerimi...

Sevgimi yazdım şiirlerimde
Sessizliğimi yazdım
Garipliğimi
Mahzunluğumu
Özlemlerimi yazdım
Şiirlerimde...

Varlık yokluk kaygısından uzakta
Bütün hallerimi yazdım
Uykularımı
Düşlerimi
Gülüşlerimi yazdım
Şiirlerimde...

Sevgimi yazdım şiirlerimde
Mavide yeşilde morda
Renklerin bütün tonunda
Kuşları ve çiçekleri yazdım
Şiirlerimde...
Karları kışları yazdım
Baharı yazları yazdım
Ayrılığı sevemedim bir türlü
Aç kurtları sevemedim
Sadece insanı yazdım
Şiirlerimde...

Sevgimi yazdım şiirlerimde
Dertleri kederleri attım bir yana
Hep iyiliği
Hep güzelliği yazdım
Şiirlerimde...

Davulları zurnaları yazdım
Toyları düğünleri
Barışı bayramları yazdım
Şiirlerimde...

Akılsızları pısırıkları
Sağırları dilsizleri
kovdum dizelerimden
sadece yaşamı yazdım
Şiirlerimde...

Sevgimi yazdım şiirlerimde
Boyunları kıldan ince
Sözü kılıçtan keskin
Ozanları yazdım
Şiirlerimde...

Pir sultanı yazdım
Aşık Veysel'i yazdım
Bayburtlu Zihni'yi
Şeyh Bedrettin'i yazdım
Şiirlerimde...

Savaşı ve barışı
Suyu ve ateşi
Beş kıtayı
Yedi iklimi
Saf ve temiz yürekleri yazdım
Şiirlerimde...

Övgüyü ve sövgüyü yazdım
Bozulmuşu kirlenmişi
Rüşveti ve hileyi
Adam kayırmayı
Kaldırmak için ortadan
Tüyü bitmemiş yetimi
Ah-ı ve aman-ı yazdım
Şiirlerimde...

Bütün sevdaları yazdım şiirlerimde
Bütün sevda türkülerini
Çığ tutmuş şafakları
Bal dökülmüş acıları
Sabrı ve sefaleti yazdım
Haktan ve haklıdan yana
Hürriyeti
Özgürlüğü
Esareti yazdım
Şiirlerimde...


Fevzi Cahit Çiçek


arwen 1 Aralık 2008 00:55

Gözlerim Seni Arıyor
Aralık sonu mevsim hazan mevsimi
Son yapraklar dökülüyor bir bir hafif rüzgarla
Altından geçtiğim ağaçlardan
İçimde kalan son mutluluk ümitleri gibi
Güneş batıyor yine alıp götürüyor ışıklarını
Başka diyarlara ta uzaklara
Aklıma düşen gözlerin gibi sanki
Isıtmak için buz kesmiş hayalleri
Gözlerinin bakışıyle içimi ısıttığı gibi
Telaşlı korna seslerine karışıyor hayırlı akşamlara
Benim yalnızlığım sessiz bir feryat gibi
Karışıyor yankılanarak onlara
Yalnızlığın acısı yüzüme vurmuş sanki
Mahallenin bakkalı sezmiş verdiğim selamda
Mevsimin sisi çökmüş rakkase sanki
Azda olsa yolumu aydınlatan lambalarda
İçimde ümitlerin dansı gibi vuslatın meydanlarında
Evimin kapısındayım elimde anahtarla
Kendimi duygularımı boğacak zindan gibi
Yalnızlığın zindanlarının kapısında
Açıyorum içim buruk kapıyı usulca
Resmin gözlerime bakıyor sanki
Asılı tam karşı duvarda
Her odaya resmin astım senin
Asmasamda zaten resmen içimde hayalimdesin
Bir ah çekiyorum ki sorma
Ah be meleğim diyorum nerdesin nerdesin
Sensiz tadı yok acılı menemenin
Lezzet vermiyorda yaptığım sucuklu yumurta
Odaları bir bir dolaşıyorum içim sancılarda
Bir lahza mutluluk duymak için eski anılarda
Unuttuğun elbiseyi kokluyorum
Hissediyorum gül teniyin kokusu hala avuçlarımda
Gözlerim seni arıyor bir an bütün odalarda
Gezerken gönlüm tos pembe hülyalarda

Şair: hasan gönültaş
Ahmet Şadi


ahmed 1 Aralık 2008 13:11

İnan Ki



İnan ki kırılmış bir ayna gibiyim,

İnan ki paramparça, kırık dökük bizim aşkımız,

İnan ki çaresizliğimin, ümitsizliğimin döküntüsüdür

İnan ki şiirleri en hüzünlüsü, en çilelisidir

İnan ki güzelim

İnanır mısın?

Bu yazdıklarım;

/İnanmayan imansıza latife ve
İnsafsız inançsızca ima/



Bülent Kaya


ayabakan 1 Aralık 2008 15:42

İnadına

Bu sabah bile bile geç kalktım yataktan,
Sen yoktun yanımda.
Evin bütün odaları boştu,
Ne kedi sesi ne kuş sesi
Ne de bir ayak sesi,
Ben yataktan bile kalkmadım!
Aynaya bakmadım,
Traş olmadım,
Banyo yapmam gerekiyordu, yapmadım.
Ben bugün yataktan kalkmadım!
Kalvaltı bile yapmadım,
Telefon etmem gerekiyordu, aramadım.
Çiçekleri bile sulayamadım,
Pencereleri açamadım,
Akşam oldu, güneş battı
Yatağımın içini su bastı
Seninle paylaştıklarım aklımı aldı, korktum.
Ben bugün yataktan geç kalktım!
Üstümü giydim, çiceğe su verdim
Pencereleri açtım, kapıyı çarptım
Çıktım dışarı.
Sokaklar boştu,
Kahvaltı bile yapmadım.
Yürüdüm, dolaştım
ilk büfeden bi şişe şarap aldım
Ben bugün seninleyken yaptığım hiç bi şeyi yapmadım.
Geldiğimde yatağı bile toplamadım,
O yatağa yatmadım.
Oturduğum koltuk dahi tek kişilikti,
Senden önce aldığım
Dışarda martıların sesleri
Elimde şarabım
Ben bu gece hiç uyumadım.


ahmed 1 Aralık 2008 15:44

Öyle Çoksun Ki Bende...



Bir kara kalemim vardı elimde
Bir de şiir fısıltısı yüreğimin içinde
Sürükleniyordu peşinde hece, tümce
Sözcükler en güzelinden.
En özelindeydi gece sensizliğimin
Sessizliğin çığlıkları içinde.
Bir biçimde düştü kâğıt üstüne gözlerin
Vallahi de ben çizmedim!
Ben sürmedim saçlarına ipek rengini
Gamzelerine güneşi ben koymadım
Kendin aldın nur'unu.
Kendin suladın gülümü yürekte açan
Dikenime dokunmadan
Okunmadan bitti şiir
Yetti resmin yetti...

Oysa ki, sisler vardı öncesinde gecemin
Karaydı kalemimin ucu gibi yazgılar
Çizgiler derin yüzümde.
Gözlerim de belirince damlalar
Buğulanınca camlar
Düştü tüm anlar!
Aynalar oldu senli yansıman bana
Dudağından bal damlalar
Işılayan bir çift gözün sürmeleriydi
Süzmeleri aşkından.
Taşkına gelmesiydi sevdamın senden
Endamın vardı vurucu
Büyücüler gibi içimde tutkum
Sana yürürüm ben sana
Can tutulur, anlasana!

Zor kurtulur dolunaydan bulutlar
Umutlar vurulur her bir damla da
Havada barut kokuları var
Önünde cesedim.
Tetikleri ben kesmedim sevgili
Billahi de istemezdim.
Şiir diledim sadece, sevgiliye delice
Kendimce tutmuştum kalemimi de
Yüreğimi de koydum ortaya
Serdim bağrımı masa üstüne
Büstüne sarılmışım meğer
Tütsüsüne falcının!
Yalancının gözü çıksın sevgili
Günü bitsin inanmazsan.
İşte masam, işte kalem şahidim
Sen idin sen kâğıda düşen
Büyüleyen özlerimden...

Uykular sana firarı saatlerimdir şimdi
Duygular çırçıplak peşinden koşar
Çoşar melekler senli kanatlı
Tanrım bir özel yarattı
Bana aktın, bana..
Taptım sana, anlasana!
Yaktım putlarını artık yalancılar
Yıktım duvarlarını tüm acıların
Sancılarım doğumuna tutuldu
Vuruldum beter.
Resim resim, isim isim çoğalanımsın
Dualarımsın en çok dilenen
Arzulanan yer gök.
Vallahi de yalanım yok, billahi de yok
Allah'ından kork sen de!
Öyle çoksun ki bende, öylesine çok
Bir benzerin yok sevgili bir başka
Bir ezberim yok aşkta
Senden başka! ...

Mehmet Kesici



Saat: 23:15

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık