![]() |
Suskun yüreklerde kaldın Bir şarkı bile olamadın, Yanık türkülere söz. Yakılan ağıtlar Yol almadı bir türlü, Onca çilekeş yaşamışlığını Yaşadığınla kaldın. Dönüp bakabilsen eğer, Tanırmı seni Kıt kanat geçindiğin bu yerler Ağaç ağaç, pança pança söktüğün Tarlanın son evleğinde. Paydos verdiğin karasaban'ın. Ayaklarını çoğu kez Çıplak taşıyan bu patika, Her kapısını çaldığında Göz göze gelemediğin Yuvandaki ailen. Yakalandığın göçüklerde Kaçıncı çalımını attığını unuttuğun Azrail'in. Ömrünü verdiğin Maden ocağın Her daim sizin için dönen moletler Domuzdamı'lar kama'lar Fırçalar Ah sen hep Yaşadığınlamı kaldın. muharrem akman |
YÜZÜNÜ ARADIN SEN HEP Yüzünü aradın sen hep En çok sevmek isterken bile... Bir bulsan yüzünü Bir bulsan insanlara dağıtılmış hasretini İstediğin gibi sevecektin Oysa utandın,utandın kendin oldukça En çok severken bile Sevdiğinin kişiliğine girdin bu yüzden Ne söylesen hep eksik kaldı Delice sevmeyi istedin aslında sen hep Ama ne zaman böyle sevsen Deli sevgini senden çaldılar Ne zaman söylesen sevgini,seni seninle böyle Yüzünü ararken bıraktılar... Kıstın ateşini,küçülttün kanatlarını Çekildin en arka odana Gölgelerini bıraktın pencerelere Ah bu hayattan sana kalan Sadece deli sevgini özlemekti... Sana kalan, Bu hayatta kendini delice özlemekti.. Cezmi Ersöz |
Giderek soğuyor sözcüklemiz. İkimizi toplayınca biz etmiyoruz artık Ama öyle içiçe geçmişiz ki; Bizden ikimizi çıkarmak daha zor. Ömrüme saplanmış sensiz gecelerin siyah matemi. Gözümde yaş diye dökmüşüm yokluğunu. Bu sisli şehir, bu durmadan yağan yağmur, Bu acı,hüzün, bu AŞK, Ve bu kahreden umut. Ne çok adın varmış senin,biri diğerine benzemeyen. Durgun bir denizin fırtınası kaçmış dudaklarına. Bu yüzden,tuzlu yosun tadında cümlelerin. Gerçeğin acıtan güzelliği, özlemenin delirten yalnızlığı, Hayallerinin vazgeçilmez cazibesiymiş Senin uzak şehir düşlerine düşen. Yanyana yürüdüğümüz yol bitti. Baktım ki; bir arpa boyu bile değil. Geriye bu yara izi kaldı ikimizden. Eksik yaşanmış her aşktan ne kalmışsa, O kadar eksik kaldım işte. Sen böyle yavaşça silinirken hayatımdan, Bitiremedim son cümlemi. İncecik bir hüzün yağdı kirpiklerime. Senin duymadığın bir boşlukta yankılandı AŞK. Tanıdık,tanımadık gölgeler yürüdü karanlığıma. En derindeydi saklı düşlerim, Ve sen en derinden giden olmayı seçtin. Sustuğum kadarını konuşmadım henüz. Başladığım her cümle,can kırığı olup battı içime. Oysa saçına düşen akları sayacaktım senin. Hayatın kırdığı yanlarını,sevgim tutturacaktı. Yorgun başın,dizlerimde dinlenecekti yalnız. Hayallerine koşacaktın sen her sabah, Ben yine susup,dönüşünü bekleyecektim. Ve sen gittin... Yağmurlu br gecede düşmüştün içime, İnadına bahar kokan bir sabahta, Kayıyorsun yüreğimin gökyüzünden Ellerim çaresiz vedalaşıyor sıcaklığınla. Beni ben yapan ne varsa, İlikleyip hayallerinin üzerine gidiyorsun. Ne söylenir ki kaybolmuş bir aşkın ardından, YOLUN AÇIK OLSUN..... nilgün yıldırım |
rüzgar ıslık çalıyor uçurum aralarından ve tebessüm içindeki güneşle bir oluyor doldururken insan ruhunu aç ruh,ölü ruh morarmış bedenden ayrılıyor boş nehir yatakları geniş vadiler ve yükselmiş iğretiler ardında yok oluyor birer birer üstünden geçerken sefil karıncaların küçük bir lale görüyor sıkılmış bir yumruk gibi uzanıyor üşüyen ve korkan ruhuma onu alıyor ve özüne sokuyor ki arıların ve kelebeklerin neşelerine ortak olsun ve onların kentlerine yolculukla karşılık versin onur duru |
Mutlu musun? Ben bu soruyu muhatabına sordun O mutlumuydu acaba Onun mutluluğu benim mutluğumdu.. Ben… sensiz ne yaparım ki dediğinde Cevabımı aldım Mutluydum sanırım…. aldığım cevap tamıydı acaba mutluluğum Bir bakış ve doyasıya sarılmakmış mutluluk Sevmekmiş mutluluğun anahtarı Kelimeler yetmezmiş… kanda canda yaşamakmış mutluluk Çocuk gibi korumak kollamakmış sevgiliyi… mutluluk….mutlu imiş sevdiğim arap kurt |
ÖLÜMLÜ AKARSU Aktığı her yere, Kırgınlığını götüren bir akarsuyum… Ellerine saçıldım… Yüzüne çarpılmak için… Ayaklarının arasından geçerek, Su diyen çocuklarına yetişen akarsuyum… Nice denizlerde kendimi gizledim, Kızaran yüzümü saklamak için… Önündeki bentlerden aşamayan, Asırlık taşları eriten, Doğumundan çok denize öldüğü yer önemli olan, kıvrımlı bir coğrafyayım… Bir ders kitabında ölmeden önce, son isteğim tenine dolanmak, her bir hücrendeki acıyı yıkamak…
|
GİT... git... Git ardına bakmadan git İhanet saymayacağım bu gidişini Yazın gelmesini dört gözle bekleyen Kuşlar gibi bekleyeceğim dönüşünü Hadi,durma yolcu yolunda gerek Ben alışığım kaderin sillesine Artık zor gelmiyor gitmeler Kimbilir,belki de gidişin Yeni bir haberin müjdecisidir. Hadi git ardına bakmadan git Ağlatma o kara gözlerini, Düşünme beni; Dedim ya;artık dokunmuyor bana, Eskisi gibi aşk ihanetleri ERDEM-BENNER |
Maaşım Bu Ay Yetecek Sandım Hasbi tanrıverdi |
Seni Sevdim Sen bana hep, Durgun zamanlarımda geldin, Karanlığımda uzanan sıcacık eldin, Faili meçhul bir aşk, Adı konmamış geleceğim, Mavi düşlerimin mavi sevdası, Yüzümdeki gülümsemeydin. Sen bana hep, Yorgun yıllarımdan geldin, Akıntıya kapılıp giden günlerimde, Yüzümdeki ışığım, Sensizlikte aşığım, can yoldaşım sendin, Sen ışık, Ben ışığa aşık ateşböceğindim. Sen bana hep, Sürgün yemiş yüreğimden geldin, Duymak istediğim cümlelerdi sözlerin Yaşayamadığım kusursuz aşkı, Ayaklarıma serdin, Karanlığımın ışığı, Ruhumun yoldaşı, ben seni böyle sevdim. Sen bana hep, İmkansızlığı yaşarken geldin, Sana inanmak istediğim anlarımda ruhumu besledin, Ben gibi sende mi yaşadın, Duydun, hissettin, Sen yoktun ki, Ben sadece bir düşü sen diye sevdim. Ayşe Manav |
Hangi Ayrılık Hangi gün karar verdin, Küt diye çekip gitmeye? Hangi lafım dokundu sana, Böyle inceden inceye? Hangi otobüs söyle, Hangi uçak, hangi tren; Seni benden götüren, Beni bir kuş gibi öttüren? Hangi kırılası eller dolanır şimdi, Kırılası belinde? Hangi rüzgar şarkı söyler, O ay tanrıçası teninde? Hangi çirkin gerçek uğruna, Tükettin güzel ütopyamızı? Hangi boşboğazlara deşifre ettin, En mahrem sırlarımızı? Hangi cama kafa atsam; Hangi kapıyı omuzlayıp kırsam? Hangi meyhanede dellenip, Hangi masaları dağıtsam? Ben de bu sersem başımı, Karakolun duvarına vursam! Kendimi caddeye atıp, Arabaların altına savursam!. Hangi tercih beni, En hızlı şekilde öldürür? Hangi şekil öldürmez de Ömür boyu süründürür? Kayıp ilanı mı versem, Şehir şehir dolanmak yerine? Ödül mü koysam, ölü veya diri, Seni bulup getirene? Hangi ayrılık var ki, Böyle diş ağrısı gibi, durmadan zonklasın? Hangi cam kesiği var ki Böyle musluk gibi, içime damlasın? Hiç sanmam, hasta kalbim, Bunu bir süre daha kaldıramaz.. Feriştah olsa, böyle Eli-kolu bağlı, bekleyip duramaz!.. Hangi mübarek dua, Hangi evliya tesir eder, seni döndürmeye? Hangi aptal mazeret ikna eder, Ateşimi söndürmeye? Olur mu be, olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı? Aşk dediğin mendil mi; Buruşturup bir kenara atılır mı? Vefa bu kadar basit mi? Alınır mı, satılır mı? Hangi hırsız çaldı Seni yırtık cebimden? Hangi pense kopardı, Bizi birbirimizden? Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini? Hangi çöpçü süpürdü, Yerden bütün izini? Hangi yaldızlı otel, Çarşaf serip barındırdı? Hangi süslü manzara, Seni kolayca kandırdı? Hangi şarlatan imaj, Böyle çabuk ilgini çekti? Hangi pembe vaatler, O saf kalbini cezbetti? Dağ gibi adamı eze-eze, Hangi anası tipli parlak çömeze Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze? Hangi yamyamlara yedirdin, O masum rüyamızı? Hangi mahluklar çiğnedi, El değmemiş sevdamızı? Hangi bıçak keser şimdi, Benim biriken hıncımı? Hangi mermi dağıtır, İnsanlara olan inancımı? Hangi bekçi, Hangi polis artık zapteder beni? Ve hangi su bağışlatır, Hangi musalla temizler seni? Hangi sevgili var ki Senin kadar duyarsız ve kalpsiz? Ve hangi sevgili var ki Benim kadar çaresiz? Hangi ayrılık var ki Böyle kanasın ve böyle acısın? Ve hangi taşyürek var ki Benim kadar ağlasın? Kaynak: Gözleri İntihar Mavi Yusuf Hayaloğlu | |
| Saat: 23:17 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık