![]() |
İstanbul Haliç köprüsüne Güneş kızılıyla Elveda derken gökten Hurda bir otobüsle Geçiyorum Halicin körüsünde Duygularım öyle perişan Öyle yalnızım ki Tıka basa dolu Otobüsteki insanlar içerisinde Soğuk mart gününde Camda terlemiş damlalar gibi Ara sıra küçük umutlar Geliyor aklıma Ben yorulan kollarımı değiştiriyorum Tavan demirlerinde Mutsuzluğa düşüyorum Karşımda mutlu çiftin Gamsız gülüşlerinde Geldiğim gün sabredip Şükretmişim Düzelir demişim Hep böyle olmaz ya ileride Aslında benimkisi Bir kadına duyulan özlem Ya da saltanata duyulan İlgi alâka değil Benim derdim bir başka şey Nasıl derler bilmem ki Hani bir gencin Tezkere alacağı günün bir öncesi Yahut gelinlik bir kızın Gerdeğe gireceği gecesi Yahut idam mahkûmunun Edeceği son hecesi İşte böyle bir şeyler gibi Duygularım aklımda Açıkçası Ben senin kadar karışık Van gölü kadar durgun Asi fırat kadar Coşkunum şu anda Ben beni anlatamıyorum İstanbul Sen beni anla. |
Kalbimin Gündemi Aynı yüzümdeki keder çizgileri çok azdı saçımda aklar bu aşk için çok azdı düştüm yollara gördüğüm kardan adamlara anlattım kaç yıl oldu bendeki yas saymadım anlamsız geldi gün saymak ve sana ayıp ne kadar mıh varsa yüreğimde atmadım sen dediğimde yollarımın seyiri değişir yüzünden başkasını görmeyen nehirler akar içimde saygımdandır başımı eğerek yürümem dünyadan haberdarım,senden bi habersiz yinede isyan etmedim, ateşler yakmadım sigara külü gibi dağınık bakışım son sigaramızın dumanı kaçmıştı ondandır... Rıza Baldede |
Nereden gördüm ki seni? Oysa söz vermiştim kalbime, Bir daha sevmeyeceğim diye… Bak söz geçiremedim şu kalbe, Söküp atasım geliyor içimden, Ama olmuyor işte… Kader oyununu oynadı yine… Aşık etti beni sana. Birgünde gelip ayıracak bizi, Ne yapacağım o zaman? Alışabilecek miyim sensizliğe? ‘Gitme,dur’diyeceğim belki sana, Ama nafile! Ne olursa olsun gideceksin. Artık göremeyecek bu gözler seni, Adım attığın her yere bakacak, ‘Sevdiğim nerede?’diye. Ama olmayacaksın işte… Belki yağmurlu gecelerde, Ağlayacağım sessizce. Kalbim paramparça olacak, SEN YOKSUN DİYE |
**Geldiğinde Gidişinde** Senin geldiğinde Bahar gelince gelincikler kırmızı kırmızı Etrafına güzellikleri saçarken İçimize neşeyi salıyor Yüzümüzdeki güller bile Gonca gonca açıyor Kimse görmesin Duymasın Gönlüme doğan güneş İçimi ısıtıyor Senin gidişine Nasıl öfke duyabilirim Sana nasıl kızabilirim ve Seni nasıl gömebilirim Yagmur Kelebek |
Gözlerim seni arıyor Ellerim,Yüregim seni arıyor... Ama bir türlü göremiyorum seni bulamıyorum nerdesin kiminlesin şimdi..Ben karanlıklarda korkuyorum hani aydınlıgım ışıgım olacaktın bırakmayacaktın beni bu karanlıklara bak yoksun ..İçimde bir sızı var beni yiyip tükeden gittin sanki bir daha dönmemişcesine bıraktın beni bu karanlık kuytu köşelere. Oysa sendin içimi ısıtan gülüşlerime anlam katan şimdi yoksun ne gülüşlerimin anlamı var nede sözlerimin gitmişsin ben uyurken sessizce gitmişsin ve bana mavilikleri degil karanlıkları bırakıp gitmişsin.neden gittin böylesine beni dipsiz kuyunun içine atıp umutlarımı savurup neden gittin söyle şimdi seni mi merak edeyim yoksa aklımdaki binbir soruyla mı boguşayım söyle...Seni yüregimi merak ediyorum gidişinin sorgulamasını yapıyorum kendime beni böylesine karanlıga bırakıp gidişinin sorgusunu gözlerime,ellerime,yüregime soruyorum naptınızda gitti o maviliklerimi alıp neden gitti diyorum,yanıtı yok hiçbir sorunun,aslında yanıtı varda sen yoksun ki sen olmayınca ne sorunların yanıtlarının önemi kalıyor nede başka bir sorgu sualinin nerdesin nerde.. |
Dön Yüzünü öylesine hoyratça vuruyor ki dallarına fırtına canı çok acıyor besbelli ama yine de sımsıkı sarıyor toprağı bedeni ölümü yenmek yaşamak için direniyor kendi gecenin eteğine saklanan sen git gide azalıyor zaman ömür uykuya daldı dalacak aklını sars yanlızca biraz cesaret dön yüzünü güneşe ver gözlerini o çizince sana yaşamın tüm güzelliklerini eriyip gidecek kardan elbisen içindeki zemheriden çoğalıp duran gizli ağrın geçecek yeter ki biraz cesaret işte o zaman her şey, dündeki uzak yol seslerinde kalıp duyulmayacak dön yüzünü, dön yüzünü yanlızca biraz cesaret göster Hadiye Kaptan |
ÖzLeDiM... Sesini o güzel kokunu özledim..Haklısın ayrılalı çok uzun bi süre olmadı ama özledim işte..Seninle konuşmayı bana kızmanı sana naz yapmayı özledim. ÖzLeDiM... Ben hiç düşünmemiştim seni bu kadar özliyebilecegimi sana bu kadar kalpten vurulacagımı Hani derler ya rüyamda görsem inanmam bende inanmazdım... ÖzLeDiM... Beni bırakmadıgını söyle bana kızacagını söyle ama sessizlige gömülme sseni özledigimden bile habersizsin ..Sana ihtiyaçım var bırakma beni sakın!! ÖzLeDiM.... Beni sevdigini söylemeni,beni herşeyden herkesden kıskanmanı özledim.O büyük sabrını özledim,Kızdıgın an kimseyi görmeden ortalıgı ayaga kaldırmanı,sonrada seni sakinleştirme çabalarımı....Yaptıgın tüm delilikleri özledim ben. ÖzLeDiM.... En önemlisi ne biliyomusun?seninle saatlerce konuşmayı beni sevdigini söylemeni ve bana sıkıca bırakmayakcasına sarılmanı özledim... ÖzLeDiM..... |
herşey birdenbire oldu birdenbire vurdu gün ışığı yere gökyüzü birdenbire oldu mavi birdenbire herşey birdenbire oldu birdenbire tütmeye başladı duman topraktan filiz birdenbire oldu tomurcuk birdenbire yeiş birdenbire oldu birdenbire birdenbire herşey birdenbire oldu kız birdenbire,oğlan birdenbire yollar,kırlar,kediler,insanlar... aşk birden bire oldu sevinç birdenbire Orhan Veli |
Beni bırakma ne olur sensizliğin içinde Sana tutsak olmuş kalbime, acı Önemi yok yaşamanın sensizliğin hiç'inde Yeter oldu gönlüme çektiği onca acı Beni bırakma Beni bırakma ne olur Gözlerimde yaş misali toplanan Beni bırakma ne olur Benliğimde özlemleri kaplanan Beni bırakma ne olur, Bakışları yüreğime saplanan Sen olmazsan ben olamam ey yar Beni bırakma Beni bırakma ne olur Sende bensiz kalırım, Bende sensiz kalamam biliyorsun. Beni bırakma Vurulup düşsem,bile Yine senden cayamam biliyorsun. Beni bırakma ne olur Vuslatların yarışırken benimle Beni bırakma ey yar Şu aklımın rekabeti teninle Hasretimsin,özlemimsin sevgili Umutlarım, kalp atışım seninle Sen olmazsan,ben olamam ey yar Beni bırakma Beni bırakma ey yar Kadınımsın yüreğimde,bende saklı bana özel Ömrümün baharı,yaz'ı yada ondan daha güzel Ne olur beni bırakma Beni bırakma Umut gemileri her batışında Beni bırakma Arıyorken seni, benim dışımda Şu yaralı kalbimin her atışında Beni bırakma ne olur, Beni bırakma Bilirsin ki,can toprağa devrilir, Sen yanımda olmazsan. Beni bırakma Bahar yaz'a Yaz'ım kışa çevrilir, Gül bahçende solmazsam, Beni bırakma. Yaşamak dediğin nedir ki ey yar Bir bakışındır bana, Her nabız atışama. İsterim ki,bakışların bende kalsın, Benim olsun alma geri İsterim ki şu yüreğim sende kalsın Senin olsun verme geri Beni bırakma Seni senle yaşamaya talibim Ey yar, beni bırakma Sevdan ile yenik değil galibim Ey yar, beni bırakma Sen olmazsan,ben olamam Ey yar, beni bırakma Beni bırakma Atakan Korkmaz |
ellerim üşürdü ,üşürdüm. şehrin vitrinlerinden kayardı düşlerim seni düşünürdüm. sense, bir başka mevsimde sağanak halinde yağardın başka ülkelere sımsıcak. ellerim üşürdü. nikotin kokan ellerim üşürdü ve... bir sigara daha yakardım. şehir ıslanırdı duman duman. çocuklar uyanmış olurdu düşlerini kaybetmeden uykularından benimse kabuslarım kese kağıdı buruşukluğunda asılı kalırdı gündoğumlarına. ellerim üşürdü ellerim üşürdü, donardı. donardım teninin yokluğuna değince ve bıçak ağzı bir yalnızlık ikiye bölerdi her şeyi. bir yarısı sen olurdun her şeyin, bir yarısı ben olurdum hiçbir şeyin. ellerim üşürdü, üşürdüm. bir bardak çay ve taze bir simit gibi kokardı rutubetli geçmişim. küçük bir saçak altı kahvesinde güneşi soğuturdum. sonra denize karşı kimsesiz bir adam gibi dalgalar hıçkırıklarımı boğardı. Varlığına açken, muhtaçken bir lahza görmeye seni. ellerim üşürdü, üşürdüm ve doyardım yokluğuna. donardım. martılar göç ederdi, demirlerdi tüm gemiler limana boşalırdı deniz yürüyüp çıkardı balıklar tuzlu bir yaşamın soluk aralarından. seni düşünürdüm. su olurdum, toprak olurdum, kuş olurdum ama yaşam olmayı beceremezdim. sensizliğinde acemi bir ölümü karşılardım. beceremezdim ölmeyi. ellerim üşürdü,üşürdüm. tanıdık bir adam sesine karışırdı hüzünlerim. kapanan bir kapı sesine kilitlenirdim. duvar duvar karanlık büyürdü içimde yollar, ne bir köşe başı, ne bir viraj ne dur ne durak adımlarım soluklarını arardı kayıp yollarda sonra, bir kadın çığlığı kayardı yıldız yıldız. önce ilk bahar defnedilirdi karınca ayazında sonra bir pervane yanardı. gözlerimin sırılsıklam aydınlığında kanatlarına işlerdi yaşanmamış bir yaz kelebeklerin. sonbahar geçerdi, kar yağardı. ellerim üşürdü üşürdüm ve şubatla biterdi bir masalın son cümlesi seni düşünürdüm.. ALİ ULURASPA |
Seni dağladılar, değil mi kalbim, Her yanın, içi su dolu kabarcık. Bulunmaz bu halden anlar bir ilim; Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık. Sensin gökten gelen oklara hedef; Oyası ateşle işlenen gergef. Çekme üç beş günlük dünyaya esef! Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık! |
Sevmek... Dile kolay, kalbe ağır duygu. Hatırlıyor musun ansızın çıkıp gelerek nasıl da yüreğime taht kurduğunu. Ayrılıklar... Hüzünler... Gözyaşları... Hepsi zalimce birer birer gelip yüreğimin başköşesine oturmuşlardı. Hayat, simsiyah bir tüle sarılmış açılmayı bekleyen bir hediye paketi gibi önümde durmaktaydı. Hüzün yüklü karabulutların hızla yüreğimi kaplamaya çalıştığı bir zamanda, inatla girdin kararmaya yüz tutmuş dünyama... Kilometrelerce uzaktan, bambaşka bir şehrin, değişik havasıyla, taşıyla, toprağıyla... Umutlarıyla Şiirleriyle Farklı yaşamı ve sevdalarıyla her şeyden önemlisi sevgi yüklü, sıcacık yüreğiyle geldin. Karanlık bir girdabın içinde sürüklenmekteyken, tüm sevginle ve gücünle çekip çıkardın. Yaşamı yeniden sevmeme, hayata yeniden bağlanmama sebep oldun. Bu yüzden sevdim seni. Öyle farklıydın ki, yüzyıllardır kapağının aralanmasını, içindeki gizemin keşfedilmesini bekleyen kara kaplı bir defter gibi görmekteydim seni. Ben bu defterin kapağını ilk açtığımda, dokunmakta olduğum simsiyah ve sert yüzünün aksine, bembeyaz sayfalara yumuşacık bir yazıyla yazılmaya çalışılmış kocaman bir ömür gördüm. Neler yoktu ki içinde, ayrılıklar, ümitsiz bekleyişler, kederler Mutluluk getiren sevinçler, gözyaşları Yarınlara gülümseyerek bakan sevmeler... Daha neler... Neler... Kara kaplı deftere yazılmış, her bir cümle, yüreğime gemici düğümleri misali açılmamacasına, düğümlüyordu seni. Günüm seninle başlıyor, gecem seninle bitiyordu... Sesini duyduğum zaman yüzümdeki goncalar gül misali açılıyor, dünyam seninle dönmeye başlıyordu... Yolda yürürken, arabayla giderken, yemek yerken, insanlarla konuşurken, kısacası nefes aldığım her an, konuştuğumuz her cümle, anlattığın her şey, söylediğin her güzel söz beynimde yankılanıyordu. Ben sensizliği bile seninle yaşıyordum Bu yüzden seviyordum seni. Hatırlar mısın? Gökyüzünden aynı beyazlığın yeryüzünde iki farklı şehre yağdığı bir sonbahar günü, Kadir Gecesinde aramıştın beni... Nöbetteydim, bu soğuk havada sesin içimi ısıtmıştı, bu yola baş koyalım dedik. Biz birbirinden kilometrelerce uzakta, iki candık... Konuşmaya başladık, konuşma uzadıkça, dışarıda olanca hızıyla esen rüzgâra aldırmadan, park ettiğim arabanın içinde, ayaklarımı hissetmekte zorlanana dek, sense soba yanmayan buz gibi bir odada soğuktan parmakların buz tutana kadar konuşmuştuk. Yaşamın her hali gelip geçmişti telefon tellerinden... Hiç kimse, yağan yağmur altında kulağıma senin gibi sözler söylemedi. Hiç kimse bana senin baktığın gibi bakmadı Hiç kimse beni, senin sevdiğin gibi sevmedi Ve hiç kimse ama hiç kimse yüreğinin sıcaklığını bana senin kadar hissettiremedi. İşte, o gecede, ne dışarıda yağan yağmur, ne de aradaki mesafeler bana tamam demene, beni sevebileceğini söylemene engel olamamış, o ana kadar hiç kimse beni senin kadar mutlu edememişti. Sevdan bana yakıştığı için, sevdam sana yaraştığı için seviyordum seni... Sana kavuşmak, seni sevmek kadar yasak ve imkânsızdı Ben sadece olabilme ihtimallerini sevdim. Ben kara kaplı bir defterin, bembeyaz sayfalarını sevdim Beyaz sayfalarsa kendisine dokunan her eli Ben sana âşıktım Sense aşka Ben seni seviyordum Sense mevsimleri Gelen her mevsimin kendine özgü bir güzelliği vardı, bu yüzden sen, sevemedin sadece beni... Sen, baharda açan her bir gül tanesini sever gibi sevdin, yeni gelen her sevgiliyi... Baharla her gelen sevgili için, unutup, sildin beni... Bil ki! bir ben silemedim yüreğimden seni... UNUTMAK İÇİN SEVMEDİM Kİ |
Aşka ve Sevgiye Dair Aşk ikidir sevgi bir; Aşk yalan,sevgi gerçektir. Aşk sudur,sevgi susuzluk. Bu yüzden sevgi hasrettir, Özlemektir,beklemektir. Asıl maharet: Susuzken suyu içmek değil Karşısına geçip seyretmektir. Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak; Aşk açmaktır,sevgi katlamak. Sevgi saklamaktır Yüreğini,gözlerini Ve de ellerini saklamak Bahar geldiğinde… Bir çiçeğe,yeşile,çimene Aşık olamazsın ama seversin. Arkadaşına aşık olamazsın Ama seversin. Toprağa fidanı aşkla değil Sevgiyle dikersin. Sevgi için ölünür,aşk öldürür. Aşk kıskançtır,nankördür Sevgiyi öldürür. Aşk Kabil’dir,sevgi Habil. Aşkla sevgi aslında kardeştir Babaları insandır,Adem’dir Aşk için şiirler yazarsın, Şarkılar yaparsın; Sevgiyi anlatamazsın. Çünkü yüreğine sığdıramazsın. Kalbini aşka kapatabilirsin Ama sevgiye kapatamazsın Sevgi gizli,aşk aşikardır. Yüz vermeyince unutursun Sen aşığım diye daha kendini kandır. Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır. Dahası da var: Aşkın gözü kördür, Fazla naz aşık usandırır; Aşk oyun,aşık oyuncaktır. Sevgi ise yaşamdır,hakikattir. Aşk aceledir, Sevgi usul usul sabırlıdır. Acele işe hem şeytan karışır. Aşk ateşlidir Çünkü hastalıklıdır. Sevgi ılıktır Çünkü sağlıklıdır. Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir Aşka ve sevgiye dair… |
Sevdiğim Karanlıgın küf kokan nefesine teslim ruhum Sen yoksun yanımda esir almış beni aglamalar Sanki üzerime üzerime geliyor karabasanlar Her özlem dolu göz yaşlarım aktıgında Caresizlik sarıyor o an benliğimi Gözlerimden yaş degil kan akıyor sanki Koşup sana gelmek istiyor kalbim bir an önce Bir tokunuşunla sarışınla sonlansın özlemin Usulca süzülürken gözlerimden yaşlar caresizce Sensizliğin hesabını sorarlar gizliden gizliden Bilmiyorlar nereden nasıl bileceklerki Her gece senin icin hırcın caglayanlar gibi aktıklarını Perişan hallerde sürünmekteyim senden uzaklarda Gel buna bir care bul ey cok sevdiğim can cananım Gün begün eriyip tükenmekteyim sensizlikte Gel evlenelim be sevgilim O mutlu günleri görecekmi gözlerim dersin Yoksa aglamktan kör olup gidecekmi bilmemki İcimdeki özlemin dinecekmi Seninle bir ömürü mutlu gecirecegiz canım inan buna Selahattin Özbaş |
Mavilere Uyanmak Yedi iklim geçer, Ağarıp solan güz ışıklarından Yalan pencerelere doğru... Uykularda olur ne olursa Yangınlar, Takvim ziyanları, Gömülü sevdalar... İksir gibi yayılır Hücrelerimin rehavetine ıslaklığın Düş tüccarları ağır mesaidedir... Uykularda olur ne olursa, Talanlar Ve beton serinliği İnşaat halindeki aşkların... Uykularda ölür ne ölürse, Kıpırdayan su Gülümseyen yel... Yedi iklimin oralarda Kavalını kırmış bir çobandır Gökyüzü, Aklında new orleans Heybesinde caz! Yedi iklimin Bar olduğu yerdedir uykunun Alkol imparatorluğu Kalabalık avındadır bakışlar... Uykularda olur ne olursa, Bitmez efkar kırları Bazı saçlarda Ve ölüm gibi suskunluklar açar Derin kuyularda... Ve şaka gibi Ve sarsak sarsak Ve kımıl kımıl Bir yaşamaktır Mavilere uyanmak En kesif karanlıklara kafa tutan Gözlerinin mavisine kuşanmak... Senin kanatların var, Benim köylü yüreğim... Operada tezek kokusu Bu şehirdeki varlığım! .. Beni taşıyacak vesaitim yok Bu caddeüstü sevdada Ellerinden gayrı.. 'Gayrı dayanamam ben bu hasrete' Ya beni de yitir Ya sen de git Beni götürdüğün yere... Türküleri sev Yalan kahkahalardan uzak dur Canımın suyuyla yıka ellerini.. Aklımın maharetiyle giydir En mavi yerlerini... Senin adın Buzul mavisi! Çünkü mavilerde uyur, Benden sana geçen Sende beni kalkındıran ne varsa! Sevdiğim, açlığımın uzak ufku, Her sabah; Güneşten ne zaman işaret alırsan Ne zaman dar gelirse soluğun Böyle uzun sarılmaklara, Fikrini kurcalarsa eğer Açık korkular, İşte o zaman Mavilere, Mavilere Uyandır beni... Y.Erdoğan |
Gül Kurusu Pembe Dudaklarında Baharımın kızarmaya hazır güneşi gözlerimin altında, Uçsuz bucaksız cöller bir yağmur duası zamanında, Sevda çiçeği soluksuz güneşin bitip ay akşamlarında, Arı bile her çiçekten bal koklamakta, Bakışların gözbebeklerimin aynasında, Sevgi derdik ya olan olmuş bütün aşklara, Mümkün olmayan bir aşk yeşertiyorum hüzün serasında, Sonbahar bile bu durumdan muzdarip siniyor gönül avcuma, Durdurak bilmeyen yolculuklar bir aşktan diğer aşklara, Yalama olmuş vida gibi aşklar bir sevgilide kalamamakta, Gönlüm deli, kalbim nefessiz atışlarımda, Benzetmeye çalışırım seni doğanın her bir parçasına, Durupta beklemek seni her kışımdan diğer baharıma, Bu nasıl bir kavgadır, yüreğimin aşkla Her bir hüzün yara acmış teninin çatlamaya hazır hazanına Karar verilsin istemem sen yokken bu aşk davasında, Duvardan satırlar ve buğulu bir cam ardında, Muhtemel bir aşka ulaşmaya cok yakınımda, Aşk dolu sözler çıkmaya hazır dudaklarında, Söyleme yalan aşkı gül kurusu pembe dudaklarınla ... Serkan Şapoğlu |
Gözlerim seni arıyor Ellerim,Yüregim seni arıyor... Ama bir türlü göremiyorum seni bulamıyorum nerdesin kiminlesin şimdi..Ben karanlıklarda korkuyorum hani aydınlıgım ışıgım olacaktın bırakmayacaktın beni bu karanlıklara bak yoksun ..İçimde bir sızı var beni yiyip tükeden gittin sanki bir daha dönmemişcesine bıraktın beni bu karanlık kuytu köşelere. Oysa sendin içimi ısıtan gülüşlerime anlam katan şimdi yoksun ne gülüşlerimin anlamı var nede sözlerimin gitmişsin ben uyurken sessizce gitmişsin ve bana mavilikleri degil karanlıkları bırakıp gitmişsin.neden gittin böylesine beni dipsiz kuyunun içine atıp umutlarımı savurup neden gittin söyle şimdi seni mi merak edeyim yoksa aklımdaki binbir soruyla mı boguşayım söyle...Seni yüregimi merak ediyorum gidişinin sorgulamasını yapıyorum kendime beni böylesine karanlıga bırakıp gidişinin sorgusunu gözlerime,ellerime,yüregime soruyorum naptınızda gitti o maviliklerimi alıp neden gitti diyorum,yanıtı yok hiçbir sorunun,aslında yanıtı varda sen yoksun ki sen olmayınca ne sorunların yanıtlarının önemi kalıyor nede başka bir sorgu nerdesin nerde |
Mazi... mazideki hırçın bakışlarda arıyorum umudu... dalıp gittiğim senli günlere bakakalmışım senden bihaber neden diyemediğim kayboluşluklarda arıyorum varlığını ve bağırıyorum sessizliğe çıldırırcasına saatlerce... hadi çık gel,çık gel takılmadan meçhulüne zamanın ve barındırmadan ben bedenimde sabırsızlığı yalan değil yaratılışındaki efkarı görememek ya da bi haber oluşundan emin olamamak çığlığım tükenmeden boz bu sessizliği bekleniyorsun... beklenildiğini biliyorsun mutlusun yine de mutluluğumsun 28/09/05 Zekiye Aksoy |
SANA BİRİKİYORUM Artık çıkmıyorum İstiklal'e. Sabah Fatma Hanım uyandırıyor. Helva, ekmek, çay... Bana onlar bakıyor. Odanın hali perişan, Ben perişan, Kimse yok işime karışan. Ara sıra balkona çıkıyorum. Fesleğenler kuruduğunda Ocaktı. Ben baharı bekliyorum. Ne olduğunu bilmediğim Bir umudum var hâlâ Gözüm şişelere takılıyor, Becerebilseydim ne âlâ. Bu günlerde böyleyim ben, Yas denen şiirdeyim. Bir köşede gülüşün var, Sırtımda kanlı bıçağın. Hiçbir zaman duymayacağın, Duysan da anlayamayacağın Bir çığlıkta, Sana birikiyorum... Erhan GÜLERYÜZ |
YiNede SevMiştiM seNi LaNet oLası MesafeLere iNat.. Biliyor musun, yine bu kentin sokaklari islak... Bulutlar agliyor, bense onlara eslik ediyorum, agladigimi kimseler fark etmiyor... Sirilsiklamim ve en çocuk halimle üsüyorum... Böyle bir yagmurlu gecede çikip gelmistin. O andan sonra yüregime sakladim, her solukta duyabilmek için seni. Basimiz yoktu bizim, sonumuz da olmayacak. Bir anda basladik. Dokunan kadar dokunulanin da sarsildigi o an boyunca yasadik seninle askin tüm evrelerini; tüm umudunu, sefkatini ve firtinalarini. Tek bir dokunusta bir büyük sirri paylasarak yasadik o muhtesem kavusmayi ve hemen ardindan kahreden o ayriligi. Ben sana yenik düstüm... Sensizlik çok kalabalik geliyor yüregime; tasiyamiyorum. Öyle birsey ki bu; yagmurlarla birlikte agliyorum sana, bana... Yüregime katiyorum seni katabildigim kadar. Ruhum bembeyaz perdenin arasindan siyrilip senin karmakarisik hayalinle dolasiyor sensiz gecelerimde. O zifiri karanlikta dualar ediyorum. Kendime bile dilemedigim dileklerle sürüyorum seni aydinliga. Tükenmiyecektik... Tükenmiyecektim... Bogazim dügüm dügüm. Bu öyle birsey ki; acilarin en kahirlisi. Ve ben kahroluyorum.. Söylesene. Sen benden Vazgeçebildin mi? Oysa derdim ki; benim kirilgandir umutlarim... Biliyorum ki uzaga atarim yakinima düsersin... Bu kadar yakinima düsecegini nerden bilirdim. Ve bil ki çok sevdim seni kisa bir zamanda; bu lanet olasi mesafelere inat... |
YİNE SANA DAİR Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini, Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin, Sende uzaklığı, Sende; ben, imkansızlığı seviyorum. Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli, Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin. Sende, ben, imkansızlığı seviyorum, Fakat asla ümitsizliği değil... |
Al Ve Git ...!!! madem ki bu kadar kararlısın iz bırakma ardında ne desem boş biliyorum o halde konuşturma beni karanlık odama sinen nefesini Al ve Git... dönüp te bakma ardına baksan da görebileceğin sadece gözyaşlarım daha fazla ağlatma gözlerini Al ve Git.... gemilerimi yaktım her dokunuşu sen sanmayayım hiç birsey söylemeden ellerini Al ve Git.... bir nefescik kalmıştı aşkın geride soluğu sende,acısı bende kalsın varsın kefensiz olsun tüm umutlarım içinde sakladığın hayallerini Al ve Git.... bütün kapılar kapansın bir bir ardından bende artık aşkına yer yok yeter ki çık hayatımdan yollar açtım sana sert kayalardan kan çekilir gibi damardan yaşananları Al ve Git..... suçlu kim diye yargılama üzülme, sorgu suale gerek yok gelmelerini yanına Al ve Git..... bütün yükü ben taşıyabilirim üşüyen ellerimle sevdamın kırıkları acıtmaz benim yüreğimi bakma öyle yüzüme nefessiz hissediyorum kendimi tıkanıyorum, durma daha fazla yanımda belki de gitmektir aşk sadece gitmek vakit geldi bırak ellerimi ..................yada dur !! .................................bekle lütfen ..............................................öyle demek istemedim ben herşeyi bırak olduğu gibi kalsın burda şimdi ayrılığın zamanı değil sensizlik zor bana ........................sensizliktense al canımı götür yanında....!!! Ebru Yılmaz |
Yine sen dedim işte...Kaç zamandır çabalıyorum sen dememeye ve gördüğün gibi başaramıyorum....Sende kaldım;baharda tellere takılan uçurtmalar gibi...Parçalandım ama kopamadım o tellerden bir türlü....Rüzgara yalvardım ,yağmura ağladım ama kopamadım... Koparamadım ruhumu senden...Ne cezalar verdim kendime bir bilsen !!Ne savaşlar verdim kendime karşı...Ne yaptıysam adını anmaktan alıkoyamadım dilimi....Ben yüreğimi sevdandan hiç ayıramadım... Kahretsin!!Yine gitti!!Son zamanlarda kırılır oldu kalemim adını yazarken nedense?Çürük yapıyorlar bu kalemleri herhalde...Yoksa ben mi çok yükleniyorum kaleme acaba!!!!Kalemtıraşım nerde kim bilir,aramaya mecalim de yok....Neyse yazacak mektubum da kalmadı zaten....Aslında mektubu gönderecek adresim yok.... Yani; gidişin içine yüreğimi yazdığım, adressiz mektuplar bıraktı bana....ve mayınlarla dolu bir yürek...Kim dokunsa patlar sevdalarım içimde...İncitirim aşk diye yaklaşan yürekleri...Oysa bilirsin ben hep incitmeye tercih ederdim incinmeleri...Baştan ayağa yalnızlık tütsüleri sinsin isterim üstüme....Korkarım yaralarım kanarsa tekrar diye..Ya kanım karışırsa sevdanın devr-i daimine yeniden... Korkarım uğrunda ölmelerden;sen başkaları uğruna ölümleri göze alırken.... Canım çekilir iğne deliklerinden uçsuz bucaksızlığa seni düşünürken....Korkum tekrar bulamamak kendimi karanlıklarda!! Kısacası şah damarımı kesti ayrılık...Aklım hala gidişinde .....Canım hala can çekişmede... |
Ağustos Dediğin.. Ağustos dediğin yaktı yüreği Bir acıyla sardı bak bu çehreyi Yakar kavurur ya ağustos teni Bende eritiyor bak bu sineyi.. Ağustos dediğin bir gidiş bende Öyle gidiştir ki bir sancı ile Geliyor bak işte ağustos yine Yürek savunmasız korkuyor işte.. Sardım sakladım bu defa canı Ağustos dediğin yakmasın onu Sana bir duayla sığındım Ya Rab İzin verme n'olur yakmasın beni.. Gönül sustu, ağustos geldi vaktine Dedi getirdim sana bir güzel müjde Bu defa yanmasın küçük yüreğin Benden sana vardır büyük bir müjde.. Gönül açtı kuçak minik meleğe Ağustosa baktı bir gülüş ile Bana getirdiğin öyle bir can ki Bana verilmedi böyle bir müjde! Ağustos dedi: bak gördün işte Bende de vardır hem dert hem müjde Ömürde vardır her dem bir acı Dünya dediğin üç günlük sancı.. Şeyda Aydın |
Sensizlik öyle acı veriyor ki bana Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta Mutlu olacağım belki öbür dünyada Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı Bense kıymetini bilemedim belki de Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana Ben bir kere sevdim bunu anlasana Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha. Onun sadece sende olduğunu anlasana Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana. Bir kez daha benim yanımda olsana... |
Sen Gidince Anladıklarım Meğer seher yelleri de kırarmış başakları, Umutlarda hep hanımeli açmazmış. Düşünceler,sarıp sarmalarmış solmuş baharları.. Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler, Ve geceler,hep yıldızları gizlemezmiş koynunda, Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın kolları.. Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer, İsmi martı değilmiş, Beyaz olan tüm kuşların.. Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman, Kolay değilmiş her bilmece, İri sorular varmış yüreklere saplanan.. Nankör diye haykırırmış, Saatler her geçen an'a, Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan.. Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda, Yalnızlıkmış kökleri, Ayrılıkmış derinlere uzanan.. Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar, Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında, Erkekler de ağlarmış inan. Olsa da göz pınarları ıslanmadan.. Alıntı |
Gerektiği kadar sevilmeli sevgili ve gerektiği kadar verilmeli değer.. Aşk bilmecesinin en kısa sözcüğüdür "acı".. Ya çekersin uzun uzadıya sancısını... Ya da acı vererek sevgiliye,çıkartırsın acısını.. Kıyamadım...! Sözcükler dizildi boğazıma bir bir.. Söylemek istedim,söyleyemedim.. Kıyamadım kıymetlim...! Yutkundum... Yutamadım... Nefesimi zorlayan yerde,tam orda işte,kala kaldı sana dair söyleyeceğim tüm sözler.. "Ya haykırmalıyım tüm gücümle kulağına,ya boğulmalıyım sessizce.." Artık saat ayrılığı vururken.. Bu kadar mı hızlı kovalardı akrebi yelkovan.. Bu kadar mı sona hızlı yaklaşacaktık.. Bir "elveda" sözcüğü can çekişiyor dilimde... Bir çıksa ağzımdan,kendime gelecek tüm yaşamım.. "Sen" den ibaretti her şey.. "Sen" den sonrası bir adım sessizlik.. "Sen" den öncesi koca bir çığlık.. Kıymetlim...! "Hoşçakal" ımı bırakıyorum yüreğine usulca.. Kıymetini bil..! |
Sözden Öteye Geçmez Gecelerin karanlık ihanetindesin Usanmış gönlün yorgun düşünce yüreğin Kaybolmuş gündüzün terk edince güneşin Söylenen avutur, sözden öteye geçmez Bir rüya mı içinde dolanır durursun Gizli sevda mı gönlünde ki kavrulursun Yürekten sevince de böyle vurulursun Hasretin sitemdir, sözden öteye geçmez Kim bilir hangi meçhul yürektedir yangın Saklı sevda yüreğin etmiş darmadağın Ağlayan gözler güler mi hayata dargın Ne söylesem laftır, sözden öteye geçmez Daha dün soruyordun vuslat zamanını Bugün hicrana salmışsın gözyaşlarını Kabuk sarınca onulmaz yaralarını Hekim de çaresi sözden öteye geçmez Dinçer Demirel |
birdenbire oluyor bu: derin bir üzüntüye yaslanıp aramaya başlıyoruz kayboluyor bütün yüzler, bütün resimler, her şey her şey bir atımlık barutlarla o yalın gençliğimiz nereye gitti söyleyin aramıza bunca yalanı, buncasını kim soktu, insan ne de çabuk yeniliyor kendimden geçiyorum, bir eski sarhoşluk hali oluyor ve bitiyor salıncak, söylediğim ilk yalan, ahlat ağacı, köy düğünü, her şey her şey bu sarhoşluğa denk düşüyor şairlerin bomba gibi aramıza bıraktığı mısralar üşüyorum, üşüyorum, beni örtün, beni örtün, belki geçer üzüntüm ( Arkadaştan ) |
Saramadıktan sonra Sarılamadıktan Sımsıcak Eline Yüzüne Beline Ve Öpemedikten sonra O Bal kızın Baldan tatlı Dudaklarını Ne değerin var Ve... Öyle bir şeyki Öyle çok şeyler Söylemek ister ki Gözlerim Dudaklarım O Taş kalbine Ve hiç bir şey Ve Yokmuş gibi sanki kimse Dört duvar arasında boşken Bomboşken Ve Yaşanmamışken sanki Olmamışken sanki bir şey Çıplak Çırılçıplak Bir ruh gibi Yalnız Yapayalnız İşte öyle bir şey Enis Özel |
Keşke Ne kadar uzun zaman gecmişti senin yokluğunun üzerinden ne ben sayabildim ne takvim yapraklari arda kaldi gecen günlerden…Hayata küskün başlamıştım yokluğunla şimdi sen yoksun yine küskünüm sensiz yıllara; gecen bu ömre küskünüm işte seni benden alan beni sende hiçe çeviren zamana bu kırgınlıgım.. Haberini alıyorum mutluymuşsun yeni sevgiliLERinle adımı bile unutmuşsun diyorlar inandım sanma! Biliyorum, sen benden başkasını sevemessin bensiz yapamazsın biliyorum.. Evet evet herkes yalancı olmuş seni bana düşman etmeye çalışıyor ama bilsinler artık asla vazgeçmcem senden asla..Özleye özleye içim kanaya kanaya yokluğunu yaşıyacağım. Çünkü biliyorum sende bensiz yapamazsın senin bana yeminlerin var, birbirmize verdiğimiz daha ne sözlermiz var onları yerine getirmeden gitmezsin sen benden biliyorum işte hala beni seviyorsun her anlamsız bakışından mana çıkardığımı söyleselerde ben biliyorum sen beni seviyorsun… |
Hasret Türküsü Uzundur bu yollar Giderim gözüm kara Sanmaki dönmem sana Beni bekle... Seni ben alam..! Olaki vurulmuşum Senden beterim yalnız... Vurulmuşum dağ başında Nöbetteyim... Sevdalı..! Yaralıdır can-ı yüreğim... Hasretinle erir giderim... Seni nasıl unutsun bedenim..? Gözüm dalar gariplenirim... Vurulmuşum besbelli Dolanmışım yar beline Bir türkü tutturmuşum Ağlamaklı hasrete... Yaralıdır can-ı yüreğim... Hasretinle erir giderim... Seni nasıl unutsun bedenim..? Gözüm dalar gariplenirim..! Suavi |
Neresinden baksan nafile çabaydı sevdamız, imkânlar dâhilinde yürütmeye çalışıyorduk imkânsız aşkımızı. Sen elit bir aşk istiyordun, ben “amiyane tabirle” seviyordum. Ne sen vazgeçiyordun, ne ben değişiyordum. Akıntıya karşı kürek çeker gibi seviyorduk sevgilim, üstelik dibi de delikti kayığımızın hızla batıyorduk. Sen Titanic filmindeki gibi bir aşk istiyordun, ben buzdağının görünmeyen yüzü gibi seviyordum. Göz göre göre çarpıyorduk, ne sen çığlık atıyordun ne ben dümen kırıyordum. Sen yıldırım aşkı istiyordun, ben sırılsıklam seviyordum. Caddelerde akan yağmur suları gibiydik sevgilim, yanlış zamanda ve yanlış yerdeydik. Bir fırtına süresince saltanat sürüp, fırtına dinince ilk mazgaldan aşağı dökülecektik. Sen ölümsüz aşk istiyordun, ben ölümüne seviyordum. Neresinden baksan çıkmaz sokaktı sevdamız, Yolun sonuydu uçurumun başlangıcıydı, ne sen dengeni kaybediyordun ne ben dengemi yakalıyordum. Sen göz önünde aşk istiyordun, ben körü körüne seviyordum. Geceyle gündüz kadar farklıydı aşkımız, Samanyolunda yürüyecektik hani, ay ışığı rehberimiz yıldızlar şahidimiz olacaktı, oysa güneşin ilk ışıklarıyla ne ay ne de yıldızlar kalacaktı. Sen hijyenik bir aşk istiyordun, ben marazi seviyordum. Neresinden baksan hükümsüzdü aşkımız, son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar gibiydik sevgilim, kullanma talimatı yoktu bu aşkın, kendi kendimizi zehirliyorduk. Sen destansı bir aşk istiyordun, ben şiir tadında seviyordum. Bir Atilla İLHAN şiiriydik sevgilim, “Ben sana mecburdum bilemezdin, adını mıh gibi aklımda tutuyordum, büyüdükçe büyüyordu gözlerin, içimi seninle ısıtıyordum. Sen güneştin ben kardan adam, o kadar keskin o kadar düzdü ki gerçekler, yaşamak için ayrılacak ya da ölmek için bir arada olacaktık sevgilim. Neresinden bakarsan imkânsızdı aşkımız…. |
Sen Hiç Gitmedinki Çıkmıyorum eskisi gibi gün yüzüne Duyamıyorum sahile vuran dalga sesini Hissetmiyorum korkunu, acıtmıyor içimi Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç gitmedinki! Hayallerde kurmuyorum eskisi gibi Düşünmüyorum dünü düşünmüyorum yarını Beklemiyorum hayatın pembe yalanlarını Senden bana bir ben kaldım Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç gitmedinki! Sevgi sözcükleri anlamsızlaştı üç harfli aşk'ı okumak zorlaştı Gecelerimde yanımda seni aramayı unuttum Buluşmamızı beklediğin şafak saymaları unuttum Değişmeyen bir sen varsın, geri dönmeyen sen varsın Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç Gitmedinki! Caner Kenan Özdemir |
Geçmişe dalıyorum elimdeki albümden sanırsın sessiz bir filim sanki bana sesleniyor her bir resim,maziden bazıları renkli bazıları siyah-beyaz bazıları sararmış bazıları bomboz belli ki onlarda yorulmuş,yaşlanmış üzerleri bir karış toz bazılarının ucu yanmış onlarda sevdalanmış kendilerini yakmış bir kaçı gülümsüyor hayatı takmamış bazılarında çatık kaş yüz asılmış belkide ihanete uğramış bazıları yırtılmış sevdasından mı ayrılmış yüreğinin yarısı albümün arasında kalmış Heyhaat hayat buymuş yarısı yaşanmış yarısı albüm olmuş tozlu raflara kalkmış mazideki yerini almış hatırlanmış veya hatırlanmamış önemli değil dön bak maziye neler yaşanmış neler… Bülent Arı |
Sessizliğin hükmettiği odamda birbaşımayım yine.Hava soğudu sanki , kimbilir sen yoksun diye belkide bu titreme... üşüyorum... Üşüyorum... Kaç adımda biter bu yalnızlık? Kaç uykusuz gece daha geçirmeli bu hüznü sıyırıp atmak için üzerimden? Yine cevapsız sorular... Ne kadar da çoğaldılar.Her biri cevaplanmayı bekliyor "Umutsuz Vakalar" ardiyesinde... Sustuğum kadar konuşuyorum içimden . Sır'larım var bir ben biliyorum , bir de beni bilen... (Allah'ım) Susuyorum uzunca... Kirlenmesin istiyorum safhane duygularım.El sürmesinler istiyorum yüreğime. Tek sana kalayım istiyorum belkide... Diyemiyorum. Susuyorum uzunca... Yanağıma vuruyor fırtına sonrası yağmur.Ağlıyorum.Hani çıksan diyorum karşıma aniden , gülebilsem.Gülebilsek... Yüreğim ağır gelmeye başladı artık.Anlıyorsun değil mi susmalarımdan?Ağır geliyor ... Belkide fazla geldi bu sevda bana,bilmiyorum ama... Gitmek için çok geç, görüyorum... Seviyorum... Duyuyor musun? ... Ya da... Boşver duyma... Susuyorum uzunca... Susuyorum Susuyorum |
SENİ İSTİYORUM, ŞİMDİ Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil. Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru. Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için? Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene… Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün. Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni. Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik. Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye. Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi. Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum. Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum. Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için. Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi! |
SENI SEVMEK YETMEZ... Agliyor mu gözlerin Sarilasi bedenin mi titreyen.. Sus konusma… Yüregi deniz kadin Biliyorum… Haykirdin sevdani daglara Kostun yalin ayak, karanliklarda Ellerinde bir avuç umuttu sözlerim Çiçek diye taktin saçlarina Geceleri sabah ettin.. Kan damlarken yüreginden Kan terler bosanirken teninden Yinede sustun canimin içi Bir kelime düsmedi dudaklarina Kaç kez düstün yerlere Bakmadin yol yaban mi Kanayan dizlerine umarsiz Aciyla dalga geçerek Yüzünde gülücükler açarak Yine kostun kollarima Simdi agliyorsan Acini serbet diye içiyorsan Ve o kocaman yürekle Hala beni böyle seviyorsan Seni sevmek yetmez gülüm Ayaklarina kapanmam Ellerini öpmem lazim Bin kere gelsem su dünyaya Yine arayip,seni bulmam lazim |
Mor mavi Mor mavi Huzursuz bir sessizlik var Dağılan taşlarını hayatının Topladığı etegini Savurdu rüzgarlara Beklemek istemeden Ruhunun geçtigi yolları Sessızce baktı uzaklara Yalnızım Yelda Tarhan |
Bir ******ya Ağıt sattım seni. iki para ettin. kolay olmadı alıcı bulmak, ruhun çürümüş zira, yüreğin kokuşmuş ...yalancısıyım yaşam biçimine dönüşmüş ihanetlerinin. etini aldılar -hatır gönül, zorla- teşhir için, mostralık yani, numune erdemsizliğe, ****luk ve alçalmaya, iliklerine bulaşmış fahişeliğe kısacası... üstelik yüzünde şiddeti en yakası açılmadık salyalı orgazmların/ın ve onurun orta yerlerde teş-hir e-di-le-cek-sin hastalıklı duyguların çırılçıplak... ne tutunacak bir dalın olacak, ne de bir delik, kaçacağın. .......... alışık da olsan, ve yatkın yine de yazık oldu, ucuza gittin. seni sattım, sattığın gibi beni... iki para ettin. Güven ANKARA, Aralık 2008 |
Anladım Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını,kendimi bulduğumda anladım. Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde anladım.. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil.. Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.. Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş, Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında anladım.. Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git'' dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.. Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni afetmeni ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş Can Yücel |
Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil,alışılmış bir tören gibi değil.Hiç dokunmadan,belki de gözlerine bakmadan,konuşmadan belki belki de her zaman yaptığımız gibi değil.. Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Unutup,tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi.. Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Saçlarını yüzünden ayırıp,gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden,ismini bedeninden ayırıp,ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi,keşfeder gibi, ilk kez ve merakla ve hayranlıkla,bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.. Canım yalnızca sevmek istiyor seni,nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa,sırf aklıma esti diye,sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..Süregelen bir sevgiyle değil,öğretilmemiş,bilmediğimiz biçimlerde,kuşların kanatlarını açıp,özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle,içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni. Tatlı,ekşi ya da tuzlu değil,bilmediğim bir tatla,bir duyguyla.Öyle,bir meyvenin tadını alır,bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin,serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi,anlatamadığın ama bırakmak istemediğin,bitmesini istemedigin bir hisle.. CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ.. NE UMUT ETMEK,NE DE BEKLEMEK..BASKA HİÇBİR ŞEY.... |
BEYAZ GECE Bir akşam mehtabı getiren bana Bahçe kapısını açan bir eldi Gözlerim sevinçle baktı o yana, Yıldızlar içinde kadınım geldi. Göğsüme dayadı güzel başını, Sandım vücuduma doldu o mehtap. Gözlerimden akan sevinç yaşını Eritti ağzından içtiğim şarap. |
Seni seviyorum, İki kısacık kelime, Sadece bir cümle. Ne çok şey ifade ediyor, Söyleyene ve söyletene. Seni seviyorum. Kim bilir kaç kez döküldü Bu cümle kulaklarıma. Kim bilir kaçını duyduğumda, Yüreğim attı böyle heyecanla. Seni seviyorum, Belki de hiç söylemedim bu cümleyi. Bir utanç saydım belli ki söylemeyi Ya da bir yenilgi. Oysa, göğsümü gere gere Bakarak gözlerinin içine. Söylemek isterdim seni sevdiğimi. Ve defalarca duymak, Senin beni sevdiğini. Seni seviyorum, Kendimi düşteymiş gibi hissederek. Varlığını diğer yarım zannederek. Bu sevginin sonunun olmadığını bilerek. Aklımı mantığımı kenarda bırakarak. Sadece yüreğimle yaşayarak. Seni seviyorum, seni seviyorum. Fatma İlan |
Yok olmak istiyorum Derinliklerde kaybolmak Sevilmek istemiyorum Sevmekte tabi Yalnız kalmak istiyorum bir başıma Mutlu olmak istemiyorum Nasılsa sonunda yine mutsuzluk var Ağlamak istiyorum saatlerce Hiçbir şey düşünmeden kendimden geçmek Bir yanardağ gibiyim son günlerde Patlamaya hazır bir haldeyim Biri dokunursa en yakınımdakileri Yakacağım ilk önce lavlarımla Ama ne yakınımdakilere Ne de uzağımdakilere dokumak bile istemiyorum Kimsenin zarar görmesini istemiyorum Benim derdim kendimle Yok olmak istiyorum ben Derinliklerde kaybolmak Hiç ortaya çıkmamak Ebediyen yok olmak belki de Kimsenin olmadığı bir daha saklanmak Kimsenin olmadığı yerlerde yaşamak istiyorum Yeterince zarar verdim çevreme Yeterince üzdüm insanları Yok olmam herkes için bir kurtuluş Benim içinde bir kaçış yolu Ağlayarak düzene sokamam hiçbir şeyi Kaybetmek benim kaderim Belki de alın yazım Sevilmiyorum nasılsa Sevmekte istemiyorum artık kimseyi Aşık olmak istemiyorum İhanet var nasılsa sonunda Ben yok olmak istiyorum Yalnız kalmak bir başıma Ebediyen unutulmak istiyorum. |
Bu Şiir Kendime Bu ne yüzsüzlük Bu ne utanmazlık Hiç mi gurun kalmadı? Bu sen değilsin Bu ben değilim Ben böyle değildim OLMAMALIYIM.... Kadın dediğin biraz gururlu olur Başı dik olur Gözyaşlarını içine akıtır bazen YALVARMAZ BIKTIRMAZ Bu kadarmı esiri oldun zalimin? Oysa keyfinde görmüyormusun Kaybedecek birşeyi yok Seni görmek istemiyorum derken ne kadar rahat Çıldırtan gözleri seni görmek istemiyormuş SENİ GÖRMEK İSTEMİYORMUŞ..... Sümeyye Can |
BENDİM Sonsuz okyanusta kaybolan, sandal olmuşum, Gövdesi çatlamış, boyası yıpranan, Yüreğimde koca yaralar açılan, Yokluğunda seni anan bendim, Okyanusun dalgalalarında savruldum, Parçalandım kayalarında ben, Büyük rüzgarlar la savaştım, Fırtınalarında kaybolan bendim, Karanlık gecelerde kaybolduğum, Derinliklerinde boğulduğum, Kendimi sana esir bulduğum gecelerimde, Bendim seni yokluğunda anan. Ramazan Ok |
MAVİ MAVİ SEVDİM SENİ Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben kalbim şimdi bir sokak çocuğu kelebekleri göç etti gönlümün ıssızlaştı hayat sanki sanki sabahı eksik şiirlerimin sanki gecesi hep kanayan bir yara ve sanki artık hep kanayacak ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim çare yok ağlayacak Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben kapıları kendime ben açamadım ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni ter içinde takvimler istasyon öksüzlüğünde gözyaşım düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım savunamadım seni kimselere anlatamadım seni kimselere kimsesiz kaldım en çok da sensin Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben sana uyumak sana uyanmaktı hayat sıratını geçtim yaşarken,korkmadan korkumu geçtim cesarete ihanetle berduş bir,yalan masumiyeti öptüm bile bile tek sen gitme diye sonbahar oldum ,yaprak yaprak ağaç oldum köklerimi unutarak tesellisiz bir geceye fırlatıldım kalbimi dar bir kafese kapatarak içimde bir kanarya hiç susmadan ağlayacak Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak seni sevdiğimi bağırdım mehtabına beyazında aklandım bulutunun mavi mavi sevdim seni içim kan ağlayarak Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben anlattıkça kış vuruyor satırlarıma anlattıkça üşüyor,anlattıkça ısınıyor yüreğim bu gün sardunyalarım da açmadı belki de küskün renklere ellerimde ibadet gibi yaşadıklarım ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım sensiz soluyorum anlayacağın mavi mavi ölüyorum duyuyor musun orda mısın varmısın yok musun? Bir tek şeyi unutma seni sevdim ben yanarak yıkılarak aklıma her geldiğinde AĞLAYARAK ( Alıntı ) |
hazırım sana belki de bilmiyorsun seni ne kadar çok sevdiğimi belki de bunu sana anlatmayı başaramadım ve sevgimi ifade edemedim ne olur kızma sevgilim bakma bana öyle üzgün,üzgün çünkü korkuyordum… bir daha aynı acıları yaşamaktan giden sevgilinin arkasından yıllar boyu umutsuzca gözpınarları kuruyuncaya değin göz yaşları dökmekten bedenim o kadar yorgun ki zamanın dan önce yaşlandı yüreğim hayat o kadar acımasız davrandı ki bana sevgilim… tüm sevdiklerimi birer,birer aldı götürdü benden ne olur affet beni anlatmayı bir türlü başaramadım sana olan aşkımın yüreğimin derinliklerin den kopup geldiğini… biliyor musun mavi gözlüm seni… Umutlarımdan,yarınlarım dan Vazgeçecek kadar çok Seviyorum…. Mustafa ATA |
Bak sana yakamozları getirdim avuçlarımda En az gözlerin kadar parlak Ve sana güneşi doğurdum Anaç gülüşlerimle Yüreğin kadar sıcak Avuçlarına al avuçlarımı Avuçlarımdaki yakamozları Gülüşlerimi yüreğine al Yüreğimi gülüşlerine Yakamozlar ve güneş Sana dair Senin için Yüreğimden yüreğine bir hediye ( Alıntı ) |
| Saat: 23:27 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık