MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

ayabakan 1 Aralık 2008 15:44

İstanbul

Haliç köprüsüne

Güneş kızılıyla
Elveda derken gökten
Hurda bir otobüsle
Geçiyorum Halicin körüsünde
Duygularım öyle perişan
Öyle yalnızım ki
Tıka basa dolu
Otobüsteki insanlar içerisinde
Soğuk mart gününde
Camda terlemiş damlalar gibi
Ara sıra küçük umutlar
Geliyor aklıma
Ben yorulan kollarımı
değiştiriyorum
Tavan demirlerinde
Mutsuzluğa düşüyorum
Karşımda mutlu çiftin
Gamsız gülüşlerinde
Geldiğim gün sabredip
Şükretmişim
Düzelir demişim
Hep böyle olmaz ya ileride
Aslında benimkisi
Bir kadına duyulan özlem
Ya da saltanata duyulan
İlgi alâka değil
Benim derdim bir başka şey
Nasıl derler bilmem ki
Hani bir gencin
Tezkere alacağı günün bir öncesi
Yahut gelinlik bir kızın
Gerdeğe gireceği gecesi
Yahut idam mahkûmunun
Edeceği son hecesi
İşte böyle bir şeyler gibi
Duygularım aklımda
Açıkçası
Ben senin kadar karışık
Van gölü kadar durgun
Asi fırat kadar
Coşkunum şu anda
Ben beni anlatamıyorum
İstanbul
Sen beni anla.


ahmed 1 Aralık 2008 15:45

Kalbimin Gündemi Aynı



yüzümdeki keder çizgileri çok azdı
saçımda aklar bu aşk için çok azdı
düştüm yollara
gördüğüm kardan adamlara anlattım

kaç yıl oldu bendeki yas saymadım
anlamsız geldi gün saymak ve sana
ayıp
ne kadar mıh varsa yüreğimde atmadım

sen dediğimde yollarımın seyiri değişir
yüzünden başkasını görmeyen nehirler
akar içimde
saygımdandır başımı eğerek yürümem

dünyadan haberdarım,senden bi habersiz
yinede isyan etmedim, ateşler yakmadım
sigara külü gibi dağınık bakışım
son sigaramızın dumanı kaçmıştı ondandır...

Rıza Baldede


ÖmÜrCeK 1 Aralık 2008 21:19

Nereden gördüm ki seni?
Oysa söz vermiştim kalbime,
Bir daha sevmeyeceğim diye…
Bak söz geçiremedim şu kalbe,


Söküp atasım geliyor içimden,
Ama olmuyor işte…
Kader oyununu oynadı yine…
Aşık etti beni sana.


Birgünde gelip ayıracak bizi,
Ne yapacağım o zaman?
Alışabilecek miyim sensizliğe?
‘Gitme,dur’diyeceğim belki sana,
Ama nafile!


Ne olursa olsun gideceksin.
Artık göremeyecek bu gözler seni,
Adım attığın her yere bakacak,
‘Sevdiğim nerede?’diye.


Ama olmayacaksın işte…
Belki yağmurlu gecelerde,
Ağlayacağım sessizce.
Kalbim paramparça olacak,
SEN YOKSUN DİYE


arwen 2 Aralık 2008 23:02

**Geldiğinde Gidişinde**


Senin geldiğinde
Bahar gelince gelincikler kırmızı kırmızı
Etrafına güzellikleri saçarken
İçimize neşeyi salıyor
Yüzümüzdeki güller bile
Gonca gonca açıyor
Kimse görmesin
Duymasın
Gönlüme doğan güneş
İçimi ısıtıyor
Senin gidişine
Nasıl öfke duyabilirim
Sana nasıl kızabilirim
ve
Seni nasıl gömebilirim


Yagmur Kelebek


ÖmÜrCeK 2 Aralık 2008 23:15

Gözlerim seni arıyor
Ellerim,Yüregim seni arıyor...



Ama bir türlü göremiyorum seni bulamıyorum nerdesin kiminlesin şimdi..Ben karanlıklarda korkuyorum hani aydınlıgım ışıgım olacaktın bırakmayacaktın beni bu karanlıklara bak yoksun ..İçimde bir sızı var beni yiyip tükeden gittin sanki bir daha dönmemişcesine bıraktın beni bu karanlık kuytu köşelere.


Oysa sendin içimi ısıtan gülüşlerime anlam katan şimdi yoksun ne gülüşlerimin anlamı var nede sözlerimin gitmişsin ben uyurken sessizce gitmişsin ve bana mavilikleri degil karanlıkları bırakıp gitmişsin.neden gittin böylesine beni dipsiz kuyunun içine atıp umutlarımı savurup neden gittin söyle şimdi seni mi merak edeyim yoksa aklımdaki binbir soruyla mı boguşayım söyle...Seni yüregimi merak ediyorum gidişinin sorgulamasını yapıyorum kendime beni böylesine karanlıga bırakıp gidişinin sorgusunu gözlerime,ellerime,yüregime soruyorum naptınızda gitti o maviliklerimi alıp neden gitti diyorum,yanıtı yok hiçbir sorunun,aslında yanıtı varda sen yoksun ki sen olmayınca ne sorunların yanıtlarının önemi kalıyor nede başka bir sorgu sualinin nerdesin nerde..


arwen 2 Aralık 2008 23:22



Dön Yüzünü

öylesine hoyratça vuruyor ki dallarına fırtına
canı çok acıyor besbelli
ama yine de
sımsıkı sarıyor toprağı bedeni
ölümü yenmek
yaşamak için direniyor kendi
gecenin eteğine saklanan sen
git gide azalıyor zaman
ömür uykuya daldı dalacak
aklını sars
yanlızca biraz cesaret
dön yüzünü
güneşe ver gözlerini

o çizince sana yaşamın tüm güzelliklerini
eriyip gidecek kardan elbisen
içindeki zemheriden çoğalıp duran
gizli ağrın geçecek
yeter ki biraz cesaret
işte o zaman
her şey, dündeki uzak yol seslerinde
kalıp duyulmayacak

dön yüzünü, dön yüzünü
yanlızca biraz cesaret göster

Hadiye Kaptan


ÖmÜrCeK 2 Aralık 2008 23:26

ÖzLeDiM...

Sesini o güzel kokunu özledim..Haklısın ayrılalı çok uzun bi süre olmadı ama özledim işte..Seninle konuşmayı bana kızmanı sana naz yapmayı özledim.


ÖzLeDiM...

Ben hiç düşünmemiştim seni bu kadar özliyebilecegimi sana bu kadar kalpten vurulacagımı Hani derler ya rüyamda görsem inanmam bende inanmazdım...


ÖzLeDiM...

Beni bırakmadıgını söyle bana kızacagını söyle ama sessizlige gömülme sseni özledigimden bile habersizsin ..Sana ihtiyaçım var bırakma beni sakın!!


ÖzLeDiM....


Beni sevdigini söylemeni,beni herşeyden herkesden kıskanmanı özledim.O büyük sabrını özledim,Kızdıgın an kimseyi görmeden ortalıgı ayaga kaldırmanı,sonrada seni sakinleştirme çabalarımı....Yaptıgın tüm delilikleri özledim ben.

ÖzLeDiM....

En önemlisi ne biliyomusun?seninle saatlerce konuşmayı beni sevdigini söylemeni ve bana sıkıca bırakmayakcasına sarılmanı özledim...

ÖzLeDiM.....


ispermecet 2 Aralık 2008 23:45

herşey birdenbire oldu
birdenbire vurdu gün ışığı yere
gökyüzü birdenbire oldu
mavi birdenbire
herşey birdenbire oldu
birdenbire tütmeye başladı duman topraktan
filiz birdenbire oldu tomurcuk birdenbire
yeiş birdenbire oldu

birdenbire
birdenbire
herşey birdenbire oldu
kız birdenbire,oğlan birdenbire
yollar,kırlar,kediler,insanlar...
aşk birden bire oldu
sevinç birdenbire


Orhan Veli


arwen 2 Aralık 2008 23:52

Beni bırakma ne olur sensizliğin içinde
Sana tutsak olmuş kalbime, acı
Önemi yok yaşamanın sensizliğin hiç'inde
Yeter oldu gönlüme çektiği onca acı
Beni bırakma

Beni bırakma ne olur
Gözlerimde yaş misali toplanan
Beni bırakma ne olur
Benliğimde özlemleri kaplanan
Beni bırakma ne olur,
Bakışları yüreğime saplanan
Sen olmazsan ben olamam ey yar
Beni bırakma

Beni bırakma ne olur
Sende bensiz kalırım,
Bende sensiz kalamam biliyorsun.
Beni bırakma
Vurulup düşsem,bile
Yine senden cayamam biliyorsun.

Beni bırakma ne olur
Vuslatların yarışırken benimle
Beni bırakma ey yar
Şu aklımın rekabeti teninle
Hasretimsin,özlemimsin sevgili
Umutlarım, kalp atışım seninle
Sen olmazsan,ben olamam ey yar
Beni bırakma

Beni bırakma ey yar
Kadınımsın yüreğimde,bende saklı bana özel
Ömrümün baharı,yaz'ı yada ondan daha güzel
Ne olur beni bırakma

Beni bırakma
Umut gemileri her batışında
Beni bırakma
Arıyorken seni, benim dışımda
Şu yaralı kalbimin her atışında
Beni bırakma ne olur,
Beni bırakma

Bilirsin ki,can toprağa devrilir,
Sen yanımda olmazsan.
Beni bırakma
Bahar yaz'a Yaz'ım kışa çevrilir,
Gül bahçende solmazsam,
Beni bırakma.

Yaşamak dediğin nedir ki ey yar
Bir bakışındır bana,
Her nabız atışama.
İsterim ki,bakışların bende kalsın,
Benim olsun alma geri
İsterim ki şu yüreğim sende kalsın
Senin olsun verme geri
Beni bırakma

Seni senle yaşamaya talibim
Ey yar, beni bırakma
Sevdan ile yenik değil galibim
Ey yar, beni bırakma
Sen olmazsan,ben olamam
Ey yar, beni bırakma
Beni bırakma

Atakan Korkmaz


ispermecet 2 Aralık 2008 23:54

ellerim üşürdü ,üşürdüm.
şehrin vitrinlerinden kayardı düşlerim
seni düşünürdüm.
sense, bir başka mevsimde sağanak halinde yağardın
başka ülkelere sımsıcak.
ellerim üşürdü.
nikotin kokan ellerim üşürdü ve...
bir sigara daha yakardım.
şehir ıslanırdı duman duman.
çocuklar uyanmış olurdu
düşlerini kaybetmeden uykularından
benimse kabuslarım kese kağıdı buruşukluğunda
asılı kalırdı gündoğumlarına.
ellerim üşürdü
ellerim üşürdü, donardı.
donardım teninin yokluğuna değince ve
bıçak ağzı bir yalnızlık ikiye bölerdi her şeyi.
bir yarısı sen olurdun her şeyin, bir yarısı ben olurdum hiçbir şeyin.

ellerim üşürdü, üşürdüm.
bir bardak çay ve taze bir simit gibi kokardı rutubetli geçmişim.
küçük bir saçak altı kahvesinde güneşi soğuturdum. sonra denize karşı
kimsesiz bir adam gibi dalgalar hıçkırıklarımı boğardı.
Varlığına açken, muhtaçken bir lahza görmeye seni.
ellerim üşürdü, üşürdüm ve doyardım yokluğuna.
donardım. martılar göç ederdi,
demirlerdi tüm gemiler limana boşalırdı deniz
yürüyüp çıkardı balıklar tuzlu bir yaşamın soluk aralarından.
seni düşünürdüm. su olurdum, toprak olurdum, kuş olurdum ama
yaşam olmayı beceremezdim. sensizliğinde acemi bir ölümü karşılardım.
beceremezdim ölmeyi.

ellerim üşürdü,üşürdüm.
tanıdık bir adam sesine karışırdı hüzünlerim.
kapanan bir kapı sesine kilitlenirdim.
duvar duvar karanlık büyürdü içimde yollar,
ne bir köşe başı, ne bir viraj ne dur ne durak
adımlarım soluklarını arardı kayıp yollarda
sonra, bir kadın çığlığı kayardı yıldız yıldız.
önce ilk bahar defnedilirdi karınca ayazında
sonra bir pervane yanardı.
gözlerimin sırılsıklam aydınlığında
kanatlarına işlerdi yaşanmamış bir yaz kelebeklerin.
sonbahar geçerdi, kar yağardı.
ellerim üşürdü üşürdüm
ve şubatla biterdi bir masalın son cümlesi
seni düşünürdüm..


ALİ ULURASPA


ener 3 Aralık 2008 10:13

Seni dağladılar, değil mi kalbim,
Her yanın, içi su dolu kabarcık.
Bulunmaz bu halden anlar bir ilim;
Akıl yırtık çuval, sökük dağarcık.

Sensin gökten gelen oklara hedef;
Oyası ateşle işlenen gergef.
Çekme üç beş günlük dünyaya esef!
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!


ÖmÜrCeK 3 Aralık 2008 21:36

Sevmek...

Dile kolay, kalbe ağır duygu. Hatırlıyor musun ansızın çıkıp gelerek nasıl da yüreğime taht kurduğunu.

Ayrılıklar...
Hüzünler... Gözyaşları... Hepsi zalimce birer birer gelip yüreğimin
başköşesine oturmuşlardı. Hayat, simsiyah bir tüle sarılmış açılmayı
bekleyen bir hediye paketi gibi önümde durmaktaydı.

Hüzün yüklü karabulutların hızla yüreğimi kaplamaya çalıştığı bir zamanda, inatla girdin kararmaya yüz tutmuş dünyama...




Kilometrelerce
uzaktan, bambaşka bir şehrin, değişik havasıyla, taşıyla, toprağıyla...
Umutlarıyla Şiirleriyle Farklı yaşamı ve sevdalarıyla her şeyden
önemlisi sevgi yüklü, sıcacık yüreğiyle geldin.

Karanlık bir
girdabın içinde sürüklenmekteyken, tüm sevginle ve gücünle çekip
çıkardın. Yaşamı yeniden sevmeme, hayata yeniden bağlanmama sebep
oldun. Bu yüzden sevdim seni.




Öyle
farklıydın ki, yüzyıllardır kapağının aralanmasını, içindeki gizemin
keşfedilmesini bekleyen kara kaplı bir defter gibi görmekteydim seni.

Ben bu
defterin kapağını ilk açtığımda, dokunmakta olduğum simsiyah ve sert
yüzünün aksine, bembeyaz sayfalara yumuşacık bir yazıyla yazılmaya
çalışılmış kocaman bir ömür gördüm.




Neler
yoktu ki içinde, ayrılıklar, ümitsiz bekleyişler, kederler Mutluluk
getiren sevinçler, gözyaşları Yarınlara gülümseyerek bakan sevmeler...
Daha neler... Neler...




Kara kaplı deftere yazılmış, her bir cümle, yüreğime gemici düğümleri misali açılmamacasına, düğümlüyordu seni.




Günüm
seninle başlıyor, gecem seninle bitiyordu... Sesini duyduğum zaman
yüzümdeki goncalar gül misali açılıyor, dünyam seninle dönmeye
başlıyordu...

Yolda
yürürken, arabayla giderken, yemek yerken, insanlarla konuşurken,
kısacası nefes aldığım her an, konuştuğumuz her cümle, anlattığın her
şey, söylediğin her güzel söz beynimde yankılanıyordu.

Ben sensizliği bile seninle yaşıyordum Bu yüzden seviyordum seni.




Hatırlar
mısın? Gökyüzünden aynı beyazlığın yeryüzünde iki farklı şehre yağdığı
bir sonbahar günü, Kadir Gecesinde aramıştın beni... Nöbetteydim, bu
soğuk havada sesin içimi ısıtmıştı, bu yola baş koyalım dedik. Biz
birbirinden kilometrelerce uzakta, iki candık...




Konuşmaya
başladık, konuşma uzadıkça, dışarıda olanca hızıyla esen rüzgâra
aldırmadan, park ettiğim arabanın içinde, ayaklarımı hissetmekte
zorlanana dek, sense soba yanmayan buz gibi bir odada soğuktan
parmakların buz tutana kadar konuşmuştuk. Yaşamın her hali gelip
geçmişti telefon tellerinden...





Hiç kimse, yağan yağmur altında kulağıma senin gibi sözler söylemedi.

Hiç kimse bana senin baktığın gibi bakmadı

Hiç kimse beni, senin sevdiğin gibi sevmedi

Ve hiç kimse ama hiç kimse yüreğinin sıcaklığını bana senin kadar hissettiremedi.




İşte,
o gecede, ne dışarıda yağan yağmur, ne de aradaki mesafeler bana tamam
demene, beni sevebileceğini söylemene engel olamamış, o ana kadar hiç
kimse beni senin kadar mutlu edememişti.

Sevdan bana yakıştığı için, sevdam sana yaraştığı için seviyordum seni...




Sana kavuşmak, seni sevmek kadar yasak ve imkânsızdı Ben sadece olabilme ihtimallerini sevdim.

Ben kara kaplı bir defterin, bembeyaz sayfalarını sevdim Beyaz sayfalarsa kendisine dokunan her eli

Ben sana âşıktım Sense aşka Ben seni seviyordum Sense mevsimleri

Gelen her mevsimin kendine özgü bir güzelliği vardı, bu yüzden sen, sevemedin sadece beni...

Sen, baharda açan her bir gül tanesini sever gibi sevdin, yeni gelen her sevgiliyi...

Baharla her gelen sevgili için, unutup, sildin beni...

Bil ki! bir ben silemedim yüreğimden seni...




UNUTMAK İÇİN SEVMEDİM Kİ


ener 3 Aralık 2008 22:06

Aşka ve Sevgiye Dair


Aşk ikidir sevgi bir;
Aşk yalan,sevgi gerçektir.
Aşk sudur,sevgi susuzluk.
Bu yüzden sevgi hasrettir,
Özlemektir,beklemektir.
Asıl maharet:
Susuzken suyu içmek değil
Karşısına geçip seyretmektir.
Aşk haykırmaktır,sevgi ağlamak;
Aşk açmaktır,sevgi katlamak.
Sevgi saklamaktır
Yüreğini,gözlerini
Ve de ellerini saklamak
Bahar geldiğinde…
Bir çiçeğe,yeşile,çimene
Aşık olamazsın ama seversin.
Arkadaşına aşık olamazsın
Ama seversin.
Toprağa fidanı aşkla değil
Sevgiyle dikersin.
Sevgi için ölünür,aşk öldürür.
Aşk kıskançtır,nankördür
Sevgiyi öldürür.
Aşk Kabil’dir,sevgi Habil.
Aşkla sevgi aslında kardeştir
Babaları insandır,Adem’dir
Aşk için şiirler yazarsın,
Şarkılar yaparsın;
Sevgiyi anlatamazsın.
Çünkü yüreğine sığdıramazsın.
Kalbini aşka kapatabilirsin
Ama sevgiye kapatamazsın
Sevgi gizli,aşk aşikardır.
Yüz vermeyince unutursun
Sen aşığım diye daha kendini kandır.
Dedim ya sevgi gerçek,aşk yalandır.
Dahası da var:
Aşkın gözü kördür,
Fazla naz aşık usandırır;
Aşk oyun,aşık oyuncaktır.
Sevgi ise yaşamdır,hakikattir.
Aşk aceledir,
Sevgi usul usul sabırlıdır.
Acele işe hem şeytan karışır.
Aşk ateşlidir
Çünkü hastalıklıdır.
Sevgi ılıktır
Çünkü sağlıklıdır.
Velhasıl bu iki kardeşin hikayesidir
Aşka ve sevgiye dair…



arwen 4 Aralık 2008 00:05

Sevdiğim
Karanlıgın küf kokan nefesine teslim ruhum
Sen yoksun yanımda esir almış beni aglamalar
Sanki üzerime üzerime geliyor karabasanlar
Her özlem dolu göz yaşlarım aktıgında

Caresizlik sarıyor o an benliğimi
Gözlerimden yaş degil kan akıyor sanki
Koşup sana gelmek istiyor kalbim bir an önce
Bir tokunuşunla sarışınla sonlansın özlemin

Usulca süzülürken gözlerimden yaşlar caresizce
Sensizliğin hesabını sorarlar gizliden gizliden
Bilmiyorlar nereden nasıl bileceklerki
Her gece senin icin hırcın caglayanlar gibi aktıklarını

Perişan hallerde sürünmekteyim senden uzaklarda
Gel buna bir care bul ey cok sevdiğim can cananım
Gün begün eriyip tükenmekteyim sensizlikte
Gel evlenelim be sevgilim

O mutlu günleri görecekmi gözlerim dersin
Yoksa aglamktan kör olup gidecekmi bilmemki
İcimdeki özlemin dinecekmi
Seninle bir ömürü mutlu gecirecegiz canım inan buna

Selahattin Özbaş


Nisyan-ı Bâtın 4 Aralık 2008 18:14

Mavilere Uyanmak

Yedi iklim geçer,
Ağarıp solan güz ışıklarından
Yalan pencerelere doğru...

Uykularda olur ne olursa
Yangınlar,
Takvim ziyanları,
Gömülü sevdalar...

İksir gibi yayılır
Hücrelerimin rehavetine ıslaklığın
Düş tüccarları ağır mesaidedir...

Uykularda olur ne olursa,
Talanlar
Ve beton serinliği
İnşaat halindeki aşkların...

Uykularda ölür ne ölürse,
Kıpırdayan su
Gülümseyen yel...

Yedi iklimin oralarda
Kavalını kırmış bir çobandır
Gökyüzü,
Aklında new orleans
Heybesinde caz!

Yedi iklimin
Bar olduğu yerdedir uykunun
Alkol imparatorluğu
Kalabalık avındadır bakışlar...

Uykularda olur ne olursa,
Bitmez efkar kırları
Bazı saçlarda
Ve ölüm gibi suskunluklar açar
Derin kuyularda...

Ve şaka gibi
Ve sarsak sarsak
Ve kımıl kımıl
Bir yaşamaktır
Mavilere uyanmak
En kesif karanlıklara kafa tutan
Gözlerinin mavisine kuşanmak...

Senin kanatların var,
Benim köylü yüreğim...
Operada tezek kokusu
Bu şehirdeki varlığım! ..
Beni taşıyacak vesaitim yok
Bu caddeüstü sevdada
Ellerinden gayrı..
'Gayrı dayanamam ben bu hasrete'
Ya beni de yitir
Ya sen de git
Beni götürdüğün yere...
Türküleri sev
Yalan kahkahalardan uzak dur
Canımın suyuyla yıka ellerini..
Aklımın maharetiyle giydir
En mavi yerlerini...

Senin adın
Buzul mavisi!
Çünkü mavilerde uyur,
Benden sana geçen
Sende beni kalkındıran ne varsa!
Sevdiğim, açlığımın uzak ufku,
Her sabah;
Güneşten ne zaman işaret alırsan
Ne zaman dar gelirse soluğun
Böyle uzun sarılmaklara,
Fikrini kurcalarsa eğer
Açık korkular,
İşte o zaman
Mavilere,
Mavilere
Uyandır beni...


Y.Erdoğan


ahmed 4 Aralık 2008 21:55

Gül Kurusu Pembe Dudaklarında



Baharımın kızarmaya hazır güneşi gözlerimin altında,
Uçsuz bucaksız cöller bir yağmur duası zamanında,
Sevda çiçeği soluksuz güneşin bitip ay akşamlarında,
Arı bile her çiçekten bal koklamakta,
Bakışların gözbebeklerimin aynasında,
Sevgi derdik ya olan olmuş bütün aşklara,
Mümkün olmayan bir aşk yeşertiyorum hüzün serasında,
Sonbahar bile bu durumdan muzdarip siniyor gönül avcuma,
Durdurak bilmeyen yolculuklar bir aşktan diğer aşklara,
Yalama olmuş vida gibi aşklar bir sevgilide kalamamakta,
Gönlüm deli, kalbim nefessiz atışlarımda,
Benzetmeye çalışırım seni doğanın her bir parçasına,
Durupta beklemek seni her kışımdan diğer baharıma,
Bu nasıl bir kavgadır, yüreğimin aşkla
Her bir hüzün yara acmış teninin çatlamaya hazır hazanına
Karar verilsin istemem sen yokken bu aşk davasında,
Duvardan satırlar ve buğulu bir cam ardında,
Muhtemel bir aşka ulaşmaya cok yakınımda,
Aşk dolu sözler çıkmaya hazır dudaklarında,
Söyleme yalan aşkı gül kurusu pembe dudaklarınla ...

Serkan Şapoğlu


ÖmÜrCeK 4 Aralık 2008 22:40

Gözlerim seni arıyor
Ellerim,Yüregim seni arıyor...



Ama bir türlü göremiyorum seni bulamıyorum nerdesin kiminlesin şimdi..Ben karanlıklarda korkuyorum hani aydınlıgım ışıgım olacaktın bırakmayacaktın beni bu karanlıklara bak yoksun ..İçimde bir sızı var beni yiyip tükeden gittin sanki bir daha dönmemişcesine bıraktın beni bu karanlık kuytu köşelere.


Oysa sendin içimi ısıtan gülüşlerime anlam katan şimdi yoksun ne gülüşlerimin anlamı var nede sözlerimin gitmişsin ben uyurken sessizce gitmişsin ve bana mavilikleri degil karanlıkları bırakıp gitmişsin.neden gittin böylesine beni dipsiz kuyunun içine atıp umutlarımı savurup neden gittin söyle şimdi seni mi merak edeyim yoksa aklımdaki binbir soruyla mı boguşayım söyle...Seni yüregimi merak ediyorum gidişinin sorgulamasını yapıyorum kendime beni böylesine karanlıga bırakıp gidişinin sorgusunu gözlerime,ellerime,yüregime soruyorum naptınızda gitti o maviliklerimi alıp neden gitti diyorum,yanıtı yok hiçbir sorunun,aslında yanıtı varda sen yoksun ki sen olmayınca ne sorunların yanıtlarının önemi kalıyor nede başka bir sorgu nerdesin nerde


arwen 4 Aralık 2008 23:47

Mazi...
mazideki hırçın bakışlarda arıyorum umudu...
dalıp gittiğim senli günlere bakakalmışım senden bihaber
neden diyemediğim kayboluşluklarda arıyorum varlığını
ve bağırıyorum sessizliğe çıldırırcasına saatlerce...

hadi çık gel,çık gel takılmadan meçhulüne zamanın
ve barındırmadan ben bedenimde sabırsızlığı
yalan değil yaratılışındaki efkarı görememek
ya da bi haber oluşundan emin olamamak

çığlığım tükenmeden boz bu sessizliği
bekleniyorsun...
beklenildiğini biliyorsun mutlusun
yine de mutluluğumsun

28/09/05

Zekiye Aksoy


DrEaMy 5 Aralık 2008 10:32

SANA BİRİKİYORUM

Artık çıkmıyorum İstiklal'e.
Sabah Fatma Hanım uyandırıyor.
Helva, ekmek, çay...
Bana onlar bakıyor.

Odanın hali perişan,
Ben perişan,
Kimse yok işime karışan.

Ara sıra balkona çıkıyorum.
Fesleğenler kuruduğunda Ocaktı.
Ben baharı bekliyorum.

Ne olduğunu bilmediğim
Bir umudum var hâlâ
Gözüm şişelere takılıyor,
Becerebilseydim ne âlâ.

Bu günlerde böyleyim ben,
Yas denen şiirdeyim.
Bir köşede gülüşün var,
Sırtımda kanlı bıçağın.

Hiçbir zaman duymayacağın,
Duysan da anlayamayacağın
Bir çığlıkta,
Sana birikiyorum...

Erhan GÜLERYÜZ


ÖmÜrCeK 5 Aralık 2008 18:33

YiNede SevMiştiM seNi LaNet oLası MesafeLere iNat..
Biliyor musun, yine bu kentin sokaklari islak... Bulutlar agliyor, bense onlara
eslik ediyorum, agladigimi kimseler fark etmiyor... Sirilsiklamim ve en çocuk
halimle üsüyorum...

Böyle bir yagmurlu gecede çikip gelmistin. O andan sonra yüregime sakladim, her solukta duyabilmek için seni.

Basimiz yoktu bizim, sonumuz da olmayacak. Bir anda basladik. Dokunan kadar dokunulanin da sarsildigi o an boyunca yasadik seninle askin tüm evrelerini; tüm umudunu, sefkatini ve firtinalarini. Tek bir dokunusta bir büyük sirri
paylasarak yasadik o muhtesem kavusmayi ve hemen ardindan kahreden o ayriligi.

Ben sana yenik düstüm...

Sensizlik çok kalabalik geliyor yüregime; tasiyamiyorum.

Öyle birsey ki bu; yagmurlarla birlikte agliyorum sana, bana... Yüregime
katiyorum seni katabildigim kadar. Ruhum bembeyaz perdenin arasindan siyrilip
senin karmakarisik hayalinle dolasiyor sensiz gecelerimde. O zifiri karanlikta
dualar ediyorum. Kendime bile dilemedigim dileklerle sürüyorum seni aydinliga.

Tükenmiyecektik...
Tükenmiyecektim...

Bogazim dügüm dügüm. Bu öyle birsey ki; acilarin en kahirlisi. Ve ben
kahroluyorum..

Söylesene. Sen benden Vazgeçebildin mi?

Oysa derdim ki; benim kirilgandir umutlarim... Biliyorum ki uzaga atarim
yakinima düsersin... Bu kadar yakinima düsecegini nerden bilirdim.

Ve bil ki çok sevdim seni kisa bir zamanda; bu lanet olasi mesafelere inat...


peaceful 5 Aralık 2008 18:50

YİNE SANA DAİR
Sende; ben, kutba giden bir geminin sergüzeştini,
Sende; ben, kumarbaz macerasını keşiflerin,
Sende uzaklığı,
Sende; ben, imkansızlığı seviyorum.

Güneşli bir ormana dalar gibi dalmak gözlerine
Ve kan ter içinde, aç ve öfkeli,
Ve bir avcı iştahıyla etini dişlemek senin.

Sende, ben, imkansızlığı seviyorum,
Fakat asla ümitsizliği değil...


ahmed 5 Aralık 2008 21:55

Al Ve Git ...!!!



madem ki bu kadar kararlısın
iz bırakma ardında
ne desem boş biliyorum
o halde konuşturma beni
karanlık odama sinen
nefesini Al ve Git...

dönüp te bakma ardına
baksan da görebileceğin
sadece gözyaşlarım daha fazla ağlatma
gözlerini Al ve Git....

gemilerimi yaktım
her dokunuşu sen sanmayayım
hiç birsey söylemeden
ellerini Al ve Git....

bir nefescik kalmıştı aşkın geride
soluğu sende,acısı bende kalsın
varsın kefensiz olsun tüm umutlarım
içinde sakladığın
hayallerini Al ve Git....

bütün kapılar kapansın bir bir ardından
bende artık aşkına yer yok
yeter ki çık hayatımdan
yollar açtım sana sert kayalardan
kan çekilir gibi damardan
yaşananları Al ve Git.....

suçlu kim diye yargılama
üzülme,
sorgu suale gerek yok
gelmelerini yanına Al ve Git.....

bütün yükü ben taşıyabilirim üşüyen ellerimle
sevdamın kırıkları acıtmaz benim yüreğimi
bakma öyle yüzüme
nefessiz hissediyorum kendimi
tıkanıyorum,
durma daha fazla yanımda
belki de gitmektir aşk
sadece gitmek
vakit geldi
bırak ellerimi

..................yada dur !!
.................................bekle lütfen
..............................................öyle demek istemedim ben

herşeyi bırak olduğu gibi kalsın burda
şimdi ayrılığın zamanı değil
sensizlik zor bana
........................sensizliktense al canımı götür yanında....!!!




Ebru Yılmaz


ÖmÜrCeK 6 Aralık 2008 00:01

Yine sen dedim işte...Kaç zamandır çabalıyorum sen dememeye ve gördüğün gibi başaramıyorum....Sende kaldım;baharda tellere takılan uçurtmalar gibi...Parçalandım ama kopamadım o tellerden bir türlü....Rüzgara yalvardım ,yağmura ağladım ama kopamadım... Koparamadım ruhumu senden...Ne cezalar verdim kendime bir bilsen !!Ne savaşlar verdim kendime karşı...Ne yaptıysam adını anmaktan alıkoyamadım dilimi....Ben yüreğimi sevdandan hiç ayıramadım...

Kahretsin!!Yine gitti!!Son zamanlarda kırılır oldu kalemim adını yazarken nedense?Çürük yapıyorlar bu kalemleri herhalde...Yoksa ben mi çok yükleniyorum kaleme acaba!!!!Kalemtıraşım nerde kim bilir,aramaya mecalim de yok....Neyse yazacak mektubum da kalmadı zaten....Aslında mektubu gönderecek adresim yok....

Yani; gidişin içine yüreğimi yazdığım, adressiz mektuplar bıraktı bana....ve mayınlarla dolu bir yürek...Kim dokunsa patlar sevdalarım içimde...İncitirim aşk diye yaklaşan yürekleri...Oysa bilirsin ben hep incitmeye tercih ederdim incinmeleri...Baştan ayağa yalnızlık tütsüleri sinsin isterim üstüme....Korkarım yaralarım kanarsa tekrar diye..Ya kanım karışırsa sevdanın devr-i daimine yeniden...
Korkarım uğrunda ölmelerden;sen başkaları uğruna ölümleri göze alırken.... Canım çekilir iğne deliklerinden uçsuz bucaksızlığa seni düşünürken....Korkum tekrar bulamamak kendimi karanlıklarda!!
Kısacası şah damarımı kesti ayrılık...Aklım hala gidişinde .....Canım hala can çekişmede...


arwen 7 Aralık 2008 00:40


Ağustos Dediğin..

Ağustos dediğin yaktı yüreği
Bir acıyla sardı bak bu çehreyi
Yakar kavurur ya ağustos teni
Bende eritiyor bak bu sineyi..

Ağustos dediğin bir gidiş bende
Öyle gidiştir ki bir sancı ile
Geliyor bak işte ağustos yine
Yürek savunmasız korkuyor işte..

Sardım sakladım bu defa canı
Ağustos dediğin yakmasın onu
Sana bir duayla sığındım Ya Rab
İzin verme n'olur yakmasın beni..

Gönül sustu, ağustos geldi vaktine
Dedi getirdim sana bir güzel müjde
Bu defa yanmasın küçük yüreğin
Benden sana vardır büyük bir müjde..

Gönül açtı kuçak minik meleğe
Ağustosa baktı bir gülüş ile
Bana getirdiğin öyle bir can ki
Bana verilmedi böyle bir müjde!

Ağustos dedi: bak gördün işte
Bende de vardır hem dert hem müjde
Ömürde vardır her dem bir acı
Dünya dediğin üç günlük sancı..
Şeyda Aydın


ÖmÜrCeK 7 Aralık 2008 00:46

Sensizlik öyle acı veriyor ki bana
Dalıp dalıp gidiyorum bak uzaklara
Kalbim derinden sızlıyor ağrıyor işte
Küsüyorum işte ben bu yalnızlığıma
Perişan olsam da yaşadığım bu hayatta
Mutlu olacağım belki öbür dünyada
Senden önce yaşamadım ki ben sevdayı
Sen öğrettin bana sevmeyi ve de aşkı
Bense kıymetini bilemedim belki de
Bilmelisin sen varsın sadece hayatımda
Sensizlikten ötesi nedir ki zaten bana
Ben bir kere sevdim bunu anlasana
Başkasına nasıl veririm kalbimi bir daha.
Onun sadece sende olduğunu anlasana
Beni sevecek bir başkası olamaz hayatımda
Sensizlik çok acı veriyor inan ki bana.
Bir kez daha benim yanımda olsana...


CelestialBody 7 Aralık 2008 01:01

Sen Gidince Anladıklarım

Meğer seher yelleri de kırarmış başakları,
Umutlarda hep hanımeli açmazmış.
Düşünceler,sarıp sarmalarmış solmuş baharları..


Anılara küskün görüntülerde yaşarmış meğer düşler,
Ve geceler,hep yıldızları gizlemezmiş koynunda,
Hasretlere tutsak olurmuş karanlığın
kolları..

Meltem değilmiş tüm rüzgarların ismi meğer,
İsmi martı değilmiş,
Beyaz olan tüm kuşların..

Sırlar taşımazmış gündönümleri uzaklara her zaman,
Kolay değilmiş her bilmece,
İri sorular varmış yüreklere saplanan..

Nankör diye haykırırmış,
Saatler her geçen an'a,
Meğer arkadaş değilmiş akreple yelkovan..

Ağacın dalında filizlenirmiş meğer sevda,
Yalnızlıkmış kökleri,
Ayrılıkmış derinlere uzanan..

Şimdi sanma yalnız senin gözlerinde geziyor nemli bulutlar,
Yalnızlık doruklarından çığ gibi yıkıldığında,
Erkekler de ağlarmış inan.
Olsa da göz pınarları ıslanmadan..
Alıntı


ÖmÜrCeK 7 Aralık 2008 01:05

Gerektiği kadar sevilmeli sevgili ve gerektiği kadar verilmeli değer..
Aşk bilmecesinin en kısa sözcüğüdür "acı"..

Ya çekersin uzun uzadıya sancısını...
Ya da acı vererek sevgiliye,çıkartırsın acısını..
Kıyamadım...!
Sözcükler dizildi boğazıma bir bir..
Söylemek istedim,söyleyemedim..
Kıyamadım kıymetlim...!
Yutkundum...
Yutamadım...
Nefesimi zorlayan yerde,tam orda işte,kala kaldı sana dair söyleyeceğim tüm sözler..
"Ya haykırmalıyım tüm gücümle kulağına,ya boğulmalıyım sessizce.."
Artık saat ayrılığı vururken..
Bu kadar mı hızlı kovalardı akrebi yelkovan..
Bu kadar mı sona hızlı yaklaşacaktık..
Bir "elveda" sözcüğü can çekişiyor dilimde...
Bir çıksa ağzımdan,kendime gelecek tüm yaşamım..
"Sen" den ibaretti her şey..
"Sen" den sonrası bir adım sessizlik..
"Sen" den öncesi koca bir çığlık..
Kıymetlim...!
"Hoşçakal" ımı bırakıyorum yüreğine usulca..
Kıymetini bil..!




ahmed 7 Aralık 2008 11:45

Sözden Öteye Geçmez



Gecelerin karanlık ihanetindesin
Usanmış gönlün yorgun düşünce yüreğin
Kaybolmuş gündüzün terk edince güneşin
Söylenen avutur, sözden öteye geçmez

Bir rüya mı içinde dolanır durursun
Gizli sevda mı gönlünde ki kavrulursun
Yürekten sevince de böyle vurulursun
Hasretin sitemdir, sözden öteye geçmez

Kim bilir hangi meçhul yürektedir yangın
Saklı sevda yüreğin etmiş darmadağın
Ağlayan gözler güler mi hayata dargın
Ne söylesem laftır, sözden öteye geçmez

Daha dün soruyordun vuslat zamanını
Bugün hicrana salmışsın gözyaşlarını
Kabuk sarınca onulmaz yaralarını
Hekim de çaresi sözden öteye geçmez

Dinçer Demirel


Daisy-BT 7 Aralık 2008 14:50

birdenbire oluyor bu: derin bir üzüntüye yaslanıp aramaya başlıyoruz

kayboluyor bütün yüzler, bütün resimler, her şey her şey

bir atımlık barutlarla o yalın gençliğimiz nereye gitti söyleyin

aramıza bunca yalanı, buncasını kim soktu, insan ne de çabuk yeniliyor


kendimden geçiyorum, bir eski sarhoşluk hali oluyor ve bitiyor

salıncak, söylediğim ilk yalan, ahlat ağacı, köy düğünü, her şey her şey

bu sarhoşluğa denk düşüyor şairlerin bomba gibi aramıza bıraktığı mısralar

üşüyorum, üşüyorum, beni örtün, beni örtün, belki geçer üzüntüm
( Arkadaştan )


arwen 8 Aralık 2008 01:14

Saramadıktan sonra
Sarılamadıktan
Sımsıcak
Eline
Yüzüne
Beline

Ve
Öpemedikten sonra
O
Bal kızın
Baldan tatlı
Dudaklarını
Ne değerin var
Ve...
Öyle bir şeyki
Öyle çok şeyler
Söylemek ister ki
Gözlerim
Dudaklarım
O
Taş kalbine
Ve hiç bir şey
Ve
Yokmuş gibi sanki kimse
Dört duvar arasında boşken
Bomboşken
Ve
Yaşanmamışken sanki
Olmamışken sanki bir şey
Çıplak
Çırılçıplak
Bir ruh gibi
Yalnız
Yapayalnız
İşte öyle bir şey


Enis Özel


ÖmÜrCeK 8 Aralık 2008 19:06

Keşke

Ne kadar uzun zaman gecmişti senin yokluğunun üzerinden ne ben sayabildim ne takvim yapraklari arda kaldi gecen günlerden…Hayata küskün başlamıştım yokluğunla şimdi sen yoksun yine küskünüm sensiz yıllara; gecen bu ömre küskünüm işte seni benden alan beni sende hiçe çeviren zamana bu kırgınlıgım.. Haberini alıyorum mutluymuşsun yeni sevgiliLERinle adımı bile unutmuşsun diyorlar inandım sanma! Biliyorum, sen benden başkasını sevemessin bensiz yapamazsın biliyorum.. Evet evet herkes yalancı olmuş seni bana düşman etmeye çalışıyor ama bilsinler artık asla vazgeçmcem senden asla..Özleye özleye içim kanaya kanaya yokluğunu yaşıyacağım.


Çünkü biliyorum sende bensiz yapamazsın senin bana yeminlerin var, birbirmize verdiğimiz daha ne sözlermiz var onları yerine getirmeden gitmezsin sen benden biliyorum işte hala beni seviyorsun her anlamsız bakışından mana çıkardığımı söyleselerde ben biliyorum sen beni seviyorsun…


Nisyan-ı Bâtın 8 Aralık 2008 22:56

Hasret Türküsü

Uzundur bu yollar
Giderim gözüm kara
Sanmaki dönmem sana
Beni bekle...
Seni ben alam..!
Olaki vurulmuşum
Senden beterim yalnız...
Vurulmuşum dağ başında
Nöbetteyim...
Sevdalı..!
Yaralıdır can-ı yüreğim...
Hasretinle erir giderim...
Seni nasıl unutsun bedenim..?
Gözüm dalar gariplenirim...
Vurulmuşum besbelli
Dolanmışım yar beline
Bir türkü tutturmuşum
Ağlamaklı hasrete...
Yaralıdır can-ı yüreğim...
Hasretinle erir giderim...
Seni nasıl unutsun bedenim..?
Gözüm dalar gariplenirim..!


Suavi




ÖmÜrCeK 9 Aralık 2008 00:55

Neresinden baksan nafile çabaydı sevdamız, imkânlar dâhilinde yürütmeye çalışıyorduk imkânsız aşkımızı.
Sen elit bir aşk istiyordun, ben “amiyane tabirle” seviyordum. Ne sen vazgeçiyordun, ne ben değişiyordum. Akıntıya karşı kürek çeker gibi seviyorduk sevgilim, üstelik dibi de delikti kayığımızın hızla batıyorduk.
Sen Titanic filmindeki gibi bir aşk istiyordun, ben buzdağının görünmeyen yüzü gibi seviyordum. Göz göre göre çarpıyorduk, ne sen çığlık atıyordun ne ben dümen kırıyordum.
Sen yıldırım aşkı istiyordun, ben sırılsıklam seviyordum. Caddelerde akan yağmur suları gibiydik sevgilim, yanlış zamanda ve yanlış yerdeydik. Bir fırtına süresince saltanat sürüp, fırtına dinince ilk mazgaldan aşağı dökülecektik.
Sen ölümsüz aşk istiyordun, ben ölümüne seviyordum. Neresinden baksan çıkmaz sokaktı sevdamız, Yolun sonuydu uçurumun başlangıcıydı, ne sen dengeni kaybediyordun ne ben dengemi yakalıyordum.
Sen göz önünde aşk istiyordun, ben körü körüne seviyordum. Geceyle gündüz kadar farklıydı aşkımız, Samanyolunda yürüyecektik hani, ay ışığı rehberimiz yıldızlar şahidimiz olacaktı, oysa güneşin ilk ışıklarıyla ne ay ne de yıldızlar kalacaktı.
Sen hijyenik bir aşk istiyordun, ben marazi seviyordum. Neresinden baksan hükümsüzdü aşkımız, son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar gibiydik sevgilim, kullanma talimatı yoktu bu aşkın, kendi kendimizi zehirliyorduk.
Sen destansı bir aşk istiyordun, ben şiir tadında seviyordum. Bir Atilla İLHAN şiiriydik sevgilim, “Ben sana mecburdum bilemezdin, adını mıh gibi aklımda tutuyordum, büyüdükçe büyüyordu gözlerin, içimi seninle ısıtıyordum.
Sen güneştin ben kardan adam, o kadar keskin o kadar düzdü ki gerçekler, yaşamak için ayrılacak ya da ölmek için bir arada olacaktık sevgilim.
Neresinden bakarsan imkânsızdı aşkımız….


arwen 9 Aralık 2008 01:00

Sen Hiç Gitmedinki


Çıkmıyorum eskisi gibi gün yüzüne
Duyamıyorum sahile vuran dalga sesini
Hissetmiyorum korkunu, acıtmıyor içimi
Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç gitmedinki!

Hayallerde kurmuyorum eskisi gibi
Düşünmüyorum dünü düşünmüyorum yarını
Beklemiyorum hayatın pembe yalanlarını
Senden bana bir ben kaldım
Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç gitmedinki!

Sevgi sözcükleri anlamsızlaştı üç harfli aşk'ı okumak zorlaştı
Gecelerimde yanımda seni aramayı unuttum
Buluşmamızı beklediğin şafak saymaları unuttum
Değişmeyen bir sen varsın, geri dönmeyen sen varsın
Biliyormusun sen sol yanımdasın Hiç Gitmedinki!
Caner Kenan Özdemir


arwen 9 Aralık 2008 01:45

Geçmişe dalıyorum
elimdeki albümden
sanırsın sessiz bir filim
sanki bana sesleniyor
her bir resim,maziden
bazıları renkli
bazıları siyah-beyaz
bazıları sararmış
bazıları bomboz
belli ki onlarda
yorulmuş,yaşlanmış
üzerleri bir karış toz
bazılarının ucu yanmış
onlarda sevdalanmış
kendilerini yakmış
bir kaçı gülümsüyor
hayatı takmamış
bazılarında çatık kaş
yüz asılmış
belkide ihanete uğramış
bazıları yırtılmış
sevdasından mı ayrılmış
yüreğinin yarısı
albümün arasında kalmış
Heyhaat hayat buymuş
yarısı yaşanmış
yarısı albüm olmuş
tozlu raflara kalkmış
mazideki yerini almış
hatırlanmış
veya
hatırlanmamış
önemli değil
dön bak maziye
neler yaşanmış
neler…

Bülent Arı


ÖmÜrCeK 9 Aralık 2008 01:53

Sessizliğin hükmettiği odamda birbaşımayım yine.Hava soğudu sanki , kimbilir sen yoksun diye belkide bu titreme... üşüyorum...

Üşüyorum...

Kaç adımda biter bu yalnızlık?

Kaç uykusuz gece daha geçirmeli bu hüznü sıyırıp atmak için üzerimden?

Yine cevapsız sorular... Ne kadar da çoğaldılar.Her biri cevaplanmayı bekliyor "Umutsuz Vakalar" ardiyesinde...

Sustuğum kadar konuşuyorum içimden . Sır'larım var bir ben biliyorum , bir de beni bilen... (Allah'ım)

Susuyorum uzunca...

Kirlenmesin istiyorum safhane duygularım.El sürmesinler istiyorum yüreğime.
Tek sana kalayım istiyorum belkide...

Diyemiyorum.

Susuyorum uzunca...

Yanağıma vuruyor fırtına sonrası yağmur.Ağlıyorum.Hani çıksan diyorum karşıma aniden , gülebilsem.Gülebilsek...

Yüreğim ağır gelmeye başladı artık.Anlıyorsun değil mi susmalarımdan?Ağır geliyor ... Belkide fazla geldi bu sevda bana,bilmiyorum ama...
Gitmek için çok geç, görüyorum...

Seviyorum...


Duyuyor musun?

...

Ya da... Boşver duyma...

Susuyorum uzunca...

Susuyorum

Susuyorum


ÖmÜrCeK 9 Aralık 2008 22:56

SENİ İSTİYORUM, ŞİMDİ

Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil.

Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru.

Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?

Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene…

Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün.

Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni.

Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik.

Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye.

Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi.

Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum.

Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum.

Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için.

Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi!


ener 9 Aralık 2008 22:59

SENI SEVMEK YETMEZ...

Agliyor mu gözlerin
Sarilasi bedenin mi titreyen..

Sus konusma…
Yüregi deniz kadin

Biliyorum…
Haykirdin sevdani daglara
Kostun yalin ayak, karanliklarda
Ellerinde bir avuç umuttu sözlerim
Çiçek diye taktin saçlarina

Geceleri sabah ettin..
Kan damlarken yüreginden
Kan terler bosanirken teninden
Yinede sustun canimin içi
Bir kelime düsmedi dudaklarina

Kaç kez düstün yerlere
Bakmadin yol yaban mi
Kanayan dizlerine umarsiz
Aciyla dalga geçerek
Yüzünde gülücükler açarak
Yine kostun kollarima

Simdi agliyorsan
Acini serbet diye içiyorsan
Ve o kocaman yürekle
Hala beni böyle seviyorsan

Seni sevmek yetmez gülüm
Ayaklarina kapanmam
Ellerini öpmem lazim
Bin kere gelsem su dünyaya
Yine arayip,seni bulmam lazim


Nisyan-ı Bâtın 10 Aralık 2008 00:41

Mor mavi

Mor mavi
Huzursuz bir sessizlik var
Dağılan taşlarını hayatının
Topladığı etegini
Savurdu rüzgarlara
Beklemek istemeden
Ruhunun geçtigi yolları
Sessızce baktı uzaklara

Yalnızım

Yelda Tarhan


karayoluE24 10 Aralık 2008 12:38

Bir ******ya Ağıt
 
sattım seni. iki para ettin.

kolay olmadı alıcı bulmak,
ruhun çürümüş zira, yüreğin kokuşmuş
...yalancısıyım yaşam biçimine dönüşmüş ihanetlerinin.

etini aldılar -hatır gönül, zorla-
teşhir için, mostralık yani,
numune erdemsizliğe, ****luk ve alçalmaya,
iliklerine bulaşmış fahişeliğe kısacası...

üstelik yüzünde şiddeti
en yakası açılmadık salyalı orgazmların/ın
ve onurun orta yerlerde
teş-hir e-di-le-cek-sin
hastalıklı duyguların çırılçıplak...

ne tutunacak bir dalın olacak,
ne de bir delik, kaçacağın.
..........
alışık da olsan, ve yatkın
yine de yazık oldu, ucuza gittin.

seni sattım, sattığın gibi beni...
iki para ettin.


Güven ANKARA, Aralık 2008


Nisyan-ı Bâtın 10 Aralık 2008 15:19

Anladım

Bunca zaman bana anlatmaya
çalıştığını,kendimi
bulduğumda anladım.

Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu
varmış,

Kendi yolumu çizdiğimde anladım..

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat,
okuyarak,dinleyerek değil..

Bildiklerini bana neden
anlatmadığını, anladım..

Yüreğinde aşk olmadan geçen hergün
kayıpmış,

Aşk peşinden neden yalınayak
koştuğunu anladım..

Acı doruğa ulaştığında
gözyaşı gelmezmiş gözlerden,
Neden hiç ağlamadığını
anladım..

Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla
ağlamaktan daha değerliymiş,

Gözyaşımı kahkaya çevirdiğinde
anladım..

Bir insanı herhangi biri kırabilir, ama bir
tek en çok sevdiği acıtabilirmiş,

Çok acıttığında anladım..

Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her
damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler
terkettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği
gizlememekmiş marifet,

Yüreğini elime koyduğunda anladım..

''Sana ihtiyacım var, gel ! ''
diyebilmekmiş güçlü olmak,

Sana ''git'' dediğimde anladım..

Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''
diyebilmekmiş sevmek,

Git dediklerinde gittiğimde anladım..

Sana sevgim şımarık bir
çocukmuş,her düştüğünde zırıl
zırıl ağlayan,

Büyüyüp bana sımsıkı
sarıldığında anladım..

Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye
haykırmak istemekmiş pişman olmak,

Gerçekten pişman olduğumda anladım..

Ve gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş,

Sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış,

Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım..

Ölürcesine isteyen,beklemez,sadece umut edermiş
bir gün affedilmeyi,

Beni afetmeni ölürcesine istediğimde
anladım..

Sevgi emekmiş,

Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür bırakacak
kadar sevmekmiş

Can Yücel




ÖmÜrCeK 10 Aralık 2008 18:24

Öncesinin ve sonrasının arasına alıp değil,alışılmış bir tören gibi değil.Hiç dokunmadan,belki de gözlerine bakmadan,konuşmadan belki belki de her zaman yaptığımız gibi değil..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Unutup,tekrar hatırladığım çok sevdiğim bir şarkıyı hiç bıkmadan defalarca ara vermeden içten içe mırıldanıp zamandan koparıp alır gibi..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni.Saçlarını yüzünden ayırıp,gözlerini kirpiklerinden, ellerini bileklerinden,ismini bedeninden ayırıp,ayrı ayrı bir evin odalarını gezer gibi,keşfeder gibi, ilk kez ve merakla ve hayranlıkla,bir kırmızının detayında dakikalarca takılıp bakar gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni..

Canım yalnızca sevmek istiyor seni,nereye varacağını bilmediğim bir kaçamak yolculuğa,sırf aklıma esti diye,sevdiğim hiçbir eşyayı almadan yanıma çıkar gibi..Süregelen bir sevgiyle değil,öğretilmemiş,bilmediğimiz biçimlerde,kuşların kanatlarını açıp,özgürlüğe süzülmesine yarayan içgüdüleriyle,içimden geldiği gibi canım yalnızca sevmek istiyor seni.Tarifsiz bir hisle sevmek istiyorum seni.
Tatlı,ekşi ya da tuzlu değil,bilmediğim bir tatla,bir duyguyla.Öyle,bir meyvenin tadını alır,bir kitabın adını okur gibi değil; bir yaz günü tenine vuran sıcaklığı gibi güneşin,serin bir akşamın denizden esen rüzgarıyla içine işlediği yosun kokuları gibi,anlatamadığın ama bırakmak istemediğin,bitmesini istemedigin bir hisle..

CANIM YALNIZCA SEVMEK İSTİYOR SENİ..
NE UMUT ETMEK,NE DE BEKLEMEK..BASKA HİÇBİR ŞEY....


ener 10 Aralık 2008 22:09

BEYAZ GECE

Bir akşam mehtabı getiren bana
Bahçe kapısını açan bir eldi
Gözlerim sevinçle baktı o yana,
Yıldızlar içinde kadınım geldi.

Göğsüme dayadı güzel başını,
Sandım vücuduma doldu o mehtap.
Gözlerimden akan sevinç yaşını
Eritti ağzından içtiğim şarap.



arwen 10 Aralık 2008 23:37

Seni seviyorum,
İki kısacık kelime,
Sadece bir cümle.
Ne çok şey ifade ediyor,
Söyleyene ve söyletene.

Seni seviyorum.
Kim bilir kaç kez döküldü
Bu cümle kulaklarıma.
Kim bilir kaçını duyduğumda,
Yüreğim attı böyle heyecanla.

Seni seviyorum,
Belki de hiç söylemedim bu cümleyi.
Bir utanç saydım belli ki söylemeyi
Ya da bir yenilgi.

Oysa, göğsümü gere gere
Bakarak gözlerinin içine.
Söylemek isterdim seni sevdiğimi.
Ve defalarca duymak,
Senin beni sevdiğini.

Seni seviyorum,
Kendimi düşteymiş gibi hissederek.
Varlığını diğer yarım zannederek.
Bu sevginin sonunun olmadığını bilerek.
Aklımı mantığımı kenarda bırakarak.
Sadece yüreğimle yaşayarak.
Seni seviyorum, seni seviyorum.


Fatma İlan


ÖmÜrCeK 11 Aralık 2008 01:21

Yok olmak istiyorum
Derinliklerde kaybolmak
Sevilmek istemiyorum
Sevmekte tabi
Yalnız kalmak istiyorum bir başıma
Mutlu olmak istemiyorum
Nasılsa sonunda yine mutsuzluk var
Ağlamak istiyorum saatlerce
Hiçbir şey düşünmeden kendimden geçmek
Bir yanardağ gibiyim son günlerde
Patlamaya hazır bir haldeyim
Biri dokunursa en yakınımdakileri
Yakacağım ilk önce lavlarımla
Ama ne yakınımdakilere
Ne de uzağımdakilere dokumak bile istemiyorum
Kimsenin zarar görmesini istemiyorum
Benim derdim kendimle
Yok olmak istiyorum ben
Derinliklerde kaybolmak
Hiç ortaya çıkmamak
Ebediyen yok olmak belki de
Kimsenin olmadığı bir daha saklanmak
Kimsenin olmadığı yerlerde yaşamak istiyorum
Yeterince zarar verdim çevreme
Yeterince üzdüm insanları
Yok olmam herkes için bir kurtuluş
Benim içinde bir kaçış yolu
Ağlayarak düzene sokamam hiçbir şeyi
Kaybetmek benim kaderim
Belki de alın yazım
Sevilmiyorum nasılsa
Sevmekte istemiyorum artık kimseyi
Aşık olmak istemiyorum
İhanet var nasılsa sonunda
Ben yok olmak istiyorum
Yalnız kalmak bir başıma
Ebediyen unutulmak istiyorum.


ahmed 11 Aralık 2008 12:29

Bu Şiir Kendime



Bu ne yüzsüzlük
Bu ne utanmazlık
Hiç mi gurun kalmadı?
Bu sen değilsin
Bu ben değilim
Ben böyle değildim
OLMAMALIYIM....

Kadın dediğin biraz gururlu olur
Başı dik olur
Gözyaşlarını içine akıtır bazen
YALVARMAZ
BIKTIRMAZ

Bu kadarmı esiri oldun zalimin?
Oysa keyfinde görmüyormusun
Kaybedecek birşeyi yok
Seni görmek istemiyorum derken ne kadar rahat

Çıldırtan gözleri seni görmek istemiyormuş
SENİ GÖRMEK İSTEMİYORMUŞ.....

Sümeyye Can


ahmed 11 Aralık 2008 15:39

BENDİM




Sonsuz okyanusta kaybolan, sandal olmuşum,
Gövdesi çatlamış, boyası yıpranan,
Yüreğimde koca yaralar açılan,
Yokluğunda seni anan bendim,

Okyanusun dalgalalarında savruldum,
Parçalandım kayalarında ben,
Büyük rüzgarlar la savaştım,
Fırtınalarında kaybolan bendim,

Karanlık gecelerde kaybolduğum,
Derinliklerinde boğulduğum,
Kendimi sana esir bulduğum gecelerimde,
Bendim seni yokluğunda anan.


Ramazan Ok


Daisy-BT 11 Aralık 2008 22:32

MAVİ MAVİ SEVDİM SENİ

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
kalbim şimdi bir sokak çocuğu
kelebekleri göç etti gönlümün
ıssızlaştı hayat sanki
sanki sabahı eksik şiirlerimin
sanki gecesi hep kanayan bir yara
ve sanki artık hep kanayacak
ağlanacak bir aşkın kıyısına vurduysa gözlerim
çare yok ağlayacak

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
kapıları kendime ben açamadım
ya da yanlış saatlerde bekledim gelmeni
ter içinde takvimler
istasyon öksüzlüğünde gözyaşım
düşünüyorum da sen gideli ne çok yalnızım
sarmaşık aşkın sarısında kaldım, sarılamadım
savunamadım seni kimselere
anlatamadım seni kimselere
kimsesiz kaldım
en çok da sensin

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
sana uyumak
sana uyanmaktı hayat
sıratını geçtim yaşarken,korkmadan
korkumu geçtim cesarete ihanetle
berduş bir,yalan masumiyeti öptüm bile bile
tek sen gitme diye
sonbahar oldum ,yaprak yaprak
ağaç oldum köklerimi unutarak
tesellisiz bir geceye fırlatıldım
kalbimi dar bir kafese kapatarak
içimde bir kanarya
hiç susmadan ağlayacak

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
yakamozlarında yıkadım sevdamı çırılçıplak
seni sevdiğimi bağırdım mehtabına
beyazında aklandım bulutunun
mavi mavi sevdim seni
içim kan ağlayarak

Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
anlattıkça kış vuruyor satırlarıma
anlattıkça üşüyor,anlattıkça ısınıyor yüreğim
bu gün sardunyalarım da açmadı
belki de küskün renklere
ellerimde ibadet gibi yaşadıklarım
ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım
sensiz soluyorum anlayacağın
mavi mavi ölüyorum
duyuyor musun
orda mısın
varmısın
yok musun?
Bir tek şeyi unutma
seni sevdim ben
yanarak
yıkılarak
aklıma her geldiğinde AĞLAYARAK

( Alıntı )


arwen 11 Aralık 2008 23:20

hazırım sana
belki de bilmiyorsun
seni ne kadar çok sevdiğimi
belki de bunu sana anlatmayı
başaramadım ve sevgimi
ifade edemedim
ne olur kızma sevgilim
bakma bana öyle üzgün,üzgün
çünkü korkuyordum…
bir daha aynı acıları yaşamaktan
giden sevgilinin arkasından
yıllar boyu umutsuzca
gözpınarları kuruyuncaya değin
göz yaşları dökmekten
bedenim o kadar yorgun ki
zamanın dan önce yaşlandı yüreğim
hayat o kadar acımasız davrandı ki
bana sevgilim…
tüm sevdiklerimi birer,birer
aldı götürdü benden
ne olur affet beni
anlatmayı bir türlü başaramadım
sana olan aşkımın
yüreğimin derinliklerin den kopup
geldiğini…
biliyor musun mavi gözlüm
seni…
Umutlarımdan,yarınlarım dan
Vazgeçecek kadar çok
Seviyorum….


Mustafa ATA


Daisy-BT 11 Aralık 2008 23:31

Bak sana yakamozları getirdim avuçlarımda
En az gözlerin kadar parlak
Ve sana güneşi doğurdum
Anaç gülüşlerimle
Yüreğin kadar sıcak
Avuçlarına al avuçlarımı
Avuçlarımdaki yakamozları
Gülüşlerimi yüreğine al
Yüreğimi gülüşlerine
Yakamozlar ve güneş
Sana dair
Senin için
Yüreğimden yüreğine bir hediye


( Alıntı )



Saat: 23:27

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık