![]() |
Bitmez Sevdiğim Seninle açtı yüreğimde mis kokulu taze güller… Seninle mutluluğu, Seninle bulutları Seninle yıldızları Seninle güneşi avuçladım… Hasret, özlemim, aşkım hep sana Üşüdüm sensizlikte doğan güneşte Üşüdü yüreğim… Gecelerimi böldü yüreğimdeki yangının Buz tuttu ellerim… Gözlerim dalarken mavileri Dalgalar sahili kucaklarken… Yokluğunu yaşadı bedenim… Öyle özledim ki! ... Belki senden daha çok… Gecelerime yağıyor çiğ damlaları, İliklerime işliyor ayazı.. Sıtmaya tutulmuş bedenim Titriyor hasretine… Korkutuyor sensizlik… Korkutuyor yalnızlık… Satır aralarına gizlesem de seni Gönlümü kaptırmışım bir kere Bitmez içimdeki sen… Bitmez sevdiğim.... Gülayşe Ulusoy |
Benide Çağır Çileyi koklayıp gül niyetine Zindana girersen beni de çağır Sabrı kanaatı bal niyetine Ekmeğe dürersen beni de çağır Bazen iki dünya sığar içime Bazen iki güneş doğar içime Bazen gam yağmuru yağar içime Sen beni ararsan beni de çağır Dostların var ise divanelerden Göz yaşın aktıysa minarelerden Binlerce senelik viranelerden Birşeyler sorarsan beni de çağır Ezelin ezelden öncesi vardı Yine sonsuzluktur sonsuzun ardı Zaman yumağına bizi kim sardı Aklını yorarsan beni de çağır Dışarda göz yanar içerde yürek Taahhüt ehline tahammül gerek Mazlum yarasına merhem diyerek Göz yaşı sürersen beni de çağır Abdurrahim Karakoç |
Ben sevdiğim uykulardan hiç uyanmadım Uyanmadığım anlardandı Rüyamdı Erişemedim Ağladım gözümde çapaklar İsyanımdı Başımı eğmedim Yürüdüm bilinmeze Yazgımdı Yalnızlığa küfretmedim Canımı sıkıyor yaşamak Yalaklarla yaşamak Yalaksınız desem nafile demesem infilak Kuytusunda en sevdiğim çiçeğin Sevdiğim her şeyin kokusu savrulsun Karıştım ya hepsinin içine,kendi savruluşumu izleyeceğim Karışmayın Aralık 2008 Mada Lene |
izin vermiyor yüreğim sen gibi ikide bir çekip gitmelere bu aşkın yaramaz çocuğusun sever oynar kırar dönüp sırtını ayırdığın parçalara bakmadan gidebilirsin can-ın ister de dönersen ben kırıldığım noktadayım sarmalarım geriye yaralarımı çünkü sen bu aşkın haylaz çocuğu su almaz gemisi yara almaz yanısın hep bir diken bulunur sende büyük bir iştahla kanatmak icin düşlerimi dedim ya sen bu aşkta gülen yansın gül yapraklarım hırpalanmış ellerinde buz gibi zalim bir mevsime savrulurken sürgün edersin aglayan yanı sen ben de kabuk bağlamaz yara dur incitme daha fazla düşerim uçurumlara yüreğimde sen..! |
Yedek Sevgili Kimi sevsem, onun hep uzakta bir sevdiği vardı, unutamadığı ilk aşkı ya da onu terk edip giden sevgilisi... Kimi derinden sevsem, o da bir başkasını derinden hatırlardı. Öylesine çok sevdim ki onları, başkalarına duydukları sevgiyi anlatmalarını, sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim. Beni yitirmekten hiç korkmadılar: çünkü onlara göre fazla iyiydim; bu yüzden ilk anda vazgeçilebilirdi benden. Beni terk edenlerden tek bir isteğim olurdu. "Ne olur, bir daha beni aramayın! Çünkü ben kolay unutamıyorum. Çünkü ben size duyduğum o akıl dışı aşk yüzünden keder bahçemi dağıtıyorum." Böyle derdim onlara ama yine de ararlardı beni... Soluksuz ve umutsuz kaldıkları bir gece mutlaka akıllarına ben gelirdim... O, yedek sevgili!... Cezmi Ersöz |
Sen "O"sun,Ya Ben? Hani bir yerlerde birinin varlığını hissedersin ve bir gün mutlaka gelip seni bulacağını bilirsin ya...Hani bu yüzden hayatına giren herkesi geçici olarak görüp sadece ona odaklanır ve sadece onu beklersin ya...Hani onun geleceğine dair umudunu bir tek gün bile bile kaybetmeden,her güne "Belki de bugün gelecek" diye başlarsın ya...İşte öyle bir şeydin benim için... Seni ilk gördüğüm an, yıllardır beklediğim o insan olduğunu anladım.Güya şaşırmayacaktım ama şaşırdım.O güne kadar yoktun ama hep bendeydin.Şimdi burada,yanı başımdaydın.Yeni bir hayat başlamıştı benim için ama yanıtlanmamış sorularım da vardı.Belli etmeli miydim ki kendimi?Sen benim için"o"ydun ama ya ben senin için? Hiç kimsenin olmadığı kadar bendesin sen.Seni tanıdığımdan beri başka bir insan oldum.Nerede olursam olayım,benimlesin.Konuştuğum sen,yürüdüğüm sen,yaşadığım sen... Artık"Ya sev beni,dünyanın en mutlu çifti olalım,ya da bırak,ben yalnızlığımla kalayım"diyorum. Öyleyse...SÖZ SENDE... |
Gitme Yar ! Yokluluğunun resmidir gözlerimdeki yaşlar Her çekip gittiğinde de Ansızın dökülüverir gözümden yaşlar Bırakıp da gittiğin gün Bende yine hüzün başlar Gökyüzü kararmış, gün ağarmış Sanki hiç durmayacakmış gibi yağmur başlar Etraf karanlığa gömülür Börtü böcek yuvalarına süzülür Sanki hiç çıkmayacakmış gibi Karanlık içime gömülür Ne olur gitme yar Sensizlik öldürmese bile Diri diri gömdürür..... Enes Aktaş |
Kaybediyorum Tutulmuyor hiç bir şey Kırılıp dökülüyor Umutlar Yitmek için doğuyor Kaybediyorum Gençliğimi, sevdiklerimi Neleri kaybetmedim ki Geçmişte kalan Bir tutam sevgi veren Özlemiyle geri aldı Gelen gidiyor Kaybediyorum Kırılıp dökülüyor duygularım Gözyaşlarımı kaybediyorum Bu ağlayışımın son olmasından Seni Son kez görmekten korkuyorum Ömrümü, seni ve aklımı Kaybediyorum Mehmet Yıldırım 2 |
Ama ! AMA ile bağladığın cümlelerinden nefret ettim ben. ve o kadar çok cümleler kurdun ki AMA ile devam eden. sürekli seni seviyorum AMA (?) derdin bana. AMA... AMA ne? hiç bilemedim ne olduğunu ve sırf bu AMA'ların yüzünden anlam kazanmadı bende söylediğin SENİ SEVİYORUM'lar. çünkü söylediğin güzelliği öldürdün her AMA'nda. geç oldu ama anladım. seni seviyorum AMA elimden birşey gelmiyor. seni seviyorum AMA ilerisini göremiyorum. seni seviyorum AMA ayrılmalıyız. yazık ki söylediğin SENİ SEVİ YORUM'lar kifayetini kaybetti bende. çünkü ben AMA diye devam eden cümlelerden nefret ettim sayende... aşk yürek işidir, cesaret işidir AMA girdim mi bir kere aşkın içine kişi cesaretini kaybetmiş demektir. kendine itiraf edemedin ya ben söylüyorum işte sen bir korkaksın. ben kuş gibi çırpınan yüreğimle kocaman sevdim seni ve hiç; seni seviyorum AMA demedim sana. çünkü sorgusuzdu benim sevgim. nedeni yoktu. ucu bucağı yoktu. senin AMA'ların vardı ve sen açıklayamadığın o AMA'lar her neyse onların arkasına saklanıp terkettin beni. sana mutluluklar dilerim bebeğim yinede; AMA değil ÇÜNKÜ... çünkü; ben seni yüreğimle sevdim. hani derler ya ben seni delikanlı gibi, ben seni adam gibi sevdim.... |
Sitem Etmedim Bırakıpta gittin diye, Sana sitem etmedimki Ateşlere attın diye, Sana sitem etmedimki Ellerim boş kaldı diye Ümitlerim soldu diye Hergünüm dert doldu diye Sana sitem etmedimki Gerçek aşkta sitem olmaz Seven kalpler böyle yapmaz Hiç bir zaman unutulmaz Sana sitem etmedimki Git mesut ol hayatında Beni getirme aklına Mutluluklar benden sana Sana sitem etmedimki El sözüne kanıp durma Hayatına darbe vurma Benden zarar gelmez sana Sana sitem etmedimki Geçmişini unut gitsin Geleceğin parlak senin Rabbim sana huzur versin Sana sitem etmedimki |
AŞK YAŞAYANLAR İÇİNDİR Ağladığını istemem ben ölürsem. Beni en sevdiğin halimle hatırla. Uzak bir yerde çalıştığımı düşün. Hayatta olduğuma inan Bir gün gelir kendiliğinden Geçer bütün üzüntün Her yeni gelen günü Yeni bir ümitle beklemeli Her yeni gün yeni havalarla gelir Gece, yağan yağmurla uyursun Sabah, bir de bakarsın odan güneşli. Her gelen vapur, tren Yeni insanlarla gelir... Ben esmerdim güzelim Bu sefer bir sarışını seversin Aşk yaşayanlar içindir... Necati CUMALI |
Sol Anahtarı Sevgilim Meyhane girdabında içerken hayatı ! Oturturum sohbetin terkisine çıplak bir süet kelime... Biraz pamuksu biraz sert... Yormaz gönlü, sadece telkin eder ! Sen yalanı sevdasından çok sevdiysen, Gönlünü muhabbetine şarap eylediysen, Nerde lebs etse gönlüm, Sen orda meks ettin... Gecemin gönlünde seher var,ah bir bilsen ! Sen ne kadar erken geldin be yârim, Bilmeden aktın gönlüme bir sarhoş akşamımda ! Sen danışmadan konuşmadan bir kimseye, İpotekli kiralık dudaklarınla söyle ismimi ! Bir sevap işle de al resmimi gözlerinin aynasına... Unutmasan bile hatırla ara ara ! Cilvesaz eyle gönlünü iki kelime raks ettir gönlüme ! Sarhoş eyleyip beni oynat yalan sözlerle! Olsun yarim sen varsan, yalanda olsa sevdası yalan aşktan... Bahsedelim bari bu gece, Verelim davulu sazı vursun köçekler bam telimize, Biz bu geceyi unutalım, Birbirimizi saatlerce görsek bile ! Ben içime çektiğim her dumanı derman görsem de, Keşkeler çıkar boğazımdan ince ince, Kilitlenip kalır sarhoş mazlum yüreğimde ! Sol anahtarım olup kalsaydın keşke ! Kalbimin kapılarını açıp sonuna kadar,bir aralıktan kaçıp gitseydin! Serkan Şapoğlu |
sensizlik Anlattıkça kış vuruyor satırlarıma Anlattıkça üşüyor, anlattıkça ısınıyor yüreğim. Bugün sardunyalarım da açmadı Belki de küskün renklere Ellerimde günah gibi yaşayamadıklarım Sensiz soluyorum anlayacağın Mavi mavi ölüyorum Duyuyor musun, orada mısın, Var mısın, yok musun? Bir tek şeyi unutma! Seni sevdim ben. Yanarak, yıkılarak Aklıma her geldiğinde ağlayarak.... |
Adı Belli Değil Masalımın her aşk kendi masalını yazar kimini mavi suların derinliğine, kiminiyse sonsuzluğa atar benim masalımınsa ne başı ne de sonu var hepsi birbirine girmiş çözülmeyi bekleyen bir bulmaca gibi karşımda duruyorlar çeviriyorum kitabımın sayfalarını kelimeler yanlış yazılmış,cümleler yanlış virgüller yanlış yerde , noktalar yanlış kitabın sonundaysa masalım yarım kalmış kapatıyorum kitabımı koyuyorum öncekilerin yanına uzanıp yatağıma , düşünüyorum olanları belki ,son defa üzülmeye değmez diyor kalbim, sen değilsin ki terk eden , o terk etti seni o düşünsün, o koysun elini vicdanına üzülme Meryem değmez artık sen de ağlama bir gün gelir yaralar kabuk bağlar nasılsa aldırma, kaldığın yerden devam et yolunki umut Yolunki ışık dolu yürü ardına bakmadan aydınlık yarınlara Meryem Gülseven |
Ne yangınlar bitti Ne yüreğim söndü Borç verdim şiirlerimi Hançer gönlüme girdi Akıl neye derman Acı sildi süpürdü ruhu Bir aşk kaldı elimde Onu da yel aldı Sele kapıldı varlığım Bir kuru başım kaldı Tek ve bir Tanrı Sıfırım ben Kırık kuşun kanadı Kırık benim dizlerim Celal Aksu |
Mutlu Olma Şansı Hayat bize mutlu olma şansı vermedi sevgili, biz kendimizden başka herkesin üzüntüsünü üzüntümüz acısını acımız yaptık çünkü. Dünyanın öbür ucunda hiç tanımadığımız bir insanın göz yaşı bile içimizi parçaladı. Kedilere ağladık, kuşların yasını tuttuk... Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili... Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün hayatımda hep üzüldüm, hep yandım. Yaşamak ne güzeldir be sevgili... Sevinerek, severek, sevilerek, düşünerek... Ve o vaz geçilmez sancılarını duyarak hayatın... Yılmaz Güney |
Şairler en güzel mısralarını Gecenin sessizliğinde yazarlar Dosttur onlar için şiir Onlar dertlerini dostlarıyla paylaşırlar Onlar için Gözyaşı;yağmur Ayrılık;ölüm Ömür ise bitmeyen bir yoldur Onlar şiirlerini yağmura yazarlar Ölümden değil ayrılıktan korkarlar Bir annenin yavrusuna söylediği ninni edasıyla Yazarak aydınlatmaya çalışırlar Gecenin karanlığını.. Bilirler ki onlar yazmadıkça gündüz olmayacak.....! |
Arzular buz tutmuş harman yerinde sevdalar asılı kalmış hazan yaprakları ucunda umutlar seyire çıkmış dünyayı bulutlar üstünde erişmek ne mümkün, aşk gönüllerde ateş olup düşmüş yanar içten içe gözler puslanmış,ayrılık bir yara yüreklerde merhemi olmuyor yar,yara kanıyor can özlem duyuyor canına hasret dağlıyor bağrı gül solgun boynunu bükmüş bülbül suskun söylemiyor sevda türküleri... gönül perişan yarınlar uzak,tükendi umutlar elde kalan bir havuç hüzünden başka, kalan bir şey yok... hava puslu,hava ayaz mı ayaz bağırlar açık titriyor yürekler sevginin sıcağından yoksun diller lal olmuş konuşmuyor suskun karanlığa mahkum olmuş ruhlar fırtınalar koparıyor,yar umarsız yar hoyrat ayrı telden çalıyor aşıklar gam yüklü,çıkmışlar meçhul bir yola 13.09.2008 İzmir... Mustafa Ata |
. Desem ki . Desem ki vakitlerden bir Nisan aksamidir, Rüzgarlarin en ferahlaticisi senden esiyor, Sende seyrediyorum denizlerin en mavisini, Ormanlarin en kuytusunu sende gezmekteyim, Senden kopardim çiçeklerin en solmazini, Topraklarin en bereketlisini sende sürdüm, Senden tattim yemislerin cümlesini. Desem ki sen benim için, Hava kadar lazim, Ekmek kadar mübarek, Su gibi aziz bir seysin; Nimettensin, nimettensin! Desem ki... Inan bana sevgilim inan, Evimde senliksin, bahçemde bahar; Ve soframda en eski sarap. Ben sende yasiyorum, Sen bende hüküm sürmektesin. Birak ben söyleyeyim güzelligini, Rüzgarlarla, nehirlerle, kuslarla beraber. Günlerden sonra bir gün, Sayet sesimi farkedemezsen, Rüzgarlarin, nehirlerin, kuslarin sesinden, Bil ki ölmüsüm. Fakat yine üzülme, müsterih ol; Kabirde böceklere ezberletirim güzelligini, Ve neden sonra Tekrar duydugun gün sesimi gökkubbede, Hatirla ki mahser günüdür Ortaliga düsmüsüm seni ariyorum. . Cahit Sitki Taranci . |
. Solgun Bir Gül Dokununca . Coklarindan dusuyor da bunca Gormuyor gelip gecenler Egilip aliyorum Solgun bir gul oluyor dokununca. Ya buyuk sehirlerin birinde Geziniyor kalabalik duraklarda Ya yurdun uzak bir yerinde Kahve, otel kosesinde Nereye gitse bu aksam vakti Ellerini ceplerine sokuyor Sigaralar, kagitlar Arasindan kayiyor usulca Egilip aliyorum, kimse olmuyor Solgun bir gul oluyor dokununca. Ya da yalniz bir kizin Sildigi dudak boyasinda Esiginde yine yorgun gecenin Basini yastiklara koyunca. Kimi de gun ortasi yanima sokuluyor En cok guz aylari ve yagmur yaginca Alcalir ya bir bulut, o huzun bulutunda. Uzanip aliyorum, kimse olmuyor Solgun bir gul oluyor dokununca. Ellerde, dudaklarda, issiz yazilarda Aksamlara gerili aglarla takiliyor Yarali hayvanlar gibi soluyor Bunaliyor, kacip gitmek istiyor Yollar, ya da anilar boyunca. Alip alip geliyorum, uyumuyor butun gece Kimildiyor karanlikta ne zaman dokunsam Solgun bir gul oluyor dokununca. . Behçet Necatigil |
artı sonsuz yağmurun yerden göğe yağdığı bu gece yasak bölgedeyim büyük çingenelerin çaldığı kaçak silahların içindeyim sevişmek kapısının kapandığı bir nabız yoklar ki daima hızlı bir nabız yoklar elim öpüştüklerim hırsızlama çirkin bir ağızda dişlerim bir bıçak değer dudağıma gök yarıldıkça şimşeklerden soğuk aynalarda kilitliyim tırnaklarımdaki elektrikten su gibi erir iliştiklerim kıvılcımlar uçar kirpiklerimden doğumdan öncesini yaşıyorum henüz belli olmadı kimliğim vücudunu arıyor ruhum bir yerde atomun çekirdeğiyim bir yerde artı sonsuzum A.İlhan |
Şimdi..Kurudu Damarları Hecelerimin.. Yüreğim Çığlıkta Bense SuSKuNuM.. Gözyaşlarımda Boğulan Hıçkırığımla Tutunuyorum Hayata.. HerŞeye İnat.. Hüznüm Karışır Sessizliğimin Uğultusuna.. Yıprandı Kirpiklerim..Yıprandı Kirpiklerim.. Yüreğim Lal..Dilim SuSKuN Konuşmamak Üzere Tutuldu.. Vuslata dek..Efendim.. Tebessümlerimin Yitikliği Yansırken Gece ye.. İçimde KalaKaldı Yorgun Yüreğimin Solgun Bakışları.. Ayrılığının Hüznü ile Çürüdü Gurbetinde.. Ben Tükenirken Usulca Pörsüdü Her Yanı Yüreğimin.. Özlemin Yağmur Misali Sağnağına Tuttu Beni.. Yandı Her Damlan da İçim.. Belki SuSKuNLuĞuMuN Bedelini Ödetiyor.: Aynalar Onlara Her Baktığımda Vuslatımız Vuku Bulana dek İçimdeki Bu İflah Olmaz Alev Terk Etmeyecek Beni.. Benliğimi..Sen Diye Yanan Şu Yüreğimi..Biliyorum EFENDİM Umutlarımın Sancısı Artar Her An.. Ben Sancıların Konakladığı Yer Olurum.. Şimdi SuSKuNLuĞuMuN SoN Nefesinde Kaldı Yüreğimdeki Heceler.. Benliğim..Ruhum..Bedenim..Damarlarım Kanar Bu CaN da.. Yüreğim Sızı İçinde Kahrolur..Erir Yavaş Yavaş..Ömrüm..ama. Biliyorum!! İnsafsız Sızılar Bırakmayacak Beni Sarıvermişken Dört Koldan Duygularımın Siyahi Bakışında Kalacak Gözlerim.. Ve Gurbetimin Garip Çığlığı ile Son Bulacak Sessizliğim.. Biliyorum..!! Gecenin Zifirisine Karışacak Senin İsmini Soluyan SoN Nefesim.. Dokunacak Belki Gece ye Titreyen Sesi Yüreğimin.. Biliyorum!!Suskunlığumla Birlikte..Ruhumun Süzgecinden Gececek Acılarım.. Sızlayacak Alabildiğince Yüreğim.. Seni Anmadan Sensiz Gecen Her An Kahrolacağım; Özlemini Çoğaltan Bu Yalnızlığım Terk Etmeyecek Beni EFENDİM.. Vuslatımıza dek.. Sevdalıyım Sana EFENDİM..Mecnunum Yolunda..Aşığım Yüce RAHMAN a.. Tükenir Ayaklarım..Sessiz Feryadlara Boğulur Yolları Yüreğimin... Evet SuSKuNuM..ama Kabul Etmiyorum Ey Sevgili SuSKuNLuĞuM daki Tükenmişliği.. ..Ve Biliyorum..!! Umutlarımı..Yüreğimi..Sevdamı..Ve Ömrümü Karanlığına Çekemeyecek Gece.. Yine de Konuşmalı mı Yüreğim..BİLEMİYORUM |
ımge Dedim Adına Son çocukluk da bitmişti ömrümde Düşlerim belki kış ölüsü belki yaz Kırlara bahar yetmese de içimde Yüreğim nar çatlamasıydı sana kadar Dilimde sözcüklerin çelik dinerci Sesimde ölüm rengine inat aşklar Mavilikler yasaklandı gökyüzünde Özgürlüğü kuş kanatlarında bekledim Doğduğum gün adına "imge" dedim Sevdim bütün insanları insan yanlarını Sen de seveceksin Dallarına su yürümüş ağaçlara güleceksin Kar yağsa da yaktığn ateşler üstüne Ateşi yüreğinle körükleyeceksin Kuş sesleri de ertelenebilir güne karşı Çiy de düşebilir anıların üstüne En güzel ezgileri nehirağzı denizlerde Hep kendi sesinle türküleyeceksin Hüzün ağaçlarının sevinç açtığını Adının sonsuz anlamında göreceksin Sevdim soluğunu rüzgar kılan insanları Soluğumu soluklarına kattım Bir damla uğruna gökyüzünü omuzladım Bir çocuk ölümleri ağlattı beni Bir de türkülerde kalabalık ihanetler Gülüp geçtim yalan iktidarlar görkemine Aşk adına sesimi sürdüm namlulara En büyük eylemleri söz eyledim Doğduğun gün adına "imge" dedim Sen elbette sen olacaksın biliyorum Sesinde yirmibirinci yüzyılı dinliyorum A.Yücel |
Korkuyorum Sana karşı sevgimin sonu yok biliyorum Belki de farkında değilsin senden hoşlandığımın Dilim varmıyor söylemeye seni sevdiğimi Sanki, o an her şey bitecek diye korkuyorum. Kaç kere denedim sensizliği olmadı Artık gücüm kalmadı dayanamıyorum. Beni kendi halimle bırak hatıralarımla Seni asla düşüncelerinle yargılayamam. Orhan Bol |
Ey Yar!!! Fırtınalar kopsada yüreğimde, Gözlerimde simsekler çaksada, Islatmıyacağım yüreğimi, gözyaşı yağmurlarıyla ... Kara bulutlar sarsa dahi gökyüzümü , Birtek askimin rüzgariyla savuracagim acılarımı ... Yabancı alevler yakmayacak artık bedenimi ... Ey yar ! ! ! Kapattım gözlerimi , susturdum tüm sözlerimi ... Duyur sesini ... Hissettir yüreğini ... Engel ol yağmak üzere olan yağğmurlarıma ... Izin verme kopmasına firtinaların ... Senmisin aşkı böyle güzel kılan, yoksa aşkla herşeyi güzelleştiren... Uyut Beni Yüreğinde ... Cok Yorgunum Rüzgarlara Karşı Gelmekten ... Tut Ellerimi Bırakma ! ! ! Tut Ki Kapatayım Gözlerimi Seninle Korkusuzca ... |
BENİ KALBİNDE BELLE Eskiden yeterdim kendime Sensiz, sensizken ne yapsam nafile Ruhumda anlamsız fırtınalar Dağ gibi hasretin yakar Boğazımda hıçkırıklar Sensizlik neye yarar Tenimi bile bilmedin Kokumu içine çekmedin Gözlerime dalıp gitmedin Ne yaptın bu sevgiye Hadi bana, her şey yalan de Beni kalbinde belle.. Ayrı kalalım deme bana Çok özlerim seni sonra Savurma beni daldan dala Duygularım hep senden yana Sevgim sana tükenmedi Bu hasret dinmedi... Met-Nim 12/07/2008 |
Ben Seni Sevdim Sevgilim Ben senin en jok sesini sevdim Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren Bana her zaman dost, her zaman sevvgili Ben senin en çok ellerini sevdim Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak Nice güzellikler gördüm yeryüzünde En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak Ben senin en çok gözlerini sevdim Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil Ben senin en çok gülüşünü sevdim Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran Unutturur bana birden acıları, güçlükleri Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman Ben senin en çok davranışlarını sevdim Güçsüze merhametini, zalime direnişini Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim Tüm çocuklara kanat geren anneliğini Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini Ben senin en çok bana yansımanı sevdim Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni… Alıntı |
Hiç sevmedim böylesine, Hiç yanmadım alev alev, Ölümler yaşadım bilmem kaç kere Acıtmadı canımı sevdan kadar Hiç kimseyi özlemedim bu kadar, Hiç bir şeye ağlamadı gözlerim, Sana ağladığı kadar.... Hiç kahretmedim hayata, Sensiz geçen gün kadar, Zaman hiç bu kadar ağır akmadı, Hiç bir şey canımı bu kadar çok yakmadı, Uzaklığın..soğukluğunun yaktığı kadar. Ölene dek sevdamsın, İyileşmesi imkansız, Kanayan sevgili yaramsın. Gül Erdensoy |
Günahı Yok Küçük kalbim ve ben, büyük dünyan ve sen, nasıl sığdınız kalbime, aşığım sana, ben sana bır bakışta kapıldım. Gözlerin içime aktı, dilerim hiç üzülmezsin bebeğim, ben senin yerine üzülürüm sevdiğim, bir ömür boyu beklediğim, uğruna yoluna ömrümü verdiğim, canımdan çok sevdiğim, allaha yeminler verdiğim, tek sebebimsin. Kaderimsin_uzak olsakta, yoldaşımsın_yoluma hiç çıkmasanda, sevdiğimsin_sevmesende, yollar tükenir, ömür tükenir, ama sana olan aşkım tükenmez. Adalet nedir bilirmisin, seni sevdigimi kabullenmen. Bana doğru olmasada yolların, beni sarmasada kolların, benim gözlerimde kaybolsada gözlerin. Ben seni sevdim be can, dokunmadan,hissetmeden, bilirim sevmeye engel değil mesafeler, kilo metreler biter_aşkım bitmez. Kaderin günahı yok, dağlarında, şöyle bir gece koynunda olsam, sabaha senle uyansam, kıyamet mı kopar? Sevdam kocaman ki, bak diyarları geziyorum , sana gelmek için, yerin hala dolmuyor, bu gül seni hala seviyor_sevecek..... Hilal Çınar |
Düşmesin Gamzelerine Son sigaram bu.... Hasret dumanını içime çektiğim, Gecenin ayazla müttefik kurduğu, Titrek bir sara nöbeti vaktinde... Gözlerimin önünden gözlerin, Hızla akarken ve, Nefesimde,soluksuz nefesin, Son defa dolanırken, Yanımda hayalin... Sen yanımdayken... Ateş böcekleri... Öldürürdü... Meşakkatli gölgeleri, Güneş ilk bize sarılırdı, Her yeni doğuşunda, Üzerinde ipekten,sarı sabahlığı ile, Beni,sen varken tanırdı. Yağmur en sevdiğimiz şeydi, Çünkü zamansız zamanlarda, Göz yaşı değildi o bizim için, Damlalar... Silüetimize yavaşça kazınırken, Aşk önümüzde eğilir, Biz tek gönül olmuşken, O,ikimize bakmaktan çekinirdi. Bahar vardı sanki hep, Bütün sokaklarda, Küçük bir kız çocuğu misali, Elleri... İlk düşen cemre gibi, Gözleri yeşil... Sandık... Yedi düven böyledir, Ömür böyle sürecek, O vakitler,sarı ölüm Bizden çok uzaktı. Kelebekler uçmamıza yardım ederdi, Biz semada raks ederken... Onlarda,yürekleriyle eşlik ederdi, Hiç bilmezdik ikimiz, Yerle yeksan olabileceğimizi, Kelebeklerin... Hatta... Meleklerin bile, Kanatlarının kırılabileceğini. İşte şimdi... Sensizliğin tınılarında gezinirken, Bitmek üzere,son sigaram, Karışacak ruhum birazdan, Cüzamlı alevlere, Şahadet öncesi,son sözlerimde, Bedbaht yüreğimde... Giderken tek düşündüğüm, Ben yanında yokken... Aydınlık her daim yanında olsun, Gölgeler düşmesin gamzelerine, Sema yine ağlamasın, Göz yaşları düşmesin gamzelerine, Bahar hep seni bulsun, Sarı ölümler düşmesin gamzelerine, Ömrün boyunca uçabilesin, Kırık kanatlar düşmesin gamzelerine. Metin Çalışkan |
Adresim Hüzün bugün günlerden hüzün yer hüzün ülkesi intiharda bileniyor duygular hüzünlü bir karanlığa dolaşıyorum gelişigüzel ayağımın altında dallar eziliyor hüzün kırılıyor yalnızca hüzün alıp hüzün satıyorum kazancım hüzün kaybım da gül uzatıyor küçük bir kız : “al bunlar en güzelleri adları hüzün çiçeği hüzün kokarlar aynen hüzünlü gönlün gibi...” ağaç olsam hüzün dökülüyor yapraklarımdan yağmura koşsam hüzün boşanıyor üstüme bıraksam kendimi kaçsam oradan yok olası hüzün koşuyor ardımdan! ben: hüzün ikametgah: hüzün sokağı adresim bu işte! beni ararsan eğer hüzn'ü sorman yeter bir köpek uluyor sokakta hüzünlü bir ölümdür buralar! (2 Haziran 2003) Naime Erlaçin |
Aşk yıkıntılarıyla dolu kalbim Sanki ucu bucağı olmayan kara bir boşluk Örümcek ağı sarılı dört bir yanım,kurtuldukça içime dolanıyorum Ne zaman çözsem bağlarımı, bir şekilde iç içe giriyor ruhum. Bunların sebebi ne mi? Tabi ki sensin, beni kendine bu kadar bağlamasaydın Bu kadar aşık etmeseydin, ya da hiç olmazsa bitirseydi kendini bende. Bunların hiç biri yaşanmayacaktı. En güzel yanımdın, en büyük acım oldun. Bazen düşüncelerimin içine hapsediyorum kendimi Seni düşünüyorum, senli zamanlarımı. Neden unutamıyorum ki diyorum. Acaba çok mu mutluyduk, ne paylaştık ki bu kadar vazgeçemiyorum diyorum. Sonra bir anda farkında varıyorum... Biz Seninle, Büyük bir aşkı yeni doğmuş bir çocuk masumluyla yaşadık. Çıkarsız, saf ve lekesiz.. Artık biliyorum vazgeçilmez oluşunun sırrını... İçimde taşıdığım kocaman Sen, SEN'im var benim.. Yanımda olmasan da canımın bir yanı daima senin, sana ait.. Ve Asla bir başkasının olmayacak... |
sen yoksun deniz yok yıldızlar arkadaşım ya bu gece harika bir şeyler olsun yahut bir bomba gibi infilak edecek başım ağzımda eski mısralar uzanıp kalmışım istanbul minareler odamda gibi gökyüzü temiz ve parlak işte kolkola girmiş en mesut günlerimiz muhalif bir rüzgar karşı sahilden fosforlu ışıklarıyla gökyüzü bir deniz havada kanat sesleri ve çılgın kokular deniz yok yıldızlar uzaklaşıyor ben yine yalnız kalıyorum istanbul minareler kaybolmuş sen yoksun... |
Yağmurda Unutulan Şarkı Önce bir yağmur bir yağmur iki gözüm... Önce ıpıslak iki kuş! Sonra yıkılmış evrenler geçti vitrinlerden, Sonra insanlar iki gözüm! İnsanlar, Kahrolmuş!... Islak senaryolar üstüne ta iç boşluktan, Boyut boyut yalnızlıklar ağıyordu... Öksüz anılar üstüne iki gözüm! Kırık ikindiler üstüne, Kuşkulu bir yağmur yağıyordu... İkişer üçer yitiriyordum seni kavşaklarda, Yollar ayak bileklerime dolanıyordu hep, Taş taş çöküyordu en kutsal yapılar... Yüzler karanlıktı iki gözüm! Düşünceler dar, Bir geçit bulamıyordum sana, Ellerim yordamlarını yitirmişti üstelik, Hep yabancıydı çaldığım kapılar!... Oysa ki, son çağrımdı bu ta can köşemden! Oysa yürek yürek son yeşermemdi, Çağ çağ, kanat kanat, sevgi, ışık, nur... Ah sonra o yağmur iki gözüm! Ah sonra o, Yağmur!... Şimdi, En kırık vaktidir uzak inbatların... Öykümüzün en yaralı yerinden, Damlar yüreğime ılık bir sızı! Sonra birden duyar gibi olurum, Hoyrat yağmurlar altında, Martı çığlıklarına karışıp giden Çocuksu şarkımızı... Nefes Al Da İstanbul Ağlamasın bazen cümleler eksik kalır kelimeler yetmez hislerimizi anlatmaya şu an belki de öyle bir haldeyim... sen şimdi gidiyorsun ya yüzünü döken yalnızca ben değil ben seni andıkça tüm şehir ağlayacak arkandan kafamı çeviremiyor göz ucuyla dahi bakamıyorum bu anlamsız gidişine seni durdurmaya kimin gücü yeterdi ya da hangi sözcük aklını çelerdi bilmiyorum peki ya ben sensiz ne yaparım bu şehirde nasıl alışırım bu gidişine hadi alıştım diyelim sensiz yaşlanmak sözü çok ağrıma gidiyor hadi şimdi kırma beni aç o öpülesi gözlerini bağır çağır istersen küfret ama ne olursun nefes al nefes al da istanbul ağlamasın... |
Kar Beyaz İstanbul İstanbul'da sokaklar bembeyaz. Kara dumanlar çıkıyor bacalardan. Çekilmiş evine herkes. Kimi kestanesinin derdinde, Kimi yakacak peşinde. İstanbul beyazlar içinde. Hava buz kesmiş diyorlar, Sular donmuş mu donmamış mı bilmem. İki bin sekizin şubatında sokaklarda, Bir serseri ben. Gecem-gündüzüm bilmem. Üşümüyorum. Ya da donuyorum da hissetmiyorum. Derdim büyük ama İçemiyorum. İstanbul kışı yaşıyor. Ben kendimi yakmışım. Pişiyorum. Kanmayın beyaza. En kirlisidir aslında. Acıttı canımı ordan biliyorum. Ben beyaza artık güvenmiyorum. |
Ölümü Ektim Randevu Yerinde Beklemekten Ağaç Olsun Zembereği boşalmış sözcüklerin Akreple yelkovan öpüşüyor onikide Bütün ziller vaktinde vuruyor, tembellik edip gitmeyeceğim Kusura bakma ölüm Bugün de gecikeceğim Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına Martılar uykuya dalmış Kar bütün izlerini örtmeye hazır Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini ama bu sefer tembelliğim tuttu, ölüm daha çok beklersin beni… Şimdi kış ölümün vaktidir derler ve tecrübelerimden bilirim kışın ölene söverler. Kusura bakma ölüm ben ardımdan sövdürmem. Bu randevuya asla gelmem. Bu şiirin içinden tren de geçebilir Uçak da Vapur da Bütün teknolojik ölüm aletleri de ama hiç birine binmeyeceğim Kusura bakma ölüm gelmeyeceğim *** Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki Ve ben ne olacağını merak ederken hani filmin en güzel sahnesinde sinemadan çıkar gibi hayattan çıkıp gidemem Kusura bakma ölüm Adın çok soğuk gelemem Bunca mazeretim varken yaşama dair, ölümü aklımdan bile geçirmem Seviyorum seni hayat tüm kötü sürprizlerini de.. Erol ZAVAR |
UNUTAMADIĞIM Açardın, Yalnızlığımda Mavi ve yeşil, Açardın. Tavşan kanı, kınalı - berrak. Yenerdim acıları, *****likleri... Gitmek, Gözlerinde gitmek sürgüne. Yatmak, Gözlerinde yatmak zindanı Gözlerin hani? "To be or not to be" değil. "Cogito ergo sum" hiç değil... Asıl iş, anlamak kaçınılmaz'ı, Durdurulmaz çığı Sonsuz akımı. İçmek, Gözlerinde içmek ayışığını. Varmak, Gözlerinde varmak can tılsımına. Gözlerin hani? Canımın gizlisinde bir can idin ki Kan değil sevdamız akardı geceye, Sıktıkça cellad, Kemendi... Duymak, Gözlerinde duymak üç - ağaçları Susmak, Gözlerinde susmak, Ustura gibi... Gözlerin hani? Ahmed ARİF |
Sen Hiç Başkalarının Biten Aşklarına Ağladın mı? Sen hiç başkalarının biten aşklarına ağladın mı? Ben ağladım. Çünkü biliyordum o ne denli bir acıdır... Nasıl eksiltir insanı, nasıl sızlatır yüreğini kor düşmüşcesine. Aslında herşeye rağmen hayat devam eder bitenlerin ardından. Çiçekler hep açar, güneş, ay hep doğar eskisi gibi... Ama...Eskisinden daha çok acı verir bazen nefes almak. Hani o çok sevdiğin, belki birçok şeyini feda ettiğin, geceleri uyku yerine düşünüp hiç yorulmadan hep sevdiğin yoktur artık. Terkedilmek değil de, ona gözlerine bakarak yeniden sevdiğini söyleyemeyeceğini bilmek sızlatır yüreğini. Yaşamak güzeldir, herşeye rağmen ölüm hiç gelmez aklına. Yaşamak bir şanstır da özlemek biraz yorucu. Hani çocukken oynadığın beş taşlar, yakan toplar, doktorculuklar... Hani kaçamak yenen dondurma, şekerlemeler... Onları özler gibi özlersin de bir de bunu söyleyebilsen! Aslında söylemek zor değil de terkedilmek var ya bu bağlar dilini. O sevse seni terketmezdi diye düşünürsün. Oysa sen onu hala nasıl deli gibi seversin. Söleyemedikçe büyür o yumak içinde. Büyür de dur diyemezsin... Yolda yürümek bazen ne anlamsız gelir insana. Gideceğin bir yer yok... Ya da... Gitmek istediğin yere gidemeyecek olmak... Aslında ne olur ki şimdi çıksan, onun evinin önünden geçsen. Belki camdadır... Belki... Belkiler öyle çoktur ki. Belkiler aslında içimizdeki umutlar... Belki o da beni seviyor, belki beni bekliyor, belki yeniden başlar, belki, belki, belki... Umut mu, kendini kandırış mı bilinmez ki. Belki umut belki başka birşey... Sözler bitti derler ya bazen, çok yanılırlar. Sözler söylenir ve asla bitmez. Bir bıçak kesiğinin yarası kapanır da sözlerin yarası asla sarılmaz. Yıllar geçse de nasıl acıtır canını hala... Bazılarımızın gözleri hep nemlidir ya, hani en mutlu anlarında bile... Kimbilir içlerinde sızlayan hangi söz yarası vardır bilinmez ki... Bilinmez... Bilmediğimiz ne çok şey vardır aslında. Bazı anlar vardır hayatta pek az yaşarsın. Aslında şanstır da biz farkına varamayız. Annemiz, babamız, kardeşimiz, hani sizi çok kızdıran komşunuz, bir de hep zayıf aldığınız matematik yok mu... Acaba şans mı yaşadıklarımız. Anneni, babanı görebilmek bir şans mı hiç düşündünüz mü? Ama onlar beni anlamıyor demeyin. Belki anlaşılmamak bile bir şans değil mi? Kaybedince anlarımızı anlıyoruz şanslarımızı ama neden hep geç kalıyoruz... Halbuki yolda şöyle bir bakınca etrafıma ne telaş içinde koşuşturuyoruz hayatın içinde. Ama yine de hep birşeylere geç kalıyoruz. Sevmeye, yaşamaya, umut etmeye... Herkes koşuşturuyor ya, gök yüzüne bakan yok hiç. Yürürken şöyle bir durup baksanıza neler var orada? O sonsuz boşluk aslında nasıl da dolu umutlarımızla... Biten bir aşka ağlamak bile aslında ne denli bağlanmak hayata? Aslında hiç bitmeyecek sandığımız şeyler var ya hepimizin... O yüreğimi bitişiyle sızlatan aşk da öyleydi benim gözümde. Onlar hiç ayrılmayacak sanırdım hep... Ama demek ki herşey bitermiş birbir. Bitermiş bazen ölümüne denen sevdalar bile. O zaman acılar da biter! Evet! Evet! Zaman herşeyi azaltır. Sevgiyi, acıyı, daha neleri neleri... Ama zaman özlemi azaltır mı? Ya alışkanlıklar nerede kaldı? Öyle uzun zaman geçmiş ki aradan hani onunla tanışalı... Hayatın içinde bir bağdır, o da koparsa işte birgün o zaman ne olur... Ne mi olur? Belki iyi, belki kötü. Hem belki... 06.05.2002 Neşe Demirağ |
Seni Seviyorum Çünkü... Seni seviyorum, çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana. Ben güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı yeniden keşfediyorum. Seni seviyorum, çünkü gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en parlak renksin sen. Herşey senin rengini taşıyor ve benim için ancak o zaman anlamlı oluyor. Seni seviyorum, çünkü herşeyde sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki? Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin. Yüreğimin en derin köşesindeydin. Sanki ortaya çıkmak için beni bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince hakettiğin yere çıkardım seni. Seni seviyorum, çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüme bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam ordasın. Gördüğüm her yüz aslında sensin. Seni seviyorum, çünkü gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor. Sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum. O yıldızların parlaklığında kaybediyorum kendimi. Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından. Güneş doğmasa, yıldızlar kaybolmasa diyorum, ama biliyorum ki güneşim de sen olacaksın gecenin sonunda. Bu kez daha parlak, daha aydınlık çıkacaksın karşıma. Seni seviyorum, çünkü saçların ellerimin arasında kayıp giderken , dünyadaki cenneti bulmuş gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve biliyorum ki sadece izin verdiklerin girebilir o cennete. Ben o cennette kalmaya kararlıyım. Seni seviyorum, çünkü her gülümseyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. Her gülümseyişin, karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor. Bir çiçek bahçesine çeviriyor çorak dünyayı.Çiçek dedim ya, bir çiçek adı verseydim sana papatya olurdun. Açışıyla dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdeleyen papatya. İddiasız ama güzel. Güzel ama kibirsiz. Seni seviyorum, çünkü seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana bakmayı, seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum. Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum. Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu da görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum, seni yeterince anlatabildim mi diye. Biliyorum ki yetmeyecek, bu kadar sözcükten sonra bile sana sevgimi anlatamamış olacağım. Sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak. Onlar bu sevgiyi çok daha iyi anlatacaktır sana... Mehmet Coşkundeniz |
yitiriLmi$ ne warSa.. Çirkin çiçeklerle dolu Katil bahçelerinde dolaştım Dalgındım Bıçak sırtı yaşamalarım, penceresizliğim Ve öksüz düşlerim vardı ceplerimde Uğultusuzluğumu özlemiştim Hala bir ceylan ağlıyor içimde Hiç yoktan vurulan… Senin şehirlerin uyurken Benim gözlerimi bıçakladılar Kör bir balıkçıyım şimdi Denizlere sarılıyorum Hiç görmediğim vapurlara el sallıyorum Rüyalarımda yaşlanmıyor… Kaybolan eylül gemilerimi Sonbahar sesiyle çağırsan gelir mi Ah vurulası yüreğim Süpüremedin kapından yalnızlığı Örselenmiş, paslı yüreğim… Ellerim yumuk, orman karanlıkları omuzlarımda Ve ardından ağlayan ezgisiz türkülerdi gözlerin Senin gözlerinin pusuna saklanıp Senden kalan bu yıkıntılar arasında Bizi büyüten ellerini aradım Öpülesi ellerini… Yıkık kentler konuşmaz bilirim Cam kırıkları ve kırık dallar var İncinen yüreğimin yaralarında Ne bilir misin? Güller hiç uyanmaz bu vadide Gözlerin düşer aklıma An gelir şavkın vurur yüzüme O zaman vakit ölüm olur Dudağımda Kaçsam yakama yapışır gözlerin… Yılları ve yolları Ödünç aldım Yastığımdaki çukura dolan korkulu geceden Düş düşkünü çocukluğumu Çalmış namlı sevdalılar Üstüne üstlük sensizim Yani gölgesiz dolaşıyorum Artık intiharlarda öldürmez beni Yüreğimde konaklayan hüzünler Senden gelir… Ama sen yine de biriktir gözyaşlarını Belki bir gün Tutuşturur seni bensizlik Belki bir gün sen de bana ağlarsın… Hoyratım benim Şafaklar düşmüş alnına Kırlangıçlar uçmuş koynuna Bak, hala aynı şarkıda irkiliyoruz… Bu aşkın adresi dursun sende Kelepçeli kuşlar Yuva kurmadan gözlerimize Belki geri döneriz Ve geri veririz birbirimize Yitirilmiş ne varsa…. |
Ay Karanlık Maviye/Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine/Rüzgarda asi, Körsem/Senden gayrısına yoksam Bozuksam/Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç/Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille/Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım **** zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım **** zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş Etme gel, Ay karanlık... A.Arif |
Canımın İçi... Ne zamanı bir dakika önce geriye alabirim Ne de geleceğimi bir dakika sonra yaşayabilirim En bildiğim şeyi yapmalıyım; Seni sende bir ömür boyu sevmeliyim.. Ve seni bir ömür boyu yüreğimde nefesim gibi bilmeliyim.. İnce bir çizgi kalbimde sana olan Duygularım; Ne adını koyabiliyorum bu sevdanın Ne de kendime uykusuz gecelerimi sorguluyorum Sadece tek bildiğim şeyi seni canımdan öte seviyorum... Karanlığa inat gözlerindeki ışıklarla bakıyorum geceye.. Aldığım her nefesi senin kalbine adayıp her atışım senin güzel yüreğine.. Rahat uyuyamıyorum senden sonra..uyku tutmuyor umut dolu gözlerimi Alacakaranlıklardan sabah ezanına uzanıyor tüm bedenimin hücreleri Karşımda senin baharımsı düşlerin ve kalbimde büyüttüğüm hasretim.. Artık zamanı durdurmak istiyorum seni avuçlarımdan kaybetmemek için.. Yokluğunda bile senin için bu beden nefes almaya devam edecek Ben seni senin beni sevdiğinden daha çok seviyorum… |
Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Derdini ağlarken yanan bir muma İpek saçları elime ördüm Ve bir kemend gibi taktım boynuma Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Bir damla inciydi kirpiklerinde Aşkın ıstırapla dolu rüyası Bir başka güzellik var kederinde Bir başka güzellik ruhunun yası Bu akşam rüyamda Leyla’yı gördüm Leyla ela gözlü bir çöl ahusu Saçları bahtından daha siyahtır Leyla, Leyla, Leyla... A.H.Tanpınar |
Sana akıyorum, hiçbir şey bu akışı geri çeviremiyor. Çünkü sen her taraftasın. Sağımda, solumda, arkamda, karşımda. Ne yana dönsem, ne yana yol almaya kalksam ulaşılacak her noktada sen duruyorsun. Sana akıyorum, çünkü senin yolunda yürüyorum. Önüme çıkan hiçbir sapak, hiçbir kavşak ilgilendirmiyor beni. Yürümenin en zor olduğu yol bu belki de. Ama tozundan, toprağından, çakılından, çalısından şikayetçi değilim ben bu yolun. Sana ulaşmak için attığım her adımla mutlu oluyorum. Sana akıyorum, çünkü hayatın akışı kadar doğal sana akışım. Doğa, her cinsin yaşayabilmesi için nasıl kurallar koymuşsa, benim yaşamamın da var olmamın da kuralı sensin. Sana akıyorum, çünkü sesin de cismin de kuşatmış durumda beni. Senin kuşatmana karşı savunma yapmıyorum. Kalemin bütün kapıları açık. Yıkıcı bir kuşatma olmadığını biliyorum. Böyle bir teslimiyet rahatsız etmiyor beni. Sana akıyorum, çünkü yüzüne, gözlerine, ellerine baktıkça kendimi görüyorum. Sesine yüklediğin gizli anlamları çözerken hep kendimden bir şey buluyorum. Sana akıyorum, çünkü paylaşacak daha çok şeyimiz var. Bugüne kadar paylaştığımız her şey, daha sonra paylaşacaklarımızın da habercisi. Hayatın herhangi bir yerinde bir çiçeği birlikte tutup, birlikte koklamak, sonra o kokunun bize verdiği hazla sıkı sıkı sarılmak istiyorum sana. Sana akıyorum, çünkü bir insanı tutkuyla, beklentisiz, delice sevmenin ne anlama geldiğini biliyorum. Birini böyle seveceksem, bu sadece sen olmalısın. Sana akıyorum, çünkü seninle yaşamak sonu hiç gelmeyecek bir şölene benziyor. Bu şölenin tadını çıkarıyorum. Böylesine keyifli, böylesine eğlenceli bir şöleni yarıda bırakıp gitmek istemiyorum. Sana akıyorum, çünkü 'hayatın uslanmaz ruhusun' sen. İşte ben bu ruha aşığım aslında. Seninle yenileniyorum, seninle yüreğime çöreklenmiş ne kadar kötülük varsa arınıyorum. Sana akıyorum. Bütün coşkumla... Aşka dair ne varsa benimle birlikte onlar da akıyor sana. Benim gibi coşkun bir denizi aktığı yolu çok iyi bilen bir ırmağa çevirebilecek tek güç sendin. Orada kal. Ayrılma yolumun üzerinden. Sana ulaşamasam da bu yolda olmak bile yeterli bana. |
Seni özlemek Seni özlemek hicbirseye benzemiyor kalbimde atiyor hasretin..ask kalbimi attiriyor.. Sen ortaya cikinca, depreme tutuluyor tüm hücrelerim sen kaybolunca, icimden yapraklar sökülüyor Seni özlemek hicbirseye benzemiyor.. sana olan tutkum ates gibi.. degdigim heryer alev aliyor Yandikca susuyorum sana susadikca ariyorum seni Sevildikce seni düslüyorum.. baska seslerde seni bekliyorum susuzlugum gecmiyor.. Canim kopuyor canimdan..can veremiyor sana hicbirseyim ve banada hicbir sevgi can.. Seni özlemek hicbirseye benzemiyor.. baska sevgilerde sana bakiyorum.. hicbiri beni susatmiyor.. Sen hicbir güne ait degilsin seni hicbir takvim yapragina yazamam hic bir satirin altina tarih atamam.. iste sen ebedi denilen seysin.. Seni özlemek hicbirseye benzemiyor seni sevmek hicbirseye benzemiyor.. Alev Cetin |
Yüzüm hüzün oldu yine Seninleyken sensizlikte Yüreğim öyle acıyor ki Yüreğim öyle kanıyor ki Seninleyim ama sensizim Anlayamadığım Bilemediğim bir sessizlik var içimde Kelimeler tamamlayamıyor Cümleler yetmiyor anlatmaya Bir hüzün var işte Bir hüzün yüreğimde… Yine hüzün düştü kalemime Yine hüzün yazdı yüreğim Yine dilimde aynı şarkı “Bir kalbin içinde ağlıyor aşk” Yüzüm hüzün oldu yine Gülümsemelerim yok oldu Tebessümlerim soldu Bakışlarım donuk Dudaklarımda ise Hala anlatamadığım Hala soramadığım Bir acı… Bir hüzün… Nedenini anlayamadığım bir hüzün.. Yüzüm hüzün oldu yine Seninleyken sensizlikte |
Unutamazsın Unuturum diye yorma kendini Her sevenle beni bir tutamazsın Böyle yurekten severken benı Oyle kolay degıl unuttamazsın Yıllar sonra bırgun senı anarsam Kulakların degıl,kalbın anlasın Ardından bakıp oylece kalan Gözlerımde dolmuş iki damlasın... |
Aşk Korku yakışmıyor aşklara Deli bir cesaretin parıltısı olmalı,aşkın gözlerinde Piramitlere son taşı koyan işçinin ellerindeki ateş gibi olmalı aşk Everest'in zirvesinde açacak kadar çılgın Neruda'yı altüst edecek kadar büyüleyici Ama bir gecekondu delikanlısının Yılmaz Güney düşleri kurduğu bir gecenin sabahında Sevdiğine sunabileceği bir çiçek kadar mütevazi olmalı aşk Dünyayı yerle bir edip,yeniden kuracak kadar güçlü olmalı aşk Ayışığı dinginliği yaşarken Babil'in asma bahçelerinde, Birdenbire Işık hızıyla koşmalı Spartaküs'ün çığlığına Alpaslan ile at sürmeli Malazgirt ovasında Fatih'in cehennem topları gibi dövmeli Bizans surlarını Bir Ulubatlı Hasan yüreği taşımalı aşk Gökgürültüsü gibi konuşmalı aşk,konuştuğunda Tüm mezarları titretmeli suskunluğu Ve genç bir volkan gibi yürüyüp bütün gücüyle saldırarak Ferhat'ın Demirdağ'ını eritmeli aşk Ama Suya inen bir ceylan gibi olmalı aşk Yeni doğan bir kedi yavrusu güzelliğinde İlk meyvesini veren bir elma ağacı sevincinde Temmuz bahçeleri esrikliğinde olmalı aşk Hanımeli kokularıyla başı dönmeli aşkın Ve bin yıllık sevdalarla demlenmiş sıcak bir çay tadında olmalı aşk Okul teneffüslerinde çocuk seslerinde duyulmalı aşk Islak çimenlere çıplak ayaklarla basar gibi Serin bir sabah rüzgarıyla ürpermeli aşk Kör kızıllıklardan alıp güneşi,içine çekmeli aşk Bir gül yaprağı Üstünde Bir çiğ damlası Sepet sepet mutluluk,bağbozumu zamanları Bayramlık ayakkabılarına sarılmış bir çocuk rüyası olmalı aşk Ama korkmamalı asla Bir sunak taşında hançerin inmesini beklerken bile Çelik mavisi olmalı aşk Asırlar var ki, örselendi aşklar Çamurlu Ortaçağ sokaklarına atılıp Engizisyon mahkemelerinde yargılandı aşk Batı Yakası Hikayeleri doğurdu aşk Mecnun oldu kimileri Leylası uğruna Cyrano'da canlandı üçüncü şahsın sevdaları Kızkulesi'ne hapsettiler de aşkı,hiçe saydı ölümü Don Kişot Dulcinea'sını aradı deliliğin sınırlarında Ülkeler savaştı,tarihler yazıldı aşk için Ama hiç bir zaman Korku yoktu gözlerinde aşkın Dimdik yürüdü darağaçlarına Ve öldükçe yeniden doğdu aşk İşte bu yüzden,yiğit olmalı aşk Hiçe sayıp yürürken yasakları bir adım önden gitmeli cesaret Kan olurken bile gözyaşları isyan bayrakları açmalı aşk Ona en çok yakışan budur işte Korkusuz olmalı ve öyle yaşanmalı aşk... Akın Tekin |
Yalan !!... bir acı sözden aldım köhne karanlıkları ama üzgün değilim tüm aydınlıkları sana bıraktım... umutları saldım ağladım... rüyalarını çıkardım rüyalarımdan gecenin bir vakti bütün kapıları çaldım her kapıyı açana senden bir parça bıraktım... yorgunum şimdiler de onurumun ağır yükünü sırtıma yüklediğin ihaneti taşıyorum vargücümle dizlerimi sağlam tutuyorum başımı dik hani ben hiç yıkılmam diyordum ya külliyen yalan !! yıkıklığımdır düşe ve sevdaya sarılan oysa; inatla tutunduğum belki de hep tutunacağım düş de ..............yalan !! sevda da ........yalan !! Ebru Yılmaz |
| Saat: 03:28 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık