MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Nisyan-ı Bâtın 1 Ocak 2009 22:50

TAHİR İLE ZÜHRE

Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte,
Yani yürekte..
Meselâ bir barikatta dövüşerek,
Meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken,
Meselâ denerken damarlarında bir serumu,
Ölmek ayıp olur mu?
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.
Seversin dünyayı doludizgin,
Ama o bunun farkında değildir.
Ayrılmak istemezsin dünyadan
Ama o senden ayrılacak.
Yani sen elmayı seviyorsun diye
Elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık,
Yahut hiç sevmeseydi,
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da,
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil...

Nazım Hikmet Ran


ÖmÜrCeK 1 Ocak 2009 22:55

Sustum!
.............
yüzünle konuşuyorum şimdi!
bir beyaz hayal seriliyor çimenlerime;
papatyalara benziyor...(dönüyor sonra sarışın bir kuş sürüsüne..)
gözlerinde dokunuyorum güzelliğine..
seni özlüyorum anlamıyorsun
tutup öldürüyorum birini (sevgim kanıyor..)
gömüyorum sineme...

sustum!..
............
ellerini tutuyorum şimdi!
başak dolu bir ova nazlanıyor gözümde..
göçüyor harman yerlerine..(rüzgara direnen yaba gibi)
bir inip bir çıkıyorsun gene de,
sen duymuyorsun
samanların arınıyor tenimde
tanelerinde acıkıyorum...
parmaklarını yiyorum kimse görmüyor
benimdir onlar, vermem geriye...

sustum!..
............
saçlarını kokluyorum şimdi
tel tel güller doluyor bahçelerime..
kar mevsimini düşünmüyorum hiç!..(leylekler ağaç tepelerinde)
kim demiş!
doruklar beyaz değil!..beyaz değil işte....
sen görmüyorsun
yazdan kalma güneşle eğiliyorum
kırmızıların solmasın diye.

sustum!...
...........
uzaklığını ölçüyorum şimdi..
mesafeler artıyor içimde..
yollar büklüm büklüm..yollar dikine...(noktam derinleşiyor gitgide)
sen bilmiyorsun
kilometre taşlarını kaç kez saydım dersin...
bir tanesi bile yoktu
kapının önünde...

bir kürek kor ateş bulup
üfledim yüreğime...


arwen 1 Ocak 2009 23:16


Bırak ellerini,sarayım gülüm
Tatlı dillerini,toprağa gömdüm
Seni canımdan çok seveyim dedim
Kara gözlerini,ararsa gönlüm

Kışın duman olur,bizim oralar
Yüreğimse kordur,aşkı yaralar
Seni arıyordur,gökte turnalar
Kara gözlerini,ararsa gönlüm
Bahattin Tonbul


Nephthys 2 Ocak 2009 01:14

İnci Dakikalari
.
Sen bana yeni yilsin her dakika
Her dakika bir yasima daha giriyorum

Sen benim üstüne titredigim güzel ve yeni
Saatim kadar saadetimin gözbebegi zamansin
Ben bin parçaya bölündüm her parçasinda
Her parçasindayim kirkayak sesli boguk arkadasligin
Çalkantisiz Üniversitenin yalnizligin ve aglamanin
Erkek aglar mi diyeceksin
Hayberin kapisi aglar mi erkek aglar mi
Ben yel gibi erkekler aglar diyorum
Bir dakika aglar yilbasi dakikasinda
Daha gözlerimin gerçek yaslari belirmeden
Aglamak diye bir sey yoktur diye bir sey
Yüzme bilmeyen bir uyurgezer yüzer ya
Çürük ve havada asili tahtalar üstünde
Hafif kedi ayaklariyla yürür gerçekten yürür ya
Sen benim aglamami erkekligime
Uyanan ölmeyen yenilenen
Azgin kislar içinde keskin baharlar bulan
Seni bulan yeniden bulan tekrar tekrar bulan erkekligime say

Bütün bir yil bütün bir yasama boyu
Gizli heybelere binbir gece esyasi doldurduguma say

Ben otomobilleri böylesine yankisiz sagir komam
Öyle bir isyan siiri var ki ben onu yakalayacagim
Bu yunan sehrinin düzenini öper ve yalvaririm
Sehrin ölümünü yanlis anlama
Gözleri kör oldu dogrudur ama o kadar
Ve sehrin gözlerini geri verme dakikalaridir bu yilgin çanlar

Senin odan günisigi en güzel müzik bana
Farkliliklar odasi
Giden tren buharlari içinde örümcek agi
Sen güzel örümcek agi yasamakla yasamamak
Dogdugumuz süpheyle öldügümüz süphe arasina gerilmis
Garip bulut farkli müzik güzel örümcek agi

Ben bir yabanci bugunun kokusunu aliyorum
Bu kokuyu aliyorsam onulmaz kiskançlik yaramdandir
Benim garipligime bakma benim kiskançligima bakma benim
Incilerin ilk gerçek ve yeni yorumunu bulur gibi oluyorum
Bu inciler denizlerin en karanlik noktalarinda bile yoktur
Benim ak ve kara kayalar içinde buldugum inciler
Bu inciler sen olmasan bende bile yoktur
Olduklari yerde bile
.
Sezai Karakoç


Nisyan-ı Bâtın 2 Ocak 2009 15:01

Ne zaman eskiyor sevgiler
Ödenen bedellerin acısı geçince mi?

Yağmur yağıyor, mutfak camındayım
Nasıl üşüdüğümü bilemezsin
Menekşelerim çiçek vermiyor artık anne
Söylediğin gibi hep dibinden su verdim ama
Şimdi telefon açsam sana
Sesini duymakta yetmiyor ki
Hep ayni cumleler.Babamlar nasil? Ilacini aldin mi? Nedenini bilmedigim bir aglamak var icimde
Bir yerlere sigdiramiyorum yuregimi
Bazen dalip giderdin mutfakta yemek yaparken, tahta kasikla tencerenin basinda oylece
Ne dusunurdun acaba?
Ozlemek cok fena anne, anlamak seni daha da...
Omuzlarim agriyarak uyaniyorum sabahlari
Benim kizimin omuzlarini ovmasina daha cok var
Gittikce sanami benziyorum ben?
Ya da 'annenin kaderi kiza' dedikleri dogru mu?
'Baban eskitir herseyi kizim, 'demistin bir kez
Anlamamisim meger, eskiyormus annecigim
Omzunu ovacak kalmiyormus meger ayni evin icinde
Şimdi duysan bunlari, ne uzulursun mutsuz mu kizim diye, coktan kendinden vazgecmis bir sesle
Mutsuz degilim de anne, yagmura ve mutfagimdaki kedere care bulamiyorum
Evimi topluyor, toz aliyor, patlican kizartiyor, televizyon seyrediyor, aksam calan kapiyi aciyorum
Actigimi goren olmuyor
Pisirdigim yeniyor da, guzel olmus denmiyor
Cay demleniyor demleniyor, demleniyor...
Kederim mutfagimın her yerine yerlesiyor
Ah nasil eskiyor hersey anne, nasil eskiyor
Eskilerimi de atmaya kiyamiyorum
Seni çok özlüyorum

Bana yasakladığın bahçeler sanada mı uzaktı hep Gidemeyişine ağladın mı sende
Ne zaman eskiyor sevgiler
Ödenen bedellerin acısı geçince mi?
İşte böyle kalbimde bir acı şarkılar seni söyler


İclal Aydın
Yağmur


Nisyan-ı Bâtın 2 Ocak 2009 20:18

Rastgele

sonra bölün iyiden iyiye
dilime pranga demirleyin
kucağıma cansız bebek
dudağıma kimliksiz kadın
yelkenime ağustos ölüsü
ben soyunayım
siz bakın

sonra konuşuruz
ne deseniz düzgün olur
bu mizaç iyi gelir aydınlığa
korkarım ışık kaparsınız
mum üflesek başka
cezası yoktur
düş çalarsınız

sonra sevişiriz
içimizden çıkılmaz
üleşiriz -yarım yalnızlık düşer
gel ki kurulur sabah
kapı önü mayın
tüm mahal patlar
dağılırız

sonra neler olur neler
harikadır günlük gazeteler
yaşamak güzel -ah güzel işte!
sevinmek gerek ebeveyn ölülerine
özlemle kılınır namaz
dirilir mecaz
paylama bilmez musalla, gün böleriz
aydan çıkına otuz
ötesi bebeğe anılardır

sonra bakın bakalım
boş dam kuru sıkı çöker ya
onda dokuzu kaçmaktır yaşamın
babamız vurur vicdan sızlar
anamız doğurur (da kime ne?)
ha siz oluruz ha biz
bekleyelim ne olacak
belki hınzır saadet belki bitli önlük
kimlikleri emsalsiz vücutlar çoğalacak
sonrasını bilmem ne kadar bilmek gerek

ölmek için önce yaşamak gerek...

H.Sürsal


arwen 3 Ocak 2009 00:10

İntihar ettim, boynunu öptüğüm yerde.

Boynunda derin boşluk, dudaklarımı orada kaybettim,
Ellerimin şarkısı, nakaratını terk etti bu sırada
Sen iki büklüm bir kadın gölgesi oldun
Ben aşk kelimesinin bütün harfleriyle seviştim
Senin karanlıklarına sızdığımda
Bir çığlık koptu aramızdan, ben sustum ama
Dağlar, bir çiçeğin gövdesinden damladı kanayarak.


İntihar ettim, boynunu öptüğüm yerde.

Boynun, derin bir şehir çizgisi gibi inceldi,inceldi,inceldi
Gözle görülecek bir düşten kopardım tenini
Tenine, bulutlar sürdüm sonra, soğuk.
Yangın içten bir izdi kimsenin görmediği
Yağmurları ısıttım yalancı dilinde.
Gözlerinin ucu kirlendi
Küllerinden bir ilkbahar bıraktım
Sessiz sedasız.
Ama ben ölürken
Sen idam ağaçları yeşerttin
bütün mevsimlerinde.

İntihar ettim boynunu öptüğüm yerde.
Ve boynundan ayrıldım ilk.


Emrah ÇETİNKAYA


Nisyan-ı Bâtın 3 Ocak 2009 17:34

Ten Susturur Ayazı

Gönül yanlışlarının matem turlarında
Tütsü kokusu sarar sevda esaretlerini

Düşer faslı eftelya serpil umutlara
Köşede afroz keser yekte bıçkını küheylan
Galataya karşı serper umutlarını seher
Derinden bir nağmeye bürünür sevda

Vakit yıldız kaymalarına dem tutuşundayken
Keramet sanar gölge oynaşmalarını haspa

İlk defa gülüştü sabahla rüzgar
Kağıttan helvalar dizildi dünden güne
Döküldü hatıralar Leica öbeklerinden
Ömür enstantanelerinde sarıldı siyahla beyaz
Merdiven aralığına sinik tahayyüller
Suslarında khpe soylu bir geceyi siler
İhtimal vaki insel nağmelerinde tazenin

Aşk yanar kaminetosunda
Düşselinde ten susturur ayazı

I.Ergüney


arwen 4 Ocak 2009 01:31

Dalga dalga üstüme yıkıverdin bu şehri.
Batan güneş bir daha doğmayacak gibi.
Eser kalmadı o eski halimden,
Dilimden düşen her kelime girift,
Ne desem belli ki anlaşılmazım.

Sensiz her anım kahır mı kahır.
Bu gitmeler sana yakışır.

Demek; Veda etmeden gideceksin.
Vay be…
Durma git!
Benim gözümde artık bir hiçsin.

Gün gelir seninde güneşin düşer dağlar ardına.
Tel tel aklar düştükçe saçlarına.
Madem gideceksin, hiç dönüp arkana bakma.
Kim bilir, kaç seven yenik düştü bu inadına.

Bu gidişin anlaşılmaz değil, yakındır anlaşılır.
Böyle gitmeler ancak sana yakışır.

Demek; bir kalemde silip gideceksin.
Vay be…
Durma git!
Benim gözümde artık bir hiçsin.

Hangi acıyı çekemez ki insan, bir acıda sen kat.
Nasıl olsa çok sürmez, bitecek bu hayat.
Yapmadığın şey mi, beni de sil hayatından at.
Kurtulurum belki ağlamaktan, her gece her saat.

Adını anarsam ********im, yıkmaz beni bu dert, bu kahır.
Bu gitmeler ancak sana yakışır.

Demek utanmadan çekip gideceksin.
Vay be…
Durma git!
Benim gözümde artık bir hiçsin.

Ne kadar gözümde büyütmüşüm değmezmişsin.
Bazen aşılmaz karlı dağlar gibiydin.
Bazen içinde kaybolduğum okyanus.
Bu kentin her sokağında, her simada seni arardım.

Zaten yoktun, hiç olmayacaksın, canım yokluğuna da alışır.
Bu gitmeler ancak sana yakışır.

Demek buracıkta bırakıp gideceksin.
Vay be…
Durma git!
Benim gözümde artık bir hiçsin.

Sorarım, hangi acı üstüne mutluluk kurulmuş?
Hangi kin, hangi nefret aşka yakışmış?
Hani aşkı, sevgiyi dokurdun şiirde nakış nakış.
Şimdi benim hayatım son bahar, seninki kara kış.

bil ki ahım gölgen olur peşinde dolaşır.
Bu gitmeler ancak sana yakışır.

Demek yüz üstü bırakıp gideceksin.
Vay be…
Durma git!
Benim gözümde artık bir hiçsin.

şefik aydemir



Nisyan-ı Bâtın 4 Ocak 2009 01:43

Eğer

O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması
mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.

Dayanılması o kadar da zor değildir, büyük ayrılıklar bile,
en güzel yerde başlatılsaydı eğer.

Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer

Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık,
çalınan birinin kalbiyse eğer.

Korkulacak bir yanı yoktur aşkların,
insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.

O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses,
hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.

Daha çabuk unuturdu belki su sızdırmayan sarılmalar,
kara sevdayla sarıp sarmalanmasalardı eğer.

Belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine delice bakmasalardı eğer.

Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de
kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.

Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin,
son sigara yudum yudum paylaşılmasaydı eğer.

Düşlere bile kar yağmazdı hiçbir zaman,
meydan savaşlarında korkular, aşkı ağır yaralamasaydı eğer.

Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman,
beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.

Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla,
tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.

O büyük, o görkemli son, ölüm bile anlamını yitirirdi,
yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.

O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar,
son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.

Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri,
her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.

Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de,
dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.

Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından,
dokunulası ipek ten bir o kadar uzakta olmasaydı eğer.

Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,
sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.

Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine,
kulağına okunacak biri olsaydı eğer.

İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir ayrılık gizlendiğine belki de,
kartvizitinde 'onca ayrılığın birinci dereceden failidir' denmeseydi eğer.

Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar,
ihanetinden onlar da payını almasaydı eğer.

Issızlığa teslim olmazdı sahiller,
Kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.

Sen gittikten sonra yalnız kalacağım.
Yalnız kalmaktan korkmuyorum da,
ya canım ellerini tutmak isterse...

Evet Sevgili,
Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,
kim uzanmak isterdi ince parmaklarına,
mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmiş olmasalardı eğer!!

CAN YÜCEL




ahmed 4 Ocak 2009 12:21

Aşkımı Sulara Bırak



Aşkımı al da sulara bırak
Balıklar dinlesin feryad-ı figanımı.
Ben çekmekten tükendim artık
Dağlara salıver benim ahımı.

Kırk Haramiler düşsün peşine,
Lime lime etsinler
Kimin tasası?..
En güzel günler boşa harcandı,
Ümitler tükendi,
Hayaller bitti!
Kimler ki kimlere peşkeş çekildi,
Kaç nesil boş yere yok oldu gitti!..

Bu sevda eksik,
Bu sevda yarım;
Yaşasam n'olmuş?
Kaç dakka varım?
Birlikte gezdiğim arkadaşlarım
Nereye kayboldu,
Nereye gitti?..

Sulara bırak,
Sulara bırak;
Aşk denilen şey kuru bir heves!
Kaç civan vakitsiz düştü yerlere!
Arıma gidiyor aldığım nefes!



Çetin Özdemir


Nisyan-ı Bâtın 4 Ocak 2009 18:55

ÖYLESİNE SEVMİŞTİM


Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim,onlarda gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı herşeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin
Yıldızları da alsana yanına gökyüzünden
Sevdiğimiz şarkıları da
Pencereme konan yusufçukları da
Bana karanlığı bırak
Beni bırak, beni böyle bırak
Böyle ansızın, böyle yakışıksız
Böyle anlamsız, böyle dağınık
Öyle kapıda susuşun
Öyle sarsak, öyle serkeş, öyle çerkes duruşun
Öyle sağlam, öyle bir de vuruşun
Koy beni sensizliğe
Ve otursun içime kül gibi kor yangının

Şimdi gidiyorsun, git
Hadi git
Hepsi hepsi bir sevda benimkisi, al da git
Hadi kanatma
Hadi yıkma
Hadi dokunma
Zaten ben seni öylesine sevmiştim

Şimdi gidiyorsun, git
Bütün sabahları üşüdüğüm
Bütün gördüğüm senli günlerim,onlarda gitsin
İçimde bir şarkı
Gözümde bir ışık kalmıştı her şeye inat
Kapat gözlerimi, sevdiğim anlar da gitsin


İ.Sadri


toxic91 4 Ocak 2009 19:06

ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM
 
ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYORUM
Ben öğretmen olmak istiyorum.
Ben, şairimin mısralarında dil,
Genç kızımın gergefinde nakış nakış gül,
Aşığımın sazında tel,
Öpülesi bir el olmak istiyorum:
Ben, öğretmen olmak istiyorum…

Ben çaresizliğin filizlendiği yerde ümit,
Korkunun mayalandığı yerde yürek,
Güçsüzlüğün güçlendiği yerde bilek olmak istiyorum:

Ben, öğretmen olmak istiyorum…

Şu öksüz yavruya sımsıcak kucak,
Şu yetim çocuğa yanan bir ocak,
Çorak topraklara yağan yağmur,
Azgın sulara bent,
Mehmet’imin elinde çağlar açan kılıç,
Doktorumun elinde derman saçan neşter,
Mimarımın, mühendisimin elinde pergel, cetvel:
Ben ana, ben baba,
Ben Fatih, ben İbni Sina;
Ben mimar Sinan olmak istiyorum:
Ben öğretmen olmak istiyorum…

Ben, ressamımın elinde fırça, tuvalinde renk,
Bestekârımın en içli şarksında nağme,
Hattatımın, nakkaşımın elinde kalem:
Ben hoca Ali Rıza,
Ben Itri, Leyla hanım,
Ben Karahisari olmak istiyorum.
Ben öğretmen olmak istiyorum…

Ben öğretmen olmak istiyorum
Vatan evladına Türklüğü öğretmek için,
Ben öğretmen olmak istiyorum
İstiklal Marşımı gururla söyletmek için,
Ben öğretmen olmak istiyorum
Milletimi “muasır medeniyet seviyesin” yükseltmek için…
Ben zehirli mantarların
Deve dikenlerinin
Ayrık otların boy attığı verimsiz bir toprak değil
Ben,
Kırlarında elvan elvan çiçeklerin açtığı,
Dağlarında hür kuşların uçtuğu,
Pınarından susayanın içtiği,
Yollarından yiğitlerin geçtiği,
Çiftçisinin başak başak kardeşliği biçtiği
Bir vatan olmak istiyorum:
Ben öğretmen olmak istiyorum…

Ben Hakk’a yönelen alınlarda nur,
Vatan topraklarını çevreleyen sur,
Mehmetçiğin göğsünde “iman”,
Gençliğimin damarında “asil kan”;
Ben zulme eğilmeyen baş,
Ben Türklük için ağlayan gözlerde yaş,
Barışta güvercin savaşta kartal olmak istiyorum.
Ben öğretmen olmak istiyorum…

Ben öğretmen olmasam diyorum…
O zaman kim öğretir güzel Türkçemi
Henüz anne diyen dillere,
Kim öğretir insanlığı, duyguyu genç nesillere,
Kim öğretir büyüğünü saymayı,
Küçüğünü şefkat ile sevmeyi?
Ben öğretmen olmasam diyorum:
O zaman şu körpe fidan
Nasıl öğrenecek sert rüzgârlara göğüs germeyi,
Nasıl öğrenecek, çiçek açıp meyve vermeyi?
Şu gelinlik kızım,
Şu bıyıkları yeni terleyen deli kanlım
Kimden öğrenecek insan gibi sevilmeyi, sevmeyi,
Vatan için, millet için, bayrak için
Göz kırpmadan ölmeyi?

Ben öğretmen olmasam diyorum,
Kim dokuyacak kilimimi, halımı,
Kim işletecek madenimi, fabrikamı,
Kim alıp satacak ürettiğim malımı?

Ben öğretmen olmasam
Kim yazıp okuyacak şiirimi, romanımı;
Kim yazıp okuyacak
Sıladan gurbete, gurbetten sılaya
Hasret taşıyan mektuplarımı?

Ben öğretmen olmalıyım diyorum
Çünkü vatanımı severim.
Çünkü bilirim vatan için ölmesini…
Alnımda şeref tacıdır
Tarihim, Cumhuriyetim, Türklüğüm…
Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
Çünkü heyecan veriyor bana
Şu çeşme, şu kervansaray, şu cami, şu türbe,
Şu davul, şu zurna,
Şu halay, şu horon şu bar, şu zeybek…
Bana heyecan veriyor
Anamın yazmasındaki oya söylediği ninni, ağıt,
Tat alıyorum ekmeğimden, aşımdan
Gurur veriyor bana milli kültürüm…

Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
Çünkü inanıyorum Allah’ıma,
İnanıyorum
“Beşikten mezara kadar oku” diyen “Peygamberime
İnanıyorum “Ne mutlu türküm” diyen Atatürk’üme…

Ben öğretmen olmalıyım diyorum;
Çünkü biliyorum affetmesini,
Biliyorum asil duygularla insanları sevmesini…
Ben olmalıyım diyorum;
Çünkü inkâr etmiyorum tarihimi
Hor görmüyorum geçmişimi,
Atalarım önümde en büyük rehber diyorum.
Çünkü ben özenmiyorum
İnsana, insanlığa saygı duymayan hiçbir fikre,
Çünkü ben bel bağlamadım
Örfüme, âdetime, dinime ters düşen çirkinliklere…

Sen öğretmen olmalısın kardeşim;
Sen namussun, vicdansın, adaletsin…
Sen müspet ilimsin
Sen irfansın, inançsın geleceği aydınlatan…
Sen, buram buram tüten vatan sevgisi,
Sen burcu burcu kokan Türklük duygususun.
Sen öğretmen olmalısın kardeşim,
Sen öğretmen olmalısın…

Biz öğretmen olmalıyız kardeşlerim;
Biz, görmeyenlere göz,
Duymayanlara kulak,
Yürüyemeyenlere ayak olmalıyız…

Biz öğretmen olmalıyız kardeşlerim kızıyla, erkeğiyle
Layık olabilmek için
“Öğretmenler, yeni nesil sizin esriniz olacaktır” diyen
Ulu önder Atatürk’e…

Biz, şairlerimizin mısralarında dil,
Genç kızlarımızın gergeflerinde nakış nakış gül,
Âşıklarımızın sazlarında tel,
Öpülesi bir el olmalıyız:
Biz öğretmen olmalıyız…


H. Nejat SEFERCİOĞLU


toxic91 4 Ocak 2009 19:14

SON MEKTUP
Siz beni hala anlayamadınız…
Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
Hep tutturmuş yıl “1919 Mayıs’ın 19’u” diyorsunuz,
Ve eskimiş sözlerle beni övüyor övüyorsunuz.
Mustafa Kemal’i anlamak bu değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.


Bırakın o altın yaprağı artık…
Bırakın rahat etsin anılarda şehitler…
Siz bana neler yaptınız ondan haber verin.
Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin?
Mustafa Kemal’i anlamak yerinde saymak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Bana Türkiye’yi getirin bir daha,
Uygar uluslarla eşit yeni buluşlardan!
Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı?
Uzaya Türk adını Atatürk kapsülleriyle yazdınız mı?
Mustafa Kemal’i anlamak avunmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Hala o acıklı anılar dudaklarınızda!
Hala oturmuş on kasımlarda bana ağlıyorsunuz.
Uyanın artık diyorum uyanın, uyanın…
Uluslar fethine çıkıyor uzak dünyaların.
Mustafa Kemal’i anlamak göz boyamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Beni seviyorsanız ve eğer anlıyorsanız!
Laboratuarlarda sabahlayın kahvelerde değil:
Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar…
Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar,
Mustafa Kemal’i anlamak ağlamak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Aranızı kapatın istiyorum uygar uluslarla!
Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklukla:
Bu vatan bu canım vatan, sizden çalışmak ister!
Paydos öğrenmeye, paydos avunmaya yeter, yeter
Mustafa Kemal’i anlamak aldatmak değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

Demokrasiyi getirmiştim size özgürlüğü:
Görüyorum ki! Hep aynı yerde hiç ilerlememişsiniz,
Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek gerekir.
Hani köylerde bolluk, hani kaygısız günler;
Mustafa Kemal’i anmak işitmek değil,
Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.


Nisyan-ı Bâtın 4 Ocak 2009 19:37

Yağ yağmur yağ!
Karanlığına, sessizliğine
Sıcaklığına, derinliğine
Yavaş yavaş gecenin.
Erisin sinesinde varlığın,
Güzelliğin, ıslak gözlerin.
Bir serinletici esinti olsun, dolsun içime
Şenlensin bende, benden ötelerde, mânâ evlerim
Açılsın kapıları, derinliğine gecenin, sevgimin.
Yönelsin sessizliğin esrarında ruhuma
Döne döne, mânâ cevherim.
Koyulsun âlemi istikbâle; ruhum -sevgi süvarim-
Vursun sinesinden karanlığı, aydınlık okuyla ellerim.
Unutup, Leylâ’ya sevdalı gönülleri;
Bir devrin sonundaki garipleri,
Tuna sularına tedirgin düşen katreleri,
Ufuklarını resmeden güneşleri,
Sarsın sımsıcak bedenim.
Yükselsin yeşil kubbelerinden;
Dâvûdî sesi âlemin.
Dönsün etrafında yine dünya
Sema âyininde kâinatın


Teselli
Sefa Gümüş




Sedef 21 4 Ocak 2009 19:38

TALİHSİZ

Arzunun bir hayalet sardığı bir geceydi,
Bir geceydi hakikat yalanlara baş eğdi.
Bu gecenin susuzluk mahsulüsün bunu bil.

Kundaksız uzatıldın iğneli beşiğine
Ve böylece Azrail
Istırabı mıhladı küçücük benliğine.

Ecelin kucağında erirken çocukluğun,
Aleme sırdı senin varlığın ve yokluğun.
Hala bilinmez nedir kalbindeki bunalan.

Lambanı yaktılarsa lambanı kendin söndür,
Söndürmekle oyalan,
Gir geceler koynuna,deme yarın gündüzdür,

Belirecek gündüzler sönenlerden yüzsüzdür.


Cahit Sitki Taranci


toxic91 5 Ocak 2009 19:32

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de
korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait
olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem
de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...


Nisyan-ı Bâtın 5 Ocak 2009 21:11

Pamuk İpliği

kendimize döşediğimiz taşlar
görünmeyenin piramidi
başka uygarlıkların saatleriydi kullandığımız
zehirli yıldızlarını tanıdık gökyüzünün
kendimizi bile büyüledik piramidimizin giziyle
petrol kuyusu bütün gün
rasaşane bütün gece

koynumuzdaki tılsımı düşürmedik güne
teslim etmedik kelimeleri
dar boğazlarda,kör geçitlerde,karanlık dönemeçlerde
bozuk para kadar kullandık çarşılarınızı
baktığımız pencereleri kimselere kiralamadık
uğramadık bir harf için bile mürekkebinize
yalvaç olmadan,ermiş olmadan gelip geçtik
karanlık oyların kamusundan
güvendik sessizliğin derinliğine
içimiz bölünse de başkalarına
parçalanmadı kendimize çizdiğimiz yekpare harita
ömrümüzün yolları
kırk yıl,kırk yaş,kırk ikindi
biz her zaman birkaç kişi
hayatımız piramit,ömrümüz pamuk ipliği
bilinse de olur artık bilinmese de...

M.Mungan


ayabakan 5 Ocak 2009 23:22

Zalim Dünya

Kulağına fısıldasın rüzgar sesimi,
Onla gönderiyim son busemi,
Sonra da alayım son nefesimi,
Çekip gideyim bu zalim dünyadan.

Yalan olsun yaşadığımız onca şeyler,
Varsın yüreğimizde kalsın o saniyeler,
Son kez sevmediğini söyle o bana yeter,
Çekip gideyim bu zalim dünyadan.

Kokunla avunurdum sen yokken yanımda,
Görürdüm her gece seni rüyalarımda,
Anladım kastın var senin canımda,
Çekip gideyim bu zalim dünyadan.

Kaderim, yazım meğer senmişsin,
Bilemedim ki beni ne çok sevmişsin,
Geçmis zaman artık benden nefret etmişsin,
Çekip gideyim bu zalim dünyadan.

Kalmasın artık bende bu can,
Sen gittikten sonra canan,
Olayım ben bir duman,
Çekip gideyim bu zalim dünyadan.

Zaman Akıp Gidiyor

Geriye dönüp baktım.
Elimi uzattım, ulaşamadım.
Pişmandım.
Artık çok geç
Zaman alıp götürüyor, acımasızca
Pişmanlığın faydası yok
Geçmişimizde yığılı, özür dilemeler.
Zaman azalıyor.
İçine mutluluk koyabileceğimiz zaman
Ayağımın altında basıp geçtiğim toprak
Üstümde sonsuz gökyüzü, arada ben
ve akıp giden zaman
Dönmek istiyorum başa,
Yeniden başlamak.
Geç kalmışlığın acısı ağır
Yeniden yaşamak istiyorum.
Rolümü yeniden oynamak.


Nisyan-ı Bâtın 6 Ocak 2009 02:38

KAVUŞURSAK BİTERİZ BİZ...

Biz mutlu sonlar katiliyiz.
Kavuşursak biteriz biz.
Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz.
Herkesin bildiği bir aşk,
Herkesin attığı bir imza,
Herkes gibi değiliz biz.
Belki biraz serseri,
Belki biraz deliyiz,
Ama kavuşursak biteriz biz.

Pervane böceğinin mum alevine sevdası,
Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz.
Yanar ama su içmeyiz,
Etrafında döner, ateşle dansederiz.
Bize kimseden zarar gelmez,
Biz zararı ancak kendi kendimize veririz.
Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz.
Biz artık biz değiliz.
Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde,
Ama bedenen kavuşursak biteriz biz.
Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz.
Onu bilir, onu söyleriz,
Kavuşursak biteriz biz.

İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz,
Dokunursak kanar ellerimiz.
Kimselere söylemez gizli gizli severiz,
Ama kavuşursak biteriz biz.

Bir kor var içimizde yanan,
Onu küllendiremeyiz.
Görüşemeyiz, konuşamayız ve sevişemeyiz.
Bir aşk var bizi biz yapan,
Kavuşursak biteriz biz.
Biz herkes gibi değiliz.
İstdeğimiz zaman gelip,
İstediğimizde gidemeyiz.
Kahve içip, gülüp, konuşup, başbaşa yemek yiyemeyiz.
Ne bir filmdeki mutlu son,
Ne de göz yumulacak bir kaçamak değiliz biz.
Sadece özlemle severiz,
Ve kavuşursak biteriz biz.

Sevda iki kişinin birbirine aşkı değil artık.
Artık her aşk her ağızda sakız.
Biz birbirimize aslında her aşıktan daha yakınız.
Belki ayrı şehirlerdeyiz,
Ama her gece aynı mehtapta buluşur,
Yağmur yağarsa, çıkar,
Aynı yağmurun altında ıslanırız.
Bu aşkı ancak biz biliriz.
Şiirleri güvercinlerin kulağına fısıldar,
Mektupları suya yazarız.
Biz belki ayrıyız,
Ama her gün aynı geceyi sabahlarız.
Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz.
Onu bilir onu söyleriz.
Kavuşursak biteriz biz !..

Alıntı.


Nisyan-ı Bâtın 6 Ocak 2009 03:11

YAĞMUR

Aniden bastıran ama hep beklenen
yağmur gibisin.
Su döngüsü gibi yeniden doğuş,
yeniden varoluş.
Odama yağıyor yağmur;
yağmur habersiz!
Dışarda bulut;
bulut habersiz!


Çıplak tenime yapıştı damlaların;
damla habersiz.
Kurak günlerde geldin,
yeşerdim.
Ğüneşim ol ısıt beni,
Yağmurun ol büyüt beni.
Umudum ol yaşat beni...

YANSIMALAR


ener 6 Ocak 2009 10:24

Kendimden yoruldum..
Sürekli maske takmaktan,
İçim kan ağlarken,

İnsanlara gülmekten yoruldum...


Çok sinirliyken bile,
Sakin olma zorunluluğundan yoruldum.
Hüzün çizgileri sarmışken yüzümü,
Gamzelerimi göstermekten yoruldum..
Bağıra bağıra ağlamak isterken,
Gözyaşımı içime akıtmaktan yoruldum.
İçimde deli gibi çağlayan aşk varken..
Dağlara taşlara haykırmak varken
Sesimi içime çekip,
Susmaktan yoruldum..



Gözlerinin mavisinde sana bulanmak isterken
Siyahın esiri olmaktan yoruldum..
Kendimden yoruldum
Hep güçlü olmak ne kadar zordur;
Hep sorumluluk sahibi olmak,
Çocukken genç olmak ,
Gençken olgun olmak
Kimlik değiştmekten yoruldum..
Çabuk tükettim
Umutlarımı
Yarınlarımı
Duygularımı..


Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim
Yine kurulmuş sahne
Başrolde ben
Yardımcı oyuncular ;hüzün, acı maske
Konu;herşeye rağmen mutlu olma sanatı
Ha bide
Oyunun adı var ;Hayat
Gülüyorum yine zorunluluktan..
Bu kaçıncı rol alışım bu filmde
Alışılmış senaryolar bunlar..
Acemi mi sandın beni hayat!!
Ben her gece bu sahnenin müdaviniyim
Hadi bırak mutlu olma tasasını
Yapışmış alnımıza Hayatın kavgası
Düş yakamdan hayat!!!..
Oyunumu oynarım
Sahnemi kapatırım
Ölümdür sonuma yakışan
Bilmezmisin!...
En çok ölülerdir alkışlanan..



ALINTI


Daisy-BT 6 Ocak 2009 11:49

NASIL KIYDIK AŞKIMIZA

İçime sinmiyor bu gidişin korkarım dönüşün olmayacak
ayrılık yaman çıkar korkarım bu defa bizi fena vuracak
kınası silinmeden kefeni biçilen gelin gibi duygularım
daha yedisinde darmadağın uykulardaki sabinin
kabusu gibi korkularım.

Ne olur susma bir şeyler söyle Azrail’in adaşı sensizliğim
Yavuz Sultan Selim´in sözlerinden daha keskin sessizliğin
bak bu gece matemimin birinci doğum günü
sensizliğimin onuncu yıl dönümü,
bitmeyen yaprak dökümü.


Nasılsın gittiğin yerde rahat, bahtiyar mısın?
Yoksa benim gibi saçı siyah, ruhu ihtiyar mısın?
Başını kaldırıp baktığın bulutları yabancımı sanırsın
sende yıkıntılarımıza bakıp
gözlerinle değil yüreğinle mi ağlarsın.

Ne yaptık biz aklımız başımızda mıydı aşkım
nasıl şakağına kurşun sıktık kanına girdik sevdanın,
nasıl katili olduk uğruna düşman kazandığımız
o masum aşkın.

Lokman Kaya



Daisy-BT 6 Ocak 2009 12:23

Senin İçin..

Beklemediğim bir anda hayatıma girdin,
Yaralarımı seninle sarmak isterken,
Sen büsbütün daha kötü yaraladın,
Amaları keşkelerı hıç çıkaramadık hayatımızdan,
Bu sana son şiirim dinle beni,
Sana kanmış,aşkına inanmıştım,
Eger sen senı bu kadar seven bır yureğe git diyorsan

Hiç durma sen gıt,

Şimdi, "bana inat" başka sevda yaşayacağım diyorsun,
Gözümün önünde..
Eger sen senı bu kadar seven bır yureğe bunu yapıyorsan,
Hiç durma sen gıt,


Aşkından öleceğimi biliyorum..
Sen de biliyorsun..

(Alıntı-Değil)


ener 6 Ocak 2009 15:02

Seni İstiyorum

Bir sabah,

gün doğarken

aç perdelerini,

bak sevinçle...

Balkonuna konuyorsa martılar,

Kendini tadılmamış

derin bir hazza bırak.

Dökülsün dudağından

en umutlu şarkılar.

Bil ki; seni istiyorum ! http://www.diyemediklerim.com/images/smilies/newSmiles/smiley9.gif


ALINTI



Nisyan-ı Bâtın 6 Ocak 2009 20:20

Yaprak Dökümü

Sararıp dökülmeden önce kızaran yapraklar ki onlar
Şan verdiler ortalığa bütün bir sonbahar

Mevsim dönüp de yeniden yeşermeğe başlayınca rüzgar
Çıplaklığında o atın yine onlar koşacaklar
O çocuklar
O yapraklar
O şarabi eşkiyalar

Onlar da olmasa benim gayrı kimim var?

C.Yücel


Sedef 21 6 Ocak 2009 20:22

Evlilik mi?


Evlilik mi?
Sanki can atıyorum
Belki de istemeden kaçıyorum
Bak şu an bekarım
Odam karışık olsa da
Aklım berrak huzurluyum
Tencerede lapa olsa aşım
Ne derler bir kaşık aşım kaygısız başım
Düşünmekten bile ürperti duyarım
Korkarım mutlu olamamaktan
Birlikte anlaşmak hayatı paylaşmak
Hataları bazen tartmadan
Hoş görmektir evlilik birlikte
Yürümek gerektir aynı adımla
Sevgiyi eklemeli aşa
Belki de en mutlu neşe
Uyumlu olursa

İlhan Koruyucu


arwen 6 Ocak 2009 23:47

Bir aşk yaşatayım sana
Ne gelmiş ne gelecek
Ne leylanın ne de mecnunun
Hiç bir zaman erişemeyecek

Bir fırsat ver,
Seviliversin O sıcak kalbin
Yıllar yılı gizlediği
O tatlı o sıcak duyguları
Duyuversin

Özlemle sevebileyim seni
En içten duygularla
Arzuların ötesindeki duyguları
Yaşatayım

Aşkımızın verdiği heyecanla
Öpüşelim seninle
Doyasıya, bıkmadan, defalarca
Yaşayalım seninle bu fani dünyada
Sevginin ne demek olduğunu anlayalım
Sevelim sevilelim yarın ki cenneti
Bugün seninle yaşayalım

Bitiversin tek başımıza
Yaşadığımız bu azap
Yıllar yılı özlemini çektiğimiz
O tatlı duyguları
Beraber yaşayalım...
Enis Özel


Daisy-BT 7 Ocak 2009 00:09

O Kız Benim..

Ben acıların yazarıyım,
Dertlerın anasıyım,
Haklısın aramızda daglar var,
Denızler var,ucurumlar var,
Senın sevdaların uc gunluk masal,
Benım sevdalarım sonsuza kadar,
Elma sekerımı sandın askı,
Ne sıırın sıır,ne sarkın sarkı,
Hele bır kırılsın felegın carkı,
Iste ben o zaman gorurum senı,
Hala tahta masalara yazıyorsa senı,
Arıyorsam ısmını kıtap sayfalarında,
Demlıyorsam cayla cay karası gozlerını,
Bılkı bu senı delıkanlıca sevdıgımden,
Varsın dag gıbı buyusun hasretın,
Varsın da degmesın ellerım ellerıne bır daha,
Hatırla bır kız dıyordun omur boyu sevsın benı,
Iste o delı,ıste o cılgın,ıste o kız BENIM.,
ÇÜNKÜ BEN AŞKI ÖLÜMSÜZ BİLENLERDENİM.....


( Alıntı )


Nisyan-ı Bâtın 7 Ocak 2009 01:14

Yağmur Gibi Usulca

Yıldızlar tanığım,dün gece uyuyamadım
Sarılıp resmine ağladım,çok ağladım
Sokaklar ıslandı içimi tutamadım
Eski bir şarkının sözleriyle ağladım
Yağmur gibi usulca ağladım,ağladım

Aşkımı işledim gecenin karasına
Hasreti dişledim kalbimin yarasında
Hep onu düşledim güllerin arasında
O yaz güllerinin,güzleriyle ağladım
Yağmur gibi usulca ağladım,ağladım

Gelişi,gülüşü,sarılışı başkaydı
Bütün yeminleri mutluluğa,aşkaydı
Sanki gökyüzünden mavi bir yıldız kaydı
Bakışlarımda kalan Yalnızım izleriyle ağladım
Yağmur gibi usulca ağladım,ağladım

Gizlisiz,saklısız,kimseden utanmadan
Sokak lambasının tam dibinde ağladım
Islandı geçerken iki sarhoş yanımdan
Kırılmış,darılmış gözleriyle ağladım
Yağmur gibi usulca ağladım,ağladım


Faika Sarp


Daisy-BT 7 Ocak 2009 01:27

YOKLUĞUN VAR YA

Ölenin adresi bellidir
toprağına dokunursun, konuşursun,
sesini duyurursun.
Ya giden nerdedir, ne yapar bilemezsin
onu iki dünyada da bulamazsın,
yokluğundan başka hava soluyamazsın...

Tuz tadını,
şeker adını yitirmiş,
su saflığını
geceler gündüze ilişmiş,
bütün duvarlar aynı
soğuk yüzünü sakınmıyor,
adı gibi duvar işte
ne dersem aldırmıyor
kaç çığlığıma direndi...

Toprak otlara can değil ki
çiçekleri hiç aramasın
o papatyanın göbeği gözlerin...

Yıllarca anlattıkların asırlara taşıyor
sözlerinin harfleri milyon sayıda
gökyüzünden üstüme dökülüyor,
her biri kurşun tanesi
kalabalık kentte tek hedef benim
hiç kimse farkında değil
kan içinde yaralı gezdiğimin...

Yokluğun var ya...
senin akla ziyan, bela yokluğun var ya...
her şeyi ters düz eden yokluğun var ya...

Güneş dünyayı terk etmiş,
ay peşinden gitmiş,
yıldızlar yere düşmüş,
yağmur toprağa küsmüş,
bebeklerin benzi solmuş,
yeni gelinler dul olmuş,
çığlığın bademcikleri alınmış,
dağlar heybetini yitirmiş,
tümseklerin şaklabanı olmuş koca dağlar
her ne oluyorsa
vallahi senin yokluğundan oluyor.

Yokluğun var ya...
senin akla ziyan, bela yokluğun var ya...
her şeyi ters düz eden yokluğun var ya...
limiti dolmuş hastaneler,
kifayetsiz cümleler,
Mavihüzün’ün şiirleri iç karartıyor,
iki metre boyunda cüceler,
her şey saçma, her şey anlamsız
akıllara ziyan geliyor,
tıka basa tımarhaneler
Mazhar Osman’ı arıyor
ziftlenmiş zavallı zihinler.

Aşk a kilitli bütün kalpler
sevda virüsü saldırıda
salgın kenti aşmış
dünyaya yayılmakta...

Sevdalıları imha ediyor askerler
salgın bulaşıcı
aşıkların sayıları arttıkça
yok olacak evren,
satılık aşklar sahibinden devren
ama alan yok.
´´ nasıl aşık olunmaz´´
dersleri veriliyor
kenar, köşe, her bir adım kalpte.

Her şey şer, her şey saçma
anlamsız, mantıksız.
her ne oluyorsa
vallahi senin yokluğundan oluyor.

Yokluğun var ya...
dermanı dermansız yapan yokluğun,
yokluğun açlık,
yokluğun soğuk,
yalınayak yetimin gözyaşı yokluğun...

Yokluğun var ya...
öksüze atılan şamar,
yetimden esirgenen sevgi,
kelime-i şahadet için saklanmış
son nefesi çalan adi hırsız yokluğun...
bakire kalpleri dul eden virüs yokluğun
dünyamı metrekareye sığdıran
mercek yokluğun...

Yetmez! daha anlatayım mı?
Yokluğun var ya...
tat alma duyumu bozan,
dünyayı gözümde kıyamet kılan
yokluğun var ya...
yaşarken ölümle metres kalmak,
ölememek sürünmek,ziyan olmak,harcanmak yokluğun.

Hiç bir zaman terk edişini
hazmedemez bu yürek
metresimle nikah kıyana dek
peşimi bırakmaz yokluğun.
Yokluğun yokluk, yokluğun açlık,
kanatsız kuş yokluğun,
sinsice katlettiğin
aşkımın çığlığı yokluğun.

Yokluğun var ya...
sırat köprüsünden geçmeye bir adım kala
uçurumdan düşmek yokluğun
yokluğun boşluk, huzursuzluk,
bir lokma ekmeği boğazıma dizen
zehir zıkkım,
akla zeval yokluğun...

Senin yokluğun var ya......



Nisyan-ı Bâtın 7 Ocak 2009 17:48

Hüzün gülümseyişlerimde sevdadır dokunamadığım!
Bakamamaktır gözlerine sevgilinin,
Duymamaktır toprağın sesini,
Bilememektir belkide hüzün,bilinsede her şey!
Hüzün evimizin çatlak duvarından içeriye giren üşümektir!

Hüzün hiç bir zaman hiç kimseye anlatamadığımdır,
Yüregini ortaya koymaktır benim ülkemde hüzün
Bulut bulut dolaşıp kaybolmaktır birden bire gölgesiz!

Hüzün üşümektir temmuzunda güneşe inat!
Deniz olsanda ıslanamamaktır,
Özgür olsanda koşamamaktır,
Dalgasız kalmaktır limanı olmayan günlere!

Hüzün Özgür olmaktır bazen
Olamamaktır birde,
Olmamış gibi çaresizliktir
Nerde diye sormaktır hüzün!

Dilsiz olmaktır belkide hüzün
İzlemektir kör olsanda gideni ardından!
Hüzün Özgür gülümsemelerin en güzel rengine bakıp
Siyah beyaz kalmaktır!

Hüzün dudaklarındaki ter damlasına dokunamamaktır!
Yüregi yanmak,kül olmaktır hüzün,
Külünden yine yangınlara koşmaktır!
Uzun bir yolun sonundaki yolsuzlukla karşılaşmaktır belkide Hüzün
Kocaman bir boşluğa sarılmaktır!

Susmaktır Hüzün çığlık çığlığa!

S u s t u n!
S u s t u m!
S U S T U K!

Deniz Ekrem


Daisy-BT 7 Ocak 2009 23:17

Şarkılardan Şiirler Dinlediniz

uykularımı bölen ayyaş yalnızlık işkence
ayık sözler kimsede yok vefa kalmamış bence
dostlar arıyorum şişede bazen de kadehte
elveda meyhaneci artık kalamıyorum bir başkayım bu akşam sarhoş olamıyorum
*
çile olurken sana yumak yumak sarılmıştım
ah be mavi gülüm diz çöküp az mı yalvarmıştım
açılmayan bir top olmuş düğümlerde kalmıştım
çözmek elimde değil kendimi senden kadın
*
kesin yangınlar oldu deyip bekledim sönmeni
yüzüme sürüp gittin çatık kaşlı gözlerini
unutmadım çekip giderken ki o sözlerini
aşiyan yollarından seslensem duyar mısın
*
körfezin gel git lerinde yosunlarla çürüdüm
kime baksam sensin şiirlerde güldüm süründüm
İzmir de sokak yol kalmadı gölgenle yürüdüm
Bu ne sevgi ahh bu ne ıstırap zavallı yüreğim ne kadar harap
*
bil ki şair sen zamanın gerisinde kalmışsın
yazık sana şiir yazmakla nereye varmışsın
görsen her şey para oldu kendini aldatmışsın
rüyadır beklide bütün ümitler aşk masalından şarkılar söyler
*
seni arıyorum para pul şöhret asla değil
yüreğimde başkası yok ki ona olsun mehil
gör hayale döndüm dışım serseri içim asil
gözlerinin içine başka hayal girmesin
*
elim boş teslim oldum duy imdat diyen sesimi
gitti kıblem uzaklara kaybettim adresimi
onu düşlerken kimse tutmaz titreyen elimi
aşk gibi sevda gibi huysuz ve tatlı kadın
*
gel unut geri aldım sözlerimi nazlı kuşum
şiirler genelde hakemdir bu kadar yok suçum
af çıkar mı senden son demimdeyim budur durum
ömrümüzün son demi son baharıdır artık
*
tüm palmiyeleri saydım arşınlarken İzmiri
aslında tüm niyetim senle koşmaktı eküri
hiçbir sokak sana çıkmıyor bıraktın dertleri
talihin elinde oyuncak oldum kader böyle imiş buymuş alın yazım

Serdar San



ahmed 7 Ocak 2009 23:18

Dursun Bu Gözyaşları Ağlamasın Coçuklar



yeter artık dursun bu gözyaşları ağlamasın cocuklar
bu masumların negünahı var
nasıl kıydınız günahsız bebelere
onlarında bu dünya'da yaşamaya hakları var

bu feryadlar,ağıtlar dinsin
birazcık elleriniz yüreklerinize gitsin
dinleyin bu feryadları
icinizden birisi bu feryadlara ses versin

yeter artık dursun bu gözyaşları,ağlamasın coçuklar
onların özgürce yaşamaya hakları var
bu dünya hepimize yeter
bitsin bu gözyaşları vede keder.

Gökçe Demir


Nisyan-ı Bâtın 7 Ocak 2009 23:21

Ayna

Firuze bir efsane, hayat denen sonsuz güz
Aynada doğarız biz, aynaya gömülürüz

Kırılgan âlemlerde hayaller ışınlanır
Aldanır düş kurarız: aynalar kurşunlanır

Mecnûn’un sevdasıyla saydamlaşır kızgın kum
Suret suret içinde, aynada bin uçurum

Ayna mecaz-serencam, sırattan ince sanat
"Rindin bize tan vakti eriştirdiği feryat!"

Semada hikmet burcu, bulut ebrusu nakış
Lisan-i hafî ile eşyaya sırrî bakış

Ayna aynaya gurbet, ayna aynaya zulüm
Aynada nûr âyini, şeb-i arus ve ölüm

Ne varsa mâsivâda ayna içinde esir
Aynada gül yangını, ayna küskün, münkesir

Sihirli gündönümü, esrarengiz nev-edâ
Ayna bir ayrılıştır, buruk, hüzünlü vedâ

Firuze bir efsane, hayat denen sonsuz güz
Aynada doğarız biz, aynaya gömülürüz.


Nisyan-ı Bâtın 7 Ocak 2009 23:35

Aşkımıza ödül diye
Yüreğimde taş bıraktın
Gidiyorken imza diye
Gözlerimde yaş bıraktın

Hayatımda ne tat ne tuz
Sensiz odam buz kesti buz
Gecelerim hep uykusuz
Sol yanımı boş bıraktın

Mutlu musun oralarda
Olamadık bir arada
Sen gideli buralarda
Boynu bükük baş bıraktın

Neden bitti niye küstük
Diken oldu yatak yastık
Sen gideli yüzü asık
İki çatık kaş bıraktın

Günüm kara gecem kara
Mahkum ettin dört duvara
Kavuşmadan ilkbahara
Dört mevsimi kış bıraktın..

Boş Bıraktın
A.S.İlkan


zade 8 Ocak 2009 00:38

Yaşananlara, yaptıklarına, acıttıklarına, kanattıklarına yanıyor.. İsyana aşeriyor dilim bu gece..
Susuşlara, bitişlere, var olamayışlara çığlık atıyor..

İsyana aşeriyor gözlerim bu gece..
Dökülen yaşlarına, göremediği mutluluk tablolarına, gidişlere, yol ayrımlarına ağlıyor..


Biraz daha büyüdüm bu gece..!

Yüzüme her gülenin dost olmadığını bir kez daha anladım..
Çok radikal kararlar aldım mesela..
Teoride olan düşüncelerimi pratiğe geçirmeye karar verdim..

Yanlı taraflarımı attım bu gece..
Senin bana hiç olamadığın kadar öznel olup geldim yanına..
Sahte sözlerden etkilenmeden aldım seni sol yanıma..

Kendi dünyamı tanıdım bu gece..
Sen olmayınca yıkılacak kadar küçük olmadığını anladım.. Sen olmasanda sevdamı yaşatabileceğimi anladım..
Senin yaptığın gibi başkalarıyla değil, kendimle paylaşarak yaşar bu sevda..
Dilimde değil, yüreğimde yaşar..
Ulu orta her yerde paylaşacak kadar onursuz olmadı benim sevdam.. Bu kadar düşmedi yerlere.. Milletin ağzına sakız olacak kadar alçalmadı.. Tanığımı sandığım insanların ütopyaları ile kirlenmedi..

Senin yaptığını yapmadım mesela..!
Sevdiğime laf söylettirmedim..
Sende hiç var olamayan bende ise yok olamayan "biz" i harcatmadım bozuk para niyetine..
Korudum, kolladım aşkı.. Kadrim, kıymetim bilinmedi diye pes etmedim, Sonuna kadar savaştım..

Var olduğunu sandığım "biz" i kurtarmak adına engin denizlerde kulaç attım..
Boş yere çırpındı yüreğim, yok yere tuttu nefesini..
Benim susmayan kalemim, seninse boş konuşan dilin en mutsuzundan bir son yazmış bile bizim için..
Şimdi ; nokta (.) koymak düşer bize..
Hadi! İndim ben sahneden.. Çektim elimi ayağımı...
Noktayı sen koy, perdeyi sen çek 'de, yine alkışlasınlar 'seni' . . . !




Nephthys 8 Ocak 2009 09:25

Ağır Yaralı

Beni ta kalbimden vurdu gidişin
Bütün umutlarım ağır yaralı
Aklımdan çıkmıyor veda edişin
Büyün duygularım ağır yaralı

Dünyayı başıma yıkmışcasına
Bağrıma kurşunlar sıkmışcasına
Sanki bir savaştan çıkmışcasına
Bütün anılarım ağır yaralı

Aşkımız verirken en son nefesi
Yıkıldı gönlümün sevda kalesi
Sırtımda sanki bir bıçak darbesi
Bütün anılarım ağır yaralı

Ayrılıp gidecek söyle ne vardı?
Sonunda aşk değil gurur kazandı
Artık mutluluğum dünlerde kaldı
Bütün yarınlarım ağır yaralı! ...



Ahmet Selçuk İlkan


ahmed 8 Ocak 2009 23:38

Sahipsiz....



Şimdi çığlık atıyor trenler
Seni benden kaçırıyorlar
Zafer nameleri olsa gerek
Üstüne kuruldukları raylarından

Biraz soğuk, biraz nemli
Ellerim soğuk...
Uzaklaşmaktalar ellerinden
Gözlerim nemli...
Yokluğun fazlasıyla hüzün

Sarhoşum sabahın bu vakti
İnsanlar kol kola gibi yürümekte
Rampalar yokuşlu gibi
Caddeler daralmış sanki
Dünyayı değişik gösterirmiş ayrılık
Baş aşağı bakmak gibi birazda
Kaçtım kendime yine
Sarılmaya, sığınmaya, avunmaya
Artık dayanılmaz bu bekleyiş
Sabır bile çaresiz
Nefesim tükenmekte çığlıklarından
Seni benden almakta zaman
Bekleyiş böyleymiş
Karanlığa düğüm olurmuş zaman
Sen gidiyorsun sabahın bu vakti
Aslında gidiyorum ben de senden
Bilirim kalmaz bunlar yanına
Adalet...
Bulur elbet sonsuzluğumdan
Sarar sancısıyla
Çıplak elleriyle yapışır boğazına
Gözyaşlarınla boğulursun
Beni terk ettiğin
Yalnızlığına


Kağan Türkay


Daisy-BT 8 Ocak 2009 23:55

Seviyorum seni birtanem
Bak korkmuyorum artık
Ne dünden ne yarından,
Susmuyorum artık
Ne seninle nede sensiz kaldığımda...
Söylüyorum işte dinle
Seviyorum sviyorum seni!
Bakınca gözlerine
Bir içten gülüş görünce yüzünde
Hadi korkma
Sende söyle,
Seviyorum seni de,
De ki serayim gözlerindeki yıldızları ayağına.
Ve benim olsun içlerinden
En güzeli en uzağı...
Ulaşamayacağımı sandığım o yıldızı
Sen ver bana koparıp ellerinle
Bekletme yarını
Bekletme akşamı
Hadi topla bir demet kırçiçeği
Gel yanağıma ser.
Bizim olsun yarınlar
Bizim olsun akşamlar...
Biz dediğin anda başlar hayat
Biz
Yani sen ve ben!
Söyleyebilir misin bunu
O korkunç yalnız gecelerde haykırarak
Çıkar mısın bir sabah karşıma ?
Uzatır mısın ellerini bakarak gözlerime
Ve söyleyebilir misin
Seni seviyorum diye

(Bitanem34'ün Space'inden Alıntı )



Nisyan-ı Bâtın 9 Ocak 2009 01:28

Bugün DegiL Yarin Gibi Bir ‘Sey’sin Sen

Payıma düşen her şeyi erteledim.
Ama erteleyemediğim bir şey vardı, sana benziyordu.

Ne dün, ne bugün, ne de yarin…
Hangi gün kavusur elim sana?
Hangi gün gözlerin gözlerime deger?
Hangi gün ellerin yüzüme dokunur?
Hangi gün kokunu içime çekerim?
Hangi gün yani basimda nefesini hissederim?
Bugün’mü?
Hayir!
Yarin’mi?
Hayir!
Bir gün, Bir ‘yarin’…

Adina ask diyorlar, gelecek diyorlar , Bana Yetmiyor !!
Her şarkımda sana bir adım daha yaklaşmak istiyorum.
Bir başka dilden seviyorum, kırmızıdan daha uzundur…

Yüregimin en güzel yerini alanla,
Gün geçtikce canimin parçasi olup gidenle,
Herseye ragmen yüzümdeki tebessümümün nedeni ile,
Hayallerimin,
Umutlarimin,
Yarinlarimin tek sahibi ile,
Mucizem’le,
Hasretim’le,
Sebebim’le,
Bekledigim’le,
Bir gün kavusacagimi Iyi bilirim

Ve ben:
bir kentin ortasında
çığlık çığlığa bağırarak tek başına kalsam da yine seviyorum seni.
Ve sen:
Uzaksin, Yakinsin, Özlenensin, Ama Bugün DegiL Yarin Gibi Bir ‘Sey’sin Sen


Alıntı.


Daisy-BT 9 Ocak 2009 01:31

Affet beni sevgili,
Bilemedim. Bilemedim kırgınlığını, kırılganlığını,
Eylül çiçekleri gibi nazendeliğini,
Sözlerim keskin kılıç, kesip atacağını bilemedim.
Affet sevgili,
Bilemedim tutulacağımı sana, seni özleyeceğimi bu kadar.
Sesini duymak, iki satır beklemek, hissetmek seni,
Bilmezdim isteyeceğimi bu kadar, bilemedim.
Affet sevgili,
Bir eylül daha geçmesin böyle,
''Beni affet'' dersem
..........affedermisin

( Alıntı- x2MiZx den )


Daisy-BT 9 Ocak 2009 01:47

YABANCI!

Yabancı! Bir gün beni sevebilir misin?
Sana ellerimi uzattığımda
Avuçlarına alıp Sımsıcak nefesinle
Küçücük bir öpücük
Kondurur musun ellerime,
Yüreğinde bana yer verir misin?
Başımı omzuna koyduğumda,
Okşar mısın saçlarımı ılık nefesinle,
Fısıldar mısın kulağıma sevgini,
Küçücük bir öpücük
Kondurur musun dudaklarıma,
Gözlerime bakar mısın sevgiyle,
Benimle ağlar benimle güler misin?
Beni sev yabancı!
Dalgaların kayaları sevmesi gibi...
Hoyrat rüzgârın ağaçları,
Kızgın güneşin toprağı,
Yağmurun bitkileri sevmesi gibi.
Sen de beni, delicesine sev yabancı!

( Alıntı- Yabancı'dan )


Daisy-BT 9 Ocak 2009 02:07

KANATLARINDA KALDI BAHAR

Ateşten Bir Damla Gibi
Döksek Dünyayı Yeniden
Bayrak Çekilir Gönlümüze.
Yetmişiki Yazında Yavrum,
Üç Günde Dağılıp Giden
Kuş Sürülerinin
Kanatlarında Kaldı Bahar.

Senden Ve Sevdamdan Uzak
Hasret Bu Yavrucağım
Yedi Kat Yerden Geliyor
Sıcak Selamın.
Yetmişiki Yazında Yavrum,
Üç Günde Dağılıp Giden
Kuş Sürülerinin
Kanatlarında Kaldı Bahar.

( KanatlarındaKaldıBahar'dan )


Nisyan-ı Bâtın 9 Ocak 2009 21:29

Ayrılık Sevdaya Dahil
Acilmis sarmasik gulleri kokulariyla baygin
En gorkemli saatinde yildiz alacasinin
Gizli bir yilan gibi yuvarlanmis icimde kader
Uzak bir telefonda aglayan yagmurlu genc kadin
Ruzgar uzak karanliklara surmus yildizlari
Mor kivilcimlar geciyor daginik yalnizligimdan
Onu cok ariyorum onu cok ariyorum
Heryerimde vucudumun agir yanik sizilari
Bir yerlere yildirim dusuyorum
Ayriligimizi hisettigim an demirler eriyor hirsimdan
Ay isigina batmis karabiber agaclari gumus tozu
Gecenin irmaginda yuzuyor zambaklar yaseminler unutulmus
Tedirgin gulumser
Cunku ayrilik da sevdaya dahil cunku ayrilanlar hala sevgili
Hic bir ani tek basina yasayamazlar
Her an otekisiyle birlikte hersey onunla ilgili
Telasli karanlikta yumusak yarasalar
Gittikce genisliyen yakilmis ot kokusu
Yildizlar inanilmiyacak bir irilikte
Yansimalar tutmus butun sahili
Cunku ayrilmanin da vahsi bir tadi var
Oyle vahsi bir tad ki dayanilir gibi degil
Cunku ayriliklar da sevdaya dahil
Cunku ayrilanlar hala sevgili
Yanlizlik hizla alcalan bulutlar karanlik bir agirlik
Hava agir toprak agir yaprak agir
Su tozlari yagiyor ustumuze
Ozgurlugumuz yoksa yalnizligimiz midir
Eflatuna calar puslu lacivert bir sis kusatti ormani
Karanlik coktu denize
Yanlizlik cakmak tasi gibi sert elmas gibi keskin
Ne yanina donsen bir yerin kesilir fena kan kaybedersin
Kapini bir calan olmadi mi hele elini bir tutan
Bilekleri bembeyaz kugu boynu parmaklari uzun ve ince
Simsicak bakislari suc ortagi kacamak gulusleri gizlice
Yalnizlarin en buyuk sorunu tek basina ozgurluk ne ise yarayacak
Bir turlu cozemedikleri bu olu bir gezegenin soguk tenhaligina
Benzemesin diye ozgurluk mutlaka paylasilacak suc ortagi bir sevgiliyle
Sanmistik ki ikimiz yeryuzunde ancak birbirimiz icin variz
Ikimiz sanmistik ki tek kisilik bir yalnizliga bile rahatca sigariz
Hic yanilmamisiz her an dusup dusup kristal bir bardak gibi
Tuz parca kirilsak da hala icimizde o yanardag agzi
Hala kipkizil gulumseyen sanki atesten bir tebessum zehir zemberek aşkımız


A.İlhan


zade 9 Ocak 2009 21:45

Çağır beni, çağırda büyüsün içimde biriktirdiğim bütün yalnızlıklarım! Adım adım büyür yalnızlık, yürüdükçe devasallaşır kimsesizlik!
Dur!Ne olur Sende gitme!
Yalnızlığın üzerime yüklediği bu sessizlik artık beni boğuyor.

Buradayım baksana karanlığın tam ortasında.
N'olur artık gitme. Sana çok ihtiyacım var.
Kurtulmak istiyorum ama koşamıyorum.Çaresizlik öyle bir bulaşmışki bu sokaklara takılıp düşüyorum.
Off.. bu kadar mı zor sen, bu kadar mı zor sensizlik!! Canım o kadar çok acıyor ki.. Artık bağırmak istiyorum sesimin yettiğince.
Bağıra bağıra ağlamak ve haykırmak istiyorum "Anla artık anla!! seni seviyorum" diye.

Ama olmuyor işte. Ve yine o şarkı başlıyor bir uğultu misali;
"gitme nolur gitme itirazlar elimde değil
yalnızım yalnızız yalnızlıklar elimde değil
düşerken son birkez yalana benimsin benim
yalansan yalanı severim elimde değil.."


Biliyormusun.....

"Seyirci kaldıysam bu yürek yangınlarına..Her yıla bir nefes tutar oldum..
Arta kalan küllerden..Kurşuni sevdalara bir adım var..

Lakin..
Yüreğime adım geçmiyor..
Ömür defterimden hüzün yapraklarını yırttım..

Ama..

Yüreğine adı'mı astım.."


ener 9 Ocak 2009 22:34

ÇOK SEVDİM BİR ZAMANLAR, SEVİYORUM YİNE

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Alıp başımı gitmeyi yollar boyunca
Seyretmek bir bozkır akşamını camından bir otobüsün
Masal şehirlerini geçerken hızla

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Ürpertili, sımsıcak tenini kadınların
Salmak serin sulara gövdemi
Düşüp gitmek ardına şiirin ve aşkın

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Varolduğumu düşünmeyi, ürpererek...
Karanlık bir odada küçük bir çocuk gibi
Yağmurdan ve yalnızlıktan ürkek

Çok sevdim birzamanlar, seviyorum yine de
Düşüncemi geniş ve sonsuz olanla birleştirmeyi
Hırçın ve ele geçmezce atılgan
Uysal ve usulcacık benim olan şeyi...

Çok sevdim bir zamanlar, seviyorum yine de
Ve hep seveceğim beynim ve tenim varoldukca bu dünyada
Pırıl pırıl olanı, her zaman bir güz diriliğinde
Değişmez ve değişken olanı sonsuzca.




http://www.siiristan.com/resimli_siirler/images/kadin06/bar.jpg

Ataol Behramoğlu


Daisy-BT 10 Ocak 2009 00:19

Özledim seni...
Saatlerin gece yarısını çoktan vurup geçtiği, yarına başladığımız dakikalar...
ben seni özledim.
Adımı kulağıma hiç fısıldamadın.
Bana beni sevdiğini de hiç söylemedin ki...
elimi hiç tuttun mu?
ya da gözlerimiz birleştimi?
Radyoda, bir sonra çalacak şarkıyı bana tutup, sözlerini beğenmediğinde, "bundan sonraki şarkı bizim olsun" filan dedin mi?

ya ben...
seni düşünüp, senin içinde olduğun...o uykusuzluk girdabında, zorla rüyalara akışımda seni görmek için çırpınıp, ama senden başka herkesi gördüğüm rüyalarımda...

boşver...

bazen elele yaşanmaz sevdalar
gözlerde buluşulmaz...
saat geçmiş... ya da sabahmış...
bilemezsin.
Sen bir yerlerdesindir
ben başka yerlerde...
ben şiirler okurum sevdalar üzerine
sen...
gözlerinde mahmur bakışlar, ve aklında ben olmaksızın, yarının telaşıyla...
ama...
bilemem ki...

Biz bir şeyleri yaşamak isterken ne çok yaşanacakları kaçırdık farkında mısın?
seni seviyorum`la başlayan cümleleri kaçırdık önce
kaçtık...
severken sevmekten
kaçtık esir olmaktan aslında esirken sevgiye...
bile bile.
sonra birbirimiz için söylediğimiz şarkıları kaçırdık
ve
ellerimizi kaçırdık birbirimizden
ve gözlerimizi kaçırdık
başka başka yerlere bakarken, aslında birbirimize bakarken...
Yaşamaktan korktuğumuz dakikaları kaçırdık.

Şimdi sen yoksun
ve ben olabildiğimce özgür, olabildiğimce masum
seni yazıyorum suya...

Seni seviyorum
sen bana hiç söylemedin ama
ben suya bakıyorum ve...

seni
görüyorum...

Bitanem34 ün Space'inden alıntı



Daisy-BT 10 Ocak 2009 00:38

SevGiliye...


Uykuların kaçar geceleri, bir türlü sabah olmayı bilmez.
Dikilir gözlerin tavanda bir noktaya, Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık.
Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık. Onun unutamadığın hayali, Sigaradan derin bir nefes çekmişçesine dolar içine. Kapanır yatağına çaresizliğine ağlarsın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın aslında her şeyin boş olduğunu. Şerefin, faziletin, iyiliğin, güzelliğin. Gün gelir de sesini bir kerecik duyabilmek için, Vurursun başını soğuk taş duvarlara. Büyür gitgide incinmişliğin kırılmışlığın. Duyarsın, Ta derinden acısını, çaresiz kalmışlığın.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın ne işe yaradığını ellerinin. Niçin yaratıldığını. Bu iğrenç dünyaya neden geldiğini. Uzun uzun seyredersin aynalarda güzelliğini. Boşuna geçip giden günlerine yanarsın. Dolar gözlerin, için burkulur.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın tadını sevilen dudakların. Sevilen gözlerin erişilmezliğini. O hiç beklenmeyen saat geldi mi? Düşer saçların önüne, ama bembeyaz. Uzanır, gökyüzüne ellerin. Ama çaresiz, Ama yorgun, Ama bitkin. Bir zaman geçmiş günlerin hayaline dalarsın. Sonra dizilir birbiri ardına gerçekler, acı.
Sevmek ne imiş bir gün anlarsın.
Bir gün anlarsın hayal kurmayı; Beklemeyi, ümit etmeyi. Bir kirli gömlek gibi çıkarıp atasın gelir Bütün vücudunu saran o korkunç geceyi. Lanet edersin yaşadığına...
Maziden ne kalmışsa yırtar atarsın.
O zaman bir çiçek büyür kabrimde, kendiliğinden.
Seni sevdiğimi işte o gün anlarsın.
Bitanem34 ün Space inden..


Daisy-BT 10 Ocak 2009 01:02

Bir insanın hayalleri olabilirsin aslın da gerçek olamayacak kadar sonsuz bir ışık misali. Yaşam içinde seni bulmak, bir gece karanlığında kendi kendimi ararken.
İmkansızı istemek bir çocuk misali. Şarkılarda adını aramak, yada bir gün batımında. Bir ışık kadar sonsuzluğu temsil ederken bir gece kadar uçsuz bucaksız bir gizem yüklü içinde.
Her defasında gözlerine baktığımda yeni bir yolculuk içinde buluyorum kendimi. Yaşam içinde tek olduğunu söylemeye gerek yok ,sen söylemesen de seni tanıyanlar bunu her seferinde tekrar etmeli.
Maviliğinin içinde boğulmak isteyen milyonlarca insandan biri olmak, yada şuan yanında olma hayallerini kuranlardan olmak. Mükemmelliğinin yanında bir sıradanlık olmak.
Sevgi nedir deseler Sen diyebilirim ama seni sorsalar Yaşam, Hayat, Var olmak derim, belki de Ölüm bile diyebilirim. Bir bebeğin ilk doğuşundaki temizlik saflık kadar güzelsin. Bir ölümün çaresizliği, çıkmazı yalnızlığı kadar acısın.
Yaşatılan bir acı nasıl mutluluk verebilir bir insana. Çevrendekiler gibi razı olabiliyorum seninle olan her acıya neden?
Delilik belki ama hangi akıllı mutlu olmuş ki yaşanan dünyada. Öğretiyor hayat yaşamayı istesek te , istemesek te.
Geceyi bir kat daha fazla seviyorum. Sessizliğin içindeki gizi biliyorum. Bir insanın gözlerine bakarak yaşamdan vazgeçe bilmek. İçimde okadar büyüksün ki, Seni sensiz bile yaşayabiliyorum yanımda olmasan da yanımda olduğunu hissediyorum.
Senin için ben benden geçiyorum……

Nerden geldin, nasıl çıktın karşıma anlayamadım…
Sanal alem içerisinde sevgili olurmu dedimde oldun bir gunde…
Nasıl bitik kararsızdım geldiğimde sana …
Hatırlıyor musun ağlarken karşında …
Kimsem yoktu …
Bilmediğim biride olsa anlatmalıydım konuşmalıydım…
Geldin İyiki Geldin Çıktın Karşıma…
Umut oldun bana,
Merak konum oldun,
Aklımdaki meşgale oldun,
Yaşamımım içinde sahibim oldun sorumluluğum oldun.
Kimdin neydin nerdeydin doğru yanış demeden,
Geldin İyiki Geldin Çıktın Karşıma …
Zor gunlerimde nefesim oldun,
Görmem için gözlerim oldun,
Aklım kaçtı an an geceleri kimdin niye bukadar girdin hayatıma…
Yoktu kimsem yoktu ki senden başka
Çıkış kapım oldun,
Merak ettiğim edilenim oldun…
Ağladığım gecelerde sığındığım adın oldu …
Geldin İyiki Geldin Çıktın Karşıma …
Ayrı iki şehirde göz yaşlarımı sildin ekrandan,
Anlattın sıkılmadan uzun uzun gercekleri,
Güldürmek için az mı uğraştın?
az mı katlandın saçma sapan bunalımlarıma?
Yeniden hayal kurmamı sağladın,
Dans ederken dengemi sağladım sayende düşmedim.
Başın dik dedin, başarırsın dedin.
Ne ilginç ki yanımdakilerden öte girdin içime.
Anlamadım kendi yerini kendin yaptın.
Canım dediğim insanlardan da can oldun.
cansın canımsın içimde her zaman var olan Duvarımsın.
Dayandığım yaslandığım ağladığım tek Kişisin.
Geldin İyiki Geldin Çıktın Karşıma ….EN GERÇEKTEN DAHA GERÇEK OLAN AŞKIM'A

( Heren'den Bitanesine..Bitanem34'ün Space inden alıntı..)



Saat: 16:46

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık