MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

GÜLLERE-VURGUN 10 Ocak 2009 15:40

16.05.2005 17:27:57
Güllerin de Ağladığı Bir Zaman Vardır

Güllerin de ağladığı bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki onun gözlerinde her zaman gözyaşı vardır.
Geceler onun gözyaşlarını kendine saklar.
Ama gündüzün aydınlığında nemlenen gözleri onun hüzünlerini fısıldar.
Denizler onun gözyaşları gibi ıslak; güneşler hüzünleri kadar sıcaktır.


Güllerin de kokmadığı bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki onun sevgi saçan kokusu her zaman vardır.
Kokusu sevgiden, rengi hasretten bir güldür.
O, kalbi hasretle yanmış ama sönmemiş,
Kül olmamiş, kor olmuştur ve Allah adını kırmızı gül koymuştur.


Güllerin de seviştiği bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki sustugu an bile sevgiyi yaşayan bir kalbi vardır.
Onun gülerken bile yaprağında gözyaşı vardır.
Ama o gözyaşlarında bile sevgiden gelen bir sıcaklık vardır.
Onun gözünde vazolara girmenin bir anlamı yoktur.
Ama onun hüznünü ve sevincini paylaştığı kır çiçekleriyle arkadaşlığı vardır.


Güllerin de uyuduğu bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki onun geceleri bile kapanmayan gözleri vardır.
Sevgisi gece gündüz yoldadır, duası, kokusu an be an sevdiğine varır.


Güllerin de solduğu bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki kokusu sevgilinin yüreğine işlemiştir de,
Bu yüzden ölümsüzlük sırrına kadem basmıştır.
Ve onun mezar taşına şu yazılmıstır:


Sevmeyen İnsanlar Ölür Ama
Seven Güller Solmaz
Onların Kabri De Olmaz

Dr.Apaty


GÜLLERE-VURGUN 10 Ocak 2009 15:42

GÜLLERIN DE AGLADIGI BIR ZAMAN VARDIR
 
16.05.2005 17:27:57
Güllerin de Ağladığı Bir Zaman Vardır

Güllerin de ağladığı bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki onun gözlerinde her zaman gözyaşı vardır.
Geceler onun gözyaşlarını kendine saklar.
Ama gündüzün aydınlığında nemlenen gözleri onun hüzünlerini fısıldar.
Denizler onun gözyaşları gibi ıslak; güneşler hüzünleri kadar sıcaktır.


Güllerin de kokmadığı bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki onun sevgi saçan kokusu her zaman vardır.
Kokusu sevgiden, rengi hasretten bir güldür.
O, kalbi hasretle yanmış ama sönmemiş,
Kül olmamiş, kor olmuştur ve Allah adını kırmızı gül koymuştur.


Güllerin de seviştiği bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki sustugu an bile sevgiyi yaşayan bir kalbi vardır.
Onun gülerken bile yaprağında gözyaşı vardır.
Ama o gözyaşlarında bile sevgiden gelen bir sıcaklık vardır.
Onun gözünde vazolara girmenin bir anlamı yoktur.
Ama onun hüznünü ve sevincini paylaştığı kır çiçekleriyle arkadaşlığı vardır.


Güllerin de uyuduğu bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki onun geceleri bile kapanmayan gözleri vardır.
Sevgisi gece gündüz yoldadır, duası, kokusu an be an sevdiğine varır.


Güllerin de solduğu bir zaman vardır.
Ama bir gül var ki kokusu sevgilinin yüreğine işlemiştir de,
Bu yüzden ölümsüzlük sırrına kadem basmıştır.
Ve onun mezar taşına şu yazılmıstır:


Sevmeyen İnsanlar Ölür Ama
Seven Güller Solmaz
Onların Kabri De Olmaz

Dr.Apaty


ayabakan 10 Ocak 2009 15:48

Unutmadık

Yaralı bayramlar geçti
Mevsimler, bütün anlamlarıyla
Yüreğin koyu yerinde birikenler
Kendi takvimleriyle gelip geçtiler
Gelip geçti şehirler ve ölüler
Unutmadık
Topraktan çobanyıldızına değin
Hey yer
Her şey
Mümkündü
Nazım kadar coşkulu
Aragon kadar aşık
Lorca kadar yaralıydık
Unutmadık
Orada bir coğrafya yağmalanıyor
Orada gazetelerin ofset baskısı
Orada yeniden yazıyorlar 835 satır
Ve umudunu kaybetmeyen şehirler
Gökyüzünün karanlık kefeniyle örtük
Yıldızların delik deşik ettiği ölüleriz
Adsız ölüleriz
Adları bir coğrafya ile yan yana yazılan
Gövdelerinizi unutmadık, unutmadık hiçbirinizi
Savaşlar ve pazarlar çağıydı
Aynı silahlardı kullandığımız
Aynı çarşılar aynı kandı
Sevgiye ve kurşuna açılmayan yüreklerden geçtik
Pusu yataklarından, dağılmış bahçelerden
Viran tarihten
Uykuları çevik, namlularını oğulları gibi seven
Çocuklar gibi kusup
Kırda gelincikler gibi gülümseyen
Müsademe çocuklarını gördük
Geçip gidiyorlardı
Tarihin en uzun gecesinden
Pazarlarda aynı kan
Aynı paranın değiş tokuşunda
Karanlık çarşılar
Aynı kanlı tarih her defasında
Bir biz kaldık bu kadar içindeyken hayatın
Ölüme yakın duran
Bir de on binlerin korosunda haykıran
İntifada intifada intifada
İki güzelliğimiz vardı bizim
Ufkumuzdan inen
Ve bir daha geri dönmeyen iki güzelliğimiz
Birini kurşunlar, ötekini ofset baskılı resimler aldı
Otuz üç kurşun sıkıldı her birimize
Kutuplar kadar uzak, baba ocağı kadar yakın
Doğunun gündüz ve gecelerinde
Otuz üç yıldız
Hala ışığını gönderiyor bize
Birkaç çakmaktaşı cebimde gezdirdiğim
Birkaç karanfil
Yol için ipek, uyku için maya
Kalbiniz için
Kara bir yemin gibi çırılçıplak
Kelimeler getirdim
Kaybolmuş yüzyılların vatanında
Ölümün erken takibe aldığı çocuklar
Dağlarda değilim sizinle birlik
Yalnızca mataranıza su vermeye geldim
Nazım kadar coşkulu
Aragon kadar aşık
Lorca kadar yaralı
Serap ile hakikat arası
Çağın aşamadığı uçurumlarda
Gider gelirim gider gelirim
Efsanelerin çeşitlendigi yol ağızlarindaki büyük kamaşma
Anda gizlenen zaman
Ateşin avesta dili
Bitkiler, otlar, kökler
Dağlanmış dil, narın rengi
On binlerin dönüştüğü uğuldarken
Doğunun yeni defteri
Topraktan çobanyıldızına değin
Her yer her şey karanlık bir pusuda
Yazının, tekerleğin, tarihin
İlk çocuklarından
Ey büyük mezopotamya
İki bin yıllık gece
Dön geri bak
Kardeşlerim ölüyor kalbimin doğuşunda

Ne Oldu Sana Mavi Göl

Ne oldu sana mavi göl
Nedir bu garip halin
Masmavi gözlerin parlamıyor eskisi gibi
İçinde bir ateş var bu her halinden besbelli
Gözlerimi kamaştırırdın bakamazdım sana
Şimdi neden öyle değilsin derdini anlat bana
Dalgaların vururdu kıyıya duyardık sesini
Çoğu kez uykularımızı bölerdin sabah ezanları gibi
Bir durgunluk var sende çıkmıyor şimdi sesin
Anlat derdini de bu garip seni dinlesin
Soğuk rüzgarlar vurmuş sanki yüreğine
Bu halde olmana sebep bu mu söyle
Takatin kalmamış konuşamıyorsun bile benimle
Yoksa konuşmak mı istemiyor canın hiç kimseyle
Gözlerini kaçırma benden ne olur dinle beni
Sorduğum sorularıma cevap ver anlat halini
Aslında susmak da bir cevaptır değil mi
Seni çok iyi anlıyor bu garip aslında şimdi


RespecT 10 Ocak 2009 15:48

Gülümserken bile zorlandığımız anlar vardır. Her zaman ve hep ! İnsanlar birbirlerini severken kötü günüde düşünürler... Karasına gelemiyorlarsa sevdiklerinin, o bence sevgi değildir.

Gül güzel bir bitki. Peygamber efendimizin en çok sevdiği çiçek. Yazanada yazdıranada... güzel çalışma(W)


Daisy-BT 10 Ocak 2009 22:13

Farzet Hiç Ayrılmadık

Farzet hiç ayrılmadık
Gözümde tütüyor
Gözümü tütsülüyorsun hala
Hep birlikteyiz sanki
Seninle ben ve DÜNYA


Can Yücel


ener 10 Ocak 2009 22:23

Kendimden yoruldum..
Sürekli maske takmaktan,

İçim kan ağlarken,
İnsanlara gülmekten yoruldum...


Çok sinirliyken bile,
Sakin olma zorunluluğundan yoruldum.
Hüzün çizgileri sarmışken yüzümü,
Gamzelerimi göstermekten yoruldum..
Bağıra bağıra ağlamak isterken,
Gözyaşımı içime akıtmaktan yoruldum.
İçimde deli gibi çağlayan aşk varken..
Dağlara taşlara haykırmak varken
Sesimi içime çekip,
Susmaktan yoruldum..



Gözlerinin mavisinde sana bulanmak isterken
Siyahın esiri olmaktan yoruldum..
Kendimden yoruldum
Hep güçlü olmak ne kadar zordur;
Hep sorumluluk sahibi olmak,
Çocukken genç olmak ,
Gençken olgun olmak
Kimlik değiştmekten yoruldum..
Çabuk tükettim
Umutlarımı
Yarınlarımı
Duygularımı..


Geri dönüşü olmayan bir tüneldeyim
Yine kurulmuş sahne
Başrolde ben
Yardımcı oyuncular ;hüzün, acı maske
Konu;herşeye rağmen mutlu olma sanatı
Ha bide
Oyunun adı var ;Hayat
Gülüyorum yine zorunluluktan..
Bu kaçıncı rol alışım bu filmde
Alışılmış senaryolar bunlar..
Acemi mi sandın beni hayat!!
Ben her gece bu sahnenin müdaviniyim
Hadi bırak mutlu olma tasasını
Yapışmış alnımıza Hayatın kavgası
Düş yakamdan hayat!!!..
Oyunumu oynarım
Sahnemi kapatırım
Ölümdür sonuma yakışan
Bilmezmisin!...
En çok ölülerdir alkışlanan..


ALINTI


Daisy-BT 10 Ocak 2009 22:26

Vurda Öyle Git

İdam mahkumunun söz hakkı vardır
Bari son arzumu sorda öyle git
Arının çiçekte göz hakkı vardır
Bir buse için durda öyle git

Madem gidiyorsun bura son durak
Ne adres, ne mektup, ne resim bırak
Kendinden bir parça bir cisim bırak
Saçından birkaç tel verde öyle git

Ardımdan bir damla yaş dökeceksen
Adımı andıkça ah ah çekeceksen
Kabrime bir gonca gül dikeceksen
Ne olur yaşatma vurda öyle git

Hem yıllarca oyna gönül sahnemde
Hem perdeyi kapat en mutlu demde
Sitem oklarına hedef sinemde
Açtığın yarayı sarda öyle git

Pişmanlık duyarda dönersen geri
Gelde gör aşkından kalan eseri
Seyret ateşinin düştüğü yeri
Hasretin zulmünü görde öyle git


Cemal Safi



Daisy-BT 10 Ocak 2009 23:18

Ağacım

Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdim.
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim.

Güzel ağacım!
Sen kuruduğun zaman
Biz de inşallah
Başka mahalleye taşınmış oluruz.


Orhan Veli Kanık


Daisy-BT 10 Ocak 2009 23:37

Akıl

Akıl akıl olsaydı adı gönül olurdu
Gönül gönlü bulsaydı bozkırlar gül olurdu..


Necip Fazıl Kısakürek



Nisyan-ı Bâtın 10 Ocak 2009 23:46

VAR MISIN ?


Zor değil kavuşmak sen de istersen,
Kaptan da ben olurum, tayfa da ben,
Mutluluk yaşanan sâhile yelken,
Açalım seninle desem, var mısın ?

Doğmak-ölmek kader, yaşamak sanat,
Söylesene kime yaramış inat,
Takıp kollarımıza iki kanat,
Uçalım seninle desem, var mısın ?

Kargadan başka kuş konmazmış leşe,
Palamuttan başka ne verir meşe,
Birlikte her yere mutluluk, neş’e,
Saçalım seninle desem, var mısın ?

Varsın deli dîvâne desin çoğu,
Dilersen batıya, istersen doğu,
Bırakıp bir kenara varı yoğu,
Kaçalım seninle desem, var mısın ?

Otursak bir yerde şöyle yan yana,
Koyu bir sohbete dalsak can cana,
Doldursa sâkîler biz kana kana,
İçelim seninle desem, var mısın?

Farkına vardın mı? Bu iş uzadı,
Düşünmeden vur bıçağa masadı,
Bizdik sevgi eken, şimdi hasadı,
Biçelim seninle desem, var mısın ?


Mümtaz BEĞEN



Nisyan-ı Bâtın 10 Ocak 2009 23:54

Sessiz Çınar..
Hayli uzağımdan geçiyor sessizce bahar
Yalnızlığa alışmış bir gül kadar kırmızı
Çölde vahayı bekler gibi öksüz bir çınar
Minik bir avuntudur içimde hatıralar..

Bir mermer olur ellerim suya dokununca
Canlanır hayalimde resimlerin sızısı
Yeşilini kaybetmiş ağaç gibi solunca
Düşer yaprakları ömrün dallar kuruyunca..

Kanadı kırık kuş olmamalıyım bahçende
Rüzgâra bırakılmış içli gönül ağrısı
Sevimli bir kızılcık kuşu gibi ellerinde
Bir huzur içinde ötmeliyim dillerinde.

Zaman nasılda dağlanıyor kafes canımda
Yırtıyor semayı ruhumun engin çığlığı
Oynaşır deli meşrep avuntusu kanımda
sana son kez okuduğum şarkı dudağımda..



Daisy-BT 12 Ocak 2009 01:59

AŞK BİTTİ...

Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Uzun bir hastalık gibi
Aralıksız dinlediğim alaturka bir fasıl gibi
Gökyüzüne bakmayı, dostlara mektup yazmayı
Çiçekleri sulamayı unutmuşluğum gibi
Bitti.
Bir aşk nasıl biterse öyle bitti bu aşk da
Yürümeyi yeniden öğrenen felçli bir çocuk gibi
Sokağa çıkmalıyım şimdi ve çoktandır
İhmal ettiğim dostlara yeni bir adres bırakmalıyım
Pencereleri açmalı, kitapları düzenlemeliyim
Belki bir yağmur yağar akşama doğru
Yarıda bıraktığım şiirleri tamamlarım
Aşk da bitti diyordu ya bir şair
Aşk bitti işte tam da öyle

Ahmet Telli


Nisyan-ı Bâtın 12 Ocak 2009 14:09

Tufandan Sonra

Bir tavşan durdu da yoncalarla kıpır kıpır çıngırak
çiçekleri arasında, örümcek ağları içinde doğru dua etti gökkuşağına.
Kayıplara mı karışacaktı! o dört başı mamur taşlar,
ya çiçekler tam açmışken hem de!
Çöp içinde yüzen ana cadde boyunca kerevetler
dizildi. Minyatürlerdeki gibi yukarılara asılmış bir
denize doğru kaldırıldı, gemiler çekildi.
Mavi Sakalın evinde dere gibi aktı kan-ya mezbahalar,
ya o camları tanrı mühründen görünmez olmuş
kanlı meydanlar. Dere gibi aktı kan, bir o kadar da süt.
Kunduzlar yapı yaptı. Kahveler tüttü kahve ocaklarında
Camları hala zangır zangır camlı köşkte karalar
giymiş çocukların yaldızlı resimlere daldı gözleri.
Çat! Kapı çalındı; köyün meydanlığında bir çocuk
fırıldaklarla tekmil kulelerdeki horozların aklına uyup
kollarını döndürmeye başladı, çakmak çakmak sağanağın altında.
Filan hanım kuyruklu bir piyano kurdurttu Alp
dağlarına. Katedralin bin bir mihrabında kudas ve vaftiz
ayinleri yapıldı.
Yollara düştü kervanlar. Harcedildi de buzların
hercümerciyle kutup gecesi, kuruldu İspilandit Oteli.
O zamandan beri ay, kekik kırlarından gelen
ağlamaklı çakal sesleri işitir oldu- bir de meyve
bahçelerinde dolaşan tahta pabuçlu çoban türküleri.
Derken filize durmuş eflatun korudaki peri Ev karısı
geldi yanıma, dedi, bahar geldi.
Kaynayın! pınarlar, taşın, katın köprüleri önünüze,
basın ormanları siyah kumaşlar, orglar, şimşekler,
gök gürültüleri, kabarın hadi çağlayın; hadi su; hadisene
keder, kaldırın ayağa selleri.
Değil mi ki onlar senli-benli-gitti derler! O dört başı
mamur taşlar! O açmaya varmış çiçekler! -değil mi ki
bir kasvettir kalan geriye! Ecenin haliyse malum,
toprak mangalının korlarını karıştırmaya dalmış
büyücü, bilir ya söylemez bizim bildiğimizi.

ARTHUR RIMBAUD


Daisy-BT 12 Ocak 2009 14:21

Ayışığı Ablam'dan alıntı..

değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:

bir yağmur"un gölgesinde ihtiyarlamak

şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhaba'yı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar

değişen ben değilim
dönüşen savaş

artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya

yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri...

geceler...
yani
Ahmet Haşim'in kafiyeleri...

seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus

bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var...

işte hepsi bu kadar...

Teşekkürler Ablam, Seni Özledim..


Daisy-BT 12 Ocak 2009 14:40

Sadece Bana gel, sadece bana...
Yıllardır içinde sakladığın ve haykırmak için biriktirdiğin sevda sözlerinle gel.
Ya da konuşma,tek bir söz bile söyleme,suskunluğunla gel.
Utangaçliğin,güçsüzlügün üzerini yalanlarla örttüğün hatalarınla gel.
Uyuyamadigin bütün uykuları,üşüdüğün kış sabahlarını,
bunalarak geçirdigin bütün akşamlari,
seni yatağından sıçratan kabuslarını topla öyle gel.
Gel ve sarıl bana.
Bu sahte hayatların ortasında inandığım tek gerçek sen ol..
Bekleyişle tüketme beni.
Gel ve sarıl,
son bulsun kalabalığın ortasında asırlardır süren korkunç yanlızlığım.
Vazgeçilmezim olmak için gel.
Seni kaybetmekten öyle korkayım ki,düşüncesi bile titretsin yüreğimi.
Sen olmadan yasayamayacagimi bileyim,
sen olmadan gececek bir gün bile yaralasın, acıtsın kalbimi...........
Bekleme artık gel.
Başkalarının asla göremedigi,
bir tek benimle konuşan
içindeki o deli çocuğu ortaya çıkartmak için gel.
Korunmaya muhtac bir cocuk o,biliyorum.
Korkma,kimsenin onu incitmesine izin vermem.
Güven bana.
Birine güvenmenin insanda yaratacağı o müthiş huzuru duyarak gel.
Gel ve ağla.
Bunca yıl çektiğin acılardan bir çırpıda sıyrılmak için sarıl boynuma ve ağla.
Gözyaşlarınla birlikte akıp gitsin hepsi.
Seninle ağlarım ben de.
Ben de sıyrılırım,yüreğimi sömüren kimliksiz sevdalardan.
Bir tek sana kalırım kendim olarak.
Bir tek sana hiçbir şey beklemeden sunabilirim benliğimi.
Sadece bana gel...
karanlik odalarımı aydınlatmak için sadece bana gel.
Ben sevmeye hazırım seni...
Sonsuza dek sevmeye..
( meganeondan kardelenine:)) )
Bitanem34 ün Space ine yazılmıştı..


ahmed 12 Ocak 2009 21:50

Yalancı Bahar...



Varlığında bahardı tüm mevsimler...
...
Gökkuşağı renginde tüm bahçeler,
Yan konaktan yayılan Rembetikoya eşlik eder kuşlar
Radyoda bir Chopin klasiği
Pervazında sıralanmış serçeler seranat halli...
İçimde rakseden kelebekler, kuşlara nispet eder
İkindi güneşi düşmüş gözlerine,
Uzansam belki tutulacak bir mücizeyle...
Isıtır beni, gözlerindeki bu ikindiler...
Varlığında bahardı tüm mevsimler...

Çökerken usul usul günbatımı
Firak tohumları düşer bahçeme
Buğusunda kaybolur gözlerimin güneş...
Pusudadır yalnızlığım bilirim...

İçimde yeşermeyi beklerken, fırtınaya tutulmuş vuslat
Sonbahar süzülür bakışlarından, gözyaşı deminde
Hazana düşmüş hüzün yaprak yaprak...
...
Yürek bi çare baharı beklerken ellerinde
Iskartaya çıkmış umutlar metruk biryerlerde
Başka baharlara ertelenmiş sürurum sensizliğinde...

...
Sükutun geceye aktığı yerde
Şizofrenik çırpınışlara başlar şimdi ruhum
İçine kapanmış, kendine seslenen bir küskünlükle
Şarkı sesinde, hüzün ve titrek
Sorsam sazlar inler, söz ağlar, gam düşer teline

Kifayeti yok artık, her bir teselli, yalancı bahar !
İmkansızlıkları bilirde,
Her gelişinde , gideceğini müjdeler ayrılıklar
Hükmü yok artık gönlüme düşsende sağnakça ne yazar
Zaten boğuldu selinde kan damlar,
....Düşer toprağa,
......Toprak kan ağlar,
..........Toprak biz ağlar...!


Semra Çorapcı


ÖmÜrCeK 12 Ocak 2009 22:13

Zaman alıp sürüklüyor, beni ben yapan anılarımı engin sulara. Karışıyor denizlere, sonra okyanuslara. Ardında bir yığın anı kahramanları belli olmayan. Kimi zaman çoşan kimi zaman durgun yaşamlarla besleniyor bu koca okyanus. Kim bilir hangi ananın gözü yaşlı hikayesi yatıyor yada hangi aşıkların hazin sonu? Yaşam ateş çemberi bazılarına göre, bazıları da güneş saçlı çocuklara benzetiyor yüzü hiç solmayan. Ne olursa olsun son bulmayacak mı her şey karışmayacak mı okyanuslara anılar? Seni sen yapan değerlerin bir gün son bulmayacak mı yaşarken yada toprakta? Arkana yaslan dostum bak pencerenden dışarıya ve gör dünyada nokta kadar bile olmayan varlığını. Yaşa doyasıya her şeyi. Geç kaldığını düşünme hiç.. Keşkelerini söküp at beyninden izi bile kalmasın. Aç kollarını fırtınaya ben buyum diye haykır. Zaferi yaşa, hüznü yaşa, mutluluğu yaşa ... Sadece yaşa dostum. Hedeflerin olsun. Gerçekleştirmenin öz güvenini yaşa. Sürüye katılma, senin sürün olsun. Belki okyanustaki mavi pırıltılı dalgalardan biride sen olursun!


GÜLLERE-VURGUN 12 Ocak 2009 22:24

SENSIZ ZOR GECEN BIR GÜNÜ DAHA ATTIM ARDIMA
 
Sensiz zor geçen bir günü daha attım ardıma,
Yokluğunun acısıyla belki sabaha çıkamam,
Bak şu ardımda duran yüce dumanlı dağlara,
Birikmiş üst üste sevdandır her biri, yıkamam.

Dilim seni söylemekten yoruldu ve sustu,
Kalemim seni yazmaktan eskidi ve kırıldı,
Gözlerim seni beklemekten artık yoruldu,
Aklım başımdan, bedenim ruhumdan ayrıldı.

Gizli mabedimsin her gün sana yönelirim,
Nail olabilmek için güzelliğine yalvarırım,
Seninle doğdum sensiz biçilmez kefenim,
Tarihe seni en çok seven diye yazılacağım.

Kelimelerin acizliğine bak aşkımı anlatamıyor
Ağlasam, inlesem, anlatamazsam ne fayda
Seni en lüzumsuz yerim bile çok çok seviyor
Bu günüde sensiz zor geçirdim, attım ardıma...


Daisy-BT 12 Ocak 2009 23:57

HÜZÜN BENİMLE KALSIN

Gitmeler Sana Kalsın,
Bu Sisli Şehrin Beyazında.
Usul,Usul Terket Beni,
Karakış`In Ayazında.
Kalbin,Bedeninle Gitsin,
Sakın Dönme Geriye,Yokum!
Binlerce Yemin Etsende,
O Yalan Sözlerine Tokum.

Gitmeler Sana Kalsın,
Bırak Beni Bu Benle.
Kırılmış Bir Oyuncak Ellerinde,
Sıkılmadın Mı? Oynama Benle.
Ben Aciz,Ben Yitik Olsamda,
Sen Git Ardına Bakma,Git.
Canın Sıkıldı Bu Aşktan Belli,
Sevgin Gibi Sen De Bit.

Gitmeler Sana Kalsın,
Hüzünlü Bir Şarkı Tadında.


(alıntı)




Nisyan-ı Bâtın 13 Ocak 2009 17:10

YOL

Gözlerim kapanmadan önce yoldaydım
Damperli bir kamyon kadar gürültülü
Ve bir o kadar sabırlı
Bir menzil, bir başka menzile
Bir kilometre, başka kilometreye değiyordu
Kalbimden acılı şarkılar geçiyor
Sigaramın dumanı akşamla gülüşüyordu
Yoldaydım
Kirli beyaz gömleğimin üstünde yağ lekeleri
Arka dörtlüde şoför İsmet’in hayat hikayeleri
Bir keskin viraj korkusunda
Hükmünü yitirmiş bir limon kolonyası ferahlığında
Kısa ve soğuk ihtiyaç molalarında
Bir kasaba otogarında
Zigana Geçiti’nde başım camda sarsılarak uykudaydım
Öyle dardaydım
Yoldaydım
O türkülerde ki, o ağıtlarda ki
O Fırat’a kaptırılan gelin gibi hoyratta ki
O aşılmaz, o varılmaz, o khpe, o yalan sevgili, o rüya gibi
Yoldaydım
Bir aşka gidecektim
Gece yarısı bir şehre inecektim
Ellerim cebimde olacaktı
Kalbim avuçlarımda
Üşüyecektim
Sen belki, belki sen
Cesur Turizm’in yazıhanesinden, apollo magirus patinaj çekerken
Hayal meyal görecektin beni
Orası burası sökülmüş bir valiz elimde
Yanımda senin için topladığım üzümlerle dolu bir sepet
Ağzımda bulantıyı geçiren nane şekeri
Cebimde muavinin ikram ettiği gofret
Dudağımda yarım bir şarkı
Yüreğimde sadece hasret
Sadece cesur, sadece menzil
Sadece cümleten geçmiş ey yolcular

Yine bekleriz, yine gideriz, yine severiz birbirimizi
Geçmiş olsun ey yolcular
Sizin yolunuzun sonunda bizim yolumuz başlar
Gidin yatın şimdi ya da buluşun sevdiklerinizle
Birbirinize öyküler anlatın
Kaptan uyuyordu deyin
Acılı şarkılar dinliyordu deyin
Çok sigara içiyordu, gülmüyordu deyin
Geçmiş olsun ey yolcular
Hadi gidin, hadi siz gidin
Hadi biz de gidelim İsmail
Bak arkaya yakalım dörtlüleri
Havalı bir korna
Delikanlı bir manevra
Hoşça kal otogar
Merhaba yollar
Levhalar, yamalı asfaltlar
Merhaba hendekler
Dereler, şarampol
Merhaba rüyalar
Ecel...
Merhaba Hakkı Bulut
Nane şekeri, kolonya, çokoprens ve diğer herşeyler
Merhaba yol
Yoldayız
Hayırlı yolculuklar
Hayırlı rüyalar
Gece kuşları, fren sesi
Koşarak karşıya geçmeye çalışırken parçalanan sincap
Fırlayan tekerlek, devrilen otobüs
Gazete kağıdıyla örtülen firmam
Örtülen ömrüm, sermayem, karanlığım
O zaman ben uykudaydım, dardaydım
Yoldaydım

İ.Sadri


ahmed 13 Ocak 2009 22:43

Filistinli Çocuk



Sedyenin üzerinde,
Beyaz beze sarılmış,
Üzeri kan kırmızı,
Bir çocuk. Bir hızla götürülüyor,
Elektriksiz, susuz hastaneye,
Dudaklarda dinmeyen tekbir sesleriyle.
Çocuk,
Aldırma üzerindeki kana,
Kınan olsun,
Zafer yolunda.
Aldırma üzerindeki beze,
Kefenin olsun,
Cennet yolunda.

Çocuk,
Hayal et ,
Senin adın ne diyenlerin suratına,
Dünyayı inletecek kadar bağırıp,
Benim adım Filistinli çocuk demeyi.
İşte böyle Filistinli çocuk,
Kurtulacaksın,
Ne yapman gerek biliyorsun,
Sadece inan ve hayal et.



Mustafa Can Çiftçi


Mikropçuk_11 13 Ocak 2009 22:57

Ölümü Ektim Randevu Yerinde
Beklemekten Ağaç Olsun

Zembereği boşalmış sözcüklerin
Akreple yelkovan öpüşüyor onikide
Bütün ziller vaktinde vuruyor,
tembellik edip gitmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
Bugün de gecikeceğim
Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına
Martılar uykuya dalmış
Kar bütün izlerini örtmeye hazır
Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini ama bu sefer tembelliğim tuttu, ölüm daha çok beklersin beni…
Şimdi kış ölümün vaktidir derler ve tecrübelerimden bilirim kışın ölene söverler.
Kusura bakma ölüm
ben ardımdan sövdürmem.
Bu randevuya asla gelmem.
Bu şiirin içinden tren de geçebilir
Uçak da
Vapur da
Bütün teknolojik ölüm aletleri de
ama hiç birine binmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
gelmeyeceğim

***

Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki
Ve ben ne olacağını merak ederken
hani filmin en güzel sahnesinde
sinemadan çıkar gibi
hayattan çıkıp gidemem
Kusura bakma ölüm
Adın çok soğuk gelemem
Bunca mazeretim varken
yaşama dair,
ölümü aklımdan bile geçirmem

Seviyorum seni hayat

tüm kötü sürprizlerini de..


ahmed 14 Ocak 2009 11:58

Bunlar Geldi Aklıma Sadece



Boş odamda kanatiyorum içimi.
Kulağımda duydum biran sanki sesini.
Ruhumu dolaştı sancın...
AnıLarla dolmuş kederim.
Bir hayalin kaldı senden bana.
AğLamak cözüm kalmıyor bu neferde.
Seni optum kokladım sabaha kadar.
Duvarlarda artık duymuyor beni.
Ağladıkca sesim hıckırıklara karısıyor.
Feryadımı duyan yok.
Ben sensiz ne de hiç mişim.
Bunca yıl sevdim.
Ama şimdi kıymetim mi var.
YaLandan ellerin var.
GözLerinde saklı bir dunyam var.
Ne bir kapı acıldı yanlızlıgıma.
Ne ümitLerim oldu senden yana.
Nede tanrı bir merhamet gosterdi bana.
Sanma ben dort duvarda yasarim.
Sazımda dugumlenmis son matemide yakarım.
Ruhum daralır ne zaman gülse yüzüm.
Ardına bakmadan gidersen ,
Bir kelime etmeden gidersen ,
Benim sevincim nerde kaldı.
Benim dort duvardan baska neyim var.
Senden baska neyim vardı ki ,
Neyim KaLdı....
Seni andım sabaha kadar...
VE bunLar geLiyor akLıma sadece.

Fatih Koçak


Daisy-BT 14 Ocak 2009 14:55

Dedem İçin..

Hasret kaldığım dedeciğim
Sensiz kaldığım dedeciğim..
Neden beni bu Dünya'da yalnız bıraktın_?
Her dedem kelimesini duyduğumda
İçim yanıyor!!

Böyle bir duyguyu
Ancak yaşayanlar bilir

Benim gibi, benim kadar yaşayanlar..
Keşke sen de Dünyada olsaydın da
Beraber yaşasaydık...

Dedeciğim!!
Güzel yüzlü, güzel gözlü güzel yüreklim,
Anladım ki
İnsan birşeyi kaybedince
Değerini daha çok anlıyor...

Dedeciğim!!
Son anında beni sayıklamışsın

Ona iyi bakın,sahiplenin,koruyun der gibi..
Korudular dedem, hala da koruyorlar
Sen gibi,senin gibi değil ama..

Dedeciğim!!
Beraber uçurduğumuz kuşlar gibi
Sende uçup gittin yanımdan
o andan beri
Öyle yalnızım ki..


Daha çok hata yapıyorum sen gideli,
Daha çok olmaya baştı kayıplarım,
Daha az görüyorum güzellikleri,
Senin elin,senin gözün, seni yüreğin olmayınca..

Hasretim, Özlemim Dedem..

Sen gelemiyorsan Ben geleceğim yanına..
Karşıyaka mezarlığı'na..

Bitanen'den..Prensesinden..Kızıl-beyaz çiçeğinden..
(alıntı değil,yüreğimden aldım )




TEKSİLAHJ0RDAN 14 Ocak 2009 15:00

Gönül boş susuz bir bardak gibi
Bir damla suya hasret/ veren olmazki
Doya doya İçsin kınalı ellerden bakır tastan
Pınarlarım vardı benim / su içtiğim kana kana
Nerde benim kirmenle iplik üreten ninem
Çıkrığımla yumak olurdu koyunların yünü
Isdarla kilim olurdu nakış nakış /kınalı ellerin emeğiyle
Oturma odamıza serilirdi
Üzerinde güle oynaya oynardık üç beş kardeş
Hal böyle olunca kirlenirdi...
Derelerde suya ıslanır anamın tokacıyla yıkanırdı
Hani bizide çimdirirdi anamız
Birkaç çirpiyle odunu tutuşturur
Çamaşır kazanında külllü suyla
Haftalık temizliğimizi yapardı.
Suya birde soda atardı ama ne için
Bunu anneme sormak lazım.
Birkaç çocuk biraraya gelince çelik çomak oynardık
Kılıç mılıç onüç ondört... diye sayardık
Saymayıda böyle öğrendik
Dedemiz şehirden gelir at üstünde
Akideli şeker verirdi daha inmeden
Yoldan geçen atlılar bizimle ilgilenir
Selam verirdi bıyığımız yeni terlerken...
Kendimi büyümüş bir adam gibi zannederdim
Mutluluğumuza diyecek yoktu
Medeni olacağız derken asimile olduk çook değiştik
Binalar yapıldı şehirleştik
Misafir perverdik hoşgörü kanımızda vardı
Şairin dediği gibi "Yaratılanı severdik Yaratandan ötürü"
Ne oldu bizede apartmanda konu komşu
Yabancı olduk birden bire...
Gözgöze gelmekten korkuyoruz
Selam veren olurda almaktan aciz olduk
Şu düştüğümüz hale bakın...


Muharrem Pala


Nisyan-ı Bâtın 14 Ocak 2009 17:16

Kara

Kara
Kara/nlık
Çözülüyor tel tel
İpek bir şalın dalgalarında
Parlayıp sönen yıldızlar
Yansıyor laciverde

Kara
Kara/nlık
Bir keman akıyor ırmakta
Kadife gözleri kara sürmeli
Bir çingene kızı bakıyor
Uzayan kıvrılan savrulan
Yılan dilli alevlerin ardından

Kara
Kara/nlık ışıyor
Geceye ay vuruyor
Irmağa gün
Dökülüyor büklüm büklüm
Ak yuvarlak yamaçlardan
Kırk örük kırk ibrişim
Şavkıyor şafak
Dağlanıyor ellerim


A.Hatipoğlu


arwen 14 Ocak 2009 23:31

Garip bir duyguya kapılırım
Seni görünce
İçimi bir şeyler sarıverir
Anlatamayacağım bir duygu
Sarar bütün benliğimi
Seninle konuşurken

Hüzünlerle doluyken kalbim
Bir garip pembelik kaplar
Yanaklarını
İçinde bir sır gibi
Gizlediğin duyguları
Benden saklamak ister
Sıcak bakışların

Öylece karşımda dururken
Ne kadar soğuk görünmek istesende
Bilirim...
Sıcaktır, sımsıcaktır
Sevecen kalbin

Gözlerin ellerin
Bütün benliğin
Bambaşka bir dünyadaymış gibi
Bir şeyler anlatmaya çalışır
O bakışların
Biliyorum sevdiğim
Çünkü sen,
Bir başkasın...
Enis Özel


kAryAminA 15 Ocak 2009 02:14

Bir hayali yaşamak gibi hala varlığımı saran varlıksızlığın ...
Aslında hiçliğin,bitmişliğin,hiç olmasaydı keşke dedirten kimliksizliğin !

A
m
a

A
r
t
ı
k ;

Gördüğümü sanıp da inandığım bu düşün içine hapsolan benliğim,duvarları yıkmak istiyor !
Vuruyorum........... Kendimi yollara ..
Üzerine üzerine yürüyorum geç-miş de kalan yaraların !


Hani geçince zaman,tütün basılmış gibi dururdu kan ..

Hani acıtmazdı artık beni hiç ,
Belki akla gelince inceden inceden sızlardı biraz *** !


Y
a
L
a
n !


Kalkıyorum hapsolduğum dört duvarın içinde saklandığım kuytudan..
Baksana yetmemiş sanki varlığıma armağan ettiğin,mabedim bellediğim o dört duvar ki,
Kuytular yaratmışım için(m)de !


Sahi sen hiç kayboldun mu kendi içinde ...
Sonra bulamayınca bir halt,
İçin için ağladın mı içlenip de !


"-Al bu mendili sende kalsın.. Bende daha çok var ..İçini temizlersin ! "

Sadece çıkmak istiyorum artık burdan !
Çıkm-ak ..
Kaçm-ak ..
Uzaklaşm-ak ..
Koşm-ak ..
Saklanm-ak ..
Yok olm-ak ..

Ak !
Evet aklamak geçip giden onca zamanı ..
Aklamak,adınla kirlettiğin aşkı ..

-Önce çamaşır suyuna yatırsam,sonra sıcak suyla elimde şöyle bir çalkalasam....
Olmadı bi daha yıkasam ....

Y
o
K !


Hani diyor ya o kadın şarkının birinde ; "ömür boyu yıkasam yüreğimi çıkmaz bu aşkın lekesi" ...
Uğraştırmayın beni şimdi ,,,
Tam da buna benzer bir cümle olurdu benimde kuracağım,çamaşır suyu uyuşturmasaydı beynimi! "

Bir adım atmaya çalışıyorum,sadece bir adım !
Pamuk ipliği gibi gelir gerisi diyorum ..


-Canım pamuk helva istiyor ! Bir şans daha verseniz bana,çocuk olsam yeniden ..
Tek bir anını bile ziyan etmeyeceğim bu sefer, gerçekten .... -


Kalkıyorum yerimden ;

H
e
p
s
i

B
u !


Yalpalıyorum sonra..
Başım dönüyor galiba..
Düşüyorum!


Gücüm yok ...
Çaresizim...
"Sen olsanda olmasan da başarabilirim .."
Diyecektim tam da ;

Ama

Yine de
Galiba

-Sen varken gücüm olurdu-


Daisy-BT 15 Ocak 2009 02:17

Mutluluk öyle güzel bir duygudur ki,
Bir bakmışsın seninle
Bir bakmışsın kalbinde
Ve, bir bakmışsın ki
Gözlerinde gülücüklerle yoğunlaşıp,
Sana ve kalbine huzur veriyor.
İşte mutluluk, işte huzurun kendisi.
Mutluluk öyle güzel bir duygudur ki
Nasıl geleceğini bilemez oluruz
Ve nasıl mutlu olduğumuzu,
Bir biz biliriz, bide duygularımızın mutluluğu.
İşte mutluluk,
İşte huzurun kendisi...

M€HM€T TAŞ


ik_ra 15 Ocak 2009 08:59

http://img215.imageshack.us/img215/6421/31307kf4.gif

http://img151.imageshack.us/img151/732/hhh213sskk1.jpg

http://img214.imageshack.us/img214/334/alala9im9ir7.jpg


kAryAminA 15 Ocak 2009 15:48

Aşk...incitir (sebebi(m) sensin...)
Yok yok,sen değilsin acıt(y)an,bizzat benim.
Kendi halim,birbaşımalığım ve ben,
yalnızca ben...
(Sevmem zamansızdı.Acımak,tam da zamanını buldu...)
Gülüşlerim öksüz,yetim...kimsesiz işte. (herşeyim(miy)din)
Oysa kendime yeterdim ben eskiden.
Tek başıma yapardım kahvaltımı,çıkardım dışarı,gez-dolaş...
Yalnız uyurdum geceleri,yatak dar bile gelirdi...
Hep tektim,hep bendim. Ya şimdi...?
(tammışım gibi...eksikmişim,nerden bileyim...)

Biletsiz yolcuydun içimdeki seferde,ve ben sevmezdim eksiği olanları,
eksiği bi bilet dahi olsa...
İşte herşey aşk kitabına uyuyordu...Zamansızdı,bir andaydı,eksiği-fazlası önemsizdi,
tek gereken sevgiydi...


Bir kadın ve bir adam...
Kadın mağrurdu,adam güvenilir (mi?)
Kadın korkaktı,adam alabildiğine cesur
Ve kadın kan(a)dı,adam kadının gözyaşına takılıkaldı...ilelebet!


Acı dile geldi,sustu(m)
Yetmedi,kan kustu(m)
Oysa kadın yemin etmişti,bir daha sevmeyecekti
Sırf aşk kitabı doğrulansın diye,yolcu biletsiz olsa bile,
eksik bir sevdayı yalnızlığa tercih etti(m)...

Ve aşk incitti...(pişman değilim)




Sedef 21 15 Ocak 2009 16:07

Yanma yar uğruna...


Yanma yar uğruna ey deli gönlüm
Böyle sevgiye inan layık değilmiş
Kalbi olmuş sanki kocaman bir taş
Duyulan özleme layık değilmiş

Koştun peşinden saf temiz hislerle
Bazen dedi gel,bazen mesafelerle
Oluyor önce canan sonra nerde
Bağrındaki yangına layık değilmiş

Kapısına varırsın güler yüzle karşılar
O anlık yaşamı sana cennet yapar
İki gün sonrada başka havadan çalar
Akan gözyaşına inan layık değilmiş

Ali Efeoğlu


Mikropçuk_11 15 Ocak 2009 16:11


ALDANMA CAHİLİN KURU LAFINA

Aldanma cahilin kuru lafına
Kültürsüz insanın külü yalandır
Hükmetse dünyanın her tarafına
Arzusu hedefi yolu yalandır


Kar suyundan süzen çeşme göl olmaz
Gül dikende biter diken gül olmaz
Diz diz eden her sineğin bal'olmaz
Peteksiz arının balı yalandır


İnsan bir deryadır ilimle mahir
İlimsiz insanın şöhreti zahir
Cahilden iyilik beklenmez ahir
İşleği ameli hâli yalandır


Cahil okur amma alim olamaz
Kâmillik ilmini herkes bilemez
Veysel bu sözlerin halka yaramaz
Sonra sana derler deli yalandır


Sedef 21 15 Ocak 2009 16:23

Acımak...


Acımak insanca bir duygudur
Herkese nasip olmamıştır
Nice zavallı muhtaçlar varken
Bazıları oralı olmamıştır..
Acımak demek aşağılamak değildir
Muhtaç olan bir canlıya
Yardım edememenin ezikliğidir..
Taş kalpli egoistler bilemez
Dünyanın en güzel hislerindendir..
Acımak merhamettir
Merhamette insanlık..
Acımak hissini kaybeden
İnsanlığınıda kaybetmiştir...
Olurda düşersen
Senin de ihtiyacın olacaktır,
Unutma ki,
Düşmez kalkmaz bir Allah,tır...
Sana nasihatım olsun
Sakın kaybetme acımak denen o hissi
Kıymetini acıdığın,yardım ettiğin bilmese de
Emin ol....Bilir elbet birisi...

Ali Efeoğlu


Mikropçuk_11 15 Ocak 2009 16:24

Ölümü Ektim Randevu Yerinde
Beklemekten Ağaç Olsun

Zembereği boşalmış sözcüklerin
Akreple yelkovan öpüşüyor onikide
Bütün ziller vaktinde vuruyor,
tembellik edip gitmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
Bugün de gecikeceğim
Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına
Martılar uykuya dalmış
Kar bütün izlerini örtmeye hazır
Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini ama bu sefer tembelliğim tuttu, ölüm daha çok beklersin beni…
Şimdi kış ölümün vaktidir derler ve tecrübelerimden bilirim kışın ölene söverler.
Kusura bakma ölüm
ben ardımdan sövdürmem.
Bu randevuya asla gelmem.
Bu şiirin içinden tren de geçebilir
Uçak da
Vapur da
Bütün teknolojik ölüm aletleri de
ama hiç birine binmeyeceğim
Kusura bakma ölüm
gelmeyeceğim

***

Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki
Ve ben ne olacağını merak ederken
hani filmin en güzel sahnesinde
sinemadan çıkar gibi
hayattan çıkıp gidemem
Kusura bakma ölüm
Adın çok soğuk gelemem
Bunca mazeretim varken
yaşama dair,
ölümü aklımdan bile geçirmem
Seviyorum seni hayat
tüm kötü sürprizlerini de..


Erol ZAVAR


Nisyan-ı Bâtın 15 Ocak 2009 16:29

Ayrılık Ayracı

Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun
Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın
Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi
Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu
Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde

Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada
Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık
Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda
Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide
Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor
Ya da erteletiyorum biletimi son anda

Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam
Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin
Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık
Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek
Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi
Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık

Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için
Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara
Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr
Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada
Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı
Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü

Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor
Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde
Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu
Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa
Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın
Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını

Ahmet TELLİ


Mikropçuk_11 15 Ocak 2009 16:30


AŞKIN ALDI BENDEN BENİ


Işkun aldı benden beni bana seni gerek seni
Ben yanarım düni güni bana seni gerek seni

Ne varlığa sevinürem ne yokluğa yirinürem
Işkun ile avınuram bana seni gerek seni

Işkun âşıklar öldürür ışk denizine taldurur
Tecellîyile toldurur bana seni gerek seni

Işkun şarâbından içem Mecnûn olup tağa düşem
Sensin dün ü gün endîşem bana seni gerek seni

Sûfilere sohbet gerek ahîlere ahret gerek
Mecnunlara Leylî gerek bana seni gerek seni

Eğer beni öldüreler külüm göğe savuralar
Toprağum anda çağıra bana seni gerek seni

Cennet cennet dedikleri bir kaç köşkle birkaç huri
İsteyene ver onları bana seni gerek seni

Yûnus'durur benüm adum gün geldükçe artar odum
İki cihanda maksûdum bana seni gerek seni







YUNUS EMRE


ÖmÜrCeK 15 Ocak 2009 18:48

Gitmeler...

Bugünlerde herkes gitmek istiyor. Küçük bir sahil kasabasına, bir başka ülkeye, dağlara, uzaklara...
Hayatından memnun olan yok. Kiminle konuşsam ayni şey...
Her şeyi, herkesi bırakıp gitme isteği.
Öyle ''yanına almak istediği üç şey'' falan yok.
Bir kendisi.

Bu yeter zaten. Her şeyi, herkesi götürdün demektir.
Keşke kendini bırakıp gidebilse insan.
Ama olmuyor.

Hadi kendimize razıyız diyelim, öteki de olmuyor.
Ani her şeyi yüzüstü bırakmak göze alınamıyor.
Böyle gidiyor iste. Bir yanımız ''kalk gidelim'',
öbür yanımız "otur'' diyor.
''Otur'' diyen kazanıyor. O yan kalabalık zira.
Is, güç, sorumluluk, çoluk çocuk, aile, güvende olma duygusu..

En kötüsü alışkanlık.

Alışkanlığın verdiği rahatlık, monotonluğun doğurduğu bıkkınlığı yeniyor.
Kalıyoruz.
Kuş olup uçmak isterken ağaç olup kök salıyoruz.
Evlenmeler...
Bir çocuk daha doğurmalar...
Borçlara girmeler...
Bir köpek bile bizi uçmaktan alıkoyabiliyor.
Misal, ben...
Kapıdaki Rex'i bırakıp gidemiyorum. Değil bu şehirden gitmek,
iki sokak öteye taşınamıyorum. Alıp götürsem gelmez ki...
Bütün sokağın köpeği olduğunun farkında.
Herkes onu, o herkesi seviyor.
Hangi birimizle gitsin?
''Sırtında yumurta küfesi olmak'' diye bir deyim vardır;
evet, sırtımızda yumurta küfesi var hepimizin.
Kendi imalatımız küfeler.
Ama eğreti de yaşanmaz ki bu dünyada. Ölüm var zira.
Ölüme inat tutunmak lazım. İnadına kök salmak lazım.
Bari ufak kaçışlar yapabilsek.

Var tabii yapanlar. Ama az. Sadece kaymak tabakası.
Hepimiz kaçabilsek...
Bütçe, zaman, keyif...
Denk olsa. Gün içinde mesela...
Küçücük gitmeler yapabilsek.
Ne mümkün.
Sabah 09.00, aksam 18.00.
Sonra başka mecburiyetler.
Sıkışıp kaldık
Sıkışıp kaldık Sıkışıp kaldık

Sırf yeme, içme, barınmanın bedeli bu kadar ağır olmamalı.
Hayatta kalabilmek için bir ömür veriyoruz.
Bir ömür karşılığı bir ömür yani.
Ne saçma.
Bahar mıdır bizi bu hale getiren?
Galiba.

Ben her bahara YASAK KELİME olmam ama her bahar gitmek isterim.
Gittiğim olmadı hiç.

Ama olsun... İstemek de güzel.

Can Yücel


Mikropçuk_11 15 Ocak 2009 19:43


BENDE SIĞAR İKİ CİHAN

Bende sığar iki cihân ben bu cihâna sığmazam
Cevher-i lâmekân benim kevn ü mekâna sığmazam

Kevn ü mekândır âyetim zâta gider bidâyetim
Sen bu nişân ile beni bil ki nişâne sığmazam

Kimse gümân ü zann ile olmadı Hakk ile biliş
Hakkı bilen bilir ki ben zann ü gümâna sığmazam

Sûrete bak vü ma'nîyi sûret içinde tanı kim
Cism ile cân benim velî cism ile câna sığmazam

Hem sadefim hem inciyim haşr ü sırât
Bunca kumâş ü raht ile ben bu dükâna sığmazam

Genc-i nihân benim ben uş ayn-ı ayân benim ben uş
Gevher-i kân benim ben uş bahr ile kâna sığmazam

Arş ile ferş ü kâf ü nûn bende bulundu cümle çün
Kes sözünü uzatma kim şerh u beyâna sığmazam

Gerçi muhît-i a'zâmım adım âdem durur âdemim
Dâr ile kün fekân benim ben mu mekâna sığmazam

Cân ile hem cihân benim dehr ile hem zamân benim
Gör bu latifeyi ki ben dehr ü zamâna sığmazam

Encüm ile felek benim vahy ile melek benim
Çek dilini vü epsem ol ben bu lisâna sığmazam

Zerre benim güneş benim çâr ile penc ü şeş benim
Sûreti gör beyân ile çünkü beyâna sığmazam

Zât ileyim sıfât ile Kadr ileyim Berât ile
Gül-şekerim nebât ile piste-dehâna sığmazam

Şehd ile hem şeker hem şems benim kamer benim
Rûh-ı revân bağışlarım rûh-ı revâna sığmazam

Tîr benim kemân benim pîr benim civân benim
Devlet-i câvidan benim îne vü âna sığmazam

Yer ü gökü düzen benim geri dönüp bozan benim
Cümle yazı yazan benim ben bu dîvâna sığmazam

Nâra yanan şecer benim çarha çıkar hacer benim
Gör bu odun zebânesin ben bu zebâne sığmazam

Gerçi bugün Nesîmîyim Hâşîmîyim Kureyşîyim
Bundan uludur âyetim âyet ü şâna sığmazam


Sedef 21 15 Ocak 2009 19:45

Gurur Duyarım

Sıcak bir merhabayla
Tanışmıştık ikimiz
Tertemiz duygularla
Başlamıştı sevgimiz
O siyah gözlerinle
Büyülemiştin beni
Gurur duyarım
Delice sevmekten seni

Ne güzelsin sevgilim
Bakışların sımsıcak
Gözlerim gözlerinde
Kayboldu kaybolacak
Yollarını beklemekten
Sana gönül vermekten
Gurur duyarım
Her an seni düşünmekten

Ben senin yörüngende
Dolaşan gezegensem
Isıt beni sar beni
Sen benim güneşimsen
Ben gönül bahçende
Uçuşan kelebeksem
Gurur duyarım
Sen benim kaderimsen...


Mehmet Emin Ermekin


ahmed 15 Ocak 2009 22:48

Vazgeçmedim...



Tek kişilik aşkımızın pastasına
Bir mum daha diktim bugün
Bekledim sabaha kadar gelmeni
Eridim mumlarla birlikte
Güneş görünüyor doğuda
Zaman geçiyor sen gelmiyorsun

Vazgeçmedim...

Çıktım sokağa aradım her yerde
Caddeleri köşeleri gezdim
Sordum seni sokak lambalarına
Kör olmuş kaldırımlar bile
Kimse görmemiş seni

Vazgeçmedim...
Yürüdüm sahillerde
İzledim güneşin batışını
Denizin kızıllığını görünce
Hatırladım saçlarını
Sordum seni teknelere
Onlarda görmemiş

Vazgeçmedim...

Son bir umutla
Çıktım yola
Uykusuzluktan sallanıyorum bir sağa bir sola
Bir ses duydum baktım arkama

Sevinçliyim...

İşte karşımdasın
Aydınlatıyorsun beni
Parlıyor bedenin
Tam sarılacakken sana
Geriliyor adamların

Korkuyorum sensizlikten

Şu sözler çıkıyor ağzından
‘Gidiyorum dönmeyeceğim bir daha'
Akıyor gözlerimizden yaşlar
Damla damla
Elveda

Ağlıyorum...

Yaralarım kanıyor
Yangın çıkıyor yüreğimde
Yanıyorum alevler içinde
Yıpranmış bedenim
Bırakmaz yakamı
Ayrılık hep benimle

Günler takvimden düşüyor
Saatler ağlıyor
Zaman geçiyor
Aşk bitiyor
Sen yoksun...



Hüseyin Kaplan


arwen 15 Ocak 2009 23:02

Sevenler gece ağlar
Sende ağlıyor musun
Ağlayan şiirlerde olur
Sende şiirlerde misin
Yanan ateşlerde olur
Sende ateşlerde misin
O zaman bende senle ağlarım
Sen başkası için ağlarken
Bende senle senin için ağlayayım
Senle şiirlerde olurum
Sen yanarken
Bende eririm
Eyyüp Sönmez


Daisy-BT 15 Ocak 2009 23:34

A

Senin aydınlığın yetişir bana
Güneşi istemiyorum
Yıldızları istemiyorum
Açma perdeleri
Ben bu karanlığı seviyorum
Bu yalnızlığı bu geceleri

Karanlıklar benim için yaratıldı A
Aydınlıklar senin için
Sen olmasan B'ler C'ler D'ler olmazdı
Ben olmazdım
Bu mavi gökyüzü
Bu yeşil denizler olmazdı

Z'ye kadar yürüdüm bir akşam
Allı morlu ağaçlar gördüm
Akça pakça kadınlar gördüm
Yine seni unutamadım A

Senin aydınlığın yetişir bana
Yum gözlerini üç kadar say
Bütün B'leri C'leri A
Bütün akları kara yapacağım

Ümit Yaşar Oğuzcan


ahmed 15 Ocak 2009 23:38

Sen Anlamadıktan Sonra



Hangi satırlar anlatacak aşkımı
Sen anlamadıktan sonra
Hangi dil söyleyecek sevgimi
Sen anlamadıktan sonra
Yada bir aşığım sözü yetecek mi
Bu kalbimdeki yanan ateşe
Yada bu satırlara dökülenler
Yetecek mi
Söyle Ferhat dağları deldi aşkı için
Dağlar mı anladı
Mecnun çöllerde dolaştı aşkı için
Çöller mi analdı
Biliyorum aşığın halinden
Aşık anlar ...


Harun Karagöz


arwen 15 Ocak 2009 23:40

Gittin
Fırsat vermeden
Gözlerini
Bende bırakarak
Yüreğim ardına takıldı
Her nefesde kan kustum
Hiç sevmedin biliyorum

Bir insan firar etti bu gece
Göğsümden emanetini alarak
Sarı bir dünya
Kayıp şehir gibi kaldı
Ardında yüreğim

15 Ocak 09
Nilüfer
Halime Aktaş


Daisy-BT 15 Ocak 2009 23:44

Aşıklarız

Aşıklarız,toplanırız,biz günlerde ,
Ötüşürüz gonca gonca güllerde ,
Dolaşırız nice nice illerde ,
Gelin,sazımız var niyaz içinde ..
Aşıklarız hep programlar yaparız .
Çok pazarda meta alır, satarız .
Gönüllere neşe,ümit saçarız .
Gelin,sözümüz var avaz içinde ..
Aşıklarız hep dostları överiz .
Cümle cihanı yermez severiz .
Bilene nice ozanlar,hüneriz .
Gelin,nazımız var niyaz içinde ..
Aşıklarız,birliktelik yolunda ,
Fikirlerimiz,Pir Mevlana yanında ,
Bizler,kültür sanat, asrı çağında ,
Gelin, yazımız var avaz içinde ..
Aşık Mevlevi'm hep kültürün över ,
Girdiği pazara,varanı sever ,
Bilseniz,o canlar,canana döner ,
Gelin ,sevip sevilelim niyaz içinde.



Nuri Uzun (Aşık Mevlevi)


Daisy-BT 15 Ocak 2009 23:56

AŞK

İşidin ey yârenler
Kıymetli nesnedir aşk
Değmelere bitinmez
Hürmetli nesnedir aşk

Dağa düşer kül eyler
Gönüllere yol eyler
Sultanları kul eyler
Hikmetli nesnedir aşk

Kime kim vurdu ok
Gussa ile kaygu yok
Feryad ile âhı çok
Firkatli nesnedir aşk

Denizleri kaynatır
Mevce gelir oynatır
Kayaları söyletir
Kuvvetli nesnedir aşk

Miskin Yunus neylesin
Derdin kime söylesin
Varsın dostu toylasın
Lezzetli nesnedir aşk

Yunus Emre


Daisy-BT 16 Ocak 2009 00:29

Bu Ayrılık Şiiri

Kusuruma bakmayın benim, dostlar,
bağışlayın beni.
Ben davullara, bayraklara aldırmayan
bir padişahın yoluna düşmüşüm,
deli divane olmuşum.
Çok uzaklardan yürüyen bir adam gibiyim ben,
çok uzaklardan geçen bir hayal gibi.
Ama yok da sayılmam hani,
var olan bir şeyim ben.

Haydi ben bensiz geleyim,
sen sensiz gel.
Ne varsa şu ırmağın içinde var,
soyunalım iki can,
dalalım şu ırmağa, hadi.
Bu kupkuru yerde yakınmadan gayri ne gördük,
bu kupkuru yerde ne gördük zulümden gayri.

Bu ırmakta ne ölmek var bize,
bu ırmakta ne gam var, ne keder var, ne dert.
Bu ırmak alabildiğine yaşamaktan,
bu ırmak iyilikten, cömertlikten ibaret.

Durma, çabuk gel, gelmem deme.
Ne evet demek yaraşır sana, ne hayır, dostum,
senin şânına sadece gelmek yaraşır.


Mevlana Celaleddin Rumi


FisTiK 16 Ocak 2009 00:40

SANA BAKMAK

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır

sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır

bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar

verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz

sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır
sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
allah’a inanmaktır


Yılmaz ERDOĞAN


ÖmÜrCeK 16 Ocak 2009 00:44

Herseyi ögrendimde,bir sensiz olmayi ögrenemedim
Sadece katlanmasini bildim,hic alisamadim..
Buna alismak mümkünmü,öyle büyük ki yoklugun,
Öyle cok aci veriyorki,uzaktan sevmek,
Sanki,sanki her an bin kez daha ölüyorum...
Yüregim kaniyor belalim,icim aciyor..
Gözyaslarimi hic sorma,durmaz oldular...
Her dakikami gözyaslarimla imzaliyorum,her anim senle dolu..
Kelimeler bulamiyorum bu acilari anlatmaya,
Ne tuhaf acilarim cok büyük olmasina ragmen yinede güzel sey..
Sensiz yasamak öyle zorki Deli Firtinam,dayanamaz oldum artik hicbirseye..
Heleki,istemeden gitmek dahada zor..
Sensizlikten yoruldum,sana dokunamamaktan,sesini duyamamaktan yoruldum..
Ben seni karsiliksiz sevdim,seni sen oldugun icin sevdim,son sahibim oldugun icin sevdim...
Bana aci verende sendin,acimi dindirecek olanda sensin bitanem...
Kusura bakma,sana sonsuz sevgimden baska hicbirsey veremedim,
Sevgimi bile güzel sözcüklerle anlatamiyorum,
Anla Deli firtinam,ne olur anla!
Sana Olan bu sevdam bu askim o kadar büyük ki yüregim tasiyamaz oldu,
Kalbim dayanmaz oldu bu sevdaya,ama yinede seni sevmeyi sevdim ne kadar aci olsada...
Kusura bakma birtanem....
Hic aklima gelmezdi gidenlerden olacagim,bir gün bende caresiz yok olmak zorunda oldugum...
Ama mecburum,benimde gitme vaktim geldi artik..
Seni unutacagim sanma,sevmekten vazgececegimi düsünme..
Aklinin ucundan gecirme!...
Hani derdim ya son sahibim olacaksin...
Evet,hala o sözümün arkasindayim,Son Sahibim kalcaksin...
Ama inanki birtanem,nerde olursan ol,kimle olursan ol,
Ben herzaman seni sevecegim,herzaman seni izliyor olacagim nerde olursam olayim...
Simdi gidiyorum..belki birgün yine cikarim karsina,egerki gelirsen yanima..
Bilki Gökyüzünden seni izliyor olacagim,biryerlerde seni bekliyor olacagim..
Son sahibimsin Deli Firtinam...
Kusura bakma birtanem,askina doyamadan gitmek zorundayim....
Seni yalniz biraktigim icin kendimi asla affetmeyecegim...

...Söylemeyin Bilmesin Askima,Dayanamaz Böylesi Aciya,
Uzakta Deyin,Dönecek Deyin,Öldügümü Söylemeyin...
Uzakta Deyin,Dönecek Deyin,Yüregimi Titretmeyin



Saat: 16:46

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık