![]() |
HATIRINA DÜŞECEĞİM Kopkoyu bir sis içinde bir akşam Hatırına düşeceğim belki Bir an ıslayacak yağmur yüzünü Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın Sonra sıcak yatağında uzun uzun Ağlayacaksın Ağlayacak.! . Boğazında bir şeyler düğümlenecek Ah yanımda olsaydı diyeceksin Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak İliklerine işleyecek bensizlik Kahrolacaksın...! . Bir sigara tüttüreceksin ihtimal Ufku seyredeceksin saatlerce Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü Sonra hayalim gelecek karşına Bir şiirimi mırıldanacaksın Hıçkıracaksın..! . Gönlünden atamadığın gibi kafandan'da Silemeyeceksin beni, düşlerine gireceğim her gece İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman Anlayacaksın..! . Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin Kafan gibi kaleminde işlemeyecek Unutmak isteyeceksin herşeyi Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi Kıvranacaksın.!! . Necip Fazıl Kısakürek |
Ayrılık, zaman mıydı? Hüznün ruhuydu, Bedendeki tılsım yarasıydı. Susuzluktu. Hiç düşünmemek miydi? Hastalıktı. Yitip giderken her şey, anılara sarılmaktı. Sesli ağlamaktı. Sessizce alışmaktı. Ayrılık, bir seçim miydi? Özgürlük, yoluydu. Kusursuzluk kaygısıydı. Kendini tanımaktı Ayrılık, terk edilmek miydi? Güvensizliği hissetmekti Dünyayı kabus gibi görmekti. Kanayan yarayı durduramamaktı. Hayatın sonuna kadar, Sargı beziyle yaşayamamaktı. Ayrılık, Hiç uyumamak mıydı? Yitip giderken, durmak mıydı? YANKI ÖZGÜR http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Aşkta Yarın Yoktur Sevgili Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili. O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır. Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur. Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar. Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular yoktur. Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili. İnsan bir başka ışığa teslim olur... Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında. Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de... Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan... Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye... Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya... İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır. Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır... Bazen denizler, kıyılar çeker insanı. İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu. Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara... Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi... İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler, kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu... Birazdan sabah olacak... Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş, anneler ve korkular başlayacak... Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım... Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış. Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını, cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek... Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak... Aşkta yarın yoktur sevgili... CEZMİ ERSÖZ http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Meçhul SevgiliMeçhul Sevgiliye Biliyor musun bu gece senin için neler neler yazacağım... Biliyor musun seniniçin gönlümde bugece bir sayfa açacağım.. Ömrümün son baharında, Çıkmaz sokaklarında seni arayacağım... Bulmak için anılarımı bir bir yırtacağım.. Ey mechul sevgili bu gece saatlerimi seninle paylaşacağım... Sen yanımda olmasan da, adını bilmesem de, Seninle yaşayacağım... Sen anlamasan da.. Bu gece bir başka olacak bende duygular... Öldüreceğim içimdeki yalnızlıkları, Seninle yaşayacağım dakikaları, mutlu anları.. Mazideki aşklarıma izinvereceğim bugece, seninleolmak için Gönlümün zincirlerini kıracağım yanında olmam için.. Bu gece yağmurları dinleyeceğim göz yaşlarıma inat.. Yürüyeceğim kalbimin sahillerine, umursuzca.. *****eler takacağım saçlarına, bahçelerimden.. Seni koklayacağım güllere inat.. Sen bilmem hangi kentin akşamlarındasın..? Sen bilmem şimdi kimin yanındasın..? Ama nerede olursan ol kanımdasın, yanımdasın.. Sabahı aydınlanmayan akşamlarımdasın... Bir sır gibi saklayacağım seni duygularımda.. Duyuramam sesimi sana oysa.. Sana yürüyeceğim yollara inat, sana inat.. Sana koşacağım sensizliğe inat... Bu gece senin olacağım kullara inat.. Seni canım gibi seveceğim kendime inat.. AHMET BECERİK |
Şiir Nehri Değil mi |
arkadaslar birde ben yazmak istedim. yeni doğan kızıma.askere gidiyorum şubatta. Kızıma Altın Öğütler Dinle kızım gençlik insanda cila Öğüt dinle tamah etme her kula Öğür olma bir musibet bin bela Dost görünen nice düşman var kızım Tatlı söze bel bağlama pek sakın Oku öğren yavan kalmasın çıkın Bilgi demek en iyi dosttan yakın Kâğıt kalem al yaranı sar kızım Nicesi var çarkın döndürür gider Kimisi var ocak söndürür gider Vaat verir seni kandırır gider Bilgin varsa çözülür bu sır kızım Hizmet et toprağa döşüren olma Saadet aşını taşıran olma Kendini alçaltıp düşüren olma Hâl bilmezin dil yarası zor kızım Giden zaman dönmez geri çağırsan Duymaz seni avaz avaz bağırsan Huzur gelmez vicdanına sağırsan Doğrulara doğru aklın yor kızım Hatır kırma onu yapmak güç olur Hatalardan dönmek bazen geç olur Gönül boşsa insan gözü aç olur Bilmediğin bir bilene sor kızım Kültürün al hep sevesin vatanı Zorda koma canın anan atanı Cehaletin girdabına batanı Çıkaramaz okumayan kör kızım Der BaBan, can yoldaşın erine Hiçbir şeyi koyma onun yerine Sakın ola gitme gönül körüne Eteğini bir kâmile ser kızım .................Cahillerin dağarcığı dar kızım |
BIR MASALDIR ASK Ask kapiyi caldiginda Bir garip telas icindesindir Gece usulca oksarken saclarini Sen hayallerin derin renklerinde dolanirsin Bir garip telas halidir ask Ustelik kontrolunu kaybedersin onun onunde Ve hic hosuna gitmez bu Aliskin degilsindir ustelik Gulumsersin de bir yandan Alismak lazim diye kendine ogutler verirken Bu yuzden kabullenebilmektir ask Daha once keskin reddedislerinde yasattiklarini Bir reddedis halidir ask Neden bu kadar zayifladigini Ve neden bu kadar cabuk aglayabildigini anlamaya calisirsin Ustelik hakli tek bir neden bulamazsin Herseyi oluruna birakmanin en yalin halidir ask Onemsediklerinin ne denli soluklastigini gorursun Ustelik caresizsindir Nereye aktigi belli olmayan bir nehirsindir Ve sellalenin sesi gelir uzaktan Ve ustelik seni uyaran uyaranadir Ve ustelik sen durmak istersin Ve akar durur bu nehir Sen asiklarin en olagan halinde Gulumseyerek dusersin yukseklerden Mesafelerin yok oldugu andir ask Ne yukseklik kalir ne de uzaklik Her dustugun yer en ulusudur yuksekliklerin Ne kadar kolay gulumsedigini farketmezsin bile Her uzaklik askin siddetini artirdigin yolculuktur Ustelik sen ozlemenin Ve hasret cekmenin ne oldugunu anlamaya calisirken Yureginde sevgilinin isminin nasil bu kadar buyudugunu Dusunur dusunur ve yine bir sonuca varamazsin Esir dusmussundur bir duygu halinin ellerine Ve yalan soylersin bunun boyle olmadigi yolunda Inkarin en yalanci halidir ask Ustelik sana gulen gozlerle bakan insanlara isyandasindir Ve aslinda asik olmadigini anlatmaya calisirsin Askin adinin gectigi her inkar Yeni bir arzuya suruklenistir Arzularin anlamidir artik hayallerinin Hayata yeni bir anlam yuklemektir ask Ustelik daha once ne kadar bos yasadigini anladigin Buna uzulmedigin Ya da uzulmeyi akil edemedigin bir olus halidir Ustelik hayatin anlami tek bir manaya dusmusken Sen farkindasizligin en yogun halini yasarsin Bunca manasizlik icinde dusunmeden Bosluklara atilgan bir seruvencisindir Ve en cesur oldugun anlarin toplamidir En cok korktugun yollarin birlesimindedir de Bir celiskiler yumagi belki de Zamanin bir anlik akisinda Ve hic bitmeyecek sonsuzluk duygusundadir ask Her an yenilenmektir Ne kadar degistiginin hic farkinda olmadigin Ama her degisiminde daha cok tutkuya dustugun andir ask ask net bir doga fotografidir ya da karmasik bir bilmece ustelik cozmedigince devam eden cozuldugunde bitendir ask inanmaktir inanci yeniden resmedebilmektir ve belki inanci sonsuzca askla degistirmektir bir masaldir ask gercekle dusun birbirine karistigi senin hic uyanmak istemedigin uzun bir uyku halidir…...Gassan Satar |
Kaldırımlar Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında, Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık. Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn-cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık. Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor, Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler, Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor. Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi, Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi, Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta, Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum... Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta, Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum. Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin, İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler... Tak tak ayaksesimi aç köpekler işitsin. Yolumun zafer takı gölgeden taş kemerler. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim! Gündüzler size kalsın verin karanlıkları. Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim. Örtün üstüme örtün, serin karanlıkları. Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya, Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya. Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi. Kaldırımlar Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında, Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum. Yolumun karanlığa saplanan noktasında, Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum. Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık. Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar. İn-cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık. Biri benim, biri de serseri kaldırımlar. İçimde damla damla bir korku birikiyor, Sanıyorum her sokak başını kesmiş devler, Üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor. Gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler. Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi, Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır. Kaldırımlar, duyulur ses kesilince sesi, Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır. Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta, Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum... Aman sabah olmasın bu karanlık sokakta, Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum. Ben gideyim yol gitsin, ben gideyim yol gitsin, İki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler... Tak tak ayaksesimi aç köpekler işitsin. Yolumun zafer takı gölgeden taş kemerler. Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim! Gündüzler size kalsın verin karanlıkları. Islak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim. Örtün üstüme örtün, serin karanlıkları. Uzanıverse gövdem taşlara boydan boya, Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi. Dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya. Ölse kaldırımların kara sevdalı eşi. NE GÜZEL ŞEY HATIRLAMAK SENİ ne güzel şey hatırlamak seni; ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste ve yaşım kırkı geçmiş iken. ne güzel şey hatırlamak seni; bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin, ve saçlarında vakur yumuşaklıgı canımıniçi İstanbul topragının. içimde ikinci bir insan gibidir, seni sevmek saadeti. parmakların ucunda kalan kokusu sardunya yapragının, güneşli bir rahatlık ve etin daveti kıpkızıl çizgilerle bölünmüş, sıcak,koyu bir karanlık. ne güzel şey hatırlamak seni; yazmak sana dair. hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek: filanca gün,filanca yerde söyledigin söz, kendisi degil, edasındaki dünya. ne güzel şey hatırlamak seni! sana tahtadan birşeyler oymalıyım yine: bir çekmece,bir yüzük... ve üç metre kadar ince ipekli dokumalıyım. ve hemen fırlayarak yerimden, penceremde demirlere yapışarak, hürriyetin süt beyaz maviligine sana yazdıklarımı bagıra bagıra okumalıyım. ne güzel şey hatırlamak seni: ölüm ve zafer haberleri içinden, hapiste, ve yaşım kırkı geçmiş iken... NAZIM HİKMET RAN |
KUTUP YILDIZI KUTUP YILDIZI Sende benim gibi yalnız parlarsın Senindemi aşka,sevgiye sitemin var Gece olunca parlarsın,gündüzleri ne yaparsın... Küskünsün benim gibi aydınlıkta gördüğün Sahte yüzlere.... Senindemi sitemin var sevgi üstüne. Benimkisi kendime. Mutluluk aşk,sevgi rüzgarı esmedi bana Esseydi kalbime dolup taşarak, Hisseder parlardım,gündüzde bile sahte yüzlere. Sevmeye açıktım sevilmeye değilde Kactım hep sevilmekten bilerek... İnsanlar sahte yüzle gülerek,aşkım canım diyerek Sahte yalanlarla hep kapına gelerek Sevgiye ac kalbime yenik düşmekten Korktum kaçtım bilerek.... ŞİİRDOSTU |
Aşk İki Kişiliktir Değişir yönü rüzgarın Solar ansızın yapraklar; Şaşırır yolunu denizde gemi Boşuna bir liman arar; Gülüşü bir yabancının Çalmıştır senden sevdiğini; İçinde biriken zehir Sadece kendini öldürecektir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir. Bir anı bile kalmamıştır Geceler boyu sevişmelerden Binlerce yıl uzaktadır Binlerce kez dokunduğun ten; Yazabileceğin şiirler Çoktan yazılıp bitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına. Aşk, iki kişiliktir Avutmaz olur artık Seni bildiğin şarkılar; Boşanır keder zincirlerinden Sular tersin tersin akar; Bir hançer gibi çeksen de sevgini Onu ancak öldürmeye yarar: Uçarı kuşu sevdanın Alıp başını gitmiştir; Ölümdür yaşanan tek başına. Aşk, iki kişiliktir. Yitik bir ezgisin sadece Tüketilmiş ve düşmüş gözden; Düşlerinde bir çocuk hıçkırır Gece camlara sürtünürken; Çünkü hiç bir kelebek Tek başına yaşamaz sevdasını, Severken hiç bir böcek Hiç bir kuş yalnız değildir; Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk, iki kişiliktir Ve ben sirilsiklamsam. Iclenir gizli gizli aglarsam, Beni boyle gorsen belki taniyamazsin. Eger elimi baska bir el sariyorsa, Sen gel yine de tut elimi. Ben sensizsem ben yalnizim, |
SENİ SEVİYORUM Ne güzel şey; SENİ SEVİYORUM demek Sevdiğini söyleyebilmek ne güzel... Her baharda, gece-gündüz Her saniye SENİ SEVİYORUM! SENİ SEVİYORUM! SEVİYORUMSENİ! Diyebilmek ne güzel... Çünküsü yok, nedeni yok sevmenin Zamanı hiç yok, Dakikalar zaman üstü... Utangaç bir gecenin kucağında Yağmurlar vuruyor pencereme, Aşkın vuruyor kalbimin kıyılarına Gecenin bu çıldırtan yalnızlığında Aşkın ayak seslerini duyuyorum yüreğimde Ve hasretini içimde, SENİ SEVİYORUM! Sesini duymak istiyorum uyumadan önce Sabahlara kadar konuşmak, Hiç kapatmamak telefonu... Aynı düşlere uyumak sonra Ve uyanmak aynı güneşe SENİ SEVİYORUM! Daha bir güzelleştim son günlerde, Gözlerimin içi parlıyor, Kabına sığdıramıyorum aşkı. Gülmek geliyor içimden, Sokaklarda koşar adım yürümek, Tanıdık, tanımadık herkese selam vermek, Merhaba ülkemin güzel insanları, Hepinize, hepinize merhaba SİZİ de SEVİYORUM! Yağmuru, denizi, kokusunu toprağımın Gök mavisinde güvercinleri, martıları. Dağ eteklerinde gelincikleri seviyorum ateş kırmızısı Bindallılarıyla köy kızlarını Ve elleri hamur kokan anaları Hepsini sende seviyorum SENİ SEVİYORUM! iyi ki doğdun iyi ki varsın. Doğum günün kutlu olsun! SENİ ÇOK SEVİYORUM! SENİ ÇOK SEVİYORUM! Yaşamaksa seni sevmek, Ben hiç ölmedim... SENİ SEVİYORUM! |
"Sevmek" dedim. "Yoluna ölmek" dedi. "Yol" dedim. "Alıp başını gitmek" dedi. "Gitmek" dedim. Bir "Ahh" çekip, "Dostlardan ayrılmak" dedi. "Dost" dedim. Durdu. Bana baktı. "Dost" diye mırıldandı. "Yüreğime nasıl koysam bilemediğim" dedi. "Yürek" dedim. "Dünyaları içine sığdıramadığım" dedi. "Dünya" dedim. "Hayatın bir yüzü" dedi. "Yüz" dedim. "Ardında ne gizli bilemediğim" dedi. "Giz" dedim. "Hep çözmeye çalıştığım" dedi. "Çalışmak" dedim. "Bitmeyecek öykü" dedi. "Öykü" dedim. "Binlercesini içimde gizliyorum" dedi. "Gizlemek" dedim. "İşte, her şeyin bitimi" dedi. "Şey" dedim. "Sevda" dedi. "Sevda" dedim. "Peşinden koştuğum" dedi. "Koşmak" dedim. "Hayat, bir maraton" dedi. "Hayat" dedim. "Öyle kısa ki!" dedi. "Niçin kısa?" diye sordum. "Yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi. "Yaşanması gereken ne var? " diye sordum. "Aşk" dedi. "Kaç kere?" diye sordum. "Bin kere" dedi, "Milyon kere" "Neden bir kere değil?" diye sordum. "Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk" dedi. "Önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum. "Keşke olsa" dedi, "Ama önce yoğrulmak gerek" "Acı çekmek mi?" diye sordum. "Evet, aşk acısında yok olmak" dedi. "Yok olunca!" dedim. "İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi. "Gerçek aşk!" dedim. "Büyük o!" dedi. Durdum. Durdum. Ve sustum! "Neden sustun?" diye sordu. "Yüreğim titredi sanki" dedim. "Neden?" diye sordu. "Bilmiyorum" dedim. "Büyük O!" "Evet" dedi, "Büyük O!" "Nerede?" diye sordum. "Her yerde" dedi. "Nasıl?" diye sordum. "Yüreğini aç" dedi. "Yüreğimi açmak!" dedim. "Bir tebessümle bak her şeye" dedi. "Tebessüm" dedim. "Her kapının anahtarı" dedi. "Kapı" dedim. "Girmeden bilemezsin" dedi. "Ya korku!" dedim. "Bilinmeyenden korkar insan" dedi. "Ben bilmiyorum" dedim. "Neyi?" diye sordu. "Ben'i" dedim. "Sen kimsin?" diye sordu. "Ben kimim?" diye sordum. "Sevgiyle beslenensin" dedi. "Kimin sevgisiyle?" diye sordum. "Büyük O'nun" dedi. Durdum. Durdum. Yine sustum. "Kimsin?" diye sordum. "SEN'im" dedi. |
| Saat: 23:14 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık