![]() |
Ben bunları haketmedim, herşeyimle seni sevdim. Aşkıma hep sahip çıktım, hata mı ettim ? Aylar oldu aramadım aramadım. Elim gitti telefona gururumdan aramadım. Sevdi gönlüm, deli oldu. Elim gitti telefona, bende bittin aramadım.... (ci)(ci)(ci)(ci)(ci) Yaşıyor ama uzaktaysam senden, bil ki seni hiç unutmadım. Ölüm değilse bizi ayıran, yazık olmuş, hata yapmışız.. Yokluğumda sen nasıl olursun hayal ettiğimde, seni mutlu, çok mutlu görüyorum. Çünkü hep öyle ol istedim. Her şeyin güzeli senin olmalı. Aynı şeyi isteme benden, yerine kimseyi koyamam ki... Ben kimseyi ama kimseyi seni sevdiğim gibi sevmedim ki. Sen bana aşk dedin, bizi kirletemem ki. Kimsenin öyküsünden kopya çekmedik. Ne acıdan, ne kayıptan korkmadık ki hiç. Biz ne kavgalar atlattık ta yılmadık ki bir gün. Üstüne gittik sevdanın, yenilmedik ki. Kimsenin duygusundan çalmadık biz. Başkasının oyununu bozmadık biz. Bu dünyanın uyumunu bozmadık biz |
CareLer CareSiz Sen yokken.. |
Bu hikâye senin için! 'Anlamak' kelimesini sözlüklerden çıkartıp elimle dokunacağım kadar somut hale getirdiğin ve yüreğime yerleştirmeme yardım ettiğin için... 'Anlamak' ve 'anlaşılmanın' en güzel denilen sevişmeleri kıskandırdığını bildiğin ve bana da öğrettiğin için... Durum ne olursa olsun, dilinde bu kadar güzel bir 'özgürlük' şarkısıyla yaşayabildiğin için... Senin için... Bu, insanın içinde yaşatıp zamanla sevdiği ve kendisine çok acı verse de, neredeyse bedenine bir organ gibi eklediği, hüzün doğuran tüm uzun soluklu duyguları yerle bir eden, kısacık bir hikâyedir! Sonra sen geldin. Yaşayıp gidiyordum... 'Yaşayıp gitmek!' Ne saçma! Bu fiili nedense, hayatımızın sıkıcı olduğunu, bir günün diğerinden farklı geçmediğini düşündüğümüzde kullanırız. Oysa tam tersi olması gerekmez mi? 'Yaşamak ve gitmek...' Yaşıyorum, gidiyorum, yol alıyorum. O halde şöyle demeliyim: "Yaşıyordum ama gitmiyordum" Veya: "Gidiyordum akıp zaman içinde kaybolmuş vaziyette, ancak yaşamıyordum." Bir aşk hikayesine boyanmıştı bütün mevsimlerim Tuhaflığı yoktu yazın kazak giyip de Kışın denize girişimin Kazağımda da aşk kokusu vardı Acıma dokunan ve Nasıl kokacağını şaşıran Yosunlarda da Sonra sen geldin. "Hadi gel, hayatı anlayalım ve anlatalım." dedin. Çok konuştuk bu konuda çok... Hem her duygunun tarifini almak istedin hem de hepsi hakkında bildiğin ne varsa bana vermek. Seninle konuştukça, kendime dair son derece basit ama yine de hiç üzerinde durmadığım bir şeyler olduğunu görmek beni nasıl da şaşırtıyordu. 'Acı' konusunda çok konakladık... Kanattıkça beni böyle acı Ve sohbetler yetmeyince nefes almaya Ağlardım Yaralarımdan şiir yapardım Acı bir annedir, durmadan hüzün doğuran. Ahh, ben o hüzünlerle boğuşmak, azıcık nefes alabilmek için kaç kitap okudum, kaç film izledim, kaç hayat belledim, bir bilseniz. Yooo! Dostlarıma haksızlık edemem şimdi. Turuncuya boyalı güney akşamlarından, fesleğen kokulu batı ikindilerinden, kuzeyin gri sabahlarına kadar kaç sohbet vardır yüreğimde daima saklayacağım. Ahh, benim kelimelerle beyinlerinde tepindiğim dostlarım... Nasıl da isterlerdi gözlerimden yanaklarıma dökemediğim gülüşleri görmeyi. Her sohbette yüreğimi yatırıp masaya, son derece dikkatli ve zarif hareketlerle acı ve hüzün doğuran parçalarıma ulaşır, üzerini örterlerdi. İyi hissederdim bir süre. Apartmanların üzerinde uçuşan martıları fark ederdim en azından. Ancak sonra yine hüzün... Yüzsüz hüzün... Baktığım yerlerde gözlerim Bazen öyle uzun kalırdı İnanmazsınız ama Baktığım yerler sıkılırdı Sonra sen geldin. Geldin ve: "Hele şu yükünün birazını bana ver." dedin. Şaşırdım çünkü görünüşe göre senin yükünün benimkinden fazlası vardı ama eksiği yoktu. Sen anlatırken fark ettim ki içinde bir yerlerde bu yüklerle başa çıkmak için özel eğitimli bir parçan vardı. Bu parça, yükün niteliğini ya da niceliğini yürekte en hafif duracak hale getirebiliyordu gerçekten. Konuşurken bir yandan da yüreğimin en tozlanmış ve uzun süredir de yanına hiç uğranmamış parçasını koydun masaya. “Bak,” dedin "bunlar hayat dostu parçalar . Şimdi bunları öyle güzel temizleyeceğiz ki bir daha canın içindeki parçalara dokunmak istediğinde ve hüzne giderken, bunların ışıltısına takılacaksın. Takılacaksın ki hüzün doğuran acı parçaları koyuvereceksin yerinde tozlanmaya. Böylece de zamanla ağırlıkları, olması gerektiği kadar olacak. Oysa sen ha bire parlatıp parlatıp durmadan onlara bakıyordun önceden ve bu da onları olduğundan ağır hale getiriyordu. Oysa tam tersini de yapabiliriz hepimiz. Işıldayan parça daima daha ağırdır. Gel, hayat dostu parçaları ışıldatalım durmadan.” Sen geldin Kelimelerini şekere batırarak Sen geldin Baktığın yerlerde çiçekler bırakarak Acıya ve hüzne gereğinden çok yüz vermemeli insan. Ben artık hüznü içimde şişmanlatmamayı başarıyorum galiba. Geçen gün ne gördüm dersiniz? Meğer ne kadar yakışıyormuş martılar denizin üzerine! Hikâye bu kadar... Merak edeceksiniz belki, bu değişiklikleri sağlayan kimdi… Bir can’dı. Canımın içi değil İçimin canı olup da Sen Geldin ho$ geldin... http://photos-g.ak.fbcdn.net/photos-ak-snc1/v2618/204/50/1090299783/n1090299783_30379478_1906497.jpg |
Aşk, eşeğe bile dansettirir...:msn_party |
"Makyajı akmış şehrimin suratını yıkamak ister misin?" |
Kalpte Bir Melek Var Hak'tan Armağan Bana...(ci) |
Bir düzine cinayet işleniyor. Yalnızca bir seyirciyim ben, suçlanamam. Hayatımda duyduğum en güzel şarkıyı dinliyorum; sözleri var bu kez ezberlediğim ilk dinleyişte. Yalnızca bir seyirciyim ben, bunu ben çalamam. Annemin doğurduğu son bebeği öldürüyorlar. Yalnızca bir seyirciyim ben, ağlayamam. Beni sevdiğini söylüyorsun. Duygularım yok benim, konuşamam. Bir an önce yarın olsun istiyorum. Uykum yok, uyuyamam. Uyanıyorum, ara veriyorum rüya bilmecesine gecenin tam ortasında; şimdi bütün aşklar, bütün suçlar, bütün ölümler, bütün yalanlar bana ait; ve bütün o şarkılar... |
"Yaklaş bana yanmazsın, yansan da o senin içinde yangın." |
Aşklarım vardır benim Ne beni ne de mavili hüzünler güzelini anlatır Bir yelkovan rüzgarıdır düşlerim Yaşanmayan bir masalda Güneşi hep yok olan acılarımla beni aldatır Görünen hep gece oldu gözlerimde yanan çocuğa Ölüp dirilen bedendim ben yalnızca Kaçtığım köşelerde birileri bekler Alırlar gözyaşlarımı Yeni doğmuş denizlere dökerler Gurbet yumakları ördüm ellerimde kalbine dair Bütün limanların dinlenen gemilerine doğru koştum Her vakit Patates ve soğuk içecek Ne de güzel giderdi aşklar sohbetinde Yazgıya yenilen büyük sevdalardık yalnızca Bittiği yerden geri döndü masallar Düşlerin ressamı hep mavileri arzular Boncuklar düşer merdivenlerden O hep boncukları kovalar Değişen zaman mıydı Yoksa içi boş değişgenler mi olduk Bütün aşklarım adına hoşçakal dünya Sen hüzünler güzeliydin Düşlerime mavilerle girip sonra kaybolan |
Unutulmak istemiyorsan, ya okunacak şeyler yaz,ya da yazılmaya değer şeyler yap... |
| Saat: 21:49 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık