![]() |
Çokmu sevdi seni bu kalp Çokmu bağladı kara zincirlerini sana Çokmu senin oldum yoksa çok mu benim Ve ben karanlıkların da Özledim seni Gidişininin saymadığım kacıncı saniyesinde Kokun hala üzerimde Sen diye katran gecelere dalıyorum Sen diye karanlık sabahlara uyanıyorum Günüm sen oluyor Karanlıklarıma avucunda güneş geldiğinden beri Işığım sen oldun Şimdi kalbim sen diye bağırıken Elini tutamadığım yüzünü göremediğim Ve gözüne bakamadığım günleri saymıyorum Takvimden Biter bu da biter diyorum kendime Ama nafile öldüm deyince Ölünmüyor... Murat Bağcı |
BAĞLANMAYACAKSIN Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. “O olmazsa yaşayamam.” demeyeceksin. Demeyeceksin işte.Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o’nu sevdiğinden… Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini… Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları… Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. “O benim.” diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin… Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya ya da pembeye Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak… CAN YÜCEL |
Anlarsın Avuçlarına bırakayım gözlerimi Çekiştirme ellerini Nafile anlamıyorsun kelamdan Bırak bari parmaklarına ağlayayım Islanırsan beni anlarsın belki. Sevdamı asayım yıldızlara Niyaz edeyim tanrıya Yağmur bulutları takılsın sabaha Bırak bari yağayım sağanak saçlarına Üşürsen beni anlarsın belki. Sileyim güneşin mor harelerini Aydınlıktan ürker olmuş düşlerin Sürüklensin sisleri başka ülkeye Bırak bari gün ışığından düşeyim tenine Isınırsan beni anlarsın belki. Gövdemi tutayım rüzgarın gelişine Yetsin esmesin artık şehrinde Saçların dağılmış gözlerinin üzerine Bırak bari tarayayım ellerimle geriye Bakarsan beni anlarsın belki. Gece yapışmış kirpiklerine Yıldızlarını düşürmüşsün yerlere Loş akşamlar boyanmış yüreğine Bırak bari ay'ı indireyim pencerene Görürsen beni anlarsın belki. Tarık Tan |
Mutluluk Mutluluk Çok mu uzaklardasın sen? Mutluluk.... Neden yaşamın anlamısın? Neden sensiz olmuyor? Zamansızsın sen mutluluk... Bazen küçük bir gülümseme, Bazen bir demet çiçek, Kimi zamanda ağızlardan süzülen tatlı bir söz... Sensin hayatı anlamlandıran; Boşlukları dolduran... Sakın gitme mutluluk, Gitme ulaşamayacağım uzaklara..... Didem Müjde |
Harç Bilemiyorum hangi gökdelenin tuğlaları arasındadır elele yürüdüğümüz ve seni ilk kez öptüğüm o kuytu kumsal Ama duyarım bir mısır tarlasının yüreğindeki telaşı görülünce dağın ardından kentin ilk gökdeleni Daha kamyonlar dolusu kum elenir inşaat önlerinde ayıklanır deniz kabukları yok edilir gibi bir cinayetin izleri Sunay Akın |
Sence sevmek nedir? Beraber olmak mi yada yokken varligini hissede bilmek mi??? Eger gözlerimin derinligine bakarsan, eminim ozaman gercek aski görecegine Senin gülüsün, bakisin her an aklimda, hic cikmiyorsun, cikartmicamda Seni kalbime kilitledim, anahtarida denize attim Neden diye sorarsan, sana söyliyecegim... Kimse anahtari bulmassin diye, hic cikma diye... Seni kendime kelepceledim... Seni düsünmek, varligini bilmek bile güzel... Seni sevmekse bambaska bir duygu, kelimelerle anlatilmaz birsey... Sen bana aitsin, benimsin... Iste SEVMEK budur... Sen olmasanda yanimda, seni sevmeye devam edicegim, hic usanmadan, bikmadan... ISTE GERCEK ASK BUDUR... |
Kapalı tüm dünyaya kapılarım Hem de dışarıdan kilitli Duyan yok feryadımı Sen duy istiyorum, sen duy Kilitli kapılarımı açacak, Anahtarım ol benim. Eşikten içeri görünürse ışığın eğer İstemem dünyaları benim olmasın Bana bir ömür yetecek, Gönlümün kapılarından içeri Hüzne yer vermeyecek, Mutluluğum ol benim Sebebim ol benim Sebebim sen ol benim. (23-01-2009) Kadir Aslan |
sana elveda mı ASLA!!! Sevdim bir kere seni Bin umutla bağlandım Desteğini göremedim Beni bir türlü sevemedin Kalbimin acısını hiç hissetmedin mi? Gözlerimin dolgunluğuna hiç bakmadın mı? sözlerimi hiç saymadın mıı? Doğru askım doğru! sen bana ne zaman aşık gözüyle baktın ki! Sorma Söz etmem Umutlanmam hata ama unutma diyemem hiçbir zaman sana elveda |
Geceler Dört sonbahar öncesi o gece Yeşildi gözlerin, yalandı sözlerin o gece Aylardan kasımdı, yapraklar sarıydı o gece Dostlar arasında yalnızdık o gece Gemileri yaktım her gece Yıldızlardan kaçtım her gece Kendimle savastım her gece Hatıraları kovaladım her gece Türkülere yaren oldum bu gece Eski tatları aradım bu gece Kendi gözyaşlarımda boğuldum bu gece Sensiz dört mevsim geçti bu gece Hasretinden kurumuş çöller gibi bedenim Dokunuşunla kuraklık berekete dönecekti. O gece,her gece, bu gece…. Fatih Porsuk |
En acı veren şey nedir aşkta? Yanında, çok yakınında olduğun halde asla ulaşamayacağını bilmek mi, bunu idrak edemeden platonik bir aşkın dalgalarında yüzdükten sonra gerçeği öğrenemeden boğulmak mı? Her ikiside acı verici..Her ikiside yakar kavurur sendeki aşka dair herşeyi, bir daha eskisi gibi sevemeyeceğini düşünene kadar..Aşka dair tüm umutlarını yakıp, küllerini güçlü bir rüzgarla uzaklara savurana kadar.. Bunla da bitmez aşkın zalimliği..Uzun zaman sonra kabuk bağlamış yaralarını tekrar eşeler..Yıllarca unutmaya çalıştığın o gözleri tekrar çıkarır karşına..Tekrar canın acır, çığlıkların düğümlenir boğazına.. Engel olamazsın kalbindeki en acı tatlı o duyguya..Bir yandan nefret edersin, bir yandan delicesine seversin..Bir doktor gibi olursun, hastanda kalbin!..Hem hastandan nefret edersin, hemde onu hayatta tutmaya çalışırsın.. Aşktan bıktığın bir gün, tekrar çıkıverir karşına..Gözlerini sana dikerek bakar, sanki hiçbir şey yapmamıştır, hiç bir acı çektirmemiştir sana..Ellerinden tutar en zayıf anında.. Ya ellerini verirsin, ya da çekersin... |
Kapat Gözlerini Dokun Düşlerime Kapat gözlerini dokun düşlerime, Avuçlarımın ateşini sakla mabedinde, Kimsesizlik yansın sen varken, Yokluğun atılsın kor ateşlere, Ben yiteyim gözlerinde... Sen kendini bul karanlıklarımda, Yaşa beni ruhunun derinliklerinde. Karadeniz köpürsün kıskançlığından, Ellerimi tut ellerinde, Düşlerim yansın sıcaklığından, Kapat gözlerini gör, Ruhunun basit sohbetlere gizlendiğini, Oysa sen böyle değildin, Fakat gel gör ki seçimler vardı, Seçimlerinle sen sensin. Sorgusuz yaşanan aşkın, Kıymetini bilensin. Dans et sevgilim. Artık bu sahne senin. En önde izleyen, Kendine saklayan adam benim. Kapat gözlerini zamana, Huzurum dolsun içine, Tarçın kokulu öpüşlerini, Bırak sevgili dudaklarıma, Ve ben izleyeyim seni, Bilirim sevmezsin. Gözler varken üzerinde, Ben aşkla bakarım korkma, Değmez sana nazar bile, Çünkü bulmuşken tutkumu, Yaşamak varken seninle, Bırak her şeyi uzaklara gidelim, Kapat gözlerini, ellerini bırak ellerime, Kaçalım sevdiğim, Kimselerin olmadığı bir yere, Baki Evkaralı |
Çekil Git Desem de Gitme Ayrılık Sevdi Bizi, İçim Hüzün Denizi Çekil Git Desemde Gitme Sevdiğim En Güzel Derdim Sensin, Ölüm Seninle Gelsin Bende Git Desemde Gitme Sana Git Dediğim Yalan Yokluğun Bende Kalan Son Sözüm Budur Sakın Sakın Gitme Çekil Git Artık Düşlerimden, Bıkıp Usanmadın mı Benden Artık ? Gözlerimden, Yüreğimden, İçimden, ...Ve Varolan Her Şeyimden, Git Artık.. Dokunma, Kirletirsin Beyazları, Konuşma, Tüketirsin Satırları, Mehtabı Bırak, Doğan Ayrılık, Çekil Git, Şafak Gelen Aralık... Kanıyorum Zaten, Uzak Dur Benden, Sebebin Olurum, Yakanın Olurum, Çekil Git Yolumdan, Ölümün Olurum, ...Ve Git Artık, Ne Olursun Git Benden Konuşma, Nefesini Al Benliğimden, Ben Soluğunu Kesmeden, Sus Demeden, Sus Ne Olur, Söylemeden, Git, Bir Daha Allah Aşkına, Hiç Dönmeden... Yıkıl Git Artık Hayallerimden, Kumdan Evlerin, Yıkıldı Artık, Taşlarımdan, Oyuncaklarımdan, Beynimden, ...Ve Yaşayan, Her Şeyimden, Git Artık Uzanma, Karaya Çalarsın Günlerimi, Söylenme, Devrik Tümcelerim Olursun, Ne Öznesini, Ne Yüklemini Kurtarabilirsin Çekil Git, Bırak, Bütün Düşüncelerimi... Yaralıyım Zaten, Şöyle Dur Gönlümden, Derdin Olurum, Korun Olurum, Çekil Git, Harın Değil, Külün Olurum, ...Ve Git Artık, Ne Olursun Git, Git Gözlerimden Kal Yerinde Öylece, Ses Etme, Mevsimler Solsun Senelerce, Mümkünse Çıkmasın, O İki Hece, Öldü de, Bitsin Bu İşkence... Ya da Bir Sonbahardı, Sarardı de, Düşen Her Bir Yaprakta, Uzaklaştı de, De ki, Gövdeden Dal Kırıldı, Kopan Candı, Yıkıldı de, Deki Öldü, Öldü de... Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de... Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı, Sonra Toprağa Karıştı, Kurudu de, Soldu de... Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de... ...Ve Çekil Git Artık, Gölge Etme, Alın Yazısı Gibi Görme, Değilim Birşeyin, Olmadım Hiçbir Şeyin, Çekil Git Artık, Ne Olur Çekil Git, Kötü Söyletme... Yaşamaz de, Olsun de, Deki Bitti, Bitti de... Kardı Yağdı, Yağmurdu Aktı, Kurudu de... Sonra Toprağa Karıştı, Soldu de... Ne Bileyim İşte, Kısaca Öldü de... Ne Dersen de... |
Acıyı Aşka Yama Yaptım http://fc01.deviantart.com/images/store/bt/1/1c983d348a00859c.jpg Bitiyor zaman. Tüm saatler kum saatinin içinde birbiri üstüne yığılıyor. Sahte mutluluklar giyiniyor sözcükler. Sen-ben savaşında imtiyazsız yarınlara bugünden açıyorum gözlerimi. Savaşacak kadar bile yakın olmayışımızı bilirim. Bilirim, acı verişindir bu kadar sözcük dizdiren. Ömrümü ömrünün ardında sürüyen... Aynaları kırıldı mutluluğumun. Söz dinlemeyen yanımı artık çok iyi tanıyorum. Ayağım takılıyor bir acıya ve yokluğunun üstüne düşüyorum. Hala üşüyorum... İğne deliğinden geçiriyorum sevdayı. Sen oluyor nakışımın adı. Bir an sen oluyorum anlayışsız, vurdumduymaz... Sonra bana dönüyorum. Bak hala ağlıyorum... Harf harf işlerken kelimelerimi, şimdiden yerleştiriyorum acılarımı parmaklarımın ucuna. Son düşen cemreyi de ayırıyorum payıma. Kapatıyorum gözlerimi. Hadi git yâr, geldiğin gibi. Acıttığın yerden tüm acılarımı da topla git hadi. Anlamadım yâr Sen mi yâr olmadın yoksa ben mi yarenlikten uzaktım? Hangi kıyıya vurmuştu aramızdaki eksik o taş? Hangi şarkıda yarım kalmıştı notamız? Hangi satır içine sığdırabilmişti de seni; sen bulunmazım olmuştun? Ah yâr sana bağlamazsam sözcüklerimi, hep anlamsızlık oluyor yüreğimin dili. Sana bağlandığında da gözyaşına paralel oluyor. Yok, mu önümde senden gayri gidecek bir yol? İçim yine aynı mısra´ları tekrarlıyor Yamaçlarımda senli güzel düşerim var Ama düşlerime damlayan zehir de sensin yâr Bulamadım yâr. Seni bu kadar ararken kendime bir mutluluğu da bulamadım. Zamandan bir bir çalıp saatleri sızlayan yanlarıma kattım. Ben acıyı aşka yama yaptım. Hafife almadım duyuları. Kuytu köşelerde ölümüne besledim sevdayı. Acıydı bildiğim aşkın ön adı. Hiçbir şehre sığmadı yüreğim. İstanbul sen de yüreğimi ayaklarına doladın. Ve sen düştün ben kanadım. Ezildim, yarama yine koskoca bir kenti bastım. Büyük bir uykudan ibaret sandım satırlarda yaşamayı. Kelimeleri vurdum kumsallara. Canımı ağrıttım ardında. Ve bir taş daha attım içimin karanlık dehlizine. Hüzün meskenine kilitli aşk hangi makamı kabul ediyordu ki sözlerine? Hangi yaram düşlerimi sana vurduğumda acı damlatmıyordu? Gerçeğimde olmayan yâr gönlümden git! Hadi git! Ben sarsılan bir şehrin enkazı olmaya razıyım. Ben, yine kâbuslar saklarım yatak başlarımda. Ve sana şiirler biriktirmekten vazgeçerim. Sessizliğimin sesini dinlerim bir sonbahar sabahında... Kahraman Tazeoğlu |
Kavuşursak Biteriz Biz Kavuşursak biteriz biz, Biz mutlu sonlar katiliyiz. Kavuşursak biteriz biz. Sevgiyle bakan gözleri kör ederiz. Herkesin bildiği bir aşk, Herkesin attığı bir imza Herkes gibi değiliz biz. Belki biraz serseri, Belki biraz deliyiz, Ama kavuşursak biteriz biz. Pervane böceğinin mum alevine sevdası Ateş böceğinin susuzluğuyuz biz Yanar ama su içmeyiz Etrafında döner, alevle dansederiz. Bize kimseden zarar gelmez, Biz zararı ancak kendi kendimize veririz. Severiz, özleriz, aşktan ölsek kimseye söylemeyiz. Biz artık biz değiliz. Ruhlar kavuşur ve konuşur gökyüzünde bir yerde Ama bedenen kavuşursak biteriz biz. Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz. Onu bilir, onu söyleriz, Kavuşursak biteriz biz. İki sınır ülkenin dikenli telleriyiz, Dokunursak kanar ellerimiz. Kimselere söylemez gizli gizli severiz Ama kavuşursak biteriz biz. Bir kor var içimizde yanan, Onu küllendiremeyiz. Görüşemeyiz, konuşamayız ve sevişemeyiz. Bir aşk var bizi biz yapan, Kavuşursak biteriz biz. Biz herkes gibi değiliz. İstadeğimiz zaman gelip, İstediğimizde gidemeyiz. Kahve içip, gülüp, konuşup, başbaşa yemek yiyemeyiz. Ne bir filmdeki mutlu son, Ne de göz yumulacak bir kaçamak değiliz biz. Sadece özlemle severiz, Ve kavuşursak biteriz biz. Sevda iki kişinin birbirine aşkı değil artık. Artık her aşk her ağızda sakız. Biz birbirimize aslında her aşıktan daha yakınız. Belki ayrı şehirlerdeyiz, Ama her gece aynı mehtapta buluşur, Yağmur yağarsa, çıkar, Aynı yağmurun altında ıslanırız. Bu aşkı ancak biz biliriz. Şiirleri güvercinlerin kulağına fısıldar, Mektupları suya yazarız. Biz belki ayrıyız, Ama her gün aynı geceyi sabahlarız. Melekler bize ağlar, biz halimize güleriz. Onu bilir onu söyleriz. Kavuşursak biteriz biz. . Uğur Arslan |
Senin Için Geldim Senin için geldim Azrail'den kaçtım sana koştum Lütfen affet beni, ölümmüş ayrılık bilemedim İsmini her an kalbimle tekrarlayıp geldim Melekler ağladı Ezgiler seni söylediği için geldim Nedensiz, durduraksız sevdim Umutlarımı tükettim de geldim Rüzgarlar seni fısıldadı Ölüm kapımı çaldı da geldim Kalbim sensizliğe haykırdı Seni sevdim de geldim Ümitler besledim kalbimde Zehir içtimde geldim sana Okan Akbaba |
ilin söylemesede gözlerin "ayrılık" diyor … Neyi saklayabildin ki benden bunu saklıyorsun_? Hadi gel kendine , dön özüne … Yine seni şaşırtmayacagım , yine gidiyorum de … İki yıl önce "Hoşgelmiştin" kalbime , "Hoşça Çık" Susman ne ifade ediyor bilmiyorum… Sessizce beni incitmeden gideceginimi zannediyorsun ? ‘’Yanılıyorsun ! ‘’ İçimde kopan fırtınaların farkında degilsin … Duymuyorsun tabi sessiz çıglıklarımı… ‘’Gitme’’ diye haykırışlarımı … [Konuş lütfen !] Bir şey söyle … Sevmedim seni de, Başkası var de yeterki bir şey söyle … Böyle sonlara alışkın degil yüregim… İki yıl önce ‘’Hoşgelmiştin’’ kalbime , ne oLur Hoşça Çık... Sana göre sessiz sedasız bir terkediş bu ... Bakma suskunluguma … Ardından söyleyecek sözmü bıraktın bana ? Birlikte yaşadıgımız aşkı,geçirdigimiz yılları tek başına bitiriyosun… Hayranım bu cesaretine ! … Bana düşense ‘’Zoraki kabullenmeler…’’ ‘’Mecburi susmalar…’’ İki yıl önce ‘’Hoşgelmiştin’’ kalbime , Topla hayal kırıklarımı , sil bedenimden izlerini … ... Hoşça Çık … |
Aşk Yarattı Aşk yarattı mekânı Aşk boyadı ol canı Aşk sırladı cananı Allah Allah dedikçe Aşk oldu hakkın adı Aşksız insan doğmadı Aşksız rahmet yağmadı Allah Allah dedikçe Aşk kaldırdı perdeyi Aşk indirdi yerleri Aşk kurdurdu kubbeyi Allah Allah dedikçe Aşk taşı insan eyler Aşk insi viran eyler Aşk meşki cihan eyler Allah Allah dedikçe Aşk sureti uyutur Aşk kesreti unutur Aşk vahdeti büyütür Allah Allah dedikçe Aşk yokları var eyler Aşk düşmanı yar eyler Aşk eli diyar eyler Allah Allah dedikçe Aşk cüzde arar hakkı Aşk söyler Enel Hakkı Aşk Gönüllüde takı Ladan Allah dedikçe. Mustafa Turhan |
Hani bir ömürlüktük Hani aklın hep bende kalırdı Hani bensiz yapamazdın Hani kadınımdın Hani her şeyindim Hani bana güven demiştin Uzaksın Şimdi bana uçsuz bucaksız Sonu belli olmayan bir uçurum gibi Uzaksın şimdi bana Yabancı eller gibi Bilmem ki hangi gönüldesin Kim bilir hangi yabancı ellerdesin Uzaksın Şimdi bana uçsuz bucaksız Sonu belli olmayan bir uçurum gibi Uzaksın şimdi bana yabancı eller gibi Darmadağın duygularım elbet bir gün hesap soracak Ben bunu hiç hak etmedim Aykut Nizam |
Tüm YüregimLe SeNinim..! Seninle bütünlestim ben...seninle var oldu bu yürek.. Sen varsan bende varim bu alemde.. Sen yoksan korkarim ben kendi gölgemden... Kimsenin demesiyle senden vazgecemem ben... Hayat sendin.. Ask sendin... Yüregim sendin... Özlemim sendin... Benligim sendin... Ben ise bastan asagi sendim..! Yüregim senle doluydu..bir sevdadi bu yasadigim Ama dokunamadigim. Bir özlemdi bu.. özleyipte özledigimi diyemedigim... Sevdigimdin yanina gelemedigim... Sen geceleri dogardin ay gibi yüregime... Geceler boyunca aglardi tüm sehir benimle... Sevmek güzeldi..aglamak güzeldi...raziyim Aglatsanda.. Dertten derde atsanda ben seviyorum seni... Hatamdin ama yasadigim asktin... Sen dinmeyen sizimdin... Sen bitmeyen sevdamdin... Sen dilimden düsmeyen sarkimdin... Misra misra..hece hece doladim seni dilime... Yüzünü göremeden gecsede uzun yillar... Yinede sevecegim seni ölene kadar... Bir yol cizdim kendimce...basi SENDiN... Sonuda SEN... Bu yolun yolcusuyum... Ask acidir dedim... Ya Sen yada ölüm dedim... Ya ask yada asksizlik dedim.. Ben aski sectim... Aci da olsa... Seni sectim...ve yolun sonundayim...tüm Yüregimle seninim... |
Dün gece.. Tamda uykuya yenik düşmüşken gözlerim, Bir kara basan misali kuşatıp dört bir yanımı, Düşüverdin aklıma. Belki gelmişsindir diyerek, Faltaşı açıldı gözlerim. Balkonları dolaştım. Tüm oda kapılarını aralayıp baktım. Dış kapının kilidini açtım. Duyduğunda ses verirsin diyerek, Adını seslendim. Kendi sesimi duyunca merdiven boşluğunda, İçim kırıldı.. Bitik..Bedbaht.. Öksüz ve aç bir kedi yavrusu gibi çaresiz kala kaldım. Bir görseydin sızlardı yüreğin... İlk olmasada, Ne zaman düşüversen aklıma... ....ve ben ne zaman seni arayıp bulamasam. Hep böyle oluyorum. Beni sevmediğine. Bana dönmeyeceğine. Hiç ihtimal vermeyip.. Kızıyorum zamansız lapa lapa yağan kara. Kızıyorum zamansız çiçek açtı diye erik agacına. Kızıyorum zamansız sararan yapraklara. Sonrada çekilip bir köşeye. İstersen ayıpla beni. Çaresizliğime.. Hıçkıra hıçkıra ağlıyorum... Mehmet Tunçer |
Sana sevdam Sonu olmayan bir yol Sensizlikse Kaçınılmaz bir sondu Ne kadar yürüsem Gözlerine varamaz Ellerine dokunamazdım Biliyorum Yüreğine asla ulaşamazdım Bana bu kadar uzakken Kendimle daha fazla savaşamazdım /...Karşılıksız aşk bir güzelin gözlerinde dumansız yanmakmış.../ Bir sözünle Kolumu kanadımı kıra kıra Bıraktın içimde Karşılıksız aşk denilen Acı bir hatıra Oysa Sen benim Sevgi pınarımdın Ellerine susar Gözlerine kanardım sevseydin Sevseydin de keşke Bir damla aşk'ınla Bir ömür yansaydım /...Sevmek yüreği olan herkes içinse neden? yasaktın bana.../ |
Ölümü Ektim Randevu Yerinde Beklemekten Ağaç Olsun Zembereği boşalmış sözcüklerin Akreple yelkovan öpüşüyor onikide Bütün ziller vaktinde vuruyor, tembellik edip gitmeyeceğim Kusura bakma ölüm Bugün de gecikeceğim Sessizlik çökmüş kentin sokaklarına Martılar uykuya dalmış Kar bütün izlerini örtmeye hazır Randevularımıza sadığımdır sektirmem saatini ama bu sefer tembelliğim tuttu, ölüm daha çok beklersin beni… Şimdi kış ölümün vaktidir derler ve tecrübelerimden bilirim kışın ölene söverler. Kusura bakma ölüm ben ardımdan sövdürmem. Bu randevuya asla gelmem. Bu şiirin içinden tren de geçebilir Uçak da Vapur da Bütün teknolojik ölüm aletleri de ama hiç birine binmeyeceğim Kusura bakma ölüm gelmeyeceğim *** Gelecek öyle uçsuz bucaksız duruyor ki Ve ben ne olacağını merak ederken hani filmin en güzel sahnesinde sinemadan çıkar gibi hayattan çıkıp gidemem Kusura bakma ölüm Adın çok soğuk gelemem Bunca mazeretim varken yaşama dair, ölümü aklımdan bile geçirmem Seviyorum seni hayat tüm kötü sürprizlerini de..
|
Sol yanımda hissetmek sevgisini Tatmak ayrılığın acısını Gözyaşı dökmek yok oluşuna Aramak gizli bakışlarını Beni bende değilde onda bulmak Yakıştırmak gülüşünü Teselli etmek için dil dökmek Aldığı yaraları unutmasını dilemek Onunla ağlamak Ağladığı zaman başını yasladığını Bir omuz olmak,üzülmek dertleriyle Değildi ki zor gelen Sadece söylememek "SENİ SEVİYORUM" Diyememek bu kadar kahreder.. |
Senin Harflerin İçin 1. Mırıldandığın her şeysin, sesinden öpüyorum sessizliğine de eğiliyorum fakat neredesin kapanınca harflerinin kapısı: Adın şiirim! Heceler gibi öpüyorum işte iki hecesin adından başlıyorum öpmeye kırlara çıkmış harflerinin arasından öpüyorum: Ağzın cennetim! Dilin hâlâ çocukluğun suyuyla terli ve haylaz suyundan öpsem küskün bir çeşmenin harflerin susuz. Dilin cehennemim 2. Mırıldan dur bana, senin üstüne harf getirmem daha, ağız ağıza duruyor harflerin: Sevmenin birinci hâli gibi telaşlı duruyor da ben utanıyorum üçü bakarken birini öpmeye senin! 3. Harflerin aralanmış sesliler sevişiyor sessizlere bu cümlede sıra gelmeyecek gibi Harflerin yatışınca belki duyarsın içinde sessizlerin uykusuz kaldığı o cümleyi Aşkı seslendirirken unuttuğun mırıltı bizi sessizliğimizden doğru bağışlar belki 4. Bir ses sesini öpse harflerin uykusuz kalır 5. Dün sabah önünden geçtim kağıt gibiydi harflerinin yüzü araları açılmış olmalı bütün gece sevişmekten 6. Mırıldandığımız şeyler kalmayınca aramızda ağızda söz, gövdede ter, bir aşk bunlarla biter 7. Harflerin gülüştüğünü senin adında gördüm! .. Alıntı |
İRŞAD Sevgilim güvenme güzelliğine, Senin de saçların tarumar olur; Aldanma talihin pembe rengine, Hayatın uzun bir intizar olur. Sevgilim her insan doğarken ağlar, Çiçeklerle açar, sularla çağlar, Rehgüzârı olur bahçeler, bağlar, Nihayet isimsiz bir mezar olur. Sevgilim baksana bir yanda gülen, Bir yanda gözünün yaşını silen, Kimi benim gibi erir derdinden, Kimi senin gibi bahtiyar olur! Sevgilim senin de geçer zamanın, Ne şöhretin kalır, ne hüsn-ü ânın, Böyledir kanunu ***** dünyanın, Dört mevsim içinde bir bahar olur! Kemalettin Kamu |
Seviyordum Beklide Hoşlantıydı Sadece Ama Birşeyler Uçuşuyordu İşte İçimde .. Birşeyler Vardı Adını Koyamadığım .. Bir Ses git Haykır Derken Aklım Karşı Çıkıyordu.. Alışkanlıkdı Beklide .. Hergun görmek Onu Konuşmak .. Aklıma Düşer Bir qece Vakti qözLeri Hoş Bir Şarkıda .. İşte O An “ Yanımda Olmalı “ Diyorum Buralarda Biyerlerde Olmalı O qözLere ßakarak DinLemeLiyim O Şarkıyı .. Ama Olmuyor AkLıma Her Düştüqü Vakit Dilim LaL oLuyor .. SöyLeyemiyorum İçimdekiLeri .. ! |
UnutamamaK Ne kadar sacmadir unutmak lafi! Nedense kimse yürekten söyleyemez... "Ben onu unuttum" demek bile hatirlamaktir "unuttugunu" cogu kez... Ask ne kadar aciysa, unutmak da o kadar yalan.. kim unutmak icin sever ki? Bazen; unutmaktan daha acidir hatirlamak, acidir anilari kafanda canlandirmak Damarlarinda bir zehir gibi olur.. Atmak istersin icinden, birde bakarsin ki gözlerinden akar |
acının kaçınılmaz olduğunu bilmek yenen arkadaşına bakarak yanı başında otlamaya devam eden antilop bir tür yazılım (refleks) lokmaların engellemekte boğazına takılmasını hata veren satır yaratılış algoritmasında bilmemize rağmen öleceğimizi hiç ölmeyecek gibi benliğimizin kaprislerine tahammül edebilmemiz kendisinden bile daha korkunçtur acının Dolunay Odabasi |
Hala içimde saklı sensizlik acıyor içim kan ağlıyor yüreğim herdaim yokluğunla karşılaşıyor geleceksin biliyorum desemde sevginin varlığı bile teselli etmiyor omzuna dökülmesi gereken gözyaşlarım resimlerinde saklı ifade edemem sevdiğim sensizliği sen gitmeyi bilsende gerçek hep içimde en derinde kabul görmeyen yerde olucak herşeyi göze aldım seninle hayalimi kurdum geride bırakacağım yaşlar olsabile sen gelmedin sevmedin benim sevdiğim gibi canım acıyor inan bana hala sensizliğin verdiği acıyı yaşıyorum bilmedin bilmiyeceksin belki görmedin görmeyeceksin belki yaşamadın benim gibi bi sevgi ve anlamayacaksın beni ben hep bekliyeceğim sensizlik ömrüm olsada acım herseferinde büyüsede içimde sen benim hep ilk sevdiğim ilk umudum ilk hayalim ilk gözyaşım ve kopamayacak tek sevgim olucaksın |
Unuttum beyaz bir masaldı anlattığında hüzunlendiğim, guzel bir aşkı anlatıyordu sonu mutlu biten girişini unuttum bizim şarkımız vardı bana sarılıp oturduğun bittiğinde dudaklarıma kocaman bir öpucuk kondurduğun bestekarını unuttum uzak bir şehir vardı yollarında elele dolaştığımız sokak ortasında cılgınca ö****uğumuz ismini unuttum bir evimiz vardı beraber paylaştığımız her akşam eve dönerken kapısında gulen yuzunle karşıladığın ve içinde en guzel anılarımızı paylaştığımız yolunu unuttum bir sabah cekip gidişin vardı sessizce haber vermeden uykudan kabusla uyandığım zamanını unuttum Ercan Tunç |
Bu Hep Böyle Olmalı Alıştır kendini biraz yalnızlığa... Şöyle bir sağdan Bir de soldan bak Ara sıra Yatağın senden uzun olsun Düşlerin senden uzak we her bir kelime Dilinde bir tuzak bak Yer gök yapayalnız Lodos kendisinde Poyraz yağmura gebe değil Bu hep böyle ... Ne sudan nefes aldın Ne havayı içebildin Sevdin Sevdin Belki sevdin ama Alıştır kendini biraz Yalnızlığa Fikret Kızılok |
Karanlık geceme Çığlık gibi düştüğünde Bir dokunuşla bin dokunuş ötesi Özlemim oldun Dokunabildiğimde yüreğine Her süzülüş bir buseydi Dokunduğumda gözlerine Tenime işleyen haykırış Uç zamanda sıcak saatlere sığarken Yalnız değildim içimde Sen vardın Sen olacaktın gecelerimde Seninle uyumak Sonrada uyanmak seninle Hep böyle olsun isterken Gün ağartısında Bir buse bıraktım yastığına Ilık ve nemli Her sarılışında Olmasam da dokunabilmek adına Mehmet Düpel |
Sen ve ben Aynı cümlenin içinde iki yabancıyız. Hayat ile ölüm arasında kalan boşluğa sıkışmış iki bahar sabahı... Biraz yorgun, biraz kırgın, biraz endişe... Ayrılıkla şereflendirilmiş iki esir yürek.... Göğsünde söz verilmişliklerin bir bıçak yarası gibi parladığı iki süngüsüz asker.. Oysa bayram sevinçlerimiz vardı yüzümüze “ gülüş “ diye taktığımız... Oysa baca dumanlarının bile yüzündeki masumluğunu kirletemediği beyaz düşlerimiz vardı ardında “ hayat “ diye koşuşturduğumuz... Hatıralar mısın seninle tanıştığımız günü...Fırtınalı bir zamandı.. Yorgun bir gün sonrası akşamın karanlığına gizlenmiş iki yetim yürektik ikimiz.. Ürkek bakışlarımız vardı..Saklı cümlelerimiz, yaralı geçmişlerimiz. Sen, mavi sulardan alınıp tozun toprağın içinde yaşatılmaya çalışan bir balık kadar çaresiz..Ve ben tüm umutları alabora olmuş bir balıkçı kadar ümitsiz.. Acılarımız ortaktı, umutlarımız ise yalnızlığa prangalı..Ama pes etmedik...Önüne gelen herşeyi gölgesinin önünde diz çöktüren rüzgara bile bel bükmedik biz..Yüreğimizi kalkan bilip sonuna kadar savaştık aşkımıza zaman biçen herşeyle .. Bu savaşta yenilmeyi aynı safta ölmeyi bile göz aldık. biz.Göğsümüze ayrılığın madalyası takılmaktansa ölümü reva gördük umut fakiri yüreklerimize. Ama belki göz ardı ettiğimiz belki de unutmak istediğimiz bir şeyler vardı sevgili. Biz bu savaşa bir sıfır geride başlamıştık..Ayrılığa yakındı saflarımız..Geç kalmışlık kokuyordu nefeslerimiz..Ve göz ardı ettiğimiz teknemiz su alıyordu.. Ama pes etmedik. Yanan bir şeyler vardı yavaş yavaş..Yenilmeye hazır iki asker vardı ayaklarımızın ürkek gölgelerinde… Belki de er- geç ayrılmaya mahkum iki kırık yürek vardı kendimizden bile gizlendiğimiz köşelerde.. Ama mühürlü kaderimize inat tek bir yürek olmaya çalıştık uçurum kenarlarında.. Sevdamıza biçilen kelebek ömrüne inat biz yaşamaya çabaladık |
Bitişlerim Benim Ardımdan koşanım hiç olmadı! Bavuluma şiirlerimi doldurup Kapıyı çektiğimde Ardımdan yetişmeye çalışan Bana ait bir kalp Hiç yaşamadı! Otobüse bindiğimde Nefes nefese cama vuran Yada arabasıyla otobüsün yolunu kesen, Gitmemi istemeyen sevdalarım olmadı! Tamam, Hayatım bazen filmlerden, dizilerden İlham aldı ama Sonlarım hiç umudu hatırlatmadı. Valizimi aldım, kapıyı çektim... Otobüse bindim... Yol boyu ağladım... Peşimden gelen hiç olmadı. Umut her zaman geride kaldı. Tamam, Hayatım bazen filmlerden, dizilerden İlham aldı ama Sonlarım hiç umutlu olmadı. Nihan Yıldırım |
İçimdeki sevdanın yarattığı fırtınaların aksine sessizliğin huzuru var bu gece içimde. Yüzündeki gülümseyişlerin işlemiş tenime.. Usul usul kaplıyor bedenimi sevdamın sessiz siyahları. Soğuk bir Ankara akşamında aniden ürperiyorum bu gece ve her gece oldugu gibi seni hissediyorum ruhumda... Gözlerim kapalı... Düşler gri... Odamsa soguk... Kendime inat sen oluyorum... Biz olmanın heyecanıyla kavrulan bir çift dudak var gözlerimde.. Yakıcı bir iç çekişle içiyorum düşlerimin soluklanışını… Titreyen gönlümde son güzün soluk eli, oysa yuvasına sığmayan yürek dilimde başkaldıran isyansı sözcükler var şimdilerde… Sensiz olduğum anlarda sadece gözümü kapatıp seni düşlüyorum. Sensizken bile seni yaşamak nefessiz kalmak gibi.. O yüzden ben hiç sensiz olmuyorum ruhumda. Hiç yalnız kalmıyorum sevdamda. Yokluğunun verdiği hüznün isyanımı yarattığı en soğuk gecede bile üzerime yağmur gibi yağıyor sevdan ve ben tek damlanı bile ziyan etmemek adına hiç kurulanmıyorum o gecelerde. Her bir damlanı içime hapsediyorum... Her bir damlanla bütünleşiyorum... Her seferinde biraz daha SEN oluyorum biraz daha BEN yitiriyorum... Nişan gibi taşıyorum seni yüreğimde. Fırtınalarımın tanrısına kurban ediyorum sessizliğimi. Çığlık çığlığa bağırıyorum sevdamı sana ispatlarcasına. Yalnız seni istiyorum ve yalnız seni bekliyorum bu gece yine burada.. Umudun mavisini seyrediyorum ıslanan dudaklarımla. Düşlerin terk ettiği bir iskelede seni düşlüyorum sadece.. Martılarımın kanadında gönderdim sana en saf tutkularımı. Gözlerimi kapatıp yalnız seni düşlüyorum... Yalnız seni istiyorum yanımda bu gece.. Yalnız sana sarılıyorum sıkıca.. Yalnız senin bedeninle buluşuyor bedenim.. Belki usulca belki tutkuyla ama yalnız seni istiyorum bu gece düşlerimde.. Issız bir gecede yolcunun dolunaya muhtaç olduğu gibi muhtacım bu sevdaya. Gözlerine bakmanın sana dokunmanın, tenini tenimde hissetmenin karşı koyulmaz vazgeçilmez ve de engellenmez arzusuyla mahşer yerine döndü yüreğim. Sadece seni düşlemenin verdiği muazzam hazla yanıyor bedenim.. Sessizliğe hapsettim içimdeki özlemin çığlıklarını. Mühürledim dudaklarımı isyan eden sevdamın en sessiz köşelerine. Sessizliğe esir etmişim çığlıklarımı susmaları dudaklarımıza mühürlercesine... İçimdeki yokluğa inat var oldum bu gece. İçimdeki hasrete inat seni yaşadım yine seninle. Kadere inat sil baştan yaşıyorum bu geceyi seninle. Kendime inat sen oluyorum... Sensizliğe inat biz…. |
Uzun yol... Mola zamanı, bir çeyrek iki tam mevsim arası... Kol kola adımların yalnızlığa ince bir çentik attığı, beklentilerin kalbe zarar olduğu donuk dakikalar... "Söylesene, hangi kapısından geçeceksin kulaklarımda uğuldayan sensizliğin?" Küçük ve masum sessizliklerin, gittikçe kırbaç etkisi yaratan çemberi daralıyor… Sayısız darbelerin arasından sıyırabileceğim gün doğumu, zifiri karanlıkla ortak çalışıyor; ve ben hangi sayfanın yırtılıp bir tarafa atılan parçasıyım, çözemiyorum… Kemik uçlarıma yerleşen dermansızlığın yazgısı, tek cümlede atılmış meğer! Artık bir imza yok!! "Korkma sen giderken kapı aralığından sana bakmaz gözlerim; çıkarken yalnızca sıkıca ört üzerimi…" İki şarkı arası bocalıyorum… Uzuvlarımdan bana kalan durgunluğun çözüleceği zamana direnmek nafile.. Belki de baharı beklerken kışı unuttuğumuzdan oldu tüm bunlar… Şeridin bomboş olduğunu düşünürken, tali yollardan vurgun yedik… Ki vurgunu kâğıda çizmek bu kadar zorken… "İçimdeki kavgamın tenimde açtığı yaraları görmezlikten gelme; çivi bile duvara sokarken bedenini, kendinden bir şey verir…" ... Yine de sargısı boldur düşlerimin, düşüşlerin geçirgen olduğu bir atlasta... Henüz yolun başındayken dudaklarımın kenarına bıraktığın kokunla, karı delen bir güneşin bakışlarıma düştüğü yerden, sana dokunuyorum... Şehir ayrılıkları sürtse de bedenimi, birgüne dair inadına bekliyorum geleceğimizi... "Kıskaçlarını açmış zamanın törpülediği yüreğimden akıp gitti sensizlik... Bir tutam ayrılık da olsa aşkı perçinleyen, içimdeki sana emanet ediyorum ben’imi...." "İçimdeki gülümsemelerin senli sebeplerini kucaklıyorum yüreğimde.. yan yana ömür geçirecek, iki ilmeğiz tek bedende. Düşünü gerçek yapan nedenlerine tutun.. ben onlarla uyanıyorum her sabah kollarında..." |
SUSARAK Güneş altında söylenmedik söz yokmuş.. Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi.. Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz.. Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde.. Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik... Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde.... Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor... Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ... Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde ..... Aziz NESİN |
Yetti İntizarım Yetti intizarım geldi burama Veda ediyorum derde drama Bütün ümitlerim artık yarına Karıştık bizde mutluluk kervanına. İçeceğiz kanmadan kana kana Senle varınca hasret pınarına Bıraktım herşeyi sonsuz zamana Karıştık bizde mutluluk kervanına. Kaybetme korkusu tükendi içimde Yaptım tercihimi ben ilk seçimde Yolcuyuz artık saadet göçünde Karıştık bizde mutluluk kervanına. Şükrü Aktaş |
Dün hayat durdu benim için sanki bugün herşey farklı sanki bu ev benim değil bu nefes bana zararlı alışmaya çalışmak diye bir şey yok alışmak zorundayım üzülmemek diye bişey yok üzülmem gerek sevbilerek uçuruma önden atlanır mı ki kaybettiğinin yerine ne koysan dolmaz boş bırakacağım yerini hep bomboş sewerek unutmak olur iş mi? |
Duygularımı bir anlatsam sana Belkide karşılık verirdin bana Aşkından tükendim eridim ama Utandım sıkıldım anlatamadım Ben sana sevgimi anlatamadım Hergün bu sokakta karşılaşırdık Göz göze gelince selamlaşırdık Ne kadar yakındın aslında bana Utandım sıkıldım anlatamadım Ben sana sevgimi anlatamadım Bugün karar verdim anlatacağim Herşeyi açıkça konuşacağım Söz vermiştim ama kendi kendime Bugünde utandım anlatamadım Ben sana sevgimi anlatamadım Şeref Köşker |
Adsız Bir Çiçek Rengini dünyaya ilk defa sunan Adsız bir çiçek gibi parlıyorsa gözlerim Sevgilim Bana "sen bir şairsin" dediğin zaman. Yalnız sana yazıyorum bu şiiri İstersen bir şiir gibi okuma Çünkü her yıl yeniden yazacağım onu Soğuklar başlayınca havalanıp Millerce yol katettikten sonra Güneyi tadan bir kuşun sevinciyle. Ve yazmış olacağım bir de Her dönemde her çağda Sevdanın kendine özgü diliyle . Edip Cansever |
GÖK ÖYLE MAVİ Gök öyle mavi,öyle durgun Damlar üzerinde Yeşil bir dal sallanadursun Damlar üzerinde Ürpertip gökyüzünü birden Bir çan tın tın eder. Bir kuştur şu ağaçta öten; Türküsünü söyler. İşte hayat ! aç gözünü gör ; Bak ne kadar sade. Her günkü sakin gürültüdür. Şehirden gelmekte. Ey sen ki durmadan ağlarsın, Döversin dizini ; Gel söyle bakalım ne yaptın , Nettin gençliğini ? PAUL VERLAİNE |
GiZ Senin yanındayken Bir şeyler akıyor içimden, Çağlayanlar gibi... Tutku mu desem, çoşku mu desem. Eve dönerken Bir şeyler sönüyor içimde, Gün batıyormuş gibi Hüzün mü desem, korku mu desem. Fang VEi TEH |
YATAĞINA EĞİLDİM Geldim bu akşam, yatağına eğildim Seyrettim o tapılası bedenini Baktım dua eden bir derviş gibi Oy, güneş altında her şey boşmuş, dedim. Bugün var, yarın yok, bir hazine yaşam, Can ki andırıyor yorgun bir çiçeği, Çıldırtan bir düşüncedir aldı beni; Sen uyu çocuk, uyumak bana haram Ne zor seni sevmek, aşkım, ince gülüm! Kapatacak mı gözlerimizi ölüm Tükenecek mi soluk, uyurken böyle? Ve düşlerde ağzıma düşen ağız, sen, Öteki aco, yaban gülüş çökmeden Çabuk uyan, Ruh ölümsüz müdür? Söyle. |
Eflatun düşlerim vardı benim.. Birde kırmızı pabuçlarım, Anne sen almıştın.. Bir yavrunun bayram öncesi hayalleri gibi pırıl pırıl.. Cilalı ve kıvrım kurdelalı.. zamanla pabuçlarım küçüldü, ben büyüdüm Artık kırmızıları sevmiyorum Hayallerimi eflatunlaştırdım, Koyu, açık..kuşak kuşak. Eflatunu bana çok yakıştırırdı annem, Açtı seni, derdi.. Oysa ben kapalı rengi severdim. Herşeyin inadına.. severdim. Hayatın inadına ağlamaklıyken gülümserdim.. Düştüğümde herkesten evvel ben gülerdim.. Annem! öyle öğretmiştin... Sınavlarda cevaplarını yetiştiremediğim soruların sonunda bile.. Gülümserdim, yine gülümserdim.. Yine gülümsüyorum işte.. Doyasıya giyemediğim pabuçlarım olmasa da.. Gülümsüyorum. Şimdi büyüklüğümün verdiği hazla inat ediyorum hayata.. Öyle öğretmiştin..! Hayatın kollarında küçüklüğümü bilsem de gölgemin verdiği büyüklükle yine yürüyorum.. kıvrım kurdelam yok.. kıvrım yollarda yürüyorum.. İnişleri ve çıkışları, Dar sokakları.. gül kokmayan virajları.. Çıkıyorum.. Hemde nasıl biliyormusun anne? Gülümseyerek.. Aynen senin öğrettiğin gibi.. Kırmızı giymiyorum, ama sen aldığın için.. yine kırmızıya çalar düşle yürüyorum Eflatun düşlerim vardı benim.. Oysa sen kırmızı almıştın, Sen istediğin için, sen vardın ya bir zaman.. Gülümse hayata demiştin.. Ve ben her zaman ki gibi: Yine seni dinliyorum... Şimdi gülümsüyorum.. Eflatun eflatun... Alıntı |
Bir zamanlar SEN ve BEN'e bölününce Senin ORDA, benim BURDA yataklarımız Tek bir sözcüktü kararlaştırdığımız "Sana Dokunuyorum" anlamına gelen. Sevinç vermez insana bu konuşmalar Çünkü dokunmanın yeri doldurulmaz Hiç değil "o" elimizden alınamaz Ve bir cennet gibi öylece korunur. Gerekli olduğunda burda değildi burda olduğunda gerekli değildi burda değildi ya, gitmiş de değildi. Yabancılar olduğunda çevremizde sık sık kullandık bu sözcüğü. Hemence anlardık ki, uygunduk birbirimize. Bertolt Brecht |
SEVDALI DULUN ŞARKISI Ah, biliyorum gizlemeliyim kendimden bile Titrediğini içimin, eli bana değince Ah, ne oldu bilmem ki böyle bana Dua ediyorum, kandırsın beni diye. Ah, yüz at yetmezdi beni günaha sürüklemeye! Onu böylesine arzulamasaydım keşke. Aşka böyle ayak diriyorsam eğer Biliyorum aslında neden çekindiğimi Onun önünde durunca elbisemle bile Çırılçıplak hissediyorum kendimi. Sanki kızacakmış gibi aklımdan geçene! Onu böylesine arzulamasaydım keşke. Kuşkuluyum acaba bana layık mı diye. Gerçekten seviyor mu diye beni? Onca koruduğum şeyler bitip tükenince Atmasın sakın posayı çöpe? Ah, biliyorum niçin direndiğimi böyle: Onu böylesine arzulamasaydım keşke. Birazcık aklım olsaydı eğer Kabul etmezdim o kadar ısrar ettiği şeyi Ve kovardım onu hemen oracıkta Öyle çok yaklaştığı zaman bana Ah, şeytan görsün yüzünü işte! (Onu böylesine arzulamasaydım keşke.) Bertolt BRECHT ÖĞRENEN KİŞİ Önce kumun üzerine kurdum, sonra kayanın. Hiçbir şeyin üzerine kurmadım artık çökünce kaya. Sonra yeniden kurdum sık sık kum ve kayanın üzerine. Öğrenmiştim ama. Kendilerine güvenip de mektubu verdiklerim çöpe attılar onu. Ama hiç önemsemediklerim bulup geri getirdiler bana. Öğrendim böylece. Yapılmadı buyurduklarım. Gelince gördüm ki yanlışmış. Yapılmıştı doğru olan. Bir şey öğrendim bundan da. Eski yaralar acır soğuklarda. Ben sık sık şöyle derim ama: Yalnız mezarın hiçbir şeyi olmayacak bana öğretecek. Bertolt BRECHT |
LİMAN KIRINTILARI Bahamalı martılar beni çağırdı, bir ikinci bahar gecesi Yalan söyledim, yırtık blucinli tayfalara, Seni sevmediğimi söyledim. Oysa rıhtımlar en şarkılı dalgalarla yıkanıyordu, Midye kabuklarında sakladım gözyaşlarımı; Hastaydım,kırık kötümser bir öksürük yapışmıştı boğazıma Seni unutmak gerekiyordu...... Bahamalı martılar beni çağırdı, bir ikinci bahar gecesi, İskele fenerlerinin altında oturup seni bekledim sevgilim Ellerim ıslaktı,gözlerim ıslaktı Gelip caydırabilirdin beni gitmekten Oturup sigara içer,anlaşabilirdik.. Sana tapacağım yalan değildi benim olursan Seni seviyordum,seni istiyordum...... Bahamalı martılar beni çağırdı, bir ikinci bahar gecesi Filler gibi içtim liman meyhanelerinde; seni unutmak için içtim.. Senin sokağında geceler yıldızsızdı, senin sokağında gece yağmur yağıyordu Ben zayıftım,çabuk ıslanıyordum Bana sevmek yaramıyordu, ben sevilemiyordum... Bahamalı martılar beni çağırdı, bir ikinci bahar gecesi Sana bırakacağım bu kentin üç semtinde üç damla gözyaşı döktüm, Birincisi seni ilk gördüğüm yerdi, ikincisi seni ilk öptüğüm yerdi Üçüncüsü.... söylemeye dilim varmıyor, üçüncüsü bana git dediğin yerdi İşte bu mısraları orda karalıyorum; işte demir aldı şilebimiz, Gidiyor,gidiyor,gidiyorum........ Edgar Allan POE |
HİÇ GİTMEDİĞİM BİR YERDE Hiç gitmediğim bir yerde, sevinçle ötesinde Her türlü yaşantının, kendi sessizliği var gözlerinin: En ince kımıltında bir şey var içime gömen beni, Bir şey dokunamayacağım kadar bana yakın Kolayca açar beni en ürkek bir bakışın Parmaklar gibi kapamış olsam bile kendimi, Sen hep yaprak yaprak açarsın beni, Baharın (dokunup ustaca, gizlice) açışı gibi ilk gülünü Ya da beni kapatmaksa isteğin, ben Ve hayatım kapanırız güzelce, birden Karın her yere özenle inişini Düşleyen yüreğince şu çiçeğin; Duyduğumuz hiçbir şey bu ülkede Erişemez gücüne sonsuz inceliğinin: Yapısının renkleriyle beni bağlayan, Öldüren, hiç durmadan, her nefeste (Bilmiyorum nedir bu sende olan, bu kapayan ve açan; yalnız anlıyor içimde bir şey gözlerinin sesini göllerden derin olan) Kimsenin yok, yağmurun bile, böyle küçük elleri. E.E. CUMMINGS |
İki Yaprak Gibiyiz Yine bir gece basladi, sensiz bir gece daha iste. Disarisi karanlik, sadece bir lamba isigi var, tipki benim karanlik gonlumde senin icin yanan isigim gibi. Gokyuzune baktigimda hic bir yildiz yok, sedece bir dolunay. Goruyormusun yildizlarda biraktilar beni basbasa derim yaramla, tipki senin gibi, halbuki onlari cok seviyordum. Camin onunde olan agactan iki yaprak dustu, ruzgar onlari savurup goturdu. O an gozlerimden yaslar indi. Bir aralar bizde o ruzgarla savrulup gidiyorduk, beraberdik el ele. Ama oyle bir firtina esti ki, elimi biraktin. Sen bir yana ben bir yana savrulduk ve ayrildik, sonunda..... Tipki o iki yaprak gibi! |
| Saat: 17:56 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık