MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

arwen 30 Ocak 2009 22:17

Yine Hayalin Düştü


Sancılıydım,

Bir yer arıyordum,
Sen yoktun, sevgilim…

Dağlara çıkmıştım,
Dağlar ne güzeldi.
Gözlerin gibi kocamandı
Sensizdim,hasretin,kokun
Sarmıştı bedenimi,
Sarhoştum…

Sizin hiç erik ağacınız
Oldumu GÜLÜM,
Sevdinmi dallarını
Dolandınmı gövdesine usulca
Yoldaş, arkadaş oldunmu hiç.

Hasretim..Bebeğim..
Hava karardı yine
Akşam oldu yine
Çok özledim seni.
Sanki yanımdaydın.

Ama biliyorum sen yoktun.
Kokun,dolandığım boynun,
Öptüğüm dudağın,
Öldüğüm yanağın,
Biliyorum SEN yoktun.

Biliyorum,
Bana YİNE Senin HAYALİN DÜŞTÜ
Resminde,
Yine bana sana bakmak düştü…



--------Ferudun Ergan


ÖmÜrCeK 31 Ocak 2009 00:20

O her konuşmanda benim oluşum


Başka sesi duymak istemiyorum

Çünkü senin sesin var içinde

Başka bir şey görmek istemiyorum

Çünkü o esmer duruşun ve

Kaybolmasını istemediğim gülüşlerin var içinde

Böyle yaşamak istemiyorum

Çünkü sen varsın kalbimde

O her gülüşünde deniz oluşun

O her ağladığında yağmur oluşun

O her konuşmanda benim oluşum

Anlayacağın yaşayamıyorum

Çünkü duygularım yaşam anahtarım

Beni hayatta tutan o şey yok şuan da bende

Kalbim evet kalbim sende sende sende


FisTiK 31 Ocak 2009 00:29

YILLAR SONRA
Anımsadım sizi
Bin dokuz yüz kırk dört
Berlin caddeleri …

Geçtiniz
mahallemizden
Bıraktınız
aynı izleri …



ÖmÜrCeK 31 Ocak 2009 00:32

Ben ne çabuk sen oldum,
Sarardı mevsimin tenindeki dokunuşu,
Yağmurlarda üşüdüm.
Bekledim seni ey sevdiğim,
Hasretine dayanamaz oldu,
Şiirlerimin sana her okunuşu.
Şehrim suskun, odalarım seni özlercesine
İsyan edercesine zamana.
Sen ne çabuk geldin,
Ne çabuk kendi içimdeki aynalarda kendimdin.
Ah kırlangıçların döndüğü vakitlerde
Yollarına düştüğüm yârim,
Bastığım yerlerde şimdi sensizlik,
Uzaklığında içimdeki kimsesizlik
Ve çocukluğumda
Ruhumu çalan çaresizliktir seni yaşayabilmek.
Unutma sen beni,
Ne ihtimallerden çıkarım ben sevdalarına,
Nede, dönüşü olmayan iklimler eskitir içimdeki aşk'ı sana,
Sen benimsin, benimle kalmalısın yaşanmamış her yarına
.


ahmed 31 Ocak 2009 00:34

Sende Tükensin



Yine akşama baktım
Korkarak göz ucuyla
Ahh ay bakışlım
Sen baktın yine bana
Ateşin düştü avuçlarıma
Gaybana kıvılcımlar sarıldı dört yanıma.

Gece iner birazdan göz kapaklarıma
Haram uykular çanak tutar yastığıma
Seni artık arpa boyu rüyalarda ararım
Islatırım düşlerimi
Boğulurum,denizin boyumca dalgasında.

Lütfen düş meleğin kanadından
Yar gecemi
Karanfiller düşür penceremden
Perdelerime sinsin nefesin
Canım hançerli, hasretin acı
Gel düşüme
Sil dudaklarınla kan damlalarını.

Çal beni bu gecenin sızısından
Teninde titresin yarınım
Avuçlarında silinsin hüznümün tozları
Korkuyorum bu gece can vermekten
Gel artık sarıl sahipsizliğime
Sende tükensin sensizliğim.


Tarık Tan


ÖmÜrCeK 31 Ocak 2009 00:40

Yine bir gece ve yine baş başayım kendimle, işte yine seni bulup kaybettiğim yerdeyim.İnsanın bir şeylere karar vermesi ne kadar zor; ya seni içime gömmeli ya da artık içimden söküp atmalıyım. Ama her ne olursa olsun susmalıyım. Hangisi daha zor, hangisi daha acı? Gerçekten gitmeli miydin, yoksa kalıp yanımda savaşmalı mı?… Bir yol arıyorum kendime, bulduğum tüm yollarsa sana çıkıyor…Kapanmalı artık gözlerim. Sonsuz bir karanlıkta tek başıma yürümeye devam etmeliyim… Yürümeliyim ardıma bile bakmadan, yürümeliyim parçalayarak değerleri ve sevgileri, yok ederek yaşadığım tüm zamanları…Nasılda acımasız zaman. Nasıl da yüceltmiştim seni gözümde. Tutup kendi ellerimle koymuştum en yükseğe, sonra keyifle izlemiştim yüceliğini. Ama yine ben bitirmeliyim. Tutup kollarından indirmeliyim olduğun yerden. Ya da seni ölene kadar yaşatmalıyım içimde….. Ne kadar zor bir karar..Bir yanım: “Bir daha kimse, hiç kimse onun kadar çok sevilmeyecek”, derken, bir yanım sakin, sessiz…Zaman geçiyor, acım dinmiyor. Kapanmıyor yaralarım.. Tükenirken ben, aklımda bir tek sen… Görüyor musun, yine konuşuyorum ama sessizce. Susmayı öğreniyor yüreğim..Ama ben kararımı verdim…Seninle olduğum zamanları düşünmek bile bana mutlulukların en büyüğünü yaşatıyor...
Seni Seviyorum ve Ölene Kadar Seveceğim


Sedef 21 31 Ocak 2009 01:06


Ne İstediğine Bağlı

Hayat bir bulutsa
Ben rüzgâr ile
Savrulmak istemem…

Hayat bir yağmursa
Ben o buluta
Minnet etmem…

Hayat bir gülse
Ben mevsimlik
Yaşamak istemem…

Hayat bir çamursa
Ben insanları
Kirletmek istemem…

Hayat bir aşk ise
Seninle sonsuza kadar
Yaşamak isterim…

Hayat bir mutluluksa
Onu doyasıya yüreğimde
Taşımak isterim…

Hayat ben isem
Her aynaya baktığımda
Yüreğimin içini görerek
Ben olduğumu bilmek
İsterim…

Hayat ben isem
Ben beni
Yaşamak isterim…


ibrahim Mutlu


ÖmÜrCeK 31 Ocak 2009 01:14

BeLKi De aSLa SeVMeYeCeĞiM KiMSeYi...!!

Aşk'ı sende yaşamayı istemiştim...
Sense,aşk'tan çok sensizliği yaşattın bana...
Alıştım artık onada....
Zaman geliyor mutluluk veriyor bana...
Senli senzilikler....
AMA YARİMM...
Sende beni bensiz yaşa dilerim.....
Beni ellerde bulma isterimm....
Hani zaman gelecek,,,
Ellerin olacaksın yaaa...
Onada bana baktığın gibi bakma isterim....
Onuda benim gibi sevme....
Çünkü;;
Ben sevmeyeceğim kimseyi...
Seni sevdiğim gibi...
Kimselerde acıtmayacak yüreğimi...
SENİN ACITTIĞIN GİBİ...


fadedliver 31 Ocak 2009 21:19

YALAN
Hadi gidiyorsun
Yürekten kan gidiyor,sen gidiyorsun
Herşey gidiyor
Gökte bulut, dağda kar, düzde kervan gidiyor
Solgun bir gül oluyor insan
Bir demet kar çiçeği ölüyor, sen gidiyorsun
Ne ucuz yaşıyorsun, ne kolay
Bir kristal gibi ellerimden düşüyorsun
Bakma öyle
Ben kanıyorum sen üşüyorsun

Kolay değil bir yalan bu
Yaralayan koca bir yalan
Yalan işte
Sevdiğim yalan
Şarkılardan arta kalan ve sabah buğusu
Ve tarla faresi ve ekmek derdindeki işçi kalbi gibi
Yumuşacık sıcak bir yalan

Islak gözlerimle geçiyorum
Yaralı bir ceylanın kalbinden
Ceplerimde kül var
Bir yangından arta kalan

Sorduğum adreslerde kimse oturmuyor
Ve kimse olmuyor ben sorduğum zaman
Herşey bir yalan gibi yandığı zaman
Yalnız olduğunu anlıyor insan
Anladım ve geçtim
Yaralı bir ceylanın kalbinden

Aynamı kırdım, fotoğraflarımı yaktım
Nasıl da acımasızdım hatıralarıma karşı
Nasıl da umarsız

Su gördüm düşümde
Karanlıktı ve gürültüyle çağlıyordu
Ceplerimde kül vardı ve yanıyordu
Sonra sabah oluyor
Ve bir ceylan kalbinde alem ağlıyordu

Hayır,diyordu bir dağ köylüsü
Hiç bir şey için geç değil
Ve geç değil
Birşey için hiçbirşey
Birşey vardı öyleyse,birşey
Beni çeken
Güneşin dağdasından uzağa
Kocaman çayırlara çeken birşey
Gümrah ırmaklara
Sonra sıcağa sonra acıya
Sonra yaralarıma merhem olmaya kapıma dayanan
birşey

Tutsana beni bırakmasana
Olsun, yaralasana
Olsun, ağrısada
Yalan da olsa kalsana

Dağ köylüsü aşkın olduğu yerde ben varım
SEN OLMASAN DA ben varım
Yağmur yağar, saçlarım filizlenir
Bir yıldız düşer omuzlarıma
Islık çalar, ıslanır, şarkılarımı söyler geçerim kapımdan
Camların buğusundan ve yağmurun kokusundan

Tanırlar beni
En iyi YALANLARINI alırım onların
Adresler sorarım kimseler oturmaz orada
Ve kimseler olmaz ben sordukça

Dağ köylüsü
Şimdi gidersen
Şimdi git
Kalırsan şimdi..



İbrahim Sadri


arwen 1 Şubat 2009 14:27

Varsın olsun kimse anlamasın beni,
Kimse derdim nedir bilmesin
Çarelerimin çaresizliğini görmesin
Varsın olsun sende anlama beni
Derdimin sen oldugunu bilme
Tek çaremin sende oldugunu görme
Varsın olsun geceler yoldaşım
yıldızlar bana uzak kalan ışığım olsun.
Geceler yerine seni yoldaşım
Yıldızlar yerine seni ışığım bilirim.
Gecemde gündüzümde sen olursun
Yeterki bir başıma bırakma beni...


Mehmet Pektaş Eşber


ÖmÜrCeK 1 Şubat 2009 22:35

Sen benim
“İmkansızımsın”
demeseydin de,

“Seninle her imkansıza göğüs gererim”
deseydin…

Belki tüm imkansızlıkları yok ederdim seninle…

Söylemedin ki…

"Sen benimsin"
demeseydin de
“Ben sana aidim”
deseydin…
Başka yüreklerde olsan da varlığını hissedebilirdim, bana ait olan hep bende kalır diye…
Söylemedin ki…

“Senin için her zorlukla savaşırım”
değil de;
“Senden gelen hiçbir şey zorluk değil”
deseydin;
İnanırdım yüreğinin sadece benim için çarptığına, cesaretine…
Söylemedin ki…

“Sen olmadan yaşayamam”
değil de,
“Sensizlik diye bir şey yok; sen var olmasan da benimlesin”
deseydin…
İnanırdım sevginin sonsuzluğuna, aşkın sıcaklığına…
Söylemedin ki…

“Sen benim rüyamsın”
değil de
“Gerçekleşen rüyamsın”
deseydin;
Uzağında da olsam yaşatırdım bu gerçeği sende, rüya olmaktan çıkarırdım bizi…
Söylemedin ki…

“Sen benim eş ruhumsun”
değil de,
“Sen aslında Bensin”
deseydin…
Yokluğunda bile devam ettirirdim sen olmayı, kendimi unutmak olsa da sonu…
Söylemedin ki…

“Seni Seviyorum”
değil de,

“Seni hep seveceğim”
deseydin,
Yalan da olsa sevgin, hiç dönmeyecek olsan da inanırdım bana bir gün döneceğine…
Beklerdim ömrümün sonuna kadar gelmeyişlerini…
Söylemedin ki…

“Seni çok özlüyorum”
değil de
“Seni özlemek bile güzel”
deseydin;
Ayrı da olsak inanırdım beni her dem yüreğinde yaşattığına, ne kadar uzak olsak da hep yüreğinde yaşayacağıma…
Söylemedin ki…

“Sen benim için çok özelsin”
demeseydin de;
“Özel olan her şey sende saklı”
deseydin;
Kendimi şimdi böyle basit hissetmezdim, söylediğin hakaretlerin altında bu denli ezilmezdim…
Söylemedin ki…

“Bir gün bitecek”
demeseydin de
“Aslında seni hiç sevmemişim.”
deseydin ;
En azından delikanlı biri yaşatırdım yüreğimde…
Seni bana kendini tanıttığın gibi değil de, benim tanımak istediğim,

O cesur, o gerçekçi, o mücadeleci, o sıcak, o delim kalsaydın benliğimde…

Ama yapamadın ki…
Yapmadın ki…



arwen 1 Şubat 2009 23:40

Yorgun Düşünce




Yaşamak yaşamak yaşamak,
Düşünce, düşünceler
Düşüncelerle şekilenemeyen
Karmaşık dünyanın
Yorgun insanı

Bir solukta yağan yağmurun
Ardından bıraktığı iz
Bir rüya misali akıp geçen yılların
Gölgesinde dinlenen
Bitkin insanlarıyız

Ve hedef...hani! ...
Nerede; Sen görebiliyormusun,
Yaşayabiliyormusun ki
Yaşatamadan,
Bu yorgun bedenini,
Alaca karanlığa gömer gibi,
Bembeyaz bulutların ardından
Gülümseyebiliyormusun...
Enis Özel


ÖmÜrCeK 1 Şubat 2009 23:51

Dur…
Ne olur hemen gitme…
Sana diyorum…

Basma bir entari içinde yaşlı sevinçlerim
Kıpırdamıyor saçlarımın dalgalı ıstırabı
Hüzünlü bir titreklik ellerime yapışan
Çatlamış gökyüzünün maviliği
Karanlık uçsuz bucaksız artık
Acımasız günler dolandı boğazıma
Çıkmaz sesim, duyuyor musun…

Duy…
Ne olur hemen gitme…
Dinle…


Bir ikindi gölgesinde dinlenirken yaşam
Yeni bir dünyada
Küçük bir kız vardı
Benimdi
Ama hiç doğmadı

Düşüm uyandı gerçeğe, benim yerime
Başucumda ağladı
Onuru kırık bir kader dolandı saçlarıma
Bir gül’düm, solgun
Suçum neydi
Biliyor musun…

Bil…
Ne olur hemen gitme…

Sağır, tabansız sevdalar almış yürekleri
Dünyadan bezgin hallerim bundan
Kalabalığı sevdasından büyük gönüllere isyanım
Uçamam, kanadı kırık kelebeğim
Bu yüzden derin sularda düşlerim
Soğuk ellerim
Lakin yanıyor
İçim kanıyor

Ve ben hala delinim…
Görüyor musun…

Gör…
Ne olur hemen gitme…
Sana diyorum…

Gel
Sevdanla öldür beni
Eceli bekleyemem…


ustatlee 2 Şubat 2009 13:25

bu mesajım arwen ve site yöneticilerinedir. siir nehri-2 bölümündeki 497. sayfa
 
şiir nehri-2 bölümünde 497. sayfadaki arwenin 27-03-2007 tarihinde göndermiş olduğu şiir benim şajhsıma aittir. O şiirin siteden kaldırılmasını istiyorum lütfen bunu yaparmısınız. artık şiirlerimin internet sitelerinde dolaşmasını istemiyorum çünkü çok yanlış işlerle karşılşarştım bunu arwen için söylemiyorum ama şiirlerimi alıp altına kendi isimlerini yazıyorlar. armen benim ismimi yazmıştır. ama yinede o şiirin siteden kaldırılmasını istiyorum i. ayrıca arwen lütfen o şiiri başka sitelerde de yayınlama. TUĞRUL DURGUN.


ener 2 Şubat 2009 14:33

Bir Gün Kapına Gelsem



Bir karanlık geliyor yokluğunun ardından
Ne zaman güneş batsa bu son gecem diyorum
Vazgeç yalan dünyanın köhne saltanatından
Yetişir bunca keder, bunca elem diyorum

Her şey sağır içimde ne şiir ne musiki
Dünyadan bezginliğim dünyalar kadar eski
Öylesine çözülmüş, öyle dağılmışım ki
Bu ne bitmez ayrılık bu ne özlem diyorum

Beni çağırdığını bir defa duyabilsem
Avuçlarımda ateş, yorgun gözlerimde nem
Aşarak denizleri bir gün kapına gelsem
Başımı duvarlara vurup ölsem diyorum

Alıntı


Daisy-BT 2 Şubat 2009 15:08

LA DESDICHADA


Kapıda beklerken bıraktım onu
Gittim, dönmedim bir daha.
O, dönmeyeceğimi bilmedi
Bir köpek geçti, bir rahibe
Bir hafta geçti, bir yıl.

Yağmur ayak izlerimi sildi
Otlar büyüdü sokakta
Ve birbiri ardınca yıllar,
Taşlar gibi, usulca düşen
Başına düştü onun da.

Sonra savaş geldi
Kanlı bir yanardağ gibi geldi.
Öldüler evler, çocuklar

O kadın ölmedi.
Bütün otlaklar tutuştu.
Binlerce yıldır düşünen
sarı, sevimli tanrılar
Her biri paramparça
Çıktılar tapınaktan
Düş kurmaz artık onlar

Aydınlık evler, veranda
Hamakta uyuduğum
Pembe otlar, yapraklar
El biçimi, kocaman
Şömineler, çalgılar
Kırılıp yakıldılar.

Kentin olduğu yerde
Şimdi artık küller var.
Eğri büğrü demirler
Ölü heykellerin korkunç saçları

Ve bir kara leke kan.
Ve kadın bekler, bıkmadan.


Pablo NERUDA


Daisy-BT 2 Şubat 2009 15:52

ÖPÜCÜK
Öpücük! okşayışlar bahçesinin kızıl gülü!
Canlı gönül yoldaşı dişlerde ve dudaklarda
Alevli yüreklerde, büyülü yorgunluklarda
Tanrı Amour'un söylediği o tatlı türkü!

Ölümsüz öpücük! Bağışlayıcı, çan sesli!
Eşsiz şehvet, esriklik asla anlatılamayan.
Selam! Kutsal bedeni üstünde eğilmiş insan
Mest olan bir mutlulukla bilmeden tükettiği.

Rhin şarabı örneği, tatlı bir musiki gibi
Avutursun, sallarsın yüreğimizi bütün gün
Can çekişirken erguvan kıvrımlarında hüzün
Senden doğar Goethe'nin ya da Will'in şiirleri.

Ben, çelimsiz ozanından Parisin, bu küçücük
Çocuksu dize demeti armağan olsun sana.
Eğer sen de bir armağan vermek dilersen bana
Asi dudağına yarin dökül ve gül öpücük.

Paul VERLAINE


Daisy-BT 2 Şubat 2009 16:50

BİRİSİ

Bir şey var aramızda
Senin bakışından belli
Benim yanan yüzümden
Dalıveriyoruz arada bir
İkimizde aynı şeyi düşünüyoruz belki

Gülüşerek başlıyoruz söze
Bir şey var aramızda
Onu buldukça kaybediyoruz isteyerek

Fakat ne kadar saklasak nafile
Bir şey var aramızda
Senin gözlerinde ışıldıyor
Benim dilimin ucunda

Nahit Ulvi AKGÜN


Daisy-BT 2 Şubat 2009 18:27

ANLARSIN

Bir gece bize gel
Merdivenler gıcırdamasın,
Öyle yorgunum ki hiç sorma
Sen halimden anlarsın.

Sabahlara kadar oturup konuşalım
Kimse duymasın.
Mavi bir gökyüzümüz olsun,kanatlarımız
Dokunarak uçalım..

İnsanlardan buz gibi soğudum,
İşte yalnız sen vardın
Öyle halsizim ki hiç sorma
Anlarsın.

Cahit KÜLEBİ


ÖmÜrCeK 2 Şubat 2009 20:10

Bak gölgede kaldı aşk
Tadında bırak nazları
Anlatamadıklarım var
Kırma sana açılan kolları
Daha varmı yarınlara
Boş bıraktığın parmağı
Kırılırsa bir gün umutlarım
Aşk için çarpar kanatları
Gül dalından kırılır
Bülbülde gülün figanı
Geç kaldın yar
Kırıldı camlar
Umutları buz bağladı
Yarım kalır yaşadıkları
Aşkın acı hatırası


Daisy-BT 2 Şubat 2009 20:22

BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM..

Bu kadar yürekten çağırma beni!
Bir gece ansızın gelebilirim.
Beni bekliyorsan, uyumamışsan,
Sevinçten kapında ölebilirim.

Belki de hayata yeni başlarım,
İçimde küllenen kor alevlenir,
Bakarsın hiç gitmem kölen olurum,
Belki de seversin beni kim bilir.

Kal dersen, dağlarca severim seni,
Bir deniz olurum ayaklarında,
Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz,
Kalbim duruverir dudaklarında.

Ya da unuturum kim olduğumu,
Hatırlamam belki adımı bile,
Belki de çıldırır, deli olurum,
Sana kavuşmanın heyacanıyla...

Aşk bu, bilinir mi nereye varır,
Ne durdurur özlemini, seveni...
Bakarsın ansızın gelebilirim,
Bu kadar yürekten çağırma beni.

Ümit Yaşar Oğuzcan



Daisy-BT 2 Şubat 2009 20:39

GÜZELLİĞİN ON PARA ETMEZ

Güzelliğin on par'etmez
Bu bendeki aşk olmasa
Eğlenecek yer bulaman
Gönlümdeki köşk olmasa

Tabirin sığmaz kaleme
Derdin dermandır yareme
İsmin yayılmaz aleme
Aşıklarda meşk olmasa

Kim okurdu kim yazardı
Bu düğümü kim çözerdi
Koyun kurt ile gezerdi
Fikir başka başk'olmasa

Güzel yüzün görülmezdi
Bu aşk bende dirilmezdi
Güle kıymet verilmezdi
Aşık ve maşuk olmasa

Senden aldım bu feryadı
Bu imiş dünyanın tadı
Anılmazdı VEYSEL adı
O sana aşık olmasa.


Aşık Veysel Şatıroğlu


ÖmÜrCeK 2 Şubat 2009 20:47

Günah
Bile bile günah bu

Ama ask gözlerinde yakar beni
Canim ceker seni sevmeyi
Bazen inceldigi yere
Bazen de kiyamete kadardir sevgi


Yasak
Bile bile yasak bu

Ama ask kollarinla sarar beni
Daha cok severim seninle gülmeyi
Bazen susup kenara cekilir

Bazen de isyan eder, bu yürek deli

Yanlis
Göz göre göre yanlis bu
Ama ask tutsak eder beni yüreginde
Kacipta gidemem hicbir yere
Bazen düsünüp vazgecerim seni sevmekten
Bazen de derim ki kendime


Bu ask ölümüne


arwen 2 Şubat 2009 22:57

Bilmiyorum ne halde oldugumu, perisanliktayim
Hic olmaz bir rüya benimkisi, adi mutluluk
istemiyorum savasmayi, savasmaya gücüm yok artik
ben hak etmiyorum
benim yasantim olmayacak hayallerim
mutluluk hayal olarak kalacak her zaman
yanildim, bu hayatta hep ben yanildim
ugrasmak caba etmek bosuna
son cabami son savasimi sana verdim
sevilmek icin
sevmek icin
sevdim ama nafile
yasamak istemiyorum
yakinlasiyor karanliklar hissediyorum
yoksunum
herseyden yoksun bir yetimim yasamak istemeyen bir acizim
istemem artik hic bir seyleri
istemem yarinlari, bu günleri
yalniz yapayanlizim ben
______________________________________________-
Ebru Ünver


FisTiK 2 Şubat 2009 23:47


Sıcak bir kış

Saçlarını gittikçe kısalttığın günlerde
Sen söylemiştin bu sözleri unutmadım
-Her aşk bir ayrılık gizler, ayrılıklarsa
Bir merhabanın sıcaklığını taşır kendisinde

Kalıcı olan hiçbir şey yok diyordun
An’lar var yalnız ömrü karşılayan
Şimdi sımsıcak bir kar yağıyor yine
Yüreğimin üstüne yağıyor hiç durmadan

Ellerin nasıl da üşüyor, bozacının
Karlı sesi doluyorken odamıza
Hava gittikçe kirleniyor bu kentte
Ve aralıksız kar yağıyor kar yağıyor

Kar ayrılık hüznüdür ve ne çok



arwen 2 Şubat 2009 23:52

Bir gecenin vaktinde beklenen
Çöken karanlığın hüznüdür paniklenen
O Saat’ e yağan yağmurun sesidir, akan
Esen rüzgârın çığlığıdır duyulan

Çevirsem gece karanlığında defter yaprağını
Sesinden başka olmaz bana gelen
Dalsam da titreyen saat yelkovanına
Bekleme gelmez, uzağın yakının olsa da

Yatığım yerin değeri anlaşılmasa
Üşüse bir tek ayak parmağım da
İliklerime kadar his etsem de
Ne anlamı olur sen olmayınca

Geceye kimsesizliğimin hüznü iz bıraksa,
Fark etmez her yer benim için yalnız.
Sen olmasan da yanımda ne anlamı var.
Kimsesiz bir tek başıma, ben ve gözyaşım
Mehmet Salih Aparı


Daisy-BT 2 Şubat 2009 23:58

İSTANBUL'U DİNLİYORUM

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı
Önce hafiften bir rüzgar esiyor;
Yavaş yavaş sallanıyor
Yapraklar, ağaçlarda;
Uzaklarda, çok uzaklarda,
Sucuların hiç durmayan çıngırakları
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Kuşlar geçiyor, derken;
Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık.
Ağlar çekiliyor dalyanlarda;
Bir kadının suya değiyor ayakları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular
Çekic sesleri geliyor doklardan
Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Başımda eski alemlerin sarhoşluğu
Loş kayıkhaneleriyle bir yalı;
Dinmiş lodosların uğultusu içinde
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir yosma geçiyor kaldırımdan;
Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar.
Birsey düşüyor elinden yere;
Bir gül olmalı;
İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı.

İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Bir kuş çırpınıyor eteklerinde;
Alnın sıcak mı, değil mi, biliyorum;
Dudaklarin ıslak mı, değil mi, biliyorum;
Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından
Kalbinin vuruşundan anlıyorum;
İstanbul'u dinliyorum.

Orhan VELİ KANIK


ahmed 2 Şubat 2009 23:59

Bir Umut Şiiri



Uzun zamandan sonra
Sakin bir şekilde uyandı bu sabah mavi gök
Havada moral bozucu bir ağırlık var,
Çok soğuk...
Ama güneş bu soğuğa inat
Bulutların en tepesinde...

İlk defa bugün geç kalktım yatağımdan...

Kuşlar yine işbaşında,

Eskiden onlarla beraber ağlardım
Şimdi ise,

Onların şarkılarıyla uyandım...

Aydınlıktan nefret ederim...
Geceler benim dert ortağım olduğu için
Karanlığı daha çok severim...

Bu sabah
Ağaçların hepsi kollarını evime doğru uzatmış
Nerden biliyorlar güneşi sevmediğimi...

Güzelce bir elimi yüzümü yıkadım...
Gözlerimde hiç çapak yok
Demek ki dün gece hiç ağlamamışım...

Boğazım çok kuru,
Hemen mutfağa yöneldim
Kendime şöyle güzel bir kahve koyayım
Şaşırıyorum bir anda,
Bu sefer yürürken sendelemiyorum
Başım da ağrımıyor
Demek ki dün gece hiç içmemişim...

Kahvaltımı kendim hazırladım...
Çayı hiç sevmem ama
Eskiden hep çay demlerdim
Bu sefer demlemedim...
Neden bilmiyorum...

Ne bağırış çağırış var
Ne de gönül kıran kötü sözler
Hafiften esen rüzgar
Ve onun yüzüme vurduğu sessizlik
Demek ki dün gece kendi kendime konuşmuşum

Kendimi iyi hissediyorum...

Aynanın karşısına geçtim
Biraz uzamış sakalların ardındaki surat
Bu defa hiç yabancı değil
Ne kurumuş kan var
Ne de yara...
Bu adam benim galiba...
Demek ki dün gece kendimi hiç hırpalamamışım...

Hiç bir eksiklik hissetmiyorum sanki
Birileri hafızamı bavula koyup çöpe atmış gibi
Yatağımı toplarken farkettim...
Biri daha yatıyordu sanırım burda

Yok yok!

....

Ölümle yaşam arasında kaybolmuşum

Kalbimde ağrı hissetmiyorum...
Demek ki dün ayrılık sonrası

Umutla uyumuşum...

Berkan Aytekin


arwen 3 Şubat 2009 00:01

Gök yırtılırdı
Ve kendi kaderimizde yalnızdık
Küçük adımlarla büyürdü acılarımız
Ufalırdık iklimlerimizde
Söküklerimizden işlerdi soğuk rüzgârlar
Tenimizden boşalırdık gizlice
Sarhoştuk içimizde
Yalnızlıktı kadehimizde duran
Kendi günâhlarımızı içerdik
Tükenirdi zaman
Gitmeye imkân kalmazdı
Bir yudum daha içerdik son nefesinde ömrümüzün
Şükrü Uyar


Daisy-BT 3 Şubat 2009 00:17

SERENAT

Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi,
Geldim işte mevsim gibi kapına.
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiy.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana,
Tozlu yollarından geçtiğim uzak
İklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen ağır
Goncanın altında bükülmüş her sak;
Senin için dallardan süzülen ıtır,
Senin için, yasemin, karanfil, zambak.

Bir kuş sesi gelir dudaklarından,
Gözlerin gönlümde açan nergisler,
Düşen bir öpüştür dudaklarından
Mor akasyalarda ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıklarla dolacak kalbimin içi.
Geçiyorum mevsim gibi kapından
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiy.


Ahmet Muhip DRANAS



ener 3 Şubat 2009 13:36

Ben Sana Beni Sevmenin İmkansızlıgını Nasıl Anlatacagım


ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi yarasını kendi öpen bir çocuğum ben
kendi acısını kendi örten bir çocuk
yaz çiçeğidir tutunduğum dallar
çabucak çürür ömrüme
güz gelir, ağlarım
kış bastırır ürkerim
yüreğimin gurbetine giderim bir başıma
günümü sevda ederim
sevdamı hasret


ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi düşünü kendi kuran bir çocuğum ben
kendi yaşını kendi kurutan bir çocuk
ölüme yakınım nicedir
gel gör ki büyülü şey bu hayat
kandırılmışlığımı denize çalar mesela
toprağın üzerine uzanmışken
nasıl diyebilirim kimim kimsem yok diye
bir sızı kalır işte acemice işlenmiş
atsam atılmaz, satsam satılmaz


ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi ninnisini kendi söyleyen bir çocuğum ben
kendi şiirini kendi ezberleyen bir çocuk
anne kokulu mendiller saklarım
baba gülüşlü resimler yaparım boyuna
her günüm bayram olur
her bayramım şekersiz, çikolotasız
olur olmaz heveslerim inatlaşmaktandır
adanmışlıktandır küçücük sevinçlerim
sevindirmelerim evrene karşı


ben sana beni sevmenin imkansızlığını nasıl anlatayım ki
kendi elini kendi tutan bir çocuğum ben
kendi yüreğini kendi bilen bir çocuk

Alıntı


ÖmÜrCeK 3 Şubat 2009 18:49


-Düşüme SEN dününce...


Gözlerinde tutuklu kalır yüreğim..

İçinde "sen" olmayan düşümü düşürürüm düşümden..

Prangaya vurulmuş ayaklarımı sürüklerim peşinden..
Ömrümü ömrüne katarım her bir adımda..


Sahi?

Yüreğime vurduğun kelepçeyi çözebilir misin?

Sensizliğin esaret olduğunu bile bile,salıverir misin beni?



-Dert yanışım...

-Dağılışım...

-Savruluşum..
-Ve biraz da aldanışım...



Adına "aşk" dedim..

Aşk'a geldim sevgili..

Yani sana...
Sana susamış beni,serdim ayaklarına...


Hadi,Sarılsana...!

Bir bilsen...

Ne denli sevildiğini ve özlendiğini ah bir bilsen Sevgili...


Sahi?

Sen de sevmiştin beni değil mi?
Alıntı...


CelestialBody 3 Şubat 2009 23:56

Sen böyle güzelsin

Sen böyle güzelsin, sen böyle tatlı
İçimden hep seni sarmak geliyor
Yıllar var gönlümde, hasretin saklı
İçimden hep sana koşmak geliyor

Söz geçmiyor artık yasak aşkıma
Ne olursun beni yanlış anlama
Belki bu arzuma kızacaksın ama
İçimden hep seni öpmek geliyor

Geçtiğim her yolda karşıma çıksan
Bir tatlı gülüşle yüzüme baksan
Gönül ocağımı aşkınla yaksan
İçimden uğruna ölmek geliyor

A.S.İlkan


ahmed 4 Şubat 2009 22:28

Etiketsiz Hayatım...!



Hayat denen bu yolda,kendimeydi tecavüzüm
kendimeydi isyanım,kendimi bitirişim...

Değerlerim sokak kadını edasında
dolaşırken yeryüzünde
bedenimi tuzlu tırnaklarımla yolup
kaldırımsız aynada tozlu gülümseyişimdi
tek gerçeğe gidişim...

Hayat
öteki dediklerimi özleyişimdi
kar beyazı umutlarımla
sırlarımı gizleyişimdi
kuşkularımla

Bir aksiseda idi uçurumlarımda
dağıldı
paramparça oldu
karşı yollarda..

Şuursuz zamanlarda kaybolma asaletimdi belki de
gölgeler içindeki gözlerim
içine hüznün notalarını sığdırmış
bol nodüllü sözlerimdi hayat

Sınırlarını çizemediğim kıyılarım sahillerimdi bazen
bu kıyı da gözlerimdi beni tek besleyen
herkesten sakladığım minicik bir lokma
dişimin kovuğunda saklanan arımla..

Yetim büyüyen bir delikanlımdı hayat
tam açacakken kırağı çalan gonca
üstüme esmeyen bir imdat yeli..

Yine de tutamacındayım hayatın
bir delice tutku edasıyla sarmalamışım
ayrılık otu arsızlığında
inadına inadına kök salmışım.

Ucundan da yaşasam
adına ad
sanına san
veremeyecekte olsam
bir hayatım var
isimsiz ve etiketsiz
bir hayat...


Fatih Erol


ener 4 Şubat 2009 22:55

Aşkta Yarın Yoktur Sevgili

Aşk bu dünyanın ölçüleriyle açıklanamaz sevgili.
O ilkel bir acıdır, yaban bir ağrıdır.
Gelir ve içimizdeki o çok eski bir şeye dokunur.
Sonra bir perde açılır ve yolculuk başlar.
Bu yolculukta artık para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular yoktur.
Aşkın kendi gerçekliği vardır sevgili.
İnsan bir başka ışığa teslim olur...
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil,
içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir.
Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur.
Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.

Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın
hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de...
Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının
çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir
sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...

Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili,
kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı
hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye.
Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda,
gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri,
o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim.
Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...

Aşk çok eski bir şeydir sevgili.
Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer.
Sevdiğimiz insanların çocuklukları da...
Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer.
Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider,
hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...

İnsan bazen nedensiz yere umutsuzluğa kapılır.
Kimselere veremez sevgisini, kimselere kendini anlatamaz, evlere kapanır...
Bazen denizler, kıyılar çeker insanı.
İnsan bu kapılmayı anlayamaz, oysa çok eski bir yerde
yaşanmasından korkulup vazgeçilmez aşkların sızısıdır bu.
Bu sızı, bu yenilgi mevsimlerle yıllarla devredilir başka insanlara...
Bir insanın yaptığı bir hatanın tüm insanlara yayılması gibi...

İşte şimdi biz de sevgili, ya olmadık zamanlarda
umutsuzluğa kapılıp, soluğu evlerde alacağız, ya da denizler,
kıyılar çekecek bizi. Nasıl biz başkalarının
korkaklığını taşıyorsak, başkaları da bizim korkaklığımızı taşıyacak, yenilgimizi, umutsuzluğumuzu...

Birazdan sabah olacak...
Para, tarifeler, beklentiler, randevular, taksitler, iş,
anneler ve korkular başlayacak...
Bunlar varsa ve bizim için geçerliyse aşk yoktur ve
hiç olmamıştır sevgili. Birbirimizi kandırmayalım...

Hadi güne hazırlan. Yaşadıklarımızı unutmaya çalış.
Aşk bize güvenip verdiği büyüsünü, sırlarını,
cesaretini, bilgeliğini ve o ilkel, o yaban ağrısını geri
alacak. Bunlar olurken içimiz bir an çok üşüyecek, sonra geçecek...

Hadi, oyalanma birazdan yarın olacak...

Aşkta yarın yoktur sevgili...

Alıntı


ahmed 4 Şubat 2009 23:03

Gidelim Kalbim Kalk...



Kalk gidelim kalbim
Kovulmuşluğumuzdan.
Neler umut ediyorsun hala
Yorulmuşluğumuzdan..
Uzanmıyor kolların dur demeye gidene,
Ağlıyor ya gülüşün hasreti öğretene.
Susuyor bak sözlerin yıllara dur demeye..
Yoruldun ya yıllarca,
Kalk gidelim kalbim kalk
Uzun sürdü bekleyiş,
Sanırım bu son durak...



Sibel Hatiboğlu Acar


Daisy-BT 5 Şubat 2009 01:44

Denizi Özleyenler için

Gemiler geçer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler, damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret,
"Bakar bakar ağlarım."
Hatırlarım ilk görüşümü dünyayı,
Bir midye kabuğunun aralığından;
Suların yeşili,göklerin mavisi,
Lapinaların en harelisi...
Hala tuzlu akar kanım
İstiridyelerin kestiği yerden.
Neydi o deli gibi gidişimiz,
Bembeyaz köpüklerle, açıklara!
Köpükler ki fena kalpli değil,
Köpükler ki dudaklara benzer;
Köpükler ki insanlarla
Zinaları ayıp değil.
Gemiler gecer rüyalarımda,
Allı pullu gemiler,damların üzerinden;
Ben zavallı,
Ben yıllardır denize hasret

Orhan Veli Kanık


elma kurdu 5 Şubat 2009 17:38

Demir parmaklıkların ardından bakıyorsam
Yada ilaç kokulu izbe yerlerin birindeysem
Yada bakımsız bir tımarhanenin loş koridorlarında
Çökmüş yere kavuşturup ellerimi bacaklarıma
Gülüp ağlayıp kendi halimdeysem
Unutmayın beni ne olur
Bakan bir göz görürseniz
Dostça sevgiyle umutla anlamla pırıl pırıl

Anımsayın beni ne olur
Hüzünlü bir genç yanlız yürüyorsa
Sokaklarda bir elinde sigara
Ya da harbi harbi takmadan kimseyi
Ya da ahenkle elele dolaşanları farkettiğinizde
Anımsayın beni ne olur
Yardım eli uzatıp başarmışsanız
Ve katılıyorsa içiniz
Burkulmuşsa dudağınız
Yada donup kalmışsanız
Anımsayın beni ne olur
Gözünüzden yaş gelsin isterseniz
Yada katıla katıla gülmek
Yada inanmak istediğinizde
İçinizden taa derinlerden
Çağırın beni ne olur
Yada toprağıma kavuşmuşsam
Elinizde bir çiçekle gelin bana ne olur.....


Misafir 5 Şubat 2009 19:00

Sen sevgili evet sen,
Bir kez olsun dinle beni…
İzin ver bir kez olsun içimden geldiği gibi konuşayım.
İzin ver dökeyim tüm karanlıklarımı sana…
Sonra sen tekrar yollarsın nede olsa onları bana…
Ne olur bir kez sus da konuşayım…
Sus ve dinle..
Dinle ve gör ne dediğimi sana…


Gidiyorum…
Evet bak gidiyorum artık sonsuzluğa…
Sessiz sedasız istifa ediyorum yüreğinden,
Ağır ağır atıyorum adımlarımı,son göz yaşlarımı da döküp uzaklaşıyorum senden…
Ben giderken,
İçimde bıraktığın öksüz aşk çıkmaya çalışıyor,
Tenim yırtılıyor her adımımda…
Bedenim isyan ediyor,kalmak istiyor delice sevdan yüreğimde…
Engel olmaya çalışıyor her bir zerrem ama kalmak çare olmuyor….

Ömrümün tüm vakitlerini harcamak geçiyor içimden …
Kalmak inadına…
Ama yok…
İnan olmuyor…




Cevap verme..
Sus…
Sus ve dinle…





Her kış bastıran öksürük gibisin boğazımda…
Her sabah bir kaşık balla geçirmeye çalıştığım ama başaramadığım…
Kuru bir öksürük gibisin hayatımdan bir türlü çıkaramadığım…
Sebepsiz anlarda çıkıp karşıma uyandıran uykumdan bir öksürük gibisin sevdiğim,
Nefes aldırmayan kimi zaman,kimi zaman ağlatan…
Ama hep var olan ve hep kışın karşıma çıkan…

Sen sevgilim…
Sen kış güneşi gibisin canıma…
Tenime asla ısıtmayan…
Sadece kendini gösterip soğuklara esir eden ve hiç yakamayan…
Belki de kendine bile hayrı olmayan…

Bu yüzden gidiyorum sevgili,
Ve izin ver giderken konuşayım son bir kez daha…
Son bir kez haykırayım içimdeki öksüz aşkla sana…




Sus ve dinle…




Biliyor musun sevgili,
Hiçbir şey almıyorum giderken yanıma…
Tüm anıları bırakıyorum sana,
Kaçamak öpüşmelerimizi,
Sevişlerimizi,Sarılmaları ve elinin sıcaklığını koyuyorum başının ucuna…
Ve tüm sevmeleri bırakıyorum yamacına…
Bir kendimi alıp çıkıyorum yola…
Bir yaralı yanımı kucaklıyorum şefkatle ve sessiz sedasız istifa ediyorum sevdamdan…
İstifa ediyorum yüreğinde olmaktan…

Sen uyurken yatağında ,saçlarına kondurduğum son öpücükle veda ediyorum sana…

Sen sevgili evet sen,
Bir kez olsun dinle beni…
İzin ver bir kez olsun içimden geldiği gibi konuşayım.
İzin ver dökeyim tüm karanlıklarımı sana…
Sonra sen tekrar yollarsın nede olsa onları bana…
Ne olur bir kez sus da konuşayım…
Sus ve dinle..
Dinle ve gör ne dediğimi sana…




Hoşça kal…




Tüm çabalarına rağmen inadına seveceğim seni..Giderken bile...



Meral BİLGİÇ


CelestialBody 5 Şubat 2009 21:15

Ararsan

Dağ yolları gibiyizdir, uzağa düşeriz
Ararsan şiirin gurbetinde ara bizi.
Belki rüzgârımız ses verir bir dizeden,
Belki bir imgeye vurur düşlerimiz.

Şükran Kurdakul


kAryAminA 5 Şubat 2009 21:21

Işıklı bir yoldu hemen önümde uzanan..
Yolun sonunda demirden kocaman bir kapı..

Rüyadayım sandım önce!
Çekince saçımı,duyunca acıyı anladım en gerçekmiş içimdeki sızı..

Yaklaştıkça kapıya,
Hızlandı kalbimin hala yaşadığımı hatırlatan atışları...

İttirdim açılsın diye demirleri,
Olmadı!
Pes ettim,kızdım,ağladım,kaçtım,korktum,nefret ettim belki ama
Umudumu yitirmedim hiç..


Saklandım en kuytulara!
Bir ben kaldım zihnimin coğrafyasında ve bir de zamanı aldım yanıma iyileşirken yaralarım hüznüme ortak olsun diye..
Tutsun ellerimden kuvvetlice,her an çekip de beni bir adım ileriye, -di'li geçmiş zamanları yerleştirsin diye zihnime !


Geçmekten türüyor geride kalan her şeyin genel adı !
Ve nasıl da kolay arkadaş oluyor ses olacak kelimelerimle..

Artık geç..
Geç-miş..
Geç-ti..

Bırakıp da nüshaları bir yana,bulunca aslımı
Denedim tekrar açmayı kilitleri ..

Kolay olmadı,evet !
Ama açıldı geriye kalan hayatımın ilk bölümünün perdesi..


Tüm renklerin hiç görmediğim kadar canlı olduğu bir bahçede buldum kendimi..

Tanrım ne harika!
Sevdiğim bütün hayal kahramanları da burada...
Polyanna yaklaştı en önce yanıma;
"Topladığın için yeniden gücünü ve anladığın için aslında bunun çokluğunu,tüm yaşananlara rağmen mutlu olmalısın aslında"
diye fısıldadı kulağıma !


Biraz ileride kırmızı başlıklı kızı gördüm;
"Kendimden bildim herkesi,nasıl da kandırdılar beni!
Komik biraz adım ve küçük henüz sol yanım
Ama sen yine de al bu küpeleri,tak kulağına..."
diye bırakıverdi avucuma acılardan kaçarken yolumu aydınlatacak yıldızları !


Kül kedisi ağlıyordu az ileride;
"Sakın dedi ,
Sakın vazgeçme yaşamak istediklerinden!
Uğraş,didin,çabala..
Ama sakın çıkıp da tavan arasına ayıkladığın pirincin içinden çıkan taşlar gibi umutlarını da atma en karanlıklara!"

Durdum..
Dinledim..
Düşündüm..


Ait olduğum bu masalın içinde asıl kahraman olmayı seçtim sonra !


Doğrularımla,hatalarımla bazen ..
Hüzünlerimle,sevinçlerimle çoğu zaman ..
Ve tüm şizofren düşüncelerimle belki ..

Ama hep gerçek bildiklerimle,
Benim kurguladığım gibi sürsün hikaye diye !


Tam da şimdi;
Peki ya kader dediniz değil mi .....


Yazmak değil belki,kabul ..
Ya da değiştirmek yazılanı !
Kimsenin görmediği bir alfabeyi kabullenmenin ezinç coşkusunu misafir etmek sineye ....
Kolay değil,kabul !

Ama bende oldukça hakimiyet,
Bu orkestranın şefi ben olacağım ilelebet !


Neyse ......


Onu bunu bırakın da siz şimdi ,
Gökten üç elma düştü..
Tuttunuz mu !


CelestialBody 5 Şubat 2009 21:22

İyimser bir aşk türküsü

Bağlardan inen patikalardayım
Cebimde mis gibi şiirler, kuş cıvıltıları
Sokağınızdan geçiyorum öğle üstü
Sokağınızda sararan yaprakların kokusu
Şuramda ince bir sızı, serseri bir acı
Senden öncesi olmayan bir acı
Yalnız senin mecnunun olan bir acı

Her pazar geçtiğin yollarında bir yaprak
Yeşeriyor kuşanmış bütün cesaretini
Göğsünün içinde yaşatmak için aşkı
Bir yaprak da senin konuşkan elinde
Sevecen becerikli çalışkan elinde

Her zaman biraz olsun gecikirsin
Aşka yalnızlığa sevdaya
Yine de özlenirsin güzelim sevgilim
Bir çiçek de böyle özlenir
Su dolu bir testinin yanındaki bir çiçek
Desem öyle alaycı gülümser yürürsün
Sessizce yağan yağmur altında
Aşkı kendine anlata anlata

Yine akşam oldu sevgilim sensiz
Bırakıp gidiyorum içim aşkla dolduğu zaman
Durakları buğulu otobüs camlarını
Yağmur çiseleyen kirli sokakları
Gide gide hüzünlü bir türkü gibi dokunan
Yağmurun sesini ne çok seviyorum
Seni ne kadar çok seviyorum

İpek bir mendil diye
Ayrılığı katlayıp koyuyorum çiçekle masama
Bir de senin için yazdığım sevda şiirlerini
Kendi anlamlarını aşıp giden
Tozlu yollar sıra dağlar patikalar boyunca

Ey sevgili senin sımsıcak bakışlarını
Katlayıp koyuyorum çiçekli masama
Seni ne kadar çok seviyorum
Bir türkü solgunluğunu silip götürdüğü zaman

Ahmet Ada


kAryAminA 5 Şubat 2009 21:34

Yüreğim yara yara
Kabukları ağırlık yapıyor duygularıma.

...

Ve ben
Onca takatsizliğimle,
Hüzünleri yara yara,
Yaramadım mutluluğa!

Dahası;
Beni sende unuttu düşlerim.

Suya uzansam
Dinmez susuzluğum.
Susuzum, çünkü susun Derya'da...

Üşüyorum
İşgal altındayken varlığım yalnızlığımca.


Çoğalamam senden öte,
Beni sende unuttu düşlerim.

Gün yaslarken başını ağırdan gecenin koynuna,
Nefesimi nefesine yaslayasım gelir,
Üzerime yığılmış dağ gibi hüzün,
Yaş, bir olur yasla,
Gözlerime gelir, yanaklarımda diridir.

Görenin,
Katlin katilini sorası gelir.
Katledilen gülüşlerim/heveslerim/düşlerim.

Lime lime edilmiştir aşk bildiğimiz,
/Zamana yenik/
Dün geçmiş,
Yarın imkansızken.

Avuntu içindeki diller,
Bilmeyen eller...
Derler "gelir"

Oysa,
Sen beni, bende unuttun.
Beni sende unuttu düşlerim.


CelestialBody 5 Şubat 2009 21:37

Sevgi Duvarı

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi
kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi
baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi
Can Yücel


ÖmÜrCeK 5 Şubat 2009 22:02



Ne seni unutacak yürek var bende
Ne hasretine dayanacak zaman

Ne başkasına bakacak göz var bende
Ne sensizliqe dayanacak qönül

Hiçliqimin ortasından aldın beni
Götürdün yüreqinin derinliqine

Kaybolmuşken benliqimde
Buldun beni sardın ellerinle

Aşkım büyüyor gittikçe
Üzüntülerim azalıyor seni gördükçe

Sevgimin sınırı kalmadı artık
Benim aşkım ölçüsüz oldu artık

Tut, çek beni yüreğine
Uyuyayım orda güzelce

Açmasam hiç gözlerimi
Sonsuzlukla birlikte kaybolsam yüreğinde..


CelestialBody 5 Şubat 2009 22:25

Çocuksun Sen

Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte

Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum

Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için

Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa

Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan

Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada

Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen
Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.

Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil

Ahmet Telli


arwen 5 Şubat 2009 23:09

oysa ne güzeldi gülmek
gülmekle başlardı herşey
nedenler yersizdi yeniden
zaman dardı dünya telaşlı
gülmeyi bekleyen gülümseyen
cıkarken kapıdan bir tebessümdü
her şey yeniden başlardı o an
gülerek güne uzanıp
masalar kurardık yeniden
niçe kahır niçe ufunetler
gönülden geçen hayatlar ve bayatlar
anlatılırdı her an yeniden
ansız yersiz bir teselli umardı anlattıkca insan
yerinde sevinç dolu yeni umutlar
arananlar hep kaçar birileri kovalardı yeniden
gülmekti herşey!
hayat dolu güzel anlardan özel
her an kahkahalara bogulan insan
nedenler aramadım gülmek için
çıkmaz sokakta gördüm hiç gülmeyeni
el salladım hissettirdi yanağında tebessümü
insandı yeniden gülmek isteyen
güzeldi insan güzeldi evren yaradan
gülerken başlardı tüm mutluluk
gülerken gördüğüm umutsuzluk
yeniden başa dönerdim ağlamaklı gözlerim
gülmek isteyen pençeremde bir insandı
sokağım cıkmaz el salladıgım bahara
en güzel zamanlara hatıra kahkaha
bir başka zamana umutla
gülmeyi umarak insanca bir gün daha...
Ali Baksı


ahmed 6 Şubat 2009 12:50

Bizim Sevdamız



Bana öyle beste yap ki;
Sular başka çağlasın,
Güller dile gelip,
Bülbül kıskansın.
Şâha kalksın duygular...
Dile gelsin taşlar,
Hüzün,sevdâ olmak için,
Keşkeler yaksın.
Keman bizi çalsın,
Gitar zılgıt tutsun,
Taraftar,futbol yerine,
Bizi alkışlasın...
Takvimler bizi yazsın,
Saatler bizi göstersin,
Zaman bizle akıp,
Bizimle bitsin...
Güneş senle doğup,
Bende batsın,
Denizler gel-git'ini,
Bizle tamamlasın.
Ay doğmak için geceye,
Yüzünden izin alsın...
Ayrılık figân etsin,
Masallar,ninniler,
Hep bizden bahsetsin.
Okullarda mecbûrî,
Ders olsun sevdâmız,
Geçmişe uzansın ellerimiz,
Mecnun'dan Ferhat'tan,
Tebrikler yağsın!
Bana öyle beste yap ki...



Ayşe Gözelel


ahmed 6 Şubat 2009 15:39

Kalemime Kilit Vurdum



İsyandadır bu gönlüm isyanada.
Sahtekar kalemim yazmıyor diye,
Kalemin ne sucu vardır gülüm,
Geçmişse şair bozuntusunun eline.

Artık yazmayacağım şiirlerimi,
Duvara söyleyeceğim kelimeleri,
Kilit vuracağım kalemimin ucuna,
Rüzgarlara haykıracağım dizelerimi.

Atacağım okyanuslara aşklarımı,
Bulutlara söyleyeceğim kinlerimi,
Havaya yazacağım senin adını,
Anlatmayacağım kimseye derdimi.

Benden sevgi bekleme sevgilim,
Sevdiğin artık öldü bu şehirde,
Umutları bitmiş tükenmiş,
Yüreciği hapistedir bir yerde.

Kalemimi de duvarlara vuracağım,
Paramparça olsun kalemim yerde,
Üstünde bütün hıncımşla tepineceğim,
Ömür boyu bir daha yazmasın diye.

Dünya aşksız mı kalacak sevdiğim,
Bu kalem bu aşkı yazmadı diye,
Sevgi mi bitecek bu dünyada,
Sevdiğin bir yerde öldü diye.

Sen olmasan da sevgilim,
Şair yine yazacak şiirini,
Kalemlerin hepsini kırsak ta,
Gönül yine söyleyecek seni sevdiğini.


Hüseyin Turan


Daisy-BT 7 Şubat 2009 00:21

İstanbul Ağrısı

kanatları parça parça bu ağustos geceleri
yıldızlar kaynarken
şangır şungur ayaklarımın dibine dökülen
sen
eğer yine İstanbul'san
yine kan köpüklü cehennem sarmaşıkları büyüteceğim

pancak pancak şiirler tüküreceğim
demek yine ben
limandaki direkler ormanında bütün bandıralar ayaklanıyor
kapı önlerinde boyunlarını bükmüş tek tek kafiyeler
yahudi sokaklarını aydınlatan telaviv şarkıları
mavi asfaltlara çökmüş
diz bağlıyor
eğer sen yine İstanbul'san
kirli dudaklarını bulut bulut dudaklarıma uzatan
sirkeci garı'nda tren çığlıklaıiyle bıçaklanıp
intihar dumanlari içindeki haydarpaşa'dan
anadolu üstlerine bakıp bakıp
ağlayan
sen eğer yine İstanbul'san
aldanmıyorsam
yakaları karanfilli ****ler eğer beni aldatmıyorsa
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine senin emrindeyim
utanmasam
gozlerimi damla damla kadehime damlatarak
kendimi yani şu bildigim attila ilhan'i
zehirleyebilirim

sonbahar karanlıkları tuttu tutacak
tarlabaşı pansiyonlarında bekarlar buğulanıyor
imtihan çığlıkları yükseliyor üniversite'den
tophane iskelesi'nde diesel kamyonları sarhoş
direksiyonlarının koynuna girmiş bıçkın şoförler
uykusuz dalgalanıyor

ulan İstanbul sen misin
senin ellerin mi bu eller
ulan bu gemiler senin gemilerin mi
minarelerini kürdan gibi dişlerinin arasında
liman liman götüren
ulan bu mazot tüküren bu dövmeli gemiler senin mi
akşamlar yassıldıkça neden böyle devleşiyorlar
neden durmaksızın imdat kıvılcımları fışkırıyor
antenlerinden
neden
peki İstanbul ya ben
ya mısralarını dört renkli duvar afişleri gibi boy boy
gümrük duvarlarına yapıştıran yolcu abbas
ya benim kahrım
ya senin ağrın
ağır kabaralarınla uykularımı ezerek deliksiz yaşattığın
çaresiz zehirle kusan çılgın bir yılan gibi
burgu burgu içime boşalttığın
o senin ağrın
o senin

eğer sen yine İstanbul'san
yanılmıyorsam
koltuğumun altında eski bir kitap diye götürmek istediğim
sicilyalı balıkçılara marsilyalı dok işçilerine
satır satır okumak istediğim
sen
eğer yine İstanbul'san
eğer senin ağrınsa iğneli beşik gibi her tarafımda hissettiğim

ulan yine sen kazandın İstanbul
sen kazandın ben yenildim
kulaklarımdan kan fışkırıncaya kadar
yine emrindeyim
ölsem yalnız kalsam cüzdanım kaybolsa
parasız kalsam tenhalarda kalsam çarpılsam
hiç bir gün hiçbir postacı kapımı çalmasa
yanılmıyorsam
sen eğer yine İstanbul'san
senin ıslıklarınsa kulaklarıma saplanan bu ıslıklar
gözbebeklerimde gezegenler gibi dönen yalnızlığımdan
bir tekmede kapılarını kırıp çıktım demektir

ulan bunu sen de bilirsin İstanbul
kaç kere yazdım kimbilir
kaç kere kirpiklerimiz kasaturalara dönmüş diken diken
1949 eylül'ünde birader mirc ve ben
sokaklarında mohikanlar gibi ateş yaktık
sana taptık ulan
unuttun mu
sana taptık



Attila İlhan



Saat: 00:37

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık