![]() |
Rüya... Bu akşam rüyamda,ben seni gördüm Yanıma çağırdım,gelmem diyordun ! Küsmüsün diyerek,bir neden sordum Apansız bağırdın,bilmem diyordun ! Şaşırıp kalmıştım,ben bu haline Bir isyan çökmüştü,sanki diline Hüzünlü nameler,gönül teline Vurdukça,bir türlü,gülmem diyordun ! Sitemim döküldü,o an sözümden Göz yaşım,aktıkça,sızdı yüzümden Hiç bakmadın bana ,gönül gözünden Damlayan yaşımı,silmem diyordun ! Çevirip gitmiştin,hemen başını Çıkmaza döndürdün,sabır taşımı Ben sana neyledim,çatıp kaşını Sineni yaralar,delmem diyordun ! Uyandım uykudan,sen yanımdaydın Demek ki,o an sen,her anımdaydın Ben kabus görürken,baş ucumdaydın Kıyamam uykuna,bölmem diyordun! Kıyamam uykuna,bölmem diyordun..! M.Levent ÖZGEÇ |
Sag olsun Özgürlük Saat vurdu yine Safak zamani Uyku tutmuyor gözlerimi Dertler gelir gecer Iz birakir yüzümde Sanki siper tutmus Düsman Dayamis Hanceri Bagrima Korkum yok ölümden Viz gelir Kursun Iz birakmis mazi Iz birakmis Musala taslari Kan icinde yikandim Belendim Hasret özlem aci icinde Firarim var takipdeyim Ihanet tutmus boynumu idama gidiyorum Götur beni ne yazar Kim durdurabilir ardimda bin bir Militani Bin bir Demokrati Vatan arayan boyun egmez hakkini arar Kim durdurabilir bizi kim Dokunmayin diyorum dokunmayin Biz Kerbelayin kininden alan Nevruz atesinden gelen bir ülkeyiz SUAT ATAR |
Hani, hiç olmuş muydu yaşamının anlamı.? Hani, hiç olmuş muydu yaşamının anlamı.? Bir gün geliverirse.. belki diye bekleyecek misin hep onu.? Seni sevmiş miydi.. Önemsemiş miydi..? ha.. Seni önemsemiş miydi h Hani, Hep varmış gibi görünüp te hiç olmadıysa ................ve de hiç gelmediyse.. Sen onun ne denli gelmesini istiyor olsan da, ne denli özlüyor olsan da.. ..............gelemeyecekse.. .............bunu da biliyorsan.. Senin beklemen, Senin beklemen anlamalısın, kendin içindir..kendini anlamlandırman, varlığını hissetmen içindir..yürürken yolda bedenini taşıyamayan ayaklarını zorla sürüklememen içindir.. Yaşamın gerçekleri içinde hayallerin, oldu bittiyle geçen günlerde olamayacakların düşlenmesidir.. Ayaklarının yerden kesilip kuşlar gibi uçtuğunu hissetmen içindir.. Hani, o hep aynı ikindilerden.. kendi kendine gelip geçerken serilmiş denizde keyif yaparken.. güneş olanca aydınlığıyla göz kamaştırırken.. Ortaköy’de bir kahvede deniz turkuaz mavi O’na olan özlemin kadar mavi, sarıya tutkulu martılar yüreğin gibi çırpıntılı.. Uzun zaman olmuştur, son görüşmenizden bu yana Denizin güneşi uğurlayıp, ay’a kavuşuncaya kadar beklemesindeki sabırsızlık kadar hırçın Ruhunda bıraktığı izler, .............öylece bekler..sabırsız, hırçın, dargın.. Öylece beklersin, suskun..karanlık..derin.. Senin beklediğindir o Ne gözleri, ne dokunuşları.. Senin beklediğindir o, Gelmeyeceğini sanırsın.. Gelmez de.. Senin beklemen hüzünlüdür ya.. Bir o kadar da ruhunu yenileyecek bir bekleyiştir.. Yeniden doğuşun kıvranışıdır.. Gelse de dersin. Gelse de.. Bir an önce yaşamın anlamını bulup çekip gitsen.. Hatta bitiremeyeceğini bildiğin bir çok şeye başlayıp yine de aldırmadan umursamadan her şeyi yarım bırakıverip gitsen.. Hatırla sevdiğini Görüşme zamanı geldiğinde Saatler su gibi akıp geçse de Sevdayla yanan gözlerde Ve yok olan zamanda Ayrılmayı hiç istemezken Hayalde olsa kollarında sonsuz bir mutluluğa dalarken Ve dudaklarından yüreğinin sesini ‘Seni seviyorum’ları okurken Sadece ‘çok güzelsin’ diyebilirsin..o’da ‘muhteşemsin’ der, sadece.. Seviyorum'lar dökülemez dudaklardan.. Ve ‘nolursun biraz daha kalsan ya..’ Diyemeden Bir veda ile hayallere yerleşiverir o an... Ortaköy’de bir kahvede deniz turkuaz mavi görünende siyah bir silüet ….balıkçı ve kayığı kolları bir öne bir geriye ömründen zamanı çeker gibi ….kararsız mı.? yaşamla alay eder gibi.. deniz turkuaz mavi gözleri gibi.. deniz turkuaz mavi yüreğini oynatan sözleri gibi.. karşı kıyıda bir İstanbul silüeti kara kalem resimler gibi… O anlık görüntüden, hayallerde kalan an’dan sonra ne zaman kesişecektir yolları.? Bir gün yıldızlara bakarken yine geliverir düşlerinden gözlerine.. Aynı yıldıza mı bakıyorsunuzdur.. belki.. Aynı hayalleri mi kuruyorsunuzdur.. belki.. Belki de hiç değil.. O başka bir yaşamda oldu bittilerle nefes alıp soluklanırken, sen orada onun hayaliyle hüzünlenirsin durmadan.. Ve yıldızlara söylersin.. Bir gün o da yıldızlara baktığında duyması için..hem belki de senin yıldızına bakacaktır.. Çocuk yüreğindeki pembe yıldızına.. Sadece kendi olarak sana gelse.. Sana ihtiyaç duymadan seni önemsese, seni istese.. Sadece yüreğini.. Sensiz olabilecekken Seninle olmayı seçtim dese.. Kendim değil, sen olmaya geldim dese.. Sadece rüyalarına değil, kollarına da geldim dese.. Artık sen uyandığında hep sana bakıyor olacağım, başka rüyalarda gezmeyeceğim dese.. Olur mu.? Yaşamaya var mısın.? Hani, Dağlardan denizlerden kuşlar gibi uçarak.. Her günü yepyeni bir bahar gibi yaşayarak İnce uzun parmaklarında ellerini saklayarak Yaşamaya var mısın.? ..........var mısın.? Seremoni Seremoni |
Sarktı gece... sarktı gece olanca karanlığıyla en kuytularıma bulutların arasında şimşekler harladı haşmetiyle bir an sadece bir an aydınlandı sema geceme göz kırptı aklınca kış ayları solgun olur, geceleri üşümelerim. Uzatsam ellerimi tutabilir misiniz, ya da sarılsam size katlanabilir misiniz. tenim ak benim, duygularım hükümdar baş edemem yüreğimle duygusal... dağların tepelerinde özgürlük, kendi içime sığamam ki tepelerinde barınayım. martıların kanadına konmuş aşk, uçurtmam yok.! yanına varayım, mavi olur bulutların üstü, düş gibi sen gibi can, geceler. en son baharı yaşadığımda kararttım duygularımı ah o eski aşk olmasa neyleyim seni hüznü karaya çalmış sabah içimdeki sen yanım varma telaşım olmasa... ekleyebilir miydim geceleri gündüzlere, hüzünleri şiirlere sıra sıra. senin için ________yar! ! ! Zeki ARLAN... |
BIR BOGUM UKTE SEVDAM Gelemiyorum yanına ! O kadar çok engel var ki arada Bir uçurtmanın kuyruğuna takılıp gelmek istedim; Çekmedi yorgun bedenimi. Bulutlara takılmayı denedim; Bir yıldırımla attı üzerinden. Dalgalara bıraktım kendimi kıyılarına vurmak için Kağıttan bir gemi kesti yolumu Koparılan takvim yapraklarıyla gitgide tüketiyor zaman beni Gün geceye gömdü gözlerimi Gece güne savurdu yüreğimi Küle dönen kor tenimde İzi kaldı dokunuşlarının. Üşüyorum... Sıcaklığını bulmak için vurdum kendimi sahranın göbeğine. Güneşin ortasına attım ip merdivenimin ucunu. İp tutuştu... Ben yanamadım. O kadar nasırlaştı ki sensiz can Öylesine mahsun kaldı ki duygular Sevda nerdedir, Özlem ne tarafa düşer? Ne yönüm kaldı, ne mevsimim Sana çıkan yolu bulamadım... Tuttuğum nefeste kaldı, Bir boğum daha ukte sevdam. Arzu Altınçiçek |
Sensizlik Ormanında Sensizlik ormanındayım yine sensiz, Ağaçlar dökmüşler yapraklarını birer birer, Hepsi birer gazel uçuşuyor yerlerde, Savruluyorlar rüzgarın estiği yöne. Bülbüller güllere şarkı söylemiyor artık, Susmuş bülbüller,solan gülleri görünce. Çiçekler açmıyor artık,her taraf bozkır, Papatyalar saydırmıyor artık, Seviyor mu sevmiyor mu diye. Sensizlik ormanın da akşam oluyor, Gök yüzünün kızıl rengi yok artık, Zifiri karanlık oldu her yer, Korkuyorum, Üşüyorum. İçim titriyor, Çaresizim! bir umut ışığı bekliyorum. Sensizlik ormanın da sabah oluyor, Tan ağarırken çoook uzaklar da, Dalın da kalmış tek bir yaprak, Çok uzaklarda da olsa bir kuş sesi, Yeniden umut veriyor,yeniden bana. Sensizlik ormanın da günler geçmiyor, Gözüm o tek kalan yaprak ta. Dua lar ediyorum o da düşmesin diye, Kimbilir diyorum belki de bir sabah, Benim de gönlüm de bahar olacak. Ağaçlar yeşerecek,Bülbüller şarkı söyleyecek, Akşamlarları yaprakların arasından sıyrılan, Aşkımızın şahidi yıldız lar görünecek. Sensizlik ormanın da sensiz yaşanmıyor, Her günüm acı,her saatim hicranla dolu. Bir tek yaprağı beklemek umutsuzca, Düşecekse düşsün,bitsin artık bu çile Sensizlik ormanın da yaşam, yaşam değilki zaten........... Cemal Şimşek |
Acele et. Islanmak istiyorsa çatlamış saçların Bahar kokulu toprağın yüreği gibi Yağmur sonsuza dek yağmayacak Acele et Aç göğsünü ufuklara şimdi durmadan kalbin Acele et Yıldızların arasından senin yıldızını göreceğiz Ve senin çiçeğini çiçeklerin arasından Bir defa koparacaklar Bir defa kopacak son fırtına Bir tane sen, bir defa sen, bir defa son Bir daha şimdi olmayacak Bu şarkıyı bir daha duyamayacaksın rüzgarın kucağında Bu dans, ağaçların dansı bitecek Güneş batmadan Bir defa doğacaksın Ve bugünkü Güneş bir defa doğacak Bakınca ruhunla bak gözlerine kadının Acele et batıyor Güneş Bugünün cenazesini kaldırmadan dün geceki gibi Hücrelerinle kokla tabiatı, bir daha dokunamayacaksın Bir daha kapanmayacak gözlerin, hücrelerinle uyu Bu elmayı santim santim ye, tüm yapraklarını öp çiçeğin Acele et kervan göçüyor Bitmez sandığın yolun yarısına bir çırpıda geldiğin gibi Bir çırpıda son çırpınış, son defa son dalga gelecek Okyanusun karnına göçtüğün zaman acele etme Sonsuzluğa yetecek vaktin olacak. MUHAMMED BOZDAĞ UNUTUŞ Yum gözlerini, yitir kendini karanlıkta göz kapaklarının kırmızı yaprakları altında. Gömül vızıldayan sesin düşen sesin halklarına ve uzaklarda yankılanan dilsiz bir çağlayan gibi, davulların çalındığı yerde. Bırak kendini karanlığa, kendi etine gömül, kendi yüreğine; kemik, o mor şimşek, kamaştırsın gözlerini, kör etsin, mavi göğsünü göstersin akşam ışığı körfezler ve gölgeli koyaklar arasında. O sıvı karanlığında uykunun ıslat çıplaklığını; kıyıya kimbilir kimin bıraktığı gövdeni, o köpek danteli unut. Sonsuz kadın, yitir kendini kendi benliğinin sonsuzluğunda, bir başka denizde buluşan bir deniz gibi unut kendini, beni unut. Dudaklar, öpüşler, aşk, her şey yeniden doğar o ölümsüz, o yalın unutuşta: gecenin kızlarıdır yıldızlar. Octavio Paz |
Yokluğundur Suretim Ayrı dünyalara savrulur göz yaşlarım Her damlada sen uçarsın aklımdan Yüreğimin haremine düşersin. Başlarım seni toplamaya, sormaya Martıların kanadı susar dalgalara, ___________________Gelmezsin… Bir serseri rüzgar değer tenime Senin hasretince vurulur Bend olur bedenim, savrukluğun durulur. Bir tebeşir tozu kaçar düşlerime Çizgilerimden suretin sorulur, ___________________Bilmezsin… Akar, akar. Aktıkça düşlerim çağlaşır Kururlar yanaklarımda hasretlerim Ellerim! vuslat yarasındadır, kederli. MizanSENlerim uzaklaşırlar benden Düşerler Toprağın rahmine iki_şerli ____________________Silmezsin… İçimin kan/yon/larına düşerim pusulasız Aklım ateşleri y/aşar, b/içilir ömrüm Ay ışığında üşür göl/gem vurulur vakitsiz Bir umut direnir martının kanadında rüzgarlara İmzalanır Aşklar Ölümlere akitsiz ____________________Çelmezsin… Orkun Işık |
Öyle olsun gideceksen eğer; Hadi git,ardına bile bakmadan. Attığın hiç bir adımın hesabını yapmadan. Git ve sakın ola düşünme! Ardından koşan çığlığa hiç aldırmadan. Yürüyerek gelen gözyaşı seli ile, Adımlarına bulaşan kanlı çamurdan, Her zaman yaptığını yap umursamadan. Hadi git bir adım bile geriye atmadan. Beklediğin umut'un o renkli süsü, Islah olmayan nefs'in omuzlarında yükü. Gözlerime ettiğin sağanak duası ile, Saçlarımda ak,yüzümde acının tebessümü. Ve sen; başını dik tut,göğsünü gerde yürü. Ardına hiç bakmadan git. Sana alkış tutup baş tacı yapacaklar., Onur duy,gurur duy,ben yaptım de.. Çünkü; sana madalya takacaklar. Çıkarma göğsünden verilen şaheseri Raf raf diz yüreğine çaresiz isimleri Fazlasını umduğun edepsiz beklentiyi. Son gününde sana madalya takacaklar. Hani bir cellat,bir kurban demiştim ya..! Beni bir kere kurban diye, Seni ömür boyu cellat diye anacaklar. Hadi durma şimdi git hiç düşünmeden. ÜNAL KANLI |
DÜŞLERDE GÜLDÜ ZAMAN Zaman geçiyordu düşlerden hiçliğine tamamlarken gerçeği kristal küreye vuran ışıktı zaman Kırık ve renkli Zaman geçiyordu acıtan gülüşlerden nakşında kuruyan kirpik rimeli nemlenmiş vedalarda bir ipek mendildi zaman Yırtık ve kirli Zaman geçiyordu telâşelerden sıkıntılar dökülüyordu heybesinden bir bir kaygılar tenhalıktı büyüyen karanlığında zaman Dehşet ve kindi Aynıların görüntüsünden geçiyordu zaman haza haz, acıya acıydı kimineyse üzerinden yılları yüklenmiş nehirler geçen bir çakıl taşıydı zaman Yük ve mihnetti Zaman geçiyordu sevişmelerden ince ışıklarda kırılan aşkın süzüldüğü camdı zaman camdan süzülen ışığın hangi tarafı kimdi Sen ve öteki Bir büyük bütünden geçiyordu zaman silinemez sevgiden doğumun, ölümün ötelerinde güzeli yeşertiyordu içinde varoluşun çiçeği zamanı çoğaltan oydu belki de Gül ve dikeni Zaman geçiyordu düşünüşlerden savuruyordu saçlarını evrene bir telinde yıldız, diğerinde güneşti neyi kovalıyordu o koca bilge bilinir mi nasıl yaşardı zaman Keyif ve zevki Acılardan geçiyordu zaman, dertlerden kemer gibi dolamıştı beline sargı bezini merhemi dilindeydi derin yaralar gezginiydi zaman Yorgun ve terli Derilmez bahçeydi zaman, uçsuz bucaksız bütün kipleri içeren tüm hâlleri de her şey onun içinde büyütüyordu kendini aşıyordu zamanı yalnız Yokluk ve sevgi Tamlardan geçiyordu zaman kendini büyütenden hangi varlık tamamlansa, heplense tümü hiçe gönderiyordu yokluğun teğetinde hiçi başka zamana her anıyla kendini bütünlüyordu zaman Uçuk ve yerli düşürülen saatlerden geçiyordu zaman tik taksız bukağıdan, zincirden zihnin bilince açılan penceresinde beşikten mezara değildi zaman, daha öteleriydi Artı ve eksi Geçilemiyordu yokluk sessizlikler de Şimdinin sarpında yaşanan ulaşılmazlar köprüsüydü zaman umudun sıratı selleyen uçurumuydu Sonsuz ve ilki Ali Osman Kars |
| Saat: 04:22 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık