![]() |
GİZLİ SEVDA Senin gözlerinden öyle acı Bir ışık geçer ki bazan... Melek mi, şeytan mı belli olmaz Bakar pusularda uzaktan. Senin ellerin öyle nârin Bulutlar gibi yüzsün varsın. Takıp pençeni yüreğime Baştan başa yırtarsın. Masallarda iki tel birbirine Sürtülürse yardıma devler koşar. Senin saçların öyle gür ki Rüzgâr esse kıyamet kopar. Alıp başımı delicesine Koşmak isterim nere olursa olsun. Tutarsın devler gibi yolumu, Ne yana koşsam durdurursun. Cahit KüLEBi |
KALBİMDEKİ ACI UNUTMAK NE ACI.. UNUTULMAKSA ACIMASIZCA.. HANİ KUŞUN KANADI KIRILIR DA UÇAMAZ YA.. İŞTE BEN DE AŞKA YENİK DÜŞTÜM KALBİM PARAMPARÇA.. RUHUMU TESLİM ETTİM, HİÇ DÜŞÜNMEDEN BİR VİCDANSIZA.. BENİ YAKTI KÜL EYLEDİ UMARSIZCA.. NE KADAR YAZIK OYSA, BEN KAPILMIŞTIM O VEFASIZA.. KALBİM İSE HALA ONDA O VİCDANSIZDA ONUNSA UMRUNDA DEĞİL.. BIRAKMIŞ KENDİNİ, BAŞKALARININ KOLLARINA.. |
BEN SANA MECBURUM ben sana mecburum bilemezsin adini mih gibi aklimda tutuyorum buyudukce buyuyor gozlerin ben sana mecburum bilemezsin icimi seninle isitiyorum agaclar sonbahara hazirlaniyor bu sehir o eski Istanbul mudur karanlikta bulutlar parcalaniyor sokak lambalari birden yaniyor kaldirimlarda yagmur kokusu ben sana mecburum sen yoksun sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir aksamustu ansizin yorulur tutsak ustura agzinda yasamaktan kimi zaman ellerini kirar tutkusu birkac hayat cikarir yasamasindan hangi kapiyi calsa kimi zaman arkasinda yalnizligin hinzir ugultusu Fatih`te yoksul bir gramofon caliyor eski zamanlardan bir cuma caliyor durup kose basinda deliksiz dinlesem sana kullanilmamis bir gok getirsem haftalar ellerimde ufalaniyor ne yapsam ne tutsam nereye gitsem ben sana mecburum sen yoksun belki Haziran`da mavi benekli cocuksun ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor bir sileb siziyor issiz gozlerinden belki Yesilkoy`de ucaga biniyorsun butun islanmissin tuylerin urperiyor belki korsun kirilmissin telas icindesin kotu ruzgar saclarini goturuyor ne vakit bir yasamak dusunsem bu kurtlar sofrasinda belki zor ayipsiz fakat ellerimizi kirletmeden ne vakit bir yasamak dusunsem sus deyip adinla basliyorum icimsira kimildiyor gizli denizlerin hayir baska turlu olmayacak ben sana mecburum bilemezsin. Atilla iLHAN |
İnanmak İnanmak inanabilmekBir rüyada olursun İçinde güzel bir duygu olur Seversin çılgınlar gibi Gülümsersin Hayaller farklı bir bahara bürünür Koşarsın ardından Eline güz yaprağı düşer Bilemezsin gecelerin sana çektireceği acıyı Şafağı beklersin belki gün doğar Gün senden uzaktır ,günbatımı kucak açar, alacakaranlığın acı cektiği sonsuzlukta Bir tutku uğruna süzülürsün kar tanesi parlaklığına Dokunursun gülümseyen toprağa Bir anda eriyiverirsin O durur karşında sadece acımasız bir gülümseme Sevdalar zincirinden bir demet alırsın eline gülleri al al dır Sarı papatyaları seni ceker dünyasına Bilemezsin arasında gizlenmiş ölüm karanfilini Koklarsın bir umut nidasıyla Haykırısınnnn seviyorum diye Herşey çok geç Karanfil sana bir hediye vermiştir Biri iki damla gözyaşı Biride süslenmiş mermer parçası |
Gözyaşım Takılı Kaldı Buluta Yağmur kaç gece yağdı Hatırlamıyorum Sel mi aldı canımı Hiç bilmiyorum Oysa gözyaşım takılı kaldı buluta Yağmur kaç gün önce bitti Hatırlamıyorum Damlaları göz bebeklerimde mi Bulamıyorum Oysa gözyaşım takılı kaldı buluta Yağacak sağanak sağanak Karışacak sonsuzluk nehrine Çekip götürecek beni Senin hoyrat karanlığına Gözyaşım ıslatacak saçlarını Biliyorum Bir damla olup konacağım Dudağına Ne olur onu da kurutma Sevdamı kuruttuğun gibi Bir hiç uğruna |
RÜZGÂR, AKLIMDA AŞK...http://img182.imageshack.us/img182/8863/kaarsen1486ed.gif Caddelerde sisli, puslu bir kış ikindisi. Ağaçlarda salkım salkım eski zamanlardan kalma anılar... Yapraklarda yere düşmeye hazırlanan yağmur damlaları... Bir yaprak kıpırdıyor işte, gümüşi bir damla usulca yere düşüyor. Sen sanki, yaprakların arasından bana müzipçe gülüyorsun. Beni her zaman şaşırtırsın zaten. Beni her zaman güldürmeyi bilirsin. Farkına bile varmadan bir şarkı dökülüyor dudaklarımdan "Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var." Rüzgâr keskin ıslığı ile şarkıma eşlik ediyor. İstasyon Caddesi'nin tenhalığı nedense ilk defa içime dokunuyor. Arabaya binsem ve birlikte gezdiğimiz yerlere gitsem, evimde şiirler okuyarak telefonunu beklesem, telefonunun gelmediği zaman seni başka yerlerde arasam. Sonra sen gelsen yanıma, yine "seviyorum" desen, ben yine senin gözlerinde sorsuzluğa mahkum edilen aşkımı görsem. Ayrıca şarkılar gerçek oldu bu kez. Caddelerde rüzgâr, aklımda aşk var. Yalnızım, üşüyorum, özlediğimse çok uzaklarda. Bahçeme melekler yağıyor, hepsi de tanıdık. Senden doğan, gözlerinde hayat bulan, bizi koruyan, kollayan ve en önemlisi ikimizi bir araya getiren melekler... Son kez yine seninle gezmiştik oraları. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse herşeyim aynı. Geceleri bodrum katlarına yağmur daha çok yağıyormuş, bugünlerde bir tek bunu ögrendim. Bir de geceleri daha uzun sanki, bitmek bilmiyor. Bana anlatmak için neler biriktirdin içinde? Benim sana anlatacağım yeni birşeyler yok. Dedim ya, her şey aynı. Ama sanki biraz mahsunluk çöktü üzerime, bir de gülüşlerim sanki biraz azaldı. Sen olsaydın hemen anlardın. Sen benim herşeyimdin. Arkadaşım, dostum, öğretmenim, talebem, sevdiğim. Koşulsuz bir sevgiyle sevdim seni, bağlandım. Sen kimbilir belki de, uzak bir kıtanın, Uzak bir şehrindesin şimdi. Benimse içimde kocaman bir boşluk var. Hayır, Üzülmüyorum, içimdeki boşlukta birtek özlemin yankılanıyor. Hayır, sana anlatmak için yeni şeyler biriktirmiyorum içimde, çok istesen hikayeler uydururum. Ama hikayelerimden önce itiraflarım olacak. Kendimden bile gizlediğim duygularımın itirafları. Sana aşık olmaktan delice korktuğumu, sana bakarken içimin titrediğini. Daha pek çok, sırrımı anlatacağım sana. Gerçi anlatmama gerek yok, sen zaten hepsinin çoktan farkındasın... Sen kimbilir, belki de uzak bir kıtanın, uzak bir şehrindesin şimdi. Bense odamda senden uzak. Hayır beni merak etme, üzülmüyorum. Biliyorum, ikimizde yoktuk bu aşk başladığında ve çok iyi biliyorum, sonsuzluğa mahkum edildi bizim aşkımız. Dedim ya, beni merak etme. Üzülmüyorum. Yalnızca biraz, biraz üşüyorum... http://img182.imageshack.us/img182/4070/kaarsen1467hj.gif |
Gönlüme Gir Sana dün bir daha vuruldum güzelim Ve öylesine üzüldüm ki bahtıma Her an benimle olmanı isterdim sevgilim Ömrüm oldukça kurul gönül tahtıma O efsunlu gözlerinde kayboluyorum Gönlündür benim mutlu olduğum yer Sen yokken hep hayalinle oluyorum Ve seninle olmak bir ömre değer. |
Ay Karanlık Maviye Maviye çalar gözlerin, Yangın mavisine Rüzgarda asi, Körsem, Senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim, Ellere nesi? Hadi gel, Ay karanlık... İtten aç, Yılandan çıplak, Vurgun ve bela Gelip durmuşsam kapına Var mı ki doymazlığım? İlle de ille Sevmelerim, Sevmelerim gibisi? Oturmuş yazıcılar Fermanım yazar N'olur gel, Ay karanlık... Dört yanım **** zulası, Dost yüzlü, Dost gülücüklü Cıgaramdan yanar. Alnım öperler, Suskun, hayın, çıyansı. Dört yanım **** zulası, Dönerim dönerim çıkmaz. En leylim gecede ölesim tutmuş, Etme gel, Ay karanlık... |
Bir Sevmelik Canım Kaldı merhaba, sıcak bir merhaba önce geciktim uzak yollardan geldim bavulumda kanayan aşk yaraları yol yorgunuyum da üstelik kendime gelmeye çalışıyordum bilmeden sana geldim seni biryerlerden ısırıyor gözlerim bu aşinalığı ruhlarımızın miras kalmış olabilirmi ruhlar alemindeki sevişmelerden ellerini yadırgamadı ellerim gözlerim kalbine değmiş sanki biryerlerde ellerimle koymuş gibi buldum sıcaklığını teninin yakınlık dediysem çözme hemen bağcıklarını yüreğinin oturup içelim önce birbirimizi bir kahve fincanında önce bir yere yerleşmeliyim dedim ya yol yorgunuyum yaralarımda bavul kanamaları şimdi açılalım birbirimize yüzme biliyorsan boğulmasın biri diğerinde kaç kulaç attığımızı hesaplamadan bırakalım kendimizi aşk denizine ne terazi, ne metre yaramaz burda işine bana kaç adım geldiğini saymadan gözlerini kapatıp yürüyeceksin yüreğine yatırım yapacaksan beni değil, kalbine kuleler dikeceksin çünkü aşka hesap işlemez bir bedene iki can sığdırma çabası bu ben karlar aldındayken sen üşüyeceksin bir dikene bastığında benden ah işiteceksin köklerim sende filizlenecek ben yanacağım, sen tüteceksin ne diyordun kuyumcu terazisi, metre, üç adım diyorum ki, iki okyanus gibi yürüsek birbirimize karışsak sonra hesapsız, kitapsız matematige dökmeden işi bir savaşma değil bu nihayetinde bir sevişme belkide bir nebze ruhları değişme kazananı kaybedeni yok yeneni yenileni bir bir berabere kalacağız sonuçta yorma kendini çıkacak çivisi aşkın daha çakılmadan kuyumcu terazisi, metre, beş adım, diyorsun diyorum ki, mantığınla sevme beni ölçülmez aşkın boyu eni, hele kantara hiç vurma kasap gibi hiçbir çengele gelemem ben kelepçelerini çöz sevmelerinin bir eskiciye sat terazini kuyumcu terazisi, metre, on adım diyorsun sen trende seyahatten yanasın güzergah ve durakları belli oysa bir deli tay koşar içimde dörnala tutuşmuşsam ellerine sevgilinin her yanım yangın yeri cehennemine ateş olurum cennetine mavi bir deniz uğraşma, anlayamazsın hislerimi bir sevmelik canım kalmış zaten bırak, harcama beni |
SENSİZ Yağmurun tadı yok sensiz Ne kış ne bahar Mehtap bile inek gibi bakar Mavi bir boşluk deniz. Tadı kalmadı şarkıların İçki kadehi soğuk Dün , bugün , yarın Manasız donuk Sen olsaydın eğer Seninle gelseydi yağmur Kar , tipi , çamur Koymazdı bu kadar . Mehtap göz kırpardı tatlı tatlı Zeki ve çapkın Ses ve ışık dolardı deniz Dalgalar cana yakın . Varsın bağırsın sarhoşlar , satıcılar Kar kış kıyamet kopsun Bahar canı isterse olsun Akşam da olmayaydı sabahta Beraberdik sevapta , beraberdik günahta Yağmurun tadı yok sensiz Ne kış ne bahar Mehtap bile inek gibi bakar , Mavi bir boşluk deniz ... |
| Saat: 19:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık