![]() |
MERHABA Merhaba! Doğan gün Dal uçları, tomurcuklar Dağların esen rüzgârı Sığırcık kuşlarının sevinci bahar Güneşe koşan çocuklar Merhaba! Merhaba! Sevgi düşüm Utangaç gülüşüm İlk yaşam çığlığım Gelin duvağım Türkü tadındaki yaşam Yürekteki sevda, gözlerdeki ışıltı Dudaktaki şarkı, Özlemi çekilen yarınlar İçerdekiler, dışardakiler Hasreti kanayan dostlar Merhaba! Merhaba! Ağaçta göveren dal Güllerin güne gülüşü Yerdeki çiy, gökteki ay Yağmurun çimlere dökülüşü Yedi iklim, dört mevsim Evrenin renk renk cümbüşü Salkım saçak umut Merhaba! Merhaba! Güneşle beslediğim Sevgiyle süslediğim Dostluk diyarı ülkem Hasretim, Asyam, Anadolum Yüreğim, sevdam, yeni gelinim Merhaba! Nuri CAN |
Her şeyimi verdim,gönlümü verdim Bu sevda uğruna,ömrümü verdim Bulmadım bir huzur,görmedim vefa Beyhude çekmişim,bunca yıl cefa Anlamsız kaprislerin,her gün kurbanı oldum Sevmekle yanıldığım,bu sevdadan yoruldum Nasıl aldandım,nasılda kandım Sever görünen kalpsizi,seviyor sandım Anladım bu sevdadan,artık bana fayda yok Bitsin artık bu oyun,çok çektim,çok HAMİT KORKEN |
Bu gece zemheriden bir ışık doğdu, Aktı yüreğime doldu. Bu gece yaşamın ne kadar hoş, Ne kadar güzel ve ne kadar sevgiyle Dolu olduğunu yeniden anladım. Bu gece üzerimde ki ağırlığın, Sevgiyle nasıl hafifliyebileceğini, Sevginin bütün karanlıkları Işıkla aydınlatacağını yeniden öğrendim. Kelimelerin dansında, Valsinde ve tangounda dolandım. Rockında kafamı salladım, Popunda oynadım, Kelimelere partnerim gibi sarıldım Bu gece. İnsan bir yaştan sonra Sadece kısıtlı şeyleri arıyor. Bir kaç sevgi kelimesine İnsanın ruhu dolanıyor. Her zaman hüzün hakim olamaz yüreğimize, Bende yeniden anladım bunu bu gece. Bir gülüş, Bir kelime, Bir sözcük, Beni mutlu etmeye yetti bu gece. Dilerim her gecem bu gecem gibi olur bundan böyle. gürsel pal |
BIR NEFESLIK DÜS Bazı duygular vardır anlatılamaz, anlaşılır sadece. Sevenin sevdiğini bilmesi kadar, sevilen de anlar sevildiğini. Sevgi her zaman belirli kelimelerle söylenmez. Çoğu defa bir bakış yeter de artar bile... Yeryüzünde hiçbir kuvvet insanoğlunu sevme hakkından alıkoyamaz. Sevmek çoğu zaman var olmaktır. Sonunda bizi yok olmaya götürse bile. Ben şimdi varım ve seni sevmek hakkımı kullanıyorum. Sen bile buna karşı koyamazsın. Sana gelinceye kadar sonu gelmez bir arayıştı sevgilerim. Bir zaman başkalarında aradım seni, başka yüzlerde, başka ellerde aradım. Aldandım, fakat birgün seni bulmak ümidini kaybetmedim. Nasıl olsa gelecektin birgün. Ve işte geldin de! Bana tatmadığım hüzünleri tattırmaya, bilmediğim kederleri öğretmeye geldin. Acıdan yana ne kalmışsa yaşamadığım hepsini bir bir sen yaşatacaksın bana. Birgün yaşamanın gereksizliğini de senden öğreneceğim. Bu selin akışını hiçbirşey duduramaz artık. Ummadığım ve ummadığın bir anda çıktın karşıma. Coşkun ırmaklar gibi, amansız seller gibi geldin, mutlaka yıkarak ve benden birçok şeyleri beraberinde sürükleyerek gideceksin. İşte o zaman yoklukların en dayanılmazı ile karşı karşıya kalacağım. Ergeç gideceksin; beni anlayamadan, beni sevemeden gideceksin. Yalnız bir iç kırıklığı kalacak senden, tesellisiz bir hüzün kalacak. Yıllardır aradığım sendin ama sen gittikten sonra başkasını aramayacağım. Gelmeyecek bile olsan, ömrümün sonuna kadar arardım seni Ama geldin bir kere; ister bilerek gelmiş ol, ister bilmeden... Geldin ya! Şimdi herşey güzel seninle. Yürümenin, konuşmanın, nefes almanın bir başka anlamı var artık. Sen varsın ya, herşey bambaşka gözlerimde... Ümit Yaşar OĞUZCAN |
Aşk! Bugün içindir Yarını olmaz! .. Yarına bırakılan aşkların; Çoğu kez dönüşü olmaz… tevfik yalçın |
GÜL KOKULU YARIM Ve sen kadınım... Biricik gül kokulu yarim... Sen hiç çıkmadın aklımdan yine bu hafta. Çok güzel düşlerde ağırladım seni. Birlikte harika yolculuklara çıktık gökyüzünde, inan bir an aklımdan çıkmıyorsun. Her kadının gözlerinde senin bakışlarını arıyorum, sıcaklığını yokluyorum anlamsız bakışlarda, seninle görüşmeyeli çok oldu biliyorum, ama üzülmüyorum uzaklığına. Nasılsa her an yanımdasın, nereye baksam orada bir çift bakış beni bekliyor. Yokluğunu çekmiyorum yani, senin de beni böyle düşündüğünü hissediyorum. Güzelim benim, eminim ki, aynı duygularla çarpıyor kalplerimiz. Ah güzelim, doya doya öpüyorum hayalini. Mahmut Kuru |
Panayır Yine geldi geçti son eylül akşamları, Rüzgar yüklenmekte serinlikleri, Yüreğimde yine o insafsız panayırlar. Allı morlu kadınlar geçmekte, Kahkahalar şuh dumanaltı.. Ve kuytuların çocukları yine ağlamaklı, Çakmak çakmak iri gözleri, Yüzlerinde bir adam nefreti, Elleri hala çocuksu... Hayat voltaları atılmakta tükenmişliğin dar sokaklarında, Yolüstü süslenmiş çöp bidonları, Alabildiğine renkli, Alabildiğine şirin, Ama en önemlisi alabildiğine pis kokan... Bir dönme dolap. Aşıklardan uzak, yarı başı dönmeli yarı sarhoş. Yönü belirsiz bir kalabalık, Alabidiğine karışık, Alabildiğine gürültülü, Ama en önemlisi alabildiğine ter kokan... Yüzlerde çingene pembesi hayaller, Sarmaş dolaş yalan ve gerçekler, Saat kulesi gece yarısını çalmakta, Alabildiğine hızlı saniye, Alabildiğine yorgun yelkovan, Ama en önemlisi alabildiğine uykulu akrep.. Mehtap bir ağaç gölgesinde dansöz, Bir denize tutsak yakamoz Yıldız yüklü gece alabildiğine parlak. Şafak yeni günlere gebe, Alabildiğine uzun, Alabildiğine soğuk, Ama en önemlisi, Alabildiğine acımasız... Ve son notaları hüzzam bir şarkının, Bir piyanonun son tuşları çalıyor yaşlı bir elde, Yaprak döküyor dev çınarlar, Bir ölünün günahlarını döktüğü gibi. Bir yürek kayboluyor bir bedende tutsak. Tıpkı toprağa konan ceset gibi... Erkan Başok | |
Artık * bir zamanlar İzmir de vapurlar önce beni alıp giderlerdi eğdim başımı beni saran derin karanlıklara artık kentin koğuş kıyılarında volta atarken elimden kaydı savrulan ümitlerim körfeze düştü tam ortasından ıslandı kuru isteklerim kaldı şimdi kısaca ümitlerimde delikler var artık * bir zamanlar ayıklığım sırt üstü yüzerek uzaklaştı taaa buradan söylüyorum renklerim kiracısız artık üstüne kapandığım sesimin tam önünde solmaktayım akan derenin gölgesinde döktüğüm sevdalar çekip gittiler beklentilerim çingenelerin giydiği gibi renkli değil tiner çekti arzularım kısaca halüsinasyonlar içindeyim artık * bir zamanlar saymaktan yorulurdum bende kalan günleri devrilmiş her isteğimin tersindeyim artık günler gitti ben kaldım çok eski pazartesindeyim tomurcuklarım döküldü kaç kere çok iyiyim diye hasat veririm süne zararlısı böcekler yedi tohumlarımı kısaca gübresiz nadaslara kaldım artık * bir zamanlar su katılmamış çeliktim ambar kokularına da sözüm geçmiyor artık durup durup çıplak ateş taşıyorum kızgın potama arzularım ince teller halinde örslerin üzerinde kusurlarım beni dövüyor dövülmüş hatalarımla haddimce hanelerdeyim kısaca cürufum artık * bir zamanlar İzmir in kıyılarını cebime koyardım biriktirdiğim renkli taşları betonlar örtü artık kapısına zincir asılmış Rum evlerinde kaldı çocukluğum eğildikçe kolonları tavandan düştü beklentilerim heybeler dolusu midye kırıkları bahçesindeyim sokak çocuklarının çaldığı yontulmuş pervazlarımda gitti kısaca çöküyorum artık * bir zamanlar sulara düşen sürülerimi toplardım çağırma beni körfez gelmem artık içiminin denizinde dalgalar azalıyor ya evimin kapısı bulamıyorum kapıyı bulsam anahtarı unutuyorum afişleri yırtık sabit duraklara yasladım başımı kısaca dinginsiz yaşıyorum artık * itinayla koyduğum akan yalnızlığımı zamanında dolduramadım artık gözlerimin açlığında hiç bir olamadım hiç bir yerdeyim hiç bir şeyim anlasanıza kısaca hiç bir zamandayım artık * Serdar San - İzmir, 22. 02 2006 |
Pergel Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz: İki başımız var, bir tek bedenimiz. Ne kadar dönersem döneyim çevrende: Er geç baş başa verecek değil miyiz? http://img159.imageshack.us/img159/966/featherrn6.gifÖmer HAYYAM |
Mahur Beste . Senlik dagildi bir aci yel kaldi bahçede yalniz O mahur beste çalar Müjgan'la ben aglasiriz Gitti dostlar sölen bitti ne eski heyecan ne hiz Yalniz kederli yalnizligimizda sirali sirasiz O mahur beste çalar Müjgan'la ben aglasiriz Bir yangin ormanindan püskürmüs genç fidanlardi Günesten isik yontarlardi sert adamlardi Hoyratti gülüsleri aydinligi çalkalardi Gittiler aksam olmadan ortalik karardi Bitmez sazlarin özlemi daha sonra daha sonra Sonranin bilinmezligi bir boyut katar ki onlara Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara Geceler uzar hazirlik sonbahara . Attila Ilhan --------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------- |
| Saat: 01:55 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık