MsXLabs

MsXLabs (https://www.msxlabs.org/forum/)
-   Genel Mesajlar (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/)
-   -   Şiir Nehri -2- [Arşiv] (https://www.msxlabs.org/forum/genel-mesajlar/16184-siir-nehri-2-arsiv.html)

Selin Özkan 15 Şubat 2009 19:15

ASKIMIZ BİR ROMAN

Kalbimde arama eski yerini
Sen gözümden akan sele karıştın
İstesem de artık sevemem seni
Hasret rüzgarına yele karıştın

Seninle aşkımız eski bir roman
Yandı sayfaları külüdür kalan
Sevgilim herşeyim sendin bir zaman
Ne yazık sonunda ele karıştın

Kırılan kalbim var dinmez bir kini
Ömrümce sürecek aşka yemini
Kavuşmak imkansız artık sevgilim
Dönüşü olmayan yola karıştın

AHMET SELÇUK İLKAN

BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERDİM


Ben
senden önce ölmek isterim.
Gidenin arkasından gelen
gideni bulacak mı zannediyorsun?
Ben zannetmiyorum bunu.
İyisi mi,beni yaktırırsın,
odanda ocağın üstüne korsun
içinde bir kavanozun.
Kavanoz camdan olsun,
şeffaf, beyaz camdan olsun
ki içinde beni görebilesin
Fedakarlığımı anlıyorsun
vazgeçtim toprak olmaktan,
vazgeçtim çiçek olmaktan
senin yanında kalabilmek için.
Ve toz oluyorum
yaşıyorum yanında senin.
Sonra, sen de ölünce
kavanozuma gelirsin.
Ve orada beraber yaşarız
külümün içinde külün
ta ki bir savruk gelin
yahut vefasız bir torun
bizi ordan atana kadar...
Ama biz
o zamana kadar
o kadar
karışacağız
ki birbirimize,
atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz
yan yana düşecek.
Toprağa beraber dalacağız.
Ve bir gün yabani bir çiçek
bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse
sapında muhakkak
iki çiçek açacak :
biri sen
biri de ben.
Ben
daha ölümü düşünmüyorum.
Ben daha bir çocuk doğuracağım
Hayat taşıyor içimden.
Kaynıyor kanım.
Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok,
ama sen de beraber.
Ama ölüm de korkutmuyor beni.
Yalnız pek sevimsiz buluyorum
bizim cenaze şeklini.
Ben ölünceye kadar da
Bu düzelir herhalde.
Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde?
İçimden bir şey :
belki diyor.


Nazım Hikmet

Ayrılık Hediyesi
şimdi saat sensizliğin ertesi
yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın
avutulmuş çocuklar çoktan sustu
bir ben kaldım tenhasında gecenin
avutulmamış bir ben...

şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun
bu da benden sana
ayrılığın hediyesi olsun

soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken mazeretim olsun!

şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...

şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...

kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun

gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun)

Yusuf Hayaloğlu


ener 15 Şubat 2009 22:44

YALANSIN AŞK

Sevdim,geçmişi silerek sanarak
Koştum,kavuştum sandım hep sana
Tek ben yaşamamıştım oysaki
Tek ben yalnız
Oysa ne de ani olmuşum
Ben de şimşekli aşık
Baktın bana ,gözlerimi sevdim..
O gözlerki beni içine alan;
Kanım donunca beni ısıtan
Hayalini bile özlediğim aşktın;
Ne yüce fakat ne dayanılmaz
Bir sızısınki..
Beni o gözlerden kopardın
Lakin adında aşk,acın da aşk!…
Şimdi neylesin bu yürek..
Yılgınım bilemeyeceğin kadar
Gittin hiç sevmemiş bir yalan gibiydin
Sevgi oldun,tahtını kurdun
BEnsiz bir gönüle kondun
Biçare serzenişlere yenik,
Beni ise bu yürekte tarumar bıraktın…

Alıntı


ahmed 15 Şubat 2009 22:51

Hep Gidende Mi Kabahat?



keşke bilebilse insan neyi istediğini...
ya da kaybetmeden sevmeyi,
ama doğruya bu hayat,
yanlışlarıyla öğretiyor kendini.
bir bakarsın sevda elinden tutmuş,
bir bakarsın ayrı sulara yelken açmış.

hayat da insanlar kadar garip...
dün sevdiğini, bu gün beğenmiyorsun.
kaybedince mi özlenir sevgi?
yoksa kayıplar mı, açığa çıkarır onu?

sonra bir anda dank ediyor düşünceler,
hayatın bir sahneden ibaret olduğu.
yeni rollere geçmek için...
eski replikleri mi oynamak gerek?
bilmiyorum ne istediği mi?
yoksa hayat her yeni günle,
süpriz problemler mi çözdürecek?

hep gidende mi kabahat?
yoksa kalan mıdır, kabahatiyle oturan?
kırdı dişlerimi, uykularımı bu demirleblebi sorular.
bir kabahat varsa ben işledim
demek geliyor bir an içimden.
sonra gurur ve kibir üstüne bir çizik çekiyor.
bağırsada içsesinden, bir özür.
boğazın geçit vermiyor.

ve anlıyorsun sevgini,
iki kelimede kaybettiğini
'Affet beni'
söyleyemediğin o iki kelime
seni afetine sürüklüyor.
ve gurur,
ve kibir,
bütün yıkımıyla;
depremin oluyor.


Mehmet Alagöz


arwen 15 Şubat 2009 23:09

Kalbim bugün bir başka
Hızlı hızlı atıyor
Saat dokuz onbeşte
Randevuya geliyor

Heyecanlı,mutluyum
Aşkında umutluyum
Dakikalar yıl gibi
Geçsinler istiyorum

Nihayet çıktı geldi
Bugün başka güzeldi
Gülen gözler onundu
Allah'ım ne güzeldi

Kalbim biraz sakin ol
Bugün kısmetin bol
İşin iş bundan sonra
Sevgidir işte bu yol


Ali Efeoğlu


Nisyan-ı Bâtın 17 Şubat 2009 16:19

Yalnızlık

Yalnızlığımı büyütür kalabalık
Gökdelen'in gölgesine siner
Karanfil Sokak kalınlaşır
yoksul kadın çocuklarıyla
çöplerin üzerine konar
gözleri cam kırıkları
sevgilim gelir yalnızlığım büyür
çocukken gökkuşağına düştüğüm
gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle.

Kimin öznesiydi mevsimler
işkence öyküleri kimindi
ayrılığın sesi miydi adımnlarım
suyu bekleyen uçurum mu
kanatlandım yalnızlığımla son mevsime
içimde bir kedi yavrusu.

A.Kadir


kAryAminA 17 Şubat 2009 17:33

Bogazimda bir dugum gibisin bugun yine...Soyleyemediklerim bir bir dizilmis bogazima, yine sebepsiz gozyaslari akiyor yanaklarima dogru...
Sensizligin bilmem kacinci sabahinda yine sensizlige acarken gozlerimi, siluetin belirdi yine karsimda. Bana yaptiklarina ,yasattiklarina ragmen bu imkansizliga devam edisimse yine bir ironi yasatiyor gonlume. Yine sensizlige yazilmis satirlar olusuyor,yine her satirinda sen sevgili!...
Basi dumanli daglarin yasini tutar gibi, sonbaharin huznunu tum dunyaya yasatir gibi seni sevmek, çok sevmek...
Adressiz mektuplara isimsiz satirlar yazar gibi seni içimde hissetmek. Her gunun batisinda gunesle birlikte batmak, her yeni gun dogumunda sana dogmak gibi...
Zamansiz gelislerin, zamansiz bu vedasini buz kesmis bir yurekte yasamak; tarifi olmayan olmayan ama sadece hissedilen, kelimelere hapsedemedigin o sevi tukenisimin tek sebebi oldu galiba...
Ilk defa gucumu tamamen yitirdigimi iliklerime kadar hissediyorum, sebepsiz, sorgusuz, sualsiz tum yasananlar hayatin "hatira defterinde" ki sari sayfalarinda yerini almak uzere...
Içimde ki aci o kadar taze duruyor ki hala "ZAMAN" in sadece bir yenilgi olduguna inandiriyor beni. Geçer mi hersey, biter mi bu ozlem, diner mi bu acilar,hayat tekrar devam eder mi tum bunlar hiç yasanmamis gibi?
Ve
Ve seni yine sever miyim geçen onlarca yil sonrasinda bile hala ilk gun ki gibi???
Sende bilmiyorsun degil mi butun bu sorularin cevabini?
Artik bende bilmiyorum, artik bende unuttum zamani,mekani,hayati ve yasamayi...
Sen mi?
Hiç hatirlamadin ki!!!


ik_ra 17 Şubat 2009 17:39

Bir yağmur damlası olmak istiyorum
zaman zaman çiçeklerde
bir çiçek olmak istiyorum
buket buket masanda
bir rüzgar olmak istiyorum
dalga dalga saçlarında
bir şarkı olmak istiyorum
her zaman dudaklarında
bir melek olmak istiyorum
her an senin yanında
ve
bir gelin olmak istiyorum
senin kollarında...


Nisyan-ı Bâtın 17 Şubat 2009 20:11

Sen ve ben, bir kararın öncesinde
Sen ve ben, bir arzunun pençesinde
Sen ve ben, yorgun çocuklar gibiyiz
Sen ve ben, bir sancının ortasında
Sen ve ben, ihanetin korkusunda
Sen ve ben, çırpınan kuşlar gibiyiz
Sen ve ben, içimizi karartan
Sen ve ben, yüzümüze doğacak güneşi
Saran bulutlar gibiyiz
Sen ve ben, yol ayrımında
Kararsız kalmış gibiyiz

Tual


ik_ra 17 Şubat 2009 21:30

Belki bir maceraydı yaşadığımız
belki bir gündü geçirdiğimiz
belki taşlı bir yoldu seninle yürüdüğümüz
belki bir sevgiydi paylaştığımız
belki bir anlık hevesti yüreklerimizde çarpan
belki bir su damlasıydı gözlerimizden çıkan
belki tümü yalandı
belki de değildi
belki bir anda oluverdi herşey anlamadan
dikkatli ol!
belki de seviyoruz bağlanıyoruz
farkına varmadan...


arwen 18 Şubat 2009 00:06

var mıydık
kocaman bir soru
söyleyelim birlikte
kandırmadan melekleri
bir an uzaklaştırarak şeytanları
içimizi dökelim güzel bir akşamüstü
susmuşken insanlar
durmuşken rüzgârlar
oturalım kimselerin bilmediği bir yer de
kusalım birbirimize
karşılıklı
yine aldatmadan içimizi
yine silmeden izimizi
biz gerçekten
var mıydık

var mıydık
kocaman bir soru
bu şehirde biz varken bile yoktuk
bunu anlatalım birbirimize
bunu
sadece bunu
ihanet etmeyelim düşlerimize
Necmi Dayan


Daisy-BT 18 Şubat 2009 20:08

Adımla Nasıl Berabersem

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın


Attila İlhan


Daisy-BT 18 Şubat 2009 20:42

Acıya Alışılmaz

Hangi çığlık bir çığ gibi yarıyorsa
gecenin gerilmiş karnını bu saatte
acı tükenip bitmiştir orada artık
çırılçıplaktır tarihin bu sayfası

Fiziğin armağan ettiği bu teller
keçeleştirirken cinsel organımı
haykırıyorum insan olduğumu
ve çatlatıyor alnımın en gergin teli
Bu Kent Öldürüldü Diyorlar

Bu kent öldürüldü diyorlar
kurşuna dizildi bir geceyarısı

Hayaletler geziniyormuş şimdi
sokak aralarında ve caddelerde
baykuş tüneği olmuş alanlar
ve yarasalar uçuşuyormuş

Silah ve esrar kaçakçıları
altın çağını yaşarlarken
artıyormuş bir yandan da
kumarhaneler, meyhaneler

Borsa oyunları, hileli iflaslar
birbirini kovalayıp dururken
nasıl çıkmışsa pek bilinmiyor
yaygınmış şimdilerde rus ruleti

İntiharların sayısı bilinmiyor
çoğalıp duruyormuş fahişeler
ve artık bunların hiçbiri
olay bile sayılmıyormuş şimdi

Bu kent öldürüldü diyorlar
bahar gelmez artık buraya

Ahmet Telli


ahmed 18 Şubat 2009 20:46

Sevdaya Dair




ikinci derece yanıklara suç
taammüden sevgimiz
karaçiçeğiz...
gönüllerimiz emre amade
ter-temiz
göz ardıyız,kulak arkası
sürgitiz
zambak moruyuz el kapılarında
tırnak içiyiz kimsesiz
hasbahçeyiz

nadasız sevda dünlerinde
anızız
harman yerlerinde halayız
sıcağız...
birer yalnızız çırılçıplak
çelişkiyiz kızoğlankız
sudan bahaneleriz
yalan beyanız
ayan beyanız
hıncahıncız tarifi imkansız
sabır küpüyüz sevdaya dair
son pişmanlığız




Demir Mutlugil


Daisy-BT 18 Şubat 2009 21:16

Allah'ım bu vuslatı hicran etme

Allah'ım bu vuslatı hicran etme
Aşkın sarhoşlarını nalân etme

Sevgi bahçesini yemyeşil bırak
Bu mestlere bahçelere kasdetme

Dalı yaprağı vurma hazan gibi
Halkını başı dönmüş zelil etme

Kuşunun yuvasının ağacını
Yıkma da kuşlarını perran etme

Kumunu ve mumunu karıştırma
Düşmanları kör et de şadan etme

Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır
Onların işlerini asan etme

İkbal kıblesi yalnız bu halkadır
Umut kâbesin öyle viran etme

Bu çadır iplerini öyle katma
Çadır senindir eya sultan etme

Yok dünyada hicrandan daha acı
Ne istiyorsan et de onu etme


Mevlana Celaleddin Rumi


ahmed 18 Şubat 2009 21:18

Bir Hayat...



Hayat, yaşam o kadar uzun aslında,
Bizler farkında değiliz, dostlar,
Çocukluğumuzda olan oyunlarımız,
Deli dolu gençlik, delikanlılığımız,
Orta yaş, olgunluk, evlilik, mücadele.

Bir geriye bakın ne romanlar çıkacak,
Ama yaşlanınca hayat nede kısa deriz,
Ben asla kısa olduğuna inanmıyorum,
Çok uzun yaşanmış hayat ve yaşam.

Ne sevgililer, aşklar hepsi gerçek rüya,
O güzellikler bir daha geri geliyor mu,
Delikanlılıkta sevgilinizle kaçamaklar,
Kaçak buluşmalar, öpüşmeler, danslar,
Filim izlemek için gidilen sinemalar,
İzlemek miydi niyet, bence asla,
Karanlıkta el ele tutuşmalar, sarılmalar.

Onlar da unutuldu düğünler, evlilikle,
Büyük sorumluluk ve gerçek hayat,
Çocuklar, ihtiyaçlar, sorumluluklar,
Tahsil hayatları,
Onlarında evlilikleri, yine yalnızsın,
Saçlar beyazlamış, pencere kenarında,
Yağmur ve karın yağmasını seyrediş,
Yorgun gözler, ihtiyarlık, yaşlılık,
Gözlerini bir noktaya bakıp dalmalar,
Buruşuk yüzler, nerde o gençlik,
Gözler görmez bir kaç çeşit gözlükler,
Koskoca bir ömür geçen bunca yıllar,
Yaşadığım aşklarda, filim senaryoları,
Güller, Karanfiller, Kardelenler,
Ayrı ayrı mis kokan güzel çiçekler,
Nede hepsi güzeldiler, hani nerdeler,
Yaşanmış aşklar, sevgililer, güzeldiler,
Sesleri, naziklikleri, rengârenk giysileri,
Açık yüreklilikle seni seviyorum, aşkım,
Bir tanem, dünya güzelim, hülyam, rüyam,
Daha neler, belki yalancık kelimeler,
Sonuçta, geçen çok mutlu beraberlikler,
Ve yaklaşan ölüm korkusu, sırada oda var.

Dopdolu bir koca ömür, yaşam, hayat,
Neresi kısa bence çok uzun, hayat filmi,
Tüm yaptıklarımdan, yaşantılarımdan,
Yaşadığım tüm aşklarımdan hepsinden,
Çok mutluyum huzurla gidiyorum oraya,
Bekliyorum Cennette sizleri hepinizi ben...


Sami Arlan


Daisy-BT 18 Şubat 2009 21:33

Sıradan Akşamlar

Her gündüze uyandığımda
Yeni bir hayat derdim içimden
Gece ölümün soğukluğu
Ve bende acının korkusu
Sözler verdim... Tutamadım.
Bir zaman sonra ben oldum
Gündüze bakıp ağlayan
Gecenin karanlığında
Dünyayı sarmalayan

Ataol Behramoğlu


arwen 18 Şubat 2009 22:27

Seni Sevdim Ben




Sonbaharda geldin bana.
Sararmış yaprakların kırık kanatlarında.
Hüzün rüzgârlarının estiği gecelerde.
Birden bire hayatıma gelişini,
Kelimelere dökülüşünü sevdim.

Kelimelerde büyüdün bende,
Bende büyüyen yüreğini sevdim.

İnsanlığını, kibar sevgini, sınırsız saygını sevdim.
Sevdim işte, seni sevdim ben.

İhanetin kör bıçağıydı yaralarımız
Döndükçe kanıyordu
Nefes aldıkça kanıyordu
Yaralarımızı gözyaşlarımızla yıkamamazı sevdim.

Yağmurlara tutunduk,'sevdam'diye
Her damlasıyla bana gelişini sevdim,

Sevgi dolu o sıcacık sesini,
Nefes nefes ruhuma doluşunu,
Çocukça gülüşünü sevdim.
Sevdim işte, seni sevdim ben.

Geceler de seninle uyumayı,
Güne seninle uyanmayı sevdim.
En güzel düşümdün belki de!
Mor menekşemi sen diye öpmeyi sevdim.

Çıkarsız, beklentisiz, koşulsuz
Sevmek mutlu olmama riskini göze almak değil mi?
Bende o riski göze aldım işte!
Korkusuzca sevdim.

Bana açtığın o pencereden dünyaya bakmayı sevdim
' Bak bebeğim ' deyişini, hayattan sunduğun her olguyu sevdim..
Sevdim işte, seni sevdim ben.

Lacivert gecelerimde gökyüzüne döküldün.
Batıda ki en iri, en parlak yıldızımdın.
Işık ışık yüreğime akmanı sevdim.

Şarkılara tutunmayı sevdim ' sen 'diye
Kış ayazlarında hasretinle üşümeyi,
Acılarımı bile sevdim,
Gözyaşlarımı bile sevdim,
Sevdim işte, seni sevdim ben.

Düne ait ne varsa, koparıp attım yaprak yaprak
Bugünümsün.
Yüreğimi, Türkçenin en yalın haliyle
Dobra dobra paylaşmayı sevdim.
Ve ben; bu güne seni yazmayı sevdim.
Öyle sevdim ki!
Sayfaları doldurmadan,
Sabırsızlanıp,
Sayfaları doldurmadan
Hayatımın son sayfasına seni yazmayı sevdim.

Bu saf,bu duru,bu kirlenmemiş sevdamın yeminini sevdim..
Sevdim işte, seni sevdim ben.

Şimdi mevsimlerden bahar
Bir ilkbahar sabahı,
Güne ' günaydın ' diyor serçelerin serenattı
Duyuyor musun?

Serilmiş havaya yaseminler
Kokluyor musun?

Güneş usul usul süzülüyor şehre
Sardunyalar düşüyor gözlerime
Hüzün bulutları geçse de yüreğimden,
Her güzelliği seninle yaşamayı sevdim.
Sevdim işte,
Bir tek seni sevdim ben.
Tomris Meteoğlu


ahmed 18 Şubat 2009 22:46

Şimdi Anladım...



Geceyi delerken,son sözlerin,
Masumca durup,dualar ettim.
Kaçarken,gözümden gözlerin,
Yüreğimi bir mum gibi erittin.

Hani ne oldu,büyük sevgimize,
Dağları deviren,o ümitlerimize,
Mucize saydığımız,günlerimize,
Diz dize verdiğimiz,sözlerimize.

Gerçek sandım,sana inandım,
Şüphesiz,yürekten bağlandım,
Meğer yalanmış,boşa aldandım,
Geç de olsa,bunu şimdi anladım...

Gökhan Karakaya


arwen 18 Şubat 2009 22:50

Sevdim;
Gülen gözleri ışığıydı gecemin
Aydınlatırdı odamı bir uçtan diğer uca
Gözgöze gelmeye kıyamadığım
Sözlerini dinlemekten yorulmadığımdı...
Herşeye değerdi onu sevmek;
Çocuktum kollarında masum,
Kadındım yollarında vurgun...
Yürümekle bitmezdi onun kahverengi gözleri
Güneşti hala içimi yakan
Sahildi pırıl pırıl, boydan boya yürüdüğüm
Yürüdükçe içinde kendimi bulduğum
Şehrimdi kalabalık, acımasız ve yalancı
Yerden yere vurduysada defalarca
Bırakıp gitmeye içimin el vermediğiydi, bırakıp gidendi...
Gidişinden aylar geçti, bakamıyorum yine gözlerine
Değiştirmekle birlikte yönümü her gördüğümde
Sözler bulmak istiyorum senin söylediklerini duymayayım diye...
Kırıp dökmediğin ne kaldıysa içimde
Onları saklıyorum nefretim sevgimin yerini almasın diye
Zamanla bunuda bitiririm diye yalanlar söyledim kendime
Olmadı işte bitmedin yüreğimde bitemedin işte
Gidenler de kalanlar da artık dönmeyecekler geriye...
Medine Altan


ahmed 18 Şubat 2009 22:53

Uslandım




bir kırlangıç değdi buluta
bir tren yolcusuz kalktı
gökten üç elma düştü
sana
bana
bize..
ve dışımdan içime sağanak yağdı aşk
/ıslandım

yokumla varımla
ateşimle harımla sendeydim
kimdi bunlar
kırlangıç
tren
elma
sağanak...?
ah yar seni bir dağ zannettim
/yaslandım

şehir kan gölü
şehir ölü
ama düğün var
ama halay var
ama kına var, kına koktu yar!
her damat ben
her gelin sen
yandı gemi indi yelken
/uslandım



Eyüp Yıldızhan


ÖmÜrCeK 18 Şubat 2009 23:32

Çıkmaz Bir Duvar Önümde Zaman..
Uçsuz Bucaksız Bir Sevda Direnişte..
Bu Akşamda Unutsam Güneşin Rengini
Uç/sam/.. Kuşların Nefesine Konsam


Bir Adım Ötede Sanki
Dokunsam Gölgeme Kaybolacak
Kaçıncı Yorgun Sabah Bu
Esir Düşmüş Dünlere..
Yaprağın Düşünce Biraktığı Hüzün Sakinliğinde
Tutunsam / Tutuluyor Kaçsam Kaçılmıyor
Zamansızlığımdan..
Düş/sem…

Dilimin Kusuru Yok
Bitmeyen Bir Ayrılık Cümlesinde
Nereye Koşsam Ilık Bahar Arifesinden
Bul/an/sam Rüzgarın Seyrince... / …
İhtimaller Dökülen Yalnızlık Denizinde
Kaçıncı Sefer Bu Yarım Kalan
Bir Kırlangıç Çığlığından Doğsam
Süzülsem Dağlara..
Kaç/sam...

Zehir Olsam Dilime
Kilit Vursam Sinsice Hasretin Kelamına
Sus/sam…
Yüz Çevirmiş Bir Duanın
Çığlıklarında Kaybolsam Şimdi
Bittikçe Başlasam.. Yitmesem…

Mavisi Sönmüş Tozlu Yollara Sırtımı Dönüp De
İçimi Titreten Işığa
Yakıştırırken Karaları;
Bir Nida Yapışıyor Boğazıma Düğüm Düğüm..

Uykusundan Kaldırmaya Kıyamadığım
Bir Çocuk Yüzü Ki;
Avuçlarımda Kayboluyor Parmakları.
Sonları Hep Baştan Yitiren Yürek
Alacasında
Bir Yenilmişliğin Can Çekişiyor
Biraz Korkak Titrek Titrek..
Sevda Oluyor Sonra Sessizliğin Adı..
Feryat figan yol almaya can direten..
Bir Nida Yapışıyor Ki Boğazima
Düğüm Düğüm;

Çıt Yok..

Söylesem
Söylenmiyor
Gitsem.. Gidilmiyor..
Gidemeyişimsin..



ahmed 19 Şubat 2009 23:43

Belki Bir Gün



Bir yaz yağmuru çiselerken saçlarına;
"Belki Bir Gün" dökülür kelimelere usulca....

Deniz kokusu uyandırır anılarını,
Silueti kamaştırır küçücük ellerini;
Çocuk gözlerini,
Ayrılığın Yaşarttığı.
Yıllanmış bir heyecan buruşturur kalbini;
"Belki Bir Gün " demeye mecal arar.

Bu kaçıncı benzettiğin ona;
Geç kalınmış hayallere katılan,
Mavi Turlara.

Kursağında kalır aşk.
Elmasını Yutamayan Adem misali;
Dünyaya düşürülürsün umutsuzca.

Bulmak var seni...

Belki Birgün...

Umut Taşdemir


arwen 19 Şubat 2009 23:45

Kaybettiğim Seni

Yorgunum sensizliğe.
Çaresizlik kuşatmış her yanımı,
Bu mahküm şehrin tenha sokaklarında,
Kaybolmuşum.

Sıkılmışım kalabalık caddelerinde.
Yalnızlığa bir dost,
Ben olmuşum.

Takılmışım mutluluk duvarına,
Yüreğimden vurulmuşum.
O yalancı güzelliği
Deryalarında bulmuşum.

Unutmuşum gözlerinin rengini
Kaybolduğum şehrin sokaklarında.

Çırpınmışım yıllarca,
Bulmak ümidiyle, kaybettiğim seni!

Yücel Demirtaş


ahmed 20 Şubat 2009 10:46

Sevmeyi Başarabilseydin



bir gülüşe neler feda edilirdi,
bir tatlı söze ömür verilirdi,
tüm hisler ayağına serilirdi,
sen sevmeyi başarabilseydin eğer.

ölmeyi isteyen bedende can olurdun,
damarda dolaşan kan olurdun,
karanlıklar ardında tan olurdun,
sen sevmeyi başarabilseydin eğer.

yüreğimin en güzel yerinde yaşardın,
sevgimden engin denizler gibi coşardın,
kavuşmak için delice koşardın,
sen sevmeyi başarabilseydin eğer.

elele koşabilirdik mutlu günlere,
umutla bakardık,korkmadan ileriye,
siper olurdu sevdamız,birleşince cesaretle,
sen sevmeyi başarabilseydin eğer.

hayaller ,ümitler yarım kalmazdı,
gelecekten yana kaygımız olmazdı,
senin yerini hiç kimse alamazdı,
sen sevmeyi başarabilseydin eğer.

Serap Canarslan


ener 20 Şubat 2009 11:09

Çiçek Kokulu Yağmurlarda Sevdim Ben Seni...


Çicek kokulu yağmurlarda sevdim
Semadan nazlı nazlı süzülürdün içime
Bulutların arasından sevdanı bırakırdın yüreğime
Ben seni,
Çicek kokulu yağmurlarda sevdim
Her damlan başka bir çicek kokardı
Bazen kır menekşesi
Bazen zambak bazen de kasımpatı

Ben seni
Alaca atların koşuşturduğu kırlarda sevdim
Ben seni
Taze gülleri bahara gelin ettiğimde sevdim
Ben seni
Güneş huylu çocukların gözlerinde sevdim

Ben seni
Bulut benizli çiceklerde sevdim
Dört mevsim gözlerime baharı getirirdin
Avucuma dane dane tomurcukları sererdin
Ben seni
Seher vakitlerindeki hoyrat rüzgarlarda sevdim
Tanyeri ağarmadan ilk bana gülümserdin
Acılarıma ağlar, dertlerimi dinlerdin

Ben seni
Yıldızların ay' la dansında sevdim
Ben seni,
Islak yanaklı serçenin kanadında sevdim
Ben seni,
Utangaç yanaklarında yüreğimde ölümüne sevdim


Alıntı


ahmed 20 Şubat 2009 20:41

Şubatın Soğugunda



Sen yoksun yanımda
Bir fırtınadır esiyor
Kar karşı daglarda
Beyaz bir örtü döşüyor
Benim içim üşüyor
Şubatın keskin soğugunda

Sen yoksun yanımda
Güneş sinmiş bulut arkasına
Isıtmıyor beni
Ortalık buz kesmiş
Saçaklar şekillenmiş cam gibi
Beni içim üşüyor
Şubatın keskin soğugunda

Sen yoksun yanımda
Vücudum titriyor
Donuyorum sanki
Isıtmıyor hiçbir şey beni
Benim içim üşüyor
Şubatın keskin soğugunda

Hüseyin Önder


ÖmÜrCeK 21 Şubat 2009 16:34

SEN OLMADIN

Hayaller akıp gidiyor zamana aldırmadan..
Oysa ben seni içimde sakladım o kadar…
Değmedi hiçbir şey değmedi!!!
Kurduğum hayallere yenik düştüm
Daha seni anlamadan…

Kalbimde sakladım seni göstermedim
Göstersem ne fayda edecek ki?
Olmadı senolamadın bana istemedin asilikle..!
Ben ise boynumu büktüm..
O tanımadığım sese ses edemedim…

Susmak hiçbir şeyi halletmedi sana karşı..
Oysaki ben devamlı sustum…
Sustum çünkü senin yakınına varmak beni bitirirdi..
Seni uzaktan sevmekseni anlatan oyunlar oynamak…
Bilemezsin sen yüreğimi ne kadar kanattığını..

Gözlerim kapalıellerim bağlı çaresizim..
İmkansızı imkansız yaparak yitiriyorum çaresizim…
Senin yüzünü görmeyince nasıl zor dayanıyorum
Oysa sen benim bu üzgün suratımı görünce kaçıyorsun
Bilerekten böyle bir acıyı bana çektirme ne olur?!?
Dayanamıyorum….

Sen benim tüm bedenime saplanmışsın..
Senden başkasına yürütemiyorum bu bedenimi..
Çok kötü felç etmişsin beni
Yüreğimin ise ağzını kilitlemişsin
Seni sana anlatamayayım diye
Gördüğün zaman kaçışın kolay olsun diye..

Bana bir gelsen senin için kilitlenirim..
Kilitleneyim senin için defalarca…
Gel rahatsızlığımı gözlerinle kapatayım
Gel benim ol bitsin bu imkansızlık
Senin için gözlerimdeki neşeyi açayım..

Seni defalarca arzulamak
Kırıklığımı gidermek için
Seni defalarca yok yere sevmek
Kalbimi kırdığı için
Kırıyor kalbimi seni defalarca sevmek
Kırıklarım toplansın diye seni arzulamak

Yitip giden tüm umutlar
Şimdi çoktan uçuştular
Sırf benim olma diye..
Sırf bana acı çektirsin diye…
Sırf “SEN OLMADIN” diye…!


Nisyan-ı Bâtın 21 Şubat 2009 22:22

Kent suskun… ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde
İmlası bozuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken
Ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar
İmtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan gecenin en serseri yanını alırım günceme ..

Durup durup şiirler yazmak yoluna
Yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde
Kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan
Her gece yorganımın altında sakladığım kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana
Sen uykudayken ..
Babam her gece ölüyor şimdilerde
Annem nihavent bir çığlık oluyor

“Bana en çok sensizlik koyuyor…”

Sonra Babil’in asma bahçelerine asıyorum kendimi
uyanmak için..
Eski bir aşkını anlatıyorken bana
Konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım
Kaç kez kanıyorum bir bilsen…(ya da hiç bilmesen)
Sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor
Kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum
Gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor

Yastığının altında yalnızlığın var biliyorum
Oysa ben senden bir bardak su istedim,
Akdeniz değil ..
Son yalnızı benimdir bu kentin
İstanbul arkamdan gelir
Ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız
Hep kendine mi saklarsın çocukluğunu ..

Ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış
Kayadan seken kurşun
En serseri yanımız olur kimi zaman
Ve ben hep kendimi terk ederim senden
Her katilin aşkı ,
Her aşkın katili ,
Bir öncekinin faili ,
Hep ben olurum…
Hep ben ölürüm…

İçime uzanan koridorların ortasından hep gülerdin beni görünce
Bense sana hep geç kalırdım
Sona kalırdım,
Sonra kanardım…

Yağmurlarla inseydin içime
İçim senden yanaydı
Yüzümdeki işgaller senden karaydı
Seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi
Sana yazacaklarım sil sil bitmezdi

“Ve ben;
sende hiçbir şeydim
sen bende her şeyken…”

Canım yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım
Kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni
Ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine
Geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin
Ve sevgisizlik alır bir gün seni benden

“İşte bu yüzden;
Sen hep sevil …
Hep sevil …
Sevil … ”


Alıntı


ahmed 21 Şubat 2009 22:25

Unuttuk...



Nasıl çıkacağız tanrım huzura?
İmanı unuttuk,dini unuttuk,
Alın teri harcamadan hazıra,
Kondukça keyiften,seni unuttuk.

Ne aşkın tadı var,ne ağzın tadı,
İlahi aşkların dolmuş miadı,
Senden daha büyük,paranın adı,
Koyup gideceğiz,onu unuttuk.

Aldandık dünyanın renkli yönüne,
Hazırlık yapmadık mahşer gününe,
Düştük gidiyoruz,nefsin önüne,
Hesap soracağın günü unuttuk.

Rakip tanımadık,yalan hilede,
Söz konusu koltuk ise hele de,
Bu vatan uğruna, Çanakkale'de,
Şehitlerden akan kanı unuttuk.

Kabul niyazı,duy sesimizi,
Doyuramaz olduk biz nefsimizi,
Boşuna harcadık nefesimizi,
Emanet ettiğin canı unuttuk.


Mustafa Şahin


arwen 22 Şubat 2009 00:25

Seni yüreğimden atabileceğimi sanma
Gözlerimden silebileceğimi de
Bana desen ki gemideyim, ta uzakta
Arkama bakmadan atlardım maviliklere
Tepelerdeyim desen en sıcak günde
Kavurup, yakacağını bildiğim halde
Koşardım güneşe

Yağmur sonrası ortaya çıkan toprak kokusu gibi
Gözlerimi kapattığımda benimle olduğun gibi
Benim gölgem değil miydin peki?
Ama yoksun, yine yok..
Neredesin?

01/02/2009 23.05

Nuran Üçer


ÖmÜrCeK 22 Şubat 2009 15:05

Yağmur Gözyaşlarıma

yokluğunun rüzğarları üşütmüştür
bedenim ve ruhumu.
kuru ve kurak bir çöle dönmüştür yüreğim.
yağmur damlalarım sulayamaz olmuştur
sensiz sahip olamayışlarımı.
beklerken yağmuru yüreğimde
hangi duygumu sulayacagını şaşırmıştır damlalarım.
sensizlikte sana olan bitmeyen sevgimi mi? yoksa
hayat boyu gelmeyeceğin duygusunu mu?
yada bir türlü seni unutamayışımı mı?
hangi birisini sayayım yetecek mi?
yağmur gözyaşlarıma.



Göz kapaklarımdan süzülmeyenler yüzümü de
kuru hale getirmiştir.
yağarken yağmur ıslanmak mıdır?
sırılsıklam başımdan aşağı! !
dökülürken yağmur damlaları
sadece ıslaklıktır bedenime.
üşüme verir
ya da taşımak zorunda oldugum
elbiseye ağırlıktır aslında.
bir damlası bile yüreğime akmazken
yüreğimde ki toprağımı sulayamazken
içime sızmazken hasrettir
yağmur gözyaşlarıma.

Ali Niyazi Gül


Sedef 21 22 Şubat 2009 15:07


Güzel İstanbul

Sanki bir güneş;
Doğmuş anadoluya.
Avrupayı,asyayı
Katmış anadoluya..

Ey İstanbul,güzel İstanbul.
Sevdanın güneşi İstanbul.
Seni bağrıma basarım,
Aklımı başımdan alan İstanbul....

Bir yıldızsın parlar durursun
Parladıkça gönüllere ışık vurursun
Nazar değmesin,çok şirinsin
Dağı taşı altın İstanbul....

Ah İstanbul,güzel İstanbul
Sevdanın güneşi İstanbul.
Seni bağrıma basarım
Aklımı başımdan çalan istanbul....

Ayasofya,Sultan Ahmet
Asrın baş komutanı;
Fatih Sultan Mehmet.
Yeni çağa merhaba dedi..

Ah İstanbul, güzel İstanbul
Sevdanın güneşi İstanbul
Seni bağrıma basarım
Aklımı başımdan alan istanbul....

Doğa güzelliğinin anası oldun
Görkemli sarayların babası oldun.
İsmin tarihe yazıldı.
Cenettin bir köşesi İstanbul...

Ah İstanbul,güzel İstanbul.
Sevdanın güneşi İstanbul.
Seni bağrıma basarım.
Aklımı başımdan alan İstanbul...


Yavuz Ağır


Nisyan-ı Bâtın 22 Şubat 2009 15:54

Ben Aşk'ı Sen Gittin Diye Yaktım

Terk edilmiş bir sokaktayım..
Bütün duvarlar bana dargın..
Dargın bana bütün yollar,Seni sevdiğim için..
Ardından ağladığım için...

Oysa..
Yıldızlı gecelerde gözlerini gölgeleyen bendim..
Şafağın ışıklarını birer birer ben söndürdüm..
Bulutları ben iteledim dağ başlarına..
Sevdalılarını sığ denizlerde boğan bendim...
Nehirleri ben kuruttum..
Ve Ask'ı ben yaktım..Sen gitmeyesin diye!...


Bir labirentin sonundayım şimdi..
Ya yasayacam ya da öleceğim..
İkiside benim elimde..
Bütün sokaklar dilsiz,bütün sokaklar sağır..
Teker teker geçtim karanlık odalardan..
Yüreğim paramparça aştım engelleri..
Takıldım,düştüm,çok beter hırpalandım..
Ama inan bana içimdeki parçam..
Sevdandan bir nefes,Tek bir nefes olsun usanmadım...


Bütün sokakların gözü benim üzerimdeydi..
Aklımda sen varsın diye..
Beni en zayıf yerimden vurdular "......"
Çok uzaklardaydın, nasıl bilecektin..

Geceydi...
Karanlıktı...
Sarhoştum...
Beterdim...

Neye yarardı ki sensiz Ask?
Bir kez daha gitmeyesin diye..Ask'ı ben yaktım!...


İnce yağmurlu bir gecede,Kör bir bıçak gibi saplandın yüreğime..
Kan çıkmadı mı sanıyorsun gözlerimden..
Bir sırrımı daha öğrendi gökyüzü..
Ne ay anladı, ne güneş ıslak yüreğimi..
Kara dumanlar yolladım sana,Sarsın diye vefasız bedenini..
Soğuktu,karanlıktı, çiseliyordu..
Isıtmak için sensiz bedenimi..Ask'ı ben yaktım!


Sevapsız bir günahkarım şimdi..
İşte çırılçıplak karşındayım..
Dalgaları elinden alınmış bir gemi..
Yıldızları çalınmış bir gökyüzü..
Buzulları erimiş ılık bir kutup..
Ve karanlıkta çalınan bir ıslık gibiyim..

En mahrem sırrımı doluyorum boynuna..
Masum çocukların uçurtmalarını ben parçaladım..
Oyuncaklarını kıran bendim bebeklerin..
İçimdeki yangınlara sığdırıyorum Göz yaşlarımı..
Bir kıvılcım oldu ismin dudağımda..

Geceydi...
Karanlıktı...
Sarhoştum...
Beterdim...

Deli gibi yollara düştüm,Belki ölürüm diye...
Olmayınca..!!! Ask'ı yaktım...


Bir baksana şu halime, ellerim kan ter içinde..
Bir diken yüzünden bütün gülleri birer birer ateşlere attım..
Gitti dediler senin için, Bilmiyordum...
Ne senle oluyor, ne de sensiz..
Yokluğun cehennemin diğer adıymış..
Ben deli, ben divane,Nerden bilecektim?..
Ey ayın en güzel hali olan parçam..
Ben Aşk'ı Sen Gittin Diye Yaktım....!!!


Alıntı.


ahmed 22 Şubat 2009 15:56

Kavuşuruz



Kader deyip çektiğim, bu çileler boşuna,
Felek vurmuş bir kere, bakmaz gözüm yaşına,
Ayrılık boynumu büker, hasret düşmüş peşime,
Bu günlerde geçer elbet, elbet kavuşuruz gülüm.

Izdırabım bir iken, bin oldu derdim birden,
Yakınım oldu uzak, isyanımsa gönülden,
Nara atmak geliyor ki, şu zavallı içimden,
Gün olurda birgün elbet, elbet kavuşuruz gülüm.

Kurdu, kuşu saklayan, boz dumanlı dağlarından,
Sanki türül türül kokan, mor sümbüllü bağlarından,
Feleğin sillesinden, kaderin ağlarından,
Birgün kurtuluruz elbet, elbet kavuşuruz gülüm.

Kör zindanlara koysalar, yine de beklerim seni,
Cehennem ateşine atsalar, yine de severim seni,
Binbir yerimden dağlasalar, yine de isterim seni,
Bu acılar biter elbet, elbet kavuşuruz gülüm.

Sevmek güzel bir iş, ayrılıksa çok acı,
Başkasını görmez gözüm, budur ruhun ihtiyacı,
Birleşmek, mutlu olmak iki gönlün ilacı,
Mutlu oluruz birgün elbet, elbet kavuşuruz gülüm.


Yavuz Teber


Sedef 21 22 Şubat 2009 16:05

Gönlüm

Sevda tohumunun düştüğü anda
Parça parça olur yarılır gönlüm
Hasret ateşiyle piştiği anda
Yanmayan gönüle darılır gönlüm

Derinden yükselir sessiz bir nara
O anda bakılmaz zarara, Kâra
Hesabı, kitabı atıp kenara
Malum bir meçhule sarılır gönlüm

Bir sitem ki, kim işite, kim duya
Bir sitem ki, bu şikara kim kıya
Bakışları keskin olan avcıya
Kendi rızasıyla vurulur gönlüm


Uğur Işılak


Nisyan-ı Bâtın 22 Şubat 2009 16:14

Bir Şey Var Sende
Bir şey var sende
Gönlünde sancıyan Zelîha'nın
Kınanan aşkına özgü bir şey
Diyemediğim adını sırrına eremediğim
Bir top menekşe bir demet çiçek mi?
Aşk mı desem eski bir dert ki inceden
Can ipimi ilmek ilmek tüketen…

Bir şey var sende
Vardıkça, göğün kaybolan derinliğinde
Yalnızlığın sihirli elmas gözlerinde
Tut ki rüyaları
Yarı kalmış sevdaların peşinde
Uzatmak uzatmak gibi bir şey

Hangi yağmur döndü
Düşmeden acıkmış karnına toprağın
Hangi has bahçe
Sakladı şakıyan bülbülleri seherden
Bir şey ki Kevser’den
Yarı sıcak nisanlar gibi sevecen
Kır çiçekleri gibi masum
Zambaklar gibi nazlı bir şey

Bir şey var sende
Açılmamış bir gonca gibi
Kendine sakladığın bir şey

Alıntı.


ahmed 22 Şubat 2009 17:18

Bugün






Öyle gücendi ki gönlüm sevgiye
Eşime dostuma küserim bugün
Sormasın halimi sormasın kimse
Canım dediğimi üzerim bugün

Ne olur üstüme gelmeyin sakın
Ben bende değilim halime bakın
Bu kötü kadere isyanım yakın
Bir rüzgâr misali eserim bugün

Kırıldı gönlümün kanadı kolu
Gözlerim ümitsiz yaşlarla dolu
Ararda bulamam bir çıkar yolu
O yüzden konuşmam susarım bugün

Kapıldı yüreğim bir boş hayale
Kalmadı bahçemde ne gül ne lale
Ben sevmek yüzünden geldim bu hale
Kalbimi kurşuna dizerim bugün

Bundan böyle bana yaşamak haram
Seneler geçse de kapanmaz yaram
Benim bu dünyayla açıldı aram
Bütün umutları asarım bugün

Kader umursamaz dileklerimi
Anılar kemirir iliklerimi
Her gün ölmektense bileklerimi
Bir kez ölmek için keserim bugün




Mutlu Aydurmuş


ÖmÜrCeK 22 Şubat 2009 20:35

Kalbimden sök aşkını al
Bana lazım olmayan bir o var...
Aşkımı sığdırabilirsen bavuluna
Al götür herşeyi yüreğimden alıp
O zaman izin verebilirim sana...

Şimdi çekip gidebilirsin
Neden diye sormam!


Nisyan-ı Bâtın 22 Şubat 2009 21:25

Aynada Ben
Halet-i Ruhaniyeme

Aynada görmen mi çirkinliğini,
Saçların mı yere düşen gözyaşların..
Göz göze gelince bir karşı cinsin,
Tılsımı mı içinde sakladığın bu halin..
Küfrederken fikirlerine bir caninin,
Hakların mı terkettiğin hıncın..
Zamanı tanımadan gerilen kaşların,
Ardından umduğun, beklediğin,
Ve avunamadığın..
Düşündün mü ne diye..
Düşündün mü hayata dair,
Hayat nedir diye..
Ve düşündün mü..
Nedir mutluluk diye..?

T.Çayıroğlu


Sedef 21 22 Şubat 2009 21:27

Sensin Herşeyim

Ömrümün her anı hep yanımda ol.
Ben senle var oldum sensiz bir hiçim!
Biliyorum kahrımı çekmek zor.
Nefes alamam sensiz; sensin herşeyim.

Ağırbaşlım, şefkatlim, iyi huylum birtanem
Senin yanında buldum en derin huzuru ben.
Her zorluğu aşarım sen tutunca elimden
Yolumu bulamam sensiz; sensin herşeyim.

Behiye Akmeşe



Nisyan-ı Bâtın 22 Şubat 2009 21:37

Simsiyah Yankılar
Keşke tanımasaydım seni
Omuzlarıma bu kadar yük binmezdi o zaman
Gözlerim ağlamayı bilmezdi bu kadar sık
Kalbim hep seni atmazdı delicesine
Benim de ellerim sıcak olurdu belki böyle
Geceleri hep gelmeni beklemezdim sabahlara kadar
Rüyalarımda tatlı hülyalarım olurdu
Duygusuzca düşünmezdim yokluğunda yılları
Hem üşümezdim de hiç böylesine ölüm karanlığında
Sen ne kadar karanlığım üşütür seni desen de
Kalbim kan çanağına dönmezdi sensizce
Kayan yıldızlara farklı dilekler tutardım
Adımlarım bu kadar küçülmezdi
Ben de gülerdim zaman zaman
Deniz ve mehtap benim için de önemli olurdu belki
Güneşsiz dimamda kavrulmazdı ciğerlerim
Ruhum daralmaz benliğim sıkışmazdı
Tüm zerrelerim acı çektirmezdi bedenime
Öksüz bir garip gibi hissetmezdim kendimi
Sürekli uzaklara dalıp kalmazdım oralarda
Bütün geceler tütünü çekmezdim içime her an

Keşke tanımasaydım seni
Keşke yağmur olsam yağsam taşlara
Keşke taş bağırlılar yumaşasa
Keşke merhamet olsa
Merhamet olsa gelip geçen zamana
Keşke keşkeler hiç olmasa
Keşke seninle başka bir yerde yeni bir başlangıç olsa
Keşke

Keşke seni tanımasaydım
Yıllarımı düşlemezdim
Dönüp duran mevsimleri
Yaprakların sarı hüznünü düşünmezdim
Ayaklarımın altındaki solan çiçekleri
Hatıralarımda kaybolan kalbimi düşünmezdim
Tezatlar kalbimde yer bulur olmazdı
Çığlıklarla kesmezdim bileklerimi
Kanımla yazmazdım son veda şiirimi
Duvarlara kutup gibi soğuk o adını
Avuçlarımın içine bende kalan seni yazmazdım
Sımsıcak fışkıran kanımla
Şiirim de bitmezdi benim bittiğim gibi
Beyaz kalırdı gerisi
Son bir beyazlık gibi
Bembeyaz aşk
Kartanem gibi

Keşke seni tanımasaydım
Simsiyah yankılar oluşmazdı ufkumda
Açlığı susuzluğu bu hasreti bilmezdi bu can
Beynim bu kadar hırçın uğuldamazdı
Nefesim ürkek ve soluksuz olmazdı
Yokluğun buz gibi dondurmazdı belki
Elemsiz bir hayat olurdu benim için
Ağlamalarım bile daha acısız olurdu
İnim inim inlemezdim sabahları
Herşey bensiz ve benliksiz olurdu
Ve...
Umutla verirdim...
Son nefesimi...

Keşke tanımasaydım seni
Keşke yağmur olsam yağsam taşlara
Keşke taş bağırlılar yumaşasa
Keşke merhamet olsa
Merhamet olsa gelip geçen zamana
Keşke keşkeler hiç olmasa
Keşke seninle başka bir yerde yeni bir başlangıç olsa
Keşke olsa
Keşke..


ahmed 22 Şubat 2009 22:28

Gülümse...


Gülümse
Belki beşinci mevsim olur
Kırmızı karlar yağar kim bilir
Sen hep gülümse

Ve sen gülünce tomurcuk çiçek gül olur
Ve Sen gülünce dil bilmez serçe bülbül olur

Gülümse
Sureti alemde beden ne ki
Yıkılmadık daha
Biz düştüğümüz yerden kalkmasını biliriz
Senin tek korktuğun ölümse
Dik tut başını, ecele gülümse

Ve gülüşlerin fon müziği olsun hayatın
Ve saçlarının kokusu habercisi baharın

Gülümse
Belki şehirler köy olur yeniden
Yine keyif alırız kağnı sesinden
Yeniden çocuk olur yeniden büyürüz
Sen hayali yitirme özümse
Kaldır başını göğe; gülümse

Ve olsun gözüm bahar olsun
Ve tebessümün hep muhteşem olsun

Gülümse
Değiştiremessin ya yazgıyı kaderi
Bakarsın akıllanır mahallenin delisi
Olur da anlar yüreği alemin efendisi
Hep yek gelecek değil ya kader oyunu
Eğilmeden yaşamak gerek...Yaşamak gerek

Ve yine neşe dolacak alemin hayat salonu
Ve yine sana söz karanlıkta bulacak yürek yolunu

Gülümse...
Gülümse...



Vedat Ali Kızıltepe




ahmed 23 Şubat 2009 21:22

Sen Vurdunda Ben Ölmedim mi?



Felek zorun ne ki benim ile,
Ödenmemiş hesabımmı var sana,
Hadi aç defterini,gün hesap günü.
Felek canıma kastınmı var senin?

Ne verdinki ne istersin?
Sözüm yalan ise,biri bana göstersin.
Ne yönün belli, nede tersin.
Felek canıma kastınmı var senin?

Ömrün yarısını çoktan geçtim.
Elinden herdem zehir içtim,
Ne verdinse sana,geri verdim,
Felek canıma kastınmı var senin?

Her daim,baharımı kışa çevirdin
Dağ gibiydim bir vuruşta devirdin,
Söyle bana,nedir senin emelin,
Felek canıma kastınmı var senin?

Ne malında,ne müklünde,
Olmadıki zaten gözüm.
Her daim doğruluktur benim özüm.
Felek canıma kastınmı var senin?


Hazandan gayrı ne verdin bana
Savurdun durdun, sağdan sola
Hele sevdadan yana,hesapmı sordum sana
Felek canıma kastınmı var senin?

Bu can bana emanettir bilesin.
Başka hesabın kaldı ise göresin
Bırakmayasın sakın mahşere
Felek canıma kastınmı var senin?

Her çilene göğüs germedimmi,?
Hesap dedin,bedelini ödemedimmi?
Eğer kastın canıma ise,al gardını
Titrersem namerdim !
Sen vurdunda ben ölmedimmi?



Safiye Samyeli


ener 23 Şubat 2009 21:42

Üzülmem Sanırsın Ayrılığın Yamacında Durup
Boğulan Sevgileri Seyrederken
Üzülürüm..
Bir Bozgunun Başrolünde
Ağlamam Değil mi Yitip Gitmelere
Melekler Ağlamaz Dersin
Ağladım..
Söylemiştim;
Ben Melek Değilim..


Alıntı


ayabakan 24 Şubat 2009 00:15

ben küçüktüm.
minik ellerim vardı.
ince sarı saçlarım.
gülüşlerim vardı.
oyuncaklarım,bilyelerim,
çamurlu ayakkabılarım vardı.
ellerim;
hep annemin ellerinde,
sımsıcaktı.

annem istedi;
dedi:
uyusunda büyüsün,ninni.

uyudum.
büyüdüm.
annemin hatırına.
ellerim büyüdü,
saçlarım döküldü.
asıldı yüzüm.
kırıldı oyuncaklarım.
boyalı ayakkabılarım.
aklımda bir sürü soru:cevapsız.
ve ağrılı biryanlarım.
ellerim hep böyle soğuk.
ceplerimde.
büyüdüm.

büyümesemiydim yoksa.?
ama annem üzülürdü sonra.
katlanmazdım ben bunlara,
annemin hatırı olmasa

mustafa karaosman



Nisyan-ı Bâtın 24 Şubat 2009 00:20

Ayrılık kapıyı çalıyor açma
Biraz daha düşün zamanımız var..
Ne günler yaşadık bak sayfa sayfa
Seninle yazılmış romanımız var..

Gönül kapısından hemen uçma dur!
Selamsız vedasız böyle kaçma dur!
Bilinmez yerlere yelken açma dur!
Seninle mutluluk limanımız var! ...

A.S.İlkan
Ayrılık Kapıyı Çalıyor

Bir anda yokuşa çevirme düzü
Dargınlık bir aşkın tadı ve tuzu
Hatırla Tanrıya verdiğin sözü
Ayrılmak yok diye yeminimiz var...


arwen 24 Şubat 2009 00:44

*Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.
Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu
sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, yada pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden,
Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de
hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak

can yücel


ener 24 Şubat 2009 09:01



Nisyan-ı Bâtın 24 Şubat 2009 15:08

Vurgun yemiş misali gönlüm
Tutuldu aşka
Ciğerimden yanıyorum ben bu defa başka
Bu yangın benle ölünceye dek
Yaşasın varsın
Dünyanın o son günü
Sen beni arayacaksın
Doymadım doyamadım sevmelere seni ben
Saymadı sayamadım sensiz geçen yılları
Ne inkar ne itiraf
Bu yalnızca sitem

Zannetme birgün geri dönmek değil niyetim
Hasrete teslim oldum gelmeyeceğim
Doymadım doyamadım sevmelere seni ben
Saymadım sayamadım sensiz geçen yılları
Ne inkar ne itiraf
Bu yalnızca sitem


Sezen Aksu
Sitem


semiramis__ 24 Şubat 2009 19:35

Hakedermiş sevilen onun için dökülen her
damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler
terkettiğinde anladım..

Yalan söylememek değil, gerçeği
gizlememekmiş marifet,

Yüreğini elime koyduğunda anladım..



...




Can Yücel.. `



Saat: 20:38

©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık