![]() |
ASKIMIZ BİR ROMAN Kalbimde arama eski yerini Sen gözümden akan sele karıştın İstesem de artık sevemem seni Hasret rüzgarına yele karıştın Seninle aşkımız eski bir roman Yandı sayfaları külüdür kalan Sevgilim herşeyim sendin bir zaman Ne yazık sonunda ele karıştın Kırılan kalbim var dinmez bir kini Ömrümce sürecek aşka yemini Kavuşmak imkansız artık sevgilim Dönüşü olmayan yola karıştın AHMET SELÇUK İLKAN BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK İSTERDİM Ben senden önce ölmek isterim. Gidenin arkasından gelen gideni bulacak mı zannediyorsun? Ben zannetmiyorum bunu. İyisi mi,beni yaktırırsın, odanda ocağın üstüne korsun içinde bir kavanozun. Kavanoz camdan olsun, şeffaf, beyaz camdan olsun ki içinde beni görebilesin Fedakarlığımı anlıyorsun vazgeçtim toprak olmaktan, vazgeçtim çiçek olmaktan senin yanında kalabilmek için. Ve toz oluyorum yaşıyorum yanında senin. Sonra, sen de ölünce kavanozuma gelirsin. Ve orada beraber yaşarız külümün içinde külün ta ki bir savruk gelin yahut vefasız bir torun bizi ordan atana kadar... Ama biz o zamana kadar o kadar karışacağız ki birbirimize, atıldığımız çöplükte bile zerrelerimiz yan yana düşecek. Toprağa beraber dalacağız. Ve bir gün yabani bir çiçek bu toprak parçasından nemlenip filizlenirse sapında muhakkak iki çiçek açacak : biri sen biri de ben. Ben daha ölümü düşünmüyorum. Ben daha bir çocuk doğuracağım Hayat taşıyor içimden. Kaynıyor kanım. Yaşayacağım, ama ,çok, pek çok, ama sen de beraber. Ama ölüm de korkutmuyor beni. Yalnız pek sevimsiz buluyorum bizim cenaze şeklini. Ben ölünceye kadar da Bu düzelir herhalde. Hapisten çıkmak ihtimalin var mı bugünlerde? İçimden bir şey : belki diyor. Nazım Hikmet Ayrılık Hediyesi şimdi saat sensizliğin ertesi yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın avutulmuş çocuklar çoktan sustu bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış bir ben... şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun bu da benden sana ayrılığın hediyesi olsun soytarılık etmeden güldürebilmek seni ekmek çalmadan doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun.. şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum bu son olsun be..bu son olsun! bu da benim sana ayrılırken mazeretim olsun! şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın! işi-gücü olanlar çoktan gitti bir ben kaldım voltasında sensizliğin hiç uyumamış bir ben... şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun... kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü bütün saatleri öylece durdurabilmek için çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun! artık sigarayı üç pakete çıkardım günde olsun be! ne olacaksa olsun! bu da benim sana ayrılırken şikayetim olsun gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun) Yusuf Hayaloğlu |
YALANSIN AŞK Sevdim,geçmişi silerek sanarak Koştum,kavuştum sandım hep sana Tek ben yaşamamıştım oysaki Tek ben yalnız Oysa ne de ani olmuşum Ben de şimşekli aşık Baktın bana ,gözlerimi sevdim.. O gözlerki beni içine alan; Kanım donunca beni ısıtan Hayalini bile özlediğim aşktın; Ne yüce fakat ne dayanılmaz Bir sızısınki.. Beni o gözlerden kopardın Lakin adında aşk,acın da aşk!… Şimdi neylesin bu yürek.. Yılgınım bilemeyeceğin kadar Gittin hiç sevmemiş bir yalan gibiydin Sevgi oldun,tahtını kurdun BEnsiz bir gönüle kondun Biçare serzenişlere yenik, Beni ise bu yürekte tarumar bıraktın… Alıntı |
Hep Gidende Mi Kabahat? keşke bilebilse insan neyi istediğini... ya da kaybetmeden sevmeyi, ama doğruya bu hayat, yanlışlarıyla öğretiyor kendini. bir bakarsın sevda elinden tutmuş, bir bakarsın ayrı sulara yelken açmış. hayat da insanlar kadar garip... dün sevdiğini, bu gün beğenmiyorsun. kaybedince mi özlenir sevgi? yoksa kayıplar mı, açığa çıkarır onu? sonra bir anda dank ediyor düşünceler, hayatın bir sahneden ibaret olduğu. yeni rollere geçmek için... eski replikleri mi oynamak gerek? bilmiyorum ne istediği mi? yoksa hayat her yeni günle, süpriz problemler mi çözdürecek? hep gidende mi kabahat? yoksa kalan mıdır, kabahatiyle oturan? kırdı dişlerimi, uykularımı bu demirleblebi sorular. bir kabahat varsa ben işledim demek geliyor bir an içimden. sonra gurur ve kibir üstüne bir çizik çekiyor. bağırsada içsesinden, bir özür. boğazın geçit vermiyor. ve anlıyorsun sevgini, iki kelimede kaybettiğini 'Affet beni' söyleyemediğin o iki kelime seni afetine sürüklüyor. ve gurur, ve kibir, bütün yıkımıyla; depremin oluyor. Mehmet Alagöz |
Kalbim bugün bir başka Hızlı hızlı atıyor Saat dokuz onbeşte Randevuya geliyor Heyecanlı,mutluyum Aşkında umutluyum Dakikalar yıl gibi Geçsinler istiyorum Nihayet çıktı geldi Bugün başka güzeldi Gülen gözler onundu Allah'ım ne güzeldi Kalbim biraz sakin ol Bugün kısmetin bol İşin iş bundan sonra Sevgidir işte bu yol Ali Efeoğlu |
Yalnızlık Yalnızlığımı büyütür kalabalık Gökdelen'in gölgesine siner Karanfil Sokak kalınlaşır yoksul kadın çocuklarıyla çöplerin üzerine konar gözleri cam kırıkları sevgilim gelir yalnızlığım büyür çocukken gökkuşağına düştüğüm gökyüzü gelir kirli güvercinleriyle. Kimin öznesiydi mevsimler işkence öyküleri kimindi ayrılığın sesi miydi adımnlarım suyu bekleyen uçurum mu kanatlandım yalnızlığımla son mevsime içimde bir kedi yavrusu. A.Kadir |
Bogazimda bir dugum gibisin bugun yine...Soyleyemediklerim bir bir dizilmis bogazima, yine sebepsiz gozyaslari akiyor yanaklarima dogru... Sensizligin bilmem kacinci sabahinda yine sensizlige acarken gozlerimi, siluetin belirdi yine karsimda. Bana yaptiklarina ,yasattiklarina ragmen bu imkansizliga devam edisimse yine bir ironi yasatiyor gonlume. Yine sensizlige yazilmis satirlar olusuyor,yine her satirinda sen sevgili!... Basi dumanli daglarin yasini tutar gibi, sonbaharin huznunu tum dunyaya yasatir gibi seni sevmek, çok sevmek... Adressiz mektuplara isimsiz satirlar yazar gibi seni içimde hissetmek. Her gunun batisinda gunesle birlikte batmak, her yeni gun dogumunda sana dogmak gibi... Zamansiz gelislerin, zamansiz bu vedasini buz kesmis bir yurekte yasamak; tarifi olmayan olmayan ama sadece hissedilen, kelimelere hapsedemedigin o sevi tukenisimin tek sebebi oldu galiba... Ilk defa gucumu tamamen yitirdigimi iliklerime kadar hissediyorum, sebepsiz, sorgusuz, sualsiz tum yasananlar hayatin "hatira defterinde" ki sari sayfalarinda yerini almak uzere... Içimde ki aci o kadar taze duruyor ki hala "ZAMAN" in sadece bir yenilgi olduguna inandiriyor beni. Geçer mi hersey, biter mi bu ozlem, diner mi bu acilar,hayat tekrar devam eder mi tum bunlar hiç yasanmamis gibi? Ve Ve seni yine sever miyim geçen onlarca yil sonrasinda bile hala ilk gun ki gibi??? Sende bilmiyorsun degil mi butun bu sorularin cevabini? Artik bende bilmiyorum, artik bende unuttum zamani,mekani,hayati ve yasamayi... Sen mi? Hiç hatirlamadin ki!!! |
Bir yağmur damlası olmak istiyorum zaman zaman çiçeklerde bir çiçek olmak istiyorum buket buket masanda bir rüzgar olmak istiyorum dalga dalga saçlarında bir şarkı olmak istiyorum her zaman dudaklarında bir melek olmak istiyorum her an senin yanında ve bir gelin olmak istiyorum senin kollarında... |
Sen ve ben, bir kararın öncesinde Sen ve ben, bir arzunun pençesinde Sen ve ben, yorgun çocuklar gibiyiz Sen ve ben, bir sancının ortasında Sen ve ben, ihanetin korkusunda Sen ve ben, çırpınan kuşlar gibiyiz Sen ve ben, içimizi karartan Sen ve ben, yüzümüze doğacak güneşi Saran bulutlar gibiyiz Sen ve ben, yol ayrımında Kararsız kalmış gibiyiz Tual |
Belki bir maceraydı yaşadığımız belki bir gündü geçirdiğimiz belki taşlı bir yoldu seninle yürüdüğümüz belki bir sevgiydi paylaştığımız belki bir anlık hevesti yüreklerimizde çarpan belki bir su damlasıydı gözlerimizden çıkan belki tümü yalandı belki de değildi belki bir anda oluverdi herşey anlamadan dikkatli ol! belki de seviyoruz bağlanıyoruz farkına varmadan... |
var mıydık kocaman bir soru söyleyelim birlikte kandırmadan melekleri bir an uzaklaştırarak şeytanları içimizi dökelim güzel bir akşamüstü susmuşken insanlar durmuşken rüzgârlar oturalım kimselerin bilmediği bir yer de kusalım birbirimize karşılıklı yine aldatmadan içimizi yine silmeden izimizi biz gerçekten var mıydık var mıydık kocaman bir soru bu şehirde biz varken bile yoktuk bunu anlatalım birbirimize bunu sadece bunu ihanet etmeyelim düşlerimize Necmi Dayan |
Adımla Nasıl Berabersem hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan koşar gibi yürüyüşün karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın karanlık boşluklarında akıp giderken zaman adımla nasıl berabersem öylece beraberiz seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz ve sonra her zaman her ölümlüye aynı şartlar altında kısmet olmıyan gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın Attila İlhan |
Acıya Alışılmaz Hangi çığlık bir çığ gibi yarıyorsa gecenin gerilmiş karnını bu saatte acı tükenip bitmiştir orada artık çırılçıplaktır tarihin bu sayfası Fiziğin armağan ettiği bu teller keçeleştirirken cinsel organımı haykırıyorum insan olduğumu ve çatlatıyor alnımın en gergin teli Bu Kent Öldürüldü Diyorlar Bu kent öldürüldü diyorlar kurşuna dizildi bir geceyarısı Hayaletler geziniyormuş şimdi sokak aralarında ve caddelerde baykuş tüneği olmuş alanlar ve yarasalar uçuşuyormuş Silah ve esrar kaçakçıları altın çağını yaşarlarken artıyormuş bir yandan da kumarhaneler, meyhaneler Borsa oyunları, hileli iflaslar birbirini kovalayıp dururken nasıl çıkmışsa pek bilinmiyor yaygınmış şimdilerde rus ruleti İntiharların sayısı bilinmiyor çoğalıp duruyormuş fahişeler ve artık bunların hiçbiri olay bile sayılmıyormuş şimdi Bu kent öldürüldü diyorlar bahar gelmez artık buraya Ahmet Telli |
Sevdaya Dair ikinci derece yanıklara suç taammüden sevgimiz karaçiçeğiz... gönüllerimiz emre amade ter-temiz göz ardıyız,kulak arkası sürgitiz zambak moruyuz el kapılarında tırnak içiyiz kimsesiz hasbahçeyiz nadasız sevda dünlerinde anızız harman yerlerinde halayız sıcağız... birer yalnızız çırılçıplak çelişkiyiz kızoğlankız sudan bahaneleriz yalan beyanız ayan beyanız hıncahıncız tarifi imkansız sabır küpüyüz sevdaya dair son pişmanlığız Demir Mutlugil |
Allah'ım bu vuslatı hicran etme Allah'ım bu vuslatı hicran etme Aşkın sarhoşlarını nalân etme Sevgi bahçesini yemyeşil bırak Bu mestlere bahçelere kasdetme Dalı yaprağı vurma hazan gibi Halkını başı dönmüş zelil etme Kuşunun yuvasının ağacını Yıkma da kuşlarını perran etme Kumunu ve mumunu karıştırma Düşmanları kör et de şadan etme Hırsızlar aydınlığın düşmanıdır Onların işlerini asan etme İkbal kıblesi yalnız bu halkadır Umut kâbesin öyle viran etme Bu çadır iplerini öyle katma Çadır senindir eya sultan etme Yok dünyada hicrandan daha acı Ne istiyorsan et de onu etme Mevlana Celaleddin Rumi |
Bir Hayat... Hayat, yaşam o kadar uzun aslında, Bizler farkında değiliz, dostlar, Çocukluğumuzda olan oyunlarımız, Deli dolu gençlik, delikanlılığımız, Orta yaş, olgunluk, evlilik, mücadele. Bir geriye bakın ne romanlar çıkacak, Ama yaşlanınca hayat nede kısa deriz, Ben asla kısa olduğuna inanmıyorum, Çok uzun yaşanmış hayat ve yaşam. Ne sevgililer, aşklar hepsi gerçek rüya, O güzellikler bir daha geri geliyor mu, Delikanlılıkta sevgilinizle kaçamaklar, Kaçak buluşmalar, öpüşmeler, danslar, Filim izlemek için gidilen sinemalar, İzlemek miydi niyet, bence asla, Karanlıkta el ele tutuşmalar, sarılmalar. Onlar da unutuldu düğünler, evlilikle, Büyük sorumluluk ve gerçek hayat, Çocuklar, ihtiyaçlar, sorumluluklar, Tahsil hayatları, Onlarında evlilikleri, yine yalnızsın, Saçlar beyazlamış, pencere kenarında, Yağmur ve karın yağmasını seyrediş, Yorgun gözler, ihtiyarlık, yaşlılık, Gözlerini bir noktaya bakıp dalmalar, Buruşuk yüzler, nerde o gençlik, Gözler görmez bir kaç çeşit gözlükler, Koskoca bir ömür geçen bunca yıllar, Yaşadığım aşklarda, filim senaryoları, Güller, Karanfiller, Kardelenler, Ayrı ayrı mis kokan güzel çiçekler, Nede hepsi güzeldiler, hani nerdeler, Yaşanmış aşklar, sevgililer, güzeldiler, Sesleri, naziklikleri, rengârenk giysileri, Açık yüreklilikle seni seviyorum, aşkım, Bir tanem, dünya güzelim, hülyam, rüyam, Daha neler, belki yalancık kelimeler, Sonuçta, geçen çok mutlu beraberlikler, Ve yaklaşan ölüm korkusu, sırada oda var. Dopdolu bir koca ömür, yaşam, hayat, Neresi kısa bence çok uzun, hayat filmi, Tüm yaptıklarımdan, yaşantılarımdan, Yaşadığım tüm aşklarımdan hepsinden, Çok mutluyum huzurla gidiyorum oraya, Bekliyorum Cennette sizleri hepinizi ben... Sami Arlan |
Sıradan Akşamlar Her gündüze uyandığımda Yeni bir hayat derdim içimden Gece ölümün soğukluğu Ve bende acının korkusu Sözler verdim... Tutamadım. Bir zaman sonra ben oldum Gündüze bakıp ağlayan Gecenin karanlığında Dünyayı sarmalayan Ataol Behramoğlu |
Seni Sevdim Ben Sonbaharda geldin bana. Sararmış yaprakların kırık kanatlarında. Hüzün rüzgârlarının estiği gecelerde. Birden bire hayatıma gelişini, Kelimelere dökülüşünü sevdim. Kelimelerde büyüdün bende, Bende büyüyen yüreğini sevdim. İnsanlığını, kibar sevgini, sınırsız saygını sevdim. Sevdim işte, seni sevdim ben. İhanetin kör bıçağıydı yaralarımız Döndükçe kanıyordu Nefes aldıkça kanıyordu Yaralarımızı gözyaşlarımızla yıkamamazı sevdim. Yağmurlara tutunduk,'sevdam'diye Her damlasıyla bana gelişini sevdim, Sevgi dolu o sıcacık sesini, Nefes nefes ruhuma doluşunu, Çocukça gülüşünü sevdim. Sevdim işte, seni sevdim ben. Geceler de seninle uyumayı, Güne seninle uyanmayı sevdim. En güzel düşümdün belki de! Mor menekşemi sen diye öpmeyi sevdim. Çıkarsız, beklentisiz, koşulsuz Sevmek mutlu olmama riskini göze almak değil mi? Bende o riski göze aldım işte! Korkusuzca sevdim. Bana açtığın o pencereden dünyaya bakmayı sevdim ' Bak bebeğim ' deyişini, hayattan sunduğun her olguyu sevdim.. Sevdim işte, seni sevdim ben. Lacivert gecelerimde gökyüzüne döküldün. Batıda ki en iri, en parlak yıldızımdın. Işık ışık yüreğime akmanı sevdim. Şarkılara tutunmayı sevdim ' sen 'diye Kış ayazlarında hasretinle üşümeyi, Acılarımı bile sevdim, Gözyaşlarımı bile sevdim, Sevdim işte, seni sevdim ben. Düne ait ne varsa, koparıp attım yaprak yaprak Bugünümsün. Yüreğimi, Türkçenin en yalın haliyle Dobra dobra paylaşmayı sevdim. Ve ben; bu güne seni yazmayı sevdim. Öyle sevdim ki! Sayfaları doldurmadan, Sabırsızlanıp, Sayfaları doldurmadan Hayatımın son sayfasına seni yazmayı sevdim. Bu saf,bu duru,bu kirlenmemiş sevdamın yeminini sevdim.. Sevdim işte, seni sevdim ben. Şimdi mevsimlerden bahar Bir ilkbahar sabahı, Güne ' günaydın ' diyor serçelerin serenattı Duyuyor musun? Serilmiş havaya yaseminler Kokluyor musun? Güneş usul usul süzülüyor şehre Sardunyalar düşüyor gözlerime Hüzün bulutları geçse de yüreğimden, Her güzelliği seninle yaşamayı sevdim. Sevdim işte, Bir tek seni sevdim ben. Tomris Meteoğlu |
Şimdi Anladım... Geceyi delerken,son sözlerin, Masumca durup,dualar ettim. Kaçarken,gözümden gözlerin, Yüreğimi bir mum gibi erittin. Hani ne oldu,büyük sevgimize, Dağları deviren,o ümitlerimize, Mucize saydığımız,günlerimize, Diz dize verdiğimiz,sözlerimize. Gerçek sandım,sana inandım, Şüphesiz,yürekten bağlandım, Meğer yalanmış,boşa aldandım, Geç de olsa,bunu şimdi anladım... Gökhan Karakaya |
Sevdim; Gülen gözleri ışığıydı gecemin Aydınlatırdı odamı bir uçtan diğer uca Gözgöze gelmeye kıyamadığım Sözlerini dinlemekten yorulmadığımdı... Herşeye değerdi onu sevmek; Çocuktum kollarında masum, Kadındım yollarında vurgun... Yürümekle bitmezdi onun kahverengi gözleri Güneşti hala içimi yakan Sahildi pırıl pırıl, boydan boya yürüdüğüm Yürüdükçe içinde kendimi bulduğum Şehrimdi kalabalık, acımasız ve yalancı Yerden yere vurduysada defalarca Bırakıp gitmeye içimin el vermediğiydi, bırakıp gidendi... Gidişinden aylar geçti, bakamıyorum yine gözlerine Değiştirmekle birlikte yönümü her gördüğümde Sözler bulmak istiyorum senin söylediklerini duymayayım diye... Kırıp dökmediğin ne kaldıysa içimde Onları saklıyorum nefretim sevgimin yerini almasın diye Zamanla bunuda bitiririm diye yalanlar söyledim kendime Olmadı işte bitmedin yüreğimde bitemedin işte Gidenler de kalanlar da artık dönmeyecekler geriye... Medine Altan |
Uslandım bir kırlangıç değdi buluta bir tren yolcusuz kalktı gökten üç elma düştü sana bana bize.. ve dışımdan içime sağanak yağdı aşk /ıslandım yokumla varımla ateşimle harımla sendeydim kimdi bunlar kırlangıç tren elma sağanak...? ah yar seni bir dağ zannettim /yaslandım şehir kan gölü şehir ölü ama düğün var ama halay var ama kına var, kına koktu yar! her damat ben her gelin sen yandı gemi indi yelken /uslandım Eyüp Yıldızhan |
Çıkmaz Bir Duvar Önümde Zaman.. Uçsuz Bucaksız Bir Sevda Direnişte.. Bu Akşamda Unutsam Güneşin Rengini Uç/sam/.. Kuşların Nefesine Konsam Bir Adım Ötede Sanki Dokunsam Gölgeme Kaybolacak Kaçıncı Yorgun Sabah Bu Esir Düşmüş Dünlere.. Yaprağın Düşünce Biraktığı Hüzün Sakinliğinde Tutunsam / Tutuluyor Kaçsam Kaçılmıyor Zamansızlığımdan.. Düş/sem… Dilimin Kusuru Yok Bitmeyen Bir Ayrılık Cümlesinde Nereye Koşsam Ilık Bahar Arifesinden Bul/an/sam Rüzgarın Seyrince... / … İhtimaller Dökülen Yalnızlık Denizinde Kaçıncı Sefer Bu Yarım Kalan Bir Kırlangıç Çığlığından Doğsam Süzülsem Dağlara.. Kaç/sam... Zehir Olsam Dilime Kilit Vursam Sinsice Hasretin Kelamına Sus/sam… Yüz Çevirmiş Bir Duanın Çığlıklarında Kaybolsam Şimdi Bittikçe Başlasam.. Yitmesem… Mavisi Sönmüş Tozlu Yollara Sırtımı Dönüp De İçimi Titreten Işığa Yakıştırırken Karaları; Bir Nida Yapışıyor Boğazıma Düğüm Düğüm.. Uykusundan Kaldırmaya Kıyamadığım Bir Çocuk Yüzü Ki; Avuçlarımda Kayboluyor Parmakları. Sonları Hep Baştan Yitiren Yürek Alacasında Bir Yenilmişliğin Can Çekişiyor Biraz Korkak Titrek Titrek.. Sevda Oluyor Sonra Sessizliğin Adı.. Feryat figan yol almaya can direten.. Bir Nida Yapışıyor Ki Boğazima Düğüm Düğüm; Çıt Yok.. Söylesem Söylenmiyor Gitsem.. Gidilmiyor.. Gidemeyişimsin.. |
Belki Bir Gün Bir yaz yağmuru çiselerken saçlarına; "Belki Bir Gün" dökülür kelimelere usulca.... Deniz kokusu uyandırır anılarını, Silueti kamaştırır küçücük ellerini; Çocuk gözlerini, Ayrılığın Yaşarttığı. Yıllanmış bir heyecan buruşturur kalbini; "Belki Bir Gün " demeye mecal arar. Bu kaçıncı benzettiğin ona; Geç kalınmış hayallere katılan, Mavi Turlara. Kursağında kalır aşk. Elmasını Yutamayan Adem misali; Dünyaya düşürülürsün umutsuzca. Bulmak var seni... Belki Birgün... Umut Taşdemir |
Kaybettiğim Seni Yorgunum sensizliğe. Çaresizlik kuşatmış her yanımı, Bu mahküm şehrin tenha sokaklarında, Kaybolmuşum. Sıkılmışım kalabalık caddelerinde. Yalnızlığa bir dost, Ben olmuşum. Takılmışım mutluluk duvarına, Yüreğimden vurulmuşum. O yalancı güzelliği Deryalarında bulmuşum. Unutmuşum gözlerinin rengini Kaybolduğum şehrin sokaklarında. Çırpınmışım yıllarca, Bulmak ümidiyle, kaybettiğim seni! Yücel Demirtaş |
Sevmeyi Başarabilseydin bir gülüşe neler feda edilirdi, bir tatlı söze ömür verilirdi, tüm hisler ayağına serilirdi, sen sevmeyi başarabilseydin eğer. ölmeyi isteyen bedende can olurdun, damarda dolaşan kan olurdun, karanlıklar ardında tan olurdun, sen sevmeyi başarabilseydin eğer. yüreğimin en güzel yerinde yaşardın, sevgimden engin denizler gibi coşardın, kavuşmak için delice koşardın, sen sevmeyi başarabilseydin eğer. elele koşabilirdik mutlu günlere, umutla bakardık,korkmadan ileriye, siper olurdu sevdamız,birleşince cesaretle, sen sevmeyi başarabilseydin eğer. hayaller ,ümitler yarım kalmazdı, gelecekten yana kaygımız olmazdı, senin yerini hiç kimse alamazdı, sen sevmeyi başarabilseydin eğer. Serap Canarslan |
Çiçek Kokulu Yağmurlarda Sevdim Ben Seni... Çicek kokulu yağmurlarda sevdim Semadan nazlı nazlı süzülürdün içime Bulutların arasından sevdanı bırakırdın yüreğime Ben seni, Çicek kokulu yağmurlarda sevdim Her damlan başka bir çicek kokardı Bazen kır menekşesi Bazen zambak bazen de kasımpatı Ben seni Alaca atların koşuşturduğu kırlarda sevdim Ben seni Taze gülleri bahara gelin ettiğimde sevdim Ben seni Güneş huylu çocukların gözlerinde sevdim Ben seni Bulut benizli çiceklerde sevdim Dört mevsim gözlerime baharı getirirdin Avucuma dane dane tomurcukları sererdin Ben seni Seher vakitlerindeki hoyrat rüzgarlarda sevdim Tanyeri ağarmadan ilk bana gülümserdin Acılarıma ağlar, dertlerimi dinlerdin Ben seni Yıldızların ay' la dansında sevdim Ben seni, Islak yanaklı serçenin kanadında sevdim Ben seni, Utangaç yanaklarında yüreğimde ölümüne sevdim Alıntı |
Şubatın Soğugunda Sen yoksun yanımda Bir fırtınadır esiyor Kar karşı daglarda Beyaz bir örtü döşüyor Benim içim üşüyor Şubatın keskin soğugunda Sen yoksun yanımda Güneş sinmiş bulut arkasına Isıtmıyor beni Ortalık buz kesmiş Saçaklar şekillenmiş cam gibi Beni içim üşüyor Şubatın keskin soğugunda Sen yoksun yanımda Vücudum titriyor Donuyorum sanki Isıtmıyor hiçbir şey beni Benim içim üşüyor Şubatın keskin soğugunda Hüseyin Önder |
SEN OLMADIN Hayaller akıp gidiyor zamana aldırmadan.. Oysa ben seni içimde sakladım o kadar… Değmedi hiçbir şey değmedi!!! Kurduğum hayallere yenik düştüm Daha seni anlamadan… Kalbimde sakladım seni göstermedim Göstersem ne fayda edecek ki? Olmadı senolamadın bana istemedin asilikle..! Ben ise boynumu büktüm.. O tanımadığım sese ses edemedim… Susmak hiçbir şeyi halletmedi sana karşı.. Oysaki ben devamlı sustum… Sustum çünkü senin yakınına varmak beni bitirirdi.. Seni uzaktan sevmekseni anlatan oyunlar oynamak… Bilemezsin sen yüreğimi ne kadar kanattığını.. Gözlerim kapalıellerim bağlı çaresizim.. İmkansızı imkansız yaparak yitiriyorum çaresizim… Senin yüzünü görmeyince nasıl zor dayanıyorum Oysa sen benim bu üzgün suratımı görünce kaçıyorsun Bilerekten böyle bir acıyı bana çektirme ne olur?!? Dayanamıyorum…. Sen benim tüm bedenime saplanmışsın.. Senden başkasına yürütemiyorum bu bedenimi.. Çok kötü felç etmişsin beni Yüreğimin ise ağzını kilitlemişsin Seni sana anlatamayayım diye Gördüğün zaman kaçışın kolay olsun diye.. Bana bir gelsen senin için kilitlenirim.. Kilitleneyim senin için defalarca… Gel rahatsızlığımı gözlerinle kapatayım Gel benim ol bitsin bu imkansızlık Senin için gözlerimdeki neşeyi açayım.. Seni defalarca arzulamak Kırıklığımı gidermek için Seni defalarca yok yere sevmek Kalbimi kırdığı için Kırıyor kalbimi seni defalarca sevmek Kırıklarım toplansın diye seni arzulamak Yitip giden tüm umutlar Şimdi çoktan uçuştular Sırf benim olma diye.. Sırf bana acı çektirsin diye… Sırf “SEN OLMADIN” diye…! |
Kent suskun… ve istasyonlar ayrılık için var bu şehirde İmlası bozuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken Ömrüme iliştirdiğim martı leşleri yamalı bir geçmişi oynar İmtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan gecenin en serseri yanını alırım günceme .. Durup durup şiirler yazmak yoluna Yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde Kendimi sende kalabalık buluşum belki de bundan Her gece yorganımın altında sakladığım kırlangıç sürüleriyle geliyorum sana Sen uykudayken .. Babam her gece ölüyor şimdilerde Annem nihavent bir çığlık oluyor “Bana en çok sensizlik koyuyor…” Sonra Babil’in asma bahçelerine asıyorum kendimi uyanmak için.. Eski bir aşkını anlatıyorken bana Konuştuklarından yapılma bir sessizlik oluyor ağzım Kaç kez kanıyorum bir bilsen…(ya da hiç bilmesen) Sesinin ardında yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor Kendimi kötü kurulmuş bir cümle sanıyorum Gece yüklü bir kamyon uykularımı solluyor Yastığının altında yalnızlığın var biliyorum Oysa ben senden bir bardak su istedim, Akdeniz değil .. Son yalnızı benimdir bu kentin İstanbul arkamdan gelir Ey hüznü yüzünde gülücük diye taşıyan kız Hep kendine mi saklarsın çocukluğunu .. Ağzıma bir bulut bulaşsa da yokluğundan yapılmış Kayadan seken kurşun En serseri yanımız olur kimi zaman Ve ben hep kendimi terk ederim senden Her katilin aşkı , Her aşkın katili , Bir öncekinin faili , Hep ben olurum… Hep ben ölürüm… İçime uzanan koridorların ortasından hep gülerdin beni görünce Bense sana hep geç kalırdım Sona kalırdım, Sonra kanardım… Yağmurlarla inseydin içime İçim senden yanaydı Yüzümdeki işgaller senden karaydı Seni sevmek en gizli ağlama biçimimdi Sana yazacaklarım sil sil bitmezdi “Ve ben; sende hiçbir şeydim sen bende her şeyken…” Canım yastığının altında biriktirdiğin yalnızlıklarım Kendine varlaşıp bana yoklaşan biri yapar seni Ve ne kadar kaçsan o kadar yakınsındır aslında kendine Geciken sevdalar yıkık kentlere benzer bilirsin Ve sevgisizlik alır bir gün seni benden “İşte bu yüzden; Sen hep sevil … Hep sevil … Sevil … ” Alıntı |
Unuttuk... Nasıl çıkacağız tanrım huzura? İmanı unuttuk,dini unuttuk, Alın teri harcamadan hazıra, Kondukça keyiften,seni unuttuk. Ne aşkın tadı var,ne ağzın tadı, İlahi aşkların dolmuş miadı, Senden daha büyük,paranın adı, Koyup gideceğiz,onu unuttuk. Aldandık dünyanın renkli yönüne, Hazırlık yapmadık mahşer gününe, Düştük gidiyoruz,nefsin önüne, Hesap soracağın günü unuttuk. Rakip tanımadık,yalan hilede, Söz konusu koltuk ise hele de, Bu vatan uğruna, Çanakkale'de, Şehitlerden akan kanı unuttuk. Kabul niyazı,duy sesimizi, Doyuramaz olduk biz nefsimizi, Boşuna harcadık nefesimizi, Emanet ettiğin canı unuttuk. Mustafa Şahin |
Seni yüreğimden atabileceğimi sanma Gözlerimden silebileceğimi de Bana desen ki gemideyim, ta uzakta Arkama bakmadan atlardım maviliklere Tepelerdeyim desen en sıcak günde Kavurup, yakacağını bildiğim halde Koşardım güneşe Yağmur sonrası ortaya çıkan toprak kokusu gibi Gözlerimi kapattığımda benimle olduğun gibi Benim gölgem değil miydin peki? Ama yoksun, yine yok.. Neredesin? 01/02/2009 23.05 Nuran Üçer |
Yağmur Gözyaşlarıma yokluğunun rüzğarları üşütmüştür bedenim ve ruhumu. kuru ve kurak bir çöle dönmüştür yüreğim. yağmur damlalarım sulayamaz olmuştur sensiz sahip olamayışlarımı. beklerken yağmuru yüreğimde hangi duygumu sulayacagını şaşırmıştır damlalarım. sensizlikte sana olan bitmeyen sevgimi mi? yoksa hayat boyu gelmeyeceğin duygusunu mu? yada bir türlü seni unutamayışımı mı? hangi birisini sayayım yetecek mi? yağmur gözyaşlarıma. Göz kapaklarımdan süzülmeyenler yüzümü de kuru hale getirmiştir. yağarken yağmur ıslanmak mıdır? sırılsıklam başımdan aşağı! ! dökülürken yağmur damlaları sadece ıslaklıktır bedenime. üşüme verir ya da taşımak zorunda oldugum elbiseye ağırlıktır aslında. bir damlası bile yüreğime akmazken yüreğimde ki toprağımı sulayamazken içime sızmazken hasrettir yağmur gözyaşlarıma. Ali Niyazi Gül |
Güzel İstanbul Sanki bir güneş; Doğmuş anadoluya. Avrupayı,asyayı Katmış anadoluya.. Ey İstanbul,güzel İstanbul. Sevdanın güneşi İstanbul. Seni bağrıma basarım, Aklımı başımdan alan İstanbul.... Bir yıldızsın parlar durursun Parladıkça gönüllere ışık vurursun Nazar değmesin,çok şirinsin Dağı taşı altın İstanbul.... Ah İstanbul,güzel İstanbul Sevdanın güneşi İstanbul. Seni bağrıma basarım Aklımı başımdan çalan istanbul.... Ayasofya,Sultan Ahmet Asrın baş komutanı; Fatih Sultan Mehmet. Yeni çağa merhaba dedi.. Ah İstanbul, güzel İstanbul Sevdanın güneşi İstanbul Seni bağrıma basarım Aklımı başımdan alan istanbul.... Doğa güzelliğinin anası oldun Görkemli sarayların babası oldun. İsmin tarihe yazıldı. Cenettin bir köşesi İstanbul... Ah İstanbul,güzel İstanbul. Sevdanın güneşi İstanbul. Seni bağrıma basarım. Aklımı başımdan alan İstanbul... Yavuz Ağır |
Ben Aşk'ı Sen Gittin Diye Yaktım Terk edilmiş bir sokaktayım.. Bütün duvarlar bana dargın.. Dargın bana bütün yollar,Seni sevdiğim için.. Ardından ağladığım için... Oysa.. Yıldızlı gecelerde gözlerini gölgeleyen bendim.. Şafağın ışıklarını birer birer ben söndürdüm.. Bulutları ben iteledim dağ başlarına.. Sevdalılarını sığ denizlerde boğan bendim... Nehirleri ben kuruttum.. Ve Ask'ı ben yaktım..Sen gitmeyesin diye!... Bir labirentin sonundayım şimdi.. Ya yasayacam ya da öleceğim.. İkiside benim elimde.. Bütün sokaklar dilsiz,bütün sokaklar sağır.. Teker teker geçtim karanlık odalardan.. Yüreğim paramparça aştım engelleri.. Takıldım,düştüm,çok beter hırpalandım.. Ama inan bana içimdeki parçam.. Sevdandan bir nefes,Tek bir nefes olsun usanmadım... Bütün sokakların gözü benim üzerimdeydi.. Aklımda sen varsın diye.. Beni en zayıf yerimden vurdular "......" Çok uzaklardaydın, nasıl bilecektin.. Geceydi... Karanlıktı... Sarhoştum... Beterdim... Neye yarardı ki sensiz Ask? Bir kez daha gitmeyesin diye..Ask'ı ben yaktım!... İnce yağmurlu bir gecede,Kör bir bıçak gibi saplandın yüreğime.. Kan çıkmadı mı sanıyorsun gözlerimden.. Bir sırrımı daha öğrendi gökyüzü.. Ne ay anladı, ne güneş ıslak yüreğimi.. Kara dumanlar yolladım sana,Sarsın diye vefasız bedenini.. Soğuktu,karanlıktı, çiseliyordu.. Isıtmak için sensiz bedenimi..Ask'ı ben yaktım! Sevapsız bir günahkarım şimdi.. İşte çırılçıplak karşındayım.. Dalgaları elinden alınmış bir gemi.. Yıldızları çalınmış bir gökyüzü.. Buzulları erimiş ılık bir kutup.. Ve karanlıkta çalınan bir ıslık gibiyim.. En mahrem sırrımı doluyorum boynuna.. Masum çocukların uçurtmalarını ben parçaladım.. Oyuncaklarını kıran bendim bebeklerin.. İçimdeki yangınlara sığdırıyorum Göz yaşlarımı.. Bir kıvılcım oldu ismin dudağımda.. Geceydi... Karanlıktı... Sarhoştum... Beterdim... Deli gibi yollara düştüm,Belki ölürüm diye... Olmayınca..!!! Ask'ı yaktım... Bir baksana şu halime, ellerim kan ter içinde.. Bir diken yüzünden bütün gülleri birer birer ateşlere attım.. Gitti dediler senin için, Bilmiyordum... Ne senle oluyor, ne de sensiz.. Yokluğun cehennemin diğer adıymış.. Ben deli, ben divane,Nerden bilecektim?.. Ey ayın en güzel hali olan parçam.. Ben Aşk'ı Sen Gittin Diye Yaktım....!!! Alıntı. |
Kavuşuruz Kader deyip çektiğim, bu çileler boşuna, Felek vurmuş bir kere, bakmaz gözüm yaşına, Ayrılık boynumu büker, hasret düşmüş peşime, Bu günlerde geçer elbet, elbet kavuşuruz gülüm. Izdırabım bir iken, bin oldu derdim birden, Yakınım oldu uzak, isyanımsa gönülden, Nara atmak geliyor ki, şu zavallı içimden, Gün olurda birgün elbet, elbet kavuşuruz gülüm. Kurdu, kuşu saklayan, boz dumanlı dağlarından, Sanki türül türül kokan, mor sümbüllü bağlarından, Feleğin sillesinden, kaderin ağlarından, Birgün kurtuluruz elbet, elbet kavuşuruz gülüm. Kör zindanlara koysalar, yine de beklerim seni, Cehennem ateşine atsalar, yine de severim seni, Binbir yerimden dağlasalar, yine de isterim seni, Bu acılar biter elbet, elbet kavuşuruz gülüm. Sevmek güzel bir iş, ayrılıksa çok acı, Başkasını görmez gözüm, budur ruhun ihtiyacı, Birleşmek, mutlu olmak iki gönlün ilacı, Mutlu oluruz birgün elbet, elbet kavuşuruz gülüm. Yavuz Teber |
Gönlüm Sevda tohumunun düştüğü anda Parça parça olur yarılır gönlüm Hasret ateşiyle piştiği anda Yanmayan gönüle darılır gönlüm Derinden yükselir sessiz bir nara O anda bakılmaz zarara, Kâra Hesabı, kitabı atıp kenara Malum bir meçhule sarılır gönlüm Bir sitem ki, kim işite, kim duya Bir sitem ki, bu şikara kim kıya Bakışları keskin olan avcıya Kendi rızasıyla vurulur gönlüm Uğur Işılak |
Bir Şey Var Sende Bir şey var sende Gönlünde sancıyan Zelîha'nın Kınanan aşkına özgü bir şey Diyemediğim adını sırrına eremediğim Bir top menekşe bir demet çiçek mi? Aşk mı desem eski bir dert ki inceden Can ipimi ilmek ilmek tüketen… Bir şey var sende Vardıkça, göğün kaybolan derinliğinde Yalnızlığın sihirli elmas gözlerinde Tut ki rüyaları Yarı kalmış sevdaların peşinde Uzatmak uzatmak gibi bir şey Hangi yağmur döndü Düşmeden acıkmış karnına toprağın Hangi has bahçe Sakladı şakıyan bülbülleri seherden Bir şey ki Kevser’den Yarı sıcak nisanlar gibi sevecen Kır çiçekleri gibi masum Zambaklar gibi nazlı bir şey Bir şey var sende Açılmamış bir gonca gibi Kendine sakladığın bir şey Alıntı. |
Bugün Öyle gücendi ki gönlüm sevgiye Eşime dostuma küserim bugün Sormasın halimi sormasın kimse Canım dediğimi üzerim bugün Ne olur üstüme gelmeyin sakın Ben bende değilim halime bakın Bu kötü kadere isyanım yakın Bir rüzgâr misali eserim bugün Kırıldı gönlümün kanadı kolu Gözlerim ümitsiz yaşlarla dolu Ararda bulamam bir çıkar yolu O yüzden konuşmam susarım bugün Kapıldı yüreğim bir boş hayale Kalmadı bahçemde ne gül ne lale Ben sevmek yüzünden geldim bu hale Kalbimi kurşuna dizerim bugün Bundan böyle bana yaşamak haram Seneler geçse de kapanmaz yaram Benim bu dünyayla açıldı aram Bütün umutları asarım bugün Kader umursamaz dileklerimi Anılar kemirir iliklerimi Her gün ölmektense bileklerimi Bir kez ölmek için keserim bugün Mutlu Aydurmuş |
Kalbimden sök aşkını al Bana lazım olmayan bir o var... Aşkımı sığdırabilirsen bavuluna Al götür herşeyi yüreğimden alıp O zaman izin verebilirim sana... Şimdi çekip gidebilirsin Neden diye sormam! |
Aynada Ben Halet-i Ruhaniyeme Aynada görmen mi çirkinliğini, Saçların mı yere düşen gözyaşların.. Göz göze gelince bir karşı cinsin, Tılsımı mı içinde sakladığın bu halin.. Küfrederken fikirlerine bir caninin, Hakların mı terkettiğin hıncın.. Zamanı tanımadan gerilen kaşların, Ardından umduğun, beklediğin, Ve avunamadığın.. Düşündün mü ne diye.. Düşündün mü hayata dair, Hayat nedir diye.. Ve düşündün mü.. Nedir mutluluk diye..? T.Çayıroğlu |
Sensin Herşeyim Ömrümün her anı hep yanımda ol. Ben senle var oldum sensiz bir hiçim! Biliyorum kahrımı çekmek zor. Nefes alamam sensiz; sensin herşeyim. Ağırbaşlım, şefkatlim, iyi huylum birtanem Senin yanında buldum en derin huzuru ben. Her zorluğu aşarım sen tutunca elimden Yolumu bulamam sensiz; sensin herşeyim. Behiye Akmeşe |
Simsiyah Yankılar Keşke tanımasaydım seni Omuzlarıma bu kadar yük binmezdi o zaman Gözlerim ağlamayı bilmezdi bu kadar sık Kalbim hep seni atmazdı delicesine Benim de ellerim sıcak olurdu belki böyle Geceleri hep gelmeni beklemezdim sabahlara kadar Rüyalarımda tatlı hülyalarım olurdu Duygusuzca düşünmezdim yokluğunda yılları Hem üşümezdim de hiç böylesine ölüm karanlığında Sen ne kadar karanlığım üşütür seni desen de Kalbim kan çanağına dönmezdi sensizce Kayan yıldızlara farklı dilekler tutardım Adımlarım bu kadar küçülmezdi Ben de gülerdim zaman zaman Deniz ve mehtap benim için de önemli olurdu belki Güneşsiz dimamda kavrulmazdı ciğerlerim Ruhum daralmaz benliğim sıkışmazdı Tüm zerrelerim acı çektirmezdi bedenime Öksüz bir garip gibi hissetmezdim kendimi Sürekli uzaklara dalıp kalmazdım oralarda Bütün geceler tütünü çekmezdim içime her an Keşke tanımasaydım seni Keşke yağmur olsam yağsam taşlara Keşke taş bağırlılar yumaşasa Keşke merhamet olsa Merhamet olsa gelip geçen zamana Keşke keşkeler hiç olmasa Keşke seninle başka bir yerde yeni bir başlangıç olsa Keşke Keşke seni tanımasaydım Yıllarımı düşlemezdim Dönüp duran mevsimleri Yaprakların sarı hüznünü düşünmezdim Ayaklarımın altındaki solan çiçekleri Hatıralarımda kaybolan kalbimi düşünmezdim Tezatlar kalbimde yer bulur olmazdı Çığlıklarla kesmezdim bileklerimi Kanımla yazmazdım son veda şiirimi Duvarlara kutup gibi soğuk o adını Avuçlarımın içine bende kalan seni yazmazdım Sımsıcak fışkıran kanımla Şiirim de bitmezdi benim bittiğim gibi Beyaz kalırdı gerisi Son bir beyazlık gibi Bembeyaz aşk Kartanem gibi Keşke seni tanımasaydım Simsiyah yankılar oluşmazdı ufkumda Açlığı susuzluğu bu hasreti bilmezdi bu can Beynim bu kadar hırçın uğuldamazdı Nefesim ürkek ve soluksuz olmazdı Yokluğun buz gibi dondurmazdı belki Elemsiz bir hayat olurdu benim için Ağlamalarım bile daha acısız olurdu İnim inim inlemezdim sabahları Herşey bensiz ve benliksiz olurdu Ve... Umutla verirdim... Son nefesimi... Keşke tanımasaydım seni Keşke yağmur olsam yağsam taşlara Keşke taş bağırlılar yumaşasa Keşke merhamet olsa Merhamet olsa gelip geçen zamana Keşke keşkeler hiç olmasa Keşke seninle başka bir yerde yeni bir başlangıç olsa Keşke olsa Keşke.. |
Gülümse... Gülümse Belki beşinci mevsim olur Kırmızı karlar yağar kim bilir Sen hep gülümse Ve sen gülünce tomurcuk çiçek gül olur Ve Sen gülünce dil bilmez serçe bülbül olur Gülümse Sureti alemde beden ne ki Yıkılmadık daha Biz düştüğümüz yerden kalkmasını biliriz Senin tek korktuğun ölümse Dik tut başını, ecele gülümse Ve gülüşlerin fon müziği olsun hayatın Ve saçlarının kokusu habercisi baharın Gülümse Belki şehirler köy olur yeniden Yine keyif alırız kağnı sesinden Yeniden çocuk olur yeniden büyürüz Sen hayali yitirme özümse Kaldır başını göğe; gülümse Ve olsun gözüm bahar olsun Ve tebessümün hep muhteşem olsun Gülümse Değiştiremessin ya yazgıyı kaderi Bakarsın akıllanır mahallenin delisi Olur da anlar yüreği alemin efendisi Hep yek gelecek değil ya kader oyunu Eğilmeden yaşamak gerek...Yaşamak gerek Ve yine neşe dolacak alemin hayat salonu Ve yine sana söz karanlıkta bulacak yürek yolunu Gülümse... Gülümse... Vedat Ali Kızıltepe |
Sen Vurdunda Ben Ölmedim mi? Felek zorun ne ki benim ile, Ödenmemiş hesabımmı var sana, Hadi aç defterini,gün hesap günü. Felek canıma kastınmı var senin? Ne verdinki ne istersin? Sözüm yalan ise,biri bana göstersin. Ne yönün belli, nede tersin. Felek canıma kastınmı var senin? Ömrün yarısını çoktan geçtim. Elinden herdem zehir içtim, Ne verdinse sana,geri verdim, Felek canıma kastınmı var senin? Her daim,baharımı kışa çevirdin Dağ gibiydim bir vuruşta devirdin, Söyle bana,nedir senin emelin, Felek canıma kastınmı var senin? Ne malında,ne müklünde, Olmadıki zaten gözüm. Her daim doğruluktur benim özüm. Felek canıma kastınmı var senin? Hazandan gayrı ne verdin bana Savurdun durdun, sağdan sola Hele sevdadan yana,hesapmı sordum sana Felek canıma kastınmı var senin? Bu can bana emanettir bilesin. Başka hesabın kaldı ise göresin Bırakmayasın sakın mahşere Felek canıma kastınmı var senin? Her çilene göğüs germedimmi,? Hesap dedin,bedelini ödemedimmi? Eğer kastın canıma ise,al gardını Titrersem namerdim ! Sen vurdunda ben ölmedimmi? Safiye Samyeli |
Üzülmem Sanırsın Ayrılığın Yamacında Durup Boğulan Sevgileri Seyrederken Üzülürüm.. Bir Bozgunun Başrolünde Ağlamam Değil mi Yitip Gitmelere Melekler Ağlamaz Dersin Ağladım.. Söylemiştim; Ben Melek Değilim.. Alıntı |
ben küçüktüm. minik ellerim vardı. ince sarı saçlarım. gülüşlerim vardı. oyuncaklarım,bilyelerim, çamurlu ayakkabılarım vardı. ellerim; hep annemin ellerinde, sımsıcaktı. annem istedi; dedi: uyusunda büyüsün,ninni. uyudum. büyüdüm. annemin hatırına. ellerim büyüdü, saçlarım döküldü. asıldı yüzüm. kırıldı oyuncaklarım. boyalı ayakkabılarım. aklımda bir sürü soru:cevapsız. ve ağrılı biryanlarım. ellerim hep böyle soğuk. ceplerimde. büyüdüm. büyümesemiydim yoksa.? ama annem üzülürdü sonra. katlanmazdım ben bunlara, annemin hatırı olmasa mustafa karaosman |
Ayrılık kapıyı çalıyor açma Biraz daha düşün zamanımız var.. Ne günler yaşadık bak sayfa sayfa Seninle yazılmış romanımız var.. Gönül kapısından hemen uçma dur! Selamsız vedasız böyle kaçma dur! Bilinmez yerlere yelken açma dur! Seninle mutluluk limanımız var! ... A.S.İlkan Ayrılık Kapıyı Çalıyor Bir anda yokuşa çevirme düzü Dargınlık bir aşkın tadı ve tuzu Hatırla Tanrıya verdiğin sözü Ayrılmak yok diye yeminimiz var... |
*Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte. Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni, Senin o'nu sevdiğinden. Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen, Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak. "O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya, yada pembeye. Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak can yücel |
|
Vurgun yemiş misali gönlüm Tutuldu aşka Ciğerimden yanıyorum ben bu defa başka Bu yangın benle ölünceye dek Yaşasın varsın Dünyanın o son günü Sen beni arayacaksın Doymadım doyamadım sevmelere seni ben Saymadı sayamadım sensiz geçen yılları Ne inkar ne itiraf Bu yalnızca sitem Zannetme birgün geri dönmek değil niyetim Hasrete teslim oldum gelmeyeceğim Doymadım doyamadım sevmelere seni ben Saymadım sayamadım sensiz geçen yılları Ne inkar ne itiraf Bu yalnızca sitem Sezen Aksu Sitem |
Hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını, Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım.. Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım.. ... Can Yücel.. ` |
| Saat: 20:38 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık