![]() |
Vururdum Seni Gülmeyi unutmuş bu benim yüzüm Hiç gülemiyorsa sensin nedeni İçkiye tiryaki oldum sayende Bütün bu hallere sen koydun beni Ayrılmamak için yalvaran sendin Terkedip giden sen oldun yine Bu kadar sevmemiş olsaydım eğer Kaşının üstünden vururdum seni Ayıran sebebin ne olduğunu Nedense bir türlü anlayamadım İçime işleyen bakışlarına Sahte de olsa tam doyamadım |
EN ZAYIF ANIMDA Daha düne kadar sensiz olamam, Ben senin gölgende varım diyordun. Sensiz okuyamam ,sensiz yazamam, Sensiz aklım bile yarım diyordun. Sen beni en zayıf anımda vurdun. Şarapla tütünle açtım arayı, Bir de sen terk ettin bahtı karayı, Bir seni düşündüm bir sigarayı, Demek ki şeytanca bir tuzak kurdun. Sen beni en zayıf anımda vurdun. Bir yandan gönlümün işret çağrısı, Bir yandan midemin ince sancısı, Tetiği vaktinde çektin doğrusu, Demek ki aylarca pusuda durdun, Sen beni en zayıf anımda vurdun. Övgüye değerdi oyun takatin, Alkışlık bir roldü her hareketin, Giderken vicdanın ve sadakatin, Lügatçe manası ne diye sordun, Sen beni en zayıf anımda vurdun. Hayrını umsan da hain kararın, Eyvah’la telafi olmaz zararın, Yarama tuz bastı ani firarın, Düşerken tuttuğum son dalı kırdın. Sen beni en zayıf anımda vurdun |
Biz dost hasretini yüreğimize kazımışız, Dostumuz ağladığında Hiç gülmemişiz, Dost sesin duymayınca Yok bilmemişiz. Dost dostunun dostluğuna hayran. Bir meltem estiğinde kopuveren Yüzeye yakın kök müydük, Biz dostluğumuzu sindirdik Meşe kökünde büyüttük, Her mevsim PELİT’imizi Dost yarene dağıttık. Dost dostunun dostluğuna kurban. Dostun dostça dostunadır sitemi Lakin ne adını unuttuk nede gölgeni, Hoş muhabbetimiz bitti sanma Kalbimizdeki tahtın sahibi yareni, Sarmasınıda biliriz sebebi bizsek Kalbindeki dosta yanık yaranı. Dost dostunun yoluna hayran. Arayıp sormuyorsak unuttuk sanma Alındı mesaj kendimize geldik, Ayrı olsa da gözlerimiz sözlerimiz Biz dost kalbini kalbimizde bildik, Suya yazdığın yazılar silinmez Dostluğumuz bakidir, yaren-i REFİK. Dost dostunun yoluna kurban. |
Nisan Havada şiir kokusu var, yağmur yağıyor Belki nisan yağıyor, belki yağmur Şiirsi ve çocuksu bir aydayız Nisandayız. Yağıyor yağmur usul usul. Islanan sevdalı başımız mı Havada nisan kokusu var Buram buram sevda kokusu var Yüreklerimiz çocuk Islanan-sulanan yüreklerimiz Şaşkın Sakar Esrik. |
http://www.siirkolik.com/images/siir.gif Dosta Doğruİçimde uzayan her yol Çıkar gider dosta doğru Menekşe, nergis. ıtır, gül Kokar gider dosta doğru Zamanım yoğrulur gamla Birleşir sabah akşamla Ilık kanım damla damla Akar gider dosta doğru Gel bende gör, sen gel beni Durduramaz engel beni Görmediğim bir el beni Çeker gider dosta doğru Beynim fırın, bağrım tandır Yanarım hayli zamandır Sevgim bir yavru ceylandir Şeker gider dosta doğru Ne saklarım ne gizlerim Yalnızca onu özlerim Tabutta bile gözlerim Bakar gider dosta doğru |
Haberin Var Mı? rüzgara seni sevdiğimi söyledim gelip kulağına fısıldasın diye yağmura ellerimle dokundum teninin her hücresine değsin diye kuşlarla sohbet ettim sana yalnızlığını unuttursun diye yıldızları bir bir öptüm dudaklarında parlasınlar diye aşkımı ayın üzerine yazdım baktığında okuyasın diye güneşe ateşimi verdim sevişirken seni kavursun diye HABERİN VAR MI |
SENSİZ Yağmurun tadı yok sensizNe kış ne bahar Mehtap bile inek gibi bakar Mavi bir boşluk deniz. Tadı kalmadı şarkıların İçki kadehi soğuk Dün , bugün , yarın Manasız donuk Sen olsaydın eğer Seninle gelseydi yağmur Kar , tipi , çamur Koymazdı bu kadar . Mehtap göz kırpardı tatlı tatlı Zeki ve çapkın Ses ve ışık dolardı deniz Dalgalar cana yakın . Varsın bağırsın sarhoşlar , satıcılar Kar kış kıyamet kopsun Bahar canı isterse olsun Akşam da olmayaydı sabahta Beraberdik sevapta , beraberdik günahta Yağmurun tadı yok sensiz Ne kış ne bahar Mehtap bile inek gibi bakar , Mavi bir boşluk deniz ... |
GECENİN KARANLIĞI Seni arıyor gözlerim bomboş kaldırımlarda, Teninin kokusunu arıyorum,gecenin karanlığında. O an bir ses ile irkiliyorum Evet! Onun sesi diyorum içimden. Dönüp bakıyorum ki sadece bir hayal imiş. Beni çağırıyor sanki gecenin sessizliği ve kendimi bırakıyorum dipsiz bir karanlığın içine. Birden içim ürperiyor,sanki bir ses beni çağırıyor. Ve ona doğru yürüyorum. Taa ki o acı fren sesini duyana kadar… Bakıyorum, mahşeri kalabalık toplanmış. Her kafadan bir ses yükseliyor; Daha ne kadar gençmiş diyorlar. Eğilip aralarından bende bakıyorum; Ama, ama nasıl olur, bu benim. Orada yatan ben isem, peki ben kimim? Anlıyorum ki artık ben burada değilim…! iSY@N & DJ-word_Pl@Y |
renk ölügülüşünde yaşambüyüye akran güneş yaşam! ne renksin?dörtduvar tarlalardapamuk toplayan zenci güneş! ne renksin?http://www.siirparki.com/tanbut8.jpgtamtamla döllenen ormanblues çığlığında dans orman! ne renksin?gölgesinde çarmıh kıymığı koyu fillere öykünendöl! ne renksin?http://www.siirparki.com/tanbut8.jpgzincir çağı kitabesigökte kinin acısıçağ! ne renksin?teninde insan yarasısu unutkan toprak kurugök! ne renksin?http://www.siirparki.com/tanbut8.jpgalaz sevdalı bebekimliksiz zıbın tutsak ateşsevda! ne renksin?sahiplidir kubbelerboyanır küçükzencileroğlum! ne renksin? |
SAKLANBAÇ BİLİRMİSİNİZ SAKLANBAÇI ? HEPİMİZ OYNAMIŞIZDIR O OYUNU. AMA SADECE İNSANLAR MI OYNAR SAKLANBAÇI? DUUGULARINDA SAKLANBAÇI YOKMUDURSİZCE? ONLARDA ZAMANINDA OYNAMIŞLAR ELBET. AMA BİZİMKİNDEN BİRAZ FARKLI OLARAK….. Toplanmış bir gün sıkı dostlar. Tutku, gurur, mutluluk, hasret, yalan ve aşk. Saklanbaç oynamak istemişler. Çılgınlık ebe olup saymaya başlamış. Mutluluk, bulutlara saklanmış. Tutku dağların arkasına. Hasret fazla uzaklaşamayıp ormana saklanmış. Yalan güneşe saklanıcam demiş; ama yalan söylemiş. Göle saklanmış. Gurur ise gururundan saklanıcak yer bulamayınca, oynamaktan vazgeçip terk etmiş orayı. Ama nedense aşk saklanacağı yer konusunda çok kararsız kalmış. Ancak çılgınlık neredeyse saymayı bitirmek üzereymiş. “97-98-99-100” dediği anda sıçrayıp güllerin arasına saklanmış aşk. Çılgınlık aramaya başladığı gibi hepsini bir,bir bulmuş. Ancak aşk hariç…! Hasret, aşkın hasretine dayanamayıp, yerini söyleyivermiş çılgınlığa. Oda eline çatal şeklinde bir mızrak alarak güllerin arasına saplamaya başlamış. Ta ki acı dolu bir feryat onu durdurana kadar. Aşk elleriyle yüzünü kapayarak çıkmış saklandığı yerden. Parmaklarını arasından kanlar süzülüyormuş. Çılgınlık “ne yaptım ben! Gözünü kör ettim. Söyle, söyle senin için ne yapabilirim?” diye sormuş pişman bir halde. Aşkta; “evet gözümü kör ettin. Ama bundan sonra kılavuzum sen olabilirisin.” Diye teselli etmiş onu. Ve birleşmişler. İşte o günden beri aşkın gözü kördür. Ancak bulunduğu her yerde çılgınlıkta vardır….! |
| Saat: 19:07 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık