![]() |
|
AYRILIK HEDİYESİ şimdi saat sensizliğin ertesi yıldız dolmuş gökyüzü ay-aydın avutulmuş çocuklar çoktan sustu bir ben kaldım tenhasında gecenin avutulmamış bir ben... şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim ki bu yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun bu da benden sana ayrılığın hediyesi olsun soytarılık etmeden güldürebilmek seni ekmek çalmadan doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun.. şimdi iyi niyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum bu son olsun be..bu son olsun! bu da benim sana ayrılırken mazeretim olsun! şimdi saat yokluğunun belası sensiz gelen sabaha günaydın! işi-gücü olanlar çoktan gitti bir ben kaldım voltasında sensizliğin hiç uyumamış bir ben... şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun... kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni beyninin içindekileri anlayabilmek ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü bütün saatleri öylece durdurabilmek için çıldırasıya paraladım kendimi lanet olsun! artık sigarayı üç pakete çıkardım günde olsun be! ne olacaksa olsun! bu da benim sana ayrılırken şikayetim olsun (gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla bu benden son dua bu benden ayrılık hediyesi olsun) Yusuf Hayaloğlu Ayrılık Hediyesi |
BİR ANKA KUŞU Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi, Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi! Anne, beni söğüdün gölgesinde vurdular, Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi. Üşüştü birer birer çakallar üzerime, Üşüştü her bir yandan göğsüme, ciğerime. Anne, beni leş gibi yiyip talan ettiler, Teşhis edilmek için savurdular önüne. 'Yeryüzündeki acıların Hepsini, hepsini tattım!' Heder oldum, ekmeğime tütün kattım! Beni milyon kere yaktılar üstüste. Bir Anka kuşu gibi anne, Kendimi külümden yarattım. Geceler tanır beni; konarım göçerim ben. Geceler tanır beni; kan damlar içerim ben. Anne, sen beni unut. Karanlığın bağrında Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben. Suçüstü yakalandım bölüşürken kalbimi, Suçüstü, kelepçeyle yardılar bileğimi. Anne, ben diyar diyar umudun savaşçısı, Bir tutam sevgi için dağladım gözlerimi. Prometeus'tum, çiviyle çakılırken taşlara Ciğerimi kartallara yedirdim. Spartakus'tüm, köleliğin çığlığında. Aslanlara yem oldum, tükendim. Kör kuyuların dibinde Yusuf'tum, Kerbela çölünde Hüseyin. Zindanlarda Cem Sultan, sehpada Pir Sultan. Kaçıncı ölmem, kaçıncı dirilmem bu? 'Tanrılardan ateş çaldım,' Yüzyıllarca tutuştum, üstüste yandım. Bir Anka kuşu gibi anne, Kendimi külümden yarattım. Yusuf Hayaloğlu Anka Kuşu |
Yağmur Düşleri... Gemiler bana taşır bütün yükleri Bense kıyısında oturmuş siluetinin Eteğimdeki taşları dökmekteyim... Gamzemin çukurunda biriken Tuzlu gözyaşlarının, Günün seherinde buza çevirişinedir isyanım... Yetmedi:... Çığlar düşüyor düşlerimin üstüne Daha çok acıyla savrulmak Hasretle koyun koyuna yatmak Baskın yemekten öte... Umuda ihanettir , Aynadaki sırra aşikar bakan gözler Lakin sır da muamma... Altı çizili yok oluşta Gençliğin... Gerisi ah tır Belki de ağlamaktır Ağlamaklı gönül Her mevsimde yağmurum !... Toprağa sessizce gömülen... Hazal Karadağ |
Ne yazsam diye başlıyorum yine.. Sana dair bişi yazmalıyım..Seni anlatmalıyım beni bilenlere.. Beni vurgun sevdanla yok ettiğini, Zamansız öldürdüğünü, Acımasız olduğunu, Anlatmalıyım işte seni bi şekilde… Ben ağlarken Gittin Sen ! ”Biz”e Ağlarken… Vicdanını satarak Gittin ! Dönmeni hiçbir şekilde beklemiyorum Sadece seni anlatmak istiyorum.. Seni anlatmalıyım sadece.. Ne kadar Vicdansız olduğunu Bilsinler diye.. Yalandın Sen ! Ağır Bir Yalan! Affetmemi bekleme benden, Benim Seni Beklemediğim gibi Şimdi Gözyaşlarım süslerken şu satırları...Vefasızlığını anlatmak istiyorum Bilsinler İşte seni..Beni Nasıl Yıktığını? Enkazlarını hala toparlayamadığımı ! Bilsinler ! Sonsuza Kadar Hoşça kal Vefasızım… BetüSH !...Sonunu Getiremediğim Bir Hikayenin Ana Fikriydin "Sen" ...! |
Birtanem http://www.askmasali.com/resimler/kalp.gif Dalga ile kıyının aşkını bilir misin? Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga, Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya Dalga seven, kıyı sevilendir Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga, Ve döner hep geriye Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca İşte, ben de seni böyle severim birtanem. Birtanem, Bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini? Bilirler görünmeyeceklerini... Sevilmeyeceklerini... Koklanmayacaklarını... Okşanmayacaklarını... Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını İşte, ben de seni böyle beklerim Birtanem Alıntı |
GİDERİM Artık seninle duramam Bu akşam çıkar giderim Hesabım kalsın mahşere Elimi yıkar giderim Sen zahmet etme yerinden Gürültü yapmam derinden Parmaklarım üzerinden Su gibi akar giderim Artık sürersin bir sefa Ne cismin kaldı ne cefa Şikayet etmem bu defa Dişimi sıkar giderim Bozar mi sandın acılar Belaya atlar giderim Kurşun gibi mavzer gibi Dağ gibi patlar giderim Kaybetsem bile herşeyi Bu aşkı yırtar giderim Sinsice olmaz gidişim Kapıyı çarpar giderim Sana yazdığım şarkıyı Sazımdan söker giderim Ben ağlayamam bilirsin Yüzümü döker giderim Köpeklerimden kuşumdan Yavrumdan cayar giderim Senden aldığım ne varsa Yerine koyar giderim Ezdirmem sana kendimi Gövdemi yakar giderim Beddua etmem üzülme Kafama sıkar giderim Yusuf Hayaloğlu |
cok guzel emegine saglik |
Zamana Aldandım |
Hayallerim |
Mutluluk |
Seni Sevdiğim İçin Şimşeği , Beynimde çaktığında ; Ateşi , Yüreğimi yaktığında anladım . Bakışlarında seçtim , Gökkuşağının renklerini Ve Seni sevdiğimde çözdüm , İpek böceğinin kozasındaki gizemi . Tut ki Evrende bir çekirdeğim . Toprağım sensin , Dalım , yaprağım sen . Suyum , havam , güneşimsin . Sensin , bana can veren . Böyle gelmiş , böyle gidecekken ; Seni sevdiğim için , Artık , ölsem de gam yemem . Abidin Tatar |
Bilememişmiydim Şarkıları dağlar için söyledim, Yankılanıp bana dönsünler diye. Yankılarda sevgi yoktu, Yankılarda dostluk yoktu. Oysaki benim şarkım, Hani dağlara söylediğim, Sevgi doluydu, Dostluk doluydu, Dağlar mı nankördü ? Yoksa, Ha yoksa, Ben mi söylemeyi becerememiştim ? Ya da yankıların dilimi başkaydı, Anlıyamamışmıydım ? Ya da, Sevmeyi mi bilememiştim ? M.Yaşar Kopuz |
Beni Unutamazsın Beni unutamazsın bilirim, beni unutamazsın Denizin durgunluğu, gözlerimi Coşkunluğu, saçlarımı hatırlatır Kulaklarını tırmalar sesim, hayatından silemezsin Beni unutamazsın bilirim. Parkın tozlu yollarında yalnız dolaşacaksın Mutsuz gökyüzünde bir iki yıldız, ışık tutacak karanlığına Delikanlının biri uzanacak ellerine ansızın Çaresizliğine, yalnızlığına irkileceksin Ve daha sonra tarakta kalan saçlardan anlayacaksın ihtiyarladığını Dudaklarının pembeliği solacak Cilâsı çıkmış bir mobilya gibi eskiyecek güzelliğin Kahrolacaksın! Ve bir gün gelip, beni anlayacaksın. Oysa; vakit çoktan geçmiş olacak Ama sen yine de sözlerime aldırma. Gözlerin zamansız ıslanmasın. Çünkü, artık çocuk değilsin Güneşin nereden doğduğunu bilirsin Başka bir İstanbul olmadığını bilirsin Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin Ama gitmek istiyorsan, yine de sen bilirsin. Ahmet Selçuk İlkan |
VEDA Elimde, sükûtun nabzını dinle Dinle de gönlümü alıver gitsin. Saçlarımdan tutup, kor gözlerinle, Yaşlı gözlerime dalıver gitsin. Yürü, gölgen seni uğurlamakta Küçülüp küçülüp kaybol ırakta. Yolu tam dönerken arkana bak da, Köşede bir lahza kalıver gitsin. Ümidim yılların seline düştü, Saçının en titrek teline düştü, Kuru bir yaprak gibi eline düştü, İstersen rüzgâra salıver gitsin... Necip Fazıl Kısakürek ( 1905 - 1983 ) |
Her şey aklıma gelirdi de, Senin bu yaptıkların gelmezdi. Herkesten beklerdi de bu kalbim, İnan senden beklemezdi. Gittin yalanlar söyleyerek, Arkanda yaralı bir kalp bıraktın. Hani yalan yoktu sende be biriciğim, Giderken, beni yaktın, yıktın, dağıttın. Öyle inanmıştım ki sana, Bir ömür mutlu olurum sandım. Senin o güzel bakışlarına, Ne kadar çabuk aldandım. O kadar hata yaptın ki bana, Af bile dilemedin. Ben soru sordukça sana, Bir doğru cevap bile veremedin. Sana sebepsiz yere kızıyorsam, Kinimden değil yıkılışımdandır. Seni bir daha görmek istemiyorsam, Gururumdan değil aldatılışımdandır. Bunları hak edecek kadar sana ne yaptım, Seni değerli bir varlık saydım. Söylesene be biriciğim, Benden ayrılmaman için ne yapmalıydım? Ama bir gün dönmek istersen, Sakın geri gelme derim. Kapılarım açık olsa da hala sana, Kapalı kapılarım sevgi ve aşktan yana.. Sana olan sevgim, artık bir kine dönüştü, Bu yürek seninle hayatını bölüştü. Sen gittin ellere, eller seninleyken, Acıyla ayrılıkta, benim payıma düştü. Sana hayatın başarılar getirmesini isterim. Bende bulamadın madem, onunla sana mutluluklar dilerim. Sana son sözüm olsun buda, Yüreğin dilenci, sende yalancısın be BİRİCİGİM... Şeref Ayazgün |
YALNIZLIĞA ÖVGÜ Mutluluğun gözü kördür , Yalnızlık sağır . Ondandır biri tökezleyerek yürür , Öbürü uykusunda bile bağırır . Mutluluk yalnız kendisini görür ; Unutur bu yüzden ilkin kendisini . Yalnızlık kendi tutukluğunda özgür , Boyuna bekler dönsün diye sesini . Mutluluk alışır kendisine , ölümden beter ; Borçsuzluğuyla övünür ama kedisi doğurmaz . Yalnızlığın gidecek bir yeri yoktur ; Boyuna kapısına döner , açan olmaz . Mutluluğun mezarları , yalnızlığın heykeli var ... Her ikisinin de saksılarında çiçek . Biri hep başka bir renkle solar , Öbürüyse ha açtı , ha açmayacak ... Özdemir Asaf |
Rüzgar olup dağıtsam saçlarının her telini Yağmur olup süzülsem yanaklarından Bulut olup sarsam sevdanın doruklarını Severmiydin severmiydin beni. Deniz olup uğrasam koylarına limanlarına Tohum olup fışkırsam toprağından başak başak Işık olup aydınlatsam karanlıklarını Severmiydin severmiydin beni. Semih Batman |
GÖZLERİN KAL DİYOR Buna nasıl ayrılık bu nasıl veda Gözlerin kal diyor dudakların git Bakışın anahtar gözlerin kilit Ellerin aç diyor dudakların git Ayrılık dönüşü olmayan nehir Yalnızlık yıkılmış bomboş bir şehir Kaç sevda kül oldu böyle kimbilir Gözyaşın kal diyor dudakların git. Gidersem bir daha dönmeyeceğim Kalırsam kalbime yenileceğim Çözemedim seni delireceğim Gözlerin kal diyor dudakların git Duvardan insin mi resimlerimiz Yabancı olsun mu isimlerimiz Ya o deli dolu gecelerimiz Anılar kal diyor dudakların git Bu romanda biter belki birazdan Ne aşklar yıkıldı gururdan nazdan Ağlıyor besteler yine hicazdan Şarkılar kal diyor dudakların git AHMET SELÇUK İLKAN |
SEN !.. Bırak ellerimi Üç satır yazacağım Üç satırda sen! ... Bırak gözlerimi Dört yana bakacağım Dört yanda sen! ... Bırak yüreğimi Bin kere seveceğim Bin kerede sen! Ahmet Selçuk İlkan |
Bana Kendini Anlat Aklımdan çıkmıyorsun Sensiz bomboş bu hayat Susma öyle ne olur Bana kendini anlat Hasretim gülyüzüne Susamışım sevgine Başkasından bana ne Bana kendini anlat Boşver esen rüzgara Boşver yağan yağmura Hadi gel kollarıma Bana kendini anlat Geceleri üşür müsün Hemen örtünür müsün Beni düşünür müsün Bana kendini anlat Ah benim nar çiçeğim Canım ipek böceğim Meraktan öleceğim Bana kendini anlat Aşkımızdan kime ne Sevdamızdan kime ne Başkasından bana ne Bana kendini anlat AHMET SELÇUK İLKAN |
Ona Sevdiğimi Söyleyiverin Ecelim zamansız gelirse bir gün Ona bu şarkımı dinletiverin Bu en son dileğim, en son sözümdür Ona sevdiğimi söyleyiverin Benden başkasına gitmiş olsa da O güzel aşkımız bitmiş olsa da Üstünden mevsimler geçmiş olsa da Ona sevdiğimi söyleyiverin Sonu hiç gelmeyen bir roman gibi İçimde sönmeyen bir volkan gibi Yazılsın bu sevdam bir destan gibi Ona sevdiğimi söyleyiverin. Ahmet Selçuk İlkan |
Mavi Gece Bir mavi gecede başlamıştı sevdamız Ve maviye çalmıştı bütün umutlarım o gece Unutturmuştun bana karanlığın siyah olduğunu Ve gözlerinde farkettim ilk kez Bütün gecelerin mavi olduğunu Bir mavi geceydi o Bütün gecelerden güzel Bir mavi geceydi o Benim için ömre bedel Ve sonra... Bir gidişin vardı ki Mutluluğuma inat Bir gidişin vardı ki Kırıldı içimde kol kanat Umutlarımın mavisini alıp gittin Denizlerimin mavisini çalıp gittin Masmavi dünyama Simsiyah bir çivi çakıp gittin... Gittin Ve sen de her yalan gibi Bittin.. Ahmet Selçuk İlkan |
Ahmet Abi Biz böyle olacak adam değildik Ahmet abi Bu değildi hayattan beklediğimiz Ne hayallerimiz vardı seninle Gel gör ki beş para etmedi ümitlerimiz Yıldırımlar düştü güvendiğimiz dağlara Hep boş çıktı sarıldığımız eller Hep taş çıktı inandığımız kalpler Kaç kez sırtından vuruldu hayallerimiz Kaç kez yıkılıp kaldık köşe başlarında Kaç kez delik deşik oldu yüreğimiz Görüyorsun ya Ahmet Abi Görüyorsun ya Bozuk para gibi harcandı gençliğimiz. Kimbilir nerede senin o liseli Kimbilir nerede benim o üniversiteli Birimiz doktor olacaktık birimiz mühendis Gel gör ki beş para etmedi ümitlerimiz Oku adam ol derdin bana hatırlar mısn? Oysa daha okumadan elimden aldılar kitaplarımı Sayfa sayfa yırttılar umutlarımı... İşte bu yüzden hala ıpıslak bakışlarım İşte bu yüzden hala yumruk yumruk ellerim İşte bu yüzden hep böyle çatıktır kaşlarım Adam olamadımsa Kendini adam sananlar utansın be Ahmet Abi! Kendini adam sananlar utansın... Bak bir türlü bitmedi hayat kavgamız Hep başka bahara kaldı sevdamız Kim vurduya gitti yarınlarımız Yalan mı be Ahmet Abi? .. Yalan mı be? .. Sınırı olmayan bir dünya yok mu? Kavgasız savaşsız bir hayat yok mu? insanca yaşamak bu bize çok mu? Konuşsana be Ahmet Abi.. Konuşsana be... Elveda aşklara Elveda yıllara Bu nankör hayata Yenildik be Ahmet Abi Yenildik be... İnsanın insanı ezdiği bu yerde Bak bir ömür harcadık Ve harcandık be Ahmet Abi Harcandık be! .. Ah Ahmet Abi ahh.. Ahmet Selçuk İlkan |
Aşkımız Bir Roman Kalbimde arama eski yerini Sen gözümden akan sele karıştın İstesem de artık sevemem seni Hasret rüzgarına yele karıştın Seninle aşkımız eski bir roman Yandı sayfaları külüdür kalan Sevgilim herşeyim sendin bir zaman Ne yazık sonunda ele karıştın Kırılan kalbim var dinmez bir kini Ömrümce sürecek aşka yemini Kavuşmak imkansız artık sevgilim Dönüşü olmayan yola karıştın Ahmet Selçuk İlkan |
Aşkın Temizliği yüzün halisina dökülen zeytinyagi askin dikis izleri ya tamamiyle degistirmek lazim deriyi ya da temizlemeye calismak, çullardan çaputlarla gün gün biraz allik biraz agri biraz suyla bilerek gitmeyecegini ve daha beter kusacagini aslinda uzak bir 'sonra'da Alıntı. |
Bak Bir Erkek Ağlıyor Son mektubun elimde Bana veda etmişsin Ayrılırken herkese Her şey bitti demişsin Duydum da inanmadım Aşka gülüp geçmişsin Benimkisi aşk değil Bir oyundu demişsin Zafer senin zaferin Eser senin eserin Sevin ey zalim sevin Bak bir erkek ağlıyor Geceden ta sabaha Resmine baka baka Hayatında ilk defa Bak bir erkek ağlıyor Ahmet Selçuk İlkan |
Sonsuz Şiirsin Sen fırtınalı havalarda açılırdın denizlere yüreğin yorulurdu aşk dönüşleri pamuk pamuk beyaz güller ruhunda tek yaprağı yanar döner ebruli ne mümkün anlatabilmek seni bir kelebeği anlayabilmek ne mümkün bilirim incinirsin avuç içlerinde yağmurlar kanatlarına hüzün ruhunu donatan o beyaz güllerin yanar döner ebruli yaprağından dizelerime siner kokun sonsuz şiirsin sen çoğalır çoğaltırsın bir gün her şeyi alacaklar üstümden aklım düşlerinde kalacak şeftali çiçeğim kimse benden alamayacak bir şeyi boynunun kuşatan sıcaklığıyla gideceğim İhsan TOPÇU |
Aşk Kitabı Ne olur söyleyin sevenler bana Ayrılmak kanun mu aşk kitabında Elele tutuşup gülmeden daha Terketmek kanun mu aşk kitabında Ümitlerim kırıldı bitti Hayallerim yıkıldı gitti Bu dert beni benden etti Sevdim sevdim bak ne hale geldim Her seven sonunda düşüyor derde Bu aşk kitabının yazanı nerde Bir aşık inandı çok sevdi diye Terketmek kanun mu aşk kitabında Ahmet Selçuk İlkan |
Bir Beyaz Gemi Ne zaman karşıdan bir gemi geçse Kalbim durur, ölür gibi olurum. Ayrılıp gidişin gelir aklıma Mendiller sallanır ben kahrolurum. Üstüme yıkılır bu koca şehir Kalbim paramparça bir taş olurum Ne zaman karşıdan bir gemi geçse Gözümde kurumuş yaşlar bulurum Hele o beyaz bir gemiyse geçen O günü hatırlar deli olurum Açar kollarını mavi bir deniz Dalgalar içinde kaybolurum. Ahmet Selçuk İlkan |
Ya Seninle Ya Sensiz Ya hep ya hiç sevgilim Ya seninle ya sensiz Olamaz başka biri Ya seninle ya sensiz! İstersen al at beni İstersen yarat beni Dağ gibi deniz gibi Ya seninle ya sensiz! Olmasa da sevenim Ağlayanım gülenim İlk sözüm son yeminim Ya seninle ya sensiz! İstersen sevme beni İstersen bekle beni Taş gibi toprak gibi Ya seninle ya sensiz! Yalnız bir mevsim değil Yalnız bir bahar değil Her zaman her yerde bil Ya seninle ya sensiz! İstersen öldür beni İstersen güldür beni Gün gibi güneş gibi Ya seninle ya sensiz! Ahmet Selçuk İlkan |
Çok aşıgın var diyorlar Yalan de yeter bana Bir sevda sözü fısılda Hazırım inanmaya Gönül hırsızı diyorlar İnkar et yeter bana Gözlerindeki cevaba Korkuyorum bakmaya Geceler uzun ve yalnız Yoksun sabaha kadar Düşümde bile günahkarsın Bunu kim hayra yorar Ardımdan deli diyorlar Belkide yalan değil Yanımda bile uzaksın Nasıl dayansın bu gönül Çok ahlar aldı diyorlar İnkar et yeter bana Gözlerindeki cevaba Korkuyorum bakmaya Geceler uzun ve yalnız Yoksun sabaha kadar Düşümde bile günahkarsın Bunu kim hayra yorar Ardımdan deli diyorlar Belkide yalan değil Yanımda bile uzaksın Nasıl dayansın bu gönül İnce saz Çok aşığın var diyorlar |
Seninle Olmanın En Güzel Yanı Seninle olmanın en güzel yanı ne biliyor musun? Elin elime değmeden avuçlarımı terleten sıcaklığını taa içimde hissetmek. Seninle olmanın en kötü yanı ne biliyor musun? ''Seni seviyorum'' sözcüğü dilimin ucunu ısırırken her konuşmamızda boş yere saatlerce havadan sudan söz etmek. Seninle olmanın en heyecanlı yanı ne biliyor musun? Aynı şeyleri seninle aynı anda düşünmek, birlikte ağlamak, gülmek. Ve buradayken bile seni çılgınca özlemek... Seninle olmanın en acı yanı ne biliyor musun? Seni hiç tanımadığım bir sürü insanlarla paylaşmak. Senin yanında olan, seninle konuşan herkesi çocukça kıskanmak. Seninle olmanın en mutlu yanı ne biliyor musun? Tanıdık birileriyle karşılaşma tedirginliği ile yollarda yürümek yan yana... Elimdeki şemsiyeye inat yağmurda ıslanmak birlikte. Elimde kır çiçeğiyle seni beklemek... Aynı mekanlarda aynı yiyecekleri yemek. Seninle olmanın en romantik yanı ne biliyor musun? Sensiz gecelerde sana söyleyemediklerimi yıldızlara aya anlatmak... Okuduğum kitabın sayfalarında dinlediğim şarkıların türkülerin şiirlerin her mısrasında seni bulmak. Seninle olmanın en zor yanı ne biliyor musun? Seni kaybetme korkusuyla hayatta ilk kez tattığım o tarifsiz duygularımı umut denizinin ortasında küreksiz bir sandala hapsetmek. Sevgili yerine yıllarca dost kalmayı başarmak. Yalın ayak yürümek bıçağın en keskin yerinde. Kanadıkça tuz yerine gözyaşlarımı basmak yüreğime. Seninle olmanın tek yan etkisi ne biliyor musun? Nereden bileceksin? Sen benimle hiç olmadın ki. Olsaydın avuçlarım terlemezdi... Isırmazdım dilimin ucunu... Özlemezdim seni yanımdayken. Kıskanmazdım. Korkmazdım yollarda yürümekten. Islanmazdım yağmurlarda... Yıldızlara aya dert yanmaz, böyle her şarkıda serhoş olmazdım. Korkmazdım seni kaybetmekten ayaklarım kan revan atlardım sandaldan denize... Ve her kulaçta haykırırdım seni.. Ama sen hiç benimle olmadın ki... YA AKLIN BAŞKA YERLERDEYDİ YA YÜREĞİN... Can YÜCEL |
Adı Ne Olmadığın Mevsimin? Üşüdükçe, uzuyor gece... Sis çöküyor içime! Uzadıkça, üzüyor gece! Mevsimler dökülüyor Kurşun rengi ağaçlardan Kavruk sarı! Topraktan kök... Ve çeneden diş sökülür gibi koptu elin avucumdan; bir beyaz güvercin gibi oturuyorken parmaklarımın arasında! .. Böceklere terkedilmiş yuvalar gibi, şimdi bomboş avuçlarım... Korkuyorum; İçime bakmaktan! ..... Sen olsaydın, ne koyardın yokluğunun adını? Üşüdükçe, uzuyor gece... Üzüyor üşüdükçe ve içimi sis bastıkça, hatırlıyorum; sen ve ben 'bir' olurduk... Bir 'bütün'lüktü bu birlik, çokluktu; yokluk değil... Az değildik bir iken; fazlaydık ve yoğunduk... Çoğulduk ve zengindik... Çoktuk bir'ken! Ya şimdi? .. Topluyorum, topluyorum, toplayıp duruyorum kendimi yalnızlığımla... Ben, bir... Ve bir de yalnızlığım, asla 'iki' etmiyor! Lokmamı kırsam bile paylaşmak için; avucumda kalıyor... Sözüm, dudağımda kalıyor ve gözüm; kucağında kapanıyor yine, yalnızlığımın! Toplanmaya çalışsam da olmuyor... Doksan dokuz parçamın her biri bir köşede; boncuklarım saçılmış bir araya gelmiyor! Üşüyorum... Üşüyor gece... Üşüdükçe, uzuyor; uzadıkça üzüyor ve sis çöküyor içime! Mevsimler dökülüyor kurşun rengi ağaçlardan; kavruk sarı, ve savruk sarı bir yel esiyor içimde! ..... Fırınlar tutuşmuyor çırasız, kaynamıyor tencereler ocaksız... Ben, üşüyorum; şöminede kül gibi... Bilerek, yokluğundan soğuk mevsim olmadığını! Adı var da her şeyin Ne deniyor olmadığın mevsime? Bilmiyorum... Yokluğundan daha soğuk bir mevsimi tanımadım ki... Bilmiyorum sensizlikten daha soğuk bir mevsim... Muammer Erkul |
Sen sahte gülücüklerin kraliçesi Anlayamadın yüreğimdeki yangınımı. Hayalinle geçirirken her an/ımı Bilmedin bilemedin içimdeki yaramı. Belki de seni sevdiğimin Farkında bile değildin Deliler gibi aşık olduğumun Hiç farkında olamadın ki Varlığımın ve yokluğumun. Ama yine de biliyordun Yürek yangınımı gönül sızımı Seziyordun bir tanem emindin Gönülden sana yazıldığımı. Bir ben bilmiyordum unutulduğumu Anlayamamışım her şeyin bittiğini, Sezemedim içten kötü pazarlığını Hissedemedim kalbinden kazıldığımı. İlker Murat Çinitaş |
SABAHA KADAR Şu şairler sevgililerden beter; Nedir bu adamlardan çektiğim? Olur mu böyle, bütün bir geceyi Bir mısraın mahremiyetinde geçirmek? Dinle bakalım, işitebilir misin Türküsünü damların, bacaların Yahut da karıncaların buğday taşıdıklarını Yuvalarına? Beklemesem olmaz mı güneşin doğmasını Kullanılmış kafiyeleri yollamak için, Kapıma gelecek çöpçülerle, Deniz kenarına? Şeytan diyor ki: "Aç pencereyi; Bağır, bağır, bağır; sabaha kadar." Orhan Veli Kanık |
Bu Can Sensiz Yaşayamaz http://www.askmasali.com/resimler/kalp.gif Melek bile saçlarını okşamaya kıyamaz Severm de unutamam diye gözlerine bakamaz Ne olur bırakıp gitme Bu can da sensiz yapamaz Rüzgar incitirim diye yüzüne vuramaz Kararsız kalır da ellerini doyasıya saramaz Ne olur bırakıp gitme Bu can da sensiz kalamaz Güneş sen uyurken doğamaz Etrafını aydınlığa boğamaz Seni bir daha göremeyeceğini duysa Ufukta da olsa batamaz Kış geldi ama karlar niye yağamaz Uşüyen havayı ısıtamaz Onlar da bir can gibi derdini mi anlatamaz Ne olur bırakıp gitme Bu can sensiz yaşayamaz Alıntı |
SEN GİDİNCE sen gidiyorsun ya işine yetişmek için saçlarını, gözlerini, ellerini neyin varsa toplayıp gidiyorsun ya her seferinde bir şey unutuyorsun sıcak termometrede yükselen çizgi kimbilir nerelerde soğuyorsun senin gözbebeklerin var ya kadın kadın gülen insan insan bakan gözbebeklerin beni tutsa tutsa gözlerin tutar ayakta beni yıksa yıksa gözlerin yerle bir eder ne gelirse onlardan gelir bana çalışma gücü yaşama direnci mutluluk gibi kazanılması zor mutluluk gibi yitirilmesi kolay bir açarsın ki mutluyum bir kaparsın ki herşey elimden gitmiş Rıfat Ilgaz |
İkimizin Arasında Bir gün şayet camsız çerçevesiz penceresiz Bir gün ben, çadır bezi bir perdeden Günlerin toz-toprak şarkısını çırparken Canevimin önünden geçersen, Bir gün şayet boynumda yem torbası hayallerim asılı Bir gün şayet samançöpü bir sokak dişlerim arasında Canevinin önünden geçersem Anlatırım nasıl nerde Bir ulu çınara takılı bir kuyrukluyıldız Bir yeşil telaşta çırpınan ışığımız Anlatırım nasıl nerde... Sonra eğilir kulağına derim: Bekle Çocukken kaçırdığım uçurtma dönsün gelsin Hele çarpsın bu çerçi yükü şehirlere, Hele ürksün fincancı katırları! (Alıntı) |
Adım Aşk Denizleri, bir katre görürsün, Adım aşk Hazanımı bahar bilirsin Adım aşk Kanatların varmış gibi uçarsın Adım aşk Zerkedip varlığını zayii edersin, Adım aşk Endamı cüsseyi zail edersin, Adım aşk En acı sözlerimi tatlı duyarsın Adım aşk Bir damlaya deryaları sığdırırsın Adım aşk Dağları uğruma dümdüz edersin Adım aşk Bir değil bin kere candan geçersin. Adım Aşk. Alıntı. |
Suskun bir sözün eriminde kırıldı konuşkanlığın kanadı kırık bir kuştu belki de gündönümlerinde uçmaya meyilli sen sustukça sözgelimi konuşkan bir şehir şimdi odam kapı önleri tutulmuş radyoda çürümüş bir general salona çıkma yasağını okuyor dilim hep sevişmeye meyilli bir devrimci küfre dönüşü bundan mı sevginin bilmiyorum ve ne varsa iyi bilinen unutulmamak için kuşluk vakitleri okul sıralarına kazınan biraz da eksik büyümüş bir çocuğundur suskunluğun bir ihtilal sessizliği sözgelimi yerli yersiz imgeler onlar kırık dökük kelimeler bir şiirden artakalan ne varsa iyi bilinen unutulmalı bir sözün eriminde kırılan 10.5.2008 Turgut Yaşar |
Gitme Tenimde. Ellerimde. Kalbimde. Hissetmek istiyorum o sıcaklığını. Gitme. Gitme. Solmasın içimde açan aşk gülleri. Batmasın ellerime gülün dikenleri. Aşkıma gülmesini istemem elleri. Gitme. Bu kalbim sana muhtaç. Sevgine doyamadım hala gönlüm aç. Şaka şaka gitmiyorum de. Bana budur ilaç. Gitme. Nihat İlikcioğlu |
Mavi Boyalı Ev sevda yanlış adres verdi galiba arıyorum seni bulamıyorum köşe başında dedi evi mavi boyalı yokuşundan bir türlü çıkamıyorum hasretin kilitlendi yüreğime bu gece karanlık sokaklarda yalpalıyorum gözlerim gözlerinde mavi boyalı evini bir türlü bulamıyorum ümit atayman |
Eskimedi Sevdam eskimedi sevdam gözlerin için bir acıdan bir acıya koştum yalnızdım yorgundum kızgındım ama eskimedi sevdam gözlerin için salarken gözyaşını rüzgarlara kafa tuttu kararan o asi bulutlara türkümüzü öğretirken kıyıda dalgalara eskimedi sevdam gözlerin için acının kelepçesi vuruldu ellerine mil çekildi sana bakan o güzel gözlerine kapanırken senin için yaşamın dizlerine eskimedi sevdam gözlerin için vurdular da vurdular dik tuttu hep başını akıttı yüreğine yokluğunun yaşını taşıyorken sırtında mezarının taşını eskimedi sevdam gözlerin için ümit atayman |
Sokak Lambalari Koskoca şehrin bütün kaldırımlarına sinmiş yalnızlığım Tamda sensizliğin köşe başındayım. Dilimde dua, yürekte feryat, Sisli sokak lambalarına haykırıyorum, Yokluğuna inat,sen olmadığını bile bile.... Yitip giden gençliğin anıları silinmiyor, Yer etmiş beynimin en üçra köşesinde. Avuçlarımda kırık dökük umutlar, Avuntusuz çıkmazlara yürüyorum, Zifiri karanlıkta,ışığım olmayacağını bile bile..... Bak gök yüzü bile ağlıyor benimle, Yokluğuna isyan edercesine. Saçlarım sırıl sıklam,tarumar oldu, Sokak lambasının altına sığındım topluyorum, Narin ellerinle dokunup,okşamıyacağını bile bile... Bir gün yolun düşerse hisli köşe başına, Hatırımı sor,ama kaldırım taşlarına, Ama isli sokak lambalarına, kim bilir belkide anlatırlar beni sana, Vicdanının bir nebze titremiyeceğini bile bile... Safiye Samyeli |
G ü l Neyleyim yapayını, sanalını ; Gül dediğin gerçek olmalı . Kokusu bayıltmalı, dikeni batmalı . Yanağından kan damlamalı . Okşanıp, dokusu duyulmalı . Sayfalar arasında kuruduğunda bile , Anıları canlı kalmalı . Gül dediğin gülmeli, ağlamalı . Tomurcuklar aşka gelip açmalı . Kelebeklerden, arılardan kıskanılmalı . Gül dediğin , Göğüste madalya gibi taşınmalı . Abidin Tatar |
Ayrılık Ayracı Bütün ayraçları kaldırdın ama unuttuğun Bir şey vardı yine de, çiçekleri sulamadın Gökyüzü sarardı o zaman bulutlar kirlendi Ve ne kadar az konuşur olduk günboyu Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da susuşların birbirine eklendiği yerde Ezberlenecek hiçbir şey yok bu dünyada Kirletilmemiş bir bulut bile yok artık Böyle diyorsun her yolculuğa çıkışımda Yaşadığın kent de sana benziyor gitgide Ne zaman dönmeyi düşünsem yangın çıkıyor Ya da erteletiyorum biletimi son anda Uzun bir sessizlik oluyorsun dağlara baksam Karşılıksız mektuplar kadar burkuluyor kalbin Yazdığım şiirler de canımı sıkıyor artık Fotoğraflarımı yırtıp atıyorum tek tek Ve ben bütün yapraklarımı döküyorken şimdi Eylül diyorsun, tam da orda başlıyor ayrılık Üşüyünce ağlıyorsun yalnızım dememek için Uçaklar gemiler trenler çiziyorsun duvarlara Kendine bir deniz bul artık bir de rüzgâr Parçalanacağın bir uçurum bul bu dünyada Tek tutkun o kenti bırakıp gelmek olmalı Ve gelirken havaya uçurmak bindiğin otobüsü Birden ayrımsadık ki ayrılık orda başlıyor Tam da çiçeklerin sulanmadığı yerde Konuşacak bir şeyler bulamıyorsak günboyu Derim ki ayrılık gündemdedir ne yapılsa Ve sen bütün ayraçları kaldırdığını sanmıştın Ama unutmuşsun yine de ayrılık ayracını Ahmet TELLİ |
Haklıydık... Bıkmalarımdın sen benim,ümitsiz dualarımın başrolcusuydun, Bir sususunda kaybettim senli hayallerimi, Söyleyemedim anlatamadım, Hep cesaretsizliğimi yasadım bir köşede, Güçlü değildim biliyordum ama seni sevmekten bıkmıyordum... Korkuyorum...olmayacaksın artık yanımda, Sensizlik beni bekliyor şimdi sinsi gülümsemesiyle, Cok uzaklarda... Cok sey okudum gözlerinde,cok sey tattım senli günlerimde, Şimdi hersey sadece o günlerde... Haykırıslarımın yankısını duyuyorum, Gözlerimin isyankar tavırlarını, Ümitsiz sevgiler,sensiz sevmeler görüyorum, Boguluyorum ama hiç birsey yapamıyorum, En az yara almayı planlıyorum,ama uygulayamıyorum... Bitiyorum... Alışmalarımı,sancılarımı,emeklerimi, Senli olanlarımı senle bırakıyorum, Bu sefer sadece benlileri alıyorum, Gidiyorum... Acıları yasadım sende en güzel acıları, Ama bu acı cok farklı, İnan ki cok farklı... Bütün sucları kadere attık, Sevmeleri zamana bıraktık, Ama biz zaman asımını kader sayesinde yasadık, Haklıydık sevgilim, Kadere ayak uyduramadık... Merve Ceylan |
Sen beni sen beni,kaybettin Sahte yüzlere,sen beni terk ettin, Derin derede,bırakıp gittin.. Hayal hayallerimi,alıp gittin... Benim için içtiğim şerbet gibiydin, Sen beni,sen beni, terk ettin... Yıllarımı yıkıp,savurup alıp,gittin Pişman pişman olacaksın.... Derin derede,bırakıp gittin, Sen benim, hayallerimi alıp,gittin Kendi kendini,viranede bulacıksın.. İçinde koru söndüremezsin.... Sil gözyaşlarını,içindeki, Koru söndüremezsin.... Benim için,bundan sonra, Siyah gülsün.... Neyle neyleyim ,sim Simsiyah gülü... Sen beni,derin derede, Bırakıp gittin... Sen beni,sen beni,kayıp ettin Yıllarımı yıllarımı,alıp gittin... İçindeki koru söndüremezsin... Neyle neyleyim, simsiyah gülü.... alıntı. |
| Saat: 17:56 |
©2005 - 2026, MsXLabs - MaviKaranlık